Pakistan'dan Hindistan'a Keşmir'deki Ateşkes İhlaliyle İlgili Protesto Notası
İSLAMABAD (AA) - Pakistan'ın, Dışişleri Bakanlığına çağırdığı üst düzey Hint diplomata, Keşmir'deki Kontrol Hattı'nda (LoC) ateşkesin ihlal edildiği gerekçesiyle protesto notası verdiği bildirildi.Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, dün Keşmir’deki kontrol hattı boyunca 'Hindistan işgal güçleri” tarafından ateşkesin ihlal edildiği ve sınırın Pakistan tarafında 2 masum sivil vatandaşın ciddi şekilde yaralandığı belirtildi.Açıklamada, ateşkes ihlali sebebiyle Dışişleri Bakanlığına çağrılan üst düzey Hint diplomata, Pakistan’ın protesto notasının verildiği aktarıldı.Hint birliklerinin 'ayrım gözetmeden ve sebepsiz' şekilde ateş açtığı vurgulanan açıklamada, bölgedeki sivilleri ağır silahlarla hedef aldığı vurgulandı.Açıklamada, bu yıl Hindistan’ın 2 bin 530 defa ateşkesi ihlal ettiği, söz konusu ihlaller sırasında 19 sivilin yaşamını yitirdiği, 197’sinin ise yaralandığı kaydedildi. Hindistan’dan da konuyla ilgili henüz açıklama yapılmadı.Pakistan ve Hindistan, iki ülke arasında 2003’te varılan Ateşkes Anlaşması'nın Keşmir’de sebepsiz yere ihlal edilmesi nedeniyle birbirlerini suçluyor. Hindistan, 5 Ağustos 2019'da yaptığı anayasa değişikliği ile Cammu Keşmir'in kendi kontrolündeki bölgesinin özel yönetim statüsünü kaldırarak merkeze bağlı 'Birlik Toprağı' statüsündeki iki ayrı idari birime ayırmıştı. Pakistan, bu eyleme tepki olarak Yeni Delhi yönetimiyle diplomatik ilişkilerinin derecesini düşürme kararı almıştı.Her iki ülkede de birbirlerinin büyükelçisi bulunmuyor.Keşmir sorunuİngiltere, 1947'de sömürge olarak yönettiği Hindistan'dan çekilirken o dönemde bir prenslik olan Keşmir, bağımsızlıklarını yeni kazanan Hindistan ya da Pakistan ile birleşme konusunda tercihle karşı karşıya kaldı. Nüfusunun yüzde 90'ı Müslüman olan Keşmir halkı, 1947'de Pakistan'a katılmaktan yana tavır alsa da dönemin prensi, Hindistan ile birleşmeye karar verdi. Karara, Müslüman Keşmir halkı karşı çıktı. Pakistan ve Hindistan'ın bölgeye asker göndermesiyle taraflar 1947'de ilk kez savaştı. İki ülke arasında yine aynı nedenle 1965 ve 1999'da savaş çıktı.Savaşların ardından sağlanan geçici ateşkes sonucunda Cammu Keşmir'in yüzde 45'i Hindistan'ın, yüzde 35'i Pakistan'ın kontrolünde kaldı. Bölgenin doğusundaki yüzde 20'lik bir kısım ise sınırdaş Çin'in hakimiyetine verildi.Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), 1948'den itibaren aldığı kararlarla Keşmir'in askerden arındırılmasını ve geleceğinin halkoyuyla belirlenmesini öngörüyor. Hindistan, halk oylamasına karşı tutum benimserken Pakistan, BMGK kararlarının uygulanmasını istiyor.
Bursa'da Oğlunu Öldüren Baba İle Anne Hakim Karşısında
BURSA (AA) - Bursa'da oğulları Şenol Rençber'i öldürdükleri iddiasıyla haklarında dava açılan anne ve babanın yargılanmasına başlandı.Bursa 15. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya tutuklu sanıklar Telat Rençber ve Ayşe Rençber, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla cezaevinden katıldı, tarafların avukatları da salonda hazır bulundu.Telat Rençber, oğlunun uyuşturucu kullandığını ve olayın, oğullarının komşularını taciz etmesi sonucu yaşandığını söyledi. Tacizden dolayı tartışma çıktığını ve komşularının oğullarından şikayetçi olduğunu anlatan Rençber, 'Mahkeme serbest bıraktı. Daha sonra komşumun babası beni telefonla arayarak bize evden çıkmamızı söyledi. Evimize giderken arabada ben, eşim ve oğlum vardı. Oğluma, 'Neden böyle yapıyorsun, eşin ve çocuğun var. Bizi insanların yüzüne bakamaz hale getirdin' dedim. Bana orada sayısızca küfür etti. Oğlum, 'Bana karışacağına karına sahip çık, eve adamlar gelip çıkıyor, haberin var mı' dedi. Ondan sonra ne olduğunu bilmiyorum. Öfkeme yenik düştüm.' diye konuştu.Rençber, yanındaki levyeyle oğlunun kafasına vurduğunu ve sonrasında bıçakladığını belirterek, 'Yaralı halde yol kenarına bıraktım. Oradan biri alır görür de hastaneye götürür diye düşündüm. Çok pişmanım.' dedi. Olay günü eşinin kendisini aradığını