Grafikli - "Aşılama Rehaveti" Ve "Kapalı Ortamlarda Bir Araya Gelinmesi" Günlük Kovid-19 Vaka Sayısını Artırıyor
ANKARA (AA) - AHMET SERTAN USUL - Sağlık Bakanlığı Toplum Bilimleri Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan, son günlerde yükselen günlük Kovid-19 vaka sayılarının, vatandaşların özellikle hafta sonunu geçirmek için yakınlarına yaptıkları ziyaretlerden kaynaklandığını belirtti.Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 8 Aralık 2020'de 33 bin 198'e yükselen günlük Kovid-19 vaka sayısı, tedbirlerin etkisini göstermesiyle 1 Ocak'ta 12 bin 203'e düştü.10 Ocak'ta 9 bin 138, 20 Ocak'ta 6 bin 435 olarak kayıtlara geçen vaka sayısı, 24 Ocak'ta 5 bin 277, 25 Ocak'ta 5 bin 642'ye indi.Daha sonra tekrar 7 binlere yükselen sayı, 26 Ocak'ta 7 bin 103, 27 Ocak'ta 7 bin 489, 28 Ocak'ta 7 bin 279 ve dün 6 bin 912 olarak kaydedildi.Prof. Dr. İlhan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 17 Kasım ve 1 Aralık'ta uygulamaya konulan hafta içi ve hafta sonuna yönelik sokağa çıkma kısıtlamalarının, lokanta ve restoran gibi iş yerlerinin gel-al ve paket servis şeklinde faaliyetini sürdürmesinin Kovid-19 vaka ve hasta sayılarında ciddi düşüşler sağladığını belirtti.Son günlerdeki vaka artışlarının benzerinin yılbaşındaki sokağa çıkma kısıtlamasının ardından da yaşandığını hatırlatan İlhan, 'Vatandaşların bir araya geldiği zamanın akabinde, hafta sonunun peşi sıra, örneğin salı, çarşamba günleri vaka sayısında artış oluyor. Yılbaşının peşi sıra da bunu gördük, son bir haftadır da bunu gözlemekteyiz.' dedi.İlhan, öğrencilerin sömestir tatiline girmesiyle vatandaşların daha fazla bir arada bulunmaya başladığını, bunun da vaka sayılarını yükselttiğini dile getirerek, 'Son dönemde evlerde ya da tatil beldelerinde bulaş daha fazla oluyor. Filyasyon sonuçlarına baktığımızda, bir arada, kalabalıkta bulunulan yerlerde bulaşın çok olduğunu gözlemliyoruz.' bilgisini paylaştı.Hafta sonu uygulanan sokağa çıkma kısıtlaması öncesinde bazı vatandaşların yakınlarına ziyarete gittiğini söyleyen İlhan, şöyle konuştu:'Vatandaşlarımız daha çok cuma akşamı bir yere gitme yaklaşımı benimsiyor. Örneğin cuma akşamı aileler veya arkadaşlar bir araya geliyor, pazartesi sabaha kadar bir arada bulunuyor. Yani kapalı mekanlarda, daha dar alanlarda daha fazla sayıda kişinin bulunmasıyla koronavirüsün içerideki yoğunluğu artıyor. Yoğunluk arttıkça da bulaş artıyor, bulaş arttıkça da hemen salı, çarşamba günü bu rakamlara yansıyor. O yüzden vatandaşların seyahat etmemesi, olabildiğince, zorunluluk dışında evlerinde kalması ve kendi çekirdek aileleriyle zaman geçirmesi, hafta sonu kısıtlamalarına uyması en doğru yaklaşım olacak.''Mutasyonlu virüsün bulaşıcılığı yüksek'İlhan, bazı illerde mutasyonlu Kovid-19'un görüldüğünü anımsatarak, 'Bu mutasyonlu virüsün bulaşıcılığının yüksek olduğunu biliyoruz. Öldürücülüğünün yüksekliğiyle ilgili farklı açıklamalar var. Ülkemizde henüz mutasyonlu virüsün öldürücülüğünün yüksek olup olmadığıyla ilgili bir kanıt yok. Ancak İngiltere'deki Bilim Kurulu üyeleri, İngiltere'deki Sağlık Bakanlığı yetkilileri, bu virüsün öldürücülüğünün de daha fazla olabileceğiyle ilgili bir açıklama yaptı. O yüzden şu an mutasyonlu virüsü takip edip bulaşıcılığı fazla ama öldürücülüğü de fazla mı diye izlememiz gerekiyor.' değerlendirmesinde bulundu.Vatandaşların, mevcut tedbirlere titizlikle uyduğunda mutasyonlu virüsten de korunacağını ifade eden İlhan, 'Kovid-19'un mutasyona uğramış hali de bulaşma yöntemi olarak aynı yolu kullanıyor. Yine havada asılı partiküller aracılığıyla bulaşıyor. Dolayısıyla önlemler de aynı. Fiziksel mesafeye, maske