onedio
Fetö'nün Sözde Denizli Kadın Sorumlusu Hücre Evinde Yakalandı
DENİZLİ (AA) - Denizli'de, aralarında FETÖ'nün sözde 'Denizli kadın bölge sorumlusu'nun da bulunduğu 4 zanlı, gizlendikleri hücre evinde yakalandı.İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri, FETÖ'den aranan bazı şüphelilerin kentte bulunduğu bilgisi üzerine belirlenen bir eve baskın yaptı.Örgüt tarafından hücre evi olarak kullanılan ikamette, FETÖ'den aranan 4 şüpheli gözaltına alındı. Zanlılardan A.Y'nin FETÖ'nün sözde 'Denizli kadın bölge sorumlusu' olduğu belirtildi. Evdeki aramalarda 500 avro, 355 dolar ve 22 bin 960 lira bulundu, bazı dijital malzemelere de el konuldu. Haklarında yakalama kararı bulunan şüphelilerden A.Y, S.Y. ve G.D, emniyetteki işlemlerinin ardından çıkarıldıkları nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandı. F.Ö. ise Afyonkarahisar Emniyet Müdürlüğüne gönderildi.
İran Genelkurmay Başkanlığı'ndan Azerbaycan Ve Ermenistan'a Sınır Uyarısı
ANKARA (AA) - İran Genelkurmay Başkanlığı Sözcüsü Tuğgeneral Ebulfazl Şikarçi, Dağlık Karabağ'daki çatışmalar sırasında meydana gelen sınır ihlalleri konusunda Azerbaycan ve Ermenistan'ı uyararak, sınırlarındaki herhangi bir tehdide tahammül göstermeyeceklerini söyledi.İranlı Öğrenciler Haber Ajansı'na (ISNA) göre, İran Silahlı Kuvvetleri'nin Azerbaycan ve Ermenistan sınırı boyunca savunma hatlarını güçlendirdiğini aktaran Tuğgeneral Şikarçi, 'İran'ın Ermenistan ve Azerbaycan ile ortak sınırlarında herhangi bir hata ve tehdide tahammül göstermeyeceğiz.' ifadelerini kullandı.Her iki komşu ülkeye, kendi vatandaşlarının canlarını tehlikeye atacak eylemlerden kaçınması uyarısında bulunan Şikarçi, 'İran'ın iki ülke ile iyi komşuluk ilişkilerine riayet etmesi, istismar edilmemelidir. Bu nedenle, herhangi bir saldırı veya tehdide sert karşılık vereceğimiz konusunda uyarıyoruz.' dedi.Şikarçi, Azerbaycan ve Ermenistan'a aralarındaki anlaşmazlıkları diyalog ve barışçıl yöntemlerle çözme çağrısı yaptı.İranlı yetkililer Dağlık Karabağ'da çatışmaların başlamasından bu yana meydana gelen sınır ihlalleri nedeniyle daha önce de tarafları uyarmıştı.
Okullarda Yüz Yüze Eğitimde Üçüncü Aşama 2 Kasım Pazartesi Başlıyor
ANKARA (AA) - Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), yüz yüze eğitime geçiş planlaması doğrultusunda 2 Kasım Pazartesi itibarıyla ortaokul 5. ve lise 9. sınıf öğrencilerinin yüz yüze eğitime başlayacağı üçüncü aşamanın detaylarını 81 ile gönderilen yazıyla paylaştı. Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, koronavirüs salgını tedbirleri kapsamında aşamalı olarak yüz yüze eğitime geçişler devam ediyor. 2020-2021 eğitim öğretim döneminde ilk etapta okul öncesi ve 1. sınıflara ek olarak 2, 3, 4, 8. ve 12. sınıflarda yüz yüze eğitimi başlatan MEB, 2 Kasım Pazartesi'den itibaren 5. ve 9. sınıflarda başlayacak yüz yüze eğitim programının detaylarını 81 ile gönderdiği yazıyla paylaştı. Buna göre, resmi ve özel ortaokul 5. sınıflarda haftada 2 gün toplam 12 ders saati ( 2 gün, 6+6), imam hatip ortaokullarında ise haftada 2 gün toplam 14 ders saati (2 gün, 7+7 ) uygulanacak. Lise 9. sınıflarda ise haftada 2 gün toplam 16 ders saati (2 gün, 8+8) yapılacak. Sınıflar, öğrenci mevcudu doğrultusunda sosyal mesafeye göre gruplara ayrılacak, her ders süresi 30 dakika, dersler arası dinlenme süresi de 10 dakika olarak uygulanacak. Yüz yüze işlenecek derslerOrtaokul 5. sınıflarda Türkçe, Matematik, Fen Bilimleri, Sosyal Bilgiler, Yabancı Dil, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri; imam hatip ortaokul 5. sınıflarda ise Türkçe, Matematik, Fen Bilimleri, Sosyal Bilgiler, Yabancı Dil, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, Kur’an-ı Kerim ve Arapça dersleri yüz yüze eğitim yoluyla işlenecek.9. sınıf öğrencileri de haftalık ders çizelgelerinde gösterilen ortak, seçmeli ve mesleki derslerin tümünden sorumlu olduklarından okul yönetimince belirlenen derslerin yüz yüze eğitim yoluyla, bunların dışında kalan derslerin ise uzaktan eğitim yoluyla tamamlamaları gerekiyor. Yüz yüze eğitim için çocuğunu okula göndermek istemeyen velinin yazılı onayı alınacak ve okula gelmeyen öğrenciler devamsız sayılmayacak ancak velisi tarafından okula gönderilmeyen öğrenciler uzaktan eğitimle derslerine devam edecek. Öğrenciler devam ettiği sınıfın müfredatından sorumlu olacak ve tüm konu ile kazanımlardan yapılacak ölçme ve değerlendirmelere katılacak.
