Azerbaycan Ordusu, Ermenistan'ın 3 İha'sını Düşürdü
BAKÜ (AA) - Azerbaycan ordusunun Ermenistan'a ait 3 İHA'yı düşürdüğü bildirildi.Azerbaycan Savunma Bakanlığının açıklamasında, gece saatlerinde Ermenistan-Azerbaycan sınırının Tovuz ili yönünde Ermenistan ordusuna ait 2 İHA'nın vurulduğu belirtildi.Açıklamada, saat 10.00 civarında da cephe hattının Ağdam ili yönünde Ermenistan'a ait bir İHA'nın Azerbaycan hava savunma güçlerince imha edildiği kaydedildi.
Azerbaycanlı Türkler, Dağlık Karadağ'daki Bölgelerine Bir An Önce Dönmeyi Bekliyor
TERTER (AA) - İDİRİS OKUDUCU - Ermenistan tarafından yaklaşık 30 yıl önce toprakları işgal edilen Dağlık Karabağlı Azerbaycanlıların memleketlerine dönme umutları işgal altındaki toprakların bazılarının geri alınmasıyla daha da güçlendi. Ermenistan'a bağlı silahlı grupların saldırıları sonucu toprakları olan Dağlık Karabağ'ı 1991-1994 yıllarında terk etmek zorunda kalan Azerbaycanlılar, başta ülkenin batısındaki Terter, Berde, Ağdem, Ağcabedi, Yevlah, Goranboy, Naftalan ve Mingeçevir gibi kentler ile başkent Bakü'ye yerleşti.O dönem imkansızlıklar nedeniyle kamplarda kalan 'Karabağ göçmenleri' için daha sonra Azerbaycan tarafından konutlar inşa edildi.Ermenistan'ın saldırısıyla yeniden çatışmaların başlaması sonucu Azerbaycan ordusunun, başlattığı karşı taarruzla onlarca yerleşim yerini işgalden kurtarması, 30 yıldır hasretle doğduğu topraklara dönmeyi bekleyen bölge sakinlerini umutlandırdı. Karabağlıların hemen hepsi, ateşkesin nihai çözüm olmadığına inanıyor ve tek isteklerinin Azerbaycan toprağı olan Dağlık Karabağ'ın tamamen geri alınması ve işgalin bir an önce son bulması olduğunu bildiriyor.Doğduğu topraklara geri dönmek isteyen Karabağlılardan biri, Terter sakini 70 yaşındaki Ali Memedov, AA muhabirine 1992'de Karabağ'ın Kelbecer kentinde silahlı Ermeni grupların saldırıları nedeniyle annesini ve kardeşini kaybettiğini söyledi. 27 Eylül'deki saldırıların başlamasıyla cephe hattına yakın Terter'den daha güvenli olan Berde kentindeki oğlunun yanına yerleşen Memedov, 28 yıl önce yaşanan tüm acıların hala zihninde canlı olduğunu söyledi. Memleketlerinin şu anda işgal altında olan Karabağ'ın Kelbecer kentine bağlı Ağdaban köyü olduğunu belirten Memedov, 'Bizim evimiz köyün başındaydı ve babam da köyü çok severdi. Hocalı katliamı olunca daha güvenli bir kent olan Terter'e taşınmasını istedim. Ancak kendisi 'Ben köyden çıkarsam kimse kalmaz.' dedi. Ermeni silahlı gruplar eve saldırınca artık yapacak bir şey kalmadı.' dedi. Olayın meydana geldiği dönem evde olmadığını, Terter'de ikamet ettiğini belirten Memedov, Karabağ'daki ailesinin başına nelerin geldiğini şu sözlerle anlattı: 'Ermeniler, 1'inci harp dediğimiz 1992'de annem ve kardeşimi evin içinde öldürdü. Babam ve kız kardeşimi de esir aldılar. Annem ve kardeşimin cenazesi 39 gün evin içinde öylece kaldı ve 40'ıncı gün Kelbecer'de defnedildi. O dönem henüz Kelbecer Ermenistan tarafından alınmamıştı. Daha sonra Kelbecer de onların eline düştü. Babam ve kız kardeşim de 40 gün sonra salıverildi. Bakü'nün o dönem müdahaleleri sonucu serbest bırakıldılar. Ancak babam, annemi göremedi.' Anne ve erkek kardeşinin öldürülmesinden sonra babasının yaşanan acılara yüreğinin daha fazla dayanamadığını aktaran Memedov, 'Babam, serbest bırakıldığı zaman onları sordu ve vaziyeti ona anlattık. O da annemden 4 gün sonra vefat etti.' dedi. 'Saldırı nedeniyle şok geçirdim ve ailemi kaybetmekten korktum'Ailesini kaybetme acısını halen yaşadığını belirten Memedov, 27 Eylül'de Terter'deki evinin önüne düşen füzeyle geçmiş acısının tazelendiğini kaydetti. Eşinin ve çocuklarının ölmesinden korktuğunu söyleyen Memedov, 'Çatışma aşamalı bir şekilde yoğunlaşıyordu. Aracımızla Terter'den Berde kentine gitmeye karar verdik. Tam eşyalarımızı araca yüklerken, bir füze evin önüne düştü. Saldırı nedeniyle şok geçirdim ve ailemi kaybetmekten korktum.' diye konuştu. Füze düştüğü zaman eski acı günlerin gözünün önünde canlandığını ifade eden Memedov, 'Saldırı sonrası çocuklar 'biz buradayız ve iyiyiz' diye seslenince rahatladım. Allah kimseye o anı ve sevdiklerini kaybetme korkusunu yaşatmasın.' dedi. Memedov, 'Karabağ'ı asla unutmadım. Doğduğum topraklara dönme umuduyla yaşıyorum. Azerbaycan ordusunun son ilerlemesiyle birlikte heyecanlandım.' şeklinde konuştu. 'Ateşkes bir şey ifade etmiyor'Terter kentinde ikamet eden ve aslen Karabağ bölgesinden olan Dilara Abbasov da işgalin sona ermesinden sonra doğduğu ve yıllardır görmediği Ağdere'ye gitmek isteyenler arasında bulunuyor.Ermenistan'ın attığı füze nedeniyle evi büyük hasar gören Abbasov, 'İşgal edilen Ağdere'den göç edip Terter'e yerleştik. Binbir zahmetle bu evi inşa ettik ancak yine de Ermenistan'ın hedefi olmaktan kurtulamadık.' dedi. Evinin yakınlarına isabet eden füzelerin büyük hasar oluşturduğunu belirten Abbasov, 'Biz savaş isteyen insanlar değiliz. Ancak ateşkes bir şey ifade etmiyor. Geçmiş tecrübelerimiz var. Topraklarımızın geri alınması gerekiyor.' diye konuştu. Abbasov, ordu ilerledikçe sevindiğini, doğduğu topraklara kavuşma umudunun içinde yeniden yeşerdiğini söyledi. Ermenistan'ın 27 Eylül'de başlattığı saldırılar nedeniyle şu ana kadar 41 Azerbaycanlı sivil hayatını kaybetti, 204 sivil yaralandı. Ermenistan ve Azerbaycan, Moskova'da yapılan görüşmelerde, 10 Ekim Cumartesi günü saat 12.00’den itibaren geçerli olmak üzere Dağlık Karabağ'daki cenazelerin ve esirlerin değişimini öngören insani amaçlı ateşkes kararı almıştı.Ermenistan ordusunun, ateşkesin üzerinden 24 saat geçmeden, Azerbaycan'ın Gence kentine füzelerle saldırması sonucu 9 kişi ölmüş, 34 kişi yaralanmıştı.
