İzmir'de Sel Ve Su Baskınları Nedeniyle Bazı Yollar Trafiğe Kapandı
İZMİR (AA) - İzmir'de kuvvetli yağış sonucu meydana gelen sel ve su baskınları nedeniyle bazı yollarda ulaşım sağlanamıyor.Kent genelinde dün akşamdan bu yana görülen yağış, hayatı olumsuz etkiledi.Konak ilçesinde, İzmir Büyükşehir Belediyesi önündeki Konak Altgeçidi'ni su bastı. Altgeçide solan su nedeniyle trafik akışı gerçekleştirilemiyor. Konak'tan altgeçidi kullanarak Balçova, Urla, Güzelbahçe ve Çeşme tarafına gitmek isteyen vatandaşlar, yolun kapanması nedeniyle ilerleyemedi.Konak'taki Kemer Altgeçidi de sular altında kaldı. Bu altgeçit de ulaşıma kapandı. İzmir Büyükşehir Belediyesi ekipleri, araçların altgeçide yönelmemesi için altgeçit önüne beton bariyer yerleştirdi.İzmir-Çanakkale yolu üzerindeki Anadolu Caddesi Girne Kavşağı'nı da su bastı. Yolların suyla dolması nedeniyle ulaşımda aksamalar yaşandı. Anadolu Caddesi'nin Karşıyaka'dan Çiğli yönüne ilerleyen kısmında trafik akışı durdu. Bölgede çok sayıda araç yolda kaldı. Vatandaşlar ve polisler araçların kurtarılması için gayret gösterdi. Halkapınar'da Şehitler Caddesi'nde, ulaşımda sorun yaşandı. Araçlar burada da ilerlemekte güçlük yaşadı.İtfaiye Daire Başkanlığı bahçesini de su bastıKonak ilçesindeki İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı bahçesinin bir bölümünü, Meles Deresi'nin yükselmesi nedeniyle su bastı. İtfaiye ekiplerinin malzemeleri su içinde kaldı. Bazı çalışanlar büyük pompalarla suyu tahliye etmek için yoğun çaba harcadı.İtfaiye araçlarının görevde olması nedeniyle, park ettikleri alanı su basmasından etkilenmediği öğrenildi.Ayrıca, Yenişehir Mahallesi'nde çok sayıda ev ve iş yerine su girdi. Şiddetli yağmur dün geceden bu yana İzmir genelinde etkili olmaya devam ediyor. Meteoroloji yetkilileri, sağanağın yarın sabaha kadar devam edeceği uyarısında bulunmuştu. Türk Kızılaydan yardımTürk Kızılay İzmir Bölge Afet Yönetimi Müdürlüğü ekipleri, sel ve su baskınından mağdur olan vatandaşlar için harekete geçti.Foça, Karabağlar, Karşıyaka, Urla, menderes, Güzelbahçe ilçelerinde selden etkilenen vatandaşlara ikram malzemeleri, gıda ve hijyen kolisi dağıtıldı.
Filistin Başbakanı, ABD İle İkili İlişkileri Yeniden Tesis Etmenin Yollarını Görüştü
RAMALLAH (AA) - Filistin Başbakanı Muhammed Iştiyye, ABD Dışişleri Bakanlığındaki Filistin-İsrail dosyasından sorumlu Hadi Amr ile ikili ilişkileri yeniden tesis etmenin yollarını ve mevcut siyasi durumu görüştüğünü söyledi.Ramallah'taki Bakanlar Kurulu toplantısında konuşan Iştiyye, Amr ile bir telefon görüşmesi yaptığını belirtti.Iştiyye görüşme sırasında, Filistin-ABD ilişkilerini yeniden tesis etmenin yollarını konuştuklarını ifade ederek, 'Diplomatik büroların ve konsolosluğun açılması, ABD yardımlarının ve Birleşmiş Milletler (BM) Filistinli Mültecilere Yardım Ajansına (UNRWA) verdiği desteğin yeniden başlaması, barış sürecini ilerletmenin yollarını ele aldık.' dedi.Öte yandan, Filistin Sivil İşler İdaresinden Sorumlu Devlet Bakanı Hüseyin eş-Şeyh de sosyal medya hesabı Twitter'dan yaptığı yazılı açıklamada, Amr ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde 'ikili ilişkileri, siyasi durumu ve son gelişmeleri' ele aldıklarını kaydetti.Telefon görüşmesinin zamanına ilişkin bilgi vermeyen Şeyh, taraflar arasında iletişimin devam etmesi konusunda anlaşmaya varıldığını aktardı. Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ), 26 Ocak'ta yaptığı açıklamada, Washington’da kapatılan diplomatik misyonunun Joe Biden başkanlığındaki ABD yönetimi tarafından yeniden açılması kararını memnuniyetle karşılamıştı.İsrail yanlısı Donald Trump başkanlığındaki eski ABD yönetimi, Eylül 2018'de Filistin’in Washington’daki diplomatik misyonlarını kapatmıştı.
Marmara'da 4 Gündür Lodosun Engel Olduğu Deniz Ulaşımı Normale Döndü
TEKİRDAĞ (AA) - Marmara Denizi'nde lodosun etkisini yitirmesiyle deniz ulaşımı normale döndü.Bölgede 4 gündür süren ve hızı zaman zaman 60 kilometreye ulaşan lodos etkisini kaybetti. Denizin durulması üzerine, Tekirdağ Limanı'na demirli yerli ve yabancı bandıralı 9 şilep ve tanker, rotalarına devam etti.Lodos nedeniyle balığa çıkamayan teknelerde de av için hazırlıklar başladı.Hava sıcaklığının 12 derece ölçüldüğü kentte az bulutlu hava hüküm sürüyor.
1 Şubat Reyting Sonuçları Belli Oldu! Zirveye Uyanış Büyük Selçuklu Damga Vurdu
1 Şubat Pazartesi akşamının reyting sonuçları belli oldu. Dün akşam Show Tv'de Çukur, FOX Tv'de Yasak Elma, Atv'de Maraşlı, Star Tv'de Sefirin Kızı, TRT1'de Uyanış Büyük Selçuklu ve TV8'de Survivor 2021 yer aldı. Reyting sıralamasında; Total izleyici grubunda birinciliği Uyanış Büyük Selçuklu, ikinciliği Esra Erol'da, üçüncülüğü ATV Hava Durumu aldı. AB Grubunda ise birinci sırada Uyanış Büyük Selçuklu, İkinci sırada Yasak Elma, üçüncü sırada Maraşlı yer aldı. İşte Total ve AB'de ilk 10'a giren yapımlar...
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev MHP Heyetini Kabul Etti
BAKÜ (AA) - Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Mevlüt Karakaya, eski Isparta Belediye Başkanı Yusuf Ziya Günaydın ve Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım'ı kabul etti.Azerbaycan Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre Karakaya, Aliyev'e MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin selamlarını ileterek, Dağlık Karabağ'da elde edilen zafer nedeniyle kutladı.Aliyev de teşekkür ederek Bahçeli'ye selamlarını iletti. Topraklarını kurtarmak için yürüttükleri savaşta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamaları ile Azerbaycan'a büyük destek verdiğini hatırlatan Aliyev, MHP Lideri Bahçeli'nin açıklamalarının da siyasi ve manevi önem arz ettiğini vurguladı. Karakaya da Azerbaycan'ın işgalden kurtardığı topraklarda bir kültür ve sanat okulu inşa etme girişimi hakkında Aliyev'e bilgi verdi, bu konuda Azerbaycan Eğitim Bakanı ve diğer yetkililerle görüştüğünü bildirdi. Aliyev bu girişim için teşekkür ederek, işgalden kurtarılan toprakların yeniden kurulması ve imarı çalışmaları çerçevesinde bu konunun da dikkate alınacağını belirtti.İşgalden kurtarılan yerleşim birimlerinin şehir planlarının hazırlandığını bildiren Aliyev, okul binası için uygun bir yer seçilmesi için gerekli talimatları vereceğini kaydetti.Görüşmede, Türkiye ve Azerbaycan arasındaki ilişkilerin daha da geliştirilmesi hususunda fikir alışverişinde bulunuldu.
