Huawei Watch Tanıtıldı
Huawei, Barselona’da gerçekleşen MWC 2015 etkinliğinde geliştirdiği ilk akıllı saatini tanıttı. Google’ın Android Wear işletim sistemini kullanan Huawei Watch, şık tasarımıyla akıllı saat dünyasına yeni bir soluk getirmeyi hedefliyor.Klasik yuvarlak saat modeline sahip kol saatinde dayanıklılık ve görsel tasarım ön plana çıkıyor. Tam dokunmatik 1.4 inç ekrana sahip olan Huawei watch 400*400 piksel çözünürlüğe, paslanmaz bir çelik gövdeye, safir kristal ekrana ve dahili kalp hareket sensörü ile piyasada yer edinmeye çalışacak.. Siyah, altın ve gümüş renkleri bulunan akıllı saatin fiyatı ise şu an bilinmiyor.Huawei Watch donanım olarak dört çekirdekli Snapdragon 400, 512 MB RAM ve 4 GB dahili depolama alanına sahip olarak geliyor. Bluetooth 4.1 bağlantısına sahip akıllı saatte nabız ölçer gibi sağlık uygulamalarını kullanmak mümkün. Akıllı saat ayrıca adım sayısını, kat edilen mesafeyi, tırmanma yüksekliğini ya da kullanıcıya ait koşu mesafesini de size sunabiliyor.
"Gökhan Töre Türkiye'de İlk 3'e Girer"
Rıdvan Dilmen, Beşiktaş'ın Ankara'da ligin son sırasında yer alan Balıkesirspor ile 2-2 kaldığı karşılaşmanın ardından tespitlerde bulundu.NTV ve NTVSpor'da yayınlanan '%100 Futbol' programının yorumcusu olan Rıdvan Dilmen, Beşiktaş'ın Ankara'da ligin son sırasında yer alan Balıkesirspor ile 2-2 kaldığı karşılaşmanın ardından tespitlerde bulundu. İşte Dilmen'in tespitleri...Beşiktaş kaçtı, Balıkesirspor kovaladı 1-1 oldu. Bir kez daha kaçtı ve Balıkesirspor yine kovaladı. İki kez kaçıp yakalanırsanız 3. golü atmak zor oluyor. Futbolda fiziğin ne kadar önemli olduğunu bu maçın son 15 dakikasında gördü. Beşiktaş'ın kadrosu hemen hemen muhtemel kadrosuydu. Liverpool'un Manchester City'yi yendiği kadroda en az 4,5 oyuncu değişmiştir.Aslında en rahat takımla oynadı Beşiktaş ama Balıkesirspor çok rahat oynadı bugün. Hatta son 15 dakikalık bölümde galibiyeti kaçıran taraf Balıkesirspor'du. Slaven Bilic, Tolgay'ı alıp orta sahayı tutayım dedi ama olmadı. 3. golü atamayınca da rakibiniz daha ümitli oynuyor. Bundan sonra 3 büyük takımın da puan kayıpları olacaktır. Artık aynı ortalamada puanları kazanamayacaklar.Beşiktaş, ilk defa hafta içini boş Beşiktaş - Sivasspor maçının Pazar günü oynanması gerekir. Sivas'ın da bu konuda anlayışlı olacağını düşünüyorum. Bu maçların tarihleri daha önceden belli değil mi? Olası tur atlanması durumunda maç tarihleri de belli. Kulüplerin bu konuda çalışan profesyonelleri yok mu?Balıkesirspor'un bugün puan alması normaldir. Lig artık normale döndü bence. Fenerbahçe'nin Akhisar'a kaybetmesi sürpriz, Konya beraberliği normaldir. Galatasaray kazanırsa büyük avantaj yakalar. Bundan sonra artık atılacak olan her golün büyük önemi var. Erken konuşmayalım ama lig bence ikili averaja doğru gidiyor.Opare iki maçtır çok iyi oynadı ama şu an için müthiş bir oyuncu diyemem, bekleyeceğiz daha. Ne kadar genç oyuncu olursa olsun, son 6 ayda sadece 2 maç oynadı. Birisi Liverpool ve bugün de Balıkesirspor. Beşiktaş takımı bu maçı ciddiye almadı, nasılsa kazanırız dedi. Telafisi zor, önemli bir puan kaybetti. Galatasaray 7 günde 16 puan kazandı.Oyuncular kompakt oynamadığı zaman defoları da ortaya çıkıyor. Pedro Franco, kırmızı kart pozisyonunda Sercan'ı düşürmekle doğru yaptı. Milosevic'in tarak kemiği sakatlığı zor geçen bir sakatlık. Benimki 8 ayda geçti. Bu sezon Milosevic'ten bir şey beklememek lazım. Forvet oyuncuları kolay penaltı yapar. Forvet oyuncusunun dezavantajı da bu.Gökhan Töre en iyi yerlilerden birisiEn iyi yerlilerden birisi. Türkiye'de ilk 3'e koyacağım derecede yetenekli bir oyuncu. Allah göstermesin sakatlanabilir. Rakiplerine çok yakın temasta oynuyor. Hem kuvvetine hem ayağına çok güveniyor. Eksiklerini gidermesi lazım. Topsuz kaleye koşularda yok. Topu hep ayağına istiyor. Hep çizgiye iniyor. Sıfıra girmeyi yavaş yavaş öğrendi. Oyun disiplinine de sadık bir oyuncu. Kendi geleceği için stoper ve bek arasına koşu yapması lazım.Beşiktaş, bu maçın 3. dakikası ile 15. dakikası arası ve maçın son 15 dakikada da pozisyonlar verdi. Eskişehirspor maçında da aynı problemler oldu. Oyuncular ve teknik adam Liverpool maçı ile Eskişehirspor-Balıkesirspor maçların farklı gördüler. Bilic, bugün maçı ciddiye aldı ama Tolgay ile başlaması gerekirdi. Kötü oynamadı ama Veli'yi bugün dinlendirebilirdi.Beşiktaş, Sivas'ta çok rahat bir maç oynamayacak. Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor ile deplasmanda oynayacak. Bu deplasmanlara rahat gidebilmeleri için Balıkesirspor maçları gibi maçları kazanması gerekiyor. Mesela; Galatasaray, çok favori olduğu maçları pat, pat, pat, pat gitti. Fenerbahçe ile Beşiktaş puan kaybetti.Çok açık söyleyeyim eğer arada Liverpool maçı olmasaydı Beşiktaş, hem Eskişehirspor maçında rotasyon yapmazdı ve bu iki maçta da çok zor puan kaybederdi. Beşiktaş, özellikle Beşiktaşlıları ve tabiki hepimizi mutlu etti ama Liverpool, Beşiktaş'a elenirken Beşiktaş'a lig yarışında büyük darbe vurdu.Milliyet
indir.com Mobil Uygulama Ödülleri Yarışması'na Başvurular Başladı
Türkiye'deki mobil uygulama geliştiricilerine ve ekosistemine destek vermek amacıyla gerçekleştirilecek olan '2. indir.com Mobil Uygulama Ödülleri Yarışması'na başvurular başladı.Mobil uygulama geliştiren herkesin katılımına açık olan yarışmaya geliştiriciler, 1 Ocak 2015 tarihinden sonra yayınladıkları mobil uygulamalar ile 20 Nisan 2015'e kadar başvuru yapabiliyorlar. Halk oylaması ve Jüri değerlendirmesine alınan bu uygulamalardan finale kalan ve ilk 3'e giren uygulamalar ise birbirinden değerli ödüllerin sahibi oluyorlar.İlki 2014 yılında gerçekleştirilen Mobil Uygulama Ödülleri Yarışması'na 1100 başvuru yapıldı. Yarışma şartlarına uymayan mobil uygulamalar elendikten sonra geriye kalan 159 uygulama ise halk oylaması ile Jüri değerlendirmesi sürecine girdi ve 15 uygulama finalist olarak seçildi.Yarışmanın sonunda; Akche Mali Hesap Yönetimi uygulamasıyla Murat Gür birinci, Pickr.Us adlı uygulamasıyla Tuncay Namlı, Kubilay Kahveci ve Çağlar Gündoğdu ikinci ve Tuttu mu? uygulamasıyla Hakan Özkelemci üçüncülüğe layık görülerek, Silikon Vadisi Seyahati, Antalya Seyahati, Kapadokya Seyahati, reklam olanakları, iş ve işyeri imkanları haricinde daha pek çok ödülün sahibi oldular.MOBİL ETKİNLİKBu yıl 2.'si düzenlenecek olan 'indir.com Mobil Uygulama Ödülleri' yarışmasının ödül töreni mobil dünya ile ilgilenen ve özellikle bilişim sektöründen kişilere yönelik olacak 'Mobil Etkinlik'te gerçekleşecek. Alanında uzman olan konuşmacıların yer alacağı etkinlikte 400 kişinin ağırlanması planlanıyor. Mobil etkinlik, 23 Mayıs 2015 tarihinde Bahçeşehir Üniversitesi Fazıl Say Salonu'nda yapılacak.Mobil Etkinlik Konuları: Mobil ödeme, mobil reklam, Responsive Tasarım, Uygulama Market Optimizasyonu ve Mobil EkosistemYARIŞMA ÖDÜLLERİYarışma sonunda birincilik, ikincilik ve üçüncülük kazanan uygulamalara verilecek olan ödüller ise şöyle;Birinciye; 1 hafta Silikon Vadisi tatili (San Francisco), ReklamStore'dan 5.000 TL'lik reklam, Camekan'dan 5.000 TL'lik Google Adwords reklamı, Webtures 5.000TL değerinde SEO Hizmeti, indir.com'dan 5.000TL değerinde uygulamanın tanıtımı,İkinciye; Antalya'da 1 hafta tatil, ReklamStore'dan 2.500 TL'lik reklam, Camekan'dan 2.500 TL'lik Google Adwords reklamı, Webtures 2.500TL değerinde SEO Hizmeti, indir.com'dan 2.500TL değerinde uygulamanın tanıtımı,Üçüncüye; Antalya'da 3 gün tatil, ReklamStore'dan 1.000 TL'lik reklam, Camekan'dan 1.000 TL'lik Google Adwords reklamı, Webtures 1.000TL değerinde SEO Hizmeti, indir.com'dan 1.000TL değerinde uygulamanın tanıtımı ve tüm finalistler UserSpots'dan 2 günlük UI/UX Eğitimi ödüllerini kazanacaklar.YARIŞMA JÜRİSİYarışmaya hak kazanan mobil uygulamalar birbirinden değerli Jüri Üyeleri tarafından değerlendirilecek. Yarışmanın Jüri üyeleri ise şöyle;AdMingle kurucusu Arman Acar, Markafoni kurucusu Sina Afra, Aslanoba Kapital kurucusu Hasan Aslanoba, Marjinal Porter Novelli Ajans Başkanı Asuman Bayrak, Mobilike kurucu ortağı Volkan Biçer, Twitter yazılım mühendisi Doğan Kaya Berktaş, Google yazılım mühendisi Yiğit Boyar, Bug Game ve Bug Master Kurucusu Güven Çatak, Userspots'dan Mustafa Dalcı ve Mobil İstanbul kurucusu Murat Can Demir gibi uzman isimlerin yanı sıra;Goodgame Studios'dan Çağlar Eğer, Webtures'den Kaan Gülten, Yatırımcı ve 212LTD Yöneticisi Numan Numan, Yaşar Üniversitesi Yazılım Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Cudi Okur, ODTÜ GİMER Müdürü Doç. Dr. Adil Oran, ReklamStore kurucu ortağı Şencan Özen, Aslanoba Group Pazarlama yöneticisi Aslıhan Ulutaş, dakick.com Kurucusu ve Yazar Serkan Ünsal, MET Global'den Hasan Yalçın ve indir.com Kurucu ortağı Hasan Yaşar jüri üyeleri arasında yer alıyor.YARIŞMA TAKVİMİSon Başvuru Tarihi: 20 Nisan 2015Halk oylaması başlangıcı (ön eleme): 23 Nisan 2015Ön eleme sonuçları (ilk 10'un açıklanması): 7 Mayıs 2015Jüri değerlendirmesi: 10 Mayıs 2015Yarışma sonuçları ve Ödül Töreni: 23 Mayıs 2015 tarihinde yine indir.com tarafından bu yıl ilk defa düzenlenecek olan 'Mobil Etkinlik' te açıklanacak. indir.com Mobil etkinlik Bahçeşehir Üniversitesi Fazıl Say Salonu'nda yapılacak.Yarışmaya katılmak isteyen uygulama geliştiricilerinin yarışma katılım formunu doldurmaları gerekiyor. Aynı bağlantı üzerinden diğer detaylara da bakabilirsiniz.
