BOTAŞ Personel Alımı Başvuruları Sona Eriyor: Son Gün Ne Zaman? BOTAŞ Personel Alım Başvuru Şartları Neler?
Boru Hatları ile Petrol Taşıma A.Ş. Genel Müdürlüğü (BOTAŞ)   268  personel alımı yapacağınuı duyurmuştu. BOTAŞ'ın İŞKUR üzerinden yaptığı personel alımı başvuruları için başvurular yarın sona eriyor. Peki BOTAŞ personel alım başvurusu nasıl yapılır, şartları nelerdir? Merak edilenler için haberimize göz atamk yeterli... İşte detaylar...
Kilis'te Karbonmonoksit Gazından Zehirlenen Çift Hayatını Kaybetti
KİLİS (AA) - Kilis'te sobadan sızan karbonmonoksit gazından zehirlenen çift hayatını kaybetti.Deveciler Mahallesi Yağcılar Sokak'ta ikamet eden Fethi (74) ve Fatime Özden'e (55) ulaşamayan yakınları çiftin evine gitti.Eve giren ve çiftin odada hareketsiz yattığını gören yakınları durumu sağlık ve polis ekiplerini bildirdi.Olay yerine gelen 112 Acil Servis ekipleri çiftin sobadan sızan karbonmonoksit gazından zehirlenerek hayatını kaybettiğini tespit etti.
Kastamonu'da Kar Yağışı Nedeniyle 7 Köy Yolu Ulaşıma Kapandı
KASTAMONU (AA) - Kastamonu'nun Tosya ilçesinde kar yağışı nedeniyle 7 köy yolunda ulaşım sağlanamıyor.Kastamonu'da gece saatlerinden itibaren etkili olan kar, kent merkezini beyaza bürüdü. Kar, merkezde sabah etkisini yitirdi.Ilgaz Dağı'nda kar yağışı nedeniyle ekipler, sürücüleri dikkatli ve tedbirleri olmaları konusunda uyardı.İl Özel İdaresi yetkililerinden alınan bilgiye göre, kar yağışı özellikle yüksek rakımlı köylerde ulaşımda aksamaya neden oldu. Tosya ilçesinde 7 köy yolu kar nedeniyle ulaşıma kapandı. Ekipler, kapalı yolların açılması için çalışma yürütüyor.
Prematüre Doğan Kişilerde, "Kronik Hastalık Kaynaklı Ölüm Riski" Daha Yüksek
ANKARA (AA) - Yapılan bir araştırmada, erken doğan kişilerde kalp hastalığının, kronik akciğer hastalığının ve şeker hastalığı kaynaklı ölüm riskinin iki kat daha fazla olduğu tespit edildi.Science Norway'in haberine göre, Norveç Bilim ve Teknoloji Üniversitesinden (NTNU) bilim insanları, Norveç, İsveç, Finlandiya ve Danimarka’dan 6,3 milyon kişiyi kapsayan bir çalışma yürüttü.Araştırmaya göre, 50 yaşın altındaki kişilerin kronik hastalıklara bağlı ölüm riskinin 1000 kişide 2 olduğu gözlemlenirken, gebeliğin 37. haftasından önce doğan (prematüre) kişilerde bu oranın yüzde 40 fazla olduğu ortaya çıktı.Çalışmada, prematüre kişilerin kalp, akciğer ve şeker hastalığından yaşamını yitirme riskinin 2 kat daha fazla olduğu da tespit edildi.Araştırmanın lideri Profesör Kari Risnes, 'Prematüre doğan kişilerin çocukluk ve gençlik döneminde ölüm riskinin daha yüksek olduğunu zaten biliyorduk. Bu araştırmayla erken doğanların 50 yaş öncesinde kronik hastalıklardan ölüm riskinin daha fazla olduğunu gösterdik.' dedi.Risnes, doktorların tedavi ettiği hastalarının prematüre doğup doğmadığını dikkate alması gerektiğini kaydetti.
