onedio
"Şenes Erzik FIFA Başkanı Olmalı"
Türkiye Futbol Federasyonu'nun eski başkanı Kemal Ulusu, FIFA'da yaşanan gelişmelerin ardından, ülke olarak tam destek vererek Şenes Erzik'i başkanlığa aday gösterme önerisinde bulundu.Yaşanan gelişmeleri ve başkan Blatter'in istifasıyla ilgili soruları cevaplayan Ulusu, UEFA'da ve FIFA'da önemli görevler üstlenen Erzik'in, uluslararası arenada başkanlık için adı geçen isimler arasında bulunduğunu söyledi.Başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu olmak üzere ilgili kurumları Erzik'e destek vermeye çağıran Ulusu, 'Sayın Erzik bu görev için tertemiz pırıl pırıl bir isim ve bir Türk. Bütün uluslararası ilişkilerinde fevkalade itibarlı bir kişi. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Türk milleti ve sporseverler, Şenes Erzik Bey'i FIFA'ya aday gösterip müthiş bir kampanya başlatmalıyız. Blatter'in yerine Erzik gelmeli. Şu anda aday değil. Arkasında bir devlet gücü, millet gücü, sporsever gücü hissettiği anda aday olur. Bütün gücümüzle Erzik'in dünyanın bu en büyük organizasyonuna aday olması konusunda desteklenmesini talep ediyorum' diye konuştu.
'Kobani Olaylarından 1 Gece Önce Başbakan'la Konuştum'
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş Kobani olaylarından bir gece önce ve parti olarak çağrı yapmadan önce Başbakan Ahmet Davutoğlu ile 10 dakika süren bir telefon görüşmesi yaptığını belirterek, 'Şu anda insanlar sokağa çıktı dedim, her tarafta sokağa çıkıyor insanlar, durum çok kritik ve lütfen bu gece müdahale edelim, ne olur bu gece ne yapılacaksa bir birimize yardım edelim ve sınır kapısı IŞİD'in eline geçmeden gerekli desteği sunalım dedim. Sayın Başbakan bunu inkar edemez her halde bütün ricalarıma ısrarlarıma rağmen durumu anlamakta uzak, oyalamacı, ciddiyetsiz bir tavır durum sergiledi' dedi.Seçim çalışmaları kapsamında Diyarbakır'da bulunan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, DHA muhabirinin sorularını yanıtladı. Demirtaş, Başbakan Yardımcıları Yalçın Akdoğan ile Bülent Arınç tarafından gündeme getirilen, 'AK Parti varsa çözüm süreci var, yoksa yoktur' sözlerini değerlendirirken, 'Bir defa AKP döneminde başlamış bir çözüm sürecidir. Fakat, bu parlamentoda yasası çıkmış, devlete mal olmuş, daha çok topluma mal olmuş bir süreçtir. Dolayısıyla bir partinin 'çözüm süreci bana bağladır, ben varsam var, ben yoksam Türkiye'de kıyamet kopsun, canınız cehenneme savaş mı olur, süreç biter beni ilgilendirmez' gibi bir tarzı çok yanlış görüyoruz. Yani HDP olsun olmasın çözüm süreci olmalı, olur. Barışın arkasında dururuz her halükarda. Onların da çıkıp bu netlikte konuşmasını beklerdim. Yani 'AKP olsa olmasa da Türkiye'nin barışa ihtiyacı var' diyebilmeliydiler. Barışı rehin alıp bize oy vermezseniz savaş çıkar bu ülkede demek çok doğru bir yaklaşım değil. Ben her halükarda çözüm sürecinin devam edeceğini düşünüyorum. AKP olsun olmasın. Barış bizim açımızdan ahlaki ilkesel bir duruştur. Partilerimizin başarı durumuna göre biz Türkiye'de barışı savaşı tartışmayız bile' dedi.'BİZ ÇAĞRI YAPMADAN, BAŞBAKAN İLE 10 DAKİKA GÖRÜŞTÜM'Demirtaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun seçim sürecinde kendisini sorumlu tutukları Kobani olayları ile ilgili bir soru üzerine ilk kez bir bilgiyi açıkladı. Demirtaş, Kobani olayları konusunda büyük bir haksızlık, yalan, iftira kampanyası yürütüldüğünü, yaşananları kendilerinin de bildiğini ifade ederek, şöyle konuştu:'Ben 5 Ekim akşamı Sayın Başbakan ile kapalı bir telefon görüşmesi yaptım. 