onedio
Güncelleme - Fetö'nün Hava Kuvvetlerindeki "Mahrem" Yapılanmasına Operasyon
ANKARA (AA) - Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) Hava Kuvvetleri Komutanlığındaki 'mahrem' yapılanmasına yönelik soruşturmada haklarında gözaltı kararı verilen 25 şüpheliden 17'si yakalandı.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamaya göre, Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesindeki askerlerden, etkin pişmanlıktan yararlanan şüphelilerin beyanlarından elde edilen deliller neticesinde tespit edilen 20'si sivil 1'i sözleşmesi yenilenmeyen subay olmak üzere 21 'mahrem imam' ile daha önce ihraç edilen 4 astsubay hakkında gözaltı kararı verildi.Karar doğrultusunda harekete geçen Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, 25 şüpheliye yönelik Ankara merkezli 14 ilde operasyon başlattı.Eş zamanlı operasyonlarda 17 şüpheli gözaltına alındı. Diğer şüphelilerin yakalanması için çalışmalar sürüyor.Mahrem imamlar hücrelerden sorumluAlınan bilgiye göre, yürütülen soruşturmada, örgüt yöneticisi seviyesindeki sözde mahrem imamların, 2-3 kişilik askeri personelden oluşan hücrelerden sorumlu oldukları, Harp Okulunda takip edilen örgüt üyelerinin kıtalara atanmalarının ardından bu kişilerce yine o ildeki mahrem imamlara devredildikleri ve örgütsel bağlılıklarının periyodik olarak düzenlenen örgütsel toplantılarda artırılmaya çalışıldığı tespit edildi.Şüphelilerin büfelerden arayarak çağırdıkları askerleri, toplantılarda örgüt elebaşının videolarını izleterek ve talimatlarını aktararak örgüte 'tam bağlı' hale getirdikleri, askeri personele kod adları verdikleri, gizlilik tedbirleri için azami dikkat etmeleri konusunda talimatlandırdıkları, birlikte görev yaptıkları üstleri ve astları hakkında bilgi toplamalarını istedikleri de belirlendi.Öte yandan, operasyonda gözaltına alınan ve aralarında mahrem imamların da yer aldığı şüphelilerin sorguları sonucunda örgütün güncel faaliyetlerinin de ortaya çıkarılmasının amaçlandığı öğrenildi.
Bursa'da İş Yerlerinin Camlarını Kırıp Hırsızlık Yapan 2 Şüpheli Yakalandı
BURSA (AA) - Bursa'da iş yerlerinin camlarını taşla kırarak hırsızlık yaptıkları iddiasıyla 2 kişi yakalandı.Osmangazi ilçesi Gülbahçe Mahallesi'nde C.K'ye ait market ile Çirişhane Mahallesi'nde S.G'nin işlettiği pastanede yaşanan hırsızlıkların ardından durum polise bildirildi.İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesine bağlı Hırsızlık Büro Amirliği ekipleri, bu dükkanlar ve çevrelerindeki güvenlik kamerası görüntülerini incelemeye aldı.Gözaltına alınan A.N.E. (19) ve H.Ç. (20), emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.Kamera kayıtlarında, zanlıların taşla iş yerlerinin camlarını kırması yer alıyor.
İstanbul'da Sahte İçkiden Ölenlerin Sayısı 7'Ye Yükseldi
İSTANBUL (AA) - İstanbul'da sahte içkiden zehirlenme sonucu hayatını kaybedenlerin sayısı 7'ye yükseldi.Alınan bilgiye göre, kent genelinde sahte içkiden 7 kişi yaşamını yitirdi.İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin sahte içki satışı yapan şüphelileri yakalamak için yürüttüğü çalışmanın sürdüğü bildirildi.İstanbul polisi dün kentte düzenlediği operasyonlarda 6 kişiyi gözaltına almıştı.
Sakarya'da İnşaattan Malzeme Çalan 2 Şüpheli Yakalandı
SAKARYA (AA) - Sakarya'nın Serdivan ilçesinde, bir inşaattan malzeme çaldığı iddia edilen 2 zanlı gözaltına alındı.Alınan bilgiye göre, Esentepe Mahallesi mevkisindeki inşaattan yaklaşık 60 bin lira olduğu değerlendirilen elektrik ve elektronik malzeme çalınmasına ilişkin Sakarya Jandarma Komutanlığı Suç Araştırma Timi (JASAT) çalışma başlattı. Ekipler, inceleme sonucu çalınan malzemelerin önce ormanlık alanda saklandığını, daha sonra buradan araçla alındığını tespit etti. Teknik ve fiziki takip sonucu Sakarya'da ikamet eden İ.G. ile Bilecik'in Osmaneli ilçesinde yaşayan E.G. eş zamanlı operasyonla yakalandı.Şüphelilerin evlerindeki aramalarda, çalınan malzemelerin bir bölümü ele geçirildi. Ekipler, şüphelilerin bir kısmını Osmaneli ve Bursa'nın İznik ilçesinde sattığını belirlediği malzemelerin tamamını bularak sahibine teslim etti.