İtalya'da Artan Kovid-19 Vakaları "Sıkı Karantina" Tartışmalarına Hız Kazandırdı
ROMA (AA) - Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında yeni vaka sayısının son haftalarda hızla arttığı İtalya'da Başbakan Giuseppe Conte, genel bir karantinadan kaçınmaları gerektiğini söylerken, bilim insanları daha sıkı önlemler alınması için çağrıda bulundu. Ülkede, dün kaydedilen 16 bin 79 yeni vaka ile en yüksek günlük vaka sayısına ulaşılmasının ardından salgının hızlı şekilde yayılması endişe ve önlemlerle ilişkili tartışmalara yol açtı.İtalyan basınına yansıyan haberlerde, aralarında ülkenin önde gelen bilim insanlarının da bulunduğu 100'ü aşkın akademisyen, Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella ve Başbakan Giuseppe Conte'ye bir mektup yazarak, enfeksiyonun hızla yayılmasının önüne geçmek için daha sert tedbirler getirilmesi gerektiğini, aksi takdirde ilerleyen günlerde yüzlerce ölümün olabileceğini savundu. Bilim insanları mektuplarında, durumun endişe verici ve acil bir konu olduğuna dikkati çekerek, 'Ekonomik gereksinimlere yönelik kaygılar yerini enfeksiyonun yayılmasına karşılık İtalyan anayasasında da belirtildiği üzere bireysel ve toplum sağlığını korumaya bırakmalıdır.' ifadesini kullandı. En çok vaka artışı görülen ve geceleri sokağa çıkma yasağı uygulamasını bugünden itibaren başlatacak olan Campania Bölgesi’nin başkanı Vincenzo De Luca da kısa süreli de olsa tüm ülke genelinde yeniden sıkı karantina gerektiğini söyledi. Başbakan Conte genel karantinaya karşı Başbakan Conte ise bugün işçi ve emek festivali organizasyonuna gönderdiği video mesajında, salgının ilk dalgasında elde ettikleri tecrübelere işaret etti ve 'Bugünlerde gördüğümüz, salgındaki yükselişe yönelik artan endişeyi paylaşıyorum. Halen salgın durumundayız, dikkatimizi yüksek tutmalıyız. Geçen bahar aylarında kazandığımız güçlü deneyimle, üretim ve çalışma faaliyetlerinin durdurulmasından, okul ve kamu dairelerinin kapatılmasından kaçınarak yayılmayı kontrol altına almalıyız. İkinci kez genel bir tecritten kaçınmalıyız.' diye konuştu. Conte, hükümetin gerekirse duruma hemen müdahale etmek için de hazır olduğunu ifade etti. Ülkede birinci dalgada olduğu gibi ikinci dalgada da en çok vaka görülen Lombardiya Bölgesi'nin başkanı Attilio Fontana da ulusal çapta bir karantinadan kaçınmak için her şeyi yapmaları gerektiğini söyledi. Bu arada, La Repubblica gazetesinde bugün çıkan bir haberde, Başbakan’ın bölgesel düzeyde alınan önlemlerin günlük vaka seyrindeki gidişatını 10 gün boyunca gözlemleyip buna göre halen ihtiyaç olması durumunda, mart-nisan dönemine göre biraz daha hafif bir karantinaya gitmeyi değerlendirebileceği ifade edildi.
Adalet Bakanı Gül, Berlin'de Camiye Yapılan Baskını Kınadı:
ANKARA (AA) - Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Berlin Mevlana Camisi'ne düzenlenen baskını şiddetle kınadığını bildirdi.Gül, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda şunları kaydetti:'Berlin Mevlana Camisi'ne düzenlenen ölçüsüz, saygısız, kutsalları hiçe sayan baskını şiddetle kınıyorum. Polisin hürmetsiz tutumu, akıl ve hukukla izahtan varestedir. Avrupa'da nükseden ırkçılık hastalığının ve İslam düşmanlığının kurumlara sirayet ettiğini görmek endişe verici.'
Reklam
Esed Rejimi Ülkenin Güneyindeki Dera'da Protesto Edildi
DERA (AA) - Suriye'nin güneyinde Beşşar Esed rejiminin kontrolündeki Dera ilinde rejim karşıtı gösteriler düzenlendi.Suriye-Ürdün sınırındaki Dera'nın Dera Beled ilçesi ile kırsal kesim kesimde yer alan Hirak, Tafas ve Maraba beldelerinde onlarca kişi, Esed rejimini protesto etmek için cuma namazı sonrası bir araya geldi.'Halkını öldüren haindir' yazılı pankartların açıldığı gösterilerde, rejim ve İran karşıtı sloganlar atıldı.'Suriye Devrim Bayrağı'nı taşıyan göstericiler, rejimin verdiği sözleri yerine getirmesini ve tutukluların derhal serbest bırakılmasını istedi.Protestocular, bölgede Rusya garantörlüğünde Esed rejimiyle 2018'de uzlaşı imzalayan eski muhalif komutanları son dönemde hedef alan saldırılara da tepki gösterdi.Dera il merkezi ve kırsalı son dönemlerde benzer gösterilere sahne oluyor.Dera'daki son durumOrta Doğu'daki 'Arap Baharı' dalgasının Suriye'ye de sıçraması üzerine 15 Mart 2011'de bir grup öğrencinin okul duvarına, Beşşar Esed'e hitaben, 'Ey doktor (Beşşar Esed) şimdi sıra sende' yazmasıyla başlayan halk ayaklanmasının fitili, Dera ilinde ateşlenmiş, kent yıllar içinde muhaliflerin eline geçmişti.Ancak rejim, abluka ve yoğun saldırıya maruz bıraktığı Dera'da Rusya'nın ara buluculuğunda muhaliflerle Temmuz 2018'de görüşmeler yapmış, bölgede kalmak isteyenler uzlaşıya imza atarak ellerindeki ağır silahları rejim güçlerine teslim ederken, uzlaşmayı reddeden gruplar ise zorunlu göçle ülkenin kuzeyine gönderilmişti.Dera'dan ayrılmayan eski muhalif gruplar, rejim birliklerinin girdiği Tafas, Dera el-Beled, Basra Şam gibi bölgelerde hafif silahlarla mücadele ediyor.
Aydın'da Komşusunu Öldüren Sanığa Ağırlaştırılmış Müebbet
AYDIN (AA) - Aydın'ın İncirliova ilçesinde hırsızlık için girdiği evde komşusunu darbederek öldürdüğü suçlamasıyla yargılanan sanığa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada taraflar, yakınları ve avukatları hazır bulundu.Tutuklu sanık Özal Acar (20), Nazilli E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan SEGBİS aracılığıyla savunmasını yaptı.Savcı, mütalaasında hırsızlık için eve giren sanığın, maktulün kendisini fark etmesi üzerine kafasına ütüyle vurduğunu, çıkan arbedede boğazını sıkıp kafasına yastık bastırarak öldürdüğünü, daha sonra da elleri ile ayaklarını bağladığını belirtti ve sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep etti.Sanık ise mütalaayı kabul etmediğini, yaşanan olaydan dolayı maktulün ailesinden özür dilediğini kaydetti.Savunmanın ardından mahkeme heyeti, Acar hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi.OlayAli Çetinkaya (69), İstiklal Mahallesindeki evinde, 7 Nisan 2019'da elleri ve ayakları bağlı şekilde ölü bulunmuş, soruşturma sonucu gözaltına alınan komşusu Özal Acar, tutuklanmıştı.