Havaların Soğuduğu Kars'ta Bal Üreticileri Arıları Erken "Kışlattı"
KARS (AA) - CÜNEYT ÇELİK - Türkiye'de bal üretiminin önemli merkezlerinden Kars'ta, hava sıcaklığının mevsim normallerinin altında seyretmesi nedeniyle bal üreticileri arıları erken kışlatmaya başladı.İlkbaharda yaylalara kovanlarını çıkaran arıcılar, bal üretim sezonunun tamamlanması ve havaların soğumasıyla yerleşim yerlerine indi.Hava sıcaklığının gece sıfırın altına 3 dereceye kadar düştüğü kentte arıları erken kışlatan arıcılar, kovanları daralttıktan sonra çuval, bez gibi koruyucu eşyalarla muhafaza ederek soğuktan koruyor.Arıcılar hava sıcaklığının mevsim normallerinin altında seyretmesi nedeniyle başvurduğu bu yöntemle, arıların hem telef olmasının önüne geçiyor hem de bir sonraki sezona daha sağlıklı girmelerini sağlıyor.Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi ve Doğu Anadolu Bölge Sorumlusu Adem Ertaş, AA muhabirine, Kars'ta 60 bin kovanın aktif olduğunu ve kötü bir sezon geçirdiklerini anlattı.'Kış erken geldi'İlkbahar döneminde bölgeye gelen arıcıların kışa doğru Antalya, Muğla, Mersin gibi sıcak kentlere gittiklerini, Karslı bazı arıcıların ise bölgede kaldığını ifade eden Ertaş, şöyle konuştu: 'Bu yıl verimin düşük olması ve erken yağan karla arıcıların hummalı çalışması başladı. Kışlatma dönemine girdik, inşallah önümüzdeki sezon iyi olur. Bölgemizde bal sağım dönemini kapattık. Kış erken geldi, normalde ay sonunda kar kendisini gösterirdi ama bu yıl ekim ayının başında kar yağışını gördük ve soğuk havalar başladı.'Arıcı Serhat Aybek ise arıları kışlatmaya hazır hale getirdiklerini belirtti.Bal hasadından sonra arıların ilaçlamalarını yaptıklarını anlatan Aybek, şunları kaydetti:'Kovanların üzerindeki fazlalık ilaveleri, katları, çıtaları, petekleri alıyoruz. Kışlık bal durumlarını kontrol ediyoruz ve ona göre takviye veriyoruz. Arılarımızı genç nüfusla kışa sokuyoruz. Çünkü arılarımız kışın 4-5 ay uykuya dalacaklar. Kış uykusunu iyi geçirmek bir arı için çok önemlidir. Kovanları kalın çuval ve bez gibi şeylerle kapatarak sıcaklığı sağlıyoruz. Böylelikle kışın uykusunu alan arılar, ilkbahara güzel çıkıyorlar.'
Terör Örgütü PKK, Sincar'da İstikrarsızlık Unsuru Olmaya Devam Ediyor
ERBİL (AA) - BEKİR AYDOĞAN - İDRİS OKUDUCU - Bağdat ve Erbil arasında imzalanan Sincar anlaşması kapsamında bölgeden çıkartılması öngörülen terör örgütü PKK, 2014'ten itibaren Sincar'daki varlığı nedeniyle bölgenin istikrarı önünde engel teşkil ediyor.Irak'ın Musul kentine bağlı Sincar ilçesiyle ilgili merkezi yönetim ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) arasında 9 Ekim'de Sincar'ın yeniden istikrara kavuşturulmasını amaçlayan anlaşma imzalandı. Anlaşmada, 'PKK’nın Sincar ve çevresindeki bölgelerde varlığı sonlandırılacak. PKK ve ona bağlı tüm yapıların bölgede hiçbir rolü olmayacak.' maddesi de yer aldı.Anlaşmanın maddelerinden birinin PKK’nın Sincar’daki varlığının sonlandırılmasını öngörmesi, terör örgütünün bölgedeki varlığıyla istikrarsızlık kaynağı olduğuna işaret etti. Öyle ki IKBY ve Ezidiler, Erbil ile Bağdat arasında statüsü tartışmalı bölgelerden biri olan Sincar'daki PKK varlığından duydukları rahatsızlığı sık sık ifade ediyor.Örgüt, DEAŞ'ı bahane ederek bölgeye konuşlandı3 Ağustos 2014'te Ezidilerin çoğunlukta yaşadığı Sincar ilçesine saldırı düzenleyen terör örgütü DEAŞ, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu binlerce kişiyi kaçırıp öldürdü veya elinde tuttuğu bölgelerde alıkoydu.Kasım 2015'te Sincar ilçe merkezi ve çevresini terör örgütü DEAŞ'tan geri alan Peşmerge güçleri, Irak merkezi hükümetine bağlı güçlerin Ekim 2017'de Sincar'a konuşlanması sonrası bölgeden çekildi. PKK da DEAŞ'ın 2014'te Sincar’a yaptığı saldırıyı bahane ederek bölgede konuşlandı.Musul kent merkezinden yaklaşık 120 kilometre mesafedeki Sincar'da DEAŞ öncesi yaklaşık 300 bin kişinin yaşadığı tahmin edilirken, bu nüfusun üçte ikisini Ezidiler, diğer bölümünü ise Sünni Kürt ve Arapların oluşturduğu belirtiliyor. 2014 sonrası ise PKK, Suriye ve Kandil'den getirdiği militanlarla başta Sincar Dağı olmak üzere birçok bölgede kamp kurup varlık göstermeye başladı.PKK'nın konuşlandığı Sincar, Suriye sınırına çok yakın olmasının yanı sıra aynı zamanda Türkiye'ye de yakın bir konumda bulunuyor. Bölgenin arazi koşullarının engebeli olmamasından dolayı mevcut kara yollarından hem Suriye'ye hem de Türkiye sınırına rahatlıkla ulaşılabiliyor. Terör örgütü, Suriye'den getirdiği araçlarla sınır üzerinden hareket edebildiği gibi birçok yola da keyfi şekilde kontrol noktaları kurdu.Ezidiler, terör örgütü PKK nedeniyle evlerine dönemiyorDEAŞ'ın saldırısı sonrası Ezidilerin birçoğu evlerini terk edip başta IKBY olmak üzere Türkiye ve çok az oranda da Suriye'ye kaçmak zorunda kaldı. DEAŞ'ın yaklaşık 15 ay boyunca ilçeyi elinde tutmasından sonra Kasım 2015'te bölgede kontrol tamamen sağlandı.Peşmerge güçlerinin, Sincar'da kontrolü sağlamasına rağmen birçok Ezidi terör örgütü PKK'nın engeline takılarak evine dönemedi. Ezidiler, PKK'nın Sincar'ın yeniden inşasının önünde engel teşkil ettiğini belirterek, her fırsatta örgütün Sincar'dan derhal çekilmesi çağrısında bulunuyor. IKBY yetkilileri ise PKK’nın bölgedeki varlığından dolayı Ezidilerin evlerine geri dönemediği ve bölgenin yeniden inşasının engellendiği eleştirilerini getiriyor. Ezidilerin ruhani liderinin vekili Mir İsmet Tahsin Beg, 3 Eylül'de AA muhabirine yaptığı açıklamada, terör örgütü PKK'nın Musul'un Sincar ilçesinde istenilmediğini, örgütün bölgeyi terk etmesi gerektiğini belirtmişti.Sincar İlçesi Kaymakamı Mehma Halil, 29 Ağustos'ta yaptığı yazılı açıklamada, PKK'nın, alıkoyduğu Ezidileri gizli hapishanelerde tuttuğunu açıklamıştı.IKBY Başkanı Neçirvan Barzani, 3 Ağustos’ta yaptığı yazılı açıklamada, PKK'nın Sincar'daki varlığına imalı bir şekilde değinerek, 'Şengal (Sincar), Ezidilerin acılarını göz önünde bulundurmadan siyasi hedeflerini hayata geçirmek isteyen yasa dışı silahlı grupların üssüne dönüşmüş vaziyette.' ifadelerini kullanmıştı.Sincar'daki Ezidiler, PKK'nın bölgelerindeki varlığı ve kaçırılan çocuklarının serbest bırakılması için farklı aralıklarla eylemler düzenlemiş, Irak merkezi hükümetinin örgüte müdahale etmesi için çağrıda bulunmuştu.
