Can Dündar'ın Mal Varlıklarına El Koyma Kararına İtiraz Reddedildi
İSTANBUL (AA) - MİT tırlarının durdurulmasına ilişkin davada mahkeme, firari sanık eski Cumhuriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar'ın, kendisine tanınan 15 günlük sürede teslim olmaması nedeniyle mal varlıklarına el konulmasına dair karara yapılan itirazı reddetti.İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, MİT tırlarının durdurulmasına ilişkin davada firari konumda olan sanık Dündar'ın mal varlığına el konulması kararına, Dündar'ın avukatı tarafından itiraz edildi.Yasa gereği bir üst mahkeme olan İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilen itiraz, mahkeme heyeti tarafından değerlendirildi.İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararını usul ve yasaya uygun bularak avukatın itirazının reddine hükmetti.Dava dosyası kararla birlikte yeniden İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi.Dava süreciİstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince 7 Ekim'de yapılan ara duruşmada, yurt dışında olan ve hakkında kırmızı bülten ile iade talebi bulunan sanık Can Dündar'la ilgili, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 247/2-a maddesi gereğince, '15 gün içerisinde mahkemeye veya Türkiye sınırlarındaki herhangi bir adliye veya kolluk kuvvetine gelmediği, teslim olmadığı takdirde 'kaçak' olduğuna dair karar verileceği, 'gazete vasıtasıyla ve ikametinin kapısına asılmak suretiyle ilan yapılmasına' karar verildiği hatırlatılmıştı.Söz konusu karar uyarınca mahkemece ilan metni düzenlenerek gazetede yayımlanmak üzere Basın İlan Kurumu'na yazılan yazı ile sanığın ikametinin kapısına asılmak üzere Çengelköy Mahalle Muhtarlığına yazılan yazıların cevaplarının geldiği belirtilmişti.İlanın 19 Eylül'de Milliyet gazetesinde yayımlandığı, ilan metninin de 21 Eylül'de sanığın Mernis'te kayıtlı ikametinin kapısına yapıştırıldığı ve bu tarihlerden itibaren 15 günlük sürenin dolduğunun anlaşıldığı kaydedilmişti. KararBuna ilişkin ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, usulüne uygun yapılan ilana rağmen mahkemeye veya Türkiye sınırlarındaki herhangi bir adliye veya kolluk kuvvetine gelip teslim olmayan sanık Can Dündar'ın, 'kaçak' sayılmasına yönelik hüküm kurmuştu. Kaçak olan sanığa ait menkul ve gayrimenkullere CMK 247. ve 248. maddeleri uyarınca orantılı olarak el konulmasına da karar veren heyet, böylece sanığa ait olduğu tespit edilen Ankara'nın Çankaya ilçesi Kültür Mahallesi'ndeki bağımsız bölüm, Dikmen Mahallesi'ndeki bağımsız bölüm, Muğla'nın bodrum ilçesindeki ana taşınmaz ve Üsküdar Çengelköy Mahallesi'ndeki ana taşınmazlara CMK'nın 128. maddesi uyarınca el konulmasına hükmetmişti.TMSF kayyum olarak atandı Sanığın banka hesaplarının tespiti için Türkiye Bankalar Birliği'ne müzekkere yazılmasını karara bağlayan heyet, gelen cevaba göre tespit edilen vadeli-vadesiz hesaplarına el koyma kararının uygulanması için ilgili bankalara da yazı yazılmasına karar vermişti.Heyet, sanığa ait el konulmasına karar verilen taşınmazların sayısı, hak ve alacakların miktarı dikkate alınarak söz konusu malların yönetimi amacıyla TMSF'nin kayyum olarak atanmasını kararlaştırmıştı. Davanın geçmişiİstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında eski Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve eski Ankara Temsilcisi Erdem Gül, 'devletin gizli kalması gereken bilgilerini, siyasal veya askeri casusluk maksadıyla