Analiz - Avusturya'daki Türk Diasporasını Bekleyen İki Tehlike
İSTANBUL (AA) -KAZIM KESKİN- Türk diasporasının Avusturya’daki tarihi, resmi olarak 15 Mayıs 1964 yılında imzalanmış olan Türkiye Avusturya İşgücü Anlaşması ile başlar. Bu tarihten önce işçi statüsünün dışındaki sosyal gruplardan gelenlerin de dahil olduğu bir grup insanın bu ülkeye yerleşmiş olduğu biliniyor. Fakat gerek bu ülkeye yönelik göçün artması ve gerekse resmi kanallar eliyle bu göçe bir düzen verilmesiyle, 1964 tarihi Avusturya’daki Türk diasporası için bir milat olma özelliği taşır. Her ne kadar ilk göç edenlerin büyük çoğunluğu işçi kesiminden olsa da, zaman içerisinde bu işçilerin bazılarının ailelerini de Avusturya’ya getirmeleri, yeni nesillerin bu ülkede dünyaya gelmesi ve öğrenci, iş insanı ve benzeri kesimlerden de buraya gelenlerin artmasıyla Avusturya’daki Türk diasporası sosyolojik açıdan bir değişim geçirmiş oldu. Söz konusu değişime ve Türk diasporasının Avusturya’ya dair kısıtlı perspektifinin farklı bir boyuta taşınmasının da yardımıyla, diasporanın sosyo-politik yaşamında da gözle görünür değişimler meydana geldi.Türkiye bağlamında, en temel anlamda Türkiye yanlıları ile Türkiye karşıtları şeklindeki politik tutumlar, yakın zamanlara kadar —bazı istisnai durumlar dışında— Avusturya iç ve dış siyasetiyle çok yakından bağlantılı olarak görülmemişti. Türkiye’nin dünya siyasetinde elde ettiği ağırlığın görece arttığı son dönemlerde ise gerek Türkiye içinde ve gerekse Türkiye dışında söz konusu etkinliğe bir ket vurma çabası gözlerden kaçırılamayacak netlikte. Her daim Türkiye ile bağlarını sürdürme başarısını göstermiş olan Avusturya’daki Türk diasporasının söz konusu düşmanca çabalardan etkilenmesi de kaçınılmaz hale geldi. Öncelikli olarak Türkiye, dolaylı olarak da Avusturya’daki Türk diasporası karşıtı bu tutumun sinsice ve albenisi yüksek bir argüman kılıfı içinde kamuoyuna getiriliyor olması, bu durumu ciddiye almayı gerektiriyor. İşaret edilen söz konusu tehlike, başta PKK olmak üzere bilumum Türkiye karşıtı terör örgütleri sempatizanlarının kendilerini meşru, Türkiye ve Türkiye yanlılarını ise gayrimeşru gösterme çabasıdır. Bu noktada, bu ülkedeki PKK destekçisi çevrelerin öncülük ettiği propaganda çalışmaları epey dikkat çekiyor.Avusturya’daki terör yandaşlarının başta Sosyal Demokrat Parti (SPÖ) ve Yeşiller Partisi destekçileri aracılığıyla kamuoyunda oluşturmaya çalıştıkları algı, Avusturya’daki AK Parti, MHP ve BBP sempatizanlarının eylemlerini yasadışı hale getirmek yoluyla “demokrasi düşmanı” addedilmeleridir. 50 yılı aşkın bir süredir terör ve şiddet yoluyla emellerine ulaşmaya çalışan bir örgütün Avrupa Birliği’nin (AB) terör örgütleri listesinden çıkarılması pişkinliğini dahi savunabilen sempatizanları, demokratik bir toplumda meşruiyet çizgisinin belirlendiği ana kıstas olan “demokratik olma” çizgisini çekme hakkını da kendilerinde görerek, Türkiye Cumhuriyeti devleti hükümetini oluşturan Cumhur İttifakı’na dahil üç partinin Avusturya’daki sempatizanlarını kamuoyunda “tartışma dışı” bırakmaya çalışmaktalar.