Sahte İçkiden 2 Günde 6 Kişinin Öldüğü Mersin'de Polis Denetimleri Arttırıldı
MERSİN (AA) - Sahte içki zehirlenmesi şüphesiyle 2 günde hastanelere başvuran 13 kişiden 6'sının hayatını kaybettiği Mersin'de, polis ekiplerince denetimler arttırıldı.Kaçakçılık ve Organize İşlerle Mücadele Şube Müdürlüğünce, kent genelinde sürdürülen sahte içki denetimlerine 100 polisten oluşan 30 ekip katılıyor. İçki satılan bayileri denetleyen ekipler, raflarda ve kolilerde bulunan ürünleri kontrol ediyor. Bandrolleri ve tarihleri inceleyen polis, işletmelerde ruhsat kontrolü de yapıyor. Kentte hayatını kaybedenlerin sayısı 6'ya yükselmişti Sahte içkiden zehirlenme şüphesiyle 2 günde hastaneye kaldırılan 13 kişiden 6'sı hayatını kaybetmiş, 7'si tedavi altına alınmıştı.Kaçakçılık ve Organize İşlerle Mücadele ile Asayiş Şubesi ekiplerince, dün düzenlenen operasyonda, 9,5 litre sahte içki, 279 litre etil alkol, sahte içki yapımında kullanılan anason, aroma, etiket, kit ve huni ele geçirilmiş, M.F, H.Ü. ve E.A. tutuklanmıştı.
Reklam
Giresun'da Uyuşturucu Operasyonunda 2 Kişi Tutuklandı
GİRESUN (AA) - Giresun'da 6 kilo 928 gram esrar ele geçirilen uyuşturucu operasyonunda 2 zanlı tutuklandı. Alınan bilgiye göre, İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince yürütülen çalışmalarda, Dereli ilçesi uygulama noktasında durdurulan bir otomobilde arama yapıldı. Narkotik arama dedektör köpeği 'Cadı'nın otomobilin benzin deposunda tepki vermesi üzerine burada zulalanmış 12 paket halinde 6 kilo 928 gram esrar ele geçirildi.Operasyonda uyuşturucu ticareti yapmak ve nakletmek suçundan gözaltına alınan S.Ö. ve Y.A. tutuklandı, E.K. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Eskişehir'de Bankadan Zimmetine 1,5 Milyon Lira Geçiren Zanlı Yakalandı
ESKİŞEHİR (AA) - Eskişehir'de, çalıştığı kamu bankasından zimmetine 1 milyon 553 bin lira geçirdiği gerekçesiyle kesinleşmiş hapis cezası bulunan zanlı, polisin düzenlediği operasyonla gözaltına alındı. İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, hakkında Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesince verilmiş 12 yıl 6 ay kesinleşmiş hapis cezası ve 1 milyon 790 bin lira para cezası bulunan C.T'yi kent merkezinde yakaladı. Gözaltına alınan şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği hakimlikçe tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Reklam
Kocaeli'de Apartman Boşluğuna Düşen Köpek Kurtarıldı
KOCAELİ (AA) - Kocaeli'nin İzmit ilçesinde apartman boşluğuna düşen köpek, itfaiye ekiplerinin çalışması sonucu bulunduğu yerden çıkarıldı.Kocaeli Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, itfaiye ekipleri Yeşilova Mahallesi Turan Güneş Caddesi'ndeki bir esnafın, apartmandan köpek sesi geldiğine yönelik ihbarda bulunması üzerine harekete geçti.Bölgeye giden ekipler, bir köpeğin apartman boşluğuna düştüğünü fark etti.Köpeğe ulaşılamayan itfaiye ekipleri, sesi takip ederek köpeğin yerini belirledi. Vatandaşlardan izin aldıkta sonra duvarı kıran ekipler, apartman boşluğuna sıkışan köpeği kurtardı.Vücudunda herhangi bir yara bulunmayan köpek, itfaiye ekipleri tarafından beslendi.