temin etmek ve açıklamak' ile ''silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etmek' suçlarından tutuklanmıştı.Başsavcılıkça hazırlanan iddianameyi kabul eden İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, yargılama sonunda Dündar ve Gül hakkındaki kararını, 6 Mayıs 2016'da açıklamış, 'devletin gizli kalması gereken bilgilerini açıklamak' suçundan Dündar'ı 5 yıl 10 ay, Gül'ü ise 5 yıl hapisle cezalandırmıştı.Dündar ve Gül hakkında, 'cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs' suçundan beraat hükmü kuran heyet, 'silahlı terör örgütüne üye olmaksızın bilerek ve isteyerek yardım etmek' suçundan dosyayı ayırmıştı.Yargılanma sürecinde Başsavcılık, CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu hakkında başlattığı soruşturma kapsamında iddianame hazırlamıştı.Sanık Berberoğlu'na açılan davanın 21 Eylül 2016 tarihli ilk duruşmasında, dosyanın aralarında hukuki ve fiili irtibat olduğu gerekçesiyle Dündar ve Gül'ün yargılandığı dava dosyasıyla birleştirilmesine karar verilmişti. Berberoğlu, 14 Haziran 2017'deki duruşmada 25 yıl hapis cezasına çarptırılmış ve tutuklanmıştı. Bu arada, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi Berberoğlu'na verilen 25 yıl hapis cezasına ilişkin hükmün bozulmasına karar vermişti. 2. Ceza Dairesi, 13 Şubat 2018 tarihli duruşmada, yeniden yargılamasını yaptığı Enis Berberoğlu'na 5 yıl 10 ay hapis cezası verilmesine hükmetmişti.Mahkeme heyeti ayrıca, 'silahlı terör örgütüne üye olmaksızın bilerek ve isteyerek yardım etme' suçundan ise Berberoğlu, Can Dündar ve Erdem Gül'ün dosyalarını ayırmıştı. Yurt dışına gittiği belirlenen ve duruşmalara katılmayan Can Dündar hakkında 2 Nisan 2018'de gıyabi tutuklama kararı ve kırmızı bülten çıkarılmasına karar verilmişti.Dündar ve Gül'ün, 'devletin gizli kalması gereken bilgilerini açıklama' suçlarından verilen hapis cezası kararlarının Yargıtay tarafından bozulmasının ardından yargılanmalarına yeniden başlanmıştı.Bu kapsamda 7 Mayıs 2018'deki duruşmada mahkeme, Erdem Gül'ün yargılandığı dava dosyasının ayrılmasına hükmetmiş ve Erdem Gül daha sonra beraat etmişti.Ayrılma kararları sonrasında Can Dündar'ın bu mahkemede yargılanmasına devam ediliyor.
Tunus'ta Yoğun Bakım Yatakları Yüzde 80 Korona Hastalarıyla Dolu
TUNUS (AA) - Tunus'ta devlet hastanelerindeki yoğun bakım yataklarının yüzde 80'inin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) hastalarıyla dolu olduğu bildirildi. Tunus Sağlık Bakanı Fevzi Mehdi, koronavirüs salgınındaki son duruma ilişkin düzenlediği basın toplantısında, 'Virüs çok hızlı yayılıyor. Kritik bir noktadayız.' ifadelerini kullandı. Devlet hastanelerindeki 181 yoğun bakım yatağından 145'inin koronavirüs hastaları tarafından kullanıldığını paylaşan Mehdi, yoğun bakım yataklarının yaklaşık yüzde 80'inin dolu olduğunu vurguladı. Mehdi, ülkedeki bazı merkezi eyaletlerde akşam saatlerinde virüsün yayılmasını önlemek adına sokağa çıkma kısıtlamasının uygulandığını aktardı. Tunus Sağlık Bakanlığı'nın paylaştığı rakamlara göre, ülkedeki koronavirüs kaynaklı ölü sayısının 711'e, vakaların 44 bin 450'ye yükseldiği kaydedildi.Tunus'ta şu anda başta başkent Tunus ve çevresindeki idari merkezler olmak üzere 7 ayrı vilayette koronavirüs kısıtlamaları çerçevesinde sokağa çıkma yasağı uygulanıyor. Tunus Başbakanlığı, bu hafta başında ülkedeki valilere gerekli görmeleri durumunda vilayetlerinde sokağa çıkma yasağı kısıtlaması getirme yetkisi vermişti.
