Güneş Gözlüğü Ve Kadın Şapka Takarak Hırsızlık Yapan Hükümlü Yakalandı
BURSA (AA) - Bursa'da güvenlik kameralarından kimliğinin belirlenememesi için gece kadın şapkası ve güneş gözlüğü takarak hırsızlık yapan şüpheli yakalandı. Kentte merkezinde 11 Ekim'de gerçekleşen hırsızlık olayının şüphelisi, olay yerine giden polis ekiplerinin aracına çarparak kaçtı. Bursa Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğüne bağlı Hırsızlık Büro Amirliği ekipleri, zanlıyı yakalamak için çalışma başlattı.Güvenlik kamerası görüntülerinde, tanınmamak için güneş gözlüğü ile kadın şapkası taktığı tespit edilen şüphelinin, hakkında 4 yıl 9 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan M.S. (40) olduğu belirlendi.Saklandığı adreste gözaltına alınan zanlının 11 iş yeri ve 1 evden hırsızlık, 1 oto ile 1 motosiklet hırsızlığı, uyuşturucu madde ve kamu malına zarar suçlarının şüphelisi olduğu aktarıldı. Şüpheliye ait adreste yapılan aramalarda çalıntı 2 tabanca ve 1 pompalı tüfek de ele geçirildi.M.S'nin güneş gözlüğü ve kadın şapkasıyla hırsızlık gerçekleştirmek için bir iş yerine girmesi güvenlik kamerasına yansıdı.
Şanlıurfa'da Zincirleme Trafik Kazasında Bir Asker Hafif Yaralandı
ŞANLIURFA (AA) - Şanlıurfa'da biri askeri 5 aracın karıştığı zincirleme trafik kazasında bir asker hafif yaralandı.Necmettin Cevheri Bulvarı istikametinden Abide Kavşağı'na gelen biri askeri araç olmak üzere 5 araç çarpıştı. Kazada hafif yaralanan bir asker, 112 Acil Servis ekiplerince Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı.Kaza nedeniyle kavşakta bir süre trafikte aksama yaşandı.
Fransız Televizyonundaki Tarafsız Yukarı Karabağ Haberi Kaldırıldı
PARİS (AA) - Fransa devlet televizyonu TF1’deki Azerbaycan’ın topraklarını kurtarmak için Dağlık Karabağ’da başlattığı operasyona ilişkin tarafsız haber, kısa sürede kaldırıldı.TF1’in internet sitesine dün akşam konulan ve kısa sürede kaldırılan 'Dağlık Karabağ: cephe hattında röportaj' adlı yaklaşık 2 dakikalık haberde, Azerbaycan cephe hattından çekilmiş görüntüler yer alıyordu.Azerbaycan ordusunun ilerleyişini gösteren, Dağlık Karabağ’daki Ermenilerden ‘ayrılıkçı’ olarak bahseden haberde, Ermenistan tarafının köyleri bombalaması sonucu evlerin yıkıldığı, can kayıpları olduğu, çiftlik hayvanlarının öldüğü şeklinde detaylar bulunuyordu.Haberi yapan gazeteciye konuşan Azerbaycanlı bir komutan, morallerinin iyi olduğunu, askeri olarak üstün olduklarını söylüyordu. Bazukalı bir asker de Ermeni tarafının silahlarını bırakıp kaçtığını belirtiyordu. Ellerinde Türk bayrağı dalgalandıran Azerbaycanlılar da verdikleri destekten dolayı Türkiye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sevgilerini ifade ediyordu.Fransa’da daha önce önde gelen bir haber sitesinde bulunan, Ermenistan’ın Dağlık Karabağ’ı işgal ettiğine dair ifadeler yer alan bir haber de yayınlandıktan kısa süre sonra kaldırılmıştı.
Libya'nın 5 Asırlık Osmanlı Camisinde Sosyal Mesafeli Cuma Namazı
TRABLUS (AA) - MÜCAHİT AYDEMİR - Libya'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) önlemleri kapsamında 7 ay uygulanan cemaatle ibadet yasağının 9 Ekim'de kaldırılmasının ardından Libyalılar, önlemlere uyarak cemaatle namazlara katılıyor. Başkent Trablus'un Tacura bölgesindeki Osmanlı dönemine ait 469 yıllık Murat Ağa Camisine gelen Libyalılar, yasağın kalkmasından sonraki üçüncü cuma namazına katıldı. Cami cemaati, maske takıp sosyal mesafeye dikkat ederek salgına karşı önlem alıyor. Cemaat kendi seccadesini yanında getiriyor Libya'da her cuma olduğu gibi, cemaatin çoğunluğu, cuma namazına verdikleri önemin bir göstergesi olarak geleneksel kıyafetleri ile camiye gelirken, koronavirüs döneminde artık kendi seccadelerini de yanlarında getiriyor. Kuran-ı Kerim mushaflarının bulunduğu kitaplıklara da tedbir amacıyla bant şeridi çekilerek, mushafların ortak kullanımının önüne geçiliyor. Cami yönetimi, cemaatle ibadetin kalıcılığının korunması için, namaza gelenlerin tedbirlere uyup uymadığını kontrol ederken, cemaatin bu kurallara uyduğu görüldü.'Camilere yeniden canlılık geldi'AA muhabirine açıklamada bulunan, cami yönetimindeki yetkililerden Nuri Ammar Merruş (62), cemaatle ibadetin yeniden başlamasından memnuniyet duyduklarını dile getirerek, 'Cemaatle ibadete izin veren bu kararla, camilere yeniden canlılık geldi. Salgına dikkat ederek ve gerekli tedbirlere uyarak cemaatle namaza yeniden başladık. Bu tedbirler kapsamında sosyal mesafeye, maske takılmasına ve ellerin dezenfekte edilmesine dikkat ediliyor. Ayrıca, ortak kullanılan eşyalarda hastalığının bulaşma tehlikesine olduğu için mushafların kullanılmasına izin verilmiyor.' ifadelerini kullandı.Bölgedeki cemaatin namazlarını eda etmek için 'özellikle Murat Ağa Camisine gelmeye özen gösterdiklerini' aktaran Merrur, 'Bu cami, tarihi 1551 yılına dayanan kadim bir Türk mirası. Ayrıca köklü bir medeniyet eseri ve özgün bir mimariye tarza sahip.' dedi. Murat Ağa Camisi, Libya'daki Osmanlı mirasının en güzide örneklerinden biri5 asırlık geçmişiyle ülkedeki en önemli tarihi mekanlardan biri olan Murat Ağa Camisi, Libya'nın fethine komutan olarak katılan ve daha sonra burada valilik yapan Murad Ağa tarafından 1551 yılında yaptırıldı. Osmanlı dönemine ait Murat Ağa Camisi ve Turgut Reis Camisi gibi eserler Trablus’ta ayakta kalan tarihi camilerin başında geliyor.Libya'da vaka sayıları artmaya devam ediyorLibya, bir yandan iç savaşın neden olduğu kriz ve zorlu yaşam koşullarıyla boğuşurken, bir yandan da son dönemde vaka sayısının gittikçe arttığı yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına karşı mücadele veriyor.Libya Hastalıklarla Mücadele Ulusal Merkezinin verilerine göre, salgın nedeniyle can kaybının 774'e yükseldiği ülkede, toplam vaka sayısı 53 bin 384'e çıktı.Libya Hükümeti Başkanlık Konseyinin 6 Ekim'de yayımladığı karara göre, Vakıflar ve Din İşleri Genel Dairesinin Pandemi ile Mücadele Yüksek Komitesi ile yürüttüğü istişareler sonucu, 7 aylık aradan sonra 9 Ekim Cuma gününden itibaren camilerde cemaatle ibadet yeniden başlamıştı. Kararda, cemaatle ibadetin kalıcılığını koruyacak tüm tedbirlere uyulması tavsiye edilirken, alınması gereken önlemlere dair cami yönetimlerine bir dizi talimat içeren bir program gönderilmişti.