Özellikle geçtiğimiz yaz aylarında Viyana’nın Favoriten semtinde yaşanan olaylarda da gözlemlediğimiz üzere, söz konusu tutum maalesef Avusturya hükümetinde de bir karşılık buldu. Gerek seçime avantajlı girmek gibi pragmatik gerekse Türkiye’ye karşı oluşturulan husumet cephesinde gönüllü olarak yer almak gibi pratik amaçlar kovalayan Avusturya hükümeti, PKK sempatizanlarına ve onların yandaşlarına, Viyana sokaklarında günlerce terör örgütü sembolleriyle gösteri yapma olanağı tanıdı. Gösteriler esnasında PKK yandaşlarını protesto eden Türkiye kökenli AK Parti, MHP ve BBP destekçisi gençler, Avusturya’daki PKK yandaşları tarafından yapılan ısrarlı propaganda faaliyetleri sayesinde, Avusturya’da var olmayan bir örgüt olan “Bozkurtlar” ile ilişkilendirilmiş ve böylelikle hem tezleri hem de bizatihi varlıkları kamuoyu önünde gözden düşürülmeye çalışılmıştı. PKK yandaşlarının Avusturya kamuoyundaki desteklerini artırmak için başvurdukları bu oyunu perçinleyen bir diğer unsur ise taraflar arasındaki esas ayrımın terör yandaşlığı ve karşıtlığı olmayıp, demokratlar ve demokrasi karşıtları arasında olduğu savının ileri sürülmesidir. Dikkat edilmesi gereken nokta, PKK yandaşları tarafından Favoriten olaylarıyla da bağlantılı olarak manipülatif bir şekilde gündeme getirilen ve kendilerinin demokrasi cephesinde yer aldıkları, karşıtlarının ise demokrasiyi içlerine sindirememiş kesimler olduğu savının, Avusturya’da sadece Türk düşmanı aşırı sağcılarda bir karşılığı olduğu yanılgısına kapılmamak gerektiğidir. Uzun bir süredir kendisine Batı ittifakı içinde, eşit göz hizasında bir yer edinmeye çalışan Türkiye’den rahatsız olan Avusturya hükümetinin de yönlendirmesiyle hareket ettiği açık olan ülke medyasının önemli bir bölümü, Avusturya halkını maalesef Türkiye yanlısı her şeye karşı mesafeli hale getirmeyi başarmıştır. Bu noktada zikredilen olaylarda da konu, PKK sempatizanlarının ve Avusturya siyasetindeki uzantılarının arzu ettiği gibi, hem Avusturya’daki Türk diasporasının hem de Türkiye’nin aleyhine bir algıya zemin hazırlamış olmasının yanı sıra, Avusturya hükümetinin de ateşe körükle gitmesiyle iki ülke ilişkilerini de zedeleyecek boyuta ulaşmıştır.Avusturya’daki Türk diasporasının her ferdine düşen iş, terör örgütleri ile teröristler arasında herhangi bir ayrım yapılmasının hem ahlaki anlamda hem de teknik anlamda kabul edilemez olduğunun her fırsatta dile getirilmesidir. Bu bağlamda, özellikle DEAŞ ile PKK terörü arasında, ideolojik farklılık dışında çok önemli bir ayrımın olmadığı, DEAŞ’ın son beş senede yaptığı katliamların çok daha hunharcasının PKK tarafından 50 yıl boyunca yapıldığı da hatırlatılmalı. Aynı şekilde, nasıl DEAŞ terör örgütü sempatizanlarına propaganda faaliyetleri için (sosyal medya dahil) en ufak bir alan dahi bırakılmıyorsa, PKK ve benzeri terör örgütlerinin sempatizanlarına karşı da aynı tavrın gösterilmesinin, tutarlılık gereği zorunlu olduğu ısrarla dile getirilmeli.Avusturya Türkleri arasında anlamsız polemikGeçtiğimiz Ekim ayında Viyana eyalet seçimleri kapsamında gerçekleşen tartışmalarda da gözlemlediğimiz gibi, Avusturya Türkleri arasındaki suni ve gereksiz tartışmalar, Avusturya Türklerine ve dolaylı olarak da Türkiye’ye (terör örgütü sempatizanlarından sonra) en fazla zarar veren etken oldu. Bu ülkede yaşayan (gerek Avusturya vatandaşı gerekse Türkiye vatandaşı) Türkiye’ye gönülden bağlı birçok insanın, Türkiye’ye ve dolayısıyla kendilerine faydalı olma meselesini maalesef çok iyi anlamadıklarını gözlemlemekteyiz. İnsanlarımızın ve onların bin bir zahmet ve emekle vücuda getirdikleri oluşumlarının temsilcilerinin, “bel altı” hamlelerle ve hatta iftiralarla muarızlarını karalama yoluna giderek, esas düşman olan PKK, FETÖ, DHKP-C ve benzeri terör örgütleri yandaşlarına karşı göstermedikleri tepkiyi birbirlerine karşı göstermeleri ne