Analiz - Erbil-Bağdat Anlaşması Sincar'ın “İkinci Kandil” Olmasını Engelleyebilir
İSTANBUL (AA) -BEKİR AYDOĞAN/MEHMET ALACA- Bağdat ile Erbil arasında 9 Ekim’de imzalanan ve terör örgütü PKK’nın Musul’un Sincar ilçesindeki varlığını sonlandırmayı da amaçlayan Sincar Anlaşması hem PKK hem de Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) için, ayrıca Irak ve bölge ülkeleri açısından kritik bir sürece kapı araladı. Anlaşmanın uygulanması halinde, 2014’ten beri Sincar’da askeri ve siyasi faaliyetlerini sürdüren örgütün büyük darbe alacağı, Ezidilerin güvenli bir şekilde evlerine dönebileceği, IKBY’nin örgütün yayılmacı baskısını hafifletebileceği ve en önemlisi Sincar’ın “ikinci Kandil” olmasının önüne geçilebileceği bir döneme girilebilir. Öte yandan Irak’ın değişken siyasi atmosferi, dış müdahalelere açıklığı, devlet dışı milis gruplarının etkinliği, terör örgütlerine alan açan istikrarsızlığı ve Sincar’ın Bağdat ile Erbil arasında statüsü tartışmalı bölgeler arasında yer alması nedeniyle söz konusu anlaşmanın uygulanmasının kolay olmayacağı da tahmin edilebilir.Irak’ın egemenliği söylemiIrak’ın ağır hükümet krizi, protestolar, yolsuzluk, ekonomik sorunlar, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını ve ABD-İran gerginliğinden geçtiği bir atmosferde Mayıs ayında başbakanlık görevini devralan Mustafa el-Kazımi, göreve başlar başlamaz güvenlik bürokrasisi ve kritik devlet kurumlarında yeni atamalar yaparak kota sisteminden çıkar devşiren belirli grupların tahakkümünü kırmaya başladı. Her fırsatta Irak’ın bütünlüğü ve egemenliği vurgusu yapan Kazımi’nin, Türkiye ve IKBY’nin uzun süredir şikâyet ettiği PKK’nın Sincar’daki varlığının sonlandırılmasına ilişkin hamlesiyle de aynı motivasyonla hareket ettiği görülüyor.Haziran 2014’te ülkenin ikinci büyük kenti Musul’u ele geçiren terör örgütü DEAŞ’ın 3 Ağustos’ta çoğunluğunu Ezidilerin oluşturduğu Sincar’a saldırarak binlerce insanı öldürmesi, binlerce kadın ve çocuğu da kaçırmasının üzerinden altı yıl geçmesine rağmen çok sayıda kadın ve çocuk kurtarılmayı bekliyor, kamplarda ağır şartlar altında hayatını sürdürüyor. Birçok Ezidi’nin siyasi ve güvenlik kaygıları gerekçesiyle Sincar’daki evlerine dönememesinde PKK ile Irak’taki milis grupların çatı oluşumu Haşdi Şabi’nin etkili olması, Kazımi’nin egemenlik söyleminin altını oyuyor. Öte yandan, Kazımi’nin 10-11 Eylül’de seleflerinden ayrışarak IKBY’nin tüm vilayetlerini ziyaretleri esnasında Duhok’taki kamplarda sığınmacılar ve Sincar’a dönemeyen Ezidilerle bir araya gelmesinin ve ülkedeki tüm mağdurların sahiplenildiği mesajını vermesinin ardından merkezi hükümetin egemenliğini güçlendirecek Sincar Anlaşmasının gelmesi, bu çerçevedeki hamlelerinin devam edeceğine işaret ediyor.Kazımi liderliğinde Bağdat’ta yapılan Sincar anlaşmasına ilişkin toplantıya IKBY heyeti ve Ezidi toplumu temsilcilerinin yanı sıra Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri’nin Irak Özel Temsilcisi Jeanine Hennis’in de katılması, Kazımi’nin uluslararası kamuoyunu teskin etme çabalarının göstergesi olabilir. Bu durum, Ezidilerin yaşadığı dramın uluslararası kamuoyundaki etkisi dikkate alındığında, Irak başbakanının İran etkisini dengelemek için Batılı ülkeler ve uluslararası kurumlarla ilişkilerini sıkı tutmak istediği şeklinde de yorumlanabilir. Zira anlaşmaya BM Genel Sekreteri’nin Irak Özel Temsilcisi’nin katılması ve anlaşmanın ABD tarafından memnuniyetle karşılanması, Kazımi’nin İran karşısında aradığı Batı dengesinin cevapsız kalmadığını gösteriyor.PKK’nın Sincar’da “kanton” planıOcak 2015’te Sincar’da kanton ilan eden ve “Sincar İnşa Meclisi” adı altında bir yapı kuran terör örgütü PKK, bu tarihten itibaren Sincar’daki fiili yerel yönetim ve silahlı unsurları üzerinden Suriye’nin kuzeyindeki kanton projelerini Irak ve IKBY arasındaki tartışmalı bölgelere yayma girişimlerini sürdürüyor. Ayrıca, Ezidiler ile IKBY yönetimi arasındaki ilişkileri germek için ise 2014’teki DEAŞ saldırısında peşmergenin Ezidileri yalnız bırakarak Sincar’dan çekildiği iddiasını savunuyor. PKK’nın