onedio
Kazakistan'da Elektrikli Araç Üretim Adedi 2 Bine Çıkarılacak
NUR SULTAN (AA) - Kazakistan'da elektrikli ulaşım aracı üretiminin 2022 yılında 2 bin adede çıkarılacağı bildirildi.Başbakanlıktan yapılan açıklamada, Başbakan Askar Mamin'in milli otomobil pavilyonunu ziyaret ederek ülkede üretilmesi planlanan elektrikli otomobil modelleri hakkında bilgi aldığı belirtildi.2021'de ülkede otobüs dahil çeşitli modellerde 1.200 adet elektrikli ulaşım aracı üretilmesinin planlandığı bildirilen açıklamada, '2022'de bu 2 bine çıkarılacak.' denildi.Açıklamada, elektrikle çalışan araçların hem yurt içi pazara yönelik olacağı hem de yurt dışına ihraç edileceği belirtildi.Açıklamada, başkent Nur Sultan'da 50'den fazla elektrikli otomobil şarj istasyonu çalıştığı, buna milli pavilyonun bulunduğu alanda aynı anda 25 elektrikli otomobili şarj etme imkanı sağlayan istasyonların da eklendiği kaydedildi.Kazakistan'da elektrikli otomobillerin seri üretimi 2018'den bu yana yapılıyor. Ülkede elektrikli otomobiller için şarj istasyonlarının yetersiz kalması ve fiyatların daha pahalı olması nedeniyle halk, daha çok benzinle çalışan otomobilleri tercih ediyor.
Üç Farklı Arap Ülkesinde Peş Peşe Yaşanan "Şiddet Olayları" Kamu Vicdanını Derinden Sarstı
İSTANBUL (AA) - Irak, Mısır ve Ürdün'de işlenen vahşi cinayetler ve şiddet olayları, Arap halklarını derinden sarsarak vicdanları yaraladı.Haberlerde ve sosyal medyada yer alan cinayet vakaları, Irak'ta 'Dicle'deki Çocuk', Mısır'da 'Maadi Kızı' ve Ürdün'de 'Mavi Çocuk' adıyla gündeme oturdu.Ürdün'de 16 yaşındaki çocuğa uygulanan şiddetÜrdün'ün başkenti Amman'ın doğusundaki Zerka kentinde 16 yaşındaki Salih Hamdan'a uygulanan şiddet ülkede ve bölgede infiale yol açtı.Sosyal medyada paylaşılan videoda Hamdan'ın vahşi bir saldırıya maruz kaldığı, saldırı sonucu kolları ve gözlerini kaybettiği görülüyor.Medyaya yansıyan görüntülerin ardından Ürdünlü çocuğa bunu yapanların ise Hamdan'ın ailesinden 'intikam' almak için bu saldırıyı gerçekleştirdikleri ifade edildi.Ürdünlü yetkililer, Hamdan'ın kimliği henüz belirlenemeyen bir grubun kesici aletlerle saldırısına maruz kaldığını açıkladı.Tepkilerin büyümesi üzerine Ürdün Kralı 2. Abdullah da olaya bizzat müdahil oldu. Hamdan'ın sağlık masraflarının karşılanması talimatı veren Kral Abdullah, saldırganların bir an önce yakalanmasını istedi. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) Amman Temsilcisi Tanya Chapuisat, çocuklara yönelik şiddetin 'koronavirüs gibi toplumu tehdit eden bir tehlike' olduğunu belirtti. Mısır'da genç bir kızın uğradığı saldırı geniş yankı uyandırdıÜrdün'deki olaydan bir gün sonra, Mısır'ın başkenti Kahire'nin güneyindeki Maadi semtinde de korkunç bir cinayet ortaya çıktı. Mısır medyası, 24 yaşındaki Meryem'in tecavüz edildikten sonra öldürüldüğü yönünde haberler geçerken, polis raporunda ise olay 'hırsızlık' şeklinde yer aldı.İki kişinin içinde olduğu bir yolcu minibüsünde maktulün çantası bulunurken, genç kızın otopsi sonucunda arabayla ezildiği bilgisi yer aldı.Kendisini savunurken hayatını kaybeden Meryem'in olayına tepki gösteren sosyal medya kullanıcıları, 'Maadi kızı' etiketiyle destek mesajları paylaştı.Mısırlı gazeteci Sami Kemaleddin 'Mısır toplumunu kim cehalet kültürüne geri götürdü?' diye sorarken, sanatçı Raniya Yusuf da 'Tacizin cezası idam olmalı diye milyon kere söyledik.' ifadesini kullandı.Iraklı anne 2 çocuğunu Dicle Nehri'ne attıIrak'ın başkenti Bağdat'ta 16 Ekim'de bir kadın Dicle Nehri üzerindeki El-Eimme Köprüsü'nden 2 çocuğunu nehre attı.Güvenlik kameralarının kaydettiği bu olay, Irak'ta ve ülke dışında büyük tepkiyle karşılandı. Sosyal medya kullanıcıları 'Dicle cinayeti' etiketiyle yaptıkları paylaşımlarda olay karşısında yaşadıkları şoku dile getirdi.Sosyal medya kullanıcılarından Suriyeli Edhem Hançer, Twitter hesabında yayınladığı paylaşımında 'Kriz toplumları, psikolojik ve fiziksel olarak daha vahşi bireyler üretmekten başka bir şey yapmıyor.' ifadesini kullandı.Suudi Arabistanlı Velid el-Muhaymid de 'Dicle Nehri, Allah'ın huzurunda o olaya şahitlik yapacak. İnsanın geride bıraktığı cinayeti tarih unutmayacak.' değerlendirmesinde bulundu.'Arap toplumlarında şiddet giderek artıyor'Londra merkezli uluslararası İnsan Hakları Politikaları Kurumu Impact'ın İcra Direktörü Meha Hüseyni, AA muhabirine yaptığı açıklamada, söz konusu 3 olay ve bunların Arap toplumu üzerindeki etkilerini değerlendirdi.Hüseyni, Arap dünyasındaki yöneticilerin toplumsal şiddete yönelik caydırıcı yasalar çıkarması gerektiğini vurguladı.Arap toplumlarında ve özellikle dışarıya kapalı olanlarda tırmanan şiddetin on yıllar önce başladığını söyleyen Hüseyni, günümüzde medyanın bu suçların aydınlatılmasına ve konuşulmasına yardımcı olarak, daha önce gizli kalan bu suçlar hakkında toplumda farkındalık oluşturduğunu kaydetti.Arap bölgesinin bugün, ister siyasi ister sosyal düzeyde olsun, şiddetin en kötü tırmanış dönemine tanık olduğunu ve bunun da genel siyasi durum ve silahlı çatışmalardan etkilendiğini vurgulayan Hüseyni, Arap halkının şiddet içerikli bir günlük yaşam sürdüğünü, çoğu toplumda güvenlik ve barışın neredeyse nadir görülür olduğunu aktardı.Hüseyni ayrıca bu suçların eşi görülmemiş bir şekilde artmasında o ülkelerin yasalarının önemli rol oynadığını belirterek, 'Yasalarda, işlenen suçlara caydırıcı cezalar verilmiyor.' ifadelerini kullandı.
