Güncelleme 2 - Mersin'de Çıkan Orman Yangınına Müdahale Ediliyor
MERSİN (AA) - Mersin'in Anamur ilçesinde çıkan orman yangınına havadan ve karadan müdahale ediliyor. Uçarı Mahallesi kırsalındaki kızılçam ormanında, ilk belirlemelere göre elektrik telleri kaynaklı yangın çıktı. İhbar üzerine bölgeye 3 helikopter, Anamur, Bozyazı ve Gülnar ilçelerinden Orman İşletme Müdürlüğü ekipleri ile Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi ekipleri sevk edildi.Yangının, yerleşim yerlerine sıçrama riskine karşı mahalledeki 50 hane tedbiren boşaltıldı, Mersin-Antalya kara yolu da trafiğe kapatıldı.'Yangında can kaybımız veya yaralanan kimse yok'Vali Ali İhsan Su, AA muhabirine, yangına hızlı şekilde müdahale edildiğini söyledi.Yangının, ilk belirlemelere göre elektrik tellerinden kaynaklandığının değerlendirildiğini belirten Su, 'Yangının, yerleşim yerlerine yönelik riski müdahale sonucu azaldı. Yangın, kırsal alana doğru yöneldi. Orada da çalışmalarımız devam ediyor. 3 helikopterle havadan, çok sayıda arazözle karadan müdahale sürüyor. 2 helikopter de takviye için bölgeye yönlendirildi. Ekiplerimiz, yangını kontrol altına almak için çalışmalarını devam ettiriyor.' diye konuştu.Su, yangın çevresindeki hanelerin tedbiren boşaltıldığını hatırlatarak, 'Yangında can kaybımız veya yaralanan kimse yok. Çevredeki yaklaşık 50 haneyi, vatandaşlarımızın can güvenliği nedeniyle tedbiren boşalttık.' ifadesini kullandı.Ekiplerin yangına müdahalesi sürüyor.
Zonguldak'ta Uyuşturucu Operasyonunda 3 Tutuklama
ZONGULDAK (AA) - Zonguldak'ta düzenlenen uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan 3 şüpheli tutuklandı.Alınan bilgiye göre, İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve Ereğli Narkotik Suçlarla Mücadele Grup Amirliği ekiplerince, kentte uyuşturucu ticareti yapanlara yönelik çalışma başlatıldı.Ekipler, düzenledikleri operasyonda uyuşturucu madde sattığı iddiasıyla A.K. (32), T.B. (23) ve H.A'yı (23) gözaltına aldı.Operasyonda, bir miktar uyuşturucu ve uyarıcı madde ele geçirildi.Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüpheliler tutuklandı.
Lübnan'daki Türk Büyükelçiliğine Bayraklı Destek
BEYRUT (AA) - Lübnan'da yaşayan Mardinliler, Ermeni bir grubun dün akşam düzenlediği Türk Büyükelçiliğine yönelik 'bayraklı eylemine' karşı elçiliğin ana kapısına dev Türk bayrağı astı.Başkent Beyrut'taki Türk Büyükelçiliğine gelen Mardinli bir grup, elçilik binasının ana kapısına üzerinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın fotoğrafının yer aldığı Türk bayrağı asarak, Ermenilerin eylemine karşı Türkiye'ye olan desteklerini ifade etti.Bayrağı asanlardan Ahmet Avasa, 'Lübnan'daki tüm Mardinliler adına Türk bayrağına saygısızlık eden korkakları kınıyoruz.' diyerek, 'Bu bayrak Müslümanların simgesidir. Bu bayrağı kendi adıma ve tüm Mardinliler adına Türk Büyükelçiliğinin kapısına asıyorum. Müslümanların simgesini yakan eller felç olsun.' dedi.Lübnan’daki Ermeni Taşnak Partisi’ne mensup bir grup, dün akşam Türkiye'nin Beyrut Büyükelçilik binasının önünde toplanarak güvenlik güçlerine taş ve havai fişeklerle saldırmıştı.İşgal altındaki topraklarını kurtarmak için mücadele eden Azerbaycan’a Türkiye’nin verdiği desteği protesto eden grup, Türkiye ve Azerbaycan aleyhinde yaklaşık bir saat slogan attıktan sonra Azerbaycan, Türkiye ve İsrail bayrağını yakmıştı.Lübnan'da yaşayan MardinlilerEkonomik sıkıntılar nedeniyle 1920'lerde Mardinliler Lübnan'a göç etmeye başladı. Asıl göç 1950-1970 yıllarında yoğun olarak gerçekleşti. O yıllarda Lübnan'daki Mardinlilerin sayısının 60-70 binlerde olduğu tahmin ediliyor.Lübnan'a gelen Mardinliler, uzun yıllar kimlik almak için mücadele verdi ve bu mücadele 1994'te dönemin Başbakanı Refik Hariri'nin 15 bine yakın Mardinliye Lübnan vatandaşlığı vermesiyle sonuçlandı.Beyrut'ta yaşayan Mardinlilerin yaklaşık 17 bini hem Türk hem de Lübnan vatandaşlığına sahip.
Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar Özbekistan'da
TAŞKENT (AA) - Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Özbekistan Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Viktor Mahmudov ile bir araya geldi. Akar, resmi ziyarette bulunmak üzere geldiği Özbekistan'ın başkenti Taşkent'teki ziyaretlerine devam ediyor.Özbekistan Savunma Bakanı Bahadır Kurbanov ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından Akar, Sempozyum Sarayına geçerek Özbekistan Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Viktor Mahmudov ile görüştü.Akar, görüşmede, Türkiye ve Özbekistan arasında tarihi dostluk ve kardeşlik bağlarının bulunduğu belirtti. Hem askeri eğitim hem de savunma sanayi alanlarında mevcut ilişkilerin artarak devam etmesinin gerekliliğini anlatan Akar, FETÖ ile mücadelede iş birliğinin ehemmiyetini, Cumhurbaşkanları düzeyinde varılan mutabakat kapsamında çizilen çerçevede çalışma ortaklığının hızla hayata geçirilmesinin gerekliliğini dile getirdi.