Reklam
Malatya Ve Adıyaman'da Kar Hayatı Olumsuz Etkiliyor
MALATYA (AA) - Malatya ve Adıyaman'da etkili olan kar yağışı ulaşımda aksamalara neden oluyor. Malatya Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, ilin kırsal mahallelerinde etkisini sürdüren kar yağışı nedeniyle ulaşıma kapanan yolların açılması için çalışmalar sürüyor.Toplam 400 iş makinesi ile çalışma yapan 800 kişilik ekip, 718 mahallenin 698'i ile ulaşımı sağladı, 20 mahallede çalışmalar devam ediyor.Akçadağ'da 77, Arapgir'de 63, Arguvan'da 49, Battalgazi'de 100, Darende'de 67, Doğanşehir'de 39, Doğanyol'da 14, Hekimhan'da 64, Kale'de 28, Kuluncak'ta 28, Pütürge'de 56, Yazıhan'da 31 ve Yeşilyurt ilçesinde ise 82 mahallenin yolu ulaşıma açıldı.AdıyamanAdıyaman'da etkili olan kar yağışı nedeniyle 22 köy ve 39 mezranın yolu ulaşıma kapandı.İl Özel İdaresinden yapılan açıklamaya göre, kentte dün geceden bu yana etkili olan kar yağışı sürüyor.Kar nedeniyle Çelikhan, Sincik ve Gerger ilçelerine bağlı 22 köy ile 39 mezranın yolu ulaşıma kapandı.
Nevşehir'de "Ucuz Altın" Vaadiyle Dolandırılan Fecir Demir, Vatandaşları Uyardı:
NEVŞEHİR (AA) - Nevşehir'de sosyal medya üzerinden kendisiyle iletişime geçenler tarafından 'ucuz altın' satma vaadiyle dolandırılan Fecir Demir, jandarma ekiplerince yakalanan şüphelilerden ele geçirilen 26 bin lirasını teslim aldı.İlçe Jandarma Komutanlığına gelerek yetkililerden parasını teslim alan Demir, AA muhabirine, yaşadığı olayı anlattı.Şüphelilere, tavır ve konuşmaları inandırıcı olduğu için kandığını belirten Demir, 'Dolandırıcılara kimse inanmasın, sosyal medya üzerinden 'Bizim Reşat altınımız var, gelin size uygun satalım' diyenlere inanmayın. Biz buna kandık çok pişman olduk, kimse bunlara inanmasın.' dedi.Şüphelilerle buluştuklarında Ürgüp'e bağlı Çökek köyünde bir eve gittiklerini, çay içip sohbet ettiklerini anlatan Demir, şunları kaydetti:'Zanlılar, 'Bizim Reşat altınımız var, bunları size tanesini 450 liradan satalım' dediler. Biz de adamlara inandık, kendileri çok ikna edici konuşuyordu. Adamlar bize bir avuç altının birkaçını getirdi. Parayı aldılar, 'Annemize vereceğiz, altınlarınızı getireceğiz' dediler. Çok ikna edici konuşuyorlardı, inandık. Adamlar evden çıktı, aradan 15 dakika geçti, adamları aradık, 'Köyün aşağısındayız' dediler, gittiğimizde onları bulamadık. Tekrar eve döndük, evde hiç görmediğimiz bir adam karşıladı. 'Bizim evimiz, siz buraya hiç gelmediniz, hayal mi görüyorsunuz' gibi şeyler söyleyerek evden bizi kovdu. Dolandırıldığımızı anlayınca İlçe Jandarma Komutanlığına gittik.'OlayÜrgüp İlçe Jandarma Komutanlığı ile Jandarma Suç Araştırma Timi ekipleri, sosyal medya üzerinden tanıştığı kişilerin ucuz altın satma vaadiyle 26 bin lirasını dolandırdıklarını iddia eden Fecir Demir'in şikayeti üzerine şüphelilerin, Niğde merkeze bağlı Kömürcü köyünde ikamet eden U.D. ve kardeşi O.D. olduğunu belirlemiş, iki kardeş ile dolandırıcılık olayını organize ettiği tespit edilen babaları G.D, evlerinde gözaltına alınmıştı.İkamette yapılan aramada mağdura ait 26 bin lira ele geçirilmiş, Ürgüp'e getirilen baba ve iki oğlu, jandarmadaki işlemlerinin ardından önceki gün sevk edildikleri adliyede çıkarıldıkları hakimlikçe tutuklanmıştı.
Reklam
Kayseri'de Uyuşturucu Operasyonunda 5 Şüpheli Gözaltına Alındı
KAYSERİ (AA) - Kayseri'de düzenlenen uyuşturucu operasyonunda 5 zanlı yakalandı.İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, uyuşturucu kullanan ve ticaretini yapanlara yönelik çalışma başlattı.Merkez Kocasinan ve Melikgazi ilçelerinde iki eve düzenlenen operasyonda, çalıntı motosiklet, 5 tabanca, 2 hassas terazi, 29 gram esrar ve sentetik uyuşturucu ele geçirildi. Gözaltına alınan A.M, U.E, K.K, K.A. ve U.Y'nin jandarmadaki işlemleri sürüyor.
Myanmar'daki Askeri Darbe, Ülkenin Devrik Lideri Suu Çii'nin Siyasi Geleceğini Etkileyebilir
ANKARA (AA) - MEHMET ÖZTÜRK-SORWAR ALAM-BÜŞRA SELVİ ÖĞÜTCEN - Myanmar'da 8 Kasım 2020 genel seçimlerinde hile yapıldığı tartışmalarının ardından dün yapılan askeri darbe sonrasında ülkenin gözaltındaki lideri Aung San Suu Çii'nin siyasi kariyerinin akıbeti merak konusu oldu. Özgür Rohingya Koalisyonu Koordinatörlerinden Myanmarlı insan hakları aktivisti Maung Zarni, AA muhabiriyle çevrim içi yaptığı görüşmede, seçim sonuçlarıyla tansiyonun yükseldiği Myanmar'da dün sabah Devlet Başkanı Win Myint ile Devlet Konseyi Başkanı ve Dışişleri Bakanı Aung San Suu Çii'nin gözaltına alınmasının ardından ordunun, ülke yönetimine el koymasına ilişkin değerlendirmede bulundu.Zarni, ülkede yapılan askeri darbeyle ilgili, 'Suu Çii'nin siyasi kariyerini noktalayabilir.' dedi.Tatmadaw olarak da bilinen Myanmar ordusunun, Suu Çii'nin, Ulusal Demokrasi Birliği'ni (NLD) yönettiği sürece, Myanmarlıların ordu lehine oy kullanmayacağının farkına vardığını belirten Zarni, ülkenin devrik liderinin son iki seçimde halktan çok büyük bir destek aldığına dikkati çekti.Zarni, ordunun, 2015 ve 2020'de düzenlenen son iki seçimde, 'Bu seçim oyununun Suu Çii ile oynanmayacağını' anladığına işaret etti.Yönetime el koyulmasının, özel hayata müdahale eden bir darbe türünün karakteristik örneği olduğunu söyleyen Zarni, 'Çünkü darbeciler, Burmalı generaller, darbeyi, demokratik sürecin bütünlüğünü koruma ve savunma eylemi olarak tertip etti.' ifadesini kullandı.Zarni, darbenin birincil sonucunun, 'NLD'nin dağılması ve Suu Çii'nin devlet konseyi başkanlığının yıkılması' olabileceğini kaydetti.Ordunun, 'demokratik dönüşümün savunulması için anayasal bir darbe' yaptığını söyleyen Zarni, 'Anayasa onların altın yumurtlayan tavuğu. Onların siyasi hayatının her gününe yumurta veriyor. Anayasayı feshetmeyecekler. Siyaset ve ekonomiyi topyekun denetimlerine almalarına engel olarak gördükleri her şeyi ortadan kaldırmak için anayasayı kullanacaklar.' değerlendirmesinde bulundu.Zarni, ordunun parlamentoyu feshedebileceğini dile getirdi.Toplumda bu darbeye karşı bir tepki veya direniş beklemediğini kaydeden Zarni, Myanmarlıların ordu karşısında hayatlarını tehlikeye atacaklarına inanmadığını vurguladı.Myanmar'daki 'sözde demokratik süreçle' ilgili endişelere değinen Zarni, 'Siyasi düzen, siyasi liderlik ve askeri liderlik, Arakanlı Müslümanlara (Rohingya) karşı dört başı mamur bir soykırım işlerken nasıl demokratik reformlar taahhüt ettiklerini söyleyebilirler?' dedi.Zarni, Suu Çii liderliğinde Myanmar'ın kırılgan bir demokrasi olduğunu söylemenin büyük bir yalan olacağını belirtti.'Uluslararası toplumun demokrasi karşıtı bir darbe sürecini tersine çevirmek için kılını kıpırdatması beklenmiyor'Akademisyen Zarni, Myanmar'da demokratik olmayan bir eylem olması durumunda bölgesel aktörlerin, ülkede demokrasinin tesisi için hayati rol oynamayacaklarına dikkati çekti.Güneydoğu Asya'daki 10 ülkeden Malezya ve Endonezya dışında kalan 8'inin 'otoriter rejimler' tarafından yönetildiğine atıfta bulunan Zarni, 'Neden yakınlarında başka bir otoriter rejim olmasını umursasınlar ki?' dedi.Zarni, bölgede nüfuzu olan Yeni Delhi ve Pekin yönetimlerinin de kılını kıpırdatmayacaklarını dile getirdi.'Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde Uygur Müslümanlarına karşı soykırım işleyen Çin'in asla demokratik gibi görünmeyeceğini' söyleyen Zarni, Hindistan Başbakanı Narendra Modi hükümetinin 'Müslümanlara ve azınlıklara saldırdığı için bu ülkenin de aşırı uç siyasal görüşlerde, otoriter doğrultuda hareket ettiği'ni dile getirdi.Zarni, Batılı devletlerin de dünya genelinde demokratikleşmeyi ve insan haklarını destekler gibi göründüğüne dikkati çekti.Gerekli adımları atacak liberal demokrasiye sahip ülkelerin de çok olmadığını söyleyen Zarni, 'Uluslararası toplum, şimdiye kadar Myanmar'daki Arakanlı Müslümanlara yönelik soykırımı sonlandırmakta sınıfta kaldı. Bu nedenle de onların (uluslararası toplumun) demokrasi karşıtı bir darbe sürecini tersine çevirmek için kılını kıpırdatması beklenmiyor.' değerlendirmesinde bulundu.'Arakanlı Müslümanların ülkelerine dönüşü imkansız hale geldi'Zarni, Arakanlı Müslümanlara yönelik soykırımın 1970'lerin sonundan bu yana ordunun stratejisi olduğunu söyledi.Ordunun soykırımla ilgili hedeflerini yerini getirdiğini kaydeden Zarni, 2 veya 3 milyon Arakanlı Müslüman'ın dünya geneline dağılmış durumda olduğunu söyledi.Zarni, yaşadıkları Arakan eyaletindeki baskı ve zulümden kaçan Arakanlı Müslümanlara ev sahipliği yapan Bangladeş'in bundan böyle Myanmar'ın üzerinde baskı oluşturma gücü olmayacağını anlaması gerektiğine işaret etti.Myanmar ordusunun uluslararası toplumun yanı sıra toplumla da 'sert oynayacağını' söyleyen Zarni, bu nedenle bu darbenin aynı zamanda Arakanlı Müslümanların ülkelerine iadesini 'gerçekten imkansız' hale getireceğini vurguladı.Zarni, 'Ordu, Rusya, Çin ve daha az ölçüde de Hindistan gibi uluslararası aktörler tarafından iyi korunduğunu hissediyor.' dedi.Uluslararası Adalet Divanı'nda (UAD) Arakanlı Müslümanlara yönelik soykırımla ilgili süren davanın darbeden etkilenmeyeceğini aktaran Zarni, UAD'nin Myanmar'ı taraf ülke olarak ele aldığını ve bunun bu şekilde devam edeceğini söyledi.Myanmar'da askeri darbe8 Kasım 2020 seçimi, Suu Çii'nin partisi NLD'nin zaferiyle sonuçlanmış ancak beraberinde, ordunun sonuçların belirlenmesinde hile yapıldığı iddialarını gündeme getirmişti.Bu iddiaların tartışmaları alevlendirdiği ülkede, Seçim Komisyonu, 29 Ocak'ta seçimde ordunun sonuçların belirlenmesinde hile yapıldığı iddialarını yalanlamıştı.Myanmar Genelkurmay Başkanı Min Aung Hlaing, 27 Ocak'ta kanunların düzgün uygulanmaması halinde Anayasa'nın feshedilebileceğini söylemişti. Ancak Myanmar ordusu, Hlaing'in söz konusu açıklamalarının 'darbe' tehdidi olmadığı savunmuştu.Devlet Başkanı Win Myint, Devlet Konseyi Başkanı ve Dışişleri Bakanı Aung San Suu Çii ile partinin diğer yöneticileri dün sabah gözaltına alınmıştı. Bundan birkaç saat sonra ordu yönetime el koyduğunu açıklamış ve ülkede bir yıllığına olağanüstü hal (OHAL) ilan etmişti.NLD ise halka, darbeye karşı çıkma ve askeri diktatörlüğe dönülmesine izin vermeme çağrısında bulunmuştu.Ülkede ordu, ana muhalefetteki Birlik İçin Dayanışma ve Kalkınma Partisini (USDP) destekliyor.
Yüksek Mahkeme, Üniversite Hastanesinde Uzman Doktora Nöbet Ücreti Ödenmemesini Ayrımcılık Saydı
ANKARA (AA) - Anayasa Mahkemesi, bir üniversite hastanesinde çalışan uzman doktora nöbet ücreti ödenmemesi nedeniyle ayrımcılık yasağının ihlal edildiği sonucuna vardı.Resmi Gazete'de yayımlanan karara göre, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Ana Bilim Dalında uzman doktor olarak görev yapan Ali Akay, mesaisine ek olarak tuttuğu nöbetlere ilişkin hak kazandığı icap dahil nöbet ücretlerinin ödenmesi istemiyle 2016'da Ege Üniversitesi Rektörlüğüne başvurdu. Rektörlüğün cevap vermemesi üzerine zımnen reddedilen idari işlemin iptali istemiyle İzmir 1. İdare Mahkemesinde dava açan Akay, ödenmeyen nöbet ücretlerinin yasal faiziyle ödenmesini istedi.Akay, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında istihdam edilen uzman hekimlere nöbet ücreti ödendiğini ancak 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanununa tabi uzman hekimlere ödenmemesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ileri sürdü. Davayı kabul eden Mahkeme, 2017'de ödenmeyen nöbet ücretlerinin yasal faiziyle başvurucuya ödenmesine karar verdi. Kararın istinafa taşınması üzerine İzmir Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesi, 2547 sayılı Kanuna tabi personele icap nöbeti adı altında ödeme yapılacağına dair bir düzenleme bulunmadığını belirterek, öğretim elemanlarının yorum yoluyla bu haktan yararlandırılmalarının hukuken mümkün olmadığına karar verdi. Kararın tebliğ edilmesi üzerine başvurucu, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunarak, diğer personele icap nöbet ücreti ödenmesine rağmen bazı uzman doktorlara ödenmemesi nedeniyle mülkiyet hakkı bağlamındaki ayrımcılık yasağının ihlal edildiğini öne sürdü. Başvuruyu değerlendiren Yüksek Mahkeme, başvurucunun Anayasanın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine, kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İzmir Bölge İdare Mahkemesi 5. İdare Dava Dairesine gönderilmesine karar verdi. Gerekçede, Anayasa Mahkemesinin 2019'da verdiği bir başka kararında, 'diğer sağlık personeline nöbet ücreti ödenip 2547 sayılı Kanun'a tabi çalışan uzman doktorlara ödenememesinin ayrımcı bir muameleye yol açtığı sonucuna vardığı' aktarıldı. Somut olayda da Yüksek Mahkemenin daha önce aldığı bu ilkelerden ayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmadığı belirtilen gerekçede, '2547 sayılı Kanun'a tabi olarak uzman doktor olarak çalışan başvurucuya tuttuğu icap nöbeti ücreti ödenmeyerek 657 sayılı Kanun'a tabi uzman doktorlar ile 2547 sayılı Kanun'a tabi uzman doktorlar arasında nöbet ücreti yönünden bir farklılık yaratıldığı dikkate alındığında bu durumun mülkiyet hakkına yönelik ayrımcı bir muameleye yol açtığı anlaşılmaktadır.' değerlendirilmesi yer aldı. Olayda objektif ve makul bir gerekçe gösterilmeden mülkiyet hakkına yapılan ayrımcı müdahale nedeniyle başvurucuya aşırı bir külfet yüklenmesine yol açıldığı bildirilen gerekçede, mülkiyet hakkı bağlamında ayrımcılık yasağının ihlal edildiği sonucuna varıldığı kaydedildi.