Dominik Cumhuriyeti'nin Ankara Büyükelçisi Serulle'den Türkiye'nin Kovid-19 Salgınıyla Mücadelesine Övgü:
ANKARA (AA) - MUHAMMET TARHAN - Dominik Cumhuriyeti'nin Ankara Büyükelçisi Elias Serulle, Türkiye'nin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) ile mücadeledesine ilişkin, 'Hükümet elinden gelenin en iyisini yaptı. Hastanelerde çok iyi işler yapıyorlar. İnsanlar risk alıyor çünkü evde çok uzun süre saklandılar. İnsanlar sokakta ancak hükümet elinden gelenin en iyisini yapıyor.' dedi. Büyükelçi Serulle, Dominik Cumhuriyeti'nin kurucusu 'Juan Pablo Duarte y Diez'in büstünün Ankara Üniversitesi Latin Amerika Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi'ndeki (LAMER) açılış töreninde, AA muhabirine Türkiye'nin Kovid-19 salgınıyla mücadelesi ve Dominik-Türkiye ilişkilerine ilişkin değerlendirmede bulundu. Kovid-19 salgınının ortaya çıktığı dönemde, geçirdiği kanser ameliyatının ardından iyileşme sürecinde olduğunu aktaran Serulle, 3 ayını evinde geçirdiğini söyledi.Serulle, Kovid-19 salgınının insanlık için 'çok yeni' olduğunu ancak 100 yıl sonra 'çok eski' olacağını çünkü insanlığın bunu aşacağını dile getirdi.Kovid-19 salgınıyla mücadelede dünyada şu ana kadar kimsenin başarılı olamadığını belirten Serulle, 'Koronavirüs, oyunu tüm ülkelerde kazanıyor ama savaşıyoruz.' dedi. Serulle, Türkiye'nin koronavirüsle mücadelesine ilişkin soruya, Türkiye'deki önlemlerin, çoğu ülke ile benzer olduğu yanıtını verdi. Koronavirüsün ne zaman biteceğini bilmediklerini kaydeden Serulle, 'Hükümet elinden gelenin en iyisini yaptı. Hastanelerde çok iyi işler yapıyorlar. İnsanlar risk alıyor çünkü evde çok uzun süre saklandılar. İnsanlar sokakta ancak hükümet elinden gelenin en iyisini yapıyor.' ifadesini kullandı. Serulle, Dominik Cumhuriyeti'nde de durumun aynı olduğunu ve bu süreçte değişen önceki hükümetin harika iş çıkardığını belirterek, 'Her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak için vatandaşların iş birliği yapması gerekiyor.' diye konuştu.'Dominik Cumhuriyeti'ne seyahat eden, fırsat arayan çok sayıda Türk yatırımcı var'Türkiye ile Dominik Cumhuriyeti arasındaki ikili ilişkilerin düzeyi hakkındaki soruya Serulle, 'Pratik olarak başındayız. Ama hızla büyüyor. Dominik Cumhuriyeti'nde biliyorsunuz Survivor programımız var.' yanıtını verdi. Serulle ayrıca Türkiye'den bir şirket grubunun Dominik Cumhuriyeti'nde çok büyük bir otel inşa ettiğini belirterek, 'Dominik Cumhuriyeti'ne seyahat eden, fırsat arayan çok sayıda Türk yatırımcı var. İlişkiler çok iyi olacak.' değerlendirmesinde bulundu. 'Türk halkı Dominiklilere çok benziyor. Tek fark dil'Türkiye'deki görevinin birinci yılını tamamlarken Türkiye'ye alışıp alışmadığına ilişkin soruya Serulle, 'Burada olmayı seviyorum.' yanıtını verdi. Büyükelçi Serulle, 'Türk halkı Dominiklilere çok benziyor. Tek fark dil. Siz nazik insanlarsınız, bizler de nazik insanlarız. Siz komik insanlarsınız, biz de komik insanlarız. Siz misafir seviyorsunuz, biz de seviyoruz.' dedi.Diez'in fikirleri dünyaya yayılıyorBüyükelçi Serulle, diğer yandan Juan Pablo Duarte y Diez'in Dominik Cumhuriyeti için kurucu, yaratıcı ve tüm Dominiklilerin babası olduğunu, buradaki büstün ülkesi için önemli olduğunu vurguladı.Serulle, büstün çok hatırlatıcı olacağına dikkati çekerek, 'Çünkü bu, (Diez'in) fikrinin okyanusları aştığı ve ilkeleri, değerleri ve demokrasisinin tüm dünyaya yayıldığı anlamına geliyor.' değerlendirmesini yaptı. Büyükelçi Serulle, büstün üniversitedeki öğrenciler için de çok ilgi çekici olacağını dile getirdi.