Balıkesir'de Apartmana Giren Yılan İtfaiye Tarafından Çıkarıldı
BALIKESİR (AA) - Balıkesir'in Edremit ilçesinde bir apartmana giren yılan itfaiye ekiplerince bulunduğu yerden çıkarıldı.Alınan bilgiye göre, Hamidiye Mahallesi'ndeki bir apartmanın su sayaçlarının bulunduğu kabine yılan girdiğini gören vatandaşlar durumu itfaiyeye bildirdi.Apartmana gelen itfaiye ekipleri, yılanı bulunduğu yerden aldı.Bölgeden uzaklaştırılan yılan güvenli bir alana bırakıldı.
Balıkesir'de 9 Yaşındaki Lösemi Hastası Deren İçin Başlatılan Kampanyaya Yoğun İlgi
BALIKESİR (AA) - Balıkesir'in Bandırma ilçesinde kök hücre tedavisi olmak isteyen 9 yaşındaki lösemi hastası Deren Perihan Sevinç için başlatılan kampanya yoğun ilgi gördü.Bandırma Nikah Salonu önündeki Kızılay aracında düzenlenen etkinliğe Bandırma Belediye Başkanı Tolga Tosun, Royal Hastanesi Bandırmaspor Kulübü sporcuları ve vatandaşlar katıldı. Baba Semih Sevinç, yaptığı açıklamada, kök hücrenin herhangi bir eczaneden bulunabilecek bir ilaç olmadığını belirterek, vatandaşlardan üç tüp kan vererek kendileri gibi bu hastalıkla mücadele eden ailelere destek olmalarını istedi. Sevinç, yaşadıkları sıkıntıları kelimelerle anlatamayacağını ifade ederek, 'Bu tür hastalıklarda insanlara ihtiyacımız var. Vatandaşlarımız 3 tüp kan vererek bize ve kök hücre nakli olmayı bekleyen bir çocuğa da yardımcı olabilirler. Bizim ve kök hücre nakli bekleyen hastaların kök hücre naklinden başka tedavi şansımız yok.' diye konuştu.Deren Perihan Sevinç için başlatılan kampanya iki gün daha devam edecek.
Yeniden Yargılanan 15 Temmuz Sanığı Eski Albay Özkan'a 15 Yıl Hapis Cezası
GAZİANTEP (AA) - Gaziantep Bölge Adliyesi 4'üncü Ceza Dairesince, 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi nedeniyle hakkında verilen müebbet hapis cezası bozulan ve yeniden yargılanan dönemin Diyarbakır Bölge Jandarma Komutanlığı Kurmay Başkanı eski albay Şamil Türk Özkan'a 15 yıl hapis cezası verildi.4'üncü Ceza Dairesinde görülen duruşmaya, sanık Özkan tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi'nden (SEGBİS) bağlandı.Özkan hakkındaki suçlamaları kabul etmeyerek, darbe girişiminin karşısında durduğunu, herhangi bir terör örgütüyle de bağlantısının bulunmadığını öne sürdü.Savcı ise önceki celse verdiği mütalaasını tekrar ettiğini belirterek, sanığın cezalandırılmasını talep etti.Mahkeme heyeti, sanık Şamil Türk Özkan'a 'Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçuna yardım etmekten' 15 yıl hapis cezası vererek, tutukluluk halinin devamına hükmetti.