ve hijyene, kapalı ortamda bir araya gelmemeye dikkat ettiğimiz takdirde mutasyonlu virüsten de korunmak mümkün olacaktır.' şeklinde konuştu.Aşılama sürecinde rehavete kapılmamak gerekiyorİlhan, Kovid-19 aşısının birinci dozunun uygulanmasının ardından hemen koruma sağlamadığını hatırlatarak, 'Aşının en iyi antikor oluşturduğu süre, 2 aya yakın bir süre. O da ikinci dozun yapılmasından sonra. Bugün aşının ilk dozunu, 4 hafta sonra da ikinci dozunu olduysak, ondan 3 hafta sonra en yüksek antikor seviyesi oluşmaya başlıyor. Bir başka ifadeyle, birinci aşıdan 7-8 hafta sonra en yüksek antikor düzeyi oluşmaya başlıyor.' dedi.Aşı olanların bu süreyi tamamladıktan sonra da fiziksel mesafe, maske, hijyen, kapalı ortamlarda bir araya gelmeme gibi kurallara uyması gerektiğine işaret eden İlhan, şunları kaydetti:'Çünkü aşı, bizim mücadelemize ciddi bir destek. Aşının bulaşı engellemekten öte, hasta olursak ağır hastalıktan bizi koruyacağını, koronavirüs hastalığını hafif geçirmemizi sağlayacağını bilmemiz gerekiyor. Bu nedenle aşı da olsak yine önlemlere dikkat etmemiz gerekiyor.Vatandaşlarımızda, aşılamayla ilgili olumlu bakış söz konusu olduğu için daha çok rehavete kapılma, daha çok kurallara uymama, kapalı yerlerde bir araya gelme, daha çok seyahat etme gibi bir durum var. Bunun yanında hafta sonu bulaşlar, hem turistik mekanlarda hem de aile içi bulaşlar çok fazla görülmeye başlandı. Bu yüzden dikkatli ve tedbirli olmalıyız. Bir kazanım sağlamışken, aşılamaya başlamış ve bu kadar vatandaşımızı aşılamışken daha dikkatli olup bu süreci bir an önce tamamlamak tüm millet olarak en önemli gayemiz olmalı.'Kovid-19 vaka sayılarının artmamasının sağlanmasında mevcut kısıtlamaların önemini vurgulayan İlhan, şu değerlendirmelerde bulundu:'En azından en çok risk altında olan büyüklerimizin ikinci doz aşısını olmasını, sağlık çalışanlarımızın ikinci doz aşısının tamamlanmasını bekleyip ondan sonra belki kısıtlamaların yavaş yavaş azaltılmasını konuşmak daha doğru olacaktır. Bir hesap yapmak gerekirse, ocak ayının ortasında aşılamaya başladığımızı düşündüğümüzde, bunun 2 ay sonrasında, 15 Mart'tan sonra kısıtlamaları tekrar konuşabiliriz.'
Tekirdağ'da Otomobil İle Tır Çarpıştı: 1 Ölü
TEKİRDAĞ (AA) - Tekirdağ'ın Hayrabolu ilçesinde tır ile otomobilin çarpışması sonucu 1 kişi hayatını kaybetti.Sürücüsünün kimliği henüz belirlenemeyen CT 6613 PB plakalı tır ile Murat Pekgöz'ün kullandığı 59 HL 659 plakalı otomobil, Hayrabolu Çevre Yolu'nda çarpıştı.İhbar üzerine olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi. Kazada yaralanan Pekgöz, kaldırıldığı Hayrabolu Devlet Hastanesinde müdahaleye kurtarılamadı.
Trakya'da Cadde Ve Sokaklarda Sessizlik Hakim Oldu
EDİRNE (AA) - Trakya'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında uygulanan sokağa çıkma kısıtlaması dolayısıyla cadde ve sokaklar boş kaldı. Edirne'de kısıtlama nedeniyle Selimiye Meydanı ile Saraçlar ve Çilingirler caddelerinde sessizlik hakim oldu. Cadde ve sokaklar boş kalırken izin kağıtları olanlar dışında zorunlu olmadıkça dışarıya çıkılmadığı gözlendi.Kırklareli'nde kısıtlama ve sağanak nedeniyle Özgürlük ve Demokrasi Meydanı ile Cumhuriyet ve İstasyon caddeleri boş kaldı.Kent sakinlerinin zaruri ihtiyaçları dışında kısıtlamaya büyük ölçüde uydukları gözlendi. Tekirdağ'da da kısıtlamayla birlikte cadde ve sokaklar sessizliğe büründü. Kentte önceden yoğunluğun yaşandığı yerlerden Hükümet Caddesi, Cumhuriyet Meydanı, tarihi Rüstem Paşa Camisi civarı ve sahil şeridi boş kaldı.Kovid-19 salgınıyla mücadele amacıyla başlatılan kısıtlama, 1 Şubat Pazartesi günü saat 05.00'te sona erecek.
