Cenaze Sırasında Acıyı Paylaşmak Yerine Saçma Sapan Davranıp Sinir Bozan İnsanlara İki Çift Lafım Var!

-

Size güzel şeylerden bahsetmeyeceğim bugün. Cenaze esnasında düşüncesiz insanların yaptığı, can sıkıcı davranışlara ben de maruz kaldım. Bu insanların artık kendilerini fark edip saygılı olması lazım çünkü. Bunları o insanlar duysun, görsün diye yazıyorum.

Not: Fotoğraflar temsilidir.

Geçtiğimiz günlerde Twitter'da gördüğüm şu tweet, benim de aklıma üzüntü ve sinir bozukluğu dolu bir deneyimi getirdi ve sizinle paylaşmak istedim.

Barış arkadaşıma da baş sağlığı diliyorum.

Hiç kimse, tanıdığı bir insanın sesini son kez o an duyduğunu bilemez. En sevdiklerinize son kez sarıldığınız anları bir düşünün, ne kadar da bihabermişiz hayattan meğer... Benim için de öyle oldu geçtiğimiz birkaç sene önce.

Bu hayattaki en yakın arkadaşımı, şefkatine ve varlığına hayran olduğum bir tanecik babannemi kaybettim seneler önce. Çocukluğumdan beri aşıktım ona. Varlığının verdiği mutluluğu, babaannesini çok seven her çocuk gibi tahmin edersiniz. Dünya yıkılsa gitmez gibiydi, öyle bir ihtimal yoktu. Hatta dünya oluşurken bile o vardı sanki, bu hayat onsuz olmazdı nihayetinde. En azından ben böyle kurgulamıştım; yaşamın mütemmim cüzüydü benim için babaannem.

Henüz bir saat önce telefonla konuşup kahkahalar atmıştık üstelik. Biz babaannemle genelde hep kahkaha atardık. Eğlenirdik, çok eğlenirdik! O telefonu kapattıktan sonra başka bir telefon geldi ve bir daha öyle kahkaha atamayacağımı çok kötü bir şekilde idrak ettim.

Babamın "Nerdesin?" diye sorduğu soru, daha öncekilere hiç benzemiyordu. Bulunduğum yeri söyledikten sonra "Babaanneni kaybettik kızım" dedi. Annesini kaybeden adam, kızının sakin kalmasını sağlamaya çalışıyordu üzüntüsünü erteleyerek. Baba olmak çok acayip bir şey...

Bir şekilde koştum gittim babaannemin kaldırıldığı hastaneye. Hayatımda morg denilen yerin kapısından bile geçmemiştim, bırakın içeri girmeyi... Ambulansla hastaneye kaldırıldıktan sonra vefat etmiş, kurtaramamışlar. Hastanenin kapısında bir yandan "Babam iyi mi acaba?" diye düşünüp bir yandan da içim çıkana kadar ağladığımı hatırlıyorum. O gece hayatımın en ağır gecelerinden biriydi işte. Ertesi sabaha yolcu edecektik ve ben bir babaanne nasıl yolcu edilir bilmiyordum; dahası bunu hiç istemiyordum zaten.

Cenaze günü yaşananların ise hayatta bir karşılığı yoktur büyük ihtimalle: Koşturmaca, defin organizasyonu, üzüntü ve resmi işleri halletme telaşı... Üst üste işler.

Birini kaybettiğinizi, karşınızdaki bazı insanların olaya yaklaşımı ile idrak ediyorsunuz bazen. Mesela ölen kişinin nüfustan düşürülmesi için belgelerin düzenlenmesini isteyen görevli sizden vefat edenin kimliğini istiyor. Bürokratik işlemlerde tamamen yalan olarak yer aldığınızı o an fark ediyorsunuz: bir varsınız, bir yoksunuz. İşte bu kadar basit. Sonra kefen ölçüsü için boy ve kilo soran başka birisi geliyor, gayet normal bir şekilde cevap veriyorsunuz. Birinin yıllarca süren varlığını, boyuyla, kilosuyla ve resmi evrakta yazan ismiyle silinmesini sağlamanız sadece birkaç dakikanınız alıyor. Ne tuhaf, ne acı, ne boş...

