onedio
Eski Tuğgeneral Özkan Edip Akgülay'a Yargılandığı Fetö Davasında Beraat Kararı
DİYARBAKIR (AA) - Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) soruşturması kapsamında hakkında dava açılan eski Eskişehir Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi Komutanı tuğgeneral Özkan Edip Akgülay hakkında beraat kararı verildi.Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinde görüler karar duruşmasında, tutuksuz sanık Akgülay ve avukatı hazır bulundu.Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki mütalaasında, Akgülay'ın cezalandırılması yönünde görüş bildirdi. Üzerine isnat edilen suçlamaları reddeden sanık Akgülay, beraatini istedi. Mahkeme, 'anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs' ve 'silahlı terör örgütüne üye olmak' suçlarından Akgülay'ın beraatini kararlaştırdı.İddianamede, eski Eskişehir Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi Komutanı Tuğgeneral Özkan Edip Akgülay hakkında 'Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs' ve 'silahlı terör örgütüne üye olmak' suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ile 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar hapis cezası isteniyordu.
TRT Çocuk Kanal Koordinatörü Durmuşoğlu, Aa Bursa Bölge Müdürü Aksoy'u Ziyaret Etti
BURSA (AA) - TRT Çocuk Kanal Koordinatörü Mustafa Bora Durmuşoğlu, Anadolu Ajansı (AA) Bursa Bölge Müdürü Erdinç Aksoy'a ziyarette bulundu.Durmuşoğlu ziyarette, çalışmaları hakkında bilgiler verdi. Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Aksoy da AA'nın çalışmalarını anlattı.Aksoy ziyarette Durmuşoğlu'na, AA tarafından hazırlanan 'Atatürk'ten Erdoğan'a Cumhurbaşkanlarımız' albümü ile AA'nın 100'üncü yıl dönümü dolayısıyla yayımlanan 'Türkiye ve Dünyada 100 Yıl' kitabını takdim etti.
Bağdat'ın Merkezinde Patlama Meydana Geldi
BAĞDAT (AA) - Irak’ın başkenti Bağdat’ın merkezinde intihar eylemi sebebiyle meydana gelen patlamada ölen ve yaralananların olduğu öğrenildi. Irak hükümetine bağlı Bağdat Operasyonlar Komutanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre, Tayaran Meydanı’nda intihar saldırısı neticesinde patlama yaşandı. Eylemi henüz herhangi bir grup üstlenmezken, ölen ve yaralananların olduğu kaydedildi.
Türk Böbrek Vakfı, Böbrek Hastalarının Kovid-19 Aşısı Olabileceğini Duyurdu
İSTANBUL (AA) - Türk Böbrek Vakfı Ahmet Ermiş Diyaliz Merkezi Başhekimi Nefroloji Uzmanı Dr. Bilal Görçin, böbrek hastalarının yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısı yaptırmasında herhangi bir sıkıntı olmadığını bildirdi.Vakıftan yapılan açıklamada görüşleri yer alan Görçin, pandemi süresince diyaliz ve böbrek hastalarını tedavilerinde bazı tecrübeler edindiklerini belirtti.Başhekim Görçin, bu sürecin hastalığa yakalanan sağlıklı bireylerden farklı olmadığını kaydederek, 'Özellikle nakilli hastalar olmak üzere, genellikle böbrek hastalarında, koronavirüs hastalığı sağlıklı bireylerde geliştiği gibi seyretti. Hastalık ve tedavi süreçlerinde ek bir sorunla karşılaşılmadı.' ifadelerini kullandı.Böbrek hastalarının diyaliz merkezlerinde yıllardır grip ve zatürre aşısı yaptırdığını ifade eden Görçin, 'Aşı konusunda seçimi hastalarımıza bırakıyoruz ancak yaptırmamaları için hiçbir gerekçe yoktur. Sağlık Bakanlığının hastanelere dağıtımını yaptığı, halk arasında Çin aşısı olarak bilinen Kovid-19 aşısı, inaktif yöntemle üretilmiş bir aşıdır. Yani üretim prensibi grip aşısı ile aynıdır. Grip aşısı olabilen, aşıya alerjik reaksiyon göstermeyen tüm bireylerin aynı güvenle bu aşıyı olabileceğini ifade edebiliriz.' değerlendirmesini yaptı.