Kültür Ve Turizm Bakanlığı, Arşivindeki Binlerce Filmi Kamuoyuyla Paylaşacak
İSTANBUL (AA) - ANDAÇ HONGUR - Kültür ve Turizm Bakanlığının film arşivinde bulunan yapımların kamuoyuyla paylaşılabilmesi için hazırlanan web sitesinin, bu yıl içinde açılması planlanıyor. Somut ve soyut kültürel mirası kaydetmede, görsel belleğin oluşmasında ve dünya mirasının gelecek nesillere aktarılmasında görsel işitsel materyallerin büyük önemi bulunuyor. 27 Ekim Dünya Görsel İşitsel Miras Günü için bu sene UNESCO tarafından 'Dünyaya Açılan Pencereniz (Your Window to the World)' teması belirlendi. Filmler ve ses kayıtlarının da toplumsal, kültürel, ekonomik, sosyal ve siyasal yapılara dair pek çok bilgi içermesinin yanı sıra estetik ve sanatsal özelliklere de sahip olduğu için kültürel mirasın en önemli parçalarından biri olarak muhafaza edilip gelecek nesillere aktarılması büyük önem taşıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkililerinden alınan bilgiye göre, Sinema Genel Müdürlüğü de bu amaç doğrultusunda çeşitli çalışmalar yürütüyor. Bakanlığın film arşivinde bulunan filmlerin kamuoyu ile paylaşılabilmesi için İngilizce ve Türkçe dillerinde hizmet verebilen ve bu sene içerisinde açılması planlanan bir web sitesi hazırlandı ve filmler siteye yüklendi. Kalan filmlerin dijitalleştirilme işlemleri devam ederken dijitalleştirilen filmler siteye peyderpey yükleniyor. Sitede Osmanlı Devleti'nin son günlerinden 1980'lere dek pek çok olaya tanıklık etmeyi sağlayan belge filmler bulunurken, sitenin bu bağlamda dünyaya ve geçmişe açılan bir pencere olacağı düşünülüyor.Film arşivi bünyesinde yaklaşık 13 bin 500 makara film bulunuyorGörsel işitsel materyallerin bozulmadan uzun yıllar hayatta kalabilmeleri için başta sıcaklık ve nem olmak üzere uygun koşullarda muhafazasının sağlanması gerekiyor. Filmlerin muhafaza edildiği kutuların ana malzemesi bile filmlerin uzun ömürlü olmasında önem arz ediyor.Sinema Genel Müdürlüğünün bu tür şartları yerine getiren bir ortam oluşturmak için başlattığı çalışmalar, aksatılmadan devam ediyor.Genel Müdürlük film arşivi bünyesinde değişik taban ve ölçülerde yaklaşık 13 bin 500 makara film yer alırken, RFID sistemi kayıtları ile kutulanmaları tamamlandı. Filmlerin arşiv dışına yetkili personelin izni olmaksızın çıkışını engellemek amacıyla manyetik etiketleme ve bu etiketlerle entegre çalışan arşivleme programı ve güvenlik sistemleri bulunuyor.Genel Müdürlük yöneticileri ve arşivde görevli personel arşive ancak şifreleri ve güvenlik kartlarıyla giriş yapabiliyor. Film arşivine ait olan nitrat tabanlı filmlerin dijital ortama aktarılması çalışmaları Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Prof. Sami Şekeroğlu Sinema TV Merkezi tarafından tamamlandı. Bu filmler, nitrat tabanlı filmlerin kendiliğinden alev alma özelliklerinden dolayı Prof. Sami Şekeroğlu Sinema TV Merkezi Film Arşivi'nde muhafaza ediliyor.2013'ten itibaren yüksek çözünürlükte tarama yapabilen iki adet film tarama cihazı ile 35 ve 16 mm negatif ve pozitif filmlerin taranması çalışmaları genel müdürlük bünyesinde başlatılırken film arşivinde bulunan 16 ve 35 mm manyetik ve optik ses filmleri de ses tarama cihazı ile taranabiliyor.Tüm filmler taranmadan önce temizlenerek fiziksel onarımları yapılıyor. Taraması biten filmler film restorasyon programı ile kare kare restore edilebiliyor. Filmlerin taranarak dijitalleştirmesi çalışmaları esnasında önceki senelerde yapılmış olan içerik çözümlemeleri ve filmlere ait diğer bilgiler tekrar gözden geçiriliyor ve eksik olanlar tamamlanıyor. Filmlere ait afiş gibi belgeler de geniş yüzeyli tarama cihazı ile taranıyor ve dijital ortama kaydediliyor. Arşivin genişletilmesi ve filmlerin daha uygun ortamda muhafazası ile korunmasının sağlanması amacıyla sektöre duyurulan kampanya yoluyla negatif filmlerin sayısı günden güne artıyor. Pelikül filmler dışında film arşivinde 5 bine yakın video kaset (BETACAM, HDCAM, VHS, S-VHS, UMATIC) bulunuyor. Bakanlıkça desteklenen veya satın alınan uzun metraj, belgesel, animasyon ve kısa film türlerindeki bu filmlerin izleme, künyeleme ve dijital olarak kayıtlarının tutulması işlemleri gerçekleştirildi ve filmlerin hepsi dijital ortama kaydedildi.Ulusal bir film arşivi oluşturabilmek için çalışılıyorGörsel-işitsel mirasın korunması ve ulusal bir film arşivi oluşturabilmek için çalışan genel müdürlük, bu amaç doğrultusunda gerektiği hallerde Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Türk Tarih Kurumu ve TRT ile işbirliği içinde faaliyet yürütüyor.Vatandaşlar da ellerinde 35 ve 16 mm ölçülerde sinema tarihinde önemli yeri olan filmler veya geçmişe ışık tutabilecek belge filmler varsa bunları arşive emanet edebilecek. Böylece bu filmlerin uygun ortamlarda muhafazası ile gelecek nesillere aktarımı sağlanabilecek.
