Ebeveynlerinin Gelir Düzeyini Geçemeyen İlk Nesil Olarak Derin Bir Karamsarlık İçine Düşmemize Neden Olan Durumlar

1.7bPAYLAŞIM

Araştırmalar ortaya koymuş ki, Y jenerasyonu olarak ekonomik durumumuz ebeveynlerimizin yanına bile yaklaşmıyor... Doğal olarak bu durumun da psikolojimiz üzerinde iç karartan etkileri oluyor.

1. Sürekli "Ben senin yaşındayken" karşılaştırmasına maruz kalıyoruz fakat gerçek şu ki, ebeveynlerimizin bizim yaşımızdayken yaptığı şeyleri 10 yıl çalışsak bile yapamıyoruz kimi zaman...

Hayallerimiz şu şekilde artık: "30'da evlensem, 35'te ilk çocuk, 40'ta araba, 45 gibi bir ev alırız, borçları 50'de bitse..." 

 Twitter

2. Ebeveynlerimizin birkaç yıllık çabayla ev, araba alabildiği yaşlarda hala 20 bin lirayı geçmeyen KYK borcumuzu nasıl ödeyeceğimizi düşünüyoruz...

Öyle ya, çoğumuzun ebeveynleri bizim yaşımızda çoktan çocuk sahibiydi. Kazandıklarını eve, arabaya dönüştürmeleri çok da uzun zamanlarını almamıştı... Kime sorsanız böyledir bu, 25 yaşında arabaları vardır eskilerin, bir iki sene sonra evlerini almışlardır. Biz ev tutamıyoruz şimdi. 

Twitter

3. Küçücükken ebeveynlerimiz bizi "Kırmızı olsun 3 kuruş fazla olsun" mentalitesiyle büyütmüşken, artık hiçbir şeyin daha iyisini almaya gücümüz yetmiyor.

Hatta daha iyisini de unutun, en kötüsü bile o kadar pahalı ki!

Twitter

4. Can çekmesi, can çekmesiyle kalır oldu mesela... Önceleri misafirliğe tatlısız gidilmezken, şimdi kendi ailemiz için bile alamıyoruz böyle küçük şeyleri.

Zaten dışarı çıktığınız an gidiyor bir şekilde para, anlamıyorsunuz bile. Gerçekten arkadaşlarımızla parkta oturup gülebildiğimiz günleri özledik. Böyle ayda 4 kere görüşüp maaşın çeyreğinin gittiği günler bizi üzüyor. 

Twitter

5. En kötüsüyse, bir zamanlar ekonomik durumu iyi olan ailenizin de kötü durumda olduğunu görmek!

Elinizden geldiğince yardımda bulunursunuz ama zaten kendiniz de zar zor geçiniyorsunuzdur. Ailenize bağlı yaşıyorsanız da ihtiyacınız varsa bile söyleyemezsiniz. En ufak sıkıntıyı belli etmemek için kırk takla atarsınız o yüzden...

Twitter

6. Bir de o aileyi çok özlemek ama fahiş bilet fiyatlarından dolayı asıl ihtiyaçları geri plana atmadan yanlarına bile gidememek...

Nerede o ninelerimizin, dedelerimizin otobüse atlayıp tüm akrabaları şehir şehir gezdiği günler? 6 ayda bir ya da iki kez gücümüz yetiyor bilet almaya.

7. İşe alınmak için belli eğitimlere ihtiyaç duymanız, o eğitimlerin de aşırı pahalı olması, paranız olmadığı için eğitime de gidememek, işe de alınmakta zorlanmak... O kısır döngü.

Bu sırada borçlar birikir, ihtiyaçlar çoğalır, altından kalkılamayan şeylerin ağırlığı artar da artar...

8. Ebeveynlerinizin iki çocuk sahibi olduğu yaşta akraba çocuklarına bayramda bile harçlık verememek...

Küçükken 5 lira harçlığa sevinirdiniz, ergenlik yıllarında 5 liranın çok olmadığını fark etmiştiniz. Şimdiyse o 5 lira tıpkı bir küçük çocuk gibi büyür oldu gözünüzde.

9. Tatile gitmek için 2-3 yıl boyunca para biriktirmeniz gerekmesi ve yine de bunun cebinizi sarsması...

Doğrusunu söylemek gerekirse pikniğe gitmek bile sarsıyor artık bütçemizi. Hafta sonu havuzu falan da unutun o yüzden...

Twitter

10. Ev tutmak ve bu evin giderlerine yetişmek için iki kişinin orta seviyede bir geliri olmasının bile yetmemesi...

En eski evler bile el yakan fiyatlara kiraya verilir oldu. Mutfak alışverişi, aidat, fatura derken o maaşlardan biri zaten gitti. Evden çıkmayalım bari artık, ne yapalım...

Twitter

11. Elektronik aletler bozulacak diye ödünüzün kopması, çünkü yerine yenisini koyamayacağınızı bilmek.

Çünkü elektronik aletlerin en kalitesizi bile maaşınızla neredeyse aynı fiyata çıktı. İhtiyaçtan onu alsanız o da iki gün sonra bozulacak.... Ne yapacaksınız?

12. "Köşeye altın atayım" diyememek...

Öyle ya, ebeveynlerimiz "yastık altı" bankalarına çok güvenirlerdi biz büyürken. Ele geçen para hemen altına yatırılır, birikim yapılırdı... Soruyorum size, kaçımız bugüne kadar ihtiyaçlardan artırıp da köşeye biraz birikim koyabildik?

