Görüş Bildir
Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio'da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

RESİM ÖĞRETMENİME SAYGILARIMLA...

Anasayfa > Onedio Özel

İlkokul 5. sınıfın son demleriydi. Sınavlar bitmiş, havalar ısınmış ve biz de haliyle haylazlığa hız kazandırmıştık. Boş vakitlerimde fırsatını yakaladığım her an elime geçen kağıt kalemle bir şeyler karalardım. Çok sevdiğim bir arkadaşımın karikatürünü çizip sırtına yapıştırmak için peşine koyuldum. Okulun çıkış kapısına doğru salına salına yürüyordu. Hemen birkaç adım önünden de nöbetçi öğretmen gidiyordu. Birden koşar adımlarla yanına sokuldum. Nöbetçi öğretmene çaktırmadan karikatürü arkadaşımın sırtına yapıştırıp kaçmalıydım. Ensesine kadar yaklaştım. Arkası gizli bantlı karikatürü sırtına yapıştırdım. Aksilik ya, rüzgar esti birden. Karikatür öğretmenin önüne düştü. Öğretmen usulca eğilip karikatürü yerden aldı. Birkaç saniye kadar karikatürü inceledi. Sonra bize baktı. Suçluluk psikolojisiyle birden arkamı dönüp koşmaya başladım. Gel buraya! diyerek öğretmen de koşar adımlarla peşime düştü. Kendimi hemen erkekler tuvaletine attım. Zaten bu korkuyla gidebileceğim en mantıklı yer tuvaletti :) En sondaki tuvalete giderek kapıyı kapattım. Soğuk soğuk terliyordum. Aslında bu kadar korkmamı gerektirecek bir şey yapmamıştım. Ama o an bunu sorgulayabilecek psikolojide değildim. Gittikçe bana doğru yaklaşan ayak seslerini duydum. Kapıya vurdu ve Çık dışarı! dedi. Öğretmenim ben çizmedim dedim. O zaman neden kaçıyorsun? dedi. Bir an düşündüm. Öğretmen haklıydı. Çık dışarı kapıyı kırdırma bana dedi. Daha fazla direnmenin bir manası yoktu. Dışarı çıktım. Kafamı hiç kaldırmadım. Kahverenkli ayakkabılarını ve gri kumaş pantolonunu diz kapaklarına kadar görebiliyordum. Yüzüme bak! dedi. Usulca kafamı kaldırdım. 1.85 boylarında sarı saçlı, mavi gözlüydü. Gözlerinde bana karşı anlam veremediğim bir takım duygular besliyordu. Büyük bir ihtimal dövmekle disipline vermek arasında kararsız kalmıştı. Bunu sen mi çizdin? dedi. Özür dilerim öğretmenim. Şaka yapmak istemiştim dedim. Gel benimle! dedi. Kararını vermişti. Dövmekten vazgeçip disipline verecekti. Öğretmen önde ben arkasında müdür yardımcıları odasına doğru yola koyulduk. Biraz yürüdükten sonra müdür yardımcıları odasının önüne gelmiştik. Fakat orada durmadan, hep merak ettiğim sınıfa girdik. Mahcup bir şekilde başım önde bu sıkıcı sürecin bir an önce bitmesini istiyordum. Kaldır kafanı ve etrafına bak! dedi. Kafamı kaldırdım etrafa baktım. Aman Allah'ım duvarlarda asılı birbirinden güzel resimler vardı. Şövalilerde yarısı tamamlanmış eksik yağlı boya çalışmaları duruyordu. Masaların üzerinde, denemeler yapılmış eskiz kağıtları dikkatimi çekmişti. Demek ki okulda tek karalayan ben değilmişim dedim içimden. Bundan sonra hafta sonları buraya gelip, burada resim çizeceksin! Bütün malzemelerini de ben alacağım! dedi. Acaba tuvalette ayaklarım kaydı da, ölüp cennete mi düştüm diye düşündüm. Tam aksine bir 'mucize'ye, bir 'öğretmen'e rastlamıştım. Eğer Ercan Öğretmen o gün beni dövseydi ya da disipline verseydi, büyük bir ihtimal bir daha asla çizmeyecektim ve bugün hiç sevmediğim bir işle meşgul olacaktım. Islatıp çürüten değil, sulayıp yeşerten yağmur misali, bana kimliğimi kazanmam noktasında hayat veren Resim Öğretmenim Ercan Öztürk'e saygı ve minnetlerini sunuyorum.

Oğuzhan CİN / Fatsa 2002

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
0
0
0
0
0
0
0
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?