anlatan Ayşe Rençber ise şöyle konuştu:'Bana, 'Dönerciden döner al, içine de iki tane uyutan hap koy' dedi. Daha sonra eşim ve oğlum araba ile gelip beni evden aldı. Gürsu TOKİ'deki evimize gitmek için yola çıktık. Oğlum arabanın kendisine verilmesini istedi. Eşim de 'Arabayı sana veremem' dedi. Aralarında tartışma çıktı. Tartışmalarını durdursunlar diye bir yerde durup, 'Aldığım dönerleri yiyelim' dedim. Sonra yemeğimizi yedik. Oğlum babasına küfürler etti. Oğlumu sakinleştirmeye çalışırken eşim levye ile Şenol'un kafasına vurdu. Şenol, eşime saldırınca, eşim bir daha Şenol'un kafasına levye ile vurdu. Eşimin ayağına kapanıp, 'yapma' diye yalvardım. Eşim bana, 'Bu bizim imtihanımız' dedi. Oğlumu arabanın arka koltuğa oturttum. Eşime hastaneye gitmesi için yalvardım. Hastaneye gittiğimizi düşünürken, ormanlık alana geldik. Kendimde değildim, titriyordum. Eşim, 'Şenol'u buraya bırakalım, biri bulup hastaneye götürür' dedi. Ağlamaya başladım, 'Gitmeyelim' diye eşime bağırdım. Eşim hiç konuşmuyordu. Şuurunu yitirmiş durumdaydı. Oğlumu yaralı olarak orda bırakıp, daha sonra evimize geldik.'Mahkemede tanık olarak dinlenen Şenol Rençber'in eşi P.R. de eşinin uyuşturucu bağımlısı olduğunu, bu sebeple 4,5 yaşındaki oğullarını ondan uzak tutmaya çalıştığını anlattı. Eşinin, kendisine ait eski telefondan alt komşusuna cinsel içerikli mesajlar yazdığını öğrendiğini anlatan P.R, 'Eşim olduğunu anlayınca alt komşumun eşi onu dışarıya çağırdı. Camdan baktığımda tartışırken gördüm. Daha sonra karakolluk oldu. Ertesi gün babamla birlikte adliyeye gidip eşimi aldık. Eve gelmesin diye uzaklaştırma kararı aldırmıştım. Arabada olan olaylardan haberim yok. Eşimin düzenli kullandığı bazı haplar vardı. Annem giderken kendine gelir düşüncesiyle hapları alıp götürdü.' dedi.Sanıkların tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme heyeti, duruşmayı erteledi. Olayİlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, 14 Mart'ta Kestel ilçesi Gürsu TOKİ yolundaki ormanlık alanda bir erkek cesedi bulunduğu ihbarını almış, cesedin evli ve bir çocuk babası olan Şenol Rençber'e (34) ait olduğu belirlenmişti. Rençber'in 9 Mart'ta Bursa Adalet Sarayına geldiğini ve buradan babası Telat Rençber ile birlikte çıktığını belirleyen ekipler, 16 Mart'ta oğullarını öldürdükleri suçlamasıyla maktulün anne ve babasını gözaltına almıştı. Baba Rençber oğlunu öldürdüğünü itiraf etmiş, Telat ve Ayşe Rençber çifti tutuklanmıştı.
Gülistan Doku'yu Arama Çalışmaları Yeniden Başladı
ANKARA (AA) - Tunceli'de 5 Ocak'ta kaybolan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku'nun bulunması için Uzunçayır Baraj Gölü'nde yeniden arama çalışması başlatıldı.Edinilen bilgiye göre, Gülistan Doku'nun bulunması amacıyla Tunceli Valiliği koordinesinde bugün başlatılan arama çalışmalarına Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) Başkanlığından 8 personel, 14 dalgıç ve 11 su üstü kurtarma personeli, Deniz kuvvetleri Komutanlığından 5 kişi, Emniyet Genel Müdürlüğü su altı arama kurtarma biriminden 4 ve Jandarma Özel Asayiş Komutanlığı'ndan (JÖAK) 3 personel katılıyor.Teknik ekiplere, ilde görevli AFAD, emniyet ve jandarma personeli de destek veriyor.Baraj gölünün tamamında sürdürülen arama çalışmalarında, 8 bot, 3 su altı arama robotu ve bir taramalı sonar cihazı kullanılıyor.OlayTunceli'de üniversite okuyan kızları Gülistan Doku'dan 5 Ocak'ta haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır'dan gelerek 6 Ocak'ta emniyete kayıp başvurusunda bulunmuştu.Genç kızın arkadaşlarıyla görüşen ve cep telefonu sinyallerini izleyen ekipler çalışma başlatmıştı.Baraj gölünde arama yapan ekiplerce 187 gün süreyle su altı ve üstünde sürdürülen çalışmalardan sonuç alınamamıştı.Ailenin, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile görüşmesinin ardından Uzunçayır Baraj Gölü'nün kısmen boşaltılması kararı verilerek su altı arama çalışmalarına 6 Ağustos'ta 17 ekip ile yeniden başlanmış ve 13 gün süren yoğun aramalardan sonuç alınamaması üzerine aramalara 18 Ağustos'ta son verilmişti.
