Görüş Bildir

Müziğiyle Mali’nin Çöllerinden Dünya’ya Seslenen Toprağına Aşık Bir Adam: Ali İbrahim ‘‘Farka’’ Toure

Anasayfa > Cool

Ülkemizde çok tanınmasa da dünyaya umut verici bir etki bırakmış olan, Afrikalı sanatçı Ali İbrahim Farka Toure'nin ilham dolu hikayesine gelin birlikte bakalım;

Kaynak: 1, 2, 3

Ali İbrahim Farka Toure, İkinci Dünya Savaşı sırasında ve Mali'nin halen Fransız sömürgesi, açlık sınırında bir ülke olduğu 1939 yılında dünyaya gelmişti.

Ali İbrahim Farka Toure, İkinci Dünya Savaşı sırasında ve Mali'nin halen Fransız sömürgesi, açlık sınırında bir ülke olduğu 1939 yılında dünyaya gelmişti.

10 çocuklu Müslüman bir ailenin, en küçük çocuğu olarak Timbuktu'nun ücra bir köyünde dünyaya gelen Toure'nin 9 kardeşi, zorlu şartlardan dolayı daha bebeklik dönemini geçemeden vefat etmişti...

10 çocuklu Müslüman bir ailenin, en küçük çocuğu olarak Timbuktu'nun ücra bir köyünde dünyaya gelen Toure'nin 9 kardeşi, zorlu şartlardan dolayı daha bebeklik dönemini geçemeden vefat etmişti...

Babası, onun tutkuyla, inatla ve azimle dünyaya bağlandığını görmüş ve bu yüzden ona, Mali kültüründe güç ve azim anlamına gelen ''toure'' yani eşek takma adını vermişti.

Babası, onun tutkuyla, inatla ve azimle dünyaya bağlandığını görmüş ve bu yüzden ona, Mali kültüründe güç ve azim anlamına gelen ''toure'' yani eşek takma adını vermişti.

Ancak ne yazık ki kısa bir süre sonra, Toure daha 2 yaşındayken babası da savaşta, Fransızlar için savaşırken vefat etti. Bunun üstüne Ali ve annesi, Niafunke köyüne taşındı. Burası onun hayatı boyunca sığınağı olacaktı...

Ancak ne yazık ki kısa bir süre sonra, Toure daha 2 yaşındayken babası da savaşta, Fransızlar için savaşırken vefat etti. Bunun üstüne Ali ve annesi, Niafunke köyüne taşındı. Burası onun hayatı boyunca sığınağı olacaktı...

Daha çocukken tarlalarda çalışmaya başlayan sanatçı, herhangi bir eğitim alamamıştı. Ancak genç yaşlarda nehir kenarında, ruhlar için yapılan törenlere hayran kalan Toure, kendisinin de ruhlarla iletişim kurabildiğine inanıyordu.

Daha çocukken tarlalarda çalışmaya başlayan sanatçı, herhangi bir eğitim alamamıştı. Ancak genç yaşlarda nehir kenarında, ruhlar için yapılan törenlere hayran kalan Toure, kendisinin de ruhlarla iletişim kurabildiğine inanıyordu.

Bundan dolayı, dinleyenlerin ruhunu çıkarttığına inanılan “ djerkel” (tek telli Afrika gitarı) adlı enstrümandan kendisi için bir tane yaparak çalmaya başladı.

Bundan dolayı, dinleyenlerin ruhunu çıkarttığına inanılan “ djerkel” (tek telli Afrika gitarı) adlı enstrümandan kendisi için bir tane yaparak çalmaya başladı.

Mali kültürüne göre müzik ile sadece profesyonel sayılan müzisyen ailelerin üyeleri uğraşabilirdi. Geleneklerine sıkı sıkıya bağlı olan Toure ailesi de Ali Farka'yı bu sebeple dışlıyordu. Ancak sanatçı bu durumu pek umursamamıştı bile.

