Karı-Kocanın Yargılandığı Bağcılar'daki Cinayet Davasında Mütalaa
İSTANBUL (AA) - Bağcılar’da boşanma aşamasında olduğu eşinin görüştüğünü öne sürdüğü Tolga Varlıoğlu'nu öldürdüğü iddiasıyla yargılanan sanık Hacı Mustafa Eskici'nin 'haksız tahrik altında tasarlayarak öldürme' suçundan 24 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi.Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya tutuklu sanık Hacı Mustafa Eskici ile maktul Tolga Varlıoğlu'nun babası Erdal Varlıoğlu ve tarafların avukatları katıldı. Tutuksuz sanık Sevcan Eskici ise Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya bağlandı.Duruşmada savunma yapan tutuksuz sanık Sevcan Eskici, diğer sanık Hacı Mustafa Eskici'nin eşi olduğunu, olay günü Hacı Mustafa Eskici'nin arayarak, 'sizinle konuşacağım' dedikten sonra iş yerine gelip kendisini aldığını anlattı.Maktul Tolga Varlıoğlu'nun parkta olduğunu ve yanına gittiklerini ifade eden sanık Eskici, 'Tolga bankta oturuyordu, ben de yanına gittim. Hacı bu esnada arkamdan geliyordu, birden silah sesi duydum. Herhangi bir konuşma olmadı. Ben o esnada şoka girdim, Hacı Mustafa’ya 'sen ne yapıyorsun' dedim, o da kaçtı. Olay yerine birkaç kişi geldi, ben maktulün yakınları bana zarar verir diye oradan ayrıldım. Olay öncesi ve esnasında Hacı Mustafa’nın elinde silah görmedim. Maktul ile aramızda ilişki vardı, sanık Hacı Mustafa ile ayrılık sürecindeydik. Eşim ile sorunlarımız vardı, anlaşamıyorduk. Suçlamaları kabul etmiyorum, sanığa yardım etmedim. Onun bu şekilde hareket edeceğini bilmiyordum.' dedi.Duruşmada tanık olarak dinlenilen Dilek Kaya da maktul Tolga Varlıoğlu'nu mahalleden tanıdığını, sanık Sevcan Eskici'nin ise çocukluk arkadaşı olduğunu belirterek, olay günü Sevcan Eskici'nin kendisine Hacı Mustafa'nın Tolga ile görüşmek istediğini ve ısrar ettiğini söylediğini aktardı.Duruşmada esas hakkındaki mütalaasını sunan savcılık, sanık Sevcan Eskici'nin üzerine atılı 'tasarlayarak kasten öldürmeye yardım etmek' suçuna dair kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından beraatini istedi.Mütalaada, sanık Hacı Mustafa Eskici'nin 'haksız tahrik altında tasarlayarak kasten öldürme' suçundan 18 yıldan 24 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.Maktul Tolga Varlıoğlu'nun babası Erdal Varlıoğlu, her iki sanığın da cezalandırılmasını talep ederken, tarafların avukatları mütalaaya karşı beyanda bulunmak için süre istedi.Mahkeme heyeti, taraflara mütalaaya karşı beyanda bulunmaları için süre vererek, duruşmayı erteledi.İddianamedenBakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanıklardan Hacı Mustafa Eskici ile kendisini maktul Tolga Varlıoğlu'yla aldattığı gerekçesiyle eşi Sevcan Eskici arasında tartışma yaşandığı, boşanma davası açan çiftin ayrı evlerde kaldıkları belirtiliyor.Olay günü 11 Haziran'da sanık Mustafa Eskici'nin eşini arayarak maktulle görüşmek istediğini söylediği, sanık Sevcan Eskici'nin de bunu maktule ilettiğini ve Bağcılar'daki bir parkta randevulaştıkları anlatılan iddianamede, sanık Hacı Mustafa Eskici'nin parkta kendilerini bekleyen maktul Tolga Varlıoğlu'nu, yanındaki ruhsatsız tabancayla ateş ederek öldürdüğü kaydediliyor.İddianamede her iki sanığın da olayın ardından bölgeden uzaklaştıkları, maktulün vücudunda ise 10 kurşun girişi belirlendiği ifade edilerek, Hacı Mustafa Eskici'nin 'haksız tahrik altında tasarlayarak kasten öldürme' ve 'ruhsatsız silah taşıma veya bulundurma' suçlarından 19 yıldan 27 yıla kadar, sanık Sevcan Eskici'nin ise 'tasarlayarak kasten öldürmeye yardım etmek' suçundan 15 yıldan 20 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.
