Türksoy Genel Sekreteri Kaseinov'dan Azerbaycan'a Destek Mesajı:
SİVAS (AA) - Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) Genel Sekreteri Düsen Kaseinov, Ermenistan'ın Azerbaycan'a yönelik saldırılarına tepki göstererek her zaman Azerbaycan'ın yanında olduklarını söyledi. Kaseinov, beraberindeki heyetle Sivas Valisi Salih Ayhan'ı makamında ziyaret etti. Ziyarette konuşan Kaseinov, Sivas'ı daha yakından tanımak, sanatçıları, bilim ve edebiyat adamlarını tanımak için kente geldiklerini söyledi. Azerbaycan'ın haklı mücadelesinde her zaman yanlarında olduklarını vurgulayan Kaseinov, 'Azerbaycan'ın bu uluslararası normlarını her zaman destekliyoruz. Biz her zaman Azerbaycan tarafındayız. Azerbaycan bizim kardeşimizdir.' dedi. Vali Ayhan ise Azerbaycan ile Türkiye'nin bir millet iki devlet olduğunu ifade etti. Ermenistan'ın Azerbaycan'a yönelik saldırılarına tepki gösteren Ayhan, Müslüman Türk dünyasının duasının ve desteğinin Azerbaycan ile olduğunu dile getirdi. Sivassporun UEFA Avrupa Ligi I Grubu'nda Karabağ ile maçının olduğunu anımsatan Ayhan, şunları kaydetti:'Sivaslılar büyük bir heyecan içerisinde. Bunu bir maç olarak görmüyorlar, iki kardeşin buluşması olarak görüyorlar. Sonucun hiçbir ehemmiyeti ve önemi yoktur. Sivaslılar şimdiden Azerbaycan'dan gelecek kardeşlerine özel bir hazırlık yapıyorlar. O gün Türkiye'nin belki de bütün duygularının, düşüncelerinin, hüznünün ve sevincinin fiili yansıması Sivas'ta olacak. O da bizim için anlamlı oldu. Bir maç olarak bakmıyoruz, birbirine sevdalı iki kardeşin buluşması olacak inşallah.' TÜRKSOY Azerbaycan Ülke Temsilcisi Elçin Gafarlı da Türkiye'nin her zaman Azerbaycan'ın yanında yer aldığını belirtti. 'Türkiye yanımızda olunca biz de kendimizi güçlü hissediyoruz.' diyen Gafarlı, Azerbaycan'ın hak ve adalet yolunda işgal altındaki topraklarının azat edilmesini ve 1 milyondan fazla halkın evlerine dönmesini arzu ettiklerini söyledi. Ziyarette, Sivas'ın gelecek yıl 'Türk dünyasının kültür başkenti' ilan edilmesi hususunda görüş birliğine varılarak çalışma başlatılması kararlaştırıldı. Ziyaret karşılıklı hediye takdimiyle sona erdi.
Çankırı'da Uyuşturucu Operasyonunda Yakalanan 3 Kişi Tutuklandı
ÇANKIRI (AA) - Çankırı'da düzenlenen uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan 3 şüpheli tutuklandı. İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince il genelinde uyuşturucu imal ve ticareti yaptığı iddia edilen şüphelilerin yakalanması için operasyon düzenlendi.Ekiplerce üç evde yapılan aramada 300 gram esrar, 2 tabanca ve şarjör, tabanca fişeği, otomatik av tüfeği, 6 elektrikli fünye, 200 gram patlayıcı olduğu değerlendirilen kimyasal madde ile çok sayıda malzeme ele geçirildi.Gözaltına alınan 3 şüpheli, jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Şüpheliler, çıkarıldıkları hakimlikçe tutuklandı.
Samsun'da Kovid-19'La Mücadele Çalışmaları
SAMSUN (AA) - Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Hastanesinde mart ayından bu yana 12 bin 283 kişinin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) şüphesiyle muayene edildiği bildirildi. Hastanenin Başhekimi Prof. Dr. Türker Yardan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de Kovid-19 ile mücadelenin başladığı ilk günden bu yana hem teknolojik altyapısı hem de stratejik konumu bakımından bölgenin en önemli hastanelerinden biri olarak sağlık hizmeti verdiklerini söyledi. Üniversitenin Kurupelit yerleşkesinde, bölge insanına en iyi sağlık hizmetini sunmaya gayret gösterdiklerine işaret eden Yardan, 'Hastane olarak bütün teknolojik altyapıya sahibiz. Özellikle Kovid-19 konusunda uzman ve deneyimli ekibimizle sağlık hizmeti sunuyoruz.' dedi. Kovid-19 şüphesiyle hastanelerine gelenlerin psikolojik olarak kendilerini kötü hissetmemesi için bu bölümü, 'solunum yolu enfeksiyon polikliniği' olarak adlandırdıklarını anlatan Yardan, 'Hastalığın görülmeye başladığı mart ayından bugüne kadar hastanemizde 12 bin 283 kişi Kovid-19 şüphesiyle muayene oldu. Her gün bu polikliniğimizde ortalama 100 hastaya bakıyoruz. Günlük ortalama 10-15 hasta Kovid-19 şüphesiyle yatıyor. Tedavileri tamamlananlar ise taburcu ediliyor.' ifadelerini kullandı.Yardan, Kovid-19 ile ilgili üç servisleri ile yoğun bakım üniteleri bulunduğunu belirterek 'İhtiyaç halinde her an kullanabileceğimiz 150 yatağımız var ancak alınan tedbirlerle hasta sayımızda azalma bulunuyor. Ayrıca mikrobiyoloji laboratuvarımızda bulunan PCR cihazı ile Samsun genelinde hastaların testini yapıyoruz. Hastanemizde tedavi görmese bile testlerini burada gerçekleştiriyoruz. Her gün 1000'in üzerinde test yapıyoruz.' diye konuştu. Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Tekin Şimşek ise hastanelerinin 1116 yatak kapasitesine sahip olduğunu, günlük poliklinik hizmetlerini kesintisiz sürdürdüklerini vurguladı.Hastane içinde saat başı Kovid-19 önlemleriyle ilgili uyarıcı ve bilgilendirici anons yaptıklarını belirten Şimşek, çalışanlarının hastalığa karşı eğitimli ve tecrübeli olduğunu kaydetti.
