Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Kurgularıyla Kalbimizde Taht Kurmaya Aday 25 Kitap Önerisi

-

Biraz hüzün, biraz masal, biraz hayal, biraz kurgu eee biraz da gerilim...

Hazır havalarda soğumaya başlarken battaniyenin altına gizlenip farklı dünyalara akmak için kurgularıyla iddialı her daldan bir tutam 25 kitap :)

1. Shantaram - Gregory David Roberts

Aşk, kader ve yaptığımız seçimler hakkında bildiklerimi öğrenmem çok uzun sürdü, dünyanın pek çok yerini dolaşmam gerekti ama hepsinin özünü bir anda, bir duvara zincirlenmiş halde işkence görürken kavradım.”

2. Algernon'a Çiçekler - Daniel Keyes

Çok düşük bir IQ ile doğan Charlie, bilim adamlarının, zeka seviyesini artıracak deneysel ameliyatı gerçekleştirmeleri için kusursuz bir adaydır. Bu deney Algernon adındaki laboratuvar faresinde test edilmiş ve büyük bir başarı elde edilmiştir. 

Ameliyattan sonra, Charlie'nin durumu günlüğüne yazdığı raporlarla takip edilmeye başlanır. İlk yazdığı raporlara çocuksu bir dil ve imla hataları hakimdir. Ve sonra ameliyat etkisini göstermeye başlar. Charlie artık, insanların kendisiyle dalga geçemeyeceğini ve bir sürü arkadaş edineceğini, aşık olduğu kadına açılabileceğini düşünür. Fakat zekası normalin çok üstüne fırladığından, çevresinde yadırganır, kıskanılır ve istemiş olduğu arkadaşları edinmekte yine başarısız olur ve yine yalnızdır...

Bu deney, son derece önemli bir buluş olarak görülüyordu, ta ki Algernon'da ani bir gerileme baş gösterene kadar... Acaba Charlie'de de aynı gerileme olacak mıydı?

3. Ardımda Kalanlar - Ellen Marie Wiseman

Çıkmazdaysa yüreğiniz, hikâyemi dikkatli okuyun, belki de bu sizin hikâyenizdir…

Hiç uçurumun kenarında olduğunuzu hissettiniz mi? Ya da ayaklarınızın altındaki kaya parçalarının koparak düştüğünü… Ben artık öyle hissediyorum ve gitgide karanlığa düşüyorum. İhanetin en ağırını en yakınlarımdan gördüm. Anne ve babamdan… Tek suçum, onların isteklerine boyun eğmememdi. Tek suçum, onların değil de yüreğimin seçtiği adamı sevmemdi… Neden insanlar kendileri gibi olmayanı ötekileştirir ki? Bu başkaldırımın bedelini çok ağır ödüyorum. Bir akıl hastanesine kapatıldım. Tüm hayatım çalındı benden. Sevdiğim adam… Dünyaya getireceğim çocuğum belki de… 

Ne zormuş insanın kendinde olduğunu ispat etme çabası. Ve artık aklım yerinde mi bilmiyorum ama yüreğimin hâlâ aklı başında. Buradan kurtulmak istiyorum. Gün yüzüne kavuşup rüzgârın saçlarımı savuruşunu hissetmek, denizin tuzlu kokusunu içime çekmek istiyorum. Tek ümidim bu yazdıklarımı birinin bulması. Ne kadar zaman alır bilinmez, fakat bu satırları okuyacak kişiye sesleniyorum: Benim adım Clara Elizabeth Cartwright ve bu, benim hikâyem. Seçim senin, ya hikâyeme ortak ol ya da diğerleri gibi görmezlikten gel beni… Ardımda Kalanlar, anlattıkları ve karakterleriyle kurgu ürünü olsa da hikâyenin çıkış noktası gerçeğe dayanmaktadır. Tüm gizemleri içinde barındıran, duygu yüklü bu kitabı gözyaşları eşliğinde bitirdiğinizde, kendinizi sorgulamadan edemeyeceksiniz…

4. Bayan Peregrine'nin Tuhaf Çocukları Serisi - Ransom Riggs

Olaylar ana karakter Jacob’ın gözünden anlatılır. Büyük babasının trajik ölümüyle kâbuslar gören Jacob, büyük babasının anlattığı tuhaf yeteneklere sahip çocukların bulunduğu hikayelerin etkisinde olduğunu düşünüp bunun üzerine Galler’e gider ve hikayelerde adları geçen Tuhaf Çocukları ve Bayan Peregrine’yi bulmak ister. Jacob, sırlarla ve tehlikelerle dolu bir zaman döngüsünü keşfeder ve kendisini büyük bir maceranın içinde bulur.

