onedio
"Bankadan Arıyorum" Diyerek Kendisini Dolandırmaya Çalışan Şüpheliyi Yakalattı
YOZGAT (AA) - Yozgat'ta bir kişi, kendisini 'Bankadan arıyorum' diyerek dolandırmaya çalışan şüphelinin yakalanmasını sağladı.Kentte yaşayan 55 yaşındaki emekli Mustafa Kayıp'ı telefonla arayan kişi, kendisini banka müşteri temsilcisi olarak tanıttı. Pandemi nedeniyle müşterileri telefonla aradıklarını, bütün işlemleri telefon üzerinden yaptıklarını anlatan şüpheli, Kayıp'tan telefona bir program indirmesini istedi. Telefona programı indiren Kayıp, bankadan gelen mesajla hesabındaki 28 bin 200 liranın çekildiğini görünce dolandırıldığını anlayarak durumu bankaya ve polise bildirdi. Polis yaptığı araştırmalar sonucunda zanlının N.Ç. (30) olduğunu belirledi.Yozgat ile İstanbul Emniyet Müdürlüklerinin koordineli çalışma sonucunda, bir bankanın İstanbul Ümraniye şubesinden parayı çekmeye çalışan N.Ç. suçüstü yakalandı. Mustafa Kayıp, gazetecilere, karşıdaki kişinin güzel konuşmasına inandığını anlatarak, 'Söylediklerini yaptım, telefona program indirdim. O sırada bankadan mesaj gelince dolandırıldığımı anladım. Durumu bankaya ve emniyete bildirdim ve şüpheli suçüstü yakalandı. Kimse telefonla arayan kişilerin tatlı diline inanmasın.' dedi. Öte yandan son bir haftada Yozgat'ta meydana gelen üç dolandırıcılık olayında kendilerini banka görevlisi olarak tanıtan şüphelilerin, vatandaşların hesabından 228 bin lira çektikleri belirtildi.
Türk-İş Genel Başkanı Atalay'dan Torba Yasa Eleştirisi:
ANKARA (AA) - Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, TBMM'ye sunulan torba yasa teklifine dair, 'Pakette 25 yaş altına esnek çalışma var. Bu, kıdem tazminatı hakkının tırpanlanması demek. Bunun dışında ne var? Emeklilik hakkının sınırlandırılması var, kayıt dışı istihdama göz yumulması var.' dedi.Atalay, Yol-İş Sendikasının Türk-İş Genel Merkezi'nde yapılan Başkanlar Kurulu Toplantısı'nın açılışında, Türkiye'de 17 milyon çalışandan sadece 2 milyonunun sendikal örgütlülüğünün olduğunu belirterek, salgın sürecinde en büyük bedeli, işsizlerin ve örgütsüz çalışanların ödediğini söyledi.İşçi, memur ve emeklilerin, toplumun yüzde 70'ini oluşturduğunu ama bu kesimlerin Meclis'te aynı oranda temsilcisinin bulunmadığını dile getiren Atalay, şöyle konuştu:'Meclis'te yoksan, orada senin derdini anlatacak kişi de yok. Orası işveren ve sermaye ağırlıklı bir Meclis. Tulum giymiş adam orada olmazsa, bizim derdimizi, sıkıntımızı başkaları bizim gibi anlatamaz. Bu bir eksiklik. Bu eksikliği Türk-İş olarak dar gelirli, emekçiler başta olmak üzere tüm kesimlere ulaşarak gidermeye çalışıyoruz. Birkaç ay önce kıdem tazminatıyla ilgili düzenleme gündeme geldiğinde de mücadele yürüttük. O süreçte hem mücadele hem müzakere yürüttük. Her ortamda bu konuyu gündeme getirdik. Tehlike geçti mi, hayır. Rafa kaldırdılar. Bir daha gündeme getirirlerse mücadeleye kaldığımız yerden devam ederiz. Kıdem tazminatı yoksa sendikacılık yapmanın da anlamı yok.' 'Üç kişiden biri sigortasız ve güvencesiz çalıştırılıyor'Atalay, TBMM'ye sunulan torba yasa teklifine de değinerek, 'Baktığımız zaman pakette 25 yaş altına esnek çalışma var. Bu, kıdem tazminatı hakkının tırpanlanması demek. Bunun dışında ne var, emeklilik hakkının sınırlandırılması var. Başka ne var, kayıt dışı istihdama göz yumulması var. Ülkemizde kayıt dışı istihdam oranı yüzde 34 düzeyinde. Yani her üç kişiden biri sigortasız ve güvencesiz çalıştırılıyor. Paketle kayıt dışı işçi çalıştıran işverene adeta af var.' değerlendirmesinde bulundu.Taşeron işçilerin kadroya alınması için ilk mücadeleyi Yol-İş Sendikasının başlattığına dikkati çeken Atalay, yüz binlerce taşeron işçisinin kadroya alınmasının, bu mücadelenin ürünü olduğunu belirtti.O süreçte KİT'lerde çalışan 80 bine yakın işçinin kadroya alınmadığına işaret eden Atalay, hükümet yetkililerin daha sonra verdiği sözlere rağmen aradan geçen sürede bu işçilerin bir türlü kadroya alınmadığını vurguladı.'Taşeronların kadroya geçirilmesinin mimarı Yol-İş'tir'Türk-İş Genel Mali Sekreteri ve Yol-İş Sendikası Genel Başkanı Ramazan Ağar da taşeron işçilerin kamuda kadroya alınması sürecini, Karayollarındaki taşeron işçilerin kadroya alınmasını sağlayarak kendilerinin başlattığını anımsatarak, taşeron düzenlemesinin mimarının Yol-İş Sendikası ve Türk-İş olduğunu kaydetti.Bugün bazı sendika ve konfederasyonların, taşeron işçilerin kadroya alınması başarısını sahiplenmeye çalıştığını ifade eden Ağar, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Karayollarında 10 bin taşeron işçisinin kadroya alınması için başlattığımız hukuk mücadelesi olmasaydı, bugün yüz binlerce taşeron işçi hala kadro bekliyordu. Bugün taşeron işçiler kamuda sürekli işçi kadrolarına kavuşmuşsa bu, sendikamızın uzun yıllar yürüttüğü hukuk mücadelesinin sonucudur. Bu işin mimarı tartışmasız Yol-İş Sendikasıdır. Tabii daha sonraki süreçte diğer sendikaların da önemli mücadeleleri oldu. Emeği ve katkısı olan herkesten Allah razı olsun.'
Aksaray'da Bir Kişi Boşanma Aşamasındaki Eşini Silahla Ağır Yaraladı
AKSARAY (AA) - Aksaray'da bir kişi, boşanma aşamasındaki eşini tabancayla ağır yaraladı.Boşanma aşamasındaki Ramazan A. ile eşi Firdevs A, gittikleri Aksaray İcra Müdürlüğünde, 3 çocuklarının velayetini alma konusunda tartışmaya başladı.İcra Müdürlüğünden ayrılan çift, sokakta da tartışmaya devam etti. Ramazan A, yanındaki tabancayla eşi Firdevs A'ya ateş ederek, olay yerinden kaçtı.Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırılan Firdevs A'nın durumunun ağır olduğu öğrenildi.Polis, kaçan Ramazan A'yı yakalamak için çalışma başlattı.
