onedio
Her Biri Şölen Niteliğinde, Son 5 Yılın Görsel Açıdan En Çarpıcı 40 Filmi
Sinema edebiyat, tiyatro, müzik ve fotoğraftan beslenen, bu sanatları âdeta birleştiren bir sanat dalıdır. Ancak şüphesiz ki, her şeyden önce görsel bir sanattır. Yine de öyle filmler vardır ki, görsellikleri çok daha ön plana çıkar; izleyicilere görsel bir şölen yaşatır.Biz de içeriğimizde son beş yılın (2011 - 2015) görsel açıdan en çok öne çıkan 40 filmini sıraladık. İyi seyirler !Not: Filmler IMDB puanlarına göre sıralanmıştır. Metin içindeki IMDB linklerine tıklayarak filmlerin sayfalarına ulaşabilirsiniz. Film özetleri ise Beyazperde'den derlenmiştir.
Tipografi Sanatı ile Senaryoların Kült Film Afişlerine Dönüştüğü 15 İlginç Çalışma
Glasgow merkezli Robotic Ewe ismiyle tanınan sanatçı tipografi sanatına gönül vermiş biri. Ortaya koyduğu çalışmalarda da kült film afişlerini tipografi sanatıyla yeniden yaratıyor. Tipografiye konu olan yazılarda da afişi yapılan filmin senaryosunu kullanıyor. Evet yanlış duymadınız yakından dikkatli şekilde baktığınız da filmin bütün senaryosunu afişlerden okuyabiliyorsunuz.  Sanatçının Web Sitesini ziyaret ederek daha fazla tipografi afişine bakabilir ve diğer tipografi çalışmalarını görebilirsiniz.
"Fenerbahçe’deki Hayatından Nefret Ediyor"
İngiliz The Telegraph gazetesi, Robin van Persie’nin İstanbul’da mutsuz olduğunu yazdı, iddiasını bir adım daha ileriye taşıdı: “Fenerbahçe’deki hayatından nefret ediyor”
Tecavüz Zanlısını Facebook Kurtardı
Bolu'da 22 yaşındaki genç, 14 yaşındaki kıza tecavüz suçlamasıyla yargılandığı davada kızın Facebook'ta yaşının 18 yazması sebebiyle beraat etti.Bolu'daki bir benzin istasyonunda çalışan 22 yaşındaki S.D., sosyal medya vasıtasıyla lise öğrencisi S.M. ile tanıştı. Bir süre görüşen ikili, daha sonra S.D.'nin Aktaş Mahallesi'nde bulunan evinde birlikte oldu. İlişki sonrası kızları S.M.'nin psikolojisinin bozulduğunu fark eden ailesi psikoloğa götürdü.Genç kızın psikoloğa yaşananları anlatması sonrası ailesi S.D.'den şikayetçi oldu. Olaydan bir ay sonra 2 Temmuz'da adliyeye çıkarılan S.D. tutuklandı.Bolu Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada S.D.'nin avukatı, yaşı küçük olduğu söylenen kızın Facebook profilinde yaşının 18 olduğunu belirterek, S.D.'nin de ilişki sırasında S.M.'nin görüntü itibariyle o yaşlarda olduğunu düşündüğünü söyledi.Mahkeme heyeti, S.M. ve ailesinin ikinci duruşmada şikayetçi olmaması, kızın fiziksel olarak yaşının büyük görünmesi, sosyal paylaşım sitesi Facebook'ta da yaşını 18 olarak yazması nedeniyle S.D.'nin hataya düştüğüne karar vererek beraatine karar verdi.İHA
Reklam
'Millet Seni Cumhurbaşkanı Seçti, Yine Senden Kurtulamadı'
