onedio
Yabancı Bayraklı Gemide, 2 Milyon 845 Bin Paket Kaçak Sigara Ele Geçirildi
İSTANBUL (AA) - Zeytinburnu önlerindeki yabancı bayraklı bir gemide 2 milyon 845 bin paket kaçak sigara ile tütün ele geçirildi.Sahil Güvenlik Marmara ve Boğazlar Bölge Komutanlığı ile İstanbul Deniz Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekiplerince yabancı bayraklı ticari gemi kontrol edildi. Kontrolde, geminin ambarlarında yaklaşık 2 milyon 845 bin paket beyan dışı sigarayla 38 bin 433 kilogram tütün ele geçirildi. Olayla ilgili adli ve idari işlemler devam ediyor.
Bahçeşehir Koleji'nden 8 Ve 12'Nci Sınıf Öğrencilerine Seviye Tespit Sınavı
İSTANBUL (AA) - Bahçeşehir Koleji, düzenlediği seviye tespit sınavı ile Liselere Geçiş Sistemi (LGS) ve Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) 2021'e hazırlanan, 8'inci ve 12'nci sınıfa giden ve Bahçeşehir Koleji bünyesinde eğitim almayan her öğrenciye seviyesini öğrenme fırsatı sunuyor.Bahçeşehir Koleji'nden yapılan açıklamaya göre, başarılı olanlar Semra & Enver Yücel (SEY) Vakfı tarafından verilecek eğitim bursu için yapılacak sınava girmeye de hak kazanacak. Bahçeşehir Koleji, dijital deneyimini Türkiye genelindeki 8'inci ve 12'nci sınıf öğrencileri ile paylaşarak dijital ortamda seviye tespit sınavı yapacak. Bahçeşehir Koleji öğrencilerinin yanı sıra tüm okullardan seviyesini öğrenmek isteyen öğrenciler, ücretsiz olarak bu sınava girebilecek.Sınavlar LGS ve YKS formatında olacak8'inci sınıflar için online sınav 24 Ekim'de yapılacak. Sınava son başvuru tarihi ise 22 Ekim olacak. Sonuçlar, 26 Ekim'de açıklanacak.12'nci sınıflar için başvuru tarihi 25 Ekim olacak. 7 Kasım’da Temel Yeterlilik Testi (TYT), 8 Kasım'da ise Alan Yeterlilik Testi (AYT) yapılacak. Sınav sonuçları 10 Kasım'da duyurulacak. Sınava giren öğrenciler SEY Vakfı tarafından verilecek eğitim bursunu kazanabilmek için düzenlenecek bireysel sınava da katılma hakkı kazanacak.Seviye tespit sınavının tüm soru çözüm videolarına dijital eğitim platformu üzerinden ulaşılabilecek.Açıklamada görüşlerine yer verilen Bahçeşehir Koleji Eğitim ve Eğitim Teknolojilerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Dr. Özge Aslan, her çocuğun kaliteli bir eğitimi hak ettiğini belirterek, şunları kaydetti: 'Kurum olarak bu konuda üstümüze düşen görevi en iyi şekilde yerine getirmeye çalışıyoruz. Dijital eğitimin artık hayatımızın bir parçası olduğu gerçeğinden yola çıkarak bu alandaki 10 yıllık deneyimimizi her geçen gün daha da geliştiriyoruz. İsteğimiz tüm öğrencilerin iyi bir eğitim alabilmesi. İşte bu nedenle okul ayrımı yapmadan 8'inci ve 12'nci sınıf öğrencilerini ücretsiz katılabilecekleri bu sınava davet ediyoruz. Başarılı olanlar SEY Vakfı tarafından verilecek eğitim bursunu kazanma şansı yakalayacakları bireysel sınava katılmaya hak kazanacaklar. Belki de yeni bir geleceğe kapı açma şansı yakalayacaklar.'
Irak İle Türkiye Arasındaki Uçak Seferleri Yeniden Başladı
BAĞDAT (AA) - Irak yönetimi, bu ayın başında durdurulan Türkiye ile uçak seferlerinin bugünden itibaren yeniden başladığını duyurdu.Irak Sivil Havacılık Kurumu'ndan yapılan yazılı açıklamada, 'Irak ile Türkiye arasında uçuşlar bugünden itibaren yeniden başlatıldı.' ifadesi kullanıldı.Açıklamada, iki ülke arasında haftada 7 uçuş gerçekleştirileceği kaydedildi.Türkiye ile Irak arasındaki uçuşlar 1 Ekim'de durdurulmuştu.Uçuşların neden durdurulduğuna ilişkin Irak tarafından herhangi bir açıklama yapılmamıştı.
Adıyaman'da 89 Ev Karantinaya Alındı
ADIYAMAN (AA) - Adıyaman'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında 89 evde karantina uygulanmaya başlandı.Valilikten yapılan açıklamaya göre, kent merkezinde bazı kişilerin Kovid-19 test sonuçlarının pozitif çıkması üzerine İl Hıfzıssıhha Kurulu yeni kararlar aldı.Karar doğrultusunda farklı mahallelerdeki 89 ev karantinaya alındı.