Fransa'da İki Türk Genç Kıza Polis Şiddeti
PARİS (AA) - ALAATTİN DOĞRU - Son zamanlarda Müslümanların hedef gösterildiği Fransa'da, iki Türk genç kızın polis şiddetine ve ayrımcılığına maruz kaldığı belirtiliyor.Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron öncülüğünde, Müslüman Fransızların hedefe konulduğu ülkede, polisin camilere ve Müslümanlara ait derneklere yaptığı baskınlarla, yabancı kökenli vatandaşlara yönelik ayrımcı ve şiddet içeren tutumunda da artış görülüyor.Fransa'nın Grand-Est bölgesine bağlı Charleville Meziers semtinde yaşayan iki Türk genç kız, polis şiddetine maruz kalan yabancı kökenli vatandaşlardan sadece birkaçı. Genç kızlardan Hatice Bayezit, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 17 Ekim Pazar günü akşama doğru kuzeni Sevim Kocatürk ile yemeğe çıktıkları sırada polisin kendilerini trafik kontrolü için durdurduğunu ifade etti.Polisin kimlik kartlarını istediğini ancak kimlikleri üzerlerinde olmadığı için aradıkları Sevim Kocatürk'ün annesinin kimlikler ve aracın evraklarını getirdiğini aktaran Bayezit, polisin kendi kimlik kartının fotoğrafını çektiğini, kuzeninin kimliğini görünce ise 'Ben bu aileyi tanıyorum.' diyerek Sevim'in erkek kardeşinden bahsetmeye başladığını söyledi.Bayezit, kuzeni Sevim'in, polisin erkek kardeşinden ulu orta bahsetmesinden rahatsız olduğunu, polise sinirlenerek, 'Arabayı kardeşim değil ben kullanıyorum, evrakları burada, kimliğim de burada. Özel ve geçmiş bir konu, niye bundan bahsediyorsunuz?' dediğini dile getirdi.Polisin, aracın teknik kontrolü yapılmadığı için hurdaya çekileceğini söylemesi üzerine tepki gösterdiklerini anlatan Bayezit, polisin kuzenine ve kendisine 'Çeneni kapat' diye bağırdığını aktardı.Bayezit, olay yerine halasıyla gelen ve Fransızcası çok iyi olmayan eniştesinin, aracın sadece teknik kontrol vakti geçtiği için neden hurdaya çıkacağını sorduğunda, polisin Fransa'nın kurallarından bahsettiğini, eniştesinin de 'Madem ki kurallardan bahsediyorsunuz, neden hiçbirinizde maske yok?' dediğini belirtti.Polisten, sosyal mesafeyi korumak için kendisini durduran genç kıza şiddetO sırada polislerden birinin üzerine yürümeye başladığını aktaran Bayezit, 'Ellerimi uzattım ve durdurdum, daha fazla yaklaşmaması için. Polise, 'Maskeniz yok, aramızda 1,5 metre mesafe olmalı.' dedim. Bunu dediğim an kolumu tuttu ve sert şekilde iteledi. Elimdeki cüzdan yere düştü, almak için eğilince bana bağıran diğer polis geldi, montumdan tutarak beni yukarı kaldırdı ve bağırarak yere fırlattı.' diye konuştu.Bayezit, dövülmekten korkarak kalkmaya çalıştığını ancak polisin kendisini kaldırmaya gelen Sevim'e göz yaşartıcı gaz sıktığını, gazın kendi gözüne de geldiğini kaydetti.'Ağlamaya başladım, montum çok kötü yırtılmıştı, polise bağırdım, 'Siz adam mısınız, kadına böyle davranılmaz, vurulmaz, mutlu musunuz yaptığınızdan' dedim, 'Evet' dedi gülerek.' şeklinde konuşan Bayezit, polisin olanları videoya almak isteyen halasının telefonunu elinden alarak yere fırlattığını, halasının kafasına vurduğunu ve kolunu arkasından tutarak arabaya çarptığını aktardı.'Burası senin ülken değil, kuralları bilemezsin'Bayezit, Daha önce bölgelerinde böyle olayların yaşanmadığını belirterek, 'Bir ara kurallardan bahsederken, polislerden biri Sevim'e 'Burası senin ülken değil, kuralları bilemezsin' dedi.' ifadesini kullandı.O sırada olay yerine gelen abisinin 'Kardeşimi ağlattınız, yaptığınızdan memnun musunuz?' dediğini polislerinse 'Evet, bu bizim işimiz.' şeklinde cevap verdiğini aktaran Bayezit, araçlarına tekrar binmeden önce yanlarına yabancı kökenli Fransız vatandaşı olduğunu tahmin ettikleri bir adam gelerek, tüm olaya şahit olduğunu ve olanları videoya çektiğini söylediğini anlattı.Bayezit, çenesinde kanama, dirsek ile diz kapağında yara ve ağrı olduğunu, aradıkları avukatın yönlendirmesiyle hastaneden darp raporu alıp şikayette bulunduklarını ifade etti.Emniyete gittiklerinde sıra olmamasına rağmen yaklaşık 2 saat bekletildiklerini dile getiren Bayezit, 'Polisler, önce benim ittiğimi iddia ediyor. Ben polisi itmedim, sosyal mesafeyi korumak için kolumu uzatarak durdurdum. Şikayetten vazgeçirmek için aracımın arkasında yeni ehliyet alanların aracın arkasında bulundurduğu yazının olmadığı gibi başka meseleleri öne sürüyorlar. Bizi durdurduklarında kemerimiz bile takılı değildi, ama onun için ceza bile kesmediler ki biz suçumuzu kabul ediyoruz.' ifadesini kullandı.'Türk toplumundan destek bekliyoruz'Bayezit, işletme okuduğunu ve 3 yıl önce bitirme tezinin parçası olarak hastanelerdeki çocuklara ve bakım evindeki yaşlılara yardım eden 'Kararlı Kalpler' (Coeurs Determines) adında bir dernek kurduğunu aktardı.Çocuklara tekerlekli sandalyeler ulaştırdığını, Noel zamanında hediyeler aldığını, onlarla vakit geçirdiğini, yaşlılara hediyeler götürdüğünü anlatan Bayezit, Fransa’da her zaman toplum yararı için çalıştığını dile getirdi. Genç kız, 'Bu olayda haklı olduğumuz halde sonuç bulamıyoruz. Türk toplumundan, kardeşlerimizden bize destek olmalarını istiyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız (Recep Tayyip Erdoğan) ve Büyükelçimiz birçok kez bizim gibi gurbetçilerin sesini duydu, bizim de sesimizi duymalarını istiyoruz.' diye konuştu.Uber şoförü olayı kaydettiAA muhabirinin ulaştığı polis merkezinden yetkililer, olayın soruşturulduğunu ve konuyla ilgili hiçbir açıklamada bulunamayacaklarını belirtti.Yaşananların bir kısmını cep telefonuyla kaydeden ve güvenlik gerekçesiyle soyadının paylaşılmasını istemeyen Uber sürücüsü Zohir de AA muhabirine yaptığı açıklamada, müşterisini beklerken polislerin genç kızlara bağırmasına şahit olduğunu söyledi.Olayın şiddetleneceğini düşünemediğinden önce video kaydı almadığını ifade eden Zohir, 'Polisin itelediği anne yere düştü. Kızlar da polise 'Buna hakkınız yok, niye itiyorsunuz' dedi. Bir polis, annesini kaldırmaya çalışan kızı montundan tutarak kaldırdı, elbisesini yırttı. Annesini de arabanın arkasına sürükledi.' dedi.Zohir, olay yerine gelen babanın kendilerini maske konusunda uyardığı polisin, adamı 'Sen bu ülkenin vatandaşı değilsin, buranın kurallarını bilemezsin. Fransızca konuşmayı bilmiyorsun.' şeklinde azarladığını aktardı.Olayın alevlenmesiyle cep telefonuyla kayıt almaya başladığını dile getiren Zohir, polisin orantısız güç kullandığının altını çizdi.