Reklam
Gülistan Doku'yu Arama Çalışmaları Yeniden Başladı
ANKARA (AA) - Tunceli'de 5 Ocak'ta kaybolan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku'nun bulunması için Uzunçayır Baraj Gölü'nde yeniden arama çalışması başlatıldı.Edinilen bilgiye göre, Gülistan Doku'nun bulunması amacıyla Tunceli Valiliği koordinesinde bugün başlatılan arama çalışmalarına Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) Başkanlığından 8 personel, 14 dalgıç ve 11 su üstü kurtarma personeli, Deniz kuvvetleri Komutanlığından 5 kişi, Emniyet Genel Müdürlüğü su altı arama kurtarma biriminden 4 ve Jandarma Özel Asayiş Komutanlığı'ndan (JÖAK) 3 personel katılıyor.Teknik ekiplere, ilde görevli AFAD, emniyet ve jandarma personeli de destek veriyor.Baraj gölünün tamamında sürdürülen arama çalışmalarında, 8 bot, 3 su altı arama robotu ve bir taramalı sonar cihazı kullanılıyor.OlayTunceli'de üniversite okuyan kızları Gülistan Doku'dan 5 Ocak'ta haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır'dan gelerek 6 Ocak'ta emniyete kayıp başvurusunda bulunmuştu.Genç kızın arkadaşlarıyla görüşen ve cep telefonu sinyallerini izleyen ekipler çalışma başlatmıştı.Baraj gölünde arama yapan ekiplerce 187 gün süreyle su altı ve üstünde sürdürülen çalışmalardan sonuç alınamamıştı.Ailenin, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile görüşmesinin ardından Uzunçayır Baraj Gölü'nün kısmen boşaltılması kararı verilerek su altı arama çalışmalarına 6 Ağustos'ta 17 ekip ile yeniden başlanmış ve 13 gün süren yoğun aramalardan sonuç alınamaması üzerine aramalara 18 Ağustos'ta son verilmişti.
Güvenlik Görevlisinin Bilgisayar Hediyesi Engelli Kardeşleri Sevindirdi
ANKARA (AA) - Ankara'nın Çubuk ilçesinde biri üniversitede, diğeri lisede eğitim gören engelli 2 kardeşin uzaktan eğitimde ihtiyaç duydukları bilgisayar, hastanede güvenlik görevlisi olarak çalışan hayırseverce karşılandı. İlçe merkezine 23 kilometre mesafedeki Yukarı Çavundur Mahallesi'nde yaşayan ve küçük beyincikteki denge kromozomlarının gelişmemesi nedeniyle 13 yaşlarından itibaren engelli kalan Halil İbrahim ve Rukiye Aksu kardeşlerin, bilgisayarları olmadığı için salgın sürecinde eğitimleri sekteye uğradı. Çiftçilikle uğraşan baba İsmail Aksu, çocuklarının uzaktan eğitimlerini devam ettirebilmeleri için Yukarı Çavundur Mahallesi Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği'nden yardım istedi. Dernek Başkanı Osman Şahbudak'ın sosyal medyadan destek çağrısını gören bir kamu hastanesinde güvenlik görevlisi olarak çalışan Ünal Özer, evindeki bilgisayarını engelli kardeşlere hediye etti. Paylaşımı görünce çok duygulandığını belirten Özer, 'Elimde bir bilgisayar olduğunu ve verebileceğimi söyledim. Bu şekilde bilgisayarı kardeşlerimize hediye ettim. Allah yollarını açık etsin. İnşallah hayallerini yerine getirmekte muvaffak olurlar.' diye konuştu. Oğlunun ve kızının okuyup kendi ayakları üstünde durabilmek istediklerini ifade eden İsmail Aksu da imkanı olmadığı için bilgisayar alamadığını die getirdi. Aksu, bilgisayarını bağışlayan Özer'e teşekkür etti. Çubuk Anadolu İmam Hatip Lisesini bitirdikten sonra bu yıl girdiği üniversiteye giriş sınavından elde ettiği başarıyla İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümünü kazanan ve tarih öğretmeni olmak isteyen Halil İbrahim Aksu, yapılan desteğin eğitimlerini tamamlamaları ve hayallerine kavuşabilmek için çok önemli olduğunu söyledi. Özer'e teşekkür eden Aksu, 'Kısıtlı imkanlarla çalışarak 4 yıllık İstanbul Üniversitesini kazandım. Allah razı olsun dernek başkanımız aracı oldu ve Ünal Özer Bey, bana bilgisayar hediye etti. Allah razı olsun ondan, hem ben hem de kardeşim birlikte bu bilgisayarla derslerimizi artık çalışabileceğiz. O olmasaydı derslerimize çalışamayacaktık.' dedi. Bilgisayarla birlikte eğitimine yeniden başlama mutluluğu yaşadığını vurgulayan Rukiye Aksu da 'Uzaktan eğitim ile lise okuyorum. Bilgisayar verdikleri için teşekkür ederim herkese. Hedefim KPSS'ye girmek ve bir kamuda yapabileceğim işe girmek.' ifadelerini kullandı.