Partisinin İstanbul'daki mitinginde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı bir siyasetçi gibi davranmak ve partilere eşit yaklaşmamakla suçlayarak; 'Cumhurbaşkanı olmak istedin, millet seni Cumhurbaşkanı yaptı. Yeter, milletin yakasından düş. Millet seni Cumhurbaşkanı seçti, yine senden kurtulamadı' dedi.HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, partisinin Sultanbeyli Meydanı'nda düzenlenen mitinginde yaptığı konuşmada, 'Düşünün ki, bir parti, Halkların Demokratik Partisi, meydan meydan dolaşıp Türkiye'de kardeşliği anlatmış, barışı anlatmış, gönül gönüle özgürce yaşamı anlatmış. Ama bir hata yapmış. Sadece bir yerde bir hatamız var, yüzde 13 oy almışız. Beyefendiyi koltuğundan ve hayallerinden etmişiz. Başka suçumuz var mı?' dedi.Demirtaş, 'Biz bu ülkenin bir gerçeğiyiz dedik. Bu ülke tek dil olamaz kardeşim, kim söylüyorsa söylesin. Allahtan başka teklik yoktur. Kimse bize tek dili dayatamaz. Tek millet yoktur kardeşim, kusura bakmayın, milletler farklı farklıdır ve Türkiye'de de farklı milletler vardır. Teklik yaradana mahsustur, yaradan dışında başka tek yoktur' diye konuştu.'Sandıktan korkacak değiliz'HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş şöyle devam etti:'1 Kasım'da bir seçim daha yapacak. Niye, biliyor musunuz? Kendi istediği için. Biz seçimden korkacak değiliz, sandıktan kaçacak değiliz. Evvel Allah, biz Allahımıza, halkımıza güveniyoruz. Her ay seçim de yapsa, biz hazırız, korkumuz yok. Ama ülkenin seçimden önce huzura ihtiyacı var. Ülkede hâlâ sırf sen istiyorsun diye kan akıyor. Sırf sen kendi diktatörlüğünü kurasın diye gencecik evlatlar toprağa düşüyor. Kürdüyle, Türküyle, genciyle yaşlısıyla, siviliyle, askeri polisi, gerillasıyla insanlarımız ölüyor. Yazık değil mi ateş düşen her eve, yangın düşen her yüreğe? Bu insanlarımız niye ölüyor? Aklı olan herkes 1 dakika bir düşünsün, niye ölüyor? Kürt 'Bölücü değilim' diyor, 'Birlikte yaşayalım, sadece yeni bir anayasada özgürlük istiyorum' diyor. Peki, 'Sen niye öldürüyorsun, niye ölüyorsun?' diye devlete, hükümete sormak hakkımız değil mi? Vatan bölünme tehdidi altında değil, çünkü bölünme isteyen 'Bir arada yaşayalım' diyor. Peki sen niye savaş çıkarttın? Niye askeri, polisi silaha sarılacak operasyonların talimatını verdin? Bunu bizden önce Türk toplumunun sorması lazım. Sen niye ülkemizde yeniden savaş çıkarttın? Tek bir soru ve 1 Kasım'a kadar bunu sormaya devam edeceğiz. Sen barışa bu kadar yaklaştığımız yerde, barıştan neden kaçtın, neden? Bunun nedenini bu halka anlatmak zorundasın, bu ülkeye anlatmak zorundasın. Barış bize bir adım yakınken niye bozdun bu barış sürecini? Senin buzdolabına koyduğun süreç, bak şimdi canlara mal oluyor. Sırf neden biliyor musunuz? 