Ailelerinden Haber Alamayan Uygur Türkleri, Çin'in Ankara Büyükelçiliği Önünde Eylem Yaptı
ANKARA (AA) - Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde yaşayan ailelerinden haber alamayan Uygur Türkleri, Çin'in Ankara Büyükelçiliği önünde eylem düzenledi. Bölgede Çin'in 'mesleki eğitim merkezleri' adı verilen kamplarda aile üyeleri, yakınları ve akrabalarının alıkonulduğunu açıklayan bir grup Uygur Türkü, yıllardır haber alamadıkları yakınlarının fotoğraflarıyla Çin'in Ankara Büyükelçiliği önünde toplandı. Grup adına konuşma yapan Mirza Ahmed, bu kamplarda tutulan Uygur Türklerinin işkenceye, tecavüze ve asimilasyona maruz kaldığını belirterek, 'Biz bunun hesabını sormak için kefenimizle yola çıktık. Ucunda ölüm varsa da bu yoldan dönmeyeceğiz.' ifadelerini kullandı. Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde insanlık onurunun ayaklar altına alındığını vurgulayan Ahmed, 'Kardeşlerimiz serbest bırakılana kadar aile nöbetimize devam edeceğiz. Bizim bildiğimiz 5 bin 199 kişiye ait dosya var. Bu dosyaları Çin konsolosluklarına götürdük ama Çin bunu kabul etmedi. Biz Çin'in insanlığa karşı yaptığı soykırımı tek tek her fırsatta ifşa edeceğiz. Çin kendini bir hukuk devleti sayıyorsa bunun gereğini yaparak tuttuğu milyonlarca insanı salıverecek ve toplama kampları kapanacak.' diye konuştu. Ahmed, sesini yurt dışına duyuramayan Uygur Türklerinin de bulunduğunu belirterek, toplama kamplarındaki insanların iç organlarının alınarak satıldığını öne sürdü. Çin'in toplama kamplarında insanların işkenceye, tecavüze, dini ve etnik asimilasyona uğramasını 'soykırım' olarak nitelendiren Ahmed, 'Biz buna müsaade etmeyeceğiz. Ucunda ölüm olsa bile ya şerefimizle öleceğiz ya da şerefimizle yaşayacağız.' dedi. Ahmed, AA muhabirine yaptığı açıklamada, elçilik önündeki aile nöbetinin, bir sonuç alana kadar süreceğini söyledi.Yapılan başvuru ve bilgi taleplerine yanıt gelmediğini kaydeden Ahmed, 'Kamplarda tutulanlar serbest bırakılana kadar Çin Büyükelçiliği önündeki nöbetimizi sürdüreceğiz.' diye konuştu.'Terörist' suçlamasıyla pasaportu yenilenmiyorTürkiye Bursları kapsamında üniversite eğitimi sürdüren Rabia Gül de 52 yaşındaki annesinden 3 yıldır haber alamadığını belirtti. Annesine ulaşmak için Çin makamlarına başvuru yaptığını dile getiren Gül, 'Bir buçuk sene bekletip Çin'e karşı terör örgütleriyle bağlantım olduğu için bana yardımcı olamayacaklarını söylediler. Pasaportumu yenilemek için başvurdum ama beni suçlu olarak göstererek pasaport alamayacağımı söylediler.' ifadelerini kullandı. Türk vatandaşı Mevlüde Hilal'den haber yokÇin'de 2017'de tutuklanan Mevlüde Hilal'in kendisi gibi Türk vatandaşı olan kardeşi Medine Nazımi de büyükelçilik önündeki eyleme katıldı. Hilal'in 34 yaşında ve bir çocuk