"Hacca Götürme Vaadiyle Dolandırıcılık" Davası
İSTANBUL (AA) - Yabancı uyruklu kişileri hac ve umreye götüreceğini söyleyerek 28 bin dolar dolandırdığı iddiasıyla hakkında 10 yıla kadar hapis cezası istenen firari sanığın yargılanmasına başlandı.Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, müşteki A.J. katıldı. Firari sanık İmam Türkkan hakkında çıkartılan yakalama emrinin infaz edilmediği belirtilen duruşmada söz verilen müşteki A.J, Sincan Uygur Özerk Bölgesinden olduğunu anlattı.Sincan Uygur Özerk Bölgesinde yaşayan babasının arkadaşlarının kendisinden hacca gitmeleri için yardımcı olmayı istediklerini aktaran A.J, 'Ben İstanbul’da araştırma yaptım. Sanık İmam Türkkan’ın iş yerinde bu tür işlemler yaptığını öğrendim ve iş yerine gittim. Kendisiyle görüştüm. Bana Suudi Arabistan’a vize çıkartabileceğini ve bu işi kişi başı 3 bin 500 dolara yapacağını söyledi. Sonra durumu Doğu Türkistan'daki babama anlattım.' ifadelerini kullandı.Sincan Uygur Özerk Bölgesinden hacca gitmenin yasak olması nedeniyle bu kişilerin işlemleri için Türkiye'ye geldiğini belirten A.J, gelen kişileri 15 Temmuz 2016'da sanığın iş yerine götürdüğünü aktardı.Gelenlerin burada pasaportlarını sanığa verdiğini anlatan A.J, 'Birkaç kez olmak üzere toplamda 28 bin doları vize işlemlerinin yapılması için sanığa verdim. Sanık bize vize işlemlerinin 15 gün içerisinde halledileceğini söylemişti. Ancak aradan geçen süre içerisinde vize işlemleri halledilmedi. Biz kendisini sürekli sıkıştırdığımız halde vize işlemleri ile ilgili bir gelişme olmadı. 6 ayın sonunda vermiş olduğumuz pasaportları geri aldık ancak vize işlemleri yapılamadı.' dedi.Gelen kişilerin paralarını alamadıkları için bu işten kendisini sorumlu tuttuğunu aktaran müşteki A.J, bu nedenle tüm birikiminin elinden gittiğini ve çok mağdur olduğunu belirterek, sanıktan şikayetçi olduğunu söyledi.Mahkeme heyeti, sanık Türkkan hakkında çıkartılan yakalama emrinin infazının beklenmesine karar vererek, duruşmayı erteledi.İddianamedenBakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanık İmam Türkkan’ın iş yeri açarak özellikle Doğu Türkistanlı ve yabancı uyruklu şahısların pasaport, hac ve umre vize işlemleri ile ilgilendiği, müşteki A.J’nin hacca gitmek amacıyla sanığa müracaat ettiği ve bin dolar para ödediği kaydediliyor.Sanık Türkkan’ın vize alamayacağı halde dolandırmak amacıyla başka tanıdıkları varsa onları da hacca gönderebileceği vaadinde bulunarak müştekiyi kandırdığı aktarılan iddianamede, sanığın Afrika ülkelerinde oturum alacağını ve bu oturum üzerinden hac vizesi temin edilebileceğini söyleyerek, müştekiyi ikna ettiği belirtiliyor.İddianamede, müşteki A.J’nin diğer mağdurlara ait toplam 15 pasaportla biner dolar parayı sanığa teslim ettiği ve müştekinin daha sonra da başka mağdurlardan temin ettiği pasaportlarla birlikte toplamda 28 bin dolar parayı sanığa verdiği ifade edildi.Müşteki ve ona güvenerek paralarını veren diğer mağdurların pasaportlarını vizesiz olarak iade eden Türkkan'ın daha sonra ortadan kaybolduğuna yer verilen iddianamede, yapılan tebligatlara rağmen sanığın savunmasının alınamadığı anlatılıyor.İddianamede, sanık İmam Türkkan'ın 'dini inanç ve duyguların istismarı suretiyle dolandırıcılık' ve 'tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı' suçlarından 3 yıldan 10 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması isteniyor.
Anayasa Mahkemesinden "Özel Halk Otobüsü" Kararı
ANKARA (AA) - Anayasa Mahkemesi, trafikte çıkan kavgada muavinin işlediği cinayet nedeniyle trafikten men edilen özel halk otobüsünün sahibine, iş yapamadığı dönemdeki kayıpları için tazminat ödenmemesini hak ihlali saydı. Anayasa Mahkemesinin Resmi Gazete'de yayımlanan kararına göre, İstanbul'da yolcu kapma yarışı nedeniyle 2 özel halk otobüsü personeli arasında kavga çıktı. Kavga sırasında muavin, diğer otobüsteki görevliyi bıçakla yaraladı. Yaralının hayatını kaybetmesi üzerine Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan muavin hapis cezası alırken otobüsün de geçici olarak trafikten men edilmesine karar verildi. Otobüsün işletmecisi ise cinayet olayıyla ilgisinin bulunmadığını belirterek, aracın trafikten men edilmesi nedeniyle iş yapamadığı dönemdeki kayıpları için tazminat istedi. Tazminat talebi reddedilen otobüs işletmecisi Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulundu. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verdi. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için karar yerel mahkemesine gönderildi. Yüksek Mahkemenin gerekçesinde, başvurucunun işleticisi olduğu özel halk otobüsünün 6 ay boyunca trafiğe çıkamaması nedeniyle maddi kayıp yaşadığı belirtildi. Ölüm olayı nedeniyle açılan ceza davasına ilişkin kararda, başvurucunun olaya dahil olduğuna dair bir değerlendirme yapılmadığı vurgulanan gerekçede, tazminat davasında ise 'başvurucunun da karıştığı olay...' demekle yetinildiği kaydedildi.Gerekçede, 'Başvurucunun tutum ve davranışları ile tedbir kararına yol açan kanuna aykırılık arasındaki bağlantının makul şekilde değerlendirilmemesi ve ortaya çıkan zararın giderilmemiş olması dikkate alındığında mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyle başvurucuya şahsi olarak aşırı ve orantısız külfet yüklenmiştir.' ifadelerini yer verildi.