10 dakika kadar. Aslında kamuoyu bu görüşmeyi bilmiyor. Fakat, ben o görüşmede 10 dakika boyunca sayın Başbakan'a şunu anlatmaya çalıştım. Biz Başbakan ile konuştuğumuzda çağrı falan da yapmamıştık. 'Şu anda insanlar sokağa çıktı' dedim, 'her tarafta sokağa çıkıyor insanlar, durum çok kritik ve lütfen bu gece müdahale edelim, ne olur bu gece ne yapılacaksa birbirimize yardım edelim ve sınır kapısı IŞİD'in eline geçmeden gerekli desteği sunalım' dedim. Çünkü, 'söz vermiştiniz. Üzerinden bir hafta geçti görüşmemizden söz vermiştiniz, destek olunacaktı ama olmadınız, ve insanlar çok öfkeli ve şu anda sokaktalar haberiniz var mı dedim. Çağrı da yapmamıştık. Sayın Başbakan bunu inkar edemez her halde bütün ricalarıma, ısrarlarıma rağmen durumu anlamakta uzak, oyalamacı, ciddiyetsiz bir tavır durum sergiledi. Bir Başbakana yakışmayan, bir Başbakan sorumluluğu ile hareket etmediğini anlamıştım ve durumu okuyamadığını arkadaşlarıma belirttim ve 'Başbakan durumu okuyamıyor, durumun ciddiyetinin farkında değil' demiştim. Şimdi çıkmış beni suçluyorlar ama kusura bakmasınlar konuşacak çok şey var ama inşallah geniş zaman bütün bunları kısmet olur Başbakan ile bir canlı yayına çıkarsak beraber tartışırız. Biz Amerika'nın, onun bunun uşaklığını asla yapmadık. Asla hiç bir yerden kirli ilişki içerisine emir talimat ilişkisi içerisine girmedik. Bir halk çocuğuyuz, bir halk hareketiyiz, bir Türkiye partisiyiz,. Ülkemizin zararına toplumun, halkın zararına olacak hiç bir iş içerisinde olmadık, olmayız.'
35 Fotoğrafla Dünyanın Gizli Güzellikleri: Yer Altı Yapıları
Mağaralar ve tüneller, insan hayatının daima bir parçası olmuşlardır. Maden araştırmaları, arkeolojik çalışmalar, depo veya yaşam alanı olarak kullanılması gibi pek çok sebeple yer altına inan insanlık, artık bu ilginç yapılar hakkında çok daha fazla bilgiye sahip. İşte dünyanın dört bir yanından çekilmiş harika görüntüler ile doğanın gizli harikası: Yer altı dünyası.
Demirtaş: 'HDP'nin Oyları Şu Anda Bıçak Sırtında'
7 Haziran genel seçimlerine sadece 4 gün kaldı. Türkiye önümüzdeki hafta sonu yapılacak milletvekili seçimlerine kilitlendi. Seçimlere ilk kez parti olarak girecek HDP'nin barajı geçip geçmeyeceği en çok merak edilen konu.Fox TV'de İsmail Küçükkaya'nın sunduğu 'Çalar Saat' programına konuk olan HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.'HDP ŞU ANDA BIÇAK SIRTINDA'Küçükkaya'nın sorularını yanıtlayan Demirtaş, HDP'nin barajı aştığını halen gönül rahatlığıyla söyleyemeyeceklerini belirterek, ' Elimize gelen verilere göre HDP şu anda bıçak sırtında. Keşke gönül rahatlığıyla geçtik diyebilseydik. Bir oy çok şey değiştirir. Ben tüm Türkiye'den rica ediyorum. Seçim sonucunda 'iyi olma hali' kazansın istiyoruz. HDP'nin yükselişi Türkiye'ye umut olacak. HDP bütün inançların eşitliğinden yanadır' dedi.