Türk Böbrek Vakfı, Böbrek Hastalarının Kovid-19 Aşısı Olabileceğini Duyurdu
İSTANBUL (AA) - Türk Böbrek Vakfı Ahmet Ermiş Diyaliz Merkezi Başhekimi Nefroloji Uzmanı Dr. Bilal Görçin, böbrek hastalarının yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısı yaptırmasında herhangi bir sıkıntı olmadığını bildirdi.Vakıftan yapılan açıklamada görüşleri yer alan Görçin, pandemi süresince diyaliz ve böbrek hastalarını tedavilerinde bazı tecrübeler edindiklerini belirtti.Başhekim Görçin, bu sürecin hastalığa yakalanan sağlıklı bireylerden farklı olmadığını kaydederek, 'Özellikle nakilli hastalar olmak üzere, genellikle böbrek hastalarında, koronavirüs hastalığı sağlıklı bireylerde geliştiği gibi seyretti. Hastalık ve tedavi süreçlerinde ek bir sorunla karşılaşılmadı.' ifadelerini kullandı.Böbrek hastalarının diyaliz merkezlerinde yıllardır grip ve zatürre aşısı yaptırdığını ifade eden Görçin, 'Aşı konusunda seçimi hastalarımıza bırakıyoruz ancak yaptırmamaları için hiçbir gerekçe yoktur. Sağlık Bakanlığının hastanelere dağıtımını yaptığı, halk arasında Çin aşısı olarak bilinen Kovid-19 aşısı, inaktif yöntemle üretilmiş bir aşıdır. Yani üretim prensibi grip aşısı ile aynıdır. Grip aşısı olabilen, aşıya alerjik reaksiyon göstermeyen tüm bireylerin aynı güvenle bu aşıyı olabileceğini ifade edebiliriz.' değerlendirmesini yaptı.
Reklam
Hercai 56. Bölüm Fragmanı
Ekranların sevilen dizisi Hercai'den yeni bölüm fragmanı geldi. Yayınlanan yeni fragmanda; Reyhan ve Miran yeni konaklarına büyük bir heyecanla taşınıyorlar. Huzuru bereketi kahkahası bol olsun isteyen Reyhan, Miran ile beraber kolları sıvıyor ve boya yapmaya başlıyor. Ardından Dilşah'ı yalnız ve kötü bir durumda görüyoruz. Dilşah'ın yanına giden Reyhan ona yardımcı olur ve Dilşah'ı sever. Miran'da oradadır ve üzüntü içerisindedir.  İşte Hercai 56. yeni bölüm fragmanı...
Reklam
Melania Trump Gündem Oldu: Tek Bir Amerikan Markası Yok
ABD'de Trump devri resmen sona erdi... Fakat dün beklenenden daha sakin bir şekilde Florida'ya giden Trump'tan ziyade eşi eski First Lady Melania Trump ve kıyafetleri gündem oldu. Melania Trump'ın Washington'da yaklaşık 90 bin dolarlık kıyafet-topuklu ayakkabı-çanta kombinasyonu ve Florida'da da giydiği kaftan dikkat çekti.
Öğrenciler Yarıyıl Tatiline Yarın Başlayacak
ANKARA (AA) - Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB), yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında TRT EBA, EBA ve canlı sınıf uygulamaları, basılı ve dijital yardımcı kaynaklarla yürütülen uzaktan eğitim yarın sona erecek ve yaklaşık 18 milyon öğrenci 3 hafta sürecek yarıyıl tatiline başlayacak. Bakanlık tarafından yeni eğitim öğretim dönemi, Kovid-19 salgınıyla tedbirleri kapsamında TRT EBA, EBA ve canlı dersler kullanılarak uzaktan eğitim yoluyla 31 Ağustos'ta başlatıldı. Yüz yüze eğitim birinci aşamada, ana sınıfları ve birinci sınıflar için 21 Eylül'de başlatıldı. İkinci aşamada, 12 Ekim'den itibaren ilkokullar, köy okulları, 8 ve 12. sınıflar, lise hazırlık sınıfları ile özel gereksinimli çocuklar, üçüncü aşamada ise 2 Kasım Pazartesi itibarıyla 5 ve lise 9. sınıflarda yüz yüze eğitime geçildi. Birinci dönem ara tatili, 16 Kasım Pazartesi başladı ve 20 Kasım Cuma sona erdi. Milli Eğitim Bakanlığınca, 2020-2021 eğitim öğretim döneminin ilk ara tatilinin ardından 23 Kasım'dan itibaren uzaktan eğitim başlatıldı. Bu süreçte eğitim öğretim, ana noktaları TRT EBA kanalları olmak üzere canlı sınıf uygulamaları, EBA ile basılı ve dijital yardımcı kaynaklarla yürütüldü. Uzaktan eğitim yarın ilkokul ve ortaokul öğrencilerinin elektronik karnelerinin erişime açılmasıyla son bulacak.Karne notları, derse katılım puanıyla belirlenecekİlkokullarda ve ortaokullarda sınav yapılmayacak, karne notları, kanaat notu olarak bilinen derse katılım puanıyla belirlenecek. İlkokul 1, 2 ve 3. sınıflara, 'iyi', 'çok iyi' ve 'geliştirilebilir' şeklinde, 4. sınıflar ile ortaokullara ise 100 üzerinden karne notu verilecek.4. sınıflar ile ortaokullarda birinci dönemde yapılan yüz yüze sınavlar dönem sonu puan değerlendirmesine dahil edilmeyecek. Ancak isteyen veliler, okul müdürlüklerine başvurarak sınavlardan alınan puanların karne puanı değerlendirmesine dahil edilmesini isteyebilecek.Lise öğrencileri ise okullarda yüz yüze sınavlar tamamlanamadığından yarıyıl tatiline ilk kez karne almadan girecek. Liselilerin birinci döneme ilişkin sınavları, salgının seyri göz önünde bulundurularak 15 Şubat'tan sonra yapılacak. Birinci dönemine ilişkin karne notları, sınavların tamamlanmasından sonra verileceğinden karne basımı ve dağıtımı yapılmayacak. Daha önce 12-16 Nisan'da yapılması planlanan ikinci ara tatil, yarıyıl tatiline eklenerek 8 Şubat-12 Şubat'ta uygulanacak.Böylece 2020-2021 eğitim ve öğretim yılının ikinci dönemi, 15 Şubat 2021 Pazartesi başlayacak.Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamında 6 Haziran'da gerçekleştirilecek merkezi sınav ve 26-27 Haziran'daki Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) gibi sınavların içeriğinde değişiklik olmayacak, öğrenciler tüm müfredattan sorumlu tutulacak. Bakanlık ayrıca şubat ve mart aylarındaki açık öğretim okulları sınavlarını çevrim içi ortamda gerçekleştirecek. Sınav hazırlık gruplarına yönelik kurslarda yüz yüze eğitim yapılacakÖte yandan, 8 ve 12. sınıf öğrencileri ve mezunlar için isteğe bağlı açılan resmi okullardaki destekleme ve yetiştirme kurslarında, özel okullardaki takviye kurslarında ve 12. sınıflara yönelik özel öğretim kurslarında yüz yüze eğitim 22 Ocak'ta başlatılacak.
