Her Gün Kullandığınız Bu 18 Kelimenin Asıl Anlamlarını Öğrendiğinizde Beyninizde Havai Fişekler Patlayacak!
Türkçe'nin zenginliğine hayran olmak için öyle derinlere inmeye gerek yok, konuştuğumuz herhangi bir kelime bile bizleri şaşırtabilecek bir hazineyi ardında saklıyor olabilir.
1. İki ayrı anlam, iki ayrı dünya.
Güncel Türkçe Sözlük'te "çilemek" fiili için hem "ıslanmak, nemlenmek" hem de "bülbül şakıması" ifadesi geçer.
— Alp Paksoy (@PaksoyAlp) July 31, 2018
Şarkıda da "Çile bülbülüm!" sözü "Öt bülbülüm." manasına gelir. Ne de olsa şarkı "Bülbülüm gel de dile..." şeklinde başlamaktadır.
2. Küdegü Bilig de bilginin sponsoru mu oluyor o zaman? Neyse...
"Küd" sözü Eski Türkçede "göz kulak olmak" anlamına gelir. Bu sözden "küdegü" diye bir sözcük türemiştir. "Düğün sahibi" ya da bir nevi "sponsor" anlamına gelir.
— Alp Bey #YürüyenTDK (@PaksoyAlp) 30 Temmuz 2018
Şimdilerde bu kelimeyi "güvey" olarak kullanıyoruz. Düğünü neden erkek tarafının yaptığı da anlaşılmıştır sanırım.
3. Vaktiyle evreni bir isim olarak kullanmıyormuşuz.
"Evir-" fiili "döndürmek" manasında. Kainatın hep bir döngü hâlinde olmasındandır ki "evir-" fiilinden "evren" sözü türemiş.
— Alp Bey #YürüyenTDK (@PaksoyAlp) 18 Temmuz 2018
Bu söz, şimdilerde "kainat"ın eş anlamlısı olarak kullanılsa da eskiden "çark, döngü" anlamına gelmekteydi.
"Bolu birsü evren tuçı evrilü"
(K.B. 1069)
4. Biz 'Ali' ve 'nazik' ile ilgili bir hikâye bekliyorduk aslında.
Arapça "naizak" sözü "şiş" demektir.
— Alp Paksoy (@PaksoyAlp) July 27, 2018
"Şişte pişirilen yemek/şiş kebap" ise "ala'n-naizak" adını almış.
Bilin bakalım hangi güzel dil bu yemeğin adını "alinazik" yaptı?
5. Türkçe'nin evrimi bazı kelimelerin köklerini farklı noktalarda bırakmasına yol açmış.
Türkçede "yarmak" fiiliyle türetilmiş çok kelime vardır.
— Alp Bey #YürüyenTDK (@PaksoyAlp) 19 Temmuz 2018
"Yara, yarım, yarış, yırtmaç, yırtıcı..." gibi.
İlginçtir ki "ırmak" ve "irmik" sözleri de aynı köktendir.
"Ir-/yır-" fiili "yarmak, ayırmak" manasında. Bildiğimiz "ırmak" ile "kırık buğday" olan "irmik" de bu köke aittir.
6. Ardındaki tarihe bakar mısınız?
"Papara" sözü "ekmek, peynir, süt ile yapılan yemek" demek.
— Alp Paksoy (@PaksoyAlp) July 21, 2018
"Papara yemek" deyimi ise "azarlanmak" manasında.
Eskiden İstanbul'a ekmekler bazen deniz yoluyla gelir, gelirken baya ezilir, deniz suyuna bulanırmış. Bu ekmeği yemek zorunda kalan “çocuklar” da bu deyimi çıkarmış.
7. Tünaydının nasıl ortaya çıktığını merak etmeyenimiz yoktur.
"Gün/kün" sözünden "güneş, gündüz" gibi kelimeler türemiş. 1923'ten sonraysa "Günaydın!"ı türetmişiz. Bu gayet mantıklı.
— Alp Bey #YürüyenTDK (@PaksoyAlp) 17 Temmuz 2018
"Tün/dün" sözü ise Eski Türkçede "gece" anlamındayken biz 1932'den sonra "öğleden akşama kadar geçen süre" için kullanıp "Tünaydın!"ı çıkarmışız.
8. Türkçe sadece yabancılar için değil, bizim için bile bir labirent!
"Yum-" fiili "kapatmak, top yapmak" anlamındadır ve "yuv-" eylemiyle eş kökenlidir.
— Alp Bey #YürüyenTDK (@PaksoyAlp) 12 Temmuz 2018
Buna göre "yumak, yumru, yumurcak, yuva, yuvarlamak" hatta ve hatta "yumruk" ve "yumurta" sözcükleri de bu "yum-/yuv-" kökünden gelir.
Türkçe bu...
9. Bunu tahmin etmesi hayli zor.
"Yol yordam bilmek" demek, hem "yolu" hem de "yürümeyi" bilmek demektir. "Yordam" sözünün kökü olan "yorı-/yöri-" fiili "yürümek" anlamındadır.
