Yozgatlı Profesör Köy Okullarını Gezip Öğrencileri Motive Ediyor
YOZGAT (AA) - ÖMER ERTUĞRUL - İlkokulu köyünde, ortaokul ve liseyi devlet okulunda yatılı olarak okuyan Yozgatlı profesör, tek tek köy okullarını gezerek düzenlediği etkinliklerle yol gösterdiği öğrencileri motive ediyor. Bozok Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Böyükata, devlete ve millete olan borcunu, kendisi gibi köylerde okuyan öğrencilere yol göstererek ödemek istiyor. Arkadaşlarından, çeşitli derneklerden ve düzenlediği kampanyalarda topladığı kitapları, gittiği okullarda öğrencilere hediye eden Böyükata, köylerin ismine göre, 'Hisarbey'den Farabi çıkabilir', 'Bayındırhüyük'ten Akşemseddin çıkabilir' gibi isimlerle düzenlediği etkinliklerle öğrencileri motive ediyor. Derslerde öğrencilere, bilim ve bilim adamları hakkında bilgi veren Böyükata, öğrencilerin sorularını cevaplıyor. Öğrenciler de köylerinde bir profesörü ağırlamaktan, onunla ders işleyip sohbet etmekten mutluluk duyuyor.Böyükata, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kendisinin de köyde doğduğunu, ilkokulu köyde okuduğunu anlatarak, Yozgat'ın Çekerek ilçesine bağlı Bayındırhöyük İmam Hatip Ortaokulunda 'Bayındırhüyük'ten Akşemseddin çıkabilir' etkinliği düzenlediğini söyledi. Ortaokul ve liseyi, 'milletin parasıyla, Pazarören'de devlet okulunda, parasız ve yatılı olarak' okuduğunu anlatan Böyükata, 'Bu nedenle köy okullarından gelen talepleri geri çevirmiyorum. Gittiğim yerlerde Farabi'den, İbn-i Sina'dan, Aziz Sancar gibi bilime öncülük etmiş insanlardan bahsediyoruz. Onların hayatlarından örnekler veriyoruz. Bu da öğrenciler arasında merak uyandırıyor.' dedi. Böyükata, gittikleri yöreden de bahsettiklerini kaydederek, 'Yozgat'ta üst düzey birçok devlet adamımız var. Bulunduğumuz köy, Cumhurbaşkanı Yardımcımız Fuat Oktay Bey'in doğduğu köy. Bunlar çocuklarımız için birinci derece motivasyon kaynağı oluyor.' ifadelerini kullandı. 'Biz kendi dönemimizde bir profesörle tanışma fırsatı bulamadık'Çekerek Milli Eğitim Müdürü Zeki Akkan da bir öğretim görevlisinin köy, kasaba demeden gelmesinden mutlu olduklarını dile getirdi. Akkan, 'Biz kendi dönemimizde bir profesörle tanışma fırsatı bulamadık. Bizim çocuklarımız eğitimin başında profesörden ders alma, onun deneyimlerinden faydalanma fırsatı buldu. Hocamıza katkılarından dolayı teşekkür ediyorum. Mustafa Bey'i her zaman köyümüzde görmek istiyoruz.' diye konuştu. Bayındırhüyük İmam Hatip Ortaokulu Müdürü Ahmet Erdem ise Prof. Dr. Mustafa Böyükata ile bir etkinlik düzenlediklerini aktardı. Erdem, okulda normal eğitim öğretimin dışında farklı etkinlik düzenlemeyi çok önemsediklerini dile getirerek, şunları kaydetti:'Ben de köyde okudum büyüdüm, ilk defa profesörü üniversitede gördüm, tanıdım, üniversitede dinledim. Bizim öğrencilerimiz 5. sınıfta profesörle ders yapma imkanı buldu. Bu etkinliğin çocukların ufkunu açma adına büyük bir şans olduğunu düşünüyorum.''Hocamız bize köy okullarından da profesörlerin çıkabileceğini söyledi'Öğrencilerden Meltem Akkan da köylerine ilk defe profesör geldiğini ifade ederek, 'Çok mutlu odum, bize sorular sordu, biz de cevapladık. Aziz Sancar'ı, Akşemseddin'i, bilim insanlarını öğrendik.' dedi. Duygu Geçim de 'Profesör hocamız, bize herkesin bilim insanı olabileceğini söyledi, bize güven verdi. Aziz Sancar köyden çıktı, biz de köy okulunda okuyoruz, biz de profesör olabiliriz.' diye konuştu.Esmanur Karaşahin de profesörle ders yaptıklarını, sohbet ettiklerini aktardı.Karaşahin, 'genelde köy okullarından fazla bir şey çıkmaz' dendiğini anlatarak, 'Hocamız bize köy okullarından da profesörlerin çıkabileceğini söyledi. Bizleri, daha iyi yerlere gelebileceğimiz konusunda motive etti, çok teşekkür ederiz.' ifadelerini kullandı.