1 Kasım'da sandık kurulduğunda millet HDP'yi suçlasın diye. Bütün bu ölümlerden HDP sorumlu olsun ve HDP baraj altında kalsın, bu ölümlerin siyasi rantını da kendileri yesin diye bu savaşı çıkardılar. Allah şahittir, başka da bir şey yok.''7 Haziran'da verdiğimiz ders yetmemiş''Siyasi rekabette hiçbir zaman yarıştan kaçmadık. Gönül isterdi ki karşımızda mert rakipler olsun, yalancı olmasın isterdik karşımızda, riyakar, ikiyüzlüler olmasın isterdik. Keşke rakibimiz mert olsaydı da mertçe siyaset meydanında kapışsaydık. Ama rakibimiz böyle değil. Bir siyasetçi ki koltuğunu korumak için, iktidarını korumak için kendi ülkesini ateşe vermeyi göze almışsa, o siyasetçiden korkulur. Koltuğunu ülkenin menfaatinden, halkın çıkarlarından üstün tutan siyasetçiden korkulur. İşte bu artık korkulacak bir siyasetçi haline gelmiş. Artık gözünü kan bürümüş, çılgınlık bürümüş, her türlü çılgınlığı yapabilecek duruma gelmiş ve buna 7 Haziran'da verdiğimiz ders yetmemiş. O yüzden Allah rızası için sizden 1 Kasım'da buna daha iyi bir ders vermenizi rica ediyorum. Onun net olarak anlayabileceği şekilde, daha iyi bir ders vermenizi rica ediyorum. Çocuklarımızın, torunlarımızın özgür geleceği için buna iyi bir ders vermenizi rica ediyorum. 'Bu ülke senin malın değil' demek için, 'Bu ülke senin tapulu malın değil, halk senin kölen değil, halk senin önünde diz çökmez, bundan emin ol' demek için 1 Kasım'da buna bir ders daha verin Allah rızası için. Bunu sizden özellikle rica ediyorum. Bu kadar savaşa sarılıp, bu kadar ölüme, kana, gözyaşına sarılıp ülkeyi ateş topuna çeviren siyasetçilerin bir daha o halktan destek görmeyeceğini buna göstermeniz lazım. Bu sadece Kürt halkının boynunun borcu değil, AKP'ye oy vermiş herkes bir kez daha bu kararını gözden geçirmelidir. Onları baraj altında bırakın demiyorum, onlar gibi ucuz konuşmayacağım, onları barış altında bırakın, barış.''İstiyorsan her ay seçim yapalım''Biz 7 Haziran akşamı, yani sandıklar açıldığında, bunun bu seçimi kabul etmeyeceğini biliyorduk. Çünkü malımızı tanıyoruz. Kolay kolay bu seçimi kabul etmeyeceğini biliyorduk. İşte şimdi yanılmadığımız ortaya çıktı. O yüzden biz hazırlıklıydık. Kendisi evvel çeşit fırıldak, HDP'yi halkın nazarında itibarsızlaştımak için her şeyi yaptı. Bütün bu medyaya yönelik baskılar, saldırılar, yargıya yönelik saldırılar, işverenlere, esnaflara yönelik saldırılar, parti binalarına, genel merkezimize daha yapılan saldırılar, bunların hepsi HDP baraj altında kalsın diyedir. Eğer kendine bu kadar güveniyorsan, eğer halk benim arkamda diyorsan, neden demokratik bir yarıştan, seçimden korkuyorsun? Neden savaşa sarıldın? Neden çetelerini sokağa salıp parti binalarımızı yakarak, partimizi seçime giremeyecek hale getirdin? Madem sen halkın iradesine inanıyorsun, bak demokratik yarıştan hiç kaçmayız, istiyorsan her ay seçim yapalım, her ay senin dersini verebilecek durumdayız. Ama yeter ki artık milletin yakasından düş artık, yeter artık.''Millet seni cumhurbaşkanı seçti yine kurtulamadı''Cumhurbaşkanı olmak istedin, millet seni Cumhurbaşkanı yaptı. Yeter, milletin yakasından düş. Millet seni Cumhurbaşkanı seçti, yine senden kurtulamadı, yine senden kurtulamadı. Cumhurbaşkanlığı yap, cumhurun başı ol. Halkın tamamının cumhurbaşkanı ol. Partilere eşit davran. Bir siyasetçi gibi