Bir süre sonra hem kendi hem de çevre köyler tarafından Ali Farka'nın gerçekten ruhlarla konuşabildiğine inanılmaya başlanmıştı. Bu yüzden de onun, ''nehrin çocukları''ndan biri olduğunu söylüyorlardı.

Bir süre sonra hem kendi hem de çevre köyler tarafından Ali Farka'nın gerçekten ruhlarla konuşabildiğine inanılmaya başlanmıştı. Bu yüzden de onun, ''nehrin çocukları''ndan biri olduğunu söylüyorlardı.

Mali kültürüne göre Ghimbala denen yerde,  hem maddi hem ruhsal dünyayı kontrol altında tutan kadın ve erkek ruhlar yaşamaktaydı. İşte bu ruhlar ile iletişim sağlayabilenlere nehir çocuğu/nehrin çocuğu denmekteydi.

Djerkel'den hemen sonra Njarka'ya (tek telli viyolin) ilgi duyan müzisyen; yıllar sonra kendisine has gitar çalma tekniğinin altında, gitarını bu iki müzik aletinin tellerine dokunarak, ruhlarla konuşurmuş gibi çalmasının yattığını söyleyecekti.

Djerkel'den hemen sonra Njarka'ya (tek telli viyolin) ilgi duyan müzisyen; yıllar sonra kendisine has gitar çalma tekniğinin altında, gitarını bu iki müzik aletinin tellerine dokunarak, ruhlarla konuşurmuş gibi çalmasının yattığını söyleyecekti.

Gençliğini yavaş yavaş geride bırakan sanatçı, bir arkadaşının gitarını ödünç almış ve Mali'nin iç bölgelerine seyahat ederek yerel müzikleri keşfe çıkmıştı.

Gençliğini yavaş yavaş geride bırakan sanatçı, bir arkadaşının gitarını ödünç almış ve Mali'nin iç bölgelerine seyahat ederek yerel müzikleri keşfe çıkmıştı.

1960'lı yıllar Mali için artık özgürlüğün başladığı zamanlardı. Bağımsızlığını kazanan ülke yerel müzisyenlere ciddi destekler vermeye başlamıştı. Çünkü devlet, Mali'ye ait en iyi pazarlanabilir kültür öğesi olarak müziği görüyordu.

1960'lı yıllar Mali için artık özgürlüğün başladığı zamanlardı. Bağımsızlığını kazanan ülke yerel müzisyenlere ciddi destekler vermeye başlamıştı. Çünkü devlet, Mali'ye ait en iyi pazarlanabilir kültür öğesi olarak müziği görüyordu.

Bu sırada kendi kurduğu müzik grubu ''Troupe 117'' ile profesyonel müzik kariyerine başlayan Ali Farka, giderek bu yardımlardan faydalanmaya başladı. Ülke içinde oldukça ünlenen grup, dünyanın önemli kentlerinde de konserler vermişti.

Bu sırada kendi kurduğu müzik grubu ''Troupe 117'' ile profesyonel müzik kariyerine başlayan Ali Farka, giderek bu yardımlardan faydalanmaya başladı. Ülke içinde oldukça ünlenen grup, dünyanın önemli kentlerinde de konserler vermişti.

1970'li yıllar bitmeden, 10 yıldır birlikte olan grup dağılmış ve Toure müzik yolculuğuna bir süre Radio Mali'de ses mühendisliği yaparak devam etmişti.

1976 yılında ilk albümü ''Ali Toure Farka''yı çıkaran sanatçı ilgiyle karşılandı. Blues temelli olduğu düşünülen müziği daha önce duyulan hiçbir şeye benzemiyordu. Dolayısıyla yavaş yavaş Batı da kendisine büyük bir ilgi göstermeye başlamıştı.

1976 yılında ilk albümü ''Ali Toure Farka''yı çıkaran sanatçı ilgiyle karşılandı. Blues temelli olduğu düşünülen müziği daha önce duyulan hiçbir şeye benzemiyordu. Dolayısıyla yavaş yavaş Batı da kendisine büyük bir ilgi göstermeye başlamıştı.