Azerbaycan'da, İşgalden Kurtarılan Sugovuşan Ve Talış Köylerine Yeni Yol Yapılıyor
BAKÜ (AA) - Azerbaycan'da, Ermenistan'ın işgalinden kurtarılan Sugovuşan ve Talış köylerine giden yol yeniden yapılıyor.Azerbaycan Karayolları Devlet Ajansından yapılan açıklamada, uzun zamandır işgal altında kaldığı için kullanılamaz hale gelen yolun, yeniden yapılması için çalışmalara başlandığı bildirildi. Sugovuşan barajı ile Terter kenti arasında yapılan yolun uzunluğu 29 kilometre olacak. Azerbaycan ordusu, Sugovuşan ve Talış köylerini 3 Ekim'de işgalden kurtarmıştı.
Adıyaman'da "Chandler" Cinsi Cevizin Hasadı Başladı
ADIYAMAN (AA) - Adıyaman'ın Kahta ilçesinde 'Chandler' cinsi cevizde hasat başladı. İl Tarım ve Orman İl Müdürü Nurettin Kiyas, ilçeye bağlı Ortanca Köyü Kubilay mezrasında Kırsal Kalkınma Destekleme Programından destek alan Ziya Kubilay'ın 2 bin dekar alanda yetiştirdiği cevizlerin hasat törenine katıldı. Kiyas, gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye'nin en büyük ceviz bahçelerinden birinde olduklarını söyledi.Yaklaşık 10 yıl önce dikilen cevizlerin rekoltesinin iyi olduğunu belirten Kiyas, 'Buradaki ceviz ağaçları yaklaşık ağaç başına 30 ile 35 kilogram ürün veriyor.' dedi.Kiyas, bahçede kullanılan aletlerin de son teknoloji olduğunu aktararak 'Bahçede hangi ağacın ne kadar sulanması gerektiği, bitki elementlerinin toprağa verilmesi, ağaç ile buluşturulması tamamen otomatik olarak yapılmakta. Yani üreticimiz bahçesinde en son teknolojiyi kullanmaktadır.' dedi.Bahçe sahibi Ziya Kubilay da verimli bir hasat dönemi beklediklerini dile getirdi.
Bursa'da Daha Önce De Temizlenen 3 Katlı Evden 3 Kamyon Çöp Çıktı
BURSA (AA) - Bursa'da, 3 katlı bir evden 6 ton çöp çıkarıldı.Yıldırım Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, bazı vatandaşların, çevreye kötü kokular yayıldığına ilişkin ihbarı üzerine Şükraniye Mahallesi Türkgücü Sokağı'ndaki F.T'ye ait eve ekipler yönlendirildi.Temizlik İşleri ve Zabıta Müdürlüğü ekipleri, bir süre önce de temizlenen 3 katlı evin, sahibi tarafından yeniden çöplerle doldurulduğunu gördü. Tavana kadar çöp yığınlarıyla bulunan, içinde adım atmakta zorlanılan evde, Bursa 4. Sulh Ceza Hakimliğince verilen kararla yapılan arama sonucu temizlik çalışması gerçekleştirildi.Ekipler binadan 3 kamyon çöp çıkardı.Açıklamada görüşlerine yer verilen Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, bir hastalık olan 'hiçbir şeyi atmama' nedeniyle evlerini çöp ev haline dönüştüren vatandaşların, hem kendi sağlıklarını hem de çevre sağlığını ve vatandaşların huzurunu tehdit ettiğini belirtti.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle tedirginlik duyan ve oluşan kokudan rahatsız olan mahalle sakinlerinin, durumu ekiplere bildirdiğini aktaran Yılmaz, 'Alınan mahkeme kararı üzerine hemen harekete geçen ekiplerimiz, koruyucu önlemlerini alarak kötü koku oluşturan, vatandaşların sağlığı açısından tehlike oluşturan eve müdahale etti. Polislerin de çevre güvenliğini alarak eşlik ettiği bu temizlik çalışmasını, aynı evde ikinci kez gerçekleştiriyoruz.' ifadelerini kullandı.Yılmaz, temizlik çalışmasının ardından ekiplerin salgın hastalıklara karşı binada ilaçlama yaptığını sözlerine ekledi.
Reklam
Msb: Saros Körfezi'nde Atışlı Fiili Silah Eğitimi Yapıldı
ANKARA (AA) - Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Kuzey Ege'deki Saros Körfezi'nde atışlı fiili silah eğitimlerinin icra edildiğini bildirdi.MSB'den yapılan açıklamada, Deniz Kuvvetlerine ait gemiler tarafından Saros Körfezi'nde atışlı fiili silah eğitimlerinin icra edildiği ve hedeflerin tam isabetle vurulduğu belirtildi. Bakanlığın sosyal medya hesaplarından yapılan paylaşımda, atış eğitimi görüntülerine de yer verildi.
Reklam
Msb: Saros Körfezi'nde Atışlı Fiili Silah Eğitimi Yapıldı
ANKARA (AA) - Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Kuzey Ege'deki Saros Körfezi'nde atışlı fiili silah eğitimlerinin icra edildiğini bildirdi.MSB'den yapılan açıklamada, Deniz Kuvvetlerine ait gemiler tarafından Saros Körfezi'nde atışlı fiili silah eğitimlerinin icra edildiği ve hedeflerin tam isabetle vurulduğu belirtildi. Bakanlığın sosyal medya hesaplarından yapılan paylaşımda, atış eğitimi görüntülerine de yer verildi.