Atid Başkanı Akman: "Türkiye İçin Turizmde 2021 Büyük Bir Fırsat Olabilir"
ANKARA (AA) - Anadolu Ankara Turizm İşletmecileri Derneği (ATİD) Başkanı Birol Akman, yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) turizm alışkanlıklarını değiştirdiğini belirterek, 'Türkiye 2021 yılına farklı bir turizm stratejisi ile girecek. Etkin planlama ve tanıtım çalışmalarıyla Türkiye için gelecek yıl büyük bir fırsat olabilir.' ifadesini kullandı.Akman, yazılı açıklamasında, salgın nedeniyle turizmde bu yıl için belirlenen hedeflere ulaşılmadığını, 2021'e yoğunlaşılması gerektiğini kaydetti. Sektörde güvenlik, hijyen ve izolasyonun büyük önem kazandığını vurgulayan Akman, bu sürecin iyi yönetildiğinin altını çizdi. Türkiye'nin güvenli turizmin merkezi olacağına işaret eden Akman, şimdiden etkin tanıtım çalışmalarına başlanması gerektiğini belirtti.Türkiye'nin gelecek yıla farklı bir turizm stratejisiyle gireceğini aktaran Akman, 'Etkin planlama ve tanıtım çalışmalarıyla Türkiye için gelecek yıl büyük bir fırsat olabilir. Bakanlığımız ve özel sektörümüzle birlikte çalışarak bu sıkıntılı günleri de atlatacağımıza ve 2023 için belirlediğimiz 75 milyon turist, 65 milyar dolar gelir hedefine ulaşacağımıza inancımız tam.' değerlendirmesinde bulundu.
Günlerdir Aranan Hatice Tusu'nun Katledildiği Ortaya Çıktı
Aydın'ın Didim ilçesinde 10 Ekim gecesinden bu yana haber alınamayan emekli hemşire Hatice Tusu'nun cansız bedeni toprağa gömülü halde bulundu. Tusu'nun erkek arkadaşı olduğu ileri sürülen Suat Aksoy cinayeti itiraf etti. Zanlı emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
Muğla'da Sürat Teknesi Karaya Çarptı: 5 Yaralı
MUĞLA (AA) - Muğla'nın Fethiye ilçesinde sürat teknesinin karaya çarpması sonucu 5 turist yaralandı. Foça Mahallesi Çalış Plajı Kuş Cenneti mevkisinde içerisinde Yeni Zelandalı 5 turist bulunan sürat teknesi, karaya çarptı. Kazayı görenlerin yardım istemesi üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yaralanan 5 kişi, 112 Acil Servis ekiplerince ilçedeki hastanelere kaldırıldı. Tedavi altına alınan yaralıların sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi.
Reklam
İçişleri Bakanı Soylu, Suriye Görev Gücü Değerlendirme Çalıştayı'nda Konuştu: (1)
BALIKESİR (AA) - İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, '21. yüzyılın gelişmiş medeniyetleri ne yazık ki Orta Doğu'da istikrarsızlığa ve teröre senaristlik ve rejisörlük yapmaktadır.' dedi.Balıkesir'in Ayvalık ilçesinde bir otelde düzenlenen 'Suriye Görev Gücü Değerlendirme Çalıştayı'nda Suriye'de görev yapan İçişleri Bakanlığı personeliyle bir araya gelen Soylu, programın açılışında değerlendirmelerde bulundu. Soylu, 20. yüzyıldan 21. yüzyıl perspektifine bakıldığında daha özgürlükçü, serbest, dünyanın sınırlarının ortadan kalktığı, demokratik, katılımcı, çoğulcu, silahsız, ülkelerin birbirlerine ellerini uzattığı, ulaşılamayan noktalara ulaşıldığı, suyun, eğitimin, adaletin olmadığı noktalara bütün dünyanın yardım etmeye çalıştığı, bilginin paylaşıldığı bir dünya beklendiğini söyledi.Tarihin milletlere, ülkelere, komşulara, coğrafyalara sorumluluklar verdiğini belirten Soylu, şöyle devam etti:'Bunların her biri, insanlık üzerine bir sınavdır. Allah'ın verdiği nimetleri dağıtan, onlara hor bakan, onlara iyi davranmayan, kendinin bile farkında olmayan, insanlıktan çıkmış insanları şu anda hep beraber yaşıyor ve görüyoruz. Krizlerinde dolarlar çeviren, petrol için insan canını hiçe sayan, kurdukları oyunla kendileri insan liderden canavar lidere dönen insanları görüyoruz. Bir de bir Anadolu tablosunu hep birlikte görüyoruz. Dünyanın hiçbir ülkesinde, karışıklık noktasında, coğrafyasında, göç geri dönüşünde Türkiye'nin ortaya koyduğu davranış ve asaleti bulabilmek, tarihin hiçbir döneminde mümkün değildir. Bunun bir tane daha örneği yoktur.''21. yüzyılda ayakta kalabilmek için bu adımları atmak şarttır'Türkiye'de 2015'in son ayları ile 2016'da yaşanan terör saldırıları ve can kayıplarına değinen Soylu, şöyle konuştu:'10 Ekim 2015'te 100, 17 Şubat 2016'da 29, 13 Mart 2016'da 36, 12 Mayıs 2016'da 16, 28 Haziran 2016'da 46, 20 Ağustos 2016'da 57, 10 Aralık 2016'da 46, 31 Aralık 2016'da 39 kişi. Sadece 14 ay içinde ve sadece 8 adet olan bu saldırılardaki kayıplar, toplam 369 kişi ve bunların hiçbiri, fiilen 3'e bölünmüş Irak'ta, 9 yıldır iç savaş yaşayan Suriye'de veya 20 yıldır terörle anılan Afganistan'da yaşanmamıştır. Bunların hepsi, bizim ülkemizde yaşandı. Bunların hepsinin yurt dışı destekli ve kurulumlu, DEAŞ ve PKK gibi küresel terör örgütlerinin işidir. Ana eylem sahaları, yaşam alanları Orta Doğu'dur ve bunlara çizilen ana hedef, bunlara verilen talimat, bu bölgeyi istikrarsızlaştırmaktır. 21. yüzyılın gelişmiş medeniyetleri ne yazık ki Orta Doğu'da istikrarsızlığa ve teröre senaristlik ve rejisörlük yapmaktadır. Elbette ki bu analizin küresel güçlerle ilgili boyutu, keza Türkiye'nin 15 Temmuz öncesi yaşadığı güvenlik süreci, 15 Temmuz'da yaşadığımız elim hadise, bunun yanı sıra maruz kaldığımız göç baskısı, çok sayıda analize konu olmuştur. Burada odaklanmamız gereken konu, Zeytin Dalı, Fırat Kalkanı ve Barış Pınarı harekatlarının, bu gelişim süreci içinde bizim için neyi ifade ettiğini doğru tarif edebilmektir. 