Devrin Şahidi Ahmed Cevdet Paşa'nın Anlatımıyla Islahat Fermanı'nın İlanı ve İronik Anılar

-
2 dakikada okuyabilirsiniz

Gerek Tanzimat gerek ise Islahat Fermanı'nın adını sıkça duyarız. Genellikle içeriği, sebepleri ve sonuçları ciltlerce eseri kapsayacak ciddi uzmanlık konularıdır. Fakat biz şimdilik bunlardan sıyrılıp yalnızca Islahat Fermanı'nın ilanını basitçe anlatan Ahmed Cevdet Paşa'dan nakledeceğiz.

19. yüzyıl tarihçisi, edebiyatçısı, devlet adamı ve bir entelektüel olarak tanınan Cevdet Paşa, Islahat Fermanı'nı eserinde şöyle anlatıyor (sadeleştiriyoruz):

Islahat Fermanı okunacak deyü birkaç günden beri bekleniyordu. 18 Şubat 1856 Pazartesi günü Kaymakam Kıbrıslı Mehmed Paşa huzurunda okundu. Ol gün dahi hava fevkalade puslu idi. Dolayısıyla fermanın okunması biraz gecikti. Bu ferman hükmünce Müslim ve Gayrimüslim tebaaya hukuken eşit olmak gerekti. Bu ise İslam ehline pek ziyade dokundu.

''İslam milleti hakim millet iken böyle mukaddes bir haktan mahkum kaldı. Ecdadımızın kanıyla kazanılmış mukaddes milli haklarımızı kaybettik. İslam ehline bugün ağlanacak ve matem edecek gündür'' deyü söylenmeye başladılar.

Dolayısıyla ol gün hava nasıl puslu ise arz odasında ferman okunur iken hazır olanlardan çoğu çatık suratlı idi. Maarif Meclisi azasından Arif Efendi metropolitlerin arkasında duruyordu. Şeyhülislam Efendi'nin nasılsa gözüne ilişmiş ''Gel Arif Efendi dua et'' dedi. ''Allah'ım ümmet-i Muhammed düşmanlarını yerin dibine sok'' gibi bir dua okudu. Diğer ruhani liderler bozuldu. Meclise bir soğukluk geldi.

Hatta Serasker Rüştü Paşa çaktırmadan yardımcılarına dedi ki:

''Bir adam gece geç saate kadar uğraşıp bir uzun makale kaleme alıp da üzerine yanlışlıkla mürekkep hokkasını boşalttığında nasıl olursa, bu duanın okunması da öyle oldu.'' 

Ferman okunduktan sonra hocalardan biri namaz kılarken Said Bey: ''Ne kılıyorsun Hoca Efendi, ferman okundu görmedin mi? Artık Gayrimüslim tebaa ile beraber olacağız'' dedi.

Bu Kaymakam Paşa'ya haber verilince kızgınlıkla Said Bey'i huzuruna getirtip ''senin ağzını yırtarım'' deyü azarladı. Neticede bu Islahat Fermanı'ndan dolayı İslam milleti kırgın olarak, vekilleri eleştirip ayıplar oldular. Ancak bazı alafranga efendilerin yüzlerinin güldüğü görülüyordu. ''Gayrimüslim tebaa İslam ehli içerisine yayılıp mahalleler karışık olunca emlakımızın fiyatı artacak''  dedikleri ve bu yönden memnuniyet duydukları görüldü.

Fransız elçisinin ''Devlet-i Aliyye'nin bu kadar fedakarlık edeceğini ummazdık. Canning (İngiliz Elçisi) ne dediyse vekiller kabul etti. Eğer biraz dayanılmış olsaydı ben bazı aşamada kendilerine yardım ederim'' dediğini duydum.

Fransız elçisinin bundan muradı İslam ehlinin kinini bütün bütün İngiliz elçisinin üzerine yükletmek idi... Elhasıl bir Islahat Fermanı'nın düzenlenmesi zaman ve durumun gereklerinden olup bunu Reşid Paşa (1839'da Tanzimat'ı okuyan Mustafa Reşid Paşa) ve diğer politikacılar tasdik etmekte oldukları halde, bazı maddelerinin düzeltilmesi mümkün iken, vekiller Avrupa'ya hoş görünmek için bol doğradılar ve zamana yayılması gereken bazı şeyleri art arda ilan ettiler.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın

FACEBOOK YORUMLARI

Başlıklar

İngiltereet
Görüş Bildir