Xiaomi Bu Kez GoPro'ya Rakip Aksiyon Kamerası Geliştirdi
Çin’in teknoloji dünyasındaki yeni silahı Xiaomi , akıllı telefon üretimiyle popüler oldu ama nesnelerin internetine dönük cihazlar geliştirmeye devam ediyor. Xiaomi’nin heybesinden bu kez GoPro ‘ya rakip olabilecek bir aksiyon kamerası çıktı.Yi Aksiyon Kamerası olarak adlandırılan ürün, GoPro gibi farklı şekillerde bir aksiyon kamerası olarak kullanılabiliyor ve u altında 40 metreye kadar çekim yapabiliyor.Xiaomi, teknik anlamda GoPro’nun en ucuz modeli GoPro Hero’dan daha iyi bir model geliştirdiği gibi, fiyat olarak da ciddi bir rekabete giriyor. GoPro’nun 130 dolarlık modeline, 64 dolarlık (399 Yuan) fiyat etiketiyle cevap veriyor.Xiaomi’nin kendi e-ticaret sitesi üzerinden satılan 16 megapiksel çözünürlüğündekii Yi Aksiyon Kamerası, 60 FPS (1080p) video kaydı yapabiliyor. 64 GB’lık hafızasıyla yine GoPro Hero’yu geride bırakıyor. 80 dolara (499 yuan) satılan seyahat tipi modelde ‘özçekim (selfie) çubuğu’ da bulunuyor.Şimdiye kadar akıllı bileklik , hava temizleyici ve kan testi cihazı gibi ürünler çıkan Xiaomi, ‘nesnelerin interneti’ kapsamında geliştireceği cihazları kendi işletim sistemiyle kontrol ederek büyümek istiyor. Bu nedenle de cihaz fiyatlarını ucuz tutuyor ve yazılım tabanlı hizmetleri üzerinden gelirlerini arttırmak istiyor.2014’te 61 milyon cihaz satan şirket, kendi Android sürümü MIUI’nin 100 milyon kullanıcı sınırını aştığını paylaşmıştı. Bu rakamlar Xiaomi’nin hedeflerine paralel bir görüntü çiziyor ve Çinli şirketin önümüzdeki yıllarda daha fazla ses getirmeye aday olduğunu bir kez daha gösteriyor.Webrazzi
Tesla, 2016’da Türkiye’de
Elektrikli otomobil dünyasının önde gelen markası Tesla'yı 2016'da yakından görebiliriz. Zira şirketin hızlı şarj istasyonu planlarında Türkiye de var.Bugüne kadar galeriler tarafından getirilen sınırlı sayıdaki Tesla model araçları yakında Türkiye yollarında görebiliriz. Dünya genelinde 2 bininci hızlı şarj istasyonunu açtığını duyuran şirketin hazırladığı infografikte, 2016’da açılacak istasyonlar arasında Türkiye’nin çeşitli şehirleri de bulunuyor.Dünya çapındaki yayılımını hızlandıran şirket kısa bir süre önce Çin pazarına girmişti. Burada beklediğini bulamadığı yorumları yapılan Tesla Motors’un sıradaki planları arasında dünyanın farklı ülkeleri de var. Hazırlanan infografikte, İstanbul dışında Bursa, Balıkesir, İzmir, Muğla, Ankara, Konya ve Antalya da hızlı şarj istasyonları işaretlenmiş durumda. Bu tablo, pek çok güzergahtaki şehirlerarası yolculukların tamamında elektrikli otomobil ile yol alınabileceği anlamına geliyor.Tesla’nın hızlı şarj istasyonları, standart bir Tesla Model S’in yalnızca 20 dakika içinde tamamen şarj olabilmesini sağlıyor. Eğer şarj öncesinde zaten bataryada belirli bir miktarda güç varsa bu süre daha da kısalabiliyor. Elon Musk, daha önce gerçekleştirdiği bir sunumda, bu şarj istasyonlarının hızını, standart bir Audi’nin benzin istasyonunda geçirdiği süreyle karşılaştırmış ve Tesla, Audi’ye oranla daha hızlı bir şekilde istasyondan ayrılabilmişti. Bu süre, standart şarj olanaklarıyla ‘dolması saatler alan’ günümüz modellerine göre oldukça iyi bir süre. Zira, elektrikli otomobil dünyasına gelen eleştiriler arasında araçların yavaş şarj olması ilk sıralarda yer buluyordu.Şirket, Şubat ayı başlarında evlerde kullanılabilecek özel bataryalar geliştirdiğini de duyurmuştu.
'Kadıköy'ü Güvenli Bulmuyorum'
Sarı kırmızılı kulübün ikinci başkanı Fenerbahçe derbisine gitmeyeceğini açıkladı.Galatasaray Başkanı Duygun Yarsuvat'ın aksine kulübün ikinci başkanı Hamdi Yasaman , Fenerbahçe ile hafta sonu oynayacakları derbiyi izlemek için Şürkü Saracoğlu'na gitmeyeceğini açıkladı.Hürriyet gazetesine açıklamalarda bulunan Yasaman, 'Kadıköy'e gitmeyi düşünmüyorum. Orayı güvenli bulmuyorum. Galatasaray'a kötü tezahürat yapılacağını biliyorum. Bu can sıkıcı ortama niye gideyim?' dedi.Sorunun iki kulüp arasında yaşanan bir durumdan çok toplumsal bir vaka olduğunu sözlerine ekleyen Yasaman, 'Siyasette de sporda da nefretten besleniyoruz. Önce bunu düzeltmemiz gerekiyor.' ifadelerini kullandı.Yasaman, Yarsuvat'ın derbiye gitmesini ise 'Aziz Yıldırım ile tokalaşıp maçı beraber izlerlerse iyi bir görüntü oluşur. Bunlar olması gereken şeyler.' şeklinde konuştu.Hürriyet
Reklam
Sinan Gümüş: 'Hayatım Yüzde 100 Futbol'
Galatasaray’ın genç futbolcusu Sinan Gümüş, Fenerbahçe ile oynadıkları derbi atmosferinin muhteşem olduğunu söyledi.Tam Saha Dergisi’ne açıklamalarda bulunan genç oyuncu, kendisine sorulan sorulara şu cevapları verdi:-Almanya’dan gelip Galatasaray’ın A2 takımında oynadığı maç sayısından fazla gol atan, A takımla çıktığı ilk maçında ağları sarsan ve geleceğine umutla bakılan Sinan Gümüş’ü daha yakından tanımak istiyoruz.1994 yılında Almanya’nın Pfullendorf kentinde dünyayla geldim. Babam da annem de Rize kökenli. Önce Kocaeli’ye yerleşmişler, oradan da Almanya’ya gitmişler. Dört kardeşiz. İki ablam, bir abim var. Babam 30 yıldır işçi olarak çalışıyor. Annem ise adeta hayatını çocuklarına adamış bir kadın. Bildim bileli dört çocuğunun peşinden koşuyor.-Ailende senin dışında futbol oynayan birileri var mı?Futbola abimle birlikte başladım. Aynı takımda oynadık. Yaşadığımız şehre beş dakika mesafede küçük bir kulüp olan Aach-Linz’de iki yıl birlikte eğitim aldık. O dönemde ben henüz 4-5 yaşlarındaydım. Yaşımız küçük olduğu için mevkiler çok önemi değildi ama yine de ben santrfor, abim de benim arkamda oynuyordu. Onun verdiği paslarla çok sayıda gol atmıştım. Hatta o dönemde bir sezonda 90 gol attığım için bana bir de kupa vermişlerdi.-Oldukça süratli bir oyuncusun. Küçükken atletizm yapmış mıydın?Hayır, futbolun dışında sadece hentbol oynadım. 10 yaşına kadar futbolla hentbolu birlikte götürüyordum. O dönemde Cumartesi günleri hentbol, Pazar günleri ise futbol oynuyordum. Ama daha sonra günler çakışmaya başlayınca birinden birini tercih etmek durumuyla karşı karşıya kaldım ve futbolu tercih ettim.-Futbolu tercih etmenin nedeni bu branşın daha popüler olması mıydı?Futbol oynamak bana daha zevkli geliyordu. Arkadaşlarımın çoğu da futbol oynuyordu ve onlardan ayrılmayı da istemedim. Zaten futbolu o kadar çok seviyordum ki, evde de sürekli top oynuyordum. Abimle birlikte neredeyse evdeki bütün eşyaları kırmıştık.-Acaba baban evdeki eşyaları kurtarmak için mi sizi futbola gönderdi?(Gülüyor) Hayır, hayır… O dönemde bizi spor yapmamız ve sokaktaki tehlikelerden uzak kalmamız için spora yönlendirmişlerdi. Zaten annem, babam ve ablalarım her zaman arkamda oldu ve beni destekledi. Bugünlere gelmemde onların büyük payı olduğunu söylemem gerek.-Futbolla okulu nereye kadar sürdürdün?Aach-Linz’deki iki yıllık eğitimimin ardından yaşadığımız şehrin takımı Pfullendorf’a gelmiştim ve orta dereceli liseyi de orada bitirdim. Daha sonra Stuttgart’a transfer oldum. Kulübün anlaşmalı olduğu okula devam ettim. Ancak daha sonra Stuttgart’ın ikinci takımına yükselince bir tercih yapmak zorunda kaldım; okulu bırakıp futbolu tercih ettim. Zaten bu kararı da kulüple birlikte verdik. Bana yeteneğim olduğunu, 3. Lig’de oynayacağımı ve kendimi gösterebileceğimi söylediler. Ben de futbolda önümün açık olduğunu görünce sadece futbola konsantre olabilmek için böyle bir karar verdim. Çünkü bir yola çıktığınız zaman yüzde 100’ünüzü o yola vermeniz gerekir. Ben de yüzde 100 futbola konsantre olmak için bu kararı aldım.-Stuttgart’a transferinden söz açılmışken, bize bu transferin nasıl gerçekleştiğini anlatır mısın?Pfullendorf’ta oynarken Stuttgart’ın U17 takımıyla bir lig maçı yapmıştık. O maçta iyi oynamış ve bir de gol atmıştım. Maçın ardından Stuttgart’ın hocası yanıma gelerek “Seni idmanlarımıza çağırmak ve orada görmek istiyoruz” demişti. Zaten iki-üç hafta sonra sezon bitiyordu. Stuttgart’ın idmanlarına çıktım ve bir-iki antrenmandan sonra bana transfer teklifinde bulundular. Ben de Stuttgart’ın Almanya’daki en iyi altyapılardan birine sahip olduğunu göz önünde bulundurarak bu teklifi seve seve kabul ettim.