Reklam
Yangın Ve Afetlerde Kaybedilen Orman Varlığının Yeniden Kazanılması İçin Tdv'den Kampanya
ANKARA (AA) - Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) başta Hatay, Osmaniye, Kahramanmaraş ve Trabzon olmak üzere yurt içinde özellikle yangın ve afetler sonucu kaybedilen orman varlığının yeniden kazanılabilmesi için '1 İyilik 1 Fidan' sloganıyla kampanya başlattı. TDV Mütevelli Heyeti 2. Başkanı İhsan Açık, yaptığı yazılı açıklamada, ülkelerin en önemli yer üstü zenginlikleri arasında yer alan ve bütün canlıların nefes kaynağı olan ormanların korunması gerektiğini vurguladı.Ormanları geliştirerek geleceğe daha yeşil bir Türkiye bırakmak için '1 İyilik 1 Fidan' sloganıyla kampanya başlattıklarını belirten Açık, ormanları korumanın her ferdin asli görevi olduğuna dikkati çekti.Türkiye'de ve dünyanın dört bir yanında eğitim, sosyal hizmetler gibi hayata dokunan birçok alanda faaliyet yürüttüklerini dile getiren Açık, şunları kaydetti:'Çevreye, yeşile yönelik çalışmalar da gerçekleştiriyoruz. 'Sizden herhangi biriniz kıyamet kopuyor olsa dahi elindeki fidanı diksin.' diye buyuran bir Peygamber'in ümmeti olarak bu konuda hassasiyet göstererek başlatmış olduğumuz kampanyamız toplumun her kesiminden büyük ilgi görüyor. Toprağa emanet edilmiş bir ağaç, mahalleye, semte, şehre hatta topluma ve bütün insanlığa emanet edilmiş bir değerdir. Ecdattan aldığımız mirası en iyi şekilde geleceğe aktarabilmek için gayret gösteriyoruz.' Kampanyayla ilk etapta yangınlardan zarar gören Hatay, Osmaniye, Trabzon ve Kahramanmaraş'ta orman varlığının yeniden kazanılmasını hedeflediklerini belirten Açık, 'Vatandaşlarımız, iyilik seferberliğimizin katlanarak büyümesi ve ağaç sevgisinin milli bir seferberlik haline dönüşmesi, bütün canlıların nefes kaynağı, ülkemizin ciğerleri ormanlarımızın yeniden hayat bulması, geleceğe daha yeşil bir Türkiye bırakmak için 'BAĞIŞ' yazıp 5601'e göndererek 10 lira bağışta bulunabilir ya da 'bagis.tdv.org' adresimiz ile mobil uygulamamızdan online bağış yapabilirler.' bilgisini verdi.
Halk Sağlığı Uzmanından "El Yıkandığında Bulaşıcı Hastalıkların Üçte Birini Önlemek Mümkün" Uyarısı
EDİRNE (AA) - Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, doğru el yıkamayla bulaşıcı hastalıkların en az üçte birini önlemenin mümkün olduğunu belirtti.Yorulmaz, 'Dünya El Yıkama Günü' dolayısıyla AA muhabirine yaptığı açıklamada, salgınla birlikte el yıkamanın öneminin daha fazla anlaşıldığını söyledi. Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de el yıkama konusunda sorunlar bulunduğunu dile getiren Yorulmaz, el yıkamanın bulaşıcı hastalıklardan korunmada son derece önemli olduğunu ifade etti.Gün içerisinde farkına varmadan dokunulan her yerin mikroplarla dolu olduğuna dikkati çeken Yorulmaz, 'Dokunduğumuz her yerden ellerimize çok sayıda mikrop bulaşıyor. Bu mikropları da günde ortalama 25 defa dokunarak yüzümüze, oradan da vücudumuza bulaştırıyoruz. Dokunduğumuz yerdeki kimyasal maddeler gibi başka kirleticiler de sağlımızı etkiliyor.' dedi.Yorulmaz, el yıkamada temel olarak su ve sabun kullanılması gerektiğini aktardı.'Hava yoluyla bulaşan hastalıkların da yaygınlaşacağı bir dönem'Yapılan çalışmaların, su ve sabunun etkisini el dezenfektanıyla elde etmenin mümkün olmadığını gösterdiğini vurgulayan Yorulmaz, şöyle devam etti:'Eğer erişebiliyorsak mutlaka su ve sabunla el yıkamamız doğru olacaktır. El yıkamak bütün bulaşıcı hastalıklardan korunmada önemli. El dezenfeksiyonu, ellerin yıkanması koronavirüsten korunmada da son derece önemli. Koronavirüs hastalığının girmekte olduğumuz mevsimle birlikte başımıza daha çok dert açacağını biliyoruz.Hava yoluyla bulaşan hastalıkların da yaygınlaşacağı bir dönem. El yıkama bu tür hastalıkların tümü için koruma sağlıyor. Bunun dışında gıdalarla bulaşan hastalıklar, sindirim sistemiyle bulaşan ishal gibi hastalıklardan da korunmada el yıkama son derece önemli. Bulaşıcı hastalıkların azalmasında yapılan çalışmalara göre ilaçlardan çok daha etkili el yıkama. El yıkandığında bulaşıcı hastalıkların en az üçte birini önlemek mümkün. 