5. Damascena - Holly Lynn Payne

Güller ve Mevlânâ üzerine bir roman

"Gül sessizce aşktan söz eder, yalnız kalbin anladığı Dilde"

Bulgaristan dağlarındaki bir manastırda bir doğum gerçekleşir. Annesi, bebeği terk etmeden önce ona adını fısıldar: Damascena…

Damascena on iki yaşına geldiğinde kayıp annesini aramaya çıkar ve kader onu Mevlânâ'nın dostu Şems ile karşılaştırır…

Şems artık Damascena'nın hem manevirehberi hem koruyucusu olacaktır…

Damascena'nın Şems'in rehberliğinde yetiştirdiği muhteşem güller onu hem bir azize mertebesine çıkarır, hem cadılıkla suçlanmasına neden olur… Güvende olmak için sığındığı manastırda çıkan yangında ağır yaralanır; onun hayata dönmesi sadece bir kişinin elindedir: Mevlânâ…

Damascena, yaralı geldiği Konya'da Mevlânâ'nın en yakınındaki insan olacak, güllerin dikenleri kadar acıtıcı, bir masal kadar büyüleyici bir yoldan geçecektir…

Damascena, bizi kalbin bilgeliğini aşarak acımızı aşka dönüştürmeye davet ediyor.

6. Damızlık Kızın Öyküsü - Margaret Atwood

Hiç kimsenin yüreği mükemmel değildir.

“Biz iki bacaklı rahimleriz, hepsi bu.”

Kadın, “bunaltıcı düşlerden uyandığı” bir sabah, hiçliğe dönüşmüş olarak buldu kendini. Artık bir adı yoktu, düşüncesi, benliği, arzusu yoktu ama bir rahmi vardı. Yaşamını kolonilere sürülmeden, öldürülmeden, Damızlık Kız olarak sürdürmesini sağlayan rahmi. Artık âşık olmayacaktı, sevmeyecekti, onaylanmış bir dilin ötesine geçmeyecekti. Duvarlara asılmış sıra sıra cesetler, tek gerçeğin savaş ve üreme olduğunu hatırlatıyordu. Özgürlük hatırlanmayacak kadar uzaktaydı…

Margaret Atwood’un başyapıt niteliğindeki feminist distopyası Damızlık Kızın Öyküsü, bütün distopyalar gibi geleceğe dair bir paranoyayı değil, içinde yaşadığımız gerçeğin ta kendisini dile getiriyor. Erkek egemen muhafazakâr bir rejimin üremeyle sınırlandırdığı, mahrem örtülerin  ardına gizlediği kadın bedenleriyle bize aşina gelen bir gerçeğin.

Anlatılan bizim hikâyemizdir!

7. Şifacı - Marina Fiorato

Dünyaya hükmeden iki güç: Venedik Cumhuriyeti ve Osmanlı İmparatorluğu. İmparatorlukta saltanatı elinde tutan bir kadın: Nur Banu Sultan. Ve ölüm döşeğindeyken ortaya çıkan müthiş bir sır.

1580'ler, Osmanlı İmparatorluğu… Haremdeki kadınları iyileştiren bir şifacı olan Feyra, bir sabah yine her zamanki gibi Topkapı Sarayı'nın yollarını arşınlayıp hareme gittiğinde, sultanı Nur Banu'nun hasta olduğunu görür. Başlangıçta bu durumu pek önemsemeyen Feyra, bir süre sonra Nur Banu'nun zehirlendiğini anlar ve Nur Banu'nun son saatlerini rahat geçirmesi için kendisine ilaç verir. Bu esnada Nur Banu Sultan, Feyra'yla yıllardır sakladığı sırrını paylaşır: Feyra, Nur Banu Sultan'ın kızıdır. Son anlarında gerçekleri dile getiren Nur Banu Sultan, ayrıca oğlu Murat'ın Venediklilere ve kendisine olan düşmanlığından bahsedip hazırladığı tuzağı anlatır. Feyra'yı uyaran Nur Banu Sultan, kendisine iki büyük devletin kaderini belirleyecek önemli bir görev verir. Hem imparatorluğun hem de Feyra'nın babasının kaderi Feyra'nın ellerindedir artık.

"Eğer tarihi romanları seviyorsanız, bu kitabı okumayı denemelisiniz. Fiorato ustaca kaleme aldığı hikâyesinde heyecan verici bir biçimde güzel ve bilinmeyen bir dünya yaratmış."