Koronavirüsle Değişen Hayat - Duyarlı Öğretmen Uzaktan Eğitimdeki 5 Bin Çocuğa Masallarla Ulaştı
ANKARA (AA) - SEFA ŞAHİN / BURCU ÇALIK - Türkçe öğretmeni Sultan Doksöz, geliştirdiği 'Bana Bir Masal Anlat Öğretmenim' projesiyle, Türkiye genelinde uzaktan eğitimdeki yaklaşık 5 bin çocuğun ruhuna Anadolu masallarıyla dokundu. Ankara'daki Cebeci Ortaokulunda görev yapan 15 yıllık Türkçe öğretmeni Doksöz, Kovid-19 salgını nedeniyle marttan itibaren ağırlıklı olarak uzaktan eğitimle okullarına devam eden öğrencilerinin ders motivasyonlarını artırmak, eğitimlerini daha etkili ve eğlenceli hale getirmek amacıyla elini taşın altına koydu. Salgın döneminde 'Türkülerimiz Yeşeriyor', 'Her Güne Bir Kitap', 'Tekerlemeler Dilimde, Dilim de Gelişmekte', 'Deyimler Kovid-19'a Karşı', 'Her Güne Bir Şiir' gibi projelerle öğrencilerine ulaşan Doksöz, 'Bana Bir Masal Anlat Öğretmenim' projesiyle de okul sınırlarını aşarak Türkiye genelindeki çocukları masalların dünyasında yolculuğa çıkardı. Görev yaptığı okulda AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Doksöz, Kovid-19 salgınının çocukların korku ve kaygılarını artırdığına, uzak kaldıkları okula karşı motivasyonlarını da düşürdüğüne dikkati çekerek, projeleriyle çocukların yaşadığı bu olumsuz etkileri en aza indirmek istediğini vurguladı. 'Kendi yazdığım masalları ve Anadolu'muzun güzel masallarını çocuklarıma aktardım' Doksöz, çocukların hayal dünyasını geliştirmek amacıyla uyguladığı 'Bana Bir Masal Anlat Öğretmenim' projesine ilişkin, şu bilgileri paylaştı:'Masalın çocuğun gelişimine çok büyük katkıları var. Bu projeyle hem kendi yazdığım masalları hem de Anadolu'muzun güzel masallarını çocuklarıma aktardım. Hem farklı masallarla hem de kültürel köklerimizle tanışıp dijital dünyadan mümkün olduğunca çocukları uzaklaştırarak teknoloji bağımlılığının önüne geçmeye çalıştım.Önce okulumdaki öğrencilere masal anlatırken bir anda Türkiye'nin farklı illerinden bana gelen teklifler doğrultusunda masallar anlatmaya başladım. Ordu, Hatay, Kayseri ve daha birçok ilden yaklaşık 5 bin çocuğa ulaştım. Proje, çocuklar üzerinde çok etkili oldu. Bir süre sonra çocuklar da masal anlatmaya başladı. Hatta anlattıkları masalları resimlediler.' Çocukların, Türkiye'nin kültürel özelliklerini taşıyan masalları öğrenmesinin önemine işaret eden Doksöz, yayımlanmış 10 masal ve 1 şiir kitabının olduğunu da belirtti. Çocuklar hiç dinlemedikleri türkülerle tanıştı Salgın döneminde uyguladığı bir başka proje olan 'Türkülerimiz Yeşeriyor' ile çocukların daha önce hiç dinlemedikleri türkülerle tanıştığını, bunların hikayelerini araştırdığını anlatan Doksöz, 'Her Güne Bir Kitap' projesinde de çocukların okuma alışkanlıklarını geliştirmeyi, ekrandan günün belli saatlerinde uzak kalmalarını sağlamayı amaçladığını söyledi. Öğrencilerin ilgi ve ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak her biri için ayrı kitaplar belirlediğini dile getiren Doksöz, velilerden de bu projelerle ilgili çok olumlu dönüşler aldığını ifade etti. Doksöz, 'Tekerlemeler Dilimde, Dilim de Gelişmekte' projesiyle ise çocukların dil becerilerini geliştirirken uzaktan eğitim sürecini eğlenceli hale getirmek istediğini, çocukların tekerleme söylerken çektikleri videoları kendisine ilettiğini belirtti. 'Deyimler Kovid-19'a Karşı' projesiyle yeni deyimleri öğrenip resmettiler Türkçe öğretmeni Sultan Doksöz, 'Deyimler Kovid-19'a Karşı' projesiyle deyimlerin anlatımdaki güzelliğini ve gücünü öğrencilerime göstermeyi amaçladım. Arkadaşlarıyla birlikte deyimler sözlüğünü okuyarak daha önce hiç duymadıkları, bilmedikleri deyimleri öğrendiler. Daha sonra bu deyimleri resimlediler. Böylece teknolojiden biraz daha uzaklaşarak boyaların renkli dünyasına geçiş yapmış oldular.' diye konuştu. Öğrencileri ve ailelerinin 'Her Güne Bir Şiir' projesi kapsamında salgın süresince akşamları lambaları söndürüp birlikte şiir okuduğunu dile getiren Doksöz, 'Aile bağlarını, ebeveynler ve çocuklar arasındaki ilişkiyi güçlendirmek amacıyla 'Her Güne Bir Şiir' projemle akşamları şiir okuduk. Şiir, çocuğa dilin matematiğini kavratır, duygusal zekasını geliştirir. Bu durum günümüzde çok ihtiyacımız olan konulardan biri. Çünkü okuduğunu anlamayan bir sürü öğrencimiz var. Ben şiirle, çocukların algılama, anlama düzeylerinin çok gelişeceğine inanıyorum.' değerlendirmesinde bulundu. 'Öğrencilerimin yazma becerilerinin inanılmaz güçlü olduğunu gördüm' Aynı zamanda 'Oku, anla, anlat. Yazarın sonundan farklı bir son yarat' projesini de yürüttüğünü söyleyen Doksöz, şunları kaydetti: 'Bu projede de çocuklar, okuduğu kitapları anlattı, bunların videolarını çekip attı. Ben de genel bir değerlendirme yaptım. Bu projedeki amacım da çocukların hayal dünyasını güçlendirip yazma becerilerini geliştirmekti. Proje sonunda bazı öğrencilerimin yazma becerilerinin gerçekten inanılmaz güçlü olduğunu gördüm. Bu da beni çok mutlu etti. Çocuklar, yazarın oluşturduğu sondan farklı bir son oluşturdu.'
Irak'ın Süleymaniye Kentinde Kdp Binasına Silahlı Saldırı Düzenlendi
ERBİL (AA) - Irak'ın Süleymaniye kentinde Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) binasına silahlı saldırı gerçekleştirildi.Yerel medyada yer alan haberlere göre, Süleymaniye'nin Azadi semtindeki KDP binasına sabah saatlerinde düzenlenen silahlı saldırıda can kaybı ya da yaralanma olmadı.Olayla ilgili soruşturma başlatıldığı kaydedildi.Süleymaniye ve Halepçe'de geçen yıl sonunda memur maaşlarının gecikmesi nedeniyle Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) hükümetinin protesto edildiği gösterilerde 9 kişi hayatını kaybetmiş, onlarca kişi yaralanmıştı.Gösteriler sırasında başta KDP olmak üzere koalisyon ortakları Kürdistan Yurtseverler Birliği ve Goran Hareketi ile muhalefetteki Kürdistan İslami Birlik Partisi ve Kürdistan İslami Toplum Partisine ait binalar ve resmi kurumlar da ateşe verilmişti. IKBY Başbakanı Mesrur Barzani, göstericilerin arasına Suriye'den ve IKBY dışından gelenlerin sızdığını belirterek, şiddet olaylarının arkasında terör örgütü PKK'nın olduğu imasında bulunmuştu.