Bakan Pakdemirli'nin Bolulu Aileye Gönderdiği Koyunlar Yavrulamaya Başladı
BOLU (AA) - Bolu'nun Mudurnu ilçesinde kurt saldırısında 21 koyunu telef olan aile, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin hediye ettiği koyunların yavru vermeye başlamasıyla büyük sevinç yaşadı.İlçeye bağlı Gürçam köyünde yaşayan Nigar Sarıot, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kış günlerinde koyunları üşümemeleri için ağıldan çıkarmadıklarını, o nedenle koyunların kuzulamaya başladığını söyledi.Doğan kuzulara evlerinin alt kısmında bulunan koyun barınağında baktıklarını anlatan Sarıot, '10 koyun kuzuladı, birer kuzu yaptılar. Her birine 'Pamuk, Karamurat, Ayşe' şeklinde isim takıyorum.' dedi.'Bakanımız Bekir Pakdemirli'den Allah razı olsun.' diyen Sarıot, 'Telef olan koyunlarımız için çok üzülmüştük. Onların sayesinde biraz olsun gönlümüz ferahladı, moralimiz düzeldi. Allah onlara sağlık ve huzur versin.' ifadesini kullandı.Bakan Pakdemirli, ilçeye bağlı Gürçam köyünde yaşayan ve sürüsüne 15 Ekim 2020'de kurt saldırması sonucu 21 koyunu telef olan Nigar-Kadir Sarıot çiftinin mağduriyetinin giderilmesi için talimat vermiş, Bolu Valiliği ile Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ekiplerince Sarıot çiftine, 21 küçükbaş hayvan, hayvanları için de 250 kilogram arpa ile 15 balya ot verilmişti.
Diyarbakır'daki Evlat Nöbetine Bir Aile Daha Katıldı
DİYARBAKIR (AA) - Diyarbakır annelerinin dağa kaçırılan çocukları için HDP İl Başkanlığı binası önündeki evlat nöbetine bir aile daha katıldı. Çocuklarının dağa kaçırılmasından HDP'yi sorumlu tutan Diyarbakır annelerinin, 3 Eylül 2019'da başlattığı oturma eylemi, 518'inci gününde sürüyor.Kilis'ten 6 yıl önce dağa götürülen oğlu Süleyman için gelen anne Selvi Öztürk de oturma eylemine dahil oldu.Öztürk, oğlunun 6 yıl önce kaybolduğunu, daha sonra dağa götürüldüğünü öğrendiğini, evladını çok özlediğini belirtti.Oğluna seslenen Öztürk, 'Oğlum beni duyarsan, görürsen çık gel. Bu hasreti bitir yavrum. Çık gel, seni bağrıma basayım.' dedi.
Irak Ordusu, Peşmerge'nin Kerkük'e İlerleyişini Durdurdu
KERKÜK (AA) - Irak ordusunun, Peşmerge'nin Kerkük kentine ilerleyişini durdurduğu açıklandı.Kerkük Operasyonlar Komutanlığından yapılan yazılı açıklamada, Peşmerge'nin kente ilerlemesi üzerine Irak ordusundan takviye kuvvet talebinde bulunulduğu belirtildi.Açıklamada, talep üzerine kentin kuzeybatı bölgesinde konuşlanan Irak ordu güçlerinin Sergaran nahiyesine ilerlediği aktarıldı.Petrol alanlarının yoğunlukta bulunduğu Sergaran nahiyesi yakınlarında taraflar arasında sorun çıkmaması için söz konusu talepte bulunulduğu kaydedildi.
Tspb Ve Tim İhracat Yapan Şirketler İçin "Kur Riski’ Paneli Düzenleyecek
İSTANBUL (AA) - Türkiye ihracatçılar Meclisi (TİM), Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği (TSPB) ve üyelerinin iş birliğiyle 2019 yılından bu yana düzenli olarak gerçekleştirilen 'İhracat Yapan Şirketler İçin Kur Riski Yönetimi' paneli, bu yıl salgın koşulları nedeniyle, 4 Şubat’ta çevrim içi düzenlenecek.TSPB açıklamasına göre, TİM Başkanı İsmail Gülle ve TSPB Yönetim Kurulu Başkanı Tevfik Eraslan’ın açılış konuşmalarını yapacağı çevrim içi panel üç oturumlu olarak gerçekleşecek.Moderatörlüğünü Borsa İstanbul İş Geliştirme Direktörü Kerem Aksoy’un yapacağı 'Vadeli İşlemler ile Kur Riskinin Yönetimi' oturumunda, Yatırım Finansman Menkul Değerler AŞ Türev Ürünler Müdürü Dr. Nuri Sevgen, A1 Capital Yatırım Menkul Değerler AŞ Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Taylan, Ak Yatırım Menkul Değerler AŞ Türev İşlemler Müdürü Çağan Atlan konuşmacı olacak.Panelin ikinci oturumunda PWC Türkiye Denetim Hizmetleri Direktörü Aslı Gedik, 'Kur Riskinden Korunmanın Mali Tablolarda Gösterimi' başlıklı bir sunum yapacak. Son oturumda ise İnfo Yatırım Menkul Değerler AŞ Genel Müdür Yardımcısı Mert Yılmaz, 'Dünya ve Türkiye Ekonomisindeki Güncel Gelişmeler' başlıklı sunumunu gerçekleştirecek.Açıklamaya göre, yıl boyunca yapılacak kur riski panelleriyle, kur riski taşıyan ihracatçı şirketlerin çalışanlarının, yatırımcıların ve konuya ilgi duyanların bilgilendirilmesi ve farkındalık oluşturulması hedefleniyor. Etkinlikler ayrıca banka ve aracı kurum çalışanlarının katılımına açık olacak. Katılımın ücretsiz olduğu panel için zoom kontenjanın sınırlı olması nedeniyle bugün saat 17.00'ye kadar katılım kaydının tamamlanması gerekiyor. Kayıtları tamamlanan katılımcılara panele giriş için gerekli bilgiler e-posta ile yönlendirilecek. Yayın aynı zamanda Türkiye İhracatçılar Birliği ve Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği'nin 'YouTube' adreslerinden de canlı yayınlanacak.