annesi olduğunu belirten Nazımi, AA muhabirine, 'Kardeşim İstanbul Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu. Annem hastalanınca ona bakmak için memleketimize gitti ve ona bakarken İngilizce ve Türkçe öğretiyordu. Çin 2017'de kardeşimi toplama kampına aldı ve Mayıs 2019'da saldıktan sonra Haziran 2019'da Türkiye'de okuduğu gerekçesiyle tekrar tutukladı.' açıklamasında bulundu.O günden bu yana Hilal'den haber alamadıklarını ifade eden Nazımi, 'En acısı da kardeşimin bakmak için gittiği annem geçen eylülde öldü. Bundan kardeşimin haberi yok, ben de Türk vatandaşı olsam da rahatça anneme bakamadım ve ülkemi ziyaret edemiyorum.' diye konuştu. Nazımi, kardeşine ulaşmak için Dışişleri Bakanlığı ve Türkiye'nin Pekin Büyükelçiliği aracılığıyla başvuruda bulunduğunu dile getirerek, 'Çin hükümeti aylarca oyaladıktan sonra Türkiye'nin Pekin Büyükelçiliğine Çin'in İstanbul Başkonsolosluğu ya da Ankara Büyükelçiliğine başvurmamız gerektiğini söylemiş. E-posta attım, konsolosluğa gittim, 17 gün aile nöbeti tuttum ama cevap alamadım.' ifadelerini kullandı. Çin'in başka ülke vatandaşı Uygur Türkleri ile onların Çin pasaportu taşıyan yakınlarını serbest bıraktığını belirten Nazımi, 'Çin Türkiye ile olan diplomatik ilişkilerinde samimiyse Türk vatandaşlığına geçen Uygur Türklerini serbest bırakmalı ve Türkiye'ye dönmelerine izin vermeli.' dedi. Nazımi, kardeşinin çocuğunun da 4 yıldır annesinden uzak büyüdüğünü vurgulayarak, 'Çocuğa annem, babam ve erkek kardeşim bakıyordu ancak annem vefat etti. Şu an bakıyorsa babam ve erkek kardeşim bakıyordur ama onlarla da çok uzun zamandır görüşemedim. Kardeşimin durumunu bile Eylül 2019'da öğrendim.' diye konuştu.
Türk Askerinden Rasulayn'da Muhtaç Ailelere İnsani Yardım Dağıtımı
RASULAYN (AA) - Rasulayn'da görev yapan Türk askerleri, Şanlıurfa İnfak Derneğinin katkısıyla Rasulayn Yerel Meclisi tarafından tespit edilen engelli, yetim ve yerinden edilmiş toplam 308 aileye kıyafet ve erzak dağıtımı yaptı.Türkiye, terör örgütü YPG/PKK'dan temizlenen Rasulayn ilçesinde ihtiyaç sahibi ailelere sahip çıkmaya devam ediyor.Şanlıurfa İnfak Derneği Temsilcisi Memet Ali Parlak AA muhabirine yaptığı açıklamada, yardımlarla mazlum Suriyeli kardeşlerine el uzatmaya çalıştıklarını söyledi.308 aileye 137 bin liralık yardım ulaştırıldığını ifade eden Parlak, yardımların kıyafet ve gıda maddelerinden oluştuğunu belirtti.Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Türk STK'lerin katkısıyla terörden temizlenen Rasulayn ve Tel Abyad ilçelerinde güven, huzur ve barış ortamını güçlendirmek için okul, cami ve yol bakım ve onarımı ile ihtiyaç sahibi ailelere insani yardımlar yapılmaya devam ediyor.Rasulayn ilçe merkezi, 12 Ekim 2019'da Barış Pınarı Harekatı ile terörden arındırılmıştı.
