Kara Harp Okulu'nda Yeni Dönemin İlk Dersini Azerbaycan Büyükelçisi Verdi
ANKARA (AA) - Azerbaycan'ın Ankara Büyükelçisi Hazar İbrahim, 'Tek millet iki devlet bir slogan değil. Bu artık tam bir gerçek. Cumhurbaşkanlarımızdan başlayarak tüm halkımız bu şekilde.' dedi.Hazar İbrahim, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve beraberindeki Kuvvet Komutanlarının katıldığı Kara Harp Okulu 2020- 2021 Eğitim-Öğretim Yılı Açılış Töreni'ne iştirak etti. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan törende harbiyelilere yeni eğitim ve öğretim yılının ilk dersi veren İbrahim, Azerbaycan'ın toprak bütünlüğü ve Türkiye-Azerbaycan kardeşliğini anlattı. 'Tek millet, iki devletin büyükelçisi' olarak bir anlamda kendi okulunda ders verdiğini ifade eden İbrahim, kardeşlerinin cephede mücadele verdiği esnada kürsüde konuşmasının da zor olduğunu söyledi.Karşılaştıkları zulüm, işgal ve sivillere yönelik saldırıların işlerini zorlaştırdığını ama hiçbir zaman haklarından dönmediklerini anlatan İbrahim, 'Biz, bunu 100 yıl önce de görmüştük. Ne için yaptıklarını çok iyi biliriz. Özgürlüğümüz, geleceğimiz için mücadele vermeye hazırdık ama o zamanlar gücümüz yeterli değildi. Maalesef bizlere karşı adaletsiz işler yapılmıştı ve Azerbaycan toprakları işgal olmuştu.' diye konuştu.İbrahim, Azerbaycan'ın her dönemde topraklarını korumak için mücadele ettiğini ancak dış güçlerin her zaman Ermenistan'ın yanında yer aldığını aktardı. Son saldırıların ardından Ermenistan'a çok güçlü bir şekilde karşılık verdiklerini anlatan İbrahim, 'Sivillerimize saldırdılar Gence'de. Balistik füze attılar sivillerin üzerine. Yukarı Karabağ ile alakası olmayan bir kentimiz. Biz kendimizi savunmaya devam edeceğiz.' ifadelerini kullandı.30 yıldır Azerbaycan subaylarının Kara Harp Okulu'nda eğitim aldığını anlatan İbrahim, 'Cumhurbaşkanımız, 'Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri bugün dünyanın en önde gelen kardeş Türk Silahlı Kuvvetlerinin küçük bir modelidir ve olacaktır' dedi. Tek millet iki devlet bir slogan değil. Bu artık tam bir gerçek. Cumhurbaşkanlarımızdan başlayarak tüm halkımız bu şekilde. Türkiye bütün Azerbaycan halkının kabinde çok güzel bir yer aldı. Azerbaycan'da, Türk ve Azerbaycan bayrakları tam yan yana dalgalanır. Gence'de Azerbaycan bayrağı ve Türkiye bayrağının yanına füze düştü. Tüm alanlarda Türkiye ve Azerbaycan birdir.' değerlendirmesinde bulundu.İbrahim, Türkiye'den genci, yaşlısı her bir bölgeden insanların büyükelçiliğe gelip 'Ne yapabiliriz?' diye sorduğunu, para yardımında bulunmak istediğini söyledi.Azerbaycan'a yardım için nişan yüzüğünü gönderdiÜç gün önce elçiliğe Kahramanmaraş'tan bir mektup geldiğini belirten İbrahim, şunları kaydetti:'Günde bin, 2 bin mektup gelir destek için. Mektupta Azerbaycan ve Türkiye'nin geleceğinin bir olduğu söyleniyordu. Maraşlı kardeşimiz, Azerbaycan'a yardım için Türk bayrağıyla altın nişan yüzüğünü göndermiş. Bunu dünyanın hiçbir yerinde hiç kimse yapmaz. Duygulandım ve telefon açarak kardeşimize yüzüğünü göndereceğimi söyledim. Kabul etmedi ve 'Biz Azerbaycan'a karşı olan adaletsizliği görerek ailece bu kararı aldık' dedi. Eğer biz en önemli, en asil olan bayrağımızı, nişan yüzüğümüzü gönderiyorsak kimse bizim karşımızda duramaz.'İbrahim, Azerbaycan'ın da her zaman Türkiye'nin yanında olacağını sözlerine ekledi.Tören sonunda Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve beraberindeki Kuvvet Komutanları, harbiyelilerle Harp Okulu Marşı'nı okudu.
Sivas'ta İkiye Bölünen Traktördeki Baba Ve Oğlu Ağır Yaralandı
SİVAS (AA) - Sivas'ın Suşehri ilçesinde meydana gelen trafik kazasında baba ve oğlu ağır yaralandı. Nihat Demir (58) yönetimindeki 58 EN 414 plakalı traktör, D-100 kara yolunun Aşağısarıca yol ayrımı yakınlarında, Samet Demirbağ (30) idaresindeki 25 EC 1709 plakalı kamyonla çarpıştı.Kazada çapmanın etkisiyle ortadan ikiye bölünen traktörde bulunan sürücü Demir ile oğlu Cihan Demir (31) yaralandı.Ambulanslarla Suşehri Devlet Hastanesine kaldırılan yaralıların sağlık durumlarının ciddiyetini koruduğu öğrenildi.
Sivas'ta İkiye Bölünen Traktördeki Baba Ve Oğlu Ağır Yaralandı
SİVAS (AA) - Sivas'ın Suşehri ilçesinde meydana gelen trafik kazasında baba ve oğlu ağır yaralandı. Nihat Demir (58) yönetimindeki 58 EN 414 plakalı traktör, D-100 kara yolunun Aşağısarıca yol ayrımı yakınlarında, Samet Demirbağ (30) idaresindeki 25 EC 1709 plakalı kamyonla çarpıştı.Kazada çapmanın etkisiyle ortadan ikiye bölünen traktörde bulunan sürücü Demir ile oğlu Cihan Demir (31) yaralandı.Ambulanslarla Suşehri Devlet Hastanesine kaldırılan yaralıların sağlık durumlarının ciddiyetini koruduğu öğrenildi.