isabetli ne de hakkaniyetlidir. Doğru hareket tarzı, iyilik yolunda birbirine çelme takmak değil, bu yolda rekabet etmektir. İlk neslin zihninde ağırlıklı olarak yer bulan “Türkiye’nin menfaatini ıskalamadan kendi menfaatini sağlama” düşüncesi, şimdilerde yerini “kendi menfaatini ıskalamadan Türkiye’nin menfaatini sağlama” düşüncesine bırakmış görünüyor. Söz konusu değişimin farkında olarak hareket ettiğini gözlemlediğimiz kişi, grup ve çevrelerin birbirlerine karşı yaptıkları muhalefetin derecesinin iyi ayarlanamaması, açıktır ki Türklerin Avusturya’da on yıllardır süren zayıf konumlarını düzeltmelerine olanak sağlamayacak. Söz konusu yaklaşımın zararlarını, Avusturya İslam Yasası’nın Avusturya Müslümanlarına dayatılması sürecinde çok iyi gözlemlemedik mi? En temel meselelerde dahi bir araya gelinemezse, üzerinde operasyon yapılabilen zayıf bir toplumsal yapı olacağımız gerçeğinin, daha bir 60 yıl bizimle birlikte var olacağı yeterince açık değil mi?Türkiye’nin menfaatine hareket etme düşüncesi, terör örgütleri yandaşları hariç herkesin gönlünde yatan temel bir perspektiftir. Bu perspektifi herkes kendi üslubunca, kendi imkanları ve anlayışı doğrultusunda, ama birbirini karalamayacak şekilde uygulamaya geçirmeli. Zaten toplumsal alanda yapılacak o kadar iş var ki hemen her yapıya yetecek kadar “sorunlu”, “düzeltilmesi gereken” alanların bulunabilir; oluşumların kendilerini/hizmetlerini “gösterebileceği” çok sayıda mesele de el atılmayı bekliyor.Bu noktada dikkat çekilmesi gereken bir başka önemli husus, Avusturya’da yaşayanlar olarak, öncelikli meselelerimizden birinin, siyasal tartışmanın merkezinin kesinlikle Avusturya ve Avusturya’ya dair meseleler olması düşüncesinin kabul edilmesi gerektiğidir. Seçim dönemlerinde sıklıkla gözlemlediğimiz üzere, aşırı sağcı ve aşırı solcu çevrelerin ideolojik nedenlerle ve oy kazanma kaygısıyla, diğer siyasal çevrelerin ise sadece oy kazanma kaygısıyla Türkiye’yi ana gündem maddesi yapma girişimleri, bizim için düşündürücü bir işaret olmalı. Söz konusu tutum, Avusturya Türkleri olarak bizi bu ülkede kendi haklarımız için mücadele etme perspektifinden uzaklaştırdığı gibi, gücümüzü artıramadığımız için, dolaylı olarak da olsa Türkiye’ye de faydalı olmamızı engelliyor. Bu tuzağa düşmemiz bir yandan Avusturya’daki Türkiye karşıtı çevrelerin bizi sıkıştırmak istedikleri köşeye iterken diğer yandan da kendi içimizde suni tartışmalarla enerjimizi israf etmemize yol açıyor.Son olarak ifade etmek gerekir ki yukarıdaki tehlikeleri çözsek dahi, yeni tehlikelerin/sınamaların Türk diasporasını beklediğini, Avusturya’da yüzyıllarca yaşamış Yahudilerin tarihinden net bir şekilde anlayabiliriz.[Avusturya ve Almanya iç siyaseti alanında uzmanlaşan Kazım Keskin halen Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde doktora çalışmasına devam etmektedir]
Reklam
Kastamonu'da Kovid-19 Tedbirlerine Uymayan 98 Kişiye Para Cezası Uygulandı
KASTAMONU (AA) - Kastamonu'da bir haftada, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirlerine uymayan 98 kişiye para cezası verildi.Valilikten yapılan yazılı açıklamada, 21-27 Ocak'taki denetimlerde, maske takmayan 23, sosyal mesafe kuralına uymayan 2, sigara yasağına riayet etmeyen 21 ve sokağa çıkma kısıtlamasını ihlal eden 52 kişiye toplam 143 bin 763 lira idari ceza uygulandığı bildirildi.Açıklamada, karantina ve izolasyon tedbirlerine uymayanlar için Valilikçe belirlenen yurtlarda kalan kişi bulunmadığı kaydedildi.
