Hayatınıza Sümük Gibi Yapışan O İlişkiden Neden Kurtulamadığınızı Açıklıyoruz!

-

Boşa giden paralar, kopamadığımız ilişkiler... Hepsinin bir sebebi var.

Bu içerik hazırlanırken Kreatif Biri ve The Positive Psychology People sitelerinden yararlanılmıştır.

Birazdan size bahsedeceğimiz şeyden muhtemelen hepimiz muzdaribiz, sadece bugüne kadar hiç fark etmedik. İşimizde, okulumuzda hatta ilişkilerimizde büyük etkisi olan bu durum, hayatımızın rotasını belirliyor aslında.

Bizi içten içe tüketen, hani şu hepimizin yaşadığı tükenmişlik hissini iliklerimize kadar hissettiren güzelim duygunun başlıca sebebi belki de Concorde yanılgısı. 

Körü körüne bağlandığımız ilişkilerimiz veya yenilgisini kabullenemediğimiz işimiz gibi hayatımızda psikolojimizi alt üst eden meseleleri kafasına takmayan var mı? Fakat ötesine geçerek bunu saplantı haline getirmeye başladıysanız, size koyacağımız teşhis 'Concorde Yanılgısı'.

Peki bizi bambaşka bir insan haline getiren bu yanılgı nasıl keşfedilmiş?

1996 yılında Concorde yanılgısı, Concorde isimli bir uçağın başarısız uçuş denemelerine rağmen, bu uçağa yatırım yapan bir grup insanın umudunu kesmeyerek para aktarmaya devam etmesiyle ortaya çıktı. Bu yatırımcılar aslında aklı başında insanlar fakat geçmişteki hataları göz ardı ederek paralarını tam anlamıyla havaya saçmaları sayesinde canlıların saplantılı yönelimlere açık olduğu tespit edildi.

Yok ya benim hiç öyle dertlerim diyenlere cevabı zoologlar veriyor.

Concorde yanılgısı teorisi, evrim teorisinin bir parçası olarak zoologlar tarafından ortaya konan bir teori. Hayvanlar eş seçimi gibi konularda, tıpkı bizlerde olduğu gibi büyük bir emek veriyorlar. Yuva kurmadan önce hayvanlar önlerine engel çıkması durumunda, nesillerini devam ettirme iç güdülerine rağmen, bu sorumluluğu alıp almama kararı veriyor. Engelleri kabullenen  hayvanlar, eşlerinin yuvayı terk etme riskini göze alarak hayatlarına devam ediyorlar.

Geçmişte yaşadıklarımız mı? Yoksa geleceğe dair umutlarımız mı?

Gelelim bizi bu duruma var gücüyle sürükleyen bilinmezliğe...

Aslında bu soruları şu şekilde de sunabiliriz; Mantığın sesi mi? Yoksa duygularımıza mahkum olmak mı? Her birimiz evrimin birer puzzle parçası olarak, birbirimizden oldukça farklı doğrulardan oluşuyoruz. Duygularımızı ve mantığımızı aynı çatı altında değerlendirmek zaman zaman zor olabiliyor. Hayatı uçlarda yaşamak, ortaya dökülen bir emeği gözümüzde fazla büyütüp asıl sonucu hiçe saymak, ilişkilerimizi saplantı haline getirmek gibi aşırılıkları normalleştirmek bizleri daha da dibe çekecektir.

Belki düzelir diye geçen zamanlar, belki tutar diye harcanan paralar kendinizi bu yanılgıya sürüklemeyin.

Sınırlı bir yaşam süremiz olduğunu göz önünde bulundurunca, haklı olarak işimize verdiğimiz vakit ve ilişkimize verdiğimiz emeği bir çırpıda gözden çıkaramıyoruz. Lakin kendimize ve çevremize zarar verme boyutuna gelecek kadar yersiz bir inatla yaşamak herkesi gereğinden fazla yorar. 

İhtimaller hayatımızın her noktasında olsa da, gerçekleri görmezden gelip kendimizi kandırmak için hayat çok kısa dostlar. Pişmanlık dolu bir hayat yaşamamak için mantığımızın sesini açmamız gerek.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
yamur22154282

yapamıyoruuuum

ankhe

Sarımsaklı yoğurtlu makarna yiyince geçiyor aslında ^_^

tolga-aydin12

baştan sonra doğru. sonrasında uykusuz geceler, gecenin 03:30'unda kapıdan içeri bakıp sana el sallayan flu mahluklar görme, saat başı 4-5 defa gelen ağlama krizleri, içilen antidepresanların kafayı iki saat için beton gibi yapması, ardından gelen intihar isteği-sırf diğer insanlar üzülsün duygusu ile; 3-4 gün yemek yemeden sadece bira+sigara ile hayatta kalma, akılda deli sorular...sonra alışıyorsun ve hayata dönüyorsun.

sinem-suel

bu şey diilmi ya ben :/

Görüş Bildir