bu politikası, bölgeye konuşlandığı 2014’ten itibaren Erbil yönetimi ile gerginliklerinin tırmanmasına ve bölgenin DEAŞ’tan kurtarılmasının ardından evlerine dönmek isteyen çok sayıda Ezidi’nin sığınmacı kamplarında yaşam mücadelesi vermesine neden oluyor. PKK, Bağdat ve Erbil arasındaki Sincar Anlaşmasına bölgedeki sözde “Özerk Meclis”inin dahil edilmediğini savunarak, esasında buradaki etkinliğinin sonlandırılması endişesi ve Suriye’nin kuzeyindeki varlığına karşı tehdit algılaması nedeniyle karşı çıkıyor.Sincar’ın “ikinci Kandil” olmasına izin vermeyeceğini belirten Türkiye’nin, Irak’ın kuzeyindeki PKK hedeflerine yönelik operasyonlarını zayıf da olsa bir tepkiyle karşılayan Bağdat’ın, Sincar’daki PKK varlığını sonlandırmayı öngören bir anlaşmaya imza atması, Ankara’nın bölgeye yönelik politikasını güçlendiriyor. Daha önce Sincar’daki PKK hedeflerine yönelik de operasyonlar düzenleyen Türkiye’nin, Bağdat-Erbil anlaşmasından sonra Sincar’da istikrar ve terörle mücadele konusunda desteğe ve işbirliğine hazır olunduğunu ifade etmesi, Sincar’ın “ikinci Kandil” olmasına izin vermeme politikasının sürdürüldüğüne işaret ediyor.Bağdat ve Erbil’in anlaşmayı uygulamakta samimi olması halinde bu sürecin, tarafların Türkiye ile ilişkilerini de olumlu etkileyeceği ve önümüzdeki dönemde Ankara, Bağdat ve Erbil üçgeninde gerçekleşmesi muhtemel karşılıklı ziyaretlerin gündem maddelerinden birinin de Sincar’daki PKK varlığı olacağı tahmin edilebilir. Türkiye’nin taraflara bu anlaşmayı uygulama ve hatırlatma konusunda göstereceği yardım ve ısrar ise hem Irak, IKBY ve Sincar halkına hem de Ankara’nın bölgeye yönelik politikasına fayda sağlayabilir.İran ve Haşdi Şabi’nin Sincar planlarıSincar Anlaşması kapsamında bölgede sükunetin sağlanması için PKK kadar Haşdi Şabi’nin de Sincar’dan çıkarılması gerekli görülüyor. Irak’taki İran destekli Şii gruplar, İranlı General Kasım Süleymani ve Irak’taki Haşdi Şabi Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis’in ABD saldırısında öldürülmesinden bu yana ABD’nin Irak’taki askeri üslerine ve diplomatik misyonlarına yönelik saldırılar düzenliyor. ABD’nin Irak yönetimine Şii grupların saldırılarını engellememesi halinde elçiliğini kapatarak kendi yöntemleriyle mücadele edeceğine ilişkin mesajı ve sonrasında bu grupların saldırılarına ara verdiklerini açıklaması, Sincar Anlaşmasıyla aynı döneme denk geldi. Söz konusu konjonktür, Kazımi’nin Irak genelinde devlet kontrolü altına almaya çalıştığı Şii gruplara karşı Sincar’da da elini güçlendirebilir.Buna rağmen Irak ordusu, Haşdi Şabi, PKK ve Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ilişkili Ezidi gruplar arasında oldukça bölünmüş bir resim sergileyen Sincar’da, Bağdat ile Erbil arasında ortak yönetim oluşturma girişiminin Haşdi Şabi engeliyle karşılacağı değerlendirilebilir. Zira 2017’den bu yana fiili olarak Haşdi Şabi’nin etkin olduğu Sincar, İran için Suriye ve Irak arasında geçiş güzergahı olması nedeniyle jeopolitik öneme sahip. Nitekim Haşdi Şabi bileşenlerinden Asaib Ehlil Hak’ın lideri Kays el-Hazali’nin Sincar’da varlık gösteren Haşdi Şabi güçlerinin ilçe dışına çıkarılacağına ilişkin açıklamalara tepki göstermesi, İran destekli grupların anlaşmadan hoşnutsuzluğuna örnek. Bölgenin peşmerge ve merkezi hükümetin kontrolüne girmesine karşı Şii milislerin bölgede kalmakta ısrar etmesi ya da PKK ile ilişkilerini güçlendirmesi de ihtimaller arasında görülebilir. PKK’nın bölgedeki yerel güçlerine Haşdi Şabi tarafından maaş bağlandığı dikkate alındığında Kazımi’nin, PKK ve Haşdi Şabi’ye karşı Sincar’da Irak ordusu ve peşmergenin işbirliğini öne çıkartması bu dengeler nedeniyle anlam ifade ediyor.Irak Başbakanı Kazımi’nin 6 Haziran 2021’de yapılacağını duyurduğu erken seçimlerden önce Sincar Anlaşmasının uygulanmasına yönelik adım atılması halinde bölgenin istikrara kavuşma ihtimali daha yüksek görünüyor. Aksi takdirde, yeni hükümete başbakanlık edecek ismin Irak’ın değişken ve çatışmalı siyasi atmosferi nedeniyle anlaşmayı uygulamaktan imtina etmesi de ihtimaller arasında.