Gaziantep'te Tabancayla Vurulan Kadın Hayatını Kaybetti
GAZİANTEP (AA) - Gaziantep'te tabancayla vurulan kadın, kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.Eşinden ayrılıp bir süre önce merkez Şehitkamil ilçesi Selahattin Eyyübi Mahallesi Maaşkuyu Caddesi'ndeki babaevine gelen F.D. (26), evde tabancayla vuruldu.112 Acil Servis ekiplerince özel bir hastaneye kaldırılan kadın, müdahaleye rağmen kurtarılamadı.F.D'nin babasının da aralarında olduğu 5 şüpheli gözaltına alındı.Kadının cenazesi, Adli Tıp Kurumundaki işlemlerinin ardından ailesine teslim edildi.Polis ekipleri olayın nasıl meydana geldiğiyle ilgili araştırmasını sürdürüyor.
Reklam
Almanya'da Kassel Valisi'ni Öldüren Neonazi'ye Ömür Boyu Hapis Cezası
BERLİN (AA) - Almanya'da Kassel Valisi Walter Lübcke'yi öldürmek suçundan yargılanan aşırı sağcı Stephen Ernst, ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.Frankfurt Yüksek Eyalet Mahkemesi, 2 Haziran 2019'da Vali Lübcke'nin öldürmesine ilişkin davada kararını açıkladı.Mahkeme Neonazi Stephan Ernst'e, Lübcke'nin öldürmesi suçundan ömür boyu hapis cezası verdi. Ernst'e yardım ve yataklık yaptığı iddiasıyla yargılanan Markus H. ise sadece silah yasasına aykırı davranmak suçundan 1 yıl 6 ay hapis cezası aldı.Mahkeme, Markus H'nin şartlı tahliyesine karar verdi.Lübcke 2019'da öldürülmüştüKassel Valisi Walter Lübcke, 2015'te mültecilerin Almanya'ya gelmelerini eleştirenlere karşı, 'Bu değerleri paylaşmayan istediği zaman bu ülkeyi terk edebilir. Her Alman bunu yapmakta serbesttir.' ifadelerini kullanmış ve bu açıklaması aşırı sağcı çevrelerce büyük tepki çekmişti.Vali Lübcke, 2 Haziran 2019'da evinin bahçesinde Neonazi Stephan Ernst tarafından başına tek kurşun sıkılarak öldürülmüştü.Irkçı katil Stephen Ernst'in daha önce de Frankfurt’ta Türk din görevlisini bıçaklamak, mülteci yurduna bombalı saldırıda bulunmak, 1 Mayıs’ta sendikacılara sopalarla saldırmak ve Iraklı bir mülteciyi bıçakla ağır yaralamak gibi suçlardan sabıkası bulunuyordu.