Kkk Darbe Davasına Devam Edildi
ANKARA (AA) - Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Kara Kuvvetleri Komutanlığı (KKK) karargahındaki eylemlerine ilişkin 132 sanıklı davanın görülmesine devam edildi.Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza ve İnfaz Kurumları kampüsünde yapılan duruşmada, olay tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığı Cari Harekat ve Komuta Kontrol Daire Başkanı olarak görev yapan tutuklu sanık eski tuğgeneral Adem Boduroğlu esasa ilişkin savunma yaptı.Darbe girişiminden sonra sözde sıkıyönetim listesinde adı bulunduğu için merkez komutanlığına gönderildiğini anlatan Boduroğlu, listede adının yer almasının kendi iradesinin dışında olduğunu öne sürdü.Olay günü harekat merkezini ele geçirdiği yönündeki iddiaları reddeden Boduroğlu, 'Orada ele geçirilecek bir durum yok. İçerlerde kriptolu telefon hattı var. Bu telefonlardan ne ben ne Erhan Caha ne Ali Rıza Çağlar darbeye yönelik konuşmamış. Darbe yöneticisi olsam bu kriptolu telefonla sağa sola emir verir, konuşma yapardım. Hem burayı ele geçireceğime muharebe merkezini ele geçirirdim.' ifadelerini kullandı.Olay günü 23.00'ten sonra mesaiye geldiğini, personele kamuflaj giymesi ve silahlanmaları yönünde talimat vermediğini ileri süren Boduroğlu, 'Bu nasıl darbe başkanım, bu nasıl yöneticilik?' diye konuştu.Boduroğlu, darbe girişimi sırasında görevini yerine getirmeyenlerin bulunduğunu iddia ederek, yargılanmaları gerektiğini savundu.Tekrar göreve çağırılması durumunda, vazifesinin başına geçeceğini ifade eden Boduroğlu, suçsuz olduğunu söyleyerek beraat talebinde bulundu.
Somali'de Seller Nedeniyle 341 Bini Aşkın Kişi Göç Etti
MOGADİŞU (AA) – Birleşmiş Milletler (BM), son 4 ayda Somali'de meydana gelen seller nedeniyle 341 binden fazla kişinin göç etmek zorunda kaldığını açıkladı.BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisine (OCHA) göre, şiddetli yağışlara bağlı yaşanan su baskınları binlerce insanı yerinden etti.Son 4 ayda ülkede gerçekleşen sellerde 341 bin 884 kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı.Şabelle Nehri kıyısındaki zengin tarım bölgeleri sellerden en çok etkilenen bölgeler oldu. BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ise Beledweyne’deki Şabelle Nehri'nin su seviyesinin 7,5 metreye ulaştığını ve su baskınlarının tekrar yaşanabileceği uyarısı yaptı.FAO, ülkede 2,1 milyon insanın gıda kıtlığıyla karşı karşıya olduğunu ve aralık ayında nehrin tekrar taşmasıyla durumun kötüleşeceğini kaydetti.
Kültepe Üniversite Ve Belediye İş Birliğiyle Dünyaya Tanıtılacak
KAYSERİ (AA) - Yaklaşık 72 yıldır arkeolojik kazıların yapıldığı Kültepe Kaniş/Karum Höyüğü'nün tanıtılması amacıyla belediyelerin ve üniversitelerin de yer aldığı protokol imzalandı.Kültepe kazı evinin bahçesindeki protokol imza töreninde konuşan Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi'nde yer alan Kültepe'nin daha çok tanıtılmasını amaçladıklarını söyledi. Kazılarla 6 bin yıl öncesinin ticaret hayatına ışık tutulduğunu ifade eden Çolakbayrakdar, 'Bugün Kayseri için ticaret şehri deniliyorsa bunun geçmişinde Kültepe yatıyor. Buradan çıkarılan tabletler ticaret hayatına ışık tutuyor. Yıllardır kazı yapılıyor ve topraklardan tabletler fışkırıyor. Önümüzdeki yılların mesela 2023 yılının Kültepe yılı olarak ilan edilmesi bizim için çok büyük bir kazanım olacaktır.' diye konuştu.Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Öğretim Üyesi ve Kültepe Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu ise yıllardır kazı yapılmasına rağmen Kültepe'nin özellikle yerel halka ve çevresine tanıtılamadığına dikkati çekti. 'Bizim hedefimiz öncelikli Kültepe'yi yerelde anlatmak ve tanıtmak' diyen Kulakoğlu, şunları kaydetti:'Orta Anadolu Kalkınma Ajansından destek aldık. Buranın çevresindeki köylere, mahallelere, komşularımıza Kültepe ile ilgili bilgi vereceğiz. Bugün imzaladığımız protokolde ÇEKÜL Vakfı, Melikgazi ve Kocasinan Belediyeleri, Kayseri ve Erciyes Üniversiteleri yer alıyor. Burası iki belediyenin sınırı içinde kalıyor, yerel yönetimin katkısı çok önemli. Kayseri Üniversitesi ile hediyelik eşyalar için protokol imzaladık. Erciyes Üniversitesinin turizm bölümündeki öğrencilerine burada staj yapma imkanı sunacağız. Önce buranın insanı bize sahip çıkmalı. Hediyelik eşyayı yerli insanlar satacak, burada çalışanlar onlardan olacak. Kültepe'deki tanıtımı onlar yapacaklar, anlatacaklar ve buraya sahip çıkacaklar.'Konuşmaların ardından protokol imzalandı.