Reklam
Gaziantep'te Bahis Çetesine Yönelik Operasyonda 18 Zanlı Yakalandı
GAZİANTEP (AA) - Gaziantep'te yasa dışı bahis çetesine yönelik drone destekli operasyonda 18 şüpheli gözaltına alındı.İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, yasa dışı bahis oynattıkları iddia edilen çete üyelerini teknik ve fiziki takibe aldı.İnsansız Hava Aracı Büro Amirliği ekiplerinin desteğiyle kent merkezinde belirlenen 18 adrese şafak vakti eş zamanlı operasyon düzenlendi.Drone destekli operasyonda, kapıları açılmayan bazı evlere 'koçbaşı' kullanılarak bazılarına ise çilingir yardımıyla girildi. Operasyonda 18 şüpheli 'yasa dışı bahis oynatmak ve haksız kazanç elde etmek' suçlamasıyla gözaltına alındı.Şüphelilerin ikamet ve iş yerlerindeki aramalarda, 17 bilgisayar, 24 cep telefonu, 24 sim kart, 5 harici disk, 5 bilgisayar, çok sayıda dijital materyal, 94 bin 665 lira, bin 200 dolar ele geçirildi. Zanlıların emniyetteki işlemleri devam ediyor.
Elazığ Ve Şırnak'ta Kar Yağışıyla 42 Köy Yolu Ulaşıma Kapandı
ELAZIĞ/ŞIRNAK (AA) - Elazığ ve Şırnak'ta kar yağışı nedeniyle 42 köy yolunda ulaşım sağlanamıyor. Elazığ İl Özel İdaresi Yol ve Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğünden alınan bilgiye göre, merkez ve ilçelerde 2 gün önce etkili olan kar ve tipi, yaşamı olumsuz etkiledi.Kar nedeniyle merkeze bağlı 5, ilçelerden Baskil'de 5, Ağın'da 1, Maden'de 10, Kovancılar'da 2, Palu'da 2, Sivrice'de 15 köy yolu ulaşıma kapandı.İl Özel İdaresi ekipleri yolların açılması için çalışmalarını sürdürüyor.ŞırnakŞırnak'ın Beytüşşebap ilçesi Yeşilöz ve Gökçe köylerinin yolu kar nedeniyle ulaşıma kapandı.İl Özel İdaresi ve Karayolları ekipleri, yolların açılması için çalışma yürütüyor.
Türk Müziğinin Unutulmaz Bestecisi: Hafız Sadettin Kaynak
İSTANBUL (AA) - HİLAL UŞTUK - 'Muhabbet Bağına Girdim', 'Çile Bülbülüm Çile', 'Ağla Gözlerim Ağla' ve 'Telli Turnam'ın da aralarında bulunduğu 600'ün üzerinde esere imza atan besteci Hafız Sadettin Kaynak'ın vefatının üzerinden 60 yıl geçti.Besteci ve ses sanatçısı Kaynak, 1895'te Ali Alaaddin Efendi ile Havva Hanım'ın beş çocuğunun en büyüğü olarak İstanbul'da dünyaya geldi.Henüz 10 yaşındayken Kur'an-ı Kerim'i ezberleyen sanatçı, İstanbul'da tamamladığı ilk ve orta öğrenimin ardından ilahiyat fakültesinde eğitimine devam etti.Usta gazelhan ve bestekar Kaynak, Birinci Dünya Savaşı sırasında yedek subay olarak Diyarbakır'da vatani görevini tamamladı.Hüzzam makamındaki ilk bestesi 'Hicran-ı Elem'i 1926'da kaleme alan sanatçı, aynı yıl plak doldurmak üzere Berlin'e gitti.Hafız Sadettin Kaynak, ikinci imam olarak göreve başladığı Sultan Selim Camisi'nde, 1928'de baş imam oldu, 1930'da bu görevinden ayrıldı.Onlarca filmin müziklerini yaptıSadettin Kaynak; Hafız Melek Efendi, Hafız Cemal Efendi, Neyzen Emin Dede ve Muallim Kazım Uz'dan nota, usul, fasıl ve ilahi konularında dersler aldı.Eserlerinde zengin bir folklorik yapı göze çarpan sanatçı, nota bilmediğinden besteciliğinin ilk yıllarında eserleri başkaları tarafından notaya alınıyordu. Sanatçı, bestelerinde şarkıyla türkü arası bir özellik taşıyan üslubuyla kendine özgü bir form oluşturdu. Kaynak, uzun havalar ve hoyrat ezgilerin yapısından etkilenerek Hüseyni, Gerdaniye, Muhayyer makamlarında da besteler yaptı, Yunus Emre, Karacaoğlan ve Erzurumlu Emrah'ın şiirleriyle anonim halk ezgilerini bu formda besteledi. Kimi eserlerinde bir şarkı içinde birden fazla usule (makam) yer veren sanatçı, film şarkısı olarak kaleme aldığı 'Dertliyim, Ruhuma Hicranımı' adlı bestesinde segah ve nihavent makamlarını birlikte kullandı. Güney Doğu Anadolu'da yerel müzikler üzerine araştırmalar da yapan başarılı sanatçı, 1930'da Paris’te konser verdi.Sanatçının talebesi Hafız Ahmet tarafından Alaeddin Yavaşça ve yayıncı Abdullah Işıklar'ın da aralarında bulunduğu yakın çevresine aktarılan bilgiye göre, Hafız Ahmet, yaşlılık döneminde ziyaretine gittiği bir gün hocasını sevinçten ağlarken bulur. Sadettin Kaynak, talebesini görünce 'Gel Hafızım! Lütfettiler, bu gece rüyamda Peygamber Efendimizi gördüm ve onunla sohbet ettim. Bu şarkıyı ona yazdım ve besteledim' diyerek, hicaz makamındaki 'Muhabbet Bağına Girdim' (Ararım) eserini okudu. 632 eser yazdıHayat hikayesini anlattığı bir mektubunda İstanbul'a döndükten sonra film musikisi bestelemeye heveslendiğini kaydeden Kaynak, Mısır'dan getirilen 85 filmin yanı sıra yerli filmlere beste yaptığını, ilk film müziklerinin ise 'Allah'ın Cenneti' adlı Türk filmiyle 'Leyla ile Mecnun' adlı Arap filminde yer aldığını kaydetmişti.Kaynak, 1932'de bestelediği ve Safiye Ayla tarafından seslendirilen muhayyer makamındaki 'Çile Bülbülüm Çile' adlı bestesinin telif haklarını Ayla'ya verdi. Çeşitli kaynaklarda yer alan bilgiye göre usta bestekar, biyografisini kaleme alan Ali Rıza Avni’ye, 'Evlat, benim için ileride yazacağın veya senden isteyecekleri tercüme-i halim için yazılanların başına 'Hafız’ demeyi sakın unutma.' uyarısında bulunmuştu.Sanatçı, 1940-1950 yılları arasında 80'in üzerinde film müziği besteledi. 'Ayrılık Yaman Kelime', 'Deli Gönül Gezer Gezer Gelirsin', 'Ağla Gözlerim Ağla' ve 'Telli Turnam'ın da aralarında bulunduğu 42 ayrı makamda, 632 esere imza atan besteci, 1947’de hacca gitti.Sultanahmet Camisi'nin imamlığı için 1950'de talepte bulunan Kaynak, 3 yıl kadar bu görevde bulundu. Hafız Sadettin Kaynak, 1955'te felç geçirdi, 3 Şubat 1961'de ise İstanbul'da Haydarpaşa Numune Hastanesi'nde hayata veda etti.Vasiyetinde 'Cenaze namazım Nuruosmaniye Camii Şerifi'nde kılınsın. Merkezefendi'de kabrim hazırdır. Kabir taşımı Gülfiye yaptırır. Yazılacak şey şudur: Sultanselim Cami Şerifi Başimamı ve Sultanahmet Cami Şerifi İkinci İmamı ve Hatibi, Meşhur Bestekar Hacı Hafız Sadettin Kaynak'ın ruhuna fatiha.' sözlerine yer veren sanatçı, Merkezefendi Mezarlığı'na defnedildi.