Güncelleme - Samsun'da Orman Ve Sazlıkta Çıkan Yangınlar Söndürüldü
SAMSUN (AA) - Samsun'un Çarşamba ve Terme ilçelerinde ormanlık ve sazlık alanda çıkan yangınlar söndürüldü. Çarşamba ilçesinin Demiraslan ve Esençay mahallelerinde, dün akşam saatlerinde henüz belirlenemeyen nedenle orman yangını çıktı.İhbar üzerine itfaiye, jandarma ve orman ekipleri bölgeye sevk edildi.Terme ilçesi Yalı Mahallesi'nde de sazlık alanda yangın çıktı.Ekipler, şiddetli rüzgarın devam ettiği bölgede yangına müdahale etti.Yürütülen çalışmalar sonucu yangınlar söndürüldü.Zarar gören alanların tespiti için çalışma başlatıldı.
Reklam
Kanada'da Neonazi Grupların Terör Örgütü Olarak Tanınması Gündemde
ANKARA (AA) - Kanada'da hükümet, aşırı sağcı Neonazi grupları terörist olarak tanıma konusunu gündemine aldı.Toronto Star gazetesinin haberine göre, ırkçılık karşıtı gruplar, bir süredir aşırı sağcı ve ırkçı grupların terör listesine alınması için hükümete baskı yapıyor.Hükümet de aşırı sağcı grupların terör yapılanması olarak tanımlanıp tanımlanamayacağı konusunda rapor hazırlaması için ilgili kurumlara talimat verdi.Kamu Güvenliği Bakanı Bill Blair’in ofisinden yapılan açıklamada, aşırı sağcı gruplardan birinin en kısa zamanda terör örgütü olarak tanınacağı kaydedildi.Kanada’nın tanıdığı terör örgütleri listesinin genişlemesi durumunda nefret karşıtı gruplar ülkede Neonazi yanlısı 'Atomwaffen ve O9A' ile beyaz üstünlüğüne dayalı ideolojiye sahip 'The Base' gruplarının bu listeye girmesini savunuyor.Bir grubu terör örgütü olarak tanımanın grup ve üyeleri için ciddi sonuçları bulunuyor.Terör örgütü olarak tanınan gruba yönelik finansal kurumlar grup ve üyelerinin varlıklarını dondurabilirken, polis de gruba ait gayri menkullerle el koyabiliyor, gruba katılmak veya katkıda bulunmak da yasaklanıyor.
Kocaeli'de Kovid-19 Tedbirlerine Uymayan 189 Kişiye Para Cezası
KOCAELİ (AA) - Kocaeli'de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirlerine uymadıkları gerekçesiyle 189 kişiye idari para cezası uygulandı.İl Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, Kovid-19 salgınının yayılmasının önlenmesine yönelik çalışmalar kapsamında dün 1097 iş yeri denetlendi, 16 bin 59 kişi kontrol edildi.Denetimlerde, sosyal mesafeye dikkat etmeyen 14, karantina tedbirini ihlal eden 5, maske takmayan 64, yasaklı yerlerde sigara içen 24, sokağa çıkma kısıtlamasını ihlal eden 81, Hayat Eve Sığar (HES) kodu kuralına uymayan 1 sürücüye ile salgın tedbirlerine riayet edilmeyen 3 iş yerine para cezası uygulandı.Ayrıca, denetimler sırasında çeşitli suçlardan aranan 123 şüpheli yakalandı.