Reklam
'Onur Haftası Sloganları Ortak Bir İsyandan Doğuyor'
1969 yılında, New York’taki Stonewall Inn adlı barda baskıya ve şiddete dayanamayan eşcinseller ayaklanmış, kendileri üzerinde baskı kuran polisi bara hapsetmiş ve dört gün boyunca sokaklarda çatışılmış, eylemler yapmıştı. LGBTİ mücadelenin dönüm noktalarından biri olan bugün dünyanın her yerinde Onur Haftası olarak kutlanıyor. Türkiye'de ise Onur Haftası ilk defa 'Cinsel Özgürlük Haftası' adı altında, 1993 yılında kutlanmak istendi. Ancak valiliğin izin vermemesi ve yurt dışından gelen konukların sınır dışı edilmesi sonucu etkinlikler gerçekleştirilemedi. Geçtiğimiz yıl İstiklal Caddesi'ndeki yürüyüşte 70 bin kişi özgürlük için yürüdü.Kültür- sanat haberleri sitesi Mürekkep Haber bu hafta Onur Haftası organize komitesi aktivistleriyle ile Onur Haftası konulu bir söyleşi gerçekleştirdi.Türkiye'de düzenlenen Onur Haftası etkinlikleri, çeşitli aşamalardan geçti ve günümüze kadar geldi. Bu süreci bize özetler misiniz?İlk Onur Yürüyüşü, 2003 yılında 40 kişilik “kalabalık” bir grupla gerçekleştiğinde İstiklal Caddesi’ndeki insanlar “Kim bu deliler?” ya da “sapıklar” gözüyle bakmıştı bizlere. Beyoğlu’nda 2 Temmuz 1993’te ‘Cinsel Özgürlük Etkinlikleri’ adı altında yapılması planlanan ilk Onur Yürüyüşü ve üç günlük etkinlik programı, İstanbul Valiliği tarafından ‘‘Örf ve adetlerimize, toplumumuzun değer hükümlerine aykırı’’ olduğu gerekçesiyle yasaklanmıştı. Yürüyüşten önceki gece polis, aktivistlerin kapılarını kırıp evlerini basmış, yürüyüş günü de İstiklal Caddesi’ni ablukaya almıştı. Cadde'de eşcinsel olduğundan şüphelenilenler gözaltına alınmış ve yurt dışından gelen katılımcılar sınır dışı edilmişti. İlk Onur Yürüyüşü ancak on sene sonra 2003’te, yaklaşık 40 kişilik bir grup tarafından gerçekleştirilecekti.Haftanın etkinlikleri de oldukça kısıtlı imkanlarla gerçekleşmişti. Hafta diyoruz lakin birkaç günlük bir etkinlik dizisi idi. İlerleyen yıllarda LGBTİ hareketi büyüyüp geliştikçe Onur Haftası etkinlikleri de hem içerik hem de katılımcılar açısından zenginleşti, kalabalıklaştı. İlkini 40 kişiyle yaptığımız bu yürüyüşün bugün 80 binden fazla insanla gerçekleşiyor olması birçok zorlukla mücadele eden hareketin tüm bu olumsuzluklara rağmen nasıl direnç gösterdiği ve bugünlere geldiğini gösteriyor. Bu süreci kısaca özetlersek; Her yıl artan katılımcı sayısı sonraki yıllardaki etkinliklerin organizasyonuna daha fazla insanın katılması ve hareketin görünürlüğünün artması Onur Haftaları'nın da daha çok duyulmasına ve daha çok insan tarafından sahiplenilmesini sağladı. Elbette ki birçok olumsuzluk yaşandı lakin geldiğimiz noktada bizler bu olumsuzluklara değil, 80 bin kişinin barışçıl bir biçimde yürüdüğü fotoğrafa bakmayı tercih ediyoruz. Peki bu süreç içerisinde ne gibi zorluklarla karşılaşıldı?En sık yaşadığımız etkinliklerimizi yapmak için mekan bulamamaktı sanırım. “Sapıklara yer yok” diyen de oluyordu, “buraya aileler geliyor” diyen de. Birçok mekan bize kapılarını açmak istemiyordu. Yürüyüş öncesi ofisi arayıp tehdit edenler oluyordu. Bu birkaç yıl sürdü sektirmeden. Lakin tehditler telefonda kaldı şükür. Kalabalıklaştıkça o telefonlar da kesildi. Maddi imkansızlıklar nedeniyle de istediğimiz her etkinliği yapamıyorduk. Yurt dışından katılımcı davet edemiyorduk, sanatçıları sahneye çıkartamıyorduk... Medyadaki sorunlu ve hedef gösterici haberler birçok kişinin etkinliklere katılmasını engelliyordu. Bu sene 22- 28 Haziran 2015 tarihleri arasında