"Mağara Cami" Tescil Yolunda
MARDİN (AA) - HALİL İBRAHİM SİNCAR - Mardin'in Midyat ilçesinde Anadolu'nun en eski mağara camilerinden biri olarak bilinen Sarıkaya Camisi'nin tescili için çalışma başlatıldı.Sarıkaya Mahallesi'nde kaya oyularak 650'li yıllarda yapıldığı değerlendirilen, bazı duvar ve kolonlarında görülen ancak tam okunamayan kitabelerin yer aldığı caminin restore edilen kitabesinde Abdurrahman Bin Haddad tarafından 1199 yıl önce yapılan restorasyon ile genişletildiği bilgisi yer alıyor.Biri aktif iki mihrabı bulunan tarihi caminin tescil edilmesi için İl Kültür ve Turizm ile Mardin Müzesi müdürlükleri tarafından çalışma yürütülüyor.'Tescil tamamladıktan sonra restorasyon yapılacak' Mardin Müze Müdürü Abdulgani Tarkan, AA muhabirine, Anadolu'nun bilinen en eski camilerinden biri olan Sarıkaya Camisi'nin tescil edilmesini istediklerini söyledi.Camide bulunan kitabelerden birinde hicri 821 yazılı olduğunu dile getiren Tarkan, 'Ancak buna yapı kitabesi diyemiyoruz. Çünkü yapıda daha eski kitabeler de bulunuyor. Muhtemelen bu, onarım, genişletme kitabesi olarak yazılmış. Kitabe kelime-i tevhid ile başlıyor, sonrasında Abdurrahman Bin Haddad tarafından bu mekanın genişletildiği yer alıyor.' dedi.Yapıda iki ayrı mihrap bulunduğunu dile getiren Tarkan, aktif mihrap dışında dışarıda da bir mihrabın bulunduğunu ancak zamanla tahribata uğradığını aktardı.Tarkan, Anadolu'daki nadir kaya ibadethanelerinden biri olan caminin ibadete açık olduğunu anlatarak, 'Tescil işlemleri tamamladıktan sonra restorasyon ve konservasyon çalışmaları yapılacak. Betonarme eklentiler kaldırıldıktan sonra konservasyon çalışmaları tamamlanacak.' diye konuştu.'Anadolu'nun en eski yapılardan biri'Restorasyon çalışmalarında daha eski tarihlere de ulaşabilme ihtimalinin bulunduğuna işaret eden Tarkan, 'Sözlü tarihe göre Emeviler döneminde yapılmış bir cami. 639 yılında Hz. Ömer'in komutanlarından biri olan İyaz bin Ganem'in bölgedeki İslami fetihlerinden sonra dini yapılar yapıldı. Muhtemelen bu yapı 639 yılından sonra yapılmış, Anadolu'nun en eski yapılardan biri.' ifadelerini kullandı.'Ecdadımızın 650'li yıllarda bu topraklarda yaşadığına ve ibadet ettiğine inanıyoruz'İlçe Milli Eğitim Müdürü Abdulkadir Altay da caminin ibadethane olarak kullanıldığını belirterek, belirli dönemlerde genişletme çalışmaları yapıldığını öğrendiklerini aktardı.'Bu camiye köylüler huzurla gelerek ibadetini yapıyor. Yazın serinlik, kış aylarında ise sıcak bir ortamda, huşu içerisinde ibadetimizi yaptığımız bir yer' diyen Altay, caminin ata yadigarı olduğunu belirtti.Altay, caminin bilinirliğinin artırılması ve restore edilmesi için başlatılan çalışmalardan memnuniyet duyduklarını anlatarak, 'Ecdadımızın 650'li yıllarda bu topraklarda yaşadığına ve bu alanda ibadet ettiğine inanıyoruz.' diye konuştu.Köy muhtarı Mehmet Zeki Tuncer de caminin tescil edilmesi için çalışmalara başlanmasının kendilerini sevindirdiğini aktardı.
Konya'da 3 Mağara Koruma Altına Alındı
ANKARA (AA) - ZEHRA AYDIN TURAPOĞLU - Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Konya'da yürütülen çalışmalar sonucunda pek çok canlıya yaşam alanı oluşturduğu belirlenen 3 mağarayı 'tabiat varlığı' olarak tescil edilerek koruma altına aldı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yapılan çalışmalarla, Türkiye'deki doğal mağaraların jeolojik ve ekolojik özellikleri tespit ediliyor, mağara ekoturizminin potansiyeli artıyor.Turizme açık olup ziyaret edilebilen Karabük Mencilis, Trabzon Çal, Gümüşhane Karaca, Mersin Taşkuyu gibi mağaralar, jeolojik özellikleri bakımından 'dünyada nadir görünen mağaralar' arasında yer alıyor.AA muhabirinin Bakanlıktan aldığı bilgiye göre, Türkiye'de farklı statüler altında korunan ya da henüz koruma altına alınmamış, özellikleri pek fazla bilinmeyen mağaralar bulunuyor.Bakanlık, bu yıl 13 ildeki 62 mağarada araştırma çalışması yürütüyor. Bu çalışmalar sonucunda Konya'daki Güneysınır, Körükini ve Suluin mağaraları 'tabiat varlığı' olarak tescil edilerek koruma altına alındı. Araştırmalar, bu üç mağaranın çok farklı yapıya sahip olduğunu ve pek çok canlıya yaşam alanı oluşturduğunu gösterdi. Güneysınır Mağarası'nda tür tayin çalışmaları devam eden omurgasız canlılar keşfedildiGüneysınır ilçesindeki Güneysınır (Güvercinlik) Mağarası'na 130 metrelik dikey bir inişten geçerek ulaşılıyor. Sadece profesyonel kişilerin iniş yapabileceği mağarada, çok büyük bir galeri bulunuyor.Mağarada yeni tür olma ihtimali yüksek olan ve tür tayin çalışmaları devam eden omurgasız canlılar da keşfedildi.Bakanlıkça 'tabiat varlığı' olarak koruma altına alınan ve araştırmaların devam ettiği Derebucak ilçesindeki Körükini ve Suluin mağaralarında, su samurlarının yaşadığı tespit edildi.
Azerbaycanlı Ressamın En Büyük Hayali Karabağ'da Sergi Açmak
KASTAMONU (AA) - ÖZGÜR ALANTOR - Türkiye başta olmak üzere pek çok yerde resimlerini sergileyen Azerbaycan asıllı Türk vatandaşı ressam Teymur Ağalıoğlu'nun en büyük hayali, Azerbaycan bayrağı dikildikten sonra Karabağ'da resim sergisi açmak. Kastamonu'nun Şenpazar ilçesinde belediyenin ev sahipliğinde Türkiye, Tataristan, Azerbaycan, Bulgaristan, Kırgızistan, Gürcistan, Makedonya ve Rusya'dan 15 ressamın katılımıyla Şenpazar Kızılcasu Uluslararası Resim Çalıştayı gerçekleştirildi. Çalıştaya katılan ressamlardan Ağalıoğlu, AA muhabirine, Türkiye'ye 1991 yılında geldiğini söyledi. Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra Türkiye'ye göç ettiğini anlatan Ağalıoğlu, 'O zaman beni İsveç'e sanatçı olarak davet ettiler. Aynı millet iki devlet olduğu için burada kendi kardeşlerim arasında daha rahat edeceğim diye Türkiye'ye yerleştim.' dedi. Azerbaycan'a saldırarak Ermenistan'ın yayılmacı politikayla hareket ettiğini dile getiren Ağalıoğlu, şöyle devam etti: 'Bunu 1. Dünya Savaşı'nda da yaptılar. Nahçıvan ile Azerbaycan bir bütündü. 1. Dünya Savaşı'nda Nahçıvan ile Azerbaycan'ı ayırdılar. Kafalarındaki plan, 'Önce bunları ayıralım, sonra Nahçıvan'ı, ardından Karabağ'ı alırız ve büyük Ermenistan'ı kurarız.' düşüncesiydi. Kafalarındaki plan kursaklarında kaldı. Sovyetler dağıldıktan sonra da Ermenistan, Ruslar'ın yardımı ile Karabağ'a saldırdı. 30 senedir Karabağ ve Karabağ'a sınır olan illeri Ermenistan zapt etti. Bizimkiler 30 senedir bunu barış yoluyla halletmeye çalıştı ama olmadı. Daha önce de Türkiye'nin yardımları oluyordu, şu anda da çok güzel yardımları var. İki devlet tek millet birbirimize yardım ederek bu beladan kurtulacağız.' Kardeşlerinin Azerbaycan'da olduğunu belirten Ağalıoğlu, 'Biri subaydı. Ermenistan ile mücadele ederken gazi oldu. Biri de şu anda albay. Dualarımız Azerbaycan ile. İnşallah kazanacağız, Karabağ bizimdir.' ifadesini kullandı. Ağalıoğlu, bugüne kadar Türkiye ve yurt dışında çok sayıda sergi açtığına işaret ederek, '1981'de Tiflis Güzel Sanatlar Akademisi'nden mezun olduktan sonra Tiflis'te, Gürcistan'da birkaç sergi açtım. Türkiye'de 35'ten fazla kişisel sergi açtım. Birçok sergiye resim gönderdim. Müzayedelere resimler veriyorum. En büyük hayalim, Karabağ'a bayrağımızı diktikten sonra orada kişisel sergimi açmak.' diye konuştu.
