İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi Chilcott, Diplomasi Muhabirleri Derneği Üyelerinin Sorularını Yanıtladı:
ANKARA (AA) - İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi Dominick Chilcott, Kıbrıs meselesinin çözümüne ilişkin, 'İki tarafa neye karar vermesi gerektiğini söylemek bize düşmez. Kendileri anlaşmak zorundalar. Ancak iki tarafın ortak zemin bulmasına yardımcı olmak ve meselenin karşılıklı kabul edilebilir bir çözüme ulaşması için Birleşmiş Milletler'i (BM) destekleme konusunda elimizden geleni yapacağız.' dedi. Chilcott, Diplomasi Muhabirleri Derneği (DMD) üyesi gazetecilerin, Türkiye-İngiltere ilişkilerinin geleceği, Brexit süreciyle Avrupa Birliği'nden (AB) ayrılan İngiltere'nin Kıbrıs meselesinin çözümünde oynayacağı rol ve Türkiye'nin Rusya'dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerine ilişkin yönelttiği soruları çevrim içi düzenlenen toplantıda yanıtladı. İngiltere ile Türkiye arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması'na (STA) ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine Chilcott, İngiliz ve Türk şirketleri ile her iki ülkedeki tüketicilerin birbirlerinin ürünlerini satın almak konusunda güçlü istek duyduğunu bildiklerini söyledi. Chilcott, ülkesinin, Türkiye'nin ihracatında ikinci sırada yer aldığı ve Türkiye'nin çok önemli bir ticaret ortağı olduğunun altını çizdi. İki ülke arasındaki ticari ilişkilerin önemi göz önünde bulundurulduğunda imzalanan anlaşmanın taraflarda büyük bir rahatlama ve memnuniyete sebep olduğunu dile getiren Chilcott, 'Daha kapsamlı STA müzakerelerine iki yıl içinde başlama taahhüdümüz var. Ancak hazır olduğumuzda Türk meslektaşlarımızla müzakere masasına döneceğiz ve daha da büyük bir STA'yı tüm potansiyeliyle sonuçlandırıp sonuçlandıramayacağımızı göreceğiz.' diye konuştu. 'Kıbrıs meselesinin çözümünde iki tarafa neye karar vermesi gerektiğini söylemek bize düşmez'Büyükelçi Chilcott, Brexit süreciyle AB'den ayrılan ülkesinin, ilerleyen dönemde Kıbrıs meselesine ilişkin tutumunun ne yönde olacağı sorusuna verdiği yanıtta, adadaki bölünmenin Doğu Akdeniz'deki gerilimin nedenlerinden biri olduğuna dair güçlü görüşlerinin devam ettiğini ve Türkiye ile Birlik arasında var olan bazı sorunların sebebi olduğunu kaydetti. Kıbrıs meselesinin çözümüne inandıklarını dile getiren Chilcott, bunun, adadaki iki toplumu da mutlu edecek bir anlama geldiği ve Doğu Akdeniz'deki jeostratejik tabloyu daha iyi bir hale getireceği görüşünü paylaştı. Chilcott, şöyle devam etti:'Kıbrıs meselesinde garantör ülkelerden biri ve Kıbrıs ile pek çok tarihi geçmişe sahip bir ülke olarak, BM Genel Sekreteri'nin (Antonio Guterres) meseleyi çözüme kavuşturmak için yürüttüğü çabaları destekleme sorumluluğunu hissediyoruz. İki tarafa neye karar vermesi gerektiğini söylemek bize düşmez. Kendileri anlaşmak zorundalar. Ancak nerede olursa olsun, iki tarafın ortak zemin bulmasına yardımcı olmak ve meselenin karşılıklı kabul edilebilir bir çözüme ulaşması için BM'yi destekleme konusunda elimizden geleni yapacağız.'Kıbrıs meselesinin çözümünün her iki toplumda da refah ve ekonomik büyüme beklentilerini büyük ölçüde artıracağı değerlendirmesinde bulunan Chilcott, bunun büyük ölçüde arzu edilen bir sonuç olduğunu ifade etti. Chilcott, ülkesinin, garantör ülke ve adadaki her iki toplumun da dostu olarak rolünü oynayacağını ve BM'nin çabalarını destekleyeceğini kaydetti. Chilcott, meselenin çözümü noktasında halihazırda BM'nin öncülük ettiği bazı girişimlerin olduğunu hatırlatarak, gelecek haftalarda BM Genel Sekreteri tarafından bir toplantının düzenleneceğine yönelik beklentilerini dile getirdi. Büyükelçi Chilcott, 'Adadaki iki topluluk ve üç garantörün gücüyle, toplumlar arasında çözüme giden süreci yeniden başlatacak bir sürecin mümkün kılınacağı ortak zemini belirleyebileceğimizi ümit ediyoruz.' dedi. 'İngiltere, savunma sanayi sektöründe Türkiye'yle iş birliğini sürdürmeye kararlı'Chilcott, Türkiye'nin Rusya'dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerine ilişkin yönelik soruya verdiği yanıta Türkiye ile İngiltere arasında savunma alanındaki iş birliğine değinerek başladı.'İngiltere ve Türkiye, NATO'da iki müttefik ülke. İngiltere ve Türkiye'nin savunma sanayi sektörü alanındaki iş birliği, ilişkilerinin önemli bileşenlerini oluşturuyor.' diyen Chilcott, ülkesinin savunma sektöründe Türkiye ile çalışmaya ve savunma sanayi sektörleri arasında iş birliğini sürdürmeye oldukça kararlı olduğunu bildirdi. Büyükelçi Chilcott, sözlerini şöyle tamamladı:'Türkiye, bir NATO müttefiki. NATO'nun Rusya'dan ekipman satın alma konusunda bazı doktrinleri var. Temelde NATO müttefikleri bunu yapmamaları konusunda kendi aralarında anlaştı. Dolayısıyla NATO müttefiklerinin Rusya kaynaklı ekipman satın almaması veya ekipmanı kullanmaması gerektiği konusunda İngiltere hükümetinin tutumu, NATO'nun yanında olduğumuzdur. Soğuk Savaş günlerinden kalma eski ekipmana sahip ülkeler, bazı istisnalar var ama bence tek istisna bu. Dolayısıyla Türkiye'nin gelecekte uluslararası savunma sanayi iş birliği için Rusya'ya değil, NATO müttefiklerine ve İngiltere'ye önem vereceğini umduğumuzun açık olduğunu düşünüyorum.'
Bm: Yemen'in Hudeyde İlinde İki Haftada En Az 700 Kişi Yerinden Edildi
ADEN (AA) - Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), Yemen'in batısındaki Hudeyde ilinde artan çatışmaların, iki haftada en az 700 kişinin yerinden edilmesine neden olduğunu açıkladı.UNDP Yemen Koordinatörü Auke Lootsma, yaptığı yazılı açıklamada, Hudeyde'nin güney bölgelerinde ocak ayının ortalarından bu yana tırmanan çatışmalara işaret ederek, binlerce kişinin hayatını riske ederek yerleşim alanlarının da bombalandığını belirtti. Lootsma, bölgede tırmanan çatışmalar nedeniyle siviller için duyulan endişenin arttığını aktardı. İlk raporlara göre, 8 sivilin yaşamını yitirdiği çatışmalarda, Hays ve Dureyhimi ilçelerinde evlerin ve tarım arazilerinin zarar gördüğüne işaret eden Lootsma, 'Çatışmalar nedeniyle 100'den fazla aile, yani en az 700 kişi yerinden edildi.' ifadesini kullandı. 'Saldırılara son verilmesi gerekiyor'Lootsma, yerleşim birimlerine yönelik hedef gözetmeksizin yapılan saldırıların uluslararası insan hakları yasalarını ihlal ettiğine dikkati çekerek, bu saldırılara ivedilikle son verilmesi gerektiğini belirtti. Çatışma taraflarının, sivillerin her daim korunması, insani yardım çalışanlarının yaralılara ve sığınmacılara ulaşabilmesine izin verilmesi için gerekli tüm önlemleri almanın kendi görevleri olduğunu hatırlamaları gerektiğini vurgulayan Lootsma, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:'İnsani yardım çalışanlarının ihtiyaç değerlendirmesi yapmalarına, yaralı sivillere gerekli tıbbi desteği ulaştırmalarına ve geçim kaynağı olmayan sığınmacılar için maddi destek sağlamalarına izin verilmesi için çatışmaların acilen sonlandırılması gerekiyor.' Lootsma, Hudeyde'deki sivil can kayıplarının endişe verici olduğuna dikkati çekerek, 2020'nin son üç ayındaki çatışmalarda 153 sivilin öldüğü ve yaralandığı bilgisini paylaştı. BM yetkilisi, bunun ülkede aynı tarihlerde kayıt altına alınan diğer illere göre en yüksek rakam olduğunu belirtti. Uzun süredir siyasi istikrarsızlığın hüküm sürdüğü Yemen'de İran destekli Husiler, Eylül 2014'ten bu yana başkent Sana ve bazı bölgelerin denetimini elinde bulunduruyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri ise Mart 2015'ten bu yana Husilere karşı Yemen hükümetine destek veriyor.Yemen'deki krize çözüm kapsamında İsveç'in başkenti Stockholm'de Husiler ile hükümet arasında Aralık 2018'de imzalanan anlaşma, Hudeyde'de kalıcı bir ateşkesin sağlanmasını öngörse de tarafların karşılıklı yönelttiği suçlamalar gölgesinde şu ana kadar kağıt üzerinde kalmaktan ileriye geçemedi.
