onedio
Doğu'daki 4 İlde 785 Yerleşim Birimine Ulaşım Sağlanamıyor
VAN (AA) - Van, Hakkari, Bitlis ve Muş'ta olumsuz hava koşulları nedeniyle 785 yerleşim yerinin yolu ulaşıma kapandı. Kentte kar ve tipi, hayatı olumsuz etkiliyor, ulaşımda aksamalara neden oldu.Van Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, kent merkezi ve ilçelerinde etkili olan kar ve tipi nedeniyle 261 yerleşim birimine ulaşım sağlanamıyor. Dünden bu yana 234 yerleşim yolunun ulaşıma açıldığı kentte, karla mücadele ekipleri, yaşanabilecek olumsuzlukların önüne geçilmesi amacıyla araç ve yaya trafiğinin yoğun olduğu bölgelerde çalışmalarını sürdürüyor.Öte yandan Van-Bahçesaray kara yolu çığ tehlikesine karşı ulaşıma kapatıldı, Karayolları ekipleri Van-Hakkari kara yolunun Kurubaş ve Güzeldere mevkilerinde yol genişletme ve tuzlama çalışması yürüttü.MuşMuş İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Şeyhmus Yentür, kar nedeniyle 97 köy yolunun ulaşıma kapandığını belirtti. Yentür, karla mücadele ekiplerinin kapalı yolların açılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü aktardı.Yoğun kar yağışının etkili olduğu kentte vatandaşlar karla kaplanan araçlarının üzerindeki karı temizledi.Kent sakinlerinden Nurseli Ayçiçek, 'Muş'ta yaklaşık bir metre kar yağdı. Aracım karla kaplandı. 2 saattir çıkarmaya çalışıyorum. Çok zorlandım.' dedi. Belediye ekipleri de cadde ve sokaklardaki karları temizleyerek kamyonlarla kent dışına taşıdı.HakkariHakkari'de kar ve tipi nedeniyle 56 köy ve 157 mezraya ulaşım sağlanamıyor. Vatandaşların ulaşım konusunda sıkıntı yaşamaması için çaba sarf eden İl Özel İdaresi karla mücadele ekipleri, söz konusu yolların açılması çalışmalarını sürdürüyor. Kent merkezi ile Yüksekova, Şemdinli, Çukurca ve Derecik ilçelerinde belediye ekipleri, cadde ve sokaklarda biriken karları temizleyerek kamyonlarla yerleşim yerlerinin dışına taşıdı.Hakkari-Şırnak kara yolu, Çığlı köyü yakınında düşen çığ nedeniyle kapandı. Karayolları 114. Şube Şefliği karla mücadele ekipleri, kapanan yolun ulaşıma açılması için bölgede çalışma başlattı.Esnaf kardan araba yaptı Şemdinli ilçesinde bir grup esnaf, yol kenarında biriken kardan araba yaptı.İş yeri sahiplerinin sprey boya ve çeşitli malzemelerle süsledikleri araba, ilçe sakinlerinin ilgisini çekti. Kardan arabanın yanına gelerek ehliyet ve ruhsat isteyen polis ekipleri ile esnaf arasında gülümseten diyaloglar yaşandı.Belediye Başkanı Tahir Saklı da arabanın bulunduğu yere gelerek esnafla sohbet etti, fotoğraf çektirdi.İş yeri sahiplerinin güzel bir araba yaptığını belirten Saklı, 'Araba bizim de ilgimizi çekti. Emeklerine sağlık. Belediye olarak kar temizleme çalışması yapacağız ancak bu maketi bir kaç gün burada bırakacağız.' dedi. BitlisBitlis İl Özel İdaresi Yol ve Ulaşım Hizmetleri Müdürü Ümit Kurtkan, kent genelinde 214 köy yolunun ulaşıma kapandığını bildirdi. Yoğun karın etkili olduğu kent merkezinde belediye ekipleri, cadde ve sokaklardaki karları temizledi. Beyaza bürünen kentte, güzel görüntüler oluştu.
Tekirdağ'da Otomobil İle Minibüs Çarpıştı: 1 Ölü, 3 Yaralı
TEKİRDAĞ (AA) - Tekirdağ'ın Kapaklı ilçesinde otomobil ile minibüsün çarpışması sonucu 1 kişi öldü, 3 kişi yaralandı. Ürfet Gün'ün kullandığı 60 TJ 682 plakalı otomobil, Yanıkağıl-Velimeşe yolunda, karşı yönden gelen Oğuz B. idaresindeki 34 JN 3402 plakalı minibüsle çarpıştı. Kaza sonucu yanmaya başlayan otomobildeki 3 kişi, yoldan geçen sürücüler ve çevredekiler tarafından araçtan çıkarıldı. Araçta sıkışan sürücü Ürfet Gün, olay yerinde hayatını kaybetti. Yaralılar Ayfer, Sema ve Saim Gün sağlık ekiplerince Çerkezköy ilçesindeki hastanelere kaldırıldı. İtfaiye ekipleri otomobildeki yangını söndürdü.Ürfet Gün'ün cenazesi, jandarma ve savcının incelemesinin ardından Çerkezköy Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Minibüsün sürücüsü Oğuz B. ifadesi alınmak üzere jandarma karakoluna götürüldü.
Eskişehir'de Uyuşturucu Operasyonunda 6 Şüpheli Yakalandı
ESKİŞEHİR (AA) - Eskişehir'de düzenlenen uyuşturucu operasyonunda 6 zanlı gözaltına alındı.İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince, uyuşturucu ticareti yapan kişilerin yakalanmasına yönelik Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen çalışmalar kapsamında belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon düzenledi. Operasyonda, polisleri görünce kaçmaya çalışan şüpheliler Y.C, E.E, O.A, R.K, T.Y. ile D.E. yakalandı.Söz konusu adreslerde narkotik dedektör köpeği 'Aşil'le yapılan aramalarda çeşitli miktarlarda uyuşturucu, 2 hassas terazi ile bir tabanca ele geçirildi.Gözaltına alınan zanlıların emniyetteki işlemlerinin sürdüğü öğrenildi.