Bakan Albayrak Sanayi Üretimindeki Artışı Değerlendirdi:
ANKARA (AA) - Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Sanayi Üretim Endeksi'nde ağustos ayındaki yıllık yüzde 10,4 artışla Türkiye'nin OECD'de 1'inci, dünyada 2'nci sırada olduğunu bildirdi. Albayrak, Twitter hesabından paylaştığı mesajında, Türkiye İstatistik Kurumunun açıkladığı ağustos ayı sanayi üretimi verilerini değerlendirdi. Sanayi Üretim Endeksi'nde ağustos ayındaki yıllık yüzde 10,4 artışla 'Türkiye'nin OECD'de 1'inci, dünyada Singapur'dan sonra 2'nci sırada olduğuna' dikkati çeken Albayrak, perakende satış hacmi endeksinin yıllık bazda yüzde 5,8, sektörel ciro endeksinin de yüzde 23,5 yükseldiğini belirtti. Bakan Albayrak, 'İhracat treninin başına üretim lokomotifini getirerek istikrar ve verimlilik vagonlarını milli ekonomi raylarına oturtuyoruz.' değerlendirmesinde bulundu.
Reklam
Sosyal Mesafeye Uyulmayan Eğlence Yerindeki 306 Kişiye Para Cezası
ESKİŞEHİR (AA) - Eskişehir'de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını tedbirlerine ilişkin denetimlerde 306 kişiye idari para cezası uygulandı.İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesince oluşturulan özel ekip, bazı adreslerde denetim yaptı.Polisler, bir eğlence yerinde sosyal mesafe kuralına uyulmadığını tespit etti.Kovid-19 tedbirlerine aykırı davrandıkları gerekçesiyle 306 kişiye toplam 963 bin 909 lira ceza verildi.
Reklam
Depremin Vurduğu Elazığ'da 13 Yeni Okul Eğitime Kazandırılıyor
ELAZIĞ (AA) - İSMAİL ŞEN - Elazığ'da 24 Ocak'ta meydana gelen depremde ağır hasar gördüğü için yıkılan okulların yerine hayırseverler ve devlet tarafından yaptırılan 13 okulun inşası devam ediyor.Merkezi Sivrice ilçesi olan 6,8 büyüklüğündeki depremde kent genelinde 33'ü okul, 4'ü kurum binası olmak üzere 37 bina hasar görürken bunlardan orta ve hafif hasar gören 20 okulun yeniden eğitim hizmetine alınması amacıyla projeler tamamlanarak, onarım ve güçlendirme çalışması yapıldı.Ağır hasar raporu verildiği için yıkılan 13 okul binasının yerine ise Milli Eğitim Bakanlığı ve hayırseverlerin katkılarıyla kentin farklı mahallelerinde yapımına başlanan okulların inşaat çalışmaları sürüyor.Kentteki derslik ihtiyacının karşılanması amacıyla TOKİ ve kamu bütçesiyle il merkezi ve ilçelerde 20 okul daha yapılması planlanıyor.İl Milli Eğitim Müdürü Feyzi Gürtürk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 24 Ocak'ta meydana gelen depremde kentteki 37 okul ve kurum binasının hasar gördüğünü, depremin hemen ardından orta ve ağır hasarlı okulları boşaltarak öğrencileri en yakın okullara yerleştirmek suretiyle ikili eğitime başladıklarını belirtti.Depremde ağır hasar gördüğü için yıkılan okullar ile orta ve hafif hasarlı olduğu için güçlendirme ihtiyacı duyulan okulların yeniden eğitime kazandırılması amacıyla yoğun bir çalışma yürüttüklerini ifade eden Gürtürk, bu kapsamda hafif hasar gören okulların tamamının onarımdan geçirildiğini kaydetti.Depremde yıkılan okulların yerine ise 12 hayırseverle 159 derslikli 9 okul binası ve çok amaçlı bir salon yapımı, güçlendirme çalışmasına destek ile bir okul binasına maddi bağışta bulunulması konusunda protokol imzaladıklarını, 4 okulun da il yapım programı kapsamında inşasının devam ettiğini aktaran Gürtürk, şunları kaydetti:'Ağır hasarlı okullar yıkıldıktan sonra 12 hayırseverimizin desteğiyle şu anda il merkezinde hızlı bir şekilde okul yapımına devam ediliyor. Tabii burada pandemiden kaynaklı yaşadığımız olumsuz