Hindistan'da Çatışma: 2 Ölü
ANKARA (AA) - Hindistan'ın Cammu Keşmir bölgesinde güvenlik güçleriyle bağımsızlık yanlısı direnişçiler arasında çıkan çatışmada 2 direnişçi öldü.Hint basınındaki haberlere göre, Srinagar'da güvenlik güçleriyle direnişçiler arasında çatışma çıktı.Polis yetkilileri, çatışmada 2 direnişçinin hayatını kaybettiğini bildirdi.Bölgede operasyon devam ediyor.Keşmir sorunuİngiltere, 1947'de sömürge olarak yönettiği Hindistan'dan çekilirken o dönemde bir prenslik olan Keşmir, bağımsızlıklarını yeni kazanan Hindistan ya da Pakistan ile birleşme konusunda tercihle karşı karşıya kaldı. Nüfusunun yüzde 90'ı Müslüman olan Keşmir halkı, 1947'de Pakistan'a katılmaktan yana tavır alsa da dönemin prensi, Hindistan ile birleşmeye karar verdi. Karara Müslüman Keşmir halkı karşı çıktı. Pakistan ve Hindistan'ın bölgeye asker göndermesiyle taraflar 1947'de ilk kez savaştı. İki ülke arasında yine aynı nedenle 1965 ve 1999'da savaş çıktı.Savaşların ardından sağlanan geçici ateşkes sonucunda Cammu Keşmir'in yüzde 45'i Hindistan'ın, yüzde 35'i Pakistan'ın kontrolünde kaldı. Bölgenin doğusundaki yüzde 20'lik bir kısım ise sınırdaş Çin'in hakimiyetine verildi.Ele geçirdiği bölgeleri 'Cammu Keşmir' eyaleti adı altında kendine bağlayan Hindistan geçen yıl yaptığı anayasa değişikliğiyle bölgenin özel yönetim statüsünü kaldırarak, 'Cammu Keşmir' ve 'Ladakh' adıyla merkeze bağlı 'Birlik Toprağı' statüsünde iki ayrı idari birim haline getirdi.Pakistan ise kendi kontrolü altındaki Keşmir'e 'Azad Keşmir (Bağımsız Keşmir)' ve 'Gilgit Baltistan' olarak iki özerk bölge statüsü verdi.Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), 1948'den itibaren aldığı kararlarla Keşmir'in askerden arındırılmasını ve geleceğinin halkoyuyla belirlenmesini öngörüyor. Hindistan, halk oylamasına karşı tutum benimserken Pakistan, BMGK kararlarının uygulanmasını istiyor.
Hindistan'da Çatışma: 2 Ölü
ANKARA (AA) - Hindistan'ın Cammu Keşmir bölgesinde güvenlik güçleriyle bağımsızlık yanlısı direnişçiler arasında çıkan çatışmada 2 direnişçi öldü.Hint basınındaki haberlere göre, Srinagar'da güvenlik güçleriyle direnişçiler arasında çatışma çıktı.Polis yetkilileri, çatışmada 2 direnişçinin hayatını kaybettiğini bildirdi.Bölgede operasyon devam ediyor.Keşmir sorunuİngiltere, 1947'de sömürge olarak yönettiği Hindistan'dan çekilirken o dönemde bir prenslik olan Keşmir, bağımsızlıklarını yeni kazanan Hindistan ya da Pakistan ile birleşme konusunda tercihle karşı karşıya kaldı. Nüfusunun yüzde 90'ı Müslüman olan Keşmir halkı, 1947'de Pakistan'a katılmaktan yana tavır alsa da dönemin prensi, Hindistan ile birleşmeye karar verdi. Karara Müslüman Keşmir halkı karşı çıktı. Pakistan ve Hindistan'ın bölgeye asker göndermesiyle taraflar 1947'de ilk kez savaştı. İki ülke arasında yine aynı nedenle 1965 ve 1999'da savaş çıktı.Savaşların ardından sağlanan geçici ateşkes sonucunda Cammu Keşmir'in yüzde 45'i Hindistan'ın, yüzde 35'i Pakistan'ın kontrolünde kaldı. Bölgenin doğusundaki yüzde 20'lik bir kısım ise sınırdaş Çin'in hakimiyetine verildi.Ele geçirdiği bölgeleri 'Cammu Keşmir' eyaleti adı altında kendine bağlayan Hindistan geçen yıl yaptığı anayasa değişikliğiyle bölgenin özel yönetim statüsünü kaldırarak, 'Cammu Keşmir' ve 'Ladakh' adıyla merkeze bağlı 'Birlik Toprağı' statüsünde iki ayrı idari birim haline getirdi.Pakistan ise kendi kontrolü altındaki Keşmir'e 'Azad Keşmir (Bağımsız Keşmir)' ve 'Gilgit Baltistan' olarak iki özerk bölge statüsü verdi.Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), 1948'den itibaren aldığı kararlarla Keşmir'in askerden arındırılmasını ve geleceğinin halkoyuyla belirlenmesini öngörüyor. Hindistan, halk oylamasına karşı tutum benimserken Pakistan, BMGK kararlarının uygulanmasını istiyor.
