Kilis'teki Kadın Doktoru 7 Yıldır Taciz Eden Sanık Hakkında Dava Açıldı
KİLİS (AA) - ADSIZ GÜNEBAKAN - Kilis Devlet Hastanesinde görevli doktor Hacer D'ye 7 yıldır tacizde bulunduğu iddia edilen sanık hakkında 6 ayrı suçtan dava açıldı.Kilis Cumhuriyet Başsavcılığınca doktor Hacer D'yi 7 yıldır taciz ettiği iddiasıyla yürütülen soruşturma tamamlandı.Sanık Cebrail Can K. hakkında, 'hukuka aykırı kişisel verileri kaydetmek', 'tehdit', 'cinsel taciz', 'hakaret', 'şantaj' ve 'kişilerin huzur ve sükununu bozma' suçlarından toplam 3 yıldan 20 yıl 6 aya kadar hapis cezası talebiyle hazırlanan iddianame, Kilis 3. Asliye Ceza Mahkemesince kabul edildi.İddianamede, sanık tarafından müşteki Hacer D'ye gönderilen 'hakaret', 'şantaj' ve 'cinsel taciz' içerikli mesajlara yer verildi.Sanığın ifadesi alınması esnasında gergin olması, sorulara net cevap verememesi ve psikolojisinin bozuk olduğunu belirtmesi üzerine, akıl dengesinin yerinde olup olmaması hususunda rapor istendiği belirtilen iddianamede, Adana Dr. Erkem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesince sanığa 'atipik psikoz' tanısı konulduğu ve cezai ehliyetinin olmadığı yönünde rapor hazırlandığı kaydedildi.İddianamede savunmasına yer verilen sanık, 40 telefon hattı kullandığını ve Hacer D'ye atılan mesajları kendisinin gönderdiğini kabullendi ancak müştekiye zarar vermeyi düşünmediğini öne sürerek suçlamaları reddetti. Hacer D. ise 7 yıldır sanığın kendisini taciz ettiğini, psikolojisinin bozulduğunu ve artık dayanacak gücünün kalmadığını belirtti.İddianamede, şu ifadeler yer aldı:'Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın müştekiye yönelik farklı zaman dilimlerinde gönderdiği mesajlar ile cinsel tacizde bulunduğu, suç işleme kararıyla değişik zamanlarda aynı kişiye karşı aynı suçun birden fazla kez işlendiği anlaşıldığından zincirleme şekilde şantaj, hakaret, tehdit ve cinsel taciz suçunu işlediği anlaşılmıştır. Yine sanığın bazı internet siteleri aracılığıyla, müştekinin WhatsApp uygulamasında kaç dakika 'çevrim içi' veya 'çevrim dışı' olduğu, kaç dakika konuştuğu şeklinde bilgiler elde ettiğini ve bu nedenle 'kişisel verilerin kaydedilmesi' suçunu işlediği anlaşılmıştır.'İddianamede, sanık hakkında akli dengesi yerinde olmadığı gerekçesiyle ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi halinde ise sanık için güvenlik tedbiri uygulanması talep edildi.'Emsal nitelikte bir karar bekliyoruz'Doktor Hacer D'nin avukatı İslim Arğıllı Suvat, AA muhabirine, sanığın bir süre hastane gözetiminde tutulduğunu ancak taburcu edildiğini bildirdi.Avukat Suvat, 'Müvekkilimin hayatından kayıp giden 7 yılı var ve bu 7 yılı kabus gibi yaşamış. Sanık Cebrail Can K, hastanede gözetim altına alındığında bir nebze rahatlamıştı. Fakat 6 haftanın sonunda sanık serbest bırakıldı ve müvekkilim eski yaşamış olduğu şeyleri tekrar yaşayacağı korkusu ve kaygısıyla hayatını idame ettirmeye çalışıyor.' diye konuştu.Gaziantep Barosu ve sivil toplum kuruluşlarının davayı yakından takip ettiğini belirten Suvat, şunları söyledi:'Kilis Asliye Ceza Mahkemesinden de emsal nitelikte bir karar bekliyoruz. Belki cezai ehliyeti olmadığı için bir ceza almayacaktır fakat en azından hastanede yatarak, tedavi şeklinde bir güvenlik tedbiri uygulanması gerektiği kanaatindeyiz. Sanık şu an dışarda. Müvekkilim, tekrar eski zamanlarda olduğu gibi aynı şiddete, hakarete, şantaja ve cinsel tacize maruz kalma korkusu ve kaygısı yaşıyor. Bu kaygının bir an önce giderilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Sanık hastanede kaldığı sürede 6 haftada ne kurguladı ve çıktıktan sonra müvekkilime ne gibi bir zarar verecek bunu bilmiyoruz. Ateş girip barut çıkmış da olabilir. Telafisi mümkün olmayan, geri dönüşü mümkün olmayan bir zarar meydan gelmeden bu dosyada nihai bir karar almak istiyoruz.'
Japon Müslümanlardan Fransa'nın İslam'a Yaklaşımına Tepki
TOKYO (AA) - Japonya'da Müslümanlar, Fransa'da başta Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron olmak üzere yetkililerin Hazreti Muhammed'i hedef alan karikatürleri savunması ve İslam karşıtı açıklamalarının ardından Fransız hükümetine tepki gösterdi.Japon Müslümanlar, Avrupa ülkelerinde yükselen İslamofobi ve devlet başkanları ile üst düzey yetkililerin İslam karşıtı açıklamalarını AA muhabirine değerlendirdi.Tokyo'da helal market satış temsilcisi Keiko Oomori, bir Müslüman olarak karikatürlerin basılması ya da yayılmasını onaylamadığını belirterek bu gibi olayların Fransa'nın dinlere yaklaşımını gösterdiğini söyledi.Keiko, İslam karşıtı karikatür yayımlamanın Fransa'nın 'iç hukuktan kaynaklı özgürlükler' kapsamında değerlendirilmesine rağmen İslam dininde inanç değerlerinin kutsal olduğunu belirtti.Keiko, 'Biz onların Hazreti Meryem, Hazreti İsa gibi dini ve kutsal değerlerini bu şekilde karikatürize etmiyoruz. Böyle olsaydı, bize tepki gösterirlerdi. Ayrıca bu gibi değerler bizim için de kutsal.' ifadesini kullandı.'Avrupa'daki Müslüman toplum kenetlenmeli'Batı ülkelerine göç eden Müslümanların İslamofobi gerçeğiyle de yüzleşmesi gerektiğini kaydeden Keiko, 'Avrupa ülkelerinde özellikle Fransa'da, Müslüman toplum kendi içindeki iletişimi kuvvetlendirmeli ve kenetlenmeli.' şeklinde konuştu.Günlük hayatında Fransız marka bir peyniri sıklıkla tükettiğini anlatan Keiko, 'Bu Fransız peynirini çok severdim. Buzdolabımda hiç eksik olmazdı. Bu olaylardan sonra satın almıyorum. Marketimizde ise satıp satmamak konusunda müdüre danışılacak.' dedi.Mühendis Akima Jun, gelişmiş ülkelerin gün geçtikçe gelir kaybı yaşadığına dikkati çekerek Japonya, ABD, Fransa'ya çalışmak için göç edenlerle bu ülkelerin asıl toplumları arasındaki gelir makasının daraldığını söyledi.Akima, 'Japonya'da 10 yıl önce bu kadar yabancı yoktu ancak şimdi en basit bir bakkala gitseniz yabancıyla karşılaşıyorsunuz. Fransızlar kendileri doğru düzgün iş bulamazken yabancılar hemen iş bulabiliyor ve durumlarını düzeltebiliyorlar.' ifadesini kullanarak bunun sosyo-ekonomik sonuçlar doğurduğunu dile getirdi.'Fransız düşünce yapısının İslam dinine yaklaşımı saçma ve tuhaf' diyen Akima, Fransız halkının bilinçaltındaki İslam nefretinin, bu dini tanımamasından kaynaklandığını belirtti.Akima, Fransız toplumunun genellikle bağlı bulunduğu Hristiyanlık inancını da yeterince öğrenmediğini, bu nedenle inanç sistemlerinin kolaylıkla hedef gösterilebildiğini söyledi.'Din ve inancı eleştirmek özgürlük değildir'Tokyo Camisi Tanıtım ve Medya Temsilcisi Şimoyama Şigeru da Fransızların bir dönem sömürgesi olan Afrika ülkelerinde dil, kültürel yozlaştırma politikaları izlediğini anlattı.'Fransızlar sürekli 'özgürlük özgürlük' derler ancak özgürlük her şey değildir. Din ve inancı eleştirmek özgürlük değildir.' diyen Şimoyama, Avrupa'daki İslamofobi tehlikesine dikkati çekti.İslam'a karşı yürütülen 'olumsuz algı' kampanyasının farkına varılması gerektiğinin altını çizen Şimoyama, 'Avrupa'da yaşayan Müslümanlar sabır göstermeli ve öfkeye mahal vermemeli.' dedi.Şimoyama, 'Dinin özü ve İslam'ın terörizmle bağının olmadığını insanlara sabırla ve reaksiyon göstermeden anlatılması gerekiyor. Hakikatleri öğretmeye gayret edilmeli. Reaksiyon ve güç kullanmak bazen hiç de uygun değildir. Konuşabilmek gerekir. Çünkü hazır şekilde bekleyen Batı medyası İslam'ı yaftalamaya çalışır.' değerlendirmesinde bulundu.