Ahmet Taner Kışlalı Kabri Başında Anıldı
ANKARA (AA) - Evinin önünde park halindeki arabasına yerleştirilen bombanın patlaması sonucu 21 Ekim 1999'da yaşamını yitiren gazeteci-yazar Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, ailesi ve sevenleri tarafından anıldı.Kışlalı'nın Karşıyaka Mezarlığı'ndaki kabri başında, Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) tarafından düzenlenen anma programına, eşi Nilüfer Kışlalı, kızı Nilhan Nur Kışlalı, CHP Kadın Kolları Başkanı Aylin Nazlıaka, eski CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, ADD Genel Başkanı Hüseyin Emre Altınışık, gazeteciler, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.Nilüfer Kışlalı, törende yaptığı konuşmada katılımcılara teşekkür ederek, '21 Ekim, 21 yıl... Yine böyle bir sabah kaybettik Ahmet Taner Kışlalı'yı. 21 yıl boyunca bizi hiç yalnız bırakmadınız. Hep acımızı paylaştınız, yanımızda oldunuz. Bugün de buradasınız. Gösterdiğiniz vefadan dolayı çok teşekkür ediyorum hepinize.' dedi.Ahmet Taner Kışlalı'nın Cumhuriyet gazetesinden mesai arkadaşı Balbay da Kışlalı'nın Türkiye Cumhuriyeti'nin eseri bir aydın olduğunu belirterek, 'Bizlere ölmez kitaplar, ölmez düşünceler bırakmıştır. Anısı önünde saygı ile eğiliyorum.' diye konuştu.Konuşmaların ardından, törene katılanlar Kışlalı'nın kabrine karanfil bıraktı.
Antalya'da Havadan Yapılan Denetimlerde 227 Sürücüye Ceza Uygulandı
ANTALYA (AA) - Antalya'da havadan yapılan trafik denetimlerinde kurallara uymadıkları tespit edilen 227 sürücüye para cezası verildi.İl Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, kent trafiği 13-19 Ekim'de helikopter ve drone aracılığıyla denetlendi.Trafik düzeni ve güvenliğinin sağlanması, denetim faaliyetlerinin etkin gerçekleştirilmesi ve sürücülerdeki yakalanma riski duygusunun sürekli üst düzeyde tutulması amacıyla gerçekleştirilen kontrollerde, 'sağ şeritte veya bankette uygunsuz durumda bekleme, ağır taşıtların uygunsuz şerit kullanımı, tehlikeli şerit değiştirme-makas atma, hatalı sollama, yakın takip, kara yolunda zorunlu haller dışında duraklamak, park etmek' gibi ihlaller tespit edildi.Denetimlerde kurallara uymadığı belirlenen 227 sürücüye para cezası uygulandı.
Reklam
Gazeteci Yazar Bekir Coşkun Memleketi Şanlıurfa'da Son Yolculuğuna Uğurlandı
ŞANLIURFA (AA) - Tedavi gördüğü hastanede 75 yaşında hayatını kaybeden gazeteci yazar Bekir Coşkun'un cenazesi, memleketi Şanlıurfa'da toprağa verildi. Coşkun'un cenazesi, Ankara'da dün düzenlenen törenin ardından Şanlıurfa'ya getirildi.Merkez Karaköprü ilçesi Tülmen Mahallesi'ndeki meydanda Coşkun için cenaze namazı kılındı.Cenaze namazında Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül, CHP İl Başkanı Hayrettin Cidir ile Bekir Coşkun'un mesai arkadaşları ve meslektaşları saf tuttu.Namazın ardından Coşkun'un cenazesi, mahalle mezarlığında toprağa verildi.Bekir Coşkun'un eşi Andree, çocukları Tolga ve Ebru ile kardeşi Haluk Coşkun da taziyeleri kabul etti.Uzun süredir kanser tedavisi gören 75 yaşındaki Bekir Coşkun, 18 Ekim'de akşam saatlerinde solunum durması nedeniyle getirildiği Ankara Şehir Hastanesinde yapılan müdahaleye rağmen kurtarılamamıştı.
Reklam
Kadınlarda Kovid-19'Un Etkileri Daha Uzun Sürebilir
ANKARA (AA) - Yeni tip koronavirüse (Kovid-19) yakalanan kadınlarda semptomların daha uzun sürebileceği bildirildi. İngiltere'de King's College London, 4,3 milyondan fazla İngiliz'in kullandığı 'Kovid Semptom Çalışması' uygulamasından faydalanarak bir çalışma yürüttü. Bulgular, kadınların virüsün etkilerini erkeklerden daha uzun süre hissettiğini ortaya koydu. 50 yaşın üzerinde olmanın, aşırı kilo ve astımın da Kovid-19 semptomlarını daha uzun süre hissetme riskini artıran faktörler arasında yer aldığı görüldü. Uygulama verisi, her 10 kişiden birinin 1 ay sonra, her 50 kişiden birinin de 3 ay sonra Kovid-19'un etkilerinden muzdarip olduğunu ortaya koydu.Çalışma ekibinden Dr Claire Steves, 'İlk verilerden, erkeklerin çok daha ağır hasta ve ne yazık ki Kovid-19'dan ölme riskinin çok daha fazla olduğunu gördük. Kadınlar da uzayan Kovid riski altında görünüyor.' diye konuştu. Steves, Kovid-19'un ilk haftasında 5 semptomdan fazlasının görülmesinin, hastalığın uzamasında kilit risk faktörlerinden biri olduğunu kaydetti.