8. Hayalet Çocuk - Martin Pistorius

Bedenine hapsolan bir çocuğun mucizevi kaçışı. 12 yaşında tekerlekli sandalyeye mahkum olan, hiç hareket edemeyen, konuşamayan ama etrafındaki dünyayı tüm gerçekliğiyle algılayan Martin Pistorius'un mucizevi gerçek hikayesi

12 yaşındaki sıradan bir çocukken, 1988 kışında, basit bir boğaz ağrısıyla başlayan ve anlaşılmaz bir şekilde ilerleyen hastalığı, hareket etme yeteneğini ve konuşma yetisini elinden aldı. Kısa süre içinde bütün yaşamsal fonksiyonlarını kaybetti ve 3 yıl süren bir komaya girdi. Birçok hastalık için tedavi gördü ama doktorlar asıl nedeni hiçbir zaman bulamadı. 16 yaşında mucizevi bir şekilde bilinci tekrar açıldı, vücudunu hareket ettiremese de etrafında neler olduğunu anlayabiliyordu. Kendi bedenine hapsolmuş bir şekilde, orada olduğunu göstermeye çalışarak yıllarca bekledi. Sonunda bir terapist Martin'in onu gerçekten anladığını görebildi. Martin, hâlâ hayatta olduğunu kanıtladığında 25 yaşındaydı.

Bedenim, içinden kaçamadığım bir hapishane: Konuşmaya çalışsam, sessizim; kolumu kaldırmak istesem, yerinden oynamıyor. Zihnim sıçrıyor, atlıyor, parende ve taklalar atarak zincirlerini kırmaya çalışıyor, gri bir dünyada aniden çakan bir şimşek gibi pasparlak renkler çıkarıyor. Ancak kimsenin haberi yok çünkü onlara söyleyemiyorum. Beni boş bir kabuk sanıyorlar.

Yirmi beş yaşındayım fakat geçmişe dair anılarım, kaybolduğum deliğin içinde canlanıp hayata geri döndüğüm dönemden itibaren başlıyor. İnsanların on altıncı yaş günümden bahsedişlerini ve çenemde çıkan sakalları tıraş etsek mi etmesek mi diye konuştuklarını duymak, karanlığın içinde ışıklar yanıp söndüğünü görmek gibiydi. Söylenenleri işitmek beni korkutmuştu çünkü her ne kadar dolu bir geçmişim ya da hatıralarım olmasa da çocuk olduğumdan emindim ve konuşan sesler yakında erişkin olacak bir insandan bahsediyordu. Sonra üstünde tartıştıkları kişinin ben olduğumu anladım, hatta her günün sonunda gördüğüm bir annem ve babam, kız ve erkek kardeşim olduğunu fark ettim. Hani bazı filmler vardır, insanlar hayalet olarak dünyaya geri döner ama öldüklerinden haberleri yoktur. İşte halim aynen öyleydi, insanlar beni görmeden bakıyordu ve nedenini anlayamıyordum.

9. Siyah Buz - Becca Fitzpatrick

Âşık olmak hiç bu kadar tehlikeli olmamıştı… Beni ona bakarken yakalayınca hemen gözlerimi kaçırdım. Bakarken yakaladığına inanamıyordum. Ona karşı hissedebileceğim çekim fikrinden nefret ettim.Beni rehin almıştı. Beni isteğim dışında alıkoymuştu. Son iyilikleri bunu değiştiremezdi. Kendime onun gerçekte kim olduğunu hatırlatmalıydım.Ama gerçekte kimdi?

10. Kelebek ile Keman - Kristy Cambron

Yüreğinin en ıssız köşesinde bile bir kelebeğin umuda kanat çırptığını duyabilirsin…

Manhattan’da bir sanat galerisi işleten Sera James’in çocukluğundan bu yana içinde taşıdığı tek bir tutkusu vardır. Hüzünlü mavi gözlere sahip, güzel bir keman virtüözünü tasvir eden gizemli tabloyu yeniden görmek…

Araştırmaları onu tablonun sırrını çözmesinde yardımcı olabilecek birine götürecektir. Söz konusu resimdeki kızın hikâyesini ise birlikte öğreneceklerdir. Avusturyalı keman virtüözü Adele Von Bron’un hikâyesini…

1942 yılında yüksek rütbeli bir Nazi subayının kızı olan Adele, hayallerini ve yüreğinde sakladığı aşkı riske atarak Viyena’daki masum insanlara kaçması için yardım ediyordur. Ancak kendisini tel örgülerle çevrili bir toplama kampında bulacaktır. Ve esir kemanın gözyaşları artık neşeyle değil, hayatları gaz odasında son bulan masumlar için hüzünle akacaktır.