Seta'dan "Üçüncü Yargı Paketi" Raporu:
İSTANBUL (AA) - Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA), kamuoyunda 'üçüncü yargı paketi' olarak bilinen 28 Temmuz 2020 tarihli 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun kapsamında getirilen değişikliklerin ele alındığı, 'Güven Veren ve Erişilebilir Adalet Vizyonunda Üçüncü Yargı Paketi' başlıklı raporu yayımladı.SETA'dan yapılan açıklamaya göre, Nesibe Kurt Konca tarafından kaleme alınan raporda, üçüncü yargı paketinin kapsamı ve yürürlüğü, ilk derece yargılamasında etkinliği artıran düzenlemeler, kanun yollarında adalete erişimi kolaylaştıran düzenlemeler, geçici hukuki korumalara ilişkin düzenlemeler, mahkeme teşkilatında verimlilik amaçlı düzenlemeler, alternatif uyuşmazlık çözüm yolları ile tahkime ilişkin düzenlemeler ele alındı.Raporda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2019'da kamuoyuna açıklanan Yargı Reformu Strateji Belgesi'nde Türkiye'nin 2023 hedefinde yargı vizyonunun, 'güven veren ve erişilebilir adalet' olarak belirlendiğine işaret edildi. Yargı alanında ulusal ve uluslararası gelişmeler ve iyi uygulamalar ışığında hazırlandığı belirtilen belgenin, somut amaç, hedef ve faaliyetlerden oluştuğu kaydedilen raporda, anılan amaç ve hedefler çerçevesinde yargı reformunun hayata geçirilmesi için bazı kanuni düzenlemelerin yapılmasına ve uygulamanın geliştirilmesine ihtiyaç olduğu aktarıldı.Hukuk sisteminin farklı alanlarına ilişkin kanun değişikliklerinin kamuoyunda 'yargı paketi' adı verilen kanunlarla yapıldığı belirtilen raporda, 'Ekim 2019'da kanunlaşan birinci yargı paketi, esasen ceza yargılamasına ilişkin düzenlemeler içermektedir. Nisan 2020'de kabul edilen ikinci yargı paketi ceza infaz sistemine ilişkindir. Üçüncü yargı paketi ise aile, iş, tüketici ve ticaret hukuku gibi özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümünü konu alan hukuk yargılamasının sadeleştirilerek etkinliğinin artırılması hedefi çerçevesinde hazırlanmıştır.' ifadelerine yer verildi.Raporda, üçüncü yargı paketi ile yapılan değişikliklerin sadelik ve etkinlik sağlayarak yargılamaların hızlandırılıp makul sürede yargılanma hakkının sağlanmasına yönelik olduğu vurgulandı.Adalete erişimin kolaylaştırılması, alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin yaygınlaştırılması amaçlarına ulaşılmasında üçüncü yargı paketi ile benimsenen değişikliklerin önemli olduğu ifade edilen raporda şunlar kaydedildi:'Yargı paketinde temel hedef yargılama sürelerinin kısaltılması değildir. Yargılamaların daha verimli bir şekilde gerçekleşmesinin sağlanması, hak arama özgürlüğünün ve adalete erişim hakkının korunması daha ön plandadır. Dolayısıyla paketin pür bir usul ekonomisi paketi olarak değil, etkin ve erişilebilir adalet gayesinin ürünü olarak değerlendirilmesi gerekir. Yargılamayla ilgili sorunların temelinde mevzuat eksikliklerinden ziyade hukuk kurallarının yanlış uygulanması bulunmaktadır. Dolayısıyla yargı paketi ile yapılan değişikliklerin etkili sonuç doğurması, Yargı Reformu Strateji Belgesi'nde yer alan amaçlara bütüncül yaklaşılmasıyla mümkündür.'Raporun tam metnine SETA'nın internet sitesi www.setav.org adresinden ulaşılabilir.
Antalya'da Hafriyat Kamyonunun Altında Kalan Bisiklet Sürücüsü Yaşamını Yitirdi
ANTALYA (AA) - Antalya'nın Alanya ilçesinde hafriyat kamyonunun altında kalan yabancı uyruklu bisiklet sürücüsü hayatını kaybetti.Cumhuriyet Mahallesi'nde tali yoldan bisikletiyle çıkan uyruğu henüz bilinmeyen Svetlana Stolbun, Yaşar Doğu Caddesi'nde ilerleyen Adem Ç'nin (44) kullandığı 21 DC 303 plakalı hafriyat kamyonunun altında kaldı.Bisiklet sürücüsü Stolbun, kaza yerinde yaşamını yitirdi. Adem Ç. ise polis ekiplerince gözaltına alındı.Stolbun'un cenazesi kaza yerinde yapılan incelemenin ardından Antalya Adli Tıp Kurumuna gönderildi.
Reklam
Kayseri'de Eşini Öldüren Sanığın Yargılanmasına Devam Edildi
KAYSERİ (AA) - Kayseri'nin merkez Melikgazi ilçesinde tartıştığı eşini tabancayla vurarak öldüren sanığın yargılanmasına devam edildi. 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada, tutuklu sanık Mehmet Dik, öldürülen Gizem Vural Dik'in babası Seyit Vural ile taraf avukatları hazır bulundu. Mahkeme başkanı, ilgili kurumdan istenen, sanığın akıl sağlığına ilişkin raporun henüz gelmediğini belirtti.Taraf avukatlarının raporun beklenmesi yönünde görüş bildirmelerinin ardından mahkeme heyeti, sanığın tutukluluğunun devamına karar vererek, eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı 21 Ocak 2021'e erteledi.Olay Tavlusun Mahallesi Atatürk Caddesi'nde bir apartmandaki evlerinde, 9 Ekim 2019'da, Mehmet Dik (32) ile eşi Gizem Vural Dik (27) tartışmaya başlamış, tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine koca, eşine tabancayla ateş etmişti. Çilingir yardımıyla eve giren sağlık ekipleri, bir çocuk annesi Gizem Vural Dik'in yaşamını yitirdiğini belirlemişti. Olayın ardından kaçan Mehmet Dik ise daha sonra yakalanmış ve tutuklanmıştı.