Bakan Selçuk, Kimsesizler Ve Evsizler İçin Geçen Yıl Yaklaşık 6 Milyon Lira Kaynak Aktarıldığını Açıkladı
ANKARA (AA) - Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, kimsesizlerin ve evsizlerin konaklaması için 2020 yılında 6 milyon liraya yakın kaynak aktardıklarını bildirdi.Bakan Selçuk, yaptığı yazılı açıklamada, 'Evsizlerin Konaklatılması' projesiyle 81 İl Müdürlüğünün, kimsesizlerin konaklama ihtiyaçlarını giderdiğini belirtti.Ekiplerin çalışmaları hızla devam ederken vatandaşlardan gelen ihbarların da ivedilikle değerlendirildiğini aktaran Selçuk, bu kişilere ulaşmak için her türlü gayretin gösterildiğini kaydetti.Selçuk, Kovid-19 salgınının en çok etkileyebileceği kesimler arasında bulunan evsiz, mekansız ve kimsesiz kişilerle ilgili devam eden 'Evsizlerin Konaklatılması' projesini 'Koronavirüsle Mücadele Kapsamında Evsizlere Konaklama Projesi' olarak güncellediklerini hatırlattı.Proje kapsamında illerde evsiz, mekansız ve kimsesiz kişilerin tespit edilerek ülke genelinde toplamda 2 bin 454 kişinin konaklatılmasının sağlandığını belirten Selçuk, konaklatılan kişilerin temizlik, sağlık, temel gıda, giyim ve diğer ihtiyaçlarının da giderildiğini aktardı. Selçuk, bu kapsamda oluşan giderlerin Bakanlık tarafından gönderilen yaklaşık 6 milyon lira kaynak ile Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarınca karşılandığını ifade etti.Bakan Selçuk, 2017-2020 döneminde, bu kapsamda Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarına aktarılan kaynağın ise 10 milyon lirayı geçtiğini, 2021 yılında da evsiz, mekansız ve kimsesiz kişilerin ihtiyaçlarının karşılanması için bakanlık koordinasyonunda çalışmaların sürdürüldüğünü dile getirdi.
Reklam
MEB'den 500 Engelli Öğretmen Ataması! MEB Öğretmen Alımı Başvurusu Nasıl Yapılır, Başvuru Şartları Nelerdir?
2018-2020 yıllarındaki Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı’na katılanlar arasından yapılacak 500 engelli öğretmen ataması için ön başvurular 1-5 Şubat tarihleri arasında yapılacak. İkinci aşama tercih başvuruları ise 11 Şubat 2021 ile 15 Şubat 2021 tarihleri arasında gerçekleşecek. Peki, MEB Öğretmen Alımı Başvurusu Nasıl Yapılır, Başvuru Şartları Nelerdir? Merak edilen tüm detaylar haberimizde...
İsrail'de Kovid-19 Karantinası Uzatıldı
KUDÜS (AA) - İsrail yönetimi, dün sona ermesi planlanan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) karantinasını 5 Şubat'a kadar uzattı. Kabine, 27 Aralık 2020'den bu yana devam eden Kovid-19 karantinasının uzatılması konusunu görüşmek için dün akşam toplandı. Sabahın erken saatlerine kadar devam eden ve zaman zaman tartışmalara sahne olan toplantının ardından, 31 Ocak'ta sona ermesi planlanan karantinanın 5 Şubat Cuma gününe kadar devam etmesi kararlaştırıldı. Bu kapsamda market, eczane, fırın gibi işletmeler dışındaki dükkanların yanı sıra okullar da kapalı olacak. Zorunlu nedenler dışında halkın evlerinden bir kilometreden fazla uzaklaşması da yasaklandı. Yabancı hava yollarının uçuşlarına getirilen yasak uzatıldı Buna ek olarak yine dün sona ermesi planlanan yabancı hava yollarının İsrail'e yapacağı uçuşlara getirilen yasak da bir hafta daha devam edecek.Sağlık Bakanlığının verilerine göre, yaklaşık 9,3 milyon nüfusa sahip İsrail'de virüs nedeniyle bugüne kadar 4 bin 796 kişi hayatını kaybetti, toplam vaka sayısı ise 646 bini geçti.
Reklam
Meksika'da Parti Düzenlenen Eve Silahlı Saldırı: 7 Ölü
ANKARA (AA) - Meksika’nın Jalisco eyaletinde, silahlı dört saldırganın hafta sonu evde düzenlenen partide eğlenenlere ateş açması sonucu 7 kişi öldü.Polis, olay yerine 2 motosikletle gelen silahlı 4 saldırganın, hafta sonu parti düzenlenen eve baskın yaptığını açıkladı. İçeridekilerin paralarını ve değerli eşyalarını gasbeden saldırganlar daha sonra kalabalığın üzerine ateş açarak biri kadın 7 kişiyi öldürdü. Jalisco eyaleti, uzun zamandır aynı adlı kartele ev sahipliği yapıyor. Saldırının birkaç uyuşturucu çetesinin bölge hakimiyeti için savaştığı Zacatecas eyaleti sınırına yakın bir yerde gerçekleştirildiği belirtildi.Jalisco’nun komşusu Michoacan eyaletinde de benzer bir silahlı saldırı düzenlendi. Bir partiye katılanları hedef alan 3 saldırganın açtığı ateşte aralarında çocukların da olduğu birkaç kişinin yaralandığı açıklandı. Meksika'daki çoğu eyalette yetkililer, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle eğlence partileri düzenlenmemesi uyarısında bulunuyor ancak yaptırım konusunda gerekli özenin gösterilmediği de biliniyor. Federal hükümet, bu tür organizasyonlar nedeniyle gözaltılar yapılmaması konusunda eyaletleri uyarmıştı.