davranmaktan vazgeç. Bunu yaparsan, ülkenin, halkın huzuruna, barışına katkı sunmuş olursun. AKP Genel Başkanı'yken ne yapıyorsa, aynısını yapıyor. Başbakan'ken ne yapıyorsa, aynısını yapıyor. Bu ülkede eğer bir başbakan eksiği varsa, istifa et, tekrar gel seçime gir, başbakan seçilirsen, başbakanlık yap. Ama Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Cumhurbaşkanlığı'nın imkanlarını kullanarak bir kez daha senin ülkeyi karıştırmana izin veremeyiz. Ülkede kutuplaşma, kamplaşma yaratmana izin veremeyiz. İnanın ki yaptığı budur. Her konuşması öfke dolu, kin dolu. Seni ona düşman ediyor, beni sana düşman ediyor. Barışa dair, hayra dair ağzından cümle çıkmıyor.'DHA
Reklam
Bilal Erdoğan İtalyan Basınında: 'Zamanlaması Mükemmel'
İtalyan medyası, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan'ın ülkeye yerleştiğine yönelik haberlere sayfalarında yer verdi.BBC Türkçe'den Övgü Pınar'ın haberine göre ülkenin resmi haber ajansı ANSA, Bilal Erdoğan'ın Bologna'nın merkezinde bir apartman dairesi kiraladığını bildirdi.Ajans, daha sonraki haberlerinde ise Bilal Erdoğan'ın, doktora çalışmaları için İtalya'ya geldiği şeklindeki açıklamasına da yer verdi.Cumhuriyet gazetesinin bu konudaki haberlerine ve Twitter'da 'Fuat Avni' imzasıyla yayımlanan mesajlara atıfta bulunan İtalyan basını haberi, 'Erdoğan Jr. (Küçük Erdoğan) Bologna'ya yerleşti' gibi başlıklarla duyurdu.İtalyan basınındaki haberlerde, Bilal Erdoğan'ın hakkındaki yolsuzluk iddialarına da yer verildi.'Erdoğan’ın favori oğlu ülkeyi terk etti'Il Sole 24 Ore gazetesi, 'Birkaç ay önce olsa tahmin edilemeyecek ve hayal bile edilemeyecek bir sürpriz yaşandı, ama Boğaz'da bugünlerde her şey mümkün. Türkiye'deki önemli seçimlere bir aydan kısa bir süre kala, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın favori oğlu ülkesini terk edip ailesiyle birlikte Bologna'ya yerleşmiş gibi görünüyor. Bu 'bomba' haber Türk medyasında ortaya çıkarken, (Bilal Erdoğan'ın) ülkeden kaçtığı söylentileri de ortada dolaşıyor' diye yazdı.Gazete, Bilal Erdoğan'ın 'kaçtığı' yönündeki iddiaları yalanlayarak, doktora için İtalya'da bulunduğunu açıkladığını da vurguladı.Haberi, 'Erdoğan Jr. Bologna'ya yerleşti' başlığıyla duyuran La Stampa gazetesi de 'Erdoğan Jr., resmi olarak doktorası için ülkeyi terk etmiş gibi görünüyor' derken, 'Bilal'in adı, Boğaziçi'nin Temiz Eller soruşturmasına karışmıştı' diye de ekledi.Yerel Bologna Today gazetesi de 'Yolsuzluk iddialarına adı karışan Bilal Erdoğan'ın yargılanmaktan kaçtığı iddia edildi ancak kendisi bunu yalanladı' diye yazdı.'Erdoğan junior, fırtınanın ortasında'Il Giornale d'Italia sitesindeki haberde ise 'Erdoğan junior, fırtınanın ortasında' başlığı kullanıldı. Haberde, 'İtalya'ya kaçışı doğrulandı. Ancak bu kaçışın, memleketinde tutuklanma korkusundan mı kaynaklandığını asla bilemeyeceğiz. Emin olunan tek şey, Türkiye Cumhurbaşkanı'nın oğlu Bilal Erdoğan'ın ailesiyle