Kıbrıs Gazileri Kktc Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'ya Tepki Gösterdi
ANKARA (AA) - Türkiye Gaziler ve Şehit Aileleri Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Lokman Aylar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'nın, 'Kıbrıs'ta çözüm için Rumlardan alınan toprakların bir kısmının iade edilmesi'ne yönelik açıklamalarına, 'Kan dökmediğin, bedel ödemediğin toprakları kimseye vermeye kalkışma.' diyerek tepki gösterdi. Aylar ile Kıbrıs gazileri Edip Deniz ve Ömer Üner, KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı'nın, bir televizyon programındaki 'Kıbrıs'ta çözüm için Rumlardan alınan toprakların bir kısmının iade edilmesi'ne yönelik sözlerine ilişkin gazetecilere açıklama yaptı. Hiç kimsenin kanla alınan toprağı, televizyon röportajlarında kimseye teslim edemeyeceğini, buna hakkı olmadığını dile getiren Aylar, 'Biz orada gazi olduk, gerekirse şehit olmaya da hazırdık. Kanımızı döktüğümüz toprakları Rumlara kesinlikle teslim etmeyeceğiz, ettirmeyeceğiz.' diye konuştu. Aylar, KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı'ya tepkisini 'Kaç damla kan döktünüz de kimin toprağını kime veriyorsunuz? Bedel ödediğiniz toprakları mı veriyorsunuz? Sakın bir daha bu cürete girişme. Sakın bizim topraklarımızı, televizyon röportajlarında Rumlara peşkeş çekmeye kalkışma.' sözleriyle dile getirdi. Türkiye'nin Kıbrıs'ta garantör olduğunu hatırlatan Aylar, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Türkiye Cumhuriyeti oraya barışı getirmeye gitmiştir, barış getirmiştir ve barışın devamı için de her daim orada olmaya devam edecektir. Sayın Akıncı'ya diyoruz ki kan dökmediğin, bedel ödemediğin toprakları kimseye vermeye kalkışma. O gün orada bedel ödeyen, kan döken gazilerimiz ve şehitlerimiz seni bir gün orada hayallerinde boğacaktır.''Kan akıtmadı ki kanın kıymetini bilsin'Kıbrıs gazilerinden 67 yaşındaki Edip Deniz de Ada'da 105 gün kaldığını belirterek, merhum Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın, kanının son damlasına kadar Kıbrıs için çaba gösterdiğine dikkati çekti. Deniz, 'Biz 252 şehit verdik. Bu şehitlerin kanını kimden alıp kime veriyor? Akıncı'ya tazminat davası açacağız. Bugün gaziysem bile, bizi bugün götürün Kıbrıs'a, yine savaşırız.' dedi. Kıbrıs gazisi 67 yaşındaki Ömer Üner ise 8 ay görev yaptığı Kıbrıs'ta çok kez aç ve susuz kaldıklarını, keçiboynuzuyla karınlarını doyurduklarını aktararak, şunları söyledi: 'Bu haldeyken Kıbrıs'ı elimizden geldiği kadar alma çabasındaydık. Ama şimdi Mustafa Akıncı Bey babasının tarlası gibi, tapulu malı gibi hibe etmeye çalışıyor. Kendisi kan akıtmadı ki kanın kıymetini bilsin. Nice arkadaşlarımız paramparça oldu tankın içinde. Bunu görseydi, belki vicdana gelirdi Akıncı.'
Reklam
Marmaris'te Tatilcilerin Koylarda Bıraktığı Çöpler Gönüllülerce Temizlendi
MUĞLA (AA) - Muğla'nın turistik ilçesi Marmaris'te, tatilcilerin yaz aylarında kirlettiği koylarda çevre temizliği yapıldı. Marmaris Belediyesince düzenlen etkinlikte, yerli ve yabancı turistlerin yaz döneminde yoğunluk oluşturduğu Kızılkum, Cennet Adası ve Bencik koylarında temizlik çalışması yürütüldü. Belediyenin temizlik ekiplerine, AKUT ve Marmaris Kent Konseyi üyeleri ile çevreci gönüllüler eşlik etti. Çevre etkinliğine katılanlar, koylardaki plastik ve çam şişeler başta olmak üzere tüm atıkları toplayarak çöp torbalarına doldurdu. Koyların dik yamaçlarında ise AKUT ekipleri temizlik yaptı. Halatlar yardımıyla yamaçlardan aşağı inen AKUT gönüllüleri, topladıkları atıkları yukarı çıkardı. AKUT ekiplerinin, en fazla atık bulunan Bencik Koyu'ndaki temizlik çalışması 4 saat sürdü. Koylardan toplanan yaklaşık 100 torba çöp teknelerle karaya çıkarıldı. Çöpler katı atık depolama ve ayrıştırma tesisine gönderildi.
Reklam
Akciğer Hastalıkları Genetik Ve Çevresel Etkenlere Bağlı Gelişebiliyor
İSTANBUL (AA) - Medicana Avcılar Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Taner Has, 'Akciğer rahatsızlıklardan kronik (uzun süreli) seyirli olanları, Türkiye ve tüm dünyada en sık görülen ölüm nedenleri arasında yer almaları nedeniyle önem taşır. Genetik ya da çevresel etkenlere bağlı olarak akciğer hastalıkları oluşabilir.' uyarısında bulundu.Medicana açıklamasına göre, Has, akciğer hastalıkları hakkında bilgiler vererek uyarılarını sıraladı.Solunum sisteminin temel organı olan akciğerlerin, kan dolaşımı ile atmosfer arasındaki gaz değişiminin gerçekleşmesinden sorumlu olduğunu aktaran Has, alveol olarak adlandırılan akciğerlerdeki küçük hava keseciklerine gelen solunum havasındaki oksijenin, çevrede bulunan kan damarları vasıtasıyla emildiğini aktardı. Oksijenden zengin kanın, bu damarlar vasıtası ile kalbe ulaştığını, kalbin de bu temiz kanı vücudun tamamına ulaşması için pompaladığını ifade eden Has, hava yolları, akciğer dokusu ya da bu bölgenin kan dolaşımı ile ilgili problemleri sonucunda çeşitli akciğer hastalıkları meydana gelebildiğini kaydetti.Has, şu bilgileri verdi:'Akciğer rahatsızlıklardan kronik (uzun süreli) seyirli olanları, Türkiye ve tüm dünyada en