Reklam
ABD'de Minneapolis Kenti, Polislerin Görev Sırasında Gövde Kameralarını Kapatmalarını Yasakladı
ANKARA (AA) - ABD'de, geçen yıl ülke çapında ırkçılık karşıtı protestoların fitilini ateşleyen, Afro-Amerikalı George Floyd'un polis tarafından gözaltına alınırken hayatını kaybettiği Minneapolis kentinde, güvenlik güçlerinin asayiş görevleri sırasında gövde kameralarını kapatmaları yasaklandı.Belediye Başkanı Jacob Frey ve Emniyet Müdürü Medaria Arradondo'nun duyurduğu yeni kurallara göre, polisin aşırı şiddet kullandığına yönelik şikayetlerde kanıt niteliğindeki görüntülerin kaydının alınmaması 'görevi suistimal' olarak değerlendirilecek.Polis memurlarının asayiş görevleri sırasında hiçbir şekilde kameralarını kapatmalarına izin verilmeyeceğinin altını çizen Emniyet Müdürü Arradondo, 'Hemşehrilerimiz ve polis güçleri, topluluğumuz içindeki kritik asayiş olaylarını anlamada kamera görüntülerinin ne kadar önemli bir rolü olduğunu anlamıştır.' ifadesini kullandı.Belediye Başkanı ve Emniyet Müdürü, geçen ay polis memurları hakkında disiplin soruşturması açılabilmesini kolaylaştıran bazı yönetmelik değişikliklerini duyurmuştu. Minneapolis kentinde 25 Mayıs'ta polisin 8 dakika süreyle boynuna diziyle basarak gözaltına alması sonucu hayatını kaybeden Floyd'un son anlarının yoldan geçen vatandaşların kameralarına yansıması, ülke genelinde sistematik ırkçılığa ve polis şiddetine karşı haftalar süren protestoların fitilini ateşlemişti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Salgın Döneminde "Destek" Paylaşımı:
ANKARA (AA) - Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Sağlıktan sosyal desteklere kadar her konuda vatandaşlarımızın yanında olacak adımlar attık. Bu mücadelede esnafımızın, sanatkarımızın, üreticimizin yanında olmaya devam edeceğiz.' ifadesini kullandı.Cumhurbaşkanı Erdoğan, sosyal medyadan yaptığı grafikli paylaşımda, salgın döneminde verdikleri desteklere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Paylaşımında, 'Sağlıktan sosyal desteklere kadar her konuda vatandaşlarımızın yanında olacak adımlar attık. Bu mücadelede esnafımızın, sanatkarımızın, üreticimizin yanında olmaya devam edeceğiz.' ifadelerini kullanan Erdoğan, 'Salgına karşı hep birlikte topyekun bir seferberlik yürüttük.' başlıklı grafiğe de yer verdi. Grafikte, salgın sürecinde, sosyal destek kapsamındaki tüm ailelere ilave nakdi yardım yapıldığı, kısa çalışma ödeneğinin kapsamının genişletildiği, ücretsiz izne çıkarılanlar için nakdi ücret desteği verilmeye başlandığı, salgın şartlarına rağmen 16 milyon turist sayısına ulaşıldığı, belirli sektörler için vergi yükümlülüklerinin ve SGK prim ödemelerinin 6 ay ertelendiği hatırlatıldı.Esnafa destek ve kira yardımı kapsamında 5 milyar liranın üzerinde nakdi destek, sosyal koruma kalkanı kapsamında çeşitli kesimlere 49 milyar lira hibe verildiği anımsatılan grafikte, ihracatçılara da 2,4 milyar lira destek ödemesi yapıldığı belirtildi. Grafikte, ayrıca KDV oranlarının bazı sektörlerde yüzde 1'e, bazılarında ise yüzde 8'e indirildiği, vergi borçlarına yapılandırma imkanı getirildiği, 2020'de yüzde 50 ve üzerinde ciro kaybı yaşayan işletmelere kayıplarının yüzde 3'ü kadar hibe verildiği ve yaklaşık 650 bin emeklinin maaş ödemesinin 1500 liraya yükseltildiği bilgileri de paylaşıldı.
Reklam
Pandemide Çalışamayan Müzisyenler, İbb'den Dilekçe İle Yardım İstedi
İSTANBUL (AA) - İstanbul Müzik ve Sahne Sanatçıları Derneği üyeleri, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle zor durumda kaldıkları gerekçesiyle İstanbul Büyükşehir Belediyesinden (İBB) dilekçe ile yardım istedi.Dernek üyelerinden oluşan bir grup, Saraçhane’deki İBB binasına gelerek, yardım taleplerini içeren dilekçeyi verdi.Dernek sözcüsü Ayhan Ak, burada yaptığı açıklamada, Kovid-19 salgını nedeniyle yaklaşık bir yıldır çalışamadıklarını, müzisyenlerin mağduriyet içerisinde olduğunu söyledi.İzmir ve Ankara gibi büyükşehirlerdeki belediyeler ile Kızılay'ın müzisyenlere yardımda bulunduğunu anlatan Ak, İstanbul’da da İBB’nin kendilerine yardım etmesini beklediklerini dile getirdi. Müzisyenlerin fakir insanlar olmadığını ancak yaklaşık bir yıldır çalışmadıkları için çok zor duruma düştüğünü ifade eden Ak, 'Biz dernek olarak 310 arkadaşımızın imzasından oluşan dilekçemizi İBB yetkililerine ilettik. Ellerinden ne geliyorsa bizlere yardımcı olmalarını istiyoruz. Erzak yardımı da dahil ellerinden ne geliyorsa olabilir.' dedi.