Malatya'dan Avrupa Ülkeleri Ve ABD'ye Dondurulmuş Gıda İhracatı
MALATYA (AA) - Malatya'da Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) desteğiyle 5 ay önce faaliyete geçen fabrikada dondurulan organik ürünler, Avrupa'nın çeşitli ülkeleri ile ABD'ye ihraç ediliyor.Kentte 1. Organize Sanayi Bölgesi'nde (OSB) ihracata yönelik faaliyet gösteren, Malatya ile bölge illerden aldığı çeşitli sebze ve meyveleri işleyen fabrika, istihdama ve ülke ekonomisine katkı sağlıyor.İlerleyen yıllarda çiftçilerle anlaşmalı üretim modeline geçmeyi planlayan fabrikayla Malatya ile bölge illerinde sebze ve meyvelerin üretim miktarlarıyla çeşitliliğinin artması bekleniyor.Fabrikanın müdürü Cengizhan Leventoğlu, AA muhabirine, yaklaşık 5 ay önce TKDK katkısıyla fabrikanın 30 milyon liralık yatırımla faaliyete geçtiğini, henüz yüzde 100 kapasiteye ulaşmadıklarını söyledi.Tarımsal ürünleri, yaş meyve ile sebzeyi işleyerek yurt dışına ihraç etmek amacıyla faaliyette olduklarını, biber, brokoli, ıspanak, karnabahar, çilek, nar, portakal, ahududu, karadut gibi birçok ürünü işleyip satacaklarını ifade eden Leventoğlu, 'Yıllık 5 bin tonluk ürün ihracatı ile 30 milyon dolarlık gelir hedefimiz var.' dedi.Çalışan sayısı 500'e kadar çıkıyorFabrikada istihdam edilen işçi sayısının işlenen ürüne göre değişkenlik gösterdiğini, ortalama 250 olan çalışan sayısının 500'e kadar çıkabildiğini dile getiren Leventoğlu, şunları kaydetti:'Şu an fabrikamızda kapya biber işliyoruz. Biberi küp ve şerit şeklinde doğradıktan sonra donduruyoruz. Önümüzdeki süreçte nar, portakal, karnabahar, pırasa gibi ürünleri de işleyerek dondurmayı planlıyoruz. İşlediğimiz çileği Mersin'den getirdik, kapya biber Adana, Hatay ve Kahramanmaraş'tan geldi. Malatya'dan da kapya biber aldık. Önümüzdeki yıl tarım ürünlerinin üretim kısmını Malatya'da tedarik etmeyi planlıyoruz. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile irtibat halindeyiz, önümüzdeki yıl Malatya'da çilek üretim alanı oluşturularak işleyeceğimiz çileği Malatya'daki çiftçilerden tedarik etmeyi planlıyoruz. Biber, pırasa, ıspanak ve brokoli için de aynı şeyleri düşünüyoruz.'Fabrikalarının saatlik ürün dondurma kapasitesinin 5 ton olduğunu ve bu rakamın ürünün çeşidine göre değişiklik gösterdiğini anlatan Leventoğlu, 'Günlük 20 saat çalıştığımızda 100 tonluk ürünü dondurarak depolayabiliriz. Fabrikamız şu an iki vardiya çalışıyor ve biber donduruyoruz. Daha önceden işlediğimiz çilek, soğan ve havuç gibi ürünleri de ihracata hazır hale getiriyoruz. Ürünleri Amerika, İngiltere, Fransa, Belçika gibi ülkelere ihraç ediyoruz.' diye konuştu.'Bölge için alternatif ürünler geliştirilecek'TKDK Malatya İl Koordinatörü Murat Tunç ise kurumlarının çeşitli sektörlerde yapılan yatırımlara yüzde 40-60 arasında hibe desteği verdiğini, ihracata yönelik üretimde bulunan yatırımların önemli olduğunu dile getirdi.Kentte dondurulmuş tarım ürünleri ihraç etmek amacıyla fabrika kuran firmaya da destek verdiklerini aktaran Tunç, şunları kaydetti:'Burası Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde tek ve ilk. Bu nedenle bizim için çok önemli bir tesis. Alternatif ürünlerin geliştirilmesinde, çiftçilerimizin sözleşmeli tarıma geçmesi açısından önemli bir yatırım. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın tarıma verdiği önem ile Tarım ve Orman Bakanımız Bekir Pakdemirli'nin verdiği destekle bu tür yatırımları hayata geçiriyoruz. Birçok alanda yatırım desteklerimiz mevcut. Bu tesisle sadece ilimiz için değil, bölge için alternatif ürünler geliştirilerek, tarımın gelişmesine katkı sunulacağına inanıyoruz. Bu tür tesisler sözleşmeli tarımın gelişmesine de katkıda bulunacak.'