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı El-Burhan: Yasama Meclisi Kurulmadan İsrail'le Tam Normalleşme Gerçekleştirilemez
HARTUM (AA) - Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Yasama Meclisi kurulana kadar İsrail ile tam bir normalleşmenin hayata geçirilmeyeceğini söyledi.Devlet kanalı Sudan TV'ye konuşan el- Burhan, normalleşmenin henüz sonuçlanmadığını vurgulayarak, 'İsrail ile tam normalleşme Yasama Meclisi kurulmadan gerçekleştirilemez.' dedi.Ülkede henüz bir Yasama Meclisi bulunmuyor ve ülke geçiş hükümeti tarafından yönetiliyor. Dışişleri Bakanı Ömer Kameruddin daha önce İsrail ile normalleşme anlaşmasının yürürlüğe girmesinin yasama meclisinin kurulması ile anayasal yapının tamamlanmasının ardından gerçekleşeceğini, konunun parlamentonun onayına bağlı olduğunu kaydetmişti.El- Burhan'dan 'normalleşme' yerine 'uzlaşma' ifadesi önerisiÜlkesinin büyük bir ekonomik krizle boğuştuğunu, normalleşmenin ekonomik ve siyasi yararları olabileceğini savunan el-Burhan, 'Normalleşme yerine uzlaşma ifadesini kullanalım. İsraille normalleşmek için herhangi bir şantajla karşılaşmadığımızı da teyit etmek istiyorum. Yaptırımlar ve terörü destekleyen devletler listesinde yer almamız dolayısıyla dünyadan soyutlandık. Sudan halkı bundan çok zarar gördü ve biz çıkarlarımızı kolluyorduk. Bölgedeki diğer ülkeler gibi İsrail ile ilişkileri normalleştirme hakkına sahibiz.' ifadelerini kullandı.Normalleşme kararının ülkedeki siyasi partilerin çoğunluğu tarafından kabul edildiğini ileri süren el-Burhan, Sudan’ın İsrail ve Filistin arasında iki devletli çözümü desteklediğini, Arap Birliği ve Arap zirvelerinde alınan kararlara bağlı olduğunu vurguladı. Sudanlı yetkililerin haftalardır ABD'nin Hartum'u terörü destekleyen ülkeler listesinden çıkarma kararının İsrail ile normalleşmeyle bağlantısı olmadığı yönündeki açıklamalarının aksine el-Burhan, iki dosyanın birbiriyle bağlantılı olduğunu savunarak, 'Normalleşme olmadan Sudan’ın isminin terör listesinden çıkarılmasından bahsetmek mümkün değil.' diye konuştu.El-Burhan, Aralık 2018’de hayat pahalılığı nedeniyle başlayan kitlesel protestoların ardından Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir’in 11 Nisan 2019’da askeri darbeyle devrilmesi sonucu iktidara gelen asker sivil ortak geçiş dönemi idaresi Egemenlik Konseyi’ne başkanlık ediyor.Sudan, İsrail ile normalleşme kararı alan 5. Arap ülkesi olduABD Başkanı Donald Trump, 23 Ekim Cuma günü Oval Ofis'te yaptığı açıklamada, Sudan'ın da İsrail ile barış yapmak ve ilişkilerini normalleştirmek konusunda anlaşmaya vardığını duyurmuştu.Bunun hemen öncesinde Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, Trump'ın Sudan'ı 'teröre destek veren ülkeler' listesinden çıkarma kararını imzaladığı bildirilmişti.Sudan böylece Mısır (1979), Ürdün (1994) ve geçen ay Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn’in ardından İsrail ile ilişkilerini normalleştirdiğini açıklayan 5. Arap ülkesi oldu.Sudan hükümetinin İsrail ile diplomatik ilişkilerin yeniden başlatılması konusunda anlaştıklarını açıklamasının ardından iktidar ortağı partilerin de aralarında olduğu birçok siyasi grup karara tepki göstermişti.
Reklam
Hatay'da Engellenen Terör Saldırısı Sonrası Kurban Kesildi
HATAY (AA) - Hatay'ın İskenderun ilçesinde güvenlik güçlerinin dikkati ve ısrarlı takibi sonucu engellenen terör saldırısının ardından İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde kurban kesildi.Kaymakamlıktan yapılan açıklamada, terör operasyonu sonrası İskenderun İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde program düzenlendiği belirtildi.Vatan ve milletin selameti ve bekası için dua edildiği vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:'İlçemizde vuku bulan hain terör saldırısı esnasında kahraman güvenlik güçlerimizin güç ve kabiliyetleriyle hain teröristlerin kısa sürede etkisiz hale getirilmesi ve bu süreçte herhangi bir can ya da mal kaybının olmamasından dolayı Yüce Allah'a şükür etmek ve kahraman güvenlik güçlerimize teşekkür etmek amacıyla bir araya gelen protokol üyeleri, İskenderun İlçe Müftüsü Osman Şekerci'nin eşliğinde kutsal vatanımızın ve necip milletimizin selameti ve bekası için dua etmesinin akabinde 7 adet kurban kesimi yapıldı.'
Katar, Libyalı Tarafları Berlin Konferansı'nın Sonuçlarına Bağlı Kalmaya Çağırdı
DOHA (AA) - Katar, Libya'nın egemenliği, toprak bütünlüğü ve istikrarını desteklediğini vurgulayarak, Libyalı taraflara Berlin Konferansı'nın sonuçlarına bağlı kalma çağrısında bulundu.Katar resmi ajansı QNA'da yer alan habere göre, Katar Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman, başkent Doha'da Libyalı mevkidaşı Muhammed Tahir es-Seyyale ve Libya İçişleri Bakanı Fethi Başağa ile bir araya geldi.Görüşmede Katar'ın, Libya'daki meşru hükümeti desteklediğini ifade eden Bin Abdurrahman, Libyalı tarafların Suheyrat Anlaşması'nı uygulama konusunda kararlı olması, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları ile Berlin Konferansı sonuçlarına bağlı kalması gerektiğini ifade etti.Bin Abdurrahman Libya'da alınan ateşkes kararını memnuniyetle karşıladıklarını dile getirerek, Katar'ın Libya'nın egemenliği, toprak bütünlüğü ve istikrarını desteklediğini vurguladı. Libya'daki taraflar ve uluslararası toplumun katılımıyla 19 Ocak'ta, Almanya'nın başkenti Berlin'de gerçekleştirilen Libya konulu konferansta ateşkes ve diyalog çağrısı yapılmıştı.Berlin Konferansı'nın devamı niteliğinde 5 Ekim'de BM ve Almanya tarafından düzenlenen Libya Konferansı'nda ise ülkede gelinen süreç değerlendirilmişti.