Öğrenciler Yarıyıl Tatiline Yarın Başlayacak
ANKARA (AA) - Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB), yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında TRT EBA, EBA ve canlı sınıf uygulamaları, basılı ve dijital yardımcı kaynaklarla yürütülen uzaktan eğitim yarın sona erecek ve yaklaşık 18 milyon öğrenci 3 hafta sürecek yarıyıl tatiline başlayacak. Bakanlık tarafından yeni eğitim öğretim dönemi, Kovid-19 salgınıyla tedbirleri kapsamında TRT EBA, EBA ve canlı dersler kullanılarak uzaktan eğitim yoluyla 31 Ağustos'ta başlatıldı. Yüz yüze eğitim birinci aşamada, ana sınıfları ve birinci sınıflar için 21 Eylül'de başlatıldı. İkinci aşamada, 12 Ekim'den itibaren ilkokullar, köy okulları, 8 ve 12. sınıflar, lise hazırlık sınıfları ile özel gereksinimli çocuklar, üçüncü aşamada ise 2 Kasım Pazartesi itibarıyla 5 ve lise 9. sınıflarda yüz yüze eğitime geçildi. Birinci dönem ara tatili, 16 Kasım Pazartesi başladı ve 20 Kasım Cuma sona erdi. Milli Eğitim Bakanlığınca, 2020-2021 eğitim öğretim döneminin ilk ara tatilinin ardından 23 Kasım'dan itibaren uzaktan eğitim başlatıldı. Bu süreçte eğitim öğretim, ana noktaları TRT EBA kanalları olmak üzere canlı sınıf uygulamaları, EBA ile basılı ve dijital yardımcı kaynaklarla yürütüldü. Uzaktan eğitim yarın ilkokul ve ortaokul öğrencilerinin elektronik karnelerinin erişime açılmasıyla son bulacak.Karne notları, derse katılım puanıyla belirlenecekİlkokullarda ve ortaokullarda sınav yapılmayacak, karne notları, kanaat notu olarak bilinen derse katılım puanıyla belirlenecek. İlkokul 1, 2 ve 3. sınıflara, 'iyi', 'çok iyi' ve 'geliştirilebilir' şeklinde, 4. sınıflar ile ortaokullara ise 100 üzerinden karne notu verilecek.4. sınıflar ile ortaokullarda birinci dönemde yapılan yüz yüze sınavlar dönem sonu puan değerlendirmesine dahil edilmeyecek. Ancak isteyen veliler, okul müdürlüklerine başvurarak sınavlardan alınan puanların karne puanı değerlendirmesine dahil edilmesini isteyebilecek.Lise öğrencileri ise okullarda yüz yüze sınavlar tamamlanamadığından yarıyıl tatiline ilk kez karne almadan girecek. Liselilerin birinci döneme ilişkin sınavları, salgının seyri göz önünde bulundurularak 15 Şubat'tan sonra yapılacak. Birinci dönemine ilişkin karne notları, sınavların tamamlanmasından sonra verileceğinden karne basımı ve dağıtımı yapılmayacak. Daha önce 12-16 Nisan'da yapılması planlanan ikinci ara tatil, yarıyıl tatiline eklenerek 8 Şubat-12 Şubat'ta uygulanacak.Böylece 2020-2021 eğitim ve öğretim yılının ikinci dönemi, 15 Şubat 2021 Pazartesi başlayacak.Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamında 6 Haziran'da gerçekleştirilecek merkezi sınav ve 26-27 Haziran'daki Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) gibi sınavların içeriğinde değişiklik olmayacak, öğrenciler tüm müfredattan sorumlu tutulacak. Bakanlık ayrıca şubat ve mart aylarındaki açık öğretim okulları sınavlarını çevrim içi ortamda gerçekleştirecek. Sınav hazırlık gruplarına yönelik kurslarda yüz yüze eğitim yapılacakÖte yandan, 8 ve 12. sınıf öğrencileri ve mezunlar için isteğe bağlı açılan resmi okullardaki destekleme ve yetiştirme kurslarında, özel okullardaki takviye kurslarında ve 12. sınıflara yönelik özel öğretim kurslarında yüz yüze eğitim 22 Ocak'ta başlatılacak.