Onur Haftası gerçekleştirilecek. Bu süre zarfında ne gibi etkinlikler düzenlenecek? Hafta programımız paneller, atölyeler, forumlar, piknik ve partilerden oluşuyor. Paneller kapsamında Türkiye'deki eşcinseller, translar ve seks işçilerinin sorunlarına odaklanan iki araştırmanın sunumu olacak. LGBTİ bireylerin toplumda yaşadıkları sorunları biliyoruz ama bu sorunlar ne düzeyde ve ne gibi çözümler gerekli bu anlamda rapor sunumları çok önemli. Hapisteki LGBTİ'lerin deneyimlerinin aktarılacağı panelde 'özel' hapishaneleri konuşacağız. Türkiye'deki LGBTİ örgütlenmeleri (Kocaeli'nden Mersin'e bu örgütlerin sayısı son yıllarda arttı) bir araya geldiği forum, bu yılın Onur Haftası teması Normal'in konuşulacağı forumlarımız var.  LGBTİ bireyler olarak toplumsal normlara uyum sağlamaya çalışmıyoruz, şöyle ki toplumsal normlar kadın-erkek ikiliğine, tek cinsel yönelime yani heteroseksüelliğe, tek aile biçimine, belirli davranış, giyiniş kalıplarına dayanıyor, bunlar aracılığıyla sınıflı, heteronormativ ataerkil toplum onaylanıyor. Forumumuzda hem bu bağlamda 'normal olmayı' hem de LGBTİ hareket içinde ne gibi normlar hayatımızı şekillendiriyor ya da tek tip eşcinsel ve trans algısı dışında varoluşumuzu ifade edebiliyor muyuz, bunları konuşacağız. Atölyeler arasında, liseli LGBTİ'lerin akran zorbalığını konuşacağı buluşma, lezbiyenler için cinsel sağlık atölyesi, beden atölyesi, ruh sağlığı çalışanlarının buluşacağı atölye, pedagojiye queer yaklaşım, şiddetsizlik, lgbtiqa (lezbiyen, gey, biseksüel, trans, interseks, queer, aseksüel) bireyler ve cinsel şiddet, sakatlık ve lgbti hareketi, Hiv, işaret dili konulu atölyelerimiz var. Ayrıca Onur Haftası sırasında düzenleyeceğimiz 'Nerdeen Nereye' sergisi kapsamında sergi sanatçıları, seçici kurul ve kuratörlerin katılımıyla bir buluşma gerçekleştireceğiz. 80'lerde 'Lubunya Olmak' tiyatro oyunu, 'Ben Senin Bildiğin Erkeklerden Değilim' tek kişilik gösterisi ve 'Seni Seviyorum' performansı gerçekleştirilecek. 24 Haziran Çarşamba akşamı Şişli Kent Kültür Merkezi'nde ise bu yılın homofobik, transfobiklerinin ödül olacağı 11. Hormonlu Domates Ödül Gecemiz var. Onur Haftası her yıl olduğu gibi bu yıl da kitlesel Onur Yürüyüşü ile sonlanacak. 28 Haziran Pazar günü 17.00'da hep birlikte Taksim'den Tünel'e şarkılarımız, sloganlarımızla yürüyeceğiz. Onur Haftası kapsamında bir de Onur Yürüyüşü düzenleniyor. Bu yürüyüşe sadece eşcinseller değil aynı zamanda heteroseksüel bireyler de katılıyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu yürüyüşün eşcinsel sorunlarının anlaşılması noktasında bir katkısı olduğunu düşünüyor musunuz? LGBTİ hareket olarak yıllardır yalnızca LGBTİ bireylerin özgürlüğü için mücadele yürütmüyoruz; homofobiye, transfobiye, heteroseksizme, heteronormativiteye, ataerkilliğe, ırkçılığa, militarizme, milliyetçiliğe, sınıf eşitsizliğine yıllardır esaslı eleştiriler yöneltiyoruz. Sınıflı ve eşitsizliğe dayalı bir toplumda herkesi heteroseksüel olarak gören, cinselliği belirli kalıplara sıkıştıran, erkekliğin yüceltildiği, dinsel normları dayatan sistem yalnızca LGBTİ'lerin değil, herkesin sorunu. Özgürlük ve eşitlik talebimize bu nedenle sadece LGBTİ'lere değil, herkese yönelik bir çağrı olarak yöneltiyoruz. Diğer yandan kendimiz dışında ezilen, yaşam hakkı başta olmak üzere hakları baskılanan her birey ve grupla da birlikte söz üretmeye çalışıyoruz, bu nedenle yıl boyunca çeşitli etkinlikler, eylemler ve işbirlikleri yapıyoruz: Gezi direnişi konusunda