-Ailenden ayrılıp başka bir şehirde yaşamak senin için zor olmadı mı? Böyle bir zorluğu göze alırken aklından neler geçiyordu? Tamamen futbola mı kilitlenmiştin?Stuttgart’a ilk gittiğimde kulüp benim tesislerde kalmamı istedi. O yaşta bir çocuğa kulübün ev vermesi söz konusu değildi. Ancak ben de tesislerde kalmak istememiştim. Bunun üzerine şehirdeki bir ailenin yanında kalmam konusunda anlaştık. 6 ay boyunca bir İtalyan ailenin yanında kaldım. 18 yaşına girince eve çıkmak istediğimi söyledim, kabul ettiler. Kalan 1.5 yılımı kendi evimde geçirdim. Elbette benim için kolay bir süreç değildi. Teklif geldiğinde ailemle oturup konuşmuştum zaten. Dediğim gibi bu yola yüzde yüz baş koymuştum. Sonradan pişmanlıklar yaşamak, “Keşke şunu şöyle yapsaydım” demek istemiyordum. Stuttgart’a ilk gittiğimde yeni bir şehirle karşılaştığım için çevremi tanımak için gezdim, dolaştım. Ama akşamları değil. Futboldan arta kalan vakitlerimde şehirle ilgili merakımı giderdim. Zaman zaman ailemi özlesem de izin günlerimde yanlarına gittim, bazen onlar benim yanıma geldi. Trenle iki saatlik bir mesafede bulundukları için bu gidiş-gelişler zor olmadı.-Ailen maçlarına geliyor muydu?Ailemin bana verdiği destek inanılmazdı. Ben ve abimin dışında iki ablam da spor yapıyordu ve annem hepimize yetişiyordu. Evlâtları için müthiş bir fedakârlıktı onunkisi. Stuttgart’a gittiğimde de ailem maçlarımda hep yanımda olmayı sürdürdü ve ben onların varlığıyla hep güven duydum. Stuttgart’ta başlangıçta şehri tanıma amaçlı gezilerimin dışında hayatım okul, antrenman ve maçlar arasında geçti. Bunu zaten biliyordum. Arkadaşlarımla gezip dolaşamayacağımı, geceleri dışarı çıkamayacağımı hep hesap etmiştim. Beş yıl sonra geriye dönüp “Keşke şöyle yapmasaydım” demek istemiyordum ve bu nedenle kendimi sadece futbola verdim. Tam anlamıyla futbola konsantre olmuştum. Galatasaray’da da aynı durum devam ediyor. Burada da sadece “futbol, futbol, futbol” diyorum ve hep daha fazlasını istiyorum. İstanbul’un çok güzel bir şehir olduğunu biliyorum ama sadece futbola odaklandığım için henüz şehri tanımaya bile zaman ayıramadım. Bir işi yapacaksanız doğru yapmalısınız.-İtalyan ailenin yanında kaldığında onların dilini öğrenebildin mi?Hayır. Çünkü onlar da evde Almanca konuşuyordu. Ancak Almancanın dışında o kadar olmasa da İngilizce konuşabiliyorum. Yabancı oyuncularla ya da yabancı bir hocayla konuşup anlaşabilecek kadar İngilizcem var.-Almanya’dayken ciddi bir sakatlık yaşadığını biliyoruz. Kendini bu kadar futbola odaklamış bir insan olarak o sakatlığı yaşadığında “Acaba futbola dönemezsem?” gibi bir endişe yaşadın mı?Dediğiniz gibi üç ay boyunca idmanlardan uzak kaldığım bir sakatlık geçirdim. Stuttgart’a yeni transfer olmuştum. U19 takımındaki son senem olacaktı ve takımın başında Tayfun Hoca vardı. Onunla birlikte her şey çok güzel gidiyordu. Tayfun Hoca takımdan ayrıldıktan sonra bu sakatlığı yaşadım. Hem sevdiğim bir hocanın ayrılması hem de yaşadığım bu sakatlık nedeniyle gerçekten de çok zor günler geçirdim. Ama kendi kendime, “Sinan neyin varsa futbola vermelisin ve geri dönmelisin” dedim. Çünkü orada başarabilirsem daha iyi yerlere gelebileceğimi biliyordum. Başaramazsam neler olabileceğinin de farkındaydım. Bu motivasyonla sakatlığı atlatıp kendimi çabuk toparlamayı başardım.-Daha iyi yerler derken Stuttgart’ın A takımını mı kastediyorsun?Elbette Stuttgart’ın A takımında oynamayı hayal ediyordum. Başlangıçta Türkiye’de oynamak gibi bir niyetim yoktu. Ama Stuttgart’ın 3. Lig takımında oynamaya başladığımda Türkiye’deki büyük takımlara da gidebileceğimi düşünmüştüm. Zaten orada gösterdiğim performansla Galatasaray’dan teklif aldım.-Neden Bundesliga’da ilerlemek yerine Galatasaray’ın teklifini kabul ettin? Kendine orada bir gelecek mi görmedin, yoksa Galatasaray’dan gelen teklif mi çok cazipti?Geçen sezon Stuttgart’la sözleşmem bitiyordu. Bana sözleşme uzatma teklifini yaptılar ancak bu teklif A takım kadrosunda yer alıp idmanlara çıkmak, maçları ise ikinci takımla oynamak şeklindeydi. Bir sezon sonra ise A takımda yer alabileceğimi söylemişlerdi. Bu şartlarda Galatasaray’ın teklifini daha cazip buldum. Çünkü “Burada kendini gösterirsen ilk sezonunda A takımda oynayabilirsin” demişlerdi. Ailemle konuşup bu teklifi değerlendirmeye karar verdim.-Bu arada Türkiye’den başka teklifler de aldın mı? Bazı mecralarda Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın da bir önceki sezon sana talip olduğu hakkında bilgiler var…Açıkçası benim bundan haberim yok.-Tayfun Korkut’un senin üzerindeki emeğinden söz edersek, Almanya’da bir Türk teknik adamla çalışmak senin için avantaj olmalı…Stuttgart’taki ilk senemdi ve siz de bilirsiniz ki o yaştaki genç bir oyuncu için başka bir şehirde yeni bir kulübe alışmak hiç de kolay değildir. Üstelik küçük bir kulüpten büyük bir kulübe gelmiştim ve idman dozajı çok daha üst düzeydeydi. Tayfun Hoca bu süreçte elini üzerimden hiç çekmedi. Benimle her gün konuşur, “Nasılsın, iyi misin, yorgun musun?” diye sorar, yorgun olduğumda dinlenmeme izin verirdi. Çünkü küçük bir kulüpten geldiğimi ve Stuttgart’ın ağır idman temposunda başlangıçta zorlandığımı biliyordu. Bana her zaman “Arkanda duruyorum, sen yeter ki performansını yükseltmeye çalış” derdi. Stuttgart’taki başlangıç dönemimde Tayfun Hocanın varlığı ve bana verdiği destek büyük bir nimet gibiydi.-Birçok Türk oyuncu, Almanlarla girdikleri rekabette eşit olsalar bile tercih edilmediklerini söylüyor. Sen Almanya’da Türk oyuncu olmanın zorluğunu yaşadın mı?Ben böyle bir sıkıntı yaşamadım. Kendi kendime “Performansın iyiyse hoca mutlaka seni oynatır. Gollerini atmaya devam edersen takımdaki yerini korursun” dedim ve gerçekten de böyle oldu. Bu konuda fazla yorum yapmak istemiyorum ama bir oyuncu rekabette geriye düştüğünde, bahsettiğiniz argümanı kullanabiliyor. Benim açımdan bakıldığında iyi olduğum zaman mutlaka tercih edildiğimi gördüm.-Biraz önce bahsettiğin küçük takımdan büyük takıma gelmenin zorlukları üzerinde biraz duralım. Stuttgart’taki antrenmanlar gerçekte de o kadar farklı mıydı?Stuttgart’a geldiğimde küçük yaş gruplarının idmanlarını izledim ve şaşırdım, çünkü ben hayatımda hiç böyle bir antrenman yapmamıştım. Çok genç yaşta yoğun idmanlara başlıyorlar. Haftada iki gün antrenman yapıyorlardı ama topla çalışmalar, teknik çalışmaları, sprintler, koşular her şey vardı antrenman programlarında. 15 yaşından itibaren de fitness çalışmaya başlıyorlar. Hatta fitnesse ilk girdiğimde yanımda küçük bir çocuğun olduğunu gördüm ve “Bravo, çalışmaya devam et” diyerek onu teşvik ettim.-Bugün oldukça fit görünüyorsun. Stuttgart’a ilk gittiğinde nasıl bir durumdaydın?Stuttgart’a ilk gittiğimde çelimsiz bile sayılabilirdim. Ama orada yaptığım antrenmanlar sayesinde bugünkü durumuma geldim. Özellikle de üç aylık sakatlık döneminde yaptığım çalışmalar çok işime yaradı. Dediğim gibi tamamen futbola odaklanmış bir oyuncu olarak çalışmayı da seviyorum. Bugün de sürdürdüğüm bir alışkanlığım var. Kendimi ne zaman iyi hissetsem, ya antrenmandan önce ya antrenmandan sonra ekstra çalışmalar yapıyorum. Her gün küçük küçük bir şeyler yapsanız bu size yeter. İnsanlar benim her gün saatlerce fitness yaptığımı zannedebilir ama öyle değil. Bir gün göğüs, bir gün bacak, bir gün karın çalışıyorum ve yaptığım bu parça parça parça çalışmalar da beni sürekli geliştiriyor.-Transfer olurken sana Galatasaray’ın nasıl bir kulüp olduğunu, tarihini, camiayı anlattılar mı? Florya’ya ilk geldiğinde dikkatini en fazla çeken şey ne oldu?Galatasaray’ın nasıl bir kulüp olduğunu, büyüklüğünü zaten biliyordum. Florya’ya ilk geldiğimde ise tesislerin büyüklüğü ve kalitesi beni çok etkiledi. Evet, Almanya’da da kulüplerin tesisleri var ama bu kadar güzel bir tesisi ilk defa Florya’da gördüm. Menajerimiz Cenk Ergün bana tesisleri gezdirdi ve kulüp hakkında da bilgiler verdi. Zaten tesisleri gezerken de Galatasaray’ın ne kadar büyük bir camia olduğunu fark ediyorsunuz.