Estetik Operasyon Geçiren Kadının Ölümüne İlişkin Dava Açıldı
İSTANBUL (AA) - Beylikdüzü’nde bir güzellik merkezinde estetik operasyon geçiren Kübra Boyraz’ın ölümüne ilişkin biri doktor 4 sanık hakkında “Bilinçli taksirle ölüme neden olma”, “Diploması olmadığı halde hasta tedavi eden veya tabip unvanını takınma” ve “Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na Muhalefet” suçlarından ayrı ayrı 1 yıldan 17 yıla kadar değişen oranlarda hapis cezalarına çarptırılmaları istemiyle dava açıldı.Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanıkların ruhsatsız olarak bir yeri işlettikleri ve sanık Öner Özsoyeri’nin ilçe sağlık müdürlüğünden gelen yazıda pratisyen hekim olup, uzmanlık eğitimi ve sertifikasının bulunmadığı belirtildi.İddianamede, 9 Temmuz 2020’de maktul Kübra Boyraz’ın 'Melih' ismiyle kendini tanıtan sanık Ömer Elmalı’nın aracılığıyla işyerinden randevu aldığı, sanık Öner Özsoyeri tarafından maktule kalça dolgusu yapıldığı, 19 Eylül 2020’de tekrar randevu alan maktulün saat 17.54’te siteye girdiği ve personel ile görüştükten sonra işyerine yöneldiği kaydedildi.Saat 20.20 sıralarında site içerisinde çıkış kapısına yarı baygın şekilde maktulün yöneldiği, sanıkların koluna girdikleri maktulü dışarı çıkarttıkları anlatılan iddianamede, maktulün sanıkların biri tarafından bacaklarından kucaklanarak gelen araca bindirildiği, akabinde Kadriye Arslan’ın kolunda ikametine götürülerek, babasına teslim edildiği ifade edildi.Maktul Boyraz’ın babası Ekrem Solmazgül tarafından kızının rahatsız olduğunu görmesi üzerine 112 ekiplerine haber verdiği aktarılan iddianamede, maktulün hastaneye kaldırıldığı 20 Eylül 2020’de hastanede hayatını kaybettiği kaydedildi.Kamera görüntülerinde de sanıkların işyerinden malzemeleri 21 Eylül’de çıkardıkları tespit edilen iddianamede, sanıkların ifadesine yer verildi.Sanık Öner Özsoyeri'nin ifadesinde, olay günü yorgun ve boynundaki fıtık olması nedeniyle gelen maktule dolgu yaptırmak istemediğini, sanık Erdal Doğruya’nın 'ben yaparım' diyerek branül cihazı ile 4-5 kez sol kalça deri altına enjeksiyon yaptığını, maktulün ağrısı olduğunu söyleyince ara verdiğini, tansiyonunun düştüğünü söyleyen maktule hastaneye götürmeyi teklif ettiklerini, maktulün kabul etmemesi üzerine evine götürdüklerini söylediği iddianamede belirtildi.Sanık Ömer Elmalı’nın da ifadesinde, müdahalenin doktor Öner Özsoyeri tarafından yapıldığını beyan ettiği, sanık Bülent Bostancı da işyerini kendisinin kiraladığını, ayak işleri ile şoförlük yaptığını, müdahaleden haberi olmadığını beyan ettiği kaydedildi.Sanık Erdal Doğruya'nın da ifadesine yer verilen iddianamede, Doğruya’nın sanık Öner Özsoyeri'nin söz konusu işlemi yaptığını söylediği belirtildi.Doktor olan sanık Öner Özsoyeri'nin 2009 tarihli disiplin ve suç duyurusu raporlarına da yer verilen iddianamede, sanığın birçok kişiye tıbben uygun olmayan maddeleri estetik amaçlı enjekte sonucu yaralanmalarından dolayı şikayetlere maruz kaldığı bildirildi.Otopsi raporuİddianamede, otopsi raporunda, maktulün kimyasal ve toksikolojik inceleme sonucunda kanında ve akciğer dokusunda silisyum tespit edildiği, kişinin ölümünün yağ embolisi (silisyum içerikli madde enjeksiyonunda ileri gelen) ve beraberinde gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği belirtildi.İddianamede, “Sanıkların iştirak halinde yetkisiz oldukları halde sağlık hizmeti veren ruhsatsız meskeni işyeri olarak işletmek suretiyle 3359 sayılı yasanın ek 11. maddesine aykırı faaliyette bulundukları, sanıklar Erdal Doğruya ile Öner Ö’nün tıbben uygun olmayan dolgu maddesini hatalı şekilde maktule enjekte etmek suretiyle bilinçli taksir niteliğindeki eylemleri sonucu ölüme sebebiyet oldukları anlaşılmıştır. Ayrıca sanık Erdal Doğruya’nın maktule karşı eyleminin subütu halinde doktor olmadığı halde hasta tedavi ettiğinden dolayı 1219 sayılı yasanın 25. Maddesine aykırılık oluşturmuştur. Sanıkların bu şekilde atılı suçu işlediklerine dair haklarında kamu davası açmaya yeterli şüphelinin elde edildiği anlaşılmaktadır.’’ denildi.İddianamede, sanıklardan Erdal Doğruya hakkında “Bilinçli taksirle ölüme neden olma”, “Diploması olmadığı halde hasta tedavi eden veya tabip unvanını takınma” ve “Sağlık hizmetleri temel Kanunu’na muhalefet” suçundan 5 yıl 8 aydan 17 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması isteniyor. Diğer sanıklardan Öner Özsoyeri hakkında “Bilinçli taksirle ölüme neden olma” ve “Sağlık hizmetleri temel Kanunu’na muhalefet” suçlarından 3 yıl 8 aydan 12 yıla, sanıklar Bülent Bostancı ve Ömer Elmalı hakkında da “Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na muhalefet” suçundan 1 yıldan 3 yıla hapis cezasına çarptırılmaları talep ediliyor.Sanıklar önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkacak.
Marmara Üniversitesi, Sınavda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İsminin "Yakışıksız Şekilde" Kullanılmasına İlişkin İdari Soruşturma Başlattı
İSTANBUL (AA) - Marmara Üniversitesi Rektörlüğü, Siyasal Bilgiler Fakültesinde yapılan final sınavındaki şıklarda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın isminin 'yakışıksız şekilde' kullanılmasıyla ilgili idari soruşturma başlattı.Marmara Üniversitesi Rektörlüğünden yapılan açıklamada, İktisat Fakültesi İktisat Bölümünden bir öğretim elemanının, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 40/a maddesi ile görevlendirildiği Marmara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde 'Introduction to Economics I' dersinin final sınavını test olarak yaptığı belirtildi.Açıklamada, 'Final sınavındaki seçeneklerden bazılarında, Sayın Cumhurbaşkanımızın adına yakışıksız bir biçimde gönderme yapıldığı ve öğrenciler üzerinde algı yaratılmaya çalışıldığı iddiaları üzerine adı geçen hakkında derhal idari soruşturma başlatılmıştır.' ifadelerine yer verildi.