Sera, Adele’in yürek burkan bu hikâyesinin ayrıntılarını keşfettikçe umudun yok olduğu yerlerde bile güzelliklerin açabildiğini öğrenecektir. Tıpkı toplama kampında ve kendi kederli kalbinde açabildikleri gibi…

Kelebek ile Keman, savaşın ürkütücü yanını, sonsuz fedakârlığı ve inancın yüceliğini muhteşem bir dille ortaya koyan bir başyapıt. Ağlayan kemanın sesine kulak verin…

11. Matilda'nın Son Valsi - Tamara Mckinley

Ruh şarkı söylediğinde gözlerde yaş yoksa, kalp kırıklarını iyileştiremez...

Jenny Sanders renkleri tuvalde konuşturan ünlü bir ressamdır. Ama hayatı, siyah-beyaz renklere bürünmüştür. Ta ki yirmi beşinci yaş gününde çok sevdiği eşinden ummadık bir hediye alana kadar… Bu hediye hep hayalini kurduğu bir çiftlik evidir. 
Churinga…

Jenny merakına yenik düşerek Avustralya kırsalındaki çiftliğe gitmeye karar verir. Adıyla adeta bir tılsımı çağrıştıran bu evdeki bir tablo ise onun dikkatini çeker. Churinga'yı tasvir eden bu tabloya bakarken kulağına uzaklardan bir yerden bir vals çalınır. O an bu yerle ilgili duyduğu dedikodular gelir aklına. Churinga ve eski sahibesi Matilda Thomas efsanesi… Jenny artık sahibesi olduğu Churinga'nın kutsal mı, yoksa lanetli mi olup olmadığını zamanla görecektir. Ve bunu öğrenmek için de tek yapması gereken, dillere destan Matilda'nın çağrısına cevap verip valse eşlik etmektir…

Parçalanmış bir hayatı yeniden inşa etmenin, çaresizliği çareye dönüştürmenin ve bazen de imkânsıza yenik düşmenin hikâyesi Matilda'nın Son Valsi…

12. Yusufçuk - Michel Bussi

Ayrıntılarda Gizlenen Şeytan Adım Adım Ortaya Çıkacak!

1980, Fransa. Noel'den birkaç gece önce İstanbul-Paris uçuşunu yapan bir uçak Terrible Tepesi'ne düşer. Enkazın yakınlarında üç aylık bir bebek canlı olarak bulunur. Hayatta kalan tek kazazede bu küçük kızdır ancak uçakta seyahat ettiği bilinen iki bebek vardır: Lyse-Rose ve Emilie. Peki, kurtulan hangisidir? Bir tarafta zengin ve güçlü, sanayici bir aile, öteki taraftaysa seyyar büfe işleten fakir bir aile, bebeğin kendi torunları olduğunu iddia eder. DNA testlerinin olmadığı bir zamanda, medyanın Yusufçuk adını taktığı bu bebeğin kimliğine dair iddialar büyük bir velayet savaşına dönüşür. 

On sekiz yıl sonra, taşları yerine oturtacak olaylar zinciri harekete geçer: Yıllar içinde, gerçeği ortaya çıkarmak için zengin aileden iyi ödemeler almış bir özel dedektif davayı sonuca ulaştıracak delili bulduğunu söyler. Ancak bunu yapamadan öldürülür. Yaptığı soruşturmaya dair ayrıntılı bir günlük tutmuş ve Paris'ten Normandiya'ya, Terrible Tepesi'nden Türkiye'ye uzanan çok katmanlı ve merak uyandıran hikâyesini bütün detaylarıyla yazmıştır. 

Bu defter sayesinde her bir maske düşecek, her bir sır perdesi yavaş yavaş aralanacak. Yusufçuk'un kim olduğunu bulma yolunda neden bu kadar çok ölüm, cinayet ve intihar olduğu ortaya çıkacak.

13. Külkedisi Uyurken - Kristina Ohlsson

İsveç'te yağmurlu bir yaz gününde küçük bir kız kalabalık bir trenden kaçırılır. Yüzlerce olası görgü tanığına rağmen kızın kaçırıldığı anı gören olmamıştır. Küçük kızın bir önceki istasyonda unutulan annesi hemen tren personeline ulaşarak onları uyarır. Ancak tren Stockholm İstasyonu'na vardığında kız hiçbir yerde yoktur.