Sanayi Ve Teknoloji Bakanı Varank, Doğu Anadolu Gözlemevi'nde İncelemelerde Bulundu:
ERZURUM (AA) - Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, 'Türkiye uzay alanında vites yükseltmiş durumda. Türkiye Uzay Ajansını kurduk. Ajansımızla Türkiye'de uzay ve havacılık alanındaki tüm faaliyetleri koordine ediyoruz. Şu anda milli uzay programımızın yazılım çalışmaları devam ediyor, yakında kamuoyu ile paylaşacağız.' dedi.Bakan Varank, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Atatürk Üniversitesinin desteğiyle Erzurum'daki 3 bin 170 rakımlı Konaklı Karakaya Tepeleri'nde yapımına devam edilen Doğu Anadolu Gözlemevi'nde (DAG) incelemelerde bulundu. Kendi kullandığı arazili araç ile gözlemevinin bulunduğu alana gelerek burada çalışmaların sürdüğü noktaları gezen Varank, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı ve üniversitenin Astrofizik Araştırma ve Uygulama Merkezi (ATASAM) Müdürü ve DAG Proje Yürütücüsü Doç. Dr. Cahit Yeşilyaprak'tan bilgi aldı. Varank, incelemelerinin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, Bakanlık olarak Erzurum'da önümüzdeki dönemde özelikle istihdama katkı sağlayacak yatırımlara devam edeceklerini, hem Bakanlık hem de ilgili kuruluşlarla kentin potansiyelini ön plana çıkartacak işleri desteklemeyi sürdüreceklerini belirtti. Türkiye'nin en büyük teleskobunun yer alacağı DAG'a ziyarette bulunduklarını aktaran Varank, 'Biliyorsunuz şu anda ulusal gözlem evimiz Antalya'da Saklıkent'te. Orada 1,5 metre çapında bir teleskobumuz var. Burada şu anda kurulmakta olan teleskop da 4 metre çapında olacak. Sadece Türkiye'nin değil bölgenin hatta tüm dünyanın önemli uzay gözlem merkezlerinden bir tanesi olacak.' diye konuştu. 'Türkiye uzay alanında vites yükseltmiş durumda'Varank, Türkiye'nin uzay alanında önemli çalışmalar yürüttüğünü vurgulayarak şöyle konuştu:'Türkiye uzay alanında vites yükseltmiş durumda. Türkiye Uzay Ajansını kurduk. Ajansımızla Türkiye'de uzay ve havacılık alanındaki tüm faaliyetleri koordine ediyoruz. Şu anda milli uzay programımızın yazılım çalışmaları devam ediyor, yakında kamuoyu ile paylaşacağız. İşte o uzay programının önemli bir parçası da burada Erzurum'da Doğu Anadolu Gözlemevi, cari fiyatlarla yaklaşık 300 milyon liraya yanaşan bir yatırımdan bahsediyoruz. Burada bilim insanlarımız uzayla ilgili gözlem faaliyetlerini gerçekleştirecek. Bunun yanında optik merkezimiz diyebileceğimiz optikle ilgili çalışmaların, ARGE faaliyetlerin hatta üretim faaliyetlerin yapılacağı bir altyapı da burada kurulacak.'DAG'ı yürütülen 65-50 dedikleri araştırma programı kapsamına almak istediklerini dile getiren Varank, 'Özellikle bilimsel alana hizmet eden bununla sanayiyi entegre etmeye çalıştığımız bütün altyapıları yönlendirdiğimiz program. Biz DAG'ı da 65-50 programı kapsamında almak istiyoruz. Ulusal şekilde desteklemek istiyoruz ve şu anda mevcutta TÜBİTAK'ın altındaki gözlem evimiz ile bu altyapıyı da birleştirerek tek bir yapıyla tüm Türkiye'ye, bölgeye, hatta dünyaya hizmet edecek çok önemli bir merkezi Erzurum'umuza kazandırmak istiyoruz.''Bilim insanlarımız çığır açıcı işlere imza atacak'Varank, gözlemevindeki inşaat faaliyetlerinin pandemi sebebiyle biraz yavaşladığını ancak bundan sonra daha hızlı hareket edeceğini anlatarak şu ifadeleri kullandı:'Burası muhteşem coğrafya, 3 bin 170 metrelik bir rakımdan bahsediyoruz, gökyüzündeki berraklığı görebiliyorsunuz. İnşallah burada bilim insanlarımız çığır açıcı işlere imza atacak. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak Antalya'da her sene ulusal gözlem şenliği düzenliyoruz, bu şenliklerde de çocuklarımızı, gençlerimizi bu alanlara alıştırmak istiyoruz. İçerisinde bulunduğumuz sene pandemi sebebiyle gözlem şenliğimizi gerçekleştiremedik ama arkadaşlarımızla görüştük, bundan sonra bir şenliği de acaba Erzurum'da gerçekleştirebilir miyiz, tüm Türkiye'den gençlerimizi, çocuklarımızı aileleriyle burada misafir edip onların uzaya, gezegenlere ilgisini artırabilir miyiz diye konuştuk. İnşallah bundan sonra ulusal gözlem şenliğimizi de hem Antalya'da hem Erzurum'da düzenleyecek şekilde planlama yapacağız.'Varank, Erzurum Valisi Okay Memiş, AK Parti Erzurum milletvekilleri Selami Altınok, Zehra Taşkesenlioğlu Ban, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, AK Parti İl Başkanı Mehmet Emin Öz'ün de katıldığı incelemenin ardından gözlemevi önü ve bulunduğu tepede hatıra fotoğraf çektirdi.