Adıyaman'da 54 Ev Kovid-19 Tedbirleri Kapsamında Karantinaya Alındı
ADIYAMAN (AA) - Adıyaman'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında son 3 günde 54 ev karantinaya alındı. Valilikten yapılan açıklamaya göre, kent merkezinde bazı kişilerin Kovid-19 test sonuçlarının pozitif çıkması üzerine İl Hıfzıssıhha Kurulu yeni kararlar aldı.Karar gereğince, son 3 günde farklı mahallelerdeki 54 evde karantina tedbirleri uygulanmaya başlandı.
Irak Dışişleri Bakanı, Kik Genel Sekreteri İle "Körfez Ülkelerinden Elektrik" Teminini Görüştü
BAĞDAT (AA) - Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Nayif el-Hacraf ile Körfez ülkelerinden Irak'a elektrik temini konusunu görüştüklerini söyledi.Hüseyin, başkent Bağdat'ta Hacraf ile bir araya geldi.Görüşme sonrası düzenlenen ortak basın toplantısında Hüseyin, 'Körfez ülkeleri tarafından Irak'ta yatırım projeleri kapsamında gelecek dönemde elektrik hizmeti verilmesi konusunu değerlendirdik.' dedi.Hüseyin ayrıca KİK Genel Sekreteri ile terörle mücadele ve erken seçim sürecini ele aldıklarını aktardı.KİK Genel Sekreteri Hacraf da Irak ile ilişkilerin güçlendirilmesine önem verdiklerini belirterek, şunları kaydetti:'Körfez ülkeleri Irak'ın istikrarı ve terörle mücadelesine destek veriyor. Irak hükümetinin yasaları uygulama gücü var. Irak'ın istikrarının bölgeye olumlu yansımaları olacak. Körfezden Irak'a elektrik hattı hizmeti projesinin herkese faydaları olacak.'Hacraf'ın Bağdat ziyareti kapsamında Başbakan Mustafa el-Kazımi ve Cumhurbaşkanı Berhem Salih ile de bir araya gelmesi bekleniyor.Elektrik ihtiyacının büyük bölümünü İran'dan karşılayan Irak, yıllardır uzun süreli elektrik kesintilerinin yaşandığı artık kronikleşen bir kriz ile boğuşuyor.
Reklam
MSÜ Başvuruları Ne Zaman Bitiyor? MSÜ Sınavı Ne Zaman Yapılacak?
Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) öğrenci alımı için başvurular tüm hızıyla sürüyor. Adaylar MSÜ başvuru işlemlerini 27 Ocak tarihinden itibaren MSÜ başvuru kılavuzu içerisinde yer alan bilgilere göre yapıyorlar. 2021 MSÜ sınav ücreti de 110 TL olarak belirlendi. Peki, MSÜ başvuruları ne zaman bitecek, son başvuru tarihi ne? İşte başvuru ve sınav tarihi hakkında merak edilen tüm detaylar...
Muş'ta Jandarma Ekipleri, Teröristlere Dondurucu Soğukta Da Göz Açtırmıyor
MUŞ (AA) - Muş İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, dondurucu soğuk havaya rağmen terör örgütü PKK'ya yönelik başarılı operasyonları kararlılıkla sürdürüyor.Şehit Jandarma Üsteğmen İsmail Moray Üs Bölgesi'nde görev yapan 'Alparslan' ve 'Kılıçlar' timi, karlı dağlarda yürüttüğü mücadelede, teröristlerin korkulu rüyası oldu.Muş ve kırsalında başarılı operasyonlara imza atan jandarma ekipleri, sabahın ilk ışıklarında teröristleri etkisiz hale getirmek ve sığınakları imha etmek amacıyla arama tarama faaliyeti yürüterek teröristlere göz açtırmıyor.Devletin sunduğu son teknoloji silah ve teçhizatla PKK'lı teröristlerle mücadeleyi sürdüren güvenlik güçleri, gece gündüz demeden milletin huzuru ve vatanın bölünmez bütünlüğü için elleri tetikte bekliyor.Jandarma Astsubay Kıdemli Başçavuş Kurtuluş Yurdunmalı, gazetecilere, vatandaşların ve bölgenin güvenliğini sağlamak amacıyla yaz kış demeden en ağır iklim şartlarında verilen görevleri yerine getirdiklerini söyledi.'Özellikle yerli ve milli silah ve teçhizatların kullanılmasıyla tüm iklim şartlarında ve dondurucu soğuklarda görev yapabilecek imkan ve kabiliyete sahibiz.' diyen Yurdunmalı, şunları kaydetti:'7 gün 24 saat esasına göre tüm hava şartlarında karadan ve havadan emniyet ve asayiş görevleri yanında operasyonlara devam edilmektedir. Yurdumuzun her köşesinde, rengini şehitlerimizin kanından alan şanlı bayrağımızın dalgalandığı her yerde bize verilen görevleri yerine getirmek üzere daime hazırız.'Yaklaşık bir metre karda operasyon faaliyeti yürüten tim, daha sonra açtıkları Türk Bayrağı ile 'komando marşı' okudu.