sık görülen ölüm nedenleri arasında yer almaları nedeniyle önem taşır. Kronik seyirli akciğer hastalıkları denilince akla ilk olarak astım hastalığı gelir. Astım hastalığı, belirtilerinin orta şiddetteki bir nefes darlığından hayatı tehdit edici hava yolu kapanmasına kadar geniş bir yelpazede olması nedeniyle önem taşır. Astım hastalığında bir tetikleyici faktör varlığında solunum işlevleri ve akciğer hacminde problem meydana gelir ve haliyle bu durum, kişinin nefes alışverişinin oldukça zorlu şekilde gerçekleşmesine neden olur. Genellikle çocukluk çağında başlayan bir rahatsızlık olan astımın günümüz şartlarında tedavisini sağlayacak bir ilaç bulunmasa da çeşitli ilaçlar ile bu hastalık esnasında ortaya çıkan öksürük, göğüste sıkışma, nefes darlığı gibi belirtiler kontrol altında tutulabilir. Kronik seyirli bir diğer akciğer hastalığı olan 'Kronik obstrüktif akciğer hastalığı' (KOAH), genellikle 40 yaşın üzerinde olan ve sigara içen kişilerde ortaya çıkar. KOAH hastalığında akciğer dokusunda bir enflamasyon (iltihaplanma) meydana gelir. İltihaplanmayı takiben akciğer salgılarında artış oluşur. İltihaplanma ve salgı artışı, akciğerlerde gaz değişiminden sorumlu yapılar olan alveollerde oksijen ve karbondioksit değişiminin tam olarak gerçekleşmesine engel olur.'KOAH, ritim bozuklukları ya da kalp yetmezliğine neden olabilirHas, KOAH’ın dünyadaki ölüm nedenleri arasında 3. sırada olduğunu belirterek, bu hastalığın seyrinde akciğerlerde ortaya çıkan iltihaplanma ve doku hasarının ilerlemesinin çeşitli ilaçların kullanımı ile yavaşlatılabileceğini kaydetti.Akciğer ve kalp arasında kanın taşınmasından sorumlu damarların basıncında artış meydana gelmesi halinde, pulmoner hipertansiyon olarak ifade edilen akciğer hastalığı ortaya çıkabildiğini aktaran Has, şunları kaydetti:'Pulmoner hipertansiyonda zaman içerisinde yüksek basınca maruz kalan akciğer damarlarında kalınlaşma ve daralma oluşabilir. Bu esnada kişinin kalbi akciğerlere yeterli miktarda kanın ulaştırılmasını sağlamak amacıyla daha güçlü kasılmak zorunda kalır. Müdahale edilmediği takdirde pıhtı oluşumu, ritim bozuklukları ya da kalp yetmezliği gibi durumlara neden olabilen bu hastalıkta, kan inceltici, idrar söktürücü ya da damar genişletici özellik gösteren bazı ilaçların kullanımı ile akciğer damarlarındaki basıncın normal seviyelerde tutulması sağlanabilir.'Akut solunum sıkıntısı sendromunda kan dolaşımında yeterli oksijen sağlanamazDr. Taner Has, kronik seyirli ve ilerleyici hastalıklar dışında bazı akciğer hastalıklarının ani olarak kısa sürede gelişebileceği uyarısında bulunarak, akut (ani) başlangıçlı akciğer hastalıklarının başında ARDS olarak isimlendirilen rahatsızlığın geldiğini belirtti. 'Akut solunum sıkıntısı sendromu' olarak bilinen bu hastalıkta, akciğer keseciklerinde biriken sıvı nedeniyle gaz değişiminin olumsuz yönde etkilendiğini belirten Has, bu durumda kan dolaşımına yeterince oksijen sağlanamadığını kaydetti.Has, şöyle devam etti:'Ciddi şekilde nefes darlığının oluştuğu, kan basıncının düştüğü ve aşırı derecede bitkinlik ve sersemlik ile kendisini gösteren tehlikeli seyirli bu akciğer hastalığının tedavisinde, vücudun oksijen ihtiyacının karşılanması için kişiye durumun ciddiyetine göre maske ya da mekanik ventilatör (solunum cihazı) aracılığı ile oksijen verilir. Genetik ya da çevresel etkenlere bağlı olarak akciğer hastalıkları oluşabilir. Özellikle nefes egzersizi yapma ve pasif ya da aktif olarak sigara dumanına maruz kalmanın sonlandırılması akciğer sağlığını korumak adına yapılabilecek uygulamaların başında gelir.'
Kırgızistan Cumhurbaşkanı Ceenbekov, Başkentte Yeniden Ohal İlan Etti
BİŞKEK (AA) - Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sooronbay Ceenbekov, kitlesel olaylar nedeniyle can ve mala olası saldırıların önlenmesi amacıyla başkent Bişkek'te yeniden Olağanüstü Hal (OHAL) ilan etti.Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi'nden yapılan açıklamada, Ceenbekov'un üç gün önce ilan ettiği ve parlamento tarafından onaylanmayan OHAL kararının yeniden imzalandığı aktarıldı.OHAL bugünden itibaren 19 Ekim saat 05.00'a kadar geçerli olacak. Karar uyarınca, 22.00-05.00 arasında sokağa çıkma yasağı uygulanacak. Bişkek'te asayişi ordu ve polis sağlıyorBu arada, Kırgızistan Silahlı Kuvvetlerine mensup askerler şehrin giriş ve çıkışlarında, polis de şehir içinde sıkı denetimlerini sürdürüyor. Ordu tarafından oluşturulan geçici noktalarda Bişkek'e kontrollü giriş ve çıkışlar yapılıyor. Ülkede 4 Ekim'de yapılan milletvekili seçimlerinin ardından barajı aşamadığı belirtilen 12 siyasi partinin taraftarı gösteri düzenlemişti. Göstericiler Cumhurbaşkanlığı ve parlamento binasını işgal ve talan etmişti. Cezaevinden çıkarılarak başbakanlık koltuğuna oturtulan Sadır Caparov'un taraftarları başkentte 5 gün boyunca destek gösterisi yapmıştı.Caparov'un başbakanlık görevinin parlamento tarafından kabul edilmesinin ardından göstericiler cumartesi meydanları boşaltmıştı.Caparov'un görevine devam etmesi için cumhurbaşkanının onay vermesi bekleniyor.