Reklam
Güvenlik Görevlisinin Bilgisayar Hediyesi Engelli Kardeşleri Sevindirdi
ANKARA (AA) - Ankara'nın Çubuk ilçesinde biri üniversitede, diğeri lisede eğitim gören engelli 2 kardeşin uzaktan eğitimde ihtiyaç duydukları bilgisayar, hastanede güvenlik görevlisi olarak çalışan hayırseverce karşılandı. İlçe merkezine 23 kilometre mesafedeki Yukarı Çavundur Mahallesi'nde yaşayan ve küçük beyincikteki denge kromozomlarının gelişmemesi nedeniyle 13 yaşlarından itibaren engelli kalan Halil İbrahim ve Rukiye Aksu kardeşlerin, bilgisayarları olmadığı için salgın sürecinde eğitimleri sekteye uğradı. Çiftçilikle uğraşan baba İsmail Aksu, çocuklarının uzaktan eğitimlerini devam ettirebilmeleri için Yukarı Çavundur Mahallesi Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği'nden yardım istedi. Dernek Başkanı Osman Şahbudak'ın sosyal medyadan destek çağrısını gören bir kamu hastanesinde güvenlik görevlisi olarak çalışan Ünal Özer, evindeki bilgisayarını engelli kardeşlere hediye etti. Paylaşımı görünce çok duygulandığını belirten Özer, 'Elimde bir bilgisayar olduğunu ve verebileceğimi söyledim. Bu şekilde bilgisayarı kardeşlerimize hediye ettim. Allah yollarını açık etsin. İnşallah hayallerini yerine getirmekte muvaffak olurlar.' diye konuştu. Oğlunun ve kızının okuyup kendi ayakları üstünde durabilmek istediklerini ifade eden İsmail Aksu da imkanı olmadığı için bilgisayar alamadığını die getirdi. Aksu, bilgisayarını bağışlayan Özer'e teşekkür etti. Çubuk Anadolu İmam Hatip Lisesini bitirdikten sonra bu yıl girdiği üniversiteye giriş sınavından elde ettiği başarıyla İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümünü kazanan ve tarih öğretmeni olmak isteyen Halil İbrahim Aksu, yapılan desteğin eğitimlerini tamamlamaları ve hayallerine kavuşabilmek için çok önemli olduğunu söyledi. Özer'e teşekkür eden Aksu, 'Kısıtlı imkanlarla çalışarak 4 yıllık İstanbul Üniversitesini kazandım. Allah razı olsun dernek başkanımız aracı oldu ve Ünal Özer Bey, bana bilgisayar hediye etti. Allah razı olsun ondan, hem ben hem de kardeşim birlikte bu bilgisayarla derslerimizi artık çalışabileceğiz. O olmasaydı derslerimize çalışamayacaktık.' dedi. Bilgisayarla birlikte eğitimine yeniden başlama mutluluğu yaşadığını vurgulayan Rukiye Aksu da 'Uzaktan eğitim ile lise okuyorum. Bilgisayar verdikleri için teşekkür ederim herkese. Hedefim KPSS'ye girmek ve bir kamuda yapabileceğim işe girmek.' ifadelerini kullandı.
İdare Mahkemesinden, Ankara Barosunun Talebine Ret
ANKARA (AA) - Ankara Barosunun, meslek kuruluşlarının genel kurullarının koronavirüs salgını nedeniyle 1 Aralık 2020'ye kadar ertelenmesine ilişkin kararın yürütmesinin durdurulması istemi İdare Mahkemesince reddedildi.Baro, Sağlık Bakanlığının yazısı ve Koronavirüs Bilim Kurulu'nun tavsiye kararı doğrultusunda kamu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşların genel kurullarının 2 Ocak 2020'den 1 Aralık 2020'ye kadar ertelenmesine ilişkin Ankara İl Umumi Hıfzısıhha Kurulu kararının iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle İdare Mahkemesine dava açmıştı.Dava dilekçesinde 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu'nda baroların olağan genel kurul tarihlerinin belirtildiği, kanunla belirlenen tarihlerin genelgeyle değiştirilemeyeceği savunulmuştu.Barodan yapılan açıklamaya göre, Ankara 5. İdare Mahkemesi, yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verdi. Baro, bu karara karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesi nezdinde itirazda bulunduğunu da duyurdu.Ankara Barosu, olağan genel kurulunu bu ayın ilk haftası yapmayı planlıyordu.
