Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Inception Filmi Gerçek mi Oluyor? Bilim İnsanları Beyne Sahte Anılar Yüklemeyi Başardı!

-
3 dakikada okuyabilirsiniz

Bugünleri çok bekledik, çok...

Kaynak: http://www.cell.com/current-biology/full...

Konuyu anlamak için kritik olan ve tıp dünyasında oldukça önemli bir yer tutan nöro-geribildirim tedavisinden başlayalım öncelikle.

Nöro-geribildirim tedavisi (NGB), hastanın beyin dalgalarını izleyerek bunları hastaya geri bildirme ve hastanın bu dalgaları doktorun planlayacağı şekillerde değiştirmesini sağlama prensibine dayanıyor.

Bildiğimiz üzere beynimiz milyarlarca hücreden oluşmaktadır ve bu hücreler birbirleriyle iletişim sağlayarak bilgi ağları kurar.

Bu ağlar bir nevi İnternet ağlarına benzemektedir, iletişim bir kısım sinirsel 'kablolar' üzerinden yapılır. Beyindeki bu 'kablolar', doğal olarak beyin hücrelerinden oluşmaktadır. İnternette olduğu gibi, beyin hücreleri, ağlar arası bilgi taşımak için küçük elektrik akımları kullanır.

Milyarlarca hücrenin aynı anda elektrik akımları oluşturması, radyo dalgalarına benzer dalgaların oluşmasına sebep olur.

Nöro-geribildirim, beyin dalgaları olarak ifade edilen bu elektriksel aktiviteyi ölçmek için elektroensefalograf (EEG) kullanır. Beyin dalgalarının bilgileri, bilgilerin grafik ya da video oyunu olarak gösterildiği bir ekrana gönderilir ve kullanıcıya beynindeki aktivite hakkında geribildirim verilir. Bu duruma da nöro-geribildirim demekteyiz.

İşte bilim insanları, tam olarak bu tekniği kullanarak kişiye, kendisi farkında olmadan yeni yetenekler öğretebiliyorlar.

Yalnız yetenek derken sıfırdan gitar çalmayı öğrenmek, araba kullanmayı öğrenmek gibi ciddi yeteneklerden bahsetmiyoruz. Deneyi anlatınca yetenek derken kastettiğimizi de anlayacaksınız zaten.

Deneyde insanlara siyah-beyaz şeritleri olan bir görsel gösteriliyor ve bu görsel her ekrana çıktığında "kırmızı renk" gördüklerini sanmaları sağlanıyor.

Denekler ise bu durumun bilincinde olmuyor, böyle bir yetenek geliştirdiklerini fark etmiyorlar bile.

Bu durum biraz ürkütücü.

Nitekim insanlar farkında olmadan, siyah-beyaz şeritli resim gördüklerinde beyinlerinde kırmızı renk gördüklerine dair bölgenin aktif olması sağlanıyor. Bu bir nevi sübliminal mesaj verilmesi anlamına da geliyor.

Bu durum üzerine biraz kafa yorunca olay daha net anlaşılıyor.

Örneğin her siyah renk gördüğünüzde beyninizde kola içmeye yönelik bir istek oluşturulacak şekilde ayarlamalar yapıldığını düşünürseniz, ne tür bir sübliminal mesaj ciddiyetiyle karşı karşıya kalabileceğinizi daha net anlayabilirsiniz. Tabii tekniğin bu denli geliştirilmesi için daha çok uzun yıllar var önümüzde, yine de beyne kişi farkında olmadan farklı fikirler yüklemiş olmak çok büyük bir adım.

Deneyin yapılışı da bir hayli ilginç.

Denekler bir ekranın karşısına oturtuluyor ve 3 günde yaklaşık 500 kere aynı aktiviteyi yapıyor. Aktivitede ekrana siyah-beyaz çizgiler yansıtılarak kişiye tam merkeze odaklanması gerektiği söyleniyor ve tek bir komut veriliyor: "Zihnini odaklamaya çalış.".

Her bir seans sırasında ne kadar iyi odakladıklarına göre bir miktar para veriliyor, daha iyi odaklama daha çok para anlamına geliyor.

Bilim insanlarının odaklama konusundaki kriteri ise beyindeki "kırmızı" renge karşılık veren alanın aktif olması.

Burada devreye bilinçaltı giriyor.

Yani kişi bu alanın aktif olduğundan haberdar bile değilken, beyin kendi kendine bir nevi "Bu taraf aktif olunca daha fazla para alıyorum" diyerek ona göre kendini ayarlıyor ve kişi bilinçsiz bir şekilde zamanla siyah-beyaz şeride her baktığında kırmızı renkle ilgili düşünceler geliştiriyor.