Stockholm Polis Teşkilatı müfettişlerinden Dedektif Alex Recht, olayın anne ve baba arasındaki sıradan bir velayet kavgası olduğunu düşünür. Ama delillerin hiçbiri bu fikri destekler nitelikte değildir. Genç soruşturma analisti Fredrika Bergman'a göre olay amirinin düşündüğünden çok daha karmaşıktır.

Kayıp çocuk kaçırıldığı yerden uzakta, İsveç'in kuzey kentlerinden birinde ölü bulunduğunda ise polisin ezberindeki tüm kurallar altüst olacaktır. Soruşturma sırasında açığa çıkan tüyler ürpertici sırlar Alex Recht ve ekibini çok farklı yerlere götürür.

Alex ve Fredrika, artık korkunç bir planla hareket eden hasta ruhlu bir katilin peşinde olduklarını anlamışlardır. Onu bulmaları ise ancak farklılıklarını bir kenara bırakarak birlikte çalışmalarına bağlıdır. Zamanları kısıtlıdır. Katil başka masum çocukları da acımasız planına kurban etmeden önce onu durdurmak zorundadırlar.

14. Peter Nimble ve Sihirli Gözler - Jonathan Auxier

Peter Nimble ve Sihirli Gözler on yaşındaki yetim bir kör çocuğun büyüleyici hikâyesidir. Bir akşamüstü Peter içinde üç çift sihirli göz bulunan esrarengiz bir kutu çalar. İlk çifti denediği anda kendini gizli bir adada bulur ve orada kendisine özel bir görev verilir; bilinen dünyanın ötesine gidecek ve kayıp bir krallığı hain hükümdarının elinden kurtaracaktır. Peter, Sihirli Gözler'in ve sıra dışı dostlarının yardımıyla, çaresiz durumdaki insanları kurtarmak ve kendi kaderini keşfetmek için unutulmaz ve heyecan verici bir maceraya atılır.

15. Hayalet Gelin - Yangsze Choo

19. yüzyıl Malaya’sı... Li Lan babasının borçlarını temizlemek için eski geleneklere uygun olarak bir hayaletle evlenecek. Zengin ve soylu Lim ailesinin oğlu Lim Tian Ching’in ruhu ölmeden önce görüp âşık olduğu Li Lan ile evlendiğinde huzur bulacak. Ama Li Lan’ın gönlü malikânede gördüğü bir başka erkeğe, müstakbel eşinin kuzenine kayıyor. Lim Tian Ching’in hayaletinin, kendisinin katili olmakla suçladığı Tian Bai’ye. Tian Bai gerçekten katil mi, Li Lan kimi sevmeli? Bütün bu soruların cevabı medyumun verdiği ilacı içerek gittiği Ölüler Ovası’nda verilecek. Li Lan ruhların arasında Lim malikânesinin sırlarını, annesinin geçmişini öğrenecek. Ölüler Ovası’nın görevlisi Er Lang ise güzel yüzü ve korkusuzluğuyla 
Li Lan’a gerçek aşkı tattıracak. Li Lan için seçim zamanı artık. Zenginliği ve cismi olan insanı mı yoksa ruhu ve ölümsüz aşkı mı seçecek? Yangsze Choo’dan Çin gelenekleri, mistisizm ve romantizmin harmanlandığı heyecan verici bir ilk roman.

16. Tarihçi - Elizabeth Kostova

Gerçeğe Hazırlıklı Olun: Drakula'nın Kötülükleri Hala 
Sürüyor Olabilir...

Genç bir kadın, babasının kütüphanesini karıştırırken 
yaprakları sararmış mektuplar ile eski bir kitap bulur. 
Kitabın gizemi ve mektupların içerdiği bilgi genç kadını 
tarihin derinliklerinde, tasavvur bile edemeyeceği bir 
yolculuğa çıkarır: Babasının geçmişinde gömülü olan 
sırlara, annesinin gizemli kaderine ve onların tarihin 
karanlık sayfalarında gizli kalmış, akla hayale sığmayan 
bir kötülükle olan bağlantısına... Kazıklı Voyvoda... 
Drakula...

Modern dünya ile Kazıklı Voyvoda efsanesi arasında bir 
bağ olabilir mi? Drakula mitinin gerçekten var olma ve 
nesilden nesle geçerek günümüze kadar ulaşma ihtimali 
var mı? Bu soruların yanıtları, Tarihçi'nin 
kahramanlarının manastırlardan tozlu arşivlere, 
İstanbul'dan Doğu Avrupa'ya kadar uzanan araştırmaları 
sonucu ortaya çıkacak.