15 Temmuz sonrasında, bizzat Sayın Cumhurbaşkanımızın yönlendirmesi ve yönetimiyle uyguladığımız yeni güvenlik konseptimiz, gerçekleştirdiğimiz bu üç harekat ve bu harekatlar doğrultusunda bölgede izlediğimiz ilkeli siyaset, DEAŞ-PKK ve bunların uzantılarına karşı kurduğumuz saha baskısı, içerde terörle mücadelemiz, güvenliğimizin esas itibarıyla sınırlarımızın ötesinde başladığını net şekilde ortaya koymuştur. Bunu 'Türkiye'nin orada ne işi var?' diye düşünenlere anlatıyorum. Libya'ya gidiyoruz, 'Libya'da ne işin var? Suriye'de ne işin var? Doğu Akdeniz'de ne işin var? Irak'ta ne işin var?' Keşke bir işimiz olmasaydı ama vekalet savaşına ciro ettikleri, güvenlik sömürgeciliğiyle yönetmeye çalıştıkları 21. yüzyılda ayakta kalabilmek için bu adımları atmak, şarttır.''Terörü kaynağında yok etmek' prensibiyle hem terörün tasfiye edildiğini hem de o bölgeyi istikrarsızlaştırmak isteyenlerin elinden alındığını, bölgede güvenli bir şekilde yaşam alanı tesis edildiğini aktaran Soylu, sınır ötesinde bunu sağlamaya çalıştıklarını vurguladı.'Dünyadaki terör örgütlerinin dizaynına bakmak isteyen, gözünü okyanus ötesine çevirsin'Terör örgütleriyle petrol pazarlığı yapılan bir dünyada hayatın normalleşmesi için çalıştıklarını dile getiren Soylu, şunları kaydetti:'Amerika eliyle PKK/PYD, Rakka'ya girdiği zaman oradaki DEAŞ'lılar ne oldu? Bu sorunun cevabını dünyada bir tane aklı başına adam versin. Ne oldu onlara? Onlar nereye ve nasıl gittiler? Dünyadaki terör örgütlerinin dizaynına bakmak isteyen, gözünü okyanus ötesine çevirsin. Avrupa, yumuşaktır, sadece siyasetin zihni tahkimatını yapmakla görevlendirilmiştir. Bir de kendi milli gelirlerinden kazandıklarını okyanus ötesinin talimatıyla istikrarsızlaştırılmak istenen bölgelere para aktarmakla mükelleftir. Görevi de bununla sınırlıdır.'Soylu, Türkiye'nin yaptığı işin insanlık ve dünya adına kutlu bir iş olduğuna dikkati çekerek 'Bugün birçok bela ve musibetlerden Allah bizi kurtarıyorsa Türkiye'nin hiçbir ön şart aramadan, hiçbir hesabilik içinde olmadan, sadece dininin kendine emrettiği, geleneğinin, göreneğinin kendisine buyurduğu ve anasından, babasından, atasından öğrendiklerini hiç sulandırmadan ortaya koymasındandır.' ifadelerini kullandı.(Sürecek)
Assan Panel'e Tse Covid-19 Güvenli Üretim Belgesi
İSTANBUL (AA) - Kibar Grubu çatısı altında faaliyet gösteren, sandviç panel sektörünün önemli aktörlerinden Assan Panel, ocak ayından bu yana aldığı Kovid-19 önlemleri, hayata geçirdiği uygulamalar ve düzenlemelerle Türk Standardları Enstitüsü'nden (TSE) Covid-19 Güvenli Üretim Belgesi aldı. Şirketten yapılan açıklamaya göre, Assan Panel, İstanbul, Balıkesir ve İskenderun olmak üzere Türkiye'deki 3 üretim tesisinde TSE Covid-19 Güvenli Üretim Belgesi almaya hak kazandı. Kovid-19 pandemisi kapsamında Assan Panel, aldığı önlemler, ek hijyen uygulamaları, çalışma ve üretim alanlarının uygunluğu, yemekhaneler, dinlenme alanları, servislerde yapılan düzenlemeler ve tüm paydaşların sağlığını önceliğe alan tedbirleriyle TSE'nin hazırladığı Covid-19 Hijyen, Enfeksiyon Önleme ve Kontrol Kılavuzu'nda belirtilen tüm şartları sağladı. Soğuk oda panel üretiminde etkin hijyen önlemleriAçıklamada görüşlerine yer verilen Assan Panel Genel Müdürü Tolga Akar, sektörde 'soğuk oda' denilince akla Assan Panel’in geldiğini belirterek, şunları kaydetti: 'TSE Covid-19 Güvenli Üretim Belgesi için gerekli şartları sağlamamızın yanı sıra, bilhassa pandemi döneminde devamlılığı önem arz eden gıda ve ilaç üreticilerine ciddi avantajlar sağladık. Tasarlayıp ürettiğimiz paneller bu süreçte ilaç üretimi, depolama, gıda işleme endüstrisi, dondurucular, soğuk hava ve serin hava depoları ile temiz odalar gibi sıcaklık kontrollü ve hijyen güvenlikli ortamlar için de güvenle kullanılıyor. Soğuk oda panellerimiz büyük ölçekli marketlerin yanı sıra hiper ve süper marketlerin et, sebze, meyve ve deniz ürünlerini sağlıklı bir şekilde depolamasına olanak tanıyor. Sokağa çıkma kısıtlamalarının olduğu günlerde paydaşlarımıza hijyenik, güvenli ve sağlıklı çözümler sunduk, sunmaya devam ediyoruz.'
Reklam
Avrupa Parlamentosu Yine Strazburg'da Toplanamayacak
BRÜKSEL (AA) - Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurulunun artan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vakaları nedeniyle Fransa'nın Strazburg kentinde yapılmasına yönelik planlar iptal edildi.AP Başkanı David Sassoli, gelecek hafta için planlanan oturumun, Strazburg'da yapılmayacağını açıklayarak, Genel Kurulun Fransız kentinde düzenlenmesine yönelik beklentileri boşa çıkardı.Sassoli, Fransa ve Belçika'da Kovid-19 salgınının ciddi durumda olduğunu belirterek, oturumun uzaktan yapılacağını bildirdi. Oturumun uzaktan yapılması, Genel Kurul salonunda çok az konuşmacı ve çalışan bulunması, milletvekillerinin toplantılara internet üzerinden erişim sağlaması, gündemin güncellenerek daraltılması anlamına geliyor.Strazburg'un salgında yüksek riski ifade eden 'kırmızı bölge' olarak sınıflandırılması nedeniyle AP'nin Genel Kurul oturumları aylardır Brüksel'de yapılıyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron başta olmak üzere Fransız yetkililer, AP'nin Strazburg oturumlarının iptal edilmesi nedeniyle tepki gösteriyor.Her yıl en az 12 oturumun Strazburg'da yapılması gerekiyor. Normalde her toplantı için milletvekilleri, AP çalışanları, danışmanlar, asistanlar ve gazetecilerden oluşan binlerce kişi birkaç gün için Strazburg'a gidiyor ve kentin ekonomisine katkı sağlanmış oluyor.