Reklam
Fetö'nün Sözde Denizli Kadın Sorumlusu Hücre Evinde Yakalandı
DENİZLİ (AA) - Denizli'de, aralarında FETÖ'nün sözde 'Denizli kadın bölge sorumlusu'nun da bulunduğu 4 zanlı, gizlendikleri hücre evinde yakalandı.İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri, FETÖ'den aranan bazı şüphelilerin kentte bulunduğu bilgisi üzerine belirlenen bir eve baskın yaptı.Örgüt tarafından hücre evi olarak kullanılan ikamette, FETÖ'den aranan 4 şüpheli gözaltına alındı. Zanlılardan A.Y'nin FETÖ'nün sözde 'Denizli kadın bölge sorumlusu' olduğu belirtildi. Evdeki aramalarda 500 avro, 355 dolar ve 22 bin 960 lira bulundu, bazı dijital malzemelere de el konuldu. Haklarında yakalama kararı bulunan şüphelilerden A.Y, S.Y. ve G.D, emniyetteki işlemlerinin ardından çıkarıldıkları nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandı. F.Ö. ise Afyonkarahisar Emniyet Müdürlüğüne gönderildi.
İran Genelkurmay Başkanlığı'ndan Azerbaycan Ve Ermenistan'a Sınır Uyarısı
ANKARA (AA) - İran Genelkurmay Başkanlığı Sözcüsü Tuğgeneral Ebulfazl Şikarçi, Dağlık Karabağ'daki çatışmalar sırasında meydana gelen sınır ihlalleri konusunda Azerbaycan ve Ermenistan'ı uyararak, sınırlarındaki herhangi bir tehdide tahammül göstermeyeceklerini söyledi.İranlı Öğrenciler Haber Ajansı'na (ISNA) göre, İran Silahlı Kuvvetleri'nin Azerbaycan ve Ermenistan sınırı boyunca savunma hatlarını güçlendirdiğini aktaran Tuğgeneral Şikarçi, 'İran'ın Ermenistan ve Azerbaycan ile ortak sınırlarında herhangi bir hata ve tehdide tahammül göstermeyeceğiz.' ifadelerini kullandı.Her iki komşu ülkeye, kendi vatandaşlarının canlarını tehlikeye atacak eylemlerden kaçınması uyarısında bulunan Şikarçi, 'İran'ın iki ülke ile iyi komşuluk ilişkilerine riayet etmesi, istismar edilmemelidir. Bu nedenle, herhangi bir saldırı veya tehdide sert karşılık vereceğimiz konusunda uyarıyoruz.' dedi.Şikarçi, Azerbaycan ve Ermenistan'a aralarındaki anlaşmazlıkları diyalog ve barışçıl yöntemlerle çözme çağrısı yaptı.İranlı yetkililer Dağlık Karabağ'da çatışmaların başlamasından bu yana meydana gelen sınır ihlalleri nedeniyle daha önce de tarafları uyarmıştı.
Reklam
Okullarda Yüz Yüze Eğitimde Üçüncü Aşama 2 Kasım Pazartesi Başlıyor
ANKARA (AA) - Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), yüz yüze eğitime geçiş planlaması doğrultusunda 2 Kasım Pazartesi itibarıyla ortaokul 5. ve lise 9. sınıf öğrencilerinin yüz yüze eğitime başlayacağı üçüncü aşamanın detaylarını 81 ile gönderilen yazıyla paylaştı. Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, koronavirüs salgını tedbirleri kapsamında aşamalı olarak yüz yüze eğitime geçişler devam ediyor. 2020-2021 eğitim öğretim döneminde ilk etapta okul öncesi ve 1. sınıflara ek olarak 2, 3, 4, 8. ve 12. sınıflarda yüz yüze eğitimi başlatan MEB, 2 Kasım Pazartesi'den itibaren 5. ve 9. sınıflarda başlayacak yüz yüze eğitim programının detaylarını 81 ile gönderdiği yazıyla paylaştı. Buna göre, resmi ve özel ortaokul 5. sınıflarda haftada 2 gün toplam 12 ders saati ( 2 gün, 6+6), imam hatip ortaokullarında ise haftada 2 gün toplam 14 ders saati (2 gün, 7+7 ) uygulanacak. Lise 9. sınıflarda ise haftada 2 gün toplam 16 ders saati (2 gün, 8+8) yapılacak. Sınıflar, öğrenci mevcudu doğrultusunda sosyal mesafeye göre gruplara ayrılacak, her ders süresi 30 dakika, dersler arası dinlenme süresi de 10 dakika olarak uygulanacak. Yüz yüze işlenecek derslerOrtaokul 5. sınıflarda Türkçe, Matematik, Fen Bilimleri, Sosyal Bilgiler, Yabancı Dil, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri; imam hatip ortaokul 5. sınıflarda ise Türkçe, Matematik, Fen Bilimleri, Sosyal Bilgiler, Yabancı Dil, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, Kur’an-ı Kerim ve Arapça dersleri yüz yüze eğitim yoluyla işlenecek.9. sınıf öğrencileri de haftalık ders çizelgelerinde gösterilen ortak, seçmeli ve mesleki derslerin tümünden sorumlu olduklarından okul yönetimince belirlenen derslerin yüz yüze eğitim yoluyla, bunların dışında kalan derslerin ise uzaktan eğitim yoluyla tamamlamaları gerekiyor. Yüz yüze eğitim için çocuğunu okula göndermek istemeyen velinin yazılı onayı alınacak ve okula gelmeyen öğrenciler devamsız sayılmayacak ancak velisi tarafından okula gönderilmeyen öğrenciler uzaktan eğitimle derslerine devam edecek. Öğrenciler devam ettiği sınıfın müfredatından sorumlu olacak ve tüm konu ile kazanımlardan yapılacak ölçme ve değerlendirmelere katılacak.