Türkmen Lider Salihi: "Bağdat Zayıflarsa Ülke Bölünür"
BAĞDAT (AA) - HAYDAR KARAALP - Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Erşat Salihi, ABD ve İran’ın Başbakan Mustafa el-Kazımi üzerinde baskı uyguladığını ifade ederek, Bağdat yönetiminin zayıflamasının ülkeyi bölebileceği uyarısında bulundu. Türkmen lider Salihi, ülkedeki erken seçim tartışmaları, Türkmenlerin seçime hazır olup olmadıkları konusu ile Irak’taki siyaset dengeler ve bunun Başbakan Mustafa el-Kazımi hükümetinin geleceğine etkisini AA muhabirine değerlendirdi.Irak’ta gelecek yıl haziran ayında yapılması beklenen erken seçimin belirlenen tarihte yapılmasının zor olduğunu ifade eden Salihi, 'Genel tabloya göre erken seçim zamanında yapılmayacak. Yüksek Seçim Komiserliğinin seçimin yapılabilmesi için bazı teknik eksiklikleri yerine getirmesi lazım. Erken seçim gelecek sene haziran ayında değil de, yıl sonuna sarkabilir. 2021 sonunda yapılmazsa da artık 2022’de normal seçim süresini bekleriz.' dedi.Şii partiler erken seçim istemiyorErşat Salihi, 2003 sonrası iktidarları paylaşan Şii partilerin erken seçim tavrını değerlendirerek, bu grupların kapalı toplantılarda erken seçimin yapılmamasından yana tavır koyduklarını ama tabanlarına bunun tersini anlattıklarını söyledi. Salihi, ülkede seçim bölgesi tartışmalarına ilişkin ise, 'Arzumuz, tüm Irak bir seçim bölgesinden oluşsun ki güneydeki de kuzeydeki vatandaş da Türkmenlere oy verebilsin. Vilayetler bazında da tek seçim bölgesi bizim lehimize. Birden fazla seçim bölgesi bizim için zarardır çünkü Türkmenler Irak’ta dağınık bir coğrafyada yaşıyor.Söz konusu o bölgelerdeki vatandaşlarımız aday çıkaramayacağımız için ya seçime katılmamayı seçer ya da gidip başkasına oyunu verir. Bu da bizim için dezavantajlı bir durum olur.' değerlendirmesinde bulundu.Musul ve Kerkük için özel seçim seçim bölgesi önerisiTürkmenlerin yoğun olarak yaşadığı Musul ve Kerkük ile Telafer’in tek seçim ya da en fazla iki seçim bölgesinden oluşması için çalışmalar yürüttüklerini kaydeden Salihi, 'Musul’da Sünni Araplar, seçim bölgesi konusunda bizimle aynı düşüncedeler ama Kürtler farklı tutum sergiliyor. Onlar, müteaddit seçim bölgesinden yanalar. Kürtlerin Kerkük ile ilgili de tutumları aynı. Kerkük ve Musul’da seçim bölgesi konusu özel olarak değerlendirilmeli çünkü buralarda Türkmen, Arap, Kürt Şii, Sünni, Şebek, Yezidi ve Hristiyanlar var.' şeklinde konuştu.'Bağdat’ın zayıflaması ülkeyi böler'Türkmen lider, Başbakan Mustafa Kazımi ve hükümetiyle ilgili soruyu ise şöyle yanıtladı:'Mevcut hükümetin, bazı eleştirilerimiz olmasına rağmen devam etmesini isteriz. Çünkü Irak’ta olası bir gerginliğin çıkması ve Bağdat’ın zayıflaması ülkeyi bölebilir. Böylece de milis güçlerle DEAŞ ve PKK gibi terör örgütleri kendilerine daha çok kontrol alanı sağlar. Güçlü bir Bağdat’tan yanayız. ABD ve İran’ın Kazımi üzerinde baskı uyguladığı açık ve net şekilde görülmektedir. Kazımi, ne ABD ne de İran’dan vazgeçmemek üzerine kurulu bir politika izliyor ama bu siyasette pek başarılı olan bir yöntem değil. Her iki tarafı da ikna etme çabası yanlış olur. Kazımi, Türkmenlerin kabinede ve siyasette rolünün olacağı ve Bağdat ile Erbil arasındaki müzakerelerde yer alacağı yönünde verdiği sözü yerine getiremedi. Hükümetle iletişim kanallarımız mevcut. Bağdat’taki siyasi liderler toplantılarına Türkmenleri temsilen katılıyorum. Ama birileri, Türkmenlerin siyasi iktidarda yer almaması için hükümetlere talimat vermiş.''Kerkük’te Kürtleştirme politikası Araplaştırma girişimlerinden daha çoktu'Kerkük’te Araplaştırma politikası iddialarına da değinen Salihi, kentin Araplaştırılması ve Kürtleştirilmesinin Türkmenlere zarar verdiğini vurguladı.Salihi, kentin demografik yapı değişimine uğradığını şöyle anlattı:'Kerkük’ün Kürtleştirilmesini Kürtler maalesef ustaca yaptı. Araplar da mevcut durumdan istifade ederek bazı araziler üzerinde yasa dışı evler yapmaya başladı. Ama Kerkük’te Kürtleştirme politikası Araplaştırma girişimlerinden daha çoktu. Kerkük’te şu an en azından faili meçhul cinayet ve suikastler yok. Kerkük’te artık Kürt asayiş ve KYB’nin silahlı yapıları bulunmuyor. Kerkük’te merkezi yönetimin gücü var ve halk güvenli bir şekilde yaşıyor.'
Reklam
Kaplumbağadan İlham Alan Üniversiteli 7 Genç "Su Altı Drone" Prototipi Üretti
BALIKESİR (AA) - MİRAÇ KAYA - Balıkesir Üniversitesinde (BAÜN) öğrenim gören 7 arkadaş, iki yıllık çalışmalarının sonucunda ürettikleri su altı drone prototipini Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali TEKNOFEST'te görücüye çıkardı. Mühendislik Fakültesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümünden Abdulkadir Yıldırım, Fatih Elibol ve Bayram Er, Makine Mühendisliği Bölümünden Mert Koçak ve Erkin Öz, Bilgisayar Mühendisliği Bölümünden Mert Yılmaz ve Sefa Eren, TEKNOFEST'e katılmak için ekip oluşturdu.Su altı teknolojisiyle ilgili araştırma yapan gençler, aralarından 3'ünün paylaştığı öğrenci evinin 20 metrekarelik odasında iki yıllık çalışma sonucunda ürettikleri prototipe, eski Türkçe'de 'su cini' anlamına gelen 'Ardov' ismini verdi.Mekatronik Mühendisliği Bölüm Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Sabri Bıçakçı'nın danışmanlığındaki projede, gövdesi elle üretilen cam elyaf kompozit olan cihaza bir drone motorunu modifiye ederek yerleştiren 7 arkadaş, yazılımı da kendileri yaptı.Maliyeti yaklaşık 6 bin lira olan cihazın batık araştırması, sudaki kayıp bir şeyin bulunması ve su altı arama kurtarma ve temizlik gibi işlevleri bulunuyor. Gençler, TEKNOFEST'in İnsansız Su Altı Sistemleri Yarışması'nda 129 proje arasında finale kalarak 21'inci seçilen cihazı geliştirip su altı kablosuz haberleşme özelliğini eklemeyi hedefliyor.AA muhabirine proje hakkında bilgi veren takım lideri Abdülkadir Yıldırım, üniversitede oluşturdukları grupla Uluslararası Elektrik ve Elektronik Mühendisleri Enstitüsü (IEEE) topluluğuna üye olduklarını söyledi.Cihazın özelliklerine ilişkin Yıldırım, 'Aracı deri sırtlı deniz kaplumbağalarından ilham alarak tasarladık. Dış kabını cam elyaf kompozit yöntemiyle kendimiz imal ettik. Yine normalde drone motoru olarak kullanılan motorları suya karşı yalıttık. Pervaneler ve kol tutamakları, 3D yazıcıdan çıkartarak kendimiz imal ettik.' dedi.Yıldırım, TEKNOFEST'in kendileri için çok iyi bir tecrübe olduğunu, bu platformda eksikliklerini ve diğer takımların çalışmalarını görme imkanı bulduklarını dile getirdi.'Şimdiki amacımız önümüzdeki yıl TEKNOFEST'te birinci olmak'Mert Koçak da cihazın, manipüle kolu ve motoru sayesinde istenilen yöne doğru hareket ettirilebildiğini anlattı.Su altından numune alma ve çöp toplama gibi işlevlere sahip prototipin, kamerası sayesinde araştırmalarda kullanılabileceğini ifade eden Koçak, şöyle konuştu:'Aracın en büyük sıkıntısı kablolu olması. Bizim amacımız ise aracın üzerinde kablosuz haberleşme sağlamak. Radyo dalgaları ve wifi dalgaları suyun altında gitmediği için şu anda akustik iletişimle ilgili çalışmalar var, biz de buna yöneldik. Amacımız, su altında kablosuz iletişimi sağladıktan sonra bunu su altı haritalandırma görevinde veya sismik araştırmalarda kullanmak. Bunun için bize öncelikle motorlar ve laboratuvar ortamı gerekiyor. Daha güzel, daha kompakt tasarım yapmak istiyoruz. Şimdiki amacımız önümüzdeki yıl TEKNOFEST'te birinci olmak. Daha sonra ise bir şirket kurarak su altı üzerine yeni teknolojiler geliştirmeyi hedefliyoruz.'