Türkiye "Esım" Teknolojisi İçin Gün Sayıyor
ANKARA (AA) - ARİFE YILDIZ ÜNAL - Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan, Türk mühendislerince geliştirilen ve fiziksel SIM kartın yerine kullanılacak 'eSIM'in, yakın zamanda hayata geçeceğini bildirdi.Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Sayan, Twitter hesabından, eSIM teknolojisine yönelik çalışmalarda gelinen son duruma ilişkin paylaşımda bulundu. Türkiye'nin ocak ayında GSM Birliğinden sertifikasyon alarak eSIM teknolojisini yerli ve milli imkanlarla üreten 4 ülkeden biri olduğunu belirten Sayan, 'Tamamen Türk mühendislerince geliştirilen ve fiziksel SIM kartın yerine kullanılacak olan eSIM, ülkemizde yakın zamanda hayata geçecek.' bilgisini verdi. Sayan, AA muhabirine yaptığı açıklamada da eSIM'lerle insanları artık yeni bir dünyanın beklediğine dikkati çekerek, 'eSIM mimarisi hem M2M/IoT cihazlara hem de vatandaşlarımızın günlük hayatta kullandığı cihazlara önemli kolaylıklar sağlayacak.' dedi. eSIM teknolojisinin beraberinde pek çok avantajı getireceğine işaret eden Sayan, üretim süreçlerinin çevreye olumsuz etkilerinin minimuma düşeceğini kaydetti. Sayan, kartların bakım, erişim, lojistik ve stoklama gibi süreç maliyetlerinin ortadan kalkacağını belirterek, şöyle konuştu: 'eSIM doğrudan bir aygıta yerleştirilmiş bir tür programlanabilir dijital bir SIM kart. eSIM fiziki plastik bir kart değil, akıllı cihazlara entegre edilen küçük bir çipten ibaret. eSIM, herhangi bir cihaza doğrudan müdahale gerektirmeden yani SIM kartı değiştirmeye gerek kalmadan uzaktan erişim yoluyla mobil işletmecinin değişimine olanak sağlıyor. eSIM hem akıllı telefon, bilgisayar gibi son kullanıcı cihazlarında hem de otomotiv gibi endüstrilerde ve çeşitli alanlara çözüm sunuyor.' eSIM'in sağlayacağı faydaları anlatan Sayan, mobil işletmeci değiştirilmek istendiği zaman SIM kartı fiziksel olarak değiştirmeden mobil işletmeciler arasında geçiş yapılabileceğini bildirdi.Sayan, fiziksel SIM süreçlerinde tüketicinin, SIM kartını sadece bayilerden veya posta yoluyla alabildiğini hatırlatarak, şu değerlendirmede bulundu:'eSIM ile işletmeci profilinin cihaza yüklenmesi mümkün olacak. Tüketicinin SIM kart boyutunu dikkate alması ve cihazına uygun olan fiziksel SIM kartı kullanması gerekebiliyordu. eSIM ile bu farklılık da ortadan kalkıyor. Yakın zamanda eSIM'in uygulama örneklerini, birçok alanda ve sektörde görmeye başlayacağız. Bu çerçevede BTK, eSIM teknolojisi için gerekli düzenlemeleri gerçekleştirdi. MilliTeknolojiHamlesi'nden aldığımız güçle, ülkemizi her alanda ileriye taşımaya devam edeceğiz.'Tüm cihazlar, eSIM teknolojisinden faydalanabilecekBTK tarafından 12 Şubat 2019'da alınan kararla uzaktan programlanabilir SIM teknolojilerini destekleyen sistemlerin kurulumu ve cihazlarda kullanımı, Mart 2019 itibarıyla yüzde 100 yerli ve milli olacak şekilde sağlanmıştı. Karar kapsamında otomotiv endüstrisi de dahil, bu teknolojiyi destekleyen ve son kullanıcı tarafından kullanılan tüm cihazlar artık eSIM teknolojisinden faydalanabilecek.Kurul kararının ardından yapılan çalışmalarla uluslararası sertifikasyona sahip ekipman kurulumu ve yüzde 100 yerlilik şartıyla düzenleme tamamlandı. Ayrıca alınan karar doğrultusunda, düzenlemede yer alan kurallara uymayan uluslararası şebekelerden, abonelikleri için süre verilerek eksiklerini tamamlamaları istendi.Özellikle M2M gibi internete bağlı cihazlarda farklı senaryolarda aktif olarak kullanılacak eSIM teknolojisi, yerli eSIM altyapısıyla global firmalara ve iş senaryolarına hizmet verecek.eSIM, son kullanıcıların yoğun yararlandığı akıllı telefonlardan, giyilebilir teknolojilerden, M2M denilen internete bağlı birçok endüstriyel ürüne kadar geniş bir kullanım yelpazesi sunuyor. eSIM altyapısıyla bütün bu cihazların internete bağlanması için fiziksel sim kart kullanım gereksinimi ortadan kalkarak, yerini güvenli yazılım teknolojisine bırakacak.Yeni üretilen otomobillerde standart olarak sunulan eCALL gibi birçok sim karta bağlı güvenlik altyapısı eSIM ile yazılım tabanlı olarak sunulabilecek.
Analiz - ABD'de Hristiyan Grupların Seçim Mücadelesi Kızışıyor
İSTANBUL (AA) -ASLI NUR DÜZGÜN- ABD merkezli araştırma merkezi Pew Research Center tarafından yapılan araştırmaya göre Başkan Donald Trump, ABD’li Hristiyanların favori adayı olmayı sürdürse de, Katolikler, Evanjelik olmayan Protestanlar ve Evanjelik Hristiyanların bir kısmının Trump’a desteği Ağustos’tan bu yana düşüş sergiliyor. Trump desteğinde azalan oranlara karşın Demokratik aday Joe Biden oylarında ise bir yükseliş söz konusu. [1] Başkan Donald Trump’ın yeni tip koronavirüs (Kovid-19) teşhisiyle hastanede kaldığı 30 Eylül-5 Ekim tarihleri arasında yapılan ve 10 bin 543 ABD’li seçmenin katıldığı ankete göre Hispanik Katolikler, Siyah Protestanlar, Yahudiler ve herhangi bir dine mensup olmayan grupların desteğini alan Joe Biden, Evanjelikler arasında yaşanan bölünme ile bir grup Evanjelik Hristiyan tarafından da desteklenmeye başladı. [2]Yapılan araştırmaya göre Beyaz Katolik seçmenler yüzde 52’ye yüzde 44’lük farkla Joe Biden’a karşı Başkan Trump’ı destekliyor ancak bu oran önceki kamuoyu yoklamasına nazaran düşmüş durumda (Temmuz-Ağustos aylarındaki oranlar: Trump yüzde 59, Biden yüzde 30). Benzer şekilde Evanjelist olmayan Protestanlar da yüzde 53 oranla Başkan Trump’ı desteklese de bu oran Ağustos başlarında yüzde 59’du. [3] 2016 seçimlerinde Trump’ı yüzde 81’lik oranla [4] destekleyen Beyaz Evanjelik Hristiyanlar arasındaki bölünme ise en dikkat çekici olanı. Siyah Protestanların yüzde 90’ı, Hispanik Katoliklerin yüzde 67’si, agnostik ve ateistlerin yüzde 62’si ve Amerikan Yahudilerinin yüzde 70’i tarafından desteklenen Biden, Beyaz Evanjelik Hristiyanların belli bir kısmının desteğini de almaya başladı. Ağustos ayı başında yapılan ankette Başkan Trump’tan yana olan yüzde 83’lük Evanjelik destek Ekim ayında yerini yüzde 78’lere bıraktı. [5]ABD seçmenlerinin yüzde 44’ünü oluşturan Katolikler, Evanjelik olmayan Protestanlar ve Evanjelik Hristiyanlardan oluşan üç Beyaz Hristiyan grubun azalan Trump desteğine rağmen, Biden tarafında çok büyük bir sıçrama görülmeme nedeninin, oyların diğer adaylara kaymasından (Jo Jorgensen, Howie Hawkins, Don Blankenship) ya