Endonezya'da "Ters Ev" Fotoğraf Meraklılarının Yeni Mekanı Oldu
CAKARTA (AA) - MAHMUT ATANUR - Endonezya’da eşyaların ters monte edilmesiyle oluşturulan Ters Ev, büyük ilgi görüyor.Bandung kentinde 655 metrekarelik bir alana kurulan 'Upside Down World' adlı Ters Ev’de, ev eşya ve gereçlerinin ters monte edilmesiyle sunulan farklı oda dekorasyonları ziyaretçilere farklı bir fotoğraf çekme mekanı sağlıyor. Kente gelen yerli ve yabancı turistlerin yeni uğrak mekanı olması amacıyla 2016’da inşa edilen Ters Ev’de farklı konseptteki odaların girişinde yer alan görselli açıklamaların yanı sıra görevliler de ilginç poz çekimi konusunda yardımcı oluyor.Bilardo ve Hello Kitty gibi çeşitli tema ve tasarımların da yer aldığı Ters Ev’de eğlenceli dakikalar geçiren ziyaretçiler, 'baş aşağı' çekilmiş fotoğraflarını sıklıkla Facebook ve Instagram gibi çeşitli sosyal medya hesaplarında paylaşıyor.İçerisindeki kafeterya ile ziyaretçilerine dinlenme imkanı sunan turistik mekan, isteyenlere çekilmiş fotoğraflarını belirli ücret karşılığında anında basılı olarak verebilme hizmeti de sağlıyor.İşletme görevlisi Ahmed Ramdani, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Ters Ev’in, farklı fotoğraf çekimi deneyimlemek isteyenler için eşsiz bir mekan haline geldiğini belirterek bölge halkının yanı sıra diğer kentlerden gelen turistlerin için de farklı bir aktivite alanı olduğunu ifade etti.Kullandıkları tüm eşyaların orijinal olduğunu söyleyen Ramdani, Ters Ev’de eşyaların ters yerleştirildiği 15 farklı konseptte oda olduğunu kaydetti.Bogor kentinden gelen ziyaretçi Indah Khairunnisa, 'İnternette Bandung’daki turistik mekanları araştırırken karşıma çıktı. Tasarımıyla baş aşağı duruyormuş gibi fotoğraf çektirmek ziyaretçilere keyifli anlar yaşatıyor.' diye konuştu.Diğer bir ziyaretçi Muhammed Reza da daha önce hiç görmediği ve ilginç fotoğraflar çektirebileceği bir yer olduğu için buraya geldiğini ifade etti.
Reklam
Tek Yumurta İkizi Doktorlar Şifa Dağıtıyor
ADANA (AA) - İSMİHAN ÖZGÜVEN - İlk ve ortaokulun yanı sıra üniversitede de aynı sıraları paylaşan, tek yumurta ikizi Sefa ve Zülfikar Arlıer kardeşler, hekimliklerini de aynı hastanede sürdürüyor.Benzerlikleriyle çoğu zaman doktor arkadaşları ve hastalar tarafından karıştırılan Arlıer kardeşler, görev yaptıkları Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde hastalara derman oluyor. Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Sefa Arlıer, AA muhabirine, ikiz kardeşiyle aynı hastanede görev yaptığını, bundan da büyük keyif ve mutluluk duyduğunu söyledi.Kardeşiyle ilk ve ortaokulu birlikte okuduklarını, lisede ayrıldıklarını ancak üniversitede buna dayanamayıp birlikte Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesini kazandıklarını belirten Arlıer, farklı branşlarda ihtisas yapmanın dışında her şeylerinin birbirine çok benzer olduğunu dile getirdi.Arlıer, tek yumurta ikizi olmaları dolayısıyla özellikle ilkokul yıllarında öğretmen ve arkadaşlarının kendilerini çok fazla karıştırdığını, bu benzerliklerini o dönemde kimi zaman yaramazlık yaptıklarında, 'Ben yapmadım, o yaptı' diyerek karşıdakinin aklını karıştırmak için kullandıklarını anlattı.Artık aynı hastanede farklı branşlarda hastalara şifa dağıtmak için çabaladıklarını aktaran Arlıer, birbirlerini sürekli motive ederek güzel şeyler yapmaya çalıştıklarını ifade etti.Çoğu zaman hastanede arkadaşları ve hastalarının kendilerini karıştırdığını söyleyen Arlıer, 'Aynı şeyleri düşünüyor ve aynı şeylerden hoşlanıyoruz. İkiz olmak özel bir şey. Bu şekilde dünyaya geldiğim için çok mutluyum. Hastalarımız ve arkadaşlarımız bazen bizi karıştırıyorlar. Hastalar gelip, 'hocam size muayene olmuştum.' diyorlar. Hastaya, ben değilim dediğimizde inanmıyor, kimliği gösteriyorum. Kimi zaman kardeşime muayene olmuş kişi bana sonuçları getirip gösteriyor.' diye konuştu.'İlk görenler genellikle ayıramıyorlar'Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi İnme Merkezi Sorumlusu ve Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Zülfikar Arlıer de kardeşiyle çok uyumlu çalıştıklarını, kimi zaman birbirlerine hasta yönlendirdiklerini kaydetti.Çocuklukta kardeşiyle hep aynı giyindiklerini anlatan Arlıer, farklı kıyafet alındığında olay çıkardıklarını, kimi zaman aynı rüyaları bile görebildiklerini dile getirdi.İlkokul öğretmenlerinin kendilerini sürekli karıştırması nedeniyle tahtaya aynı anda kaldırdığını ifade eden Arlıer, 'Hastanede de uzun bir süre arkadaşlarımız aynı kişi olduğumuzu zannettiler. Kimi zaman Sefa yerine benim yanıma gelip, ona soracakları soruyu sordular, daha sonra alıştılar. Kardeşimin birçok hastası bana gelip randevu almaya, raporunu göstermeye çalıştı. Bazen inanmadılar ve kimliğimi göstermek durumunda kaldım. Çünkü ilk görenler genellikle ayıramıyorlar.' dedi.Ellerinden geldiğince hastalara hizmet etmeye ve şifa olmaya çalıştıklarını vurgulayan Arlıer, hekimlik mesleğini çok sevdiklerini, ellerinden geldiğince hastalara hizmet etmenin gayretinde olduklarını sözlerine ekledi.