Reklam
Memur-Sen'den Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un İslam Karşıtı Söylemlerine Tepki
DİYARBAKIR (AA) - Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) tarafından Diyarbakır, Mardin, Şırnak, Siirt, Batman ve Elazığ'da yapılan basın açıklamalarıyla, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un İslam karşıtı söylemlerine tepki gösterildi.Diyarbakır'da Memur-Sen il binasında bir araya gelen sendika üyeleri adına açıklama yapan Diyanet-Sen Diyarbakır Şube Başkanı Ömer Evsen, Macron'un sözde 'ifade özgürlüğü' adı altında doğrudan insanların inançlarına saldıran, kin, nefret ve terörle şekillenmiş zihinler tarafından çizilmiş karikatürlere sahip çıkarak teröre ve kine ortak olduğunu belirtti.'Almanya'da cami baskını, Hollanda'da Geert Wilders'in terör ve şiddet içeren konuşmaları ve nihayet Macron'un ifade hürriyeti arkasına sığınarak İslam'a ve Peygamberine saldıran unsurlara sahip çıkması cinnetin boyutlarını göstermektedir.' diyen Evsen şunları kaydetti:'İnancımız farklı olabilir, fikirlerimiz karşıt görünebilir. Ama çok temel bir ortaklığımız var; insanız ve dünyada birlikte yaşıyoruz. Hiç kimse, hiç kimsenin dinine, hükümlerine ve kutsallarına hakaret etme, onları yok etme hakkına sahip değildir ve olamayacaktır. İnsanız, elbette inanacağız, elbette insan onurunu savunacağız, inancımızı ve değerlerimizi koruyacağız. İnanca ve değerlere savaş açanlara, kutsallarımıza hakaret edenlere karşı dayanışmayı güçlendireceğiz ve birlikte mücadele edeceğiz.'Sendika üyeleri Mardin'de Şakir Nuhoğlu Camisi önünde, Şırnak'ta Cumhuriyet Meydanında, Siirt'te ve Batman'da sendika binasında, Elazığ'da öğretmenevi önünde yaptıkları basın açıklamasıyla, Macron'un İslam karşıtı söylemlerine tepkilerini dile getirdi.
Memur-Sen'den Fransa Cumhurbaşkanı Macron'a Tepki
ANKARA (AA) - Memur-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Ali Yalçın, 'Macron'un, sözde ifade özgürlüğü adı altında doğrudan insanların inançlarına saldıran ve neresinden bakarsanız bakın kin, nefret ve terörle şekillenmiş zihinler tarafından çizilmiş karikatürlere sahip çıkarak, teröre ve kine ortak olmaktadır.' dedi.Konfederasyon üyeleri, Ulus Atatürk Heykeli önünde toplanarak, Hazreti Muhammed'i hedef alan karikatürleri savunan ve İslam karşıtı açıklamalar yapan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u protesto etti.'Mabedler kutsaldır, kutsala dokunma', 'İnançları hedef almak özgürlük değil, küstahlıktır' ve 'Küstahlığı protesto ediyoruz' yazılı pankartlar taşıyan grup üyeleri, 'Hz. Muhammed'i çok seviyoruz' diyerek tepkilerini gösterdi.Grup adına açıklama yapan Genel Başkan Yalçın, Avrupa'da bazı ülkelerde cinnet yaşandığını belirterek, yabancı düşmanlığı, ırkçılık, İslamofobi ve çoğulculuk gibi söylemleri üreten aşırı sağ siyasetin, Avrupa'yı esir aldığını söyledi.Macron'un, ifade hürriyeti arkasına sığınarak, İslam'a ve peygamberine saldıran unsurlara sahip çıktığına ve cinnetin boyutlarını gösterdiğine dikkati çeken Yalçın, şunları söyledi:'Kutsal emanetlerimizin mekanı olmakla yetinip, kutsala sahip çıkmayı beceremeyen Suudi Arabistan yönetimini ve onunla aynı kulvarda bulunmaya teşne Birleşik Arap Emirlikleri'ni de tarih ve bizler not ediyoruz. Macron'un, sözde ifade özgürlüğü adı altında doğrudan insanların inançlarına saldıran ve neresinden bakarsanız bakın kin, nefret ve terörle şekillenmiş zihinler tarafından çizilmiş karikatürlere sahip çıkarak, teröre ve kine ortak olmaktadır.''Biz insanız ve dünyada birlikte yaşıyoruz'İnsanlığın inançlarını hedef almanın özgürlük değil, küstahlık olduğunu vurgulayan Yalçın, 'Özgürlük insanın, dünya, insanlığın ikametgahıdır. Renkleri, fikirleri ve inançları, hakaret etme, küçük görme, şiddeti çağırma aracı yapan, kendi kirli oyunları için saklama tezgahları oluşturan, siyasi kimliklere, ideolojik örgütlere ve emperyalist devletlere birlikte cevap vermeli, onlara yenilgiyi birlikte tattırmalıyız. İnancımız farklı olabilir, fikirlerimiz karşıt görünebilir. Ama çok temel bir ortaklığımız var. Biz insanız ve dünyada birlikte yaşıyoruz.' dedi.Hiç kimsenin, insanların dinine, hükümlerine ve kutsallarına hakaret etme, onları yok etme hakkına sahip olmadığını ve aolmayacağını ifade eden Yalçın, 'İnanca ve değerlere savaş açanlara, kutsallarımıza hakaret edenlere karşı dayanışmayı güçlendireceğiz ve birlikte mücadele edeceğiz. Bizim gözümüzde Macron ve benzerleri emperyalistlerin amelesi, kapitalistlerin, finans baronlarının hademesidir. Güzel ahlak için gönderilmiş Hz. Resulü hakaretlerine konu eden zihniyet, dünya üzerinden silinmeye mahkumdur.' değerlendirmesinde bulundu.Fransa ürünlerine boykotİslam dinine göre bütün peygamberlerin kutsal ve sataşmadan muaf olduğuna işaret eden Yalçın, Macron'un kullandığı ifadelerle terör çığlıkları attığını, İslamafobi virüsünün Fransa'yı esir aldığını aktardı.