-Galatasaray tarihindeki hangi oyuncu gibi anılmak isterin?Metin Oktay var, Hakan Şükür var. İkisi gibi de anılmak ve Galatasaray tarihine bu iki büyük golcü gibi geçmek isterim. Bir de benim evimde Mario Jardel ve Gheorghe Hagi’nin formaları var. Hatta ablam geçen gün Hagi formasının fotoğrafını çekip bana göndermiş.-Futbola başladığın dönemde idollerin var mıydı?Liverpool’un kaptanı Stevan Gerrard benim ilk idolümdü. Uzun yıllar bir büyük kulübün formasını giymesi ve performansını koruyabilmesi benim açımdan çok etkileyiciydi. Daha sonra ise kendi oynadığım pozisyona göre Arjen Robben’e hayranlık duymaya başladım. Robben gerçekten de çok büyük bir forvet oyuncusu. Adeta bir fırtına diyebiliriz.-Seni iki kanatta, forvet arkasında ya da santrfor olarak izleyebiliyoruz. Sen futbol karakterini en iyi hangi mevkide ifade ettiğini düşünüyorsun?En sevdiğim pozisyon kanatlar. Hızımı kullanmayı ve birebirleri çok seviyorum. Ama değiniz gibi hücum hattının her bölgesinde oynayabiliyorum. Solak olduğum için sağ kanatta oynamak beni gole daha çok yaklaştırıyor. İçeri girip şut da atabiliyorum. Solak olmama rağmen sağ ayağımı da iyi kullanabiliyorum ve bunun da bir forvet için önemli bir avantaj olduğunu düşünüyorum. Sağ ayağımı geliştirebilmek için çok çalıştım. Stuttgart’taki hocalarım bu konunun üzerinde özellikle durmuş ve sağ ayağımı geliştirmemi sağlamıştı.-Galatasaray’a gelirken beklentilerin nelerdi? İlk sezonunda hemen oynamayı umuyor muydun?Zor olacağın biliyordum çünkü büyük bir takıma gelmiştim ve kanatlarda da büyük bir rekabet vardı. Ama çok çalışırsam bir gün bana da şans geleceğini ve o güne hazır olmam gerektiğini de biliyordum. Nitekim A2 maçlarında iyi performans göstererek bu şansı yakaladım ve Allah’a şükürler olsun ki bana şans verenleri de utandırmadım.-Prandelli döneminde hiç oynama şansı bulamamışken Hamza Hamzaoğlu’nun göreve gelmesinin ardından A takımla maçlara çıkmaya başladın. Bize iki hocayla ilişkilerinden söz eder misin?Prandelli aslında benimle ilgileniyordu. Yaptığımız konuşmalarda, “Çalışmalarından memnunum ve sana bir gün şans vereceğim” diyordu. Genç bir oyuncu için bu bile önemli bir motivasyon kaynağıdır. Onun bu sözleri sayesinde her geçen gün artan bir performansla çalışmayı sürdürdüm. Bu sayede de Hamza Hamzaoğlu Hocamız geldiğinde beni hazır buldu ve oynattı.-Galatasaray formasıyla ilk çıktığın maçta gol atmayı başardın. Bize o maçta ve öncesinde neler yaşadığını anlatır mısın?Balçova Yaşamspor’la oynayacağımız Ziraat Türkiye Kupası maçı öncesinde yaptığımız idmanın ardından asılan kadroda ismimi gördüm ve çok sevindim. Benim için bir hayal gibiydi. Oynayıp oynamayacağımı bilmiyordum ama kadroda yer almak bile beni müthiş heyecanlandırmıştı. Koray’la da konuşmuştuk ve “Eğer oynarsam inşallah gol atıp kendimi gösterebilirim” demiştim. Çünkü A2 maçlarında attığım goller nedeniyle herkes benden bahsediyordu ve benim de A takımla sahaya çıktığımda onlara Sinan’ın nasıl bir oyuncu olduğunu ifade edebilmem gerekiyordu. İkinci yarının başlarında Bruma’nın yerine oyuna girdim ve 10 dakika sonra da golümü attım. Öyle büyük bir sevinç yaşadım ki gözümden yaşlar aktı. O mutlulukla Koray Günter’e koştum ve “Sana gol atacağımı söylemiştim” dedim.-Gözünden yaşların geldiği anlar unutulmazdı gerçekten de… Attığın golü seni sevinçten ağlatacak kadar önemli kılan şey neydi?Almanya’daki bütün arkadaşlarımın o maçta beni izlediğini biliyordum. Maçtan önce hepsi de “Seni takip edeceğiz, iyi oyna” diye mesaj atmıştı bana. Keza ailem de maçı izliyordu. Golü atınca aklıma onlar geldi ve sevinç gözyaşlarımı tutamadım.-O maçın ardından futbolculuk hayatında neler değişti? Senin için bir dönüm noktasıydı diyebilir miyiz?Dönüm noktasıydı denilebilir, çünkü kamuoyunun büyük kısmı beni o maçla ve attığım o golle tanıdı. Ama benim açımdan değişen bir şey olmadı. Ben yine aynı Sinan’ım. O maçın ve golün getirdiği bir avantaj tabiî ki var. İdmanlarda olsun, maçlarda olsun abilerimden benimle ilgili olumlu geri dönüşler almak istiyorum. Onlar da bana “Sinan iyi yoldasın, sana inanıyoruz. Yeteneğin var. Bu yeteneğini sergileyebilirsen müthiş bir futbolcu olursun” diyor. Bu sözler de özgüvenimi ve çalışma azmimi artırıyor.-Takımda seninle en çok ilgilenen usta oyuncular hangileri?Hamit abinin desteğini hep yanımda hissettim. Bana her zaman, “Sen iyi bir oyuncusun, zamanın gelecek, pes etme” diyerek destek verdi, yanımda durdu. Ama sadece Hamit abi de değil. Takımdaki bütün abilerin desteğini arkamda hissettim, hepsi benimle ilgilendi, moral verdi. Hatta Sneijder bile “Yeteneğin inanılmaz. Onu doğru yerlerde kullanırsan çok iyi bir futbolcu olacaksın” dedi. Bunları Sneijder gibi çok özel bir oyuncudan duymak insana gerçekten de büyük bir güç veriyor. Bugüne kadar abilerimden hep güzel ve olumlu geri dönüşler aldım. Takım içinde çok sevildiğimi hissediyorum.-Bunu neye bağlıyorsun peki, iyi bir oyuncu olmana mı?Hayır, hayır. Kendi kendime hep “Hiçbir zaman insanlığımı kaybetmeyeyim” diyorum. Herkese aynı şekilde davranmaya çalışıyorum. Kimsenin kötülüğünü istemiyorum. Kimseyle bir kavgam, sürtüşmem yok. Sanırım bu yüzden herkesle diyaloğum çok güzel.-Ben bir forvet oyuncusu olsam Sneijder’le oynamak isterim. Sen bu konuda ne düşünüyorsun?Sneijder kariyeri ve yetenekleri belli bir oyuncu. Oyunu okuması da inanılmaz. Elbette böyle bir oyuncuyla birlikte oynamak büyük bir avantaj. Bazen sizin bile düşünemeyeceğiz pasları atıyor. Hele Fenerbahçe derbisinde attığı o goller var ki, unutmak mümkün değil. Hiç kimsenin beklemediği anda ve hiç kimsenin beklemediği yerlerden öyle şutlar atıyor ki, bunu yapabilmek için ancak Sneijder olmak gerekiyor.-Galatasaray’ın tarihinde unutulmaz oyuncular var. Galatasaray’a aslan lâkabını veren Nihat Bekdik, sonrasında Gündüz Kılıç, Metin Oktay, Cüneyt Tanman, Bülent Korkmaz takıma hep 20’li yaşların altında gelip kaptanlığa yükselmiş oyuncular. Senin de gelecekle ilgili böyle bir hayalin var mı?Bugüne kadar böyle bir şeyi düşünmedim. Önüme hep maçtan maça ve yıldan yıla bakıyorum. Şimdilik 40 maçtan 20’sine çıkarsam iyi olur diye düşünüyorum. Önümüzdeki sezon bu maçların sayısını giderek artırmaya çalışacağım. Ama eğer bir gün Galatasaray’a kaptan olabilirsem bu benim için büyük bir gurur vesilesi olur.-Hamza Hamzaoğlu’nu daha önce çalıştığın teknik adamlardan ayıran en önemli özelliği nedir?Hamza Hoca oyuncunun ismine değil idman performansına bakıyor ve iyiysen forma şansını veriyor. Takımda çok büyük oyuncular varken hiç kimsenin tanımadığı bana bu şansı verdi mesela. Oyuncusuyla sürekli diyalog halinde olan ve eksiklerini söyleyerek kendisini geliştirmesini isteyen bir hoca. Mesela bana da kafa toplarında kendimi biraz daha geliştirmem gerektiğini söylüyor ve antrenmanlardan sonra özel çalışmalar yapmamı istiyor. Çok iyi bir ilişkimiz olduğunu söyleyebilirim. Zaten kış transferi döneminde takımdan gitmemi de istemedi. Bana “Bizimle kalacaksın, seni çok daha iyi bir duruma getireceğim” diyerek güvenini ortaya koydu. Ben de Hamza Hocayla çalışmaktan çok memnunum. Hocanız size iyi olduğunuzu söylediği zaman kendinize güveniniz artıyor, çalışma azminiz kuvvetleniyor.-Türkiye’de izlemekten keyif aldığın takımlar, beğendiğin oyuncular var mı?İlk zamanlar Beşiktaş çok iyi futbol oynadı. Onları izlemekten gerçekten de keyif alıyordum. Çok beğendiğim futbolcular ise Wesley Sneijder, Burak Yılmaz ve Beşiktaş’tan DembaBa. Trabzonspor’da Mehmet Ekici de gerçekten çok iyi oynuyor.-Galatasaray-Fenerbahçe maçlarının çok farklı bir havası var. Sana bu havayı ve rekabeti anlattılar mı?Bu atmosferi statta bizzat yaşadığım için ne kadar inanılmaz olduğunu biliyorum. Kelimelerle anlatmak kolay değil. Almanya’da Stuttgart’la Bayern Münih arasında oynanan maçlar da derbi sayılır. Karlsruhe maçları da öyledir. Ama o maçların atmosferiyle Galatasaray-Fenerbahçe maçının atmosferi kıyas bile kabul etmez. Ben Fenerbahçe maçındaki atmosfere inanamadım. Kendi kendime “Acaba neredeyim?” diye sordum. Hele Sneijder’in attığı iki golle oluşan havayı anlatabilmek mümkün değil.