Hepsiburada Ve We World Express İş Birliği İle "Hepsiyurtdışından" Hizmeti Genişliyor
İSTANBUL (AA) - Türk Hava Yolları’nın iştiraki olan Hongkong merkezli ekspres kurye şirketi We World Express (WWE) ile başlatılan iş birliği sayesinde Hepsiburada müşterileri, yurt dışından birçok farklı kategorideki geniş ürün yelpazesine, uygun fiyatla, güvenle ve hızla ulaşabilecek.Hepsiburada'dan yapılan açıklamaya göre, ürün ve hizmetlerine yenilerini eklemeye devam eden Hepsiburada, yurt dışından getirilen ürünlere de güvenle, kolay, ekonomik, hızlı ve hijyenik bir şekilde ulaşmayı sağlayan 'Hepsiyurtdışından' hizmetinin kapsamını yeni iş birlikleriyle güçlendiriyor. Hepsiburada, ekspres kurye şirketi We World Express ile yaptığı iş birliği sonucunda, Hepsiyurtdışından sayfasından verilen siparişlerin ortalama 1 hafta içinde teslim edilmesini sağlıyor.Hepsiyurtdışından sayfasından alınan ürünlerin, yurt dışındaki çıkış noktalarından Türkiye’deki alıcının kapısına kadar olan lojistik hizmetini, Türk Hava Yolları’nın ZTO Express ve PAL Air gibi dev markalarla ortak girişimi olan We World Express üstleniyor. Uluslararası lojistik sektöründe öncü olarak, dürüstlüğü, yeniliği, takım çalışmasını, yüksek kaliteli profesyonel hizmetleri ve lojistik çözümleri üreten We World Express, 100’den fazla ülkeyi kapsayan geniş uçuş ağıyla global hizmetlerini sürdürüyor.Hepsiyurtdışından müşterilere ne sağlıyor?Hepsiburada’nın, yurt dışındaki ürünlere erişimi hızlı ve güvenli kılmak için hayata geçirdiği Hepsiyurtdışından hizmeti kapsamında, müşterilerinin Türkiye’den alışveriş yaparmışçasına kolay ve zahmetsizce alışveriş yapmalarını sağlıyor. 'Hepsiyurtdışından' etiketi taşıyan ürünler, sepete eklendiğinde gümrük vergisi otomatik olarak hesaplanıyor ve yurt dışından gelecek ürünler için sürpriz bir maliyet ile karşılaşılmıyor. Satın alma ve sonrasındaki tüm süreçler şeffaf ve takip edilebilir şekilde yürüyor. Hepsiburada, birçok farklı ürün grubunda müşterilerine kaliteli bir yurt dışı alışverişi deneyimi sunuyor.Açıklamada görüşlerine yer verilen Hepsiburada Operasyon Grup Başkanı Taner Timirci iş birliği ile ilgili 'Hepsiburada olarak, 40’a yakın kategoride, 30 milyonu aşkın ürün çeşidini müşterileriyle buluşturan, aylık 200 milyonun üzerinde ziyareti ağırlayan dev bir ekosistemi yönetiyoruz. Hedefimiz olan Hindistan’ın batısıyla Almanya’nın doğusu arasında kalan geniş coğrafyanın en büyük teknoloji şirketi olmaya doğru emin adımlarla ilerlerken, alanında lider şirketlerle iş ortaklıkları yapmaya ve müşterilerimizin alışveriş deneyimine katkı sağlayacak yatırımları sürdürmeye devam ediyoruz. Bu kapsamda Türk Hava Yolları’nın ortak girişimi olan We World Express ile yeni bir iş birliği başlatmaktan mutluluk duyuyoruz. Hayata geçirdiğimiz bu iş birliğiyle birlikte; müşterilerimize ihtiyaçlarını yurtiçinden alışveriş yaparmışçasına hızlı ve pratik şekilde ulaştırarak, sunduğumuz online alışveriş deneyiminin çıtasını daha da yükseltmeye devam ediyoruz. Bizimle aynı vizyona sahip, hızlı ve kaliteli teslimatı ilke edinmiş WWE ile çalışmaktan memnuniyet duyuyoruz.' açıklamasında bulundu.Türk Hava Yolları Genel Müdür (Kargo) Yardımcısı Turhan Özen yaptığı açıklamada, 'Dünyanın en geniş direkt kargo uçuş ağına sahip, kıtalar arasında hava kargo köprüleri kuran Turkish Cargo olarak, kapıdan kapıya lojistik hizmeti veren ekspres kurye iştirakimiz We World Ekspres’in 100’den fazla ülkeye ulaşmasını sağlamaktan ve Hepsiburada gibi önemli bir e-ticaret platformuyla bu değerli anlaşmayı yapmasından mutluluk duyuyoruz. Bu stratejik hamle ile başarılı hizmet döngümüzü ve e-ticaret odaklı yatırımlarımızı sürdüreceğiz.' ifadelerini kullandı. We World Express CEO’su Hakan Bulat ise, 'We World Express olarak güçlü alt yapımız, hızlı ve güvenilir teslimat hizmetimiz ile Hepsiburada müşterilerinin yurtdışından yaptıkları alışverişleri teslim edeceğiz. We World Express, uçtan uca verdiği teslimat hizmeti ve kuvvetli IT altyapısı ile partnerlerine yeni fırsatlar yaratmaya ve çözüm ortağı olmaya devam edecek.' ifadelerini yer verdi. Açıklamaya göre ayrıca, We World Express ve Hepsiburada iş birliğini takiben yurt dışından binlerce ürün sahiplerine hızlı, güvenli ve kaliteli şekilde ulaşmaya başladı. Bu ürünler arasında öne çıkanlar ise robot süpürge, akıllı saat, kulaklık, ateş ölçer oldu.
Avrasya Ülkelerinde Kovid-19'La İlgili Gelişmeler
KİEV (AA) - Ukrayna, Gürcistan, Kırgızistan, Kazakistan ve Özbekistan'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını etkisini sürdürüyor.Ukrayna Sağlık Bakanı Maksim Stepanov, ülkede son 24 saatte 7 bin 474 kişide virüsün görülmesiyle vaka sayısının 363 bin 75'e çıktığını bildirdi.Stepanov, son 24 saatte 70 binden fazla Kovid-19 testinin yapıldığını aktararak, ölü sayısının 165 artışla günlük en yüksek rakama ulaştığını ve toplamda 6 bin 755 olduğunu kaydetti.Virüse yakalanan 1100 kişinin hastaneye kaldırıldığını belirten Stepanov, iyileşen sayısının ise 3 bin 306 artarak 148 bin 642'ye ulaştığını ifade etti.Karantina uygulamasının sene sonuna kadar uzatıldığı Ukrayna’da bölgelerdeki vaka sayılarına göre farklı tedbirler uygulanıyor. Ülkede ağustos başında vaka sayıları tekrar yükselmeye başlamış, 23 Ekim’de 7 bin 517 kişide virüsün görülmesiyle günlük en yüksek rakam yaşanmıştı. Gürcistan Gürcistan Başbakanlığından yapılan açıklamada, ülkede son 24 saatte 15 hastanın salgından dolayı hayatını kaybetmesi ile toplam hayatını kaybedenlerin sayısının 253'e ulaştığı belirtildi. Açıklamaya göre, son bir günde 1731 kişide Kovid-19'a rastlandı ve toplam vaka sayısı 33 bin 899'a, iyileşenlerin sayısı ise 2 bin 197 artarak 14 bin 829'a yükseldi.Eylül başından itibaren günlük tespit edilen vaka sayılarının gittikçe arttığı ülkede, 3 bin 507 kişi karantinada, 4 bin 22 kişi hastanelerde ve 2 bin 344 kişi ise Kovid-19 hastaları için ayrılmış otellerde gözetimde tutuluyor.Toplam 18 bin 750 hastanın tedavisinin sürdüğü ülkede, 29 bin 1 kişi evlerinde gözetimde kalıyor.En çok vakanın tespit edildiği başkent Tiflis'te son 24 saatte 636 Kovid-19 vakası görüldü.Öte yandan Türk Hava Yolları'nın (THY), Kovid-19 nedeni ile geçici olarak durdurulan İstanbul-Tiflis uçak seferlerinin Kasım'da yeniden başlayacağı bildirildi. THY Tiflis Ofisi'nden yapılan yazılı açıklamada, şunlar kaydedildi: 'Kasım ayında 4'ü iki taraflı, 3'ü tek taraflı yolcu taşıyacak şekilde aylık toplam 7 uçuş iznimizi almış bulunuyoruz. İstanbul-Tiflis uçuşlarımıza, Gürcü vatandaşları, ülkeye girişine izin verilen ülke vatandaşları ile Gürcü makamlarından iş ziyareti amaçlı özel izin alan Türk vatandaşları kabul edilecektir.'ÖzbekistanÖzbekistan Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, dün akşamdan beri ülkede Kovid-19 vaka sayısının 156 artarak 66 bin 37'ye, virüs kaynaklı ölüm sayısının ise 1 artarak 557'ye çıktığı bildirildi. Açıklamada, iyileşenlerin sayısının 121 artarak 63 bin 165 olduğu ve şimdiye kadar virüs tespit edilen hastaların yüzde 95'inin iyileştiği aktarıldı.Ülkedeki hastanelerde 2 bin 315 hastanın tedavisi sürüyor.Karantina tedbirlerinin 15 Ağustos'tan itibaren aşamalı olarak gevşetildiği Özbekistan'da, ağustos sonundan başlayarak 300'ün altında seyreden günlük vaka sayısı, eylülde yükselişe geçerek 700'ün üzerine çıktı, ekimden itibaren ise 300 civarında gerçekleşiyor.KırgızistanKırgızistan Sağlık Bakanlığının verilerine göre, son 24 saatte 538 kişide Kovid-19 tespit edilirken toplam vaka sayısı 57 bin 276'ya çıktı.Ülkede 414 hastanın iyileşmesiyle sağlığına kavuşanların sayısı 48 bin 637'ye ulaştı.Kovid-19 nedeniyle iki kişinin yaşamını yitirmesiyle toplam 1138 can kaybının yaşandığı ülkede, 6 bin 967 hastanın tedavisi sürüyor.KazakistanKazakistan Sağlık Bakanlığının verilerine göre, son 24 saatte Kovid-19 vaka sayısı 148 artarak 110 bin 832'ye çıktı.Virüsten iyileşenlerin sayısı 117 artarak 105 bin 883'e, ölenlerin sayısı 5 artarak 1835'e ulaştı.Ülkede Kovid-19 nedeniyle 3 bin 114 kişi tedavi görüyor, 126 kişinin sağlık durumu ağır, 12 kişinin durumu kritik olarak değerlendiriliyor.Kovid-19 belirtileri bulunan test sonuçları negatif olan zatürre vaka sayısı son 24 saatte 274 artarak 37 bin 205'e yükseldi.Zatürreden iyileşenlerin sayısı 28 bin 616'a ulaşırken, ölenlerin sayısı bir artarak 396'ya çıktı, 8 binden fazla zatürre hastasının tedavisi sürüyor.
Aile Bakanlığından Çocuklar İçin "Dijital Oyun Ve Kitap Seçme" Rehberi
ANKARA (AA) - BURCU ÇALIK- Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, çocuklar için dijital oyunların seçiminden yaşa uygun içerikteki kitaplara uzanan kapsamlı bir rehber hazırlayarak ebeveynlerin kullanımına sunacak. AA muhabirinin Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı'ndan derlediği bilgilere göre, gelecek yıl çocukların sağlıklı gelişimlerini olumsuz etkileyecek oyun ve dijital uygulamalar ile kitap, sosyal medya gibi yayın içeriklerinden korunmasına yönelik yeni tedbirler alınacak. Çocukların dijital risklerden, yazılı ve görsel medyanın zararlarından korunmasına yönelik çalışmalar artırılacak. Bu kapsamda Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı öncülüğünde Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanlıkları ile sivil toplum kuruluşlarının iş birliğinde ebeyenler için yol gösterici olacak yeni bir rehber de hazırlanacak. Bilinçli sosyal medya kullanımı konusunda uyarılar yer alacak Rehberde, çocuklar için dijital oyunlar, uygulamalar, çocukların internette ruhsal gelişimlerini olumsuz etkileyecek tehlikelere maruz kalmaması için alınabilecek önlemler ile sosyal medyanın bilinçli kullanılmasına yönelik uyarı ve önerilere yer verilecek. Ayrıca çocukların yaşına ve sağlıklı gelişimlerine uygun dijital oyunlar ile uygun içerikli kitap seçimine yönelik bilgiler de rehber aracılığıyla ailelere sunulacak. Bilişim teknolojilerinin bilinçli, güvenli etkin kullanımı konusunda çocuklar, gençler ve ailelerle çalışan profesyonellere yönelik eğitimler de düzenlenecekken, televizyonlardaki gündüz kuşağı programlarında aile içi iletişimin geliştirilmesine yönelik sağlıklı bilgileri aktaracak uzmanların yer alması için de çalışmalar yürütülecek. Bağımsız oyun derecelendirme sistemi oluşturulacak 2021 Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı kapsamında kültürel yapıya uygun olarak yaş ve içerik açısından kullanıcılar ve ebeveynler için bilgilendirici bir bağımsız oyun derecelendirme sistemi de oluşturulacak. Sistem, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı ile ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının iş birliğinde hayata geçirilecek. 876 dijital tehlikeye karşı girişimde bulunuldu Öte yandan çocukların çevrim içi mecralar, dijital oyunlar ve sosyal medyada maruz kalabilecekleri tehlikelere karşı korumak amacıyla Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde oluşturulan 'Sosyal Medya Çalışma Grubu'nun faaliyetleri de devam ediyor. Pedagog ve psikologların yer aldığı uzmanlar, yaptıkları incelemeler sonucunda eylül ayı sonu itibarıyla internet siteleri ve sosyal medyada çocukların gelişimlerini olumsuz etkileyebilecek toplam 876 zararlı içeriğe karşı girişimde bulundu. Girişimler sonucunda erişimin engellenmesi gibi kararların alınması sağlandı.