Uzmanından "Kalp Krizinde En Sık Görülen Şikayet Göğüs Ağrısı" Uyarısı
İSTANBUL (AA) - Bayındır Sağlık Grubu bünyesindeki Bayındır İçerenköy Hastanesi'nden Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mutlu Güngör, kalp krizinde en sık görülen şikayetin göğüs ağrısı olduğunu belirterek, 'Göğüs ağrısı; göğüs bölgesinde baskı ve sıkışma şeklinde tarif edilen, hastanın daha önce hissetmediği kadar şiddetli, bazen yanma bazen ezilme diye tarif edilen yaygın bir ağrı ve noktasal olarak lokalize edilemez.' ifadesini kullandı.Bayındır Sağlık Grubu açıklamasına göre, kalbi besleyen koroner arter damarların tıkanması sonucu ortaya çıkan kalp krizi, dünyada bulaşıcı hastalıklara bağlı olmayan ölümlerin bir numaralı sebebi olarak görülüyor.Açıklamada görüşlerine yer verilen Bayındır İçerenköy Hastanesi'nden Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Güngör, kalp krizinin de aslında bir damar hastalığı sonucu gerçekleştiğini, damar tıkanıklığına sebep olan tüm faktörlerin kalp krizi riskini artırdığını vurguladı.Kalp krizinde en sık görülen şikayetin göğüs ağrısı olduğunu belirten Güngör, şunları kaydetti: 'Göğüs ağrısı; göğüs bölgesinde baskı ve sıkışma şeklinde tarif edilen, hastanın daha önce hissetmediği kadar şiddetli, bazen yanma bazen ezilme diye tarif edilen yaygın bir ağrı ve noktasal olarak lokalize edilemez. Bu ağrı omuzlara, kollara, alt çeneye, sırta yayılabilir. Genellikle üst çeneye ve göbek altına yayılım göstermez. Batıcı veya kesici tarzda keskin bir ağrı değildir, yaygın ve ezici bir ağrıdır. Ağrıya bulantı, kusma, terleme, nefes darlığı eşlik edebilir. Bazen hastalarda beyin beslenmesinin bozulmasına bağlı baş dönmesi, fenalık hissi, bayılma görülebilir.' Güngör, özellikle yaşlı hastaların veya diyabeti olanların herhangi bir şikayet yaşamadan kalp krizi geçirebileceklerine dikkati çekerek, düzenli kontrollerin önemli olduğunu vurguladı.'Egzersiz kalp krizini önlüyor'Mutlu Güngör, kalp krizine neden olan risk faktörlerinin 'değiştirilemez' ve 'değiştirilebilir' olarak ikiye ayrıldığını, değiştirilemez risk faktörleri arasında yaş, cinsiyet ve genetik yatkınlık, değiştirilebilir risk faktörleri arasında ise sigara, hipertansiyon, diyabetes mellitus, kolesterol yüksekliği ve obezitenin yer aldığını bildirdi.Egzersizin kalp krizinin değiştirilebilir risk faktörlerinin tamamının tedavisinde etkili olduğunu vurgulayan Güngör, şu değerlendirmelerde bulundu:'Düzenli yapılan egzersiz, hipertansiyon kontrolünde, şeker ve kolesterolün düşürülmesinde ve obezitenin engellenmesinde çok önem bir yer tutuyor. Ayrıca düzenli egzersiz, kalp hastalıklarının dışında akciğer hastalıklarının ve eklem-kas ağrılarının görülmesini azaltırken, oksijenizasyonun sağlanmasından dolayı kanser riskini de aşağı çekiyor. Tempolu yürüyüş, yavaş tempo koşu, yüzme, bisiklet gibi sporları önerirken, kas gücüne dayalı body, güreş gibi yüksek basınç gerektiren sporları önermiyoruz. Bu sporlar kalp kas kitlesinde artış ve tansiyonda yükselme yapabiliyor. Kalp hızınızı artıracak ve terlemenizi sağlayacak tempolu yürüyüş, bizim için ideal egzersizdir. Evde temizlik yapmanız ya da iş yerinizde hareketli olmanız ise istenilen metabolizma hızını sağlamak için yeterli değildir.'
İstanbul'da Düzenlenen Sahte Parfüm Operasyonunda 4 Kişi Gözaltına Alındı
İSTANBUL (AA) - İstanbul'da, sahte olduğu belirlenen 464 bin 23 şişe ve 2 bin 825 litre parfümün ele geçirildiği operasyonda, 4 kişi gözaltına alındı.İstanbul Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şubesi ekipleri, bir şebekenin ürettiği yüklü miktarda sahte parfümü piyasaya sürerek haksız kazanç elde edeceği bilgisi üzerine çalışma başlattı.Söz konusu soruşturma kapsamında, Başakşehir ve Küçükçekmece'de 9 adrese eş zamanlı operasyon düzenleyen ekipler, 4 kişiyi gözaltına aldı.Adreslerde yapılan aramada, sahte olduğu belirlenen 464 bin 23 şişe ve 2 bin 825 litre parfüm, 100 litre saf alkol, 2 parfüm dolum ve kapak takma makinesi ile 976 bin 571 parfüm kutusu, kapağı, valfi ve etiketi ele geçirildi. Gözaltına alınan şüphelilerin emniyetteki işlemleri sürüyor.
Bodrum'da Yerleşik Yabancılara Kovid-19 Tedbirleri Güven Veriyor
MUĞLA (AA) - ALİ BALLI - Dünyanın önemli turizm destinasyonları arasında bulunan Muğla'nın Bodrum ilçesinde yerleşik yabancılar, Türkiye'de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadele kapsamında alınan tedbirlerle kendilerini güvende hissediyor.Tarihi dokusu, doğal güzellikleriyle Türkiye'nin önemli turizm merkezlerinden Bodrum, yabancılar tarafından da yaşamak için tercih edilen yerler arasında bulunuyor.Kovid-19 sürecinde de ülkelerine dönmek istemeyen yabancılar, alınan tedbirler ve sunulan hizmetlerden memnuniyet duyuyor. Kendisini 'Bodrum hayranı' olarak nitelendiren 4 çocuk 6 torun sahibi emekli reklamcı İngiliz vatandaşı Dawn Marshall (60), AA muhabirine, ilk kez 24 yıl önce tatil için geldiği ilçeye hayran kaldığını, 16 yıl önce buraya yerleşme kararı aldıklarını söyledi.'Kovid-19 tedbirlerini takdir ediyoruz' Türkiye'de yaşamaktan çok hoşlandıklarını, kendilerini burada güvende hissettiklerini aktaran Marshall, ilçede eşiyle emeklilik hayatı sürdüklerini dile getirdi.Salgın ilk başladığı anlarda İngiltere'de olduklarını ancak orada durumun çok kötü olduğunu anlatan Marshall şöyle devam etti:'Türkiye'de kendimizi daha güvende hissedeceğimiz için buraya geldik. Burada herkes maske ve mesafe kurallarına dikkat ettiği için biz de güvende olduğumuzu düşünüyoruz. Marketler açık ve alışverişlerimizi rahatlıkla yapabiliyoruz. Bundan dolayı da çok mutluyuz. Özellikle kısıtlamalarda alınan tedbirleri de çok takdir ediyoruz. Artık burası bizim vatanımız ve Türkiye'den ayrılmayı hiç düşünmüyoruz.' 