birlikte Bologna'ya yerleşmiş olduğu. Resmi gerekçesi, Johns Hopkins Üniversitesi'ndeki çalışmalarına devam etmek' ifadeleri yer aldı.'Zamanlama mükemmel'Sitenin haberinde, 'oldukça gizemli olan bu kaçışın' zamanlamasının da 'mükemmel' olduğu yorumu yapıldı. Erdoğan'ın yıllar önce dondurduğu doktora programına neden şimdi geri döndüğü sorgulandı ve 'Kötü düşünmek günahtır ama çoğu kez doğru tahmin getirir' denildi.Sosyal medya sitelerinde ise Bilal Erdoğan'ın İtalya'ya gelmesiyle ilgili esprili yorumlar yapıldı. Twitter'da bir kullanıcı, 'Acaba Berlusconi'nin oğlu da İstanbul'a taşınır mı?' diye yazarken, Bologna Belediye Meclisi üyesi Lucia Borgonzoni de ironik bir dille, 'Bologna'da hiçbir şeyimiz eksik değil...Şimdi bir de...' diye yazarak 'Erdoğan'ın oğlu Bologna'da' başlıklı bir haberin linkini paylaştı.BBC Türkçe
Temiz Enerji Kaynakları Neredeyse Kömür ve Gaz Kadar Ucuz
Güneş enerjisi ya da rüzgar enerjisinin tercih edilmemesindeki en büyük sebeplerden biri masraflı olması. Ya da en azından bir zamanlar öyleydi.Bloomberg New Energy Finance’in yaptığı bir araştırmaya göre, temiz enerjinin maliyeti kömür ve gaz maliyetleriyle yarışacak kadar düştü.Kıyı rüzgar enerjisi megawatt saat başına 83 dolara düşerken, güneş enerjisinin bedeli 122 dolar oldu. İnsanlığın yeşil enerjinin açık ara diğer enerji türlerinden daha ucuz olduğuna şahit olmasına daha var; ama Amerika’da megawatt saat başına 75 dolara yükselen kömür ya da megawatt saat başına 82 dolar olan gaz türbinleriyle karşılaştırıldığında bu rakamları göz ardı etmek de oldukça güç. Hâlâ maliyeti yüksek olan yeşil enerji türlerinden bazıları da 174 dolar tutan uzak kıyı rüzgar enerjisi  ve 400 doları aşan deniz kaynaklı enerjiler.Yakında birçok ülkedeki çeşitli şirketlerin çevreci kimliğinden değil ama maliyet bakımından daha mantıklı olmasından dolayı yeşil enerjiye geçmesi bekleniyor.
Reklam
Kılıçdaroğlu'ndan Terörü Bitirme Sözü
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, terör sorununun 30 yıldır çözülemediğini belirterek, 'Benim sözüm söz, bu sorunu çözeceğim. CHP dışında hiçbir parti çözemez' dedi.CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Uşak'taki mitinginde yaptığı konuşmada, cumhuriyet tarihinin en büyük krizlerinden birinin yaşandığını ileri sürerek ülkenin aydınlığa çıkması, sorunların çözülmesi gerektiği, bunun için 'önce Türkiye' dediklerini belirtti. Terör sorununa da değinen Kılıçdaroğlu, 'Benim sözüm söz, bu sorunu çözeceğim. CHP dışında hiçbir parti çözemez.' dedi.'Allah aşkına iktidardan indirin'7 Haziran'da yapılan seçimde milli iradenin tecelli ettiğini, tek başına iktidar fırsatı vermediğini ve koalisyon yapılmasını istediğini ifade eden Kılıçdaroğlu, AK Parti'yle yapılan koalisyon görüşmelerine değinerek şöyle konuştu:'Bize geldiler dediler ki 'Koalisyon kurmak istiyoruz.' Biz de dedik ki madem milli irade böyle, biz milli iradeye saygılıyız. Vatandaşın iradesine saygılıyız. Dünya kadar derdimiz var. Suriye bir taraftan, enflasyon, işsizlik bir taraftan, çiftçi alın terinin karşılığını alamıyor, esnaf doğru dürüst siftah yapamıyor. Oturalım, bunları çözelim. Ama 10 günlük görüşme sonunda dediler ki 'Biz 4 yıllık bir koalisyon istemiyoruz. 