Fransa İçişleri Bakanı Darmanin: "Türkiye'nin, Fransa'nın İç İşlerine Karışmaması Gerekiyor"
PARİS (AA) - Fransa İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, 'Türkiye büyük bir ülke ama Fransa'nın iç işlerine karışmaması gerekiyor.' dedi. Darmanin, France Inter radyosunda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Ülkede bir dine karşı değil 'radikal İslamcılıkla' mücadele ettiklerini öne süren Darmanin, Müslümanların çoğunun Fransa'nın yasalarına uyduğunu belirtti. Darmanin, 'Yabancı güçlerin, Fransa'daki Müslümanların kendilerine ait olduğunu düşünmesi bize şoke etmelidir. Yabancı güçler hangi hakla bizim iç işlerimize karışıyor. (Cumhurbaşkanı Recep Tayyip) Erdoğan'ın açıklamaları herkesi şoke etti.' ifadelerini kullandı.Müttefiklere bazı şeyleri söylemek gerektiği ifadesini kullanan Darmanin, 'Türkiye büyük bir ülke, büyük bir halkı var ama Fransa'nın iç işlerine karışmaması gerekiyor.' diye konuştu. Darmanin, sunucunun Suudi Arabistan'ın Fransa'nın iç işlerine karışıp karışmadığına yönelik soruya ise yanıt vermedi.Ülke içinde Fransa'ya düşman olanların bulunduğunun görülmesi gerektiğini dile getiren Darmanin, yarın yapılacak Bakanlar Kurulu toplantısında Müslümanlara ait insani yardım derneği Barakacity'nin kapatılmasını önereceğini söyledi. Macron Müslümanları hedef göstermiştiFransa'da Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron yönetiminin son dönemde Müslümanları ve İslami kuruluşları hedef almasıyla ülkenin çeşitli şehirlerinde İslam karşıtı uygulamalara başlandı.Ülkenin Montpellier ve Toulouse kentlerinde, Paris yakınlarındaki Conflans-Sainte-Honorine semtinde geçen hafta, başı kesilerek öldürülen öğretmeni 'anmak için' resmi binaların duvarlarına Fransız mizah dergisi Charlie Hebdo'nun Hazreti Muhammed'e yönelik hakaret içerikli karikatürleri yansıtılmıştı. Macron açıklamasında, Hazreti Muhammed'e yönelik karikatürleri yayınlamaktan vazgeçmeyeceklerini söylemişti. Macron'un bu açıklamaları Arap dünyasında tartışmalara ve protestolara yol açmıştı. Ülkedeki Müslüman dernek ve sivil toplum kuruluşlarına yönelik baskılar ve baskınlar da arttı.
Afyonkarahisar'da Uyuşturucu Operasyonunda Yakalanan 2 Zanlı Tutuklandı
AFYONKARAHİSAR (AA) - Afyonkarahisar'ın Dinar ilçesinde düzenlenen uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan 2 şüpheli tutuklandı.İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, kentte uyuşturucu ticareti yapan, kullanan ve bulunduran zanlıların tespiti ve yakalanmalarına yönelik çalışma başlattı.Teknik ve fiziki takibin ardından polis ekipleri, belirlenen adreslere operasyon düzenledi.Ş.B. ve N.Y'nin gözaltına alındığı operasyonda, bir miktar eroin ile uyuşturucu aparatları ele geçirildi.Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüpheliler, çıkarıldıkları nöbetçi sulh ceza hakimliğince 'uyuşturucu ve uyarıcı madde imal ve ticareti yapmak' suçundan tutuklandı.
Bursa'da Telef Olan Koyunların Ölümüyle İlgili İnceleme Başlatıldı
BURSA (AA) - Bursa'nın Karacabey ilçesinde, kırsal Danişment Mahallesi'nde bir üreticiye ait koyunlardan 13'ü telef oldu.Medine ve Ali Rıza Kılıç çifti, banka kredisiyle aldıkları koyunlardan bazılarının telef olması üzerine veterinere durumu bildirdi.Veteriner tarafından yapılan kontrollerin ardından 13 koyunun ölüm nedeninin tespiti için İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünce inceleme başlatıldı.Medine Kılıç, gazetecilere yaptığı açıklamada, bir süre önce hayvanlarına kulak küpesi takıldığını söyledi.Kılıç, 'Küpe takılmasının 14'üncü günü hayvanlar birer birer ölmeye başladı. Hayvanlarımızın tetanos olduğundan şüpheleniyoruz. Bizim meleklerimiz bunlar. Bunlardan para kazanacağız da idare olacağız. 100 bin lira kredi borcumuz var. Hayvanlarımın hepsi gebeydi. Bunların kuzularını satıp borcumu ödeyecektim. Ben şimdi ne yapacağım?' diye konuştu.
Bingöl Üniversitesi Urap Sıralamasında 95 Üniversite Arasında 16. Sıraya Yükseldi
BİNGÖL (AA) - Bingöl Üniversitesi, URAP (University Ranking by Academic Performance) 2020-2021 yılı değerlendirmesine göre, 95 üniversite arasında 16. sıraya yükseldi.Üniversiteden yapılan açıklamada, URAP'ın, üniversitelerin genel sıralamasında makale, atıf, bilimsel doküman, doktora, öğretim üyesi puanı ve toplam puan olmak üzere 6 gösterge puanını temel aldığı belirtildi.Açıklanan sonuçlara göre, Bingöl Üniversitesinin, 2000 yılından sonra kurulan üniversiteler kategorisinde, her alanda bir önceki yıla göre gelişme kaydettiği ifade edilen açıklamada, 'Üniversitemiz geçen yıl 95 üniversite arasında aynı kategoride 27'nci sırada yer alırken, bu yıl 11 basamak yükselerek 16'ncı sıraya ulaştı.' ifadesine yer verildi.'Başarımız kolektif çalışmanın eseri'Açıklamada görüşlerine yer verilen Bingöl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Çapak, elde edilen başarının tesadüf olmadığını belirtti.Çapak, şunları kaydetti.'Başarımız, bireysel çalışmanın ürünü değildir. Bingöl Üniversitesi olarak yönetimiyle, akademik kadrosuyla, idari kadrosuyla ve öğrencisiyle çok büyük bir aileyiz. Başarımız da kolektif çalışmanın eseridir. Yakaladığımız güzel başarı ivmesinde emeği geçen herkese teşekkür ederim.'