Anayasa Mahkemesinin İptal Kararı, Kaza Yapan Araç Sahiplerini Sevindirecek
ANKARA (AA) - MUHAMMED BOZTEPE - Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı ve Ticaret Hukuk Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Rauf Karasu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararıyla, trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde 'Genel Şartlar'ın belirleyici olmayacağına işaret ederek, 'Bu karar sigortalıların ve trafik kazalarında zarar görenlerin lehine bir karardır.' dedi.Prof. Dr. Karasu, trafik kazalarında zarar görenler ile araç sahiplerini sevindiren Anayasa Mahkemesinin iptal kararını AA muhabirine değerlendirdi.Mahkemenin, Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, 'Trafik Sigortası Genel Şartları' ifadelerini iptal ettiğini belirten Karasu, şöyle konuştu:'Bu maddelerde, sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu ve Trafik Sigortası Genel Şartları'na göre belirleneceği, bu kanun ve 'Genel Şartlar'da düzenlenmeyen hususlar hakkında ise Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir. Bu şekilde 'Genel Şartlar'ı düzenleyen idareye çok geniş yetkiler verilmişti. Anayasa Mahkemesi, 90 ve 92. maddelerde geçen 'Genel Şartlar' ifadelerini iptal etti. Dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar' kural olarak belirleyici olmayacaktır.'Tazminatların öncelikle Karayolları Trafik Kanunu'na göre belirleneceğini ve hüküm bulunmayan hallerde Borçlar Kanunu'nun haksız fillere (tazminat) ilişkin hükümlerinin uygulanacağını belirten Karasu, 'Genel Şartlar'ın ise sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceğini dile getirdi.Karasu, 'Dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmü uygulanamaz hale geldi. Bu karar sigorta şirketlerinin aleyhine, sigortalıların ve trafik kazalarında zarar gören kişilerin ise lehine bir karardır.' dedi.Daha önceden trafik kazasında zarar görenlerin, uğradıkları geçici iş göremezlik tazminatlarını ve geçici bakıcı giderlerini sigorta şirketlerinden talep edemediğine değinen Karasu, AYM kararıyla bu hükmün geçersiz hale geldiğini, artık sigorta şirketlerinin zarar görenlerin geçici iş göremezlik tazminatları ile geçici bakıcı giderlerini de ödemek zorunda kalacağını vurguladı.Karasu, trafik kazası sonucu araç değer kaybı miktarının Trafik Sigortası Genel Şartları'nın ekinde yer alan bir formüle göre belirlendiğini anlatarak, şu bilgileri verdi:'Bu formül uygulandığında değer kaybı miktarı aracın piyasada gördüğü gerçek değer kaybı miktarından daha az çıkıyordu. Hatta kaza yapan bir aracın kilometresi 165 binden yüksek ise aracın hasar miktarı ne kadar yüksek olursa olsun değer kaybı '0' çıkıyordu. Anayasa Mahkemesi kararıyla gerçek değer kaybını tespit etmeyen ve denetime açık olmayan bu hesaplama formülü artık uygulanamayacak. Gerçek değer kaybı, pazar koşulları nazara alındığında hasar gören aracın, hasara uğramayan emsaliyle arasında oluşan farktır. AYM kararıyla araç sahipleri artık sigorta şirketlerinden daha fazla değer kaybı bedeli alabilecek. Ayrıca 165 bin kilometreden yüksek araç sahipleri de değer kaybı talep edebilecek. Bir başka örnek de trafik kazasında ölen kişilerin desteğinden yoksun kalanların tazminat hakları konusunda verilebilir. Kararla artık destekten yoksun kalan kişiler sigorta şirketlerinden daha fazla tazminat talep edebilecek.''Karar, devam eden davarlarda da uygulanabilecek'AYM'nin verdiği iptal kararlarının, bundan önce açılmış ve devam eden davalarda da uygulanabileceğine dikkati çeken Prof. Dr. Karasu, 'Aksi halde anayasaya aykırılığı hükmen saptanmış olan bir yasa kuralının uygulanmasının hukuken korunması gibi bir sonuç ortaya çıkar ki bu durum anayasanın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırı olur.' diye konuştu.Karasu, Anayasa Mahkemesi kararından sonra Trafik Sigortası Genel Şartları'nın hangi hükümlerinin geçerli hangi hükümlerinin geçersiz olduğu konusunda sigorta şirketleri ve kazalarda zarar görenlerde tereddüt oluştuğundan, Hazine ve Maliye Bakanlığının en kısa süre içinde 'Genel Şartlar'ı yeniden ele alarak AYM'nin kararına uygun değişiklikler yapması gerektiğine işaret etti.Prof. Dr. Karasu, 'Ayrıca 'Genel Şartlar'da karara uygun değişiklik yapılana kadar, trafik kazasından zarar görenler sigorta şirketlerine başvuru yaparken, mutlaka Anayasa Mahkemesi kararını da eklesinler ve bu karara göre tazminat talebinde bulunsunlar.' uyarısında bulundu.