3 aylık seçim hükümeti istiyoruz.' Biz de bunu kabul etmedik. Neden kabul etmediniz diye sorabilirsiniz. Şunun için, milli irade tecelli etmiş, 'koalisyon kurun' diyor. Eğer biz 3 aylık seçim hükümetinde yer alsaydık milli iradeye saygısızlık yapmış olurduk. Onlar diyorlardı ki milli irade, milli irade. E... Milli irade oldu. Koalisyon kuramayan, iradesini birisine ipotek eden kişileri Allah aşkına iktidardan indirin, Türkiye'nin önünü açın artık.'Ülkeyi yönetecek kişinin bağımsız olması lazım'Milli iradeye saygı duymayan, hükümet kurma görevi verildiği halde hükümet kuramayan, bir yerlerden gelen telkinlerle iradesini özgürce kullanamayan bir kişi ülkeyi yönetemez. Ülkeyi yönetecek kişinin bağımsız iradesinin olması lazım. Eğer iradeyi saraya ipotek ettiyseniz vay memleketin haline. Türkiye artık siyasi gerginliklerden, kavgadan bıktı. Vatandaşı ikide bir seçim sandığına niye götürüyorsunuz, hangi gerekçeyle götürüyorsunuz? 'İlla 400 milletvekili verin'. Vermiyor millet, vermiyor kardeşim. '400 milletvekili vermezseniz terörü azdırırım'... Terörü azdırdı, her gün şehitlerimiz geliyor.''Hangi bakanın çocuğu oralarda?'Çözüm sürecinin tehlikeli bir süreç olduğunu söylediklerini, sorunun böyle çözülemeyeceğini, gariban insanların, ailelerin gözyaşı döktüğünü ifade eden Kılıçdaroğlu, 'Hangi milletvekilinin oğlu orada, ensesi kalın hangisinin çocuğu doğuda, güneydoğuda? Hangi bakanın çocuğu oralarda? Bulmuşlar gariban vatandaşı, haydi oğlum oraya git' değerlendirmesinde bulundu.'Siz başımıza bela ettiniz PKK'yı'Ankara'ya gelen bütün şehit cenazelerine katıldığını, cenazelerde önde şehidin ailesi, yakınları, akrabaları, onun arkasında devlet protokolünün yürüdüğünü, her gittiği yerde annelerin ağladığını ve 'Benim oğlum şehit oldu, acısı yüreğimi yakıyor. Başka bir annenin yüreği yanmasın' dediğini dile getiren Kılıçdaroğlu, kendisine bu sorunu niye önlemediklerinin sorulduğunu anlatarak, şöyle devam etti:'CHP ne zaman engel oldu, siz bu sorunu çözecektiniz de biz mi engel olduk? Siz başımıza bela ettiniz PKK'yı. Defalarca söyledim, uyuyorsunuz siz. Doğu'da, güneydoğuda adamlar vergi mahkemesi, normal mahkeme, vergi dairesi, askere alma dairesi kurmuş, Ankara'dan sesin çıkmıyor. Valilere talimat veriyorsun, 'Sakın bir şey yapmayın' diye. Şimdi de kalkmışlar milliyetçilikten söz ediyorlar. Sen düne kadar 'Her türlü milliyetçiliği ayaklarımın altına aldım' diyen adam değil misin?''Bu seçimler bir dayatma seçimidir'1 Kasım seçiminin sıradan değil sandığa gidilmesi gereken seçim olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, 'Bu seçimler bir dayatma seçimidir. 