bir süreç vardı. Pandemi bu işlerin uzamasına neden oldu. Fakat her şeye rağmen hayırseverlerimizin yapmış olduğu okulların inşası hızla devam ediyor. Ayrıca il yapım programımızda olan okullarımızın inşaat çalışmaları devam ediyor.''Kamu ve TOKİ bütçesi ile 20 okul daha yapılacakGürtürk, hayırseverler tarafından yaptırılan okulların yanı sıra kamu ve TOKİ bütçesi ile kentte 20 okulun daha yapılması için çalışmaların devam ettiğini dile getirdi.Bu kapsamda, 'İl Yapım Programı' kapsamında İl Özel İdaresi bütçesi ile 138 derslikli 9 okul binasının kente kazandırılması için proje çalışmalarının sürdüğünü belirten Gürtürk, şöyle konuştu:'İlçelerimizde TOKİ tarafından da 11 okul yapılacak. Bu okullar da ihaleye çıkılıp tamamlanmasıyla en kısa sürede eğitim öğretime açılacaklar. İlimizde geçen yıl itibarıyla okullarımızın yüzde 96'sında tam gün eğitime geçtik. 4 puanlık bir okul derslik ihtiyacımız kalmıştı fakat deprem bu süreci tekrar yüzde 86'ya geriletti. İnşallah bu okullar bittiği zaman tüm okullarda tam gün eğitime geçeceğiz.' Veliler duyarlı olmalıGürtürk, Milli Eğitim Bakanlığının yüz yüz eğitime geçiş planlamasının ikinci aşaması kapsamında kentteki okullarda pandemiye ilişkin gerekli tüm önlemleri aldıklarını aktardı.Bu geçiş sürecinde velilerin de salgınla mücadele konusunda duyarlı olması gerektiğine işaret eden Gürtürk, 'Velilerimizden istirhamımız hastalıkla ilgili bir belirti olduğu zaman mutlaka çocuğun ateşini ölçerek, en yakın sağlık kuruluşuna götürmeleri. Özellikle servislerin seyreltilmiş olmasına dikkat etmeleri gerekiyor. Tabii eğitim ve öğretimde yüz yüze olduğu gibi yine uzaktan da bazı derslerde eğitimimiz devam edecek. Velilerimiz çocuklarını sanki okula gidiyormuş gibi dersin başladığı saatte televizyonun veya bilgisayarın önüne oturtarak, kuralları da kendileri koyarak öğrenciyle bu dersleri takip etmeleri gerekiyor.' şeklinde konuştu.
Reklam
Yazar Tarık Tufan: "Yazarlık İnsanı Çok Kolayca Kibirli Birine Dönüştürebilir"
İSTANBUL (AA) - Yazar ve senarist Tarık Tufan, yazma eyleminin 'egosantrik' bir şey olduğu yorumunu yaparak, 'Yazarlık insanı çok kolayca kibirli birine dönüştürebilir. Sanatın herhangi bir alanında da var. Başka alanlarda da böyledir ama edebiyat ve sanatta daha görünürdür. Kendini bundan korumak doğal olarak bir ahlak meselesi.' dediTufan, gazeteci yazar Samed Karagöz'ün sunduğu, Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezinde düzenlenen '100 Yüze İmza ve Söyleşi' programına konuk oldu.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) günlerinden çok etkilendiğini belirten Tufan, 'Dışarıda bir şey oluyor duygusu var. Kaybettiğimiz insanlar oldu. Çok acı bir şey yaşıyoruz gerçekten. Bununla baş etmek de çok zor. Aslında bir taraftan da modern dönemin dünya tasavvuru da buna yol açtı.' değerlendirmesinde bulundu.Tufan, yazma serüveninin başladığı zamanları anlatarak, 'Radyo programları yaptığım zamanlarda geceler boyu radyoda konuşup, konuştuklarının boşluğa gittiği hissi bende bir eksiklik yaratıyordu. Bu hissi epeyce düşündüm. Program için aldığım notlar vardı hiç şüphesiz. İster istemez daha çok okuyup yazıyorsunuz. Bu duygu bir süre sonra bende daha düzenli yazma ihtiyacına dönüştü. İlk kitabım 'Kekeme Çocuklar Korosu'nu pek çok yazarın muhtemelen yaptığı şeyi yaparak, bir parça otobiyografik olarak yazdım. Yazarların ilk kitaplarının otobiyografik olmasına edebiyat tarihinde çokça rastlayabiliriz. Sinemada da aynı şey var. İnsan anlatıya iyi bildiği yerden başlamak gibi bir ihtiyaç hissediyor.' diye konuştu.'