'Türkiye bana kendi ülkemden daha yakın geliyor'İngiliz vatandaşı Norman Marshall (69) Türkiye'de her şeyin çok düzgün ve yolunda gittiğini dile getirdi.Bodrum'da yaşayan arkadaşlarının da bu durumdan çok memnun olduğuna işaret eden Marshall, 'Belediyenin ve devletin aldığı tedbirler de gayet yerinde ve yeterli olduğunu düşünüyorum. Türkiye'yi çok seviyoruz.' dedi. Rus vatandaşı hayvan eğitmeni Ekaterina Chirkunova (34) da 6 yıldır Yalıkavak Mahallesi'nde yaşadığını bildirdi.Gençliğinde tatil için geldiği Bodrum'u çok sevdiğini, buraya yerleşmeye karar verdiğine değinen Chirkunova, 'Kendimi burada alınan tedbirlerle evimde gibi hissediyorum. Gerçekten cennet gibi bir yerde yaşıyoruz diyebilirim. Türkiye bana kendi ülkemden daha yakın geliyor.' ifadesini kullandı.'Türkiye gerçekten benim birinci vatanım gibi'Chirkunova, Kovid-19'a ilişkin alınan tedbirleri görünce mutlu olduğunu belirterek şöyle konuştu:'Bence alınan tedbirler gayet yerinde. Bazı ülkelerdeki gibi kaotik değişiklikler yapılmıyor. Bazı ülkelerde iş yerleri tamamen kapatılıyor ama burada en azından insanlar iş yapmaya devam edebiliyor. Kısıtlamalar sayesinde vaka sayılarında azalmalar oldu. Kararlar işe yarıyor, hatta vaka sayıları da burada her geçen gün düşüyor. Bizim normal hayatımız ise devam ediyor. Biz dışarıya çıkabiliyoruz, yürüyebiliyoruz. ABD, İngiltere, İspanya'da yaşadım. Ama benim evim burası, burada huzur buldum. Türkiye gerçekten benim birinci vatanım gibi. Bunu kalbimin içinde hissediyorum. Türk yemeklerini de çok seviyorum.''Türkiye salgın sürecine iyi reaksiyon gösterdi'İngiliz uyruklu Claire Fazla (44) da Türkiye'ye hayat şartlarının güzel olduğunu dile getirdi.Ancak salgın süresince daha çok evde zaman geçirmeyi tercih ettiğini vurgulayan Fazla şunları kaydetti:'Türkiye salgın sürecine iyi reaksiyon gösterdi. Tedbirler anlamında İngiltere'den daha iyi diye düşünüyorum. Maske, mesafe ve hijyen konusundaki yaptırımlarıyla da başarılı. Maske verilmesi, takmayanlara da ceza kesilmesi caydırıcılık için önemli. Türkiye bizim için çok önemli bir yer. Burada çok güzel arkadaşlıklar kurdum. İyi alışveriş merkezleri ve hastanelerin olması gayet güzel. Artık Türkiye'den başka bir yerde yaşayabilir miyim bilemiyorum.'Turizm sektöründe çalışan iki çocuk annesi Rus vatandaşı Victoria Salmina (49) da ilçeye 4 yıl önce yerleştiğini, burada yaşamaktan çok büyük keyif aldığını söyledi.Türk insanının çok sıcak kanlı ve saygılı olduğuna işaret eden Salmina, 'Türkiye'de 22 yıldır yaşıyorum, Bodrum'a 4 yıl önce tatil için gelmiştim ve buraya taşınmaya karar verdim. Bodrum'da çalışmaya başladım, sonra da ev aldım. Salgınla ilgili gerekli tedbirlerin iyi şekilde alındığını düşünüyorum. Herkes gibi maske, mesafe ve hijyen kurallarına uyuyorum. Burada Kovid-19'a karşı kendimi güvende hissediyorum. Türkiye artık benim ikinci vatanım. Bodrum'u da çok seviyorum.' dedi.
Reklam
Yöresel Konuşması Sosyal Medyada İlgi Gören Havranlı Şevki, Ailesine Yardım Etmekten Memnun
BALIKESİR (AA) - Balıkesir'in Havran ilçesinde, yöresel konuşmasıyla videoları sosyal medyada ilgi gören 12 yaşındaki ortaokul öğrencisi Şevki Savran, derslerinden arta kalan zamanlarda koyun yetiştiriciliği yapan ailesine yardımcı oluyor.İlçenin kırsal Büyükdere Mahallesi'nde yaşayan Havran İmam Hatip Ortaokulu öğrencisi Şevki Savran, kendilerine ait 90 koyun ve kuzuları ile 8 keçinin bakımıyla da ilgileniyor.Hayvanları meraya çıkaran Savran, uzaktan eğitimle devam eden derslerini takip ediyor.Şevki Savran, AA muhabirine, babasıyla hayvancılık yaptıklarını söyleyerek, 'Yaptığımız iş, hayvana iyi bakabilirsen güzel bir iş. Koyunun hastalığını, rahatsızlığını, iyiliğini ve kötülüğü anlayabilirsen güzel bir iş.' dedi.Savran en büyük mutluluğunun, bir kuzunun doğumuna tanıklık etmek olduğunu dile getirdi.Sosyal medyadaki videolarıyla tanınmaya başladığını dile getiren Savran, 'Geçen hafta hayvan pazarına gittim. İzmir'den, Balıkesir'den, Edremit'ten pazara gelenler var. Herkes benimle fotoğraf çektirmek istiyor. Büyüdüğüm zaman hayat ne gösterirse onu yaşayacağız. Birisi doktor olmak istiyor, sonra bir bakıyorsun koyun çobanı oluyor. Hayat bize ne gösterirse o olacağız. Ya çoban olup buralarda kalacağız ya da İstanbul'da doktor, mühendis, veteriner olacağız.' diye konuştu.Baba Mehmet Ali Savran ise oğlunun her zaman arkasında olduğunu belirterek, hem çalışkan hem de derslerinde başarılı olduğunu ifade etti.
Kasım 2020'De Avm Metrekare Verimlilik Endeksi Yüzde 10,3 Geriledi
İSTANBUL (AA) - AVM metrekare verimlilik endeksi, geçen yılın kasım ayında ekime göre yüzde 10,3 azaldı.Alışveriş Merkezleri ve Yatırımcıları Derneği ile Akademetre Research tarafından ortaklaşa oluşturulan AVM Endeksi'nin Kasım 2020 sonuçları açıklandı. Buna göre, AVM'lerde kiralanabilir alan (metrekare) başına düşen cirolar Kasım 2020'de İstanbul'da 1.530 TL, Anadolu'da 968 TL olarak gerçekleşti. Türkiye geneli metrekare verimliliği ise Kasım 2020'de 1.193 TL olarak tespit edildi. Kategoriler bazında teknoloji kategorisi yükseldi2019 yılının kasım ayı ile kıyaslandığında Kasım 2020'de AVM'lerdeki teknoloji kategorisi metrekare verimliliği yüzde 33,9 artış gösterdi.Hipermarket kategorisi yüzde 8,8, giyim kategorisi yüzde 14,8, diğer kategorisi yüzde 16,9, ayakkabı kategorisi yüzde 18,8 ve yiyecek-içecek kategorisi de yüzde 41,3'lük bir gerileme kaydetti.
Reklam
Adalet Yine Sosyal Medyada Aranıyor: #MuratKTutuklansın Çağrısı Gündemde
etiket
Antalya'da Murat K. tarafından tecavüze uğradığı iddia edilen bir çocuk annesi Ç.Y. intihar girişiminde bulundu ve engelli kaldı. Murat K. ise çıkarıldığı mahkemece tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Sosyal medyada, eldeki dellilerin aleyhine olmasına rağmen istismar sanığının tahliyesine tepki gösteriliyor. #MuratKTutuklansın etiketiyle Twitter'da binlerce paylaşım yapıldı. 
Kuruluş Osman 43. Bölüm Fragmanı Yayınlandı! "Nikola Bugün Ölecek"
Kuruluş Osman yeni bölüm fragmanı yayınlandı. Yayınlanan fragmanda; Nikola Osman Bey'in adamlarına bir şekilde ulaşır ve onlara eziyet eder.  Osman Bey ise Nikola'ya çok öfkelidir. 'Nikola bu gece ölecek' sözleriyle ortalık iyice kızışır. Bu arada Bala Hatun'un Osman Bey'den bir ricası vardır.  İşte Kuruluş Osman 43. bölüm fragmanı...