'Ya bana 400 milletvekili verirsiniz' veya 'ben size acıyı, gözyaşını, kanı önünüze koyarım' diyorlar. İndirin bunları, indireceğiz bunları' diye konuştu.Toplumun bölünüp ayrıştırıldığını, komşuların kimliğinin, inancının sorgulanmaya başlandığını öne süren Kılıçdaroğlu, etnik kimlik üzerinden siyaset yapan kişinin ülkesini sevmediğini, din üzerinden siyaset yapan kişinin dine en büyük kötülüğü yaptığını söyledi.'Ben bu sorunu çözeceğim'Terör sorununu sadece partisinin çözebileceğini savunan Kılıçdaroğlu, '30 yıldır çözemediler, 30 yıl. Benim sözüm söz. Ben bu sorunu çözeceğim. CHP dışında hiçbir parti çözemez, açık ve net söylüyorum. CHP neyine güvenerek bu sorunu ancak ben çözerim diyor? Onlara şunu söyleyin; CHP, avukat bürolarında kurulan bir parti değildir. CHP, savaş meydanlarından gelen Kuvayımilliye ruhunu taşıyan bir partidir, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu partisidir. Onun için diyoruz, bayrağımız, ülkemiz bir. Bu sorunu ancak CHP çözer' ifadesini kullandı.Ajanslar
Reklam
Diyarbakır'da Polisin Baskın Düzenlediği Evden Ateş Açıldı: 1 Ölü
Diyarbakır'da polisin silah ve mühimmat bulunduğu ihbarı üzerine bir eve düzenlediği operasyonda, evdeki PKK'lı teröristlerin ateş açması üzerine çıkan çatışmada 1 kadın öldürüldü, 6 kişi gözaltına alındı.Diyarbakır'ın merkez Bağlar İlçesi Emek Caddesi Teğmen Sokak üzerindeki bir evde çok sayıda mühimmat olduğu ihbarı üzerine polis eve operasyon başlattı.Sokağa giden özel harekat timleri binanın etrafını sarıp güvenlik önlemleri aldıktan sonra, girmek istediği evden ateş açıldı. Polisin de karşılık vermesiyle bir süre çatışma çıktı. Çatışma sırasında balkonda bulunduğu belirtilen mühimmatlar evdeki PKK'lı teröristler tarafından ateşe verince patlamalar oldu. Çatışmada PKK'lı olduğu öne sürülen 1 kadın ölü ele geçirilirken, 6 kişi gözaltına alındı.DHA
Dink Cinayeti Zanlısı Akyürek: 'Hayal'i Biliyordum, Samast'tan Haberim Yoktu'
Hrant Dink cinayeti soruşturması kapsamında sorgusu yapılan eski İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek, kendisine iftira atıldığını öne sürdü.Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in 19 Ocak 2007'de uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetmesine ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Birimi Savcısı Gökalp Kökçü tarafından yürütülen soruşturmada, sorgusu yapılan eski İstihbarat Daire Başkanı Akyürek, kendisine isnat edilen tüm eylemlerin ‘iftira’ olduğunu iddia etti.Akyürek’in ifadesinde, Hrant Dink öldürülmeden önce Ekim 2006 tarihinde 81 ilin istihbarat birimlerine İstihbarat Başkanı olarak imzasını taşıyan ’Ermeni vatandaşlarımıza yönelik tepkisel eylemler konusunda muteyakkız bulunulması, gelişmelerin takip edilmesi bu beyanda bilgi verilmesi’ hususunun yer aldığı bir yazı gönderdiğini, bu yazının şu an Silivri Cezaevi’nde yatmakta olan C şube müdürü Ali Fuat Yılmazer tarafından