Reklam
Afrika Birliği, Libyalı Tarafları Ateşkes Anlaşmasına Saygı Duymaya Çağırdı
İSTANBUL (AA) - Afrika Birliği (AfB) Komisyonu Başkanı Musa Faki Muhammed, Libya'daki tarafları, Birleşmiş Milletlerin (BM) Libya'da kalıcı ateşkes anlaşmasına saygı duymaya çağırdı. Muhammed, Twitter hesabından, Libya'daki ateşkes kararıyla ilgili paylaşımda bulundu. Muhammed paylaşımında, 'Libya'daki ateşkesi memnuniyetle karşılıyor ve tüm tarafları anlaşmaya ve bu önemli gelişmenin ruhuna saygı duymaya çağırıyoruz.' ifadelerini kullandı.Libya'da barışın önemine vurgu yapan Muhammed, Libyalıların, ülkede barışın inşası ve uzlaşı sürecine başlamak için kalıcı bir ateşkesi hak ettiğini kaydetti. BM, Cenevre'deki 5+5 Ortak Askeri Komite toplantılarının dördüncü turunda, Libyalı tarafların ülke genelinde kalıcı ateşkes için anlaşmaya vardığını, ateşkesin derhal yürürlüğe gireceğini açıklamıştı.
İstanbul Havalimanı Kovid-19 Test Merkezinden 141 Bin 811 Yolcu Hizmet Aldı
İSTANBUL (AA) - İstanbul Havalimanı'nda yeni tip koronavirüsle (Kovid-19) mücadele kapsamında test yapılması için kurulan merkezde 141 bin 811 yolcuya hizmet verildi.Havalimanında yurt dışından gelen ve yurt dışına giden yolcuların PCR testi yaptırmaları için dış hatlar terminalinde kurulan merkezde günde 5 bin kişiye test yapılıyor. Test sonucu pozitif çıkan yolcular, uçuşlarını iptal ederek, tedavi için belirlenen hastanelere gönderiliyor. Sonuçlar, Türkçe ve İngilizce olarak yolculara elektronik posta üzerinden gönderiliyor ya da isteğe göre ıslak imzalı çıktı olarak da alınabiliyor. Sonuçlara, e-devlet ve e-nabız sistemleri üzerinden de ulaşılıyor. Sonuçlar 3-5 saat içinde çıkıyorPCR testi isteyen yolcular belgelerle terminaldeki merkeze başvuru yapıyor.Sıra numarası alan yolcular, kabinlere yönlendiriliyor ve test için boğaz ile burundan sürüntü örnekleri alınıyor. Laboratuvarlarda incelenen örneklerin sonuçları 3-5 saat içinde çıkıyor. Yolcular, testi 250 lira karşılığında buradan yaptırarak, seyahate çıkabiliyor.Yolculardan Erol Süzer, Suudi Arabistan'dan geldiğini, Tokat'taki ailesiyle huzurlu ve mutlu bir şekilde buluşmak için kendi isteğiyle test yaptırdığını ifade ederek, 'İstanbul Havalimanı'nda bu testi yaptırmak çok güzel oldu. Ailemize mutlu bir şekilde gitmek için bunu öngördüm. Arkadaşlarımızla birlikte gönüllü olarak testimizi yaptırdık. Böylece kendimizden de emin olacağız.' dedi.
Fetö'nün Hava Kuvvetleri Yapılanması Soruşturmasında 11 Şüpheli İtirafçı Oldu
ANKARA (AA) - Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) Hava Kuvvetleri Komutanlığı (HKK) yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 15 şüpheliden 11'i itirafçı oldu.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 15 kişi, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.Cumhuriyet Savcısı Uğur Fatih Pehlivan tarafından sorgulanan şüphelilerden 11'i, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediklerini belirterek itirafçı oldu. Örgütle bağlantısını bildikleri kişileri teşhis ettikleri öğrenilen 11 şüpheli, adli kontrol şartıyla salıverildi.Diğer şüphelilerden biri çıkarıldığı nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğince tutuklanırken, 3'ü ise adli kontrol şartları uygulanarak serbest bırakıldı.SoruşturmaAnkara Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ'nün Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesindeki yapılanmasına yönelik 21 mahrem imam ile 4 astsubay toplam 25 şüpheli hakkında 13 Ekim’de gözaltı kararı verilmişti.Ankara merkezli 14 ilde yapılan operasyon sonucu şüphelilerden 15'i gözaltına alınmıştı.
Reklam
Bakan Pekcan, Tüsiad'ın "Küresel Tedarik Zincirlerinin Yeniden Yapılanması" Webinarında Konuştu:
ANKARA (AA) - Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Avrupa Birliği (AB) ile Birleşik Krallık arasında sağlanacak anlaşmaya paralel biçimde, Türkiye ile Birleşik Krallık arasında da bir Serbest Ticaret Anlaşması imzalanması yönünde Birleşik Krallık makamlarıyla çalışmaların olumlu ilerlediğini belirterek, 'Hatta belli bir noktaya ulaşmış durumdayız.' dedi.Bakan Pekcan, Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneğince (TÜSİAD) düzenlenen 'Küresel Tedarik Zincirlerinin Yeniden Yapılanması' konulu webinara katıldı. Dünya ekonomisinde küresel değer zincirlerinin trendinin değişmesi veya en azından dönüşmesi ihtimaliyle karşı karşıya olduğunu ifade eden Pekcan, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının bu ihtimalin belirlenmesinde tetikleyici rol üstlendiğini söyledi. Pekcan, salgının, modern dünyada eşine az rastlanmış ölçüde ekonomik şoklara ve daralmaya yol açtığına işaret ederek, bunun hem arz hem de talepte gerçekleştiğini, finansal piyasalarda da ciddi dalgalanmaların kaydedildiğini bildirdi. Kovid-19 krizinin, küresel değer zincirlerinin işleyişindeki derin fay hatlarını harekete geçirdiğine dikkati çeken Pekcan, küresel şirketler ve onların farklı kıtalarda yer alan tedarikçileri arasındaki karşılıklı yüksek bağımlılık modelinde kırılmalar oluştuğunu yarattığını dile getirdi.Pekcan, özellikle salgının ilk dönemlerinde tedarik zincirlerindeki aksamaların küresel firmalar tarafından yeni tedarik ağları arayışı için de bir başlangıç oluşturduğunu vurgulayarak, 'Bu, Çin'e alternatif üretim üsleri yaratılması çalışmalarının hızlanmasına yol açmıştır. Bu çerçeveden bakıldığında yeni arayışların bir neticesi olarak, önümüzdeki