Diyarbakır'da Ablasını Silahla Öldüren Zanlı Tutuklandı
DİYARBAKIR (AA) - Diyarbakır'ın merkez Yenişehir ilçesinde dün ablasını tabancayla öldüren şüpheli tutuklandı.Sanat Sokağı'nda tartıştığı ablası Melek A'yı (24) silahla öldüren Mustafa A'nın (21) emniyetteki işlemleri tamamlandı.Adliyeye sevk edilen şüpheli, çıkarıldığı hakimlikçe 'kasten öldürmek' suçlamasıyla cezaevine gönderildi.Yenişehir ilçesi Sanat Sokağı'ndaki banklarda dün Melek A. ile kardeşi Mustafa A. arasında henüz belirlenemeyen sebeple tartışma çıkmış, kardeşinin ateş açması sonucu başına ve göğsüne isabet eden mermilerle ağır yaralanan genç kadın, Diyarbakır Selahaddin Eyyubi Devlet Hastanesindeki müdahaleye rağmen kurtarılamamış, saldırgan olay yerinde polis ekiplerince gözaltına alınmıştı.
Kayseri'de 5 Asırlık Tarihi Han Restore Edilecek
KAYSERİ (AA) - Melikgazi Belediye Başkanı Mustafa Palancıoğlu, 1519 yılında Sadrazam Piri Mehmet Paşa tarafından yaptırılan tarihi Kayseri Kapalı Çarşısı'nda bulunan Gön Hanı'nda restorasyon çalışması başlatacaklarını belirtti.Palancıoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, tarihte önemli bir yer tutan han ve kervansarayların ecdattan kalan eşsiz bir miras olduğuna ve buna sahip çıkmanın önemine değindi. Gön Hanı'nda restorasyon çalışması yapılacağını aktaran Palancıoğlu, şunları kaydetti:'Çarşının göbeğinde bulunan Gön Hanı, Göncüler Hanı veya Piri Paşa Hanı olarak biliniyor. Kentin önemli tarihi değerlerinden Gön Hanı'nın durumunu yerinde gördük ve tespit ettik. Bir vakfa ait olan Gön Hanı, vakıf mütevellisinin İstanbul'da olmasından dolayı yıllardır ilgisiz ve atıl vaziyette kalmış. Burayı belediye olarak kiraladık. Hanı restore ederek turizme ve iş hayatına kazandıracağız. Avlusu olan nezih bir açık alan olacak.'Tarihi bir eserin daha gün yüzüne çıkarılarak faaliyete geçmesini sağlayacaklarını belirten Palancıoğlu, 'Burayı Anıtlar Kurulu ile beraber restore ederek, içerisinde ticarethanelerin ve dinlenme yerlerinin olduğu güzel bir uğrak yeri haline getireceğiz.' değerlendirmesinde bulundu.
Reklam
Markar Esayan Son Yolculuğuna Uğurlandı
İSTANBUL (AA) - Tedavi gördüğü hastanede 51 yaşında hayatını kaybeden AK Parti Milletvekili Markar Esayan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve TBMM Başkanı Mustafa Şentop'un da katıldığı törenle son yolculuğuna uğurlandı. Markar Esayan için Kumkapı Meryem Ana Patriklik Kilisesi'nde düzenlenen dini törenin ardından AA muhabirine açıklamada bulunan AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, sözlerine baş sağlığı dileyerek başladı. Kurtulmuş, Esayan için duygu ve düşüncelerini şu ifadelerle anlattı: 'Hakikaten Markar Esayan çok değerli bir dost, Türkiye sevdalısı, Anadolu topraklarına, bu ülkeye her bakımdan hayran, tam manasıyla demokrasiyi içselleştirmiş, milletin iradesine sahip çıkan, milletin kültürüne, geleneklerine sahip çıkan çok değerli bir arkadaşımızdı. Gerçekten yokluğunu hissedeceğiz.'Özellikle böyle bir ortamda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan'ın katılımıyla bu törenin yapılmasının fevkalade anlamlı olduğunun altını çizen Kurtulmuş, Türkiye Ermenileri 85. Patriği Sahak Maşalyan'ın törendeki konuşmasının ve ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Markar ile ilgili konuşmasının tarihe not düşüldüğünü dile getirdi. Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Biz bu topraklarda asırlar boyunca beraber yaşayabilme iradesine sahip olan Markar gibi dostlarımızın, arkadaşlarımızın artmasını istiyoruz. El birliğiyle bu vatanı daha güzel bir noktaya getirebilmek için hep beraber mücadele edeceğiz. Ruhu şad olsun. Hayırla her zaman hatırlayacağız. Ailesine, sevenlerine, dostlarına ve Türkiye Ermeni Cemaatine baş sağlığı diliyorum. İnşallah, onun yerini dolduracak çok değerli, yeni gençlerin yetişmesi de mümkün olur diye temenni ve dua ediyorum.''Ülkesini çok severdi'Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Bedros Şirinoğlu da bugün hem AK Parti'nin hem de Ermeni cemaatinin üzüntülü günlerinden birini yaşadıklarını dile getirdi.Markar Esayan'ın cenazesinin ebediyete uğurlanmak üzere mezarlığa doğru yola çıktığını belirten Şirinoğlu, 'Kendileri bir milletvekili olduğu halde vatandaşlarına ve arkadaşlarına karşı saygılı bir insandı. Hiçbir toplantıyı kaçırmazdı. Cemaatinde sevilen biriydi. Siyaseti güç olarak kullanmazdı, insani tarafı ağır basardı. Ülkesini çok severdi. 1,5 sene önce bu kötü hastalığa yakalandı ama maalesef kendisini kaybettik.' dedi. Cenaze töreninde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Mustafa Şentop, bakanlar ve bütün devlet yetkililerinin hazır bulunduğunu ifade eden Şirinoğlu, 'Devletimiz, cemaatimizi onore etmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımız kesinlikle bizim cemaate güven telkin etmiştir, kollarını cemaatimizin üzerinden hiç eksik etmemiştir. Her başımız sıkıştığında, Sayın Cumhurbaşkanımıza gidip ihtiyacımızı söylediğimizde, sıkıntımız olduğunda ilgilenmiştir. Allah devletimizden razı olsun. Sayın Cumhurbaşkanımız, Meclis Başkanımız ve bakanlarımız cemaatimizi ve rahmetli Esayan'ın ailesini onore etmiştir.' diye konuştu. 'Türkiye'nin tanıdığı bir isim oldu'Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kartoğlu da Esayan'ın meslektaşları olduğunu belirterek, Star ve Akşam gazetelerinde birlikte çalıştıklarını söyledi.Bunun yanında Esayan'ın siyasetçi kimliğiyle de son dönemde kamuoyunun gündeminde olduğunu dile getiren Kartoğlu, şunları kaydetti:'Tanıdığımız Markar'ı bir gazeteci, biraz edebiyatçı aslında, kalemi güçlü bir yazar olarak biliyoruz ama onun yanında bir kültür insanıydı. Hem Türkiye Ermenisi olarak hem Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ve vatanseveri olarak hem de bir Türkiye Cumhuriyeti aydını olarak tarih, kültür, Türkiyelilik bilinciyle tanıdığımız bir arkadaşımız oldu. Türkiye'nin tanıdığı bir isim oldu. O bakımdan kıymeti, kaybıyla daha fazla hissettiğimiz bir değere sahip. Ben 'Markar nasıl biriydi'yi anlatırken, ben bir dostumu, arkadaşımı kaybettim. Siyaset önemli bir değerini kaybetti ama Türkiye çok kıymetli bir milletvekilini kaybetti. Bu milletin bir vekili olarak hem Türkiye içinde hem de dışında Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı birtakım saldırıların da hedefindeydi aynı zamanda ve bunlarla da mücadele ediyordu. O bakımdan bıraktığı bir miras var. O miras çalıştığı gazetelerin, Türkiye'de Ermenice yayınlanan, İstanbul'da Ermenice yayınlanan Agos başta olmak üzere, Star'ın, Akşam'ın arşivindeki yazılarıyla zaten Türkiye'ye seslenmeye devam edecek. Bizimle birlikte olmaya devam edecek. Kitaplarıyla yine Türkiye'ye seslenmeye devam edecek. Bence Markar kimdi, ne yaptı, neyi temsil ediyordu, ne anlatıyordu sorusunun cevabı, bizim ya da diğer dostların anlatacaklarından çok kendi anlattıklarında saklı.'