Reklam
Kahramanmaraş'ta Yaylada Mahsur Kalan Aile Jandarma Ve Belediye Ekiplerince Kurtarıldı
KAHRAMANMARAŞ (AA) - Kahramanmaraş'ın Türkoğlu ilçesinde etkili olan kar yağışı sonrası İnce Bel Yaylası'nda mahsur kalan ailenin imdadına jandarma ve belediye ekipleri yetişti.Hayvancılık yaparak geçimini sağlayan ve aşırı kar yağışı sonrası yolların kapanmasıyla bulundukları bölgede mahsur kalan Halide Kamış ve ailesi, 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayarak yardım istedi.Merkezin yönlendirilmesiyle bölgeye sevk edilen Türkoğlu Belediyesi ve İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, iş makineleri desteğiyle yaklaşık 5 saatlik çalışmanın ardından aileye ulaştı.Uzun uğraşlarla kurtarılan aile fertlerinden Halide Kamış, yoğun kar yağışı nedeniyle bölgenin tamamen karla kaplandığını, ağaçların yıkıldığını ve ulaşımın tamamen kapandığını belirterek, bulundukları yerden kendilerini kurtaran belediye ve jandarma ekiplerine teşekkür etti. Yayla yolunun ulaşıma açılmasının ardından ekipler, traktörlerle bölgedeki hayvanlara da saman götürdü.
Afad İzmir'in Karaburun Açıklarında 5,1 Büyüklüğünde Bir Deprem Daha Meydana Geldiğini Açıkladı
ANKARA (AA) - Ege Denizi'nde, İzmir'in Karaburun ilçesi açıklarında 5,1 büyüklüğünde bir deprem daha meydana geldi.Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinden yapılan bilgilendirmeye göre, sarsıntı saat 11.35'te ve 3,42 kilometre derinlikte gerçekleşti.Aynı bölgede sabah saat 08.46'da 5,1 büyüklüğünde deprem meydana gelmiş, ardından en büyüğü 4,8 büyüklüğünde çok sayıda artçı kaydedilmişti.
Reklam
Meteorolojiden 4 İl İçin Fırtına Uyarısı
KASTAMONU (AA) - Samsun, Ordu, Kastamonu ve Sinop'ta kuvvetli rüzgar ve fırtına bekleniyor.Meteoroloji 10. Bölge Müdürlüğünden yapılan açıklamada, Samsun, Sinop, Ordu çevreleri ile Kastamonu'nun kuzey kesimlerinde rüzgarın güneyli yönlerden yer yer saatte 74 kilometre, yüksek kesimlerde ise yer yer saatte 88 kilometre hızla eseceği belirtildi.Açıklamada, kuvvetli rüzgar nedeniyle meydana gelebilecek soba gazı zehirlenmesi, ulaşımda aksama, ağaç devrilmesi, çatı uçması gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması istendi.
Analiz - Arnavutluk Ve Yunanistan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Sorununu Lahey'e Taşıyor
TİRAN (AA) -FATJON CUKA- Yalnızca Arnavutluk’ta değil, bölgenin birçok ülkesinde en çok tartışılan konulardan biri olan Arnavutluk ile Yunanistan arasındaki deniz yetki alanlarının sınırlandırılması konusu, Yunanistan parlamentosunun İyon denizinde kara sularının 6 milden 12 mile çıkarılmasını öngören yasa tasarısını 20 Ocak’ta onaylamasıyla yeniden gündeme geldi. Son aylarda Arnavutluk’ta çokça tepkiye ve tartışmaya yol açan meseleye ilişkin Yunanistan’ın böyle bir karar alması, Arnavutluk kıta sahanlığındaki münhasır ekonomik bölgeler (MEB) ve iki ülke arasındaki deniz yetki alanlarının belirlenmesi konuları başta olmak üzere birçok soruyu beraberinde getirdi.Anlaşmazlığın tarihiArnavutluk ile Yunanistan arasındaki sınırları belirleyen ilk belge 1913 yılında düzenlenen Londra Büyükelçiler Konferansı’na dayanıyor. Bunun ardından 27 Ocak 1925 tarihinde de iki ülke arasındaki sınırları belirleyen bir protokol imzalandı. Son olarak, Arnavutluk sınırlarına ilişkin nihai karar 30 Temmuz 1926 tarihli Paris Büyükelçiler Konferansı’nda tasarlanarak verildi ve karar Arnavutluk, Yunanistan ve Yugoslavya temsilcileri tarafından imzalandı. Söz konusu kararlar ve protokoller Arnavutluk ve Yunanistan için zorunlu sınır hattını belirlese de, son yıllarda deniz yetki alanlarının sınırlandırılması konusu iki ülke arasında çözümlenemeyen bir mesele olarak yer almaya devam ediyor.Uluslararası deniz hukukuna ilişkin en önemli belge olarak 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) ön plana çıkıyor. Bu sözleşme öncesinde ise 1958 ve 1960 yıllarında Cenevre’de deniz hukukuna ilişkin iki ayrı BM konferansı düzenlenmişti. Yunanistan UNCLOS’u 1995 yılında, Arnavutluk ise 2003’te onayladı. “Deniz hukukunun anayasası” olarak da bilinen