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Macron'a yönelik gösterdiği tepkiyi kıymetli bulduklarını ifade eden Yalçın, şunları kaydetti:'İslam İşbirliği Teşkilatı'na bağlı tüm devletlerin bu anlamda pozisyon almasını ve karşı durmasını istiyoruz. İslam İşbirliği Teşkilatı'nın bu konuda ortak tavır belirlemesini istiyoruz. Emek örgütlerinin ve sivil toplum kuruluşlarının bu konuya duyarsız kalmamasını ve kesinlikle sesini yükseltmesini son derece önemsiyor ve tavsiye ediyoruz. Milletimize ve insanımıza tavsiyemiz şudur. Kapitalist ülkeler yani sermayeye tapmış olan ülkeler, sermaye üzerinden verilecek cevabı son derece önemserler. Milletimize, Fransa ülkesinin ürettiği ürünleri, ülkemizde tüketmeme konusunda ortaklaşa bir bilinç oluşturmayı ve herkesi bu konuda iletişim araçlarından boykotu yaymayı ve uygulamayı buradan tavsiye ediyor ve bekliyoruz.'
İsrail Doğu Kudüs'te Filistinlilere Ait Binayı Yıktı
KUDÜS (AA) - İsrail'e bağlı Kudüs Belediyesi, işgal altındaki Doğu Kudüs'te Filistinlilere ait yapım aşamasındaki 2 katlı bir binayı 'ruhsatsız' olduğu iddiasıyla yıktı.Görgü tanıklarından alınan bilgiye göre, İsrail güçleri, Doğu Kudüs’ün kuzeyindeki Şuafat Mülteci Kampı’na baskın düzenledi. Filistinli Suphi Hamud’a ait binanın bulunduğu bölgeyi 'güvenlik' kordonuna alan İsrail polisi, evin çevresine kimseyi yaklaştırmazken, belediyeye bağlı ekipler Hamud ailesinin 2 daire ile 6 dükkândan oluşan binasını buldozerlerle yerle bir etti.Bina sahibi Hamud, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, binanın yapımına bir yıl önce başladığını, ancak bitmeye yakın bir sırada İsrail belediyesinin inşaatı durdurma kararı ve daha sonra da yıkım kararı çıkardığını söyledi.İsrail'in Doğu Kudüs'teki yıkımlarıİşgal altındaki Doğu Kudüs'te Filistinlilere imar izni konusunda zorluk çıkaran ve Filistinlilerin yaptığı imar izni başvurularının tamamına yakınını reddeden İsrail makamları, Filistinlilere ait binlerce evi 'ruhsatsız' olduğu iddiasıyla yıkma tehdidinde bulunuyor.BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisinin (OCHA) raporuna göre, İsrail makamları 2020’nin başından bu yana Doğu Kudüs’te 90 evi ruhsatsız olduğu gerekçesiyle yıktı. Buna göre yüzü aşkın Filistinli de evsiz kaldı.İsrail'e bağlı belediyenin söz konusu uygulamasının hiçbir hukuki dayanağı olmadığını ifade eden Filistinliler, bunun 'İsrail'in yıldırma ve şehri Yahudileştirme politikalarının parçası' olduğunu belirtiyor.İsrail belediyesi çoğu zaman yıkım masraflarını da evi yıkılan kişilerden tahsil ediyor.Filistinli kaynaklar 1967'den bu yana Doğu Kudüs'te Filistinlilere ait 5 binden fazla evin İsrail güçleri tarafından yıkıldığını kaydediyor.
Reklam
Türk Kızılay "10 Yıllık Yol Haritasını" 31 Aralık'ta Açıklayacak
ANTALYA (AA) - Türk Kızılayın 2021-2030'daki 10 yıllık strateji planını ortaya koyan 'Strateji 2030-Seyrüsefer Çalıştayı' Antalya'da sona erdi. Türk Kızılay Genel Başkanı Kerem Kınık, Kundu Turizm Merkezi'ndeki bir otelde gerçekleştirilen çalıştayın kapanışında, geleceğini planlayan bir Kızılay hedeflediklerini, belirledikleri hedefe ulaşmak için yol haritası çıkardıklarını söyledi. Gönüllü, üye ve çalışanlardan oluşan binlerce Kızılaycının katıldığı çalıştayda herkesin fikrini ortaya koyarak gelecek vizyonu için strateji oluşturulduğunu belirten Kınık, 'Görevimiz kendi insanımızı güçlü kılmak, onu olağanüstü durumlara hazırlamak ve bütün insanlığa kucak açarak el uzatmaktır. Bizim üzerinde çalıştığımız 2030 stratejimiz toplumsal katılım ve etkileşimi amaçlamaktadır.' dedi. Kınık, Kızılayın yönetimi, şubeleri ve gönüllüleriyle iyi niyetli bir şekilde 'Bu topluma nasıl daha iyi hizmet edebilirim?' düşüncesiyle çalışmalarını sürdürdüğünü bildirdi. 'Hangi somut adımları attığımızı açıklayacağız'Türk Kızılayın 2030 stratejisinde net adımlar, hedefler ve bunların net tarihlerinin olacağına dikkati çeken Kınık, şöyle devam etti:'Topluma 10 yıllık taahhüdümüz çok net tanımlanmış olacak. Kızılay topluma en üst seviyede hesap verebilir olması gereken bir yapıdır. Hazırladığımız sistemle, çok yakın zamanda toplumumuz kendi bağış ve katkısının akıbetini en detaylı şekilde görebilecek. 31 Aralık'ta 10 yıllık olan stratejimizin temel yol haritasını toplumla paylaşacağız. Diğer taraftan da önceki beş yıllık stratejik planımız kapsamında hangi somut adımları attığımızı açıklayacağız. 2030 planını yaparken iki ana amacımız var. Bir tanesi güçlü toplum diğeri de güçlü Kızılay. Bugün yoksulluğun ortadan kaldırılması için geçmişte ortaya konulmuş klasik yardım modelleri ortadan kalkıyor. Asıl olan onurlu bir meslekle, onurlu bir kazanç kaynağı yaratabilmektir.'Kızılayın güçlü yönetim modelinin sürdürülebilir olması, bu modelin örnek alınması için çalışacaklarını, Ar-Ge ve inovasyon için de kaynak ayıracaklarını anlatan Kınık, 'Kızılayın 8,5 kat büyümesi bizim için çok zor olmadı. Biz her yıl 3,5 milyon tekil bağış alıyoruz. Toplumsal katılımın ve desteğin oluşturduğu bu güven bizi büyüttü.' ifadesini kullandı.Kınık, bağışların sürdürülebilirliğini sağlamak ve hayırseverlik pastasını büyütmek istediklerini kaydetti.