Sinop'ta Kablo Hırsızlığı Operasyonu: 3 Gözaltı
SİNOP (AA) - Sinop'ta kablo hırsızlığı yaptıkları öne sürülen 3 kişi jandarma ekiplerince yakalandı.İl Jandarma Komutanlığından yapılan açıklamaya göre, Gerze ilçesinde haberleşme kabloları ve ağaç direklerinin çalındığı ihbarı üzerine Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT) ekiplerince çalışma başlatıldı.Ekiplerce, yapılan izleme ve takip sonucunda hırsızlık olayına karıştıkları tespit edilen 3 şüpheli saklandıkları evde gözaltına alındı.Zanlılara ait evde yapılan aramalarda 130 kilogram eritilmiş kablo, 30 metre kablodan çıkan çelik halat, 4 adet telefon direği, bir ruhsatsız av tüfeği, 3 adet tabanca ile direkleri kesmek için kullanıldığı değerlendirilen motorlu testere ele geçirildi.
"Yarım Kalp" İle Dünyaya Gelen Çınar Umut, Geçirdiği Ameliyatlarla Yaşama Tutundu
İSTANBUL (AA) - Hipoplastik sol kalp sendromu (kalbin sol yarısının gelişmemiş olması) ile 2017'de dünyaya gelen Çınar Umut Çubukçu, sağlığına kavuşmak için 3 yılda geçirdiği 4 başarılı ameliyatın ardından yaşama tutundu. Acıbadem Sağlık Grubundan yapılan açıklamaya göre, Çınar Umut, 4 Nisan 2017'de hipoplastik sol kalp sendromu olarak tanımlanan, kalbin kuvvetli kısmı olan sol yarısının hiç gelişmediği ağır bir kalp sorunuyla dünyaya geldi. Acilen ameliyat olması gereken Çınar Umut bebek, tedavisi için ambulans helikopterle İstanbul'a getirildikten sonra Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Rıza Türköz ve ekibi tarafından henüz 6 günlükken 'Norwood operasyonu' diye adlandırılan ameliyata alındı. Ameliyat esnasında Çınar Umut bebeğin kalbinden çıkan aort damarı genişletildi ve akciğerlerinde kan dolaşımı sağlamak için kalpten akciğere yapay damar yerleştirildi. İlk ameliyatının ardından 2018'de 2 operasyon daha geçiren, 2 yıl sonra da son ameliyatına giren Çınar Umut, 3 yılda 4 ameliyat geçirmesinin ardından hayata tutundu.'Çınar Umut'a çok zayıf bir kalple uzun bir yaşam süresi sağlandı'Açıklamada görüşlerine yer verilen Çınar Umut'un ameliyatlarını gerçekleştiren Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Rıza Türköz, 'Normal bir kalp iki pompadan oluşuyor. Ancak Çınar Umut gibi çocuklarımızda maalesef ki iki pompa yerine tek pompa oluyor. Yani bir nevi 'yarım kalp' diyebiliriz buna. Bu da kalbinin yeterli çalışmaması, vücuda giden kan miktarının çok az olması anlamına geliyor.' ifadesini kullandı. Müdahale edilmediği takdirde rahatsızlığın ölümcül sonuçları olduğunu belirten Türköz, 'Ameliyatla kalbin akciğere giden pompa kısmını tamamen kaldırıyoruz, bu pompayı sadece vücudunda kan atan kısma bağlıyoruz. Böylece, kalbi daha fazla yeterli kanı pompalayabiliyor.' bilgisini verdi. Prof. Dr. Türköz, kalbinde tek pompa olan çocukların ameliyatlarının riskine de dikkati çekerek, 'Fontan cerrahisi' adı verilen ameliyatla hastayı hayata bağlayabildiklerini ancak doğumundan sonra birden fazla ameliyat ve yakın doktor kontrolü gerektirdiğini kaydetti. Çınar Umut'ın ameliyat süreçlerinin başarıyla tamamlandığını ve bundan sonra başka bir ameliyata ihtiyaç duymadığını aktaran Türköz, 'Çınar Umut'a çok zayıf bir kalple uzun bir yaşam süresi sağlandı. Fontan adını verdiğimiz ameliyat yöntemi sayesinde müdahale edilmezse yüzde 95 ölüme gidecek süreç değiştirildi. Fakat şunu söylemek gerekir ki, hayatı boyunca hiçbir zaman kendisini yoracak beden eğitimi dersi ya da spor gibi aktivitelere katılamayacak.' ifadesini kullandı. 'Onun oyun oynamasını saatlerce seyredelim istiyoruz'Çınar Umut'un annesi Ece Çubukçu ise çok zorlu bir süreç yaşadıklarını, nihayet 4. ameliyatının ardından oğlunun yaşama tutunduğunu belirtti. Oğlunun 3 yıl içinde geçirdiği ameliyatların ciddiyetinin farkında olarak, enfeksiyon kapmaması ve kalbini yoracak hareketleri yapmaması için azami derecede dikkat ettiklerini aktaran Çubukçu, şunları kaydetti: 'Pandemi sürecinden önce de çok dikkat ediyorduk. Gündelik hayatımız bile onu korumak üzerine şekillendi. Şimdi bir de pandemi var. Neredeyse 1 yıldır ne kimseye gidiyoruz ne eve kimseyi kabul ediyoruz. Evde tam bir izolasyon halinde yaşıyoruz. Düşünün doktor kontrolü ve ameliyatlar dışında, Çınar Umut evden dışarı çıkmadı, çocuk parkına bile götüremedik. Bir arkadaşı olmadı. Şimdi tek bir hayalimiz var; pandemi bitsin ve Çınar Umut'la parka gidelim. Onun oyun oynamasını saatlerce seyredelim istiyoruz ama biliyorum ki Çınar Umut gibi kalp hastası olan yüzlerce çocuk var. Onların aileleri de bizim gibi aynı hayali kuruyorlar.'
Reklam
15 Temmuz Gazileri Ve Şehit Yakınları "Bağış Paraları"Na İlişkin Asılsız Haberleri Yalanladı
ANKARA (AA) - Başkentte 15 Temmuz gazileri ve şehit yakınlarından bazıları, kendileri adına toplanan bağış paralarıyla ilgili yapılan 'asılsız' haberlere tepki gösterdi.Türkiye Şehit Yakınları ve Gaziler Dayanışma Vakfı önünde toplanan grup adına açıklama yapan 15 Temmuz gazisi Dilek Kurşun, darbe girişiminden sonra şehitlerin yakınları ve 2 bin 732 gazi için 338 milyon 971 bin lira toplandığını söyledi. Şimdiye kadar 30 milyona yakın desteğin hak sahiplerine dağıtıldığını ifade eden Kurşun, '15 Temmuz gazileri ve şehit yakınları için vakıf tarafından herhangi bir başvuruya gerek olmadan 22 Nisan 2020'den itibaren 10 kez 1000'er liralık nakdi destek hak sahiplerine verilmiş ve verilmeye devam ediliyor.' dedi. Bazı basın kuruluşlarının 15 Temmuz gazileri ve şehit aileleri adına toplanan bağışlarla ilgili 'asılsız' haberler yaptıklarını aktaran Kurşun, 'Bizler, 15 Temmuz şehit yakınları, gazileri ve gazi yakınları olarak vakıf adına yapılan olumsuz ve gerçeği yansıtmayan açıklamaların hepsini reddediyoruz.' ifadesini kullandı.