Reklam
Suriye'de Kampta Yaşayan Aile, Görme Engelli Dört Çocuğunun Tedavi Olmasını İstiyor
AZEZ (AA) - ÖMER KOPARAN - Suriye'nin Halep iline bağlı Azez ilçesindeki kamplara sığınan, dört çocuğu doğuştan görme engelli olan aile tedavi için yardım bekliyor.Yedi kişilik aile, Beşşar Esed rejimi ve destekçileri ile terör örgütü YPG/PKK'nın saldırıları nedeniyle 2016 yılında Halep'in Deyr Hafir ilçesinden göç etmek zorunda kalarak Türkiye sınırında bulunan Azez’in Şemarık kampına sığındı.Kampta 9 metrekarelik çadırda yaşam mücadelesi veren aile, çocuklarının diğer çocuklar gibi görmesini istiyor.Baba Cuma Hemas, AA muhabirine yaşadıkları zorlu şartları anlatarak '2016 yılında Esed rejimi saldırıları sonrası doğup büyüdüğüm evi terk etmek zorunda kaldım. Daha sonrasında YPG/PKK saldırıları nedeniyle geri dönüş yapamadım.' dedi.Hemas, '4 yıldır aynı kampta, aynı çadırda görme engelli 4 çocuğum, eşim ve annemle yaşıyorum. Rahatsızlığım sebebiyle iş de bulamıyorum. Bölgede iş imkanı oldukça az. Yardımlarla yaşamımızı sürdürüyoruz. Tek isteğim doğuştan görme engelli çocuklarımın tedavi olması ve diğer çocuklar gibi eğlenebilmeleri.' ifadelerini kullandı.Kamp hayatının ve tek çadırda yaşamanın çok zor olduğunu belirten Hemas, 'Doğduğum, büyüdüğüm yerlere dönüp düzgün bir hayat yaşamak istiyorum.' diye konuştu.Gözleri görmeyen 11 yaşındaki Fadile Hemas da 'Ailemin yardımıyla yaşıyorum. Kardeşlerimi görebilmek ve kimsenin yardımı olmadan yürümek istiyorum.' dedi.Engelli çocukların babaannesi Üm Cuma da 'Torunlarımı bu şekilde görmekten dolayı üzülüyorum. Kampta yaşam şartları zor. Tedavi olma imkanları varsa görmelerini istiyorum.' ifadelerini kullandı.
Suriye'de Kampta Yaşayan Aile, Görme Engelli Dört Çocuğunun Tedavi Olmasını İstiyor
AZEZ (AA) - ÖMER KOPARAN - Suriye'nin Halep iline bağlı Azez ilçesindeki kamplara sığınan, dört çocuğu doğuştan görme engelli olan aile tedavi için yardım bekliyor.Yedi kişilik aile, Beşşar Esed rejimi ve destekçileri ile terör örgütü YPG/PKK'nın saldırıları nedeniyle 2016 yılında Halep'in Deyr Hafir ilçesinden göç etmek zorunda kalarak Türkiye sınırında bulunan Azez’in Şemarık kampına sığındı.Kampta 9 metrekarelik çadırda yaşam mücadelesi veren aile, çocuklarının diğer çocuklar gibi görmesini istiyor.Baba Cuma Hemas, AA muhabirine yaşadıkları zorlu şartları anlatarak '2016 yılında Esed rejimi saldırıları sonrası doğup büyüdüğüm evi terk etmek zorunda kaldım. Daha sonrasında YPG/PKK saldırıları nedeniyle geri dönüş yapamadım.' dedi.Hemas, '4 yıldır aynı kampta, aynı çadırda görme engelli 4 çocuğum, eşim ve annemle yaşıyorum. Rahatsızlığım sebebiyle iş de bulamıyorum. Bölgede iş imkanı oldukça az. Yardımlarla yaşamımızı sürdürüyoruz. Tek isteğim doğuştan görme engelli çocuklarımın tedavi olması ve diğer çocuklar gibi eğlenebilmeleri.' ifadelerini kullandı.Kamp hayatının ve tek çadırda yaşamanın çok zor olduğunu belirten Hemas, 'Doğduğum, büyüdüğüm yerlere dönüp düzgün bir hayat yaşamak istiyorum.' diye konuştu.Gözleri görmeyen 11 yaşındaki Fadile Hemas da 'Ailemin yardımıyla yaşıyorum. Kardeşlerimi görebilmek ve kimsenin yardımı olmadan yürümek istiyorum.' dedi.Engelli çocukların babaannesi Üm Cuma da 'Torunlarımı bu şekilde görmekten dolayı üzülüyorum. Kampta yaşam şartları zor. Tedavi olma imkanları varsa görmelerini istiyorum.' ifadelerini kullandı.