LGBTİ'lerin aktif bir bileşen olması, translara yönelik şiddete karşı çıkarken polis ve devlet şiddetinin son bulmasına yönelik söz üretmemiz gibi... Dolayısıyla LGBTİ'lerin sorunlarına destek verenlerle birlikte yürümek ve söz üretmek bizim için çok önemli. Özellikle Gezi eylemleri sürecinde eşcinsel bireyler bu eylemleri destekledi. Geçtiğimiz yıl düzenlenen Onur Yürüyüşü'ne ise 70 bin kişilik rekor bir katılım gerçekleşti. Eşcinsellerin Gezi sürecini desteklemesi Onur Yürüyüşü'ne olan ilgiyi arttırmış diyebilir miyiz? Onur Yürüyüşü'ne yıllardır artan bir katılım var. Gezi'den önce de katlanarak artıyordu. Gezi zamanında farklı gruplarının birbirini tanıması etken olmuş olabilir. Gezi direnişinden sonra en yakın tarihli sokağa çıkma Onur Yürüyüşüydü. Ayrıca LGBTİ hareketin diğer sosyal hareketlerle birlikte iş yapması, taleplerine destek bulması, siyasi partiler ve sosyal hareketlerde (Gezi Direnişi'nde LGBT Blok gibi) LGBTİ oluşumlarının söz söylemesi ve görünürlüğünün artması da yürüyüşün kalabalıklaşmasına etken olabilir.Türkiye'deki  Onur Haftası kutlamaları ile dünya genelinde yapılan kutlamalar arasında ne gibi farklar var? Dünya genelinde kutlanan onur haftalarıyla kıyaslayacak olursak, Türkiye’deki haftanın özellikle Batı'daki haftalardan içerik ve söylem açısından ayrıldığını söyleyebiliriz. Batı'daki haftaların birçoğu artık sponsorlarla gerçekleştiriliyor ve içerikleri sadece partilerden oluşuyor. Daha çok bir kutlama havası hakim. Türkiye’de bizim hala bir derdimiz var. Dert ettiğimiz meseleler var ve sadece lokal dertler de değil bunlar. Dünyanın birçok yerinde LGBTİ’lerin yaşadıklarını da kendi derdimiz kabul edip onlar için da bağırıyor, slogan atıyor ve kamuoyuna ulaştırmaya çalışıyoruz bunları. Sermayenin ya da sistemin değil kendi bildiğimizi okuyoruz hala. İstanbul Onur Haftası eğlenceyi politikayla harmanlayarak özellikle Batı'daki haftalardan ayrılıyor.  'Velev ki ibneyiz!', 'Ayşe Fatmayı, Ahmet Mehmedi; birbirlerini sevebilmeli', 'Çürük değil eşcinsel'...Onur yürüyüşü sırasında ortaya renkli görüntüler de çıkıyor. Sanırım bunlardan en eğlencelisi sloganlar. Bu sloganlar nasıl ortaya çıkıyor? Onur Haftası başlamadan önce yürüyüş için alınan toplantılarda, slogan atölyelerinde ya da bazen kendi aramızdaki  toplaşmalarda, partilerde ortaya çıkabiliyor. 'Velev ki ibneyiz' yürüyüş öncesi bir toplantıda bir arkadaşımız tarafından ortaya atılmıştı, herkesi heyecanlandırmıştı bu slogan. 'Nerdesin aşkım?'ı ilk kez bir doğum günü partisinde uyarlayarak kullanmaya başlamıştık. Belirleyici olan hepsinin ortak bir isyandan, coşkudan çıkıp sahiplenilmesi... Bu sene temamıza uygun olarak 'Normalleşmiyoruz - Genel ahlaksız', 'Yoldan çıktım - Böyle iyiyim', 'Direnişin O biçimi - yasak ne ayol!' lolipoplarımızla yürüyüşte olacağız. Eşcinselleri düzeltmeyi, normalleştirmeyi, gizlemeyi, küçük düşürmeyi amaçlayan sözleri alıp güçlendirici bir şekilde kullanmak istedik.Onur Haftası kapsamında bir dizi etkinlik yapılıyor. Bu etkinliklerin finansmanını nasıl sağlıyorsunuz? Ya da şöyle soralım: Bu etkinlikleri kimler destekliyor? Onur Haftası, sabit bir geliri olmayan, her sene sıfırdan yapılan bir organizasyon yapısına sahip olduğu için, destekleyen kurumlar ya da bireysel yardımlar her yıl farklılık gösteriyor. Bütçemizin en önemli kısmını yürüyüşte kullandığımız bayraklar, yerel örgütlerden aramıza katılacak olan aktivistlerin ulaşım masrafları, basılı materyaller oluşturuyor. Masrafları karşılayabilmek