Ermenistan Saldırısında Hayatını Kaybeden 4 Sivil Son Yolcuğuna Uğurlandı
BERDE (AA) - Ermenistan'ın dün misket bombasıyla düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden biri çocuk dört Azerbaycanlı sivilin cenazeleri defnedildi.Azerbaycan'ın Berde kentine bağlı Karayusuflu köyüne düzenlenen saldırıda hayatını kaybeden 7 yaşındaki Aysu İskenderova, Aybeniz Ehmedova, Ofeliya Caferova adındaki iki kadın ile 40 yaşındaki Ehtiram İsmailov'un cenazeleri, düzenlenen törenle köydeki mezarlıkta toprağa verildi.Törene katılan yakınları, gözyaşlarına hakim olmadı.Vatandaşlar, Ermenistan saldırısını lanetledi.Aysu İskenderova'nın kuzeni 10 yaşındaki Zemine Halilova, AA muhabirine yaptığı açıklamada, evlerinin yan yana olduğunu, çok yakın arkadaş olduklarını ve hep birlikte oyunlar oynadıklarını söyledi.Mezarlık başında saldırıya büyük tepki gösteren köylüler, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'e, sivilleri hedef alan tüm terör saldırılarının karşılıksız kalmaması çağrısında bulundu.Cenaze töreni sırasında Karayusuflu köyü yakınlarından top sesleri duyuldu.Berde kentine bağlı Karayusuflu köyü, Ermenistan'ın işgal altında tutuğu topraklardan yaklaşık 50 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Hikmet Hacıyev, dün Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Ermenistan'ın kullanılması yasak olan Smerch füzesi içinde yer alan misket bombalarıyla Karayusuflu köyündeki sivilleri vurduğunu, saldırıda biri çocuk dört kişinin öldüğünü ve 13 kişinin yaralandığını kaydetmişti.Azerbaycan Başsavcılığı, dün Ermenistan'ın, 27 Eylül'den bu yana yerleşim yerlerine yönelik gerçekleştirdiği saldırılar nedeniyle ölen sivillerin sayısının 69'a yükseldiğini açıklamıştı. ABD'nin Azerbaycan ile Ermenistan'ın üzerinde anlaştığını açıkladığı, Dağlık Karabağ'da insani amaçlı geçici ateşkes 26 Ekim'de yerel saatle 08.00'de yürürlüğe girmişti.
Reklam
Mediamarkt Bir Günde 2 Mağaza Açacak
İSTANBUL (AA) - MediaMarkt’ın İstanbul Vega ve NevÇarşı’da açılışını gerçekleştirdiği 2 yeni mağaza ile Türkiye’deki mağaza sayısı ise 80’e çıkacak.MediaMarkt'den yapılan açıklamaya göre, elektronik perakendecisi MediaMarkt, Türkiye’de büyümeye devam ediyor. 200 bin metrekare ile Türkiye’nin en geniş satış alanına sahip elektronik perakendecisi MediaMarkt, yarın İstanbul’da 2 farklı konumda mağaza açılışı gerçekleştirecek. MediaMarkt’ın İstanbul Vega ve NevÇarşı’da açılışını gerçekleştirdiği mağazalar ile Türkiye’deki mağaza sayısı ise 80’e yükselecek.Kovid-19 pandemisi nedeniyle çeşitli önlemler altında gerçekleştirilecek açılışta teknolojiseverlere özel, çeşitli ürünlerde indirimler de uygulanacak.
Analiz - Ermenistan Avrupa'nın Aşırı Sağcılarından Medet Umuyor
İSTANBUL (AA) -RUSİF HUSEYİNOV- Almanya Federal Meclisi (Bundestag) ve Eyalet Parlamentosu (Landtag) üyelerinden oluşan bir heyet, Azerbaycan ve Ermenistan arasında devam eden savaşın ortasında, 18 Ekim’de sözde “Dağlık Karabağ Cumhuriyeti”ni ziyaret etti. [1] Delegasyonda Dağlık Karabağ ihtilafında Ermenistan tarafını destekleyen Steffen Kotre, Andreas Galau ve Andreas Kalbitz gibi mevcut ve eski Almanya için Alternatif (AfD) üyesi radikal sağcılar vardı.27 Eylül’de Ermenistan’ın gerçekleştirdiği saldırıların ardından Azerbaycan ordusunun işgal altındaki toprakları kurtarma operasyonunun başlamasıyla Ermenistan tarafı, çatışmaya dini kılıf uydurmaya ve sorunu Müslüman-Hristiyan çatışması olarak tanımlayıp bir medeniyetler çatışması yaşandığı algısını yaymaya başladı. “Batı medeniyetinin son kalesi” ve “Yükselen Türk-İslam hilafetine karşı duran kale” gibi Ermeni liderlerinin ve toplumunun sevdiği sloganların tekrarı, uluslararası toplumun dikkatini Azerbaycan topraklarının işgalinden başka yöne çekmeye yönelik bir girişimdi. Sahte entelektüel yanıyla ırkçı bir kavram olarak bilinen 'medeniyetler çatışması' tezi, kıtadaki bir dizi radikal sağcı ve popülist partinin sempatisine sahip. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, son haftalarda Ermenilerle dayanışma beyanlarının çoğu Avrupa’nın en tartışmalı siyasetçilerinden ve güçlerinden geldi.Hollanda siyasi yelpazesinde aşırı sağın lideri Geert Wilders 27 Eylül’de Twitter’da “Azerbaycan’ın İslami saldırganlığına” karşı “Hıristiyan Ermeni dostları” desteklediğini söyledi. [2] İslam ve yabancı düşmanı görüşleriyle tanınan Wilders, çeşitli etnik ve dini gruplara karşı şimdiye dek defalarca ayrımcılık ve nefret kışkırtıcılığında bulunmakla suçlanıyor.Aynı gün Fransa’da Marie Le Pen liderliğindeki aşırı sağcı Ulusal Meclis partisi tarafından Ermenistan’ı destekleyen bir açıklama yayınlandı. [3] Le Pen'in soykırım ve İslamofobiyi inkâr etmesiyle tanınan babası Jean-Marie Le Pen tarafından kurulan parti, radikal sağ gruplar ve Kremlin'le belirsiz bağlarla Fransız ve Avrupa siyasetinde hâlâ gündemde. Le Pen’in kendisi, Wallonia’nın Fransa ile birleşmesi çağrısında bulunan marjinal ve irredantist (yayılmacı milliyetçi) bir hareket olan Rattaşizm’e verdiği desteği gizlemiyor. En yakın danışmanı Emmanuel Le Roy, 2015 yılında Rusya destekli ayrılıkçı Donetsk Halk Cumhuriyeti’nin “bağımsızlığı”nı kutlamak için (çoğunluğu radikal sağcı politikacılardan oluşan) bir Avrupa delegasyonuna katılmış [4] ve bununla dikkatleri üzerine çekmişti.İsveçli Charlie Weimers, Avrupa Parlamentosunu (AP) Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e yaptırımlar uygulamaya ve Azerbaycan’da kurulan sözde “Dağlık Karabağ Cumhuriyeti”ne yönelik “saldırganlığı” nedeniyle Türkiye’yi AGİT Minsk Grubu’ndan dışlamaya çağırdı. [5] Şaşırtıcı bir şekilde Weimers, kökleri İsveç faşizmine ve beyaz milliyetçiliğe uzanan ve sağcı popülist ve muhafazakâr siyasi güçler olarak tanımlanan “İsveç Demokratlarını” temsil ediyor.İtalyan senatör ve Kuzey Ligi’nin radikal sağcı lideri Matteo Salvini, ülkesindeki Ermenileri desteklemek için bir yürüyüşe katıldı ve “Avrupa medeniyetinin Orta Doğu ve Kafkasya’daki karakolu” olan Ermenistan’ı savunmanın önemi hakkında konuştu.Buna ek olarak, yukarıda bahsedilen Almanya için Alternatif (AfD) son yıllarda oldukça aktif bir tutum sergileyerek Dağlık Karabağ Cumhuriyeti’nin tanınmasına yönelik teşvik çalışmaları yapıyor. AfD üyelerinin geçmişte Ermenistan’ı desteklemesi ve hatta birkaç yıl önce Dağlık Karabağ’a “seçimleri” gözlemlemek için bir heyet göndermesi [6] şaşırtıcı değil. Ermenistan’da aşırı muhafazakâr ve komplo temelli ve sağcı bir parti olan “Adekvad” benzer ideolojiye sahip AfD’yi dost olarak görüyor.Yunanistan’da neo-Nazi ve faşist parti olarak bilinen Altın Şafak’ın da geçtiğimiz günlerde Ermenistan’a destek açıklaması yaptığını belirtmek gerekir. Partinin internet sitesinde Dağlık Karabağ ile ilgili çok sayıda açıklama yayınlandı. Öte yandan Yunanistan’da, Yüksek Mahkeme geçtiğimiz günlerde Altın Şafak’ı bir suç örgütü olarak tanıdı [7] ve Nikos Miçaloliakos da dahil olmak üzere partinin siyasi liderliğini cinayet ve bir dizi başka cürüm işlemekle suçladı.Ermeni mücadelesinin bir başka ateşli destekçisi de skandallarıyla tanınan Sydney merkezli gazeteci Paul Antonopoulos. Esed rejimi yanlısı Al-Masdar haber bülteninde çalışan Antonopoulos, neo-Nazi duruşu ve ırkçı hakaretleri nedeniyle kovulmuştu. [8] Ermeni yanlısı görüşlerini yansıtan Twitter hesabındaysa Azerbaycan ve Türkiye aleyhine dezenformasyon faaliyetleri yürütüyor. Ermeni yönetici çevreleri tarafından aktif olarak gündeme getirilen medeniyetler çatışması, radikal soldan radikal sağa kadar uluslararası siyasi yelpazenin çeşitli akımlarının dikkatini çekmeyi hedefliyor. Ne var ki bu anlatı aslında Ermenistan’ın ancak aleyhine işleyebilir, çünkü radikal sağcı grupları meşrulaştırmak ve benzer ideolojileri onlarla paylaşmak (veya paylaştığını göstermek) Ermeni tarafına sempati kazandırmayacaktır. Diğer taraftan, ilave ve gereksiz unsurlar çatışmanın çözümüne katkıda bulunmayacaktır.Buna karşılık, siyasi konuları İslam ile Hıristiyanlık arasındaki medeniyetler çatışması olarak tasvir eden Batı ve Rus siyasi güçleri, Dağlık Karabağ çatışmasını, çatışmanın doğasını anlamadan dinler arasındaki başka bir savaş alanı olarak nitelendirebilir. Dağlık Karabağ sorununun kendi siyasi amaçları için kullanılmasıyla ilgilenen bu güçlerin desteği, Ermenistan’a yarardan çok zarar verecektir.[Bakü merkezli düşünce kuruluşu Topçubaşov Merkezi’nin kurucu ortağı ve direktörü olan Rusif Hüseynov, lisans derecesini Bakü Devlet Üniversitesi’nden, yüksek lisans derecesini Tartu Üniversitesi’nden aldı. İlgi alanlarını eski Sovyet ülkelerindeki sosyo-politik süreçler, donmuş çatışmalar ve etnik azınlıklar oluştururken araştırma alanları ise ağırlıklı olarak Doğu Avrupa, Orta Doğu, Kafkasya ve Orta Asya’yı kapsamaktadır][1] https://news.ru/en/world/pashinyan-attracts-german-right-wing-radicals-to-conflict-in-karabakh/[2] https://twitter.com/geertwilderspvv/status/1310276929136873474[4] https://www.lefigaro.fr/vox/monde/2014/08/04/31002-20140804ARTFIG00073-belgique-chronique-d-une-implosion-annoncee.php[5] https://twitter.com/weimers/status/1313767247903707136[6] https://www.tagesschau.de/investigativ/kontraste/bergkarabach-afd-rechtsextreme-101.html[7] https://greece.greekreporter.com/2020/10/07/neo-nazi-golden-dawn-is-a-criminal-organization-greek-court-rules/[8] https://www.theaustralian.com.au/business/media/journalist-paul-antonopoulos-outed-for-racist-slurs/news-story/705cf62a502c41cf515a013ebe60d8a9