bu sözleşmeye göre, her ülkenin kara sularını 12 deniz mili geçmeyecek şekilde genişletme hakkı bulunuyor. Ancak söz konusu sözleşmede, bu hakkın uygulanmasını düzenleyen ve sınırlayan başka hükümler de var. İşte bu hükümler, Arnavutluk ve Yunanistan kıyılarının özellikleri ile Korfu, Lazaretto, Ereikoussa ve Othonoi gibi bazı Yunan adalarının sahip olabileceği durum ve ayrıntılar hakkında hukuki tartışmalara ve farklı yorumlara neden oluyor. Deniz yetki alanları sorununun çözümü için, tarafların ilgi ve isteklerinin ötesinde, bağlayıcı olan belirli kural ve ilkeleri dayatan uluslararası hukuk normları söz konusu.Tartışmalı bir diğer husus, denizcilik sözleşmesi kapsamında bir anlaşmanın gerekli olduğu MEB sınırlandırması. Hem Arnavutluk’un hem de Yunanistan’ın taraf olduğu UNCLOS’a göre, kıyıları birbirine bakan veya birbirine bitişik kıyılara sahip devletler arasında, MEB sınırlandırması uluslararası yasalar temelinde mutabık kalınan bir anlaşma temelinde gerçekleştirilir. Kıyıları birbirine bakan veya birbirine bitişik kıyılara sahip devletler arasındaki kıta sahanlığı sınırları da bu temelde gerçekleşir.Uluslararası deniz hukukunun yukarıda bahsedilen tanımları ve aynı zamanda Arnavutluk ve Yunanistan kıyılarının özellikleri göz önünde bulundurulduğunda, karasularının genişletilmesi için, özellikle Yunanistan’ın küçük adalarının karasuları veya kıtasal karaya göre statüsü konusunda tarafların mutabakatı gerekiyor. Arnavutluk ile Yunanistan arasındaki bu mesele, Arnavutluk’taki uluslararası hukuk uzmanlarının “küçük bir adanın kıtasal karayla eşit haklara sahip olamayacağını” bildirmeleriyle daha da tartışmalı hale geliyor.UNCLOS’un 15’inci maddesine göre, “İki devletin sahilleri bitişik veya karşı karşıya olduğunda, aralarında aksine anlaşma olmadıkça, bu devletlerden ne birinin ne de diğerinin kendi karasularını, bütün noktaları bu iki devletin her birinin karasularının genişliğinin ölçülmeye başlandığı esas hatların en yakın noktalarından eşit uzaklıkta bulunan orta hattın ötesine uzatmaya hakkı yoktur”.İyon denizi ve Ege denizinde birçok adanın Arnavutluk veya Türkiye’nin ana karasına yakın olduğu göz önünde bulundurulduğunda, durum Yunanistan için daha da karmaşık hale geliyor. Bu nedenle karasularının genişletilmesi veya deniz alanlarının bölünmesi konusunda tarafların, yani Yunanistan ve komşularının anlaşmasını gerektirecek bir durum ortaya çıkıyor.Arnavutluk-Yunanistan (2009) anlaşması ve itirazlarArnavutluk’ta komünist rejim döneminde (1944-1991) ihmal edilen deniz yetki alanları sorunu, rejim yıkıldıktan sonra gündeme alınarak resmi müzakereler süreci başlatılmıştı. 2009 yılında Sali Berisha başbakanlığındaki Arnavutluk ile Kostas Karamanlis başbakanlığındaki Yunanistan hükümetleri arasında, Arnavutluk’un başkenti Tiran’da “uluslararası hukuk doğrultusunda tarafların ilgili alanlarının, kıta sahanlığının ve diğer deniz alanlarının sınırlandırılmasına” ilişkin anlaşma imzalanmıştı.Bahsi geçen anlaşmaya, o dönem muhalefette olan Arnavutluk’un mevcut Başbakanı Edi Rama’nın genel başkanlığını yaptığı Sosyalist Parti (PS) tarafından itiraz edilmişti. PS anlaşmanın anayasaya aykırı olduğunu savunarak Arnavutluk Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştu. PS incelemenin ardından reddedilen ve meclisten onay alamayan anlaşmaya ilişkin, “Arnavutluk ile Yunanistan arasında deniz alanları sınırının daha önce belirlendiği için yeniden belirlemenin gerekli olmadığı” ve “anlaşmanın müzakere ve hazırlık sürecinin gizlice, şeffaflık olmadan gerçekleştirildiği” iddialarını öne sürmüştü. PS o dönemde, Arnavutluk’un temel çizgisinin önceden belirlenmediğini öne sürerek, bunun kıta sahanlığı ve diğer alanların belirlenmesinde önemli olduğunu, Arnavutluk ve Yunanistan’ın sahillerinin aynı olmadığını, bu hususun da su sınırının belirlenmesinde uygulanacak ilkenin seçimini etkilediğini savunmuştu.PS’nin iddialarına göre Korfu adası Arnavut devletine ait olması gereken deniz yetki alanına girdiği için Yunan tarafına avantajlı coğrafi koşullar