Analiz - Libya'da Barış Sürecini Bekleyen Tehlikeler
İSTANBUL (AA) -UFUK NECAT TAŞÇI- Geçtiğimiz günlerde Libya’da Birleşmiş Milletler (BM) aracılığıyla düzenlenen Libya Siyasi Diyalog Forumu, ülkede yürütme otoritesi temsilcilerini seçme mekanizmasını oluşturmak adına görüş birliğine vardı. Özellikle Kasım ayının başlarında, Libya’da farklı tarafların bir araya getirilmesine yönelik çabalar, uluslararası basında ve kamuoyunda da gözle görülür hale gelmeye başladı. Libya’da genel seçimlerin Libya Siyasi Diyalog Forumu çatısı altında, ülkenin bağımsızlık gününün yıldönümüne tekabül edecek olan 24 Aralık 2021’de düzenlenmesine yönelik karar alınmış durumda.Darbeci Halife Hafter’in süreci baltalama arzusuna ve Cenevre’de 19-23 Ekim’de düzenlenen 5+5 Ortak Askeri Komite toplantıları sonucunda Libyalı taraflar arasında mutabık kalınan kalıcı ateşkes anlaşmasını ısrarla bozmaya çalışmasına rağmen, başta Libya halkı olmak üzere, çatışmaların ilk gününden beri sürecin içinde yer alan yerel ve uluslararası aktörlerin bir kısmı bu sürecin arkasında duracaklarını beyan ettiler.Son olarak 30 Ocak’ta BM tarafından Libya’da ülkeyi seçime götürecek olan üç kişilik başkanlık konseyi ve başbakanlık pozisyonları için başvurusu kabul edilen kişilerin isimleri yayımlandı. Başkanlık konseyine seçilecek 24 kişiden üç isim ve başbakanlık pozisyonu için ise 21 kişi arasından seçilecek olan geçiş hükümeti başbakanıyla ülkenin seçime gitmesi planlanıyor. Bu bağlamda İsviçre’deki görüşmelere katılan kişiler, BM himayesinde, önümüzdeki hafta bu kişileri belirlemek için oylamaya katılacak.Başkanlık konseyinin Libya’da genel kurmay başkanı, devlet kurumları atamaları gibi pek çok kritik yetkiye sahip olacağı düşünüldüğünde, seçilen kişiler konusunda ne denli titiz olunması gerektiği aşikâr. Her ne kadar bu süreç başından beri Libya’da barışın tesisi adına önemli bir hamle olarak görülse de, ülkede pek çok kesim şu an bu pozisyonlara seçilecek kişilerin yeni çatışmaları tetikleyebileceğinin farkında. Bunun en bariz güncel örneklerinden biri ise darbeci general Hafter’in uzun soluklu destekçisi olan Akile Salih’in başkanlık konseyine yaptığı müracaatın BM tarafından onaylanması ve kendisinin de bu listede yer alması.Libya’daki pozisyonu ve aktiviteleri uzun zamandır şaibeli bulunan, içlerinde BM ve Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin de bulunduğu uluslararası aktörler, Libya’daki yeni siyasi sürece nasıl ekleneceklerinin hesaplarını da çoktan yapmaya başladılar. Fransa ve Mısır Libya’daki politik sürece yönelik fırsatçı yaklaşımlarıyla darbeci Hafter’in en azılı destekçilerinden Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Rusya’dan bir noktada ayrılıyorlar. Fakat bunun onlar adına aslında bir mecburiyete tekabül ettiğini söylemek pek de abes kaçmayacaktır. Türkiye’nin Libya’nın BM nezdinde tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne (UMH) verdiği meşru desteğiyle Hafter üzerine kurdukları denklem altüst olan bu iki ülkenin Libya’daki sicilleri ve Hafter’le olan işbirlikleri, onları yeni süreçte çok alternatifli bir denkleme girmeye mecbur kılmış görünüyor. Zira UMH’nin Hafter’den Türkiye’nin desteğiyle geri aldığı bölgelerde bulunan toplu mezarlarla birlikte, işlenen savaş suçlarının ortaya çıkmış olması ve darbeci generalin politik sürece karşı takındığı tutum, sadece objektif bir soruşturma ve sorgulamayla dahi Fransa, Mısır ve BAE’yi uluslararası arenada fazlasıyla zor bir duruma sokacaktır.Fransa, Rusya, BAE ve Mısır gibi ülkelerin Libya’daki yıkıcı rollerini böyle kısa bir analizle anlatmak mümkün olmasa da, sadece son yıllarda göze çarpan, bilhassa son zamanlardaki barış görüşmelerine rağmen devam eden pek çok olay, bu ülkelerin Libya konusunda söz söyleyecek en son aktörler dahi olmadığını gözler önüne sermeye yeterli olacaktır. [1]Fransa, Mısır, BAE ve Rusya’nın Libya’daki illegal faaliyetleriİlk olarak 2016’da Bingazi’de düşen bir helikopterde bulunan, Hafter’e destek sağlayan, kılık değiştirmiş üç Fransa ajanına dair soru işaretleri uluslararası toplumun dikkatini çekmişti. Macron yönetiminde Fransız dış politikasının mimarı olarak bilinen Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian’ın UMH’ye yönelik Mısır’ın düzenlediği hava saldırılarına aleni destek açıklamasından 2019’da ABD’nin sadece yakın müttefiklerine temin ettiği, tanesi 170 bin dolar değerinde olan anti-tank füzelerinin Hafter’e verildiğini ve bunu Fransa’nın gerçekleştirdiğini ortaya çıkaran Pentagon soruşturmasına kadar, Paris yönetimi pek çok açıdan Libya’da karanlık bir sicile sahip. [2] Hatta pek çok medya kuruluşunun da daha evvel gözler önüne serdiği üzere, [3] Fransa Hafter’e istihbarat sağlayan, onun milislerine eğitim verip silah desteğinde bulunan bir ülke konumunda.Her ne kadar Halife Hafter bu süreçte seküler söylem ve tutumlarıyla ve DEAŞ karşıtı mücadele görüntüsü altında Fransa, Mısır ve BAE gibi ülkeler tarafından desteklendiyse de, darbeci general Hafter’e bağlı silahlı militan gruplarının yapısı, kendisinin ve ona bağlı bu güçlerin savaş suçlarının ne boyutlara ulaşabileceğini açıkça gösterir nitelikte. Sözde seküler olan Hafter’in silahlı güçleri bilindiği üzere, Tarhuna’da bulunan toplu mezarlardan sorumlu olduğu düşünülen (ve geçtiğimiz günlerde ABD tarafından kara listeye alınan) bölgede etkin Kaniye ailesini, Putin’in yakın arkadaşı olarak bilinen Yevgeny Prigozhin tarafından el altından yönetilen Wagner silahlı unsurlarını, Sudan’da pek çok savaş suçuna karışmış ve “Hemedti” olarak bilinen Muhammed Hamdan Dagalo’nun liderliğindeki Cancavid (Janjaweed) militanlarını ve hatta Hafter’e karşı gelmeyi “şirk” sayan bazı silahlı selefi grupları da içeren çok girift, karanlık bir yapıdan oluşuyor. [4]Bu husus göz önüne alındığında, henüz 2020’nin Aralık ayı sonuna doğru ortaya çıkan bir diğer gelişme ise Fransa’nın Libya politikasındaki ikiyüzlülüğünü ve darbeci Hafter’in savaş suçlarına ne denli ortak olduğunu bir kez daha gözler önüne serecek nitelikteydi. Buna göre, bir süredir Suriye rejimi, Rus Wagner silahlı askerleri ve Suriye’deki silahlı gruplar üzerinden, içlerinde eski DEAŞ mensuplarının da olduğu ortaya çıkan, Rusya’nın Libya’ya yaptığı askeri sevkiyatlar, iddialara göre Suriye merkezli özel bir havayolu firmasıyla, Şam’dan Bingazi’ye düzenlenen uçuşlarla gerçekleşti.Hafter’i tahkim amaçlı düzenlenen bu sevkiyatlarda Fransa ve BAE’nin ise önemli bir rolü var. Zira Bingazi’de bulunan Benina uluslararası havalimanı, UMH’nin