'Yorulmaz, tuvalete girmeden, diş fırçalamadan ve yemek hazırlamadan önce de ellerin yıkanması gerektiğine işaret etti. Kovid-19 el yıkama sıklığını değiştirdiVatandaşlardan Serpil Şinikçi de koronavirüs salgınıyla birlikte el yıkama alışkanlığının da değiştiğini söyledi.Salgın döneminde el yıkamanın ne kadar önemli olduğunu anladıklarının altını çizen Şinikçi, 'Bizler gerek mesleğimiz gerekse ailemiz ve kendimiz için ellerimizi sık sık sabunla yıkıyoruz. El yıkamanın da tabii ki bazı püf noktalarını öğrendik. Uzmanların verdiği tavsiyeler doğrultusunda ellerimi sık sık yıkıyorum.' diye konuştu.Levent Yaçi de Türk halkı olarak çok zor bir süreçten geçtiklerini, her zamankinden daha çok hijyen ve temizliğe önem verdiklerini anlattı.Yaçi, koronavirüsle birlikte günlük el yıkama sayısının arttığını belirterek, 'Eskiden bir veya iki kez elimizi yıkıyorsak şimdi en az 10 defa yıkıyoruz. Lütfen kurallara uyalım. Koronavirüsten kurtulmak istiyorsak temizliğimize dikkat edelim.' ifadelerini kullandı.Yuşa Yılmaz ise pandemi döneminde hijyenin ne kadar önemli olduğunu gördüklerini, temizliğin de el yıkama ile başladığını vurguladı.
Reklam
Arakanlı Müslüman Mültecilere Destek İçin Uluslararası Donörler Konferansı Düzenlenecek
CENEVRE (AA) - Arakanlı Müslüman (Rohingya) mültecilere acil insani destek sağlamak amacıyla Birleşmiş Milletler (BM) öncülüğünde 22 Ekim'de uluslararası donörler konferansı gerçekleştirilecek.Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), Avrupa Birliği (AB), ABD ve İngiltere'nin iş birliğinde düzenlenecek konferansa ilişkin ortak yazılı açıklama yapıldı.Organizasyon, 22 Ekim'de video konferans yöntemiyle gerçekleştirilecek.Bu yıl Arakanlı Müslümanlar için talep edilen uluslararası bağış miktarının yarısının dahi toplanamadığı vurgulanan açıklamada, '(Konferansın) ortak ev sahipleri, Arakanlı Müslümanlar, ev sahibi topluluklar ve Myanmar'da ülke içinde yerinden edilmiş kişilerin acil ihtiyaç duyduğu finansmanı tedarik etmek için uluslararası topluma çağrıda bulunacak.' ifadesi yer aldı.Açıklamada, BM'nin bu yıl Bangladeş'teki Arakanlı Müslüman mültecilerin insani ihtiyaçlarını karşılamak için 1 milyar dolardan fazla tutar için yardım çağrısında bulunduğu fakat bu miktarın yarısının dahi toplanılamadığına işaret edildi. Ayrıca yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının bölgede insani durumu daha da kötüleştirdiğine dikkat çekildi.Açıklamada, uluslararası donörler konferansının Arakanlı Müslümanların evlerine veya seçtikleri başka bir bölgeye 'gönüllü, güvenli, onurlu ve sürdürülebilir' şekilde geri dönmeleri çağrısını yinelemek için bir fırsat olacağına vurgu yapıldı.'Rohingya halkı korkunç bir vahşete maruz kaldı'ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Stephen Biegun, ülkesinin Arakanlı Müslüman mülteciler, diğer yerinden edilmiş kişilerlerle bunlara ev sahipliği yapan ülkelere destek olmak amacıyla AB, BMMYK ve İngiltere ile birlikte uluslararası yardım çağrısında bulunmasından gurur duyduğunu belirtti.İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab ise 'Rohingya halkı korkunç bir vahşete maruz kaldı ve akla gelebilecek en kötü koşullarda evlerini terk etmek zorunda bırakıldı. Yaptırımlar da dahil olmak üzere bu sistematik şiddetin mimarlarına karşı önlemler aldık ve sorumlulardan hesap sormaya devam edeceğiz.' ifadesini kullandı.AB Komisyonunun Kriz Yönetiminden Sorumlu Üyesi Janez Lenarcic de 'Arakanlı Müslümanların geçtiği bu kritik zamanda' AB olarak tam destek sağlamaya devam edeceklerini vurguladı.BM Mülteciler Yüksek Komiseri Filippo Grandi ise 'Rohingya halkıyla dayanışma, temel ihtiyaçlarını karşılamaktan daha fazlası anlamına gelir. Mülteciler de herkes gibi onurlu bir yaşam hakkına, güvenli ve istikrarlı bir gelecek inşa etme hakkına sahiptir.' değerlendirmesinde bulundu.Arakanlı Müslümanlara etnik temizlikMyanmar'da 1982'de kabul edilen yasayla vatandaşlık haklarını kaybeden Arakanlı Müslümanlar, 'devletsiz' sayılıyor.Halihazırda 135 ayrı etnik grubun resmi olarak tanındığı Myanmar'da, radikal milliyetçi Budistler, Arakanlı Müslümanların tanınmasına karşı çıkıyor.Myanmar'ın Arakan eyaletinde 2012'de Budistler ile Müslümanlar arasında çatışmalar çıkmış, olaylarda çoğu Müslüman binlerce kişi katledilmiş, yüzlerce ev ve iş yeri ateşe verilmişti.Arakan'daki sınır karakollarına 25 Ağustos 2017'de düzenlenen eş zamanlı saldırıları gerekçe gösteren Myanmar ordusu ve Budist milliyetçiler, kitlesel şiddet eylemleri başlatmıştı.BM'ye göre, Ağustos 2017'den sonra Arakan'daki baskı ve zulümden kaçıp Bangladeş'e sığınanların sayısı 900 bine ulaştı.BM ve uluslararası insan hakları örgütleri, Arakanlı Müslümanlara yönelik şiddeti 'etnik temizlik' ya da 'soykırım' olarak adlandırıyor.