Denizli'de Sahte Para Operasyonunda 1 Şüpheli Tutuklandı
DENİZLİ (AA) - Denizli'de piyasaya sahte para sürdüğü iddiasıyla gözaltına alınan 3 zanlıdan 1'i tutuklandı.İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, piyasaya sahte para sürdükleri belirlenen kişilere yönelik çalışma başlattı.Evlerde yapılan aramada 29 adet sahte 100 liralık banknot ele geçirildi. Operasyonda, 3 şüpheli yakalandı.Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen zanlılardan 1'i sulh ceza hakimliğince tutuklandı. Diğer iki şüpheli, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Reklam
Bm'den İnsani Yardıma Muhtaç 13 Milyon Kişi İçin Yardım Çağrısı
DAKAR (AA) - Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA), Sahel bölgesinde yardıma muhtaç 13 milyon kişi için 1 milyar dolarlık yardım çağrısında bulundu.OCHA, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, 'Merkez Sahel bölgesinde 13 milyon kişi insani yardıma ihtiyaç duyuyor. Mali, Burkina Faso ve Nijer arasında konumlanan alanda en kötü insani krizlerden biri yaşanıyor. Şimdi harekete geçme vakti.' ifadeleri kullanıldı.OCHA'nın internet sitesinden yapılan açıklamada da 20 Ekim'de Merkez Sahel bölgesindeki duruma ilişkin Danimarka, Almanya ve Avrupa Birliği arasında bakanlar düzeyinde çevirim içi ortak bir toplantı düzenleneceği kaydedildi.Merkez Sahel'de insani durumun son yıllarda giderek kötüleştiğine dikkat çekilen açıklamada, bölgedeki kırılgan nüfusun desteklenmesi için 1 milyar dolarlık yardım çağrısında bulunuldu. Bölgede insani yardıma ihtiyaç duyan kişi sayısının, gelecek sene 5 milyon artacağından endişe edildiği de vurgulandı.
Lara Sahili'ndeki Kum Zambakları Koruma Altına Alınıp Uyarı Levhaları Yerleştirildi
ANTALYA (AA) - Antalya'nın ünlü sahillerinden Lara'da nesli tükenme tehdidi altındaki kum zambakları koruma altına alındı. Zambakları koparana 73 bin lira ceza uygulanacak.Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, nesli tükenme tehlikesialtında bulunan ve sayıları gün geçtikçe azalan kum zambaklarını koruma çalışmaları sürdürülüyor. Lara Sahili'nde doğal yaşam alanlarında bulunan kum zambaklarının koparılmasıve tahrip edilmesinin önlenmesi amacıyla Antalya Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Dairesiekiplerince sahil boyunca uyarı levhaları yerleştirildi.'Kum zambağı doğal yetişme alanındasınız' yazılı tabelalarda, zambakları söken veya doğal ortamlarına zarar verenlere 73 bin lira idari ceza uygulanacağı belirtildi. Tabelalarda ayrıca kum zambaklarının tüm Akdeniz ülkelerinde veKaradeniz'in güney kıyılarında yetiştiği, türün tehlike altında olduğu ve ülke dışına çıkarılmasının yasaklandığı bilgisine yer verildi. Ağustos sonu ekim başında çiçek açan kum zambakları, yoğun şehirleşme ve turizm nedeniyle nesli tükenme tehlikesi altına girdiğinden, 2016'da Uluslararası Doğa Koruma Birliğince koruma altına alındı.Soğanlı bir bitki olan, kumul ve kurak koşullara dayanıklı olan tür, yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı oluyor. Görüntüsü ve kokusuyla dikkati çeken kum zambakları, Lara Sahili'ne de renk katıyor.
Reklam
Adnan Oktar Organize Suç Örgütü Davası
İSTANBUL (AA) - Adnan Oktar organize suç örgütüne yönelik, aralarında örgüt elebaşı Adnan Oktar'ın da bulunduğu 76'sı tutuklu 238 sanığın yargılandığı dava, Oktar’ın ek iddianamedeki iddialara karşı savunmasının alınmasıyla sürüyor.İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, Oktar'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklarla bir kısım tutuksuz sanıklar ve taraf avukatları katıldı.Duruşmada Oktar'ın önceki celselerde birleştirilen ek iddianame ile kapalı oturumlarda dinlenilen mağdur, müşteki ve tanıkların beyanlarına karşı savunması alındı. Sağlık sorunları nedeniyle oturarak konuşmasına müsaade edilen Oktar, 'Ben yerli, milli, milliyetçi Türk-İslam birliğini savunan, devletine, milletine bağlı bir insanım. Örgüt iddialarını şiddetle reddediyorum. 40 yıldır bu milletin gözü önündeyim. Sevgi dolu bir insanım. Kızıl elmacıyım. Daima devletimin emrindeyim.' ifadelerini kullandı.Mahkeme Başkanı Mehmet Galip Perk, sanık Oktar'a, ilk savunmasında aylık gelirini 3 bin lira olarak beyan ettiğini hatırlatarak, 'Bu kadar geliriniz var. Yayınlarınızda bahsettiğiniz üzere, dosyada siyah, ince altından çizgileri olan takım elbise giydiğiniz, altın tesbihli videolarınız mevcut. Ayakkabılarınızın deri, kaliteli, pahalı markalardan olduğunu söylüyor, hatta ahtapottan ve yılan derisinden imal edilmiş bir ayakkabınızdan bahsediyorsunuz. Şatafatlı lüks yaşamı sevdiğiniz hususlarını, 20 yıldır Dragos denen villada kaldığınızı da söylüyorsunuz. Aylık 3 bin lira gelirle bu yaşamı nasıl karşılıyorsunuz?' sorusunu yöneltti.Oktar da bunun üzerine A9 Tv kanalında yapılan yayınların şov olduğunu ve orada şakacı bir üslup takındığını anlatarak, şunları söyledi:'Lükse ve şatafata meraklı değilim. O kıyafetler şov içindir. Bankada 5 kuruş param yok, evim yok, arabam ve mal varlığım yok. Ben o evde kalıyorum, evet pahalı ama kirası ne kadar bilmiyorum. Ben ödemiyorum, arkadaşım ödüyor, misafir olarak kalıyorum. Güvenlik tehlikesiyle değişik yerlerde de kalıyorum. Suikast tehlikesi var.' İslam'ı dünyaya yaymaya çalıştığını öne süren Oktar, “Müslüman gariban olmaz, güçlü, kuvvetli olur. Eğlencenin ve lüks yaşamın meraklısı olmadım. Benim o evde kendi odam var, oraya kapanıp kitap okurum.' diye konuştu.Mahkeme Heyeti Başkanı Perk'in, yayınlarda taktığı 300 bin lira değerindeki saati nasıl aldığını sorduğu Oktar, saatin bir arkadaşına ait olduğunu emaneten alıp yayınlarda taktığı yanıtını verdi. Mahkeme başkanının sorusu üzerine saati veren arkadaşını hatırlamadığın savunan Oktar, 'Ben saatten hiç hoşlanmam zaten. Çok rahatsız edici. İslam'ın şerefini yükseltmek için taktım. 