Dışişleri Bakanlığınca "Yunanistan Dışişleri Bakanı'nın Uçağının Bekletildiği" İddiaları Yalanlandı
ANKARA (AA) - Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias'ın uçağının Türkiye hava sahası girişinde kasıtlı olarak bekletildiği yönündeki haberlerin gerçeği yansıtmadığını bildirdi. Aksoy, Bakan Dendias'ın uçağının Türkiye hava sahasına girmeden önce bekletildiği haberlerine ilişkin bir soruya yazılı yanıt verdi. Dendias'ı 14 Ekim'de Irak'a götürüp getirmek üzere Türkiye hava sahasından üst uçuş izni talep edildiğini belirten Aksoy, 'Bu iznin uygun bulunduğu zamanlıca Yunan tarafına bildirilmiştir. Uçağın Irak'ta arızalanması üzerine, Yunanistan tarafı ikinci bir uçak tahsis etmiş, söz konusu uçağın da aynı uçuş izin numarasıyla hava sahamızı kullanmasına vakit kaybetmeksizin izin verilmiştir.' açıklamasında bulundu.Aksoy, Bakan Dendias'ın uçağının Türk hava sahasına girmeden önce bekletildiği haberlerinin kasıtlı olduğunu ve gerçeği yansıtmadığını belirtti. Söz konusu uçağın Irak'tan uçuş planı sunmadan kalktığına dikkati çeken Aksoy, 'Uçuş planları Eurocontrol sistemi aracılığıyla iletilmektedir. Planın iletilmediği bu sistemden de teyit edilmiştir. Anılan uçak hava sahamıza geldiğinde Irak makamlarından plan ivedilikle talep edilmiş, planın alınmasını müteakip uçuş emniyetle gerçekleştirilmiştir.' bilgisini paylaştı.Aksoy, herhangi bir uçağın plansız bir şekilde uçmasının mümkün olmadığının altını çizerek, 'Bu olayda da keyfiyet en başta Yunanistan Dışişleri Bakanı'nın emniyeti için bir zorunluluktur. Konu hakkında Yunan muhataplarımıza da bilgi verilmiştir.' ifadelerini kullandı.
Reklam
Kars'taki Bir Köyde Uygulanan Kovid-19 Karantinası Kaldırıldı
KARS (AA) - Kars'ın Sarıkamış ilçesine bağlı Armutlu köyünde yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında uygulanan karantina sona erdirildi.Valilikten yapılan açıklamada, Kovid-19'un yayılıp toplum sağlığını tehdit etmesinin engellenmesi amacıyla Armutlu köyünün bir süre önce karantinaya alındığı anımsatıldı. Açıklamada, sosyal izolasyonun sağlandığı köyde karantina uygulamasının sonlandırıldığı kaydedildi.
İran'da Ekonomik Sorunların Kaynağı Yaptırımlar Mı Yönetimsel Mi?
İSTANBUL (AA) - ABDOLSALAM SALİMİ POOR - İran'da bazı siyasetçiler, ülkedeki ekonomik ve sosyal sorunları, uluslararası ekonomik yaptırımlarla ilişkilendirse de bazıları, söz konusu sorunların iç yönetimden kaynaklandığını savunuyor.Ülke lideri Ali Hamaney, ABD'nin 18 İran bankası hakkında yaptırım kararı aldığı 11 Ekim'den bir gün sonra askeri öğrencilerin mezuniyet töreninde yaptığı konuşmada, 'Bunu daha önce söylemiştim yine tekrar ediyorum; ülke yöneticileri bilsin ki bizim birçok sorunumuzun nedeni dış kaynaklıdır ama ilacı içeridedir.' ifadelerini kullanmıştı.Bu konuşmadan iki hafta önce ise Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, 'Eğer halk yokluk ve sorunlarla ilgili birini suçlamak istiyorsa adresi Beyaz Saray'dır. Hiç kimse siyasi çıkar amacıyla halka yanlış adres göstermesin.' şeklinde konuyu ele almıştı.Hamaney, daha önceki konuşmalarında da 'Ekonomik sorunların sadece yaptırımlardan kaynaklandığını düşünmek büyük bir hatadır. Ben yaptırımların etkisi yok demiyorum. Ancak son dönemdeki ekonomik sorunların başlıca nedeni yönetimsel performansla ilgili.' demişti.Bu konuda sadece ülke lideri ve cumhurbaşkanı değil, ekonomi, siyaset ve güvenlik alanlarından ileri gelen bazı şahsiyetler de çeşitli görüşler öne sürdüler.'Ne oldu da bu oranlar yer değiştirdi?'İran-Çin Ortak Ticaret Odası Başkanı Esedullah Esgerovladi, geçen yıl ocak ayında yaptığı bir konuşmada, 'Bugün yaşanan sorunların yüzde 90'ı ekonomi bakanı ve devlet yöneticilerinin yanlış kararlarından kaynaklanmakta yüzde 10'u yaptırımlar nedeniyledir. Cumhurbaşkanı (Ruhani) işin başına geldiği 2013 seçimlerinden önce ülke sorunlarının yüzde 80'inin yanlış ekonomik politikalardan, yüzde 20'sinin yaptırımlardan kaynaklandığını söylüyordu. Ne oldu da bu oranlar yer değiştirdi?' diye konuşmuştu.