Mardin'de Patlayıcılarla Ülkeye Girmeye Çalışan 2 Terörist Yakalandı
MARDİN (AA) - Mardin'in Kızıltepe ilçesinde, ülkeye yasa dışı yollardan girerken yakalanan Suriye uyruklu 2 teröristin eşyaları ile bir ikamette patlayıcı ve bomba düzeneği ele geçirildi.İl Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, Suriye sınır hattından yasa dışı geçiş yapılarak, sansasyonel saldırı amaçlı metropol batı illerine patlayıcı madde ve bomba düzenekleri götürüleceğine dair istihbari bilgiler doğrultusunda çalışma başlatıldı.Mardin Cumhuriyet Başsavcılığının talimatlarıyla Kızıltepe ilçesinde ülkeye kaçak yollarla girdikleri belirlenen Suriye uyruklu 2 terörist yakalanarak üst araması yapıldı.Teröristlerin, spor çantalarında ve montlarında oluşturulan özel bölmelerde, ayakkabı tabanı ile ayakkabı sayası arasındaki bölümde, şampuan ve jöle kutularında patlayıcı madde bulunduğu belirlendi. Sınır hattından geçiş yaptıktan sonra Nusaybin ilçesinde konakladıkları tespit edilen teröristlerin kaldığı evde de spor çantası ve 2 krem kutusunda toplam 4 kilo 115 gram patlayıcı, 2 zaman ayarlı ve 1 uzaktan kumandalı bomba düzeneği ve çok sayıda dijital materyal ele geçirildi.Evde bulunan başka bir terörist de gözaltına alındı. Teröristlerle irtibatlı olduğu tespit edilen şüphelilere yönelik de İstanbul, Antalya ve Şanlıurfa'da düzenlenen eş zamanlı operasyonda 4 kişi daha yakalandı.Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 4 zanlı tutuklandı.Gözaltındaki 3 teröristin emniyetteki işlemleri sürüyor.
Reklam
Lepranın Erken Teşhis Ve Tedavisi Uzuv Kayıplarını Önlüyor
İSTANBUL (AA) - ELİF KÜÇÜK - Uzmanlar, cilt, çevresel sinirler, üst solunum yolu mukozası ve gözleri tahrip eden, bazı organlarda fonksiyon kayıplarına neden olabilen lepranın erken teşhis ve tedavisiyle hastalarda uzuv kayıplarının önüne geçilebileceğini belirtiyor. Halk arasında 'cüzzam' ismiyle bilinen lepra, rahatsızlığa neden olan 'mycobacterium leprae' adlı bakterinin 1873'te Norveçli bilim insanı Gerhard Armauer Hansen tarafından keşfedilmesi dolayısıyla 'Hansen' ismiyle de anılıyor. Kronik bir enfeksiyon hastalığı olarak her yaştan insanı etkileyebilen lepra, özellikle cilt, çevresel sinirler, üst solunum yolu mukozası ve gözleri tahrip edebiliyor, el ve ayak gibi bazı organlarda fonksiyon kayıplarına neden olabiliyor. Geçmişte korkulan bir rahatsızlık olan, bilgi eksikliği nedeniyle sosyal statü kaybına ve dışlanmalara yol açan lepra, bugün erken tanıyla tamamen tedavi edilebiliyor. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğüne göre, lepra Türkiye'de bildirimi zorunlu bulaşıcı hastalıklar kapsamında yer alıyor ve hala 'Lepra Eradikasyon Programı' uygulanıyor. Türkiye'de hastalığın görülme sıklığı 10 binde 1 vakanın altında, kayıtlı lepra hasta sayısı 518, geçen yıl tespit edilen yeni vaka sayısı ise 1 olarak kayıtlara geçti. Tanının geç konulması hasarı kalıcı hale getirebilir Cüzzamla Savaş Derneği Başkanı Prof. Dr. Ayşe Yüksel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, lepranın solunum yoluyla bulaştığını ve deri, periferik sinir sistemi, mukoza, üst solunum yolları ile gözlere etki ettiğini aktardı.Göz, el ve ayaklarda gelişebilecek periferik sinir harabiyeti nedeniyle oluşan duyu ve motor fonksiyon kayıplarının erken tanı ve tedaviyle önlenebileceğini belirten Yüksel, 'Böylelikle yerleşmiş duyu kaybına bağlı travmatik yaralanmalar, acı duyulmaması nedeniyle ihmal, enfeksiyon ve uzuv kayıpları olmaz. Geçmişte bir ilaçla ömür boyu tedavi yapılırken bugün birden fazla ilacın bir arada kullanılmasıyla tam tedavi mümkündür. Düzenli tedavi de en fazla 2 yıl sürer.' dedi. Kişiye lepra tanısının geç konulması, bu nedenle tedavinin gecikmesi ve hastanın sağlık durumunun yakından takip edilmemesi durumunda el ve ayaklardaki duyu ve hareket kayıplarının kalıcı olabileceğine dikkati çeken Yüksel, şöyle devam etti: 'Bu durumda kişi yaşamı boyunca el ve ayaklarını, yanık, kesik, çarpma, batma gibi travmalardan korumak durumundadır. Yaşanan travma sonrası gelişen