İtalya'da Artan Kovid-19 Vakaları "Sıkı Karantina" Tartışmalarına Hız Kazandırdı
ROMA (AA) - Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında yeni vaka sayısının son haftalarda hızla arttığı İtalya'da Başbakan Giuseppe Conte, genel bir karantinadan kaçınmaları gerektiğini söylerken, bilim insanları daha sıkı önlemler alınması için çağrıda bulundu. Ülkede, dün kaydedilen 16 bin 79 yeni vaka ile en yüksek günlük vaka sayısına ulaşılmasının ardından salgının hızlı şekilde yayılması endişe ve önlemlerle ilişkili tartışmalara yol açtı.İtalyan basınına yansıyan haberlerde, aralarında ülkenin önde gelen bilim insanlarının da bulunduğu 100'ü aşkın akademisyen, Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella ve Başbakan Giuseppe Conte'ye bir mektup yazarak, enfeksiyonun hızla yayılmasının önüne geçmek için daha sert tedbirler getirilmesi gerektiğini, aksi takdirde ilerleyen günlerde yüzlerce ölümün olabileceğini savundu. Bilim insanları mektuplarında, durumun endişe verici ve acil bir konu olduğuna dikkati çekerek, 'Ekonomik gereksinimlere yönelik kaygılar yerini enfeksiyonun yayılmasına karşılık İtalyan anayasasında da belirtildiği üzere bireysel ve toplum sağlığını korumaya bırakmalıdır.' ifadesini kullandı. En çok vaka artışı görülen ve geceleri sokağa çıkma yasağı uygulamasını bugünden itibaren başlatacak olan Campania Bölgesi’nin başkanı Vincenzo De Luca da kısa süreli de olsa tüm ülke genelinde yeniden sıkı karantina gerektiğini söyledi. Başbakan Conte genel karantinaya karşı Başbakan Conte ise bugün işçi ve emek festivali organizasyonuna gönderdiği video mesajında, salgının ilk dalgasında elde ettikleri tecrübelere işaret etti ve 'Bugünlerde gördüğümüz, salgındaki yükselişe yönelik artan endişeyi paylaşıyorum. Halen salgın durumundayız, dikkatimizi yüksek tutmalıyız. Geçen bahar aylarında kazandığımız güçlü deneyimle, üretim ve çalışma faaliyetlerinin durdurulmasından, okul ve kamu dairelerinin kapatılmasından kaçınarak yayılmayı kontrol altına almalıyız. İkinci kez genel bir tecritten kaçınmalıyız.' diye konuştu. Conte, hükümetin gerekirse duruma hemen müdahale etmek için de hazır olduğunu ifade etti. Ülkede birinci dalgada olduğu gibi ikinci dalgada da en çok vaka görülen Lombardiya Bölgesi'nin başkanı Attilio Fontana da ulusal çapta bir karantinadan kaçınmak için her şeyi yapmaları gerektiğini söyledi. Bu arada, La Repubblica gazetesinde bugün çıkan bir haberde, Başbakan’ın bölgesel düzeyde alınan önlemlerin günlük vaka seyrindeki gidişatını 10 gün boyunca gözlemleyip buna göre halen ihtiyaç olması durumunda, mart-nisan dönemine göre biraz daha hafif bir karantinaya gitmeyi değerlendirebileceği ifade edildi.
Adalet Bakanı Gül, Berlin'de Camiye Yapılan Baskını Kınadı:
ANKARA (AA) - Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Berlin Mevlana Camisi'ne düzenlenen baskını şiddetle kınadığını bildirdi.Gül, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda şunları kaydetti:'Berlin Mevlana Camisi'ne düzenlenen ölçüsüz, saygısız, kutsalları hiçe sayan baskını şiddetle kınıyorum. Polisin hürmetsiz tutumu, akıl ve hukukla izahtan varestedir. Avrupa'da nükseden ırkçılık hastalığının ve İslam düşmanlığının kurumlara sirayet ettiğini görmek endişe verici.'
Reklam
Esed Rejimi Ülkenin Güneyindeki Dera'da Protesto Edildi
DERA (AA) - Suriye'nin güneyinde Beşşar Esed rejiminin kontrolündeki Dera ilinde rejim karşıtı gösteriler düzenlendi.Suriye-Ürdün sınırındaki Dera'nın Dera Beled ilçesi ile kırsal kesim kesimde yer alan Hirak, Tafas ve Maraba beldelerinde onlarca kişi, Esed rejimini protesto etmek için cuma namazı sonrası bir araya geldi.'Halkını öldüren haindir' yazılı pankartların açıldığı gösterilerde, rejim ve İran karşıtı sloganlar atıldı.'Suriye Devrim Bayrağı'nı taşıyan göstericiler, rejimin verdiği sözleri yerine getirmesini ve tutukluların derhal serbest bırakılmasını istedi.Protestocular, bölgede Rusya garantörlüğünde Esed rejimiyle 2018'de uzlaşı imzalayan eski muhalif komutanları son dönemde hedef alan saldırılara da tepki gösterdi.Dera il merkezi ve kırsalı son dönemlerde benzer gösterilere sahne oluyor.Dera'daki son durumOrta Doğu'daki 'Arap Baharı' dalgasının Suriye'ye de sıçraması üzerine 15 Mart 2011'de bir grup öğrencinin okul duvarına, Beşşar Esed'e hitaben, 'Ey doktor (Beşşar Esed) şimdi sıra sende' yazmasıyla başlayan halk ayaklanmasının fitili, Dera ilinde ateşlenmiş, kent yıllar içinde muhaliflerin eline geçmişti.Ancak rejim, abluka ve yoğun saldırıya maruz bıraktığı Dera'da Rusya'nın ara buluculuğunda muhaliflerle Temmuz 2018'de görüşmeler yapmış, bölgede kalmak isteyenler uzlaşıya imza atarak ellerindeki ağır silahları rejim güçlerine teslim ederken, uzlaşmayı reddeden gruplar ise zorunlu göçle ülkenin kuzeyine gönderilmişti.Dera'dan ayrılmayan eski muhalif gruplar, rejim birliklerinin girdiği Tafas, Dera el-Beled, Basra Şam gibi bölgelerde hafif silahlarla mücadele ediyor.
Aydın'da Komşusunu Öldüren Sanığa Ağırlaştırılmış Müebbet
AYDIN (AA) - Aydın'ın İncirliova ilçesinde hırsızlık için girdiği evde komşusunu darbederek öldürdüğü suçlamasıyla yargılanan sanığa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada taraflar, yakınları ve avukatları hazır bulundu.Tutuklu sanık Özal Acar (20), Nazilli E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan SEGBİS aracılığıyla savunmasını yaptı.Savcı, mütalaasında hırsızlık için eve giren sanığın, maktulün kendisini fark etmesi üzerine kafasına ütüyle vurduğunu, çıkan arbedede boğazını sıkıp kafasına yastık bastırarak öldürdüğünü, daha sonra da elleri ile ayaklarını bağladığını belirtti ve sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep etti.Sanık ise mütalaayı kabul etmediğini, yaşanan olaydan dolayı maktulün ailesinden özür dilediğini kaydetti.Savunmanın ardından mahkeme heyeti, Acar hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi.OlayAli Çetinkaya (69), İstiklal Mahallesindeki evinde, 7 Nisan 2019'da elleri ve ayakları bağlı şekilde ölü bulunmuş, soruşturma sonucu gözaltına alınan komşusu Özal Acar, tutuklanmıştı.