Bir kadınsa sonuca tüm tarihçilerden daha fazla 
yaklaşacak ve Kazıklı Voyvoda - Drakula'nın tarihi 
güçlerini saklayıp korumak adına her şeyi göze alan 
düşmanların nefesini ensesinde hissederek; gizli 
metinleri, ortaçağdan kalan kumaşlara işlenmiş 
şifreleri, anlamsız gibi görünen işaretleri çözüp hem 
kendi geçmişinin sır perdesini aralayacak hem de 
şeytanın ta kendisiyle yüzleşecektir.

Heyecanın ve merakın, iyinin ve kötünün, gerçeğin ve 
fantazinin, dünün ve bugünün ikilemlerini ustalıkla 
harmanlayıp okuru tarihin içinde uzun soluklu bir 
yolculuğa çıkararak unutamayacağı bir deneyime 
sürükleyen Tarihçi'yle Elizabeth Kostova, Don Kişot'la 
başlayan 'roman' geleneğini sürdürüyor.

17. Yabancı Evin Tanıdık Odaları - Katrina Kittle

İnsan ister. Tanımak, güvenmek, sevmek ister. Büyümek, yaşamak, güçlenmek ister. Bazen sadece ısınmak ister. Bir evin bir odasında, özgür olmak ister. Kapının dışında başka nefesler de olsun ister. Gerçekler arzularıyla örtüşmediğinde gözlerini kapatır belki. Kulaklarına büyük gelen fısıltıları duymamak için başka sesler hayal eder. Omuzlarına ağır gelen yükün altından kurtulmak için başka diyarlar düşler. Belki bir an yorulur ve yapmak için güç bulabileceği tek şey 'gitmek' olur. Gitmek, sonsuzluğa… İnsan, var oluşuna son vermeyi tercih edebilir. Bunu anlaşılması en güç kılan şeyse, bir çocuk tarafından tercih edilmesidir.

18. Mucize - R.J. Palacio

Kaderinde Sıradışı Olmak Varsa Sıradan Kalamazsın…

Merhaba, adım August. Size nasıl göründüğümü anlatmayacağım. Aklınıza ne geliyorsa muhtemelen ondan daha kötü görünüyorumdur.

August (Auggie) Pullman yüzünde fiziksel bir bozuklukla doğduğu için, normal bir okula gidemiyordu… şimdiye kadar. Yakında Beecher Ortaokulu'nda beşinci sınıfa başlayacak ve ömrünüzde bir kere bile "yeni çocuk" olduysanız, bunun ne kadar zorlu olduğunu tahmin edebilirsiniz. Dondurma yemek ve Xbox'ında oyun oynamak gibi sıradan şeyleri seven Auggie aslında sadece sıradışı yüzü olan, sıradan bir çocuk. Peki, yeni sınıf arkadaşlarını, görünüşünün ardında kendisinin de onlar gibi olduğuna ikna edebilecek mi?

19. Parfümün Gizemi - Cristina Caboni

Kendini akıntıya bırakmak bazen yapacak tek şey gibi gözükebilir.

Elena’nın eşine az rastlanır bir yeteneği vardır: Parfümün içindekileri sadece koklayarak ayırt edebilmektedir. Ailesinde nesilden nesle geçen bu beceri bir lütuf olduğu kadar aynı zamanda bir yüktür. Özellikle havada annesiyle olan acı dolu anılarını hatırlatan kokular duyduğu zaman…

Uğradığı ihanet geleceğe dair tüm hayallerini yerle bir ettikten sonra arkadaşı Monique’ın ısrarları üzerine Floransa’dan Paris’e taşınır. Orada çiçeklerin, otların ve baharatın kokusuna bulanmış haldeyken hiç de yalnız olmadığını hisseder.

Bir kere daha parfümlerle içli dışlı olan Elena, ailesinden kalma Mükemmel Parfüm’ün tarifi peşinde koşmaya başlar. Kendisini gizemli kokulara ve geçmişte kalmış hatıralara açarken aslında olması gereken kadının gerçek özünü keşfeder.