Reklam
Tesadüfen Karşılaştığı 14 Köpek Yavrusunu Beslemek İçin Her Gün 5 Kilometre Yürüyor
YOZGAT (AA) - Yozgat'ta 53 yaşındaki hayvansever Şaban Şahiner, tesadüfen bulduğu 14 köpek yavrusu ve annelerine her gün 5 kilometre yürüyerek yiyecek ulaştırıyor.Şeyh Ahmetefendi Mahallesi'nde ikamet eden Şahiner, bir yıl önce alıp büyüttüğü 'Dost' isimli köpeğini Çamlık Milli Parkı'nda gezdirirken 2 yerde gördüğü yeni doğmuş 14 köpek yavrusu ve annelerinin bakımını üstlendi. Şahiner ilk bulduğunda donmak üzere olan yavruların durumunu sosyal medya hesabından paylaşınca hayvanseverler ve Yozgat Belediyesinden destek aldı.Hayvanseverler Şahiner'e mama, ekmek ve süt desteği sağlarken Yozgat Belediyesi ekipleri de yavrular için doğal ortamlarına yuva yerleştirdi.Kaleci antrenörü olan Şahiner, AA muhabirine, Çamlık Milli Parkı'nda hem spor yaptığını hem de köpeğini gezdirdiğini söyledi.Bir gezinti sırasında köpek yavrularıyla karşılaştığını anlatan Şahiner, 'Yavrular çok perişandı, bulundukları yer tamamen çamurdu. Bunu sosyal medya hesabımdan yayınladım. Bunu gören hayvanseverler mama, süt, ekmek getirirken belediye ekipleri de köpeklere yuva yaptı.' dedi. Şahiner, yavruları her gün kontrol ettiğini belirterek, 'Yuvaların yerleştirilmesiyle yavrular rahat ortama kavuştu. Komşularım ekmek veriyor, süt veriyor. Yaklaşık 5 kilometre yürüyerek hem spor yapıyorum hem yavrulara bakıyorum.' ifadesini kullandı. Yavrulara mama getiren Selin Ertuğrul da 'Şaban amcanın sosyal medyada paylaştığı yavruları görünce babamla mama getirip köpekleri besledik.' diye konuştu.
Karamürsel'de Atık Yemekler Türk Kızılay Aracılığıyla Sokak Hayvanlarına Ulaştırılıyor
KOCAELİ (AA) - MELİH PALAS - Kocaeli'de, Türk Kızılay Karamürsel Aşevi tarafından ihtiyaç sahipleri için kaynatılan tencerelerden arta kalan yemekler, 'Atık Yemek' projesiyle barınak ve sokakta yaşayan hayvanlarının da karınlarını doyuruyor.Türk Kızılay Karamürsel Şube Başkanı Yusuf Ziya Alemdar, AA muhabirine, Karamürsel'de 2007 yılında kurulan aşevinin 14 yıldır ihtiyaç sahiplerine sıcak yemek ulaştırdığını anlattı. Sokak hayvanları için de 'Atık Yemek' projesi başlattıklarını aktaran Alemdar, Karamürsel'de barınak ve sokakta yaşayan hayvanların beslenme ihtiyaçlarını karşıladıklarını söyledi.Alemdar, 'Aşevinde yaptığımız etli yemeklerin kemiklerini, yemek verdiğimiz yerden kalan yemekleri toplayarak hayvanların beslenme ihtiyacını karşılamaya çalışıyoruz. Hayvanseverlerden güzel geri dönüşler alıyoruz. Türk Kızılay ekipleri, her gün belediye barınağına proje kapsamında yemek, et ve kemik parçaları bırakıyor.' diye konuştu.Türk Kızılayın her zaman projeleriyle örnek olduğuna işaret eden Alemdar, pazar günü hariç her gün salgın nedeniyle evlerine kapanmak zorunda kalan 470 ihtiyaç sahibine 3 çeşit yemek ulaştırıldığını aktardı. 'Her gün araçlarla yemek hizmeti veriliyor'Hijyen koşullarına dikkat edildiğini aktaran Alemdar, 'Çalışanlar dezenfektan, maske ve sosyal mesafe kuralına çok dikkat ediyor. 'Açım, yemeğe ihtiyacım var.' diyen herkes buradan yemek alır. Sokağa çıkma kısıtlamasının olduğu günlerde de gerekli izinleri alıp araçlarımızla yemek hizmeti gerçekleştiriyoruz.' ifadelerini kullandı. Karamürsel Belediyesi Sokak Hayvanları Tedavi Rehabilitasyon ve Geçici Bakım Merkezi Sorumlu Müdürü Bahar Gök Karakuş da projeden duydukları memnuniyeti dile getirdi. Her gün hayvanların bakımının yapıldığını anlatan Karakuş, 'Proje için de teşekkür ediyoruz. Buradan gelen yemekleri dağıtıyor, kemikleri ve et parçalarını pişirerek hayvanlara veriyoruz.' dedi.
Tokat'ta Soğuk Hava Göletleri Dondurdu
TOKAT (AA) - Tokat'ta soğuk hava etkili oluyor. Kentte 3 gündür süren kar yağışı ve soğuk hava nedeniyle geceleri hava sıcaklığı sıfırın altında 10 dereceye kadar düştü. Bazı ilçelerde ise hava sıcaklığı eksi 18 derece olarak ölçüldü.Soğuk hava nedeniyle kentteki bazı göletler ve su birikintileri dondu.Kentin yüksek kesimlerinde kar kalınlığı ise 25 santimetreye ulaştı.