Reklam
Göksu Travertenleri Giresun'un Pamukkale'si Olacak
GİRESUN (AA) - GÜLTEKİN YETGİN - Giresun'un Dereli ilçesinde 'Göksu Travertenleri Projesi' ile oluşturulan göletler, turkuaz ve beyaz renkleriyle mini Pamukkale'yi andırıyor. İlçenin Pınarlar köyünde İl Özel İdaresi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğünce yürütülen Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı (DOKA) destekli projede, Göksu travertenlerinin kaynak değeri korunarak teras şeklinde büyüklü küçüklü göletler oluşturuldu.Göletlerin arasında ise ziyaretçiler için yürüyüş yolları yapıldı. Mineralli suların aktığı alandaki yürüyüş yolları bir süre sonra beyaz rengi alırken, göller ise turkuaza büründü. Göksu travertenleri, projenin tamamlanmasının ardından ziyarete açılacak.Proje Koordinatörü ve İl Özel İdaresi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Erdem Kılavuz, AA muhabirine, mineralli suların yer aldığı bölgede oluşan travertenleri turizme kazandırmak amacıyla 2017'de proje başlattıklarını söyledi. Özellikle travertenlerin bulunduğu bölgenin, mineral değerleri yüksek sulara sahip olduğuna dikkati çeken Kılavuz, projeyle bölgedeki turizm destinasyonunun zenginleştirilmesinin amaçlandığını belirtti. Kılavuz, projede bölgedeki mineralli suları bir araya getirerek, doğal karstik yapıyı bozmadan göletler oluşturulduğunu ifade ederek, 'Pamukkale travertenlerine benzer bir görüntü elde edilecek. Burada oluşturduğumuz göletler ve havuzlar var. Bunlar şu anda turkuaz rengini almaya başladı, suyun aktığı yerler de beyazlamaya başladı.' dedi. Göksu travertenlerine Mavigöl'ün çok yakın olduğuna işaret eden Kılavuz, 'Mavigöl'e turkuaz rengi veren su ile buradaki su aynı. Aynı su kaynağından oluşan doğa harikaları.' ifadelerini kullandı.'Bir yıl içerisinde tüm alanın beyazlaşacağını düşünüyoruz' Erdem Kılavuz, projenin uygulandığı ilk kısımda suyun akışıyla 2-3 ay içerisinde beyazlık ve turkuaz renk oluşumunun sağlandığını dile getirerek, projenin tamamlanmasıyla bir yıl içerisinde tüm alanın beyazlaşacağını düşündüklerini aktardı.Projede göletler ve merdiven kısımlarının tamamlandığını kaydeden Kılavuz, 'Vatandaşlarımızın güvenli bir şekilde Göksu travertenlerini izleyebileceği, yürüyebileceği yollar ve alanlar oluşturuyoruz. Bu kısımların tamamlanmasının ardından çevre düzenlemesi ve sosyal tesisler için çalışmalar başlayacak.' diye konuştu. Kılavuz, proje tamamlandığında travertenlerin sadece Giresun'un değil, Karadeniz Bölgesi'nin en çok ziyaretçi alan yerlerinden biri olacağını düşündüklerini ifade ederek, Mavigöl, Kuzalan Tabiat Parkı, Göksu travertenleri ve yaylaların bir bütün olarak yeni bir cazibe merkezi haline dönüşeceğini ifade etti.
Köy Muhtarı Öğrenciler İçin Taziyeevini Sınıfa Dönüştürdü
MUŞ (AA) - SABRİ YILDIRIM - Muş'un Varto ilçesine bağlı Onpınar köyünde, evlerinden Eğitim Bilişim Ağı'na (EBA TV) bağlanma imkanı olmayanlar için taziyeevini sınıfa dönüştüren muhtar Ali Akdeniz, böylece öğrencilerin uzaktan eğitim günlerinde derslerinden geri kalmamalarını sağlıyor. Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında eğitimlerini evden sürdürmek zorunda kalan öğrencilere yardımcı olmak isteyen Akdeniz, bu kapsamda köydeki taziyeevini çocukların derslerini takip edebilecekleri mekana dönüştürmeye karar verdi.Kaymakam ve köylülerden de destek alan Akdeniz, taziyeevine internet bağlattı, masaları da sosyal mesafe kurallarına uygun düzenleyerek sınıfa dönüştürdü. Yüz yüze eğitime başlayamayan sınıflarla haftanın belirli günlerinde EBA TV'den eğitim alan öğrencilere yardımcı olan Akdeniz, çocukların yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına yakalanmaması için tedbirleri de titizlikle uyguluyor. 'Katkı sunanlara teşekkür ederim'Varto Kaymakamı ve Belediye Başkanvekili Ertuğrul Avcı, AA muhabirine, tüm dünyada yaşanan Kovid-19 salgının birçok alanda olduğu gibi eğitimde de aksamalara neden olduğunu söyledi. Bu süreçte kendilerine destek olan, EBA sınıfı açmak isteyen, bilgisayar ve tablet gönderen duyarlı kişilerin de olduğunu anlatan Avcı, şunları belirtti:'Bu örneklerden birini ilçemize bağlı Onpınar köyünde yaşadık. Muhtarımız bize geldi ve hayırsever vatandaşlarımızın köy çocuklarına tablet yardımı yaptığını söyledi. Çocukların evlerinde internet olmadığını, bu nedenle taziyeevine internet bağlayarak bir sınıf açmak istediklerini iletti. Ben de kendilerine destek verdim ve şu anda Onpınar köyümüzde öğrencilerimiz taziyeevinde oluşturulan sınıftan istifade ediyor. Buna katkı sunan başta köy muhtarımız olmak üzere tüm vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum.''Çocuklarımız güvenli ortamda derslerini takip ediyor'Muhtar Akdeniz ise kaymakam ve köylülerin katkısıyla taziyeevine internet erişimini sağlayarak öğrencilerin derslerine devam etmelerine katkı sunduklarını aktardı. İyi eğitim alan çocukların ülkenin geleceğini kurtaracağına inandıklarını, bu nedenle eğitime önem verdiklerini vurgulayan Akdeniz, şöyle konuştu:'Çocukların rahat bir ortamda EBA TV'de eğitim almaları için taziyeevini sınıfa dönüştürdük. Çocuklarımızı salgından korumak için Kovid-19 tedbirlerini titizlikle uyguluyoruz. Köyde genellikle maddi durumu iyi olmayan aileler oturuyor. Bu nedenle her öğrencinin internete ulaşma imkanı yok. Derslerinden geri kalmamaları için uzaktan eğitim sürecinde taziyeevine internet bağlattık. EBA TV'ye bağlanmaya gelen çocuklarımız gün boyunca derslerine sosyal mesafe kurallarına uyarak sessiz bir ortamda devam ediyor.'Projeyi başlatırken Kaymakam ve Belediye Başkanı Avcı'nın kendilerine büyük destek verdiğini anlatan Akdeniz, 'Öğrencilerimiz ders saatlerinde taziyeevine geliyorlar. Burada sosyal mesafeye göre düzenlediğimiz masaralarda derse bağlanıyorlar. Öğrencilerimiz için güzel bir imkan oldu. Evlerinde ders çalışma ortamı bulamayan öğrenciler buraya gelip daha rahat ortamda ödev yapıyor.' dedi.Muş Sağlık Meslek Lisesi 10. sınıf öğrencisi Berfin Çetin de 'Muhtarımız ve köy halkı bizim daha iyi koşullarda derslerimize devam etmemiz için taziyeevine internet bağladı. Bu şekilde hem okul ortamında bir araya geliyoruz hem de EBA destek noktası gibi kullanıyoruz. Sürekli kesintisiz olarak internete girebiliyoruz. Derslerimizde bize çok yardımcı oluyor.' diye konuştu.
Tropik Zeta Fırtınasının ABD'nin Güneyindeki Körfez Kıyısını Kasırga Şeklinde Vurması Bekleniyor
NEW ORLEANS (AA) - Meksika'nın turistik Yucatan Yarımadası'nı kasırga olarak vurmasının ardından tropik fırtına seviyesine gerileyen Zeta'nın yeniden güç kazanarak ABD'nin güneyindeki Körfez kıyısında kasırga şeklinde etkili olması bekleniyor.Körfez kıyısında yer alan Louisiana eyaletinin bu yıl karşı karşıya kaldığı 3. kasırga olması beklenen Zeta'nın, bugün akşam saatlerinde New Orleans kentinden karaya ulaşacağı tahmin ediliyor.Dün geç saatlerde, Mississippi nehrinin ağzından 655 kilometre uzaklıktaki tropik fırtına Zeta'nın saatteki rüzgar hızının 105 kilometreyi bulduğu kaydedildi.Eyaletteki Morgan City'den, Mississippi sahili boyunca Alabama eyalet hattına kadar kasırga uyarıları yapıldı.Louisiana Valisi John Bel Edwards, ABD Başkanı Donald Trump'tan, fırtına öncesinde 'felaket ilanı' yapılması talebinde bulundu. Trump, dün akşam Louisiana için acil durum ilan etti.NBC News meteoroloji uzmanı Bill Karins, fırtınanın, bu yıl diğerlerine kıyasla nispeten 'zayıf' olsa da çarşamba günü, saatte 96 ila 112 kilometreyi bulan rüzgar hızıyla karaya ulaşmasının ardından elektrik hatlarını ve ağaçları devirebileceği değerlendirmesinde bulundu.Meksika'nın Yucatan Yarımadası'nı, pazartesi gün geç saatlerde saatteki hızı yaklaşık 130 kilometreye ulaşan rüzgarla vuran Zeta, beraberinde şiddetli yağışlar getirmişti. Louisiana eyaleti, bu yıl Laura ve Delta kasırgalarından etkilenmişti.