"Kovid-19 Savaşçısı" Hemşireler Virüse Karşı Zorlu Mücadelelerini Anlattı
DİYARBAKIR (AA) - MEHMET SIDDIK KAYA - Diyarbakır'da pandemi hastanesi olarak hizmet veren Dicle Üniversitesi (DÜ) Kalp Hastanesinde yeni tip koronavirüs (Kovid-19) yoğun bakım ünitesinde görevli hemşireler, yaşadıkları zorlu süreci anlattı.Kovid-19 ile mücadelede en ön safta yer alan sağlık emekçilerinden hemşireler Perihan Fidan, Ayşe Burak ve Mustafa Derimer ile Başhemşire Mürşide Belgin Nacitarhan, görevlerini sevdiklerinden uzakta özveriyle sürdürüyor.Başhemşire Nacitarhan, AA muhabirine, yaklaşık 7 aydır hastanede Kovid-19 hastalarının tedavisini gerçekleştirdiklerini söyledi.Mesai saati gözetmeksizin hastalara umut olabilmek için görev yaptıklarını dile getiren Nacitarhan, bu mücadelede sevdiklerinden ayrı kalarak büyük özveride bulunduklarını anlattı.Nacitarhan, bütün hemşireleri dönüşümlü olarak yoğun bakım ünitesinde görevlendirdiklerine işaret ederek, 'En kıdemli, 30 yıllık hemşirelerimiz bile burada gönüllü şekilde hastalarımıza hizmet vermek istiyor. Bu bizi çok mutlu ediyor.' dedi.Zorlu sürecin devam ettiğini, koruyucu ekipmanlar içerisinde saatlerce çalışarak hastaları hayata bağlayabilmek için çabaladıklarını aktaran Nacitarhan, maske, sosyal mesafe ve hijyen konusunda herkesten biraz daha dikkatli olmalarını beklediklerini vurguladı.Nacitarhan, dışarıda insanların kurallara uymadığını gördükçe çok üzüldüğünü, bunun mücadele sürecini zorlaştırdığını ve daha da uzattığını kaydederek, 'Bizler de çok yıprandık ve yorulduk. Hastalarımıza hizmet vermekten hiçbir zaman usanmadık ama onların da bize destek olmasını istiyoruz.' ifadelerini kullandı.'Annemi iki ay önce Kovid-19 nedeniyle kaybettim' Hemşirelerden Perihan Fidan ise 15 yıldır görev yaptığını belirterek, zorlu süreçte bütün sağlık çalışanları gibi büyük mücadele verdiklerini dile getirdi.Yoğun bakımdaki hastaları gördükçe üzüldüğünü anlatan Fidan, şöyle konuştu: 'Gelen her hastada bir panik var. 'Tek kalacağım, ne olacak, yoğun bakıma alacaklar mı?' endişesi var. Refakatçi kimseyi alamıyoruz. Psikolojik olarak kötü durumdalar. Onlara destek olmaya çalışıyoruz. Annemi iki ay önce Kovid-19 nedeniyle kaybettim. Babam iki aydır yoğun bakımda entübe durumda. Onlarda birebir yaşadığım için buradaki hastalar da benim için aynı. Zor bir süreç. Allah hepimizin yardımcısı olsun.' 'Mart ayından beri çocuklarımıza sarılamıyoruz'Fidan, 9 ve 6 yaşında iki kızı olduğunu, pandemi sürecinde onlarla yeterince ilgilenemediğini ifade ederek, 'Evde hep ayrı odalardayız. Onlar salondaysa ben mutfaktayım. Aynı sofraya oturamıyoruz. Onlarla temasımız olmuyor. Mart ayından beri çocuklarımıza sarılıp, öpemiyoruz. Boğazımız biraz ağrısın hemen endişelenip 'Acaba biz de mi hasta olduk?' diyoruz. Bu kıyafetlerle çalışmak çok zor.' şeklinde konuştu.İyileşen hastaların kendileriyle iletişimi kesmediğini, sık sık aradıklarını ve immün plazma bağışında bulunmak istediklerini ilettiklerini aktaran Fidan 'Bize 'Sayenizde atlattık.' deyip, her şey için teşekkür ediyorlar. Onlar mutlu olunca biz de mutlu oluyoruz. Yeniden doğmuş gibi oluyorlar.' dedi. 'Hastalarımız bizi aileden biri olarak görüyor'Ayşe Burak da çalışma hayatının en zorlu ve endişeli günlerini salgın sürecinde yaşadığının altını çizdi.Çok yorulduklarına ve yıprandıklarına işaret eden Burak, sözlerini şöyle sürdürdü:'Tulum, maske ve gözlükle çalışmak bizi çok yıpratıyor. Ancak ailemizi ve yakınlarımızı düşündükçe hastalarımıza daha iyi hizmet verebilmek için elimizden geleni yapıyoruz. Ekipmanlarla çalışmak bizi çok yıpratıyor ama dayanmaya çalışıyoruz. Hastaları tedavi etmenin yanı sıra psikolojik olarak da destek vermeye gayret ediyoruz. Sürekli konuşarak onlara yardım etmeye çalışıyoruz.'Burak, virüsü bulaştırma korkusuyla evde kendisini izole ettiğini anlattı.Hastanedeki hastaların aileleri ile irtibatını sağlamaya çalıştıklarını aktaran Burak, 'Giden hastalarımızın ağzından düşmeyen tek şey 'Allah razı olsun.' demek oluyor. Hastalarımızın hem ailesi hem de hemşiresi olarak görev yapıyoruz. Onlar da bizi aileden biri olarak görüyor.' şeklinde konuştu.'Hasta sayısında azalma bizi umutlandırıyor'Mustafa Derimer ise sağlık çalışanlarının hastaları hayata bağlayabilmek için gösterdikleri büyük çabaya dikkati çekerek, şunları kaydetti:'Kurallara uyarsak bu virüsün üstesinden gelebiliriz. Kurallara uyarak hastalığı kapmayan vatandaşlarımız bunun en güzel örneği. En kısa zamanda bunu atlatacağız. Son zamanlarda hasta sayısında azalma bizi umutlandırıyor. Vatandaşlardan, rehavete kapılmadan, maske, mesafe ve hijyen kurallarına uymalarını bekliyoruz.'