açık yara, kişiye acı vermediği için ihmal edilir, yara yeri mikrop kapar, mikrop ilerler, kemiğe kadar gidebilir. O durumda da kemik, cerrahi olarak çıkarılır ve el ya da ayağın doğal şekli bozulabilir. Önemli olan hastalara henüz sakatlıklar oluşmadan tanı koymak, tedavi ve takiplerine başlamaktır. Sakatlık durumu derecelendirilmiştir. Hastalarda sakatlıkları derece olarak olumsuz hale getirmemek önemlidir. Ne yazık ki dünyada yeni tanı konduğu anda 2. derece sakatlığı olan hasta sayısı, yüzde 5,3'tür. Yani en etkili yöntem erken tanı, hemen tedaviye başlamak, hastayı izlemek, sosyal destek sağlamaktır.''Lepra, Türkiye'de artık önemli bir sağlık sorunu değil'Prof. Dr. Ayşe Yüksel, lepra hastalığının 120 ülke için önemli bir sağlık sorunu olduğunu, bu ülkeler arasında yer alan Hindistan, Brezilya ve Endonezya'nın ise dünyadaki cüzzam hastası sayısının yüzde 79'una sahip olduğunu aktardı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) kayıtlarına göre 2019'da dünyada 202 bin 185 kişinin cüzzam teşhisi aldığına işaret eden Yüksel, her gün lepra tanısı konan yaklaşık 600 hastadan 50'sinin çocuk olduğunu dile getirdi. Ayşe Yüksel, DSÖ'nün son 20 yıl içerisinde tedavisi tamamlanan kişileri lepra hastası olarak görmediğini, bu nedenle kendilerinin 'lepradan etkilenmiş kişi' olarak anılmasını önerdiğini belirtti. 'Lepra, Türkiye'de artık önemli bir sağlık sorunu değil.' diyen Yüksel, hastaların geçmiş yıllardaki gibi çok yönlü bakım almasının önem taşıdığını vurguladı. Klinik bulgulardaki çeşitlilik lepradan şüphe duyulmasını engelliyor İstanbul Lepra Deri ve Zührevi Hastalıkları Hastanesi Lepra Kliniği Deri ve Zührevi Hastalıkları Uzmanı Uzman Dr. Ümmühan Kaya da lepranın toplumda yayılmasının yakın temas ve kişinin buna gösterdiği dirence bağlı olduğunu aktardı. Özellikle ailedeki lepra hastasıyla sürekli ve yakın temasta bulunan çocukların hastalığa yakalanma ihtimallerinin yüksek olduğunu belirten Kaya, erişkin ve normal düzeyde bağışıklığa sahip bir bireyde ise hastalık bulgularının genellikle oluşmadığını dile getirdi. Uzman Dr. Kaya, lepranın farklı semptomlarla seyredebildiğini, bu belirtilerden bazılarının deride soluk ya da hafif kırmızı alanlar, kaşlarda dökülme, kol ve bacaklarda ağrı, burun tıkanıklığı veya burun kanaması, el ve ayaklarda ödem, cilt altında yumru şeklinde şişlik olduğunu aktardı. Klinik bulgulardaki bu çeşitliliğin lepra hastalığından şüphe duyulmasını engelleyebildiğini, bu nedenle tanı aşamasında geç kalınabildiğini anlatan Kaya, uzuvlardaki duyu kaybı ve fark edilmeden oluşan yanıkların bazen hastayı doktora sevk ettiğini kaydetti. Tedavi süreci 6 ay ila 2 yıl arasında değişiyor Uzm. Dr. Ümmühan Kaya, hastalığın tanısının konulmasını sağlayan yöntemleri, 'hastalığın akla getirilmesi, doktor tarafından periferdeki sinirlerin elle muayene edilerek kalınlığının kontrolü, derideki bulguların incelenmesi ve duyu muayeneleri' şeklinde sıralayarak, bu yöntemler sayesinde teşhisin kolay ve süratli olduğunu ifade etti. Lepranın 'üçlü tedavi (multidrug therapy)' yöntemiyle tedavi edildiğini anlatan Kaya, şöyle devam etti: 'Bu yöntem hala en etkilisidir. Hastalığın klinik alt sınıfına göre 6 ay ila 2 yıl arasında planladığımız bu tedavide hasta uyumu ve eğitimi oldukça önem arz eder. Aslında hastanın basit yoğunluğunu tedaviye başladıktan en geç 2 ay sonra tamamen azaltmış oluruz. Hasta bu 2 ayın ardından artık evine, işine, okuluna dönebilir. Önemli olan hastanın uç sinirlerinin azami ölçüde korunması ve hasarlanmasına izin vermeden tedavinin tamamlanmasıdır. Bu sağlanamadığı halde, hasta el, ayak ve gözlerinde oluşacak sekellerle baş etmek zorunda kalır. Tedaviye doğru zamanda başlamak, hasta ile etkili ve yakın iletişim kurmak, hastayı uzuvlarını koruyabilmesi için eğitmek tedavide başarı getirir. Toplumun ön yargılarını değiştirmek, tedavisi aslında oldukça kolay ve yüz güldürücü olan bu hastalıkta belki de en önemli konudur. Çünkü çözümünü yıllardır bildiğimiz leprayla mücadele bu yolla mümkün olacaktır.'
