Bebeğini Kucağına Almak İçin Gün Sayarken Düşük Yapan Annenin İçinizi Paramparça Edecek Fotoğraf Serisi

-

Üçüncü bebeğini sezaryenle kucağına almaya hazırlanırken, gittiği son doktor kontrolünde bebeğinin kalbinin atmadığını öğrenen annenin hikayesini sizin için derledik.

Kaynak: https://www.huffpost.com/entry/stillbirt...

Kristin Naylor doğum sonrası fotoğraflarını çekmesi için fotoğrafçı Meg Brock'a ulaşmıştı. Ancak birkaç ay sonra Meg, Kristin'in Instagram hesabında yaptığı paylaşımları görünce hala bir fotoğraf serisi çekip çekemeyeceklerini sormak istedi.

Söyleyecek birkaç sözü olan acılı anne Kristin bunun acısını dindirmenin bir yolu olabileceğini düşündü ve Meg'in teklifini kabul etti.

Biri 4 diğeri 2 buçuk yaşında iki oğulları olan çift bir kız çocukları olmasını çok istiyordu. 40 yaşına bastığı için yaşı itibariyle hamileliği risk altındaydı ancak çift kız çocukları olacakları için çok heyecanlıydı.

Oldukça sakin bir hamilelik geçiren annenin hamilelik süreci de yakından takip ediliyor, doktorlar her şeyin normal göründüğünü ve endişe edilecek bir şey olmadığını söylüyorlardı.

Hamileliğinin 38. haftasında kan basıncı yükselen anne hemen hastaneye yetiştirildi. Kontrol altına alınan Kristin'in birkaç saat tansiyonu düşmedi ancak doktorlar endişeli görünmüyordu bu nedenle birkaç serum takıldıktan sonra çift eve gönderildi.

"Ve buradaydık. 38 haftalık hamileydim. 40 yaşımdaydım. İlk doğumumdan preeklampsi (gebelik zehirlenmesi) geçmişim vardı. İlk doğumumdan sonraki yeni doğan yoğun bakım ünitesi deneyimimizde rahimdeki her günün ne kadar önemli olduğunu bize öğretmişlerdi. Bu yüzden o zamanlar hastanenin protokolünün sadece bebeği doğurtmak olmamasından memnundum."

Bir hafta sonra kadın doğum uzmanıyla sezaryen doğumu için son bir görüşmesi vardı. Aslında bebeğin kilosu, tansiyon, kalp atışı kontrolleri yapılacak ve sağ salim evlerine gideceklerdi.

Kontrolü yapan kişi doktorun yanında çalışan bir tıp öğrencisiydi. Ancak öğrenci normalde hemen duyulan kalp atışlarını duyamadı ve Kristin içinden "O daha bir öğrenci, duyamaması normaldir belki" diye düşünerek kendini rahatlatmaya çalıştı. Hemen uzman doktor geldi defalarca uğraşmasına rağmen o da bebeğin kalp atışlarını duyamadı.

"Uzanıyordum. Başımda dikilen kaç insan olduğunu bilmiyorum. Gözlerimi ellerimle kapattım çünkü yüzlerindeki o ifadeyi görmek istemiyordum. Sonunda doktor o cümleyi kurdu 'Özür dilerim. Kalp atışı yok'."

Kristin hemen kocasını aradı ve hastanede buluştular. Sezaryen için beklemek zorundalardı. Kristin ne kadar beklediklerini umursamıyorlardı çünkü bebeğiyle son saatleriydi. 

"Hiçbir acelem yoktu. Şoktaydım. Öyle bir durumda sadece şokta oluyorsunuz. Sanki bir başkasının hikayesini anlatıyormuşum gibi geliyor...

Onu görmek istediğimi, onu kucağıma almak istediğimi, olabildiğince yanında olmak istediğimi biliyordum. Doğduktan sonra, kocam odada beni bekliyordu. Ona 'Nasıl görünüyor?' diye sordum. Çünkü hemşirelerden birisi eğer onu görmek için hazır hissetmiyorsam birinden nasıl göründüğünü tarif etmesini isteyebileceğimi söylemişti. Sadece 'Çok güzel' dedi."

"Çok mükemmel ve güzeldi. Onu ilk gördüğümde görüntüsünde hiçbir problem yoktu."

Kristin'in bebeği kordon bağı dolanması nedeniyle ölmüştü. Doktorlar düşük vakalarının %50'sinde hiçbir açıklamanın olmadığını söylediler. Kristin en azından neden öldüğünü bildikleri için biraz olsun mutlu hissediyordu.

Çift hastaneden ayrılır ayrılmaz sosyal medya hesaplarında durumu paylaştılar çünkü akraba ve arkadaşlarının 'bebek ne zaman geliyor' sorusuyla darlanmak istemiyorlardı.

"Neyi nasıl paylaşmak istediğimiz konusunda oldukça dikkatliydik. İlk zamanlar 'Aaa, komşumuz 8 aylıkken bebeğini kaybetti' ve 'teyzemin 9 aylık bebeği öldü' gibi cümleleri duymaya başlamıştık bile. Bu sanıldığının aksine çok fazlaydı. Meg fotoğraf çekmek için iletişime geçtiğinde evet dedim çünkü düşük yapan anne acısını atlatmak istiyordum. Bebeği ölen bir annenin nasıl acı çektiğini herkesin görmesini istiyordum. Acınması için yapmadım. Bu fotoğrafları seviyorum."

Ailenin bir üyesi kaybedildiğinde aile fotoğraflarının nasıl olacağını merak etmiş ve Meg ile birlikte böyle bir fotoğraf serisi yapmaya karar vermişler. Bebeği kollarında olmasa da ailesinin onun hala bir parçaları olduğunu göstermek istiyor Kristin.

"Böyle yoğun bir acıyı daha önce hiç yaşamamıştım. 16 yaşımdayken büyükannemi kaybettim ama bu doğanın bir düzeniydi yani karmaşık bir hissiyat değildi."

En başından beri insanlar size empati kartları uzatmaya meyilli oluyorlar. Bütün mesajlar 'güçlü ol, cesur ol, tanrının bir meleğe ihtiyacı vardı' şeklinde oluyor.  Birisi bana güçlü ol dediğinde düşünüyordum...Ne? Güçlü olduğumu göstermemi istiyorsunuz ve gözyaşlarımı ya da hayatımın parçalandığını göstermemi istemiyorsunuz."

"Ağrıma giden bir diğer şey ise insanların bana 'en azından oğulların var' demesiydi."

"Tabii ki, oğullarım olduğu için çok minnettarım. Ama kızım burada olmadığı için de mahvolmuş durumdayım. İki şey arasında seçim yapmak zorunda değilim. Acımı açık bir şekilde yaşamayı seçiyorum."

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
mistikschaeffer

Aa neden öldü diye soranlar veya daha 2 çocuğun var vs demeler , kötü niyetle söylemeyebilirsiniz ama acı hafifleteyim derken anneye iki kat acı yüklüyorsunuz insan evladına mı üzülsün şu kırıcı laflarınıza mı , insanlarımız biraz duyarlı olsa keşke

sara-grey

Helal olsun kadına :)

Görüş Bildir