Reklam
Afrika Birliği, Libyalı Tarafları Ateşkes Anlaşmasına Saygı Duymaya Çağırdı
İSTANBUL (AA) - Afrika Birliği (AfB) Komisyonu Başkanı Musa Faki Muhammed, Libya'daki tarafları, Birleşmiş Milletlerin (BM) Libya'da kalıcı ateşkes anlaşmasına saygı duymaya çağırdı. Muhammed, Twitter hesabından, Libya'daki ateşkes kararıyla ilgili paylaşımda bulundu. Muhammed paylaşımında, 'Libya'daki ateşkesi memnuniyetle karşılıyor ve tüm tarafları anlaşmaya ve bu önemli gelişmenin ruhuna saygı duymaya çağırıyoruz.' ifadelerini kullandı.Libya'da barışın önemine vurgu yapan Muhammed, Libyalıların, ülkede barışın inşası ve uzlaşı sürecine başlamak için kalıcı bir ateşkesi hak ettiğini kaydetti. BM, Cenevre'deki 5+5 Ortak Askeri Komite toplantılarının dördüncü turunda, Libyalı tarafların ülke genelinde kalıcı ateşkes için anlaşmaya vardığını, ateşkesin derhal yürürlüğe gireceğini açıklamıştı.
İstanbul Havalimanı Kovid-19 Test Merkezinden 141 Bin 811 Yolcu Hizmet Aldı
İSTANBUL (AA) - İstanbul Havalimanı'nda yeni tip koronavirüsle (Kovid-19) mücadele kapsamında test yapılması için kurulan merkezde 141 bin 811 yolcuya hizmet verildi.Havalimanında yurt dışından gelen ve yurt dışına giden yolcuların PCR testi yaptırmaları için dış hatlar terminalinde kurulan merkezde günde 5 bin kişiye test yapılıyor. Test sonucu pozitif çıkan yolcular, uçuşlarını iptal ederek, tedavi için belirlenen hastanelere gönderiliyor. Sonuçlar, Türkçe ve İngilizce olarak yolculara elektronik posta üzerinden gönderiliyor ya da isteğe göre ıslak imzalı çıktı olarak da alınabiliyor. Sonuçlara, e-devlet ve e-nabız sistemleri üzerinden de ulaşılıyor. Sonuçlar 3-5 saat içinde çıkıyorPCR testi isteyen yolcular belgelerle terminaldeki merkeze başvuru yapıyor.Sıra numarası alan yolcular, kabinlere yönlendiriliyor ve test için boğaz ile burundan sürüntü örnekleri alınıyor. Laboratuvarlarda incelenen örneklerin sonuçları 3-5 saat içinde çıkıyor. Yolcular, testi 250 lira karşılığında buradan yaptırarak, seyahate çıkabiliyor.Yolculardan Erol Süzer, Suudi Arabistan'dan geldiğini, Tokat'taki ailesiyle huzurlu ve mutlu bir şekilde buluşmak için kendi isteğiyle test yaptırdığını ifade ederek, 'İstanbul Havalimanı'nda bu testi yaptırmak çok güzel oldu. Ailemize mutlu bir şekilde gitmek için bunu öngördüm. Arkadaşlarımızla birlikte gönüllü olarak testimizi yaptırdık. Böylece kendimizden de emin olacağız.' dedi.
Reklam
Fetö'nün Hava Kuvvetleri Yapılanması Soruşturmasında 11 Şüpheli İtirafçı Oldu
ANKARA (AA) - Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) Hava Kuvvetleri Komutanlığı (HKK) yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 15 şüpheliden 11'i itirafçı oldu.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 15 kişi, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.Cumhuriyet Savcısı Uğur Fatih Pehlivan tarafından sorgulanan şüphelilerden 11'i, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediklerini belirterek itirafçı oldu. Örgütle bağlantısını bildikleri kişileri teşhis ettikleri öğrenilen 11 şüpheli, adli kontrol şartıyla salıverildi.Diğer şüphelilerden biri çıkarıldığı nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğince tutuklanırken, 3'ü ise adli kontrol şartları uygulanarak serbest bırakıldı.SoruşturmaAnkara Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ'nün Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesindeki yapılanmasına yönelik 21 mahrem imam ile 4 astsubay toplam 25 şüpheli hakkında 13 Ekim’de gözaltı kararı verilmişti.Ankara merkezli 14 ilde yapılan operasyon sonucu şüphelilerden 15'i gözaltına alınmıştı.
Bakan Pekcan, Tüsiad'ın "Küresel Tedarik Zincirlerinin Yeniden Yapılanması" Webinarında Konuştu:
ANKARA (AA) - Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Avrupa Birliği (AB) ile Birleşik Krallık arasında sağlanacak anlaşmaya paralel biçimde, Türkiye ile Birleşik Krallık arasında da bir Serbest Ticaret Anlaşması imzalanması yönünde Birleşik Krallık makamlarıyla çalışmaların olumlu ilerlediğini belirterek, 'Hatta belli bir noktaya ulaşmış durumdayız.' dedi.Bakan Pekcan, Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneğince (TÜSİAD) düzenlenen 'Küresel Tedarik Zincirlerinin Yeniden Yapılanması' konulu webinara katıldı. Dünya ekonomisinde küresel değer zincirlerinin trendinin değişmesi veya en azından dönüşmesi ihtimaliyle karşı karşıya olduğunu ifade eden Pekcan, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının bu ihtimalin belirlenmesinde tetikleyici rol üstlendiğini söyledi. Pekcan, salgının, modern dünyada eşine az rastlanmış ölçüde ekonomik şoklara ve daralmaya yol açtığına işaret ederek, bunun hem arz hem de talepte gerçekleştiğini, finansal piyasalarda da ciddi dalgalanmaların kaydedildiğini bildirdi. Kovid-19 krizinin, küresel değer zincirlerinin işleyişindeki derin fay hatlarını harekete geçirdiğine dikkati çeken Pekcan, küresel şirketler ve onların farklı kıtalarda yer alan tedarikçileri arasındaki karşılıklı yüksek bağımlılık modelinde kırılmalar oluştuğunu yarattığını dile getirdi.Pekcan, özellikle salgının ilk dönemlerinde tedarik zincirlerindeki aksamaların küresel firmalar tarafından yeni tedarik ağları arayışı için de bir başlangıç oluşturduğunu vurgulayarak, 'Bu, Çin'e alternatif üretim üsleri yaratılması çalışmalarının hızlanmasına yol açmıştır. Bu çerçeveden bakıldığında yeni arayışların bir neticesi olarak, önümüzdeki