'Müslüman zavallıdır, güçsüzdür, hurafelere inanır' inancını yıktım. Sosyeteye İslam'ın hakim olmasını sağlamak için uğraştım.' iddiasında bulundu.Sanık Oktar'a, televizyon programlarında Türk aile yapısını dejenere eden programlar yapıp, bunları sosyal medyada paylaştıktan sonra kendilerine hakaret eden kişilere yüklü tazminat davaları açıp, örgüt içindeki hukuk grubu aracılığıyla gelir elde ettikleri yönündeki iddialar da soruldu.İslam'ın yok olmasını önlediği için İngiliz derin devletinin kendilerine saldırdığını öne süren Oktar, 'Biz İslam'ın şehirli dini olduğunu göstermek için bu kadar çabaladık. Asrımızda insanlar çok bozuldu, azgınlar, saldırganlar, onları düzeltmek için davalar açılmıştır.' şeklinde konuştu.'Gayet akıllıyım, aklım başımda'Oktar, Mahkeme Başkanının, 'Akıl sağlığınız tespiti için mahkemeden bir talebiniz var mı?' sorusu üzerine 'Gayet akıllıyım, aklım başımda.' ifadelerini kullandı. FETÖ ile bağı ve FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'i A9 yayınlarında neden övdüğü sorulan Oktar, FETÖ elebaşının kendisini sevmediğini, kendisinin de onu sevmediğini iddia etti. Oktar, 'Bu yayında ona karşı gizli bir aşağılamam var. Onun için ‘kahtanidir’ diyorum. Kahtani kan döker, zalimdir, deccal gibidir.' dedi.Oktar, 14 Şubat 2015 tarihli FETÖ elebaşına yazdığı iddia edilen mektubu da kabul etmeyerek, 'İlk defa böyle bir şey duyuyorum. Yazı hiç benim üslubum değil. Birileri koymuştur.' savunmasını yaptı.Para karşılığı mason olduğu iddiasıDuruşmada 1 milyon 50 bin avro karşılığında mason olduğu iddiaları da sorulan Oktar, şunları söyledi:'Masonluk belgesi aldım ama parayla değil. Bir grup şahıs İtalya'dan geldi, 'Sizi mason ilan ediyoruz.' dediler. Beni canlı yayında 33. derece mason ilan ettiler. İtiraz etmedim çünkü onlarla yakınlaşmak istedim, sayemde Müslüman oldular. Ben onlardan para almadım, onlar benden para almadı.' İsrail'in Filistinlilere zulmünü durdurmak için İsrail ile görüşmeler gerçekleştirdiklerini savunan Oktar, 'İsrail ile Türkiye'nin barışık olması, İsrail'in Türkiye'ye zarar vermemesi, radikallere ve terörizme karşı desteklerimizi ilettik. Mavi Marmara Gemisi olayı için tazminat ödemiyorlardı. Biz konuştuk, tazminatlar ödendi.' iddiasında bulundu.Başkan Perk, mağdurların Adnan Oktar’ın mehdi olduğunu düşündükleri için ne derse kabul ettiklerini beyan ettiklerini aktararak sanığa, 'Yanınızdakilere mehdi olduğunuzu mu söylerdiniz?' sorusunu yöneltti. Oktar da soruya, 'Ben Allah’ın aciz bir kuluyum. Kimseye 'Mehdiyim' demedim. Alimlerden, hocalardan bir çoğu benim mehdi olduğumu söylüyor ama bu bir iltifat. Ben Allah’ın aciz bir kuluyum. Mehdiyi hepimiz bekliyoruz. Müslüman alemi için bir umut kaynağıdır. Ben seyyidim. Peygamber soyundan geliyorum. Hz. Ali’nin neslinden geliyorum. Genetik olarak seyyidlerde benzerlik görülür. Efendim mehdinin alnı geniş olur, omuzları geniş olur, sırtında ben olur gibi.' yanıtını verdi.Oktar, 'Siz seçilmiş kişi misiniz?' sorusu üzerine “Hayır, Allah’ın herhangi bir kuluyum. Hiçbir zaman mehdilik iddiam olmadı. Neşeli, dışa dönük, yerli ve milli bir vatandaşım.' karşılığını verdi.FETÖ'nün darbe girişiminin hemen ardından çevresindekilere telefonlarına reset attırdığı iddiaları sorulan Oktar, bu iddiayı reddederek, sabaha kadar televizyonda darbe karşıtı yayın yaptığını öne sürdü.Örgütsel faaliyetlere başladığı ilk yılları anlatması istenilen Oktar, ilk zamanlar üniversitede okurken camilerde ve annesinin evinde toplanıldığını, buralarda tebliğ yaptığını, sonrasında çeşitli evlerde toplandıklarını, en son Kandilli'deki villaya geçtiğini söyledi. Sanık Oktar, örgüt evlerinde ele geçirilen doğum kontrol haplarının cilt bozukluklarında ve adet düzensizliklerinde kullanılmış olabileceğini savundu.Oktar, 'fıtık rahatsızlığı nedeniyle, cinsel ilişkiye giremediği, bu nedenle kadınları elle taciz ettiği iddiaları'nın sorulması üzerine, 'Ben sağlamım, hiçbir şeyim yok. Elhamdülillah koç gibiyim.' diye konuştu.Duruşma, Oktar'ın savunmasıyla sürüyor.İddianameden



 İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 3 bin 908 sayfalık iddianamede, sanıkların haricinde 26 kişi 'mağdur', aralarında eski emniyet müdürü Adil Serdar Saçan'ın da bulunduğu 99 kişi ise 'müşteki' sıfatıyla yer alıyor.








Mağdur ve müştekilerin yanı sıra 23 tanık ve etkin pişmanlıktan yararlanan 25 kişinin beyanlarına yer verilen iddianamede, sanık Adnan Oktar'ın elebaşılığındaki silahlı suç örgütünün biri firari 13 yöneticisinin bulunduğu anlatılıyor.