-Millî Taktım tercihine gelirsek, Almanya’nın U20 takımında oynadın. Bu tercihin sebebi neydi? O dönemde Türkiye’den bir teklif almamış mıydın?Evet, Almanya’dan teklif almıştım ve bu nedenle Almanya adına oynadım. Ama hâlâ bir tercih yapma hakkım var. Almanya’da doğup büyümüş olsam da ben bir Türküm. Türkiye’den bir teklif aldığımda tabiî ki Türkiye’yi seçerim.-Türkiye’nin maçlarını izlerken, “Ben de burada olabilirim” diye bir hayalin var mı?Tabiî ki böyle bir hayalim var. Ama öncelikle bu büyük kulüpte başarılı olmam gerektiğini biliyorum. Öncelikli hedefim de bu. Zaten Galatasaray’da başarılı olursam Millî Takımda otomatik olarak gelir.-Bu sezon kaç maça çıkarsan kendini hedefine ulaşmış sayacaksın?Elbette her maçta oynamak isterim. Ama benim için önemli olan takımımızın dördüncü yıldızı takması. Bu hedefe yürürken ne kadar katkı sağlayabilirsem kendimi o kadar başarılı addederim. Takımda dördüncü yıldızı takmak için inanılmaz bir istek var. Her idmana çıkarken aynı şeyi konuşuyoruz. Her maça şampiyonluk ışığını önümüzde görerek çıkıyoruz. Takımımızda Sneijder dâhil “Ben bu takımın en iyisiyim” deyip boş verecek oyuncu yok. Herkes birbirine yardım ederek, birbirine destek vererek takım için elinden geleni yapmaya çalışıyor.-A2 Ligi’nde inanılmaz bir gol yüzdesiyle oynuyorsun. Oynadığın maçtan daha fazla gol attın. O ligin sana hafif geldiğini mi düşünüyorsun?Böyle söylemek yanlış olur. Biz o lige göre çok iyi bir takımız ve bu nedenle ben de daha zayıf rakiplere karşı çok sayıda gol atabiliyorum. A takımda oynayıp sonra A2’ye gitmek benim için bir problem oluşturmuyor. Zaten hocama da “Eğer A takım kadrosunda olmayacaksam A2’de oynamayı istiyorum” diyorum. Benim için önemli olan maç tecrübemi artırmak. A2 Ligi’ni de bu açıdan önemli bir fırsat olarak görüyorum ve seve seve oynuyorum.-Türkiye ile Almanya’yı kıyaslarsan burada ne eksik, ne fazla…Almanya daha disiplinli bir ülke. Söylenen her şey zamanında yapılır. Burada ise işler biraz zamana yayılıyor. Burada Almanya’ya göre fazla olan şey ise arabaların sayısı. İşin yakası bir yana Türkiye’nin fazlası insanlarının sıcakkanlılığı. Burada Almanya’da bulamayacağınız yakınlığı ve yardımseverliği kolayca görebilirsiniz.Cihan
Erdoğan'dan Başçı ve Babacan'a: 'Kendinize Çeki Düzen Verin'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Suudi Arabistan ziyareti öncesinde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlarken Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı'ya yönelik eleştirilere Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ı da dahil ettiği  ve 'Çağırıp konuşacağız. Ama onun bağlı olduğu Bakan’la (Ali Babacan) bunu konuştuk. Ama bakıyorum ki aynı durumdalar. Artık biraz kendilerine çeki düzen vermeliler” dediği belirtiliyor.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Suudi Arabistan yolunda uçakta Çözüm Süreci, faiz indirimi polemiği, Hrant Dink cinayeti ve dış politika konularında gazetecilerin sorularını yanıtladı.“Faiz lobisi alkışlıyor diye bir karar alamazsınız”Geçen hafta 'Bir yerlere karşı bağımlılığın mı var?' ve 'Yüksek faiz vatan hainliğidir' diyerek Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı’ya yönelik eleştirilerinin dozunu artıran Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir soru üzerine “Merkez Bankası’ndaki arkadaşlarımızın paralel yapıyla ilişkili olduklarına doğrusu ihtimal vermiyorum” şeklinde konuştu. “Alt takımlarda bu tip insanlar var mıdır yok mudur? Bunların incelemesi yapılıyor. Fakat üst makamda karar alma mekanizmasındaki arkadaşlar için böyle bir şey söylemem” diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:“Ortada bir gerçek var, faizler düşmezse yatırıma şiddetle ihtiyacı olan Türkiye yatırım yapamaz. Nitekim bakın şu anda özel sektörün ciddi bir yatırım zaafı var. Yatırım yarışı yok, bir duraklama içindeyiz. Bizim burada hızlanmamız gerekiyor. Ekonomik krizin dünyada olduğu bir dönemde biz birşeye çok dikkat ettik. Neydi o? Yatırımları hiç kesmedik, eleştiri de aldı ama biz hiç hız kesmedik. Faizler düşerse bu yatırımlar devam eder. Bizim de şu anda hayat iksirimiz yatırımlardır. İşsizlik sorununu çözmek için buna ihtiyacımız var. Merkez Bankası sadece benim görevim enflasyon ve fiyat istikrarı derse, bir defa kendi görevini anlayamamış demektir. Merkez istikrar, büyüme ve kur hareketlerini takip etmek durumundadır. Ama sen sene içinde 3-4 kere enflasyonu revize etmeye kalkarsan burada bir yerde su kaçağı var demektir. Ama sen ne yapıyorsun, Cumhurbaşkanı’na ve aleyhte konuşanlara laf yetiştiriyorsun. Yarın ‘kur yine sıçradı’ diyecekler, tamam da tedbiri al. Bu konuda Merkez hassas ve tedbirli olmak zorundadır. Bu işi Batıcı güçlerin verdiği kararlara göre hareket etmekle sürdüremez, faiz lobisinin verdiği talimatlarla hareket edemez. Faiz lobisi alkışlıyor diye bir karar alamazsınız. Amerika’nın Japonya’nın Avrupa’nın faiz oranları ortadadır. Bütün bunlar ortadayken bize ne oluyor, bu kadar yüksek faiz? Eğer komisyonları falan katarsak, 14-15’lerin bile üzerine tırmanıyor.”'Artık biraz kendine çekidüzen ver'Erdoğan, Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı ile görüşecek misiniz?” sorusuna da şu yanıtı verdi:“Bu arkadaşı çağırıp konuşmadığımı kim söylüyor? Bugünlerde yine bir talebi var, çağırıp konuşacağız tabii. Ama onun bağlı olduğu sayın bakanla (Ali Babacan) bunu konuştuk. Ama bakıyorum ki aynı durumdalar. Şimdi burada bu uyarılar yapıldığı halde artık biraz kendine çekidüzen ver. Bakın çok ilginçtir ne dedi; “Ayın 4’ünde Para Kurulu’nu toplayıp faizin düşüşünü gözden geçireceğiz” dedi. Ne oldu, bir gün kala vazgeçti. Neymiş, enflasyonda beklenen düşüş olmamış. Birileri çıkıp farklı şeyler söylüyor. Ben de farklı şeyler söylüyorum. Ben mecbur muyum birilerinin söylediğini söylemeye? Ben diyorum ki, faiz sebeptir enflasyon da neticedir. Bu da benim tezim. O ise enflasyon sebeptir, faiz neticedir diyor. Nereye bağlıyor, enflasyona bağlıyor. Eğer enflasyon düşerse faizi düşürecekmiş. Bu demek senin yanlış yolda olduğunun alametidir. Bu milletle, girişimciyle, yatırımcıyla dalga geçmenin anlamı yok.”Erdoğan, Merkez Bankası ile ilgili mevzuat değişikliğinin hükümetle ilgili bir konu olduğunu, hükümetin adım atması halinde söyleyecek sözlerinin olduğunu belirtti, “Ben de birikimimle müşterek bir çalışma içinde olmak isterim” dedi.'Kandil ile İmralı farklı'Erdoğan, PKK’nın İmralı’daki lideri Abdullah Öcalan’ın yaptığı “Silahı bırakın” çağrısıyla ilgili Yalçın Akdoğan’la yapılan toplantı ile HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın söylediklerinin birbiriyle çeliştiğini söyledi. Erdoğan, “Görünen o ki şu anda İmralı ile Kandil arasında ciddi bir kopukluk var ve ayrıca siyasi hareket olarak da parti içinde bir bölünmenin olduğu ortaya çıkıyor. İmralı’ya gidip gelenlerin yaptığı açıklamalara baktığımız zaman, İmralı silahların bırakılmasını istiyor. Fakat partinin başındaki zatın yaklaşımı çok daha farklı, o adeta “hükümetin uygulamasına bakacağız” diyor. Hükümetin uygulamasına ne bakacaksınız? Hükümet zaten çözüm sürecinin adeta garantörü” dedi.Erdoğan, “Kandil ayak mı diretiyor?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:“Şu anda Kandil ile İmralı’nın farklı olduğu çok açık, net ortada. Açıklamaları onları bağlar. Kandil’i de, HDP’yi de bağlıyor. İmralı kendi üstüne düşen görevi yapmış oluyor. Açıklanan 10 madde var, Demirtaş’ın açıklamaları var. İkisi de birbirini tutmuyor. Gelinen durum huzur ve güvenliğe tehdittir. Bunların her biri aktördür. Bunları görmezden gelemeyiz. Kim bu ülkede çözüm sürecinden yana, kim ülkenin huzuruna refahına destek vermek istiyor. Bunları gözden geçirmek gerekir.”