Sanatçı Murat Uçar, Mikro Art İle Zamanı Sanat Eserine Çeviriyor
İSTANBUL (AA) - AİŞE HÜMEYRA BULOVALI - Sanatçı Murat Uçar, dünyaca ünlü eserleri mikro art ile farklı materyaller üzerine işleyerek sanatseverlerin beğenisine sunuyor.Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü'nden mezun olduktan sonra mikro sanata başlayan Uçar, aynı üniversitede 2000 yılından bu yana öğretim görevlisi olarak yer alıyor. Uçar, mikro sanat ile başta saat ve çeşitli mücevherler olmak üzere, tesbih, kalem gibi çeşitli objelerin üzerine resim, heykel ve rölyef çalışmaları yapıyor.Yurt içinde ve yurt dışında birçok sergi açan, aynı zamanda ünlü siyasi liderlere, sporculara ve iş adamlarına da saatler tasarlayan Murat Uçar, AA muhabirine çalışmalarını ve yeni projesini anlattı.'Bin 300 tane saat tasarımım var'Uçar, mikro resim çizmeye bir müzedeki tüm eserleri, bir oda içerisinde sanatseverlerle gösterebilme fikriyle başladığını dile getirerek, ilk olarak minik tablolar içinde 'Mona Lisa' gibi ünlü eserleri yapmaya başladığını söyledi.Bu çalışmaya başlarken kendisini bir çocuk gibi hayal ettiğine işaret eden Uçar, 'Yani bir çocuk çok büyük bir müzeye girdiğinde çok çabuk sıkılabilir. Ama tüm eserlere bir anda minicik minicik büyüteçlerle bakması, 6 yaşındaki bir çocuk için çok önemli olabilir diye düşünmüştüm.' dedi.Sanatçı, daha sonra da bu hayalini bir saatin içine, mücevherin içine sığdırma fikriyle yola çıktığını belirterek, şöyle devam etti:'Aslında bugün bir Louvre Müzesi'ne gittiğinizde günlerce orada kalmanız, orayı tanıyabilmeniz, oradaki nesnel, sanatsal çalışmaları irdeleyebilmeniz için günlerinizi harcamanız gerekiyor. Ama ben oradaki bir sanatsal çalışmayı, en çok sevdikleri tabloyu veya bir manzarayı insanların üzerinde taşınılabilir halde yaparak, (eserleri) daha tanınır ve herkesin göreceği bir hareketlilik haline getirmeye başladım.' Kariyerinde mikro resimlerle başarıyı yakaladığını ifade eden Uçar, yetenekli sanatçı adaylarıyla birlikte çalışmayı hayal ettiğine dikkati çekti.Uçar, üniversite eğitimi sırasında da her zaman farklı bir şeyler yapma arayışında olduğunun altını çizerek, şunları kaydetti:'Bilindik daha önce deneyimlenmiş şeyler değil de (sanatıma) ne katabilirim diye sorgulamaya çalıştım. Yıllarca kol saati tasarımı yaptım. Yaklaşık bin 300 tane saat tasarımım var. Ben bu saatleri tasarlarken hem tasarımcı hem de sanatçı kimliğimi ortaya koydum. Tabii daha sanatçı olmamız için çok daha fazla emek harcamamız da gerekiyor. Saatlerde neyi farklı yapabilirim ve bir birikimim de varken sanatı saatin, bir mücevherin içine nasıl uygulayabilirim diye düşünmeye başladım. 2003'ten beri de bu konu üzerine çok yoğun çalışmalar yapıyorum.' 'Zaman beni sanata dönüşmek için seçti'Tasarım yaparken dünya trendlerini de takip ettiğini aktaran sanatçı, 'Zaten saat veya mücevher dediğimiz materyallerde (tasarım) bir yerden sonra tıkanmaya başlıyor. İçine başka anlam yüklemek gerekiyor. Yani bir hikayesinin olması gerekiyor. 'Hikayesi neyle olabilir' deyince bu da sadece sanatla olabilir.' dedi.Murat Uçar, saat tasarımı yaparken kendisine bir motto belirlediğini söyleyerek, şunları anlattı:'Sanki varoluşum, burada olma sebebim saat ve zamanla ilgiliydi. 'Zaman beni sanata dönüşmek için seçti. Ben zamansız olan saati sanata çeviriyorum.' Bu mottoyu 10 yıldır kullanıyorum ve bugün geldiğim noktada büyük gayretler sonucunda bir yerli firma ile Alman kalitesinde İsviçre makinalarını kullanarak bir marka oluşturma aşamasındayım. Aslında işin sonuna kadar geldik. Bu marka ile beraber geleneksel sanatlarımızın dünyada ne kadar önemli olduğunu ve bizim bu konuda ne kadar yetkin olduğumuzu göstermek için büyük bir çaba içindeyim. Bu geleneksel sanatlarımızın içinde mikro mozaik, mikro painting, gravür, rölyef, çini, kalem işi ve ebru var.''Boyalarımı kendim yapma gibi özel teknikler de kullanıyorum'Saat tasarımlarında zemin astarları ve zemin boyamaları gibi birçok teknik kullandığını belirten Uçar, şu bilgileri verdi:'Bir saat için mesela bir İstanbul resmi isteniliyorsa bu belki birkaç gün sürebiliyor. Leonardo da Vinci'nin 'Son Akşam Yemeği' eserini yorumlamam, yani 360 derece dönen bir masa etrafında duran 12 havarinin resminin olduğu bir tabloyu, saat üzerinde bir buçuk ay sürecinde yaptım. Dolayısıyla bir buçuk ay boyunca günde en az 8 saat çalıştım. Yani zaman olarak tasarımlar çok farklılıklar gösterebiliyor. Mesela Michelangelo'nun Sistine Şapeli'ndeki resimlerin olduğu bir saat yapıyorum. 2 aydır üzerinde çalışıyorum ki henüz yarısındayım.' Uçar, yurt dışında en çok Arap ülkelerinden ve ABD'den talep aldığını dile getirerek, 'Tesbihlerde özellikle Arabistan'ın en büyük camilerinin resimleri, Araplar için kutsal sayılan şahinler çok istenen, talep gören çalışmalar arasında. Daha önce Kuveyt'e tespih üzerine 66 tane İstanbul tablosu ve farklı olarak da 36 padişahın resmini yaptım. Saatler ve mücevherler üzerine yaptığım çalışmalar ise daha çok ABD'den talep görüyor.' şeklinde konuştu.Ağırlıklı olarak saat kasasına ve kadranlarına çizim yapan Uçar'ın 1996'da Türkiye'de 2 bin tasarımcının katıldığı kumaş tasarımı yarışmasından ve 1998'de dünya çapında gerçekleştirilen Gold Trend altın takı tasarımı yarışmasından mansiyon ödülü, 1999'da iseı MSÜ Rektörlük Özel ödülü ve 2016'da ABD'de bir mücevher yarışmasından aldığı ödül bulunuyor.
Reklam
Gaziantep'teki Sahte Alkol Operasyonunda Yakalanan 13 Şüpheli Adliyeye Sevk Edildi
GAZİANTEP (AA) - Gaziantep'te sahte alkol satışı yapanlara yönelik helikopter destekli operasyonda gözaltına alınan 13 şüpheli, adliyeye sevk edildi.İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince, kent merkezindeki 19 adres ile kırsaldaki bir bağ evine dün düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 13 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlandı.Sağlık kontrolünden geçirilen 13 zanlı, adliyeye sevk edildi.Polis helikopterinin de destek verdiği operasyonda, 11 bin 200 içki etiketi, 5 bin kapak kapüşonu, 2 bin kapak, 1516 litre etil alkol, 2 bin 956 şişe içki, 884 boş şişe, 260 litre etil alkol, 1 litre anason aroması, 7 litre viski aroması, 5 litre eritilmiş şeker, 48 şişe kaçak içki, 22,5 litre dökme içki ve 1 pompalı tüfek ele geçirilmişti.