İddianamede, sanıklar hakkındaki suçlamalar şöyle:







 
'Siyasal veya askeri casusluk suçuna teşebbüs etme, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme, cinsel istismar, cinsel saldırı, 6136 Sayılı Kanun'a muhalefet, eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi, şantaj, eziyet, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, hakaret, 3628 sayılı Mal Varlığı Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'na muhalefet, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenilmesi ve kayda alınması, dolandırıcılık, tehdit, kişisel verilerin kaydedilmesi, kasten öldürmeye teşebbüs, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte yardım etme, 5607 sayılı Kaçakçılık Kanunu'na muhalefet, resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek, resmi belgede sahtecilik ve suçluyu kayırmak.'








İddianamede, örgüt elebaşı Adnan Oktar hakkında, ''devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme'', ''suç işlemek amacıyla örgüt kurma-yönetme'', ''terör örgütüne (FETÖ) üye olmamakla birlikte örgüte yardım etmek'', ''kasten öldürmeye teşebbüs'', ''5607 sayılı Kaçakçılık Kanunu'na muhalefet'', ''resmi belgeyi yok etmek'', ''resmi belgede sahtecilik'', ''nitelikli cinsel saldırı'', ''çocuğun nitelikli cinsel istismarı'', ''6136 Sayılı Kanun'a muhalefet'', ''eğitim öğretim hakkının engellenmesi'', ''eziyet etme'', ''şantaj'', ''cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma'', ''suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama'', ''dolandırıcılık'', ''3628 sayılı Kanun'a muhalefet'', ''hakaret'', ''tehdit'', ''hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek'', ''suçluyu kayırma'' ve ''kişiler arasındaki konuşmaların dinlenilmesi ve kayda alınması'' suçlarından toplam 420 yıldan 871 yıla kadar hapis cezası isteniyor.



İddianamede, 11 müşteki-sanık hakkında ''suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma'' suçundan ayrı ayrı 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası, diğer sanıklar hakkında benzer suçlardan hapis cezaları talep ediliyor.Ek iddianame düzenlendiYargılama sürerken, aralarında örgüt elebaşı Adnan Oktar ile ana davadan tutuklu bazı sanıkların da bulunduğu 18 kişi hakkında ek iddianame düzenlenmiş, iddianame ana dava dosyasıyla birleşmişti.Ek iddianamede, 18 sanığın 'nitelikli cinsel saldırı', 'örgüt üyeliği', 'hürriyeti tahdit', 'tehdit' ve örgüte yardım' suçlarından değişen miktarlarda hapis cezasına çarptırılması isteniyor.
Bolu'da Maske Takamayan 3 Bin 207 Kişiye Ceza Kesildi
BOLU (AA) - Bolu'da, yeni tip koronavirüs (Kovid-1) tedbirleri kapsamında yaklaşık 3,5 aylık süreçte maske takmadıkları gerekçesiyle 3 bin 207 kişiye idari para cezası uygulandı.Kentte, polis ve jandarma ekiplerinin Kovid-19 tedbirlerinin uygulanmasına yönelik denetimleri devam ediyor.Ekipler, vatandaşları maske ve sosyal mesafe kuralına uymaları konusunda uyarıyor. Buna rağmen maske takmayanlara para cezası kesiliyor. Bu kapsamında kent genelinde yaklaşık 100 günlük süreçte 3 bin 207 kişiye toplam 2 milyon 886 bin 300 lira idari para cezası uygulandı.
Reklam
Erciyes Üniversitesinde Kovid-19 Aşısı İçin Gönüllü Denekler Hazır
KAYSERİ (AA) - Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı bağışıklık sağlamayı amaçlayan aşı çalışmalarında Erciyes Üniversitesinde (ERÜ) gönüllü deneklerin hazır tutulduğunu belirtti.Büyükşehir Belediyesinden yapılan yazılı açıklamaya göre, Büyükkılıç, ERÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Çalış ve Aşı Araştırma ve Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Aykut Özdarendeli ile bir araya geldi.Büyükkılıç, üniversite bünyesinde yürütülen Kovid-19 aşı çalışmalarındaki başarılarından dolayı Çalış ve Özdarendeli'yi kutladı.ERÜ'deki aşı çalışmalarında gelinen noktanın kendisini ayrı bir sevindirdiğini anlatan Büyükkılıç, şunları kaydetti:'Erciyes Üniversitemiz araştırma üniversitesi olarak bizim gururumuz. Kovid-19'a karşı bağışıklık sağlamayı amaçlayan aşı çalışmalarında Erciyes Üniversitesinde gönüllü deneklerin hazır tutulduğunu ve 1 hafta-10 gün gibi bir sürede insanlar üzerinde test edilebileceğini memnuniyetle gördüm. Yerli koronavirüs aşısının gururu üniversitemize ve şehrimize ait olacak inşallah. Tüm insanlığa hizmete vesile olacak, hayırlı sonuç olacağı kanaatindeyim. Zaten epeyce bir aşama kaydedildi. Bir doktor olarak da söylüyorum en kısa zamanda, bu virüsten kurtulmanın yolu aşıyla mümkün olacak. Bir bakıma insanlığın beklentisi, Türkiye olarak özelde de Erciyes Üniversitesinin bu işte başarılı olması ve bir an evvel sonuca odaklı çalışmanın yapılması, bizi memnun ediyor ve sevindiriyor.'ERÜ Rektörü Çalış da her zaman kendilerini destekleyen Büyükkılıç'ın ziyaretinin kendilerini ve aşı çalışmasını yürüten ekibi mutlu ettiğini belirterek, destek ve moral ziyaretinden dolayı teşekkür etti.Yerli aşı çalışmalarının, planlandığı gibi başarılı şekilde devam ettiğini aktaran Çalış, 'Kayserimiz inşallah aşının merkezi olacak. Diğer çalışmalarla ilgili aşılarımız da devam ediyor. Zaten Kırım Kongo devam ediyordu. Birtakım bazı aşıları da projelendirmiş durumdayız. Üniversitemiz birçok alanda olduğu gibi aşı alanında şu anda ön planda.' ifadelerini kullandı.Prof. Dr. Aykut Özdarendeli ise aşı merkezinde uzun yıllardır çalışmalar yapıldığını anımsatarak, şunları söyledi:'Bu pandemi döneminde de Sağlık Bakanlığının desteklediği Kovid-19'a karşı aşı geliştirme projemiz vardı. Aynı zamanda Erciyes Üniversitesi rektörümüz de çok büyük katkılar verdiler. Hem maddi hem de manevi olarak. Biz aşıyla uğraşıyoruz. Elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Elbette bu ekip olayı, ekibime de teşekkür ediyorum.'
