Psikolojiye Göre Çocukluğundan Beri Olgun Davranan İnsanların Ortak Özellikleri
Bazı insanlar daha çocukluk yıllarından itibaren yaşıtlarından farklı davranır. Oyun oynamak yerine çevresindeki insanların sorunlarıyla ilgilenir, sorumluluklarını hatırlatılmadan yerine getirir ve yaşanan tartışmalarda sakin kalmayı başarırlar. Bu kişiler genellikle “yaşından olgun” olarak tanımlanır. Peki psikolojiye göre çocukluğundan beri böyle davranan insanların ortak özellikleri neler?
Bazı insanlar daha çocukluk yıllarından itibaren yaşıtlarından farklı davranır.
Gereksiz tartışmalardan uzak durur, sorumluluklarını hatırlatılmadan yerine getirir, çevresindeki insanların duygularını kolayca fark eder ve olaylara daha sakin yaklaşır. Bu kişiler genellikle “yaşından olgun” olarak tanımlanır.
Psikolojide ise bu davranışların tek bir nedeni olmadığına dikkat çekiliyor. Duyguları düzenleyebilme, gelişmiş sosyal beceriler ve sorumluluk duygusu sağlıklı bir olgunluğun göstergesi olabilir. Ancak çocuğun aile içinde yetişkinlerin sorumluluklarını üstlenmesi de dışarıdan benzer şekilde “olgunluk” olarak görülebilir. Bu durum parentification yani ebeveynleştirilme olarak adlandırılıyor.
Duygularını bastırmak yerine yönetmeye çalışırlar.
Çocukluğundan beri daha olgun davranan kişiler, öfke, üzüntü veya hayal kırıklığı yaşadıklarında hemen tepki vermek yerine önce ne hissettiklerini anlamaya çalışabilir. Duygularını tamamen kontrol altında tutmaları gerekmez; asıl fark, yoğun duyguların davranışlarını tamamen yönetmesine izin vermemeleridir. Duygu düzenleme becerisi de kişinin gelişimi boyunca şekillenen önemli sosyal ve bilişsel becerilerden biridir.
Sorumluluk almaktan kaçmazlar. Bu kişiler küçük yaşlardan itibaren yaptıkları işlerin sonuçlarını kabullenmeye daha yatkın olabilir. Ödevlerini hatırlatılmadan yapmak, verdikleri sözleri tutmak veya yaptıkları bir hatanın sorumluluğunu üstlenmek onlar için daha doğal hale gelebilir. Ancak burada önemli bir ayrım vardır: Yaşa uygun sorumluluklar sağlıklı gelişimin bir parçasıyken, çocuğun ebeveyninin veya ailenin yetişkinlere ait yüklerini üstlenmesi aynı şey değildir.
Çevrelerindeki insanların duygularını kolayca fark ederler.
Ses tonundaki küçük bir değişiklik, yüz ifadesindeki farklılık veya bir insanın normalden daha sessiz olması onların dikkatinden kaçmayabilir. Bu nedenle çocukluklarından itibaren iyi bir gözlemci olarak tanımlanabilirler. Empati ve sosyal farkındalık, olgun davranışların önemli parçalarından biri olabilir. Fakat sürekli olarak başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarının önüne koymak sağlıklı olgunlukla karıştırılmamalıdır.
Her tartışmaya anında dahil olmak istemezler. Bir anlaşmazlık yaşandığında hemen karşılık vermek yerine olayın biraz sakinleşmesini bekleyebilirler. Onlar için haklı çıkmak, her zaman sorunu çözmek anlamına gelmez. Bu nedenle bazı durumlarda tartışmayı uzatmak yerine geri adım atmayı veya konuşmayı daha uygun bir zamana bırakmayı tercih edebilirler. Çocukluklarından beri “sakin” veya “mantıklı” olarak görülmelerinin nedenlerinden biri de bu olabilir.