Mersin'de Boş Arsadaki Patlamayla İlgili 4 Zanlı Gözaltına Alındı
MERSİN (AA) - Mersin'in Yenişehir ilçesinde, boş arsada meydana gelen patlamayla ilgili 4 şüpheli yakalandı.Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, 11 Ekim'de kentteki bir alışveriş merkezinin karşısındaki boş arsada meydana gelen patlamayla ilgili 4 şüphelinin kimliğini ve adreslerini tespit etti.Ekipler, 4 zanlıyı adreslerine düzenlenen operasyonla gözaltına aldı.Yenişehir ilçesinde, güvenlik güçlerinin ses etkili olduğunu değerlendirdiği patlama sonucu bölgeden geçen bir kişi hafif şekilde yaralanmıştı.
ABD, Çin'e Karşı Hindistan'la İş Birliğini Artırıyor
İSLAMABAD (AA) - ABD, Çin ile başta ticaret ve teknoloji olmak üzere pek çok alanda yaşadığı gerilim ve Pekin yönetiminin Hint-Pasifik bölgesindeki 'saldırganlığına' karşı Hindistan ile iş birliğini artırıyor.ABD'deki başkanlık seçimlerine sayılı günler kala Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve Savunma Bakanı Mark Esper, ABD’nin Çin’i çevreleme stratejisinin parçası olarak Hindistan’da bulunuyor.Pompeo ve Esper'in Yeni Delhi'nin Pekin yönetimi ile Ladakh'ta yaşadığı sınır problemleri devam ederken Hindistan'a gelmesi, bu ziyareti Hint yönetimi için anlamlı kılıyor.NDTV kanalındaki habere göre, Pompeo ve Esper, Hintli mevkidaşları Subrahmanyam Jaishankar ve Rajnath Singh ile 3’üncü Hindistan-ABD 2+2 Diyaloğu kapsamında başkent Yeni Delhi’de bir araya geldi.Görüşmede bölgesel güvenlik iş birliği, iki ülke askeri birimleri arasındaki ilişkiler, güvenli iletişim sistemleri ve bilgi paylaşımı, savunma ticareti ve potansiyel yeni alanlardaki iş birlikleri ele alındı. Ayrıca iki ülke arasında Temel Değişim ve İşbirliği Anlaşması (BECA) da imzalandı.Anlaşma ile Hindistan, ABD’nin askeri uydularından gerçek zamanlı hassas verilere, topoğrafik görüntülere, gizli jeo-uzamsal ve önemli kritik bilgilere erişim sağlayabilecek.'Her türlü tehdide karşı Hindistan'ın yanındayız'Pompeo, burada yaptığı açıklamada, ABD'nin özgürlük ve egemenliklerine yönelik tehditler karşısında Hindistan halkının yanında duracağını söyledi.Galwan Vadisi'nde hayatını kaydeden Hint askerleri için başsağlığı dileyen Pompeo, Hindistan ve ABD’nin ortaklıklarını birçok cephede genişletmek için birlikte çalışmaya kararlı olduklarını ifade etti.Pompeo, Hindistan ve ABD'nin sadece Çin Komünist Partisinin oluşturduğu tehditlere değil, tüm tehditlere yönelik iş birliğini güçlendirdiğine işaret etti.ABD, Hindistan ile askeri ilişkileri artırıyorYeni Delhi ile Pekin yönetimleri arasındaki sınır gerilimleri, Çin ile başta ticaret olmak üzere teknoloji, Tayvan’la ilişkiler, Güney Çin Denizi’ndeki gelişmeler, Hong Kong, insan hakları gibi çeşitli konularda anlaşmazlıklara sahip olan ABD arasındaki gerilimi daha da artırdı.Washington yönetimi de Çin'i izole etmek amacıyla Hindistan’ın yardımına ihtiyaç duyuyor. ABD Başkanı Donald Trump, başkan seçildiğinden bu yana Hindistan ile askeri ilişkileri istikrarlı şekilde artırma yoluna gitti.Trump'ın şubattaki Hindistan ziyaretinde iki ülke arasında 3 milyar doların üzerinde savunma anlaşmaları imzalandı.Hindistan ve ABD arasındaki ikili savunma ticareti 2008’de yok denecek kadar azken, 2019’da 15 milyar dolara ulaştı.Pompeo, Sri Lanka, Maldivler ve Endonezya'ya gidecekYeni Delhi’de gerçekleşen bugünkü görüşme, Çin'e karşı geliştirilen ABD, Avustralya, Hindistan ve Japonya ittifakından (Quad) oluşan toplantıyı takip etti.Pompeo'nun Hindistan’ın ardından Sri Lanka, Maldivler ve Endonezya’yı da kapsayan bir dizi resmi ziyaret yapması planlanıyor.Pompeo'nun ziyaretlerinde, Çin'in bu ülkelerdeki yatırımları, artan etkisi ve ikili ilişkileri ele alması bekleniyor. Öte yandan, Esper, Yeni Delhi'deki açıklamasında, gelecek ay Hindistan, ABD ve Japonya arasında yapılması planlanan Malabar Deniz Tatbikatı'na Avustralya’nın da katılacak olmasından memnuniyet duyduğunu açıkladı. Avustralya, söz