Hamsi Avcılığında Kısmi Durdurma Kararının Uzatılması Düzce'de Fiyatları Yükseltti
DÜZCE (AA) - Hamsi avcılığında balıkların istenen boya ulaşmaması nedeniyle getirilen kısmi durdurma kararının 7 Şubat'a kadar uzatılması Düzce'de balık fiyatlarını artırdı.Batı Karadeniz'in önemli balıkçı limanlarından Düzce'nin Akçakoca ilçesinde, kararın ardından tezgahlarda kilogramı 20 lira olan hamsinin fiyatı 30 liraya çıktı.Balıkçı Sadık Kara, yaptığı açıklamada, hamsi avı için denize açılmayı umut ettiklerini ancak kararın uzatıldığını dile getirdi. Bu nedenle Marmara hamsisi sattıklarını anlatan Kara, '2 gün önce Marmara hamsisini kilogramı 20 liraya satıyorduk fakat şu anda 30 lira. Fiyat artışının sebeplerinden biri de yasağın uzatılması. Karadeniz'den hamsi çıkmadığı için Marmara'dan tezgahlara hamsi gelmesinin fiyatlara etkisi oluyor.' diye konuştu.Fırtına sebebiyle diğer balıkların da tutulamadığını belirten Kara, mezgittin kilogramının 20-40, istavritin ise 30 liradan satıldığını kaydetti.Vatandaşların hamsi yemek, kendilerinin de hamsi satmak istediğini aktaran Kara, 'Marmara'dan gelen hamsi taze, güzel ama Karadeniz insanı Karadeniz'den çıkan hamsiden başka hamsiyi yemek istemiyor. İnşallah 7 Şubat'ta yasak tekrar uzatılmaz ve Karadeniz'den gelen hamsiyi vatandaşlarımıza sunarız.' ifadelerini kullandı.
Reklam
Batman'da 3 Gündür Haber Alınamayan Öğretmen Evde Ölü Bulundu
BATMAN (AA) - Batman'ın Gercüş ilçesinde 3 gündür haber alınamayan öğretmen evde ölü bulundu.Görev yaptığı Osmaniye'den memleketi Gercüş'ün Bağlarbaşı Mahallesi'ndeki babasına ait eve gelen öğretmen Feyzi Ekmen'den 3 gündür haber alamayan komşuları, yedek anahtarla içeri girdi.Ekmen'i hareketsiz yatarken gören komşularının durumu bildirmesi üzerine, olay yerine 112 Acil Servis ve polis ekipleri sevk edildi.Sağlık ekipleri Ekmen'in hayatını kaybettiğini tespit etti. Ekmen'in cesedi, otopsi için Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesine gönderildi.4 çocuk babası Ekmen'in cenazesinin Osmaniye'de toprağa verileceği öğrenildi.
Afyonkarahisar Valiliği, Organize Suç Örgütlerine Karşı Vatandaşları Uyardı
AFYONKARAHİSAR (AA) - Afyonkarahisar Valiliği, İhsaniye ilçesinde devre mülk olarak faaliyet gösteren bazı işletmelerin yöneticileri tarafından kurulduğu öne sürülen organize suç örgütüne yönelik operasyonla ilgili açıklama yaptı. Valilikten yapılan açıklamada, Jandarma Genel Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile Afyonkarahisar Jandarma Komutanlığı ekiplerince, Gazlıgöl beldesinde devre mülk olarak faaliyet gösteren bazı işletme yöneticilerinin önceden satış yaptıkları ve tapularını alamayan müşterilerinin, 'devre mülklerinin satılacağı, kiralanacağı ve daha lüks devre mülklerle değiştirileceği' vaatleriyle 300 kişinin, bankalardan 20 ila 100 bin lira arasında değişen rakamlarda kredi çekerek dolandırılması üzerine çalışma başlatıldığı anımsatıldı. Açıklamada, uzun süren çalışmaların ardından jandarma ekiplerinin Afyonkarahisar ve İzmir'deki operasyonda, 34 şüphelinin ev ve iş yerinde yaptığı aramalarda, çok sayıda yazarkasa, pos cihazı, tapu, belge ve dokümana da el konulduğu aktarıldı.Soruşturmanın çok yönlü sürdüğüne dikkat çekilen açıklamada, aynı yollarla mağdur olan vatandaşların savcılığa ve jandarmaya başvurmaları gerektiği ifade edildi.İl Jandarma Komutanlığının paylaştığı görüntülerde ise şüphelilerin ev ve iş yerlerinde yapılan aramalar ile el konulan çok sayıda belgelerle gözaltı işlemleri yer alıyor.Olayİl Jandarma Komutanlığı ekipleri, 22 Ocak'ta ilçeye bağlı Gazlıgöl beldesinde devre mülk olarak faaliyet gösteren bazı işletmelerin yöneticilerince kurulduğu öne sürülen organize suç örgütünün önceki yıllarda işletmelerinden satış yaptıkları müşterilerini, devre mülklerinin satılacağı ve kiralanacağı, tapu verileceği, lüks devre mülklere geçiş yapılacağı vaatleriyle kandırılarak para topladıkları iddiası üzerine çalışma başlatmıştı.Ekipler, 4'ü işletme sahibi, 9'u yönetici, 23'ü satış temsilcisi 36 şüpheliden 34'ü yakalanmıştı. Bir şüpheli savcılık talimatıyla salıverilmiş, nöbetçi sulh ceza hakimliğine çıkarılan 33 zanlıdan 19'u tutuklanmış, 5'ine ev hapsi verilmiş, 9'u ise adli kontrol şatıyla serbest bırakılmıştı.
Astrazeneca, Japonya'ya Teslim Edeceği Aşıların Yüzde 75'İni Bu Ülkede Üretmeyi Planlıyor
TOKYO (AA) - İngiliz-İsveç ilaç firması AstraZeneca'nın Japonya’ya teslim edeceği yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşılarının yüzde 75'ini bu ülkede üretmeyi planladığı bildirildi.Kabine Baş Sekreteri Kato Katsunobu, düzenlediği basın toplantısında, firmanın Japonya'da üretim planını hükümete ilettiğini söyledi.Kato, 'Yurt içinde aşı üretebilecek sistemi kurabilmek oldukça önemli. Salgına hazırlık amacıyla üretim sisteminin geliştirilmesini kararlılıkla destekleyeceğiz.' dedi.Anlaşmaya varılması halinde AstraZeneca, Japonya'ya teslim etmek üzere 120 milyon doz Kovid-19 aşısının 90 milyonunu ülke içinde imal edecek.30 milyon doz aşının martta teslim alınması hedefleniyorKyodo ajansına göre, AstraZeneca'nın aşı üretimi için ülkenin batısındaki Hyogo eyaleti merkezli ilaç firması JCR görevlendirilecek. Hükümet, ülke içinde aşı üretimi yapacak firmaları finansal olarak sübvanse edeceğini açıklamıştı.AstraZeneca'dan şimdiye kadar 120 milyon doz aşı sipariş eden Japonya, üretimin gerçekleşmesi halinde geriye kalan 30 milyon dozluk dilimi martta teslim almayı hedefliyor.Şubat sonu başlıyorOxford Üniversitesi iş birliğiyle üretilen AstraZeneca aşısının Japonya'daki klinik testleri, Ağustos 2020'de başlamıştı.Kovid-19'a karşı ülke geneli aşı uygulamalarının sağlık çalışanlarına öncelik verilerek şubat sonunda başlatılması planlanıyor.Japonya şimdiye kadar Pfizer, Moderna ve AstraZeneca firmalarından, 157 milyon kişinin aşılanmasına imkan sağlayacak toplamda 310 milyon doz tedariki anlaşmasına vardı.