Reklam
Milli Eğitim Bakanı Selçuk, Okuduğu İlkokuldan Köy Öğretmenlerine Yönelik Projenin Detaylarını Paylaştı:
ANKARA (AA) - Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Sabancı Vakfı iş birliğinde başlattıkları Köy Okulları Birleştirilmiş Sınıf Öğretmenleri Mesleki Gelişim Programı'na 7 binin üzerinde köy okulu öğretmeninin katıldığını bildirdi. Bakan Selçuk, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü, Sabancı Vakfı iş birliği ile hayata geçirilen 'Köy Okulları Birleştirilmiş Sınıf Öğretmenleri Mesleki Gelişim Programı'nın çıktılarını, ilkokula başladığı okul olan Ankara'nın Gölbaşı ilçesindeki Emirler Köyü İlkokulunda gerçekleştirilen toplantıda tanıttı. Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürü Doç. Dr. Adnan Boyacı, Sabancı Vakfı Genel Müdürü Nevgül Bilsel Safkan, Köy Okulları Değişim Ağı Derneği (KODA) Genel Koordinatörü Mine Ekinci'nin hazır bulunduğu toplantıya, Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı da canlı bağlantı ile katıldı. Törenin gerçekleştirildiği köy okulunun bahçesinde konuşan Selçuk, 'Bugün doğduğum köydeyiz. Bugün hatıralarımın başladığı yerdeyiz. Köy öğretmenleri ve köyde okuyan öğrencilerimizle ilgili bir konuda, özellikle bu okulu tercih ettik. Çünkü bu heyecanın bütün köy okullarına yansıması konusunda bir niyetimiz vardı. Burada sadece bir Bakan olarak konuşmuyorum, buranın bir öğrencisi, öğretmeni olarak da konuşuyorum. Benim nezdimde köy okullarının çok ama çok ayrı bir yeri var. Çünkü oradaki enerji, oradaki güzellik, oradaki çalışma aşkı, şevki bizi her zaman heyecanlandırıyor.' dedi.Eğitimde fırsat adaleti sağlamayı çok önemsediğini dile getiren Selçuk, 'Herkese eşit davranmak neticede adaleti doğurmayabilir. Herkese adil davranmak eşitliği doğurur. O yüzden de köy okullarımıza her zaman ayrıcalıklı bir şeklide imkanlar sağlamayı tercih ediyoruz.' diye konuştu.'7 binin üzerinde köy okulu öğretmeni eğitimlere katıldı'Köyde eğitimin ve şartların zor, iklimin de sert olduğunu ifade eden Selçuk, ancak hep menfi şeyler söylemenin doğru olmadığını vurguladı. Köy okullarında öğretmen ve öğrenci ilişkisinin, öğretmen ve toplum ilişkisinin çok daha sıcak olduğunu anlatan Selçuk, 'Yani köy okullarının hayatı öğrenmek bakımından çok ciddi avantajları da var. Bu avantajları daha da yükseltmek için köy öğretmenlerimize destek olmak için her türlü çalışmayı yapıyoruz.' dedi.2023 Eğitim Vizyonu'nda köy okullarına ilişkin çalışmaların hızlandırılacağı hedefinin yer aldığına işaret eden Selçuk, buna ulaşmak için Bakanlığın imkanları ile sınırlı kalmayarak Türkiye'nin imkan ve birikimini kullanmayı tercih ettiklerini anlattı.Köy okullarında birleştirilmiş sınıflarda görev yapan öğretmenlere yönelik mesleki gelişim programını hazırladıklarını belirten Selçuk, sözlerini şöyle sürdürdü:'Bunu tam da öğretmenimizin sahada ve mutfakta neye ihtiyacı var? Bu sorunun cevabını ortaya koyarak çalışmayı başlattık. Projede 7 binin üzerinde köy okulu öğretmeni mesleki gelişim eğitimlerine katıldı. Mesleklerinin ilk yılında 'Neyi, nasıl yapacağım?' sorusunu soran öğretmenlerimize 'Hiç merak etmeyin, biz size dünya standartlarında bir eğitim vererek neyi, nasıl yapacağımızı çok açık ve net biçimde ortaya koyacağız.' dedik. Birleştirilmiş sınıflarda görev yapan öğretmenlerimiz için özel yayınlar, kitaplar çıkardık. 'Her gün bu kitaplara bakarak okulda, sınıfta, köyde neyi nasıl yapabiliriz?' sorusunun cevabını bulabilirsiniz dedik. Bu çalışmalar sadece köy öğretmenleri için değil, bütün sınıf öğretmenleri için faydalı bir çalışma. Yani sadece köydeki öğretmenlerin ihtiyacına yönelik bir içerik de değil, mesleğine yeni başlayan her öğretmenin, her şekilde faydalanabileceği bir içerik var bu kitaplarda.''Köy okulu öğretmeni, köyde aynı zamanda liderdir''Güçlü Öğretmen Güçlü Gelecek' vizyonu içerisinde Sabancı Vakfının desteğinin büyük olduğunun altını çizen Selçuk, öğretmenlerin bu desteklerle daha iyi yetiştiklerini gördüklerini söyledi. Dünyanın sürekli değiştiğini, her nesil farklılaştıkça öğretmenin ihtiyacının da farklılaştığını, bu nedenle öğretmenlerin hayat boyu eğitime ihtiyacı olduğunu anlatan Selçuk, 'Sadece öğretmenlerin değil, hepimizin