konusu tatbikata en son 2007'de katılmıştı.Uzmanlar, tatbikatın Çin'in Hint-Pasifik bölgesindeki artan siyasi ve askeri etkisine bir denge oluşturabileceğini belirtiyor.'ABD-Çin gerilimi Hint Pasifik'te azalmadan sürüyor'Güney Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (GASAM) Uzmanı Dr. Hayati Ünlü, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ABD'li bakanların seçimlerden önce Hindistan'a gelmesinin, ABD’nin Çin ile yaşadığı gerilim ve Çin'in bölgedeki saldırgan yayılmacılığına karşı daha etkin iş birliği arayışları çerçevesinde değerlendirmek gerektiğini belirterek, bu ziyaretin ikili ilişkilerin daha derin bir bağa sahip olduğunu gösterdiğini söyledi.Ünlü, iki taraf arasında imzalanan BECA'ya işaret ederek, 'BECA, hem istihbarat hem de insansız hava araçlarının kullanımı gibi teknolojik ve stratejik bir mahiyete sahip. Hindistan belli bir kapasite artırımına gidecek. Peki bu kapasiteyi kime karşı kullanacak, tabii ki Çin. Kısacası Hindistan açısından bu ziyaret Çin'e karşı bir dış dengeleme aracı olarak yorumlanabilir.' dedi.ABD-Çin arasındaki gerilimlerin kısmen seçimlerin gölgesinde kaldığını ifade eden Ünlü, şunları kaydetti: 'Hint-Pasifik stratejisi bağlamında çekişme hiç azalmadı. Sri Lanka'dan Maldivlere, Vietnam'dan Tayvan'a birbirlerinin arka bahçeleri üzerinden sürekli stratejik hamle peşindeler. 'Quad' olarak bilinen 'Dörtlü' (ABD-Hindistan-Japonya-Avusturalya) yeni ittifak ilişkileri geliştiriyorlar. Belli ki bu ilişkilerin temel motivasyonu Pekin yönetimi. Fakat bu seferki ittifak modelleri eskisi gibi değil. Devletler artık ittifaklar aramak yerine, ortak hedeflere ulaşmak için stratejik ortaklıkların oluşturulması anlamına gelen uyumlaştırma eğiliminde gibi görünüyorlar.' Ünlü, Avustralya'nın en son 2007'de katıldığı Malabar Deniz Tatbikatı'na bu sene tekrar katılacak olmasını Çin karşıtı yeni ittifak ilişkilerinin en önemli göstergelerinden biri olduğunun altını çizerek, şu değerlendirmelerde bulundu:'Avusturalya’nın katılımı, Çin’e karşı okyanus siyasetinde (özellikle Hint Okyanusu) güçlü bir dengeleme başlatılabileceği şeklinde yorumlanıyor. Fakat burada altını çizmemiz gereken nokta, Hindistan Avusturalya’nın dahil edilmesi konusunda ikiye bölünmüş durumda. Bir taraf kesinlikle stratejik bir kazanım olarak değerlendiriyorken, diğer taraf Hindistan'ın Quad ile ilişkilerini yeniden formüle etme fikri konusunda ihtiyatlı davranması gerektiğine işaret ediyor. Çünkü Quad içinde Çin ile kara sınırını paylaşan tek ülke Hindistan olduğu için kara üzerinden ortaya çıkabilecek bir çatışmada diğer 3 ülkenin destek vermekten geri durabileceği vurgulanıyor.'
Reklam
Fransa İslam Konseyi Başkanı: "Hz. Muhammed'e Hakaret İçerikli Karikatürlerin Yayımlanması İfade Özgürlüğü Değil"
PARİS (AA) - Fransa İslam Konseyi (CFCM) Başkanı Mohammed Moussaoui, Hazreti Muhammed'e yönelik hakaret içerikli karikatürlerin yayımlaması, okullarda gösterilmesi ve duvarlara yansıtılmasının doğru olmadığını ve 'ifade özgürlüğü' sayılmayacağını söyledi. Kamu yayıncısı FranceInfo'ya çıkan Moussaoui, Hazreti Muhammed'e hakaret içerikli karikatürlerin yayınlanmasına, okullarda çocuklara gösterilmesine ilişkin açıklamalarda bulundu.Fransa'daki Müslüman toplumdan 'Müslüman çoğunluğun hassasiyetlerini yeterince temsil etmedikleri' eleştirisinin hedefinde de olan CFCM Başkanı, ifade özgürlüğünü çocuklara anlatmanın başka yollarının bulunduğunu, özgürlüklerde karşılıklı saygının gözetilmesi gerektiğini kaydetti.'Yasalar Müslümanlara bu karikatürleri tasvip etmeme hakkını veriyor'Moussaoui, 'Çocuklara ifade özgürlüğünü öğretmek için bu (Hazreti Muhammed'e hakaret içerikli karikatürleri göstermek) doğru çözüm ve 'ifade özgürlüğü' değil. O yaştaki çocukların yaşayacakları travmayı göz önünde bulundurmalısın.' diyerek, CFCM olarak karikatürlerin yayımlanmasını doğru bulmadıklarını ifade etti.