Hata yaptıklarında bunu kabul edebilirler. Olgunluk yalnızca doğru kararlar verebilmekle ilgili değildir. Yanlış kararların sorumluluğunu üstlenebilmek de bunun önemli bir parçasıdır. Bu kişiler hata yaptıklarında sürekli olarak başka insanları suçlamak yerine kendi davranışlarını değerlendirmeye daha yatkın olabilir. “Nerede yanlış yaptım?” sorusunu sorabilmek, kişinin hem kendisini hem de ilişkilerini daha gerçekçi değerlendirmesine yardımcı olur.
Bağımsız hareket etmeye daha yatkın olabilirler.
Çocukluk döneminden itibaren kendi işlerini yapmaya alışan kişiler, ilerleyen yaşlarda da başkalarının sürekli yönlendirmesine ihtiyaç duymadan hareket edebilir. Fakat sağlıklı bağımsızlık, kimseye ihtiyaç duymamak anlamına gelmez. Gerektiğinde yardım istemek ve başkalarına güvenebilmek de duygusal olgunluğun bir parçasıdır.
Herkesi memnun etmeye çalışmak yerine sınırlarını koruyabilirler. Olgunluk çoğu zaman “herkese karşı anlayışlı olmak” şeklinde düşünülse de psikolojik açıdan bunun önemli bir sınırı vardır. Kişinin gerektiğinde hayır diyebilmesi, kendi ihtiyaçlarını fark edebilmesi ve başkalarının her hayal kırıklığını kendi sorumluluğu olarak görmemesi gerekir. Özellikle çocuklukta fazla sorumluluk üstlenen kişiler için bu ayrım önemlidir. Çünkü sürekli olarak başkalarının ihtiyaçlarını karşılamaya alışmak, yetişkinlikte kişinin kendi ihtiyaçlarını geri plana atmasına neden olabilir.
Zor durumlarda önce çözüm aramaya çalışabilirler. Kriz anlarında tamamen paniklemek yerine mevcut durumu anlamaya ve ne yapılabileceğine odaklanmaları, dışarıdan bakıldığında onları oldukça soğukkanlı gösterebilir. Fakat burada da önemli bir ayrım bulunur. Sürekli güçlü görünmek, kişinin duygusal olarak sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Duyguları düzenlemek ile onları bastırmak birbirinden oldukça farklıdır.
Zor durumlarda önce çözüm aramaya çalışabilirler.
Kriz anlarında tamamen paniklemek yerine mevcut durumu anlamaya ve ne yapılabileceğine odaklanmaları, dışarıdan bakıldığında onları oldukça soğukkanlı gösterebilir. Fakat burada da önemli bir ayrım bulunur. Sürekli güçlü görünmek, kişinin duygusal olarak sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Duyguları düzenlemek ile onları bastırmak birbirinden oldukça farklıdır.
Karar verirken gelecekteki sonuçları düşünürler. Çocukken bile yalnızca o anda ne istediklerine değil, yaptıkları şeyin daha sonra ne gibi sonuçlar doğurabileceğine odaklanabilirler. Harçlıklarını hemen bitirmek yerine biriktirmek, sorumluluklarını son dakikaya bırakmamak veya bir davranışın arkadaşlık ilişkilerini nasıl etkileyebileceğini düşünmek buna örnek gösterilebilir. Anlık dürtüler yerine sonuçları değerlendirmek, olgun davranışların önemli göstergelerinden biri olarak kabul edilebilir.
İlişkilerinde güven ve tutarlılığa önem verirler. Çocukluklarından itibaren insanların davranışlarını dikkatle gözlemleyen kişiler, yetişkinlikte de ilişkilerinde tutarlılık arayabilir. Söyledikleriyle yaptıkları birbirini tutmayan, sürekli kriz yaratan veya güven vermeyen insanlarla ilişkilerini sürdürmek konusunda daha seçici davranabilirler. Ancak bu durumun herkeste aynı şekilde ortaya çıkması beklenmez; aile ilişkileri, kişilik özellikleri ve yaşam deneyimleri yetişkinlikteki ilişki biçimini etkileyen birçok faktörden yalnızca birkaçıdır.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın