onedio
Eski Irak Başbakan Yardımcısı: "İsrail'le Normalleşme İçin Ortam Uygun"
BAĞDAT (AA) - Eski Irak Başbakan Yardımcısı Baha Araci, İsrail ile ilişkilerin normalleştirilmesi için ortamın uygun olduğunu ve bu karara ilişkin önceliklerin Şii dini merci tarafından belirleneceğini söyledi.Araci, katıldığı bir televizyon programında, 'Irak'ın İsrail ile ilişkileri normalleştirme sürecini başlatabileceği' iddialarını değerlendirdi. Eski Başbakan Yardımcısı, 'İsrail ile normalleşme için ortam gayet uygun. Normalleşme kararına ilişkin öncelikler de Necef'ten açıklanabilir.' ifadesini kullandı.Sunucunun detay vermesi için ısrar etmesi üzerine Araci, 'Başka soru sorma, benden bu kadar.' demekle yetindi.Araci'nin 'Necef' ifadesiye Şiilerin en büyük dini merci Ayetullah Ali es-Sitani'yi işaret ettiği belirtiliyor.Öte yandan Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr'a yakın sosyal medya hesabından, Araci'nin açıklamalarına tepki gösterildi.Araci, aynı zamanda eski Sadr Hareketi mensubu olarak da biliniyor. Irak hükümeti ve Sistani'nin ofisinden ise konuya ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadı. Baha Araci, 2014'teki Başbakan Haydar el-İbadi hükümetinde Başbakan Yardımcılığı görevini yürütmüştü.
Sivas'ta Sağlıkçılar Ambulans Şoförü Olmak İçin Zorlu Parkurlarda Ter Döktü
SİVAS (AA) - Sivas'ta, 4'ü kadın 12 sağlık personeli, ambulans sürüş sertifikası alabilmek için zorlu parkurlarda eğitime tabi tutuldu. 112 Acil Sağlık Hizmetlerinde görev yapan acil tıp teknikeri ve paramediklere, ihtiyaç halinde ambulans kullanabilmeleri için eğitim verildi.Zincir takma ve lastik sökme gibi zorlu görevlerin de aralarında bulunduğu eğitimin son gününde sağlıkçılar ambulans sürüş sertifikası alabilmek için ter döktü. Yeni 4 Eylül Stadyumu yanındaki alanda yapılan eğitimde 12 sağlıkçı, 'etrafında dönüş, slalom, kaçamak manevra, t sokak, kontrollü fren ve panik fren' parkurlarını en kısa sürede tamamlamaya çalıştı.Sivas 1 Nolu Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonunda acil tıp teknisyeni olarak görev yapan Remziye Deniz, 4 günlük zorlu bir eğitime tabi tutulduklarını söyledi.Ambulans sürüş teknikleri eğitiminde zorlu parkurlardan geçtiklerini belirten Deniz, 'Kadınlar olarak her yerde, bütün alanlarda kendimizi geliştirip gösterdiğimiz gibi ambulans sürüşünde de göstermeye devam edeceğiz. Dilerim sahaları hep beraber geçeriz. Yaşama yol verelim.' dedi.Eğitimi başarıyla tamamlayan sağlıkçılara ambulans sürüş sertifikası verilecek.
Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiirleriyle Anıldı
İSTANBUL (AA) - SAADET FİRDEVS APARI - Çocuk Vakfı'nın kurucusu ve yazar Mustafa Ruhi Şirin, vefatının 12'nci yılında şair Fazıl Hüsnü Dağlarca'yı anmak için, İspanya'dan getirilen zeytin ağacının altında usta şairin “Türkçe Katında Yaşamak”, “Bu Eller Miydi” “Anneme Verdiğim Söz” şiirlerini okudu.AA muhabirine Dağlarca'nın Türk edebiyatındaki yeri ve öneminden bahseden Şirin, 'Burası Hacıosman Korusu. Yeni adıyla Atatürk Kent Ormanı. Buradaki ağaç da bir zeytin ağacı. Bir süre önce İspanya'dan getirilmiş. Belki de Endülüs bölgesinden getirilmiş bin yıllık bir ağaç. Şiir ağacı adını koyduk ona. Zaman zaman gelip şiirler okuyoruz bu ağacın altında. Aslında göçebe zeytin ağacı. İstedik ki aramızdan ayrılan şairleri arada gelip burada analım. Bugün de böyle bir gün. Bugün Fazıl Hüsnü Dağlarca'dan şiirler okuyacağız.' dedi.Şirin, Dağlarca'nın modern Türk şiirinin çok önemli bir şairi olduğunun altını çizerek, 'Belki de modern Türk şiiri toplamı içinde bütün şairlerden daha çok şiir yazmış bir şair Dağlarca. Yaklaşık 17 bin şiir, 139 kitap. Bunların arasında iç çocuk gövdesiyle yazdığı 23 çocuk kitabı da var. Dağlarca şu bakımdan çok önemli, bir kere metafizik gövdenin şairi olarak doğuyor Dağlarca şiiri. Onun, modern Türk şiirinin kanonlarından biri olan 'Çocuk ve Allah' kitabıyla büyük bir şair olduğu daha ikinci kitabında kabul edilmiş bir şair olması önemlidir.' diye konuştu.'Dağlarca'ya göre bazı şiirler küçük yaşlarda kalmayı tercih eder, büyümek istemezler'Cemal Süreya'nın 'Çocuk ve Allah' kitabı için 'modern Türk şiirinin anayasası' dediğini belirten Şirin, şunları kaydetti:'Çocuk ve Allah kitabının Dağlarca'nın romanı olduğu yönünde birçok değerlendirme de var. Dağlarca şiiri 'Çocuk ve Allah'la başlayan, 'Asu'ya kadar devam eden uzun bir metafizik gövde şiiridir. Isısı çok yüksektir bu şiirin. Türkçe yenilenme dönemine girmiş ve Dağlarca da bir anlamda sözcüklerin yenilenmesi için şiire katkı sunmuştur. Onun kadar şiirlere anlam yükleyen ikinci bir şair yoktur modern Türk şiirinde. 'Asu'dan sonra ise şiiri bir yönüyle akıl gövdesine dönüşür. Her ikisinde de sezgi önemli ve belirleyicidir. Daha sonraki dönemlerinde bir dünya şairi çıkıyor karşımıza. Dağlarca 1952'de çocuklar için yazmaya başladığı ilk dizelerden sonra 1960'lı yılların ortaları ve 2000'li yılların başına kadar 23 kitabıyla aslında Türkçe çocuk şiirinin poetikasını da gerçekleştirmiş büyük bir şair.İç çocuk gövdesiyle yazmış olması çok önemlidir. Çünkü bu şiirleri çocuklar okuduğunda sanki bir çocuk yazmış gibi hisseder. Bu şiiri ben yazdım diye düşünür okuyan çocuk. Yetişkinlere de iç çocuk gövdesiyle ulaşır bu şiir. Dağlarca şiirinde dolayısıyla çocuk şiiri yoktur. Şiir vardır ve şair vardır. Dağlarca'ya göre bazı şiirler küçük yaşlarda kalmayı tercih eder, büyümek istemezler. Çocuklar için yazdıkları işte bu tür şiirlerdir.'Şirin, Dağlarca'nın Türk şiirinden ayrıldığı bir noktanın onun en önemli özelliği olduğunu vurgulayarak, 'Ayrı bir ada gibidir Türkçe çocuk şiirinde ve Türk şiirinde. Nedir bu ayrım? Kanaatim, modern Türk şiiri soyuttan somuta doğru yolculuk yapar. Birinci yeni, ikinci yeni bu yolculuğu gerçekleştirir. Dağlarca tam tersini yapar. Dağlarca somuttan soyuta doğru gider. Genel toplam içinde Dağlarca şiiri bir metafizik şiirdir. Kozmik bir şiirdir, sezgi şiiridir ve insanı kucaklar. Bu nedenle de Dağlarca'ya çok borcumuz var. Türkçe var oldukça yaşayacak şairleri vardır Türkçe'nin. Yunus Türkçe'nin bir yanıdır. Dede Korkut Türkçe'mizin bir yanıdır. Dağlarca modern Türk şiirinin hepsidir. Modern Türk şiirinde bütün şairlerin yazdıklarından daha fazla bir şiir toplamı olan Dağlarca'dan söz ediyoruz. Dağlarca'yı bugün vefatının 12'inci yıl dönümünde sevgiyle saygıyla selamlıyoruz.' ifadelerini kullandı.'İç çocuğunu yaşatmayı bilen her yetişkin Dağlarca şiirlerden anlar'Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın çocuğa ve çocuk edebiyatına bakışından bahseden Şirin, 'Birçok şair çocukların yolunu aydınlatmaya kalkışmış dünyada. Çocuk edebiyatında bunun örneklerini görüyoruz. Romanda, hikayede, şiirde bu çokça denenmiş. Ancak Dağlarca buna itiraz eden bir şair. Fazıl Hüsnü Dağlarca, Tagore dahil olmak üzere birçok şaire cevap verir ve der ki 'Şairler çocukların yolunu aydınlatamaz, çocuklar aydınlatır şairlerin yolunu.' O nedenle Dağlarca'nın Çocuklarda dizisi bu ana düşüncenin iz düşümüdür. Sözcüklerle şarkılaşır anlatmak istedikleri. Bu şiirler aynı zamanda Dağlarca'nın düşsel çocuklara seslendiği şiirlerdir. Bir kesim çocuklar bu şiirleri anlamaz der, bir kesim de anlar der. Benim kanaatim, iç çocuğunu yaşatmayı bilen her yetişkin bu şiirlerden anlar. Çocuklar zaten anlar. Çünkü Dağlarca çocukların baktığı yerden bakarak yazmış bu şiirleri.' değerlendirmesinde bulundu.Şirin, Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın şiiri çocuk kozası içinde yenilemiş, çocuk algısını ortaya koymuş, bir anlamda bir çocuk felsefesi ortaya çıkartmış bir şair olduğunu dile getirerek sözlerini şöyle sürdürdü:'Dağlarca, çocuğun edebiyattaki yeri bakımından kendi kuşağındakilerden ve sonrakilerden ayrılır. Çocuk sorunlarıyla ilgilenmez Dağlarca, kendi görüşüne göre bir yaklaşımdır bu. Sorun odaklı, ideolojik bağlam değil, çocuk gerçekliğine ve çocuk algısına yönelik bir şair. Türkçenin Dağlarca'yla kazandığı çok önemli bir açılım vardır. Türkçenin çocukla ilgili bütün imkanlarını sınamış ve örneklerini ortaya koymuş büyük bir şair. Türkçem benim ses bayrağım şiiri de bir anlamda çocuklar için yazdıklarının temeli olmuş bir söz olarak da algılanabilir.''Türk şiirinin büyük şairi' olarak tanımlanan ve 'Havaya Çizilen Dünya', 'Çocuk ve Allah', 'Daha', 'Çakırın Destanı', 'Taş Devri', 'Üç Şehitler Destanı', 'Toprak Ana', 'Aç Yazı', 'İstiklal Savaşı-Samsun'dan Ankara'ya', 'Sivaslı Karınca', 'İstanbul- Fetih Destanı', 'Cezayir Türküsü', 'Aylam', 'Çanakkale Destanı', 'Açıl Susam Açıl', 'Kınalı Kuzu Ağıdı', 'Yeryüzü Çocukları' gibi birçok esere imza atan Dağlarca, 15 Ekim 2008'de hayatını kaybetmişti.
Somali'de Terör Örgütü Eş-Şebab'ın Saldırısında 13 Asker Öldü
İSTANBUL (AA) - Somali'de terör örgütü Eş-Şebab militanlarının askeri konvoya düzenlediği saldırıda 13 asker hayatını kaybetti.Yerel basında çıkan haberlere göre Binbaşı Muhammed Ali, başkent Mogadişu'nun 30 kilometre güneybatısındaki Afgoye bölgesinde düzenlenen saldırının ardından çatışma çıktığını ve Eş-Şebab üyelerinin sayıca askerlerden fazla olduğunu aktardı.Ali, 'Eş-Şebab örgütü üyelerinin saldırısında en az 13 asker hayatını kaybetti.' dedi.Somali ordusu, saldırıya uğrayan birliğin bölgede devriye gezdiğini açıkladı.Eş-Şebab sözcüsü Ebu Musab ise 24 askeri öldürdüklerini iddia etti.Somali'de 2004'te kurulan terör örgütü Eş-Şebab, ülkenin güneyindeki bölgelerin kontrolünü elinde bulunduruyor.Örgüt üyeleri, başkent Mogadişu dahil çeşitli kentlerde hükümet kurumlarını, otelleri ve güvenlik güçlerini hedef alan saldırılar düzenliyor.
İstanbul Bilişim Şirketinin İflasına Karar Verildi
İSTANBUL (AA) - Konkordato talebinde bulunan İstanbul Bilişim (Retro Bilişim Hizmetleri) şirketinin iflasına karar verildi. İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesindeki duruşmaya, davacı İstanbul Bilişim şirketi yetkilisi Önder Yeşiloba ve Ivan Building yetkilisi Ahmet Artuç ile alacaklı şirket yetkilileri ve avukatları katıldı. Duruşmada geçici komiser heyetinin nihai raporunu sunduğu belirtilerek, davacı tarafından pay devri sözleşmesi niteliğindeki sözleşme ve tercüme evrakının sunulduğu aktarıldı. Beyanı sorulan davacı İstanbul Bilişim avukatlarından Emine Aydınay, müvekkili şirket ile dava dışı İngiliz menşeli Ivan Building firmasının satış konusunda anlaştığını belirterek, 'Mayıs ayı itibarıyla müvekkilin hissedarına ödeme yapacaklarını ve teminat mektubu vereceklerini söylediler. Türkiye'de muhabir banka talebinde bulunduk. Bu Ziraat Bankasıdır. Komiser raporu dosyaya son zamanlarda sunulduğu için beyanda bulunamadık. Geçici mühletin saati öncesinde bir ödeme yapılması söz konusudur. Geçici mühletten sonra ödeme yapıldığı belirtilmiştir. Marka değeri de çok düşük belirlenmiştir. Kesin mühlet kararı verilmesini talep ederiz.' dedi.Söz alan bazı alacaklı şirket avukatları konkordato teklifini kabul ettiklerini beyan ederken, bazı alacak avukatları da konkordato teklifinin reddine karar verilmesini talep etti. Davaya müdahillik talebi olan Tüketici Başvuru Merkezi yetkilisinin avukatı ise şirket hisse değerlerinin mahkemece belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini savunarak, konkordato teklifini kabul etmediklerini söyledi. İflas kararıDavaya ilişkin kararını açıklayan mahkeme heyeti, davanın ve kesin mühlet verilmesi talebinin reddine hükmetti. Davacı İstanbul Bilişim şirketi hakkında mahkemece 22 Temmuz 2020 günü saat 16.00'dan geçerli olmak üzere verilen geçici mühletin ve tüm tedbirlerin bugün saat 13.35 itibarıyla tümden kaldırılmasına da karar veren heyet, konkordato komiser heyetinin görevine son verilmesine ve şirketin iflasına yönelik karar aldı. İflas kararınını açıklanmasına ve kararın derhal nöbetçi İstanbul İflas Müdürlüğü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne gönderilmesine yönelik karar alan heyet, iflas kararının iflas müdürlüğü tarafından ilan olunmasına, konkordato talebinin reddolunduğunun, geçici mühletlerin tümünün kaldırıldığının, konkordato komiser heyetinin görevine son verildiğinin daha önce ilan yapılan Ticaret Sicil Gazetesi ile Basın İlan Kurumu resmi ilan portalında ilan olunmasına ve daha önce bildirimde bulunulan ilgili yerlere derhal bildirimde bulunulmasına da hükmetti. Duruşma sonrası açıklamaDuruşmanın ardından Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı önünde toplanan mağdurlar adına açıklama yapan Tüketici Hakları Derneği Onursal Başkanı Aydın Ağaoğlu, Türkiye tüketici hukuku için çok önemli bir karar verildiğini belirtti. İstanbul Bilişim firmasının, on binlerce kişinin parasını alıp internetten satacağını vadettiği ürünleri göndermediğini ve bununla ilgili gelen çok sayıda şikayet olduğunu kaydeden Ağaoğlu, 'Bundan ötürü konkordato davasına tüketici örgütü olarak müdahillik talebinde bulunduk. Gerek geçen celse gerek bu celse şirketin avukatı kimseye itiraz etmedi. Ancak bizim başvurumuzu reddetmek istemişti. Fakat mahkeme doğrudan yana karar verdi ve konkordato isteğini kabul etmeyerek iflasına karar verdi. Hak aramaya gelen tüketicileri gönülden kutluyorum.' diye konuştu.
Karabük'te 30,5 Litre Sahte İçki Ele Geçirildi
KARABÜK (AA) - Karabük'te jandarma ekiplerince yapılan denetimde 30,5 litre sahte içki ele geçirildi.Valilikten yapılan yazılı açıklamaya göre, İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Yeşil Mahalle'de yürütülen çalışmalar sonucunda M.A'nın yasa dışı içki üretimi yaptığını tespit etti.Ekiplerce M.A'nın iş yerinde, evinde ve aracında yapılan aramada 0,5 litrelik pet şişeler içinde 30,5 litre sahte içki ele geçirildi.Gözaltına alınan şüpheli, jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, yasa dışı içki üretimi olaylarıyla mücadele çalışmalarını sürdürüyor.
Reklam
Kovid-19 Vakaları Orta Avrupa Ülkelerinde Rekor Seviyelerde
BUDAPEŞTE (AA) - Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vakaları, Çekya, Polonya, Avusturya ve Slovakya'da son 24 saatte rekor seviyeye ulaştı.Çekya Sağlık Bakanlığının verilerine göre, ülkede son 24 saatte 9 bin 543 ile rekor sayıda yeni vaka tespit edildi. Ülkedeki toplam vaka sayısı 139 bin 290'a, hayatını kaybedenlerin sayısı 66 artarak 1172'ye yükseldi.Çekya İçişleri Bakanı Jan Hamcek basına yaptığı açıklamada, vaka sayılarındaki artıştan dolayı ordunun başkent Prag'da 500 yatak kapasiteli geçici hastane inşa edeceğini belirtti.Polonya Polonya Sağlık Bakanlığının verilerine göre, ülkede son 24 saatte 8 bin 99 yeni vaka görüldü.Ülkede toplam vaka sayısı 149 bin 903'e, ölenlerin sayısı ise 91 artarak 3 bin 308'e yükseldi.Avusturya Avusturya Sağlık Bakanlığının verilerine göre ülkede son 24 saatte 1552 ile rekor seviyede yeni vaka görüldü ve toplam vaka sayısı 60 bin 224'e yükseldi. Hayatını kaybedenlerin sayısı ise 5 artarak 877'ye yükseldi.Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz, ikinci dalganın etkili olmaya başladığı Avrupa'da bazı ülke ve şehirlerde virüsün çok hızlı yayıldığını bu nedenle çok sert önlemleri hayata geçirmek zorunda kaldıklarına dikkati çekerek, ''Durum çok ciddi, herkes tarafından bunun açıkça anlaşılması gerekiyor.'' ifadesini kullandı.SlovakyaSlovakya'da son 24 saatte 1929 ile rekor seviyede yeni vaka görüldü.Slovakya Sağlık Bakanlığının verilerine göre, ülkedeki toplam vaka sayısı 24 bin 225'e, hayatını kaybedenlerin sayısı ise 5 artarak 71'e yükseldi.Macaristan'da ise son 24 saatte 950 yeni vaka tespit edilmesiyle toplam vaka sayısı 41 bin 732'ye, ölü sayısı ise 29 artarak 1052'ye yükseldi.
Reklam
Aksaray'da Tarihi Eser Operasyonunda 2 Zanlı Yakalandı
AKSARAY (AA) - Aksaray'da düzenlenen tarihi eser kaçakçılığı operasyonunda 13 kitabe ele geçirildi, 2 kişi gözaltına alındı.İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, Aksaray-Adana kara yolu uygulama noktasında, şüphelendikleri çekiciyi durdurdu.Çekici ve üzerindeki otomobilde yapılan aramalarda, tarihi eser olarak değerlendirilen 13 silindir metal kutu içerisinde, üzerinde çeşitli figür, amblem ve yazıların bulunduğu 13 kitabe ele geçirdi.Şüpheliler S.Ç. (41) ve G.A. (49) gözaltına alındı.
Avcılar'da İş Yerinden Hırsızlık Yaptıkları İddia Edilen 2 Şüpheli Tutuklandı
İSTANBUL (AA) - Avcılar'da bir gazete bayisinden 1121 paket sigara ve 4 bin 856 lira çaldığı öne sürülen Afganistan uyruklu 2 şüpheli tutuklandı.Avcılar İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri devriye görevi sırasında, Üniversite Mahallesi'nde yol kenarında bekleyen 2 kişinin ağaçlar arasından bir çuval çıkardığını tespit etti.Polisi görünce kaçan ve Firuzköy Mahallesi'nde metruk bir binaya saklanan Afganistan uyruklu şüpheliler Mehmet A. ve Mirza A., ekiplerin takibi sonucu yakalandı.Şüphelilerin üzerinde ve çuvalda yapılan aramalarda, 1121 paket sigara, 4 bin 856 lira ve hırsızlıkta kullanılan malzemeler ele geçirildi. Polis ekipleri şüphelilerin bir gazete bayisinden hırsızlık gerçekleştirdiklerini belirledi.Emniyetteki işlemleri tamamlanarak adliyeye sevk edilen 2 şüpheli, 'iş yerinden hırsızlık' suçundan tutuklandı.
Güncelleme - Yabancı Bayraklı Gemide, 2 Milyon 845 Bin Paket Kaçak Sigara Ele Geçirildi
İSTANBUL (AA) - Zeytinburnu önlerindeki yabancı bayraklı bir gemide 2 milyon 845 bin paket kaçak sigara ile tütün ele geçirildi.Sahil Güvenlik Marmara ve Boğazlar Bölge Komutanlığı ile İstanbul Deniz Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekipleri, Çanakkale Boğazı'nı geçip Karadeniz'e doğru seyreden yabancı bandralı ticari bir gemiyle ilgili çalışma başlattı.Yapılan risk analizi ve incelemelerin ardından Zeytinburnu açıklarındaki gemiye çıkan ekipler, burada yapılan aramalarda 2 milyon 845 bin paket kaçak sigara ve yaklaşık 40 ton kaçak tütüne el koydu.İstanbul'dan geçişi sırasında gümrük kontrolüne girecek olan geminin, Ukrayna'ya gittiği ve çimento taşıdığı yönünde beyanda bulunduğu öğrenildi.Operasyonun ardından çok sayıda kişinin gözaltına alındığı, şüphelilerin sorgu işlemlerinin sürdüğü bildirildi.Gemi, Haydarpaşa Limanı'na çekilerek muhafaza altına alındı.
Reklam
Yök 2020 Üstün Başarı Ödülleri Sahiplerini Buldu
ANKARA (AA) - Üniversitelerdeki bilimsel araştırma ile gerçekleştirilen çalışma, proje, tez ve topluma hizmet faaliyetlerini teşvik etmek amacıyla Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından 2017-2018 eğitim-öğretim yılında ilk kez hayata geçirilen ve bu yıl dördüncüsü verilen 'YÖK Üstün Başarı Ödülleri' sahiplerini buldu.Ödüller, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Beştepe Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen '2020-2021 Yükseköğretim Akademik Yılı Açılış Töreni'nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından, bireysel ve kurumsal olmak üzere iki kategoride verildi. 'Bireysel Ödüller' kapsamında, 'Yılın Doktora Tez' ödüllerini almaya hak kazanan akademisyenler, 'hoca-talebe ilişkisine' dikkati çekmek, bu konuya önem verildiğini göstermek amacıyla, 'danışman hocalarıyla' birlikte ödüllendirildi.'Bireysel Ödül' kategorilerinde, Sosyal ve Beşeri Bilimler kategorisinde; 'Suriye ve Filistin'de Rus Mevcudiyeti ve Osmanlı Siyaseti (1847-1914)' konusunda yaptıkları doktora teziyle Dr. Öğr. Üyesi Melikşah Arslan ve tez danışmanı Doç. Dr. Saime Selenga Gökgöz ödül almaya hak kazandı.Fen ve Mühendislik Bilimleri kategorisinde; 'Biyoalgılamaya Yönelik Elektrokimyasal Sensörlerin Geliştirilmesi' konusunda yaptıkları doktora teziyle Dr. Öğr. Üyesi Ece Ekşin ve tez danışmanı Prof. Dr. Kadriye Arzum Erdem Gürsan ödül aldı.Sağlık Bilimleri Kategorisinde; 'Dermal Yolla Uygulanan Flurbiprofen Nanosüspansiyonlarının Geliştirilmesi ve In Vitro-In Vivo Değerlendirilmesi' konusunda yaptıkları doktora teziyle Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Nur Oktay ve tez danışmanı Prof. Dr. Fatma Nevin Çelebi ödül almaya hak kazandı.Ödül kazanan doktora öğrencisi ve danışman hocalarına ödülleri, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından takdim edildi.'Kurumsal Ödül' kategorilerinde:Yerel Kalkınmaya Katkı Ödülü, 'Kırsalda Gezici Hayvan Sağlığı, Poliklinik ve Eğitim Hizmetlerinin Sağlanması” başlıklı başvurusu ile Atatürk Üniversitesine; Üniversite-Sanayi İşbirliği Ödülü, 'BOSIET ve FOET Eğitimlerinin OPITO Akreditasyonlu ve Sertifikalı Olarak Yerlileştirilmesi' başlıklı başvurusu ile İstanbul Teknik Üniversitesine; Uluslararası İşbirliği Ödülü ise 'Sürdürülebilir Tarım ve Gıda Üretimi Yüksek Eğitim ve Öğretiminde Küresel Kapasite Geliştirme Projesi' başlıklı projesi ile Ankara Üniversitesine verildi.Kurumsal Ödüller, ödül almaya hak kazan üniversitelerin rektörlerine Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından takdim edildi. Takdim sırasında YÖK Başkanı Yekta Saraç da Cumhurbaşkanı Erdoğan'a eşlik etti.
İzmir'de Köpeğe Su Borusuyla Vuran Kişiye Para Cezası
İZMİR (AA) - İzmir'in Selçuk ilçesinde su borusuyla köpeğe vuran kişiye para cezası verildi.Alınan bilgiye göre Zafer Mahallesi'nde dün E.K'nin bir köpeğe elindeki su borusuyla şiddet uyguladığı görüntülerin sosyal medyada paylaşılması üzerine polis harekete geçti.Gözaltına alınan E.K'ye 947 lira para cezası uygulandı. Adli işlemlerin ardından E.K, serbest bırakıldı.Kimsesiz Hayvanları ve Doğayı Koruma Derneği Tire Temsilcisi Seher Cömert Kul, E.K. hakkında suç duyurunda bulundu. Kul, gazetecilere yaptığı açıklamada, olayı kınadıklarını ve yasal sürecin takipçisi olacaklarını söyledi.
Reklam
Ay, 4 Milyar Yıl Önce Dünya'nın Atmosferini Güneş'ten Korumuş Olabilir
ANKARA (AA) - Ay'ın 4 milyar yıl önce Dünya'nın atmosferini, daha aktif olan Güneş'ten korumuş olabileceği bildirildi. 'New Scientist' sitesinin haberine göre, Apollo misyonları sırasında Ay'dan toplanarak Dünya'ya getirilen taş örnekleri, 4,2 ila 3,4 milyar yıl önce Dünya'nın uydusunun manyetik alana sahip olduğuna dair kanıt sundu. Ay'ın, Dünya'ya bugünkünden 2 kat daha yakın olduğu bu dönemde sahip olduğu manyetik alanın, Dünya'nın bugünkü manyetik alanı kadar güçlü olduğu hesap edildi.Amerikan Havacılık ve Uzay Ajansında (NASA) görevli bilim insanı James Green ve meslektaşları, bu bilgi doğrultusunda Ay'ın manyetik alanının Dünya ile etkileşimini ortaya koyan bir modelleme çalışması yürüttü. Bilim insanları, o dönemde Ay ve Dünya'nın manyetik alanlarının bir araya gelerek, yüz milyonlarca yıl aktif kalan koruyucu bir manyetosfer yaratmış olması gerektiği sonucuna vardı. Bu manyetosferin, Dünya'nın erken dönemine ait kilit soru işaretlerinden birini çözdüğüne, o zamanlar bugünkünden çok daha aktif Güneş'in yerkürenin atmosferini yok etmesinin önüne geçtiğine inanıldığı belirtildi. Green, 'Ay, Dünya için Güneş rüzgarına karşı önemli bir koruyucu bariyer sağlamış görünüyor. Bu dönemde Dünya'nın, atmosferinin devamlılığını sağlama kabiliyeti açısından kritik bir bariyer.' değerlendirmesini yaptı.
Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu Gündemi Değerlendirdi:
ANKARA (AA) - Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, 'Anayasa Mahkemesi bir karar veriyor, yerel bir mahkeme, 'ben buna uymam' diyor. İhtilal olduğu zaman da zaten böyle bir durum meydana gelir. İhtilal ne demek, hukukun rafa kaldırılması demek.' dedi.Karamollaoğlu, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Hatay, Kahramanmaraş ve Trabzon'daki orman yangınlarına dikkati çeken Karamollaoğlu, yangınların aynı anda çıkmasının, kuşku doğurduğunu ifade ederek, sabotaj ihtimalinin titizlikle araştırılmasını istedi.Kovid-19 salgınının en çok etkilediği alanlardan birinin eğitim olduğunu ve uzaktan eğitimle ilgili ciddi altyapı eksikleri bulunduğunu öne süren Karamollaoğlu, internet, televizyon ve bilgisayar imkanı olmayan aileler ve çocukları için acilen çözüm üretilmesi çağrısında bulundu.'Sayın Cumhurbaşkanı, bu sefer bir cesaret örneği ortaya koydu'Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tura kaldığını hatırlatan Karamollaoğlu, bu süreçte 'Rumlara toprak verilmesi' yönünde bazı talihsiz açıklamara şahit olunduğunu aktararak, 'Bunun karşılığında Sayın Cumhurbaşkanı, bu sefer bir cesaret örneği ortaya koydu, hem Maraş'ı açtı hem de 'Rumlara vereceğimiz tek bir karış toprağımız yok' dedi. Çok güzel bir şey.' ifadelerini kullandı.Hükümetin dış politikasına yönelik de eleştirilerde bulunan Karamollaoğlu, AK Parti iktidarının 18 yıldır izlediği politikaların zikzaklarla dolu olduğunu öne sürerek, 'Biz, dış politikada sınıfta kaldık. Dün söylediğimiz her şeyi bugün neredeyse inkar eder hale geldik. Kıbrıs'ta bugün meydana gelen hadiselere dikkat edin. Bir zamanlar Annan Planı'nın gerçekleşmesi için gayret sarf edenler, bugün Annan Planı'nın kabul edilmemiş olmasının verdiği rahatlığı yaşıyorlar.' diye konuştu.Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki ateşkesin ihlal edilmesine dikkati çeken Karamolaoğlu, Ermenistan'ın ateşkese rağmen hiç tereddüt göstermeden Gence'yi bombalamasına tepki gösterdi. Karamollaoğlu, bölgede barışın sağlanmasının en önemli şartının Ermenistan'ın işgal ettiği topraklardan çekilmesi olduğunu vurguladı.Anayasa Mahkemesi üyesi Engin Yıldırım'ın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımı hatırlatan Karamollaoğlu, şöyle devam etti:'Anayasa Mahkemesi üyesi bir kişinin çıkıp ışıklardan bahsetmesi gündemi altüst etti. Vay canına yav; Anayasa Mahkemesi nasıl olur da ihtilali hatırlatacak bir açıklama yapabilir? Yav bir açıklamayı bırakın siz, anayasa hükmünü hiçe sayıyorsunuz. Anayasa Mahkemesi bir karar veriyor, yerel bir mahkeme, 'ben buna uymam' diyor. İhtilal olduğu zaman da zaten böyle bir durum meydana gelir. İhtilal ne demek, hukukun rafa kaldırılması demek. Elinde gücü olanların iktidar olması demek, gücün hukuka üstün gelmesi demek. Bugün iktidar gücü, 'hukukun üstündeyim' diyor. Bir yerel mahkeme 'ben Anayasa Mahkemesinin aldığı kararı uygulamam' diyor. İşte ihtilal, ihtilal olursa bu olur, hukuk rafa kalkar.' Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı anayasanın açık hükümleri karşısında Anayasa Mahkemesinin aldığı kararları uygulamaya davet ettiğini belirten Karamollaoğlu, Anayasa Mahkemesinin yapısının değiştirilmesi tartışmalarına da tepki gösterdi.'Bir seneden önce seçimin olabileceğini düşünmüyorum'Bir soru üzerine, seçim tartışmalarına da değinen Karamollaoğlu, iktidara güvenin azaldığını öne sürerek, 'Erken seçim istikrar için önemlidir ve faydalıdır bugünkü şartlarda ama olur mu? Ben şahsen kaç kere söyledim; bir seneden önce seçimin olabileceğini düşünmüyorum.' dedi.Karamollaoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çoklu baro sisteminde olduğu gibi Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve diğer meslek kuruluşlarında da benzer çalışma yapılmasına yönelik açıklamalarına ilişkin de 'Bu tip girişimlerin, Türkiye'de kutuplaşmayı artırma endişesini taşıdığım için bunu şu anda mahsurlu görüyorum.' değerlendirmesinde bulundu.
Reklam
Almanya'da Ditib Camisine Kundaklama Girişimi
KÖLN (AA) - Almanya'nın Schleswig-Holstein eyaletindeki Itzehoe beldesinde, Diyanet İşleri Türk İslam Birliğine (DİTİB) bağlı Ulu Cami'ye kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce kundaklama girişiminde bulunuldu.Sabaha karşı 02.00 sularında camiye gelen saldırganlarca, caminin ana giriş kapısı ateşe verildi. Saldırı sonucu camide maddi zarar oluştu.Itzehoe DİTİB Ulu Cami Dernek Başkanı Kenan Karagöl, yaptığı açıklamada, olay yerinde kapıya asılı kağıt duyuruların tutuşturularak yangın çıkarıldığını ve yangının büyümeden kendiliğinden söndüğünü aktardı.Camiye yönelik kundaklama girişiminin saat 06.15'te camiye sabah namazına gelen cemaat ve din görevlisince fark edilerek polise haber verildiğini belirten Karagöl, polisin olay yerine gelerek sabaha kadar kriminal inceleme yaptığını ifade etti.Mart 2018'de yine cami lojmanına yönelik bir saldırı düzenlendiğini hatırlatan Karagöl, “Saldırıdan dolayı ister istemez tedirginlik yaşıyoruz. Saldırıları şiddetle kınıyor, faillerin bir an önce bulunmasını istiyoruz.” dedi.Güvenlik kameralarının görüş açısına girmeyen saldırıda, saldırgan ya da saldırganların polis tarafından eşkal belirleme çalışmalarının sürdüğü öğrenildi.
Kırklareli'nde Aynı Mahallede 2 Sokak Karantinaya Alındı
KIRKLARELİ (AA) - Kırklareli'nde yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında aynı mahalledeki 2 sokak karantinaya alındı.Kırklareli Valiliğinden yapılan açıklamada, Yayla Mahallesi'ndeki Çam 2 ve Çam 3 Sokakları için İl Hıfzıssıhha Kurulunca 14 günlük karantina kararı alındığı belirtildi.Açıklamada, karantina kararının gerekli tedbirler alınarak uygulamaya konulduğu bildirildi.Kırklareli İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri de her iki sokağın girişlerini demir bariyerlerle kapattı. Bölgede sokaklara giriş ve çıkışlara izin verilmiyor.
2020-2021 Yükseköğretim Akademik Yılı Açılış Töreni
ANKARA (AA) - YÖK Başkanı Prof. Dr. M. A. Yekta Saraç, 'Hepimizin takip ettiği Türk yükseköğretimi, pandemi sürecinde dijitalleşmede önemli bir aşama katetti. Elbette ki gelişmeye açık noktaları var. Ama akademinin dijital dünyada elde ettiği birikim, yükseköğretimin geleceğini ve yönetimini ciddi olarak etkileyecek niteliktedir.' dedi.Saraç, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen 2020-2021 Yükseköğretim Akademik Yılı Açılış Töreni'nde yaptığı konuşmada, bilim ve teknolojideki baş döndürücü gelişmelerin toplumun beklentileri ve ihtiyaçlarını yeniden şekillendirdiğini, YÖK'ün bu değişim ve dönüşüme hayata geçirdikleri yeni ve yenilikçi proje ve icraatlerle ayak uydurduğunu belirtti.Toplumsal beklenti ve taleplerdeki değişmelere bağlı olarak geçmişte oluşturulan bazı kurumların yapı ve fonksiyonlarında zaman içinde değişmelerin kaçınılmaz olduğunu ifade eden Saraç, bu bağlamda son yıllarda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da verdiği destekle YÖK'ün artık yeni bir yapıya dönüştüğünü dile getirdi.Bir kurumun dıştan müdahalesiz kendisini dönüştürmesinin zor olduğu şeklinde yaygın kanaat bulunduğuna işaret eden Saraç, fakat bazen kurumların kurumsal değişim ihtiyacını hissederek dıştan müdahale gerekmeksizin bunu planlayıp gerçekleştirebildiğini söyledi.Kamu yararını ve çıkarını, kurumsal ve bireysel çıkarların ötesinde ve önünde görenlerin kurumsal değişimi bizzat kendilerinin arzu ettiğine ve bunu gerçekleştirmek için çalıştığına dikkati çeken Saraç, 'YÖK olarak son 5-6 yıl içindeki icraatımızla bu zoru başarmak üzere olduğumuzu rahatlıkla ifade edebiliriz. Geçmişte kalan müdahaleci YÖK'ten şikayetler, ortaya koyduğumuz uygulamalarımızla, yetki paylaşımı ve yetki devirleri sonrasında artık kalkmıştır.' diye konuştu.Saraç, son dönemde YÖK'ün dışında yapılan anketlerin öğrenci ve öğretim üyesi nezdinde YÖK'e duyulan güvenin gittikçe artarak yüksek oranlara ulaştığını gösterdiğini belirtti.'Öğretim üyeleri açık ara kadınlardan oluşacak'Kadın öğretim elemanı sayısının 2003'te toplam öğretim elemanının yüzde 38'i iken bugün bu oranın yüzde 45'e yükseldiğini bildiren Saraç, şunları kaydetti:'Bugünün araştırma görevlileri yarının öğretim üyeleridir. 2003'te 27 bin 380 araştırma görevlisinin yüzde 42'si kadın iken bugün bu oran, yüzde 51'nin üstüne çıktı. Araştırma görevlilerinin 26 bin küsuru kadın, 24 bini erkektir. Yani yarısından çoğu kadındır. Diğer bir ifadeyle son yıllardaki bu artış önümüzdeki bir iki yıl daha sürerse beş yıl içinde öğretim üyelerinin açık ara kadınlardan oluştuğu bir yükseköğretim sistemi söz konusu olacaktır. Hukuk alanından bir örnek verelim. Hukuk alanında 2003 yılında yüzde 24 olan kadın öğretim üyesi oranı, bugün yüzde 38'e yükseldi. Daha da dikkat çekici olanı ise hukuk fakültelerindeki araştırma görevlilerinin de şu an yarısından çoğunun, yüzde 52'sinin, kadın olması. Bu araştırma görevlileri öğretim üyesi olduklarında, yani dört beş yıl sonra bütün akademide olduğu gibi hukuk fakültelerinde de kadın akademisyen sayısının erkeklerden fazla olacağı açıktır.'Saraç, yakın bir gelecekte, yani 4-5 yıl içinde kız öğrencilerin ve kadın öğretim üyelerinin çoğunlukta bulunduğu bir yükseköğretim sistemi oluşacağının kesin göründüğünü ifade etti.YÖK Gelecek Projesi ile Türkiye'de ilk defa başarılı bölümlerin, akademik kadro takviyesiyle ödüllendirilmeye başlandığını hatırlatan Saraç, şöyle devam etti:'İnşallah bu ay sonuna doğru yine üniversite akademik personel istihdamına yeni bir vizyon kazandıracak olan YÖK Kariyer-Liyakat Projesi'ni hayata geçireceğiz. Liyakat sahibi nitelikli doktoralı gençlerimiz ile üniversitelerimizi ülkemizde ilk defa uygulanacak bir kurgu ile eşleştireceğiz. YÖK Gelecek Projesi de YÖK 100/2000 Projesi gibi aslında bir Türkiye projesidir. Ülkemizin bilim hayatına yön verecek bir projedir.'Saraç, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının dünyada yükseköğretimi, eğitim-öğretim sistemlerini derinden etkilediğini, öğrenme, öğretme ve iletişim yöntemlerini yeniden şekillendiğini dile getirdi.Dünyada neredeyse bütün üniversitelerin, salgını takiben birkaç gün içinde yüz yüze eğitimden vazgeçip, dersleri çevirim içi ortama aktarmak zorunda kaldığını anımsatan Saraç, şu değerlendirmelerde bulundu:'Bugünlerde de yüz yüze eğitime dönen pek çok üniversite görülen vakalar dolayısıyla tekrar online eğitime dönüyorlar. Yükseköğretim Kurulu olarak, Mart 2020'den bu yana üniversite yönetimlerimiz ve diğer paydaşlarımızla birlikte aldığımız esnek kararlarla, Sağlık Bakanlığımızın tavsiyeleri çerçevesinde yükseköğretime ilişkin bütün süreçleri dinamik süreçler şeklinde yürütmekteyiz. YÖK olarak bu dönemde; sisteme kazandırdığımız hibrit/karma öğretim modelinin ve üniversitelerimizin bu dönemdeki olağanüstü çabalarının bugünün sorunlarını çözmekten daha da öte bir noktada yükseköğretimimize ve ülkemize kalıcı fayda sağlamasını hedefliyoruz. 'Yekta Saraç, küresel salgından önce, 2019'da başlattıkları 'Yükseköğretimde Dijital Dönüşüm Projesi'ni bu dönemde daha da geliştirip genişlettiklerini söyledi.'Eğitim ve öğretimde esas olan örgün, yani yüz yüze eğitimdir'Çevirim içi eğitimi, zor zamanlara has bir konu olarak değil Kovid-19 salgını döneminden 1,5 yıl önce başlattıkları 'Dijital Dönüşüm Projesi' kapsamında, eğitimde bir sistem ve yöntem farklılaşması, paradigma değişikliğinin temel bir unsuru olarak ele aldıklarına işaret eden Saraç, şu açıklamalarda bulundu:'Hepimizin takip ettiği Türk yükseköğretimi, pandemi sürecinde dijitalleşmede önemli bir aşama katetti. Elbette ki gelişmeye açık noktaları var. Ama akademinin dijital dünyada elde ettiği birikim, yükseköğretimin geleceğini ve yönetimini ciddi olarak etkileyecek niteliktedir. Eğitim ve öğretimde esas olan örgün, yani yüz yüze eğitimdir. Fakat bütün dünya gibi Türkiye de; yükseköğretimin durmaması, öğrenme ve öğretme sürecinin kesintiye uğramaması için bu imkandan yararlanıyor.'Saraç, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hitaben, 'Sizin liderliğinizde ülkemiz, diğer alanlarda olduğu gibi yükseköğretimde de bu zor süreci inşallah en az hasarla atlatacaktır.' dedi.YÖK Başkanı Saraç, yükseköğretimin dijital dünyasının bilgiye ulaşmayı kolaylaştırdığını, bilgi kaynaklarını zenginleştirdiğini ve başkaca pek çok imkan sunduğunu belirtti.Bununla birlikte online eğitimin, kendi içinde, toplumlardaki sınıfsal farklılıkları derinleştirme tehlikesini de barındırdığına dikkati çeken Saraç, şunları söyledi:'Yeni YÖK olarak özellikle 2006'dan sonra kurulan üniversitelerimizi özel bir hassasiyetle kurumsal olarak destekliyoruz. Dijital Dönüşüm Projemizin merkezine bu üniversiteleri koyduk. Onlar için yeni ve yenilikçi programlar başlattık.'Saraç, Erdoğan'a hitaben 'Sizin ülkemiz için koyduğunuz yüksek hedeflere ulaşmak için ülkemizin küresel bir güç olma yolundaki yürüyüşüne katkı sağlamak için bilim dünyasının tekellerini yıkmak, bu vatan ve toplum için bilimsel faaliyetler yapmak, bilim emperyalizmine yenilmemek, eğitimde sosyal adalet ve fırsat eşitliğini sağlamak için gayret göstermeye ve çalışmaya devam edeceğiz.' diye konuştu.
Slovenya Cumhuriyeti Polisi'nden Milli Kayakçı Sıla Kara'ya "Özveri Madalyası"
ANKARA (AA) - Milli kayakçı Sıla Kara'ya, Slovenya Cumhuriyeti Polisi tarafından 'özveri madalyası' verildi.Slovenya Cumhuriyeti Büyükelçiliğinde düzenlenen nişan törenine, Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, milli kayakçı Sıla Kara, Slovenya'nın Ankara Büyükelçisi Primoz Seligo, Spor Genel Müdürü Mehmet Baykan ve Türkiye Kayak Federasyonu Başkanı Ali Oto katıldı.Bakan Kasapoğlu, törende yaptığı konuşmada, Sıla Kara'nın insanlık adına önemli bir davranışta bulunduğuna işaret ederek, 'Çok kıymetli sporcumuz Sıla Kara, uluslararası kayak müsabakasında kahramanca, cesurca bir tavırla bir çocuğun hayatını, onun istikbalini kurtarmış oldu. Hakikaten insanlık, sporun ruhu adına çok anlamlı bir tavrı ortaya koydu. Kendisini tebrik ediyorum.' diye konuştu.Bir çocuğun hayatını kurtaran milli sporcunun sadece Slovenya'da değil, dünyanın dört bir tarafında takdir gördüğünü belirten Kasapoğlu, şöyle devam etti:'İnsanlık, sevgi, merhamet, şefkat adına bu davranışta bulunduğunu kendisi de ortaya koydu. Aslında bu tüm dünyaya bir mesaj. Çünkü bizler yaradılanı yaradandan ötürü seven anlayışın evlatlarıyız. Bu evrensel mesajı insanlığa güzel şekilde ortaya koyduğumuzda, aslında bugün tüm insanlığın, dünyanın yaşadığı pek çok sorunun da panzehirinin bu olduğunu hep birlikte görüyoruz. Dil, din, ırk fark etmeksizin tüm insanları kucaklayabilmek, tüm insanlığa şefkat, merhamet ve adaletle yaklaşmak hakikaten bugün dünyanın karşılaştığı pek çok sorunu en güçlü şekilde çözecek reçeteyi bizlere koyuyor.' Bakan Kasapoğlu, Sıla'nın davranışıyla tüm spor camiasına güzel bir şekilde örnek olduğunu dile getirerek, 'Sporun kardeşlik, sevgi demek olduğunu, iyileştirmek, gerektiğinde hayat kurtarmak olduğunu çok güzel bir şekilde ortaya koydu. Bu örnek davranışın, hem sporcularımız hem de insanlık adına unutulmaz bir davranış olduğunu özellikle ifade etmek istiyorum. Bu gurur, sınırları aşan bir gurur. Tüm dünyayı evrensel mesajıyla kuşatan bir gurur. 83 milyon Türk vatandaşının yüreğinde, kalbinde iz bıraktın. Yolun açık, başarıların daim olsun ' ifadelerini kullandı.Milli sporcu Sıla Kara ise 'Her insan yaşadığı sürede topluma ve insanlığa hizmet etmekle mükelleftir. Biz de Türk sporcuları olarak aldığımız eğitim ve sportif disiplinin yanında bu hoşgörüyle yetiştirildik.' diye konuştu. Şeyh Edebali'nin 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.' sözünü hatırlatan Sıla, şunları kaydetti:'Bizler de sporun yanı sıra insanlık adına her platformda elimizden gelenin en iyisini yapmak için buradayız. Sizler de bugün bizleri buraya davet ederek bizi yaşattınız. Umarım ki tüm dünya insanlarını yaşatmak ve toplumsal barışı kurmak üzere gayret ederler. Çok teşekkür ederim. Buradan Slovenya halkına sevgilerimi iletiyorum.' Sloven çocuğun hayatını kurtaran Sıla Kara'ya teşekkür eden Slovenya'nın Ankara Büyükelçisi Primoz Seligo da milli sporcuya özveri madalyasını takdim etti.Türkiye Kayak Federasyonu Başkanı Ali Oto da Büyükelçi Seligo'ya plaket verdi.Milli kayakçı Sıla Kara, şubat ayında Slovenya'da katıldığı Alp Disiplini Uluslararası Kayak Yarışmaları esnasında kayak pistinin zirvesine çıktığı telesiyejde (sandalyeli kayak lifti) yanında oturan ve dengesini kaybeden Sloven çocuğun aşağı düşmesini engelleyerek hayatını kurtarmıştı.
Reklam