sürekli öğrenmesi gerekiyor.' dedi.Köydeki öğretmenlerin başka bir özelliğinin bulunduğunu dile getiren Selçuk, şöyle devam etti:'Köy okulu öğretmeni köyde aynı zamanda liderdir, onlar aynı zamanda bir psikolog, sosyologdurlar. Köy öğretmenleri, mesleklerinin ilk yılında köye gittikleri için başka tecrübeye ihtiyaç duyarlar ve köyde bu uyumu sağlamak için bizim bu eğitimimizin ve kitaplarımızın büyük ölçüde faydasını görecekler. Bakanlık olarak başta ben olmak üzere bütün ekip arkadaşlarım bu işe baş koymuş vaziyetteler. Biz bu iyi görevlerden görev, işlerden bir iş olarak görmüyoruz. Bu işi gönülden bir iş olarak görüyoruz. Bundan dolayı da çok daha büyük bir sahipliğimiz var.''Öğretmen, bütün bir köyü dönüştürebilir'Mesleki gelişim programına katılan öğretmenlerin 'Burası bizde Ziya Hoca.' dediklerinde çok mutluluk duyduğunu ve gözünün arkada kalmadığını dile getiren Selçuk, şunları kaydetti:'On binlerce öğretmenimiz 'Burası bizde.' dediğinde aslında 'Türkiye bizde, çocuklar bize emanet.' demek istiyorlar. Bu emanetin de şuurunda olduklarını, öğretmenlik vazifesinin ilahi bir vazife olduğunu, bize emanet olan çocukların hakkını hukukunu korumak meselesi olduğunun farkındalar. Bu nedenle, öğretmenlerimiz bu şuurla işlerini çok daha kolay yapacaklar. Bize düşen onlara hizmet etmektir, ihtiyaçlarını karşılamaktır, problemlerini çözmektir. Bu vazifeyi mutlu şekilde yaparken, Allah rızası için yaparken biz daha büyük bir gayret buluyoruz. Biliyoruz ki bir öğretmene dokunursanız o öğretmen, sadece bir çocuğu değil bütün bir köyü dönüştürebilir.' Selçuk, projenin hayata geçirilmesinde ve diğer eğitim konularında desteğini esirgemeyen Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı'ya, vakıf çalışanlarına ve KODA'ya teşekkür etti. 'Çok güzel kazanımlara sahip oluyoruz'Güler Sabancı ise canlı bağlantı ile yaptığı konuşmada, Sabancı Vakfı olarak 46 yıldır bu topraklardan kazandıklarını, bu toprakların insanlarıyla paylaşmak için çalıştıklarını anlattı. Toplumsal gelişme için yürüttükleri çalışmaların içinde en öncelikli konular arasında eğitimin bulunduğunu aktaran Sabancı, 'Vakıf olarak eğitimde fırsat eşitliğinin sağlandığı bir toplumu hayal ediyoruz herkesle beraber. Eğitimin hakkı tartışılmaz diyoruz. Türkiye'nin her yerinde ve eğitimin her kademesinde desteklediğimiz projelerle kadın, genç ve engellilerin eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak için çalışıyoruz.' dedi. Kırsalda eğitimin niteliğinin artırılması için de KODA ile 4 yıl önce çalışmaya başladıklarını ifade eden Sabancı, şöyle konuştu:'Bakan Selçuk'un her fırsatta belirttiği gibi köy okullarının, eğitimin göz bebeği olduğuna biz de gönülden inanıyoruz. Yaklaşık bir yıl önce Bakanlık ile çıktığımız bu yolda çok güzel kazanımlara sahip oluyoruz. Online eğitimlerle Türkiye'nin neredeyse tüm köy okullarında hedeflediğimiz sayıda öğretmene ve öğrenciye ulaşıldığı haberini aldım ve çok mutlu oldum. Yüzlerce köy öğretmeni de yüz yüze eğitimlere katıldılar. Toplumsal gelişimin teminatı, eğitimin göz bebeği olan köy okullarımızın aydınlanması için meşaleyi her zaman en yukarıda tutan öğretmenlerimize bir kez daha çok teşekkür ediyoruz.''Nice Ziya Hocalar, nice mühendisler, nice öğretmenler bu köylerden yetişsin'MEB Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürü Adnan Boyacı da 7 bin dolayında köy okulunda 240 bin dolayında öğrencinin eğitim aldığını kaydetti. Köy okullarındaki öğretmenlere yönelik ısınmadan, tarım ve hayvancılığa kadar pek çok konuda farkındalık sağlayacak, velilerle etkileşimi artıracak, birleştirilmiş sınıflardaki öğrencilerde fark yaratacak eğitimlere başladıklarını anlatan Boyacı, şunları kaydetti:'Köyler her zaman Anadolu'da medeniyetin ışığı oldular. Köylerden yetişenler, cumhuriyetle birlikte bugünün Türkiye'sinin değişimini yönlendiren, fark yaratan insanlar oldular. Bugün sayın Bakan'ın köyünde olmak bunun en önemli göstergesi. Bu köyden, bu okuldan çıkmış Ziya Hoca, Milli Eğitim Bakanı olmuş, biz istiyoruz ki daha nice Ziya Hocalar, nice mühendisler, nice öğretmenler bu köylerden yetişsin ve ilerlesin. Bu projeyle birlikte köylerde görev yapan öğretmenleri desteklemeye devam edeceğiz.'