Berlin'de Polisin Camide Yaptığı Aramalar Sırasında Halılara Botlarla Basmasına Müslümanlardan Tepki
BERLİN (AA) - Almanya'nın başkenti Berlin'de Mevlana Camisi'nde yapılan aramalar sırasında polislerin üzerinde namaz kılınan halılara botlarla basmasına cami yönetimi ve Müslümanlar tepki gösterdi.Berlin Başsavcılığının açıklamasında, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında zarar gören küçük işletmelere yapılan maddi yardımın haksız yere alındığı gerekçesiyle 5 işletmede ve bir camide arama yapıldığı belirtildi.Sabah saatlerinde camide gerçekleşen ve 150 polisin katılığı aramalar sırasında polislerin Mevlana Camisi'nin halılarına botlarla basması ve namaz vaktinde arama yapılması tepkilere yol açtı.Aramalar sırasında camide bulunan Ali Özkan, gazetecilere yaptığı açıklamada, sabah namazının farzını kılmak için namaza durduklarında arka taraftan sesler geldiğini belirterek, şu ifadeleri kullandı:'Biz namaza devam ettik. 'Herhalde kendisini bilmezin biri camiye geldi ve içeride bağırıyor' diye düşündük. Polis sesleri fazlalaşınca bir kontrolün olduğunu fark ettik. Biz namazımıza devam ettik. Namazımızı bitirdikten sonra takriben 50 kadar polisin ayakkabılarıyla cami içinde dolaştığını görünce biz 'Niye ayakkabınızla camimizin içine giriyorsunuz. Cami adabı sizde hiç mi yok. Aynı şekilde kiliseye veya sinagoga girebilir misiniz?' şeklinde tepki gösterdik. Onlar da, 'Elimizde arama talimatımız var, biz buna göre arama yapıyoruz’ dediler.' Özkan, cemaatin, polislerin ayakkabılarını çıkarması veya galoş giymesine ısrar etmesi üzerine yarım saat sonra polislerin başka halılar getirip serdiklerini aktardı.Müslümanların bu şekilde sabah namazı sırasında camide arama yapılmasından rahatsız olduğunu vurgulayan Özkan, 'Camimize böyle bir baskın yapmaları bizi çok rahatsız etti. Bu şekilde arama yapılmasını şiddetle kınıyoruz.' dedi.'Polisin burada arama yapması bizi derinden üzmüştür'Mevlana Camisi Derneği Başkanı İdris Kahraman da camide arama yapmadan önce kendi evinin de arandığı bilgisini paylaştı.Kahraman, söz konusu yardım için yasal yollardan müracaat edildiğini, çok az miktarda bir yardımın kendilerine ulaştığını, bunun da gerekli yerlerde harcandığını belirterek, bu yardıma, yasal hak olduğu düşünülerek müracaat ettiklerini, ödemelerin de resmi kanallardan kendilerine yapıldığını anlattı.Burada cami derneğinin bir hatasının olmadığını vurgulayan Kahraman, şöyle konuştu:'Bu paranın hakkımız olmadığını iddia ediyorsa bir merci, o zaman bizim müracaatımız daha önce geri çevirilmiş olunması lazımdı veya yanlışlıkla ödendiyse, iki satır bir yazıyla