Kırklareli'nde Koronavirüsle Mücadelede Yeni Aşamaya Geçildi
KIRKLARELİ (AA) - Kırklareli Valisi Osman Bilgin'in, 'kentte yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vakalarının nisan ayına göre 3 kat arttığını' açıklamasının ardından il genelinde Kovid-19 tedbirleri seferberliği başlatıldı.Vali Bilgin, dün Kovid-19'a karşı yeni bir seferberlik başlattıklarını belirterek, 'Bundan sonra sokak, cadde, ev, köy ve mahalle karantinaları yapacağız. Polis ve jandarmamızın da çalışma düzenini değiştiriyoruz. Gerekirse çalışma saatlerini de değiştireceğiz.' açıklamasında bulunmuştu.Bilgin'in talimatıyla salgınla mücadelede yeni aşamaya geçildi. Kolluk kuvvetleri, maske ve sosyal mesafe kuralına uyulup uyulmadığına ilişkin denetimlerine ağırlık verdi.Diğer müdürlükler ve belediyeler de sorumluluk alanlarıyla ilgili çalışmalarını artırdı.Vatandaşlar kural ihlali yapanların affedilmemesini istiyorGerçekleştirilen denetimler ile kentte maske takma oranının önceki güne göre arttığı gözlemlendi. Denetimlerde çok az sayıda kişinin maskesini koluna veya çenesine taktığı görüldü.Vatandaşlardan Mevlüt Tunç, AA muhabirine, sokakta maskesiz dolaşanları gördüğünde şaşırdığını söyledi.Bazılarını maske takmaları konusunda uyardıklarını ancak zaman zaman tepkiyle karşılaştıklarını anlatan Tunç, 'Maske takmayanlar sorumsuz kişilerdir. Bunun şakası yok herkes, dikkatli olmalı.' dedi.Vali Bilgin'in, kentte vakaların 3 kat arttığı açıklamasını duyunca endişelendiklerini ifade eden Tunç, herkesten kurallara uyma noktasında daha fazla hassasiyet beklediklerini belirtti.Hüseyin Kahya da salgından topyekun mücadele ile kurtulunabileceğine dikkati çekti.Aksi halde bu salgının bitmesinin mümkün olmadığına işaret eden Kahya, 'Vali beyi tebrik ederim. Artırdılar denetimi, daha da artırsınlar. Maske takmayanlar cezalandırılsın, affedilmesin. Bu salgından herkesin kurallara uyması sonucu kurtulabiliriz, yoksa herkes uysa bir kişi uymasa bu yine geçmez.' diye konuştu.
Reklam
Türkiye Uzay Ajansı Başkanı Yıldırım: "Kazakistan'da Önemli İş Birliği Potansiyeli Görüyoruz"
NUR SULTAN (AA) - Türkiye Uzay Ajansı Başkanı Serdar Hüseyin Yıldırım, Kazakistan ile uzay sanayisi konusunda önemli iş birliği potansiyeli gördüklerini söyledi.Yıldırım, Kazakistan temasları kapsamında yaptıkları görüşmelerin sonuçlarını gazetecilere değerlendirdi.Kazakistan'da Baykonur Uzay Üssü'nün bulunduğunu ve uzay sanayisinin geliştiğine dikkati çeken Yıldırım, 'Kazakistan'da önemli iş birliği potansiyeli görüyoruz.' dedi. Yıldırım, Türkiye ile Kazakistan'ın uzay sanayisindeki potansiyelinin bir iş birliği içerisinde çalışılması halinde daha güzel sonuçlara hızlı şekilde ulaşabileceklerini vurguladı.Ziyaret kapsamında Kazakistan Uzay ve Havacılık Komitesiyle iş birliği mutabakat zaptı imzaladıklarına işaret eden Yıldırım, 'Bu, iki ülkenin imkanlarını birlikte daha iyi değerlendirme fırsatı sağlayacak. Zaten bunu iki taraf da arzu ediyor. Çünkü bizim Türkiye olarak geliştirdiğimiz uydu imalatında özellikle önemli altyapılar var. Burada da belli kabiliyet ve kapasiteler var. Bunların birleşmesi halinde dünya ile daha rahat rekabet edebilir hale gelebiliriz.' diye konuştu.Yıldırım, mutabakat zaptına istinaden gelecek ay iki taraftan uzmanların katılacağı bir teknik komite oluşturacaklarını, daha sonra iki ülkenin kabiliyetlerine göre geliştirdikleri projeleri değerlendireceklerini dile getirdi. Kazakistan ile uzayla ilgili fırlatma teknolojileri, yerden yapılan gözlem gibi sahada birçok iş birliği imkanı olduğuna dikkati çeken Yıldırım, başka ülkelerin de Kazakistan ile yapacakları projelere katılabileceklerini aktardı.Yıldırım, 'Türkçe konuşan milletler topluluğu var. Neden daha yaygınlaştırmayalım, daha çok devletlerle bir araya gelip daha büyük güç oluşturup dünya ile rekabet edecek hale gelmeyelim. Bu manada projeleri ciddi olarak inceleyerek hem iki ülkenin menfaatleri açısından hem de diğer ülkelerin de katılımını sağlayacak şekilde geliştirmeyi düşünüyoruz.' değerlendirmesinde bulundu.Kazakistan'ın haberleşme uydu sistemi için bir Türk firmasının teklif verdiğini ve ihalenin bu ay sonuçlanabileceğini belirten Yıldırım, 'Bunun sonucuna göre Türkiye'deki şirketimiz bu ihaleyi kazanırsa inşallah Kazakistan'ın uydusunu da bizim yapma fırsatımız olacak.' ifadesini kullandı.
