Görüş Bildir

Görüntüsüyle Hepimizi Büyüleyen Kuzey Işıklarının Çıkardığı Ürkütücü Sesi Duymuş muydunuz?

Anasayfa > Cool

Yüzyıllardır hem bilim insanlarının hem de kutup dairelerinin içinde yaşayanların aklını kurcalayan bir iddiaya göre, kutup ışıkları (hem kuzey hem de güney) kulağımızla duyabileceğimiz sesler çıkarıyor. Bu iddianın nasıl ortaya çıktığını ve gerçek olup olmadığını merak ediyorsanız içeriğimize buyurun. 👇

Kaynak: https://www.livescience.com/people-he...

Kutup ışıkları gezegenimizde manyetik alanın en güçlü olduğu kutup bölgelerinde ortaya çıkıyor.

Kutup ışıkları gezegenimizde manyetik alanın en güçlü olduğu kutup bölgelerinde ortaya çıkıyor.

Işıkların ses çıkardığına dair iddialar geçmişte nadiren de olsa ortaya atıldı ve bilim insanları tarafından kesinkes reddedildi. Ancak 2016'da yayımlanan bir çalışmada, kuzey ışıklarının gerçekten de ses çıkardığı kanıtlandı. Araştırmacılardan biri sesleri kaydettiğini bile belirtti. Öte yandan sesin nasıl oluştuğu ve hangi koşullarda duyulabileceği hâlâ gizemini koruyor.

Kutup ışıklarının çıkardığı sesler, 20. yüzyılın başında tartışma konusuydu.

Kutup ışıklarının çıkardığı sesler, 20. yüzyılın başında tartışma konusuydu.

Özellikle Kuzey Kutup Dairesi içerisindeki yerleşim yerlerinin sakinleri, bazen gökteki büyüleyici ışıklara seslerin eşlik ettiğini iddia ediyordu. Görgü tanıkları, kuzey ışıklarının göründüğü esnada neredeyse algılanamayan bir çatırtı veya gümbürtü sesi duyduklarını söyledi. 1930'ların başında Shetland Adaları'nın haftalık yayımlanan gazetesinde sesleri 'ipeğin hışırdamasına' benzeten yorumlar yer aldı.

Kuzey Kanada ve Norveç'te de benzer görüşler belirtildi.

Kuzey Kanada ve Norveç'te de benzer görüşler belirtildi.

Ancak bilim camiası, özellikle de çok az sayıda Batılı kâşifin bu anlaşılması zor sesleri duyduğunu belirtmesi üzerine seslerin varlığına ikna olmadı. O dönemlerdeki ses raporları daha çok kuzey ışıklarının yükseklik ölçümleriyle bağlantılıydı. Yalnızca atmosferin alt kısımlarındaki ışıkların insan kulağıyla duyulabilecek sesleri iletebileceği düşünülüyordu.

Ölçümlere göre seslerin duyulması imkânsızdı.

Ölçümlere göre seslerin duyulması imkânsızdı.

1932-1933 İkinci Uluslararası Kutup Yılı etkinliğinde, çoğu ışıkların Dünya'nın 100 kilometre üzerinde oluştuğu ve ışıkların nadiren 80 kilometrenin altına indiği belirlendi. Bu da, ışıkların neden olabileceği seslerin yüzeye iletilmesinin imkânsız olduğu anlamına geliyordu.

Bulgular göz önüne alındığında bilim insanları bu seslerin varlığını reddetti.

Bulgular göz önüne alındığında bilim insanları bu seslerin varlığını reddetti.

Seçkin fizikçiler ve meteorologlar konuya şüpheyle yaklaştı ve ışık seslerini halk hikâyesi ve işitsel yanılsama olarak değerlendirdi. Radyo teknolojisinin gelişmesinde emeği geçen İngiliz fizikçi Sör Oliver Lodge, seslerin, kuzey ışıklarının canlı görüntüsü sonucunda oluşan psikolojik bir durum olabileceğini belirtti.

Lodge'unkine benzer başka görüşler de ortaya atıldı.

Lodge'unkine benzer başka görüşler de ortaya atıldı.

Meteorolog George Clark Simpson, ışıkların, muhtemelen alçak bulutların neden olduğu optik bir yanılsama olduğunu savundu. Öte yandan, 20. yüzyılın kuzey ışıkları konusundaki öne gelen bilim insanı olan Carl Størmer, iki asistanının kuzey ışıklarını duyduğunu belirttiği kayıtları yayımladı ve bu kişisel anlatılara biraz da olsa meşruiyet kazandırdı.

Størmer asistanları duydukları şeyleri farklı şekillerde ifade etti.

Størmer asistanları duydukları şeyleri farklı şekillerde ifade etti.

Hans Jelstrup, 'dalgalı, ışıkların titreşimlerini takip ediyormuş gibi duran, oldukça ilginç, hafif bir ıslık sesi' duyduğunu söylerken Bay Tjönn 'yanan çimen ya da sprey' gibi bir ses işittiğini belirtti. Her ne kadar inandırıcı ifadeler olsa da, ikisi de kuzey ışıklarının nasıl ses çıkartıyor olabileceğine dair fikir belirtmedi.

Cevabı aslında 1923'te Kanadalı bir gökbilimci verdi.

Cevabı aslında 1923'te Kanadalı bir gökbilimci verdi.

Ünlü Kanadalı gökbilimci Clarence Chant, tereddütle de olsa, kuzey ışıklarının hareketinin Dünya'nın manyetik alanını değiştirdiğini ve epey uzakta olsalar bile atmosferin elektriklenmesinde değişikliklere yol açtıklarını belirtti. Bu elektriklenme, yüzeyle temas edince yüzeyin çok yakınlarında parazite benzer bir çatırdama sesi meydana getiriyor.

Ses pek çok farklı noktada ve şeyde oluşabiliyordu.

Ses pek çok farklı noktada ve şeyde oluşabiliyordu.

Bunlara, gözlemcilerin giysileri ve gözlükleri ya da köknar ağaçları ve binaların dış kaplamaları gibi çevredeki nesneler de dâhildi. Chant'ın teorisi verilen ses ifadeleriyle de uyuşuyordu ve kuzey ışıkları görüldüğü esnada duyulan elektrik kıvılcımının metalik kokusuna benzer olduğu belirtilen ozon kokusunun duyulmasıyla da desteklendi.

Ancak Chant'ın çalışması 1920'lerde gözlerden kaçtı.

Ancak Chant'ın çalışması 1920'lerde gözlerden kaçtı.

1970'lerde iki kutup ışığı fizikçisinin tarihi kanıtları incelemesi sonucunda fark edilerek kabul gördü. Chant'ın teorisi günümüzde bilim insanları tarafından büyük ölçüde kabul görüyor. Ses oluşum mekanizmasının nasıl çalıştığı konusunda tartışmalar sürerken, ışıkların %5’inde sesin oluştuğu ve insan kulağıyla duyulabildiği kesin olarak kabul ediliyor.

Bu içeriklere de göz atabilirsiniz 👇

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
30
13
8
7
4
4
1
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?
Ezgiliçe

E hani ses ?