Reklam
Yüz Yüze Eğitime Geçişte İkinci Aşama Başladı
SAKARYA (AA) - Sakarya, Karabük ve Zonguldak'ta, Milli Eğitim Bakanlığının yüz yüze eğitime geçiş planlamasının ikinci aşamasında, ilkokul 2, 3, 4. sınıflar, köy okulları, 8. ve 12. sınıflar ile özel gereksinimli öğrenciler, okul heyecanı yaşadı.Sakarya'nın Adapazarı ilçesindeki Korucuk Toki İlkokuluna velileriyle gelen öğrenciler, burada görevlilerce karşılandı.Veliler, okul bahçesinden içeri alınmadı. Öğrenciler ise arkadaşlarına kavuşmanın mutluluğunu yaşadı.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında okul bahçesinde sıraya giren öğrenciler, İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından sınıflara alındı.Maskelerini çıkarmamaları konusunda uyarılan öğrencilerin elleri dezenfektanla temizlendi. Ayrıca sınıflara da dezenfektan konulduğu görüldü.İlk zilin çalmasının ardından öğrenciler derslerine başladı. Karabük Karabük'te sabah saatlerinden itibaren okula gelen öğrenciler, burada görevliler tarafından karşılandı. Yenişehir okullar bölgesine çocuklarını getiren veliler, Kovid-19 tedbirleri çerçevesinde içeri alınmadı. Kapıda çocuklarıyla vedalaşan bazı veliler, okul önünde bekledi.Görevliler, okul bahçesinin dışında bekleyen velilere sosyal mesafe kuralına uymaları konusunda uyarıda bulundu. Okul yöneticileri, öğrencileri Kovid-19 kurallarına uygun şekilde sınıflarına aldı. Okullarına ve arkadaşlarına kavuşmanın mutluluğunu yaşayan öğrenciler, ders zili ile eğitimlerine başladı. ZonguldakZonguldak'ta velileriyle okullara gelen öğrenciler, burada öğretmenlerinin yanı sıra görevliler tarafından karşılandı. Okul bahçelerine alınmayan veliler dışarıda bekledi. Öğrenciler ise tedbirler kapsamında okul bahçesinde sıraya girdi.Öğrenciler, sosyal mesafe, hijyen ve maskelerini çıkarmamaları konusunda uyarıldı.Ders zilinin çalmasının ardından öğrenciler sınıflarına geçti.
Reklam
Yolcu Trenine Bombalı Saldırı Düzenleyen PKK'lı Teröristler İkinci Saldırı İçin Askerlerin Gelmesini Beklemiş
VAN (AA) - Van'da 5 yıl önce Tahran-Ankara seferini yapan yolcu trenine el yapımı patlayıcıyla saldırı düzenleyen terör örgütü PKK mensubuna verilen hapis cezasının gerekçeli kararında, sanığın patlamanın ardından bölgeye gelecek askerlere saldırı için kayalık alanda beklediği belirtildi. 7. Ağır Ceza Mahkemesi, 31 Temmuz 2015'te yolcu treninin Saray ilçesine Keçikayası bölgesinden geçişi esnasında tren raylarına döşenen el yapımı patlayıcının infilak ettirilmesi sonucu 3 makinistin yaralandığı saldırıyı gerçekleştiren 'Bahoz' kod adlı PKK'lı terörist D.K'ye 'nitelikli kasten adam öldürmeye teşebbüs', 'tehlikeli maddelerin izin bulundurulması' ve 'nitelikli mala zarar verme' suçlarından verdiği 53 yıl hapis cezasının gerekçeli kararını tamamladı. Terör örgütü PKK/KCK'nın yapılanması, faaliyetleri ve amaçlarıyla ilgili detaylı bilgilerin yer aldığı gerekçeli kararda, terör örgütünün 2000'li yılların başından itibaren özellikle gençleri, kadınları ve çocukları kitlesel eylemler yoluyla kullandığı vurgulandı.Terör örgütünün istismarcı bir karakterinin olduğu ve istismar edilen grupların başında kadınlarla çocukların geldiği bildirilen kararda, 'özgürleşme' vaadiyle kandırılarak terör örgütüne katılımı sağlanan kadınların, siyasi ve silahlı eylemlerde, intihar saldırılarında, propaganda faaliyetlerinde, kitlesel eylemlerde, bilgi toplamada, eleman temini faaliyetlerinde kullanıldığı aktarıldı. Kararda, terör örgütü tarafından kullanılan ikinci grubun ise çocuklar olduğuna işaret edilerek, örgütün 'gençlik yapılanması' aracılığıyla 18 yaşından küçük çocukları kandırarak şiddet içerikli sokak eylemlerinde, eylem hedeflerinin keşfinde ve istihbarat faaliyetlerinde kullandığı aktarıldı. PKK'nın 'cebir ve şiddet kullanarak, baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemleriyle anayasada belirtilen 'Cumhuriyetin niteliklerini, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ve Cumhuriyet'in varlığını tehlikeye düşürmek, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak' amacıyla kurulduğu ifade edilen kararda, bu amaç için birçok silahlı eylem gerçekleştirdiği anlatıldı.'Saldırının ardından askerlerin gelmesini bekledik'Mahkemede savunma yapan sanık, söz konusu saldırıyı başka bir örgüt mensubuyla gerçekleştirdiklerini belirterek ifadesinde şunları söyledi:'Suçta kullanılan bombayı örgütün Saray ilçesinde bulunan cephaneliğinden temin ettim. Daha sonra Keçikayası bölgesinde örgüt tarafından tren raylarına bomba döşeyip treni patlatma talimatı almıştım. Amacımız treni patlatıp, askerleri bu bölgeye çekmekti. Tren geçerken bombayı patlattık. Daha sonra kayalıklara çıkarak askerlerin gelmesini bekledik ancak askerler gelmeyince bizim planımız boşa çıktı. Olay yerinden ayrıldım. Yanımda olan 'Eriş' adlı örgüt mensubu ile işledik ancak bu örgüt üyesi bu olaydan birkaç ay sonra Van'da öldü.'88 metre kablo döşenmiş31 Temmuz 2015'te 1521 sefer sayılı Tahran-Ankara seferini yapan Trans Asya yolcu treninin geçişi esnasında rayın üzerine terör örgütü PKK/KCK mensuplarınca el yapımı patlayıcı konularak infilak ettirildiği belirtilen kararda, patlama sonucu trenin lokomotif kısmında ve lokomotiften sonraki üç vagonun altında kalan raylar ile yürüme takımlarında hasar oluştuğu, ilk dört vagonunun patlamanın etkisiyle raydan çıktığı aktarıldı. Trende maddi hasar oluştuğu, makinistlerin yaralandığı vurgulanan kararda, trenin kuzeyinde bulunan kayalık alana 88 metre kablo çekildiği, patlamanın bu noktadan uzaktan komutalı olarak yapıldığı, patlama noktasında 2 metre çapında ve 120 santimetre derinliğinde çukurun oluştuğu bilgisine yer verildi. 2 yıl önce ağırlaştırılmış müebbet hapse çarptırılmıştı Sanık, 21 Mayıs 2016'da Van Valiliği yakınlarındaki Beşyol Meydanı'nda saldırı hazırlığındayken yakalanmış ve üzerinde 2 el bombası ile 'Glock' marka tabanca bulunmuştu. 21 Eylül 2015'te 13 askerin yaralandığı askeri konvoy ve Bebleşin Jandarma Karakoluna yönelik bombalı saldırıya katıldığı belirlenen terörist D.K, yargılandığı davada 2 yıl önce 'devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak', 'kasten öldürmeye teşebbüs', 'tehlikeli maddeleri izinsiz bulundurma', 'ruhsatsız tabanca ve mermileri taşımak' ve 'silahlı terör örgütüne üye olmak' suçlarından ağırlaştırmış müebbet ve 206 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.