Yemenli Uzmanlara Göre, Bae Destekli Ggk Rusya'da Destek Aradı, Belirsiz Tutumla Karşılaştı
ADEN (AA) - MUHAMMED SAMİ - Yemenli uzmanlar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) destekli Güney Geçiş Konseyi'nin (GGK) Moskova ziyaretini, konseyin ülkedeki hedefleri doğrultusunda Moskova'nın desteğini kazanma çabası olarak değerlendirirken Rusya'nın gelişmeler karşısındaki 'tarafsız' tutumuna dikkati çekiyor. Yemen'de 2017'de kurulan, geçici başkent Aden dahil olmak üzere güneydeki hayati bölgeler ile stratejik öneme haiz Sokotra'yı kontrolü altında tutan BAE destekli GGK ile hükümet arasında güneydeki çatışmaların sonlandırılması kapsamında ortak bir kabine kuruldu. Riyad Anlaşması'na göre 24 bakandan oluşan ortak kabinenin 18 Aralık'ta kurulmasından birkaç ay sonra GGK Başkanı Aydarus ez-Zubeydi liderliğindeki heyet, Rusya'nın başkenti Moskova'ya gitti.Yemenli uzmanlar, GGK heyetinin bu ziyaretini BAE destekli konseyin uluslararası düzeyde bir destek arama girişimi olabileceği şeklinde değerlendirirken Rusya'nın Yemen'deki tüm taraflara karşı mesafeli bir tutum sergilediğini kaydediyor. GGK'nın ayrılık vurgusuRusya'nın Yemen'de birlik ve istikrarı destekleyen tutumunu defalarca ifade etmesine rağmen Zubeydi, Moskova'ya ulaşmasının ardından yaptığı açıklamada Yemen'in kuzeydeki vilayetlerin ayrılmasıyla 'güney devletinin restorasyonuna' ilişkin kararlılığını vurguladı. GGK'ya yakınlığıyla bilinen ve ziyareti büyük bir önemle takip eden bazı medya organlarında da bunun konseyin ülkenin güney-kuzey olarak ayrılması hedefi bağlamında 'diplomatik bir başarı' olduğunu belirtirken, Moskova bunu 'çalışma ziyareti' olarak nitelendirdi.Yemen hükümetinin ziyarete eleştirel yaklaşımıYemen hükümeti yetkilileri ise amacını sorguladıkları bu ziyarete muhalif bir tutumla yaklaştı. Yemen Enformasyon Bakanlığı Müsteşarı Muhtar er-Rahbi, Twitter hesabından ziyarete ilişkin yaptığı açıklamada, 'GGK Başkanı Rusya'dan yükseliyor. Bu isyanın liderinin Riyad Anlaşmasına yönelik yeni bir ihlalidir.' ifadesini kullandı.Rusya'nın Yemen'deki olaylara ilişkin tutumuYemenli siyaset araştırmacısı Adil Duşeyle, konuya ilişkin AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, 'Rusya'nın Yemen'deki olaylara ilişkin tutumu belirsiz. Bununla birlikte Moskova, bölgede kalıcı şekilde var olma isteğine de sahip.' diye konuştu. Nisan 2015'te Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde oylanan, Husilerin çekilmesini ve kontrol altında tuttukları bölgelerde silahlarını bırakmalarını öngören 2216 sayılı kararda Rusya'nın çekimser oy kullandığını anımsatan Duşeyle, 'Bu, Moskova'nın Yemen topraklarında herhangi bir siyasi tarafı ya da silahlı grubu kaybetmek istemediği anlamına geliyor.' dedi. Duşeyle buna ilaveten Rusya'nın Yemen Büyükelçisi Vladimir Deduşkin'in 'Yemen'in güneyinin ülkesi için önemli bir bölge' olduğuna ilişkin açıklamalarına işaret ederek, bu hamlelerin, Rusya'nın Yemen'in güney bölgelerine ilgisi çerçevesinde atıldığı görüşünü aktardı. Bölgedeki uluslararası çatışmanın varlığına dikkati çeken Duşeyli, GGK'nın Rusya ziyaretinin de Çin, Rusya, ABD arasında gelecekte olabilecek uluslararası bir tırmanışta taraf bulabilme arayışı çerçevesinde değerlendirilebileceğini kaydetti. 'GGK, yakın gelecek için endişeli'Yemenli siyaset yazarı Yakub el-Atvani ise GGK'nın yeni hükümette yer aldıktan sonra Riyad Anlaşmasına bağlı kalarak ilerleme kaydedeceğine ilişkin niyetini açıkladıktan sonra gerçekleştirdiği Moskova ziyaretinin hiçbir gerekçesinin olamayacağını ifade etti.Atvani, 'GGK, yakın gelecek için endişeli, Riyad Anlaşmasının sonrasından emin değil, Suudi Arabistan'ın Yemen'in güneyindeki duruma daha fazla kayıtsız kalamayacağını, bunun da sahadaki seçeneklerini kısıtlayabileceğini hissediyor.' dedi. 'GGK ile hükümet arasındaki gerilim devam ediyor''GGK, daha fazla siyasi ve askeri manevra kabiliyeti için dış ittifaklarını genişletmeyi hedefliyor.' diyen Atvani, ayrıca şu değerlendirmelerde bulundu:'Bu ziyaret, GGK ile hükümet arasındaki gerilimin devam ettiğini, hükümetin kurulmasındaki mutabakatın formalite olduğunu ancak temel hedeflerinin farklılık arz ettiğini gösteriyor.'Atvani, 'Rusya'nın da Yemen konusundaki tutumu, çekinceli ve tarafsız olarak sabitlenmiş görünüyor.' dedi. Bu durumda da Rusya'nın bir tarafı yeğleyerek diğerine yakınlaşmadan Yemenli tarafların tamamıyla ilgilenmesini gerektirdiğini dile getiren Atvani, Moskova'nın bu yaklaşımı daha önceki güncel olaylar sırasında kanıtladığını aktardı.