da oy kullanmama tercihinden kaynaklanabileceği de söylenenler arasında. Fakat, oy kullanırken dînî motivasyonla harekete eden seçmenleri etkilemek üzere kurulan Vote Common Good inisiyatifi tarafından Ekim ayı başlarında yapılan bir başka açıklamada, Evanjeliklerin de aralarında bulunduğu bin 600’den fazla inanç lideri, din adamı ve papaz tarafından “İnanç, umut ve sevgiyi Oval Ofis’e geri getirme” taahhüdü imzalanırken, Joe Biden’a destekleri netleşti. Seçimler için kilit önemi haiz bölgelerden din adamlarının yanı sıra aktivistlerin de katıldığı ve Demokrat Biden’a yönelik desteğin artmasına çalışan Vote Common Good’un direktörü Doug Pagitt’e göre bu durum geçmişte görülmemiş ve gelecekte de görülme ihtimali düşük, istisnai bir örnek. [6] İlan edilen Biden desteğinin büyük bir kısmı Katoliklerden, Evanjeliklerden ve Protestanların belli bir kısmından geliyor. Özellikle öne çıkan isimlerin arasında: ünlü televanjelist Billy Graham’ın torunu Jerushah Duford, Evanjelik Sosyal Hareket başkanı Ronald Sider, Evanjelik lider Joel Hunter, Baş Rahip Steven Lindsey, Ulusal Kiliseler Konseyi eski Genel Sekreteri Dr. Michael Kinnamon ve Piskopos Gene Robinson geliyor. Bu isimlerin yanı sıra pek çok üniversiteden dindar bilim adamları ve birçok önde gelen Hristiyan aktivist yer alıyor. Vote Common Good, internet sitesinde Trump’ı “küstah” ve Biden’ı “bilge” olarak tanımladıkları önemli bir propagandayı sürdürürken, bu propagandaya destek amacıyla bağış yapmaya da davet ediyor. [7]Evanjelik gruplar kendi içlerinde bölünüyor mu?ABD'de 89 milyonla [8] en yüksek nüfus oranına sahip dini grup olan Evanjelik Fundamentalistler, 1960’larda görev yapan Katolik Demokrat John F. Kennedy’den bu yana çoğunlukla Cumhuriyetçi Parti’nin seçmen kitlesini oluşturmakta ve nüfuzlarını kullanarak dini taleplerini siyaset arenasına yansıtmaktalar. Cumhuriyetçi seçmen kitlesine kullandıkları medya araçlarıyla hitap ederek, taleplerini Cumhuriyetçi Parti adaylarının gündem konusu haline getirebilmekteler. Medya gücünü etkili kullanan Hristiyan Sağ’ın, bu araçların Evanjelik seçmen kitlesi tarafından yüzde 96’lık takip oranı düşünüldüğünde, ABD’de milyonlarca Evanjelist Hristiyanı etkileme konusunda ciddi bir güce sahip olduğu görülüyor. Dolayısıyla ABD’de özellikle de seçim dönemlerinde Demokratlar ve Cumhuriyetçiler arasında Fundamentalist Evanjeliklerin oylarını alma konusunda gözle görünür bir çekişme yaşanır. ABD siyasetinde Evanjelik seçmen kitlesini etkileyebilmek için Demokrat adayların söylem değişiklikleri yaptıkları da önceki başkanın iki döneminde de görülmüştür.Demokrat aday Biden da, tıpkı 2016’da Evanjeliklerin oylarıyla başkanlık yarışını kazanan Donald Trump gibi, Evanjelik seçmen kitlesinin belli bir bölümünün oylarını hedefliyor. Biden Evanjelik oyların çoğunluğunu alamasa da, bir kısmını kendi lehine çevirmek amacıyla kişisel inancını ve sahip olduğu değerleri öne çıkararak, Evanjelik inanç liderleriyle toplantılar yaptı, dinleme oturumları düzenledi ve dinler arası konsey organizasyonlarına katıldı.Biden’a oy vermeyi düşünen Evanjelikler, çoğunluğu teşkil eden gruptan istisnai bir şekilde de olsa ayrıldıkları için bireysel anlamda gerginlik içindeler. Çünkü Evanjelik seçmenler arasında Biden’ı destekleyenlerin (yüzde 22) yakın çevrelerinin Trump’ı destekleme (yüzde 46) ihtimali iki kat daha fazla ve bu oran diğer adaylar bağlamında daha da artıyor. [9] Trump yönetiminin kendilerini derinden üzdüğünü açıklayan bir grup muhafazakâr, dört yıl önce Trump’a verdikleri şansın bittiğini açıklıyor. Evanjelikler Başkan Donald Trump’ı yoksulluk, ırkçılık, sağlık hizmetlerinden yoksunluk ve iklim gibi konularda eleştiriyorlar. Bu ve diğer pek çok konuda Biden’ı, İncil’de var olan değerlere Trump’tan çok daha yakın buluyorlar. Seçimlerde Biden taraftarlarının sürekli olarak “Trump-karşıtı” olarak anılmaları, 2016 seçimlerinde görülen “Clinton-karşıtı” “Trump-yanlısı” bölünmesini hatırlatıyor. Pew Research Center’ın yaptığı ankete göre, Kasım 2020 seçimlerinde yüzde 57 Trump-yanlısı ve yüzde 20 Biden-karşıtı var. [10] Başkan Trump’ın ise Federal Mahkemeye muhafazakâr yargıç atama çabaları sayesinde Evanjelik oyların çoğunluğunu yine de alması bekleniyor. Trump 2016’dan günümüze Evanjeliklerin kürtaj ve eşcinsellik karşıtlığı, İsrail taraftarlığı gibi politik duruşlarını savunan bir pozisyon benimsemişti. Cumhuriyetçilerin kampanya sözcüsü Samantha Zager’e göre, Amerikalılar Trump’ın muhafazakarların temel haklarının savunucusu olmaya devam edeceğini biliyorlar ve Biden iktidar olursa Katolik karşıtı bağnazlık nüksedecek. Bu açıdan Cumhuriyetçiler, Biden’ın Katolikliğini araçsallaştırarak, Evanjeliklerin dini özgürlüklerinin kısıtlanacağı propagandasıyla, Biden’a kayan Evanjelik oyları geri kazanmaya çalışıyorlar.Evanjeliklerin ABD başkanları üzerindeki etkisiABD başkanlarının Evanjelik seçmen kitlesinin desteğini alabilmek için iç politikadaki tavır ve söylemlerinden daha çok dış politikadaki duruşlarına bakmak gerekir. Evanjeliklerin kürtaj ve eşcinsellik-karşıtlığı, sekülerlik tartışmaları ve dini özgürlükleri kapsayan politik talepleri doğrultusunda ABD iç politikasına nüfuz etme çabalarından daha görünür olan, ABD dış politikasında özellikle de İsrail yanlısı politik duruşlarıdır. Bu bağlamda hem iç hem de dış politikada Evanjelik Hristiyanların 2016’dan itibaren ABD Başkanı Trump’ın üzerindeki etkisini açıkça görmek mümkün. Mike Pence, Andrew Craig Brunson, Jim Wallis, Hershael York, Jerry Falwell, John Hagee, Tony Perkins, Billy Graham gibi Evanjelik Hristiyanların da özellikle bu dönemde görünürlük kazandıkları biliniyor.Evanjeliklerin İsrail yanlısı politik talepleri konusunda daha önceki başkanlık dönemlerinde görülmemiş adımlar atan Başkan Trump, Kudüs Büyükelçilik Yasası’nı Kongre’den geçirmeyi bir seçim vaadi olarak sunuyordu. Bilindiği gibi ABD Kongresi “Kudüs Büyükelçilik Yasası”nı ilk kez 1995’te kabul etmiş ancak söz konusu yasa 22 sene boyunca (1995-2017) Bill Clinton, George W. Bush ve Barack Obama tarafından her 6 ayda bir sürekli olarak ertelenmişti. 