İran Dünya Ticaret Merkezi Başkanı Muhammed Rıza Sebzalipur da aynı günlerde konuyla ilgili olarak ekonomik sorunların daha çok iç kaynaklı olduğu yönünde benzer açıklamalarda bulunmuştu.Sebzalipur, 'Ülke sorunlarının en çok yüzde 20'si yaptırımlar nedeniyledir. Yüzde 80'i ise yanlış devlet politikaları ve yöneticilerin yanlış uygulamalarından kaynaklanmaktadır.' demişti.Oranlarda küçük farklar olsa da İran eski İstihbarat Bakanı Haydar Muslihi, eski Ekonomi Bakanı Yahya Ali İshak ve eski Çalışma ve Sosyal Refah Bakanı Ali Rıza Mısri, İran-İsviçre Ortak Ticaret Odası Başkanı Şerif Nizammafi ve İranlı ekonomi uzmanı Mehdi Pazuki de Sebzalipur gibi düşünenlerden.'Yaptırımlar muhafazakarları güçlendiriyor'Konuyla ilgili AA muhabirine konuşan İranlı İktisadi Politikalar Uzmanı Ali Rıza Salavati, 'Dış yaptırımlar ülke içi daralma ve tıkanmalara neden oluyor, o da muhafazakarların mekanizmasını güçlendiriyor. Ekonomide baskı, özellikle siyasal ekonomideki, zorbalığı, tekelciliği ve yolsuzluğu tetikliyor. Bu nedenle bazı İranlı yetkililer yaptırımları nimet olarak görüyorlar.' değerlendirmesinde bulundu.Ülke lideri Hamaney'in 'Sorunumuzun nedeni dış kaynaklıdır ama ilacı içeridedir.' şeklindeki açıklamasıyla ilgili ise Salavati şunları söyledi:'Hamaney, sosyal bilimlerin en önde gelen muhalifidir. Bunlardan biri ekonomi bilimidir. Ekonominin iki önemli ilkesi var. Hamaney bu her iki ilkeye karşı mesafelidir. Biri kaynakların sınırlı olduğu ilkesidir. Tüm ekonomik sorunların iç kaynaklarla çözülmesini söylemesi, bize kaynakların sınırlı olduğu ilkesine inanmadığını göstermektedir.Ekonomide ikinci ilke, karşılaştırmalı üstünlüklerle sermaye oluşturmaktır. Bu ilkeye göre, sermaye ve üretim İran'a çekilmeli ve dünyayla alış veriş yapılmalıdır. Siz tüm dünyaya savaş ilan ederseniz, kim sermayesini size yatırım için getirir? Sermaye bir yerde emniyet ve güven hissetmediği anda oradan kaçar. Bu nedenle İran'a gelmiyor, Türkiye ve Gürcistan gibi ülkelere gidiyor.''Yapısal reformlar gerekiyor'İranlı ekonomi uzmanı ve İran Meclisi eski Milletvekili Recepali Mezrui, ekonomik sorunların çözümünün yapısal değişiklikler yapmakla mümkün olduğunu ifade etti.Mezrui, 'İran'ın ekonomik krizini etkileyen faktörler; verimsizlik, yolsuzluk, kötü yönetim ve yaptırımların birleşimidir. Bu birleşik hal İran'da çok kötü bir ekonomik durum meydana getirmektedir. Buradan çıkış yolu, iç ve dış politikayı yeniden yönlendirecek yapısal reformlar yapmaktan geçmektedir.' görüşünü dile getirdi.
Libya Ordusu: Hafter Milisleri, Ateşkesi Yeniden İhlal Etti
TRABLUS (AA) - Libya ordusu, ülkenin doğusundaki gayrimeşru silahlı güçlerin lideri Halife Hafter milislerinin, ülkedeki ateşkesi yeniden ihlal ederek ordu birliklerine 4 grad (BM-21) füzesi ile saldırdığını duyurdu.Libya ordusuna bağlı Sirte ve Cufra Ortak Operasyon Dairesi Sözcüsü General Abdulhadi Dırah, basına yaptığı açıklamada, Hafter milislerinin, Sirte'nin batısındaki Buveyrat el-Hassun mevkiinde konuşlanan kuvvetlere grad füzeleriyle saldırı düzenlediğini kaydetti.Dırah, saldırıda ölen veya yaralanan olmadığını kaydetti.Beşinci ihlalLibya Başbakanı Fayiz es-Serrac ve Halife Hafter'in siyasi müttefiki Tobruk Temsilciler Meclisi (TM) Başkanı Akile Salih, 21 Ağustos'ta ateşkes kararı aldıklarını duyurmuştu.Ateşkese rağmen Hafter güçleri, ilk olarak 27 Ağustos'ta 12 füze ile düzenlediği saldırıdan bu yana 5'inci kez ateşkesi ihlal etti. Ordu kaynakları, bu saldırılarda şimdiye kadar zayiat yaşanmadığını aktardı.Kalıcı bir ateşkes kapsamında, Sirte ve Cufra'nın silahtan arındırılmış bölgeler olması, paralı askerlerin ülkeyi terk etmesi ve Başkanlık Konseyi ile genel seçimlerin gelecek mart ayında yapılması öngörülüyor.
Reklam
Yabancı Bayraklı Gemide, 2 Milyon 845 Bin Paket Kaçak Sigara Ele Geçirildi
İSTANBUL (AA) - Zeytinburnu önlerindeki yabancı bayraklı bir gemide 2 milyon 845 bin paket kaçak sigara ile tütün ele geçirildi.Sahil Güvenlik Marmara ve Boğazlar Bölge Komutanlığı ile İstanbul Deniz Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekiplerince yabancı bayraklı ticari gemi kontrol edildi. Kontrolde, geminin ambarlarında yaklaşık 2 milyon 845 bin paket beyan dışı sigarayla 38 bin 433 kilogram tütün ele geçirildi. Olayla ilgili adli ve idari işlemler devam ediyor.