Garanti Bbva, Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinde Türkiye Ortalamasının Üzerinde Skor Elde Etti
İSTANBUL (AA) - Toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda yürüttüğü şirket içi politikalar, müşterilerine ve topluma sağladığı katkılar ve çalışmalarla 5'inci kez Bloomberg Cinsiyet Eşitliği Endeksi'ne giren Garanti BBVA, Türkiye ortalamasının üzerinde skor elde etti.Bankadan yapılan açıklamaya göre, Garanti BBVA, kadınların sosyal ve ekonomik anlamda güçlenmeleri, karar alma mekanizmalarındaki rolünün artması, hem profesyonel hayatta hem de toplum içinde cinsiyet eşitliğinin sağlanması için hayata geçirdiği uygulamalarıyla 2017 yılından beri endekste yer alıyor. Aynı zamanda bu endekse Türkiye'den girmeye hak kazanan ilk şirket olan Garanti BBVA, sürdürdüğü başarısıyla da finans sektöründe öncü rol üstleniyor.Endekste değerlendirilen kriterler arasında liderlik ve yetenek konularında kadına özel uygulamalar, ücrette cinsiyete dayalı eşitlik, çocuk sahibi çalışanlar için hayata geçirilen uygulamalar, kadın girişimcilere yönelik çalışmalar, ayrımcılık politikası ve şiddeti önleme çalışmaları bulunuyor. 2016 yılında finans sektörüyle başlayan Bloomberg Cinsiyet Eşitliği Endeksi'nde bu yıl 11 sektörden 380 şirket yer alırken, Garanti BBVA'nın bünyesinde bulunduğu BBVA da toplumsal cinsiyet eşitliği konusundaki çalışmalarıyla geçen yıla göre skorunu artırdı.'Ortalamanın çok üstünde bir skorla 5'inci kez yer almanın gurur ve mutluluğunu yaşıyoruz'Açıklamada konuya ilişkin görüşlerine yer verilen Garanti BBVA Genel Müdürü Recep Baştuğ, 'Garanti BBVA olarak, toplumsal kalkınma ve toplumsal cinsiyet eşitliği için iş dünyasına örnek teşkil eden prestijli bir platformda üst üste ve de ortalamanın çok üstünde bir skorla 5'inci kez yer almanın gurur ve mutluluğunu yaşıyoruz. Bu yıl ülkemizden sadece 5 şirket endekse girebilirken Garanti BBVA, Türkiye ortalamasının üzerinde bir skor elde etti. Bu durum bizi daha da motive ediyor.' ifadelerini kullandı.Toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda farkındalık oluşturmak ve bunu pozitif bir sosyal etkiye dönüştürmek hedefiyle uzun yıllardır çalışmalarını aralıksız sürdürdüklerini bildiren Baştuğ, şunları kaydetti:'Kadınların iş yaşamında aktif yer alması ve gerek üretici gerekse profesyonel çalışan kimlikleriyle ülke ekonomisindeki rollerinin artması için ortaya koyduğumuz çabaların bu düzeye gelmiş olması bizi yüreklendiriyor. Kadın ve erkek çalışanlarımızı her türlü insan kaynakları sürecinde cinsiyet ayrımı yapmaksızın değerlendiriyor ve tamamen performansa dayalı bir terfi ve ücretlendirme politikası uyguluyoruz. Bu kapsamda son bir yılda üst yönetimdeki görev değişiklikleriyle kadın yönetici oranımızı yüzde 20'den yüzde 40'a çıkardık. İnsan haklarına tam saygılı bir çalışma ortamı yaratmak hedefiyle kadınlara yönelik ayrımcılığın her türlüsünü kesin olarak yasaklıyoruz. Bu konudaki yaklaşımımızı 'Etik İlkelerimiz ve İnsan Hakları' beyanımızda yayınlıyoruz. Ayrıca 'Cinsel Taciz ve Ayrımcılığı Önleme Politikamız' ile ayrımcılığın ve tacizin herhangi