Reklam
Birleşik Krallık Yetkilisi Janvrin Türkiye İle Ticari İlişkilerin Geleceği Konusunda İyimser
ANKARA (AA) - BEHLÜL ÇETİNKAYA - Birleşik Krallık Başbakanlık Türkiye Ticaret Elçisi Lord Robin Janvrin, Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki ticaretin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına büyük direnç gösterdiğini belirterek, 'Küresel krizden çıktığımızda, bu olumlu ilerlemenin devam edeceği konusunda iyimseriz.' dedi.Lord Janvrin, İngiltere ile Türkiye arasında yapılan Serbest Ticaret Anlaşması (STA) ve ikili ticarette 2021 yılı beklentilerini AA muhabirine değerlendirdi. Birleşik Krallık'ın Brexit sonrası oluşan bağımsız ticaret politikasını, 'Britanya'nın dünyanın en işletme dostu uluslarından biri olma' konumunu güçlendirmek amacıyla kullanmaya kararlı olduğunu belirten Lord Janvrin, şu ifadeleri kullandı:'Birleşik Krallık, 2 yıldan kısa sürede 63 ülke ve Avrupa Birliği (AB) ile 885 milyar sterlin ticaretini kapsayacak şekilde anlaşma imzalamayı başardı. Bu, daha önce örneği görülmemiş bir durum. Bugüne dek, bu kadar çok ticaret anlaşmasını eş zamanlı olarak müzakere eden hiçbir ülke olmamıştı.'Ülkesinin bu alandaki hedefine de değinen Lord Janvrin, 'Birleşik Krallık, ticaretinin yüzde 80’ini kapsayacak serbest ticaret anlaşmaları yapmayı hedefliyor.' diye konuştu. 'Son birkaç yıldır gerçekten çok yakın iş birliği içerisinde çalıştık'Lord Janvrin, Türkiye ile ticaret hacminin 2019'da 18,6 milyar sterline ulaştığını belirterek, 'Ticaretimizi destekleyecek ikili STA'yı Aralık 2020'de imzalayarak, tarifesiz ticaret anlaşmalarını güvence altına alabilmek amacıyla, son birkaç yıldır gerçekten çok yakın iş birliği içerisinde çalıştık.' dedi.STA'nın, otomotiv ve tekstil gibi kilit sektörlerde faaliyet gösteren Türk işletmelere sıfır tarife uygulamasının devam edeceği anlamına geldiğine dikkati çeken Lord Janvrin, 'Türk ihracatçılar için Birleşik Krallık'ın çamaşır makinesi ve televizyon ithalatına uygulanan tarifeler de yüzde 0 olarak devam edecek ki Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) bu iki ürün kolu için sırasıyla yüzde 2 ve 14'lük bir tarife öngörüyor.' ifadesini kullandı. Lord Janvrin, anlaşmayla Türk işletmeler ve tüketicilerin Birleşik Krallık'ın önde gelen teknolojilerine, metallerine, ilaçlarına ve araçlarına tarife bariyeriyle karşılaşmadan erişeceğine de işaret ederek, şunları söyledi:'Bu anlaşma, mevcut AB-Türkiye ticaret anlaşmalarının sunduğu karşılıklı kolay pazar erişimimizi ve avantajlarımızı korumamızı sağlayıp gelecekte daha iddialı bir ticaret anlaşması imzalayabilmek için yapmamız gereken çalışmanın da temelini oluşturacak. Aralık ayında imzalanan STA, Türkiye'nin başka bir ülkeyle imzaladığı en büyük ticaret anlaşmasıdır. Birleşik Krallık'ın ithal ettiği, neredeyse 11 milyar sterlin değerinde mal ile Türkiye'nin en büyük ikinci ihracat pazarı olduğu ve Britanyalı firmaların da Türkiye'ye neredeyse 8 milyar sterlin değerinde mal ihraç ettiği çok iyi biliniyor. Ancak uzun yıllara dayanan ortaklıklarla geliştirilmiş karmaşık ve avantajlı temin zincirlerimiz sayesinde firmalarımızın kattığı değer ile ticaret ortaklığımız, yukarıdaki bu 2 rakamın toplamından çok daha büyük bir hacme sahip. Yeni imzalanan bu anlaşmayla korumaya alınan önemli otomotiv temin zinciri bunun güzel bir örneği.''Olumlu ilerlemenin devam edeceği konusunda iyimseriz'Ford firmasının ülkesinde 7 bin 500, Türkiye'de de 12 bin 500 kişiye istihdam sağladığını aktaran Lord Janvrin, Londra’'nın doğusundaki Degenham'dan Kocaeli'ye araç parçaları ihraç edildiğini ve montajı yapılan araçların 3'te 1'inin ise İngiltere'ye ihracatının yapıldığını dile getirdi. Lord Janvrin, Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki ticari ilişkileri bir 'başarı hikayesi' olarak nitelendirerek, şunları kaydetti:'İkili ticaretimiz son 10 yıl içerisinde neredeyse yüzde 70 oranında büyüyerek 2019'da 19 milyar sterlin ile tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Pandeminin ekonomik sonuçları, bu rakamları biraz düşürmüş olsa da ticaretimizin büyük bir kısmı direnç gösterdi ve bu küresel krizden çıktığımızda, bu olumlu ilerlemenin devam edeceği konusunda iyimseriz.'Birleşik Krallık ve Türkiye arasındaki STA'nın, salgın koşullarının ardından güçlü bir iyileşme ortamı sunacağını belirten Lord Janvrin, anlaşmayla ilgili, 'Birleşik Krallık'ı dinamik ekonomilerle yapılan modern anlaşmalar ağının merkezine yerleştirme planımızın bir parçası olarak, yakın gelecekte Türkiye ile yapmak istediğimiz yeni ve daha iddialı bir anlaşmanın da yolunu açıyor.' değerlendirmesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tübitak Ve Tüba Bilim Ödülleri Töreni'nde Konuştu: (1)
ANKARA (AA) - Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Okul öncesi eğitime odaklandık. Biz geldiğimizde yüzde 10 civarında olan okul öncesi eğitim oranını 5 yaş grubunda yüzde 75'lere kadar yükselttik. Hedefimiz inşallah bu oranı kısa sürede yüzde 100'e taşımaktır.' dedi.Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ve Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Bilim Ödülleri Töreni'nde katılımcılara hitap etti. Konuşmasına tüm katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yıl TÜBİTAK ödüllerinde 18, TÜBA ödüllerinde ise 43 bilim insanına takdirlerini ifade ettiklerini bildirdi. Bilim ve teknoloji alanında yaptıkları özverili çalışmalarla 2020 yılında ödül almaya hak kazanan bilim insanlarını tebrik eden Erdoğan, bu bilim insanlarının başarılarının diğer bilim insanlarını da teşvik edeceğine inandığını söyledi. Bilim insanlarına Türkiye'ye yaptıkları katkılar için şükranlarını sunan Erdoğan, 'Türkiye son 18 yılda ortaya koyduğu başarıları, ilim ve irfan medeniyetine sahip çıkmasına borçludur. Hiç şüphesiz bu başarının en önemli mimarları çocuklarının eğitim ve öğretiminin üzerine titreyen anne babalar ile gecesini gündüzüne katarak milleti ve insanlık için katma değer üreten bilim insanlarıdır. Sizlerin ortaya koyduğu her yeni çalışma bilim dünyasında Türkiye'nin varlığını, bunun yanında kadim medeniyetimizin gücünü ifade ediyor. Keşfetmeye, araştırmaya, üretmeye devam eden her bilim insanımızın yanında olarak biz de üzerimize düşeni yapmaya çalışıyoruz.' değerlendirmesinde bulundu. 