İslam ülkelerinin Fransız mallarını boykot çağrılarına ilişkin Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Elysee Sarayı'nda ülkedeki Müslüman temsilcileri ile görüştüğü ekipte de yer alan Moussaoui, Hz. Muhammed'e yönelik karikatürleri yayımlamaktan vazgeçmeyeceklerini söyleyen Macron'un karikatürlerin yeniden yayınlanmasını teşvik etmediğini ileri sürdü.'Yasalar karikatürcülere karikatür çizme izni verse de Müslümanlara söz konusu karikatürleri tasvip etmeme hakkını da veriyor.' diyen Moussaoui, Müslümanların hassasiyetlerinin de gözardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.Fransa İçişleri Bakanı Gerald Darmanin'in ülkedeki marketlerde 'helal gıda' ürünlerine özel reyonların bulunmasından rahatsız olduğu yönündeki açıklamalarına ilişkin ise Moussaoui, 'Terörizmden bahsedilen bir ortamda bu ifadeyi kullanması garip oldu.' dedi. Moussaoui, Fransa'da Müslüman karşıtlığına yönelik bir iklimin bulunduğunun inkar edilmeyeceğini belirtse de Fransa'nın İslamofobik olduğunu ve ülkedeki Müslümanların baskı gördüğünü söylemenin doğru olmadığını savundu.İslam dünyası boykot ettiFransa'da 16 Ekim'de Hazreti Muhammed'e hakaret içerikli karikatürleri derste öğrencilerine gösteren bir öğretmenin başının kesilerek öldürülmesi üzerine Macron'un büyük bir kısmının İslam'ı ve Müslümanları hedef alan açıklamaları ile Hazreti Muhammed'e hakaret içerikli karikatürlerin binaların duvarlarına yansıtılması, İslam dünyasında tepki ve protestolarıyla karşılaşmıştı.Katar, Kuveyt, Cezayir, Sudan, Filistin ve Fas'ın yanı sıra birçok ülkede Fransız ürünleri boykot edilmeye başlanmasının yanı sıra Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan da 'Şimdi ben, buradan milletime sesleniyorum. Nasıl ki Fransa 'Türk markalı mal satın almayın.' diyorsa ben de şimdi buradan milletime sesleniyorum: Sakın Fransız markalara asla iltifat etmeyin, bunları sakın almayın.' ifadeleriyle boykot çağrısında bulunmuştu.
Reklam
ABD'li Gazeteci Vltchek'in Araçta Ölü Bulunmasıyla İlgili Soruşturmada Takipsizlik Kararı Verildi
İSTANBUL (AA) - ABD'li gazeteci Andre Vltchek'in Karaköy'de araç içinde ölü bulunmasına ilişkin soruşturmada takipsizlik kararı verildi.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, ABD ve Çekya vatandaşı gazeteci Andre Vltchek'in Karaköy'deki bir otelin önüne park edilen araçta ölü bulunmasıyla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında, Adli Tıp Kurumu Başkanlığınca hazırlanan otopsi raporu başsavcılığa gönderildi.Raporda, Andre Vltchek'in kanında 'uyuşturucu ve uyarıcı maddeler bulunmadığı, ilacın etkin maddelerinin olduğu' belirtilerek, 'Kronik kalp damar hastalığı ile metabolik hastalık bulguları tespit edildiği ve ölümünün komplike perianal sepsis ( vücuttaki enfeksiyon) sonucu meydana gelmiş olduğu kanaatine varıldığı' ifade edildi.Başsavcılık, Adli Tıp Kurumunca hazırlanan rapor doğrultusunda Vltchek'in ölümüyle ilgili yürütülen soruşturmada takipsizlik kararı verdi.Olayın geçmişi ABD vatandaşlığı yanında Çekya Cumhuriyeti pasaportu da olan gazeteci Andre Vltchek'in, eşi Rossie Indra Vltchek'le 5 Eylül'de geldiği İstanbul'dan 12 Eylül'de Samsun'a giderek bir otelde 9 gün konakladığı, 21 Eylül gecesi ise iki şoförle kiraladıkları bir araçla İstanbul'a dönmek için yola çıktığı belirtilmişti. Çiftin Sakarya'da verilen moladan sonra uyumaya başladığı, aracın sabah erken saatlerde Karaköy'deki otelin önüne varmasının ardından uykusundan uyanan Rossie Indra Vltchek'in, eşi Andre Vltchek'i uyandıramadığı, olay yerine çağrılan sağlık ekiplerince yapılan incelemede, Andre Vltchek'in öldüğünün belirlendiği kaydedilmişti. Soruşturma başlatan başsavcılığın talimatı üzerine, İstanbul Emniyet Müdürlüğüne götürülen aracın iki şoförü ile ölen gazetecinin eşi Rossie Indra Vltchek'in 23 Eylül'de tanık olarak beyanları alınmıştı. Rossie Indra Vltchek ifadesinde, eşinde şeker hastalığı olduğunu ve bununla ilgili ilaçlar kullandığını söylemişti.