dönemde, küresel değer ve tedarik zincirlerinde hissedilebilir ve gözle görülebilir değişimleri yaşamamız şaşırtıcı olmayacak.' diye konuştu.Bakan Pekcan, küresel değer zincirlerindeki dönüşümü konuşmanın tek sebebinin salgın olmadığını, Endüstri 4.0 olarak başlayan trendle dönüşümün temellerinin atılmaya başlandığını, özellikle otomasyon alanında yeniliklerin üretimde düşük vasıflı iş gücüne bağımlılığı azaltabilecek nitelikte olduğunu kaydetti.Düşük vasıflı iş gücüne bağımlığın azalmasının da üretim süreçlerinin dağınık küresel ölçekli yapısından daha bütünleşik bölgesel ölçekli bir yapıya dönüşmesini teşvik edebilecek nitelikte olduğunu ifade eden Pekcan, 'Dolayısıyla aslında Endüstri 4.0 ile başlayan üretimde bölgesel yoğunlaşma sürecinin, ticaret savaşları ve korumacılık önlemleriyle beraber tetiklenmesi, pandemi şokuyla birlikte hız kazanmış olabileceği yönünde bir değerlendirmede bulunmak mümkün.' ifadelerini kullandı. 'Bloklaşma ve kamplaşma gibi süreçlere taraftar değiliz'Bakan Pekcan, özellikle ABD ve Avrupa Birliği'ndeki (AB) üreticilerde tedarikçilerin yurt içi veya yakın bölgelere alınmasına yönelik çalışmalar başlatılmasına ve yerelleşmenin artırılmasına yönelik bir eğilim oluştuğunu belirterek, şu değerlendirmede bulundu:'Hatta bunun da bir yan etkisi olarak, bölgesel bloklaşmanın artabileceği, liberal ticaret politikalarının yerini korumacılığın, ülkeler arası iş birliğinin yerini ise bölgeselleşmenin ve milliyetçiliğin alacağı 'adalaşma' dönemine girdiğimiz bile bazı uluslararası çalışmalarda dile getirilmeye başladı. Tedarik mesafelerinin ve sürelerinin kısalması, tedarikçi sayılarının artırılması, tedariklerin daha sık ve daha küçük partiler halinde yapılması, tedarik zincirlerinde bölgesel yeni ağlar kurulması, yeni tedarik zinciri ağlarına yönelik olarak yeni ticaret ve gümrük birliği alanları oluşturulması öne çıkabilecek eğilimler arasında değerlendirilmektedir. Küresel ticaretteki korumacılık maalesef yeni bir konu değil. Pandemi öncesinde, özellikle 2018 yılından itibaren ABD-Çin-AB eksenli başlayan ve küresel ekonomiyi kıskacına alan korumacılık trendi bugün de artarak etkilerini sürdürüyor. Biz Türkiye olarak her zaman adil rekabet şartları ve kurallara dayalı serbest ticaretten yana olduk. Çünkü biz kendimize ve rekabet gücümüze güveniyoruz. Dolayısıyla bloklaşma ve bloklar arası kamplaşma gibi süreçlere genel itibarıyla taraftar değiliz ancak elbette tüm bu senaryoları iyi irdeliyoruz ve pozisyonumuzu bu yönde alıyoruz.''Ticari diplomasi faaliyetlerini de etkinlikle sürdürüyoruz'Pekcan, bölgesel ölçekte bakıldığında bugün Türkiye’nin, AB başta olmak üzere, komşu ve çevre ülkelerle güçlü bir yasal iş birliği altyapısının, derinleşmiş ekonomik ve ticari ilişkilerinin bulunduğunu belirterek, şöyle konuştu:'Bölgemizdeki ticaret ortaklarımızla bu ilişkilerimizi yasal, teknik ve fiili olarak daha da ileri noktalara taşımak için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bu konuda ticari diplomasi faaliyetlerimize de Bakanlık olarak ara vermeden devam ediyoruz. Göreve gelişimden itibaren 164 ikili görüşme gerçekleştirdik, bunların 72'si muhataplarımızla yüz yüze oldu. Bu dönemde hem AB ile Gümrük Birliğinin güncellenmesi hem de çelik sektöründe uygulanan korumacılık önlemleri başta olmak üzere Bakanlık olarak 44 görüşme gerçekleştirdik, bunun 32'sini ben muhataplarımla yaptım. Bu süreçte İstişare Kurulu üyelerimiz yakinen biliyorlar, biz sivil toplum kuruluşlarımızı Gümrük Birliği Anlaşması'nın güncellenmesi için aktif rol oynamaya davet ediyoruz. Çünkü artık AB iş dünyasının da en az Türk iş dünyası kadar Gümrük Birliği Anlaşması'nın güncellenmesine ihtiyacı var. 25 yılını doldurmuş ve geçici olarak düzenlenmiş anlaşma üzerinde konuşuyoruz, artık bu pandemi sürecinde de ön plana çıkan dijitalleşme, e-ticaret, servis ve hizmet, kamu alımlarını, tarım ürünlerini kapsamamaktadır. Bu anlaşmanın güncellenmesi her iki tarafın iş dünyasının da faydasınadır.'Bakan Pekcan, AB ve bölgesel ortaklar olmak üzere ticari diplomasi faaliyetlerini de etkinlikle sürdüklerine işaret ederek, 'AB ile Birleşik Krallık arasında sağlanacak anlaşmaya paralel bir biçimde ülkemiz ile Birleşik Krallık arasında bir Serbest Ticaret Anlaşması imzalanması yönünde Birleşik Krallık makamları ile çalışmalarımız olumlu biçimde ilerliyor. Hatta belli bir noktaya ulaşmış durumdayız. Sadece AB ile Birleşik Krallık arasındaki anlaşma sürecinin gecikmesi bizim onlara paralel anlaşma yürüttüğümüz için bu gecikmeye neden olmaktadır. Yine 'Küresel Değer Zincirleri' bağlamında önemli konular olan AB Yeşil Mutabakatı Stratejisi'ni ve AB Tedarik Zinciri yasal düzenlemelerini yakından takip ettiğimizi ve bu konular üzerinde çalıştığımızı da belirtmek isterim.' dedi.'Türkiye'nin bir fırsat dalgası yaşayabilme potansiyeli mevcut'Bakan Pekcan, küresel değer zincirlerinin dönüşüm sürecinde Türkiye'nin avantajlarına da dikkati çekerek, ülkenin elinin güçlü olduğu söyledi. Dünya genelinde yapılan birçok çalışma ve anketin Türkiye'nin 'yeni normal' olarak adlandırılan dönemde alternatif tedarikçi adayı ülkelerden biri olma potansiyeline sahip bulunduğunu gösterdiğini vurgulayan Pekcan, alternatif arayışları çerçevesinde Türkiye'nin, potansiyel olarak, daha avantajlı konuma geçebilecek ülkelerin başında geldiğini bildirdi. Çin'in Bir Kuşak Bir Yol Projesi kapsamında özellikle lojistik