oluşturuyordu. Anayasa Mahkemesi’ne şikâyette bulunan PS’ye göre, Othonoi adası da Arnavutluk aleyhine Yunan su alanının kuzey yönündeki bir diğer uzantısını oluşturuyordu. Arnavut heyetinin, Yunan tarafının Korfu körfezinin iç su statüsünde bir körfez olarak görülmesi talebini kabul etmesi ve Saranda körfezinin de aynı statüyü kazanması yönünde çaba göstermemesi, deniz alanının azalmasına ve dolayısıyla deniz sınır hattının Arnavutluk’un çıkarlarına zarar verecek şekilde Saranda kıyılarına doğru haksız şekilde yaklaşmasına yol açmıştı. PS Barketa kayalığına deniz alanı tanınması için bir sebep bulunmadığını, çünkü gel-git olaylarına bağlı olarak kayalığın ortaya çıktığını ve kaybolduğunu savunmuştu.Anlaşmanın Arnavutluk Anayasa Mahkemesi tarafından reddedilmesiArnavutluk Anayasa Mahkemesi 2010 yılında yapılan incelemelerin ardından anlaşmayı “hukuken geçersiz” ve “anayasaya aykırı” ilan ederek geçersiz kıldı. Anayasa Mahkemesi söz konusu anlaşma taslağında, ülkenin anayasası ve UNCLOS’la çelişen, usule ilişkin somut ihlaller tespit etti. Mahkeme anlaşmanın UNCLOS’un deniz yetki alanlarının belirlenmesinde gerekli olan “hakkaniyet” ilkesine uymadığına, “hakkaniyet” ilkesinin sadece kıta sahanlığı ve MEB sınırlandırmalarında değil, aynı zamanda sahilleri bitişik veya karşı karşıya olan ülkelerin karasularının bölünmesinde de uygulanabileceğine dikkati çekti ve sözleşmenin 15’inci maddesini hatırlattı. Buna göre, “özel durumlar” kavramı altında kıyı uzunluğu, şekli, adaların veya kaya kütlelerinin varlığı ve doğası gibi durumlara işaret ediliyordu. Yukarıda belirtilen “özel durumlar” kavramı ile “hakkaniyet” ilkesi göz önünde bulundurulduğunda, mahkeme Arnavut tarafının, Arnavutluk ile Yunanistan arasındaki sınır çizgisinin tanımlanması hususunda, her iki ülkenin özellikleri ve özellikle sınırlandırmaya tabi olan deniz yetki alanlarındaki ada veya kaya kütlelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği kanaatini açıkladı.Mahkeme yerleşik adalar olan Lazaretto, Ereikoussa ve Othonoi adalarının etkilerinin ayrı ayrı değerlendirilmesinin yanı sıra, ana ada olan Korfu’nun da ayrıca değerlendirilmesi gerektiği görüşünü paylaşarak, anlaşmanın sınır çizgisinin çizilmesinde tüm adalara (haksız yere) tam yetki verdiğini, bu durumun ise söz konusu adaları Arnavutluk’un kıtasal karasıyla eşit tuttuğunu belirtti. Mahkeme ayrıca Yunanistan ile İtalya arasında 24 Mayıs 1977 yılında kıta sahanlığı sınırlandırması için varılan anlaşmayı hatırlatarak, burada Othonoi ve Ereikoussa adalarına kısmi yetkiler verildiğine dikkat çekti.Anayasa Mahkemesine göre, 2009 yılında imzalanan anlaşmadaki bir başka önemli sorun da Barketa kayasına ilişkin verilen karardı. Anlaşmada bu kayalığa tam yetki verildiğine işaret eden mahkeme, küçük, ıssız ve herhangi bir ekonomik faaliyetin söz konusu olmadığı bir kaya kütlesi olan bu kayalığın Arnavutluk’un kıtasal karasıyla eşit tutulması sorununu gözler önüne serdi. Dahası, bulunduğu konum nedeniyle kaya parçası iki ülke arasındaki karasularını bölen sınır çizgisinin de önemli ölçüde yer değişmesine sebep oluyordu.Sonuç bildirgesinde mahkeme, ayrıca Arnavutluk ile Yunanistan arasında imzalanan söz konusu anlaşmanın, Arnavutluk heyetinin Arnavutluk cumhurbaşkanı tarafından müzakereleri yürütmek için tam yetkiyle donatılmaması, anlaşmanın içeriğinde ciddi eksiklikler bulunması, adil ve dürüst bir sonuç elde etmek suretiyle iki ülke arasında denizcilik alanının bölünmesine yönelik uluslararası hukukun temel ilkelerinin uygulanmaması, adaların deniz alanlarının sınırlandırılmasında özel koşul olarak dikkate alınmaması gibi nedenlerden dolayı anayasayla uyumsuz olduğu değerlendirmesinde bulundu.