Huzura Kavuşan Hakkari Önemli Organizasyonlara Ev Sahipliği Yapıyor
HAKKARİ (AA) - SAYİM HARMANCI - Güvenlik güçlerince gerçekleştirilen başarılı operasyonlarla huzur ve güven ortamının tesis edildiği Hakkari, Türkiye Rafting Şampiyonasına ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Önceki yıllarda Türkiye Bisiklet Federasyonunca Uluslararası Dağ Bisikleti Kupası yarışı ve Çukurca ilçesinde foto safari gibi büyük organizasyonların düzenlendiği kentte, doğal parkurlar ve saklı kalan güzellikler doğa sporlarıyla ilgilenenleri cezbediyor.Başarılı operasyonlarla terörden temizlenen bölgede geleneksel hale getirilen etkinlikler, kentin ekonomisine ve sosyal hayatına önemli katkı sağlıyor.Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Valiliğinin destekleriyle, Türkiye Rafting Federasyonunca Türkiye Rafting Şampiyonası 2. ayak yarışları gelecek hafta Hakkari'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek.26 Ekim'de bölgenin önemli vadilerinden Zap Vadisi'ndeki Zap Suyu'nda 'Hakkari'de Hayat Var, Gelin Bu Hayatı Yaşayın' sloganıyla düzenlenecek organizasyona farklı illerden 400 sporcu, dereceye girmek için kürek çekecek. Dört gün sürecek ve kentte büyük heyecan yaratan organizasyon için Depin bölgesinde teknik ekip tarafından iki ayrı parkur oluşturuldu ve gerekli düzenlemeler yapıldı.Kentten yarışlara katılacak rafting takımları da Zap Suyu'ndaki antrenmanlarına devam ediyor.'Hakkari doğa sporları merkezi olma yolunda ilerliyor'Gençlik ve Spor İl Müdürü Emin Yıldırım, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye sınırları içerisinde 189 kilometre uzunluğunda olan Zap Suyu'nun ilk defa büyük bir organizasyona ev sahipliği yapacağını söyledi. Etkinliğe Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu'nun katılmasını beklediklerini anlatan Yıldırım, 'Türkiye'nin dört bir yanından başvuran 30 kulüpten yaklaşık 400 sporcu bekliyoruz. Bu organizasyon bizler için çok anlamlı ve önemli. Ev sahipliği yapmanın mutluluğunu yaşıyoruz.' dedi. Desteklerinden dolayı Bakan Kasapoğlu, Vali ve Belediye Başkan Vekili İdris Akbıyık ile Türkiye Rafting Federasyonu Başkanı Fikret Yardımcı'ya teşekkür eden Yıldırım, şampiyonanın kültürel, sosyal ve ekonomik olarak kente katkı sağlayacağını vurguladı.Kentin coğrafyasının yaklaşık yüzde 90'ının engebeli olduğunu aktaran Yıldırım, şunları kaydetti:'Bu zor coğrafyayı özellikle doğa sporlarında kendi lehimize çevirmek için büyük çaba içerisindeyiz. Kayakta, dağcılıkta, raftingde, yamaç paraşütünde, tur kayağında ve buna benzer birçok spor alanında ilimiz hem mevsim koşulları hem de sezonun uzunluğu açısından belki de belki de ülkemizin en elverişli imkanlarını sahip. İlimize gelen huzurla beraber büyük faaliyetler yapıyoruz. Biz dört bir yandan hem yerli hem de yabancı doğasever, turist ve sporcuları ağırlıyoruz. Hakkari doğa sporları merkezi olma yolunda ilerliyor.''Kentin doğa sporları potansiyeli çok yüksek'Türkiye Rafting Federasyonu İl Temsilcisi Hacı Tansu da şampiyonada aynı zamanda milli takım seçmelerinin de yapılacağını belirtti.Hakkari'de rafting sporuna ilginin iki yıl önce başladığını ve kentteki sporcuların birçok müsabakada derece elde ettiğini dile getiren Tansu, şöyle konuştu:'Şu an oluşturulan parkur yeni sporcuların yetişmesine katkı sağlayacaktır. Kentin doğa sporları potansiyeli çok yüksek. Dağcılık sporunun cenneti denecek bir yer burası. Yüksek platolar, yaylalarda doğaseverler kamp kuruyor. Dünyanın parasını verip Himalayalara gitmenin hiçbir anlamı yok. Onda birini harcayarak Türkiye'nin, dünyanın en güzel dağları Cilo Dağlarına gelip orada kaya, buzul, dağ tırmanışları gibi faaliyetler yapabilirsiniz.'Sporculardan Mehmet Dayan da şampiyona dolayısıyla heyecanlı olduklarını dile getirerek yarışlarda kenti en iyi şekilde temsil etmek istediklerini kaydetti.
İran, Sudan'ın İsrail İle Normalleşme Kararını Kınadı
ANKARA (AA) - İran, ABD aracılığıyla İsrail ile ilişkilerini normalleştirme anlaşmasına varan Sudan yönetimini ABD'ye 'fidye' ödeyerek, Filistin'e karşı işlenen suçlara gözlerini kapatmakla suçladı.İran Dışişleri Bakanlığı, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Sudan’ın ABD ara buluculuğunda İsrail ile ilişkileri normalleştirme kararı almasını kınadı.Sudan'ın ABD'ye 335 milyon dolar ödemesinin ardından Washington'un 'teröre destek veren ülkeler' listesinden çıkarıldığına işaret edilen açıklamada, 'Yeterli fidyeyi ödeyin ve Filistinlilere karşı işlenen suçlara gözlerinizi kapatın, böylece sözde terörizm kara listesinden çıkarılacaksınız. Açıkçası liste ABD'nin terörizme karşı mücadelesi kadar sahte. Utanç verici.' ifadeleri kullanıldı.İsrail ile normalleşen son ülke Sudan olduUzun süredir başta Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) olmak üzere Körfez ülkeleri ile İsrail arasında perde arkasında yürütülen temas süreci, ABD Başkanı Donald Trump'ın 13 Ağustos'ta BAE'nin, 11 Eylül'de de Bahreyn'in İsrail ile normalleşme anlaşmasına vardığını açıklamasıyla aleni hale geldi.Beyaz Saray'da 15 Eylül'de düzenlenen resmi törende, İsrail ile BAE ve Bahreyn arasında 'ilişkilerin normalleştirilmesine' yönelik anlaşmalar imzalanmıştı.Trump, dün Oval Ofis'te yaptığı açıklamada, Sudan ile İsrail'in barış yapmak ve ilişkilerini normalleştirmek konusunda anlaşmaya vardığını duyurmuştu.Bunun hemen öncesinde Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada da Trump'ın Sudan'ı 'teröre destek veren ülkeler' listesinden çıkarma kararını imzaladığı bildirilmişti.Söz konusu adımın Sudan'ın 'terör kurbanlarına 335 milyon dolarlık ödemeyi yapması'nın hemen ardından atıldığına işaret edilen açıklamada, Hartum yönetimine gösterdiği anlayış için de teşekkür edilmişti.