dönemde, küresel değer ve tedarik zincirlerinde hissedilebilir ve gözle görülebilir değişimleri yaşamamız şaşırtıcı olmayacak.' diye konuştu.Bakan Pekcan, küresel değer zincirlerindeki dönüşümü konuşmanın tek sebebinin salgın olmadığını, Endüstri 4.0 olarak başlayan trendle dönüşümün temellerinin atılmaya başlandığını, özellikle otomasyon alanında yeniliklerin üretimde düşük vasıflı iş gücüne bağımlılığı azaltabilecek nitelikte olduğunu kaydetti.Düşük vasıflı iş gücüne bağımlığın azalmasının da üretim süreçlerinin dağınık küresel ölçekli yapısından daha bütünleşik bölgesel ölçekli bir yapıya dönüşmesini teşvik edebilecek nitelikte olduğunu ifade eden Pekcan, 'Dolayısıyla aslında Endüstri 4.0 ile başlayan üretimde bölgesel yoğunlaşma sürecinin, ticaret savaşları ve korumacılık önlemleriyle beraber tetiklenmesi, pandemi şokuyla birlikte hız kazanmış olabileceği yönünde bir değerlendirmede bulunmak mümkün.' ifadelerini kullandı. 'Bloklaşma ve kamplaşma gibi süreçlere taraftar değiliz'Bakan Pekcan, özellikle ABD ve Avrupa Birliği'ndeki (AB) üreticilerde tedarikçilerin yurt içi veya yakın bölgelere alınmasına yönelik çalışmalar başlatılmasına ve yerelleşmenin artırılmasına yönelik bir eğilim oluştuğunu belirterek, şu değerlendirmede bulundu:'Hatta bunun da bir yan etkisi olarak, bölgesel bloklaşmanın artabileceği, liberal ticaret politikalarının yerini korumacılığın, ülkeler arası iş birliğinin yerini ise bölgeselleşmenin ve milliyetçiliğin alacağı 'adalaşma' dönemine girdiğimiz bile bazı uluslararası çalışmalarda dile getirilmeye başladı. Tedarik mesafelerinin ve sürelerinin kısalması, tedarikçi sayılarının artırılması, tedariklerin daha sık ve daha küçük partiler halinde yapılması, tedarik zincirlerinde bölgesel yeni ağlar kurulması, yeni tedarik zinciri ağlarına yönelik olarak yeni ticaret ve gümrük birliği alanları oluşturulması öne çıkabilecek eğilimler arasında değerlendirilmektedir. Küresel ticaretteki korumacılık maalesef yeni bir konu değil. Pandemi öncesinde, özellikle 2018 yılından itibaren ABD-Çin-AB eksenli başlayan ve küresel ekonomiyi kıskacına alan korumacılık trendi bugün de artarak etkilerini sürdürüyor. Biz Türkiye olarak her zaman adil rekabet şartları ve kurallara dayalı serbest ticaretten yana olduk. Çünkü biz kendimize ve rekabet gücümüze güveniyoruz. Dolayısıyla bloklaşma ve bloklar arası kamplaşma gibi süreçlere genel itibarıyla taraftar değiliz ancak elbette tüm bu senaryoları iyi irdeliyoruz ve pozisyonumuzu bu yönde alıyoruz.''Ticari diplomasi faaliyetlerini de etkinlikle sürdürüyoruz'Pekcan, bölgesel ölçekte bakıldığında bugün Türkiye’nin, AB başta olmak üzere, komşu ve çevre ülkelerle güçlü bir yasal iş birliği altyapısının, derinleşmiş ekonomik ve ticari ilişkilerinin bulunduğunu belirterek, şöyle konuştu:'Bölgemizdeki ticaret ortaklarımızla bu ilişkilerimizi yasal, teknik ve fiili olarak daha da ileri noktalara taşımak için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bu konuda ticari diplomasi faaliyetlerimize de Bakanlık olarak ara vermeden devam ediyoruz. Göreve gelişimden itibaren 164 ikili görüşme gerçekleştirdik, bunların 72'si muhataplarımızla yüz yüze oldu. Bu dönemde hem AB ile Gümrük Birliğinin güncellenmesi hem de çelik sektöründe uygulanan korumacılık önlemleri başta olmak üzere Bakanlık olarak 44 görüşme gerçekleştirdik, bunun 32'sini ben muhataplarımla yaptım. Bu süreçte İstişare Kurulu üyelerimiz yakinen biliyorlar, biz sivil toplum kuruluşlarımızı Gümrük Birliği Anlaşması'nın güncellenmesi için aktif rol oynamaya davet ediyoruz. Çünkü artık AB iş dünyasının da en az Türk iş dünyası kadar Gümrük Birliği Anlaşması'nın güncellenmesine ihtiyacı var. 25 yılını doldurmuş ve geçici olarak düzenlenmiş anlaşma üzerinde konuşuyoruz, artık bu pandemi sürecinde de ön plana çıkan dijitalleşme, e-ticaret, servis ve hizmet, kamu alımlarını, tarım ürünlerini kapsamamaktadır. Bu anlaşmanın güncellenmesi her iki tarafın iş dünyasının da faydasınadır.'Bakan Pekcan, AB ve bölgesel ortaklar olmak üzere ticari diplomasi faaliyetlerini de etkinlikle sürdüklerine işaret ederek, 'AB ile Birleşik Krallık arasında sağlanacak anlaşmaya paralel bir biçimde ülkemiz ile Birleşik Krallık arasında bir Serbest Ticaret Anlaşması imzalanması yönünde Birleşik Krallık makamları ile çalışmalarımız olumlu biçimde ilerliyor. Hatta belli bir noktaya ulaşmış durumdayız. Sadece AB ile Birleşik Krallık arasındaki anlaşma sürecinin gecikmesi bizim onlara paralel anlaşma yürüttüğümüz için bu gecikmeye neden olmaktadır. Yine 'Küresel Değer Zincirleri' bağlamında önemli konular olan AB Yeşil Mutabakatı Stratejisi'ni ve AB Tedarik Zinciri yasal düzenlemelerini yakından takip ettiğimizi ve bu konular üzerinde çalıştığımızı da belirtmek isterim.' dedi.'Türkiye'nin bir fırsat dalgası yaşayabilme potansiyeli mevcut'Bakan Pekcan, küresel değer zincirlerinin dönüşüm sürecinde Türkiye'nin avantajlarına da dikkati çekerek, ülkenin elinin güçlü olduğu söyledi. Dünya genelinde yapılan birçok çalışma ve anketin Türkiye'nin 'yeni normal' olarak adlandırılan dönemde alternatif tedarikçi adayı ülkelerden biri olma potansiyeline sahip bulunduğunu gösterdiğini vurgulayan Pekcan, alternatif arayışları çerçevesinde Türkiye'nin, potansiyel olarak, daha avantajlı konuma geçebilecek ülkelerin başında geldiğini bildirdi. Çin'in Bir Kuşak Bir Yol Projesi kapsamında özellikle lojistik