Otomotiv Sektörü Pandemide De "Gaz Kesmedi"
İSTANBUL (AA) - ABDULSELAM DURDAK - İstihdam, üretim, ihracat, yan sanayi ve yedek parça gibi farklı kanallar üzerinden ekonominin önemli alanlarından birini oluşturan otomotiv sektörü, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında gösterdiği performansla ülke ekonomisinin lokomotifi olmaya devam ediyor. Kovid-19 nedeniyle küresel piyasalardaki dalgalanmaların artırdığı finansal riskler, tedarik zincirlerine ve ihracata yansıyan olumsuz etkiler ve salgınla mücadele tedbirlerinin iç talebe etkileri ülke ekonomilerini zor durumda bıraktı.Özellikle salgının ilk dönemlerinde birçok sektör olumsuz etkilenirken, otomotiv, en fazla etkilenen sektörlerin başında geldi. Otomotiv üreticileri, üretimlerini durdurmak zorunda kaldı. Salgın mart-nisan-mayıs döneminde Avrupa'daki satışlarda büyük kayıplar yaşanmasına neden olurken, Türkiye otomotiv pazarı da salgından olumsuz etkilendi.Kovid-19'un Avrupa'ya kıyasla Türkiye'de daha geç görülmesi, alınan güçlü önlemler ve özellikle ertelenen talepler nedeniyle artan satın alma iştahı gibi nedenler otomotiv satışlarında Türkiye'nin daha güçlü kalmasını sağladı. İhracat tarafında da otomotiv sektörü, ilk şoku atlatmasının ardından güçlü konumunu korumaya devam etti. Ayrıca, kamu bankalarının haziran ayında taşıt kredi faiz oranlarını tarihi düşük seviyelere çekmesi, otomotiv sektöründe de canlanmayı beraberinde getirdi. Otomotiv pazarında yüzde 115,8'lik büyümeAA muhabirinin derlediği verilere göre, gerileyen faiz oranlarının etkisiyle haziranda araç satışları 70 bin 288 adede ulaştı. Temmuzda otomobil ve hafif ticari araç satışı, 87 bin 401 adetle tüm zamanların en yüksek temmuz ayı satış rakamı olarak kayıtlara geçti. Türkiye'de otomobil ve hafif ticari araç pazarı, eylülde geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 115,8 büyüyerek 90 bin 619 adetlik satış rakamına ulaştı. Otomobil satışları, 9 aylık dönemde geçen yıla göre yüzde 70 artarak 388 bin 690 adet olurken, hafif ticari araç pazarı da yüzde 99,2 yükselerek 104 bin 931 adede ulaştı. Bu yılın eylül ayı ile geçen yılın aynı ayı değerlendirildiğinde ise otomobil ve hafif ticari araç pazarı yüzde 115,8'lik büyümeyle 90 bin 619 adet oldu. Bu şimdiye kadarki en yüksek eylül ayı satışı olarak kayıtlara geçti.Türkiye otomobil ve hafif ticari araç pazarı, 10 yıllık eylül ayı ortalama satışlara göre yüzde 52 artış gösterdi. Otomobil pazarı, 10 yıllık eylül ayı ortalama satışlara göre yüzde 62,5 ve hafif ticari araç pazarı da yüzde 22,8 büyüdü. Yıl sonunda satışların 700-750 bin adet seviyelerine ulaşması öngörülüyor.Yüzde 15,7 pay ile ihracat sıralamasında ilk sıradaki yerini koruduSatışların yanı sıra ihracatta da tam gaz devam eden otomotiv, ülke ekonomisinin lokomotif sektörü olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, dünya genelinde Kovid-19 salgınının yoğun etkisiyle şubatta düşmeye başlayan ve nisanda 596 milyon 332 bin dolara kadar gerileyen otomotiv ihracatı, bu aydan sonra yükselmeye başladı ve yükseliş serisini ağustosa kadar sürdürdü. Türkiye'nin otomotiv ihracatı, ağustos ayında gerilemesine karşın eylülde tekrar toparlandı ve bu yıl içerisindeki zirvesine ulaştı. Türkiye ihracatının lokomotifi olan otomotiv sektörünün ihracatı, eylülde bir önceki aya göre yüzde 68,7 artarak 2 milyar 605 milyon 33 bin dolara yükseldi. Otomotiv sektörünün ocak-eylül ihracatı ise otomotiv fabrikalarının bakım, onarım faaliyetleri için üretime ara vermesi ve salgının etkisiyle 2019'un aynı dönemine kıyasla yüzde 24 gerileyerek 17,1 milyar dolar oldu. Toplam otomotiv sanayi ihracatı, bu dönemde yüzde 15,7 pay ile ihracat sıralamasında ilk sıradaki yerini korudu. Ülkeler bazında bakıldığında, eylül ayında otomotiv endüstrisinin gerçekleştirdiği ihracatta AB ülkeleri önemli rol oynadı.Salgının en yoğun hissedildiği dönemler sonrası yavaş yavaş normale dönülmesi, ekonomi yönetiminin iş dünyasını destekleyici adımlarıyla sanayinin çarklarının tekrar dönmeye başlaması, ekonominin toparlanma sürecine girmesi ve sanayi tesislerinin üretime kademeli olarak geri dönmesi, otomotiv sektörünün ihracatını olumlu etkileyen başlıca unsurlar arasında yer aldı. Üretim tarafı da olumlu sinyaller veriyorOtomotiv sanayi üretimi de pandemi döneminde görülen yavaşlamadan çıkış sinyalleri verdi. Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) verilerine göre, geçen yılın eylül ayında 136 bin 236 adet olan otomotiv üretimi, bu yılın aynı döneminde yüzde 4 artarak 142 bin 129 adet seviyesine yükseldi. Yılın 9 ayında ise toplam üretim, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 19 azalarak 854 bin 227 adet, otomobil üretimi de yüzde 18 düşerek 575 bin 761 adet oldu.Otomotiv satış sonrası pazarında satış, üretim ve ihracat artmaya devam ediyor Bu arada, otomotivin önemli bileşenlerinden olan otomotiv satış sonrası pazarında da olumlu gelişmeler yaşandı.Otomotiv Satış Sonrası Ürün ve Hizmetleri Derneği'nin ağustos sektörel değerlendirme anketine göre, ay boyunca sektördeki satış oranları ortalama yüzde 10 arttı. Üretici üyeler arasında ağustosta kapasite kullanım oranı ortalaması yüzde 80'e çıkarken, üyelerin ağustos ayındaki ihracatlarında temmuza göre yüzde 7,34'lük artış kaydedildi.İstihdam korunduAnkette, katılımcıların istihdam durumları da mercek altına alındı. Katılımcıların ağırlıklı olarak istihdam oranlarını koruduğu, dağıtıcı üyelerin personel artışının üretici üyelerinin artışının üzerinde olduğu belirlendi. Söz konusu soruya, katılımcıların yüzde 33'ü 'arttı', yaklaşık yüzde 65'i 'değişiklik yok', yüzde 2,4'ü de 'azaldı' yanıtını verdi.Otomotiv sanayisinin, bundan sonraki seyrini küresel pandeminin gidişatı ve ekonomideki gelişmelere göre belirleyeceği öngörülüyor.