Şanzelize Düğün Salonu' romanının senaryosunu yazıyorSon olarak 'Kaybolan' romanını okuyucuyla buluşturan ve romanlarında olay örgüsünde İstanbul'a sıkça yer veren yazar, 'Ben İstanbul'u konuşmaya başladığımda gözlerim yaşarır. Bu şehre, şehrin her yanına bu anlamda bütün hücrelerimle nüfuz etmek istiyorum. İstanbul deyince kanım hızlanmaya başlıyor. O yüzden her anlatıda İstanbul'un bir yerine dokunmak istiyorum.' dedi.'Şanzelize Düğün Salonu' romanının senaryosunu yazmaya başladığını aktaran Tufan, şöyle devam etti:'Bütün kurmacaların içerisinde hayal edilebilirlik, göz önüne getirilebilirlik duygusunu gözetmeye çalışıyorum. İnsanlar 'Bu da böyle hayal edilmiş' düşüncesiyle okusun istemem. Her şeyi başka bir gerçeklik düzleminde yazıyorum en nihayetinde. Hiç yoktan bir şey anlatmıyorum. Dolayısıyla okurun gözünde canlandırması beni teşvik eden bir şey.'Tufan, bir anlatıda konuya dahil olan unsurlardan bahsederek, 'Ben ara sıra mezarlıklarda dolaşırım. Bakarım kim yatıyor diye. En nihayetinde biz de oraya gideceğiz. Bir gün Sahrayıcedit Mezarlığı'nda gezerken 'Neşe Sineması Şehitleri' diye bir mezar taşı gördüm. Sonra internetten araştırdığımda 1950'lerin sonunda Küçükyalı'da bulunan Neşe Sineması'nın, yapılışında kolonları kesildiği için Marlon Brando'nun 'Çay Saati' filminin gösterildiği bir gün çöktüğünü öğrendim. Yaklaşık 40 kişi vefat etmiş. Bir mezar ziyaretinde tesadüfen öğrendiğim bu hikaye 'Kaybolan'ın bir yerinde var. Böyle şeyler de oluyor. Romancı için hayatla kurduğu ilişki birden metnin içine bir şekilde dahil oluyor.' ifadelerini kullandı.'Yazarların sorumlu olduğu alanlar var'Edebiyatta üslubun önemine değinen yazar, şunları kaydetti:'Sanatın, edebiyatın, anlatının önemli meselelerinden biri 'Biz kötülük meselesini nasıl anlatacağız?' konusudur. Anlattığımızda bu bir teşvik midir yoksa insan doğasında var olan bu eğilimi ifade etmek, bu gerçekliği aynı zamanda anlaşılır kılmak mıdır? Bunlar mutlak cevap verebileceğimiz şeyler değil bence. Yakın zamana kadar 'roman hayatı taklit ediyor' denirdi. Bunu sinemaya da uyarlayabiliriz. Fakat bu üretimler arttıkça bir süre sonra insanlara yeni duygu, düşünüş ve eylem kalıpları sunar. Bunun hiçbir zaman ilk başını anlamak mümkün değil. Yani Stephen King bir okul baskınını kitabında yazmasaydı kimsenin aklına gelmez miydi? Stephen King'in teşvik etmesi midir öngörüsü müdür? Bunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz.'Tarık Tufan, yazarların sorumlu olduğu alanlara dikkati çekerek, 'Ben roman yazıyorum diye 'Dilediğim her şeyi bir tür özgürlükle yazarım' gibi bir şey yok. Anlatınızda, insanın temel değerleriyle ilgili teşvik edici, insanlık suçlarını övücü bir şey yazarak iyi bir şey yapmazsınız. İnsanlık suçlarını anlatabilirsiniz. Bu iş kötülüğü överek olmaz.' yorumunu yaptı.Yeni eserler için de çalışmaya devam ettiğini aktaran Tufan, şöyle konuştu:'Yazmak dediğin şey, farklı mesleklerde de olduğu gibi egosantrik bir şey. İnsanın nefsinin, benliğinin öne çıktığı bir şey. Yazarlık insanı çok kolayca kibirli birine dönüştürebilir. Sanatın herhangi bir alanında da var. Başka alanlarda da böyledir ama edebiyat ve sanatta daha görünürdür. Kendini bundan korumak doğal olarak bir ahlak meselesi. İnsanlarla kurduğumuz ilişkide nasıl bir ahlak gözetiyorsak, kelimelerle de kendi hikayemizle de ahlaklı bir ilişki kurmamız gerekiyor.'