ABD'deki San Bernardino Saldırganlarına Silah Sağlayana 20 Yıl Hapis Cezası
RIVERSIDE (AA) - ABD'de 2015 yılında California eyaletinin San Bernardino kentinde 14 kişinin öldürüldüğü saldırıyı düzenleyenlere silah veren kişi 20 yıl hapse mahkum edildi.San Bernardino'da engellilere hizmet veren Inland Regional Center binasına girerek uzun namlulu silahlarla ateş açan ve 14 kişiyi öldüren Syed Rizwan Farook ve eşi Tashfeen Malik'e silah sağlayan Enrique Marquez Jr., Riverside Federal Mahkemesinde duruşmaya çıktı.Duruşmada savcılar, Marquez'in, aşırılıkçılardan ilham aldığını bildiği ve kendisiyle daha önce saldırı planladığı Farook'a silahlarla patlayıcıları vermekten sorumlu tutularak 25 yıl hapse mahkum edilmesini istedi.Hakim Jesus Bernal, Marquez'in 20 yıl hapis cezasına çarptırıldığını açıkladı.Bernal, Marquez'in 911 acil yardım hattını arayarak komşusu olan saldırganın kendi silahını kullandığını söylediğini ve yetkililerle iş birliği yaptığını göz önünde bulundurduğunu belirtti.Saldırının kurbanlarının duruşmada hazır bulunan ailelerine yaptığı konuşmada Bernal, 'Kayıplarınız için Marquez'i cezalandıramam. Cinayetlerin sorumlusu o (Marquez) değil.' ifadesini kullandı.Bu arada, Federal Savcı Melanie Sartoris, 28 yaşındaki Marquez'in zeka düzeyinin yüksek olduğunu ve silahları vermesi durumunda bir saldırı yapılabileceğini anlayacak kapasitesi olduğunu söyledi.Sartoris, Marquez'in en başından beri olacakları bildiğini ancak hiçbir şey yapmadığını dile getirdi.Diğer yandan, Marquez'in avukatı John Aquilina, müvekkilinin evindeki sorunlar nedeniyle sosyalleşmeye istekli olduğunu ve böylelikle 13 yaşındayken yakınlaşmaya başladığı komşusu Farook tarafından kullanıldığını belirtti.Aquilina, müvekkilinin silahları saldırıdan yıllar önce Farook'a verdiğini ve yıllardır görüşmediklerini savundu.San Bernardino 'terör saldırısı'2 Aralık 2015'te California'nın San Bernardino kentinde engellilere hizmet veren Inland Regional Center binasına giren 2 saldırganın, uzun namlulu silahlarla ateş açması sonucu 14 kişi ölmüş, 10'dan fazla kişi yaralanmıştı. Saldırganların kimliği, ABD vatandaşı 28 yaşındaki Syed Rizwan Farook ve 29 yaşındaki eşi Tashfeen Malik olarak açıklanmıştı. Saldırının ardından kaçan Farook ve Malik, daha sonra polisle girdikleri çatışmada öldürülmüştü.Saldırıyı DEAŞ üstlenmiş ancak ABD hükümetinin açıklamasında saldırganların 'kendi başlarına radikalleştikleri' belirtilmişti. Saldırı 'terör saldırısı' olarak değerlendirilmişti.
Afganistan'da Taliban, Barajda Çalışanlara Saldırdı: 6 Ölü, 2 Yaralı
KABİL (AA) - Taliban militanlarının Afganistan'ın batısındaki Nimruz vilayetinde bulunan Kamal Han Barajı'na düzenlediği silahlı saldırıda, 6 kişi hayatını kaybetti.Nimruz Valiliği sözcüsü Bahram Hakmal, basına yaptığı açıklamada, militanların, Nimruz'un Kale-i Fath bölgesindeki Kamal Han Barajı'na silahlı saldırı düzenlediğini söyledi.Hakmal, saldırıda barajın 6 korumasının yaşamını yitirdiğini, 2'sinin de yaralandığını belirtti.Taliban'dan henüz konuyla ilgili bir açıklama yapılmadı.
Yerli Ve Milli 5G Şebekesi Projesinin Kritik Bileşeni Radyolink Başarıyla Test Edildi
ANKARA (AA) - SEVGİ CEREN GÖKKOYUN - Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Uçtan Uca Yerli ve Milli 5G Haberleşme Şebekesi Projesi kapsamında kritik bileşenlerin kamu-özel iş birliğiyle yerli ve milli olarak geliştirilmesinin hedeflendiğini belirterek, '5G şebekesiyle ilgili yerli ve milli üretimi teşvik edecek şekilde tedbirlerimizi alıyoruz.' dedi.Uçtan Uca Yerli ve Milli 5G Haberleşme Şebekesi Projesi kapsamında geliştirilen 'TR713-7Ghz Radyolink'in demosu, Bakan Varank'ın katılımıyla Ostim Teknopark'ta yapıldı.Programa, Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanı Ali Taha Koç, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Ömer Abdullah Karagözoğlu, TÜBİTAK Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanlığı (TEYDEB) Başkanı Mehmet Aslan, OSTİM Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın ve Havelsan Genel Müdürü Mehmet Akif Nacar da katıldı.Etkinlik öncesinde Ostim Teknopark'ta yer alan Nanotek şirketinin Ar-Ge departmanını gezen Varank, burada yürütülen projelere ilişkin bilgi aldı.Daha sonra, radyolink cihazına ilişkin sunum yapılarak teste geçildi. Radyolinkin demosu kapsamında, 12 kilometre uzaklıkta bulunan baz istasyonundan 4 adet 4K çözünürlüklü video aktarımı gerçekleştirilirken, Havelsan'ın video konferans sistemi 'Diyalog' üzerinden de başarılı bir görüşme yapıldı.'5G'nin kritik bileşenleri geliştiriliyor'Bakan Varank, demonun ardından yaptığı açıklamada, Uçtan Uca Yerli ve Milli 5G Haberleşme Şebekesi Projesi’nin yaklaşık 3 yıldır devam ettiğini belirterek, 'Projede kamu-özel iş birliğiyle gelecek dönemde çok önemli hale gelecek 5G şebekesinin kritik bileşenlerinin yerli ve milli olarak geliştirilmesi hedefleniyor.' diye konuştu.Projenin önemli bir parçası olan radyolinkin testini başarılı bir şekilde gerçekleştirdiklerini ifade eden Varank, radyolinkin fiziki olarak birbirine bağlanamayan baz istasyonu gibi yapıları radyo frekanslarla bağlayarak uzun mesafelerde yüksek veri iletimi sağladığını söyledi.Varank, bu ürünün farklı firmalar ve kamu kurumlarının iş birliğiyle geliştirildiğini hatırlatarak, Haberleşme Teknolojileri Kümelenmesi (HTK) ile TÜBİTAK'ın TEYDEB projesini uzun süredir yürüttüklerini bildirdi.'Güvenlik sorununa çözüm'Dünyada özellikle iletişim altyapılarının güvenliğiyle ilgili tartışmalar yaşandığına dikkati çeken Varank, ülkelerin birbirlerine ambargo uyguladığını ve çeşitli güvenlik tedbirleri aldıklarını dile getirdi.Varank, yerli baz istasyonlarının geliştirilmesine ilişkin projeye de değinerek, şöyle konuştu:'4G şebekesine uyumlu ULAK yerli baz istasyonları şu anda yerli ve milli olarak üretildi, ülkemizde kullanılıyor. 5G şebekesiyle ilgili de yerli ve milli üretimi teşvik edecek şekilde tedbirlerimizi alıyoruz. Burada Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının, BTK'nin önemli kararları var. Bu kararlar doğrultusunda da özellikle önümüzdeki dönemde kullanılacak 5G ürünlerinin yerli ve milli olarak üretilmesini başaracağız. Bugün önemli bir adımı gerçekleştirmiş olduk. Başarılı bir test yaptık, 4K videoların 12 kilometreden başarıyla geldiğini gördük.'TEYDEB'in projenin fonlanmasına önemli katkılarda bulunduğuna işaret eden Varank, TÜBİTAK enstitülerinin de geçmişten gelen kabiliyetlerinin projeye aktarıldığını kaydetti. Varank, Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisinin de projede koordinasyonu sağladığını belirterek, şu değerlendirmede bulundu:'Özel sektörümüz ve üniversitelerimiz bu işin asıl üstlenicileri ve onlar da çok önemli başarılar elde ediyorlar. Projemizde bu gibi başarıları önümüzdeki dönemde de yakalayarak Türkiye'de önemli bir açığı gidermiş ve kritik bir güvenlik sorununa çözüm bulmuş olacağız. Bu projenin tamamlanmasıyla elde ettiğimiz başarılı ürünlerle Türkiye'nin her tarafında yerli ve milli cihazlarımızı kullanmayı başaracağız.''