Ak Parti Sözcüsü Çelik'ten "Oruç Reis" Paylaşımı:
ANKARA (AA) - AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, 'Tehditlere başvuranlara verecek ne çakıl taşımız ne de bir damla suyumuz var. Kara vatanımız, mavi vatanımız ve gök vatanımız konusunda dünyanın en kararlı milletiyiz.' ifadelerini kullandı.Çelik, Twitter hesabından 'Oruç Reis' etiketiyle yaptığı paylaşımda, Türkiye'ye karşı sözde tehditlerin hiçbir öneminin olmadığını vurguladı.Türkiye'nin hem masada hem sahada hak ve menfaatlerini korumaya kararlı olduğunun altını çizen Çelik, 'Cumhurbaşkanımızın duruşu nettir. Türkiye'nin dostluğu kıymetlidir. Zorbalık ve dayatmayla Türkiye'ye yaptırılacak hiçbir iş yoktur.' değerlendirmesinde bulundu.Çelik, Atatürk'ün 'Yurtta sulh, cihanda sulh' ilkesine bağlı olarak, Türkiye için olduğu kadar bölge için de güvenlik ve refah istediklerini belirterek, şunları kaydetti:'Kendi güvenliğimizi ve refahımızı komşularımızın zayıflığında veya güvensizliğinde aramıyoruz. Herkes için refah ve güvenlik istiyoruz. Türkiye ile sorunları masada çözmek isteyenler için Türkiye kapasitesi yüksek bir müzakere devletidir. Diplomasi yerine tehdit üretenlere karşı ise Türkiye haklarını koruma konusunda çok kudretli bir devlettir. Dostluğumuz kıymetlidir. Müzakere masasında dostlarımızla hep 'kazan-kazan' sonucu üretmekten yanayız. Masadan kaçıp tehdit ve dayatmalara sığınanlara ise cevabımızı sahada her zaman veriyoruz.''Dayatma peşinde koşanlara taviz vermeyiz'Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, 'Hiçbir zaman masadan kaçan taraf olmayacağız' diyerek diplomasi yoluyla sorun çözmek isteyenler için Türkiye'nin hazır olduğunu ifade ettiğini hatırlatan Çelik, şu değerlendirmelerde bulundu:'Bunun yerine tehditlere başvuranlara ise verecek ne çakıl taşımız ne de bir damla suyumuz var. Kara vatanımız, mavi vatanımız ve gök vatanımız konusunda dünyanın en kararlı milletiyiz. Müzakere masası isteyenler için en iyi müzakere devletiyiz. Ama dayatma peşinde koşanlara taviz vermeyiz. Bu ilkeler çerçevesinde 'Yurtta sulh, cihanda sulh' diyoruz.'
Denizli'deki Uyuşturucu Operasyonunda 3 Tutuklama
DENİZLİ (AA) - Denizli'de uyuşturucu ticareti yaptıkları iddiasıyla gözaltına alınan 17 şüpheliden 3'ü tutuklandı.İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, il dışından uyuşturucu getirdikleri öne sürülen 17 kişiyi düzenlediği operasyonla yakaladı.Dört ayrı adresteki aramalarda 7 gram metamfetamin, 230 gram eroin, 23 uyuşturucu hap, 2 hassas terazi, 2 ruhsatsız tabanca, 2 av tüfeği, uyuşturucu ticaretinden elde edildiği değerlendirilen 9 bin lira ele geçirildi.Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden 3'ü sulh ceza hakimliğince tutuklandı, diğerleri adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Bangladeş Tecavüz Suçuna İdam Cezası Getirmeye Hazırlanıyor
ANKARA (AA) - Bangladeş, ülkede kadına yönelik şiddet protestolarının ardından tecavüz suçu için idam cezası getirmeye hazırlanıyor. Bangladeş kabinesinin, tecavüz suçuna en ağır cezanın ömür boyu hapisten idama çevrilmesini onayladığı belirtildi. Kabine sözcüsü Kandaker Enverul İslam, parlamento oturum halinde olmadığından Bangladeş Devlet Başkanı Abdul Hamid'in, Kadın ve Çocuklara Baskıyı Önleme Yasası'nda değişiklik için kararname çıkaracağını kaydetti. İslam ayrıca kabinenin tecavüz davalarının hızla tamamlanması teklifini kabul ettiğini belirtti. Adalet Bakanı Anisul Huk da Devlet Başkanı'nın kararnameyi yarın çıkarmasının beklendiğini söyledi. Bangladeş'te mevcut yasa çerçevesinde tecavüz davalarında, kurbanın hayatını kaybettiği durumlar hariç en ağır ceza ömür boyu hapis. Ülkede son haftalarda işlenen cinsel şiddet saldırılarının ardından başkent Dakka'da ve diğer şehirlerde gösteriler düzenlenmişti. Yerel insan hakları örgütleri, Bangladeş'te tecavüzlerin arttığını belirtiyor. Bu örgütlerden Ain-o-Salish Kendra, ocak-ağustos arasında 889 tecavüz vakasının yaşandığını, 41 kurbanın hayatını kaybettiğini açıkladı. Birçok tecavüz vakasının da nüfuzlu kişilerin tacizi korkusuyla yetkililere bildirilmediği ifade ediliyor. Bangladeş'te tecavüz davalarının sonuçlanması yıllar alabiliyor. Son günlerdeki gösterilerin fitilini, bir grup erkeğin soydukları bir kadına saldırdığı anın videosunun, Facebook'ta paylaşılması ateşlemişti. Ulusal İnsan Hakları Komisyonu'nun yürüttüğü soruşturma, videodaki kadına geçen yıl defalarca tecavüz edildiğini ortaya koymuştu. Olayla ilgili 8 kişi tutuklanmıştı. Ülkede geçen hafta da bir kadın öğrenci yurdunda tecavüze uğramış, olay, iktidardaki Avami Birliği'nin öğrenci kolunun birçok üyesinin tutuklanmasıyla sonuçlanmıştı.
Reklam