Barış Pınarı Harekatı Yerinden Edilen Binlerce Sivili Evine Kavuşturdu
TEL ABYAD(AA) - EŞREF MUSA- Türkiye'nin gerçekleştirdiği Barış Pınarı Harekatı'yla terörden kurtarılan Tel Abyad ilçesinin huzura kavuşmasının ardından, terör örgütlerince yerinden edilen ailelerin geri dönüşü sürüyor.Suriye'de Fırat'ın doğusundaki bölgelerde, terör örgütü YPG/PKK ve DEAŞ'ın baskı ve zulmünden kaçan binlerce Tel Abyadlı aile, Türkiye'ye ve Suriye'nin kuzeyinde askeri muhaliflerin kontrolündeki bölgelere sığınmıştı.Tel Abyad ilçe merkezinin 13 Ekim 2019'da Barış Pınarı Harekatı kapsamında terörden kurtarılmasıyla birlikte, daha önce yerinden edilen aileler, topraklarına dönmeye başladı.Bölgedeki istikrar ve huzur ortamının tesis edilmesi, kalkınmaya yönelik çalışmaların devam etmesi ve Türkiye'nin desteğiyle çeşitli alanlarda yaraların sarılmasıyla da göç etmek zorunda kalan sivillerin Barış Pınarı Harekatı bölgesine geri dönüşü hız kazandı. AA muhabirleri, Tel Abyad ilçe merkezinin terörden kurtuluşunun birinci yıl dönümünde evlerine dönen sivillerle konuştu.Evine kavuşan sivillerden Mahmut Halaf Ebu Ukba, 2014'te terör örgütü DEAŞ'tan kaçarak, askeri muhaliflerin kontrolündeki Azez ilçesine sığındığını söyledi.Tel Abyadlı Ebu Ukba, '5 yıl Azez'de kaldım. Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu'nun başlattığı hareket sayesinde biz de topraklarımıza kavuştuk. Evimizde olduğumuz için mutluyuz.' dedi.Ebu Ukba, ilçede elektrik ve su sorununun giderildiğini ve bölgedeki durumun daha iyi olduğunu dile getirdi.'Harekat sayesinde ilçemiz kurtarıldı'Tel Abyadlı sivillerden Ahmet Hafyan ise 2015'te terör örgütü YPG/PKK'nın ilçeyi işgal etmesi sonucu Türkiye sınırındaki Cerablus ilçesine göç ettiğini belirtti.5 çocuk babası Hafyan, ilçelerine geri döndükleri için mutlu olduğunu vurgulayarak, 'Harekat sayesinde ilçemiz kurtarıldı. Türkiye'nin desteğiyle tekrar yurdumuza döndük. Allah onlardan razı olsun.' diye konuştu.Kardeşlerinin gönüllü olarak SMO saflarına katılarak harekata destek vermesinin ardından YPG/PKK'nın, ilçedeki evlerini kasıtlı olarak yıktığını söyleyen Hafyan, 'Evimin yıkıldığını görünce üzüntüden felç geçirdim. O yüzden konuşmakta zorlanıyorum. Şimdi kardeşimin evinde kalıyorum. Türkiye'den ve hayırseverlerden evimin yeniden imarı için yardım istiyorum.' dedi.Hafyan'ın 12 yaşındaki oğlu İsmail de terör örgütü yüzünden Avrupa'ya göç eden amca çocuklarını 6 yıldır göremediğini ifade etti.İsmail, 'İnşallah onlar da tekrar döner ve beraber oynarız. Evimiz yıkıldı. Evimizin imarı için yardım bekliyoruz.' diye konuştu.-'Bölgeye dönüşler sürüyor'Tel Abyad Yerel Meclis Başkanı Vail Hamdo, ilçede elektrik, su ve ekmeğin temin edildiğini, aynı zamanda güvenlik güçlerinin sayesinde asayişin sağlandığını anlattı.Hamdo, 'Barış Pınarı Harekatı'ndan sonra gönüllü ve güvenli olarak bölgeye dönüşler sürüyor. Şu ana kadar 5 bin sivil geri döndü. Bu sayı hizmetler arttıkça daha da yükselecek.' şeklinde konuştu.
Kırklareli'nde Yüksek Kapasiteli Otellere "Güvenli Turizm Sertifikası" Zorunluluğu Getirildi
KIRKLARELİ (AA) - Kırklareli Valiliği, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında 30 oda ve üzeri kapasitedeki tüm konaklama tesislerine 'Güvenli Turizm Sertifikası' alma zorunluluğu getirdi. Valilikten yapılan açıklamada, İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulunun kararıyla konaklama tesislerinde uygulanacak standartlar ve tedbirlerin belirlendiği ifade edildi.Karara göre, olağanüstü salgın koşullarında sağlıklı, güvenli bir turizmi mümkün kılmak ve alınan tedbirlerin üst seviyede güvenirliliğini sağlayabilmek için bakanlık belgeli olan veya olmayan 30 oda ve üzeri kapasitedeki tüm konaklama tesislerince sertifika alınması zorunlu koşuldu.Konaklama tesislerinin sertifikası olmadan hiçbir şekilde faaliyetine izin verilmeyeceği ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:'Faaliyete yeni geçecek 50 oda ve üzeri kapasitedeki konaklama tesislerinin faaliyete geçmelerini takiben 7 gün içerisinde, 30 ila 49 oda kapasitesi bulunan ve faal olan konaklama tesislerinin ise 1 Ocak 2021 tarihine kadar, bu tarihten sonra faaliyete yeni geçecek 30 oda ve üzerindeki konaklama tesislerinin ise faaliyete geçmelerini takiben 7 gün içerisinde Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı 'www.tga.gov.tr' adresinde belirtilen sertifika firmalarınca denetlenen ve düzenlenen sertifika koşullarını yerine getirerek Güvenli Turizm Sertifikasını almaları gerekiyor. Sertifika alma zorunluluğu getirilen konaklama tesislerinin, sertifikasız faaliyet gösterdiğinin tespit edilmesi halinde işletme faaliyetlerine son verilecek.'
Reklam