Ürünlerin ne kadar yerli olduğunu sorgulayacağız'Varank, radyolink gibi geliştirilen yerli ve milli ürünlerin operatörlerce kullanılmasını istediklerini söyleyerek, şu ifadeleri kullandı:'BTK'nin ürünlerin yerli ve milli olmasıyla ilgili kararı var. Yurt dışından gelen ürünleri ya da global firmaların Türkiye'de ürettiklerini kullananlar var. Bunların gerçekte ne kadar yerli olduğu, ürünlerin Türkiye'de mi üretildiği, yoksa entegrasyonunun mu yapıldığı gibi konuları sorgulayacağız, projede bundan sonraki adımlarımızı böyle atacağız.'Operatörlerle de görüşmelerin devam ettiği bilgisini veren Varank, gelecek dönemde özellikle interneti bulunmayan kırsala dönük olarak radyolink ihalesinin gerçekleştireceğini, burada tüm unsurların masaya yatırılacağını bildirdi. Varank, burada yerli ve milli ürünlerin kullanılmasını sağlayacaklarına işaret ederek, 'Muhtemelen önümüzdeki yılın ilk çeyreğinde bu görüşmelerin tamamlanmasıyla ihale sonlanmış olacak.' dedi.'4G ve 5G altyapılarının vazgeçilmez parçası'Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanı Koç da projenin 4 katmanından birinin radyolink olduğunu belirterek, 'Radyolink, bütün 4G ve 5G altyapılarının vazgeçilmez bir parçası olacak. Bunun yerli ve milli olması bizim 'Türkiye'nin verisi Türkiye'de kalacak.' mottomuza çok uygun. Bu anlamda biz koordinasyonu sağlamaya devam edeceğiz. Diğer 3 katmanın da yerlileştirilerek bütün operatörlerimiz tarafından kullanılması için elimizden gelen tüm gayreti göstereceğiz.' diye konuştu.BTK Başkanı Karagözoğlu da kurum olarak işin düzenlenmesi ve operatörlerin proje kapsamında ürettiği ürünleri kendi bünyelerine katması konusunda çalışmalar yaptıklarına dikkati çekerek, HTK ile firmaları bir araya getirmenin gururunu yaşadıklarını söyledi.Kümelenmedeki firmaların uluslararası alanda da ciddi başarılar elde etmeleri için çalışacaklarını vurgulayan Karagözoğlu, 5G konusunda insan kaynağının yetiştirilmesine ilişkin de ciddi gayret gösterdiklerini kaydetti.
İspanya'nın Ankara Büyükelçisi Hergueta: "Doğu Akdeniz'deki Anlaşmazlıklar Diğer İlişkileri Zehirlememeli"
ANKARA (AA) - İspanya'nın yeni Ankara Büyükelçisi Fransisco Javier Hergueta Garnica, Doğu Akdeniz'deki anlaşmazlıkların diğer ilişkileri zehirlememesi ve Türkiye-Yunanistan arasında ikili olarak müzakere edilmesi gerektiğini belirtti.Hergueta, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a güven mektubunu sunmasının ardından AA muhabirine açıklamalarda bulundu. İspanya'nın hem Yunanistan hem de Türkiye'nin yakın dostu olduğuna dikkati çeken Hergueta, 'Ülkeler arasındaki farklı tutumları anlıyoruz. Ancak önemli olan husus, bunlara müzakere edilmiş bir çözüm bulunması.' değerlendirmesinde bulundu.Hergueta, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, 75. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'na hitabında Doğu Akdeniz'deki sorunların çözümü için tüm kıyıdaş ülkeler arasında bölgesel konferans düzenlenmesine yönelik önerisinin 'çok iyi bir öneri' olduğunun altını çizerek, katılımcıların da ciddi bir şekilde dikkatini çektiğini ifade etti. Söz konusu önerinin Avrupa Birliği (AB) nezdinde de ele alındığını kaydeden Hergueta, 'Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AB Konseyi Başkanı Charles Michel, son görüşmelerinde de bölgesel konferans konusunu ele aldı ve bu olasılık üzerinde çalışmaya mutabık kaldı. Hayal gücümüzü yüksek tutarsak, ilerleme kaydedebiliriz.' diye konuştu. 'Biz yaptırımlara inanmıyoruz'Hergueta Türkiye-AB ilişkilerine dair ise mevcut AB Konseyi Dönem Başkanı Almanya'yla Türkiye'ye yönelik 'yapıcı politika' üzerinde çalıştıklarını kaydetti. Hergueta 'Doğu Akdeniz'deki anlaşmazlıklar diğer ilişkileri zehirlememeli. Ayrı bir şekilde ele alınmalı ve hükümetiniz de ifade ettiği üzere, bu sorunlar Türkiye-Yunanistan arasında ikili olarak müzakere edilmeli. Biz bu çabaları destekliyoruz. Biz yaptırımlara inanmıyoruz. Türkiye'ye, birliğe yaklaşımına dair bir perspektif sunmamız gerektiğini düşünüyoruz.' dedi.Büyükelçi Hergueta, AB Yüksek Temsilcisi Josep Borrell'in Konsey tarafından buna ilişkin çalışma yürütmesi için görevlendirildiğini anımsattı. Hergueta, vize serbestisi, göç meselesi ve Gümrük Birliği anlaşması gibi alanlardaki müzakerelerin tekrar başlatılması ve hızlandırılması gerektiğini ifade etti. Gümrük Birliği anlaşmasının ekonomik ilişkileri geliştirmek için hem Türkiye hem de AB ülkeleri için büyük önem taşıdığına işaret eden Büyükelçi Hergueta, birçok İspanyol şirketin de anlaşmadan faydalandığına dikkati çekti. Hergueta, 'Daha fazla İspanyol şirket Türkiye'ye gelerek ya fabrika kuruyor ya da Türk şirketlerle sözleşme imzalıyor. Örneğin, Inditex ve Mango gibi tekstil grupları üretim için yaklaşık 400 Türk şirketiyle çalışıyor. Bu olağanüstü bir şey.' değerlendirmesinde bulundu. 'Türkiye dünyanın fabrikası olabilir'İspanyol şirketlerin Türkiye'de üretim imkanlarının aynı fiyatlarla Çin'den daha etkili olduğunu farkettiğini belirten Hergueta, 'Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da dediği gibi bu Türkiye için çok büyük bir fırsat, Türkiye dünyanın fabrikası olabilir. Bu Türkiye'yi çok zengin yapar. Bizi de daha rekabetçi hale getirir, çünkü buradan ihracat yapabiliriz.' diye konuştu. Hergueta, bunun Türkiye ve İspanya açısından 'önemli bir ortak alan' olduğuna dikkati çekerek, 'Daha fazla yabancı yatırım, Türkiye'de daha büyük endüstriyel üretim anlamına gelir ve bu hepimiz için kazan-kazan durumu oluşturur.' ifadesini kullandı. 'Türkiye-İspanya ilişkileri mükemmel düzeyde'Türkiye ve İspanya arasındaki ilişkilerin ise 'mükemmel düzeyde' olduğuna işaret eden Hergueta, bu nedenle ilişkileri iyileştirme anlamında çok fazla alan bulunmadığını kaydetti. Hergueta, 'Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) son bulduğu anda, planımız Türk pazarının sağladığı imkanları tanıtmak için getirebildiğimiz kadar İspanyol şirketi ülkenize getirmek. 'dedi. İspanyol şirketlerin halihazırda Türkiye'de bulunan fabrikaları da görmesinin önem taşıdığının altını çizen Hergueta, böylelikle yatırım imkanlarını keşfedebileceklerini belirtti. Hergueta, Türkiye'deki İspanyol şirketlerinin çok olumlu deneyimlere sahip olduğunu kaydederek, yeni İspanyol yatırımcıların iki ülkeye de fayda sağlayacağını ifade etti. Büyükelçi Hergueta, 'Birbirimizi tamamlayabiliriz. Ekonomi alanında daha da fazla ilerleme kaydedebiliriz. Salgının ne kadar süreciğini henüz bilmiyoruz ancak Kovid-19'un etkisi, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkileri, ilk etapta korktuğumuz kadar etkilemeyebilir.' değerlendirmesinde bulundu. 'Hayatımın en iyi tayini'Türkiye'ye büyükelçi olarak atanmasını ise Hergueta şu sözlerle tanımladı:'Türkiye'ye büyükelçi pozisyonunu teklif ettiklerinde çok mutlu oldum çünkü bunu hayatımın tayini olarak değerlendiriyorum. Türkiye'ye daha önce birkaç kez geldim. Türkiye'yi iyi biliyorum. Türk tarihini çok çalışıyorum. İstanbul'u çok iyi tanıyorum. Birçok kez aile tatilimizi bu şehirde geçirdik çünkü İstanbul dünyanın en güzel şehirlerinden biri.'Hergueta, Türkiye'yi 1980'li yıllardan beri ziyaret ettiğini, ülkelinin özellikle altyapı bakımından son yıllarda önemli ilerleme kaydettiğini ifade etti. 'Türkiye'de her yerde refahın izlerine rastlıyorsunuz'Büyükelçi Hergueta, 'Ankara ve İstanbul'da gördüğüm üç-dört yollu otobanları Avrupa'da görmedim. Aynı şekilde köprüleri. Türkiye'de hükümetin çabalarından çok etkilendim, bu Türkiye'nin bir amacı olduğunu gösteriyor. Altyapı geliştirilmesi konusundaki kararlılığı her yerde görüyorsunuz ve bunu mükemmel bir şekilde yapıyorlar. Etrafınızda her yerde refahın izlerine rastlıyorsunuz.' değerlendirmesinde bulundu. Kovid-19'un İspanya'yı vurduğu ilk dalga döneminde Türkiye'nin solunum cihazı gönderdiğini anımsatan Hergueta, 'İspanya bu alanda eksiklik çekiyordu ve Türkiye kendisi de zor durumda olmasına rağmen bizim için hayati öneme sahip olan bu makinaları gönderdi. Hükümetinize bu nedenle çok teşekkür ediyoruz.' diye konuştu. 'Büyükelçilik faaliyetlerimiz çok verimli'Türk ve İspanyol halklarının birbirini yakından tanıdığını kaydeden Hergueta, Türkiye'den İspanya'nın farklı şehirlerine çok sayıda uçuş bulunduğuna dikkati çekti. Hergueta, uçuşların sadece Madrid'e değil aynı zamanda Valencia, Bilbao, Barselona ve Malaga gibi şehirlere gerçekleştiğini, birçok İspanyol'un Türkiye'ye tatile ve sağlık tedavisine geldiğini söyledi. 'İspanyollar Türkiye'de, Türkler de İspanya'da kendini çok iyi hissediyor.' diyen Hergueta, büyükelçiliğin de çok sayıda etkinlik düzenlediğini bildirdi.Salgının bu açıdan fırsata çevrilebileceğine dikkati çeken Hergueta, 'Ortalama iki günde bir etkinlik düzenliyoruz, bu da her ay yaklaşık 14 etkinliğe tekabül ediyor. Gelecek ay sanırım 20'den fazla etkinliğimiz olacak. Faaliyetlerimiz çok verimli ve Türkiye'nin farklı bölgelerinde de tanınmamıza olanak sağlıyor.' bilgisini paylaştı. Hergueta, büyükelçiliğin Türkiye'yle olan deneyim ve ilişkilerini anlatmaları için meşhur kişileri getirmek istediğini, Türkiye'deki Latin Amerika toplumlarıyla da etkinlik hazırlıkları yürüttüklerini duyurdu.
Reklam
Elazığ'da Roma Dönemine Ait "Tümülüs" Turizme Kazandırılacak
ELAZIĞ (AA) - İSMAİL ŞEN - Elazığ'da Mastar Dağı eteklerinde Roma dönemine ait olduğu tespit edilen Değirmenönü tümülüsü (anıt mezar) turizme kazandırılacak.Mastar Dağı'nın Değirmenönü köyü sınırları içerisinde yer aldığı için köyün ismiyle adlandırılan tümülüs, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2017 yılında tescillenerek, koruma altına alındı. Dağ eteklerinde Fırat Nehri Havzası ve Uluova'ya hakim bir konumda yer alan, 20 metre yüksekliğinde, 50 metre çapındaki tümülüs tonlarca yığma taştan oluşuyor.Fırat Üniversitesi (FÜ) Arkeoloji Bölüm Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Abdulkadir Özdemir başkanlığındaki 12 kişilik ekip, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün izni doğrultusunda tümülüsün bulunduğu alanda 'prehistorik dönem arkeolojik yüzey araştırması' yaptı. Araştırma sonucu Değirmenönü tümülüsünün, doğusundaki bir tepenin zirvesinde yeni keşfedilen ve Roma dönemine tarihlendirilen kale kalıntıları ile bağlantılı olduğu tespit edildi. Bundan yola çıkılarak Değirmenönü tümülüsünün krala ya da kraliyet ailesine ait olabileceği sonucuna varan araştırma ekibi, tarihe ışık tutacak tümülüsün gizeminin ortaya çıkarılması amacıyla arkeolojik kazı yapılması için çalışma başlattı. Tümülüsün soylu bir kişiye ait olduğu tahmin ediliyorÖzdemir, AA muhabirine, kentin tarihi zenginliklerini tespit etmek amacıyla prehistorik dönem arkeolojik yüzey araştırması yaptıklarını söyledi.Bölgede yaptıkları kapsamlı araştırmanın sonucunda Değirmenönü tümülüsünün doğusunda Mastar Dağının zirvesine doğru yeni kale kalıntıları keşfettiklerini ifade eden Özdemir, 'Değirmenönü deresi ile birbirinden ayrılan kale ve tümülüsün aynı dönemde yapıldığı anlaşılmıştır. Kalenin Horosan harcıyla inşa edilmiş sur duvarları ve burçlarının temel seviyeleri korunurken, duvar yıkıntıları da görülmektedir. Kalenin güneyindeki tepede yer alan, Fırat Nehri ve Uluova'ya hakim bir noktada konumlandırılan tümülüsün kalenin kralı veya kraliyet ailesinden soylu bir kişiye ait olduğu tahmin ediyoruz.' ifadelerini kullandı.Kralın ölümünün ardından hakim bir noktaya mezarının inşa edildiği ve üzerinin yaklaşık 20 metre yükseklikte ve 50 metre çapında yığma taş ile konik biçimde kapatıldığının anlaşıldığını aktaran Özdemir, Roma Dönemi'ne tarihlendirilen kalenin sur duvarlarının örgü taşlarıyla, tümülüsün üzerini kapatan yığma taşların bire bir aynı olduğunu, dolayısıyla Roma Dönemi'ne tarihlenmesi gerektiğini kaydetti.Defineciler kaçak kazı yapmışÖzdemir, yüzey araştırması kapsamında incelenen tümülüsün defineciler tarafından yapılan kaçak kazılar sonucu tepe noktası formunda bozulmalar görüldüğünü ancak üzerinin tonlarca yığma taşla örtülü olmasından dolayı mezara ulaşılamadığını tespit ettiklerini bildirdi.Asırlar öncesine ışık tutan tümülüsün arkeolojik kazı çalışması ile bir an önce turizme kazandırılması gerektiğini ifade eden Özdemir, 'Nasıl ki Mısır'da krallar kendileri için büyük devasa mezar odaları, piramitler yaptırmışsa buradaki kalede yaşayan insanlar da kendi kralları veya kraliyet ailesi için tümülüs yapmış.' dedi.Özdemir, kalenin yerinin stratejik açıdan öneminin kralının da önemli bir şahsiyet olduğuna işaret ettiğini aktardı.Doğal sebeplerden büyük bölümü tahrip olan kalenin sadece temel kalıntılarının görülebildiğini anlatan Özdemir, 'Tümülüsler soylu kişiler için yapılıyor. Tümülüs üzerinde çok fazla kaçak kazı ve defineci çukurları bulunmakta. O yüzden ilgili kurumlarca burada arkeolojik kazı yapılarak mezar odası ve hediyeler çıkartılıp, ilgili müzeye teslim edilerek bölge arkeolojisine, kültürüne ve turizmine kazandırılmalı.' diye konuştu.Piramitleri andıran görüntüsüyle ilgi çekiyorFırat Üniversitesi İnsani ve Sosyal Bilimler Fakültesi Cografya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Taner Şengün ise tespitleri sonucu Roma Dönemi'ne ait olduğunu düşündükleri kalenin, büyüklüğü, piramitleri andıran görüntüsü ve Keban Baraj Gölü manzarasıyla ilgi çektiğini belirtti.Kalenin ve tümülüsün bölge turizmi açısından önemli olduğunu ancak kalenin maalesef yok olma noktasına geldiğini aktaran Şengün, 'Coğrafi açıdan oldukça önemli bir konumda yer alıyor. Bu bölge geçmişte çok yoğun olarak kullanılmış. İnsanların bu bölgede çok uzun zamanlar yaşadığına dair izler mevcut.' şeklinde konuştu.
Rusya'da Kovid-19 Vakası Sayısı 1 Milyon 497 Bini Geçti
MOSKOVA (AA) - Rusya'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vakası 1 milyon 497 bin 167'ye, hayatını kaybedenlerin sayısı 25 bin 821'e çıktı.Rusya Koronavirüs Enfeksiyonu Kontrol ve Önleme Merkezinden yapılan açıklamaya göre, son 24 saatte 16 bin 521 vakanın tespit edilmesiyle toplam Kovid-19 vaka sayısı 1 milyon 497 bin 167'ye yükseldi.Kovid-19'dan iyileşen sayısı 11 bin 567 artarak 1 milyon 130 bin 818, ölenlerin sayısı ise 296 artışla 25 bin 821 oldu.Ülke genelinde yeni vakaların yüzde 25,8'inde semptom görünmezken, vaka sayısındaki günlük artış oranı yüzde 1,2'den yüzde 1,1'e indi.Toplam test sayısı 56 milyon 700 bini aştıBaşkent Moskova'da son 24 saatte Kovid-19 vakası sayısı 4 bin 453 artarak 391 bin 361'e, yaşamını yitirenlerin sayısı da 63 artışla 6 bin 312'ye çıktı.Rusya İnsan Sağlığı ve Tüketici Haklarını Koruma Servisi, son 24 saatte 564 bin Kovid-19 testinin yapılmasıyla şimdiye kadarki test sayısının 56 milyon 700 binden fazla olduğunu duyurdu.Rusya'da ilk Kovid-19 vakaları 31 Ocak'ta tespit edilmiş, ilk virüs kaynaklı ölüm ise 19 Mart'ta kaydedilmişti.Ülkede, dün 17 bin 340 kişide virüsün tespit edilmesiyle 'en yüksek günlük vaka sayısı' görülmüştü.Rusya'da 1 Eylül'de yeni eğitim öğretim yılı başlamış, okullarda maske ve sosyal mesafe zorunluluğu getirilmemişti.
Reklam
Bekçi Köpeği, Belediye Temizlik İşçisinin Can Dostu Oldu
DÜZCE (AA) - CEM ALİ KUŞ - Düzce'nin Akçakoca ilçesinde belediyenin temizlik işlerinde çalışan Sırrı Berber, 'can dostum' dediği bekçi köpeğiyle 3 yıldır 'mesai arkadaşlığı' yapıyor. Akçakoca Belediyesinde temizlik görevlisi olarak çalışan 53 yaşındaki Sırrı Berber, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 3 yıl önce belediyede çalışmaya başladığını ve köpeğiyle dostluklarının da o zaman başladığını söyledi.'Fadime' adını verdiği köpeğiyle mesai arkadaşı olduğunu belirten Berber, 'Fadime benim 6'ncı kızım, 7'nci çocuğum gibidir. Ben nereye gitsem benim peşimi bırakmaz. Benim yanımda süpürgemi korur veya herhangi bir malzememi korur ve kimsenin ellemesine veya alıp gitmesine izin vermez. O benim mesai arkadaşım oldu. Her sabah benimle birlikte gelir. Ben arabanın içine binsem arabanın arkasından koşarak gelir. Beni bırakmaz.' diye konuştu. Köpek ile dostluklarının pazar yerinde başladığını ifade eden Berber, 'Pazar yerinde bekçilik yapıyordu. O beni çok sevdi, ben de onu çok seviyorum. Fadime ile devamlı yan yanayız.' dedi. 'Diğer mesai arkadaşlarına da örnek oluyor'Akçakoca Belediye Başkan Yardımcısı Yüksel Yılmaz da ellerinden geldiğince belediye olarak sokak hayvanlarına sahip çıkmaya çalıştıklarını bildirdi. Temizlik işlerinde görevli Sırrı Berber'in köpeklere sahip çıktığını anlatan Yılmaz, 'Sırrı Bey, Fadime ile birlikte mesaiye başlayıp mesaiyi akşam yine beraber bitiriyor. Onun yapmış olduğu bu güzel davranışın diğer vatandaşlarımıza örnek olmasını istiyoruz. Personelimiz Sırrı Bey'e teşekkür ediyoruz. Onu besliyor. Ayrıca diğer mesai arkadaşlarına da örnek oluyor.' ifadelerini kullandı.
Kahramanmaraş'ta Vatandaşların Ortak Kullanım Alanlarına Kısıtlama
KAHRAMANMARAŞ (AA) - Kahramanmaraş'ta yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında apartman, konut ve site içerisinde bulunan park ve bahçelerde vatandaşların toplu bulunmasına kısıtlama getirildi.Valiliğin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulunca Kovid-19 ile mücadele için yeni kararlar alındığı belirtildi. Açıklamada, şunlar kaydedildi:'İl Umumi Hıfzıssıhha Meclisi tarafından, vatandaşların apartman, konut, site içindeki park, bahçe vb. ortak kullanım alanlarında toplu bir şekilde toplanmalara müsaade edilmemesine, site yöneticileri ve güvenlik görevlilerinin bu konuda gerekli önlemleri almasına, ilgililere bildirilmesine ve kolluk birimlerince takibine karar verilmiştir.'
Reklam
Çatıdan Düşen Molozlardan Son Anda Kurtuldu
MANİSA (AA) - Manisa'da bir kişi, iş merkezinin çatısından koparak düşen moloz parçalarından son anda kurtuldu. Şehzadeler ilçesi 1. Anafartalar Mahallesi'ndeki 6 katlı iş merkezinin bodrum katındaki otoparkta çalışan Erkan Vançin, bina girişinde beklediği sırada üzerine küçük taş parçaları geldiğini fark etti. Vançin'in hızla sokağa kaçmasının ardından bölgeye moloz parçaları düştü.Park halindeki bir otomobilin hasar gördüğü olayın ardından bölge, emniyet şeridi çekilerek yaya geçişine kapatıldı. Olay anı, otoparkın güvenlik kamerasına yansıdı.