2017’de Başkan Trump döneminde Tel Aviv’deki ABD Büyükelçiliğinin Kudüs’e taşınması kararı sonrasında İsrail-Filistin sorunu yeni bir boyut kazandı. Avrupa Birliği (AB), Birleşmiş Milletler (BM) ve İslam ülkeleri tarafından verilen tepkilere rağmen herhangi bir geri adım atılmamış, Golan Tepeleri, sözde Yüzyılın Anlaşması ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn’le normalleşme anlaşmaları ile de gerilim tırmandırılmıştı.ABD’de bireysel inancı Evanjelizm olan başkanların yanı sıra Evanjelik inancı taşımayan başkanlar da görev yapmıştır. Bu inancı taşımamalarına rağmen kendi dönemlerinde Evanjelik yanlısı politikalar güttükleri bilinmektedir. Kendisini Cyrus olarak tanımlayan ve “vaad edilen toprakların” Yahudilere verilmesi konusunda tavrı oldukça net olan Başkan Truman (1945–1953), döneminde kurulan İsrail’i ilk tanıyan devlet olan ABD’nin bu politikasını güçlü şekilde destekleyen başkanlardandır. Başkanlığı boyunca, kıyameti yaşayacağını, İsa Peygamberin gelme vaktinin yaklaştığını anlatılarında ortaya koyan Başkan Reagan (1981–1989) için 80’lerde Libya’ya yapılan müdahale dahi İsrail içindir. Evanjelik olmayan başkanlardan, mesela, Richard Nixon (1969-1974) ise Evanjeliklerin tepkilerini çekmemek için isteklerine cevap vermeye çalıştığını itiraf etmiştir. Başkan Clinton döneminde ise İran’la kurulan ilişkilere sert tepkiler veren Evanjelikler, yine bu dönemde uygulanan yumuşak güç politikalarının da karşısında olmuşlardır. Ancak fikir ayrılıklarına rağmen Clinton dönemi Orta Doğu politikası yine İsrail yanlısı örgütlere üye görevliler tarafından şekillendirilmekteydi. Amerikan müdahaleciliğinin zirveye ulaştığı Başkan Bush döneminde ise ABD dış politikasında “Haçlı seferi”, “Şer ekseni” gibi Evanjelik anlatılar ve yeni-muhafazakâr politikalar Orta Doğu politikasında epey baskın bir hale gelmiş, Irak ve Afganistan müdahalelerinde “teröre karşı savaş”ı, “İslam’a karşı savaş” olarak algılayan Evanjeliklerin politikaları iyice görünür olmuştu.Başkan Obama döneminde, ABD’nin Başkan Bush döneminde içine girdiği ekonomik zorluklar nedeniyle Orta Doğu politikasında yumuşak güç stratejisine hız verilmiş, İsrail-Filistin sorununda koşulsuz İsrail yanlısı olan ABD politikasını değiştirmek istediğini ihsas ettiren söylemlerde bulunulmuştur. Obama ABD’nin çıkarları için İsrail’in çıkarlarını arka plana atmak istemiş veya en azından öyle göstermiş ancak bunda başarılı olamamıştır. Konuya dair İslam dünyasını ümitlendiren vaatlerini gerçekleştiremeyen Başkan Obama’nın döneminde, ABD’nin İsrail politikasında büyük değişiklikler görülmemiştir. Obama ve Netanyahu arasındaki tüm gerginliğe rağmen, ABD İsrail’e silah satışına devam kararı vermiş, İsrail füze savunma sistemi denemesi gerçekleştirmiş ve daha geniş bir savunma sistemi için Amerikan Kongresi İsrail’e mâli yardım kararını onaylamıştır. İki ülke ilişkilerinin gerildiği bu dönemde Pentagon’da 15 ay içinde 75 görüşme gerçekleştiği bilgisi oldukça dikkat çekicidir. ABD bu dönemde de önceden olduğu gibi BM kararlarında İsrail yanlısı adımlar atmış, yine İsrail’in çıkarlarına hizmet edecek fiziksel güvenlik odaklı politikalar geliştirmiş ve askeri, ekonomik desteklerde bulunmuştur. İsrail politikalarının farklılaşacağı düşünülen bu dönemde dahi rutinleşmiş ilişki kalıbının bozulmadığı görülmüştür.[Lisans ve yüksek lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi’nde tamamlamış olan Aslı Nur Düzgün, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde doktora tez çalışmalarına devam etmektedir][1] Gregory A. Smith, “White Christians continue to favor Trump over Biden, but support has slipped”, Pew Research Center, https://www.pewresearch.org/fact-tank/2020/10/13/white-christians-continue-to-favor-trump-over-biden-but-support-has-slipped/, 13 Ekim 2020, Erişim tarihi: 16.10.2020.[2] Gregory A. Smith, “White Christians continue to favor Trump over Biden, but support has slipped”, Pew Research Center, https://www.pewresearch.org/fact-tank/2020/10/13/white-christians-continue-to-favor-trump-over-biden-but-support-has-slipped/, 13 Ekim 2020, Erişim tarihi: 16.10.2020. Ayrıca bkz. Pew Research Center, “In 2020 election, deep divisions between White Christians and everyone else”, https://www.pewresearch.org/fact-tank/2020/10/13/white-christians-continue-to-favor-trump-over-biden-but-support-has-slipped/ft2020-10-13religionparty_01/, 13 Ekim 2020, Erişim tarihi: 16.10.2020.[3] Gregory A. Smith, “White Christians continue to favor Trump over Biden, but support has slipped”, Pew Research Center, https://www.pewresearch.org/fact-tank/2020/10/13/white-christians-continue-to-favor-trump-over-biden-but-support-has-slipped/, 13 Ekim 2020, Erişim tarihi: 16.10.2020.[4] Justine Coleman, “Biden eyes inroads with evangelical voters”, The Hill, https://thehill.com/homenews/campaign/511809-biden-looks-to-make-inroads-with-evangelical-voters, 16 Ağustos 2020, Erişim tarihi: 16.10.2020.[5] Gregory A. Smith, “White Christians continue to favor Trump over Biden, but support has slipped”, Pew Research Center, https://www.pewresearch.org/fact-tank/2020/10/13/white-christians-continue-to-favor-trump-over-biden-but-support-has-slipped/, 13 Ekim 2020, Erişim tarihi: 16.10.2020.[6] Vote Common Good, “Vote Common Good Shares 1600 Faith Leaders’ Endorsement of Biden”, https://www.votecommongood.com/vote-common-good-shares-1600-faith-leaders-endorsement-of-biden/, 9 Ekim 2020, Erişim Tarihi: 18.10.2020[7] Vote Common Good, “Vote Common Good Shares 1600 Faith Leaders’ Endorsement of Biden”, https://www.votecommongood.com/vote-common-good-shares-1600-faith-leaders-endorsement-of-biden/, 9 Ekim 2020, Erişim Tarihi: 18.10.2020.[8] Evanjelik nüfus Amerikan nüfusunun %25.4’üdür. Pew Research Center, “Religious Landscape Study”, https://www.pewforum.org/religious-landscape-study/, Erişim Tarihi: 16.10.2020[9] Kate Shellnutt, “Evangelical Biden Voters Straddle Partisan Divides”, Christianity Today, https://www.christianitytoday.com/news/2020/september/white-evangelical-biden-voter-trump-friends-church-election.html, 14 Ekim 2020, Erişim tarihi: 18.10.2020.[10] Kate Shellnutt, “White Evangelicals Are Actually for Trump in 2020, Not Just Against His Opponent”, Christianity Today, https://www.christianitytoday.com/news/2020/october/white-evangelical-voters-for-trump-pew-lifeway-survey.html, 14 Ekim 2020, Erişim tarihi: 18.10.2020.