Reklam
Hakkari'de Öğrenciler Meb Tarafından Gönderilen Tabletlerle Uzaktan Eğitime Erişim Sağlıyor
HAKKARİ (AA) - Proje ve yatırımlarla eğitim kalitesinin yükseldiği Hakkari'de, uzaktan eğitime erişim sıkıntısı yaşayan öğrenciler, Milli Eğitim Bakanlığınca gönderilen tablet bilgisayarlar, dağıtılan ders notları ve kitaplar sayesinde evlerinin bir bölümünü sınıfa çevirerek ders işliyor. Valilik ve İl Milli Eğitim Müdürlüğünün, kentte eğitimin kalitesini artırmak amacıyla başlattığı 'eğitim seferberliği' kapsamında hayata geçirdiği projeler devam ediyor. Öğrencilerin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) sürecinden olumsuz etkilenmemeleri ve uzaktan eğitim sürecini daha verimli geçirmelerini sağlamak amacıyla hazırlanan 'Her Ev Bir Okul' projesi kapsamında öğretmenler, ev ev dolaşarak öğrencilere konu özetleri, soru destek paketi, fasikül ve soru bankalarını ulaştırdı. Bu çalışmayla öğrencilerin derslerinden geri kalmalarının önüne geçilirken, kentte EBA Destek Noktası sayısı 74'ten 100'e çıkarıldı, EBA TV'ye girmediği tespit edilen 1350 öğrencinin, derslerini takip etmeleri sağlandı. Milli Eğitim Bakanlığınca gönderilen 5 bin 30 tablet bilgisayar da kent merkezi ve ilçelerde uzaktan eğitime erişim sıkıntısı yaşayan ihtiyaç sahibi öğrencilere dağıtıldı. Sağlanan destekler sayesinde eğitimlerine kesintisiz devam etme imkanına kavuşan öğrenciler, evlerinin bir bölümünü sınıfa çevirerek, canlı derslere katılmanın sevincini yaşıyor. Hakkari'de 5 bin 30 öğrenciye tablet dağıtıldıİl Milli Eğitim Müdürü Bilal Gür, AA muhabirine, Valiliğin himayesinde başlatılan Bir Kitap Bir İnsan ve Her Ev Bir Okul projeleri ile evleri okula dönüştürme gayreti içerisinde olduklarını söyledi.Gür, 'Öğrencilerimize tabletleri, bakanlığımızın planladığı dağıtım stratejisi çerçevesinde 4,5G GSM kart, 32 gigabyte hafıza kartlı ve kılıfı ile birlikte verdik. Öncelikle her fırsatta 'eğitim birinci önceliğimizdir' diyerek eğitim, öğretime olan desteklerini esirgemeyen Valimiz Sayın İdris Akbıyık'a şükranlarımızı arz ederim.' dedi. Teslim edilen tabletlerde öğrencilerin canlı ders ve EBA'dan faydalanmaları için ihtiyaç duyacakları aylık 25 gigabyte üst sınırlı internet paketinin de yer aldığını belirten Gür, şunları kaydetti:'Elbette, dağıtımlar bununla sınır kalmayacak. EBA portalını kullanma ve canlı derslere katılım konusunda cihaz ve internete erişim sıkıntısı yaşayan çocuklarımız için yerel yönetimler, özel sektör kuruluşları, sivil inisiyatifler tarafından da destekler var ve devam ediyor. Katkıda bulunacak tüm hayırseverlere şimdiden şükranlarımı sunarım. Tablet bilgisayar desteğinin yanı sıra, EBA destek noktaları da öğrencilerimizin hizmetinde. EBA üzerinden yürüttüğümüz uzaktan eğitim sürecini daha verimli kılmak için çalışmalarımız sürecek.' Cumhuriyet Lisesi 9. sınıf öğrencisi Sevnur Kutluk da salgın nedeniyle derslere uzaktan eğitim ve kendilerine sağlanan desteklerle devam ettiğini dile getirdi. Milli Eğitim Müdürlüğünün kendisine tablet bilgisayar desteğinde bulunduğunu ve bu sayede haftada 5 gün canlı derslere katıldığını anlatan Kutluk, 'Çok mutlu oldum. Derslerimi artık daha rahat işleyebiliyorum. Tablet almadan önce de EBA TV'den, EBA mobil destek aracı ve EBA destek noktalarından derslerimi takip ediyordum. Bu tabletler verildikten sonra da evde sınıf ortamı yaratarak eğitimimize devam ediyoruz. Öğretmenlerimizi okulda dinlediğimiz gibi dinliyoruz, notlarımızı alıyoruz. Bu şekilde daha çok verim almaya çalışıyoruz.' ifadelerini kullandı. Baba Suat Kutluk da 4 öğrencisinin olduğunu ve daha önce uzaktan eğitime erişimde sıkıntı yaşadıklarını ifade ederek, 'Bakanlık bize tablet verdi. Çocuklarım artık daha rahat derslerini dinliyorlar. Evimiz sınıf gibi olmuş. Desteklerinden dolayı Sayın Bakanımıza çok teşekkür ederim.' diye konuştu.
Antalya'da Çocuklar Oyuncaklarıyla Maske Kullanımına Dikkati Çekti
ANTALYA (AA) - SÜLEYMAN ELÇİN - Antalya'da çocuklar, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirlerinden biri olan maske kullanımına oyuncaklarıyla dikkati çekti.İnsanlar, tüm dünyayı etkileyen Kovid-19 ile hayatlarında birtakım değişikliklere gitmek zorunda kaldı. Salgından korunmak için tavsiye edilen tedbirler, hayatın vazgeçilmezlerinden biri oldu. Bu tedbirlerin başında ise maske, mesafe ve hijyen geliyor.Anadolu Ajansı ekibi de Kovid-19 tedbirlerine dikkati çekmek için maske takan çocukları oyuncaklarıyla fotoğrafladı. Çocuklardan bazıları, en sevdikleri oyuncaklara maske takarak, büyüklere sosyal mesafeye uymaları ve maske takmaları konusunda mesaj verdi. Günlerinin büyük bölümünü evlerinde geçiren çocukların oyuncaklarına sarılma anlarındaki mutlulukları fotoğraflara yansıdı. Antalya'da yaşayan 5 yaşındaki Arya Demirbaş, salgın nedeniyle zamanının büyük bir bölümünü evinde geçirdiğini söyledi.Arkadaşlarıyla tableti aracılığıyla görüntülü konuştuğunu anlatan Demirbaş, 'Oyuncaklarım ve bebeklerimle zaman geçiriyorum. Dışarıya çıktığımızda sosyal mesafeye, maskeye dikkat ediyoruz. Herkes de dikkat ederse salgın çok çabuk biter.' dedi.
Reklam
Van Depreminin Simgesi Azra Bebeği Kurtaran Afad Görevlisi, Kentte Afetle Mücadeleyi Yönetecek
VAN (AA) - NECAT HAZAR - Van'da 10 yıl önce meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki depremde yıkılan apartmanın enkazı altında kalan 14 günlük Azra bebeği 47 saat sonra sağ kurtaran ekipte yer alan Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) görevlisi Ali İhsan Körpeş, yıllar sonra kurtardığı canlarla onlarca kişinin mutluluğuna ortak olduğu kentte afetle mücadeleyi yönetmekle görevlendirildi. AFAD İzmir Müdürlüğü Arama Kurtarma Birliği'nde görev yapan Körpeş, 23 Ekim 2011'de yaşanan depremin ardından arama kurtarma çalışmalarına katılmak üzere Van'a geldi. Erciş ilçesinde yıkılan 7 katlı binanın enkazından 47 saat sonra 14 günlük Azra Karaduman'ı çıkaran ekipte yer alan Körpeş, geçen yıl da İzmir'de meydana gelen deremde arama kurtarma çalışmalarına katıldı. Yıkılan Rıza Bey Apartmanı enkazındaki çalışmaların 91. saatinde 3 yaşındaki Ayda Gezgin'e ve 17 saat sonra İnci Okan'a ulaşan ilk görevlilerden biri olan Körpeş, 10 yıl sonra birçok ailenin mutluluğuna ortak olduğu Van'a AFAD Müdürü olarak atandı.Körpeş, AA muhabirine, yıllar önce arama kurtarma çalışmaları için geldiği kente AFAD Müdürü olarak atanmaktan mutluluk duyduğunu söyledi. Van depreminde herkesin umudunu yitirdiği anda Azra bebeğin enkazdan sağ kurtarılmasının yüzleri güldürdüğünü belirten Körpeş, o anları şöyle anlattı:'Van'da deprem yaşandığını duyduğumuzda hemen yardıma koştuk. İnsanların bize ihtiyacının olduğunu biliyorduk. Geldiğimizde çok yıkıcı bir tabloyla karşılaştık. Yıkılan bir binada görevlendirildik. Yaptığımız ilk sesli aramada bir ailenin enkaz altında olduğunu tespit ettik. Enkaz altında kalanlardan birinin 14 günlük bebek olduğunu öğrendik. Aile 47 saat enkaz altında kalmıştı. Yaptığımız çalışmayla ilk etapta 14 günlük olan Azra bebeği, sonra annesini ve babaannesini enkazdan sağ kurtardık. O sırada duygusal anlar yaşadık. Ancak çalışmayı bırakmadık. Bizi bekleyen başka insanların da olduğu bilinciyle ara vermeden çalışmalara devam ettik. Ekibimizle enkaz altından 3 kişiyi kurtardığımız için çok mutlu olduk.'Enkaz altındaki birini zarar vermeden kurtarmak için sürekli tatbikat yaptıklarını aktaran Körpeş, riskleri en aza indirip gerekli güvenlik önlemlerini alarak insanları kurtarmanın yollarını aradıklarını dile getirdi. Van'daki kurtarma çalışmalarında ilk teması Azra'nın annesiyle kurduklarını belirten Körpeş, 'Enkazın 7 metre altındaydı. Çok dar bir alandı ve iki kişinin çalışma ortamı yoktu. Açtığımız ilk dehlizden Azra'yı aldık. Annesi ilk başta teslim etmek istememişti ama o güveni sağladığımız için bebeğini bize teslim etti. Kelimelerle anlatması imkansız duygular yaşadık.' dedi. '2021 yılı afet eğitim yılı ilan edildi'Meslek hayatı boyunca edindiği tecrübeleri devlete, millete ve vatandaşa hizmet yolunda değerlendirmeye gayret edeceğini belirten Körpeş, 'Van'a geldiğimde insanların sıcak kanlılığını gördüm. 10 yıl sonra buraya gelmek benim için ayrı mutluluk oldu. Van'da görev yapmak benim için onurdur. İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu'nun direktifiyle 2021 afet eğitim yılı olarak ilan edildi. Bu çerçevede vatandaşlarımızın afet konusunda bilinçlenmesi adına çalışmaları başlatıyoruz. Bugünden itibaren afet farkındalık eğitimlerinin startını verdik. Yeni tip koronavirüs sürecinden sonra hızlı şekilde vatandaşlarımızın afet konusunda bilgilenmelerini sağlayacağız.' diye konuştu.