"Mezat Çetesi" Suç Örgütü Elebaşılarına 64'Er Yıl Hapis Cezası
ANKARA (AA) - İSMET KARAKAŞ - Başkentteki mezat ihalelerine fesat karıştırarak, haksız kazanç sağladıkları gerekçesiyle yargılanan 60 sanıklı mezat çetesi davasında, suç örgütü elebaşı 10 sanık 64 yıl 2'şer ay hapis ve 83'er bin lira adli para cezasına çarptırıldı.Mezat çetesi elebaşıları ve üyelerinin yargılandığı dava, Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince karara bağlandı.Çetenin mağdurlarının şikayetleri üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 2012'de soruşturma başlatıldı. Toplanan deliller sonrası hazırlanan iddianameyle dava açıldı ve sanıkların yargılanmasına 2013'te başlandı.İddianamede sanıkların, mezat salonunda ihaleye girmek isteyenlere cebir ve tehdit kullanarak mani oldukları, bu şekilde sadece çete üyelerinin katıldığı ihalelerde düşük fiyatlara satışa çıkan eşya ve gayrimenkulleri aldıkları ifade edildi.Sanıkların, Ankara'nın ilçelerindeki adliye binalarındaki mezat salonlarında da faaliyet gösterdikleri belirtilen iddianamede, çete üyelerinin, kendilerinden habersiz ihaleye giren ve ihaleyi kazananlardan da haraç aldıkları kaydedildi.İddianamede, bu şekilde haksız kazanç sağladıkları saptanan mezat çetesinin elde ettiği geliri, suç örgütü içerisindeki hiyerarşik yapı dikkate alınarak paylaştığı anlatıldı.'Bu aracı aldın ama bize de pay vereceksin'Bu şekilde 40'tan fazla eylemin aktarıldığı iddianamede, mezat çetesinin mağdur ettiği kişilerin şikayet dilekçeleri ve soruşturma kapsamındaki ifadelerine de yer verildi.Mağdurlardan N.Ç, 2005 model bir araç için katıldığı ihaleyi kazandığını, daha sonra çete üyeleri tarafından kendisinden haraç istendiğini anlattı.Kendisinden 400 lira paranın zorla alındığını iddia eden N.Ç, çete üyelerince 'Bu aracı aldın ama bize de pay vereceksin, burası bizim ekmeğimiz. Biz kimseye düzenimizi bozdurmayız.' diyerek tehdit edildiğini savundu.'Seni bir daha ihaleye girerken görürsem öldürürüm'Müşteki E.K. ise çete üyelerince tehdit edildiğini ileri sürdü. Ankara Adliyesindeki mezat salonu önünde ihale takip etmeye gittiğini bildiren E.K, çetenin elebaşı konumundaki sanıklardan biri tarafından 'Seni bir daha ihaleye girerken görürsem öldürürüm.' diye tehdit edildiğini anlattı.'Bu ihaleye girme akıllı ol'Müştekilerinden H.Y. de araç ihalesi için gittiği Sincan Adliyesi mezat salonunda, buradaki çete üyelerince etrafının sarılarak ihaleye girmesinin engellendiğini öne sürdü.Aynı gün ihalesi gerçekleştirilen başka bir araç ihalesine katılmak istediğini bildiren H.Y, araca bakmak için yanına gittiğinde 10-15 kişilik bir grubun kendisine hitaben 'Bu ihaleye girme akıllı ol.' dediğini kaydetti.Yaşananlara rağmen ihaleye gireceğini söylediğini ifade eden H.Y, çete üyelerince saldırıya uğradığını ve zanlıların kendileri dışında kimseyi sokmadıkları ihale sonucunda aracı aldıklarını belirtti.HükümYargılama sonucu Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi davayı karara bağladı.Hanefi G, Hamza A, Aydın A, Vedat A, Fuat G, Gökhan G, Serhat A, Veli A, Recep G. ve Çetin B, mezat çetesinin kurucusu ve elebaşı olarak suçlu bulundu ve yapılanmanın bütün eylemlerinden sorumlu tutuldu.Sanıklar, 'zincirleme şekilde cebir ve tehdit kullanmak suretiyle ihaleye fesat karıştırma', 'suç işlemek amacı ile örgüt kurma ve yönetme', 'şantaj', 'yağma', 'dolandırıcılık', 'kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma', 'güveni kötüye kullanma' ve 'tehdit' suçlarından toplam 64 yıl 2'şer ay hapis ile 83'er bin lira adli para cezasına çarptırıldı.Diğer 50 sanıktan 12'si beraat ederken, 2'si yargılama aşamasında hayatını kaybettiği için haklarındaki dava düştü.Mezat çetesinin üyesi olduğu belirtilen 36 sanık ise katıldıkları her bir eylem için 'zincirleme şekilde cebir ve tehdit kullanmak suretiyle ihaleye fesat karıştırma' suçundan 6 yıl 3'er ay ve 'suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma' suçundan 2 yıl 1'er ay hapse mahkum edildi.
"Mezat Çetesi" Suç Örgütü Elebaşılarına 64'Er Yıl Hapis Cezası
ANKARA (AA) - İSMET KARAKAŞ - Başkentteki mezat ihalelerine fesat karıştırarak, haksız kazanç sağladıkları gerekçesiyle yargılanan 60 sanıklı mezat çetesi davasında, suç örgütü elebaşı 10 sanık 64 yıl 2'şer ay hapis ve 83'er bin lira adli para cezasına çarptırıldı.Mezat çetesi elebaşıları ve üyelerinin yargılandığı dava, Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince karara bağlandı.Çetenin mağdurlarının şikayetleri üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 2012'de soruşturma başlatıldı. Toplanan deliller sonrası hazırlanan iddianameyle dava açıldı ve sanıkların yargılanmasına 2013'te başlandı.İddianamede sanıkların, mezat salonunda ihaleye girmek isteyenlere cebir ve tehdit kullanarak mani oldukları, bu şekilde sadece çete üyelerinin katıldığı ihalelerde düşük fiyatlara satışa çıkan eşya ve gayrimenkulleri aldıkları ifade edildi.Sanıkların, Ankara'nın ilçelerindeki adliye binalarındaki mezat salonlarında da faaliyet gösterdikleri belirtilen iddianamede, çete üyelerinin, kendilerinden habersiz ihaleye giren ve ihaleyi kazananlardan da haraç aldıkları kaydedildi.İddianamede, bu şekilde haksız kazanç sağladıkları saptanan mezat çetesinin elde ettiği geliri, suç örgütü içerisindeki hiyerarşik yapı dikkate alınarak paylaştığı anlatıldı.'Bu aracı aldın ama bize de pay vereceksin'Bu şekilde 40'tan fazla eylemin aktarıldığı iddianamede, mezat çetesinin mağdur ettiği kişilerin şikayet dilekçeleri ve soruşturma kapsamındaki ifadelerine de yer verildi.Mağdurlardan N.Ç, 2005 model bir araç için katıldığı ihaleyi kazandığını, daha sonra çete üyeleri tarafından kendisinden haraç istendiğini anlattı.Kendisinden 400 lira paranın zorla alındığını iddia eden N.Ç, çete üyelerince 'Bu aracı aldın ama bize de pay vereceksin, burası bizim ekmeğimiz. Biz kimseye düzenimizi bozdurmayız.' diyerek tehdit edildiğini savundu.'Seni bir daha ihaleye girerken görürsem öldürürüm'Müşteki E.K. ise çete üyelerince tehdit edildiğini ileri sürdü. Ankara Adliyesindeki mezat salonu önünde ihale takip etmeye gittiğini bildiren E.K, çetenin elebaşı konumundaki sanıklardan biri tarafından 'Seni bir daha ihaleye girerken görürsem öldürürüm.' diye tehdit edildiğini anlattı.'Bu ihaleye girme akıllı ol'Müştekilerinden H.Y. de araç ihalesi için gittiği Sincan Adliyesi mezat salonunda, buradaki çete üyelerince etrafının sarılarak ihaleye girmesinin engellendiğini öne sürdü.Aynı gün ihalesi gerçekleştirilen başka bir araç ihalesine katılmak istediğini bildiren H.Y, araca bakmak için yanına gittiğinde 10-15 kişilik bir grubun kendisine hitaben 'Bu ihaleye girme akıllı ol.' dediğini kaydetti.Yaşananlara rağmen ihaleye gireceğini söylediğini ifade eden H.Y, çete üyelerince saldırıya uğradığını ve zanlıların kendileri dışında kimseyi sokmadıkları ihale sonucunda aracı aldıklarını belirtti.HükümYargılama sonucu Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi davayı karara bağladı.Hanefi G, Hamza A, Aydın A, Vedat A, Fuat G, Gökhan G, Serhat A, Veli A, Recep G. ve Çetin B, mezat çetesinin kurucusu ve elebaşı olarak suçlu bulundu ve yapılanmanın bütün eylemlerinden sorumlu tutuldu.Sanıklar, 'zincirleme şekilde cebir ve tehdit kullanmak suretiyle ihaleye fesat karıştırma', 'suç işlemek amacı ile örgüt kurma ve yönetme', 'şantaj', 'yağma', 'dolandırıcılık', 'kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma', 'güveni kötüye kullanma' ve 'tehdit' suçlarından toplam 64 yıl 2'şer ay hapis ile 83'er bin lira adli para cezasına çarptırıldı.Diğer 50 sanıktan 12'si beraat ederken, 2'si yargılama aşamasında hayatını kaybettiği için haklarındaki dava düştü.Mezat çetesinin üyesi olduğu belirtilen 36 sanık ise katıldıkları her bir eylem için 'zincirleme şekilde cebir ve tehdit kullanmak suretiyle ihaleye fesat karıştırma' suçundan 6 yıl 3'er ay ve 'suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma' suçundan 2 yıl 1'er ay hapse mahkum edildi.