Reklam
Başkentte Uyuşturucu Operasyonunda 6 Şüpheli Yakalandı
ANKARA (AA) - Ankara'da uyuşturucu madde ticaretine yönelik yapılan operasyonda aralarında kesinleşmiş hapis cezası olan bir kişinin de bulunduğu 6 şüpheli gözaltına alındı. Keçiören İlçe Emniyet Müdürlüğü Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği ekipleri, uyuşturucu madde ticaretine yönelik yaptıkları operasyonda, B.T, D.T.T. ve O.B.A'yı üzerlerinde 10 gram uyuşturucu ile yakaladı. Zanlıların uyuşturucu maddeyi K.Ç. ve O.G'den temin ettiğini belirleyen ekipler, bu şüphelileri de gözaltına aldı. K.Ç. ile O.G'nin evlerinde yapılan aramada 530 gram eroin ile tabanca ele geçirildi. Aramalarda, zanlı O.G'nin babası H.G'nin GBT sorgusunda, 'Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama' suçundan hakkında 7 yıl 6 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunduğu tespit edildi. Şüphelilerin emniyetteki işlemleri sürüyor.
Türkiye'nin Lübnan Ordusuna Hibe Ettiği Yardımlar Törenle Teslim Edildi
BEYRUT (AA) - Türkiye'nin Lübnan ordusuna hibe ettiği yardımlar, başkent Beyrut'ta düzenlenen törenle teslim edildi.Lübnan ordusundan Tuğgeneral Ziad Nasr'ın katılımıyla Beyrut'ta gerçekleştirilen törende, Türkiye'nin Beyrut Büyükelçisi Hakan Çakıl'ın yanı sıra Beyrut Askeri Ataşesi Albay Bayram Büyan ve Güvenlik Müşaviri Albay Yavuz Taşdemir de hazır bulundu.Büyükelçi Çakıl, burada yaptığı konuşmada, Türkiye ile Lübnan arasındaki ilişkilerin her alanda olduğu gibi askeri alanda da geliştirildiğini söyledi.Türkiye’nin Lübnan’a askeri alanda desteğinin süreceğini dile getiren Çakıl, 'İki ülkenin sadece kara değil, deniz ve hava kuvvetleri arasında da ilişkilerin geliştirilmesinin öngörülüyor, askeri konular ikili ilişkilerin geliştirilmesi için önemli potansiyele sahip. Türkiye, Lübnan ile münasebetlerini her alanda geliştirmek istiyor.' dedi.Tuğgeneral Nasr da ülkedeki mevcut ekonomik, sosyal ve güvenlik sorunların üzerine 4 Ağustos'ta Beyrut Limanı'nda meydana gelen patlamanın arkasında bıraktığı felaketin getirdiği zorlu şartlara dikkati çekerek, askeri kurumun üzerindeki sorumluluğun arttığını belirtti.Bu nedenle Türkiye'nin Lübnan ordusuna sağladığı hibenin istikrarı koruma ve terörle mücadelede önem arz ettiğinin altını çizen Nasr, 'Şüphesiz bu girişim, Türkiye'nin bize olan güvenini yansıtıyor. Bunu takdirle karşılıyoruz.' ifadelerini kullandı.Tuğgeneral Nasr, Lübnan Genelkurmay Başkanı General Joseph Avn adına Türk makamlarına teşekkür ederek, iki dost ülkenin orduları arasındaki iş birliğinin sürdürülmesi temennisinde bulundu.Türkiye'nin hibe olarak gönderdiği farklı kalibredeki mühimmat, daha önce Lübnan'a ulaşmıştı.
Reklam
Denetime Takılanların Bahanesi: "Yanımda Yok, Maskemi Evde Unuttum"
EDİRNE (AA) - İçişleri Bakanlığı koordinesinde taksi ve minibüslerde koronavirüs (Kovid-19) denetimleri sürüyor.Edirne'de de İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğü ekipleri, birçok noktada denetim gerçekleştiriyor.Ekipler durdurduğu bir takside, yolcunun maskesiz olduğunu tespit etti. Polisin, neden maske takmadığını sorması üzerine vatandaş, 'Yanımda yok.' cevabını verdi.Polisin maske verdiği yolcu ile taksi sürücüsü hakkında tutanak tutuldu. Bu kişilere cezaları daha sonra tebliğ edilecek.'Minibüslerdeki dezenfektan kutuları kontrol edildi'Toplu taşıma yapan minibüsler de denetlendi. Araçlardaki dezenfektan kutularını tek tek kontrol eden ekipler, yolcuları da tedbirler hakkında bilgilendirdi.Minibüs şoförü Orhan Topaloğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, maske takmayan ya da takmak istemeyen yolcuların çeşitli bahaneler sunarak yolculuk yapmak istediğini söyledi.Maskesiz yolcuyu araca almadıklarını belirten Topaloğlu, 'Birçok bahaneyle karşılaşıyoruz. 'Maskeniz yok takar mısınız' dediğimizde, 'maskemi evde unuttum' yanıtıyla karşılaşıyoruz. Bazen de tehdit ediliyoruz.' dedi. Şoför Mustafa Aydın da yolcuları sık sık salgın tedbirleri ile ilgili uyardıklarını belirterek, 'Evde unuttum, düşürdüm' diyen çok sayıda yolcuyla karşılıyoruz ancak bunları aracımıza almıyoruz. Herkesin kendi sorumluluğunu bilmesi lazım. Evden çıkarken nasıl çorap giyiyorsak maskemizi de takacağız, bu kadar basit.' şeklinde konuştu.