konusunda attığı adımları da göz ardı etmemek gerektiğini ifade eden Pekcan, bu konuda hızla adımlar atacaklarını, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile koordinasyon halinde sadece kara yolu kotalarına bağlı kalarak değil, hem demir yolu hem de Ro-Ro taşımacılığının ön plana çıkması ve ticaret ortaklıklarının yoğun olduğu ülkelerde Türkiye lojistik merkezlerinin kurulması yönünde çalışmalarının devam ettiğini anlattı. Pekcan, Türkiye'nin bu avantajın üstüne yeni yatırımlar ve yeni ticari ortaklıkları içeren bir fırsat dalgası yaşayabilme potansiyelinin mevcut olduğunu belirterek, 'Türkiye’nin bu fırsat dalgasını içselleştirebilecek kapasitesi var.' diye konuştu. Bakanlık olarak dijital ekonomiye adaptasyon konusuna büyük önem verdiklerini vurgulayan Pekcan, bu doğrultuda yürüttükleri çalışmalara değindi. Pekcan, salgın döneminde 'e-Ticaret Olarak KOBİ'lerin Yanındayız' kampanyasını başlattıklarını hatırlatarak, '135 bin KOBİ'miz bu kampanyadan yararlandı 7 bin ilave iş gücü yarattık ve 3 bin 761 KOBİ'miz e-ticaretle tanıştı ve 1,2 milyar lira erken ödeme gerçekleştirildi.' ifadelerini kullandı. Bakanlık projelerinin yanı sıra Türkiye'nin küresel tedarik zincirleri alanında ön sıralarda yer alabilmesi için başlatılan bir projeye de dikkati çeken Pekcan, 'Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurulu, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi, Ticaret Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ve özel sektör temsilcilerinin katılımlarıyla toplantılar gerçekleştiriyoruz. Çalışmaları yürütmek üzere bakanlar düzeyinde 'Yönlendirme Komitesi' bir de 'Program Ofisi' oluşturduk. Bu sürecin önümüzdeki günlerde Bakanlığımızın katkılarıyla daha da kurumsal bir hale geleceğini öngörüyoruz.' değerlendirmesinde bulundu.
Bakan Pekcan, Tüsiad'ın "Küresel Tedarik Zincirlerinin Yeniden Yapılanması" Webinarında Konuştu:
ANKARA (AA) - Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Avrupa Birliği (AB) ile Birleşik Krallık arasında sağlanacak anlaşmaya paralel biçimde, Türkiye ile Birleşik Krallık arasında da bir Serbest Ticaret Anlaşması imzalanması yönünde Birleşik Krallık makamlarıyla çalışmaların olumlu ilerlediğini belirterek, 'Hatta belli bir noktaya ulaşmış durumdayız.' dedi.Bakan Pekcan, Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneğince (TÜSİAD) düzenlenen 'Küresel Tedarik Zincirlerinin Yeniden Yapılanması' konulu webinara katıldı. Dünya ekonomisinde küresel değer zincirlerinin trendinin değişmesi veya en azından dönüşmesi ihtimaliyle karşı karşıya olduğunu ifade eden Pekcan, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının bu ihtimalin belirlenmesinde tetikleyici rol üstlendiğini söyledi. Pekcan, salgının, modern dünyada eşine az rastlanmış ölçüde ekonomik şoklara ve daralmaya yol açtığına işaret ederek, bunun hem arz hem de talepte gerçekleştiğini, finansal piyasalarda da ciddi dalgalanmaların kaydedildiğini bildirdi. Kovid-19 krizinin, küresel değer zincirlerinin işleyişindeki derin fay hatlarını harekete geçirdiğine dikkati çeken Pekcan, küresel şirketler ve onların farklı kıtalarda yer alan tedarikçileri arasındaki karşılıklı yüksek bağımlılık modelinde kırılmalar oluştuğunu yarattığını dile getirdi.Pekcan, özellikle salgının ilk dönemlerinde tedarik zincirlerindeki aksamaların küresel firmalar tarafından yeni tedarik ağları arayışı için de bir başlangıç oluşturduğunu vurgulayarak, 'Bu, Çin'e alternatif üretim üsleri yaratılması çalışmalarının hızlanmasına yol açmıştır. Bu çerçeveden bakıldığında yeni arayışların bir neticesi olarak, önümüzdeki dönemde, küresel değer ve tedarik zincirlerinde hissedilebilir ve gözle görülebilir değişimleri yaşamamız şaşırtıcı olmayacak.' diye konuştu.Bakan Pekcan, küresel değer zincirlerindeki dönüşümü konuşmanın tek sebebinin salgın olmadığını, Endüstri 4.0 olarak başlayan trendle dönüşümün temellerinin atılmaya başlandığını, özellikle otomasyon alanında yeniliklerin üretimde düşük vasıflı iş gücüne bağımlılığı azaltabilecek nitelikte olduğunu kaydetti.Düşük vasıflı iş gücüne bağımlığın azalmasının da üretim süreçlerinin dağınık küresel ölçekli yapısından daha bütünleşik bölgesel ölçekli bir yapıya dönüşmesini teşvik edebilecek nitelikte olduğunu ifade eden Pekcan, 'Dolayısıyla aslında Endüstri 4.0 ile başlayan üretimde bölgesel yoğunlaşma sürecinin, ticaret savaşları ve korumacılık önlemleriyle beraber tetiklenmesi, pandemi şokuyla birlikte hız kazanmış olabileceği yönünde bir değerlendirmede bulunmak mümkün.' ifadelerini kullandı. 'Bloklaşma ve kamplaşma gibi süreçlere taraftar değiliz'Bakan Pekcan, özellikle ABD ve Avrupa Birliği'ndeki (AB) üreticilerde tedarikçilerin yurt içi veya yakın bölgelere alınmasına yönelik çalışmalar başlatılmasına ve yerelleşmenin artırılmasına yönelik bir eğilim oluştuğunu belirterek, şu değerlendirmede bulundu:'Hatta bunun da bir yan etkisi olarak, bölgesel bloklaşmanın artabileceği, liberal ticaret politikalarının yerini korumacılığın, ülkeler arası iş birliğinin yerini ise bölgeselleşmenin ve milliyetçiliğin alacağı 'adalaşma' dönemine girdiğimiz bile bazı uluslararası çalışmalarda dile getirilmeye başladı. Tedarik mesafelerinin ve sürelerinin kısalması, tedarikçi sayılarının artırılması, tedariklerin daha sık ve daha küçük partiler halinde yapılması, tedarik zincirlerinde bölgesel yeni ağlar kurulması, yeni tedarik zinciri ağlarına