Üzüntünün yerini sinir bozukluğuna bıraktığı anlara geçeceğim izninizle. Çünkü biliyorum, her kayıp yaşayan insanın başına bunlar mutlaka gelmiştir.

Hangi birini anlatacağımı inanın bilmiyorum, düşündükçe yeniden sinirlerim bozuluyor ama insanların bunları fark etmesi lazım. Mesela cenaze namazı için toplanan insanların şu soruları beni çıldırttı: "Kaç yaşındaydı?" "Eee olay nasıl olmuş peki?" Yahu orada bir üzüntü yaşanıyor, bunun sırası mı şimdi? Ayrıca bunun kime ne faydası var? Sen eğer orada bulunuyorsan bir acı paylaşmak için, güç vermek için varsın. Vefat eden kişinin yaşına ya da ölüm şekline göre mi üzüleceksin? Yapmayın bunları rica ediyorum.

Daha da fenası, defin işlemi defni sırasında seyretmek için ön sıralara geçen insanları gördüm. Öyle böyle bir arbede değildi hem de!

Bunun sosyolojik karşılığı herhalde "pornografi" olurdu. Yakınları kenarda metanetle beklerken, son görevlerini yapmak isterken ölü bir bedenin yolculuğunu merak eden insanlar birbirinin üstüne çıkıyordu neredeyse. Siz ne yapıyorsunuz ya?

Vefat eden kişinin evinde mevlit okunurken kendinden geçenler mi dersiniz, bomboş konuşanlar mı dersiniz... Hiçbirinin acıyı paylaşmakla ilgisi yoktu.

Bu bahsettiğim insanlar vefat eden kişinin çok yakınları olmasa da tanıyan kişiler. Elbette herkes üzüntüsünü farklı yaşar, bunu sorgulayamayız. Ancak orada sakin kalmak için çaba sarf eden insanlar var. Çok ağlayan en çok üzülen demek değil ki. İnsanların, üzüntüye olan saygılarını sorguladım ister istemez. Bu yaşananlar normal değildi...

Mevlit esnasında dağıtılan kıymalı pide ve ayran seremonisini ise bambaşka boyutlara getiren insanları gördükçe sabrımın son noktalarına gelmeye başlamıştım.

İnanın bana, ben böyle bir çiğlik görmedim. Cenaze evine gelen yiyecekler, cenaze sahibinin bu tür şeylerle uğraşmaması için yapılır. Bir de "ölmüşlerinin canına değsin" diye bir inanış da var. Yani bir hayır, bir anma gibi de yiyecek içecek dağıtılır. Amaç sadece bu, bu kadar! Bakın, o esnada "Ayran yok mu?" diye sağa sola bağıran insanlar, tuz isteyenler hatta pul biber soranlar bile oldu. Ben hayatımda böyle bir saygısızlık görmedim. Bunun acıya ortak olmakla ne ilgisi var söyler misiniz bana?

Cenaze evindeki eşyaların nasıl yağmalandığını hatırladıkça gerçekten kan beynime sıçrıyor.

Daha mezarlıktan yeni gelmişiz, acımız içimizde büyümüş dağ olmuş, oradan birisi kalkıp buzdolabını, kilerde duran erzakları boşaltmaya başladı. Ve çok acıdır, bunu yapan kişi çok yakınımız. Yakınlık derecesini belirtip iyice sizi sinirlendirmek istemiyorum. Ama ben "Şu patatesi ve soğanları da çantana at kızım, eve götürürüz" lafını çok net bir şekilde duydum. Şu kadarını söyleyeyim, ben o akrabamla hala daha görüşmüyorum.

Sonrasında yapılan taziye ziyaretlerinde ise konuşulan bomboş laflar, anlamsız kelimeler o kadar sığ ki...

Mesela bir cenaze sahibini çıldırtan en sinir cümleyi söyleyeyim: "Ölenle ölünmüyor işte..." Eee? Bu ne şimdi? Bakın bu bir teselli değil. Söyleyecek bir sözünüz yoksa ya da durum karşısında tıkandıysanız lütfen sessizliği seçin. Sizin görev diye yaptığınız ziyaretler ve ettiğiniz laflar, karşınızdaki acılı insanı daha da üzebiliyor. Maneviyat bambaşka bir şey, bunu her zaman sözlerle hissettiremezsiniz. Yalvarıyorum, bu tür acı yaşayan insanlara biraz saygı gösterin ve onların daha fazla üzülmesine katkıda bulunmayın.