bu paranın iade edilmesi talep edilebilirdi. Bunu da biz iade ederdik. Ama camiye geldiğimizde gördük ki, sabah namazında cemaatle namaz kılınıyorken 150 polisle, eve değil, ahıra bile girilmeyecek pozisyonda camiye ayakkabılarla girildi ve cemaat namaz kılarken tedirgin edildi. Cami cemaati ciddi tepki göstermesi üzerinde hali cinsinden bir şey getirdiler.'Kahraman, aramalara da tepki göstererek, 'Bizi sorgulayacaklarına bu yardımı yapan mercilerin sorgulanması lazım.' değerlendirmesinde bulundu.Alman güvenlik güçlerinin bu muamelesini asla kabul etmeyeceklerini vurgulayan Kahraman, 'Biz burada hakkıyla çalışıyoruz. Alnımızın teriyle çalışıyoruz. İçinde yaşadığımız bu ülkenin ekonomisine katkı sunuyoruz. Bizimle hareket eden hiçbir insanımız ne krimanal olaya karışması ne de toplumun huzurunu bozması söz konusu. Polisin burada arama yapması bizi derinden üzmüştür. Biz yabancı değiliz, buranın bir parçasıyız, burası bizim memleketimiz.' dedi.Kahraman, bu olayın camileri ve Müslümanları kamuoyunda farklı gösterme çabasının bir parçası olduğunu kaydetti.
Adana'da Bylock Kullanıcısı Fetö Sanığına 6 Yıl 3 Ay Hapis Cezası
ADANA (AA) - Adana'da, FETÖ/PDY soruşturması kapsamında 'silahlı terör örgütüne üye olmak' suçundan yargılanan ve ByLock kullanıcısı olduğu tespit edilen sanık, 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı.12. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuksuz sanık H.S. ve avukatı katıldı.Duruşmada ilk olarak esas hakkındaki mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı sanığın FETÖ'nün gizli haberleşme programı ByLock kullanıcısı olduğu ve dosya kapsamındaki mevcut delil durumu dikkate alınarak üzerine atılı 'silahlı terör örgütüne üye olma' suçundan cezalandırılması yönünde görüş sundu.Sanık H.S. savunmasında, terör örgütü üyesi olmadığını ve ByLock kullanmadığını ileri sürdü.Mütalaayı kabul etmediğini belirten H.S, 'FETÖ'nün mahrem imamları ile bağlantım yoktur. Örgütsel bir konumum bulunmamaktadır. Beraatime karar verilmesini talep ederim.' ifadesini kullandı.Mahkeme heyeti, 'silahlı terör örgütüne üye olma' suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırdığı sanığın mevcut halinin devamına karar verdi.
Tekirdağ'da Bir Kadın Metil Alkol Zehirlenmesi Şüphesiyle Yoğun Bakıma Alındı
TEKİRDAĞ (AA) - Tekirdağ'da bir kadın, metil alkolden zehirlendiği şüphesiyle yoğun bakımda tedavi altına alındı.Yeliz T. (26), görme kaybı yaşaması üzerine Çerkezköy ilçesinde bir özel hastaneye başvurdu.Yapılan tetkik sonucu Yeliz T'nin metil alkolden zehirlendiğinden şüphe edilerek yoğun bakım ünitesinde tedavisine başlandı.