Ali Farka, müziğinin ''blues'' olarak tanımlanmasını hiçbir zaman kabul etmediğini her fırsatta belirtiyordu.

1980'li yıllar Toure için konserlerle geçti. Afrika ve Avrupa'da çeşitli konserler düzenlemiş ve ilgiyle karşılanmıştı. Kısa bir süre Paris'te kalan sanatçı, istediği her şeyi elde etmiş gibi gözükse de bir şeyler yolunda gitmiyordu. Onun müziği bu dünyaya ait değildi...

1980'li yıllar Toure için konserlerle geçti. Afrika ve Avrupa'da çeşitli konserler düzenlemiş ve ilgiyle karşılanmıştı. Kısa bir süre Paris'te kalan sanatçı, istediği her şeyi elde etmiş gibi gözükse de bir şeyler yolunda gitmiyordu. Onun müziği bu dünyaya ait değildi...

Ali Farka, içinde bulunduğu dünyaya yabancıydı. Bu yıllarda Mali'den çıkan birçok müzisyen, başarı elde ettikten sonra Batı'nın önemli kentlerine yerleşiyor ve kariyerlerine orada devam ediyordu.

Ali Farka, içinde bulunduğu dünyaya yabancıydı. Bu yıllarda Mali'den çıkan birçok müzisyen, başarı elde ettikten sonra Batı'nın önemli kentlerine yerleşiyor ve kariyerlerine orada devam ediyordu.

Ancak Ali Farka için durum tam tersiydi...

Toure, bir süre geçirdiği müzik sektörünün sömürü ve tüketim sisteminden rahatsız olduğunu söyleyerek, tekrardan hikayenin başladığı yere, Niafunke'ye döndü. Kazandığı parayla kendisine bir çiftlik inşa eden sanatçı, burada tekrardan tarımla uğraşmaya başladı.

Toure, bir süre geçirdiği müzik sektörünün sömürü ve tüketim sisteminden rahatsız olduğunu söyleyerek, tekrardan hikayenin başladığı yere, Niafunke'ye döndü. Kazandığı parayla kendisine bir çiftlik inşa eden sanatçı, burada tekrardan tarımla uğraşmaya başladı.

Ancak ne var ki Ali Farka köyüne sığındıkça, Batı ona daha da fazla ilgi gösteriyordu!

Bir süre sonra baskıların da etkisiyle Toure, sırasıyla ''The River'' ve ''The Source'' albümlerini çıkardı.

Bir süre sonra baskıların da etkisiyle Toure, sırasıyla ''The River'' ve ''The Source'' albümlerini çıkardı.

Bu arada az da olsa konserler vermeye devam eden sanatçı, asıl büyük ününü, Amerikalı gitarist Ry Cooder ile yaptığı kayıtla yaşayacaktı.

Bu arada az da olsa konserler vermeye devam eden sanatçı, asıl büyük ününü, Amerikalı gitarist Ry Cooder ile yaptığı kayıtla yaşayacaktı.

Ali Farka'nın gitar çalışına hayran kalan Ry Cooder, bir albüm yapmayı teklif etmiş ve Toure de bu teklifi kabul ederek Los Angeles'a gitmişti.

Ali Farka'nın gitar çalışına hayran kalan Ry Cooder, bir albüm yapmayı teklif etmiş ve Toure de bu teklifi kabul ederek Los Angeles'a gitmişti.

''Talking Timbuktu'' adlı albüm ikiliye Grammy ödülü kazandırdı. Böylece Ali Farka, artık dünyanın gözlerinin önündeydi. Ancak bu yoğun ilgi sonrasında Toure, pirinç tarlalarına dönmek istediğini söyleyerek Niafunke'ye geri döndü.

''Talking Timbuktu'' adlı albüm ikiliye Grammy ödülü kazandırdı. Böylece Ali Farka, artık dünyanın gözlerinin önündeydi. Ancak bu yoğun ilgi sonrasında Toure, pirinç tarlalarına dönmek istediğini söyleyerek Niafunke'ye geri döndü.