Kozmetik Ürünlerinde Kullanılan Sim, Göl Ve Nehirlere Zarar Verebilir
ANKARA (AA) - Kozmetik ürünlerinde kullanılan simlerin, göl ve nehirlere zarar verebileceğine dair kanıt elde edildi. Anglia Ruskin Üniversitesinden Dr. Dannielle Green liderliğinde yapılan araştırmanın bulguları, 'Journal of Hazardous Materials' dergisinde yayımlandı. İngiltere'nin Norfolk bölgesinde Glaven Nehri'nden su, tortu ve bitki örnekleri toplayan bilim insanları, bunlarla laboratuvar ortamında minyatür göletler kurdu. Bilim insanları, göletlere polyester filmden yapılan plastik dolgunun yanı sıra plastik dolgunun toprakta çözünebilir alternatifine, selüloz ya da mika içeren 6 farklı türde sim koydu. Tüm sim türlerinin, su mercimeği ve mikroskobik yosun gibi yaygın bitki türlerinin miktarını azalttığı gözlendi. Simin, toprakta çözünebilir selüloz formunun ayrıca ortamın yabancısı bir sümüklü böceğin sayısını artırdığı belirtildi. Suyla yıkamak yerine temizleyiciyle çıkarılması daha makulUzmanlar, 36 gün sonra izlenen bu durumun uzun vadeli etkisinin ise bilinmediğine işaret etti. Green, BBC News'e yaptığı açıklamada, 'Sim, bir tür mikro plastiktir. Diğer mikro plastiklerle aynı etkilere sahip olabilir ve yüksek miktarlarda çevreye bırakılmamalıdır. Simli makyaj yaptıysanız, suyla yıkamak yerine temizleyiciyle yüzünüzden çıkarıp, çöp kutusuna atmanız daha makul olacaktır.' diye konuştu.
Tekirdağ'da Sahte İçkiden Zehirlenen Kişi Tedavi Gördüğü Hastanede Hayatını Kaybetti
TEKİRDAĞ (AA) - Tekirdağ'da sahte içki zehirlenmesi sonucu hastaneye kaldırılan kişi yaşamını yitirdi.Rahatsızlanması sonrası 2 gün önce Saray Devlet Hastanesine kaldırılan Burhan A. (55), buradaki tedavisi sonrası Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesine sevk edildi.Sahte içkiden zehirlendiği belirlenen Burhan A, müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.
Reklam
Kastamonu'da Kovid-19 Tedbirleri Denetiminde 112 Bin Lira Ceza Kesildi
KASTAMONU (AA) - Kastamonu'da, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında yapılan denetimde 97 kişiye 112 bin 200 lira idari para cezası uygulandı.Valilikten yapılan yazılı açıklamada, tedbirlere uyulmasının önemli olduğu vurgulandı.Açıklamada, 8-14 Ekim tarihlerindeki denetimlerde maske takmayan 79, sosyal mesafeye uymayan 6, karantina ve izolasyon tedbirlerine uymayan 5, sigara yasağına uymayan 7 kişi hakkında idari işlem uygulandığı aktarıldı.97 kişiye 112 bin 20 lira idari para cezası uygulandığı bildirilen açıklamada, karantina ve izolasyon kurallarına uymayan 5 kişi hakkında ise TCK'nin 195. maddesi kapsamında suç duyurusunda bulunulduğu belirtildi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, Ortak Paylaşım Forumu'nda Konuştu:
ANKARA (AA) - Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, 'Yeni normalin üretim üssü olmak içinyeni normalin ihtiyaçlarına göre şekillenenbir üretim altyapısına sahip olmamız gerektiğinin de bilincindeyiz ve mevcut altyapımızı Cumhurbaşkanımız liderliğindebu yönde güçlendiriyoruz.' dedi.Oktay, Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK)'in ev sahipliğinde gerçekleşen Ortak Paylaşım Forumu'na (OPF) Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nden telekonferans yöntemiyle katıldı. 'Geçtiğimiz yıl 'Birlikte Mümkün Türkiye' diyerek, katılımcı bir yaklaşımla ektiğiniz tohumlardan sonra forumda bu yıl, geleceğin mesleklerini tartışıyor, yeni normalin üretim üssü olarak Türkiye'yi birlikte şekillendiriyoruz.' ifadelerini kullanan Oktay, Kovid-19 salgınınınsosyo-ekonomik etkilerinin dünyayı alaşağı ettiği, hem çalışanların hem de işverenlerin bu durumdan olumsuz yönde etkilendiğini belirtti. Oktay, bu etkilerin Türkiye'deki yansımalarınıen asgari seviyedetutmak için salgınınilk gününden itibaren,çalışma ekosisteminin tüm unsurlarının dikkatle takip edildiğini ve fikir birlikteliği içinde tedbirlerin uygulamaya alındığını söyledi.Salgın sürecinde hükümet tarafından sağlanandestek paketlerinin toplamının yaklaşık 500 milyar lira ile milli gelirin yüzde 10'una ulaştığını vurgulayan Oktay, şöyle konuştu:'9 milyon vatandaşımıza 47,5 milyar lira destek sağlanmıştır. Bu dönemde özel sektörün 127 milyar liralık sabit yatırımı ise 6 bin 296 teşvik belgesiyle desteklenmiştir. Ağustos ayında sanayi üretimi yüzde 10,4 artarak 2018 Ocak ayından bu yana sağlanan en yüksek performansı yakaladı. İhracatımız ise eylül ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 4,8, ağustos ayına göre ise yüzde 28,5 artışla 16 milyar 13 milyon dolar oldu. Sağlanan bu seviye bugüne kadarki en yüksek eylül ayı ihracat rakamıdır. Rekorları hükümet, işveren ve çalışanlarımız el ele vererek birlikte başardık.' Ticaret Bakanlığınca Türkiye'deki e-ticaret altyapısının geliştirilmesi için de e-ticaret sitesi kurulumundan e-ihracat yapılmasına kadar tüm aşamalarda girişimcilerin yanında olduklarının altını çizen Oktay, 'Bunların yanı sıra insan kaynağımızı çağın önceliklerine uyumlu hale getirmek için Yükseköğretim programlarımızı güncelliyor, Hibrid ve Otonom Taşıtlar Teknolojisi, Yapay Zeka ve Veri Mühendisliği, İleri Malzemeler ve Nanoteknoloji gibi programları üniversite bölümlerimize ekliyoruz.' değerlendirmesini yaptı.'Salgın sonrası döneme ümitvar bakıyoruz''Yeni