için, bu sene geçen senelerden farklı olarak kendimiz bütçe yaratma yoluna gittik. Uluslararası fonlama sitesi İndiegogo'ya '2015 İstanbul LGBTİ Onur Haftasına Destek Ol' adında bir kampanya yükledik. Kampanya kapsamında ihtiyaçlarımızı kalem kalem yazdıp, yapılan bağış karşılığında destekçilerimize küçük hediyeler hazırladık. Ayrıca; LGBTİ hareketinin içinden açık kimlikli arkadaşlarımızın belediye meclis yönetimlerine katılması, belediyelerin Onur Haftası'na destek olmalarını sağladı. Bu sene Şişli Belediye'si ve Beşiktaş Belediye'sinin desteğini alıyoruz. Bahsettiğimiz kaynaklara ek olarak, her sene hafta başlamadan yaptığımız Pre-Pride partileriyle hem eğleniyor hem de kendimize kaynak yaratıyoruz.Peki Türkiye'de eşcinseller ne gibi sorunlarla karşı karşıya kalıyor?Eşcinsel bireylerin yaşadıkları sorunların başında eşcinselliği hala hastalık olarak görülüp yansıtılması (Selma Aliye Kavaf ve hükümet üyelerinin bu yönde açıklamaları mevcut, bazı doktorların ve sözde terapistlerin bunun düzeltilebilecek bir durum olarak yansıtıp 'düzelme terapileri' sunması, ailelerin kişi eşcinsel olarak açıldığında reddetmesi, şiddet uygulaması -ne yazık ki bunun ölümle sonuçlandığını da görüyoruz-, eşcinsel ve trans bireylerin yaşadıkları baskılar sonucu intihar etmesi, kişilerin açık eşcinsel kimlikleriyle iş bulmakta zorlanması ve bunu saklamak zorunda kalmaları ya da işyerinde açıldıklarında işten atılabilmeleri, toplumun eşcinsel bireylere bakışının eşcinselliği kadınlıkla ve erkekliğe ihanetle eşdeğer görmesi nedeniyle ataerkilliğin de etkisiyle sokakta karşılaşılan şiddet ve genel olarak toplumda var olan ön yargılar diyebiliriz. Son olarak Boston Erkek Eşcinsel Korosu'nun Zorlu PSM'de konseri iptal edildi. Eşcinsellerin varlığına bile tahammül edilmediği durumlarla karşılaşıyoruz. Bu nedenle birçok kişi kimliğini saklamak, ilişkilerini ve hayatını gizli yaşamak zorunda kalıyor. Vahdet gibi gazeteler eşcinselliği 'sapkın' olarak niteleyip her gün nefret dilini körükleyen haberler yapılıyor ve buna müdahele edilemiyor. Bizler dayanışma ağlarımızı ve yollarımızı genişleterek tüm bunlara karşı güçlü durmaya ve yalnız olmadığımızı birbirimize söylemeye devam ediyoruz, bu konuda kamuoyu oluşturma çalışıyoruz, eylemler yapıyoruz.Trans ve interseks bireylerin sorunlarını ise ayrı olarak ele almak gerekiyor. Translık ve intersekslik çok daha görünür olduğu için trans bireyler cinsiyet geçiş sürecini çok daha zor yaşıyor, trans seks işçileri çok sık olarak şiddete maruz kalıyor, öldürülüyor, bu sayının ne yazık ki her gün arttığını görüyoruz. Trans kadın ve erkekler beden geçişi olmak için kısır olmak zorunda, 2 yıl zorunlu terapi görüyorlar. Ayrıca toplumsal normlara uygun şekilde giyinip davranarak mahkemede kendilerini kanıtlamaları gerekiyor. Kısır olma şartının kalkmasını, kişinin kendi beyanıyla kolayca cinsiyet geçişi yapabilmesini istiyoruz. İnterseks bireyler içinse kişinin kendini nasıl hissettiği ve beyanı sorulmadan aile isteğiyle zorla yapılan ameliyatlar söz konusu. Anayasada 'Cinsel yönelim' ve 'cinsiyet kimliği'ne yönelik ayrımcılık yapılamayacağına ilişkin bir düzenleme yapılmasını, böylece yaşam hakkımızın garantiye alınmasını istiyoruz. Ayrıca nefret suçlarına karşı bir yasanın çıkması talebimiz de var. Tabii en önemlisi devlet ve hükümet düzeyinde LGBTİ'lerin yaşam hakkının tanınması ve her türlü şiddet ve baskıya karşı önlem alınması, nefret ve ayrımcılık dilinden vazgeçilmesini istiyoruz.