Fetö, "Şirin Baba" Kod Adlı Sanık Aracılığıyla Örgüt Mensuplarına Para Dağıtmış
GAZİANTEP (AA) - ADSIZ GÜNEBAKAN - Gaziantep'te Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyeliğinden tutuklu örgüt mensuplarının ailelerine maddi yardımda bulundukları gerekçesiyle yakalanan 8 kişi hakkında hazırlanan iddianamede, paraların 'Şirin baba' kod adlı sanık aracılığıyla dağıtıldığı belirtildi.Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca, FETÖ'nün kentteki finans yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında 8 sanık hakkında hazırlanan 134 sayfalık iddianame, 7. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.FETÖ'nün 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası yürütülen soruşturmalar kapsamında tutuklanan örgüt mensuplarının kentteki yakınlarına örgütün sözde üst düzey yöneticileri tarafından gönderilen paraların dağıtıldığı ifade edilen iddianamede, böylelikle örgütün yeniden yapılanmasının sağlanması ve örgütten kopmaların önlenmesinin amaçlandığı bildirildi.Tutuklu sanık Yusuf Ö'nün ByLock kullanıcısı olduğu ve örgütle iltisakı nedeniyle kapatılan çok sayıda derneğe üyeliğinin bulunduğu belirtilen iddianamede, sanığın 'Şirin Baba' kod adını kullandığı ve paraların dağıtılmasından sorumlu olduğu kaydedildi.Örgütün finans ve yardım yapılanması deşifre edildiİddianamede, örgütün finans ve yardım yapılanmasının deşifre edildiği, bu yapılanmanın ihraç edilmiş örgüt mensupları veya ailelerine para yardımı ve iş imkanı sağladığı, örgüt mensubu oldukları gerekçesiyle yakalama emri bulunan şüphelilere saklanmaları için güvenli barınma yerleri temin ettiği, bu süreçte gıda ve iaşeleri karşılanan kişilerin örgütten kopmalarını engellemeye çalıştığına ilişkin tespitler yer aldı.Örgüt tabanında tepki sesleri FETÖ'nün eylem ve faaliyetlerinin deşifresi ile örgüt mensuplarının yakalanmasına yönelik operasyonların yanı sıra örgütün finans ayağına da darbe vurulmasının ardından örgüt üyelerinin ekonomik açıdan zorluk çektiğine işaret edilen iddianamede, 'Şahıslara örgüt tarafından yapılan para yardımının azaltılması/kesilmesinin örgütün maddi açıdan zayıfladığı, bu durumun da örgüt tabanında yer alan kitlenin örgütsel manada moral ve motivasyonunun düşmesine ve örgüte tepki göstermelerine yol açtığı değerlendirilmektedir.' ifadesi yer aldı.Para trafiği sanık ifadesindeİddianamede ifadelerine yer verilen sanık B.Ö, FETÖ'ye yönelik soruşturmada tutuklandığını, etkin pişmanlık hükümleri kapsamında 'ev hapsi' ile tahliye edildiğini, bu süreçte Yusuf Ö'nün kendisiyle irtibat kurduğunu kaydetti.Yusuf Ö. ile diğer örgüt mensuplarının yakınlarıyla para alışverişinde aracı olduğunu itiraf eden B.Ö, 'O süreçle birlikte FETÖ'den tutuklu şahısların ailelerine örgütsel anlamda maddi yardımda bulunma işinde aracılık yapmaya başladım. Hatırladığım kadarıyla 2018 yılının Aralık ayından itibaren 'Şirin Baba' kod isimli Yusuf Ö. tarafından bana gönderilen paraları bana isimleri verilmiş olan şahıslara vermeye başladım.' ifadelerini kullandı.F.Y'nin İstanbul'dan Gaziantep'teki yapılanmayı yönlendirdiğini anlatan B.Ö, şunları kaydetti:'F.Y, 2019 yılının Şubat ayında tekrar beni arayarak 30 bin dolar daha göndereceğini ve bu parayı 'Şirin Baba' kod adlı Yusuf Ö'ye vermem gerektiğini söyledi ancak kendi hesabıma göndermesinin riskli olduğunu, bu nedenle başka birinin hesabını vermem gerektiğini söyledi. Ben de bunun üzerine K.G. isimli şahsın hesabını verdim. K.G, hesabından parayı çekti ve bana verdi. Ben de bu parayı Yusuf Ö'ye teslim ettim. Bu paranın nereye ne amaçlı olarak kullanıldığını bilmiyorum. O dönem örgüt yapılanması içinde Yusuf Ö. bana tutuklu ailelerden sorumlu kişi olduğunu söylemişti.'Gaziantep'te 7 Şubat 2020’de örgütün finans ve yardım yapılanmasına yönelik operasyonda 8 şüpheli gözaltına alınmış, Yusuf. Ö. tutuklanmış, diğer zanlılar adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.Şüpheliler hakkında 'silahlı terör örgütüne üye olmak' suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianame hazırlanmıştı.