konusunda attığı adımları da göz ardı etmemek gerektiğini ifade eden Pekcan, bu konuda hızla adımlar atacaklarını, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile koordinasyon halinde sadece kara yolu kotalarına bağlı kalarak değil, hem demir yolu hem de Ro-Ro taşımacılığının ön plana çıkması ve ticaret ortaklıklarının yoğun olduğu ülkelerde Türkiye lojistik merkezlerinin kurulması yönünde çalışmalarının devam ettiğini anlattı. Pekcan, Türkiye'nin bu avantajın üstüne yeni yatırımlar ve yeni ticari ortaklıkları içeren bir fırsat dalgası yaşayabilme potansiyelinin mevcut olduğunu belirterek, 'Türkiye’nin bu fırsat dalgasını içselleştirebilecek kapasitesi var.' diye konuştu. Bakanlık olarak dijital ekonomiye adaptasyon konusuna büyük önem verdiklerini vurgulayan Pekcan, bu doğrultuda yürüttükleri çalışmalara değindi. Pekcan, salgın döneminde 'e-Ticaret Olarak KOBİ'lerin Yanındayız' kampanyasını başlattıklarını hatırlatarak, '135 bin KOBİ'miz bu kampanyadan yararlandı 7 bin ilave iş gücü yarattık ve 3 bin 761 KOBİ'miz e-ticaretle tanıştı ve 1,2 milyar lira erken ödeme gerçekleştirildi.' ifadelerini kullandı. Bakanlık projelerinin yanı sıra Türkiye'nin küresel tedarik zincirleri alanında ön sıralarda yer alabilmesi için başlatılan bir projeye de dikkati çeken Pekcan, 'Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurulu, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi, Ticaret Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ve özel sektör temsilcilerinin katılımlarıyla toplantılar gerçekleştiriyoruz. Çalışmaları yürütmek üzere bakanlar düzeyinde 'Yönlendirme Komitesi' bir de 'Program Ofisi' oluşturduk. Bu sürecin önümüzdeki günlerde Bakanlığımızın katkılarıyla daha da kurumsal bir hale geleceğini öngörüyoruz.' değerlendirmesinde bulundu.
Bakan Pekcan, Tüsiad'ın "Küresel Tedarik Zincirlerinin Yeniden Yapılanması" Webinarında Konuştu:
ANKARA (AA) - Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Avrupa Birliği (AB) ile Birleşik Krallık arasında sağlanacak anlaşmaya paralel biçimde, Türkiye ile Birleşik Krallık arasında da bir Serbest Ticaret Anlaşması imzalanması yönünde Birleşik Krallık makamlarıyla çalışmaların olumlu ilerlediğini belirterek, 'Hatta belli bir noktaya ulaşmış durumdayız.' dedi.Bakan Pekcan, Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneğince (TÜSİAD) düzenlenen 'Küresel Tedarik Zincirlerinin Yeniden Yapılanması' konulu webinara katıldı. Dünya ekonomisinde küresel değer zincirlerinin trendinin değişmesi veya en azından dönüşmesi ihtimaliyle karşı karşıya olduğunu ifade eden Pekcan, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının bu ihtimalin belirlenmesinde tetikleyici rol üstlendiğini söyledi. Pekcan, salgının, modern dünyada eşine az rastlanmış ölçüde ekonomik şoklara ve daralmaya yol açtığına işaret ederek, bunun hem arz hem de talepte gerçekleştiğini, finansal piyasalarda da ciddi dalgalanmaların kaydedildiğini bildirdi. Kovid-19 krizinin, küresel değer zincirlerinin işleyişindeki derin fay hatlarını harekete geçirdiğine dikkati çeken Pekcan, küresel şirketler ve onların farklı kıtalarda yer alan tedarikçileri arasındaki karşılıklı yüksek bağımlılık modelinde kırılmalar oluştuğunu yarattığını dile getirdi.Pekcan, özellikle salgının ilk dönemlerinde tedarik zincirlerindeki aksamaların küresel firmalar tarafından yeni tedarik ağları arayışı için de bir başlangıç oluşturduğunu vurgulayarak, 'Bu, Çin'e alternatif üretim üsleri yaratılması çalışmalarının hızlanmasına yol açmıştır. Bu çerçeveden bakıldığında yeni arayışların bir neticesi olarak, önümüzdeki dönemde, küresel değer ve tedarik zincirlerinde hissedilebilir ve gözle görülebilir değişimleri yaşamamız şaşırtıcı olmayacak.' diye konuştu.Bakan Pekcan, küresel değer zincirlerindeki dönüşümü konuşmanın tek sebebinin salgın olmadığını, Endüstri 4.0 olarak başlayan trendle dönüşümün temellerinin atılmaya başlandığını, özellikle otomasyon alanında yeniliklerin üretimde düşük vasıflı iş gücüne bağımlılığı azaltabilecek nitelikte olduğunu kaydetti.Düşük vasıflı iş gücüne bağımlığın azalmasının da üretim süreçlerinin dağınık küresel ölçekli yapısından daha bütünleşik bölgesel ölçekli bir yapıya dönüşmesini teşvik edebilecek nitelikte olduğunu ifade eden Pekcan, 'Dolayısıyla aslında Endüstri 4.0 ile başlayan üretimde bölgesel yoğunlaşma sürecinin, ticaret savaşları ve korumacılık önlemleriyle beraber tetiklenmesi, pandemi şokuyla birlikte hız kazanmış olabileceği yönünde bir değerlendirmede bulunmak mümkün.' ifadelerini kullandı. 'Bloklaşma ve kamplaşma gibi süreçlere taraftar değiliz'Bakan Pekcan, özellikle ABD ve Avrupa Birliği'ndeki (AB) üreticilerde tedarikçilerin yurt içi veya yakın bölgelere alınmasına yönelik çalışmalar başlatılmasına ve yerelleşmenin artırılmasına yönelik bir eğilim oluştuğunu belirterek, şu değerlendirmede bulundu:'Hatta bunun da bir yan etkisi olarak, bölgesel bloklaşmanın artabileceği, liberal ticaret politikalarının yerini korumacılığın, ülkeler arası iş birliğinin yerini ise bölgeselleşmenin ve milliyetçiliğin alacağı 'adalaşma' dönemine girdiğimiz bile bazı uluslararası çalışmalarda dile getirilmeye başladı. Tedarik mesafelerinin ve sürelerinin kısalması, tedarikçi sayılarının artırılması, tedariklerin daha sık ve daha küçük partiler halinde yapılması, tedarik zincirlerinde bölgesel yeni ağlar kurulması, yeni tedarik zinciri ağlarına