yönelik olarak yeni ticaret ve gümrük birliği alanları oluşturulması öne çıkabilecek eğilimler arasında değerlendirilmektedir. Küresel ticaretteki korumacılık maalesef yeni bir konu değil. Pandemi öncesinde, özellikle 2018 yılından itibaren ABD-Çin-AB eksenli başlayan ve küresel ekonomiyi kıskacına alan korumacılık trendi bugün de artarak etkilerini sürdürüyor. Biz Türkiye olarak her zaman adil rekabet şartları ve kurallara dayalı serbest ticaretten yana olduk. Çünkü biz kendimize ve rekabet gücümüze güveniyoruz. Dolayısıyla bloklaşma ve bloklar arası kamplaşma gibi süreçlere genel itibarıyla taraftar değiliz ancak elbette tüm bu senaryoları iyi irdeliyoruz ve pozisyonumuzu bu yönde alıyoruz.''Ticari diplomasi faaliyetlerini de etkinlikle sürdürüyoruz'Pekcan, bölgesel ölçekte bakıldığında bugün Türkiye’nin, AB başta olmak üzere, komşu ve çevre ülkelerle güçlü bir yasal iş birliği altyapısının, derinleşmiş ekonomik ve ticari ilişkilerinin bulunduğunu belirterek, şöyle konuştu:'Bölgemizdeki ticaret ortaklarımızla bu ilişkilerimizi yasal, teknik ve fiili olarak daha da ileri noktalara taşımak için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bu konuda ticari diplomasi faaliyetlerimize de Bakanlık olarak ara vermeden devam ediyoruz. Göreve gelişimden itibaren 164 ikili görüşme gerçekleştirdik, bunların 72'si muhataplarımızla yüz yüze oldu. Bu dönemde hem AB ile Gümrük Birliğinin güncellenmesi hem de çelik sektöründe uygulanan korumacılık önlemleri başta olmak üzere Bakanlık olarak 44 görüşme gerçekleştirdik, bunun 32'sini ben muhataplarımla yaptım. Bu süreçte İstişare Kurulu üyelerimiz yakinen biliyorlar, biz sivil toplum kuruluşlarımızı Gümrük Birliği Anlaşması'nın güncellenmesi için aktif rol oynamaya davet ediyoruz. Çünkü artık AB iş dünyasının da en az Türk iş dünyası kadar Gümrük Birliği Anlaşması'nın güncellenmesine ihtiyacı var. 25 yılını doldurmuş ve geçici olarak düzenlenmiş anlaşma üzerinde konuşuyoruz, artık bu pandemi sürecinde de ön plana çıkan dijitalleşme, e-ticaret, servis ve hizmet, kamu alımlarını, tarım ürünlerini kapsamamaktadır. Bu anlaşmanın güncellenmesi her iki tarafın iş dünyasının da faydasınadır.'Bakan Pekcan, AB ve bölgesel ortaklar olmak üzere ticari diplomasi faaliyetlerini de etkinlikle sürdüklerine işaret ederek, 'AB ile Birleşik Krallık arasında sağlanacak anlaşmaya paralel bir biçimde ülkemiz ile Birleşik Krallık arasında bir Serbest Ticaret Anlaşması imzalanması yönünde Birleşik Krallık makamları ile çalışmalarımız olumlu biçimde ilerliyor. Hatta belli bir noktaya ulaşmış durumdayız. Sadece AB ile Birleşik Krallık arasındaki anlaşma sürecinin gecikmesi bizim onlara paralel anlaşma yürüttüğümüz için bu gecikmeye neden olmaktadır. Yine 'Küresel Değer Zincirleri' bağlamında önemli konular olan AB Yeşil Mutabakatı Stratejisi'ni ve AB Tedarik Zinciri yasal düzenlemelerini yakından takip ettiğimizi ve bu konular üzerinde çalıştığımızı da belirtmek isterim.' dedi.'Türkiye'nin bir fırsat dalgası yaşayabilme potansiyeli mevcut'Bakan Pekcan, küresel değer zincirlerinin dönüşüm sürecinde Türkiye'nin avantajlarına da dikkati çekerek, ülkenin elinin güçlü olduğu söyledi. Dünya genelinde yapılan birçok çalışma ve anketin Türkiye'nin 'yeni normal' olarak adlandırılan dönemde alternatif tedarikçi adayı ülkelerden biri olma potansiyeline sahip bulunduğunu gösterdiğini vurgulayan Pekcan, alternatif arayışları çerçevesinde Türkiye'nin, potansiyel olarak, daha avantajlı konuma geçebilecek ülkelerin başında geldiğini bildirdi. Çin'in Bir Kuşak Bir Yol Projesi kapsamında özellikle lojistik konusunda attığı adımları da göz ardı etmemek gerektiğini ifade eden Pekcan, bu konuda hızla adımlar atacaklarını, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile koordinasyon halinde sadece kara yolu kotalarına bağlı kalarak değil, hem demir yolu hem de Ro-Ro taşımacılığının ön plana çıkması ve ticaret ortaklıklarının yoğun olduğu ülkelerde Türkiye lojistik merkezlerinin kurulması yönünde çalışmalarının devam ettiğini anlattı. Pekcan, Türkiye'nin bu avantajın üstüne yeni yatırımlar ve yeni ticari ortaklıkları içeren bir fırsat dalgası yaşayabilme potansiyelinin mevcut olduğunu belirterek, 'Türkiye’nin bu fırsat dalgasını içselleştirebilecek kapasitesi var.' diye konuştu. Bakanlık olarak dijital ekonomiye adaptasyon konusuna büyük önem verdiklerini vurgulayan Pekcan, bu doğrultuda yürüttükleri çalışmalara değindi. Pekcan, salgın döneminde 'e-Ticaret Olarak KOBİ'lerin Yanındayız' kampanyasını başlattıklarını hatırlatarak, '135 bin KOBİ'miz bu kampanyadan yararlandı 7 bin ilave iş gücü yarattık ve 3 bin 761 KOBİ'miz e-ticaretle tanıştı ve 1,2 milyar lira erken ödeme gerçekleştirildi.' ifadelerini kullandı. Bakanlık projelerinin yanı sıra Türkiye'nin küresel tedarik zincirleri alanında ön sıralarda yer alabilmesi için başlatılan bir projeye de dikkati çeken Pekcan, 'Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurulu, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi, Ticaret Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ve özel sektör temsilcilerinin katılımlarıyla toplantılar gerçekleştiriyoruz. Çalışmaları yürütmek üzere bakanlar düzeyinde 'Yönlendirme Komitesi' bir de 'Program Ofisi' oluşturduk. Bu sürecin önümüzdeki günlerde Bakanlığımızın katkılarıyla daha da kurumsal bir hale geleceğini öngörüyoruz.' değerlendirmesinde bulundu.