Reklam
Farklı Kültürleri Tanımak İçin Türkiye'yi 2 Kez Dolaştı, 56 Ülke Gezdi
BİTLİS (AA) - AHMET OKUR - Farklı kültürlere olan merakı nedeniyle dünyanın ve Türkiye'nin kültürel zenginliklerinin peşinde koşan 33 yaşındaki Seymen Bozaslan, bu sayede 56 ülkede 250'den fazla şehri ve Türkiye'yi iki kez dolaştı. Reklamcılık ve medya sektöründe çalışan ve yaklaşık 10 yıl futbol hakemliğini yapan Bozaslan, Anadolu'nun insan hikayelerini yazmaya karar vererek gezilerine başladı.Gittiği şehirlerin spor tutkusunu ve kültürünü araştıran, mutfağını test eden, gezilecek yerlerin fotoğraflarını çeken Bozaslan, deneyimlerini kişisel blogu, seyahat dergileri, gazete ekleri ve sosyal medyada yazarak meraklılarına anlattı.Yeni çıkaracağı 'Türkiye'de Ölmeden Önce Görülmesi Gereken Yerler' adlı kitabının hazırlıklarına başlayan Bozaslan, bu kapsamda Bitlis'e gelerek 'yeryüzü cenneti' olarak nitelendirilen Nemrut Krater Gölü ile sonbaharın en güzel yaşandığı yerlerden biri olan Hizan ilçesini gezdi.'56 ülkede 250'den fazla şehir görme fırsatım oldu'Bozaslan, AA muhabirine, yıllardır profesyonel olarak gezdiğini, gittiği yerleri fotoğraf ve videolarla ölümsüzleştirdiğini söyledi.Dolaşmayı, yeni kültüler öğrenmeyi, farklı bölgelerdeki insanlarla tanışmayı sevdiğini belirten Bozaslan, şöyle devam etti:'Türkiye'nin tüm illerini iki defa gezdim. Aynı zamanda 56 ülke ve 250'den fazla şehir görme fırsatım oldu. Amerika kıtası haricinde her yeri gezdim diyebilirim. İkinci kitabımın hazırlıkları kapsamında Türkiye'yi tekrar gezmeye başladım. Bunu yayımlayıp okurun beğenisine sunacağım. Seyahat ederken hep yeme, içme, gezme akıllara gelir. Buna bir de insan tanımanın önemli bir faktör olduğunu düşünerek yeni bir soluk getirmek istedim. 71 insan üzerine bir kitap hazırlamıştım. Bu sene de gezilecek yerler adına bir kitap düzenliyorum. İnşallah sene bitmeden tamamlamayı düşünüyorum.''600'den fazla mutfak kültürü deneyimledim'Gezerken insanlarla empati yapmayı öğrendiğini ifade eden Bozaslan, sokaklarda gördüğü insanlardan çok şey öğrenildiğini vurguladı.Gezerken tanıdığı insanların hayatında önemli izler bıraktığını aktaran Bozaslan, şunları kaydetti:'600'den fazla mutfak kültürünü deneyimledim. Yurt dışında gezmek çok farklı ama son zamanlarda yeni tip koronavirüsten dolayı gezemiyoruz. Türkiye'de yaklaşık 200 kilometrede farklı kültürler görülebiliyor. Örneğin Karadeniz gibi bir kültürden Doğu Anadolu kültürüne yakın mesafeyle geçebiliyorsun. İnsanların şive ve giyim tarzları, hatta binalar bile değişiyor. Yurt dışında bunu öbek öbek deneyimliyoruz. Doğası ayrı, kültürü ayrı ve mimari yapısı için ayrı bir yere gitmek zorunda kalıyorsun.''Türkiye'yi Türkiye sınırından çıkmadan tanıyamazsınız'Türkiye'yi gezmenin çok şey kazandırdığını vurgulayan Bozaslan, 'Türkiye'yi Türkiye sınırından çıkmadan tanıyamazsınız. 56 ülke gezerken her biriyle Türkiye'yi kıyaslıyorum. Yurt dışındaki örneklerde bizden daha iyi olan şeyler var, bizde de onlardan iyi olan şeyler var. Ama kendi iç huzurumdan inanılmaz eminim ki Türk insanının merhameti, umudu ve hoşgörüsü hiçbir yerde yok.' dedi.
Memur Ve İşçiler Faizsiz Ev Ve Araç Alma Sistemini Sevdi
İSTANBUL (AA) - MUSAB TURAN - Yapı Tasarruf Sandıkları (YTS) Derneği Kurucu Genel Başkanı ve Kolo Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Kolo, faizsiz ev ve araç alma sisteminin orta kesim tarafından rağbet gördüğünü belirterek, 'Özellikle memur ve işçi kesimine baktığımızda sistemimize daha çok ilgi gösterdiğini görüyoruz. Buna bakarak bu kesimin ekonomik anlamda daha da rahatlayarak tasarruf yapma fırsatı bulduğunu söyleyebiliriz.' dedi.Kolo, AA muhabirine 31 Ekim Dünya Tasarruf Günü nedeniyle şirketinin çalışmaları ve kuruluşunu yaptıkları Yapı Tasarruf Sandıkları hakkında açıklamalarda bulundu. Türkiye'nin tasarrufa son derece önem veren bir ülke olduğunu ifade eden Kolo, 'Ülkedeki tasarruf sisteminin geçmişine bakıldığında; Yapı Tasarruf Sandığı sistemi için köklerini Osmanlı zamanında kurulan Para Vakıfları ve Yardımlaşma Sandıklarına dayanmaktadır. Günümüzde Amerika kıtasında 'House Financing' , Avrupa kıtasında 'Bausparkasse' isimleri altında sunulan konut edindirme sistemleri olarak uygulanmaktadır. Geçmişi bu denli köklü bir tasarruf yapışan sahip bir ülkenin, mevcuttaki tasarruf bilinci de oldukça yüksek.' diye konuştu.Geçmişten gelen tasarruf kültürünün günümüzde de devam ettiğini anlatan Kolo, insanların sahip olduklarını tasarrufa dönüştürdüğünü söyledi.İnsanlığın temel ihtiyacı olan barınma yani ev konusunda daha hassas olduklarını aktaran Kolo, bu nedenle barınma ihtiyacının her zaman ilk sırada yer aldığını ve insanların tasarruflarını genelde ev almak için kullandıklarını söyledi.Konutun ardından insanların ulaşım sorununu çözmek için otomobil alanında tasarruf yaptığını hatırlatan Kolo, 'İlk tercih ev ikinci tercih ise otomobil oluyor. Tasarrufu yaparken de otomobili bir basamak olarak kullanıp önce otomobile ulaşıp sonra onu eve dönüştürebiliyorlar.' ifadelerini kullandı.'2022 yılı planımız 160 şube ile yüzde 400 büyüme'Kolo, holding firmalarından Finansevim'in 2017 tarihinde kurulduğunu belirterek, bugüne kadar binlerce insana çözüm ürettiklerini kaydetti.Daha çok insana ulaşmak için de 2021 sonunda 100 şubeye ulaşarak ülke ekonomisine hizmetlerine devam edeceklerini anlatan Kolo, şunları kaydetti:'Türkiye genelinde hizmet veren en büyük faizsiz finansman sistemi olma yolunda ilerliyoruz. 2020 sonu hedefimiz artan şube ve personel sayımızla birlikte yüzde 200’lük bir büyümeydi. Bu hedefimizi de yıl sonu gerçekleştirmiş olacağız. 2022 yılı planlarımız ise 160 şube ile yüzde 400 büyüme. Aylık ciro artış oranlarımıza baktığımızda, sektörün en büyük 4 firmasından biri olarak 2022 yılı hedefimiz sektörün en büyüğü olmak.' 'İnsanlarımızın tasarruf konusunda bilinçlendiğini görüyoruz'Kolo, kendilerine ulaşan insanların tasarruf tercihlerine bakıldığında; insanların öncelikle küçük birikimlerle başlayıp, sonrasında daha büyük hedeflere odaklandıklarının görüldüğünü söyledi.Kolo şu bilgileri verdi:'Örneğin; birikim için başvuran tasarruf sahibi öncelikle otomobilden başlayıp, hedeflerini daha kısa ve yakın zamana çekmek istiyor. Hedefine ulaştığında ise tasarrufunu daha da büyüterek ev sahibi olma yolunda birikim olarak kullandığı otomobil tasarrufunu bir basamak olarak görüyor. Böylece tasarruf sahibi de hem kendi bütçesini kontrol ederek ilerlemiş hem de büyük hedeflerinde kendine basamak oluşturmuş oluyor.Özellikle son yıllarda insanlarımızın tasarruf konusunda daha da bilinçlendiğini görüyoruz. Hükümetimizin yapmış olduğu atılımlar ve atılan adımlar sayesinde ekonomik şartlarda biraz daha rahatlayan vatandaşlarımız bu rahatlığı tasarruf olarak değerlendiriyor. Özellikle memur ve işçi kesimine baktığımızda sistemimize daha çok ilgi gösterdiğini görüyoruz. Buna bakarak da bu kesimin ekonomik anlamda daha da rahatlayarak tasarruf yapma fırsatı bulduğunu söyleyebiliriz. Bunun yanında ev hanımlarımızın da datalarımızda oldukça yoğun olduğunu görüyoruz.' YTS İstanbul'un finans merkezi olma vizyonuna destek verecekKolo, insanların bu sisteme olan yoğun ilgisini görünce ve son zamanlarda artan firmalara da bakılınca, sistemin rağbet gördüğünü ifade ederek, hem insanlarımı hem de firmaları daha profesyonel bir platforma taşımak için, Türkiye’de Yapı Tasarruf Sandıkları Derneği'ni, İstanbul Finans Merkezi Ataşehir’de resmen kurduklarını kaydetti.Dünyada özellikle Avrupa ülkelerinde uygulanan Yapı Kooperatifi'nin, Yapı Tasarruf Sandıkları ve bankalarının uygulamalarını Türkiye'de etkin şekilde takip etmek ve dış ülkelerdeki iş birliklerini geliştirmek için, İstanbul’un finans merkezi olma yolundaki vizyonuna destek sağlamaya çalışacaklarını söyledi.Kolo şöyle konuştu:'Yapı Tasarruf Derneği’nin Kurucu Genel Başkanı olarak diyebilirim ki 'Bildiğiniz tüm yöntemleri unutun. Artık Türkiye’de daha önce yapılan uygulamaları bu sisteme taşıyacağız. Tüm kurum ve kuruluşlarımızın desteğiyle yasal zeminde ‘Evim’ uygulamalarının tamamını da buraya yönlendireceğiz. Yapı Tasarruf Sandığı konut edinmek isteyenlerin belirli bir süre boyunca yaptıkları tasarruf karşılığında, piyasa koşullarından bağımsız olarak, düşük faizli yada ülkemizde faizsiz seçeneklerle düşük katılım oranlı kredi kullanmasını öngören 'kapalı havuz' bir konut finansman sistemidir. Yapı tasarruf sandıkları temel işleyişleri bakımından bankalar ile benzerlik arz etseler de bankalardan bağımsız, sadece konut sektörüne yönelik faaliyette bulunan mali kuruluşlardır. Piyasa ile karşılaştırdığımızda kapalı havuz sistemine sahip oldukları için konut edineceklerin tasarrufları ve bu tasarruflar karşılığında kullandıkları krediler için uygulanan faiz oranları piyasadaki faiz oranlarından bağımsız ve daha düşük düzeyde olacaktır.''YTS'yi dış ülkelerdeki iş birliklerini geliştirmek için ilk adımı atmak adına kurduk'Serdar Kolo, tasarruf sandıklarının devletin öncülüğünde veya konut satın alacak bireylerin firmalar aracılığıyla örgütlenmesi yoluyla kurulabildiğini ifade ederek, günümüzde bu sistemi kullanan ülkelerden de örnek verilebileceğini söyledi.Kolo şöyle devam etti:'Başta Almanya olmak üzere birçok ülkede uygulanmaktadır. YTS sisteminin Almanya’da uygulanan haline baktığımızda dört aşamalı bir yapıya sahiptir: Tasarruf sözleşmesi yapılması, tasarruf dönemi, yapılan tasarrufların geri alınması ve kredi kullanımı, kredi geri ödemeleri gibi... Biz bu derneği dünyada özellikle Avrupa ülkelerinde uygulanan yapı kooperatifi, yapı tasarruf sandıkları ve bankalarının uygulamalarını ülkemizde etkin şekilde takip etmek dış ülkelerdeki iş birliklerini geliştirmek için ilk adımı atmak adına kurduk.'