yönelik olarak yeni ticaret ve gümrük birliği alanları oluşturulması öne çıkabilecek eğilimler arasında değerlendirilmektedir. Küresel ticaretteki korumacılık maalesef yeni bir konu değil. Pandemi öncesinde, özellikle 2018 yılından itibaren ABD-Çin-AB eksenli başlayan ve küresel ekonomiyi kıskacına alan korumacılık trendi bugün de artarak etkilerini sürdürüyor. Biz Türkiye olarak her zaman adil rekabet şartları ve kurallara dayalı serbest ticaretten yana olduk. Çünkü biz kendimize ve rekabet gücümüze güveniyoruz. Dolayısıyla bloklaşma ve bloklar arası kamplaşma gibi süreçlere genel itibarıyla taraftar değiliz ancak elbette tüm bu senaryoları iyi irdeliyoruz ve pozisyonumuzu bu yönde alıyoruz.''Ticari diplomasi faaliyetlerini de etkinlikle sürdürüyoruz'Pekcan, bölgesel ölçekte bakıldığında bugün Türkiye’nin, AB başta olmak üzere, komşu ve çevre ülkelerle güçlü bir yasal iş birliği altyapısının, derinleşmiş ekonomik ve ticari ilişkilerinin bulunduğunu belirterek, şöyle konuştu:'Bölgemizdeki ticaret ortaklarımızla bu ilişkilerimizi yasal, teknik ve fiili olarak daha da ileri noktalara taşımak için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bu konuda ticari diplomasi faaliyetlerimize de Bakanlık olarak ara vermeden devam ediyoruz. Göreve gelişimden itibaren 164 ikili görüşme gerçekleştirdik, bunların 72'si muhataplarımızla yüz yüze oldu. Bu dönemde hem AB ile Gümrük Birliğinin güncellenmesi hem de çelik sektöründe uygulanan korumacılık önlemleri başta olmak üzere Bakanlık olarak 44 görüşme gerçekleştirdik, bunun 32'sini ben muhataplarımla yaptım. Bu süreçte İstişare Kurulu üyelerimiz yakinen biliyorlar, biz sivil toplum kuruluşlarımızı Gümrük Birliği Anlaşması'nın güncellenmesi için aktif rol oynamaya davet ediyoruz. Çünkü artık AB iş dünyasının da en az Türk iş dünyası kadar Gümrük Birliği Anlaşması'nın güncellenmesine ihtiyacı var. 25 yılını doldurmuş ve geçici olarak düzenlenmiş anlaşma üzerinde konuşuyoruz, artık bu pandemi sürecinde de ön plana çıkan dijitalleşme, e-ticaret, servis ve hizmet, kamu alımlarını, tarım ürünlerini kapsamamaktadır. Bu anlaşmanın güncellenmesi her iki tarafın iş dünyasının da faydasınadır.'Bakan Pekcan, AB ve bölgesel ortaklar olmak üzere ticari diplomasi faaliyetlerini de etkinlikle sürdüklerine işaret ederek, 'AB ile Birleşik Krallık arasında sağlanacak anlaşmaya paralel bir biçimde ülkemiz ile Birleşik Krallık arasında bir Serbest Ticaret Anlaşması imzalanması yönünde Birleşik Krallık makamları ile çalışmalarımız olumlu biçimde ilerliyor. Hatta belli bir noktaya ulaşmış durumdayız. Sadece AB ile Birleşik Krallık arasındaki anlaşma sürecinin gecikmesi bizim onlara paralel anlaşma yürüttüğümüz için bu gecikmeye neden olmaktadır. Yine 'Küresel Değer Zincirleri' bağlamında önemli konular olan AB Yeşil Mutabakatı Stratejisi'ni ve AB Tedarik Zinciri yasal düzenlemelerini yakından takip ettiğimizi ve bu konular üzerinde çalıştığımızı da belirtmek isterim.' dedi.'Türkiye'nin bir fırsat dalgası yaşayabilme potansiyeli mevcut'Bakan Pekcan, küresel değer zincirlerinin dönüşüm sürecinde Türkiye'nin avantajlarına da dikkati çekerek, ülkenin elinin güçlü olduğu söyledi. Dünya genelinde yapılan birçok çalışma ve anketin Türkiye'nin 'yeni normal' olarak adlandırılan dönemde alternatif tedarikçi adayı ülkelerden biri olma potansiyeline sahip bulunduğunu gösterdiğini vurgulayan Pekcan, alternatif arayışları çerçevesinde Türkiye'nin, potansiyel olarak, daha avantajlı konuma geçebilecek ülkelerin başında geldiğini bildirdi. Çin'in Bir Kuşak Bir Yol Projesi kapsamında özellikle lojistik konusunda attığı adımları da göz ardı etmemek gerektiğini ifade eden Pekcan, bu konuda hızla adımlar atacaklarını, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile koordinasyon halinde sadece kara yolu kotalarına bağlı kalarak değil, hem demir yolu hem de Ro-Ro taşımacılığının ön plana çıkması ve ticaret ortaklıklarının yoğun olduğu ülkelerde Türkiye lojistik merkezlerinin kurulması yönünde çalışmalarının devam ettiğini anlattı. Pekcan, Türkiye'nin bu avantajın üstüne yeni yatırımlar ve yeni ticari ortaklıkları içeren bir fırsat dalgası yaşayabilme potansiyelinin mevcut olduğunu belirterek, 'Türkiye’nin bu fırsat dalgasını içselleştirebilecek kapasitesi var.' diye konuştu. Bakanlık olarak dijital ekonomiye adaptasyon konusuna büyük önem verdiklerini vurgulayan Pekcan, bu doğrultuda yürüttükleri çalışmalara değindi. Pekcan, salgın döneminde 'e-Ticaret Olarak KOBİ'lerin Yanındayız' kampanyasını başlattıklarını hatırlatarak, '135 bin KOBİ'miz bu kampanyadan yararlandı 7 bin ilave iş gücü yarattık ve 3 bin 761 KOBİ'miz e-ticaretle tanıştı ve 1,2 milyar lira erken ödeme gerçekleştirildi.' ifadelerini kullandı. Bakanlık projelerinin yanı sıra Türkiye'nin küresel tedarik zincirleri alanında ön sıralarda yer alabilmesi için başlatılan bir projeye de dikkati çeken Pekcan, 'Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurulu, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi, Ticaret Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ve özel sektör temsilcilerinin katılımlarıyla toplantılar gerçekleştiriyoruz. Çalışmaları yürütmek üzere bakanlar düzeyinde 'Yönlendirme Komitesi' bir de 'Program Ofisi' oluşturduk. Bu sürecin önümüzdeki günlerde Bakanlığımızın katkılarıyla daha da kurumsal bir hale geleceğini öngörüyoruz.' değerlendirmesinde bulundu.
Reklam