Bu üzerinde oynanmış bilinçaltının etkin kalma süresi ise 5-6 ayı buluyor.

Sonrasında deneğin yavaş yavaş normal haline döndüğü ve artık siyah-beyaz şeride baktığında kırmızı ile alakalı düşüncelere sahip olmadığı fark ediliyor.

Ne diyelim, birkaç aylığına bile olsa sübliminal mesajlarla bilinçaltımızla oynanarak istenilen düşüncelerin ekilebileceği gerçeği şimdiden oldukça korkutucu... Elbette bu, bu teknolojinin iyi amaçlarla kullanılacağı gerçeğini görmezden gelmemizi gerektirmiyor.

Onedio IQ'yu Facebook'dan takip etmeyi unutmayın!

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
handenurr

sahte anılar diyince okuduğum "doğuştan yalancı" kitabı geldi aklıma. bu içeriği de öyle bir şey sanmıştım. belki merak eden olur diye buraya da yazayım dedim. sayfa 125: "1995'te Loftus 24 katılımcıya, akrabalarıyla yapılan görüşmelerden öğrenilen çocukluk anılarını sundu. Gerçek anıların yanına bir tane de sahte anı ekledi. Bu kurgusal hikaye akrabalarla da kontrol edildi. Sahte ve inanılır olduğundan emin olundu. Sahte anılardaki ortak tema, çocuğun ebeveynleriyle gittiği alışveriş merkezinde kayboluşu ve kibar bir yabancı tarafından kurtarılışıydı. Mesela, Washington'da büyümüş, 21 yaşındaki Vietnam asıllı Amerikalı kadın için uydurulan hikaye şöyleydi. Kadının, annesi ve Tien ile Tuan adındaki iki kardeşiyle K-Mart'a gidişinden bahsediliyordu:

handenurr

'O sıralarda beş yaşında olmalısın. Annen her birinize yabanmersinli dondurma almanız için biraz para verdi. Sıraya ilk giren olmak için önden koştun ve nasıl olduysa yolunu kaybettin. Tien seni yaşlı bir Çinli kadının yanında ağlarken buldu. Sonra üçünüz dondurma almaya gittiniz.'

handenurr

Katılımcılara önce dört olayın açıklamasının yapıldığı kağıtlar verildi. Sonra onlardan hangi olayları hatırladıklarını yazmaları ve bazı detayları da eklemeleri istendi. Bunun ardından, her biriyle bir hafta içinde ikişer kez görüşüldü. Böylelikle kurgusal olan dahil, dört olaya ilişkin hatıraların katılımcıların zihninde tazelenmesine zemin sağlandı. Olaylardan birinin kurgulandığı belirtilip bunun hangisi olduğunun tahmin edilmesi istendi. Beş kişi "alışveriş merkezinde kaybolma" hikayesini gerçekten yaşanmış olarak hatırladı ve orjinal kurguda yer almayan detaylarla onu destekledi.

handenurr

Bir katılımcı kendisini kurtaran adamı tarif etti: "Mavi bir fanila giymişti... saçları biraz dökülmüştü ve yer yer aklaşmıştı, gözlüklüydü." Hafızamızda gölgede kalan yerler bize gösterildiğinde bu boşlukları doldurma -ya da konfabülasyon yapma- eğilimi gösteririz. Vietnam asıllı Amerikalı kadın, K-Mart'ın parlak ışıklandırması altındaki kaygan koridorlarda koşturduğunu ayan beyan hatırladı. Bir başka katılımcı, çalışmanın sonunda kendisine bilgi verildiğinde buna inanmakta güçlük çekti. Öyle ki, ebeveynlerini arayıp olayla ilgili bilgi istedi; ikisi de böyle bir şeyin hiç gerçekleşmediğini doğruladı."

handenurr

Şu an kitabı açıp bir çırpıda yazdım sayfayı. onedio'da karakter sınırı olduğu için biraz kopuk kopuk oldu, kusura bakmayın... Umarım çok fazla yazım hatası yapmamışımdır. :)

svsdmr055

İlluminati is coming

mehmetygt.yoruk

Beyne sahte anı eklenmesi demek beyin yıkaması demektir buda bu güce sahip olanların bir anda diktatöre dönüşeceği anlamına geliyor

kordi

eveeet.. robotlar yapay zeka yaslilik geni beyne anı derken yavas yavas sona dogru geliyoruz. adinada kiyamet dicekler ahahah

vertenyan

aslında lucid rüyayı biraz daha uzun yaşayabilsek kontrollü tecrübeler yaratamaz mıyız, in may opinyın

Başlıklar

BilimFacebookSiyah Beyazolayonedio
Görüş Bildir