Reklam
Afyonkarahisar'da Otomobiliyle Drift Yapan Sürücüye 6 Bin 141 Lira Ceza
AFYONKARAHİSAR (AA) - Afyonkarahisar'ın Bolvadin ilçesinde otomobiliyle drift yapan sürücüye 6 bin 141 lira para cezası verildi.Yakup Şevki Paşa Mahallesi'ndeki kavşakta gece saatlerinde bir otomobilin drift yaptığını gören vatandaşlar, polise ihbarda bulundu.Polis ekiplerince kısa sürede yakalanan otomobilin sürücüsü M.T'ye 6 bin 141 lira para cezası kesildi. Ekipler, M.T.'nin ehliyetine de 2 ay süreyle el koydu.Öte yandan, çevredeki güvenlik kameralarına yansıyan görüntülere, kavşağa giren otomobil sürücüsünün, kavşakta drift yapması yansıdı.
Malezya'da Yeniden Sokağa Çıkma Yasağının Gelmesi İşletme Sahiplerini Sevindirmedi
KUALA LUMPUR (AA) - ÖMER FARUK YILDIZ - Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının son bir aydır yoğun artış gösterdiği Malezya'da, virüsün yayılmasını durdurmak için kırmızı bölgelerin olduğu yerlerde yeniden ilan edilen kısmi sokağa çıkma yasağı, işletme sahiplerinin işlerini olumsuz etkiledi.Malezya hükümeti, eylülden bu yana salgının sürekli yayıldığı Sabah ve Selangor eyaletleri ile başkent Kuala Lumpur ve idari başkent Putrajaya'da, 14-27 Ekim tarihlerinde kısmi sokağa çıkma yasağı ilan etti.İlk olarak 18 Mart'ta ilan edilen ve yaklaşık 3 ay süren kısmi sokağa çıkma yasağının bu bölgelerde yeniden uygulanması, Kovid-19 nedeniyle geliri azalan esnafı olumsuz etkiledi.Kısmi sokağa çıkma yasağının uygulandığı 4 bölgeye dışarıdan seyahatlerin yasaklanması üzerine, civar kentlerde ikamet eden ve iş için başkent Kuala Lumpur'a gelen çok sayıda ofis çalışanı işlerine evden devam etmek zorunda kaldı.Yasak kapsamında spor salonu, eğlence merkezi, park ve sinema gibi eğlence sektörüne ait işletmeler 27 Ekim'e kadar kepenk kapatırken restoran ve kafeler ise sınırlı sayıda müşteri şartıyla açık kalmayı sürdürdü.'Batmanın eşiğindeyiz'Kuala Lumpur'da bir restoranın sahibi Dev Ananth, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kovid-19 Malezya'ya uğradığından bu yana işlerinin sürekli kötüye gittiğini belirterek 'Batmanın eşiğindeyiz' diyebilirim fakat durumun düzeleceğine dair umudumuzu her zaman koruyor ve bizi destekleyen müşterilerimize inancımızı sürdürüyoruz.' dedi.Ananth, son 7 aydır restoranın ortalama gelirinin yüzde 75 ila 80 azaldığını vurgulayarak 'İnternet üzerinden siparişlerimiz arttı fakat bu, bizim için yeterli değil. Sürekli değişen kurallar nedeniyle insanlar restoran ve kafelere gelmeye çekiniyor. Yasağın ilk gününde bir masada iki kişi sınırlaması olduğu açıklanmıştı, bugün ise dört kişinin bir masada oturabileceğini söylüyorlar.' diye konuştu.'Tişört ve akvaryum malzemesi satarak gelir kazanıyoruz'Kafe işletmecisi Jonathan Ong da Kovid-19 salgınının başlangıcından bu yana işlerinin kötü etkilendiğini belirterek 'Kafeye gelen müşterilerin sayısı azalınca alternatif ürün satışlarına başladık. Son birkaç aydır internet üzerinden baskı tişört ve akvaryum malzemeleri satışı yaparak gelirimizi kazanıyoruz.' ifadelerini kullandı.Ong, kısmi sokağa çıkma yasağı başladığından bu yana kafenin günlük müşteri sayısının 10'u bulmadığını söyleyerek 'Bu duruma artık alıştık. Şu an tek güvencemiz internet üzerinden yaptığımız satışlar.' diye konuştu.Kovid-19 tedbirlerinin daha ağır olduğu mart, nisan ve mayıs aylarına kıyasla şimdiki durumlarının daha iyi olduğunu ifade eden Ong, 'İşletmelere olumsuz etkisine rağmen kısmi sokağa çıkma yasağının yeniden uygulanmasını doğru buluyorum. Zira vakaların kontrolden çıktığı şu zamanlarda insanları evde tutmanın başka bir yolu yok.' dedi.'Kafeye gelenlerin sayısı azaldı'Bir diğer kafe çalışanı Hafız Arif Mohd Redza ise kısmi sokağa çıkma yasağının işletmesine çok büyük zararı olmadığını söyledi.Kafede şef olarak çalışan Hafız Arif, 'Biz genellikle internet siparişlerine ağırlık veren bir işletme olduğumuz için son tedbirler bizi çok fazla vurmadı. Sadece kafeye gelenlerin sayısı azaldı.' ifadelerini kullandı.Hafız Arif, Kovid-19'un başlangıcında işsiz kaldığını ve geçinebilmek için kuryelik ve internet üzerinden yemek satmak gibi birçok işi yaptığını belirterek 'Burada birkaç aydır çalışıyorum. İşsizliğin büyük oranda arttığı bir ortamda bu işi bulabildiğim için Allah'a şükrediyorum.' dedi.