Bahçeşehir Koleji'nden 8 Ve 12'Nci Sınıf Öğrencilerine Seviye Tespit Sınavı
İSTANBUL (AA) - Bahçeşehir Koleji, düzenlediği seviye tespit sınavı ile Liselere Geçiş Sistemi (LGS) ve Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) 2021'e hazırlanan, 8'inci ve 12'nci sınıfa giden ve Bahçeşehir Koleji bünyesinde eğitim almayan her öğrenciye seviyesini öğrenme fırsatı sunuyor.Bahçeşehir Koleji'nden yapılan açıklamaya göre, başarılı olanlar Semra & Enver Yücel (SEY) Vakfı tarafından verilecek eğitim bursu için yapılacak sınava girmeye de hak kazanacak. Bahçeşehir Koleji, dijital deneyimini Türkiye genelindeki 8'inci ve 12'nci sınıf öğrencileri ile paylaşarak dijital ortamda seviye tespit sınavı yapacak. Bahçeşehir Koleji öğrencilerinin yanı sıra tüm okullardan seviyesini öğrenmek isteyen öğrenciler, ücretsiz olarak bu sınava girebilecek.Sınavlar LGS ve YKS formatında olacak8'inci sınıflar için online sınav 24 Ekim'de yapılacak. Sınava son başvuru tarihi ise 22 Ekim olacak. Sonuçlar, 26 Ekim'de açıklanacak.12'nci sınıflar için başvuru tarihi 25 Ekim olacak. 7 Kasım’da Temel Yeterlilik Testi (TYT), 8 Kasım'da ise Alan Yeterlilik Testi (AYT) yapılacak. Sınav sonuçları 10 Kasım'da duyurulacak. Sınava giren öğrenciler SEY Vakfı tarafından verilecek eğitim bursunu kazanabilmek için düzenlenecek bireysel sınava da katılma hakkı kazanacak.Seviye tespit sınavının tüm soru çözüm videolarına dijital eğitim platformu üzerinden ulaşılabilecek.Açıklamada görüşlerine yer verilen Bahçeşehir Koleji Eğitim ve Eğitim Teknolojilerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Dr. Özge Aslan, her çocuğun kaliteli bir eğitimi hak ettiğini belirterek, şunları kaydetti: 'Kurum olarak bu konuda üstümüze düşen görevi en iyi şekilde yerine getirmeye çalışıyoruz. Dijital eğitimin artık hayatımızın bir parçası olduğu gerçeğinden yola çıkarak bu alandaki 10 yıllık deneyimimizi her geçen gün daha da geliştiriyoruz. İsteğimiz tüm öğrencilerin iyi bir eğitim alabilmesi. İşte bu nedenle okul ayrımı yapmadan 8'inci ve 12'nci sınıf öğrencilerini ücretsiz katılabilecekleri bu sınava davet ediyoruz. Başarılı olanlar SEY Vakfı tarafından verilecek eğitim bursunu kazanma şansı yakalayacakları bireysel sınava katılmaya hak kazanacaklar. Belki de yeni bir geleceğe kapı açma şansı yakalayacaklar.'
Reklam
Irak İle Türkiye Arasındaki Uçak Seferleri Yeniden Başladı
BAĞDAT (AA) - Irak yönetimi, bu ayın başında durdurulan Türkiye ile uçak seferlerinin bugünden itibaren yeniden başladığını duyurdu.Irak Sivil Havacılık Kurumu'ndan yapılan yazılı açıklamada, 'Irak ile Türkiye arasında uçuşlar bugünden itibaren yeniden başlatıldı.' ifadesi kullanıldı.Açıklamada, iki ülke arasında haftada 7 uçuş gerçekleştirileceği kaydedildi.Türkiye ile Irak arasındaki uçuşlar 1 Ekim'de durdurulmuştu.Uçuşların neden durdurulduğuna ilişkin Irak tarafından herhangi bir açıklama yapılmamıştı.
Adıyaman'da 89 Ev Karantinaya Alındı
ADIYAMAN (AA) - Adıyaman'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında 89 evde karantina uygulanmaya başlandı.Valilikten yapılan açıklamaya göre, kent merkezinde bazı kişilerin Kovid-19 test sonuçlarının pozitif çıkması üzerine İl Hıfzıssıhha Kurulu yeni kararlar aldı.Karar doğrultusunda farklı mahallelerdeki 89 ev karantinaya alındı.