20. Esir Şarkılar Vadisi - Kimberley Freeman

Kalbin sol anahtarı suskun melodilerde gizlidir… Hayallerine tutkuyla bağlanan iki kadın… Biri, küçük bir Alman kasabasında yaşayan Ellie Frankel. Tek hayali, operada sahne alıp o güzel sesini herkese duyurmak… Ancak bu hayalin, hırsa dönüşüp onu düzenbazlık, açgözlülük ve pişmanlıklarla dolu bir yola sürükleyeceğinin farkında değildir. Diğeri, Londra’nın kasvetli havasını şarkılarıyla değiştiren Penny Bright… Ancak söylediği duygu yüklü şarkılar önceki hayatını değiştirmeye yetmiyordur. Dahası uğradığı bir saldırı sonrası kendini korkunun ve sakinleştiricilerin pençesinde bulacaktır. Tam yirmi yıl… Biri çaldığı bir hayatı yaşayacak ve hayatının aşkını sonsuza kadar kaybedecektir. Bir diğeri geçmişinden kurtulmaya çalışsa da karanlık anıları onu rahata eriştirmeyecektir. Ve her iki hayat da tek bir kişinin hırsına yenik düşecektir. Öyle bir sır düşünün ki Londra’dan Avrupa operalarına uzansın, sizi Yunan Adaları’ndan Avustralya’nın çorak topraklarına götürsün. Ve öyle bir şarkı hayal edin ki son notaları, pişmanlıklarınız sizi köşeye sıkıştırdığında kalbinize umudu vadetsin… Kimberley Freeman’ın muhteşem kaleminden dökülen Esir Şarkılar Vadisi ile sahip olduğumuz hayatı sorgulayacak, göz ardı ettiğimiz gerçek benliğimizi keşfetmenin önemini, yüreğe dokunan melodilerle anlayacaksınız…

21. İyi Kız - Mary Kubica

İyi bir insan olup olmadığıma karar verecek olanlar kim?

Ailem mi? Arkadaşlarım mı? Yoksa ne yaşadığıma dair en ufak bir fikri bile olmayan etrafımdaki insan kalabalığı mı?

Tabii ki hiçbiri…

İyi ya da kötü biri olduğumu benden başka kimse bilemez.

Nüfuzlu bir ailenin kızı olan resim öğretmeni Mia, esrarengiz bir yabancıyla barda tanıştığı gece ortadan kaybolur. Genç kız aylar sonra ıssız bir kulübede bulunur, ancak o eski Mia değildir artık. Tamamen değişmiştir ve yaşadıklarına dair bölük pörçük parçalar hatırlamaktadır. En tuhaf olansa, kendini artık Chloe olarak tanıtmasıdır. Peki kimdir bu Chole denilen kız?

Ve Mia neden kendisine bu isimle hitap edilmesini istemektedir?

Bu soruların cevabını hiç kimse bilmemektedir. İşin aslı, Mia’ya dair bilinmeyenlerden yalnızca biridir bu...

22. Yağmurda Dans - Juliette Sobanet

Hayatınızı değiştirmek için bazen küçük bir zaman dokunuşu yeterlidir…

Bir gün başka bir bedende gözlerinizi açsanız ne hissederdiniz? Başarılı bir evlilik terapisti olan Claudia Davis, herkesin hayatına iyi gelse de kendisi bu konuda şanslı değildir. Uzun zaman önce kaybettiği babasının acı kaybını hâlâ yüreğinde taşıyan genç kadın, mutsuz bir çocukluk geçirmiştir. Dahası artık bekâr bir anne adayı olduğu gerçeğiyle yüzleşmek zorundadır…

O akşam önemli bir kararı gerçekleştirmek için büyükannesinin dans stüdyosuna gittiğinde kader ona bambaşka bir kapı açacaktır. Stüdyodaki büyülü atmosfere girdiği anda artık hiçbir şey eskisi gibi değildir. Geçmişe, 1950’li yılların Paris’ine gözlerini açmıştır.  Ve adı Claudia Davis değil danslarıyla göz dolduran Ruby Kerrigan’dır. Aynı zamanda cinayete kurban giden başka bir dansçının da baş şüphelisidir… Neler olduğunu anlayamayan Claudia, kendini inkâr ettiği kaderin ellerine bırakmak zorundadır. Belki de gelecekteki hayatı, geçmiş hayatının hatalarından kurtulmasına bağlıdır… Belki de gerçekten ikinci şans diye bir şey vardır…

Siyah Kar ile dikkatleri çeken Juliette Sobanet, bu kez Yağmurda Dans ile sizi zamanın ötesine, gizemli bir yolculuğa sürüklüyor. Geçmiş hayatların geleceğimizi nasıl etkilediğini okurken acaba sorusunu düşünmeden edemeyeceksiniz…

23. Öksüzler Treni - Christina Baker Kline

Bazen içinizdeki çocuk geçmişinizde hapsolur ve siz o çocuğu kurtarmak için tüm umutlara sımsıkı sarılırsınız…

Binlerce çocuk düşünün, ya ailesini hiç tanımamış ya da ailesini kaybetmiş. Kimsesiz çocukları düşünün, gülen gözleriyle size bakan. Tek istedikleri sıcak bir yuvayken, tek umutları ise onları bilinmeyen geleceklerine taşıyan Öksüzler Treni'dir.