Çekya'da Kovid-19'La Mücadele Kapsamında Gece Dışarı Çıkma Yasağı Uygulanacak
PRAG (AA) - Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vakalarındaki günlük yüksek artışlar nedeniyle karantina uygulanan Çekya'da, virüsün yayılmasını önlemek için gece belirli saatler arasında sokağa çıkma yasağı uygulanacak.Avrupa'da ikinci dalganın etkili olduğu ülkelerden Çekya'da hükümet salgın hastalıkla mücadele kapsamında yeni kararlar aldı.Halihazırda karantina uygulanan ülkede yarından itibaren saat 21.00'den 05.00'e kadar acil durumlar dışında sokağa çıkma yasağı uygulanacak.Gece sokağa çıkma yasağının bir hafta süresince uygulanması öngörülen ülkede pazar günleri alışverişe izin verilmeyecek.Çekya'da son 24 saatte 10 bin 273 yeni vaka tespit edilirken, ülkede virüs bulaşan kişilerin sayısı toplamda 162 bin 785’e, can kaybı 2 bin 365'e yükseldi.Slovakya bütün ülkeyi testten geçirmeye hazırlanıyorSlovakya'da Kovid-19 ile mücadele kapsamında hükümet, 10 yaş üstü herkesin hızlı antijen testten geçirilmesi için harekete geçti. Hafta sonları yapılacak uygulamayla bütün ülkenin testten geçirilmesi hedefleniyor.Son 24 saatte 900 yeni vakanın görüldüğü ülkede toplamda 46 bin 56 kişiye virüs bulaşırken, ölü sayısı ise 176’ya ulaştı.Polonya’da günlük vaka sayısı 15 bini geçtiPolonya'da son 24 saatte 16 bin 300 yeni vaka kayıtlara geçti. Bir günde en yüksek sayının tespit edildiği ülkede toplamda 280 bin 229 vaka görülürken, virüs nedeniyle 4 bin 615 kişi hayatını kaybetti.Macaristan ve AvusturyaAvusturya'da bir günde 2 bin 835 yeni vaka görüldü. Toplam vaka sayısının 86 bin 102'ye ulaştığı ülkede virüs nedeniyle ölenlerin sayısı 1005'e çıktı.Macaristan'da da son 24 saatte 2 bin 79 yeni vaka tespit edildi.Toplam vaka sayısı 63 bin 642'ye, yaşamını yitirenlerin sayısı ise 1535'e yükseldi.
Ürdün Prensi'nin Fransa'da İslam'a Yönelik Hakaretlere Tepkisine Sosyal Medyadan Destek Geldi
AMMAN (AA) - Ürdün Kralı 2. Abdullah'ın kardeşi Prens Hamza bin el-Hüseyin'in Fransa'daki İslam karşıtı hakaretlere yönelik tepkisi sosyal medyada yankı uyandırdı. Kimi kullanıcılar Fransa'ya yönelik Paris Büyükelçisinin sınırdışı edilmesi, Fransız mallarının boykot edilmesi ve uluslararası mahkemelere şikayet edilmesi dahil önlemler alınmasını istedi. Prens Hamza mesajında, 'Selam ve dua Allah'ın sevgili kulu, Peygamberlerin sonuncusu ve Resul Muhammed Mustafa'nın üzerine olsun. Allah'ım kafirler ondan nefret etse de bize onun hak dinine ve sünnetine bağlı olarak yaşamayı ve ölmeyi nasip eyle. Alemlerin Rabbi Allah onu yeryüzüne dünyaya barışı yayması için rahmetini tamamlamak üzere gönderdi. Bütün peygamberlere ve ehli kitaba selam olsun.' ifadelerini kullandı.Sosyal medyada büyük bir etkileşime neden olan bu paylaşım, saatler içerisinde 2 bin 400'den fazla 'retweet' ve 12 binden fazla beğeni alırken, Prens Hamza'ya çok sayıda destek mesajı geldi.Ahlam Ahmed, 'Teşekkürler Prens Hamza, her kim sevgilimiz, peygamberimiz ve şefaatçimiz Muhammed Aleyhisselam'a hakaret ederse hak ettiği cevabı almalıdır.' yorumunu yaptı.Sosyal medyadan 'somut adım atılması' talebiFransa'da İslam karşıtı karikatürlerin yayınlanmaya devam edilmesine tepki gösteren bazı sosyal medya kullanıcıları, Twitter üzerinden tepki gösterilmesinin yeterli olmadığını belirterek somut adım atılmasını istedi.Verd Asfur, 'Bundan daha güçlü bir tepkinin verilmesi gerekiyor. Alemlerin efendisini incitenlere karşı en yerinde cevabın verilmesi ve bizi doğru bir şekilde yönlendirmesi için kurumların başındaki kişinin harekete geçmesi gerekir.' ifadelerini kullandı.Sosyal medya kullanıcılarından Fevzi Zureykat, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un İslam karşı hakaretlerin sorumlusu olduğunu işaret ederek, Prens Hamza'nın ifadelerinin muhatabının Macron olduğunu vurguladı.Fransa'ya yaptırım çağrısıMuhammed Hassan ez-Zibibet, Fransa'nın hakaretlerden ötürü özür dilemesi ve sorumluları cezalandırması için 'Fransa'nın uluslararası mahkemelere şikayet edilmesi ve Fransız mallarının boykot edilmesi' çağrısını yaptı.Süheyb eş-Şeviriş de Fransa'nın Amman Büyükelçisi'nin Ürdün'den sınır dışı edilmesini ve temsilciliğin kapatılmasını istedi.Fransa'da 16 Ekim'de Hazreti Muhammed'e hakaret içerikli karikatürleri derste öğrencilerine gösteren bir öğretmenin başının kesilerek öldürülmesinin ardından, siyasetçilerin büyük bir kısmının İslam'ı ve Müslümanları hedef alan açıklamalarda bulunması tartışmalara ve İslam dünyasında protestolara yol açtı. Macron son dönemde yaptığı bir açıklamada, Hazreti Muhammed'e yönelik karikatürleri yayınlamaktan geri durmayacaklarını söylemişti.