Teknoloji Bağımlılığı Çocukları Risklere Açık Hale Getiriyor
BOLU (AA) - ZAFER GÖDER - Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi İzzet Baysal Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Hülya Ensari, teknoloji bağımlılığının çocuklar için birçok riski barındırdığını belirtti. Ensari, gençlerin ve çocukların akıllı telefon ile bilgisayar başında olmasına 'Çocuk telefonla oyalanıyor, eğleniyor.' gözüyle bakılmaması gerektiğini söyledi.Ensari, AA muhabirine yaptığı açıklamada, teknolojinin gelişmesi ve yaşamın her alanında yaygın olarak kullanılmasıyla teknoloji bağımlılığının son yıllarda toplumun ve ailelerin en önemli sorunlarından biri haline geldiğini dile getirdi.Teknoloji bağımlılığı konusunda, 'sosyal medya bağımlılığı', 'akıllı telefon bağımlılığı' ve 'internet bağımlılığı' gibi alt başlıkların oluştuğunu ifade eden Ensari, 'Artık, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı gibi bir de teknoloji bağımlılığıyla karşı karşıyayız.' dedi.Ensari, çocukların ve gençlerin teknolojik aletlerde geçirdikleri zamanın arttığına dikkati çekerek şöyle devam etti: 'Gençler, akıllı telefon ve sosyal ağ başında geçirilen zaman artıkça bundan keyif almaya başlıyor. Diğer taraftan gerçek hayattan bu oranda uzaklaşıp sanal ortamda sanal dostluklara sahip olabiliyorlar. Yüz yüze iletişimin giderek azaldığı, sanal iletişimin yaygınlaştığı, gerçek olmayan ilişkilerin ön plana çıktığı bir dönemde bu ilişkilerin getirdiği mutluluk da gelip geçici oluyor. O kısa süreli mutluluk belki onlara iyi gelebiliyor ama uzun vadede baktığımızda bir tek bu alanda mutlu olmaya çalışan kişiler, bunu bağımlılık düzeyinde kullanmaya başlıyor. Gerçek hayattan ve toplumdan uzaklaşarak yalnızlaşıyorlar. Bu yalnızlığın getirdiği üzüntü, sıkıntı, endişe ve kaygılar da o kişilerin kısa sürede depresyona girmesine sebep olabiliyor.'Teknolojiyi bağımlılık düzeyinde kullanan gençlerin ciddi risklerle karşı karşıya olduğuna dikkati çeken Ensari, 'Aile, çocuğunun yanında, kanatları altında evinde güvende olduğunu düşünebilir ama çocuk kendi odasında akıllı telefonuyla internete bağlanıp dünyanın bir başka ucundaki kendisine hiç uygun olmayan riskli bir arkadaş ilişkisi kurabilir. Bağımlılık yapıcı maddelerin alışverişinde bulunabilir. Yani birçok risk aynı anda onları bekliyor. Aile, çocuğunun yanında olduğunu zannederken aslında o sanal anlamda çok farklı yerlerde dolaşıyor olabilir.' ifadesini kullandı.Ensari, teknoloji bağımlılığının akademik başarıyı ve arkadaşlık ilişkilerini etkilediğine işaret ederek, 'Çocuk gerçek hayatta bocalamaya başlıyor. Sosyal ortamlardan gerçek anlamda kopuyor. Bu içe çekilme, yalnızlık duygusu da bu kişilerin daha çok depresyona girmesine, daha çok ruhsal problem yaşamasına neden oluyor. Ergenlik hatta genç erişkinlik döneminde mutsuzluğu, sıkıntıyı teknoloji bağımlılığıyla yani davranışsal bağımlılıkla gidermeye çalışan kişiler buna erişemediğinde yine kısa yoldan sıkıntı ve stresle baş etme, mutlu olma amacıyla başka arayışlara girebiliyor. Alkol ve uyuşturucu gibi bağımlılık yapıcı başka maddeleri deneme yoluna gidebiliyor. Bağımlılıklar arasında geçiş çok kolay olabilmektedir. Alkol ve madde işin işine girdiğinde de istediğini elde edemediği noktada şiddete eğilim yine artabiliyor.' değerlendirmesinde bulundu.'Tedbir alarak çocukları bağımlılıktan koruyalım'Gençlerin ve çocukların akıllı telefon ile bilgisayar başında olmasına 'Çocuk telefonla oyalanıyor, eğleniyor.' gözüyle bakılmaması gerektiğini vurgulayan Ensari, ailelerin bunun takibini çok iyi yapması gerektiğini kaydetti.Ensari, teknoloji bağımlılığının yaygın olmasına rağmen tedavi için başvuruların beklenen kadar olmadığını aktararak bu konuda henüz bir farkındalık olmadığını söyledi.Teknoloji bağımlılığının çocuk ve ergenlik çağlarına indiğini belirten Ensari, komplike şartlar itibarıyla zor bir sürecin söz konusu olduğunun, bu nedenle toplumun bilinçlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.Ensari, geç kalmadan yardım arayışına girilmesi gerektiğini dile getirerek, 'Henüz çocuklarımız, gençlerimiz sürecin başındayken bu işin tehlikesini fark edelim ve tedbir alarak onları bağımlılıktan koruyalım.' dedi.
Reklam
Güncelleme - Uşak'ta Kardeşinin Bıçakladığı Kişi Hayatını Kaybetti
UŞAK (AA) - Uşak'ın Banaz ilçesinde kardeşi tarafından bıçaklanan kişi hayatını kaybetti.Kızılhisar köyünde ikamet eden M.Y. (17) ile ağabeyi B.Y. (36) arasında, evde henüz belirlenemeyen nedenle tartışma çıktı.Kavgaya dönüşen olayda M.Y, ağabeyi B.Y'yi bıçakla yaraladı.İhbar üzerine olay yerine gelen 112 Acil Servis ekipleri, yaralıyı Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırdı.B.Y, müdahaleye rağmen yaşamını yitirdi.Öte yandan M.Y, jandarma ekiplerince gözaltına alındı.
"Karanlıktan Aydınlığa Asr-I Saadet" Radyo Tiyatrosu Dinleyiciyle Buluştu
ANKARA (AA) - SEFA ŞAHİN - Diyanet İşleri Başkanlığınca Hazreti Muhammed'in ve ashabının tanıtılması amacıyla 160 bölüm halinde hazırlanan 'Karanlıktan Aydınlığa Asr-ı Saadet' isimli radyo tiyatrosu dinleyiciyle buluştu.Dini Yayınlar Genel Müdürlüğünce Mustafa Cihat'ın koordinatörlüğü ve Nisan Kumru'nun yönetmenliğinde hazırlanan eser, Diyanet Radyo'da her gün saat 09.00, 17.45 ve 02.00'de 8-10 dakikalık bölümler halinde yayımlanıyor.Genel seslendirmenin şair ve sunucu İbrahim Sadri tarafından yapıldığı eser, TRT iş birliğiyle çizgi film formatında da hazırlanacak.Dini Yayınlar Genel Müdürü Fatih Kurt, AA muhabirine yaptığı açıklamada, projenin geniş kadronun yer aldığı uzun soluklu çalışmayla 3 yılda hazırlandığını belirtti.Bu özellikleri dolayısıyla kapsamlı bir proje olduğunu vurgulayan Kurt, '890 karakterin yer aldığı, 100 profesyonel seslendirme sanatçısının görev yaptığı, 120 kişilik bir ekiple hayata geçirilen dünya çapında kapsamı itibarıyla benzeri olmayan bir proje. 160 bölümden oluşması da bunun ne denli kapsamlı bir çalışma olduğunu ortaya koyuyor.' diye konuştu.'Takipçiyi merakta bırakıp heyecanla beklemesini sağlayacak'Kurt, eserin takipçisini merakta bırakıp bir sonraki bölümü heyecanla beklemesini sağlayacağını vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:'Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından böyle bir projenin yapılmış olması sahih kaynaklara dayanan doğru bir siyer anlatımını insanımıza ulaştırmayı sağladı. Peygamber Efendimizin buyrukları direkt kendi dilinden değil dolaylı anlatım yoluyla aktarıldı. Peygamber Efendimiz seslendirilmedi. Peygamber Efendimize hürmeten filmlerde de malumunuz görüntüsü kullanılmaz. Sesi de direkt olarak kullanılmadı ama dolaylı bir anlatımla, nakil yoluyla seslendirilmiş oldu. Peygamberimizin mesajları belli bir netlikte insanımıza ulaştırıldı.'Radyo tiyatrosu çalışması kapsamında yapılacak projelere değinen Kurt, 'Peygamberimizin arkadaşlarının hayatları, sahabi hayatları konusunda da radyo tiyatrosu çalışmalarımız olacak. Bunun peşine inşallah onlar da gelecek.' dedi.'Peygamber Efendimizin evrensel mesajlarını insanlara ulaştırıyoruz'Kurt, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un ifadeleri ve bazı Fransız yetkililerin İslam karşıtı uygulamalarına da değinerek, şunları kaydetti:'İslam karşıtlığı Peygamber Efendimiz üzerinden Fransa'da bugünlerde kışkırtılmaya çalışılıyor. Mevlid-i Nebi Haftası'ndayız. Peygamber Efendimizin hayatını, insanlığa getirdiği evrensel mesajları, sevgiye, barışa, huzura dair öğretilerini bu hafta vesilesiyle insanlara ulaştırıyoruz. Bu sebeple bütün vatandaşlarımızın hem kendilerinin hatırlamaları hem de çocuklarımızın Peygamberimizin bütün insanlığı karanlıktan aydınlığa çıkaran evrensel mesajlarını öğrenmesi için projeye sahip çıkmalarını, takip etmelerini önemle hatırlatmak istiyorum.'
Reklam
Fransa İslamofobi İle Mücadele Kolektifi Direktörü: "Her Seçimde Başarısızlıkları Örtmek İçin Müslümanlar Hedef Gösterilmemeli"
PARİS (AA) - YUSUF ÖZCAN - Fransa'da çalışmalar yapan Fransa İslamofobi ile Mücadele Kolektifi (CCIF) Genel Direktörü Jawad Bachare, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron yönetiminin derneğe yönelttiği suçlamaları reddettiğini ve buna hukuk yoluyla yanıt vereceklerini belirterek 'Her seçimde ekonomik ve sosyal başarısızlıkları örtmek için Müslümanlar hedef gösterilmemeli.' dedi.Bachare, Macron yönetiminin derneği kapatma kararına, İslam karşıtı tutumuna ve artan Müslüman karşıtı saldırılara ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulundu. İçişleri Bakanı Gerald Darmanin'in önce öğretmenin öldürüldüğü olayda derneği sorumlu tuttuğunu, daha sonra ise derneği 'İslamcıların yuvası' olmakla suçladığını, bu nedenle derneği kapatmak istediğini ifade eden Bachare, şimdiye kadar kendilerine herhangi resmi yazı gelmediğini söyledi. Bachare, 'Bizim cevabımız hukuki olacak. Suçlamaları reddediyoruz.' dedi.Fransa'da son dönemde Müslüman derneklere yönelik artan baskılar ve siyasetçilerin İslam karşıtı açıklamalarına değinen Bachare, 'Fransa'da bu döngüsel bir durum. Bir topluma ayrımcılık yapıldığında İslam karşıtı saldırılar artıyor. Bundan üzüntü duyuyoruz. Siyasetçileri ve medyayı mantıklı olmaya ve toplumun temelini oluşturan sorumluluğa ve hukuk kurallarına geri dönmeye davet ediyoruz.' dedi. Bachare, son dönemde artan İslam karşıtı saldırıları kınadığını vurguladı. Bu tür saldırıya uğrayanların şikayette bulunması gerektiğini ve CCIF'ye başvuruda bulunabileceğini ifade eden Bachare, 'Fransa'da seçimler yaklaştığında İslam karşıtlığı artıyor. Fransa'da yaşayan Müslümanlar, Fransız vatandaşıdır ve barış içinde yaşamak istiyorlar. Her seçimde ekonomik ve sosyal başarısızlıkları örtmek için Müslümanlar hedef gösterilmemeli.' değerlendirmesinde bulundu. Bachare, ülkede kapatılacak olan dernekleri, hukuk yollarına başvurmaya davet etti.'Fransa'da Müslümanların geleceğine ilişkin çok ciddi endişe ve korku var. Çünkü Müslümanlar ayrımcılığa uğruyor. Müslümanlar siyasi açıklamalar üzerinden ayrımcılığa uğruyor ve bu medyada yer alıyor. Biz (siyasetçileri) sorumlu olmaya davet ediyoruz.' diye konuşan Bachare, ülkede ırkçılık karşıtı derneklerin CCIF'ye dayanışma gösterdiğini aktardı. Bachare, bundan sonraki çalışmalarını güvenlik nedenleriyle Avrupa'nın bir başka ülkesinde sürdüreceğini belirtti.Müslümanlara yapılan ırkçılığa tepki göstermenin ülkede rahatsızlık yarattığını vurgulayan Bachare, ülkeyi terk etmek zorunda kaldıklarını belirterek 'İçişleri Bakanı kamuya açık şekilde açıklamalarda bulunuyor ve bizi tehlikeye atıyor. Biz ölüm tehditleri içeren mektuplar alıyoruz. Fransa'da medeni hakları savunduğumuz için tehditler alıyoruz. Fransa'da bu gerçeği kabul edemeyiz.' dedi. Bachare, ülkede dini özgürlüklere saygı gösterilmesini istediklerini belirtti. CCIF Genel Direktörü, 'Ülkede düzenlenen tüm saldırıları şiddetle kınıyoruz. Saldırıları kınasak bile bunu yapmamakla suçlanıyoruz. (Öldürülen öğretmen) Samuel Paty'nin ailesine desteğimizi ifade etmek isterim.' ifadesini kullandı. Arap dünyasında, Macron'un son dönemde İslam karşıtı tutum sergilemesi karşı tepkiler sürerken, Fransız ürünlerine yönelik boykot çağrıları da yükseliyor. Paris yakınlarındaki Conflans-Sainte-Honorine semtinde 16 Ekim'de öğretmen Samuel Paty'nin öldürülmesinin ardından ülkedeki Müslüman derneklere yönelik baskılar ve baskınlar arttı.İçişleri Bakanı Darmanin, 19 Ekim'de yaptığı açıklamada, Fransa İslamofobi ile Mücadele Kolektifi (CCIF) ile Barakacity dahil birçok dernek ve sivil toplum kuruluşunun kapatılacağını duyurmuştu.