'Eğitim-öğretim sistemimiz üzerinde kurulan tüm bariyerleri kaldırdık'Erdoğan, bu anlayışla her kademede eğitimi ve bilimsel çalışmayı desteklemeyi önceliklerinin en başına yerleştirdiklerini belirterek, şunları kaydetti:'Gerek ilk ve ortaöğretimde gerekse yükseköğretim seviyesinde gerçekleştirdiğimiz reformlarla kendini yetiştirmek ve geliştirmek isteyen her evladımıza bu imkanı sağladık. Daha önceki dönemlerde kısır ideolojik bakış açılarıyla eğitim-öğretim sistemimiz üzerinde kurulan tüm bariyerleri kaldırdık. Erkek ve kız tüm evlatlarımızın diledikleri düzeye kadar ve istedikleri her yerde eğitim-öğretim alabilmelerini temin ettik. Zorunlu eğitimi 8 yıldan 12 yıla çıkararak lise seviyesinde okullaşma oranını yüzde 100'e yaklaştırdık. Öğretmen başına düşen öğrenci sayımızı ilkokul düzeyinde 28'den 17'ye, ortaöğretimde ise 18'den 11'e indirdik.'En büyük atılımlardan birini yükseköğretimde gerçekleştirdiklerine işaret eden Erdoğan, üniversite sayısını 76'dan 207'ye çıkardıklarına dikkati çekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:'Okullaşma oranını yükseköğretim seviyesinde yüzde 15'ten yüzde 44'e çıkardık. Ortaöğretim ve yükseköğretim seviyesindeki okullaşma oranlarımızla artık OECD ortalamasını yakalamış durumdayız. Şimdi okul öncesi eğitime odaklandık. Biz geldiğimizde yüzde 10 civarında olan okul öncesi eğitim oranını 5 yaş grubunda yüzde 75'lere kadar yükselttik. Hedefimiz inşallah bu oranı kısa sürede yüzde 100'e taşımaktır. Eğitim alanında yaptığımız yatırımlar meyvelerini verdikçe önümüzdeki yıllarda çok daha büyük kazanımlar elde edeceğimize inanıyorum.' Bu süreçte bilim insanlarını, çocuklara rol modelleri olarak gösterdiklerini dile getiren Erdoğan, düzenledikleri araştırma projesi yarışmaları, ulusal ve uluslararası bilim olimpiyatlarıyla çocukları bilim insanı olma ve girişimcilik konusunda geleceğe hazırladıklarını belirtti. Erdoğan, 'TEKNOFEST yarışmalarıyla gençlerimizi büyük bir heyecanla icat peşinde koşmaya teşvik ediyoruz. Deneyap Teknoloji Atölyelerinde genç yeteneklerimizi geleceğin mucit adayları olarak yükselen teknolojilerle buluşturuyoruz. Nitekim son 2 yılda 159 öğrencimiz uluslararası ve bölgesel bilim olimpiyatlarından 144 madalya ve 8 mansiyon derecesiyle döndü.' ifadesini kullandı. Yeni Stajyer Araştırmacı Programıyla 1500 lisans öğrencisini AR-GE ve yenilik süreçlerine dahil ettiklerini vurgulayan Erdoğan, TÜBİTAK Sanayi Doktora Programı ile de bugüne kadar 1162 doktora öğrencisini yetiştirdiklerini aktardı. TÜBA'nın genç bilim insanlarına yönelik ödüllerini de bu açıdan çok önemli gördüğünü söyleyen Erdoğan, 'Üstün yetenekli genç bilim insanlarının ödüllendirilmesi, gelecekteki çığır açıcı çalışmalara kapı açacaktır.' dedi.Bilim ve teknolojinin insanlığın faydasına kullanılabildiği ve başkalarına aktarılabildiği ölçüde kıymetli olduğunu belirten Erdoğan, şöyle devam etti:'Mesnevi'de geçen, Bedevi ile filozof kıssası malumunuzdur. Bedevi, devesinin iki yanında birer çuval yükle yol alırken, çölde pejmürde ve bitap bir vaziyette oturan filozofla karşılaşır. Filozof, Bedeviyi görünce 'Devenin iki yanına astığın bu çuvallarda ne var' diye sorar. Bedevi 'Çuvalların birinde buğday diğerinde ise dengeyi sağlamak için kum var' diye cevap verir. Filozof 'Bir çuvalı kumla doldurmak yerine diğer çuvaldaki buğdayı 2 çuvala pay edip dengeyi sağlasan daha akıllıca olmaz mı' diye cevap verir. Bedevi fikri çok beğenir ve düşkün durumdaki bu adama hayretle sorar 'Sen çok akıllı bir adamsın, böyle bir yetenekle çok varlıklı olmalıydın, buralarda ne geziyorsun'. Filozof 'Ne işim var ne de bir varlığım, yerim yurdum da yok, bir parça ekmek verenin peşine koşuyorum' diye cevap verir. Bedevi bu cevaba hem şaşırıp hem de kızarak 'O halde benim yanımdan derhal uzaklaş, benim cahilliğim senin hikmetinden çok daha faydalıdır' diyerek oradan ayrılır.İşte bu, Peygamber Efendimizin de Allah'a sığındığı faydasız ilimdir. Bir ilmin sadece eyleme dönüşmesi yeterli değildir, gerekli olan faydalı hale gelmesidir. Sizlerin ortaya koyduğu bilimi, ürettiği teknolojiyi özgün ve değerli kılan işte bu hassasiyettir. Onun için faydasız ilimden Allah'a sığınırız, bu çok önemli. Eğer ailenizden, kendinizden feragat ederek yürüttüğünüz, hayatınızı adadığınız çalışmalar insanlığa fayda sağlamıyorsa, o zaman şöyle oturup ne yaptığımızı bir düşünmemiz lazım. Unutmayınız, her medeniyet kendi teknolojisini, her teknoloji kendi kültürünü ve değerini üretir.' (Sürecek)
Ankara Adliyesi Önünde Avukatlardan Protesto
ANKARA (AA) - Ankara Barosuna mensup bir grup avukat, çoklu baroya karşı gerçekleştirilen eyleme katılan meslektaşları hakkında soruşturma başlatılması nedeniyle eylem yaptı. Sıhhiye'deki adliye binası önünde toplanan avukatlar, 'savunma olmadan adalet olmaz', 'savunma teslim olmayacak' ve 'susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz' yazılı pankartlar açtı.Ankara Barosu Başkanı Erinç Sağkan, çoklu baro sistemine karşı temmuz ayında Ankara'da düzenlenen eyleme katılan 23 avukat hakkında savcılıkça soruşturma başlatıldığını söyledi.Baroların, içi boş, sesi kısık, cübbesi düğmeli topluluklara dönüştürülmek istendiğini savunan Sağkan, meslektaşlarının, baskı ve tahakküm çabasına karşı seslerini duyurmak için bir araya geldiklerini ifade etti.Haklarında soruşturma açılan avukatlar üzerinden bütün meslek mensuplarına gözdağı verilmek istendiğini öne süren Sağkan, '23 meslektaşımız hakkında başlatılan soruşturma, mesneti korku, niyeti gözdağı olan beyhude bir çabadan ibarettir.' dedi.Soruşturma açılan avukatların mesleğin onurunu savunduğunu dile getiren Sağkan, meslektaşlarının yanında olduklarını vurguladı.Açıklamanın ardından avukatlar, kısa bir süre slogan attıktan sonra adliye önünden ayrıldı.