Tekirdağ'da 4 Bin Sentetik Uyuşturucu Hap Ele Geçirildi
TEKİRDAĞ (AA) - Tekirdağ'da bir araçta, 4 bin sentetik uyuşturucu hap ele geçirildi.İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, TOKİ kavşağında 59 ABP 031 plakalı aracı durdurdu. Araçta yapılan aramada 4 bin sentetik hap bulundu.Gözaltına alınan S.S'nin emniyetteki işlemleri devam ediyor.
Reklam
Reklam
Dikey Bahçeler Havadaki Kirleticileri Filtreliyor, Sera Gazı Salınımını Azaltıyor
İSTANBUL (AA) - ZEYNEP RAKİPOĞLU - Çevre Mühendisi Prof. Dr. Mustafa Öztürk, dikey bahçe sistemlerinin havadaki kirleticileri filtre ettiğini belirterek, 'Aynı zamanda karbondioksit dediğimiz sera gazı salınımının azalmasına neden oluyor. Ayrıca bulunduğu bölgenin iklimini pozitif etkiliyor.' değerlendirmesini yaptı. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin (İBB) şehir genelinde kara yolu kenarındaki duvarlarda bulunan dikey bahçeleri kaldırarak, yerine 'Konuşan Duvarlar Projesi' kapsamında grafiti çalışması başlatması tartışmalara yol açtı. Daha önce Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşarlığı ve Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Çevre Mühendisliği Bölüm Başkan Yardımcılığı, İBB Çevre Koruma ve Geliştirme Daire Başkanlığı görevlerinde bulunan Çevre Mühendisi Prof. Dr. Mustafa Öztürk, dikey bahçelerin kaldırılmasına ilişkin, AA muhabirine değerlendirmede bulundu. İstanbul'da kişi başına düşen yeşil alanın kent genelinde yaklaşık 5 metrekare olduğunu, Avrupa ülkelerinde kişi başına 15 ile 50 metrekare arasında yeşil alan düştüğünü dile getiren Öztürk, Dünya Sağlık Örgütü'nün şehirlerde kişi başına düşen yeşil alanın asgari 9 metrekare olmasını istediğini aktardı. Yaklaşık 15 milyonu barındıran İstanbul'un yeşil alan fakiri bir şehir olduğunu, bunun insan sağlığı ve ekolojik denge üzerinde olumsuz etkiler meydana getirdiğini ifade eden Öztürk, kentteki yeşil alan miktarının artırılması için Millet Bahçeleri gibi yeni park alanları yapılması, dere yataklarının ve yolların yeşil koridorlara dönüştürülmesi, sahillerin ağaçlandırılması ve yeşil olmayan dokuları yeşil alana dönüştürücü planların uygulamaya konulması gerektiğini belirtti. Bu önemli projelerden birinin de Avrupa ve Amerika'nın birçok şehri ile dünyadaki pek çek ülkede yaygın olarak uygulanan dikey bahçe ve yaşanabilir duvar sistemi olduğuna işaret eden Öztürk, çoğu şehirde ekolojik hayatı yaşatmak ve kişi başına düşen yeşil alanı artırmak için dikey bahçeler yapıldığını anlattı. İstanbul'da bugüne kadar yapılan yeşil duvarların 45 bin metrekare, Berlin'de ise bu değerin yaklaşık 250 bin metrekare olduğunu kaydeden Öztürk, şöyle konuştu:'Dikey bahçelerde amaç, şehrin havasını kaliteli hale getirmek, egzozdan çıkan kirlilikleri azaltmak. Egzozdan çıkan kirleticiler insan sağlığı ve çevre için çok zararlı. Buradan da en fazla çıkan kirleticilerden bir tanesi azot oksitler, diğeri de PM2.5 ve PM10 dediğimiz ince partikül maddeler. Bu partiküller solunum yoluyla ciğerlere kadar ulaşıyor ve sağlık üzerinde çok ciddi olumsuz etkiler meydana getiriyor. Hava kirliliği ölçümünün insan sağlığı üzerindeki bağlantısını kurarken 2 kirleticiye bakarız. Birincisi azat oksit, ikincisi de PM2.5 kirleticileri. Bu iki kirletici artarsa o şehirde ölüm ve hastalık oranları da artar. Bu kirleticileri durdurmak için yeşil koridorlar, yeni park alanları ve yeşil duvarlar yapılmalı.''60 metrekarelik dikey bahçe yılda 40 ton hava kirleticisini filtreliyor' Dikey bahçelerin sadece Türkiye'de değil, dünyanın değişik ülkelerinde de uygulanan bir metot olduğunu dile getiren Öztürk, 'Bu gelecekte ülkelerin daha fazla yayınlaştıracağı ve uygulayacağı bir teknoloji. Türkiye de bu teknolojiye uzak kalmamalı. Yıkarak değil de yaparak, daha kaliteli hale getirerek, şebeke suyu yerine yağmur suyunu kullanarak ve sistemi iyileştirerek bu yapı daha iyi noktaya taşınabilir.' değerlendirmesinde bulundu. Prof. Dr. Öztürk, dikey bahçe