İyi Parti İstanbul İl Başkanı Kavuncu, Milletvekili Özdağ Hakkında Suç Duyurusunda Bulundu
İSTANBUL (AA) - İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu, televizyonda katıldığı bir programda kendisiyle ilgili 'FETÖ'cü' iddiasında bulunan Milletvekili Ümit Özdağ hakkında suç duyurusunda bulundu. Partinin diğer il ve İstanbul'daki ilçe başkanlarının da aralarında bulunduğu grupla Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'na gelen Kavuncu, suç duyurusu dilekçesini savcılığa vermeden önce basına mensuplarına açıklama yaptı. İYİ Parti'nin büyüme ve yükseliş sürecinden bazı çevrelerin rahatsız olduğunu savunan Kavuncu, partisi yükselişte olduğu için kendilerine yönelenlerde tereddüt yaratmak, zihinlerinin bulandırılmak istendiğini ileri sürdü.Yerinin, yurdunun belli olduğunu ifade eden Kavuncu, 'İl başkanlığımızın adresi belli. Benim çocukluğumdan bu yaşıma kadar yaşadığım hayat gün gibi ortada.' dedi.Kavuncu, partinin tüm il ve ilçe başkanlarının, parti tüzüğünün gerekli maddeleri uyarınca söz konusu milletvekiliyle alakalı ihraç talebiyle genel merkeze başvuracağını dile getirdi.'Devletin en üst makamlarına gerekli sorular sorulmuş, gerekli cevaplar alınmış'Bir gazetecinin, 'Meral Akşener'in devletin önemli güvenlik kademeleriyle yaptığı görüşmeler yazılmış bazı köşe yazılarında. Görüşmelerin ayrıntıları var mı sizde? Bir delil talebiniz olacak mı?' sorusuna karşılık da Kavuncu, bu konunun detayları ve teferruatlarının genel başkanlarında olduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:'Gene söz konusu milletvekili bu iddialarını tekrarlayınca, belki de birçok kişinin, birçok yetkilinin veya Türkiye'de bu konuda sorumluluk taşıyan herkesin yapacağı bir adım atılmış. Devletin en üst makamlarına, bu konuyla alakalı en önemli kurumlarına, gerekli sorular sorulmuş, gerekli cevaplar alınmış. İşte bugün buraya geldik, başvurumuzu yaptık, dedik ki mahkemelere, bakın bunları araştırın, bunların ta geçmişine gidin, bugününe gelin, geleceğine bakın, biz buradayız, yerimiz burada, bunları da sorun.'Kavuncu, 'Neyin peşindeler, neyi yıpratmak istiyorlar, kimlerin hayatını mahvetmek istiyorlar, hangi siyasi menfaatler için hangi menfaatler için bunlar yapılıyor, bunların hepsi cevap bulacak.' diye konuştu.Suç duyurusu dilekçesiBuğra Kavuncu ve partililer, açıklamanın ardından adliyeye geçerek, hazırladıkları suç duyurusu dilekçesini İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına sundu. Buğra Kavuncu'nun, 'müşteki' olarak yer aldığı dilekçede, 'şüpheli' olarak geçen Ümit Özdağ'ın, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 125. maddesinde yer alan 'hakaret' suçundan yargılanması isteniyor. Suç duyurusu dilekçesinin 'deliller' kısmında, 'şüphelinin 19 Ekim 2020 tarihli bir televizyon kanalının Tarafsız Bölge adlı programında ve devamında, televizyonun Youtube kanalı üzerinden yayımlanan videosunda suç teşkil eden beyanlarda bulunduğu' ifade ediliyor. İYİ Parti Milletvekili Ümit Özdağ, katıldığı televizyon programında, 'İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu FETÖ'cü.' ifadesini kullanmıştı.
Reklam
Tayland'da Protestocular Olağanüstü Halin Kaldırılması İçin Mahkemeye Başvurdu
KUALA LUMPUR (AA) - Tayland'da son bir haftadır anayasal reformlar ve Başbakan Prayut Çan-oça'nın istifası talebiyle kitlesel gösteriler düzenleyen hükümet karşıtları, hükümetin protestoları engellemek için aldığı olağanüstü hal kararının iptali için mahkemeye başvurdu.Tayland basınında yer alan haberlere göre, protestolara katılan bir grup üniversite öğrencisi, başkent Bangkok'taki Asliye Hukuk Mahkemesine gelerek hükümetin 15 Ekim'de aldığı ve Bangkok'ta 5'ten fazla kişinin toplanmasını yasaklayan olağanüstü hal kararının iptal edilmesi için dilekçe verdi.Mahkeme başvurusunun ardından basına konuşan üniversite öğrencileri, hükümete protesto haklarını engellememesi ve reform taleplerine kulak vermesi çağrısında bulundu.Öte yandan, 14 Ekim'de başkent Bangkok'ta başlayan büyük çaplı gösteriler bugün de binlerce kişinin katılımıyla devam etti.Başkentteki Zafer Anıtı'nda toplanan protestocular, anayasal reform ve Başbakan Prayut'un istifasına yönelik çağrılarını sürdürdü.Monarşi yanlılarından karşı protestoBu arada, bir grup monarşi destekçisi de Bangkok'taki Ramkhamhaeng Üniversitesinin bulunduğu sokakta karşı gösteri yaparak Tayland Kralı'na desteklerini ifade etti.Basına konuşan protestocuların temsilcisi Sirimongkol Ruampan, hükümet karşıtlarının Başbakan Prayut'un istifasını istemesiyle hiçbir sorunu olmadığını belirterek 'İstedikleri gibi protesto yapsınlar ama monarşiye dokunmamalarını rica ediyoruz.' dedi.Siyasi bir amaçla toplanmadıklarını belirten Ruampan, 'Bizim tek amacımız monarşinin, protestocular tarafından siyasete alet edilmemesidir.' şeklinde konuştu.Tayland'da hükümet karşıtı protestolarTayland'da hükümet karşıtları, tartışmalı 2019 genel seçimlerinin ardından muhalefetteki İleri Gelecek Partisinin kapatılarak meclisten ihraç edilmesi üzerine, 14 Aralık 2019'da protestolara başlamıştı.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle bir süre ara verilen gösteriler, temmuzdan itibaren geniş kalabalıklarla devam etmişti.Bangkok'ta 19 Eylül'de 50 bin kişilik katılımla 2014'ten bu yana ülkedeki en kalabalık protestoyu gerçekleştiren muhalifler, en son 14 ve 15 Ekim'de büyük çaplı gösteriler düzenlemişti.Son protestoların ardından hükümet, 15 Ekim'de Bangkok'ta olağanüstü hal (OHAL) ilan ederek 5'ten fazla kişinin toplanmasını yasaklamıştı.Kararı dinlemeyen ve aynı gün Bangkok'ta sokaklara dökülen protestocular, gösterilere her gün devam etmeyi planladıklarını açıklamıştı.Başbakan Prayut, 16 Ekim'deki kabine toplantısının ardından yaptığı açıklamada, protestoların sürmesi durumunda ülke genelinde sokağa çıkma yasağı ilan edileceğini vurgulamıştı.Hükümet, daha sonra aldığı kararlarda protestoların haberini yapan 3 muhalif internet sitesine erişimi kapatmış, gösterilerin televizyonda canlı yayınlanmasını engelleme emri vermişti.Siyasette askeri vesayet ve monarşinin baskılarına karşı çıkan farklı muhalif gruplar, kendi oluşturduğu anayasa ve adaletsiz seçim sistemi sayesinde iktidarını sürdüren askeri cunta hükümetinin istifasını, adil seçimler için anayasada reform yapılmasını ve monarşinin dokunulmazlığının kaldırılarak hukukun üstünlüğüne tabi kılınmasını talep ediyor.