Reklam
Fetö, "Şirin Baba" Kod Adlı Sanık Aracılığıyla Örgüt Mensuplarına Para Dağıtmış
GAZİANTEP (AA) - ADSIZ GÜNEBAKAN - Gaziantep'te Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyeliğinden tutuklu örgüt mensuplarının ailelerine maddi yardımda bulundukları gerekçesiyle yakalanan 8 kişi hakkında hazırlanan iddianamede, paraların 'Şirin baba' kod adlı sanık aracılığıyla dağıtıldığı belirtildi.Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca, FETÖ'nün kentteki finans yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında 8 sanık hakkında hazırlanan 134 sayfalık iddianame, 7. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.FETÖ'nün 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası yürütülen soruşturmalar kapsamında tutuklanan örgüt mensuplarının kentteki yakınlarına örgütün sözde üst düzey yöneticileri tarafından gönderilen paraların dağıtıldığı ifade edilen iddianamede, böylelikle örgütün yeniden yapılanmasının sağlanması ve örgütten kopmaların önlenmesinin amaçlandığı bildirildi.Tutuklu sanık Yusuf Ö'nün ByLock kullanıcısı olduğu ve örgütle iltisakı nedeniyle kapatılan çok sayıda derneğe üyeliğinin bulunduğu belirtilen iddianamede, sanığın 'Şirin Baba' kod adını kullandığı ve paraların dağıtılmasından sorumlu olduğu kaydedildi.Örgütün finans ve yardım yapılanması deşifre edildiİddianamede, örgütün finans ve yardım yapılanmasının deşifre edildiği, bu yapılanmanın ihraç edilmiş örgüt mensupları veya ailelerine para yardımı ve iş imkanı sağladığı, örgüt mensubu oldukları gerekçesiyle yakalama emri bulunan şüphelilere saklanmaları için güvenli barınma yerleri temin ettiği, bu süreçte gıda ve iaşeleri karşılanan kişilerin örgütten kopmalarını engellemeye çalıştığına ilişkin tespitler yer aldı.Örgüt tabanında tepki sesleri FETÖ'nün eylem ve faaliyetlerinin deşifresi ile örgüt mensuplarının yakalanmasına yönelik operasyonların yanı sıra örgütün finans ayağına da darbe vurulmasının ardından örgüt üyelerinin ekonomik açıdan zorluk çektiğine işaret edilen iddianamede, 'Şahıslara örgüt tarafından yapılan para yardımının azaltılması/kesilmesinin örgütün maddi açıdan zayıfladığı, bu durumun da örgüt tabanında yer alan kitlenin örgütsel manada moral ve motivasyonunun düşmesine ve örgüte tepki göstermelerine yol açtığı değerlendirilmektedir.' ifadesi yer aldı.Para trafiği sanık ifadesindeİddianamede ifadelerine yer verilen sanık B.Ö, FETÖ'ye yönelik soruşturmada tutuklandığını, etkin pişmanlık hükümleri kapsamında 'ev hapsi' ile tahliye edildiğini, bu süreçte Yusuf Ö'nün kendisiyle irtibat kurduğunu kaydetti.Yusuf Ö. ile diğer örgüt mensuplarının yakınlarıyla para alışverişinde aracı olduğunu itiraf eden B.Ö, 'O süreçle birlikte FETÖ'den tutuklu şahısların ailelerine örgütsel anlamda maddi yardımda bulunma işinde aracılık yapmaya başladım. Hatırladığım kadarıyla 2018 yılının Aralık ayından itibaren 'Şirin Baba' kod isimli Yusuf Ö. tarafından bana gönderilen paraları bana isimleri verilmiş olan şahıslara vermeye başladım.' ifadelerini kullandı.F.Y'nin İstanbul'dan Gaziantep'teki yapılanmayı yönlendirdiğini anlatan B.Ö, şunları kaydetti:'F.Y, 2019 yılının Şubat ayında tekrar beni arayarak 30 bin dolar daha göndereceğini ve bu parayı 'Şirin Baba' kod adlı Yusuf Ö'ye vermem gerektiğini söyledi ancak kendi hesabıma göndermesinin riskli olduğunu, bu nedenle başka birinin hesabını vermem gerektiğini söyledi. Ben de bunun üzerine K.G. isimli şahsın hesabını verdim. K.G, hesabından parayı çekti ve bana verdi. Ben de bu parayı Yusuf Ö'ye teslim ettim. Bu paranın nereye ne amaçlı olarak kullanıldığını bilmiyorum. O dönem örgüt yapılanması içinde Yusuf Ö. bana tutuklu ailelerden sorumlu kişi olduğunu söylemişti.'Gaziantep'te 7 Şubat 2020’de örgütün finans ve yardım yapılanmasına yönelik operasyonda 8 şüpheli gözaltına alınmış, Yusuf. Ö. tutuklanmış, diğer zanlılar adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.Şüpheliler hakkında 'silahlı terör örgütüne üye olmak' suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianame hazırlanmıştı.