sistemlerinin sağladığı yararlara ilişkin şu bilgileri verdi:'Bu yapılar havadaki kirleticileri filtre ediyor. Aynı zamanda karbondioksit dediğimiz sera gazı salınımının azalmasına neden oluyor. Ayrıca, bulunduğu bölgenin iklimini pozitif etkiliyor. Mesela, 60 metrekarelik bir alandaki dikey bahçe uygulaması, bulunduğu ortamda yılda 40 ton hava kirleticisini filtre ediyor. Egzozlardan çıkan ağır metalleri önemli oranda filtre ediyor. Yani 60 metrekare bir alanda 15 kilogram ağır metali filtre edebiliyor. Ağır metaller de solunum yoluyla ciğerlere kadar ulaştığında kanser etkisi yapıyor. Öte yandan, 1 metrekare alanda 2,3 kilogram karbondioksiti yutuyor, yani emiyor. Yerine de yine 1 metrekarede 1,7 kilogram oksijen yani taze hava salımlıyor. Böylece bulunduğu yerde denge sağlanıyor.' 'İnsanların yoğun olduğu yerlerde canlıyı kaldırıp da cansıza dönülmez'Dikey bahçeler konusunda İBB'nin çözüm odaklı davranması, sistemi ekonomik olarak işletecek modeli araştırarak, iyileştirme yapması gerektiğini dile getiren Öztürk, 'Bir yerde can var, hava kirliliğini ve sera gazını azaltıyor, yeşil alanı artırıyor. İnsanların daha mutlu ve huzurlu olmasına katkı sağlıyor, stresini ve asabiyetini azaltıyor, moralini düzeltiyor. Böyle olumlu ve pozitif etkisi var. Siz bunların hepsini kaldırıyorsunuz. Çevre profesörü olarak diyorum ki bunu iyileştirseydiniz, canlandırsaydınız, cansız bir şeye yönelmeseydiniz. İnsanların yoğun olarak geçtiği yerlerde cansız bir yapı yapılmaz, canlıyı kaldırıp da cansıza dönülmez. İtirazım buna. Zaten İstanbul beton yığını, beton yığınının içinde yine bir beton yapıyı göze alıp bu şekle dönülmez. Park ve Bahçeler Daire Başkanı da bunu savunamaz. O da bir profesör, orada öyle bir fotoğraf veremez. Çünkü o, şehrini canlandırmak ve yaşatmak için uğraşmalı, betonlaşmak için uğraşmamalı.' ifadelerini kullandı. Öztürk, beton üzerine grafiti uygulamalarının yağış rejiminden etkilenmeyen, tren ve metroların geçtiği yer altlarındaki galerilere yapılabileceğini söyledi. Dikey bahçe sistemlerinin insan trafiğinin yoğun olduğu, ağaçla, çalı ve bitkilerin olmadığı, toprağın minimum seviyede olduğu ya da hiç olmadığı cadde, yol ve meydanlarda uygulanabileceğini belirten Öztürk, şunları kaydetti:'Dikey bahçe sistemi 2 şekilde uygulanabilir. Birincisi, etrafında hiç toprak olmayan duvarların yeşil alana dönüştürülmesi. Duvarda yeşilliklerin yerleştirilmesi için alt yapı hazırlanıyor. Sonra çeşitli bitki türleri saksılarla yerleştiriliyor ve bu alanlar canlı hale getiriliyor. İkincisi de üst kısmı toprak olan duvarların yeşillendirilmesi. Bu konuda İBB'deyken sarmaşık türünü çok önemsedik ve yoğunlaştırdık. Üst kısmında toprak olan duvarlara sarmaşıklar ektik ve onu yola saldık. Böylece yoldaki o çirkin görüntüyü yok edip, sarmaşıklarla bu doğal örtüyü korumak mümkün.''Keşke yeşil alandan değil de başka alanlardan tasarruf edilse'Prof. Dr. Öztürk, dikey bahçelerin ve yeşil koridorların artırılmasının önemini vurgulayarak, 'Yurt dışındaki örnek incelenmeli ve geliştirilmeli. İstanbul'da yeşil alan bakımından yapılacak birçok iş var. Yıkarak değil, yaparak geliştirmek gerek. 'Tasarruf edeceğiz.' deniliyor. Keşke yeşil alandan değil de başka alanlardan tasarruf edilse. Pahalılığa devam edilmesini de kesinlikle kabul etmiyorum. Bunun ekonomik hale getirilerek, geliştirilmesini öneriyorum. Betonları boyayarak İstanbullunun havasına nefes verilmez. İstanbul'un yeşil alana ihtiyacı var.' diye konuştu. Meksika'da dikey bahçe ve yeşil koridor uygulamalarında şebeke suyu yerine yağmur suyu kullanıldığını, akıllı sulama, gübreleme ve ilaçlama tekniğiyle bitkilere can verildiğini anlatan Öztürk, dikey bahçelerde bulunulan yerin iklim şartlarına uygun bitki ekiminin önemine dikkati çekti. 'Yeşil alan candır, kelebektir, kuştur, arıdır, börtü böcektir.' diyen Öztürk, yeşil alanların sadece insanlar değil bütün canlılar için gerekli olduğunu sözlerine ekledi.