Başakşehir Çam Ve Sakura Şehir Hastanesi'nde İlk Kez İntraoperatif Radyoterapi Tedavisi Yapıldı
İSTANBUL (AA) - HİKMET FARUK BAŞER - Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'nde ilk kez bir hastaya, cerrahi tedavi sırasında intraoperatif radyoterapi tedavi yöntemi başarıyla uygulandı.Ekibi tarafından yapılan ameliyatla ilgili AA muhabirine konuşan hastanenin Radyasyon Onkolojisi Klinik Sorumlusu Doç. Dr. Didem Karaçetin, meme kanserinin kadınlarda en sık görülen kanser türü olduğunu söyledi. Meme kanseri tedavisinde geçmişten günümüze birçok önemli adım atıldığını belirten Karaçetin, 'Bugün artık hastalığın erken evrede tespit edilebilmesiyle meme koruyucu tedavilerin önemi arttı.' dedi.Karaçetin, meme koruyucu tedavi yöntemleriyle hastalara uygulanan cerrahi yöntemlerle modern radyoterapi teknikleriyle hastalığın kontrolü ve sağ kalım sürelerinin arttığını belirtti.'Bu önemli cihaz, hastanemizde de bulunuyor'Bunun yanı sıra tedaviye bağlı yan etkilerin azaldığını anlatan Karaçetin, 'İntraoperatif radyoterapi cihazı İstanbul'da nadir hastanelerde bulunuyor. Bu önemli cihaz, hastanemizde de bulunuyor. Bugün ilk defa hastanemizde bir hastamıza intraoperatif radyoterapi tedavi yöntemini kullandık. Hastamızın ameliyatı oldukça başarılı geçti. İntraoperatif radyoterapiyi, cerrahi olarak tümör çıkarıldıktan sonra tümör kavitesine bir aplikatör yardımıyla uyguladık. Bu çok kısa ve başarıyla sonuçlanan tedavi yöntemi.' ifadelerini kullandı.Doç. Dr. Didem Karaçetin, tedavi yönteminin kozmetik sonuçlarının da çok başarılı olduğunu kaydetti.Hastanın lokal tedavisini hemen tamamladığını, böylece hastalığın tekrar etme şansını da ortadan kaldırdıklarını ifade eden Karaçetin, 'Bir grup hastada intraoperatif radyoterapi ile hastanın yaklaşık 4-6 hafta süren onkolojik tedavisini de sadece bir günde ve tek seansta tamamlıyoruz.' değerlendirmesini yaptı.Karaçetin, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'nin yeni açılan bir hastane olarak, ciddi bir teknolojik donanıma sahip olduğunu, nadir yapılan tedavileri kısa sürede yapabilecek konuma geldiklerini sözlerine ekledi.
Reklam
Meteorolojiden İç Ve Doğu Bölgeleri İçin Yoğun Kar Yağışı Uyarısı
ANKARA (AA) - Yurdun iç ve doğu bölgelerinde bugün akşam ve gece saatlerinden itibaren yoğun kar yağışı bekleniyor.Meteoroloji Genel Müdürlüğünün duyurusuna göre, akşam saatlerinde Adana'nın kuzeyinin yüksekleri, Sivas, yüksek kesimleri başta olmak üzere Kahramanmaraş ve Adıyaman çevrelerinde, gece saatlerinde de Malatya, Elazığ, Tunceli, Bingöl, Muş çevreleri ile Diyarbakır'ın yükseklerinde yoğun kar yağışı tahmin ediliyor. Ulaşımda aksamalar, buzlanma ve don gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması önem taşıyor.
Kırklareli'nde Ormanda 2 Ceset Bulundu
KIRKLARELİ (AA) - Kırklareli'nin Demirköy ilçesinde ormanlık alanda 2 erkek cesedi bulundu. Alınan bilgiye göre, Yeşilce köyünde ormanlık alanda 2 kişinin hareketsiz yattığını gören Orman İşletme Müdürlüğü ekipleri, durumu jandarmaya bildirdi. Olay yerine gelen jandarma ve sağlık ekipleri, 2 kişinin donarak öldüğünü belirledi. Cumhuriyet savcısının incelemesinin ardından cesetler, kar kalınlığının yaklaşık 10 santimetre olduğu bölgeden alınarak Kırklareli Devlet Hastanesi morguna götürüldü. İstanbul Adli Tıp Kurumuna gönderilen cesetlerin, yasa dışı yollarla yurt dışına çıkmak isterken donarak ölen sığınmacılara ait olduğu tahmin ediliyor.
Reklam
Milletlerarası Anlaşmalar Resmi Gazete'de Yayımlandı
ANKARA (AA) - Türkiye'nin Azerbaycan, Kosova, Nijer, Kazakistan, Gambiya, Senegal ve Namibya ile ayrı ayrı imzaladığı mutabakat zaptı ve anlaşmaların yürürlüğe girmesine ve onaylanmasına ilişkin kararlar Resmi Gazete'de yayımlandı.Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de 10 Aralık 2020'de imzalanan 'Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında 25 Şubat 2020'de Bakü'de İmzalanan Karşılıklı Vize Muafiyetine Dair Anlaşma'ya Getirilen Değişikliklere Dair Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında 1 Numaralı Protokol' ile iki ülke, vatandaşlarının kısa süreli seyahatlerinin kolaylaştırılmasını teşvik etmeyi amaçlıyor. Mayıs 2011'de Kosova'nın başkenti Piriştine'de imzalanan 'Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kosova Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Hükümlü Nakli Anlaşması', iki ülkenin ceza hukuku alanında uluslararası iş birliğini daha da geliştirmeyi hedefliyor. Nijer'in başkenti Niamey'de 21 Temmuz 2020'de imzalanan 'Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Nijer Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri Eğitim İş Birliği Anlaşması' onaylanması ile taraflar arasında var olan dostça ilişkiler ve askeri alandaki iş birliğinin geliştirilmesi amaçlanıyor. Aralık 2017'de Çimkent'te imzalanan 'Türkiye Cumhuriyeti Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Kazakistan Cumhuriyeti Maliye Bakanlığı Devlet Gelir Komitesi Eğitim Merkezleri Arasında İşbirliği Yapılmasına İlişkin Protokol' ile gümrük memurlarına yönelik eğitim ve mesleki gelişim alanında karşılıklı yardım sağlayarak taraflar arasındaki iş birliğinin geliştirilmesi öngörülüyor. 'Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Gambiya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Gençlik ve Spor Alanında İş Birliği Anlaşması'nın, Türkiye ile Gambiya arasında var olan gençlik ve spor alanlarındaki iş birliğine katkıda bulunması hedefleniyor. Senegal'in başkenti Dakar'da 28 Ocak 2020'de imzalanan 'Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Senegal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Afet Yönetimi Alanında Mutabakat Zaptı' ile iki ülke, halklarının refahı ve güvenliği için gerekli koşulları temin edebilmek amacıyla afet ve acil durum yönetimi alanında iş birliğinin geliştirilmesini amaçlıyor. Ayrıca 30 Ekim 2019'da İstanbul'da imzalanan 'Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Namibya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Sağlık Alanında İş Birliği Anlaşması'na göre taraflar, sağlık ve tıp bilimleri alanlarındaki ilişkileri geliştirecek.
