Kendi Kabağını Tanımayan, Başkasının Kabağını Oyar
Bu yıl Cadılar Bayramı bir başka kutlandı.
Perşembe günü balkonlara bayrak astık.
Pencerelere, arabaların dikiz aynasına, iş yerlerinin camlarına.
Cumhuriyet'in 103. yaşını kutladık, havai fişek izledik, içimiz ısındı.
Sonra cumartesi geldi.
Bayrakları özenle katladık, dolaba kaldırdık.
Yerine kabak astık.
İki gün. Sadece iki gün.
Perşembe Onuncu Yıl Marşı.
Cumartesi korku filmi müziği.
Perşembe Atatürk portresi.
Cumartesi cadı şapkası.
Aynı balkon. Aynı çivi. Bambaşka bir dekor.
Dünyada bu geçişi bu kadar hızlı yapabilen ikinci bir millet var mı, emin değilim. Varsa da bizim kadar tartışarak yapmıyordur.
Çünkü kabak asılır asılmaz tartışma da başladı.
Van'da maske takan minikler velileri kızdırdı, İzmir'de okullardaki kostüm partileri eleştirildi. Bir taraf 'bu bize ait değil' dedi, öbür taraf 'çocuk eğleniyor, ne var bunda' dedi.
Tartıştılar, tartıştılar, yine tartıştılar.
Oysa bu kavgada kimsenin aklına gelmeyen bir yer var.
Okyanusun öbür tarafında değil.
Birkaç saatlik yol ötede.
Trakya'da.
Edirne'nin Keşan ilçesine bağlı Çamlıca köyünde her kış, yılın en soğuk gecelerinden birinde Bocuk Gecesi kutlanır.
Bocuk, ayazla birlikte geldiğine inanılan kötü bir yaratıktır. Köyün gençleri ondan korunmak için yüzlerini boyar, maske takar, kapı kapı dolaşır, pencerelere vurup ev halkını korkutur. Gece ilerledikçe meydanda ateşler yakılır, kazanlarda kabak tatlısı kaynar ve herkese dağıtılır.
İnanış şudur:
O gece kabak tatlısı pişen eve, bütün yıl kötülük uğramaz.
Şimdi bir daha okuyun.
Maske var.
Kapı kapı dolaşmak var.
Korkutmak var.
Kabak var.
Kabak!
Her yıl 'dışarıdan geldi' diye birbirimizi yediğimiz gecenin neredeyse aynısı, Trakya'nın küçük bir köyünde yüzyıllardır yaşıyor. Tescili alınmış, UNESCO listesine girsin diye çalışma başlatılmış.
Ama ne bir AVM vitrininde afişi var.
Ne bir okulun etkinlik takviminde adı.
Onlarda kabak oyulur, kapıya konur.
Bizde aynı kabak tatlı olur, komşuya gider.
Onlarda içi boşaltılıp mum yakılır.
Bizde içi pişirilip kötülük kovulur.
Onlarda kabağın içi boş, bizde şerbetli.
Belki de tartışmanın ilacı burada. Çocuğa maskeyi yasaklamak yerine Bocuk'u anlatsak, kabağı oymak yerine tatlısını onunla birlikte pişirsek, her yıl aynı yerde dönüp duran kavga ilk defa bir yere varır.
Çocuğa Halloween'i yasaklamak kolay, Bocuk'u anlatmak zor. Çünkü önce bizim öğrenmemiz lazım.
Gerçi bu yıl o kabak tatlısına en çok ihtiyacı olanlar belliydi.
Cumartesi akşamı memleketin bir kısmı vampir pelerinini giyip partiye gitti.
Bir kısmı da sarı-lacivert formasını giyip Kadıköy'e.
Partiye gidenler korku filmi izlemeyi planlıyordu.
Kadıköy'e gidenler ise farkında olmadan o filmin içine oturdu.
Her korku filmi gibi bu da mutlu başladı.
Güneşli bir ev. Gülen bir aile. Yeni taşınılmış bir mahalle.
İlk yarı biraz sıkıcı geçti ama kimse şikâyet etmedi. Devrenin son saniyelerinde Guendouzi golü attı, tribün ayağa kalktı, birbirini tanımayan adamlar kucaklaştı. Devre arasında simitler alındı, çaylar içildi, eve mesajlar atıldı: 'Partiye geç kalırım ama mutlu gelirim.'
İzleyici rahattı.
Ama içinde hafif bir kuşku vardı.
Bu sezon benzer filmleri daha önce de izlemişti.
Korku filmlerini bilen bilir. Herkesin güldüğü an, müziğin ilk değiştiği andır.
İkinci yarıda hava ağırlaştı. Göztepe sıkıştırdı, top bir türlü uzaklaşmadı, tribünde konuşmalar azaldı.
Dakika 76: Armstrong.
Evin bodrumundan gelen o ilk ses.
Herkes birbirine baktı.
'Olsun, berabere' demeye kalmadı.
Dakika 78: Andre Henrique.
Bu sefer ses bodrumdan değil, tam arkanızdan geldi.
İki dakika.
Bir çayın demlenmediği, bir kabağın oyulamadığı kadar kısa bir sürede film bitti. Kadıköy'ün derinlerinden önce bir çığlık, sonra istifa sesleri yükseldi.
Partiden dönenlerin yüzündeki solgunluk makyajdı.
Kadıköy'den dönenlerinki değildi.
Cadılar Bayramı'nın en gerçekçi maskesi, 90 dakikanın sonunda Kadıköy'deki yüzlerdeydi.
Çamlıca'dan bir kazan kabak tatlısı gitseydi, belki kötülük kapıdan dönerdi.
Bilimsel olarak kanıtlanmadı tabii.
Ama denenmedi de.
Üstelik film bitmedi.
Çarşamba Liverpool geliyor.
Devam filmi yolda.
Sarı-lacivertlilere tavsiyemiz: Kabağı oymayın, pişirin.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