1994 yılı itibarıyla müzikal anlamda sessizliğe gömülen sanatçı, kazandığı tüm parayı önce kendi, sonrasında da çevredeki köylere harcıyordu.

1994 yılı itibarıyla müzikal anlamda sessizliğe gömülen sanatçı, kazandığı tüm parayı önce kendi, sonrasında da çevredeki köylere harcıyordu.

Vakıflar ve kurslar kurarak köyde yaşayan ve işsizlik yüzünden kentlere göçmek zorunda kalan gençlere iş alanları oluşturmaya çalışıyordu.

Kendisini ''çiftçi müzisyen'' olarak tanıtan sanatçının müzikal yolculuğunda bir hayali vardı. Kendisinin deyimiyle: ''En büyük hayali'': Niafunke'yi tekrar yeşil görmek...

Kendisini ''çiftçi müzisyen'' olarak tanıtan sanatçının müzikal yolculuğunda bir hayali vardı. Kendisinin deyimiyle: ''En büyük hayali'': Niafunke'yi tekrar yeşil görmek...

Ali Farka, kazandığı paralar ile köyünde bir sulama projesine başladı ve yerel halkın da katılımıyla çölleşmiş toprağa tekrar can vermek istiyordu.

Herhangi bir albüm kaydı yapmak için tarlasını ve köyünü terk etmeyi reddeden Toure'ye yapımcılar tek bir çözüm bulmuştu: Stüdyoyu köye taşımak.

Herhangi bir albüm kaydı yapmak için tarlasını ve köyünü terk etmeyi reddeden Toure'ye yapımcılar tek bir çözüm bulmuştu: Stüdyoyu köye taşımak.

Niafunke'de kurulmuş seyyar bir stüdyoda, köyün halkı ile birlikte yerel şarkıların kaydedilmesiyle oluşturulan ''Niafunke'' albümü, doğallığı ve farklılığıyla müzik gündeminde sarsıcı bir etki yarattı.

Niafunke'de kurulmuş seyyar bir stüdyoda, köyün halkı ile birlikte yerel şarkıların kaydedilmesiyle oluşturulan ''Niafunke'' albümü, doğallığı ve farklılığıyla müzik gündeminde sarsıcı bir etki yarattı.

Niafunke, Toure'nin müzikal tarihinin en başarılı albümü olarak görülmüştü. Ancak Ali Farka, Niafunke'den sonra tekrar uzun bir sessizlik dönemine girdi...

Köyünden çıkmayan ve çölü yeşillendirme projesine devam eden Toure, 2004 yılında yerel halk tarafından bölgenin belediye başkanı olarak seçildi. Ali Farka, belediye başkanlığı sırasında tüm kasabaya hoparlör döşemiş ve her gün yerel müzikler çalmıştı.

Köyünden çıkmayan ve çölü yeşillendirme projesine devam eden Toure, 2004 yılında yerel halk tarafından bölgenin belediye başkanı olarak seçildi. Ali Farka, belediye başkanlığı sırasında tüm kasabaya hoparlör döşemiş ve her gün yerel müzikler çalmıştı.

Ayrıca müziği sayesinde kazandığı tüm parayı kanalizasyon, jeneratör ve yeni yolların yapımı için karşılıksız bir şekilde harcamıştı...

Ali Farka ne işle uğraşırsa uğraşsın, doğasına işlemiş olan müzikten uzak duramıyordu. 2005 yılında ortaya çıkan ''In the Heart of Moon'' albümünü, dünyanın en usta koro sanatçılarından biri olan Toumani Diabete ile birlikte, bir otel odasına kurulan seyyar stüdyoda kaydetti.

Ali Farka ne işle uğraşırsa uğraşsın, doğasına işlemiş olan müzikten uzak duramıyordu. 2005 yılında ortaya çıkan ''In the Heart of Moon'' albümünü, dünyanın en usta koro sanatçılarından biri olan Toumani Diabete ile birlikte, bir otel odasına kurulan seyyar stüdyoda kaydetti.