1929 yılı Amerika'sında Vivian Daly de o trende yolculuk eden çocuklardan sadece biridir. Küçük yaşta hayatın zorluklarıyla karşılaşan Vivian, bir şekilde kaderine yön vermek zorundadır. Bunu gerçekleştirme gücünü de ona nereden geldiğini hatırlatan aile yadigârı kolyesinde bulacaktır…

On yedi yaşındaki Molly Ayer, son şansını da tüketmek üzere olduğunun farkındadır. Ona bakmakla yükümlü olan aileyle arası iyice açılan Molly'nin tek şansı, kamu hizmeti adına doksan bir yaşındaki yaşlı bir kadının çatı katını temizlemeye bağlıdır. Molly bu işi gönülsüzce yapacak olsa da aslında o yaşlı kadınla ne kadar çok ortak yönleri olduğunu yaşayarak öğrenecek ve geçmişte hapsolan ruhlarını özgür bırakma yollarını onunla birlikte keşfedecektir.

Öksüzler Treni ikinci şansları, beklenmedik dostlukları ve bizi kim olduğumuzu keşfetmekten alıkoyan sırları barındıran muhteşem bir roman.

24. Şeytanın Eli - Jennifer McMahon

West Hall'da insanlar gizemli bir şekilde ortadan kayboluyor ve bu vakalara dair kasabada çeşitli efsaneler dolaşıyordur. En tuhaf olaysa 1908 yılına dek uzanır. Sara Harrison Shea, biricik kızının ölümünden birkaç ay sonra evinin arkasındaki tarlada ölü bulunur. 

Bugünse on dokuz yaşındaki Ruthie, annesi ve kız kardeşiyle birlikte Sara'nın evinde yaşamaktadır. Genç kızın annesi Alice, daima insanlardan uzak olmak konusunda ısrarcı bir tavır sergilemiştir. Ne var ki bu kararı, acı verici sonuçlara yol açar. Ruthie bir sabah uyandığında, annesinin kaybolduğunu fark eder. İpuçlarının peşine düşen genç kız, annesinin yatak odasındaki döşeme tahtalarının altına gizlenmiş bir kitap bulur. İçinde yazılanlar Sara Harrison Shea'ya aittir. Ruthie bu tarihi gizemin içine çekildiğinde, annesini arayan tek kişinin kendisi olmadığını da fark eder.

25. Erik Ağacı - Ellen Marie Wiseman

Köklerin neredeyse orada çiçek açarsın...

Büyükannemin söylediği en güzel sözdü bu. Çünkü kökün ne kadar güçlü olursa vereceğin meyve de o kadar güzel olur. Ancak benim meyve verecek dallarımı daha on yedi yaşındayken kırdılar. Dün ile bugün arasında öyle çok fark var ki... Isaac ile erik ağaçlarının arasında koşturup, birlikte büyüdüğümüz küçük Alman köyüne rüzgârlı tepeden baktığımız günler çok mu geride kaldı şimdi?

1938 yılının sonbaharı, neden savaşı beraberinde getirdi ki? Sürekli kulağımda yankılanan bomba ve siren seslerini kim silecek? Ailem ve ben sığınağa tam vaktinde gidebilecek miyiz düşüncesinden ne zaman kurtulacağım peki?

Neyi özlüyorum biliyor musunuz? Isaac ile birlikte yumuşacık ekmek üzerine sürüp yediğimiz erik reçelinin tadını. O erik reçeli benim çocukluğum, hayallerim ve umutlarımdı. Ah Isaac... İnançlarımız yüzünden bu savaş bizi ayırsa da kalbimdeki seni nasıl alacaklar? Ben, Christine Bölz, her neredeysen orada senin yanındayım. Seni seviyorum, sevgilim ve senden hiç vazgeçmeyeceğim. Hem aşk için kimler neleri feda etmedi ki...

Ardımda Kalanlar ile gönülleri fetheden Ellen Marie Wiseman, bu kez Erik Ağacı ile okuyucularıyla buluşuyor. Annesinin hayatına dayanan hikâye cesareti, kurtuluşu, kalp kırıklıklarını ve aşkla uyanan umudu müthiş bir gerçeklikle anlatıyor.

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Görüş Bildir