Haiti'de Yüzlerce Kişi Devlet Başkanı Moise'nin İstifası Talebiyle Protesto Düzenledi
ANKARA (AA) - Haiti'de, Devlet Başkanı Jovenel Moise'nin görevden ayrılmasını isteyen yüzlerce kişi yürüyüş gerçekleştirdi.Haiti’nin başkenti Port-au-Prince’de, Başkan Moise’nin istifası amacıyla düzenlenen gösteriye yüzlerce kişi katıldı. Gösterilerde polisle karşı karşıya gelen protestoculardan bazılarının plastik mermiyle yaralandığı bildirildi.Ekonomik krizdeki Haiti'de muhalefet liderleri, Moise'nin görevinden ayrılmasını talep ediyor.Muhalefet koalisyonu Demokratik ve Popüler Birliğinin Sözcüsü Andre Michel, yaptığı açıklamada, Haiti’de önceliğin başka bir ekonomik, sosyal ve siyasi sisteme verilmesi gerektiğini söylemişti.Michel, iktidarı bırakmak istemeyen Moise'nin şubatta görevinden ayrılması gerektiğini ifade etmişti.Önde gelen insan hakları örgütünün hazırladığı raporda, ülkede 16-30 Eylül 2019'da hükümet karşıtı protestolarda 17 kişinin öldüğü, aralarında gazetecilerin de bulunduğu 187 kişinin yaralandığı kaydedilmişti.Haiti’de Ekim 2020'de hükümet karşıtı protestolarda polisin göstericilere müdahale etmesi sonucu çok sayıda kişi yaralanmıştı.Muhalefet taraftarları Haiti’de Kovid-19 salgınıyla derinleşen ekonomik krizi protesto etmeyi sürdüreceklerini açıklamıştı.Muhalefet liderleri ve destekçileri, ülkede artan enflasyona, kamuda yolsuzluğa, gıda ürünleri dahil temel ihtiyaç maddelerine erişimde sıkıntılara ve başkentte birçok benzin istasyonunun kapanmasına neden olan akaryakıt sorununa tepki gösteriyor.
"Güvenli Turizm Sertifikası" Alan 3 Bin 63 Tesis Kovid-19'A Karşı Mücadelesini Tescilledi
ANKARA (AA) - YASEMİN KALYONCUOĞLU - Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle 2020'de sezonu kayıpla açan Türk turizm sektörü, 'yeni normal' ve 'kontrollü sosyal hayat'ta 'Güvenli Turizm Sertifikası'yla yeniden ivme yakaladı.Dünyayı etkisi altına alan Kovid-19 salgınının en sert etkilediği sektörlerden biri de turizm oldu. Türk turizmi bu dönemde aldığı tedbirlerle, rakiplerine örnek uygulamalar sergiledi ve vazgeçilmez bir destinasyon olduğunu ortaya koydu. Seyahat kısıtlamalarının yaşandığı 2020 yaz sezonunda turizm birçok ülkede daralırken tatilcilerin talepleri de salgına göre yeniden şekillendi. Tatilciler rotalarını belirlerken Güvenli Turizm Sertifikası'nın iki ayağı olan 'güvenilirlik' ve 'hijyen'i baz aldı.'Güvenli ve sağlıklı tatil' taleplerini dikkate alan sektör temsilcileri 2020 sezonu yol haritasını da bu doğrultuda şekillendirdi.Kültür ve Turizm Bakanlığınca yayımlanan konaklama tesislerinde 'hijyen' tedbirlerini içeren genelge ile turizm tesisleri, şartları yerine getirerek sertifika almak için harekete geçti.AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, tatilcilerin rota tercihlerini doğrudan etkileyen 'Güvenli Turizm Sertifikasyonu' uygulamasına geçilen 2020'nin haziran ayından bu yana 3 bin 63 turizm tesis belge almaya hak kazandı. Bu tesislerden 1993'ü Kültür ve Turizm Bakanlığı belgeli, 1070 ise belediye belgeli otellerden oluşuyor.Sertifikasyon için akreditasyon firmaları görevlendirildiVatandaşların sağlıklı bir tatil yapması için gerekli önlemleri alan turistik tesisler, ulusal veya uluslararası hijyen ve temizlik malzemesi tedarikçisi kuruluşların iş birliğinde, Bakanlıkça belirlenen akreditasyon şirketlerinin denetiminden geçerek belgeye hak kazandı.Konaklama ve yeme-içme tesisleri, tur ve transfer araçlarını ayrı ayrı kriterler çerçevesinde uluslararası standartlarda denetlemeye ve Güvenli Turizm Sertifikasını vermeye yetkili olan kuruluşlar, Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB), Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED), Turizm Restoran Yatırımcıları ve Gastronomi İşletmeleri Derneği (TÜRYİD) gibi sivil toplum kuruluşlarının görüşleri alınarak belirlendi.Denetim kuruluşları belirlenirken, başka bir ürünün üretiminde faaliyet göstermeyen, sadece denetim, analiz ve kontrol işlerinde faaliyette bulunan, çıkar çatışması olmayan bağımsız kuruluşlar göz önüne alındı.Bakanlık, sertifikasyon denetimleri için Türk Standardları Enstitüsü Sistem Belgelendirme Grup Başkanlığı ve uluslararası firmaların olduğu akreditasyon şirketlerini görevlendirdi.Denetimlerde uygunsuzluk üzerine ihtar verildiSıkı denetlenen turizm tesislerde 'yerinde' denetim yapıldı. Bunun dışında 2 aylık periyotlarda 'gizli müşteri' denetimi yapıldı ve bu, ayrıca raporlandı.Saha denetiminin ardından belgelendirme en geç üç gün içinde tamamlandı. Denetimlerde kriterler ile uygunsuzluk tespit edilmesi durumunda ilgili tesise ihtar verilerek uygunsuzluğun devamı halinde belge iptaline gidildi.Oteller sertifikasyon için sosyal mesafe planı hazırladıTatilcilerin en rahat ettiği mekanlar olan oteller, Kovid-19 ile mücadele için hassas çalışmalar yaparak belge alabilmek için misafirin otele girişinden acil durum ve izolasyona kadar farklı başlıklarda 132 kriteri yerine getirdi ve bu şartların devamlı uygulanmasına özen gösterildi.Sertifika almak isteyen tesisler, tüm departman ve birimleri için hijyen uygulamalarını kapsayan protokoller hazırladı.Otellerde, ayrıca sosyal mesafe planı hazırlandı. Ortak kullanım alanlarında alkol bazlı el antiseptiği veya dezenfektanı bulunduruldu. Tesislerin sertifika alabilmeleri için çalışanların Kovid-19 eğitimi almış olması ise başta gelen koşullar arasında bulundu. Tatilciler otellere vücut ısısı ölçümü ile giriş yaptıTatil merkezlerine, turizm tesislerine, Kovid-19 ve hijyen uygulamalarına ilişkin personel alanları ve genel alanlara en az 3 dilde çevirisi yapılmış duvar şemaları asılması şartı getirildi.Tesiste koruyucu kıyafet ve ekipman, tesis girişinde ise maske hazır bulunduruldu.