İki ülke arasında olası müzakere süreçleri veya meselenin uluslararası mahkemelere taşınması durumunda, Arnavutluk Anayasa Mahkemesi’nin verdiği bu karar göz önünde bulundurulmalı.Müzakerelerin başlaması ve uluslararası mahkemeye gitme kararıArnavutluk ile Yunanistan arasındaki deniz yetki alanları meselesi, anlaşma 2010 yılında “düşürülse” de, açık bir sorun olarak kalmaya devam etti ve konu hem Arnavutluk’ta hem de Yunanistan’da tartışmalara neden oldu.Arnavutluk Başbakanı Edi Rama ile dönemin Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras yönetimindeki hükümetler, Nisan 2018’de iki ülke arasındaki deniz yetki alanlarının sınırlandırılması konusunda yeniden resmi görüşmelere başladı. Birkaç tur görüşmenin ardından nihai bir anlaşmaya varılamadı ve müzakereler yarıda kesildi. Ayrıca Yunanistan’ın İyon denizindeki deniz yetki alanlarını genişletme yönündeki iddiaları, Arnavutluk üst düzey yetkililerince sıkça tepkiyle karşılandı. Rama bu iddialara karşı “12 millik hak ancak uygulanması mümkün olan yerde uygulanır” tezini ortaya koyarak 12 mil hakkının UNCLOS’tan kaynaklandığını ve ülkesinin de bu hakkı 1990 yılında hakkaniyete uygun bir şekilde kullandığını hatırlattı.Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen anlaşmayı imzalayan eski Başbakan Berisha ise geçtiğimiz Ağustos ayında Yunanistan’ın kara sularını 6 milden 12 mile çıkarma planıyla ilgili yaptığı bir açıklamada “Bu, Arnavutluk için zararlıdır. Bölge özellikle Türkiye ile Yunanistan arasında var olan ihtilaflı iklimle ilgili olarak sorunludur ve bunun ciddi sonuçları olacaktır” ifadelerini kullandı.Arnavutluk ile Yunanistan arasındaki son anlaşmazlık ise 2020’de meydana geldi. Arnavutluk yetkilileri tarafından 20 Ekim 2020’de yapılan açıklamada, Yunanistan ile konunun uluslararası mahkemelere taşınması için anlaşmaya vardıkları bildirilirken, Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias Tiran ziyareti sırasında konunun Lahey Uluslararası Adalet Divanı’na incelenmek üzere gönderileceğini doğruladı.Önümüzdeki aylarda tarafların dosyalarını hazırlamasının ardından, Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’na giderek iddialarını savunması bekleniyor. Mahkemenin meseleyi nihai karara bağlamasıyla, sorunun iki ülke arasında “açık bir sorun” olmaktan çıkacağı ve artık bir nihayete ereceği düşünülüyor.
Manisa'da 3'Ü Başlarından Vurularak Öldürülmüş 4 Gencin Cesetlerinin Bulunduğu Alanda Yeni İnceleme Yapıldı
MANİSA (AA) - Manisa İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, 4 gencin ölü bulunduğu Ahmetli ilçesi Kestelli Mahallesi'nde yeni deliller aradı. Jandarma Olay Yeri İnceleme ekipleri, sabah erken saatlerde, 4 gencin cesedinin bulunduğu Kestelli Mahallesi Akçeşme mevkisinde çalışma yaptı. Yeni deliler arayan, olay yerini drone ile havadan görüntüleyen uzman ekipler, dedektör köpek 'Volta' ve iz takip köpeği 'Arya' ile de hayatını kaybeden gençlere ait yeni izlere ulaşmaya çalıştı. Bu arada İzmir Adli Tıp Kurumunda hayatını kaybeden gençlere ait cenazelerdeki otopsi işleminin sürdüğü öğrenildi. OlayDün akşam, Ahmetli ilçesi Kestelli Mahallesi'nde tarlasından dönen bir çiftçi, yol kenarında bir aracın yanında 4 ceset görünce durumu jandarmaya bildirmiş, olay yerinde yapılan incelemede Serkan (23) ve Ümit Zangal (20) ile Muharrem Zengin (22) ve Neşet Dalgın'ın (24) hayatını kaybettiği belirlenmiş, bu kişilerden 3'ünün av tüfeğiyle başlarından vurulduğu, birinde ise ateşli silah ya da kesici, delici alet yarası olmadığı tespit edilmişti. Olay yerindeki tüfeğin ise Muharrem Zengin'in babasına ait olduğu belirlenmişti.
Gazze İle Mısır Arasındaki Refah Sınır Kapısı İstisnai Olarak Açıldı
GAZZE (AA) - İsrail ablukası altındaki Gazze Şeridi ile Mısır arasında yer alan Refah Sınır Kapısı, istisnai durumlar için dört günlüğüne çift yönlü açıldı. Gazze'deki İçişleri ve Ulusal Güvenlik Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, yolcu otobüslerinin çift yönlü açılan Refah Sınır Kapısı üzerinden Gazze'den ayrılmaya başladığı belirtildi. Bakanlık açıklamasında istisnai durumlar için açılan sınır kapısından geçişlerin bugünden itibaren 4 Şubat Perşembe gününe kadar devam edeceği kaydedildi. Mart ayında yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına yönelik önlemler kapsamında çift yönlü geçişlere kapatılan Refah Sınır Kapısı, zaman zaman birkaç günlüğüne açılarak kısmi faaliyet gösteriyor.
Reklam