Reklam
Samsun'da Silahla Oynayan 7 Yaşındaki Çocuk Ev Sahibini Yaraladı
SAMSUN (AA) - Samsun'un İlkadım ilçesinde 7 yaşındaki çocuğun misafir olduğu evde oynadığı tabancanın ateş alması sonucu ev sahibi kadın yaralandı.Alınan bilgiye göre, Kadıköy Mahallesi'nde, 7 yaşındaki çocuğun misafir olarak gittiği evde oynadığı silah ateş aldı.Silahtan çıkan mermi ev sahibi B.Ç'nin (37) ayağına isabet etti. Özel araçla Gazi Devlet Hastanesine kaldırılan yaralı kadın tedavi altına alındı. Polis olayla ilgili soruşturma başlattı.
Anadolu Otoyolu Bolu Dağı Tüneli Ankara Yönü Hafif Tonajlı Araçlara Açıldı
DÜZCE/BOLU (AA) - Tünel viyadüklerinde derz yenileme ve bakım çalışmaları nedeniyle ara dönemlerde kapatılan Anadolu Otoyolu'nun Bolu Dağı Tüneli Ankara yönü, hafif tonajlı araçların geçişine açıldı. Bolu-Düzce il sınırı Abant Kavşağı bölgesinde devam eden çalışmalar nedeniyle 3 gün önce tamamen ulaşıma kapatılan tünelin Ankara istikametinde yenileme, yol ayırma ve duba çalışmaları tamamlandı.Karayolları ve trafik ekipleri, İstanbul yönü viyadükler üzerinde yolu ikiye ayırarak baypas çalışması yaptı. Tır, tanker ve ağır yük taşıyan kamyonlar otoyolun Düzce kesiminden Kaynaşlı, Bolu kesiminden ise Abant gişelerine ve buradan da D-100 kara yolu Bolu Dağı geçişine yönlendirilirken, otoyol hafif tonajlı otomobil, kamyonet, minibüs ve yolcu otobüslerinin kullanımına açıldı. Baypas yapılan kesimlerde trafik akışının kontrollü sağlandığı otoyolda, çalışmaların 14 Kasım'da tamamlanmasıyla ulaşım normale dönecek.
Reklam
Türk Toraks Derneğinden Grip Aşısının Uygulanmasına İlişkin Öneriler
İSTANBUL (AA) - Türk Toraks Derneği, grip aşısının uygulanmasına ilişkin çeşitli önerilerde bulundu.Türk Toraks Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Hasan Bayram, derneğin yazılı açıklamasında, Türkiye'de grip aşısı uygulamasının 21 Ekim itibarıyla başladığını hatırlattı.Öncelikli yüksek riskli grupların belirlendiğini ve e-Nabız sisteminde yüksek riskli bulunup aşı yapılacak vatandaşların aile hekimlerine aşıyı reçetelendirerek eczaneden temin etmesi ve aile sağlığı merkezlerinde aşıyı yaptırmalarının önerildiğini anlatan Bayram, söz konusu mekanizma dışında ücretinin ödenmesi dahil başka bir yolla aşının eczaneden temin edilmesinin söz konusu olmadığını belirtti.Aşı açısından risk oluşturan hastalıklara sahip vatandaşların hastalıkları, ilaçları reçete edilmesine karşın kesin tanı olarak işaretlenmemesi halinde e-Nabız sisteminde görünmeyebildiğine değinen Bayram, şunları kaydetti:'Risk değerlendirmesindeki belirsizlikler, birinci basamak sağlık kuruluşlarında yoğunluğa ve karmaşaya neden olmaktadır. Aşı alamayan vatandaşlar ile sağlık personelinin karşı karşıya gelmesi nedeniyle şiddet olaylarının artma olasılığı endişeye neden olmaktadır.'Türk Toraks Derneği Solunum Sistemi Enfeksiyonları Çalışma Grubu Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ayşın Şakar Coşkun da Dünya Sağlık Örgütünün grip aşısı için en yüksek öncelik olarak sağlık personeli ve yaşlılar, sonra gebeler, kronik hastalığı olanlar ve 6 ay-5 yaş arası çocuklar olarak düzenlenmesini önerdiğini aktardı.Daha fazla sayıda aşının temini için çaba gösterilmesi gerektiğini dile getiren Coşkun, özetle şu önerileri sıraladı:'Belirlenen risk grupları ve aşılama takvimi hem sağlık personeli hem de vatandaşlarla açık şekilde paylaşılmalı, belirsizlikler ve karmaşa net ifadelerle giderilmelidir. Sağlık personelinin aşılanması yaşanan Kovid-19 pandemisi koşullarında, iş kaybı ve hastalara bulaştırma, viral enfeksiyon ayırıcı tanısında zorluk yaşanması olasılıkları nedeniyle daha da önem kazanmıştır. Çocuklar ve gebeler gibi riskli grupların öncelenerek aşı takvimine alınması gerekmektedir. E-Nabız sistemiyle ilgili aksaklıklar hızla giderilmelidir.Birinci basamak sağlık sistemindeki yığılmayı ve buradaki sağlık personelinin tükenmesini önlemek amacıyla bazı net endikasyonlarda aile hekiminin reçete yazmasına gerek olmaksızın aşının eczanelerden temin edilebilmesi için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. Tüm çabalara rağmen aşılanamayacak riskli hastalar olacağı öngörülmektedir. Maske, mesafe, hijyen önlemlerinin grip için de koruyuculuğunu vurgulayan kamu spotları ile halkın bilinçlendirilmesinin yararlı olabileceğini düşünmekteyiz.'