Çalışanların işe giriş ve çıkışlarında vücut ısısı ölçümleri termal sensörle yapılarak biyometrik yüz tanımları aynı anda kayıt altına alınarak takibi sağlandı.Otellere izolasyon odasıOteller, acil durumlar ile hasta, semptomlu veya şüpheli vaka tespit edilmesi halinde uygulanacak protokolü, ulaşılacak kişi ve kurumları belirledi. Kovid-19 ile mücadelede tesisler için en çarpıcı değişimlerden biri de otel içinde acil durumlarda izolasyon alanlarının ve odalarının teşkili oldu. İzolasyon alanlarının kullanımı ve tahliyesi sonrasında temizlik planları güncel tutuldu. Misafirlerin otele girişte ve konaklamaları sırasında öksürme, halsizlik, yüksek ateş gibi hastalık durumu göstermeleri halinde tesis personelinin müdahale planı oluşturuldu, personelin müdahale planı hakkında bilgisi olması sağlandı.Ziyaretçilerin termal kamera veya temassız termal sensörlü ateş ölçerlerle vücut sıcaklığı kontrolleri gerçekleştirilerek yüz görüntüleriyle kayıt altına alındı. Masalar arasına en az 1,5 metre kuralıKovid-19 ile turizm tesislerindeki en temel değişim her alanda sosyal mesafenin sağlanması yönünde oldu.Tesislerdeki düzenleme, masalar arasında en az 1,5 metre, sandalyeler arasında ise 60 santimetre mesafe bırakılacak şekilde yapıldı.Yeme ve içme alanlarında servis ekipmanları servis öncesi ve sonrası düzenli olarak temizlendi. Otellerde ortak kullanımdaki çay ve kahve makinası, sebiller ve benzeri cihazlar kaldırılarak misafirlere görevli aracılığıyla bu cihazlardan içecek verilmesi sağlandı.Açık büfeye hijyenik sınırlamaÖzellikle büyük otellerin en cazip alanlarından biri olarak görülen açık büfelerde, yiyeceklerin misafirler tarafından alınmaması ve yiyeceklerle temas kurmamasına yönelik cam siperlik uygulamasına geçildi.Ortak kullanım gerektiren çay, kahve makineleri ve su sebilleri önünde de görevliler tarafından hizmet verilmeye başlandı.Havuz ve plajlarSertifikasyon için, havuz suyundaki klor seviyesinin açık havuzlarda 1-3 ppm, kapalı havuzlarda ise 1-1,5 ppm değerlerinde tutulması istendi ve tesisler periyodik olarak kayıt altına aldı.Havuz ve plaj çevresindeki tuvaletler, duş ve soyunma kabinleri sık sık temizlenerek dezenfekte edildi. Tesisler şezlongların arasındaki mesafeyi sosyal mesafe şartlarına uygun olarak konumlandırdı.
Analiz -  Avrupa'da Nevrotik Kaygı Ve İslam'a Karşı Nefret Anlatıları
İSTANBUL (AA) -ASLI NUR DÜZGÜN- Avrupa’da ortaya çıkan nefret anlatılarında Müslüman azınlıkları hedef alan söylemler, bütüncül bir perspektifle İslam dinine yöneltilmeye başladı. “Değerler çatışması” (clash of values) olarak tanımlanan konular, “Avrupa evi”ne alınmak istenmeyen Müslüman yabancılarla başlayarak din düşmanlığına taşındı. İslamofobi kavramsallaştırmasının tekrar tartışmaya açılmasına sebep olacak bu düşmanlık ve saldırganlık, İslamiyet’e ve mensuplarına yönelen yeni bir tür antisemitik dalga olarak algılanıyor. Birbirini besleyen İslam ve Müslüman nefreti anlatılarıyla inşa edilen “düşman” algısı, Müslümanları “aşağı” olarak damgalıyor, zenofobik, saldırgan, yeni-ırkçı nefret söylemlerinin odağına oturtuyor ve bu söylemler Avrupa’da aşırı sağcı siyasi partiler ve radikal gruplar tarafından araçsallaştırılıyor. Özellikle Norveç, İsveç, Almanya, İngiltere ve Fransa’da ardı ardına patlak veren İslam karşıtı olaylar, yeni-ırkçılığa evrilen nefret anlatıları yoluyla bir grup insanda ortaya çıkan patolojik nevrotik kaygı ve bu kaygıdan doğan varoluşsal güvensizlikleri de açığa vuruyor. Avrupa’da aşırı sağ partilerle yüzeye vuran bu ötekileştirme ve popülist anlatılar, toplumların bir kısmı tarafından kabul görüyor; fakat bu kabulün sosyo-psikolojik arka planı çoğu zaman göz ardı ediliyor. Fakat gelişmelerle birlikte doğru teşhislerin konulamamasının, doğru tedavi yönteminin de bulunamamasına yol açacağı bir gerçektir.2020 Ağustos’unun sonunda aşırı sağcı Sıkı Yön (Stram Kurs) Partisi lideri Rasmus Paludan’ın İsveç’in Malmö kentinde Kuran-ı Kerim yakmasının ardından Avrupa’da İslam-karşıtı provokatif eylemler artış gösterdi. İsveç’te Müslümanlar ve aşırı sağcı gruplar arasında artan gerilimin ardından, Norveç’in başkenti Oslo’da Sian üyesi aşırı sağcı bir grubun Kuran-ı Kerim sayfalarını yırtarak İslam’a ve Kur’an’a hakaretler yağdırması büyük tepkilere neden oldu. Akabinde yine İsveç’te bir mescidin önüne, üzerine tehdit içeren nefret söylemleri yazılmış ve ardından yakılmış Kuran-ı Kerim sayfaları ve domuz pastırması bırakıldı. Fransa’da Charlie Hebdo dergisinin, 2005’te Danimarka’da yayımlanan karikatürleri tekrar yayımlama kararını ilan etmesi de düşmanlığın İslam dinine yöneltildiğini tekrar kanıtladı. Fransa cumhurbaşkanının İslam’ı “krizde bir din” olarak tanımlamasıyla daha da artan gerilim, İslam karşıtlığı anlatısının popülist siyasetçiler tarafından bir propaganda aracı olarak sürekli olarak nasıl üretildiğini de göstermiş oldu. Tüm bu gelişmeler, Avrupa’da bir tür yeni kültürel-ırkçılık (yeni-ırkçılık) ya da İslam karşıtlığı dalgası olduğuna dair söylemleri artırıyor. “Belirsizlik ve kaygı çağı”nda gündemden hiç düşmeyen popülist siyaset, zamanın ruhuna uygun olarak devam ediyor. Yapılan pek çok yorumda genellikle ihmal edilen popülist siyasetin toplum zeminindeki