Bursa'da Kayıp Iraklı Kadını Alıkoydukları İddiasıyla 4 Şüpheli Yakalandı
BURSA (AA) - Bursa'da düzenlenen operasyonda, alıkoydukları ve fuhşa zorladıkları kayıp Iraklı kadını teslim etmek için para istedikleri iddiasıyla 4 şüpheli gözaltına alındı.Konya'da kuyumculuk yapan Irak uyruklu A.A.H, (47), kaybolduğunu ileri sürdüğü kızı B.A'nın (21) bulunması için Konya Emniyet Müdürlüğüne geçen aralık ayında müracaatta bulundu. Daha sonra kızının kendisini arayarak iyi olduğunu bildirmesi üzerine kayıp ilanını kaldırtan baba, B.A'nın nerede olduğunu öğrenemeyince sosyal medya üzerinden kendi çabasıyla onu aramaya başladı.Bir süre sonra A.A.H'yi arayan bir şüpheli, kızının Bursa'nın Kestel ilçesinde olduğunu ve para karşılığında kendisine teslim edebileceklerini söyledi.A.A.H'nın durumu polise haber vermesi üzerine, Bursa Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Gasp Büro Amirliği ekipleri kontrolünde irtibat kurulan ve 7 bin dolar karşılığında kızı teslim edeceklerini belirten şüphelilerden 2'si, Gençosman Kavşağı'nda bir araçta yakalandı. Zanlılarla bağlantılı bir şüpheliyi de gözaltına alan polis, kayıp kadını bulmak için operasyon düzenledi.Zanlıların, genç kadınla bir internet sitesi aracılığıyla tanışarak onu Konya'dan Bursa'ya getirdikleri, daha sonra Yalova'da Irak uyruklu H.E.Z'nin yanına fuhuş amaçlı olarak gönderdikleri öğrenildi.Belirlenen adrese düzenlenen operasyonla B.A. kurtarıldı, Irak uyruklu H.E.Z. (41) de yakalandı.Gözaltına alınan yabancı uyruklu İ.B. (31), A.C. (22), S.K. (35) ile H.E.Z, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
Samsun'da Şafak Operasyonuyla 15 Firari Yakalandı
SAMSUN (AA) - Samsun'da farklı suçlardan haklarında kesinleşmiş hapis cezası bulunan firari hükümlülere yönelik düzenlenen şafak operasyonunda 15 kişi yakalandı.İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi Aranan Şahıslar Bürosu ekipleri, kasten öldürme, yaralama, hırsızlık, gasp, dolandırıcılık ve cinsel saldırı gibi suçlardan aranan 15 hükümlüyü yakalamak için çalışma başlattı.Belirlenen adreslere baskın düzenlenen operasyona 81 ekip ve 203 personel katıldı.Yakalanan 15 firari hükümlü, sağlık kontrolünün ardından emniyete götürüldü.