Reklam
"Trabzon Su Temini Projesi"Nde 25 Kilometre İlerleme Sağlandı
TRABZON (AA) - Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu, kentin en büyük ilçesi Ortahisar'ın 565 kilometrelik içme suyu şebekesinin yenilenmesi için başlatılan projede 25 kilometre ilerleme kaydettiklerini bildirdi.Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, Ortahisar'ın içme suyu şebekesinin yenilenmesi amacıyla Avrupa Birliği, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Trabzon İçme Suyu ve Kanalizasyon İdaresince sağlanacak 15 milyon 553 bin 650 avroluk bütçeyle hayata geçirilen projeyle ilgili değerlendirme toplantısı düzenlendi.Zorluoğlu, yüklenici firma yetkilileriyle Akyazı'daki şantiye alanında gerçekleştirilen toplantıda yaptığı konuşmada, Trabzon için tarihi bir projeyi hayata geçireceklerini belirtti.Ortahisar ilçesine 565 kilometrelik yeni içme suyu şebekesi kazandıracak projeye Beşirli ve Kalkınma mahallelerinden başlandığını ve çalışmaların hızla devam ettiğini vurgulayan Zorluoğlu, şu değerlendirmede bulundu:'Yüklenici firmamız 154 personel, 104 iş makinesi ile günde 580 metre boru imalatı gerçekleştiriyor. Günlük 700 metre ortalama ilerleme yakalandığında 2023 yılı sonuna kadar iş teslimi yapılacak. Gayet organize bir iş yapılıyor. Çalışma sonrası bozulan yollar anında betonlanıyor. Vatandaş şikayetlerini en aza indirmek adına gerekli tüm önlemleri alıyoruz. Projede şimdiye kadar toplamda 25 kilometrelik ilerleme kaydettik.'Zorluoğlu, meydan bölgesindeki çalışmalara aralık itibarıyla başlanmasının planlandığını, bölgede yapacakları çalışmayla 70 kilometrelik hattı 4 ayda tamamlamayı hedeflediklerini aktardı.Proje kapsamında, 25 bin 900 abone bağlantısı, 259 kilometre abone bağlantı borusu, 16 akış ölçme odası, 96 basınç düşürme vana odası, 7 bakiye klor ölçüm odası, yatay delgi ile 253 metre kara yolu geçişi, 477 metre askıda köprü geçişi ve 1312 yangın musluğu ile 30 içme suyu deposu yapılacağı kaydedildi.
Erzincan'ın "Akıllı Hastanesi"Nin İnşaatı Yükseliyor
ERZİNCAN (AA) - KEMAL ÖZDEMİR - Erzincan'da 'akıllı hastane' modeliyle inşaatına devam edilen ve kullanılan izolatörlerle deprem anında bile kesintisiz hizmet sağlaması hedeflenen yeni devlet hastanesi, pandemi ile mücadelede başta olmak üzere bölgenin sağlık alanındaki önemli ihtiyacını karşılayacak.Kent merkezindeki Karaağaç Mahallesi'nde 2019 yılında yapımına başlanan ve inşaatı süren yeni Erzincan Devlet Hastanesi, kentin yanı sıra Tunceli, Bayburt, Gümüşhane ve Giresun gibi çevre illere de hizmet vererek bölge hastanesi görevi üstlenecek.Pandemi hastanesi olarak da kullanılacak 500 yataklı modern hastane, fiziksel ve teknolojik imkanları, yoğun bakım üniteleriyle hastalara şifa dağıtacak.İnşaatında 369 izolatör kullanılan, 140 bin metrekare kapalı alana sahip olan ve zemin alt kısmında otopark başta olmak üzere çeşitli birimler için kullanılacak 3 katın yanı sıra zeminin üstünde 5 katlı asarlanan hastane binasının, afet durumlarında da kesintisiz sağlık hizmeti sürdürmesi hedefleniyor.İl Sağlık Müdürü Erkan Hirik, AA muhabirine, Erzincan'ın sağlık üssü olma yolunda emin adımlarla ilerlediğini söyledi.Olası bir depremde hastanede işlemlerin aksamadan devam edeceğini ifade eden Hirik, şöyle konuştu:'Pandemi ile yoğun şekilde mücadele ettiğimiz şu günlerde yatırımlarımız hız kesmeden devam ediyor. İlimiz ve bölge illerine hizmet verecek kapasitede inşa edilen 500 yataklı hastanemiz, teknolojik olarak son derece donanımlı ve yerleştirilen izolatörler ile deprem anında kesintisiz hizmet verecek, akıllı hastane özelliğine sahip olacak. Hastanemiz, ileriki süreçte bölgede sağlık hizmetini bize yakışır şekilde verecek bir kapasitede inşa ediliyor.'Hirik, birçok ülkede salgın süreci ile sağlık sistemi sıkıntıları yaşandığını dile getirerek, şöyle dedi: '7 aydır devam eden Kovid-19 sürecinde pandemi nedeniyle sağlık sistemleri zor durumda olan birçok ülkeye rağmen Türkiye'de salgınla mücadele ve yatırımların sürdürülmesi başarıyla devam ediyor. Binanın ihale bedeli 309 milyon lira. Şu anda fiziki gerçekleşme yüzde 35 civarında. Hastanemizin inşaatı hızlı şekilde sürüyor. Hedefimiz 2022 yılında hastanemizi hizmete sokmak. İnşa edilen hastanenin pandemi sürecinde gücümüze güç katacağına ve sağlık alanında bölgede büyük bir ihtiyacı karşılayacağına inanıyorum.'İzolatörler binanın deprem yükünü azaltıyorErzincan Binali Yıldırım Üniversitesi (EBYÜ) İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hakan Yalçıner de yapılarda kullanılan izolatörlerin binanın depreme karşı mukavemetini artırdığını ve oluşacak zararı minimum seviyeye indirgediğini ifade etti.İzolatörlerin binayı depreme karşı dayanıklı hale getirmek yerine binaya gelen deprem yükünü azalttığına dikkati çeken Yalçıner, 'Binalara konulan izolatörler şiddetli depremler esnasında depreme karşı koyarak yapının yıkılmamasını sağlıyor. Özellikle inşaat sektöründe son zamanlarda yaygın şekilde kullanılan izolatörler, deprem anında hizmetin devamlılığı için önem taşıyan iletişim, sağlık, savunma gibi alanlarda çalışma devamlılığı sağlar.' ifadesini kullandı.Söz konusu yeni devlet hastanesi binasının kentte kamu ve özel sektör de dahil izolatör kullanılan ikinci bina olduğu belirtildi.