Bolu'da Tadilat Yaptığı Terastan Düşen Kişi Öldü
BOLU (AA) - Bolu'da, tadilat yaptığı apartmanın terasından düşen kişi hayatını kaybetti.Alınan bilgiye göre, Tabaklar Mahallesi Çavuşlar Sokak'taki apartmanın çatı katındaki terasta tadilat yapan Sabri Kartallıoğlu (75) dengesini kaybederek apartman boşluğuna düştü.Durumun bildirilmesi üzerine olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi.Sağlık personeli, yaptığı incelemede, Kartallıoğlu'nun hayatını kaybettiğini belirledi.Cumhuriyet savcısının incelemesinin ardından Sabri Kartallıoğlu'nun cenazesi, otopsi için Bolu İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığına götürüldü.
Malatya'da 53 Yıl 5 Ay Kesinleşmiş Hapis Cezası Bulunan Hükümlü Yakalandı
MALATYA (AA) - Malatya'da hakkında 53 yıl 5 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan firari hükümlü, saklandığı evde yakalandı. İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi Aranan Şahıslar Büro Amirliği ekipleri, 2012-2016 yılları arası internet üzerinden araç alım satımı yapmak isteyenleri telefon yoluyla kandırmak suretiyle dolandırıcılık yapan ve hakkında 42 farklı dosyadan 53 yıl 5 ay kesinleşmiş hapis cezası ile yakalama emri bulunan M.G'nin Hamidiye Mahallesi'nde bir evde olduğunu tespit etti.Düzenlenen operasyonda yakalanan M.G, emniyetteki işlemlerinin ardından cezaevine teslim edildi.
Hasan Nail Canat, Eyüpsultan'daki Kabri Başında Anıldı
İSTANBUL (AA) - Tiyatro sanatçısı, şair ve yazar Hasan Nail Canat, kabri başında anıldı. Vefatının 16'ıncı yılında, Canat'ın Eyüpsultan'daki kabri başında bir araya gelen sevenleri, Kur'an-ı Kerim okudu, dua etti. Esenler Sanat Evi (ESEV) Genel Koordinatörü Abdülbaki Kömür, usta sanatçıyı yad etmek için kabri başına gelen gençlere, Hasan Nail Canat'ın başrol oynadığı 'Kaşağı' filmini izlemelerini tavsiye etti.Canat'ın Türk tiyatro sanatına çok büyük katkıları olduğunun altını çizen Kömür, şunları söyledi: 'Hasan abi kendisinden sonra bu işi yürütecek genç insanlar yetiştirmiş, hepsinden önemlisi tiyatroyu ve sanatı bir kazanç ve mertebe edinme makamı olarak kabul etmemiş, inandığı gibi yaşamış ve bu yaşantısını sanatına aktarmış çok önemli bir insan. Davası uğruna sanat yapan, insanlığı sanatının önünde olan insanları medya takdim etmez ama Hasan abi böyle bir insandı; insanlığı, adamlığı, kalitesi sanatının önünde bir insandı.'Canat'ın çok iyi bir sanatçı olduğunu dile getiren Kömür, 'Hasan Nail Canat iyi bir insan olarak yaşadı, iyi bir insan olarak da vefat etti. Rabb'im makamını cennet etsin.' ifadesini kullandı.'En güzel ahlaka sahip sanatçılardan biriydi'Yakaza Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Birol Cürgül, Canat'ın hem iyi bir sanatçı hem de iyi bir insan olduğunu belirterek, 'Hasan Nail Canat bu toplumun yetiştirdiği en değerli, en kıymetli, aynı zamanda en güzel ahlaka sahip sanatçılardan biriydi.' dedi.Anma programına katılan gençlere hem iyi insan hem de işini iyi yapan insanlardan olmaları temennisinde bulunan Cürgül, şunları kaydetti:'Bir toplumda ne kadar fazla güzel ve iyi insan olursa o kadar iyi sanatçı yetişir. Hasan Nail Canat'ın hayatınızda güzel bir örneklik olmasını dilerim. Mutlaka eserlerini okuyun, kitaplarını okuyun ondan alacağınız çok şey olduğunu düşünüyorum.'Konuşmaların ardından anma programına katılan Esenler Genç Yetenek projesi öğrencileri Canat'ın ailesi ve sevenleriyle fotoğraf çektirdi.40 yılını tiyatroya adayan usta sanatçı'Sanat, gül yaprağına gülü incitmeden şiir yazmaktır' düşüncesiyle eserler veren tiyatro sanatçısı, şair ve yazar Hasan Nail Canat, Necip Fazıl'a sevgisini ortaya koyan 'Aynalar Yolumu Kesti' adlı oyunu sahneye koyduğu yıl, geçirdiği kalp krizi sonucu 21 Ekim 2004'te vefat etti.Yaklaşık 40 yılını tiyatro sanatına adayan Canat'ın ismi İstanbul Bağcılar'da bir kültür merkezine, Üsküdar Altunizade Kültür Merkezi'nin sahnesine, Kahramanmaraş Elbistan'da anfi tiyatroya, Eyüpsultan Rami'de bir sanat akademisine verildi.Hayattayken dini, ahlaki, sosyal konuları eserlerine ve sahne hayatına taşıyan ve 'Gece Fırtınası' adlı programıyla büyük bir hayran kitlesine ulaşan Canat, vefatından sonra da sanat camiası ve sevenleri tarafından yad edilmeye devam ediyor.
Reklam