BM Özel Temsilcisi Cuma el-Gamati’nin de geçtiğimiz günlerde belirttiği üzere, Hafter’e bu ülkelerin sağladığı destekte kilit öneme sahip. Rusya’nın bu iki havalimanını ve Şam merkezli özel havayolu firmasını kullanarak yaptığı bu operasyon ise [5] iddialara göre Benina havalimanı ve çevresinde yıllardır nüfuzu bulunan Fransa ve BAE tarafından görmezden geliniyor. Buna ek olarak, BAE’nin bu sevkiyatları ve paralı askerleri fonladığını, UMH temsilcileri de defaatle belirtmiş durumda. Hatırlanacağı üzere, UMH lideri Fayiz es-Serrac daha önce Fransa’yı Hafter’i, yani bir diktatör ve darbeciyi desteklemesinden dolayı çok şiddetli şekilde eleştirmişti.BAE’ye, yani darbeci Hafter’in sürecin en başından beri en büyük destekçilerinden olan bir diğer ülkeye gelinecek olursa, BAE’nin de Libya iç savaşında sicili en az Paris’inki kadar kabarık. BAE’nin finansal fonlamaları, Trablus’a yapılan hava saldırılarında kullanılan Wing Loong II insansız hava araçlarını darbeci Hafter’e sunması, Rus yapımı Pantsir hava savunma sistemlerini Garyan kasabası yanındaki kritik öneme sahip Cufra üssüne yerleştirmesi, 2017’den beri Hafter’e destek amaçlı inşa ettiği askeri üsler, geçtiğimiz sene Nisan ayı içinde 5 milyon dolar değerindeki 11 bin ton uçak yakıtını gizlice Hafter’e temin etmesi, bu kabarık sicilin sadece bir kısmı. [6]BAE’nin içinde olduğu ortaya çıkan en dramatik olaylardan biri ise hatırlanacağı üzere 4 Ocak 2020’de gerçekleşmişti. Trablus’taki UMH’ye bağlı askeri bir akademide eğitim gören 15-16 yaşlarındaki 50 silahsız çocuğa karşı darbeci Hafter tarafından düzenlenen drone saldırısında onlarca masum, silahsız Libyalı genç öldürüldü. Ortaya çıkan raporlara göre, saldırıda BAE’nin Hafter’e temin ettiği dronelar kullanılmıştı.Her ne kadar bu sırada Mısır ve Fransa gibi ülkeler siyasi sürece vurgu yaparak strateji değiştirseler de, BAE (bunca yatırım yaptığı potansiyel diktatörünün geleceğiyle alakalı endişelerinden dolayı olsa gerek) Paris ve Kahire’nin aksine, son dönemde politik sürece ve Libya’nın siyasi geleceğine dair kesin fikirlerini belirtmekten kaçınıyor. Daha evvel Arif en-Nayid gibi Libya’nın sosyolojik yapısına uygun olduğunu düşündüğü, kendisine yakın isimleri siyasi sürece de hazırlayabileceğine dair pek çok yorum yapılan BAE, şu an bu stratejisinden uzak bir şekilde, Hafter’i Rusya ile beraber finansal ve askeri olarak tahkim etmeye hız kesmeden devam ediyor.Mısır’ın ilk seçilmiş Cumhurbaşkanı olan Mursi’yi 2013’te askeri darbeyle görevden alan Sisi yönetimi ise Hafter’in Suudi Arabistan ve BAE’nin onayını almasıyla, süreç içinde darbeci Hafter’i sıkıca destekleyen bir diğer ülke oldu. Suudi Arabistan ve BAE ile paralel politikalar izleyen Sisi, son dönemde UMH’nin Hafter’e karşı Türkiye’nin desteğiyle edindiği kazanımları Sirte’ye kadar olan bölge ile sınırlamak istediğini ifade etmişti. Bu bölgeye karşı herhangi bir operasyonu kırmızı çizgisi ilan etti ve Tobruk merkezli parlamentonun önde gelen ismi Akile Salih aracılığıyla askeri olarak da Libya’ya müdahalede bulunacağını ima ederek UMH’ye karşı tutumunu fazlasıyla belli etti. Ayrıca Libya ile olan uzun sınırını ise Hafter’e lojistik ve silah desteği için aktif olarak kullandı. Mısır’ın bu hamleleriyle cesaretlenen, zamanında “Libya’nın Sisi’si” olarak da anılan darbeci Hafter, bu sayede Türk askerlerini ve Türkiye’yi geçtiğimiz aylarda savaşla tehdit edecek kadar haddini aştı. Peki, bütün bu bilgiler ve gelişmeler göz önüne alındığında, Libya’daki pozisyonları bu derece sorunlu, şaibeli olan Fransa, neden son olarak demokratik sürece olan desteğini belirtme ihtiyacı hissetti; diğer taraftan Mısır geçtiğimiz günlerde bir tabusunu yıkarak UMH ile görüşme noktasına nasıl geldi? [7]Yukarıda belirtilen hususlar göz önüne alındığında, açıkçası bu ikilinin başka alternatifleri kalmamış görünüyor; zira onları bu pozisyonları almaya, darbeci Hafter ve ona bağlı silahlı güçlerin işlediği insanlık suçları ve BM nezdinde tanınan ve uluslararası kamuoyunun tanıdığı resmi hükümete karşı sergiledikleri tutum mecbur kılıyor. Aksi halde, Libya’da demokratik seçimlerin düzenleneceği bir senaryoda asla yeri alamayacak olan Halife Hafter’e verdikleri destek ve işlediği suçlardaki ortaklık, onları ülkede etkisiz kılacak. Çünkü diğer taraftan Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) bu suçlamalara yönelik başlattığı soruşturma devam ediyor.Bir NATO, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) ve AB üyesi olarak Fransa’nın, kuvvetle muhtemel UMH içerisinden, Mısır ve diğer işbirliği yaptığı ülkelerin de kabulleneceği bir siyasi figürü desteklemek dışında bir alternatifi kalmamış görünüyor.Şayet Akile Salih gibi Hafter ile uzun zamandır işbirliği içinde bulunan figürler geçiş sürecinde başkanlık konseyi ve başbakanlık gibi kilit pozisyonlarda yer alamazsa, bu durum Fransa’yı Libya’da pasifize edecektir. Özellikle Rusya’nın Hafter lehine BAE ile beraber son dönemde de sürdürdüğü askeri desteği halen görmezden gelen ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Libya konusundaki ikili görüşmelerini artıran Paris yönetiminin de muhtemel başarılı veya başarısız bir siyasi sürece yönelik elinde sınırlı sayıda senaryo kalmış durumda. Ya başarılı bir siyasi süreçte yıpranmamış meşru bir figür desteklenecek ya da başarısız bir senaryoda, çıkan karışıklık içinde Hafter’le devam ettirebileceği bir sürece yönelecek.Bilindiği üzere, Rusya sıcak denizlerde var olmak adına en ciddi adımını halihazırda Suriye üzerinden atmış ve bu sayede Akdeniz’e kurduğu üslerle bu uzun süreli hayaline kısmen ulaşmış durumda. Bir NATO üyesi olan Fransa’nın, Sirte ve Cufra’daki askeri varlığıyla Akdeniz’deki pozisyonunu tahkim eden Rusya’ya buna rağmen ses çıkarmaması, Paris yönetiminin Libya’da etkisini yitirmemek adına her yola başvurabileceğini fazlasıyla gösteriyor.Bu bağlamda Fransa, Libya konusunda bugüne kadar bilinen politikalarına ek olarak, UMH içinden pek çok kesimin de desteğini alabilecek muhtemel adaylara yönelme seçeneğini de elbette elinde bulundurmak isteyecektir. Yine Mısır, Suudi Arabistan, BAE gibi kadim Hafter destekçilerinin de benzer senaryolara başvurması muhtemel görünüyor. Bilhassa Mısır’ın bu noktada Fransa’yla daha koordineli bir şekilde ilerleyeceği geçtiğimiz Aralık ayında Sisi’ye Paris ziyareti sırasında Macron tarafından takdim edilen, ülkenin en yüksek nişanı “Legion d’honneur”le bir nevi tescil edilmiş oldu.Ayrıca UMH içindeki bazı önemli figürlerin geçtiğimiz Kasım ayında