normalin üretim üssü olmak içinyeni normalin ihtiyaçlarına göre şekillenenbir üretim altyapısına sahip olmamız gerektiğinin de bilincindeyiz ve mevcut altyapımızı Cumhurbaşkanımız liderliğinde bu yönde güçlendiriyoruz.' diyen Oktay, şunları söyledi:'Türkiye'yi yeni normalin yükselen gücü yapacak vizyona, Ortak Paylaşım Forum'undan, sizlerden de önemli katkılar geleceğine inanıyorum. Salgın, mevcut küresel tedarik zincirinin bütün dezavantajlarını ortaya çıkararak küresel ticareti olumsuz etkilemiştir. Üretim ve tedarik sisteminde yaşanan aksaklıklar çok uluslu şirketleri, üretim merkezlerini çeşitlendirmeye yönlendirmiş durumdadır. Diğer taraftan globalleşmeden ziyade artık bölgesel merkezler üzerinden yürüyen küresel ilişkileri tecrübe ediyoruz. Üretim ve ticaret ilişkilerinin de bu doğrultuda küreselleşme ile küre-yerelleşme arasında bir yerde konumlanmasını bekleyebiliriz. Dünyamızda yaşanan gelişmelere baktığımızda, ülkemizin potansiyelini göz önünde bulundurarak salgın sonrası döneme Ümitvar bakıyoruz. Yeni normalde yeni küresel sistemin Türkiye'ye sağladığı fırsat ve avantajlara odaklanmış durumdayız.' 'İç pazar kapasitesiyle yeni normalin alternatif üretim üssü olacağız'Oktay, Türkiye'nin coğrafi konum olarak, güçlü, dinamik ve rekabetçi özel sektör ile yetişmiş insan kaynağı altyapısına sahip olduğuna dikkati çekerek, 'İç pazar kapasitemizle yeni normalin önde gelen alternatif üretim üssü olacağız.' dedi. 'Birlikte çalışacak, birlikte üretecek, birlikte kazanacağız.' ifadesini kullanan Fuat Oktay, 18 yıldır savunma sanayi başta olmak üzere bir sektörde elde edilen bilgi ve know-how'ı, farklı sektörlerde ürüne dönüştürme yeteneği kazanıldığını dile getirdi. Katılımcıları Türkiye'nin nitelikli iş gücüne ve sağlam temeller üzerinde yükselen çalışma eko-sistemine daha fazla katkı yapmaya davet eden Oktay, şunları kaydetti:'Sağlık,tarım,enerji,otonom ve bilişim teknolojileri gibi alanlar birkaç örnektir.Aynı zamanda 'özel sektör, kamu ve üniversiteler' ekip olarak,eş güdüm içinde birlikte üretme becerimiz de gelişmiştir. Salgını fırsata çeviren bir Türkiye için sizlerden beklentimiz, ülkemizde stratejik dönüşümlere imkan verecek şekilde küresel gelişmelerin öncüsü olmanızdır.Tüm sendikalarımız yerlileşme,katma değerli yerli üretim ve dijitalleşme odaklı çalışmalar yaparak sürdürülebilir kalkınmada rol üstlenmelidir.Zamanın ruhunu yakalayan bir sendikacılık anlayışı ile insan kaynağımıza hayat boyu değer katacak faaliyetler yapmanızson derece önemlidir.Yeni normalde de ekonomisi güçlü, toplum yapısı sağlam ve dünyaya öncülük eden bir ülke olma yolunda,insanı merkeze alan bir anlayışla, sizlerle omuz omuza yürüyeceğiz.'Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, yeni nesil sendikacılık anlayışıyla ortak paylaşım buluşmalarını başlatan,Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu Başkanı Özgür Burak Akkol ile tüm TİSK ailesine, Hak-İş,Türk-İş vetüm katkı verenlere teşekkür etti.
Reklam
Yemen'de Taraflar Arasında Esir Değişimi Başladı
İSTANBUL (AA) - Yemen hükümeti ile Husiler arasındaki esir takası anlaşması kapsamında 230 Husi'nin serbest bırakıldığı belirtildi.Hükümet kaynaklarından alınan bilgiye göre, Marib kentinden nakledilen Husilerden 230 kişilik ilk grup, Hadramevt vilayetindeki Seyun Havalimanı'na ulaştı. Bu kişilerin Uluslararası Kızılhaç Komitesi'ne (ICRC) ait bir uçakla Eylül 2014'ten bu yana Husilerin kontrolünde olan başkent Sana'ya nakledilmesi bekleniyor. Öte yandan Husiler tarafından alıkonulan sayısı belirtilmeyen mahkumları taşıyan bir uçağın da Seyun Havalimanı'na ulaşacağı kaydedildi.ICRC sözcüsü Yara el-Havace AA muhabirine yaptığı açıklamada, iki taraf arasındaki esir takasını kolaylaştırmak için Yemen'deki bazı havalimanlarında ICRC ekiplerinin bulunduğunu belirtti.Havace, 'Ekiplerimiz dünden beri eski tutuklularla çalışıyor. İşler yolunda giderse, mahkumların serbest bırakılması birkaç saat sonra başlayacak.' ifadelerini kullandı.Husilerin Esir İşleri Sorumlusu Abdulkadir el-Murteza, bu sabah Twitter hesabından yaptığı açıklamada, anlaşmanın uygulanmasıyla ilgili iki gün önce ortaya çıkan sorunların çözüldüğünü ve tüm işlemlerin tamamlandığını aktarmıştı.Murteza, anlaşmanın kararlaştırıldığı gibi bugün ve cuma günü gerçekleştirileceğini kaydetmişti. Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths, 18 Eylül'de İsviçre'de Yemen hükümeti ile Husiler arasında esir ve tutuklular konusunda müzakerelerin başladığını duyurmuştu.İsviçre'nin Montrö kenti yakınlarındaki Glion kasabasında 27 Eylül'de sona eren Yemen Esir Takası Denetleme Komitesinin dördüncü toplantısının ardından, Özel Temsilci Griffiths'in ofisi ve ICRC'den yapılan ortak açıklamada, Yemen hükümeti ve Husilerin, 1081 esir ve tutuklunun derhal serbest bırakılması konusunda anlaşmaya vardığı belirtilmişti.İran destekli Husiler, Eylül 2014'ten bu yana başkent Sana ve bazı bölgelerin kontrolünü elinde bulunduruyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri ise Mart 2015'ten bu yana Husilere karşı Yemen hükümetine destek veriyor.BM'nin verilerine göre, Yemen hükümet güçleri ve Husiler arasında 6 yıldır devam eden çatışma nedeniyle 12 bini sivil olmak üzere 112 bin kişi hayatını kaybetti.