Önlenebilir Ölümlerin En Önemli Nedenleri Arasında Tuz Ve Hareketsizlik Yer Alıyor
İSTANBUL (AA) - HATİCE ŞENSES - Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Türkiye Ofisi Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar ve Sağlıklı Yaşam Program Yöneticisi Prof. Dr. Toker Ergüder, tuz alımı ve fiziksel hareketsizliğin azaltılmasının, Türkiye'de bulaşıcı olmayan hastalıklar ölüm oranlarını düşürmeye yönelik büyük bir fırsat sunduğunu belirterek, 'Bunun bir sonucu olarak önlenebilir ölümlerden yarısından fazlasının önüne geçilebilir.' dedi. AA muhabirine yaptığı açıklamada bulaşıcı olmayan hastalıkların yükünün, küresel ölçekte arttığını dile getiren Prof. Dr. Ergüder, bulaşıcı olmayan hastalıkların yüksek sosyal ve ekonomik maliyetlerine bakıldığında Türkiye'deki yaşlı nüfusun beklenen artışıyla birlikte hükümetin 'Bulaşıcı Olmayan Hastalıklara yönelik Türkiye'de Çok Sektörlü Eylem Planı'nı uygulamaya koyduğunu aktardı. Ergüder, şöyle devam etti:'DSÖ Avrupa Bölge Ofisi uzmanları tarafından yazılan ve The Lancet dergisinde yayımlanan makale, Türkiye'nin tütün ve tuz tüketimini yüzde 30 ve fiziksel hareketsizliği yüzde 10 oranında azaltmayı hedefleyen tedbirlerin tahmini etkilerini hesaplamıştır. Bu analizde 2017'deki rakamlar incelenmiş ve hedeflere ulaşılsaydı ölüm sayılarında ne kadar bir azalma olacağı hesaplanmıştır. Mevcut kalite istatistiklerinin analizi yalnızca 2017'de dahi 20 bin 281 daha az ölümün gerçekleşmiş olacağını göstermektedir.' 'Günlük meyve ve sebze tüketiminin teşvik edilmesi gerekiyor'Bu kanıta dayalı DSÖ Avrupa Bölge Ofisi yaklaşımının yalnızca Türkiye'nin bulaşıcı olmayan hastalıklara yönelik eylem planının olası etkilerini değerlendirmekle kalmadığını, kendilerine en etkili önlemleri bulma noktasında yardımcı olacağını dile getiren Ergüder, şunları kaydetti:'Türkiye, Avrupa Bölgesi'ndeki diğer ülkeler gibi, 2030'a kadar bulaşıcı olmayan hastalıklar ölüm oranını üçte bir oranında azaltma yönündeki, sürdürülebilir kalkınma amaçları hedefine ulaşmak için çaba göstermektedir. DSÖ Avrupa Bölge Ofisi'nin Avrupa Çalışma Programı 2020-2025 - 'Daha İyi Sağlık için Birleşik Eylem', bölgedeki bulaşıcı olmayan hastalıklara yönelik etkili müdahaleler konusunda teknik rehberlik yönündeki talebe dikkat çekmektedir.' Prof. Dr. Toker Ergüder, DSÖ Avrupa Bölge Ofisi araştırmasının Türkiye'ye yönelik en önemli bulaşıcı olmayan hastalıklar risk faktörlerini bir öncelik sıralamasına yerleştirdiğini, bunları tuz alımı, fiziksel hareketsizlik, tütün kullanımı, (yetersiz) meyve sebze tüketimi ve alkol tüketimi olarak belirlediğini anlattı. 'Tuz alımı ve fiziksel hareketsizlik üzerine nüfus düzeyinde gerçekleştirilen azaltmalar, Türkiye'de bulaşıcı olmayan hastalıklar ölüm oranlarını azaltmaya yönelik büyük bir fırsat sunmaktadır. Bunun bir sonucu olarak önlenebilir ölümlerden yarısından fazlasının önüne geçilebilir.' diyen Ergüder, sözlerini şöyle tamamladı:'Diğer bir önemli sonuç ise günlük meyve ve sebze tüketiminin teşvik edilmesi ihtiyacıdır. Meyve ve sebze tüketimi bulaşıcı olmayan hastalıklara yorulabilecek sağlık risklerini azaltabilecek kritik bir faktördür ve ulusal politikalar planlanırken bu konu ihmal edilmemelidir. DSÖ Avrupa Bölge Ofisi araştırması, bulaşıcı olmayan hastalıklara bağlı ölümleri azaltmak üzere en iyi uygulama örneklerini arayan diğer ülkeler için faydalıdır. DSÖ Avrupa Bölge Ofisi'nin farklı risk faktörü hedefleri etkilerinin modellenmesi yaklaşımı, uygun önceliklerin bulunmasında ve onların bölge genelinde, ulusal çapta uyarlanmış politika hedeflerine dönüştürülmesinde kullanılabilir.'