Bm: Yemen'in Taiz Ve Hudeyde İllerinde Tırmanan Çatışmalarda 8 Sivil Öldü
TAİZ (AA) - Birleşmiş Milletler (BM), Yemen'in güneybatısındaki Taiz ve batısındaki Hudeyde illerinde eylül ayının sonlarından bu yana hükümet güçleri ile Husiler arasında meydana gelen çatışmalarda 8 sivilin yaşamını yitirdiğini, onlarcasının yaralandığını açıkladı.Yemen'deki BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisinden yapılan yazılı açıklamada, eylül ayının sonlarından bu yana Hudeyde'de farklı zamanlarda yaşanan çatışmalarda 4 sivilin öldüğü, aralarında kadın ve çocukların bulunduğu 28 kişinin yaralandığı ifade edildi. Taiz ilinde yaşanan çatışmalarda ve top atışlarıyla düzenlenen saldırlarda da 4 sivilin hayatını kaybettiği, 26 sivilin yaralandığı kaydedildi. Açıklamada, BM Yemen İnsani İşler Koordinatörü Lise Grande'nin 'Yemenli masumlar, hala bu savaş yüzünden ölüyor ve sıkıntılara maruz kalıyor.' şeklindeki ifadesine yer verildi. Grande, özellikle yaklaşan kıtlık ve finans kaynaklarının azalmasıyla, çatışmaları sona erdirmek ve diyaloğa geçmek için masada siyasi seçeneklerin olduğuna dikkati çekti. BM kurumları, aylardır Yemen'deki insani yardım planı konusunda ciddi şekilde finans sıkıntısı yaşandığından şikayet ediyor ve milyonlarca insana yardım edilmesi için bağışçılara ivedilikle müdahale çağrısında bulunuyor.Grande daha önceki açıklamasında, BM'nin bu yıl Yemen'e yardım için talep ettiği 3,2 milyar dolardan yalnızca 1 milyar doların toplanabildiği bilgisini paylaşmıştı. Uzun süredir siyasi istikrarsızlığın hüküm sürdüğü Yemen'de, İran destekli Husiler, Eylül 2014'ten bu yana başkent Sana ve bazı bölgelerin kontrolünü elinde bulunduruyor.Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri ise Mart 2015'ten bu yana Husilere karşı Yemen hükümetine destek veriyor.BM'ye göre dünyanın en büyük insani krizlerinden birinin yaşandığı Yemen'de, nüfusun yüzde 80'i insani yardım ve korumaya muhtaç durumda bulunuyor.
Reklam
Lösemi Hastası 9 Yaşındaki Deren Uygun İlik Bekliyor
BALIKESİR (AA) - MİRAÇ KAYA - Balıkesir'in Bandırma ilçesinde yaşayan lösemi hastası 9 yaşındaki Deren Perihan Sevinç için ilik nakli kampanyası başlatıldı. Levent Mahallesi'nde oturan baba Semih ile anne Songül Sevinç'in ikizlerinden biri olan Deren, 2 yaşından 6 yaşına kadar onkoloji hekimlerinden kemik tümörü tedavisi gördü. Tedaviyle şifa bulan Deren, 5 ay önce ise lösemi hastalığıyla karşılaştı.Hem Bursa Uludağ Üniversitesi hem İstanbul Cerrahpaşa ve İstanbul Çapa tıp fakültesi hastanelerinde yapılan tahliller sonucunda MDS ve AML teşhisi konan Deren'in tedavisine 1 ay önce başlandı.Türk Kök Veri Bankası ve Dünya Veri Bankasında uyumlu kök hücre aranan fakat henüz bulunamayan Deren'in tedavileri, 21 gün arayla 7 gün kemoterapi olmak üzere devam ediyor. Sevinç ailesi, destek olan yakınları ve Türk Kızılayın da yardımlarıyla uygun iliğin bulunması için kampanya başlattı. Bandırma Nikah Salonu önündeki Kızılay aracında, 21-22-23 Ekim'de, gönüllü donör için numune kabul edilecek. 'Bizim başımıza geldi, herkesin başına gelebilir'Bir restoranda garsonluk yapan baba Semih Sevinç, AA muhabirine, ilik nakli için yardım beklediklerini söyledi. Sevinç, hastalığın herkesin başına gelebileceğini belirterek, şöyle konuştu: 'Kimse başımıza gelmez diye düşünmesin. Herkesin başına gelebilecek bir hastalıktır. Tedavi için gittiğimiz yerlerde birçok insanın bu hastalıkla karşı karşıya olduğunu görüyoruz. Zor bir süreç, maddi ve manevi destek ihtiyacı duyduğumuz bir süreç. Bu hastalık çıkar amaçlı da kullanılıyor, bazı iyi niyetleri suistimal edebiliyor. Doğru insanlarla, doğru iletişime geçilmesi ve hocaların dediğine harfiyen uyulması gerektiğini düşünüyorum. Bizim başımıza geldi, herkesin başına gelebilir.' Türkiye'de bağış oranının çok düşük olduğunu öğrendiklerini ifade eden Sevinç, 'Bağışçı olarak bir hayata can oluyorsunuz, bunu kelimelerle ifade etmek gerçekten çok zor. Aileden, çevreden ve arkadaşlardan destek aldığınız sürece yenilmeyecek bir hastalık değil. Her geçen gün tıp ilerlediği için insanı rahatlatan haberler alıyoruz. Bu tür hastalıklarda eşe, dosta, arkadaşa çok ihtiyacımız var. Çevremizde olan insanlar bizden yardımlarını esirgemesinler.' diye konuştu.'Bu hastalığı kızımla beraber yeneceğiz' Songül Sevinç de bir anne olarak bu durumun çok zor olduğunu vurguladı. Bir an önce kök hücrenin bulunmasını isteyen anne Sevinç, zorlu süreci atlatmak istediklerini dile getirdi. Sevinç, kendileri gibi bağış bekleyen çok kişi olduğunu belirterek, 'Onlara da umut olunsun istiyoruz. Çok zor değil, sadece üç tüp kan verilecek ve onun arkasından doğru kan bulunacak, biz hayata tekrardan tutunacağız. İnanıyorum ki bu hastalığı kızımla beraber yeneceğiz. Bu savaşı sürdüreceğiz ve bitecek. Deren ikizinden ve bizlerden ayrılmayacak. Güçlü olmak zorundayız, yüreğimiz acıyor ama yıkılmanın bize faydası yok. Dik durmak zorundayız. Bu durumu atlatacağımıza inanıyorum.' ifadelerini kullandı. 'Büyüyünce veteriner olmak istiyorum'Deren'in ikiz kardeşi Görkem Recep Sevinç ise kardeşi için üç tüp kan istedi. Recep Görkem, 'Tek düşündüğüm şey kardeşimin iyileşip de onunla beraber oynamak. Deren'le denize gitmek, dışarda oynamak, her yere gidip gezmek istiyorum ama bunları kardeşim iyileşirse yapabileceğiz. O yüzden herkesten üç tüp kan istiyoruz.' dedi. Sokakta bol bol oynamak istediğini ifade eden 9 yaşındaki Deren, şunları söyledi: 'En çok da arkadaşlarımla tatile gitmek istiyorum. Okulların açılmasını istiyorum. Büyüyünce veteriner olmak istiyorum, hayvanları çok seviyorum, köpekleri çok seviyorum. Teyzemin köpeği var, o yüzden veteriner olmak istiyorum. Sadece üç tüp kan verilmesini istiyorum. Hastanedeki hemşire ve doktor ablaları çok seviyorum.'