Reklam
Berlin Büyükelçisi Aydın'dan Camiye Baskın Düzenleyen Alman Polisinin Tutumuna Eleştiri
BERLİN (AA) - Türkiye’nin Berlin Büyükelçisi Ali Kemal Aydın, Mevlana Camisi'ne 150 Alman polisinin sabah namazı vaktinde baskın düzenlemesine ilişkin, 'İbadet yerlerinin kutsiyeti ihlal edilmiştir. Buradaki cemaat de incinmiştir, yaralanmıştır ve haklı olarak ilgili makamlardan özür beklemektedir.' dedi.Büyükelçi Ali Kemal Aydın cuma namazı için Mevlana Camisi'ne gelerek cami derneği başkanı İdris Kahraman ve İslam Toplumu Milli Görüş Teşkilatı Berlin Bölge Başkanı Said Jurnal’e geçmiş olsun dileğinde bulundu. Aydın, cuma namazının ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, polisin iki gün önce sabah namazı sırasında yaptığı baskının yanlış olduğunu belirterek, şunları dile getirdi:'Camiye polis tarafından yapılan baskın doğru olmamıştır, yanlış olmuştur, hoş olmamıştır. İbadet yerlerinin kutsiyeti ihlal edilmiştir. Bu çirkin olayı Bakanlığımız da yaptığı açıklamayla kınadı. Bu tür bir baskının hiçbir haklı gerekçesi olamaz. Buradaki cemaat de incinmiştir, yaralanmıştır ve haklı olarak ilgili makamlardan özür beklemektedir.” Bu tür olayların bir daha tekerrür etmemesini temenni eden Aydın, 'Biz de bu olaydan duyduğumuz rahatsızlığı Alman makamları nezdinde dile getirdik. Konuyu araştıracaklarını ve döneceklerini söylediler. Bu aynı zamanda Alman makamları, Alman toplumunun bir kısmı 60 yıldır burada birlikte yaşadıkları Müslümanları ne kadar az tanıdıklarını, onların değerlerini yeri geldiğinde yok saydıklarını bir daha göstermiştir.” değerlendirmesinde bulundu. Aydın, Almanya’daki 5 milyondan fazla Müslümanın bu ülkenin parçası olduğunu, büyük çoğunluğunun Alman vatandaşlığı bulunduğunu ve ülkenin refahına katkı sağladığını vurgulayarak, Müslüman toplumunun buna göre muamele görmeyi beklemesinin haklı bir beklenti olduğunu söyledi.Berlin nüfusunun yüzde 10’undan fazlasının Müslüman olduğuna da işaret eden Aydın, 150 polisin arama köpekleri ve botlarla sabah namazı vaktinde camiye girmesinin mazur gösterilecek bir tarafı olmadığını dile getirdi.Cami derneği yönetimi özür bekliyorIGMG Berlin Bölge Başkanı Jurnal da polisin yaptığı menfur davranışı kabul etmediklerini belirterek, 'Bu itibarsızlaştırma hareketini kınıyoruz.' dedi.Mevlana Cami Derneği Başkanı İdris Kahraman da 'Böyle bir üzücü olayın yaşanmasına müteakiben bizim yanımızda olmanız, mazlumun yanında olmanız bizi ziyadesiyle memnun etti. Ana vatanımızdan, memleketimizden Türkiye Cumhuriyeti'nin yetkililerinden Cumhurbaşkanlığından, onu takip eden diğer silsileye kadar herkes yanımızda olduklarını ifade ettiler.' dedi.Olayın Alman kamuoyunda çarpıldığını vurgulayan Kahraman, 'Olduğu gibi lanse edilmiş olsa hatamız varsa boynumuz kıldan ince. Bizler elbette takip edileceğiz, sorgulanacağız. Buna asla itirazımız yok. Lakin haksız bir şekilde, bizimle bir satır yazı aracığıyla irtibata geçmeden bize bayan etmeden orantısız bir şekilde eş zamanlı hem evleri hem mabetleri hem iş yerlerini basmalarını nefretle kınıyoruz. Bizden özür dilenmesi ve hakkın hak sahibine teslim edilmesini bekliyoruz” ifadelerini kullandı.Çarşamba günü sabah namazında camiye baskın yapılmıştıBerlin Başsavcılığı yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında zarar gören küçük işletmelere yapılan maddi yardımın haksız yere alındığı gerekçesiyle 5 işletmede ve bir camide arama yapma kararı almıştı.Çarşamba günü Mevlana Camisi'nde yapılan aramalar sırasında polislerin üzerinde namaz kılınan halılara botlarla basmasına cami yönetimi ve Müslümanlar tepki göstermişti.
Denizli'de Meyve Suyu Kutusunda Metamfetamin Ele Geçirildi
DENİZLİ (AA) - Denizli'de uyuşturucu operasyonunda yakalanan İran uyruklu 2 şüphelinin üzerindeki meyve suyu kutularından 930 gram metamfetamin çıktı.Bir istihbaratı değerlendiren İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele ekipleri, uyuşturucu kaçakçılığı yapan kişilerin kente geleceği bilgisi üzerine çalışma başlattı. Ekipler, otobüs terminaline yanaşan otobüsten inen İran uyruklu D.Ö. ile A.B'yi gözaltına aldı. Şüphelilerin üzerinden çıkan iki meyve suyu kutusunda toplam 930 gram metamfetamin ele geçirildi.Zanlılar, çıkarıldıkları hakimlikçe tutuklandı.
Reklam
Kayseri Saldırısının Failinin, MİT Operasyonuyla Irak'ın Kuzeyinde Yakalanması
KAYSERİ (AA) - Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Kayseri Şube Başkanı Ali Yavuz, 2016'da çarşı iznine çıkan askerlere düzenlenen ve Mehmetçiklerden 15'inin şehit olduğu, 54'ünün de yaralandığı terör saldırısının faillerinden PKK'lı Ferhat Tekiner'in, Milli İstihbarat Teşkilatının (MİT) operasyonuyla Irak'ın kuzeyinde yakalanarak Türkiye'ye getirilmesiyle şehitlerin kanının yerde kalmadığını söyledi.Yavuz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 4 yıl önce çarşı iznine çıkan askerlere yönelik saldırının kendilerini çok üzdüğünü dile getirdi.Terör saldırısının faillerinden PKK'lı Ferhat Tekiner'in yakalanmasına sevindiklerini belirten Yavuz, '17 Aralık 2016'da terör örgütü PKK'nın bombalı saldırısı sonucu 15 askerimiz şehit , 54 askerimiz de gazi olmuştu. Bu saldırıda çok büyük üzüntümüz olmuş, canlarımız yanmıştı. Teröristin, MİT ve emniyet güçlerimizin ortak operasyonuyla Irak'ta yakalanarak Türkiye'ye getirilmesi biz şehit ailelerini ve gazilerini ziyadesiyle sevindirmiştir. Biz bu teröristlerin cezaevlerinde beslenmesini istemiyoruz. Bunların hak ettikleri ceza idam.' diye konuştu.Terörle mücadelede atılan her adımda devletin yanında olduklarını vurgulayan Yavuz, şunları kaydetti:'Son terörist kalmayana kadar operasyonların devam etmesini istiyoruz. Bu ülke bizim ve başka gidecek yerimiz yok. Yakalandığını duyduğum zaman saldırıda gazi olan arkadaşları ve şehit yakınlarını arayarak görüştüm. Şehitlerimizin kanı yerde kalmadı. Devletimiz şehitlerimizin kanının yerde kalmaması için sonuna kadar mücadeleye devam ediyor. Devletimiz son zamanlarda terörle mücadelede büyük başarılar sağladı. Her zaman devletimizin yanındayız ve destekçisiyiz.'