Suriye Anayasa Komitesi Toplantılarının Beşinci Turu Sürüyor
CENEVRE (AA) - Suriye Anayasa Komitesinin 45 kişilik yazım kurulunun beşinci tur toplantıları, Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi'nde devam ediyor.Esed rejimi, sivil toplum kuruluşları ve Suriye muhalefeti temsilcilerinin her birinden 15'er kişiden oluşan anayasanın yazımından sorumlu 'küçük grup' üyeleri, Cenevre'de bir araya geldi.Türkiye saatiyle 12.00'de başlayan komitenin dördüncü gün oturumlarına BM Suriye Özel Temsilcisi Geir O. Pedersen başkanlık ediyor.Suriyeli muhalifler, ülkenin geleceğinde önemli rol oynayacak yeni anayasaya ilişkin ilk somut adımı attı.Muhalifler, anayasanın ilk faslındaki 10 temel ilkenin yazımını tamamlayıp Komiteye sundu.Esed rejimini temsil eden heyetin ise toplantılarda gündem dışına çıkarak uzlaşmaz tavırlarını sürdürdüğü öğrenildi.Toplantılarda muhaliflerin eş başkanlığını eski Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) Başkanı Hadi el Bahra, rejimin eş başkanlığını ise önceki anayasayı hazırlayan komitede de yer alan hukukçu Ahmed Kuzbari yürütüyor.Basına kapalı yapılan Suriye Anayasa Komitesi toplantılarının beşinci tur görüşmeleri yarın sona erecek. Aynı gün basın toplantısı düzenleyecek Pedersen'in bir sonraki turun tarihi ve gündemine ilişkin bilgi vermesi bekleniyor.Pedersen, 22 Ocak'ta düzenlediği basın toplantısında taraflara artık anayasayı yazmaya bir yerden başlamaları çağrısında bulunmuştu.Suriye Anayasa Komitesinin yapısıSuriye Anayasa Komitesi, büyük ve küçük olmak üzere iki gruptan meydana geliyor.Büyük grup, komite üyelerinin tümünü kapsıyor ve rejim, muhalefet heyeti, sivil toplum temsilcileri olmak üzere üç gruptan oluşuyor.Üç listeden seçilen 15'er kişiden meydana getirilen küçük grubun ise anayasanın yazımında sorumluluğu bulunuyor.45 kişilik yazım kurulunun hazırladığı taslakları, 150 kişilik büyük grubun onaylaması ve karar alınması için de üyelerin en az yüzde 75'inin 'evet' oyu vermesi gerekiyor.Komitenin iki eş başkana sahip olması dikkati çekiyor.
Reklam
Sakarya'da Silahlı Kavga: 3 Yaralı
SAKARYA (AA) - Sakarya'nın Adapazarı ilçesinde çıkan silahlı kavgada biri ağır 3 kişi yaralandı. Alınan bilgiye göre, Tepekum Mahallesi'nde 2 grup arasında henüz belirlenemeyen nedenle tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine silahla ateş açılması sonucu 3 kişi yaralandı. Durumun bildirilmesi üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.Yaralılardan 2'si yakındaki özel hastaneye götürülürken, durumu ağır olan biri Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı. Olay yerindeki incelemede çok sayıda boş mermi bulan polis ekipleri, şüpheli ya da şüphelilerin yakalanması için çalışma başlattı.
Erzincan'da Uyuşturucu Ticareti İddiasıyla 2 Zanlı Tutuklandı
ERZİNCAN (AA) - Erzincan'da uyuşturucu ticareti yaptıkları iddiasıyla gözaltına alınan 2 zanlı tutuklandı.Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında, İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince, 'torbacı' diye tabir edilen sokak satıcıları ile uyuşturucu suç organizasyonlarının deşifre edilmesine yönelik operasyon gerçekleştirildi.Belirlenen adreslerde uyuşturucu ve uyuşturucu nitelikli haplar ele geçirilen operasyonda E.S. ile S.O. gözaltına alındı. İşlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 2 zanlı, sulh ceza hakimliğince 'uyuşturucu madde ticareti yapma' suçundan tutuklandı.
Reklam
Sivas'ta Karbonmonoksitten Zehirlenen Kadın Hayatını Kaybetti
SİVAS (AA) - Sivas'ın Ulaş ilçesinde sobadan sızan karbonmonoksit gazından zehirlenen kadın yaşamını yitirdi.Esentepe Mahallesi Cumhuriyet Caddesi'nde yalnız yaşayan ve 2 gün önce ilçeye İzmir'den gelen 57 yaşındaki Sendegül Demir'den haber alamayan yakınları, mahalle muhtarı Caner Köse'den yardım istedi. Köse'nin haber vermesiyle eve gelen polis ve sağlık ekipleri, Demir'in sobadan sızan karbonmonoksitten zehirlenerek hayatını kaybettiğini belirledi.Demir'in cenazesi, incelemenin ardından Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi morguna gönderildi.