Reklam
Erzincan'ın "Akıllı Hastanesi"Nin İnşaatı Yükseliyor
ERZİNCAN (AA) - KEMAL ÖZDEMİR - Erzincan'da 'akıllı hastane' modeliyle inşaatına devam edilen ve kullanılan izolatörlerle deprem anında bile kesintisiz hizmet sağlaması hedeflenen yeni devlet hastanesi, pandemi ile mücadelede başta olmak üzere bölgenin sağlık alanındaki önemli ihtiyacını karşılayacak.Kent merkezindeki Karaağaç Mahallesi'nde 2019 yılında yapımına başlanan ve inşaatı süren yeni Erzincan Devlet Hastanesi, kentin yanı sıra Tunceli, Bayburt, Gümüşhane ve Giresun gibi çevre illere de hizmet vererek bölge hastanesi görevi üstlenecek.Pandemi hastanesi olarak da kullanılacak 500 yataklı modern hastane, fiziksel ve teknolojik imkanları, yoğun bakım üniteleriyle hastalara şifa dağıtacak.İnşaatında 369 izolatör kullanılan, 140 bin metrekare kapalı alana sahip olan ve zemin alt kısmında otopark başta olmak üzere çeşitli birimler için kullanılacak 3 katın yanı sıra zeminin üstünde 5 katlı asarlanan hastane binasının, afet durumlarında da kesintisiz sağlık hizmeti sürdürmesi hedefleniyor.İl Sağlık Müdürü Erkan Hirik, AA muhabirine, Erzincan'ın sağlık üssü olma yolunda emin adımlarla ilerlediğini söyledi.Olası bir depremde hastanede işlemlerin aksamadan devam edeceğini ifade eden Hirik, şöyle konuştu:'Pandemi ile yoğun şekilde mücadele ettiğimiz şu günlerde yatırımlarımız hız kesmeden devam ediyor. İlimiz ve bölge illerine hizmet verecek kapasitede inşa edilen 500 yataklı hastanemiz, teknolojik olarak son derece donanımlı ve yerleştirilen izolatörler ile deprem anında kesintisiz hizmet verecek, akıllı hastane özelliğine sahip olacak. Hastanemiz, ileriki süreçte bölgede sağlık hizmetini bize yakışır şekilde verecek bir kapasitede inşa ediliyor.'Hirik, birçok ülkede salgın süreci ile sağlık sistemi sıkıntıları yaşandığını dile getirerek, şöyle dedi: '7 aydır devam eden Kovid-19 sürecinde pandemi nedeniyle sağlık sistemleri zor durumda olan birçok ülkeye rağmen Türkiye'de salgınla mücadele ve yatırımların sürdürülmesi başarıyla devam ediyor. Binanın ihale bedeli 309 milyon lira. Şu anda fiziki gerçekleşme yüzde 35 civarında. Hastanemizin inşaatı hızlı şekilde sürüyor. Hedefimiz 2022 yılında hastanemizi hizmete sokmak. İnşa edilen hastanenin pandemi sürecinde gücümüze güç katacağına ve sağlık alanında bölgede büyük bir ihtiyacı karşılayacağına inanıyorum.'İzolatörler binanın deprem yükünü azaltıyorErzincan Binali Yıldırım Üniversitesi (EBYÜ) İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hakan Yalçıner de yapılarda kullanılan izolatörlerin binanın depreme karşı mukavemetini artırdığını ve oluşacak zararı minimum seviyeye indirgediğini ifade etti.İzolatörlerin binayı depreme karşı dayanıklı hale getirmek yerine binaya gelen deprem yükünü azalttığına dikkati çeken Yalçıner, 'Binalara konulan izolatörler şiddetli depremler esnasında depreme karşı koyarak yapının yıkılmamasını sağlıyor. Özellikle inşaat sektöründe son zamanlarda yaygın şekilde kullanılan izolatörler, deprem anında hizmetin devamlılığı için önem taşıyan iletişim, sağlık, savunma gibi alanlarda çalışma devamlılığı sağlar.' ifadesini kullandı.Söz konusu yeni devlet hastanesi binasının kentte kamu ve özel sektör de dahil izolatör kullanılan ikinci bina olduğu belirtildi.
Eskişehir'de Plak Hırsızlığı Şüphelisi Tutuklandı
ESKİŞEHİR (AA) - Eskişehir'de bir evin bodrum katında bulunan 90 bin lira değerindeki çok sayıda müzik plağını çaldığı iddia edilen şüpheli yakalandı. İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi Hırsızlık Büro Amirliği ekipleri, Osmangazi Mahallesi Muzaffer Sokak'ta F.A'ya ait evin bodrumundaki tahta kapının kırılıp içerisinde bulunan 90 bin lira değerindeki müzik plaklarının çalınması olayıyla ilgili çalışma başlattı. Ekipler, hırsızlık olayının zanlısı Boran A'yı kent merkezindeki evinde yakaladı. Gözaltına alınan şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği adli makamlarca tutuklandı. Müzik plakları ise bulunarak sahibi F.A'ya teslim edildi.
Eskişehir'de Plak Hırsızlığı Şüphelisi Tutuklandı
ESKİŞEHİR (AA) - Eskişehir'de bir evin bodrum katında bulunan 90 bin lira değerindeki çok sayıda müzik plağını çaldığı iddia edilen şüpheli yakalandı. İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi Hırsızlık Büro Amirliği ekipleri, Osmangazi Mahallesi Muzaffer Sokak'ta F.A'ya ait evin bodrumundaki tahta kapının kırılıp içerisinde bulunan 90 bin lira değerindeki müzik plaklarının çalınması olayıyla ilgili çalışma başlattı. Ekipler, hırsızlık olayının zanlısı Boran A'yı kent merkezindeki evinde yakaladı. Gözaltına alınan şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği adli makamlarca tutuklandı. Müzik plakları ise bulunarak sahibi F.A'ya teslim edildi.
Şehit Üsteğmen Ozan Olgu Köreke'nin Adı Mersin'de Mezun Olduğu Okulda Yaşatılacak
MERSİN (AA) - Hakkari'de 3 sene önce şehit olan Üsteğmen Ozan Olgu Köreke'nin adı, Mersin'de mezun olduğu okulda annesinin katkılarıyla oluşturulan 'matematik ve zeka oyunları sınıfı'nda yaşatılacak.PKK'lı teröristlerce 2017'de tuzaklanan el yapımı patlayıcının infilak ettirilmesi sonucu şehit olan Köreke'nin annesi Ayda Nur Köreke, oğlunun mezun olduğu Tarsus ilçesindeki Sadık Eliyeşil Ortaokulunda 'matematik ve zeka oyunları sınıfı' kurulmasına destek oldu.Yaklaşık 6 ayda oluşturulan sınıfta, Tarsus Kaymakamı Kadir Sertel Otcu, anne Köreke ve okul müdürü Ahmet Karagöz'ün de katılımıyla tören düzenlendi.Şehit annesine eğitime katkılarından dolayı teşekkür eden Otcu sınıfın 'yeni Ozanlar' yetişmesine vesile olmasını diledi.Karagöz de destekleri dolayısıyla Köreke ailesine teşekkür etti.
Reklam