Reklam
Turist Olarak Seyahat Etmekten Kaçınılması Gereken Dünyanın En Tehlikeli 21 Ülkesi
Her ne kadar ülke genelinde yaz havası tam olarak gelmemiş olsa da, yaz mevsimi geldi çattı! Tatil planları, rezervasyonlar yapılmaya başlandı. Özellikle kadınları diyet ve alışveriş telaşı sardı...'Gidilmesi gereken ülkelere' yönelik listeler de oluşturuluyor hâliyle! Biz de konuyu tersten ele aldık. Hani olmaz da, gitmezsiniz de, bir anlık basiret bağlanması veya aşırı maceracılık sebebiyle es kaza gitmeniz hâlinde başınızın epeyce belaya girebileceği ülkeleri sıraladık. Yani şu anda yaşamasını bir kenara bırakıyorum, bir süreliğine turist olarak bulunulması bile çok tehlikeli ülkeri... İşte karşınızda tatil seçeneği yapmamanız gereken 21 ülke...Not: Evini geçindirmek, hayatını kazanmak için ya da diplomatik/idari sebeplerle bu ülkelerde olanlara ise kolaylıklar diliyor; Allah yardımcıları olsun diyoruz....
SoundHound Kendi Sesli Asistanını Duyurdu
Sesli asistan servislerine bir yenisi daha eklendi. Şimdiye kadar şarkı bulma uygulaması olarak hizmet veren SoundHound , artık tüm sesleri anlayıp karşılık verebilecek sesli asistan uygulamasını duyurdu.SoundHound’un Siri, Google Now ve Cortana’ya rakip olarak geliştirdiği Hound isimli sesli asistanı rakipleri gibi aynı amaca hizmet ediyor. Sesli asistan uygulaması, kullanıcıların anlık sorularına, taleplerine, merak ettiklerine hızlı bir şekilde karşılık vermeye çalışıyor. Ancak Hound bunu yaparken rakiplerinden farklı bir sistem kullanıyor. SoundHound’un ifadesine göre Hound rakiplerinin aksine sesleri toplama, analiz etme, gönderme ve işleme süreçlerini tek bir seferde gerçekleştiriyor.
'17-25 Erdoğan Sen Cumhurbaşkanısın, Ne Geziyorsun Meydanlarda?'
MHP lideri Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ’ın seçim meydanlarına inererek oy istemesi ve muhalefeti eleştirmesine tepki göstererek, “Sen Cumhurbaşkanısın, ne geziyorsun meydanlarda“ dedi.Bahçeli, partisinin Kahramanmaraş mitinginde konuştu.Bahçeli'nin konuşmasından satır başları şöyleKahramanmaraş'ın sahte kurtarıcılarla işi olmaz. Kahramanmaraş'ın alnı açıktır, aklı başındadır. Kahramanmaraş aldanmaz. Kahramanmaraş yürürse Türkiye yürüyecektir.7 Haziran'da yalan gidecek, talan bitecektir. 7 Haziran vatan topraklarını bırakıp kaçan korkaklara haddini bildirecek tarihtir.AKP'in son günü, iktidar ömrünün son nefesidir. Türkiye'nin her yanı dökülüyor. Kahramanmaraş AKP'ye destek verdi oy verdi, bu AKP size ne derdi? Siz çalıştınız onlar çalmadı mı?Esnafın siftahı ayakkabı kutularından çıkmadı mı? Her şey tamamdı da 1 milyar 370 milyon liraya saray dikmenin ne alemi vardı? Hem kaçak, hem karanlık, günah ve haram. Saray yetmedi uçan saraylar aldılar. Döndüler dediler ki bu çerez parasıdır. Gemicikleri olanların bu parayı çerez görmesi doğaldır. Bunların vicdanı kurumuş.Erdoğan siyasetin dibindedir. Davutoğlu’nun yetersizliğinden görünüşte yedek gerçekte asıl oyuncu olarak ortaya çıkmıştır.Her gün bize sövüyor. Her gün yalan söylüyor, her gün hakaret ediyor… Peki kimdir bu gafil. Kendisine cumhurbaşkanı diyen 17-25 Erdoğan.Be hey densiz, be hey kanun tanımaz, ahlak bilmez…Sen cumhurbaşkanısın sen devletin başısın. Ne geziyorsun meydan meydan bizimle ne uğraşıyorsun. Kahramanmaraş sana güvendi oy verdi bunu zelil etmeye ne hakkın varErdoğan oyundur yalandır, aldatmadır, komplodur, tuzaktır, riyadır, ihanettir.Dün bize Kars’tan “Esad’ın, Pensilvanya’nın, Kandil’in milliyetçisi” diyor.