“Hükümet hangi istikamette devam ediyorsa öyle devam edecek” diyen Erdoğan, Milli Güvenlik Kurulu’nda ve önümüzdeki hafta yapılacak Bakanlar Kurulu toplantısında da ağırlıklı konu bu olacağını söyledi.Hrant Dink cinayeti: 'Aktörler ortaya çıkmaya başladı'Gülen Cemaati lideri Fethullah Gülen ile ilgili ABD’ye ilettikleri duruşlarının aynen devam ettiğini belirten Cumhurbaşkanı, paralel yapı olmakla suçlanan kişilerin Türkiye’den kaçtıklarını söyledi. Erdoğan, “Mahkemeler kararlarını verecek. Bunların içinde sınırdan kaçarken veya yakalananlar olduğunda zaten yasalarımızın gereği neyse bu muamele yapılacaktır. Ne kadar yurtdışında kalırlar bilemiyorum. Devam eden mahkemelerde, içeride rakamlar her geçen gün artıyor. Her geçen gün yargı çok daha farklı belgeler elde ediyor. İşte Hrant Dink meselesinde bile son gelişmeler enteresan. İşin aktörleri ortaya çıkmaya başladı. Bunların sinir uçları tespit edilecek diye düşünüyorum.” dedi.“İhmal yok kasıt var”Erdoğan, Hrant Dink cinayetinin ihmalle ilgisinin bulunmadığını da belirterek, “Ben hukukçu değilim ama ihmal diye bir şeyi görmem mümkün değil. O hadisede, kasti olarak işlenen bir cinayet var ortada. İhmalle ilgisi yok. Bu işin bağlantıları ortaya çıktıkca daha da aydınlanacak bu mesele” diye konuştu.“Bazı şeyler duyuyoruz”Erdoğan, “Haziran seçimlerine yönelik bir kalkışma olabileceği iddia edildi? Güvenlik Yasası bununla mı ilgili?” sorusunu şöyle yanıtladı:“Biz bazı şeyleri duyuyoruz, ama altından neler çıkacak görmemiz lazım. Gezi ile ilgili benzer şiddetli şeylerde artık bu ülkede devlet, iktidar bu işlere öyle çok sıcak bakmaz. Devlet kargaşaya müsaade etmez. Demokratik hak kullanacaksan bunu nasıl kullanılacağı bellidir. Yakıp yıkma vb. şu anda İç Güvenlik Yasası önümüzdeki birkaç hafta içinde çıkması halinde önleyici tedbirler olarak geliyor. Bunların gelmesiyle birlikte çok daha farklı bir Türkiye’ye gideceğiz.”“Mısır tutukluları serbest bıraksın”Mısır Türkiye ilişkilerini de değerlendiren Erdoğan, Mursi başta olmak üzere siyasi tutukluların serbest bırakılmasını istedi. Erdoğan, “Mısır’ın içişlerine karışmayız. Demokratik taleplerimiz var. Burada zulüm içinde olan Mursi başta olmak üzere, siyasi tutukluların serbest bırakılması gerekir. Aynı zamanda bu insanlara siyaset yapma hakkı vermeleri gerekir. Bu Mısır’ın huzuru için gereklidir. Beklenti de budur. Şu anda ekonomik olarak büyük destekler alıyor olmasına rağmen, düzlüğe çıkmış değiller. Biz de arkadaşlarımıza “Alt düzeyde çalışmaya devam edebilirsiniz” diyoruz, bizim bu ülkeye pres yapma gibi bir düşüncemiz olmamıştır” dedi.Kaynak: Hürriyet ve Yeni Şafak
Reklam
Irak: IŞİD'e Karşı Tikrit Operasyonu Başladı
Irak devlet televizyonu, Tikrit'te hükümetin desteklediği Şii milislerin ve Sünni savaşçıların hükümet kuvvetleriyle birlikte IŞİD'e karşı geniş çaplı bir operasyon başlattıklarını duyurdu.El Irakiye TV, Pazartesi günü Tikrit'e operasyonların başladığını duyurdu. Eski Irak lideri Saddam Hüseyin'in doğduğu şehri geri alma operasyonu, ağır top saldırıları ve Irak askeri uçaklarının hava bombardımanları ile destekleniyor.Irak televizyonu, IŞİD militanlarının şehrin dışındaki bazı yerlerden çıkarıldığını belirtti ancak detay vermedi.Irak Başbakanı Haydar el Abadi, Selahaddin eyaletinde operasyon öncesi hazırlıklarını tamamlayan asker ve milislerle bir toplantı yaptı.Daha sonra bir açıklama yapan Irak Başbakanı Abadi, IŞİD'in yanındaki Sünni aşiret savaşçılarına 'Örgütten desteklerini çekerlerse affedileceklerini' söyledi.Örgüt, geçen hafta Tikrit ve çevresinde 100 aşiret üyesi erkeği esir almış, bu hamle örgütün 'Operasyon öncesinde muhalifleri etkisiz hale getirmeyi amaçladığı' şeklinde yorumlanmıştı.BBC Türkçe
Yükselen Doların Şirketlere Maliyeti 60 'Ak Saray' Parasına Denk
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Merkez Bankası’na ağır eleştirileri, dolara rekor üstüne rekor kırdırırken reel sektörün kur zararını da katladı. Sadece kur farkından şirketlerin döviz borcu 81 milyar 875 milyon lira arttı. Bu rakam yaklaşık 60 Ak Saray’a denk geliyor.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Merkez Bankası ile ilgili çıkışları sonrası dolar rekor üstüne rekor kırarak 2.52’ye fırlarken reel sektörün döviz borcu da döviz açığı da katlanarak büyüdü. Cumhuriyet'ten Pelin Ünker'in haberine göre, Merkez Bankası’nın en son açıkladığı Kasım 2014 verilerine göre reel sektörün 282 milyar 327 milyon dolarlık döviz borcu bulunuyor. Bu rakam Kasım 2014 dolar kuruna (2.23 TL) göre 629 milyar 589 milyon lira iken bugünkü kurla (2.52 TL) hesap edildiğinde 711 milyar 464 milyon liraya çıkıyor. Buna göre şirketlerin döviz borcu sadece kur farkından 81 milyar 875 milyon lira arttı.
Bakan Taner Yıldız: 'Kandil Dağı Eteklerinde Petrol Arayacağız"
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, 'Kandil dağı eteklerinde Hindırın ve Çoman sahalarında petrol arayacağız' dedi.Enerji Bakanı Taner Yıldız, merkezi Bağdat yönetimi ile yapılan anlaşmalar ve Kuzey Irak ile imzalanan sözleşmeler çerçevesinde Türkiye'nin Kandil Dağı eteklerinde blokları bulunduğunu ve Hindırın ile Çoman sahalarında petrol arayacağını belirterek, çözüm süreci ile birlikte bu yolun açılacağına inandığını söyledi.Ankara'da Hacettepe Üniversitesi ile imzalanan madencilik protokolü töreninde çözüm sürecinin enerji sektörüne etkileri ile ilgili soruları yanıtlayan Yıldız, 'Enerji sektörüyle alakalı çok ciddi beklentilerimiz var. Özellikle kayıp-kaçaktan tutun ki orada siyasi baskı yoluyla paralarını ödeyemeyen birçok vatandaşın Türk ekonomisine olumlu katkı koyacaklarına inanıyorum' dedi.Yıldız, 'Bizim Bağdat'la yaptığımız anlaşmalar, Kuzey Irak ile alakalı yaptığımız sözleşmeler çerçevesinde hemen Kandil Dağı eteklerinde bloklarımız var. Ve Hindırın ve Çoman sahalarında petrol arayacağız. Ben o yolun da açılacağına bu manada inanıyorum. Enerji sektörünün de çözüm süreci ile beraber yeni bir çalışma alanının oluşacağına ben inanıyorum' dedi.AA
Reklam
Apple, iPhone 6 ile Çekilmiş Fotoğraflar Yayınladı
Apple, iPhone 6'nın kamera gücünü ortaya koymak için iPhone 6 ile çekilmiş şahane fotoğraflar yayınladı. iPhone 6'nın kamerasının gücüne siz de tanıklık edin.MWC 2015'te Samsung yeni amiral gemisi Galaxy S6'yı tanıtmıştı. Etkinlik sırasında Galaxy S6'nın kamerasının iPhone 6 Plus'tan daha iyi olduğu vurgulamak için çeşitli fotoğraflar yayınlanmıştı.Kağıt üzerinde bakıldığında Galaxy S6'nın kamerasının iPhone 6 Plus'tan daha iyi olduğu açıkça görünüyordu. Apple da Samsung'un bu hamlesine yayınladığı fotoğraf galerisi ile anında cevap verdi. iPhone 6 ile çekilmiş ve iOS'ta bulunan fotoğraf düzenleme uygulamaları ile düzenlenmiş olan bu fotoğraflar cihazın gerçekten inanılmaz bir kameraya sahip olduğunu gösteriyor. DSLR fotoğraf makinalarını aratmayacak kadar net ve ayrıntılı olan fotoğraflar gerçekten çok iyi.iPhone 6 ile çekilmiş ve Snapseed, VSCO Cam, Instagram, Adobe PhotoshopExpress ve Afterlight gibi uygulamalar ile düzenlenmiş fotoğraflar tekrar 'Hangi telefonun kamerası daha iyi?' sorusunu gündeme getireceğe benziyor. Bakalım ilerleyen günlerde Galaxy S6 ve One M9 ile çekilmiş fotoğraflar da yayınlanıp bir karşılaştırma yapma imkanına sahip olacak mıyız?
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Kürt sorununu demokratik yollardan çözmek isteyen bir anlayışla uzlaşma arayan bir siyasi iradenin oluştuğu ve ‘silahlara veda’ çağrısının yapıldığı gün, kalemini ve hatta ömrünü ‘barışa’ adayan Yaşar Kemal’i kaybettik.  Yaşar Kemal sadece büyük bir romancı değildi. Barış isteyen, ifade ve düşünce özgürlüğünü savunan, bir kültürün nasıl yok edildiğini yazan tam da bu nedenlerle yargılanan bir gazeteciydi, aydındı. Milliyet’in arşivini açın bakın. Kürtlerle nasıl barış yapılacağını, Onun bu barış için nasıl bir mücadele verdiğini anlamaya en iyi kaynak diye düşünüyorum.   Dolayısıyla barış görüşmelerinde hâlâ taraflar kendi görüşünü dile getirse de, soruna yaklaşımlarında bir değişiklik olmasa da ilk kez İmralı’nın hükümetle birlikte attığı ‘ortak’ adımı doğru okumayı, doğru sorularla barış gazeteciliğini bir kez daha hatırlatmayı mesleki bir sorumluluk olarak görüyorum.Barış için sürdürülen müzakereler, kamuoyunun da dikkatle ve ilgiyle izlediği bir konu. Haliyle kamuoyu son otuz yıldır kendi iradesinin dışında sürdürülen kanlı, uzun bir savaşa artık tanıklık etmek istemiyor. Ortak tarihsel bilincimiz de sorunlarımızı barışçıl yollarla çözmeyi zorunlu kılıyor.