Bm Libya'da Kalıcı Ateşkes İçin 5+5 Ortak Askeri Komite'yi Yeniden Toplayacak
CENEVRE (AA) - Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Libya Özel Temsilci Vekili Stephanie Williams, Libya'da varılan kalıcı ateşkes anlaşmasının uygulanması için gelecek haftalarda 5+5 Ortak Askeri Komite'yi yeniden toplayacağını bildirdi.İsviçre'nin Cenevre kentindeki Komite toplantılarının dördüncü turunda, Libya hükümeti ve ülkenin doğusundaki gayrimeşru güçlerin lideri darbeci Halife Hafter heyetleri (LNA) arasında ateşkes anlaşması imzalandı. BM Genel Sekreteri Libya Özel Temsilci Vekili Williams, BM Cenevre Ofisi'nde anlaşmanın detaylarına ilişkin basın toplantısı düzenledi.Williams, tarafların ateşkes anlaşmasının uygulanmasını UNSMIL ile ortaklaşa izlemek için bir mekanizma kurmaya karar verdiklerini belirterek anlaşmanın ayrıca BM Güvenlik Konseyi'ne iletileceğini ifade etti.'İleriye dönük yapılacak çok iş var.' diyen Williams, ülkede çatışan Libyalı kuvvetlerin cepheden çekilmesi, tüm paralı asker ve yabancı savaşçıların Libya'dan ayrılmasını sağlayacak alt komite çalışmalarının başlatılması adına gelecek haftalarda 5+5 Ortak Askeri Komite'yi yeniden toplayacağını söyledi.Williams, her iki heyetten 10 kişinin oluşturduğu Komite üyelerine, Libya Başbakanı Fayiz es-Serrac'a ve darbeci Hafter'e teşekkür ederek 'Bugün burada başardıkları iş, büyük bir cesaret gerektiriyordu. Vatanseverliklerini, ülke sevgilerini ve tüm Libya halkı için daha iyi ve daha barışçıl bir gelecek sağlamaya yardımcı olabilecek bir anlaşmaya varmak için bir araya gelme konusundaki kararlılıklarını gösterdiler.' değerlendirmesinde bulundu.Uluslararası toplum da Libya'daki ateşkes anlaşmasına tam olarak saygı göstermeye ve destekleyerek üzerine düşeni yapmaya davet eden Williams, 'Buna Libya'nın içişlerine karışmama ilkesine tam saygı ve Libya'ya yönelik BM silah ambargosunun tam olarak uygulanması dahildir.' diye konuştu.Ateşkes kalıcı olacak mı?Williams, ayrıca Ras Lanuf ve Sidre petrol tesislerinin yakın gelecekte üretime devam etmeye hazır olacağına dair iyi göstergeler olduğunu söyledi.AA muhabirinin, 'Libya'da daha önce de ilan edilen ateşkes anlaşmaları başarısız kaldı. Hafter, ocak ayında ateşkes anlaşmasını imzalamadan Moskova'dan ayrıldı. Ateşkes anlaşmasının kalıcı olması ve uygulanmasından ne kadar eminsiniz? İyimser olalım mı?' şeklindeki sorusuna karşılık Williams, anlaşmanın Libya hükümeti ve Hafter heyetleri arasında imzalandığını anımsattı.Son 9 yıl, hatta öncesinde bile Libya tarihinin zorluklarla geçtiğini anlatan Williams, 'Kötümserlerin kazanmasına izin vermeyelim.' değerlendirmesinde bulundu. Williams'ın ateşkesin uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin yorum yapmaması dikkati çekti. (Bitti)
Güncelleme - Samsun'da Fetö Şüphelisi Eski Cezaevi Personeline Ev Hapsi
SAMSUN (AA) - Samsun'da, düzenlenen operasyonda gözaltına alınan Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) şüphelisi eski cezaevi personeline ev hapsi verildi.İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, FETÖ'ye yönelik çalışma yürüttü.Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca, Samsun T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda teknisyen olarak görev yaparken meslekten ihraç edilen Ö.A. hakkında gözaltı kararı verildi.Belirlenen adrese operasyon düzenleyen ekipler, şüpheliyi yakaladı.Emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye sevk edilen Ö.A. hakkında, çıkarıldığı hakimlikçe ayağına elektronik kelepçe takılarak ev hapsi kararı verildi.
Adana Ve Mersin'de Kovid-19 Denetimi Yapıldı
ADANA (AA) - Adana ve Mersin'de, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirlerine yönelik denetim gerçekleştirildi.Adana Emniyet Müdürlüğü Bölge Trafik Şubesi ekipleri, Tarsus-Adana-Gaziantep Otoyolu'nda helikopter destekli denetim yaptı. Araçlarında, maske takmadıkları helikopterden tespit edilen sürücü ve yolcular, uygulama noktasında durduruldu.Tedbirler hatırlatılan ve para cezası uygulanan kişilerin karantinada olup olmadıkları da kontrol edildi. Maske takmadığı için ceza yazılan sürücü Saim Şengir, gazetecilere yaptığı açıklamada, 'Yolda su içtim. Maskeyi ön tarafa bıraktım, sonra takmayı unuttum. Denetime takılmışız. Helikopteri fark etmedim.' dedi. MersinMersin'de de Toroslar Belediyesi ekipleri, market, fırın ve pastanelerde maske, sosyal mesafe ve hijyen denetimi yaptı.İşletme sahiplerine ve müşterilere Kovid-19 tedbirleri hakkında bilgi veren ekipler, ürünlerin son kullanma tarihleri ile fiyat etiketlerini de inceledi.Denetimlerin süreceği öğrenildi.
Reklam