Libya Açıklarında 15 Düzensiz Göçmenin Cesedine Ulaşıldı
TRABLUS (AA) - Libya açıklarında Akdeniz'de 15 düzensiz göçmenin cesedine ulaşıldı. Uluslararası Göç Örgütü'nün (IOM) sosyal medya hesabından yapılan açıklamaya göre, dün Libya'nın batısındaki Subrata kenti kıyısında bulunan bir teknenin enkazında 15 düzensiz göçmenin cansız bedenine ulaşıldı.Teknede bulunan 5 kişinin ise bölgedeki balıkçılar tarafından kurtarılarak kıyıya getirildiği belirtildi.Akdeniz'de 70'ten fazla düzensiz göçmen yakalandıÖte yandan Libya Sahil Güvenlik birimleri Akdeniz'de 70'ten fazla düzensiz göçmeni yakaladı.Libya açıklarında yakalanan düzensiz göçmenler ülkeye geri getirildi. Libya, son yıllarda yoksulluk ve çatışmalardan kaçan Afrikalı düzensiz göçmenlerin Avrupa'ya geçişlerinde en önemli nokta haline geldi.
Balıkesir'de Kovid-19 Tedbirlerine Uyulmadığı İddiasıyla Özel Hastaneyle İlgili Soruşturma
BALIKESİR (AA) - Balıkesir Valiliğince, kentte faaliyet gösteren özel hastaneyle ilgili, personelin pandemi tedbirlerine uygun koşullarda çalıştırılmadığı iddiasıyla soruşturma başlatıldı. Valilikten yapılan yazılı açıklamada, özel hastanede görevli bazı personelin Kovid-19 tedbirlerine uygun olmayan şartlarda çalıştırıldığı ve pozitif vakalara yönelik yanlış uygulamalar bulunduğu yönünde basında bazı haberlerin yer aldığı belirtilerek, iddialarla ilgili soruşturma başlatıldığı kaydedildi. Açıklamada, İl Sağlık Müdürlüğüne adı geçen sağlık kuruluşunda ivedi olarak gerekli önlemlerin alınması talimatının verildiği bildirildi.
Paşinyan, Ermeni Ordusunun Azerbaycan Ordusu Karşısında Tutunamaması Nedeniyle Vatandaşları Cepheye Çağırdı
ERİVAN (AA) – İşgal ettiği Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ordusu karşısında kayıpları artan Ermenistan’ın Başbakanı Nikol Paşinyan, vatandaşları 'cephede savaşmaya' çağırdı.Paşinyan, Facebook üzerinden yaptığı açıklamada, Ermenistan’ın saldırıları neticesinde Dağlık Karabağ’da başlayan ve Azerbaycan ordusunun çok sayıda yerleşim yerini işgalden kurtardığı sürece dair değerlendirmelerde bulundu.Dağlık Karabağ konusunun, mevcut aşamada diplomatik olarak çözülemeyeceğini iddia eden Paşinyan, 'Uzun süre de diplomatik bir çözüm olmayacağının farkına varmalıyız.' diye konuştu.Ermenistan ordusunda yaşanan ağır kayıplar nedeniyle halkı 'cepheye çağıran' Paşinyan, 'Bu nedenle, diplomatik bir çözüme ulaşılana kadar tüm vatandaşların ellerinde silahla savaşması gerekiyor. Dağlık Karabağ'daki tüm iş insanlarının ve öğrencilerin Dağlık Karabağ’a dönerek ordu hizmetine girmeleri gerekiyor.' ifadesini kullandı.Ermenistan Savunma Bakanlığı Sözcüsü Artsrun Ovannisyan da düzenlediği basın toplantısında, Azerbaycan'ın Ermenistan işgalinden kurtardığı bölgelere değinerek, 'İlk gün de söylemiştik. Ağır kayıplar vereceğimiz cepheleri tutmaya çalışmayacağız. Savaşlarda bazen geri çekilmeler olur. Çekilme bir manevra da olabilir. ' ifadelerini kullandı.Ermenistan, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Azerbaycan topraklarını işgal etmiş, Birleşmiş Milletler Güvenlik Kurulu, Ermenistan’ın işgali sonlandırması konusunda 4 kez çağrıda bulunmuştu.Azerbaycan ordusu, işgal altındaki topraklarını kurtarmak için 27 Eylül'de başladığı operasyonda, 3 şehir ile 100'den fazla yerleşim yerini kurtardı.