Paris’te Fransa Dışişleri Bakanı Le Drian ile buluşması, bu olayı yine UMH içinden kişilerin Mısır’dan gönderilen heyetle yaptığı “güvenlik” konulu toplantıların izlemesi, bahse konu muhtemel senaryolara dair beklentileri şüphesiz güçlendiriyor. Nitekim Fransa ve Mısır’la dirsek temasına başlayan bu kişilerin bazıları, BM’nin Cumartesi günü yayımladığı listede yerlerini resmen almış durumda.BM nezdindeki süreç, Hafter ve Akile SalihHer ne kadar BM nezdinde yürütülen süreç pek çok kesim açısından ümit verici olarak yorumlansa da, aynı BM’nin Hafter’in UMH’ye yönelik saldırıları ve işlediği savaş suçlarıyla ilgili uygulanacak yaptırımlardaki eksiklikleri unutulmamalı. Libya için yürütülen süreç, özellikle son günlerde ortaya çıkan bazı iddiaların gölgesinde, şüpheli bir hale bürünüyor. Zira darbeci general Hafter’in, BM nezdinde ülkeyi seçime götürecek geçici yönetimin başında Akile Salih’in olmasına dair çalışmalar yaptığına dair söylentiler ortalıkta dolaşıyor. Çünkü Hafter adına siyasi süreçte var olmak mümkün değil ve kendisiyle iyi ilişkileri bulunan isimler bu süreçte yer alamazsa, Libya’da özgürce dolaşma şansı dahi kalmayacak.Bu bağlamda, Salih’in isminin -seçilemese bile- BM’nin son onayladığı listede başkanlık konseyi adaylığı için geçiyor olması dahi, Brüksel’in Libya politikasındaki zayıflığının bir göstergesi. Daha evvel Mısır’ın Libya’ya askeri müdahalede bulunması ve UMH’yi durdurması için girişimlerde bulunmuş olan Salih, Hafter’le arasında sorunlar olduğu iddia edildiğinde, darbeci generalle olan ilişkisinin “her türlü resmi ilişkinin üzerinde” olduğunu belirtmekte beis görmeyen bir figür olarak karşımızda. Aynı zamanda kendisi, Hafter’in UMH’ye karşı yaşadığı kayıplar sonrasında, Mısır ve Fransa gibi ülkelerin, Libya’daki politik sürece hazırlamayı düşündüğü önde gelen adaylarından birisiydi. Nitekim Hafter’in kanlı aksiyonlarına ve savaş suçlarına ses çıkarmayan [8] Salih, “Hafter’in takım elbiseli hali” olarak nam saldı.Bir yandan Fransa, Mısır ve BM’nin Libya’daki bu ikircikli tavırları, diğer yandan şu anda devam eden görüşmelerde Hafter’e yakınlığıyla bilinen bazı isimlerin de sürece angaje edilmesine yönelik talepler, bize bu sürecin sadece umut değil, yeni kaoslar da barındırabileceğini gösteriyor. Ayrıca son dönemde bazı Libyalı aktivistler, Fransa’nın ülkenin başkentini Trablus’tan Rus Wagner paralı askerlerinin epey etkili olduğu Sirte’ye taşımak için çabaladığını iddia ediyor. İddialara göre, Almanya’nın da desteklediği bu girişimle, Sirte’den Trablus ve Misrata’ya uzanan -yani Rusya’nın nüfuz alanının tam ortasında yer alan- bir sahil yolu açılması planlanıyor. Daha geçtiğimiz haftalarda Sirte’de Rus Wagner ve Hafter’e bağlı illegal grupların kilometrelerce mevzi kazdığı ortaya çıkmasına rağmen, Fransa’nın bu yöndeki lobi faaliyetleri de ayrı bir tartışma konusu olacağa benziyor.Libya’da gerçekten bağımsız, demokratik seçimler ve yönetim hedefleniyorsa, geçici yönetimin içinde Hafter, Akile Salih ve UMH’ye karşı darbeci generalle bir şekilde yolları kesişmiş hiç kimsenin bulunmaması gerekiyor. Hakeza BM’nin, kendi tanıdığı meşru hükümete karşı sadece muhalefet etmekle kalmayıp kanlı hamlelere başvurmuş hiçbir figürü bu sürece dahil etmemesi, meşru profiller ve sicili temiz siyasiler üzerinden bir gelecek tasavvuru yapması çok net bir zorunluluğa dönüşmüş durumda. Aynı şekilde, Libya’da sicilleri çokça kabarık olan bazı ülkelerin son koz olarak öne süreceği, UMH içinden bazı isimle marifetiyle Libya siyasi sürecinde rol kapma hamlelerine karşı da son derece dikkatli olunmalı. BM’nin yayımladığı listedeki adaylara dikkatli bakıldığında, başbakanlık pozisyonu için UMH içinden farklı kişilerin birbirlerine karşı aday olması bunu doğruluyor.BM’nin Libya imtihanı, zaten problemli ve eleştiri alan konumunu ve imajını ya başka bölgelerdeki sorunlarda iyice güvenilmez hale getirecek ya da hatalarından ders çıkarıp doğru hamlelerde bulunarak dünyayı, bu keşmekeşe son verebilecek uluslararası bir gücün varlığına tekrar ikna edecek. Daha önce paralı askerlerin Libya’dan çekilmesini talep eden BM’nin, halen Wagner ve Hafter’e bağlı illegal silahlı gruplara, kendi tanıdığı hükümet olan UMH’ye karşı saldırılarına ara vermeyen yerel ve uluslararası aktörlere karşı sergilediği pasif tutum ne yazık ki ortada.Fransa, Rusya, Mısır ve BAE gibi ülkelerin yaptıklarına karşılık yaptırım görmediği, bilakis siyasi süreçte rol çalmaya cesaret edeceği muhtemel bir sürecin sorumluluğu, bu bağlamda BM’nin de daha ileri boyutta sorgulanmasına neden olacaktır. 30 Ocak Cumartesi günü adaylığını kabul ettiği Akile Salih gibi karanlık figürler, kısa ve orta vadede BM’nin Libya’daki gelecek tasavvuru konusunda iyimser olmayı engelleyen yeni bir unsur olarak karşımıza çıkıyor.​​​​​​​[Yüksek lisans derecesini İngiltere’nin Bournemouth Üniversitesi’nden alan, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde doktora çalışmalarına devam eden Ufuk Necat Taşçı TRT World’de görev almakta ve araştırmalarını Libya özelinde sürdürmektedir][1] https://www.trtworld.com/magazine/libyan-warlord-khalifa-haftar-threatens-turkey-with-war-42683[2] https://www.trtworld.com/magazine/france-s-underhand-tactics-have-made-things-in-libya-worse-37327[3] https://www.aljazeera.com/news/2019/4/23/armed-men-crossing-from-libya-alleged-to-be-french-spies[4] https://www.trtworld.com/magazine/the-key-militias-who-fight-alongside-haftar-in-libya-36037[5] https://www.trtworld.com/magazine/how-the-uae-russia-and-france-have-teamed-up-in-libya-42583[6] https://www.trtworld.com/magazine/turkey-uae-spat-how-the-rogue-gulf-state-sowed-chaos-in-the-middle-east-35937[7] https://www.trtworld.com/magazine/what-prompted-egypt-to-make-its-first-diplomatic-contact-with-libya-s-gna-42753[8] https://www.trtworld.com/magazine/why-is-aguila-saleh-justifying-an-egyptian-military-intervention-in-libya-37596
Kahramanmaraş'ta Gümrük Kaçağı Çay İle Sahte Bandrollü Makaron Ele Geçirildi: 2 Gözaltı
KAHRAMANMARAŞ (AA) - Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesinde 750 bin sahte bandrollü makaron ile 20 kilogram gümrük kaçağı çay ele geçirildi, 2 şüpheli gözaltına alındı.İlçe Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Grup Amirliği ekipleri, durumundan şüphelendikleri bir minibüsü durdurdu.Ekipler araçta yaptığı aramada, 750 bin sahte bandrollü makaron ile 20 kilogram kaçak çay buldu.Olayla ilgili gözaltına alınan M.A. ve H.A, ifadeleri alınmak üzere emniyete götürüldü.
Reklam