sosyo-psikolojik arka planı ise İslam düşmanlığını sürekli yeniden üreten siyasi anlatıların toplumsal zeminini karanlıkta bırakıyor. Bu toplum zemini İslam dinine karşı sıradan kaygılara sahip değil ve aşırı kaygılarının en temel sebebi, İslam dininin doktrinlerini bilmemek, yani dini tanımamak. İslam dinini tanımadıkları, bilmedikleri halde biliyormuşçasına ahkam kesmeleri ya da onu dar kalıplara sığdırma çabaları ise nevrotik kaygılarını tetikleyen ilk ve en önemli etken. Dolayısıyla bu insanlar pek çok türe ayrılan cehalet kavramı içinde, bilmeyen, bilmediğini de bilmeyen ama buna rağmen en doğruyu bildiğini iddia eden “derin cehalet” kısmında yer almaktalar. Bu nokta, üzerinde durulması gereken en önemli nokta; çünkü “insan bilmediğinin düşmanıdır” argümanını kanıtlarcasına, bütün bir düşmanlık binası bu temel üzerinde yükseliyor. Avrupa’da bir grup insan, varoluşlarına tehlike olarak tanımladıkları İslam dinine ve dolayısıyla Müslümanlara karşı patolojik nevrotik bir kaygı içindeler. Yaşadıkları kaygının normal veya sıradan bir kaygı olmadığı ise bu kaygıyı tolere edememeleri dolayısıyla gösterdikleri saldırganlıklarla açığa çıkıyor.İnançları hakkındaki eleştirel tutumlara açık olmaları dayatılan Müslümanların özgürlükleri hiçe sayılıyor. Bu konular ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, eleştirilebilirlik söylemleri dahilinde ele alınırken, Müslümanların en temel hakkı olan din ve vicdan özgürlüğünün sınırları aşılıyor. İslam’ın doktrinlerine ve Müslümanlara şiddet içeren, aşağılayıcı ve alaycı eylemlerle saldırılırken hukuki sınırlar da göz ardı ediliyor.11 Eylül sonrası Müslümanların şiddet ve terörle ilişkilendirilmeye başlaması ve İslam karşıtlığına evrilen nefret eğilimi birkaç temel sebebe dayanıyor. Birincisi, İslam dinini yanlış yorumlayarak şiddete meyleden, yaptıkları eylemlerin İslam diniyle uzaktan yakından ilgisi olmamasına rağmen kendilerini “Müslüman” olarak tanımlayan insanların varlığıdır. Bu şiddete meyilli insan grubu, İslami değerleri temsil etmedikleri gibi, İslam dininin yanlış algılanmasına sebep olmakta ve Müslümanların da mücadele etmesi gereken bir zihniyeti temsil etmektedirler. Bir diğer sebebi ise Avrupa’nın Müslümanlara karşı bütüncül önyargılı, ötekileştirici ve üstenci bakış açısıdır; İslam dinini tanımadan, Müslümanları bütünüyle aynı kalıba koyarak “geri kalmışlık”, “Avrupa’ya göre aşağıda olma”, “şiddete meyil”, “terörizm” gibi kavramlarla yaftalamaktalar. Bunun yanı sıra antisemitik geçmişini unutarak, bugün daha geniş bir çerçevede İslam düşmanlığı yapan Avrupa toplumlarının bir kısmının, aslında nevrotik bir kaygı yaşadığı da açıktır.Yaşanan gelişmeleri açıklamakta kullanılan, İslam ve “fobi” kelimelerinden oluşan İslamofobi kavramı ise İslam dininin kutsallarına yapılan saldırıları açıklamakta yetersiz kalıyor. Kierkegaard korkuyu, bir nesnesi olan belirli, gerçek bir tehdit olarak tanımlarken kaygının nesnesinin olmadığını söyler; başka bir deyişle, insanlar gerçekte olmayan şeyler için kaygılanırlar, tıpkı Avrupa örneğinde olduğu gibi… Ancak kaygılar da kendi içinde çeşitlenirler. Normal kaygı düzeyi, hayatta var olan fiziksel ve varoluşsal tehdit ihtimalleri dolayısıyla her insanda bulunurken nevrotik kaygı düzeyi olarak adlandırılan kaygı her insanda bulunmaz. 13. yüzyılda “Gönül: Bir damla kan ve binlerce endişe” diyen Hâfız-ı Şîrâzî’nin tanımladığı şekliyle algılayabileceğimiz normal kaygıyı taşıyan bireyler, yapıcı bir şekilde bu kaygılarla yüzleşebilir, tolere edebilir ve dahası değişime açık hale gelirler. Nevrotik kaygı ise genellikle diğer insanları kendi varoluşlarına tehdit olarak algılayan insanlarda görülür. Kim olduklarına dair refleksif bir algıya sahip olmayan bu insanlar için, varlıklarının gerçekten tehdit altında olup olmadığı önemli değildir. Önemli buldukları, yaşadıkları yüksek kaygı duygusunun deneyimidir ve varoluşlarının tehlike altında olduğuna inanırlar.Psikanalist R. D. Laing bu patolojik kaygıyı “pek çok insanı varoluşuna tehlike olarak algılayan” bir grup şizoid ve şizofrenik hastaya ait bir durum olarak nitelendiriyor. Nevrotik kaygıya sahip bireyler, normal kaygıya sahip olan bireylerden farklı olarak, hayatta gerçekleşebilecek tehditler karşısında, kontrol edememe acizliğine karşı aşırı tepkiseldirler ve katı bir değişmezlik içinde bulunurlar. Karen Horney varoluşsal güvenlik duygularının tehdit altında olduğuna inanan insanların çaresizlik duygusuna kapıldıklarını ve çaresizliklerine sebep olduğunu düşündükleri insanları da “düşman” ilan ettiklerini söyler. Bu çok öznel ve genelleştirilemez nevrotik kaygı ve tepkiler Paul Tillich tarafından Naziler örnek gösterilerek tanımlanırken, Rollo May ise faşizmin ortaya çıkışını ve güç kazanmasını bu patolojik kaygıyla ilişkilendirmektedir. Dolayısıyla Avrupa’da yükselen popülist aşırı sağ anlatılar, toplumlar içinde kendisine böylelikle zemin bulmaktadır. Müslüman düşmanlığıyla başlayan bu nevrotik kaygılar İslam karşıtlığına ya da düşmanlığına evrilmiş durumdadır. Avrupa’nın Holokost anlatısı üzerine inşa ettiği birliğini, İslam düşmanlığı üzerine yeniden inşa ettiği ötekileştirme anlatılarıyla nereye götürmekte olduğu ise sorulması gereken asıl sorudur.[Lisans ve yüksek lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi’nde tamamlayan Aslı Nur Düzgün İstanbul Medeniyet Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde doktora çalışmalarına devam etmektedir]
Reklam