Ordu'da Cips Standının Rüzgarın Etkisiyle Sürüklenmesi Güvenlik Kamerası Görüntülerine Yansıdı
ORDU (AA) - Ordu'nun Perşembe ilçesinde cips standının, şiddetli rüzgarın etkisiyle devrilmeden yol boyunca sürüklenmesi güvenlik kamerası görüntülerine yansıdı.İlçeye bağlı Düz Mahalle Kum Sokak'ta, Ayberk Saka'ya ait bir şarküteri dükkanının önündeki tekerlekli cips stadı, şiddetli rüzgar sebebiyle yerinden kaydı.Kaldırımından yola sürüklenen cips standı, devrilmeden eğimli yolda kaymaya başladı. Bu sıra durumu fark ederek cips standının ardından koşan kişi, kısa sürede kayan standı yakalamayı başardı.Öte yandan cips dolu standın kaydığı görüntüler, iş yerinin güvenlik kamerasınca kaydedildi.
Hindistan'ın 500 Bin Doz Kovid-19 Aşısı Bağışladığı Sri Lanka'da İlk Aşılamalar Başlayacak
ANKARA (AA) - Hindistan'ın ilk etapta 500 bin doz yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısı bağışladığı Sri Lanka'da ilk aşılamalar başlayacak.Sri Lanka Devlet Başkanı Gotabaya Rajapaksa, yaptığı açıklamada, Hindistan tarafından yapılan 500 bin doz Kovid-19 aşısı bağışını memnuniyetle karşıladıklarını belirtti.Hindistan Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, 'Hindistan, bölgedeki ihtiyaca ilk cevap veren ülke oldu.' ifadesine yer verildi.Açıklamada, salgın sürecinde komşu ülkenin finansal istikrarını sağlamak için Sri Lanka'ya 400 milyon dolarlık döviz transferi yapıldığı bilgisi de paylaşıldı.Aşılama gelecek hafta genişletilecekSri Lankalı yetkililer, başlayacak ilk aşılamalarla 150 bin sağlık çalışanı, 115 bin seçilmiş ordu ve emniyet mensubunun başkent Kolombo ve civarındaki hastanelerde öncelikli gruplar olacağını belirtti.Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, aşılamanın yapılacağı hastanelerden yalnızca birisinin tamamen Kovid-19 hastalarına ayrıldığı, diğerlerinin de salgın için ayrı servisleri bulunduğu bildirildi.Aşılamanın gelecek hafta ülkenin diğer bölgelerinde 4 bin hastane ve sağlık merkezine kadar genişletilmesinin planlandığı aktarıldı.Hindistan’ın bağışladığı aşıların 250 bin kişiye uygulanacağını belirten Sri Lankalı yetkililer, bağış yoluyla veya satın alarak daha fazla aşı elde etmek için çaba gösterildiğinin altını çizdi.Daha önce 2 milyon doz Pfizer-BioNtech aşısı sipariş eden ülke, Hindistan'a da 3 milyon aşı siparişi vermeyi planlıyor.Sri Lanka, Birleşmiş Milletlerin (BM) Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Küresel Aşı ve Aşılama Birliği (GAVI) ve Salgın Hastalıklara Hazırlık İçin Yenilik Koalisyonunca (CEPI) yürütülen ortak girişimle Nisan 2020'de başlatılan COVAX girişimi tarafından bağışlanmak için üretilen aşılarla nüfusunun yüzde 20'sini aşılayabilmeyi umut ediyor.Hindistan, bölgede 8 ülkeye aşı bağışlamayı planlıyorHindistan, üretim lisansına sahip olduğu, Oxford Üniversitesinin İngiliz-İsveç ilaç firması AstraZeneca ile geliştirdiği Kovid-19 aşısından Myanmar'a 1,5 milyon, Nepal'e 1 milyon doz bağışlamasıyla, iki ülkede ilk aşılama çalışmaları başlamıştı.Hindistan, bölgede toplamda 8 ülkeye aşı bağışlamayı planlıyor.
Reklam