Reklam
Gürkan Korkmaz: 'Son Tekme Aklanacak'
Gezi Parkı eylemleri sırasında öldürülen Ali İsmail Korkmaz’ın ağabeyi Gürkan Korkmaz, İç Güvenlik Paketi’ni ‘Ali İsmaillerin katillerinin aklanma yasası’ şeklinde değerlendirdi.BirGün'den Ömer Şahin Keyif, Avukat Gürkan Korkmaz’la, paketi konuştu. ‘TEHDİT ALTINDA OLAN, ÇOCUKLARIN GELECEĞİ...’>>Baskılarla Gezi ailelerini yalnız bırakılması mümkün mü?Kesinlikle hayır. Hiç o şekilde düşünmüyorum. Gezi bir çok ezberi değiştirdi. Apolitikliği üzerimizden atmamızı sağladı. Bir defa uyuyan dev uyandı. Hükümetin yaptığı oyunlardan tutun polisin devletin eline bulaşan kana kadar pek çok şeyi herkes gördü artık. Geziden önce bu yasa tasarısı hazırlansaydı, inanın şu anda muhalefet yapanların yüzde 50’si ‘Tabii ki bu yasa çıksın’ diyecekti. ‘Yüz kapatmak nedir ki, yüz kapatarak hak mı aranır, polis durup dururken adam mı döver, dövüyorsa bir bildiği vardır, gözaltına alıp ne yapacak ki’ diyecekti. Birçok kişinin gerçekleri görmesini, gerçeklerin bilinciyle hareket etmesini sağladı Gezi.Faşizm bir korkudan bir de ekmekten nemalanır. İnsanlar ne o korkudan ne de ekmeğini kaybetmekten, karnını doyuramamaktan kaygılanıyor artık. Çünkü tehdit altında olanın can güvenliği, çocuklarının geleceği olduğunun bilincindeler. Bir defa o duvar yıkıldı. Halk bir zemberek gibi, ne kadar bastırırsanız o kadar sıçrar. Şu anda son haddinde... Daha da ezmeye çalışıyor... Ama bir yerde patlayacak.>>İç Güvenlik Paketi’nin içeriğiyle iligli pek çok huhuki değerlendirme yapıldı, kardeşini Gezi sırasında kaybeden biri olarak, bu paket size ne ifade ediyor?Bu yasa eşittir Ali İsmaillerin, Ethemlerin, Berkinlerin katillerinin aklanma yasasıdır. Bu yasa; elinde sopa olan ya da biber gazından etkilenmemek için yüzünü bile değil burnunu, belki tişörtüyle belki yanında getirdiği bir bez parçasıyla kapatan kişinin bir terörist olarak tescillenmesinin önünü açıyor. Hakkını aramak isteyen genç, teröristmiş gibi algılanıyor. Düşman devletinin işgalci askeriymiş gibi, öldürmeye kadar yetkiler veriyor. Ve bunun meşru tabanda yapması sağlanacak. O atılan son tekmenin hesabının sorulmaması için... Devletin, polisin katliamları zaten cezasızlıkla sonuçlanıyor. Mağdur, defalarca mağdur ediliyor. Bunun yasal zemini oluşturuluyor bu yasayla.>>Bu yasa, Ali İsmail davasının temyiz yoluna nasıl etki edecek?Altını çizerek söylüyorum; Ali İsmail’in elinde taş da sopa da molotof da olsaydı, bu, yapılan eylemi meşru kılmazdı. Ki böyle bir şey yoktu. İnsani bir refleksle, Anayasal hakkını kullanmakta olan, biber gazından etkilenmemek için ara sokağa kaçan bir genç vardı. Bu AKP’li bir genç de sadece o civarda ikamet eden bir genç de olabilirdi....Ceza hukukunda temel ilkelerden biri lehe kanundur. Bir eylem için sonradan çıkan yasa daha az cezayı öngörüyorsa o uygulanır. İç Güvenlik sanıkların lehine olan bir yasaymış ve bu uygulanacakmış gibi görünse de biz bunu bu şekilde yorumlamak istemiyoruz. Mücadeleye devam edeceğiz kesinlikle... Ama  Ali İsmail’in kararında da gördük ne hukuka ne adalete ne hakkaniyete uygun davranılmıyor... Verilen ceza da öyleydi, şimdi bu yasadan sonra uygulanacak yasanın nasıl olacağını açıkçası kestiremiyorum...>>Yasa Gezi’den önce çıksaydı süreci nasıl etkilerdi?Bu yasa zaten Gezi’deki halkın o meşru tepkisini, protestolarını bastırmak için, insanların üzerinde o korku imparatorluğunu oluşturmak için çıkıyor. Gezi’den önce çıksaydı daha çok ölüm, mağduriyet, daha çok annenin gözyaşı olacaktı... Polise öyle yetkiler veriliyor ki... Artık mahkemenin izni olmadan, 48 saat boyunca yargı yetkisini polise devrediyorsunuz. Polisin tarafsız, adil davranmasını beklemek mümkün değil, çünkü gözaltına aldığı kişi aslında ona tepki gösteren bir eylemci... Polis ne psikolojik ne bedensel olarak bir elemeye tabi tutulmuyor. Belki de kendi egosunu tatmin etmek için polislik yapan birine bu yetkiyi verme durumu hiçbir şekilde kabul edilemez. Bunun sonuçları tahmin edilemez... Yasa Gezi’den önce çıksaydı, Ali İsmail’in özelinde yine cezanın değişmeyeceğine inanıyorum. Bu yasayla pankart taşımak ya da birörgütün simgesini renklerini taşımak suç oldu ya, Ali İsmail’in elinde ya bunların hiçbiri yoktu... Ali İsmail yalın, sade bir vatandaş olarak, biber gazından etkilenmemek için insani bir refleksle ara sokağa koşan bir genç...>>Yasa görüşülürken, Meclis’in içinde bulunduğu hal, oranın işlevini yitirdiği yönünde yorumlara neden oldu...Şu yorum çok doğru aslında; vekili adam dövenin polisi ne yapmaz... Balık baştan kokar. Durum kaygı veriyor...>>Peki Meclis’in bu ‘işlevsiz’ halinin mücadelenize etkisi oluyor mu?Bu bizi güçsüzleştirmiyor tabii ki... Bu Meclistekilerin işlevsizliğinden çok hükümettekilerin vicdansızlığından kaynaklanıyor. Ve hiçbir açıklama, hiçbir değerlendirme gerekçeyi ciddiye almaksızın, yasa içeriğini bile okumadan, otomatikleştirilmiş bir şekilde onay verilyorlar... Ya da teklif muhalefetten geliyorsa ret oyu kullanıyorlar. Kuklalaştırılmış bir Meclis, bir hükümet... Tek elden yönetilen; fikir, görüş, düşünce değerlendirmesine tabi tutulmayan bir milletvekilleri topluluğu... Seçim oyunları, sandıkta oy çalma, yapılan algı operasyonlarıyla Meclis bilinçli olarak işlevsizleştiriliyor. Halk için işlevsizleştiriliyor tabii... Rant için işlevsel...>>Ali İsmail’e ilk tıbbi müdahale hekim tarafından geciktirilmişti... Bugün ise Gezi’de hekimlik yapanlar yargılanıyor... Sizin ifadenizle, yaratılan korku imparatorluğu, Ali İsmail’in başına gelene benzer olayların artmasına neden olur mu?Ali İsmail’in yaşadığı da çok talihsizdi... Gezi eyleminde tıbbi destek verenlerin de yargılanması çok talihsiz bir olay... Bu insani vicdani ve mesleki bir sorumluluktur. Kim olursa olsun insan hayatı değerlidir, umarız bu şekilde davranırlar sağlıkçılarımız... Ama hükümetin, kendisine muhalif gördüğü kişiyi ihmaliyle öldüren bir doktora tavrıyla; tıbbi müdahalaye ihtiyacı olduğu için görüşü ne olursa olsun mesleki, vicdani insani görevini yerine getiren bir doktora tavrı arasında önemli fark var... Bir yanda cezasızlık, bir yanda cezalar var... Bu politika daha da üzücü sonuçlar getiriyor.>>Muhalif kesimler, önümüzde daha çok sokağa çıkılması gereken bir süreç olduğu kanısında... Aynı zamanda, sizin de söylediğiniz gibi, demokratik tepkisini ortaya koyanlar için şartlar çetin olacak deniyor. Endişheli misiniz?Tabii ki... Az önce Yeldeğirmeni’nden bir arkadaşla görüştüm ‘Temyizde bir gelişme var mı’ diye sordu. Dedim ki ‘Şu anda hiç takip edemiyorum’... Ortada Nuh’un Özgecan’ın olayı varken, maalesef hukuki kaygılar taşıyamaz duruma geldik. Ali İsmail’in katilinın tutuklu ya da tutuksuz olması çok önemli ama bir insan canının daha kaybedildiği günlerde onun sözünün edilmesi bile anlamsız...'NUH KÖKLÜ CİNAYETİNİN AZMETTİRİCİSİ'>>Cumhurbaşkanı Erdoğan esnafa şifaen asayişi sağlama yetkisi vermişti...Gördük, Nuh’un ölümünde... 15 Ocak’ta İstanbul’daydım, Nuh’la aynı sofrada akşam yemeği yedik. Benden yaşça büyük olmasına rağmen Ali İsmail’in ağabeyi olduğum için sürekli bana ‘abi’ deyişini, o temiz yürekliliğini, iyi niyetliliğini tanıma şansına eriştim. Bu aynı zamanda talihsizlik... Bu acıyı daha da içselleştirerek yaşadığım için...>>Ne vesileyle bir araya gelmiştiniz?Yeldeğirmeni Dayanışması’ndan arkadaşlar Antakya’ya gelmişlerdi. Dostluk ilişkimiz oluştu. Ali İsmail Korkmaz Vakfı için Kadıköy’deyken, geldiğimi duyunca herkes toplanmıştı...>>Bu yasa esnafa şifeen verilen yetkinin, polise devri anlamına gelir mi?Kesinlikle... Ali İsmail’in duruşma günü bunu söyledi. Esnafın kasten adam öldürmeyle yargılandığı bir duruşma günü, düşünün ki devlet erkanından biri çıkıyor ve diyor ki “Esnafımız yeri geldiğinde polis, yeri geldiğinde alperen, yeri geldiğinde askerdir, hakimdir...” Hem mahkeme heyetinin esnaflarla ilgili kararını etkileyici bir gönderme yapıyor hem de o söyleminden bir iki ay sonra oluşacak Nuh Köklü cinayetinin azmettiricisi oluyordu. Bu sadece Nuh olayını değil günlük yaşantımızda; saldırgan esnaflarla, saldırgan yandaş insanlarla, trafikte dahi tahammülü olmayan vatandaş profiliyle karşılaşmamızı getiriyor. Maalesef hiç iç açıcı görmüyorum...>>Kendinizi eli kolu bağlı hissettiğiniz oluyor mu?Yanımızda halkımızı gördükçe hiçbir zaman kendimizi eli kolu bağlı hissetmedik. Gerek davada gerek kurmuş olduğumuz vakıfta gerek evimizden hala kesilmeyen ayakta, bunu gördük ve kendimizi yalnız hissetmedik, hiçbir zaman mücadelemizden geri durmadık... İnsanların böyle durumlarda eli kolu bağlu durmaması gerektiğine inanarak ve diğer Gezi aileleriyle birlikte hareket edip onlara öncülük ederek, onlara örnek olarak, haklarını aramaları gerektiği mesajını vererek hareket ettik. Kendimizi mücadelede güç verme figürü olarak gördük ve bu şekilde davrandık...***Toplum yararına projeler“Ali İsmail Korkmaz Vakfı büyüyor. Gençlerin gelip projeler ürettiği, tartıştığı, konuştuğu, toplum yararına faaliyetler için onlara imkân sağladığımız bir yer olsun istedik... 5 bin kitaplı bir kütüphanemiz de var. O da gelen bağışlarla oluştu. Toplum yararına projeler üretmeye devam edeceğiz...”BirGün