Toure, büyük prodüksüyon şirketlerine ait stüdyolarda kayıt yapmayı reddediyordu. Bu yüzden bir otel odasında kaydedilen ''In the Heart of Moon''da ağırlıklı olarak doğaçlama ve tek bir kayıtta tamamlanmıştı.

Albüm sanatçıya ikinci Grammy ödülünü kazandırdı. Yoğun ilgi sonrası Toure, tekrar konserler vermeye başladı.

Albüm sanatçıya ikinci Grammy ödülünü kazandırdı. Yoğun ilgi sonrası Toure, tekrar konserler vermeye başladı.

Avrupa'nın çeşitli yerlerinde turnelere çıkan sanatçı, müzikal anlamda giderek gelenekselleşmişti. Gittiği her yerde yoğun bir ilgi ve sevgiyle karşılanan Toure'nin izleyicileri, konserlerin kesilmemesini istiyordu. Ancak süreç böyle ilerlemedi...

Avrupa'nın çeşitli yerlerinde turnelere çıkan sanatçı, müzikal anlamda giderek gelenekselleşmişti. Gittiği her yerde yoğun bir ilgi ve sevgiyle karşılanan Toure'nin izleyicileri, konserlerin kesilmemesini istiyordu. Ancak süreç böyle ilerlemedi...

Bu zincir konserler sırasında Ali Farka, kemik kanseri olduğunu öğrenmişti. Kanser ne yazık ki oldukça ilerlemişti ve artık öleceği kesindi. Ancak o pes etmedi. Herkese ve en çok da topraklarına son bir veda etmek istiyordu...

Bu zincir konserler sırasında Ali Farka, kemik kanseri olduğunu öğrenmişti. Kanser ne yazık ki oldukça ilerlemişti ve artık öleceği kesindi. Ancak o pes etmedi. Herkese ve en çok da topraklarına  son bir veda etmek istiyordu...

Konserlerden sonra hiç ara vermeden, son albümü olacak olan ''Savane''yi kaydetmeye koyulan Ali Farka için ölümle yarış başlamıştı.

Konserlerden sonra hiç ara vermeden, son albümü olacak olan ''Savane''yi kaydetmeye koyulan Ali Farka için ölümle yarış başlamıştı.

Ali Farka bu yarışı kazandı. Ölmeden birkaç hafta önce albümü kaydetmeyi başarmıştı. Ancak ne yazık ki kendi veda mektubunu dinleyecek kadar hayatta kalamadan, 63 yaşında dünyaya gözlerini yumdu.

Ali Farka bu yarışı kazandı. Ölmeden birkaç hafta önce albümü kaydetmeyi başarmıştı. Ancak ne yazık ki kendi veda mektubunu dinleyecek kadar hayatta kalamadan, 63 yaşında dünyaya gözlerini yumdu.

Sanatçının kaydettiği en geleneklerine bağlı albüm olan ''Savane'' bir baş yapıt olarak değerlendirildi. Duyulabilecek en saf ve derin blues temalarını içeren albüm, müziğin ana damarının aktığı bilinmez bir ülkeye açılan kapı gibiydi.

Ali Farka Toure bu dünyaya inanmıştı. Bu yüzden aşık olduğu topraklarına müzik ekmişti ve o müzik susuz çölde yemyeşil bir vaha yarattı…

Ali Farka Toure bu dünyaya inanmıştı. Bu yüzden aşık olduğu topraklarına müzik ekmişti ve o müzik susuz çölde yemyeşil bir vaha yarattı…

Touré, hayatı boyunca aşçı, ayakkabıcı, şoför, kompozitör, müzisyen, belediye başkanı ve onun için hepsinden önemlisi çiftçi olmuştu. Ölmeden önce söylediği gibi ''bal, yalnızca bir ağızdayken hiçbir zaman lezzetli değildir''.

Sanatçının parçalarından birkaç örnek;

Ali Farka Touré - Savane

Ali Farka Touré - La Drogue

Bu içerikler de ilginizi çekebilir;

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
5
2
1
0
0
0
0
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?