13. Meyve, sebze satın alırken bile kılı kırk yarmak, en son et aldığınız zamanı hatırlamamak...

Küçükken meyve tezgahlarında pahalı diye ananaslara bakar, tadını merak eder, büyüyünce alabileceğimizi hayal ederdik 😅 Dümdüz elma alırken iki kere düşündüğümüz günlere hoş geldiniz...

14. İkinci, hatta üçüncü işi kovalamak.

Öyle ya, artık bir maaş neredeyse kimsenin ihtiyaçlarını karşılamıyor. Bu yüzden birçok kişi ikinci bir iş arıyor, yarı zamanlı çalışıyor, yevmiyeli işlere gidiyor... Dinlenecek zaman bile bulamıyorlar bu yüzden de. Bu gözler köfte ekmek satan bilgisayar mühendisi gördü, daha ne olsun?

15. Reklamlarda gördüğümüz duş jelinde yüzen ablaların sadece televizyonda kalması... Çünkü kişisel hijyen bile lüks oldu artık!

Kişisel hijyen için temel ihtiyaçlar: Şampuan, sabun, duş jeli, diş macunu, diş fırçası, hijyenik ped... Bunlardan en ucuzunun fiyatı 8-14 lira civarında. Onlarda da resmen kimyasal şeylerin vücudunuza temas ettiğini hissediyorsunuz. Bir yandan da almak zorundasınız. E, ne olacak şimdi? Bir pazar alışverişi kadar para da bunlara gidiyor.

16. Ailecek ayda yılda bir çıkılan yemeklerin sıfıra inmesi... Malum, tek kişilik yemek bile düşündürüyor artık bizi.

Maalesef ailecek oturabileceğiniz en lüks sofra gözlemecinin yer sofrası falan artık. Boşuna insanlar ailecek zaman geçirmek için AVM'leri tercih etmiyor... Hiçbir şey satın almak zorunda kalmadan zaman geçirebileceğiniz bir yer çünkü.

Sizin içinize dert olan benzer konular neler? Yorumlarda paylaşmayı unutmayın!

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
sax

Ananem hayatı boyunca çalışmamış ve 3 yerden maaş alan kendi evi olan bir kadın, toplu taşımaya ücretsiz binme hakkı var. Biz bu ananem gibi insanların evlerinde kirada oturup vergimizle havadan aldıkları maaşlarını ödüyoruz ve bu insanların çoğu bir de gidip akpye oy veriyor. Her şeyin üstüne gelip seni beni eleştirmiyorlar mı deliriyorum.

feyk

mevcut trendin 2 ana nedeni var: birincisi globallesme, ikincisi otomasyon. globallesme starbucks, g00gle, apple gibi cok basarili sirketlerin dunyanin her kosesine kolayca ulasmalarini, yerel sirketleri kolayca sektor disi birakmalarini sagliyor. ikincisi otomasyon bu sirketlerin minimum is gucu ile cok buyuk uretim ve hizmet sunma gucune ulasmalarini sagliyor. neticesinde ortalama vasifdaki bir insanin is bulabilecegi yerel secenekler azaliyor. otomasyon ve globallesme yeni bir sey degil, ama gecmiste yok olan her is kolu icin yeni is alanlari hizmet sektorunde aciliyordu. bugun ise makinalar her gun yeni bir isi insandan daha iyi yapmaya basladilar. ornegin artik bankalari aradiignizda karsiniza insan cikmiyor. sorularinizi once makina cevapliyor. batida koca koca fabrikalar bir kac on kisi ile calisiyor. tum uretimi otomasyonla makina yapiyor. neticesinde bir suru insan issiz kaliyor. ortalama insanin bulabilecegi is imkanlari azaldikca hali ile geliride dusuyor.

feyk

30 yildir yasadigimiz surec bu. endustri devriminden bu yana ilk kez bir kusak oncekinden daha az gelire sahip ve ne yazikki bu gidisat gitgide daha kotu olacak. su an gelecegin nasil olacagini kimse kestiremiyor. keza tuketime dayanan bir sistem insanlar is bulup para kazanamadiginda nasil yuruyecek. gelecegin ne getirecegini kestirmek gercekten cok zor.

ufukdiyoki

Hatırlıyorum. Altın 293 lira iken elimde biraz nakit vardı. "Oha 293 olmuş beee altın almak içimden gelmiyor" demiştim...

arsenic

Çünkü bizim çocukluğumuzda eğitim bu kadar paralı bir olay değildi. Şimdi devlet okullarına zorda kalmadıkça kimse göndermemeye çalışıyor çocuğunu. Eskiden aile içi destek varmis, buyuk anne, dedelerle bir arada yasandigi icin cocuk büyütmek için bu kadar çaba sarfedilmiyor ve insanlar birbirlerine nefes aldırabiliyormuş. Şimdi çekirdek ailede anne babalar çok yalnız. Çocuklar sokakta rahatça oynayıp sosyalleşebilirken şimdi sosyalleşmesi için aktivitelere götürüp para ödüyoruz. Benim babam eskinin asgari ücretiyle dört çocuk okuttu, büyüttü, meslek sahibi yaptı, ev sahibi yaptı. Şimdi biz günü kurtarıyoruz. Gerçekten çok zor bir dönemde yaşıyoruz ve ülkemizde inanılmaz değişimler oldu. Rejim değişti, milyonlarca Suriyeli ve Afgan göçmen geldi ve sürekli çoğalıyorlar. Ülkemiz nedenlerini kimsenin tam olarak bilmediği bir savaşın içinde. Yani işbu tabloya bakınca analarımız babalarımız bizden daha şanslı zamanlarda dönemlerini yaşamışlar. Bizim işimiz gerçekten çok zor.

semih-kurnaz

Ağlayın çomarlar bunlar daha iyi günleriniz..

Görüş Bildir