Bütün bu yaşananların ardından elde kalan tek şey, sevdiğiniz insanı maddesel olarak kaybettiğinizi çok üzücü bir şekilde idrak etmek. Fakat manevi olarak biliyorum ki, sevdikleriniz sizi asla yalnız bırakmaz, siz de onları her zaman içinizdeki en güzel yerde yaşatırsınız.

Ben çok sevdiğim babaannemi kaybettim. Benim yaşadığım kayıp, insanların da yaşamış olduğu kayıplardan sadece bir tanesiydi. Sevdiğiniz insanların sesini son kez duyduğunuzu o an asla bilemezsiniz; hiçbir zaman da bilemeyeceksiniz. Hayat, yaşadığımız mutlulukların ve acıların toplamı işte... Üzüntü, mutluluk, şaşkınlık, korku ne varsa hepsi insana dair. Fakat bir insanı mutlu etmek de, üzmek de sizin elinizde. Lütfen insanların acısını paylaşırken daha düşünceli ve hassas olun. Yapamıyorsanız da sessiz kalın. Saygılı olmak bir erdemdir...

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
smer_1981

cenaze evine yemek giderdi önceden tencere tencere komşular bir birlerine sorardı ne yapacaksın ben de şunu yapayım diye ama şimdilerde hem boş konuşma hemde yemek derdine düşen cenazenin yakınları, yemeyin kardeşim yemeyin ölmez siniz. adamın parası yok ne yapsın. yo illa yapılacak o pide ayran cenaze gömülür 7 sinden sonra kim ne kadar harcadı bunun hesabı yapılır hale geldik. öncen borçlu ölünce helal edilirdi. şimdiler de ailen isteniyor ne yazık bize, of of gidenin gittiğine üzülemez hale geldik yemek içmekten değerleri unuttuk iyice,

papatyakalpli

çok net hatırlıyorum ben orda dedemin vefatına ağlarken stresten tırnaklarımı yiyordum bir kadın vardı babaannemin bir arkadaşıydı sanırım orda kadın bildiğin kahkahalarla ay şuna bakın tırnaklarını yiyor iğrenç demişti hatırladıkça kadını boğmak istiyorum

tuba-yildirim6

babamın dünyayı başıma yıkıp gittiği gün kardeşimle koltuğa oturup iki kardeş sonsuz bir yetimliğe ağlamaya başladık.. sonra babamın kız kardeşi geldi.. bize ay hadi artık yeter rahat bırakın adamı dedi.. sonra amcamlar gitti mezarlık işlerini halletmek için.. cenaze arabası geldi.. babamın kardeşi hadi alın götürün babanızı dedi.. biz iki yetim o güzel gövdeyi iki yanından tutup kapıya götürüp tabuta koyduk.. tabutu cenaze arabasına koyduk araba şöförünün yardımıyla, sonra eve döndük.. babamın kız kardeşi bizi alışverişe yolladı. helva yaptırıp dağıtacakmış.. ağlaya ağlaya alışveriş yapmıştık bol fıstıklı hakiki tereyağlı o helva için.. cenaze bitti.. babamı toprağa koyduk.. mezarlıkta babamın kardeşi dua okunacağı için bizi babamın evine götürmeye kalktı.. gitmedim o eve.. kardeşimi de yollamadım.. sonradan yengem anlattı.. kimse bir çatal bile almamış o helvadan.. çöpe gitmiş hepsi..

pretosaetre

Düşünsene bir yakının ölmüş. Cenazede kendinden geçmişsin bir öküz gelip kulağının dibinde TUZLA AYRAN VAR MI diye bağırıyor.

paco-hernandez

şu kıymalı pide olayı gerçekten sinir bozucu ya! ölmüşlerin ruhuna değsin gibi salak bir goygoy yüzünden insanların acısını yaşamalarına da izin verilmiyor... karnın açsa siktir git aş evine ya?!

Başlıklar

Twitterolayyiyecek
Görüş Bildir