— Alp Paksoy (@PaksoyAlp) July 9, 2018
Fazla veya hızlı "yürümenin" sonunda neden "yorgun" kelimesini tercih ettiğimiz şimdi daha iyi anlaşılıyor.
10. Güvercinlerin gökle bir bağlantısı olmalı... Var!
Eski Türkçedeki "kök/gök" sözü "mavi" anlamında. Bu köke "-er" eklediğimizde "köğer"i elde ediyoruz. "Köğer"e de genelde renk adı yapan "-çin"i eklediğimizde "köğerçin"i buluyoruz.
— Alp Paksoy (@PaksoyAlp) July 6, 2018
Yani bildiğimiz "güvercin."
Yine "laçin (şahin), bıldırcın" hatta "sarışın" da bu ekle oluşmuş.
11. Amca kelimesinin kökenini bazen İtalyanca'da bazen de binlerce yıl öncesi Türk geleneklerinde arayabiliyoruz. Peki ya teyze?
"Tağay/tay" sözü Eski Türkçede "anne tarafından akraba" anlamındadır.
— Alp Paksoy (@PaksoyAlp) July 2, 2018
"Eze/ece" sözü de "abla" demektir. Bu iki sözcüğü birleştirdiğimizde ortaya "teyze" sözü çıkıyor.
Ne kadar da birleşik olduğu belli olmayan bir sözcük...
12. Bedava yerine 'rüzgar getirdi' demeye var mısınız?
Farsçada "bād" sözü "rüzgâr" demek, "cāh" ise "yer, geçit" manasında. Bu iki söz birleşip n'olmuş? Bravo, "baca."
— Alp Paksoy (@PaksoyAlp) June 29, 2018
Yine Farsçada "āvar" sözü "getirmek"tir. Başına "bād"ı koyarsak "bādāvar" olur.
Türkçeleştirirsek: Bedava. Yani "rüzgâr getirdi."
13. Mahzenden mağazaya...
Arapça "hazn" sözü "depolama" manasında. Bu kökten "depo" anlamında "hazine" türemiş. "Mahzen" de bu köke ait.
— Alp Paksoy (@PaksoyAlp) June 18, 2018
Şimdilerde anlamı epey değişen "magazin (mahazin)" de bu kökten.
Bu söz İtalyanca, Fransızca, İngilizcede "ambar" anlamında kullanılmış, sonra da "mağaza" olmuş.
14. Diller arasındaki bazı benzerlikler insanlığın ortak mirasını sorgulatıyor.
Eski Türkçede "yağız" sözcüğü "kahverengi, yanık renk" manasına gelmektedir. Kökü ise "yak" fiilidir.
— Alp Paksoy (@PaksoyAlp) June 21, 2018
İngilizcedeki "brown (kahverengi)" sözünün de "burn (yakmak/yanmak)" fiilinden geldiği düşünülmektedir.
Güzel rastlantı.
15. İşte bu bilgi, güzel bilgi.
Çoğu kişi "güzel" sözünün Arapçadan geldiğini zanneder. Sanırım "gazel" sözüne yakın diye...
— Alp Paksoy (@PaksoyAlp) May 17, 2018
"Güzel" sözcüğü Türkçe "göz" sözünden "gözel" şeklinde türemiştir. Eski Türkçedeki hâli "görklü, gökçek" sözcükleridir.
Mantıklı türetme. Ne de olsa "güzel"i "göz" görür.
16. Türkçe, saflığıyla değil, birçok dilden beslenip zenginleşmesiyle özel bir dil.
"Karantina" sözü Latince "quadraginta"dan türemiştir. "Kırk günlük yasak" manâsına gelmektedir. Bu kökten türeyen "kare, kadraj, kadran, karo, katrilyon, kerte, kadro..." gibi sözcükler de vardır. Hepsi "dört"le alakalı.
— Alp Bey #YürüyenTDK (@PaksoyAlp) 20 Nisan 2018
"Kadro" sözünün de asıl anlamı "çerçeve"dir.
17. Zenci ve Zanzibar arasındaki köprüyü tahmin etmemiz mümkün olmadı.
"Zenci" sözünün kökü Farsça "zang"tır. "Pas" manasındadır.
— Alp Bey #YürüyenTDK (@PaksoyAlp) 16 Nisan 2018
Farsça "zangî (zenci)" sözü, Arapçaya "zanci" olarak geçmiş, oradan da dilimize gelmiştir.
Afrika'nın doğusunda bir ada olan Zanzibar da adını bu kökten almıştır.
"Zenci gelen yer/zencilerin yeri" anlamındadır.
18. Pişmaniye üzerinden pişmanlıkla ilgili şakalar yapacak olanlara duyurulur.
Aslında “pişmaniye”nin “pişmanlıkla” hiçbir alakası yok.
— Alp Paksoy (@PaksoyAlp) April 7, 2018
“Pişmaniye” sözü Farsça “paşm” kökünden türemiştir. Bu sözcük “yün” manâsındadır. “Paşmīna” da “yünlü şey” anlamındadır ve “pişmaniye” sözcüğü bu sözden ortaya çıkmıştır.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!


Yorum Yazın