Reklam
Fotoğrafçı Cotton Coulson'nın Çalışma Anında Yakaladığı Birbirinden Etkileyici 15 Kare
National Geographic için çeşitli hikayeler fotoğraflayan Amerikalı fotoğrafçı Cotton Coulson, ince bir güzellik anlayışı ve canlı bir mizah duygusunu bir araya getirdi.1976 yılında National Geographic ile çalışmaya başlayan Coulson, geçtiğimiz günlerde hayatını kaybetti. Geniş bir yelpazede çekimler yapan fotoğrafçı yakaladığı anlamlı ve özel kareleri bizlerle paylaştı. İşte muhteşem bir mizah anlayışına sahip sanatçının, 40 yılın üzerindeki kariyerinde yakaladığı olağanüstü karelerden bazıları:
Reklam
God of War III: Remastered Ön Siparişe Açıldı
God of War’u PS4 platformunda bekleyen okuyucularımıza güzel bir haberimiz var. Oyun dünyasının en popüler aksiyon oyunlarından biri olan God of War serisinin en son oyunu God of War III yeniden düzenlenmiş versiyonu ile birlikte çok yakında PS4 için satışa sunuluyor.
Reklam
"Blatter'in İstifasının Arkasında Büyük Oyunlar Dönüyor"
Polonya basınına istifa kararını değerlendiren Boniek, üzülmeye bir sebeb görmediğini belirterek, 'Ben zaten Blatter’e oy vermedim ama yine de bir şok yaşadım. Birisi aradı ve ne olduğunu biliyor muyum diye sordu. Önce inanamadım ve şaka olup olmadığını sordum' ifadelerini kullandı.1982-85’de Juventus, 1985-88’de ise Roma formasını giyen 59 yaşındaki Zbigniew Boniek, 'Korkuyorum ki, istifanın arkasında büyük oyunlar dönüyor. Kaosun başlangıcındayız. Bizi neler bekliyor hep beraber göreceğiz' ifadesini kullandı.
Şırnak'ta 'YDG-H' Operasyonu: 43 Gözaltı
Şırnak il merkezi ile Silopi İlçesi'nde PKK'nın gençlik yapılanması Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi'ne (YDG-H) yönelik olduğu belirtilen eş zamanlı operasyonlarda 43 kişi gözaltına alındı. Operasyonla ilgili 37 kişinin de arandığı bildirildi.Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı’nın PKK’nın gençlik yapılanması YDG-H üyelerine yönelik başlattığı bildirilen soruşturma kapsamında il merkezi ve Silopi İlçesi’nde eş zamanlı operasyonlar yapıldı. Saat 03.00 sıralarında Silopi’nin Cudi, Nur, Dicle, Şehit Harunboy, Yenişehir ve Karşıyaka mahallelerinde başlatılan operasyona çok sayıda zırhlı araç ve özel harekat timleri katıldı. Önceden belirlenen adreslere eş zamanlı olarak yapılan operasyonda kar maskeli polisler balyoz ve kalkanları kullanarak katıldı. Operasyon yapılan mahallelerin ara sokaklarında ise zaman zaman silah sesleri duyuldu. Operasyon sonucunda 4’ü 18 yaşından küçük olmak üzere toplam 17 kişinin gözaltına alındığı açıklandı. Gözaltına alınan şüphelilerin Silopi İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğü belirtildi.
Reklam