Adıyaman'da Kovid-19 Tedbirleri Kapsamında 95 Ev Karantinaya Alındı
ADIYAMAN (AA) - Adıyaman'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında 95 evde karantina uygulanmaya başlandı.Valilikten yapılan açıklamaya göre, kent merkezinde bazı kişilerin Kovid-19 test sonuçlarının pozitif çıkması üzerine İl Hıfzıssıhha Kurulu yeni kararlar aldı.Karar doğrultusunda farklı mahallelerdeki 95 ev karantinaya alındı.
Grafikli - Trump İle Biden'ın Türkiye Perspektifleri Birbirinden Önemli Ölçüde Ayrışıyor
WASHINGTON (AA) - HAKAN ÇOPUR - ABD'de 3 Kasım seçimlerinde başkanlık koltuğuna oturmak için yarışan Cumhuriyetçi Donald Trump ile Demokrat Joe Biden'ın Türkiye'ye ilişkin yaklaşımlarında kayda değer farklılıklar öne çıkıyor.ABD'de 3 Kasım Salı günü yapılacak başkanlık seçimleri, sadece Amerikan iç ve dış politikası açısından değil, aynı zamanda Türk-Amerikan ilişkileri açısından da büyük önem arz ediyor.2016 yılından bu yana başkanlık koltuğunda oturan Trump'ın Türkiye'ye bakışına ilişkin pek çok veri, halihazırda Türk kamuoyunun önünde bulunuyor.Türk-Amerikan ilişkilerinin oldukça dalgalı seyrettiği bir dönemde Trump, gerek kriz anlarındaki olumlu-olumsuz açıklamaları gerek ikili ilişkilerin seyrine etki eden kararlarıyla Ankara'nın tanıdığı bir başkan konumunda. Bu bakımdan ikili ilişkilerin Trump'la 4 yıl daha nasıl seyredebileceğini öngörmek daha mümkün gözüküyor.Öte yandan, 2008-2016 yıllarında Barack Obama'nın başkan yardımcılığını yapan Biden'ın Türkiye'yi ve Türk-Amerikan ilişkilerini yakından bilen bir isim olduğu da bir gerçek.Buna karşılık Biden'ın, başkan seçilmesi halinde Türk-Amerikan ilişkilerine negatif yansıyacak bazı güncel açıklamaları Ankara'da soru işaretleri ve hatta tepkiyle karşılandı.Yine de Biden'ın seçimleri kazanması halinde oluşturacağı kabine ve özellikle belirleyeceği ulusal güvenlik danışmanı ile dışişleri ve savunma bakanları, onun nasıl bir Türkiye politikası izlemek istediğine ilişkin en önemli ipuçları olacak.Trump'ın Türkiye karnesinden notlarBaşkanlık koltuğuna 20 Ocak 2017'de oturan Trump'ın Türkiye'ye ilişkin yaklaşımlarında son 4 yıldır sarf ettiği sözler ve kritik anlardaki açıklamaları, onun Türkiye'ye bakış açısını anlamada önemli ipuçları veriyor.Suriye'den asker çekme ve 'Rahip Brunson olayı' dışında genel olarak Türkiye ve özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile iyi ilişkileri olduğunu vurgulayan Trump, Kongre'deki Türkiye karşıtı havaya rağmen büyük oranda bu çizgisini korudu.Başkanlık dönemi S-400 ve YPG/PKK sorunlarının gölgesinde geçen Trump, her iki konuda da Erdoğan ile yakın temas halinde oldu ve zaman zaman Türkiye'ye hak veren önemli açıklamalarıyla Washington'daki Türkiye karşıtı korodan ayrıldı.Geçen yıl kasım ayında Beyaz Saray'da Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşen Trump, buradaki açıklamalarıyla Ankara'nın haklılığını teyit etti.Suriye konusu en önemli çıpa olduBaşkan olduğunda dış politika açısından Suriye'deki DEAŞ konusunu kucağında bulan Trump, Obama döneminden 'YPG/PKK ittifakını' da bir miras olarak aldı.Seçim vaatlerinden biri 'DEAŞ'ı en kısa sürede bitirmek' olan Trump, Pentagon ve ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının (CENTCOM) Suriye'de terör örgütü YPG/PKK ile kurmuş olduğu yakın iş birliğini sürdürme kararı aldı.2017 yılının mayıs ayında Pentagon'a 'YPG'ye doğrudan silah yardımı yapılması' konusunda resmen izin veren Trump, Suriye'nin kuzeyinden Amerikan askerlerini çekene kadar örgüte yaptığı yardımları sürdürdü.Ankara, Obama yönetimine olduğu gibi Trump yönetimine de YPG/PKK iş birliği dolayısıyla büyük tepki gösterirken, Washington'ın terör örgütüne yapmış olduğu tırlar dolusu silah yardımı ikili ilişkilerdeki en büyük krizlerden biri oldu.Cumhurbaşkanı Erdoğan ile 6 Ekim 2019'da bir telefon görüşmesi yapan Trump, bu görüşmenin ardından Türkiye'nin operasyon alanında bulunan Suriye'nin kuzeyindeki Amerikan askerlerini çekeceğini açıkladı.Washington'daki kurumsal yapı içerisinde ve Kongre'de memnuniyetsizlikle karşılanan bu karar, çok sayıda uzman tarafından 'Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın zaferi' olarak yorumlandı.Bu açıklaması Washington'da şok etkisi yaratan Trump, sonraki gün 'Türkiye'nin sınırlara uymaması durumunda' ekonomisini hedef alacağını ifade eden sert bir açıklama yaptı.Birkaç gün sonra da Cumhurbaşkanı Erdoğan'a bir Suriye mektubu gönderen Trump'ın buradaki sözleri, muhtemelen 4 yıllık başkanlık döneminde Türkiye aleyhindeki en ağır ifadeleri olarak kaydedildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise söz konusu mektubu iade etti.Trump'ın hemen ardından 'PKK DEAŞ'tan daha kötü' ve 'YPG'liler melek değil' şeklindeki açıklamaları ise önemli itiraflar olarak kayıtlara geçti.Sonraki günlerde ABD askerlerinin sadece 30 günlüğüne Suriye'ye gidip sonra uzun yıllar orada kaldıklarına vurgu yapan Trump, Suriye, Irak ve Afganistan gibi ülkelerdeki Amerikan askerlerinin en kısa zamanda ülkelerine döneceklerini belirtti.Trump'ın S-400'ler ve CAATSA yaptırımlarına yaklaşımıKuşkusuz Trump dönemindeki bir diğer kriz alanı da Türkiye'nin Rusya'dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemleri oldu.ABD Kongresi, 2 Ağustos 2017'de Trump'ın imzasıyla yürürlüğe giren CAATSA'nın (Amerika’nın Hasımlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşı Koyma Yasası) Türkiye'ye karşı uygulanmasını talep etti.Ancak hem CAATSA Yasası'nın uygulanmasını hem de Türkiye'ye karşı ayrıca yaptırımlar getirilmesini isteyen ve buna yönelik çok sayıda tasarıyı kabul eden Kongre'nin adımlarına Trump destek vermedi.2019 yılının haziran ayında Japonya'daki G-20 Zirvesi'nde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir araya gelen Trump, S-400'ler konusunda Türkiye'ye hak veren ve Patriot'ların Ankara'ya satılmaması konusunda Obama'yı suçlayan açıklamalarıyla gündemi belirledi.Halen Türkiye'ye yönelik CAATSA yaptırımlarını askıda tutan Trump'ın Kongre'den geçen Türkiye aleyhindeki tasarıları da gündemine almadığı görülüyor.Seçim sürecinde Trump'ın Türkiye açıklamalarıABD'nin seçim sathı mahalline girdiği son bir yıldır Türkiye ile ilgili pek çok açıklama yapan Trump, genellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan ile çok iyi ilişkilere sahip olduğunu vurguladı.Rakibi Biden'ın dünya liderleriyle baş edemeyecek bir isim olduğunu savunan Trump, en çok Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı örnek gösterdi.Ankara ile en gergin günlerini Rahip Andrew Brunson konusunda yaşayan Trump, son dönemdeki açıklamalarında 'Brunson'ın serbest bırakılmasının kendisi için çok önemli olduğunu' ifade etti.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını ve buna bağlı olarak ekonomik sıkıntılarla uğraşan Trump'ın yeniden seçilmesi halinde en önemli önceliğinin salgınla mücadele ve ekonomi olması bekleniyor.Dış politikada salgının kaynağı olarak gösterdiği Çin'le 'hesaplaşmayı' ve rekabeti öncelemesi beklenen Trump'ın, Türk-Amerikan ilişkileri bakımından son 1-2 yıldır sürdürdüğü çizgiyi devam ettireceği tahmin ediliyor.Trump ile Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kurmuş olduğu diyaloğun, ikili ilişkilerdeki kriz anlarında çözümün anahtarı olmaya devam edeceği değerlendiriliyor.Biden'lı yıllar ve bugüne yansımalarıObama'nın özellikle 2. başkanlık döneminde Suriye özelinde bozulmaya başlayan Türk-Amerikan ilişkileri, 2014 yılından itibaren Washington'ın YPG/PKK ile iş birliği yapmaya başlamasıyla giderek ivme kaybetti.Bu süreçte başkan yardımcısı olarak Ankara ile birçok temasta bulunan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'la görüşen Biden, büyük oranda Obama'nın gölgesindeki isim olarak hatırlandı.15 Temmuz 2016 Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişiminin ardından ağustos ayında Ankara'ya gelen Biden, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşmede, 'Darbe girişimine ilişkin ABD'nin önceden haberinin olduğu yönündeki iddiaları reddediyoruz' açıklamasını yaptı ancak bu açıklama Türkiye'de kimseyi tatmin etmedi.Biden'ın NYT açıklamasıBiden'ın 8 yıllık başkan yardımcılığının ardından Türkiye'ye ilişkin en çok konuşulan açıklamaları, ocak ayında New York Times (NYT) gazetesinin yayın kuruluyla yaptığı bir röportajda ortaya çıktı.Bu röportajında, 'Cumhurbaşkanı Erdoğan karşısında seçim yoluyla muhalefeti iktidara taşıma' niyetinden söz eden Biden, Ankara'nın büyük tepkisini çekti.Ayrıca 'S-400'ler konusunda Türkiye'ye bedel ödetmekten' bahseden Biden'ın bu açıklaması da başkan seçilmesi halinde bu konuda daha sıcak bir krizin habercisi olabilir.Diğer yandan, Biden, başkan yardımcısı adayı Kamala Harris ile yaptıkları ortak açıklamalarda, Dağlık Karabağ konusunda Türkiye'yi 'Azerbaycan'a silah göndererek çatışmaları körüklemekle' suçladı.Benzer şekilde, Doğu Akdeniz'deki Türkiye-Yunanistan gerginliğine ilişkin yine Türkiye'yi suçlayan Biden'ın 'Ayasofya yeniden müzeye çevrilmeli' şeklindeki açıklaması da öne çıktı.Tüm bu söylemlere rağmen, Biden'ın seçim öncesindeki Türkiye'ye yönelik negatif açıklamalarının başkan seçilmesi durumunda politikaya ne şekilde dönüşeceğini görmek için beklemek gerekiyor.