İran: ABD Nükleer Anlaşmaya Geri Dönme Kararı Alırsa Yeni Güvenceler Sunmalı
ANKARA (AA) - İran Hükümet Sözcüsü Ali Rebii, Washington yönetiminin, nükleer anlaşmaya geri dönme kararı alması halinde kendilerine anlaşmayı ihlal etmeyeceğine dair yeni güvenceler sunması gerektiğini belirtti. İran devlet televizyonuna göre, başkent Tahran'da basın toplantısı düzenleyen Rebii, gündemdeki konulara ilişkin gazetecilerin sorularını yanıtladı. ABD'de 3 Kasım'da düzenlenecek başkanlık seçimlerini Demokrat Parti adayı Joe Biden'ın kazanması ve Washington'ın nükleer anlaşmaya dönme kararı alması halinde Tahran'ın yanıtının ne olacağı sorusuna Rebii, şöyle cevap verdi: 'Nükleer anlaşmaya dönme kararının hangi başkan tarafından alınacağı bizim için fark etmiyor. Bunu kim yaparsa yapsın ilkelerimize göre hareket edeceğiz ve böyle bir karar alan herhangi bir başkanı memnuniyetle karşılayacağız.' Washington yönetiminin, anlaşmadan tek taraflı çekilmesi nedeniyle İran'a verdiği zararları tazmin etmesi gerektiğini dile getiren Rebii, 'ABD, bu tür ihlallerin tekrarlanmaması için yeni taahhütlerde bulunmaya da hazırlıklı olmalıdır.' dedi.Rebii, ABD'nin nükleer anlaşmaya yeniden dahil olması halinde İran'ın da geçici olarak durdurduğu taahhütlerine geri döneceğini sözlerine ekledi.Biden, nükleer anlaşmaya geri dönülmesinden yanaABD Başkanı Donald Trump'ın, İran'a yönelik 'azami baskı' politikası nedeniyle ekonomik açıdan büyük sorunlarla karşılaşan Tahran'ın, ABD'deki seçimlerde Demokrat Parti'nin adayı Biden'ın kazanmasını istediği yorumları yapılıyor. Biden, seçimleri kazanması halinde Başkan Yardımcısı olduğu dönemde İran ile imzalanan nükleer anlaşmaya geri döneceğini açıklamıştı. Buna karşılık Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani başta olmak üzere İranlı yetkililer, ABD'deki seçim sonuçlarının İran için önemli olmadığını savunuyor.Trump yönetimi, 2018'de İran ile küresel güçler arasında imzalanan nükleer anlaşmadan çekilmiş ve Tahran'a yönelik tek taraflı yaptırımlar uygulamaya başlamıştı.İran, Avrupa ülkelerinin ABD'nin yaptırımlarına karşı anlaşmayı koruyacak adımları atmaması üzerine Temmuz 2019'da nükleer anlaşmanın bazı maddelerini, 5 Ocak'ta da anlaşmadan kaynaklanan tüm taahhütlerini askıya aldığını açıklamıştı.
İran'da Kovid-19 Nedeniyle Otellerin Yüzde 30'U Kapandı
İSTANBUL (AA) - İran Otelciler Birliği Başkanı Cemşid Hamzazade, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle ülkedeki otellerin yaklaşık yüzde 30'unun kapandığını söyledi.İranlı Öğrenciler Haber Ajansına (ISNA) konuşan Hamzazade, 'Mevcut şartlar nedeniyle müşteri olmadığı için otellerin yaklaşık yüzde 30'u kapandı. Diğerleri ise müşterilerine özel indirimler yaparak ayakta durmaya çalışıyor.' dedi. Eylül ayının ortalarına kadar ülkede otelcilik sektörünün yaklaşık 300 milyon dolar zarar ettiğini belirten Hamzazade, 'Bir süredir ülke genelinde otellerdeki doluluk oranı yüzde 20 civarında. Birçoğu elektrik ve su parasını dahi ödeyemez hale geldi. Bu nedenle oteller kapanmak durumunda kalıyor.' ifadelerini kullandı.Bu süreçte, konaklama sektöründe çalışanların üçte ikisinin işsiz kaldığını dile getiren Hamzazade, sosyal güvenlik kurumunun söz konusu kişilerin işsizlik maaşlarını tam olarak ödemediğini kaydetti.
Reklam
Emine Erdoğan, Moldova Gagauz Özerk Yeri Başkanı İrina Vlah İle Görüştü
ANKARA (AA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, Moldova Gagauz Özerk Yeri Başkanı İrina Vlah ile bir araya geldi.Emine Erdoğan, 'Sıfır Atık ve Belediyeler Kongre ve Ödül Töreni' dolayısıyla Türkiye'de bulunan Vlah ile ATO Congresium'da yaptığı görüşmeye ilişkin, Twitter hesabından paylaşımda bulundu.Emine Erdoğan, paylaşımında, 'Sıfır Atık programı kapsamında Türkiye Belediyeler Birliği daveti ile ülkemizde bulunan Moldova Gagauz Özerk Yeri Başkanı İrina Vlah Hanımefendi ile bir araya gelerek çevre konularında fikir alışverişinde bulunduk.' ifadelerini kullandı.
Karabük'te Karantinada Olması Gereken 2 Kişi Belediyede İşlem Yaptırmak İsterken Tespit Edildi
KARABÜK (AA) - Karabük'te, işlem yaptırmak için belediyeye gelen 2 kişinin, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında karantinada olması gerektiği belirlendi.Bazı işlemler için Karabük Belediyesine gelen biri yabancı uyruklu 2 kişinin, görevliler tarafından yapılan Hayat Eve Sığar (HES) kodu sorgulamasında evde karantinada olması gerektiği tespit edildi. Sağlık ekipleri tarafından ambulansa bindirilen 2 kişi, Katip Çelebi Öğrenci Yurduna yerleştirildi. Yurtta karantinaya alınarak 3 bin 150'şer lira ceza uygulanan 2 kişi hakkında adli işlem de başlatıldı.
Hayatını Kaybeden Gaziantep Emniyet Müdür Yardımcısı Nadirgil Son Yolculuğuna Uğurlandı
ISPARTA (AA) - Evinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden Gaziantep Emniyet Müdür Yardımcısı Nadir Nadirgil'in cenazesi, memleketi Isparta'da toprağa verildi. Nadirgil'in cenazesi morgdan alınarak Çünür Mahallesi'ndeki evine getirildi. Helallik alınmasının ardından Nadirgil için kent merkezindeki Halife Sultan Mezarlığı'nda tören düzenlendi.Burada kılınan cenaze namazının ardından Nadirgil'in cenazesi, Halife Sultan Mezarlığı'nda defnedildi.Törende, Nadirgil'in eşi Dilek ile iki çocuğu güçlükle ayakta durabildi.Törene, Isparta Emniyet Müdürü Metin Akay, Burdur Emniyet Müdürü Ümit Bitirik, Isparta Belediye Başkan Yardımcısı Uğur Büyükçulcu ve vatandaşlar katıldı.