'Kıyamet Kasası'na Ağaç Tohumları Gönderildi
Norveç'in kıyamet senaryolarına karşı yüz binlerce tarım ürününe ait tohum sakladığı Svalbard Kasası'na, en son olarak ağaç tohumları gönderildiği belirtildi. Kasaya bu hafta içinde domates tohumları gönderilecek.Dondurulmuş tohumlar saklayan ve doğal afetlerin yanı sıra nükleer patlamalara karşı da dayanıklı olan Svalbard Kasası, ilk ağaç tohumu numunelerine kavuştu. Norveçli yetkililer, 2008'de açıldığından bu yana 840 bin farklı gıda ürününe ait tohum içeren kasaya Norveç ve Finlandiya'ya ait çam ağaçlarının tohumlarını da ekledi.Finlandiya Doğal Kaynaklar Enstitüsü'nden (Luke) Mari Rusanen, yapılan çalışmanın orman ağaçlarına ait genleri korumak adına önem taşıdığını belirtti. Rusanen, spesifik genleri veya genotipleri korumak yerine doğal genetik çeşitliliği koruma altına almaya çalıştıklarını söyledi.BBC'ye açıklama yapan Dr. Rusanen, 'kıyamet kasası' olarak da adlandırılan Svalbard Kasası'nın doğal afet veya insan eliyle yaşacak bir yıkıma karşı koruma sağladığını ifade etti. Kasanın ortaya çıkma amacının buna rağmen bir kıyamet senaryosu olmadığını belirten Rusanen, 'tohumların gelecekte ortaya çıkabilecek genetik çeşitliliğini kontrol altında tutmak için fırsat sunduğunu' söyledi.Pinus sylvestris ve Picea abies ağaçlarına ait tohumların Finlandiya ve Norveç'teki ormanlardan toplandığı belirtildi. Ağaç tohumları, İslandinav ülkelerinden getirilen ilk ağaç numunelerini temsil ediyor.Rusanen ve diğer araştırmacılar, ağaçların ekonomik, ekolojik ve sosyal öneminin çok büyük olması nedeniyle korunmaya ihtiyaç duyduğunu belirtti.Yüz binlerce gıda saklanıyorSvalbard Kasası'na yakın zamanda konan tohumlar arasında soya fasulyesi, arpa, mercimek, süpürge darısı gibi ürünler bulunuyor. ABD'den getirilen tahıl ürünlerinin yanı sıra, Afrika'dan getirilen en az 2500 pirinç türü de Svalbard'a en son eklenen gıdalar arasında bulunuyor. Svalbard'a bu hafta içinde beş tanesi Galapagos Adası'ndan gelmek üzere 14 domates türü yerleştirilcek.Norveç ve Kuzey Kutbu arasında yer alan takımadalardan birinde kurulan Svalbard Kasası, 12 ayda inşa edildi. 7.5 milyon dolara mal olan yeraltı kasası, dünyanın gıdası için en büyük ve en güvenli yer olarak kabul ediliyor.Kaynak: Al Jazeera
Reklam
"Oklahoma'ya Geldiğim İçin Çok Mutluyum"
Enes Kanter, NBA'de dün gece oynanan Oklahoma'nın Lakers'ı 108 -101 mağlup ettiği maçın sonrasında çok özel açıklamalarda bulundu.Açıklamalarına transferi ile alakalı başlayan Enes Kanter 'Takas olmayı çok istiyordum ve bunu medya aracılığı ile dile getirmiştim. Takasların son günü hatta son dakikalarında Oklahoma'ya takas oldum. NBA'in en iddialı takımlarından birisine geldiğim için çok mutluyum' şeklinde konuştu. Oklahoma City Thunder ile bu sene ki hedeflerinin playofflara kalmak olduğunu belirten Kanter' Hedefimiz kesinlikle play-offlar. Şuan için bazı yıldız oyuncularımız sakat, yakında takıma dönecekler. Play-offlara kalırsak ben çok başarılı olacağımıza inanıyorum . Bu yaz serbest oyuncu olacağım, burada kalıp şampiyonluk yaşamayı çok isterim.' dedi.Scott Brokks: Enes bize çok güç kattıOklahoma City Thunder'in Baş Antrenorü Scott Brooks ise Enes'in performansından ve takıma katkısından dolayı çok mutlu olduğunu dile getirdi. Brooks 'Enes'in takıma katılması bizi ofansif ve defansif yönden daha güçlü yaptı. Enes çok iyi bir karaktere sahip bir oyuncu. Kendisi ve takım arkadaşları ile çabuk kaynaştılar. Pota altı olsun,orta şutlar, serbest atışlar ve reboundlarda çok etkili oyunu çok yönlü oynayabilen bir oyuncu. Onun gibi bir oyuncuya sahip olduğumuz için çok mutluyuz' ifadelerini kullandı.Eurosport
Kayıp Lise Öğrencisinin Cesedi Bulundu
Bolu Anadolu Teknik Lisesi Bilgisayar Bölümü öğrencisi Eren Yiğit, 16 Şubat Pazartesi günü öğle saatlerinde para istemek için akrabası Sabahattin Bozoğlu’nun işyerine gittikten sonra kayıplara karıştı. Olayın ardından lise öğrencisinin ailesi polise giderek kayıp ihbarında bulundu. Bolu Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube Müdürlüğü tarafından Eren Yiğit’in bulunması için çalışma başlatılırken kız arkadaşına cep telefonundan çekip gönderdiği videonun bulunduğu Sarıcalar Mahallesi mevkiinde de İl Afet Acil Durum Müdürlüğü, Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi ve Jandarma ekipleri tarafından arama yapıldı. Yapılan tüm aramalara rağmen izine rastlanmayan Eren Yiğit’in ekiplerin arama yaptığı bölgeye yaklaşık 10 kilometre uzaklıkta cansız bedenine ulaşıldı. Çakmaklar Çamlığı mesire alanına yaklaşık üç kilometre uzaklıkta ormanda gezintiye çıkan iki kişi genç lise öğrencisinin cesedini buldu.Olay yerine giden ekipler tarafından yapılan ilk incelemenin ardından Eren Yiğit’in cenazesi otopsi yapılmak üzere İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Köroğlu Ünitesi morguna kaldırıldı. Polis, olayla ilgili soruşturma başlattı.DHA
Trabzonspor Başkanı Hacıosmanoğlu Takıma Cezayı Kesti!
Trabzonspor Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, başarı gelmeyince kesenin ağzını kapattı. Hacıosmanoğlu, “Sezon bitene kadar prim yok” diyerek takıma gözdağı verdiBelki de tarihinin en hareketli transfer dönemini geride bırakan, gerek sezon başında gerekse devre arasında birçok oyuncuyu kadrosuna katan Trabzon beklenen başarıya bir türlü ulaşamadı. Transfere milyonlarca Euro harcayan ve büyük özveri göstererek takımın tüm ihtiyacına koşan başkan İbrahim Hacıosmanoğlu, Karabük maçı öncesi önemli bir karar aldı. 3 kulvarda da elde edilen sonuçlardan rahatsız olan başkan Hacıosmanoğlu, galibiyet primlerinin kaldırıldığını açıkladı.Yönetim kurulu ile bu konuyu değerlendiren ve böyle bir karar alan Trabzonspor Başkanı, bu haftadan itibaren futbolculara prim ödenmeyeceğini ifade etti. Son dönemdeki futboldan oldukça rahatsız olduğu öğrenilen Hacısomanoğlu, “Sezon bitene kadar prim diye bir şey yok. Şampiyonlar Ligi’ne gidersek bir şeyler düşünürüz. Ama kaybedilen her puan için bundan sonra para cezası gelecek. Ona göre herkes kendine çeki düzen versin” uyarısında bulundu.HTSPOR
Samsung ve IKEA Kablosuz Şarj Destekli Ev Eşyaları İçin Anlaştı
Tüm gözler Mobil Dünya Kongresi’nde ve dün tanıtılan Samsung’un yeni incileri Galaxy S6 ve Galaxy S6 Edge‘in en çok ilgi duyan özelliklerinden bir tanesi de kablosuz şarj teknolojisi.Samsung bildiğiniz gibi bir süre önce kablosuz şarj teknolojisine yapacağı yatırımı ilgili bir blog yazısı ile doğrulamıştı. Çok kısa bir süre önce bir vizyon olarak gelecekte mobilyaların ve ev eşyalarının içerisinde dahili kablosuz şarj bölümlerinin olması gibi bir şeyi konuşurken, Samsung ve IKEA özel bir ortaklık yapacağını duyurdu.Güney Kore’li Samsung ve İsveç’li IKEA, kablosuz şarj için attığı önemli adım neticesinde ilk ürünler Nisan 2015 itibariyle Avrupa ve Kuzey Amerika’daki IKEA mağazalarında satışa çıkmaya başlayacak. Samsung Galaxy S6 ve S6 Edge’in de 10 Nisan’da piyasaya çıkacağını da bildiğimiz için, bu eş zamanlı operasyonun kablosuz şarj teknolojisi için önemli bir gelişme olduğunu söyleyebiliriz.IKEA’nın konuyla ilgili açıklaması mobilyaların ve ev eşyalarının kablosuz şarj desteği müşterilerinin hayatını daha da basitleştirmek yönünde yaparken, Samsung ise bunun harika bir eşleşme olduğunu ve IKEA’nın yeni ev ev eşyaları sayesinde telefonları şarj etmenin çok daha kolay ve rahat olacağını dile getirdi.Son olarak Samsung’un Güney Kore’deki ilk IKEA mağazasını Aralık 2014’te açtığını ve 2020’ye kadar 4 mağaza daha açmayı planladığını belirtelim. Kısacası bu aynı zamanda Güney Kore ve İsveç arasında da önemli bir ticari bağın temellerini atacağa benziyor. İki ülkenin ortak işi, dünyanın pek çok bölgesinde kablosuz şarj teknolojisinin yayılmasına aracı olacak.Webrazzi
Reklam