Analiz - Nijerya'nın Çözülemeyen Sorunları Ve Sokaklara Taşan Öfke
İSTANBUL (AA) -GÖKHAN KAVAK- Afrika’nın ekonomik olarak en büyük ülkelerinden Nijerya’da polis şiddetine karşı düzenlenen gösteriler ülkenin birçok eyaletine yayıldı. Başkent Abuja’da ve ülkenin ticaret merkezi Lagos’daki gösterilerde ise kan döküldü. Olaylarda en az 70 kişi hayatını kaybetti ve yüzlerce kişi yaralandı. Ülkenin güney eyaletlerinden Lagos, Rivers ve Delta’da ise sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Barışçıl gösterilerin yağma ve çatışmalara dönüşmesiyle can kayıplarının yaşanmasının ardından, Afrika Birliği ve Birleşmiş Milletler’in (BM) açıklamalarıyla konu uluslararası gündeme taşındı.Polis bünyesinde oluşturulan Özel Hırsızlıkla Mücadele Ekibi (SARS) tarafından Nijerya’nın Delta eyaletinde üç hafta önce bir gencin öldürülmesinin ardından başlayan gösterilerde, Nijeryalılar “insan haklarını ihlal ettiği” gerekçesiyle SARS’ın kaldırılmasını istiyor.Başta Hristiyan ağırlıklı güney eyaletlerde 8 Ekim’de başlayan gösteriler, Kuzey Grupları Koalisyonu’nun 19 eyalette yaptığı gösteri çağrısıyla, Müslüman çoğunluklu kuzey eyaletlere de sıçradı. Abuja ve Lagos başta olmak üzere birçok eyalette düzenlenen gösteriler yüzünden hayat durma noktasına geldi. Nijerya’da ay başından beri devam eden gösteriler sadece bu ülkenin değil, Afrika kıtasının da en büyük ve ses getiren gösterileri arasına şimdiden girdi. Ancak göstericilere yönelik saldırılar ve yaşanan yağmalar nedeniyle, barışçıl gösteriler amacından saptı ve gösterilere katılım nispeten azaldı.Nijerya güvenlik alanında birçok sorunla baş etmeye çalışıyor. Kuzeyde Boko Haram örgütü ve silahlı çetelerle mücadele eden hükümet, güneyde ise Biafra Yerli Halkları (IPOB), korsanlar, militanlar ve çetelerle uğraşıyor. Ülkenin en kalabalık eyaleti ve ilk başkenti olan Lagos’ta artan hırsızlık vakalarıyla mücadele için 1992’de kurulan SARS, üniversitelerde cinayetlerin artması üzerine, 2009’dan itibaren ülkenin farklı eyaletlerinde de yapılanmaya başladı.Kuruluş amacı güvenliği sağlamak olan SARS, son yıllarda masum vatandaşlara yönelik insan hakkı ihlalleriyle gündeme geliyor. Birçok Nijeryalı tarafından “silahlı çete” olarak tanımlanan SARS’ın üyelerinin, hırsızlıkla mücadele etme bahanesiyle masum insanları taciz ettiği ya da öldürdüğü dillendiriliyor. Aslında Nijerya polis müdürlüğünün geçen sene bu ekibin faaliyetlerini yasakladığını duyurmasına rağmen değişen bir şey olmadı ve SARS üyeleri görevlerine devam etti. Gösteriler sonrası Devlet Başkanı Muhammed Buhari, SARS’ın dağıtılacağı ve suçluların da cezalandırılacağı sözünü vererek göstericilere “eve dönün” çağrısı yaptı.Gösterilerin yayılmasında tek neden polis şiddeti değilNijerya’da polis şiddetinin yıllardır yaşanmakta olduğu bir gerçek. Uluslararası örgütler tarafından 2017-2020 yılları arasında Nijerya’da 82 polis şiddeti vakası belgelendi. SARS karşıtı gösterilerde de en az 70 kişinin hayatını kaybettiği iddia ediliyor. Yolsuzluk ve rüşvete en fazla bulaşan meslek grubu olan polislerin halk nezdinde de bir saygınlığı bulunmuyor. Nijerya İstatistik Bürosu 2017 verilerine göre polislerin yüzde 46,4’ü rüşvet alıyor. Polislerin rüşvete bulaşmasında düşük maaşın da önemli bir etkisi var. Aslında rüşvet ve yolsuzluk Nijerya’nın hemen her tarafını sarmış durumda. Nitekim polisin uyarılarını dikkate almayan vatandaşların asker karşısında çok daha dikkatli olduğu görülüyor.Gösterilerin özellikle gençler arasında yayılmasının en önemli nedenlerinden biri de ekonomideki sıkıntılar. Nüfusu 200 milyonu aşan ülkede 15-34 yaş arası nüfusun yüzde 70’i işsiz. Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) kısıtlamaları da ülkedeki ekonomik krizi bariz bir şekilde derinleştirdi. Afrika’nın en önemli petrol ve doğalgaz merkezi olan Nijerya’da yeraltı kaynaklarının ülkenin kalkınması için ve halkın menfaati doğrultusunda kullanılamaması işsizliği artıran unsurlardan. Diğer taraftan, topraklarının önemli bir kısmı elverişli olmasına rağmen tarımın yıllardır geri plana itilmesi, işsizliği ve fakirliği artıran sebepler arasında. Bu durum gelir adaletsizliğine de neden oluyor. Nitekim mülteci çadırlarının hemen yanında lüks villaların yükseldiği bir ülke olan Nijerya’da nüfusun yüzde 40’ından fazlası fakirlik sınırının altında yaşıyor.Nijerya polisinin ortaya çıkan olağanüstü durumların çoğunda sivillere yönelik şiddet kullandığı ve olayları ilgili kişileri sindirmek yoluyla bastırdığı görülüyor. Kısa vadede belki çözüm olsa da, kişilerin haklarını ihlal eden ve gururunu kıran eden bu durum toplum tabanında bir tepkinin doğmasına neden oluyor. O tepki de bugün olduğu gibi sokaklara yansıyor.Geçmişteki misyonerlik faaliyetleri ve köle ticareti nedeniyle, Batılı eğitim tarzı güneyde daha yaygın ve diasporadaki Nijeryalıların çoğunluğu güneyli. Bu durum sendika faaliyetlerinin, fikrî hareketliliklerin ve medyanın güney eyaletlerde daha yaygın olmasını sağlıyor. Bu nedenle Nijerya’da gösteriler ilk olarak güney eyaletlerde başladı ve daha sonra sınırlı olarak kuzeye yayıldı.Son yılların en büyüğü olan bu gösteriler, aslında devlet başkanı adayı da olan güneyli gazeteci ve siyasetçi Omoyele Sowore liderliğinde geçen sene başlatılan gösterilerin devamı ve daha geniş kapsamlısı olarak da değerlendirilebilir. Nitekim Sowore, 2019 başkanlık seçimlerinin güvenilir olmadığı gerekçesiyle “devrim çağrısı” yapmış ve destekçileriyle gösterilere başlamıştı.Gösterilerin dünya kamuoyunda yer bulmasında, yukarıda bahsettiğimiz Nijerya diasporasının önemli bir etkisi bulunuyor. #EndSARS başlığıyla Kanada, İngiltere, Almanya ve ABD’deki Nijeryalılar gösterileri dünya gündemine taşıdılar. 1967-70 arasındaki Biafra İç Savaşı’nda da Nijerya diasporasının etkin bir rol oynadığı görülmüştü.Yolsuzlukla mücadele etmiş asker ve devlet başkanı: Muhammed BuhariBaşkan Buhari gösteriler başladıktan yaklaşık iki hafta sonra, perşembe akşamı yaptığı açıklamada, halkın sesini açık ve net bir şekilde duyduklarını, taleplerin yerine getirildiğini söyledi ve gösterilere son verilmesini istedi.1983’teki darbeyle devlet başkanı olan asker kökenli siyasetçi Buhari 2015 ve 2019 seçimlerini de kazandı ve iki dönemdir görev yapıyor. Kendisi Nijerya’nın kuzeyinden ve Fulani kabilesinden bir Müslüman. Gösteriler ise daha çok güney eyaletlerde devam ediyor. Buhari 1983-85 yılları arasındaki askeri rejim döneminde olduğu gibi bugün de yolsuzluklarla mücadele eden bir lider. Birçok insan Buhari’nin askeri rejimini ülke tarihindeki en iyi askeri rejim olarak görüyor. Tuğgeneral olarak ordudan emekli olan Buhari ülke yönetimine sivil olarak da talip oldu ve 2015 ve 2019 seçimlerini kazandı. Buhari Boko Haram sorununun çözülmesi, yolsuzluklarla mücadele ve ekonominin iyileştirilmesi gibi vaatlerde bulunsa da bu sorunlar çözülebilmiş değil. Diğer taraftan ekonomi alanındaki kontrolcü yaklaşımıyla dikkati çeken Buhari, yerli pirinç üretimine destek vermek için ithalatı yasaklayarak ve yolsuzluklarla mücadele ederek sosyoekonomik alanda adımlar atmaya çalışıyor.Gösteriler ülkeyi saran bir krize dönüşme tehlikesiyle karşı karşıyaBarışçıl bir şekilde başlayan gösteriler iki hafta sonra çatışmaya dönüştü. Kimliği belirsiz kişilerce SARS karşıtlarına zaman zaman taş, sopa ve palalarla saldırılar düzenlenmesi, güvenlik güçlerinin göstericilere sert müdahalesi, marketlerin yağmalanması ve cezaevlerinden yaşanan firarlar, barışçıl gösterilerin ülkede büyük bir krize dönüşmesine neden oldu ve konuyu uluslararası gündeme taşıdı.Sonuç olarak, göstericilerin talepleri yerine getirilip SARS lağvedilse bile siyaset, ekonomi ve güvenlik alanlarında ciddi zorluklar yaşayan ülkede uzun vadeli bir çözümün sağlanması zor görünüyor. Son devlet başkanlığı seçimlerine 70 adayın başvurduğunu düşündüğümüzde ise ülkede kırılgan bir muhalefet olduğu tespitini rahatlıkla yapabiliriz. Ana muhalefet lideri Atiku Abubakar da göstericilere destek verdi ve bu haliyle gösteriler, iktidar-muhalefet cepheleşmesine dönüşme tehlikesiyle karşı karşıya. Profesyonelce ve organize bir şekilde başlayan gösterilerin toplumsal tabanda bir karşılığının olduğu açık ve gün geçtikçe de bu destek artıyor; fakat olaylarda yaşanan can kayıpları ve yaralanmalar, makul taleplerin lekelenmesine ve meşruiyetini kaybetmesine neden olabilir.
Reklam