Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Pınar Eğilmez Yazio: Tavsiye Etmemenizi Tavsiye Ederim!

47PAYLAŞIM
Yazio Banner

Tavsiye belasıyla tam olarak neresinden ilişkilenmektesiniz? Zira bir ucundan bulaşmamanız mümkün değil.  

Mütemadiyen tavsiyeye maruz kalanlardan mısınız? 

Tavsiye vermeden duramayanlardan mı? 

Hem alan hem verenlerden mi? 

Verip de almayanlardan mı? Alıp da vermeyenlerden mi? 

Alıyormuş gibi yapanlardan mı? 

Vermiş olmak için verenlerden mi?

Verdiği tavsiye kabul edilmezse bozulanlardan mı? Verilen tavsiyeyi verenin kafasına geçirenlerden mi?

“Oku, öğren, hayatına geçi…, dur geçirme, tazesi geldi, onu oku, öğren, hayatına geçir, geçirdin mi hay Allah, güncellediydik, buna da bir bak sen yine de” temalı, bol koşturmalı, baş dönmeli, hiçbir mecburiyetimizin olmadığı uygulama kısmı tartışmalı, sözde içerik zengini hayatlarımızda ‘tavsiye vermek’; bir çeşit sonuç, bir tür bölme işlemindeki ‘kalan’. 

Henüz sindirmediğimiz, sindirme şansımız dahi olmadan yeni sürümleriyle karşılaşacağımız aşikâr öğretiler karşısında öyle heyecanlanıyoruz ki hemen sevdiklerimizle paylaşmalıyız. Hafazanallah eksik kalmasınlar. Zira hayatın anlamını, tüm dertlerin çaresini, onların bir türlü atmayı akıl edemediği adımın a’sını bulduk. 

Uzat sağ ayağını öne. Hah. Yok öyle değil. Önce ayağının burnunu sonra topuğunu yere koyacaksın. Mankenler gibi. O zaman kan topuğundan gerisin geriye kalbine bir pompalanacak, o hızla varislerin birer birer… 

En çok bilen insan en az konuşan insandır. Bu çok bilen insanlar, az bilen insanlara kibirli görünürler. Az bilen insanlar, muhatap alınmadıkları için kendileriyle konuşulmadığını düşünürler. Çünkü kendileri çok konuşmaktadır. Her öğrendiklerini koştur koştur sevdikleriyle paylaşmaktadırlar. Demek ki bu az konuşan insanlar kibirli insanlardır. 

Oysa çok bilen insan, çok bilir olana kadar öğrendiklerini konuşmamış, sabretmiş, acele paylaşma heyecanına kapılmamış, tüm öğrendiklerinin sağlamasını, hem zihninde hem bedeninde hem de zaman düzleminde, konu bağlamında tüm katmanlarıyla ince ince tamamlamış insanlardır.

Bir bilgiyi heyecanla tavsiye etmeden, çok boyutlu bir sindirme sürecine girmeyi tercih eden insan yolda birkaç şey öğrenir:

1. İyi ki ilk iş tavsiye vermediğini 
2. Öğrendikleri kadar cehalete sahip olduğunu ve öğrendikçe cehaletinin eşit oranda artacağını (Bkz: Quantum Entanglement) 
3. Sen ne anlatırsan anlat kişilerin algı ve ihtiyaçları oranında anlattıklarını anlayacağını 
4. Algı ve ihtiyaç meselelerinin parmak izi kadar kişiye özgü olduğunu 
5. Karşımızdaki kişinin bizden az bildiğini ya da kendine neyin iyi geleceğini bizim ondan daha iyi bildiğimizi düşünmenin hadsizlik olduğunu 
6. Kendimizi değerli hissetmenin veya sevdiklerimizle ilişkilenmenin çok daha organik ve sağlıklı yolları olduğunu  
7. Hâl böyleyken tavsiye vermenin can sıkıcı ve gereksiz olmaktan öte tehlikeli olduğunu

ve daha pek çok şeyi öğrenir.  

Bilen insan sessizlikten korkmaz. Çünkü sessizlikte karşı karşıya kaldığı kendisiyle bir derdi yoktur. İyisiyle, kötüsüyle, günahıyla, sevabıyla insanlığıyla barışıktır.  

Az bilen insan ise hiç durmadan konuşmak, tavsiye vermek, her konu hakkında bir fikir söylemek durumundadır. Sessizlikten korkar. Susunca kendisiyle baş başa kalmak korkutucudur. 

Oysa ‘bilmiyorum’ demek ne de özgürleştiricidir. Bilemeyiz. Bilmek durumunda da değiliz. Sevilmemiz, kabul görmemiz, bilmemize veya vereceğimiz tavsiyelere bağlı değil. 

Katlanıp da sessizliğe, o sessizlik içinde birbirimizin gözlerinin içine üç dakika boyunca baksak, ne kadar sevdiğimizi ve sevildiğimizi, elinden gelenin en iyisini yapan, biraz tez canlı, çokça yaralı insanlar olduğumuzu göreceğiz zaten. Susanlar da kibirli değil. Sevdikleri için susuyor olabilirler mi bizi?  

Yaratıldığımız boşluğun temeli sessizlikle barışmamız, ona yeniden güvenmemiz mümkün mü? 

Bir de tavsiye etmemeniz?  

Tavsiye etmemenizi tavsiye eder, mutlu günler dilerim. 

Instagram

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Görüş Bildir