Markar Esayan Son Yolculuğuna Uğurlandı
İSTANBUL (AA) - Hayatını kaybeden AK Parti İstanbul Milletvekili Markar Esayan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve TBMM Başkanı Mustafa Şentop'un da katıldığı törenle son yolculuğuna uğurlandı.Mide rahatsızlığı nedeniyle bir süredir tedavi gördüğü hastanede vefat eden gazeteci-siyasetçi Markar Esayan'ın Türk bayrağına sarılı naaşı, dini törenin düzenlendiği Kumkapı Meryem Ana Patriklik Kilisesi'ne getirildi. Çan sesinin ardından başlayan törende Esayan için dua edildi.Türkiye Ermenileri 85. Patriği Sahak Maşalyan ve Başrahip Tatul Anuşyan'ın öncülüğündeki ruhani kurulun yer aldığı töreni Başepiskopos Aram Ateşyan yönetti.Türkiye Ermenileri 85. Patriği Sahak Maşalyan, Markar Esayan'ın cenaze konuşmasında, ilk karşılaştıklarında 25 yaşında olan Esayan'a ilişkin ilk izleniminin içten, doğal ve samimi nezaketi olduğunu dile getirerek, şunları söyledi:'Onu tanıyan herkes onun kibarlığına ve centilmenliğine tanıklık edecektir. Yakın sohbetlerinde sevimli, sevecen, güler yüzlü ve nüktedan özellikleriyle insanları cezbeden bir yönü vardı. Markar Esayan iyi kalpli bir insandı. Bu, cenazelerde herkes için söylenecek türden klişe bir 'iyi adamdı' sözünden öte onun nezaketini tamamlayan doğal bir özelliğiydi. Kutsal İncil'in verme konusunda 'Sol elin sağ elinin ne yaptığını bilmesin, iyiliğin gizlice olsun' esasına sıkı sıkıya bağlı olarak iyiliklerini çoğalttı. Kendisi maddi ve manevi zorlukları iyi tanıyan biri olarak bu durumdaki kişilere elinden gelen hiçbir yardımı esirgemeyen bir yapıya sahipti.'Maşalyan, Esayan'ın derin düşünen, varoluş sorunlarına kafa yoran, sözde değil özde dindar ve hayata dair her şeyle ilgili araştırmacı bir ruh taşıdığını anlattı.Esayan'ın uzun ve cefalı hastalığının, imanının artmasına ve pekişmesine neden olduğunu belirten Maşalyan, 'Markar Esayan tüm hayatı boyunca sağlıklı günlerinde manevi hazineler biriktirmişti ve onları hayatının zor dönemlerinde bolca kullandı.' dedi. Maşalyan, Esayan'ın fikir üretmek, yazmak ve konuşmak için doğduğunu kaydederek, 'Romanlar kaleme aldı. Agos'a makaleler gönderdi. Hrant Dink'le samimiyet kurdu ve ondan esinlendi. Hrant'ın öldürülmesiyle içindeki yazarlık yangını daha da depreşti. Gazetecilik hayatına atıldı. Saksıdaki çınar topumu artık ormandaki yerini bulmuştu. Dükkanının küçük ama güvenli ortamını bırakıp gazeteciliğin fırtınalı denizlerine atıldı. Risk almaktan kaçınmadı. Görevler ve sorumluluklar üstlendi.' diye konuştu.'Markar Esayan bir köprü adam oldu'Esayan'ın gazetecilik hayatının bir döneminde köklü dönüşüm yaşayarak, siyasi tercihlerini sol cenahtan sağa doğru kaydırdığını, bunun da kendi camiasında yoğun eleştirilere neden olduğunu belirten Maşalyan, 'Markar Esayan, 1400 yıldır Müslümanlarla birlikte yaşama tecrübesi olan Ermeni halkının bir üyesi olarak ve yüzyılın bilgeliğini özümseyerek durulması gereken en doğru siyasi duruşu benimsedi. Mensubu olduğu ülkeyi ve vatanı varlığının bir kutsalı olarak görmek, sadakat ve bağlılıkla devletine, milletine hizmet etmek, sevincini ve gönencini, üzüntü ve tasayı aynı bayrak altında yaşamak ve hep birlikte mutlu bir ülke oluşturmak ülküsünü benimsedi. Bu topraklarda Milleti Sadıka olmanın özü ve anlamı budur. Bu sadece Ermenilerin değil, tüm ülke vatandaşlarının paylaşması gereken en doğal duruş ve seçimdir.' ifadelerini kullandı.Esayan'ın, bilinçli bir aydın olarak sadece Ermenilerin değil, tüm halkın yanında olunması gerektiğini anladığını ifade eden Maşalyan, onun hep birlikte yükseltilecek ve bu uğurda mücadele edilecek yeni bir Türkiye olması gerektiğini gördüğünü, kendisinin de bu büyük davada bir payı olmasını istediğini anlattı.Maşalyan, Ermenileri tanımayan ya da yanlış tanıyanların Esayan'da, 'çağlar boyu bu ülkeyi öz vatanı benimsemiş ve onun refahı için çabalayan dost ve kardeş, mert ve cesur Ermeniyi' tanıdıklarını dile getirerek, 'Markar Esayan bir köprü adam oldu. Bu günlerde ne kadar çok ihtiyacımız var. Markar gibi köprü kuracak insanlara. Ermeniler ve Türkler, Azeriler ve Ermeniler arasında dostluk köprüleri kuracak o mübarek insanlara ekmek gibi, su gibi ihtiyacımız var. Kaç felaket önlenir, kaç can kurtulurdu, kim bilir? Markar Esayan yaşasaydı onlardan biri olurdu mutlaka. Her şeye rağmen 'barış' derdi. 'En kötü barış en iyi savaşa yeğlenmelidir' derdi.' şeklinde konuştu.Maşalyan, törene katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve beraberindekilere teşekkür ederek, böyle bir katılımın Türk Ermenileri tarihinde ilk olduğunu söyledi.Cumhurbaşkanı'na hitap eden Maşalyan, konuşmasını şöyle sündürdü:'Karabağ çatışmasının bu en sıcak günlerinde bir Ermeni Kilisesinde acımızı bizimle paylaşmanız anlamlı mesajlar içermektedir. Kafkaslardaki bu üzücü savaş bir din savaşı değildir. Hatta Ermeni ve Azeri milletlerinin de savaşı değildir. Bu esasında bir toprak mücadelesi ve emperyalist aklın halklar arasında bıraktığı çözülmesi zor bir düğümdür. Savaşlar ve çatışmalar yüzlerce yıl dostluk içinde yaşama tecrübesi olan komşu halklar için ayrıntılardır. Asıl olan birlikte oluşturulacak kalıcı dostluk havzalarıdır. Bunun oluşmasında Türkiye'nin ve sizin şahsi girişimlerinizin değeri ve önemi tartışılmazdır. Savaşın kara bulutlarının dağıtılması için Rabbim sizi barış ve selamet elçisine dönüştürsün. Sağlık ve afiyetiniz için Ermeni vatandaşlarınız her daim duacıdır.'Maşalyan, AK Parti'ye ve TBMM'ye de başsağlığı diledi.Törene katılanlarCenaze törenine, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve TBMM Başkanı Mustafa Şentop'ın yanı sıra İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal, İstanbul Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, AK Parti İstanbul İl Başkanı Bayram Şenocak, Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Bedros Şirinoğlu, Esayan'ın ablaları Nergis Erdik, Arşaluys Agopyan, Nadya Eseyan, Hilda Hamamcıyan ile kardeşi Sima Eseyan katıldı.Esayan'ın cenazesi, törenin ardından defnedilmek üzere Şişli Ermeni Mezarlığı'na götürüldü.
Muğla'da İki Kişinin Yaralandığı Trafik Kazası Güvenlik Kamerasında
MUĞLA (AA) - Muğla'nın Bodrum ilçesinde, iki kişinin yaralandığı trafik kazası güvenlik kamerasına yansıdı.Servet S'nin kullandığı 48 T 7061 plakalı taksi, Konacık Mahallesi Atatürk Bulvarı'nda Mehmet Tulum yönetimindeki 48 ADV 604 plakalı motosikletle çarpıştı.Sürücü Tulum ile motosikletteki Murat Rahman Kaplan yaralandı.Yaralılar kaza yerine gelen ambulansla Bodrum Devlet Hastanesine kaldırıldı. Kazaya karışan taksi sürücüsünün daha önce alkollü araç kullandığı için ehliyetine el konulduğu öğrenildi.Öte yandan kaza anı çevredeki bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı.
Reklam