İzmir Ve Çevre İllerde Yüz Yüze Eğitimde İkinci Aşama Başladı
İZMİR (AA) - İzmir ve çevre illerde Milli Eğitim Bakanlığının (MEB) yüz yüze eğitime geçiş planlaması doğrultusundaki ikinci aşamada, ilkokullar, köy okulları, 8. ve 12. sınıflar, lise hazırlık sınıfları ile özel gereksinimli çocukların okullarında yüz yüze eğitim başladı.Toplam 710 bin 817 öğrencinin bulunduğu İzmir'de, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle mart ayından beri okullarından ayrı kalan öğrenciler, arkadaşlarıyla buluşmanın heyecanını yaşadı.Köy okulunda eğitimTaşımalı eğitimin yapıldığı Torbalı ilçesine bağlı kırsaldaki Çapak İlkokulu ve Ortaokulu'nda öğrenciler, öğretmenler ve görevlilerce karşıladı.Okul girişine yerleştirilen ünitede ellerini dezenfekte eden çocuklar, yapılan uyarılar sonrası İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından sınıflara geçti.Kovid-19 tedbirleri kapsamında velilerin ise okula girişine izin verilmedi.Uzun aranın ardından ilk kez okula gelen çocukların oldukça heyecanlı ve mutlu olduğu gözlendi.İlkokul 2. sınıf öğrencisi Tuana Güven, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaklaşık 7 ay sonra yeniden okulla buluşmanın sevincini yaşadığını belirterek, öğretmen ve arkadaşlarını çok özlediğini dile getirdi.8. sınıf öğrencisi Ahmet Günay ise okula yeni başlamış gibi heyecanlı olduğunu ifade ederek 7 aylık süreyi en güzel şekilde değerlendirmeye çalıştığını söyledi.Denizli Denizli'de, sabah saatlerinden itibaren velileriyle öğrenim gördüğü okullara gelen öğrenciler, burada okul görevlilerince karşılandı.Arkadaşlarına kavuşmanın mutluluğunu yaşayan öğrenciler, Kovid-19 tedbirlerine uyularak sınıflara alındı.Kent genelinde 90 bin 200 öğrenci okula başladı.İlkokul 1, 2, 3 ve 4. sınıf ile ortaokul 8. sınıflarda haftada 2 gün toplam 12 ders saati, imam hatip ortaokullarında ise haftada 2 gün toplam 14 ders saati, lise hazırlık sınıfları ve 12. sınıflarda ise haftada 2 gün toplam 16 ders saati yapılacağı belirtildi.AydınAydın'da sabahın erken saatlerinden itibaren öğrenciler okullara aileleri tarafından getirildi. Tekrar okula gelmenin mutluluğunu yaşayan öğrenciler, burada görevliler tarafından karşılandı.Öğrenciler, görevliler tarafından sosyal mesafe kurallarına uygun bir şekilde sınıflara yönlendirildi. Kent genelinde 65 bin 639 öğrenci okula başladı. ManisaManisa'da sabah saatlerinde trafikte servis araçları nedeniyle yoğunluk gözlendi. Öğrenciler okula girişlerde ateşleri ölçülerek okullara alındı. Kent genelinde 135 bin 326 öğrenci, yüz yüze eğitim ikinci aşamada okula başladı. UşakUşak'ta aileleriyle okula gelen öğrenciler, maske ve ateş kontrolleri yapılarak okullara alındı.Görevliler tarafından kapıda karşılanan öğrenciler, sosyal mesafe kurallarına uygun bir şekilde sınıflarına yönlendirildi. Çocuklarını getiren aileler ise okullara alınmadı. Kapı önlerinde de kalabalık oluşturmaması konusunda görevliler tarafından sık sık uyarıldı. Öte yandan kent genelinde 22 bin 504 öğrenci okula başladı.
Antalya'da Damadı Tarafından Vurulan Kadın Öldü
ANTALYA (AA) - Antalya'nın Serik ilçesinde damadı tarafından silahla vurulan kadın hayatını kaybetti.Haskızılören Mahallesi'nde Makbule Can (64) ile evine gelen damadı M.İ. (42) arasında ailevi sorunlar nedeniyle tartışma yaşandı. Tartışma sırasında M.İ, yanındaki tabancayla kayıvalidesine 8 el ateş etti. Silah seslerini duyan çevredekilerin haber vermesi üzerine olay yerine jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekibi, Makbule Can'ın yaşamını yitirdiğini belirledi. Jandarma ekipleri kaçan M.İ'nin yakalanması için çalışma başlattı.
Reklam
Keçiören'de "Organik Köylü Pazarı" Gelir Kapısı Oldu
İSTANBUL (AA) - Keçiören Belediyesi, ilçeye bağlı köylerde tarımsal üretim yapan çiftçilerin ürünlerini satabilmeleri için Keçiören'in 3 farklı noktasına 'organik köylü pazarı' kurdu.Keçiören Belediyesi'nden yapılan açıklamaya göre, Belediye, ilçedeki çiftçilere sağladığı tohum ve fide desteğinin ardından şimdi de üretilen ürünlerin satışı için organik köylü pazarı kurulması amacıyla Ayvalı Fatih, Aktepe Perşembe ve Bağlum Pazar alanlarını çiftçilere tahsis etti.Açıklamada görüşlerine yer verilen Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok, 'Çiftçilerimizin ürettikleri ürünlerin ekonomik anlamda değer bulması için ilçemizde organik köylü pazarı kurulması için imkan sağladık. Çiftçilerimiz tarlada, bağda, bahçede, bostanda yetiştirdikleri sebze ve meyveleri burada satarak ev ekonomilerine katkıda bulunuyor.' ifadelerini kullandı.Keçiören'de organik tarımsal üretimi teşvik ederek vatandaşın sağlıklı gıda tüketebilmesine imkan sağladıklarını kaydeden Altınok, çiftçilere verilen desteklerin her geçen yıl artarak devam edeceğini bildirdi.'Tarım stratejik konuma sahip'Keçiören'i, organik tarımsal üretimin merkezi haline getirmek için büyük bir yol katettiklerini vurgulayan Altınok, şu değerlendirmelerde bulundu: 'Yerli ve milli ata tohumumuzu yaygınlaştırıyoruz. Hem sağlığımız için hem de ekonomik gelir anlamında genleriyle oynanmamış olan tohumlarımızı gelecek nesillere miras olarak bırakacağız. Çiftçilerimize destek olarak verdiğimiz tohumlar ata tohumudur, organiktir ve daha lezzetlidir. Artık silah, top, tüfek yerine tarımsal üretimde güçlü olmak önemli hale geldi. Dolar, avro, nükleer silahlar, biyolojik silahlar işe yaramıyor. Özellikle yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla birlikte tarım daha stratejik bir konuma geldi. Köylülerimize her türlü desteği verdik, vermeye devam edeceğiz. Köylerimizi Türkiye'de örnek hale getireceğiz.'
Reklam
Bilim Kurulu Üyesi Açıkladı: Sınıflarda Koronavirüs Pozitif Çıkarsa Ne Yapılacak?