İsedak Sermaye Piyasası Düzenleyicileri Forumu Yıllık Toplantısı Gerçekleştirildi
İSTANBUL (AA) - İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi (İSEDAK) tarafından düzenlenen Sermaye Piyasası Düzenleyicileri Forumu'nun 9'uncu yıllık toplantısı 13-14 Ekim'de çevrimiçi olarak gerçekleştirildi.Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) açıklamasına göre, İSEDAK'a üye ülkelerin sermaye piyasası kurumlarına yönelik düzenlenen foruma Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Filistin, İran, Kuveyt, Lübnan, Malezya, Maldivler, Pakistan, Tunus, Türkiye ve Ürdün'den yetkili otoritelerin temsilcileri katıldı. Öte yandan Arap Sermaye Piyasası Düzenleyici Otoriteleri Birliği, Batı Afrika Ülkeleri Merkez Bankası, İslam Ülkeleri İstatistik, Ekonomik, Sosyal Araştırma Eğitim Merkezi (SESRIC) ve İSEDAK Koordinasyon Bürosu da foruma katılım sağladı. Forumun bu yılki toplantısında, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında ülkelerin sermaye piyasası otoritelerinin finansal piyasalarının işleyişine ilişkin aldığı tedbirler, Kovid-19 sonrası sürdürülebilirlik ve finansal teknolojiler (FinTech) alanında beklenen değişimler, İSEDAK Gayrimenkul Değerler İşlem Linki (Crescent Link), İslami Finans-FinTech çalışmaları, Azerbaycan Merkez Bankası ve Sermaye Piyasası Kurulu tarafından gerçekleştirilen teknik iş birliği çalışmaları değerlendirildi.Temel amacı 'İİT'ye üye ülkelerde sermaye piyasası alanındaki düzenleyici otoritelerin idari kapasitelerinin artırılması, sermaye piyasaları ve muhtemel iş birliğinin geliştirilmesi' olan foruma ve toplantıya ilişkin bilgilere 'http://www.comceccmr.org' bağlantısından ulaşılabiliyor.
Peugeot, Yeni Ürünlerini "Peugeot Show" İle Tanıtacak
İSTANBUL (AA) - Peugeot, yeni amiral gemisi ürünlerini 'Peugeot Show' ile sanal ve canlı ortamda tanıtacak. Peugeot'dan yapılan açıklamaya göre, yenilikçi çözümler sunan Peugeot, bu ay hem sanal hem de canlı ortamda çok özel bir etkinlik düzenliyor. Marka, bu kapsamda düzenlediği 'Peugeot Show'da yeni amiral gemisi ürünlerini etkileyici bir 3D fuar ile tanıtacak. Buna bağlı olarak stant ziyaretinden sipariş aşamasına kadar tüm müşteri yolculuğu dijitalleşecek.Paris Otomobil Fuarı'nın (Mondial de l'Auto) yokluğunda, Peugeot Store'un tanıtımı ile müşterilerin yeni araçlarını satın almalarına ve finansman koşulu seçimlerine, eski araçlarına takas desteği verilmesine ve yeni araçlarının ücretsiz olarak teslim edilmesine olanak tanıyan tamamen çevrim içi ilk satış sitesi, yenilikçi bir çözüm ile müşterilerine ve potansiyel müşterilerine yeni modelleri keşfetme fırsatı sunuyor.'Peugeot Fuar' operasyonu iki bölümden oluşacak, 14-31 Ekim'de, özel olarak hazırlanmış bir site üzerinden internet kullanıcıları, Peugeot'nun yeni ürünlerini sanal bir fuar ortamında (Peugeot standı bir internet platformunda 3D olarak yeniden yapılandırılıyor) yakından inceleme fırsatı buluyor. Sanal Peugeot standı, markanın yeni ürünlerini akıllı telefon, tablet veya PC üzerinden keşfetmek için site içinde 360 derece gezinme fırsatı tanıyor.Sanal Peugeot standında kullanıcılara sunulan 3 farklı evren ise şu şekilde:'Yepyeni Peugeot 508 Sport Engineered ile neo performans,Elektrikliye geçiş: Peugeot 208 ve Peugeot SUV 2008’in elektrikli versiyonları, yeni Peugeot SUV 3008 ve Peugeot 508'in hibrit versiyonları, Yeni modeller : Yeni Peugeot SUV 3008 ve Peugeot SUV 5008.'Öte yandan, 15-25 Ekim'de, yeni Peugeot SUV 3008 ve SUV 5008 de dahil olmak üzere tüm yeni ürünler fiziksel bir stantta, canlı bir fuar üzerinden sergilenecek. Ürün uzmanları, canlı sunumlar yapacak ve e-satıcılar, müşterilerin satın alma sürecini fuara özel avantajlarla uzaktan sonuçlandıracak.Canlı showroom, 15-25 Ekim'de 09.00 -19.00 saatleri arasında kesintisiz olarak, 16 Ekim ve 23 Ekim'de saat 21.00'e kadar iki gece seansı ile açık olacak.Ziyaretçiler, Sanal Peugeot standına ve canlı shrowrooma 'salon.peugeot.fr' adresi üzerinden ulaşabilecek.
Reklam