Reklam
Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Ünal, Canlı Yayında Gündemi Değerlendirdi:
ANKARA (AA) - AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal, 'Cumhurbaşkanımızın oyu yüzde 52, AK Parti'nin oyu da 42,1 en son yapılan araştırmada.' dedi.Ünal, CNN Türk kanalında katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.Bir soru üzerine 'fiili müdahaleye zemin hazırlama, Mustafa Kemal Atatürk'ün ifade ettiği iç cephenin tahkimatını bozma, içerde huzursuzluk oluşturma; devletin, siyasetin, kurumların, seçimlerin, halk oylamasının ve TBMM'nin meşruiyetini tartışmaya açmaya 'beşinci kol faaliyeti' dediklerini' anlatan Ünal, 'CHP, daha doğrusu Kemal Kılıçdaroğlu bunu uzunca bir süreden beri sistematik olarak sürdürüyor.' ifadesini kullandı.Ünal, valilerin illerinde Cumhurbaşkanı'nın temsilcisi olduklarını işaret ederek, şöyle konuştu:'Cumhurbaşkanı'na 'sözde Cumhurbaşkanı' dediler. Yani bizim için 'Yok hükmünde' dediler, tıpkı bir terör örgütü için kullandığımız sözde ifadesini millet iradesinin seçtiği Cumhurbaşkanı için kullandılar. Önce 'sözde Cumhurbaşkanı' dediler, sonra illerde Cumhurbaşkanı'nın temsilcisi durumunda olan valilere de 'militan' dediler. Şimdi bu derin bir meşruiyet tartışması açmaktır. Bunun adı beşinci kol faaliyetidir, bunun adı iç cepheyi yıkma çabasıdır. Bunu milletimiz görüyor.'CHP'nin salgın sürecinde insanlara karamsar bir hava oluşturduğunu ve her kurumun meşruiyetini tartışma açtığını ifade eden Ünal, 'Salgın başlar başlamaz Sağlık Bakanlığının verilerini tartışmaya açtılar, cenazeleri saymaya başladılar. Bilim Kurulu'nun ve Sağlık Bakanlığının yaptığı işleri tartışmaya açtılar. Bunun adı muhalefet değil. Muhalefet, siyaset üstü meselelerde milletin yanında durmaktır, ülkenin yanında durmaktır. Bunların yaptığına biz anti siyaset ve yıkım siyaseti diyoruz. Anti siyasetin, yıkım siyasetinin altlığı beşinci kol faaliyetidir. Bunun amacı da demokrasiyi ve ülkeyi müdahaleye hazır hale getirmektir.' diye konuştu.'Parlamenter sistem ortadan kalktı'Parlamenter sistem tartışmalarına değinen Ünal, 2007'de yapılan halk oylamasıyla cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine ilişkin değişikliğin kabul edildiğini anlattı. Ünal, şöyle devam etti:'Cumhurbaşkanının 2007'de halk tarafından seçilmesi kararıyla beraber, halk oylamasıyla beraber zaten parlamenter sistem ortadan kalktı. Yüzde 70 ile parlamenter sistem ortadan kalktı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ise 2007'de bu milletin yüzde 70 oy oranıyla aldığı kararın, siyasal sistem haline dönüştürülmesiydi. Şimdi 'Parlamenter sistem' diyenler, 2007'de bu milletin yüzde 70 oranında 'Cumhurbaşkanımı ben seçeceğim' kararını yok mu sayacaklar? 'Hayır, biz o kararı yok saymayacağız' diyorlarsa ve cumhurbaşkanını halk seçecekse, seçilen bu cumhurbaşkanı siyasetçi olacak. Çünkü seçimle gelen her cumhurbaşkanı siyasetçidir. Peki siyasetçi olan bir cumhurbaşkanı nasıl tarafsız olacak? O yüzden diyoruz ki 'Seçilmiş bir cumhurbaşkanı siyasi olarak tarafsız olamaz, hukuki olarak tarafsız olur'. Bunlar geçmişte başbakanlara tarafsızlık tartışması açıyorlar mıydı, başbakanla ilgili? Açmıyorlardı. Neden? Çünkü o başbakanın üzerinde vesayetin sigortası durumunda olan bir cumhurbaşkanı vardı. AK Parti döneminde bu, bir nebze Ahmet Necdet Sezer'den sonra bu bir nebze düzen altına alındı.'CHP ile HDP'yi ayrı bir yerde, İYİ Parti ile Saadet Partisini ayrı bir yerde tuttuğunu belirten Ünal, 'Diyorlar ki işte 'Millet İttifakı'nı parçalamak istiyorsunuz'. Hayır. Bunu bir siyasal tespit olarak söylüyorum, bu böyle. Diğer taraftan söylediğimiz bir şey var. 'Biz Türkiye'nin yanında olan herkesle konuşuruz' diyoruz. Biz bu milletin, bu bayrağın, bu vatanın, bu devletin hiçbir şekilde tartışma konusu yapılmadığı, bağımsızlığımızı, bölünmez bütünlüğümüzü, devletin meşruiyetini, kurumlarını ve kurallarını gayrimeşru ilan etmeyen, Türkiye'nin yanında duran herkesle konuşuruz, konuşmaya devam edeceğiz.' değerlendirmesinde bulundu.'Cumhurbaşkanımızın oyu yüzde 52'Ünal, AK Parti'nin her ay üç ayrı şekilde ve üç firmaya Türkiye gündemi araştırması yaptırdığını ifade ederek, '2 yıldan beri hiç bir araştırmada, ne cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ne de AK Parti'nin oylarında bir değişiklik oldu. Yani Cumhurbaşkanımızın oyu 52'nin altına düşmedi, AK Parti'nin oyu da 40'ın altına düşmedi. 40-44 bandında AK Parti gidip geliyor. Cumhurbaşkanımız da 51-54 bandında gidip geliyor.' bilgisini verdi.Ünal, bu araştırmalarda performans değerlendirmeleri, toplumsal olaylar ve bunlarla ilgili halkın algısını da sorduklarını bildirerek, 'Burada ilginç bir veri var. Kemal Kılıçdaroğlu kendi partisi içerisinde beğenirlikte 5. sırada. Yani aslında bunun da nasıl bir kriz oluşturduğunu düşünmek lazım. Cumhurbaşkanımızın oyu yüzde 52, AK Parti'nin oyu da 42,1 en son yapılan araştırmada.' dedi.
Belçika'da Astrazeneca Aşısının Üretiminin Yapıldığı Tesiste Denetim
BRÜKSEL (AA) - Avrupa Birliği (AB) ile ilaç şirketi AstraZeneca arasındaki tedarik anlaşmazlığının ardından şirketin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısının üretim sürecinde yer alan Belçika'daki bir fabrikada denetim yapıldı.Belçika basınındaki haberlere göre, Seneffe kasabasında AstraZeneca için üretim gerçekleştiren 'Novasep' isimli başka bir şirketin fabrikasına, Belçika Sağlık Bakanlığı yetkilileri 'denetim ziyareti' düzenledi.Denetimin, AB Komisyonunun talebi üzerine yapıldığı iddia edildi ancak AB Komisyonu sözcüleri, bunun doğru olup olmadığına yönelik soruları yanıtsız bıraktı.Belçika Sağlık Bakanlığı yetkilileri, denetimin 'şeffaflık ve tarafsızlığın' sağlanması için başka AB ülkelerinin de katılımıyla yapıldığını bildirdi.Söz konusu denetime Hollanda, İtalya ve İspanya'dan uzmanların katıldığı, Belçikalı uzmanların elde edilen bilgiler ışığında raporlarını yakında hazırlayacakları ifade edildi.AstraZeneca'nın Kovid-19 aşısının 2'si İngiltere'de, 1'i Almanya ve 1'i Hollanda'da bulunan fabrikalarda üretildiği belirtiliyordu. Belçika ve İtalya gibi başka ülkelerde, AstraZeneca'nın aşısının üretim sürecinde yer alan fabrikalar bulunduğu kaydedildi.İngiliz basınında, 'AB yetkililerinin Birlik içindeki fabrikalarda üretilen aşıların İngiltere'ye gönderilip gönderilmediğini tespit etmek istediği' öne sürüldü.AB Komisyonunun Sağlıktan Sorumlu Üyesi Stella Kyriakides, dünkü açıklamasında, 'Hiçbir şirket neler olduğunu anlamadığımız gibi bir yanılgıya kapılmasın. Tüm şirketlerden sağladıkları bilgiler konusunda şeffaf olmalarını istedik. Üretilen doz miktarı, bunların nerede üretildiği ve nereye gönderildiğini biliyoruz.' ifadesini kullanmıştı.AB ile AstraZeneca anlaşmazlığıAstraZeneca ile AB arasında 400 milyon doz aşı için sözleşme geçen yaz imzalanmıştı. Aşının geliştirme sürecini hızlandırmak amacıyla AB'nin 336 milyon avro ön finansman sağladığı açıklanmıştı. Aşının bu hafta verilmesi beklenen onayından sonra AB içinde dağıtılması bekleniyordu. Ancak AstraZeneca'nın hafta başında AB'ye yılın ilk çeyreği için tedariki yüzde 60 eksik yapacağı açıklandı. AB tarafı ise kesintinin daha fazla olacağını belirtiyor. AB'nin 100 milyon doz beklerken bunun dörtte birini alabileceği ifade ediliyor.AB, İngiliz-İsveç şirketi AstraZeneca'nın eksik teslimatına tepki göstererek AstraZeneca'nın yükümlülüklerine uymasını istiyor. Şirket ise tedarik konusunda sözleşmede 'en üst seviyede çaba gösterilmesi' yönünde bir madde bulunduğunu ve tedarik için en üst çabayı gösterdiğini savunuyor.AstraZeneca'nın AB içindeki fabrikalarda üretimin az olması nedeniyle Birlik ülkelerine beklenenden az aşı dozu göndereceği haberleri üzerine AB yetkilileri, İngiltere'de bulunan ve üretimin fazla olduğu AstraZeneca fabrikalarından aşı gönderilmesini talep ediyor.