Reklam
Önlenebilir Ölümlerin En Önemli Nedenleri Arasında Tuz Ve Hareketsizlik Yer Alıyor
İSTANBUL (AA) - HATİCE ŞENSES - Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Türkiye Ofisi Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar ve Sağlıklı Yaşam Program Yöneticisi Prof. Dr. Toker Ergüder, tuz alımı ve fiziksel hareketsizliğin azaltılmasının, Türkiye'de bulaşıcı olmayan hastalıklar ölüm oranlarını düşürmeye yönelik büyük bir fırsat sunduğunu belirterek, 'Bunun bir sonucu olarak önlenebilir ölümlerden yarısından fazlasının önüne geçilebilir.' dedi. AA muhabirine yaptığı açıklamada bulaşıcı olmayan hastalıkların yükünün, küresel ölçekte arttığını dile getiren Prof. Dr. Ergüder, bulaşıcı olmayan hastalıkların yüksek sosyal ve ekonomik maliyetlerine bakıldığında Türkiye'deki yaşlı nüfusun beklenen artışıyla birlikte hükümetin 'Bulaşıcı Olmayan Hastalıklara yönelik Türkiye'de Çok Sektörlü Eylem Planı'nı uygulamaya koyduğunu aktardı. Ergüder, şöyle devam etti:'DSÖ Avrupa Bölge Ofisi uzmanları tarafından yazılan ve The Lancet dergisinde yayımlanan makale, Türkiye'nin tütün ve tuz tüketimini yüzde 30 ve fiziksel hareketsizliği yüzde 10 oranında azaltmayı hedefleyen tedbirlerin tahmini etkilerini hesaplamıştır. Bu analizde 2017'deki rakamlar incelenmiş ve hedeflere ulaşılsaydı ölüm sayılarında ne kadar bir azalma olacağı hesaplanmıştır. Mevcut kalite istatistiklerinin analizi yalnızca 2017'de dahi 20 bin 281 daha az ölümün gerçekleşmiş olacağını göstermektedir.' 'Günlük meyve ve sebze tüketiminin teşvik edilmesi gerekiyor'Bu kanıta dayalı DSÖ Avrupa Bölge Ofisi yaklaşımının yalnızca Türkiye'nin bulaşıcı olmayan hastalıklara yönelik eylem planının olası etkilerini değerlendirmekle kalmadığını, kendilerine en etkili önlemleri bulma noktasında yardımcı olacağını dile getiren Ergüder, şunları kaydetti:'Türkiye, Avrupa Bölgesi'ndeki diğer ülkeler gibi, 2030'a kadar bulaşıcı olmayan hastalıklar ölüm oranını üçte bir oranında azaltma yönündeki, sürdürülebilir kalkınma amaçları hedefine ulaşmak için çaba göstermektedir. DSÖ Avrupa Bölge Ofisi'nin Avrupa Çalışma Programı 2020-2025 - 'Daha İyi Sağlık için Birleşik Eylem', bölgedeki bulaşıcı olmayan hastalıklara yönelik etkili müdahaleler konusunda teknik rehberlik yönündeki talebe dikkat çekmektedir.' Prof. Dr. Toker Ergüder, DSÖ Avrupa Bölge Ofisi araştırmasının Türkiye'ye yönelik en önemli bulaşıcı olmayan hastalıklar risk faktörlerini bir öncelik sıralamasına yerleştirdiğini, bunları tuz alımı, fiziksel hareketsizlik, tütün kullanımı, (yetersiz) meyve sebze tüketimi ve alkol tüketimi olarak belirlediğini anlattı. 'Tuz alımı ve fiziksel hareketsizlik üzerine nüfus düzeyinde gerçekleştirilen azaltmalar, Türkiye'de bulaşıcı olmayan hastalıklar ölüm oranlarını azaltmaya yönelik büyük bir fırsat sunmaktadır. Bunun bir sonucu olarak önlenebilir ölümlerden yarısından fazlasının önüne geçilebilir.' diyen Ergüder, sözlerini şöyle tamamladı:'Diğer bir önemli sonuç ise günlük meyve ve sebze tüketiminin teşvik edilmesi ihtiyacıdır. Meyve ve sebze tüketimi bulaşıcı olmayan hastalıklara yorulabilecek sağlık risklerini azaltabilecek kritik bir faktördür ve ulusal politikalar planlanırken bu konu ihmal edilmemelidir. DSÖ Avrupa Bölge Ofisi araştırması, bulaşıcı olmayan hastalıklara bağlı ölümleri azaltmak üzere en iyi uygulama örneklerini arayan diğer ülkeler için faydalıdır. DSÖ Avrupa Bölge Ofisi'nin farklı risk faktörü hedefleri etkilerinin modellenmesi yaklaşımı, uygun önceliklerin bulunmasında ve onların bölge genelinde, ulusal çapta uyarlanmış politika hedeflerine dönüştürülmesinde kullanılabilir.'
Adalet Bakanı Gül: 'Kaynar Kazan Döküyor Serbest Kalıyor, Süt Kazanına Giriyor Tutuklanıyor'
etiket
Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, yargıya yönelik eleştirilere yanıt verdi. 'Kaynar kazanı döküyor serbest kalıyor, süt kazanına giriyor tutuklanıyor' örneği vererek kamu vicdanını yaralayan kararlara rastlanıldığını belirten Gül, ancak eleştirinin asıl muhatabının hakimler değil kanunlar olduğunu söyledi. Sosyal medyada yapılan tutuklama çağrılarına da tepki gösteren Gül, 'siparişle tutuklama olmaz' mesajı verdi. 
Reklam