Reklam
Maltepe'de Araç Yangını
İSTANBUL (AA) - Maltepe'de bir panelvanda çıkan yangın itfaiye ekiplerince söndürülürken araç kullanılamaz hale geldi.Alınan bilgiye göre, İrfan Özyürek idaresindeki 35 VAN 64 plakalı araç, D-100 Karayolu üzerinde Ankara istikametine seyir halindeyken Cevizli Köprüsü mevkisinde motor kısmından alev aldı. Sürücü Özyürek, araçtan inerek durumu itfaiye ve polise bildirdi.Olay yerine gelen itfaiye ekipleri, yangına müdahale ederek söndürürken, polis ekipleri çevrede güvenlik önlemi aldı.Yangın nedeniyle Ankara istikametinde oluşan yoğun trafik, aracın olay yerinden kaldırılmasının ardından normale döndü.
Yapay Tatlandırıcı İçecekler De Kalp Damar Sağlığının Düşmanı Olabilir
ANKARA (AA) - Yapay tatlandırıcı kullanılan içeceklerin de şekerli içecekler gibi kalp damar hastalıklarına neden olabileceği bildirildi.Sonuçları 'Journal of the American College of Cardiology' dergisinde yayımlanan araştırmada, şekerli ve yapay tatlandırıcılı içeceklerin, yüksek kalp damar hastalıkları riskiyle bağlantılı olduğu belirtildi.Araştırmada, bu nedenle yapay tatlandırıcılı içeceklerin bilinenin aksine şekerli içeceklerin alternatifi olmadığı vurgulandı.Daha önce yapılan çalışmalara atıfta bulunularak, şekerli içeceklerin tüketildiği beslenme şeklinin kalp-metabolik sağlık üzerinde olumsuz etkisi olduğu anımsatılan araştırmada, şekerli içeceklere alternatif olarak gösterilen yapay tatlandırıcılı içeceklerin kalp damar sağlığına etkisinin tam anlamıyla bilinmediğine değinildi.Araştırmada, Fransa'da yapılan ve 104 bin 760 katılımcıyı kapsayan beslenme anketinin sonuçları ele alındı.Söz konusu katılımcılardan her 6 ayda bir internet üzerinden 24 saatlik 3 diyet kaydını doldurmaları istenen araştırmada, yapay tatlandırıcılı içecekler besin değeri olmayan tatlandırıcılar olarak ve şekerli içecekler ise yüzde 5 veya daha fazla şeker içeren tüm içecekleri kapsayacak şekilde tanımlandı. Araştırmada, katılımcılar hiç tüketmeyenler, az tüketiciler ve çok tüketiciler olarak gruplara ayrıldı.Yapay tatlandırıcılı içecekleri çok tüketenlerin hayatlarının herhangi bir döneminde, hiç tüketmeyenlere oranla yüzde 20 daha fazla kalp damar hastalığına yakalandığı sonucuna ulaşılan araştırmada, benzer sonucun çok şekerli içeceler tüketenler için de geçerli olduğu kaydedildi.
Reklam
Fransa'nın İslam Karşıtı Tutumu 5 İlde Protesto Edildi
GAZİANTEP/ŞANLIURFA/MALATYA/ADIYAMAN/KİLİS (AA) - Gaziantep, Şanlıurfa, Malatya, Adıyaman ve Kilis'te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un ifadeleri ve bazı Fransız yetkililerin İslam karşıtı uygulamaları protesto edildi.Gaziantep'te, Memur-Sen Eğitim-Bir-Sen hizmet binası önünde toplanan ve aralarında Memur-Sen üyelerinin ve sivil toplum kuruluşu üyelerinin bulunduğu grup, Fransa aleyhine sloganlar attı. Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Gaziantep İl Başkanı Ahmet Gök, grup adına yaptığı konuşmada, Avrupa'da birçok ülkede bir cinnet halinin yaşandığını belirterek, 'Yabancı düşmanlığı, ırkçılık ve İslamofobi, o meşhur Avrupa aklını esir aldı. Çoğulculuk söylemlerinin sırçası dökülmüş ve nihayet aşırı sağ siyasetin ürettiği politikalar siyaseti belirler hale gelmiştir. Almanya'da cami baskını, Hollanda'da Gert Wilders'in terör ve şiddet içeren konuşmaları ve nihayet Macron'un ifade hürriyeti arkasına sığınarak İslam'a ve peygamberine saldıran unsurlara sahip çıkması cinnetin boyutlarını göstermektedir.' dedi. İnsanlığın inançlarını hedef almanın özgürlük değil küstahlık olduğunu ifade eden Gök, Avrupa'daki kimi siyasetçilerde olduğu gibi Macron'un da kirli siyasetine malzeme aradığını kaydetti.Açıklamanın ardından bir süre slogan atan grup, dağıldı.Şanlıurfa Şanlıurfa Ahmet Bahçıvan İş Merkezi önünde toplanan aralarında Memur-Sen üyelerinin ve sivil toplum kuruluşu üyelerinin bulunduğu grup, üzerine Türkçe ile İngilizce sloganların yazılı olduğu pankart ve dövizler açarak Fransa aleyhine sloganlar attı.Memur-Sen İl Temsilcisi İbrahim Coşkun, grup adına yaptığı açıklamada, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un ifadeleri ve bazı Fransız yetkililerin İslam karşıtı uygulamalarını kınadıklarını söyledi.Macron'un İslam ve Müslümanların üzerinden güç devşirmeye çalışan emperyalist odaklarına yardakçılık yaptığını belirten Coşkun, 'Macron, insandan adaletten ve İslam'dan korkuyor. Son birkaç yüzyılda bütün insanlık öğrendi ki özgürlük Batı'da slogandır. Batı iki değerden korkmaktadır, adil dünyadan ve özgür insandan. İslam tam da bunu vaat etmektedir.' diye konuştu.Açıklamanın ardından bir süre slogan atan grup dağıldı.KilisKilis Cumhuriyet Meydanı'nda bir araya gelen Memur-Sen Kilis temsilciliği üyeleri, 'Küstahlığı protesto ediyoruz' yazılı pankart açtı, 'İslam'dan korkuyorlar çünkü insanlığı sömürüyorlar', 'İnançları hedef almak özgürlük değil, küstahlıktır' yazılı dövizler taşıdı.Memur-Sen Kilis Temsilcisi Bekir Şen, yabancı düşmanlığı, ırkçılık ve İslamafobi'nin Avrupa aklını esir aldığını söyledi.Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un kirli siyasetine malzeme aradığını belirten Şen, 'İnsanlığın inançlarını hedef almak özgürlük değil, küstahlıktır. Avrupa'daki kimi siyasetçilerde olduğu gibi Macron da kirli siyasetine malzeme aramaktadır. Macron'un, sözde ifade özgürlüğü adı altında doğrudan insanların inançlarına saldıran ve neresinden bakarsanız bakın kin, nefret ve terörle şekillenmiş zihinler tarafından çizilmiş karikatürlere sahip çıkarak, teröre ve kine ortak olmaktadır.' dedi.AdıyamanAdıyaman'da Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un ifadeleri ve bazı Fransız yetkililerin İslam karşıtı uygulamaları protesto edildi.Adıyaman Köy ve Mahalle Muhtarları Mesleki Dayanışma Derneğine üye muhtarlar, üzerine Türkçe ve İngilizce sloganların yazılı olduğu pankart ve dövizler açarak Fransa aleyhine sloganlar attı.Türkiye'nin güçlendikçe düşmanlarının çoğaldığına değinen Adıyaman Köy ve Mahalle Muhtarları Mesleki Dayanışma Derneği Başkanı Abdulkadir Geylani Taş, 'Türkiye güçlendikçe Avrupa Birliği kuduruyor. Türkiye güçlendikçe ne kadar İslam düşmanı varsa gün yüzüne çıkıyor.' değerlendirmesinde bulundu.Öte yandan muhtarlar hakaret içerikli ırkça paylaşımlarda bulunan Hollanda aşırı sağcı Özgürlük Partisi Başkanı Geert Wilders'in fotoğraflarının bulunduğu pankartı yırttı.MalatyaTESK Yönetim Kurulu Üyesi ve Malatya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (MESOB) Başkanı Şevket Keskin, 'Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Fransa mallarını boykot çağrısını destekliyoruz.' ifadesini kullandı.Keskin, yaptığı yazılı açıklamada, dini değerlere ve mukaddesata yönelik Fransa'da yaşanan çirkin ve alçak saldırılar karşısında sessiz kalamayacaklarını belirtti.Fransa'nın hiç zaman insani değerlere saygılı olmadığını, sömürdüğü ülkelerde resmi dili Fransızca yaptığını dile getiren Keskin, şunları kaydetti:'Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Fransa mallarını boykot çağrısını Malatya esnaf camiası olarak destekliyoruz. Esnaflarımızdan raflarda olan Fransız menşeli ürünleri indirip bayilerine iade etmelerini ve hiçbir Fransız ürününü satmamaya davet ediyorum. Satın alınacak her Fransız ürününün üzerinde sömürülen Afrikalı insanların gözyaşı ve kanı vardır. Satın alınacak her Fransız ürünün üzerinde dinimize yönelik çirkin saldırıların izi vardır.'
Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un İslam Karşıtı Tutumu İzmir'de Protesto Edildi
İZMİR (AA) - Memur-Sen İzmir İl Temsilciliği üyeleri, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Hazreti Muhammed'i hedef alan karikatürleri savunması ve İslam karşıtı açıklamalarını kınadı. İzmir'de Memur-Sen'e bağlı sendikalar ile sivil toplum örgütü temsilcileri, sendika binasında protesto için bir araya geldi. Memur-Sen İzmir İl Temsilcisi Ali Kaya, grup adına yaptığı açıklamada, insanların inançlarını hedef almanın özgürlük değil küstahlık olduğunu belirterek, 'Bu manada Memur-Sen, dün olduğu gibi bugün de inancımıza, değerlerimize ve kutsallarımıza karşı yapılan her türlü söylem ve eylemin karşısında olacaktır.' dedi.Kaya, yabancı düşmanlığı, ırkçılık ve İslamofobinin, Avrupa aklını esir aldığını kaydederek, şöyle konuştu:'Almanya'da cami baskını, Hollanda'da Geert Wilders'in terör ve şiddet içeren konuşmaları ve nihayet Macron'un, ifade hürriyeti arkasına sığınarak İslam'a ve peygamberine saldıran unsurlara sahip çıkması, cinnetin boyutlarını göstermektedir. Burada bir parantezle bir başka tepkimizi de özellikle ifade edelim. Kutsal emanetlerimizin mekanı olmakla yetinip kutsala sahip çıkmayı beceremeyen Suudi Arabistan yönetimini ve onunla aynı kulvarda bulunmaya teşne Birleşik Arap Emirlikleri'ni de tarih ve bizler not ediyoruz.'Macron'un kirli siyasete malzeme aradığına işaret eden Ali Kaya, 'Macron, sözde ifade özgürlüğü adı altında doğrudan insanların inançlarına saldıran ve neresinden bakarsanız bakın kin, nefret ve terörle şekillenmiş zihinler tarafından çizilmiş karikatürlere sahip çıkarak, teröre ve kine ortak olmaktadır. Bu bir akıl yitimidir.' dedi.