Reklam
İzmir'de Son Yaralı Depremzede Taburcu Edildi
İZMİR (AA) - İzmir'de 30 Ekim'de meydana gelen deprem sonrası 16 saat göçük altında kalan ve sağ bacağını kaybeden Gülçin Aykut Soykan, taburcu edildi.Ege Üniversitesinden (EÜ) yapılan yazılı açıklamaya göre, evli ve bir çocuk annesi Gülçin Aykut Soykan (37), 30 Ekim'de kök hücre bağışında bulunduktan sonra Bayraklı ilçesindeki Yılmaz Erbek Apartmanının zemin katındaki alışveriş merkezine gitti. Merkez üssü Ege Denizi olan 6,6 büyüklüğündeki depremde yıkılan apartmanın enkazında 16 saat kalan Soykan, kurtarıldıktan sonra EÜ Hastanesine kaldırıldı. Sağ bacağını kaybeden, sağ kolu ile yüzünün sağ kısmında ciddi yaralanmalar oluşan Soykan, 1 ay yoğun bakım ünitesinde kaldı.Bu arada yeni tip koronavirüs (Kovid-19) atlatan Soykan, ortopedi ve anestezi yoğun bakım, KOVİD yoğun bakım ile plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahisi bölümlerinde tedavi gördü. Hastanedeki son yaralı depremzede olan Soykan, tedavinin ardından EÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak ile hastane yönetimi tarafından evine uğurlandı. 'Gerçekten bir mucize'Açıklamada görüşlerine yer verilen Gülçin Aykut Soykan, çok mutlu olduğunu ve kendini çok iyi hissettiğini aktardı.'Karanlıktan sonra böyle bir aydınlığa gelmek gerçekten bir mucize.' ifadelerini kullanan Soykan, şunları kaydetti:'Eve gideceğim, çocuğuma kavuşacağım. Tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ediyorum. Çok iyi insanlarla karşılaştım burada, bana moral açısından da destek oldular. Bu kadar çok sevenimin olduğunu buraya gelince öğrendim. Buradaki hocalarımıza, hemşirelerimize de ayrı ayrı teşekkür ediyorum. İyi ki varlar, onlar olmasaydı ben yaşayamazdım. Enkaz altından çıkartılıp ambulansa bindiğimde dedim ki 'Tamam artık kurtuldum.' Biraz da o azimle vücudum çaba gösterdi sanırım.'EÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak ise İzmir depreminde yaralıların büyük bölümünün hastanelerinde tedavi edildiğini bildirdi.Yaralı son depremzedeyi evine uğurlamaktan mutluluk duyduklarını kaydeden Budak, 'Allah devlete millete zarar vermesin. Üniversitemiz pandemi ve deprem süreçlerinde çok yoğun hizmet verdi. Bu süreçte bizlerden desteğini esirgemeyen Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a ve tüm devlet büyüklerimize teşekkürlerimi sunuyorum. İyi ki hocalarımız ve sağlık çalışanlarımız var. Aynı gayretle en iyi sağlık hizmetini sunmaya devam edeceğiz.' ifadelerini kullandı. İzmir'deki depremde 117 kişi hayatını kaybetmiş, 1032 kişi yaralanmış, enkaz altından 107 kişi sağ çıkarılmıştı.
Devlet Korumasındaki Çocukların Eserleri 2021 Yılı Takvimini Süsledi
ANKARA (AA) - Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, devlet korumasındaki çocukların yaptığı resimlerin yer aldığı 2021 yılı takvimini dijital ortamda paylaştı. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre, 11-16 yaşlarında devlet korumasındaki çocukların yaptığı yüzlerce resim arasından 12 eser, 2021 yılı takvimi için seçildi.Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk'un 'Çocuklarımızı, aile sıcaklığına en yakın mekanlarda, milli ve manevi değerlerine bağlı; sporla, sanatla uğraşan; geleceğe umutla bakan bireyler olarak yetiştiriyoruz.' sözlerinin de yer aldığı takvim, dijital ortamda yayınlandı.Çocukların 12 ayı birbirinden farklı bakış açılarıyla, doğadan insan sevgisine, günlük yaşamdan hayallerine uzanan esinle resmettiği takvimde, gençler tarafından kutlanan özel günler de yer alıyor. Takvime, 'https://www.ailevecalisma.gov.tr/media/66306/acshbchgm2021-takvimi.pdf' adresinden ulaşılabiliyor.
Reklam
Ardahan Merkezli Kaçakçılık Operasyonunda 10 Şüpheli Yakalandı
ARDAHAN (AA) - Ardahan merkezli 6 ilde tarihi eser ve silah kaçakçılarına yönelik operasyonda 10 şüpheli gözaltına alındı.Ardahan Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince, Ardahan, Erzurum, Ağrı, İstanbul, Kocaeli ve Kars'ta 13 şüpheliye yönelik eş zamanlı operasyon düzenlendi.Operasyonda 10 şüpheli gözaltına alındı, 10 cep telefonu, 2 dizüstü bilgisayar, bir ruhsatsız tabanca ve bu tabancaya ait mermi ele geçirildi.Hakkında gözaltı kararı veriler 3 şüphelinin yakalanması için de çalışmalar sürüyor.
Doğu'da 4 İl İçin Buzlanma Ve Don Uyarısı
VAN (AA) - Doğu Anadolu Bölgesindeki Van, Hakkari, Bitlis ve Muş için buzlanma ve don uyarısı yapıldı. Meteoroloji 14. Bölge Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, bölge genelinde hava parçalı ve çok bulutlu, gece saatlerinde aralıklarla karlı olacak. Hava sıcaklığında önemli bir değişikliğin olmayacağı bölgede rüzgar, güney ve batı yönlerinden hafif, zaman zaman orta kuvvette, Van Gölü'nde ise batı ve güneybatıdan yer yer 6 kilometre kuvvetinde esecek.Gün içinde en yüksek sıcaklığın Van ve Muş'ta 3, Hakkari'de sıfır ve Bitlis'te sıfırın altında 1 derece olması bekleniyor.Yüksek kar örtüsünün bulunduğu eğimi dik yamaçlarda çığ riskine, kuvvetli buzlanma ve don olayı ile ulaşımda yaşanabilecek aksamalara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekiyor.
Adana Merkezli Kaçakçılık Operasyonunda 548 Cep Telefonu Ele Geçirildi
ADANA (AA) - Adana merkezli 10 ilde düzenlenen kaçakçılık operasyonunda, 548 cep telefonu ele geçirildi, 4 zanlı yakalandı.İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, Adana merkezli Ankara, İzmir, Niğde, Mersin, Konya, Hatay, Mardin, Malatya ve Kayseri'de gümrük kaçağı cep telefonu ticaretine yönelik operasyonda 60 adrese baskın yaptı.Operasyonda, 548 cep telefonu, 990 şarj cihazı, ruhsatsız tabanca, ruhsatsız av tüfeği ile bir miktar para ele geçirildi, 4 şüpheli gözaltına alındı.Adliyeye sevk edilen zanlılardan Halit B, Erol D. ve Mehmet Sinan K’ye ev hapsi cezası verildi, Ahmet Y. adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı.
Reklam