hazırlandığını söylediği belirtildiAKYÜREK: 'DİNK’İN TEHDİT EDİLDİĞİ İSTANBUL EMNİYETİNİN BİLGİSİ DAHİLİNDEDİR'İfadesinde, 'muhtemel cinayetle' alakalı edindiği istihbari bilgileri yetkili mercilerle paylaştığını belirten Akyürek, Hrant Dink’in İstanbul Valiliği’nde MİT yetkililerince uyarılmasını ve mahkemelerde Dink hakkında açılan davaları hatırlattı. Akyürek, 'Yazılı, görsel ve internetmedyası üzerinden Hrant Dink’in açık tehditlere maruz kaldığı normal Türkiye Cumhuriyetivatandaşları gibi İstanbul Emniyetinin de, istihbaratının da bilgisi dahilindedir. Olaydan sonra benim konuya ilişkin bilgim olmadığına ilşkin Celalettin Cerrah’ın ifadesi iftiradır' dedi.'İSTANBUL’UN TRABZON’A SARMAMASI ANLAŞILMAZ'Trabzon İstihbarat Şube Müdürü'nün, İstanbul’a 'ses getirecek eylem', Ankara İstihbarat Daire Başkanlığı’na da, Hrant Dink’in Yasin Hayal tarafından öldürüleceğini bildirmesinin usule aykırı olmadığını ifade eden Akyürek, 'Bu yazıdan silahlı eylemin anlaşılacağı çok açıktır. Anlaşılmayan bir durum varsa, İstanbul’un bu durumu Trabzon’a sormaması...'CİNAYETİN YASİN HAYAL TARAFINDAN İŞLENECEĞİNDEN BİLGİM VARDI'Akyürek, 'Benim Ogün Samast’tan hiçbir şekilde haberim olmadı. Cinayetin Yasin Hayal tarafından işleneceğinden haberim vardı. Haber elemanının cinayete ortak olacağını bilmiyordum. Cinayetbüro da bunu bilmiyordu. Cinayet esnasında orada bulunduğu ve cinayete gözcülük yaptığı iddia edilen ve benim elemanlarım olduğu iddia edilen, soruşturma savcısı tarafından da şahsıma gösterilen iki-üç kişinin açığa çıkarılmasını ben de istiyorum' şeklinde konuştu.'MÜLAKAT YAPMADAN BİZE GÖNDERİN DEDİLER''Hakimlikte ifade veren dönemin Trabzon İstihbarat Şube Müdürü Faruk Sarı’nın da, 'Cinayetten hemen sonra Ogün Samast’ın ilişkide bulunduğu Ahmet İskender, Ersin Yolcu ve Yasin Hayal’i aldık. İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma teşkilatındaki yetkililer 'mülakat yapalım' dediler. MİT personeli de bu mülakatta vardı. Daha sonra Ogün Samast’ı alan İstanbul’a bu şahısları sorduk. Kimliklerini bildirdik. Onlar da hiç mülakat yapmadan bize gönderin dediler. Biz de İstanbul’a gönderdik' diye konuştuğu öğrenildi.'ERHAN TUNCEL O SAATTEN SONRA BİZİM İÇİN DE ŞÜPHELİ OLDU'Erhan Tuncel’in isminin ise İstanbul’dan kendilerine geldiğini belirten Sarı, 'Zaten son dönemlerde bize konumu ile ilgili yada genel olarak yalan bilgiler veriyordu. Cinayete ilişkin herhangi bir bilgisinin olmadığını söylediği anda ki Ogün Samast ve diğer arkadaşlarının ismi ülke gündemine gelince, onlarla alakasını da bildiğimiz için o saatten sonra bizim içinde şüpheli oldu ve takibe başladık. Hem teknik hem de fiziki olarak takip ediliyordu' dedi. Hrant Dink suikasti soruşturmasında tutuklama talebiyle sevk edildikleri hakimlikçe serbest bırakılan 9 emniyet görevlisinin ifadelerinde herhangi bir örgütle bağlarının bulunmadığını söyledikleri de öğrenildi.Ümit Türk / DHA
Reklam
Reklam