Trans Yağda Yeni Dönem İki Ay Sonra Başlayacak
İSTANBUL (AA) - Sağlığa Evet Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Elif Dağlı, Avrupa Birliği'nin ardından Türkiye'nin de son tüketiciye sunulması amaçlanan gıdalarda ve perakende satışa yönelik gıdalarda 100 gram yağ için maksimum 2 gram trans yağ kısıtlaması getirdiğini belirterek, 'Mevcut etiket düzenlemesiyle trans yağlardan korunma tamamen tüketicinin sorumluluğuna bırakılmıştı. Türk Gıda Kodeksinde Avrupa Birliği'ne uyum çerçevesinde yapılan değişiklikle bu sorumluluk Ocak 2021'den itibaren gıda işletmecilerine yükletilmiş oldu.' dedi. Trans yağ ve sağlığa olumsuz etkileri ile ilgili farkındalık oluşturmak amacıyla Türk Kardiyoloji Derneği ve Sağlığa Evet Derneği iş birliği ile sürdürülen 'Trans Yağ Projesi' kapsamında online toplantı düzenlendi. Toplantıya, Sağlığa Evet Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Elif Dağlı, Türk Kardiyoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Ayça Boyacı, Türk Kardiyoloji Derneği Saymanı Prof. Dr. Ertuğrul Okuyan ve Türk Kardiyoloji Derneği Üyesi Doç. Dr. Öner Özdoğan katıldı. Toplantıda yaptığı konuşmada Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) endüstriyel trans yağların, gıda tedarik zincirinden tümden kaldırılması için 2023 yılını hedef gösterdiğini aktaran Prof. Dr. Dağlı, şu bilgileri verdi:'Avrupa Birliği'nin ardından Türkiye de son tüketiciye sunulması amaçlanan gıdalarda ve perakende satışa yönelik gıdalarda 100 gram yağ için maksimum 2 gram trans yağ kısıtlaması getirdi. Mevcut etiket düzenlemesiyle trans yağlardan korunma tamamen tüketicinin sorumluluğuna bırakılmıştı. Türk Gıda Kodeksinde Avrupa Birliği'ne uyum çerçevesinde yapılan değişiklikle bu sorumluluk Ocak 2021'den itibaren gıda işletmecilerine yükletilmiş oldu. Son tüketiciye veya toplu tüketim yerlerine yönelik olmayan bir gıdayı diğer gıda işletmecilerine arz eden gıda işletmecileri ise trans yağ kısıtlamasından muaf tutuldu. Ham madde tedarikçileri, ürünlerindeki endüstriyel trans yağ miktarının 100 gram yağ için 2 gramı aşması durumunda trans yağ miktarı hakkında üreticileri bilgilendirecekler.'Dağlı, DSÖ'nün 2023 hedefine yönelik ilk uygulamanın Ocak 2021'de başlayacağını ifade ederek, 'Hayvansal ve endüstriyel trans yağın nasıl ayrıştırılacağına ve endüstriyel trans yağın ölçümüne dair standart bir metot belirlenmesi, üretilen gıdaların uygunluğunu denetlemek açısından önemlidir. Yeterliliği bulunan laboratuvar sayısının az olması mevzuatın uygulanması önünde bir engel olabilir. Her ilde analiz yapılabilmesi için gerekli yatırımın gerçekleştirilmesi gereklidir. Trans yağ miktarının üründe hangi miktarda bulunduğuna dair bilgilendirme yapılması da önemlidir.' diye konuştu. Prof. Dr. Dağlı, aynı üründen birden fazla tüketilmesi veya farklı ürünlerin aynı zamanda tüketilmesi nedeniyle kolayca önerilen günlük limit üzerine çıkılabileceğini, bu nedenle tüketicinin etiketlerde kısıtlı trans yağ miktarını da görmesi gerektiğini sözlerine ekledi. 'Zengin Akdeniz tipi bir diyet tercih edilmelidir'Doç. Dr Ayça Boyacı da Türkiye'de 2016 yılında 3,4 milyon kalp ve damar hastalığı olan kişi bulunduğunu, bu sayının 2035 yılında 5,4 milyona ulaşmasının beklendiğini belirterek, 'Sağlıklı bir diyet ve yaşam tarzı kardiyovasküler hastalıklarla savaşta en önemli silahlarımızdır. Kan kolesterol düzeyinde düşme amaçlanıyorsa diyetteki doymuş yağlar total kalorinin yüzde 5-6'sından fazla olmamalı, et ve süt ürünlerinden fakir, sızma zeytinyağı, sebze, meyve, tam tahıl ve baklagillerden zengin Akdeniz tipi bir diyet tercih edilmelidir.' şeklinde konuştu. Türk Kardiyoloji Derneği Lipid Çalışma Grubu Başkanı Doç. Dr Öner Özdoğan da yüksek LDL kolesterolün, kardiyovasküler hastalığa neden olacağını, kanda çok fazla LDL kolesterol varsa, atar damar duvarlarında birikebileceğini kaydetti. Özdoğan, trans yağların damar iç yüzeyini bozduğuna ve iltihabı arttırdığına işaret ederek, kolesterole bağlı damar bozulmasının erken yaşlardan itibaren görülebildiğini vurguladı. Prof. Dr. Ertuğrul Okuyan da Türkiye'deki tüm erişkin erkeklerin yüzde 30'unun, kadınların ise yüzde 35'inin yüksek tansiyona sahip olduğunu belirterek, 'İlaç tedavisinin yanı sıra lifli gıda alımı, diyetteki yağ ve alkolün azaltılması, fiziksel aktivitenin arttırılması önerilmiştir.' dedi.
Reklam