Enis Berberoğlu'nun Yeniden Yargılanmasına Yer Olmadığı Kararına İtiraz Edildi
İSTANBUL (AA) - 'Gizli kalması gereken bilgileri açıklamak' suçundan 5 yıl 10 ay hapis cezası alan ve Anayasa Mahkemesinin hak ihlali kararı verdiği Enis Berberoğlu'nun yeniden yargılanmasına yer olmadığı hükmüne itiraz edildi. Enis Berberoğlu'nun avukatları tarafından İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesine sunulan dilekçede, öncelikli inceleme ve anayasal hükümlerin uygulanmasının istendiği belirtildi.Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu'nun Enis Berberoğlu'nun bireysel başvurusuna dair, 17 Eylül'de, 'Anayasa'nın 67. maddesinde güvence altına alınan seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı ile Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine' dair karar verdiği hatırlatılan dilekçede, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin, Anayasanın 153 ve 6216 sayılı kanunun 50. maddesine aykırı şekilde 'yeniden yargılama yapılmasına yer olmadığına' kararı verdiği hatırlatıldı.'Kararın kaldırılması, yeniden yargılama ve durma' talebiİtirazla ilgili hukuki gerekçelerin sıralandığı dilekçede, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı gereğince yeniden yargılamaya başladığına dair karar alınmasını ve bu kararla birlikte bir temel hak veya özgürlüğü ihlal ettiği Anayasa Mahkemesince tespit edilen önceki İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 13 Ekim tarihili ek kararının kaldırılması talep edildi. Dilekçede, 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin 2. fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması hükmüne uygun olarak, yeniden yargılama kararı verilmesi istendi.Dilekçede ayrıca, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 20 Eylül 2018 tarihli onama kararına bağlı sonuçların geri alınması amacıyla yeniden yargılama kararına bağlı olarak Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/3-8. maddeleri uyarınca Berberoğlu'nun yargılandığı dosya hakkında ivedi (acil) şekilde 'durma' kararı verilmesi de talep edildi.Ne olmuştu?Berberoğlu, durdurulan MİT tırları görüntülerini Cumhuriyet gazetesine verdiği iddiasıyla yargılandığı davada, 'siyasi ve askeri casusluk maksadıyla devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken bilgilerini açıklamak' suçundan 5 yıl 10 ay hapis cezası almıştı.Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 20 Eylül 2018'de Berberoğlu'nun hapis cezasını onamış, milletvekilliği sona erinceye kadar cezasının infazının durdurulmasına ve salıverilmesine karar vermişti.Yargıtay kararı üzerine tahliye edilen Enis Berberoğlu hakkındaki kesinleşmiş ceza, TBMM Genel Kurulu'nda 4 Haziran 2020'de okunmuş ve CHP'li Berberoğlu'nun milletvekilliği düşürülmüştü. Ertesi gün gözaltına alınan Berberoğlu, yeniden tutuklanarak cezaevine gönderilmiş, aynı gün koronavirüs tedbirleri kapsamında izinli olarak cezaevinden çıkarılmıştı.İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, 'gizli kalması gereken bilgileri açıklamak' suçundan 5 yıl 10 ay hapis cezası alan ve Anayasa Mahkemesinin (AYM) hak ihlali kararı verdiği Enis Berberoğlu'nun yeniden yargılanmasına yer olmadığına hükmetmişti. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru yapan Enis Berberoğlu ile ilgili 17 Eylül'de 'hak ihlali' kararı vermiş ve Berberoğlu'nun İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince yeniden yargılanmasına yönelik hüküm kurmuştu. Bu mahkeme de, 13 Ekim'de verdiği kararla, talebin yerindelik denetimi kapsamında kalması sebebiyle yeniden yargılama yapılmasına yer olmadığını oy birliğiyle kararlaştırmıştı.
Hayat Ağacı Derneği 16 Yıldır İhtiyaç Sahipleri İçin "Gönül Köprüsü" Kuruyor
SİVAS (AA) - GÖKSEL CÜNEYT İĞDE - Sivas'ta ihtiyaçlarını karşılayamayan engelli, yaşlı ve kronik rahatsızlığı bulunan vatandaşlar, 16 yıldır belediye bünyesinde faaliyet gösteren Hayat Ağacı Derneğince evlerine kadar getirilen yardımlarla hayata tutunuyor. Sivas Belediyesi bünyesinde 2004'te oluşturulan Hayat Ağacı Derneği, hayırseverler ile ihtiyaç sahipleri arasında 'gönül köprüsü' kuruyor.Dar gelirli aileler ve dezavantajlı bireylerin giyimden gıda ve temizlik maddesine kadar tüm ihtiyaçlarını 16 yıldır düzenli aralıklarla karşılayan dernek, hayırseverlerden gelen ayni ve nakdi bağışların toplandığı 'Gıda Bankası' aracılığıyla yardımları ulaştırıyor.Gıda Bankasındaki gişelerden aile fert sayısına göre belirlenen limitteki alışveriş kartını alan ihtiyaç sahipleri, bu kartla, kendileri için oluşturulan marketten her ay düzenli olarak ücretsiz alışveriş yapıyor. Engelli, yaşlı ve kronik rahatsızlığı bulunan dezavantajlı vatandaşların ihtiyaçları ise derneğin özel servis araçlarıyla evlerine götürülerek teslim ediliyor.'Paranın geçmediği bir market sistemi oluşturduk' Sivas Belediye Başkanı Hilmi Bilgin, AA muhabirine, temel belediyecilik hizmetlerinin yanı sıra sosyal belediyecilik alanında Türkiye'ye örnek olan projeleri hayata geçirdiklerini söyledi. Derneğin kentte yaşayan dar gelirlilere her ay düzenli olarak ihtiyaçlarını karşılama imkanı tanıdığını anlatan Bilgin, şöyle konuştu:'Gönül belediyeciliğinin gereği olarak tüm insanımızın gönlüne dokunmaya devam ediyoruz. Tabii bu noktada engellilerimiz, dezavantajlı gruplarımız bizim için çok daha önemli. Özellikle Hayat Ağacı Derneğimiz, bu noktada Türkiye'nin nadir örneklerinden birisidir. Hayırseverlerimizin desteğiyle ve belediyemiz bütçesinden oluşturulan Gıda Bankasına gelen ihtiyaç sahipleri, nasıl bir marketten alışveriş yapılıyorsa aynı şekilde buradan ihtiyaçlarını karşılıyor. Tek farkı, paranın geçmediği bir market sistemi oluşturduk.'Derneğin, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında sokağa çıkma yasağının uygulandığı dönemlerde hizmetlerini daha da artırdığına dikkati çeken Bilgin, 'Dezavantajlı gruplar ile yaşlı ve karantinadaki vatandaşların ihtiyaçlarını, sosyal hizmet uzmanlarımız evlerine kadar getirmeye devam ediyor. Bu şehirde her kesimden vatandaşımıza sahipsiz olmadığını hissettirmeye devam edeceğiz.' dedi.Derneğin yardımlarıyla hayata tutunan 2 çocuk annesi 41 yaşındaki Yurdagül Kayakıran ise eşi ve kendisi bedensel engelli olduğundan ihtiyaçlarını kendi başlarına karşılayamadıklarını belirterek, 'Sağ olsun Belediye Başkanımız, Hayat Ağacı Derneği vasıtasıyla ihtiyaçlarımızı evimize kadar getiriyor.' ifadesini kullandı.Yardımlardan 2 yıldır faydalandığını anlatan Esme Kayacıoğlu da hastalandığında ihtiyaçlarının evine kadar getirildiğini kaydetti.
Reklam