Msb'den Azerbaycan'ın Bağımsızlık Günü Klibi
ANKARA (AA) - Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Azerbaycan'ın 18 Ekim Bağımsızlık Günü dolayısıyla klip hazırladı.TRT Genel Müdürlüğünün katkılarıyla hazırlanan klip, MSB'nin Twitter hesabından 'Canım, gözüm, Azerbaycan. İnanıyoruz ki gelecek yıl bağımsızlık gününüzü zafer alkışlarıyla ve daha coşkulu kutlayacağız.' mesajıyla paylaşıldı.MSB Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Türk Armoni Yıldızları Orkestrası tarafından çalınan, sözleri Ahmed Cavad, müziği Emin Sabitoğlu, orkestra düzenlemesi Bando Yüzbaşı Aziz Diker'e ait 'Can Azerbaycan' adlı eseri Azerbaycanlı sanatçı Azerin'in seslendirdiği klipte, Türkiye ile Azerbaycan silahlı kuvvetleri tarafından müşterek yapılan tatbikat görüntüleri ile Nuri (Killigil) Paşa komutasındaki Kafkas İslam Ordusu'nun 1918'de Bakü'ye giriş görüntülerine yer verildi.
Bayrak Aşığı Muhtar 120 Evin Duvarına Ay Yıldız Resmetti
DENİZLİ (AA) - SEBAHATDİN ZEYREK - Denizlili mahalle muhtarı Onur Karakuş'un evlerin duvarlarına resmettiği Türk bayrakları görenleri gururlandırıyor.Acıpayam ilçesine 13 kilometre uzaklıktaki 150 haneli Ovayurt Mahallesi'nin muhtarı 2 çocuk babası Onur Karakuş, milletin, FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimine karşı gösterdiği destansı mücadeleyi unutturmamak için önce kendi ikametinin duvarına daha sonra da gelen istek üzerine diğer evlere Türk bayrağı çizmeye başladı.Binaların özellikle yola bakan cephelerine al bayrağı resmeden Karakuş, aradan geçen zaman içinde 6 mahalleden gelen talebi karşıladı ve evlerin duvarlarını Türk bayrakları ile donattı.Şimdiye kadar 120 evin duvarına Türk bayrağı çizen Karakuş, görenlerin de taktirini topluyor.Muhtar Onur Karakuş, AA muhabirine, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra içinde katlanarak büyüyen vatan ve bayrak sevgisini bir yerlere yansıtmayı amaçladığını belirtti.Önce kendi evinin duvarına Türk bayrağını çizdiğini anlatan Karakuş, şöyle konuştu:'Darbe gecesi köydeydim. Yaşananları televizyondan izledik. 15 Temmuz gecesi gerçekleştirilen hain darbe girişiminde ülkemizin bağımsızlığını, demokrasiyi ve namusunu korumak için hayatını feda eden şehitleri anmak ve onları unutturmamak için önce evimin duvarına Türk bayrağımızı çizdim. Daha sonra tüm mahalledeki evlerin duvarlarını Türk bayrakları resmiyle donattım. Elimden geldiğince içimizdeki vatan ve bayrak sevgisini bu şekilde paylaşmak istedim. Çok güzel tepkiler alıyorum. Civar köylerdeki arkadaşlarım beni tebrik ediyor. Şu ana kadar 120 evin duvarına bayrağımızı çok şükür nakşettik. Tek başıma olduğum için taleplere yetişemiyorum. Azcık sabretsinler gelip bayrağımızı çizeceğim.'Bayrak sevgisini çok önemsediğini dile getiren Karakuş, bundan dolayı da farkındalık oluşturmaya çalıştığını sözlerine ekledi. Evinin duvarına Türk bayrağı çizilen mahalle sakinlerinden Ümmühan Kuşcu de muhtar Karakuş'a duyarlı davranışından dolayı teşekkür etti.
Reklam
Doğu'da Gece En Düşük Sıcaklık Sıfırın Altında 5 Dereceyle Ardahan'da Ölçüldü
ERZURUM (AA) - Doğu Anadolu Bölgesi'nde, gece en düşük hava sıcaklığı, sıfırın altında 5 dereceyle Ardahan'ın Göle ilçesinde kaydedildi. Meteoroloji 12. Bölge Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, bölge genelinde hava, parçalı ve az bulutlu olacak.Sıcaklığın mevsim normallerinin 2 ila 4 derece üzerinde seyredeceği bölgede, rüzgar güneyden hafif, zaman zaman orta kuvvette esecek. Gece en düşük hava sıcaklığı Ardahan'da sıfır, Ağrı'da 1, Erzurum'da 4, Iğdır'da 6, Erzincan'da 7, Kars'ta sıfırın altında 1 derece ölçüldü.Ardahan'ın Göle ilçesi ise sıfırın altında 5 dereceyle bölgede gece hava sıcaklığının en düşük ölçüldüğü yerleşim yeri oldu. Gün içinde en yüksek sıcaklığın Erzincan'da 26, Iğdır'da 25, Ağrı'da 24, Kars'ta 23, Erzurum'da 22 ve Ardahan'da 21 derece olması bekleniyor.
Kerkük'te Deaş Saldırısı: 3 Ölü
KERKÜK (AA) - Irak'ın Kerkük kentinin kuzeydoğusunda bir köye terör örgütü DEAŞ mensupları tarafından düzenlenen saldırıda 3 kişinin öldüğü belirtildi.Kerkük Polis Müdürü Ali Kemal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, DEAŞ'lı teröristlerin Kerkük'ün kuzeydoğusundaki Şoker köyüne saldırı düzenlediğini söyledi.Saldırının Kerkük'e bağlı Şuvan ilçesi yakınlarında meydana geldiğini aktaran Kemal, DEAŞ mensuplarının Şoker köyünün girişinde bir sivil aracı durdurduklarını ve otomatik silahlarla taradıklarını ifade etti.Kemal, saldırı sonucu araçta bulunan 3 kişinin öldüğünü kaydetti. Teröristlerin olay yerinden kaçtığını belirten Kemal, bölgede operasyon başlatıldığını dile getirdi.DEAŞ, Haziran 2014'te Musul, Salahaddin ve Enbar vilayetlerinin tamamı ile Diyala ve Kerkük vilayetlerinin bir kısmını ele geçirmiş, söz konusu bölgeler yıllar içinde örgütten geri alınmıştı. Eski Irak Başbakanı Haydar el-İbadi, 9 Aralık 2017'de örgüte karşı zafer kazanıldığını duyurmuştu.DEAŞ'ın bölgeden çıkarılması ve kentlerin geri alınmasının üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen, örgütün özellikle Kerkük, Diyala, Musul, Salahaddin ve Enbar vilayetlerinin kırsal bölgelerinde saldırıları devam ediyor.
Reklam
Reklam