Kayseri'de Etkin Pişmanlıkta Bulunan Fetö Sanıklarına Ceza İndirimi
KAYSERİ (AA) - Kayseri'de Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) ilişkin davalarda ayrı ayrı yargılanan ve etkin pişmanlıktan yararlandırılan 2 sanıktan birine 3 yıl 1 ay 15 gün, diğerine 2 yıl 1 ay hapis cezası verildi.Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinde ayrı ayrı görülen duruşmalarda, tutuksuz sanıklar eski astsubay İ.A. ile A.M. ve avukatları hazır bulundu. Sanık İ.A, savunmasında, bu yapının terör örgütü olduğunu bilmediğini ileri sürdü. 'Örgütün evlerine ders çalışmak ve dini amaçlı gittim.' ifadesini kullanan İ.A, 'Gerçek yüzlerini görünce 17-25 Aralık sürecinden sonra ilişkimi kestim. Örgüt mensupları ısrarla arayıp görüşmek istediler ama ben irtibatı kopardım. Devletime ve ülkeme zarar getirebilecek bir oluşumda ve girişimde bulunmadım. Beraatimi istiyorum.' diye konuştu.Sanık A.M. de bir dönem Allah rızası için örgütün sohbetlerine gittiğini ve sonrasında bıraktığını kaydetti. A.M, 'Bilseydim gitmezdim.' dedi.Duruşma savcısı mütalaasında, her iki sanığın da 'silahlı terör örgütünü üye olmak' suçundan cezalandırılması ve etkin pişmanlıktan yararlandırılmasını istedi.Mahkeme başkanı tarafından son sözleri sorulan sanıklar, bildiklerini samimi şekilde anlattıklarını belirterek, beraatlerini talep etti.Mahkeme heyeti, sanıklara önce 'silahlı terör örgütünü üye olmak' suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Etkin pişmanlık ve takdiri indirim uygulanarak İ.A'nin cezası 3 yıl 1 ay 15 gün, A.M'nin cezasını da 2 yıl 1 aya indirildi.Öte yandan, örgütün sohbet toplantılarına katıldığı iddiasıyla aynı mahkemede farklı dosyadan tutuksuz yargılanan ev kadını Ş.T. ise beraat etti.
Bosphorus Film Lab, Çevrim İçi Etkinliklerle Devam Ediyor
İSTANBUL (AA) - Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğünün katkıları, Global İletişim Ortağı Anadolu Ajansının destekleriyle düzenlenen '8. Boğaziçi Film Festivali'nin endüstri bölümü Bosphorus Film Lab, çevrim içi etkinlikleriyle sürüyor.Festivalin Instagram hesabından canlı yayınlanan etkinliklerle, film endüstrisinin güncel ve dikkate değer konuları ele alınıyor.Bosphorus Film Lab Direktörü İpek Tugay'ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen etkinliğin konuğu senarist ve yönetmen Gizem Kızıl, son zamanlarda yürüttüğü çalışmaları ve projeleri anlattı.Kızıl, öğrenme sürecinin hayatın her evresin devam etmesi gerektiğini vurgulayarak, 'Dönemsel olarak ne hissediyorsam onunla ilgili bir şeyler üretmeye çalışıyorum. Birazcık içgüdüsel oluyor. İçimdeki neyse konu o oluyor. Şu ara insan halleri ve psikolojisi üzerine daha yoğunlaşmaya başladım.' dedi.TRT 1 ekranlarında yayınlanan Masumlar Apartmanı dizisinin senaryo ekibinde yer aldığını belirten Kızıl, dünya çapında yayılan Kovid-19 salgınının insanları yalnızlaştırdığını ve iç dünyalarına döndürdüğünü ifade ederek, şunları kaydetti:'İnsanlar artık ilişkilerden daha çok psikoloji anlatılan yapımları izliyorlar. Bu ara izlenen bütün işlerde hep bunun üzerine. Salgın hepimizin alışkanlıklarını değiştirdi. Televizyonda mutlaka izlenen bazı yapımlar izlenmemeye başladı. İç dünyaya dönen, psikolojiyi merkeze alan yapımların seyirciyi daha çok çektiği bir dönemdeyiz. Biz Masumlar Apartmanı dizisinde senarist Deniz Madanoğlu önderliğinde bir ekibiz. İlk defa dizi senaryosunu deneyimliyorum ve birkaç gün içinde tamamlayıp teslim etmeniz gerekiyor.'Kızıl, uzun metraj film projelerinde atölyelerin ve pitching süreçlerinin çok önem kazandığına işaret ederek, 'Kime ulaşabildiğin bazen yaptığın şeyden de önemli olabiliyor. Yeni fikirleri olan, çok yetenekli olan insanların büyük firmalara ulaşması çok zor. Burada da dijital mecralar önem kazanıyor. Önemli olan çok kişiye ulaşmaktan ziyade doğru kitleye ulaşmakta bence. Sürekli üretim haline olan insanlara her dönemde yeni alanlar açılacaktır.' diye konuştu.
Reklam