Reklam
Okullar Ne Zaman Açılacak? Yüz Yüze Eğitim Başlama Tarihi Belli Mi?
Koronavirüs kısıtlamarıyla birlikte Türkiye'de okullar tüm kademeler için uzaktan eğitime geçmişti. 23 Ocak'ta başlayan yarıyıl tatili tam üç hafta sürecek öğrenciler 15 Şubat'ta tekrar eğitime başlayacak. Peki, okullar açılacak mı? 15 Şubat'ta yüz yüze eğitim olacak mı? İşte tüm detaylar...
Güncelleme - Samsun'da 42 Gündür Kayıp Olan Kadın Ormanlık Alanda Ölü Bulundu
SAMSUN (AA) - Samsun'da 42 gündür haber alınamayan kadının ormanlık alanda ölü bulunmasıyla ilgili gözaltına alınan zanlı, adliyeye sevk edildi.Atakum ilçesinde geçen yıl 17 Aralık'ta evden ayrıldıktan sonra bir daha haber alınamayan iki çocuk annesi Arzu Aygün'ün (35) yakınları, Denizevleri Polis Merkezi'ne kayıp başvurusunda bulundu. İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Kayıp Büro Amirliği ekipleri, Aygün'ü bulmak için çalışma başlattı. Polis, Aygün ile yaşadığı öne sürülen M.C'yi gözaltına aldı.M.C, emniyetteki ifadesinde Aygün'ü öldürdüğünü, cesedini Terme ilçesine bağlı Kozluk Mahallesi'nde ormanlık alana attığını itiraf etti. Olay günü Aygün ile Terme sahiline gezmeye gittiklerini belirten M.C, 'Aramızda kıskançlık yüzünden tartışma çıktı. Arabadan indik, o sıra tartışmamız alevlendi. Ben de üzerimdeki tabancayla ateş ettim. Kaç el ateş ettiğimi bilmiyorum. Sonra yere düştü. Ben de panik oldum. Öldüğünden emin olunca da gurbetçilerin yazlıklarının olduğu alana çuvala koyup attım. Böyle olmasını istemezdim, pişmanım.' ifadelerini kullandı.Şüphelinin ifadesi doğrultusunda polis ekipleri, kadının cesedini ormanlık alanda buldu. Aygün'ün cesedi, otopsi yapılmak üzere Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna kaldırıldı.Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheli adliyeye sevk edildi.Gazetecilerin 'Pişman mısınız?' sorusuna zanlı, 'Pişmanım' diye yanıt verdi.
Akbank, Trendyol Tedarikçilerine Destek Veriyor
İSTANBUL (AA) - İşlerini büyütmek isteyen KOBİ'lere desteğini sürdüren Akbank, yaptığı iş birliği kapsamında Trendyol tedarikçisi olacak firmalara özel avantajlar sunuyor.Akbank'tan yapılan açıklamaya göre, banka, KOBİ'leri desteklemek üzere yaptığı iş birliklerine bir yenisi daha ekledi. Trendyol ile yapılan anlaşma kapsamında tedarikçiler, 1 yıl boyunca belirli sayıdaki EFT, havale, çek karnesi (vergi hariç), çek tahsilatı işlemlerini ücretsiz olarak yapabilecekler. Ayrıca tedarikçilerden Akbank Ticari Kredi Kartı'na başvuranlara 1.000 TL'ye varan chip-para hediye edilecek. Üye işyeri avantajları ile özel çalışma koşulları ve POS ücretlerinde yüzde 50 indirim fırsatı da sağlanacak. Tüm bunlara ek olarak maaş ödemelerine yeni aracılık edilecek firmalara ve çalışanlarına yönelik imkânlar sunulacak.Trendyol ise bu iş birliğiyle başvuru tarihinden sonra 7 gün içinde ilk defa satış yapmaya başlayacak olan Akbanklı KOBİ'lere bir ay boyunca yüzde 40, 8-15 gün içinde başlayacak olanlara ise yüzde 30 komisyon indirimi desteği sunacak. Ayrıca Trendyol, tedarikçilere, sipariş teslim olduktan sonra 14 gün içinde ödeme desteği, yüzde 6 akaryakıt indirimi, avantajlı fiyattan ürün fotoğraf çekimi, kutu ve ambalaj tedariki, araç kiralama, kargo anlaşmaları ve diğer hizmetlerden yararlanma fırsatlarının yanı sıra, ücretsiz e-ticaret eğitimleri de verecek.'Geleneksel pazarlama yöntemlerine göre dijital kanallar çok daha verimli ve daha az maliyetli'Açıklamada görüşlerine yer verilen Akbank Perakende Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Bülent Oğuz, internet kullanımının artmasıyla online alışveriş yapan kişilerin sayısının arttığını ve bu sayının her geçen yıl daha da yükseldiğini belirtti.Firmaların ticaret hayatlarındaki en büyük zorluklardan bir tanesinin de ürünlerini müşterilerine ulaştırabilmek olduğunu ifade eden Oğuz, şunları kaydetti:'Geleneksel pazarlama yöntemlerine göre dijital kanallar çok daha verimli ve daha az maliyetli. Bu yolla ticaret yapan KOBİ’lerin satışlarının arttığı bir gerçek. E-ticaret ile firmalar artık sadece bulundukları coğrafya ile sınırlı değiller, ürünlerini kendi lokasyonları dışındaki birçok kişiye ulaştırabiliyor. İşlerini e-ticaretle büyütmek isteyen, gelirini artırmak isteyen KOBİ’ler için bu iş birliği önemli bir fırsat. Akbank olarak işletmesini Trendyol'a taşıyacak firmaların bankacılık ihtiyaçları için avantajlı koşullar sağlarken, Trendyol da bu firmalara özel imkanlar sunuyor.' Trendyol İcra Kurulu Üyesi Ozan Acar da Trendyol olarak büyük çoğunluğu esnaf ve KOBİ olan yaklaşık 100 bin satıcıyı Türkiye'nin dört bir yanındaki milyonlarca müşteriyle buluşturduklarını, işlerini büyütmelerine destek olduklarını belirtti.Aynı zamanda gerçekleştirdikleri iş birlikleriyle onlara birçok fırsat sunduklarını aktaran Acar, 'Akbank ile yaptığımız bu iş birliği sayesinde de platformumuzdaki KOBİ’ler bankacılık ürün ve hizmetlerinden avantajlı şekilde faydalanabilecek. Akbanklı KOBİ'ler ise Trendyol'da avantajlı bir şekilde satışa başlayabilecek. Trendyol olarak KOBİ'lerimizin işlerini sorunsuz sürdürmelerini sağlamak ve e-ticaretle büyümelerini desteklemek için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.' açıklamasında bulundu.
İstanbul'da 11 Bin 500 Korsan Kitaba El Konuldu
İSTANBUL (AA) - İstanbul'da düzenlenen operasyonda, bandrolsüz olduğu belirlenen 11 bin 500 kitap ele geçirildi.İstanbul Güvenlik Şube Müdürlüğü ekipleri, Pendik Dumlupınar Mahallesi'ndeki bir adreste bandrolsüz kitap depolandığı ve satışının yapıldığı bilgisi üzerine çalışma başlattı.Çalışma kapsamında söz konusu adrese baskın düzenleyen ekipler, iş yeri sahibi H.N.'yi gözaltına aldı.Adresteki aramada bandrolsüz olduğu belirlenen 11 bin 500 kitap ele geçirildi.Gözaltına alınan H.N, emniyetteki işlemlerinin ardından adli makamlarca serbest bırakıldı.
Reklam