"Hacca Götürme Vaadiyle Dolandırıcılık" Davası
İSTANBUL (AA) - Yabancı uyruklu kişileri hac ve umreye götüreceğini söyleyerek 28 bin dolar dolandırdığı iddiasıyla hakkında 10 yıla kadar hapis cezası istenen firari sanığın yargılanmasına başlandı.Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, müşteki A.J. katıldı. Firari sanık İmam Türkkan hakkında çıkartılan yakalama emrinin infaz edilmediği belirtilen duruşmada söz verilen müşteki A.J, Sincan Uygur Özerk Bölgesinden olduğunu anlattı.Sincan Uygur Özerk Bölgesinde yaşayan babasının arkadaşlarının kendisinden hacca gitmeleri için yardımcı olmayı istediklerini aktaran A.J, 'Ben İstanbul’da araştırma yaptım. Sanık İmam Türkkan’ın iş yerinde bu tür işlemler yaptığını öğrendim ve iş yerine gittim. Kendisiyle görüştüm. Bana Suudi Arabistan’a vize çıkartabileceğini ve bu işi kişi başı 3 bin 500 dolara yapacağını söyledi. Sonra durumu Doğu Türkistan'daki babama anlattım.' ifadelerini kullandı.Sincan Uygur Özerk Bölgesinden hacca gitmenin yasak olması nedeniyle bu kişilerin işlemleri için Türkiye'ye geldiğini belirten A.J, gelen kişileri 15 Temmuz 2016'da sanığın iş yerine götürdüğünü aktardı.Gelenlerin burada pasaportlarını sanığa verdiğini anlatan A.J, 'Birkaç kez olmak üzere toplamda 28 bin doları vize işlemlerinin yapılması için sanığa verdim. Sanık bize vize işlemlerinin 15 gün içerisinde halledileceğini söylemişti. Ancak aradan geçen süre içerisinde vize işlemleri halledilmedi. Biz kendisini sürekli sıkıştırdığımız halde vize işlemleri ile ilgili bir gelişme olmadı. 6 ayın sonunda vermiş olduğumuz pasaportları geri aldık ancak vize işlemleri yapılamadı.' dedi.Gelen kişilerin paralarını alamadıkları için bu işten kendisini sorumlu tuttuğunu aktaran müşteki A.J, bu nedenle tüm birikiminin elinden gittiğini ve çok mağdur olduğunu belirterek, sanıktan şikayetçi olduğunu söyledi.Mahkeme heyeti, sanık Türkkan hakkında çıkartılan yakalama emrinin infazının beklenmesine karar vererek, duruşmayı erteledi.İddianamedenBakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanık İmam Türkkan’ın iş yeri açarak özellikle Doğu Türkistanlı ve yabancı uyruklu şahısların pasaport, hac ve umre vize işlemleri ile ilgilendiği, müşteki A.J’nin hacca gitmek amacıyla sanığa müracaat ettiği ve bin dolar para ödediği kaydediliyor.Sanık Türkkan’ın vize alamayacağı halde dolandırmak amacıyla başka tanıdıkları varsa onları da hacca gönderebileceği vaadinde bulunarak müştekiyi kandırdığı aktarılan iddianamede, sanığın Afrika ülkelerinde oturum alacağını ve bu oturum üzerinden hac vizesi temin edilebileceğini söyleyerek, müştekiyi ikna ettiği belirtiliyor.İddianamede, müşteki A.J’nin diğer mağdurlara ait toplam 15 pasaportla biner dolar parayı sanığa teslim ettiği ve müştekinin daha sonra da başka mağdurlardan temin ettiği pasaportlarla birlikte toplamda 28 bin dolar parayı sanığa verdiği ifade edildi.Müşteki ve ona güvenerek paralarını veren diğer mağdurların pasaportlarını vizesiz olarak iade eden Türkkan'ın daha sonra ortadan kaybolduğuna yer verilen iddianamede, yapılan tebligatlara rağmen sanığın savunmasının alınamadığı anlatılıyor.İddianamede, sanık İmam Türkkan'ın 'dini inanç ve duyguların istismarı suretiyle dolandırıcılık' ve 'tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı' suçlarından 3 yıldan 10 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması isteniyor.
Anayasa Mahkemesinden "Özel Halk Otobüsü" Kararı
ANKARA (AA) - Anayasa Mahkemesi, trafikte çıkan kavgada muavinin işlediği cinayet nedeniyle trafikten men edilen özel halk otobüsünün sahibine, iş yapamadığı dönemdeki kayıpları için tazminat ödenmemesini hak ihlali saydı. Anayasa Mahkemesinin Resmi Gazete'de yayımlanan kararına göre, İstanbul'da yolcu kapma yarışı nedeniyle 2 özel halk otobüsü personeli arasında kavga çıktı. Kavga sırasında muavin, diğer otobüsteki görevliyi bıçakla yaraladı. Yaralının hayatını kaybetmesi üzerine Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan muavin hapis cezası alırken otobüsün de geçici olarak trafikten men edilmesine karar verildi. Otobüsün işletmecisi ise cinayet olayıyla ilgisinin bulunmadığını belirterek, aracın trafikten men edilmesi nedeniyle iş yapamadığı dönemdeki kayıpları için tazminat istedi. Tazminat talebi reddedilen otobüs işletmecisi Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulundu. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verdi. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için karar yerel mahkemesine gönderildi. Yüksek Mahkemenin gerekçesinde, başvurucunun işleticisi olduğu özel halk otobüsünün 6 ay boyunca trafiğe çıkamaması nedeniyle maddi kayıp yaşadığı belirtildi. Ölüm olayı nedeniyle açılan ceza davasına ilişkin kararda, başvurucunun olaya dahil olduğuna dair bir değerlendirme yapılmadığı vurgulanan gerekçede, tazminat davasında ise 'başvurucunun da karıştığı olay...' demekle yetinildiği kaydedildi.Gerekçede, 'Başvurucunun tutum ve davranışları ile tedbir kararına yol açan kanuna aykırılık arasındaki bağlantının makul şekilde değerlendirilmemesi ve ortaya çıkan zararın giderilmemiş olması dikkate alındığında mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyle başvurucuya şahsi olarak aşırı ve orantısız külfet yüklenmiştir.' ifadelerini yer verildi.
Reklam