Okullarda yüz yüze eğitimin ikinci aşaması bu sabah  yeni önlemler kapsamında başladı. Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz, sınıfta pozitif öğrenci çıkarsa temaslı risk derecesine göre karar verileceğini söyledi. Yavuz, asemptomatik de olsa pozitif olan her vakanın kesinlikle bulaştırma riski olduğunu ve izole edilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Yüz Yüze Eğitime Geçişte İkinci Aşama Başladı
SİVAS (AA) - Milli Eğitim Bakanlığının yüz yüze eğitimde ikinci aşamaya geçmesi kapsamında, Sivas, Niğde, Kırıkkale, Yozgat, Kayseri, Kırşehir ve Nevşehir'de ilkokullar, köy okulları, 8. ve 12. sınıflar, lise hazırlık sınıfları ile özel gereksinimli çocukların okullarında yüz yüze eğitim başladı. Sivas'ta sabahın erken saatlerinde okullarına gelen çocuklar, uzun bir aradan sonra arkadaşlarına kavuşmanın sevincini yaşadı. Çocuklarını getiren veliler, okul bahçelerine alınmadı. Okul idarecileri yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle öğrencilere maske, mesafe ve hijyen uyarısı yaptı. NiğdeNiğde'de öğrenciler, uzun aradan sonra tekrar okula başlamanın heyecanını yaşadı.Öğrenciler, Hayat Eve Sığar (HES) kodu sorgusu yapılmasının ardından okullara alındı.Okul yöneticileri, koronavirüs tedbirlerine uyulması noktasında öğrencilere uyarıda bulundu. Öte yandan veliler, okul bahçesine alınmadı.KırıkkaleKırıkkale'de aileleriyle okullarına gelen öğrenciler, uzun süre sonra arkadaşlarıyla bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı.Görevliler tarafından okulun bahçesine alınmayan veliler, sık sık sosyal mesafe kurallarına uymaları ve okul önünde beklememeleri konusunda uyarıldı.Sosyal mesafe kuralına uygun olarak okul bahçesinde sıraya giren öğrenciler, İstiklal Marşı'nın okunmasıyla sınıflarına alındı. YozgatYozgat'ta okulların önünde toplanan öğrenciler, sosyal mesafe kuralına göre sınıflara alındı. Fatma Temel Turhan Ortaokulu öğrencilerinden Enes Buğra Çakır, koronavirüs nedeniyle uzun bir aradan sonra okula başladıkları için mutlu olduğunu söyledi. Çakır, 'Okullar açıldı, çok sevindik, arkadaşlarımızla buluştuk, bence çok güzel oldu. Virüse karşı da sosyal mesafeye uyup, maske takarak tedbirimizi alacağız.' dedi. KayseriKayseri'de uzun zamandır okullarından uzak kalan öğrenciler, yeniden okula başlamanın sevincini yaşadı. Besime Özderici Anadolu İmam Hatip Ortaokuluna gelen öğrenciler, sosyal mesafe kuralına uygun olarak sıraya girdi.İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından öğrenciler, mesafe kuralına uygun olarak ateşleri ölçülüp sınıflarına alındı.Öğrencilerin heyecanlı olduğu gözlendi. KırşehirKırşehir'de, öğrenciler yüz yüze eğitimin ikinci aşamasında okullarında ders başı yaptı.Kırşehir Milli Eğitim Müdürü Şevket Karadeniz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Milli Eğitim Bakanlığının talimatları doğrultusunda maske, mesafe ve hijyen tedbirleri kapsamında yüz yüze eğitimin ikinci aşamasına geçtiklerini söyledi.Eğitim başlamadan önce okullarda dezenfeksiyon işlemlerini yinelediklerini vurgulayan Karadeniz, 'Her yaş grubunda yaklaşık 3 bin çocuğumuz var.' dedi.Merkez Yunus Emre Ortaokulunda yüz yüze eğitimin ikinci aşamasında öğrenciler sınıflarında eğitim görmeye başladı. Sabah saatlerinde çocuklarını okula getiren veliler, bahçe dışında çocuklarının derse girmelerini bekledi. Maskeleriyle okula gelen öğrenciler, ateş ölçümü yapıldıktan sonra sosyal mesafeye göre hazırlanan sıralarında eğitime başladı. NevşehirNevşehir'de yüz yüze eğitimin başlamasıyla okullarına kavuşan öğrenciler, arkadaşları ve öğretmenleri ile buluşmanın heyecanını yaşadı.Nevşehir Valisi İnci Sezer Becel, Necip Fazıl Kısakürek İlkokulunda sınıflardaki öğrencileri ziyaret etti.Öğrencilere, maske, mesafe, hijyen konusunda tavsiyelerde bulunan Becel, gazetecilere açıklamada bulundu.Toplumun kurallara uymasıyla vaka sayısının düşeceğini, bu durumda da tüm öğrencilerin bir an evvel okula kavuşmasının sağlanacağını belirten Becel, 'Okullarımız öğretmen ve çocuklar olduğunda güzel. İl genelindeki 55 bin öğrencimizden 25 bini okulla buluşmuş oldu. Vatandaşlarımız, kurallara maksimum uyum gösterirse geri kalan öğrencilerimiz de eğitim öğretim hayatına başlayacaktır. Çocuklarımız kuralları çok iyi biliyor, onlara bu konuda güveniyorum.' diye konuştu.
Muğla'da Sahte İçki, Gümrük Kaçağı Ve Tarihi Eser Operasyonunda 6 Zanlı Tutuklandı
MUĞLA (AA) - Muğla'da düzenlenen sahte içki, gümrük kaçağı ve tarihi eser operasyonunda gözaltına alınan 56 şüpheliden 6'sı tutuklandı. İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ile bağlı Grup Amirlikleri ekipleri, tarihi eser ve sahte içki ile gümrük kaçağı ürünlerin satışını belirlenen şüphelilere yönelik operasyon düzenledi. Ekiplerin belirledikleri adreslerde yapıkları aramalarda 575 litre etil alkol, 11 şişe sahte içki, 162 litre gümrük kaçağı içki, 67 litre el yapımı içki, 9 şişe sahte bandrollü içki, 7 şişe gümrük kaçağı alkol, 32 paket gümrük kaçağı tütün, 377 gümrük kaçağı puro, 2032 sigara sarma kağıdı, 9 kilogram kıyılmış tütün, 18 kutu gümrük kaçağı cinsel içerikli ürün, 204 parça Roma dönemine ait tarihi eser sikke, 6 tarihi obje, 2 Roma dönemine ait toprak küp, 7 senet, çek, ruhsatsız tabanca ele geçirildi. Operasyonda 56 şüpheli gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 6 zanlı, çıkarıldıkları sulh ceza hakimliğince tutuklandı. Diğer şüpheliler ise haklarında yapılan işlemlerin ardından serbest bırakıldı.
Esenyurt'ta, Bir Çocuğun Yaralandığı Trafik Kazası Güvenlik Kamerasına Yansıdı
İSTANBUL (AA) - Esenyurt'taki trafik kazası güvenlik kamerasınca kaydedildi.Alınan bilgiye göre, 10 Ekim'de Atatürk Mahallesi Dağhan Sokak'ta, Esenyurt-Küçükçekmece seferini yapan Ensar K, 34 M 5492 plakalı aracıyla seyir halindeyken yolun karşısına geçmek isteyen 11 yaşındaki Hasan Efe Çetin'e çarptı. Bu sırada olayı gören çevredeki vatandaşlar şoför Ensar K'yi darbetti.Çocuk, çevredekiler tarafından hastaneye kaldırıldı.Olay yerine gelen polis ekipleri tarafından emniyete götürülen ve ifadesi alınan Ensar K, yapılan işlemlerin ardından serbest bırakıldı. Kaza, çevredeki bir iş yerinin güvenlik kamerasına da yansıdı. Görüntülerde, aniden koşarak yola çıkan çocuğa minibüsün çarpması ve çevredekilerin şöförü darbetmesi etmesi yer aldı.
Reklam