bir türüne kesinlikle tolerans göstermediğimizi her vesileyle vurguluyoruz. Bu kapsamda, kadın-erkek maaş oranları, doğum izni sonrasında işten ayrılma sayısı, kadınların güçlenmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliği kapsamında düzenli olarak takip ettiğimiz ve tüm paydaşlarımızla, halka açık bir şekilde raporladığımız pek çok konu var. Bu uygulamalarla Bankamız bünyesinde çalışan kadınların oranı yüzde 56'ya ulaştı.'Baştuğ , 2021'de çeşitlilik çalışmaları kapsamında çalışanların yöneteceği gruplar kuracaklarını belirterek, 'Bu gruplar bünyesinde annelik, babalık gibi farklı alanlarda hem ihtiyaçları daha net anlamamız kolaylaşacak hem de çalışanlarımızı alacağımız karar süreçlerine dahil edeceğiz. Kapsayıcılık, çeşitlilik ve eşitlik adına yaptığımız çalışmalarla bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ülkemizdeki ve dünyadaki kurumlara örnek olmayı amaçlıyoruz.' değerlendirmesinde bulundu.
Uludağ'da Kış Turizmi Sezonunda Jandarma Ekipleri Kontrollerini Sürdürüyor
BURSA (AA) - Kayak ve kış turizmi merkezlerinden Uludağ'da jandarma ekipleri kontrollerine devam ediyor.İl Jandarma Komutanlığına bağlı Asayiş ve Trafik ekipleri, milli park girişinde kar lastiği ve kimlik kontrollerinin yanı sıra kayak alanlarına kadar olan bölümde denetimlerini sıklaştırdı.Uludağ Jandarma Karakol Komutanlığınca yılbaşından bu yana bölgede yürütülen çalışmalarda, çeşitli suçlardan aranan 15 kişi yakalandı. Ayrıca, 6 araçla ilgili işlem yapıldı.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) kuralları çerçevesinde yapılan denetim ve kontroller sonucu Uludağ'daki 6 işletme ile maske, sosyal mesafe ve sokağa çıkma kısıtlamasını ihlal eden 220 kişiye 893 bin lira idari para cezası uygulandı.
Reklam
Rusya İle Azerbaycan Ve Ermenistan Arasında Uçuşlar Tekrar Başlıyor
MOSKOVA (AA) – Rusya ile Azerbaycan ve Ermenistan arasında yeni tip koronavirüs (Kovid-19) önlemleri kapsamında durdurulan uluslararası uçuşların tekrar başlayacağı bildirildi. Rus hükümetinin internet sitesinde yer alan karara göre, Rusya ile Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki uluslararası hava yolu ulaşımı 15 Şubat tarihi itibarıyla tekrar başlayacak. Karar uyarınca, Moskova – Bakü arasında haftada iki uçuş, Moskova – Erivan arasında ise haftada dört uçuş gerçekleştirilebilecek
Kahramanmaraş'ta Evde Çıkan Yangında 3 Kişi Dumandan Etkilendi
KAHRAMANMARAŞ (AA) - Kahramanmaraş'ın Çağlayancerit ilçesinde evde çıkan yangında dumandan etkilenen 3 kişi hastaneye kaldırıldı. Fatih Mahallesi Kahramanlı Caddesi'ndeki 3 katlı evin giriş katında henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı.Kısa sürede alevlerin sardığı evdeki yangın, itfaiye ekipleri tarafından söndürüldü.Yangın sırasında yoğun dumandan etkilenen ev sahibi Mustafa Onaran ile eşi Fatma ve annesi Fatik Onaran ambulanslarla Çağlayancerit Devlet Hastanesine kaldırıldı.
Reklam
Eşcinsel Argosuna Ne Kadar Hakimsin?
etiket
Geçmişi 17. yüzyıla kadar uzanan ve Kelavca ya da Lubunca diye de adlandırılan, kelimelerinin pek çok farklı dilden kökenlere sahip olduğu yaklaşık 400 kelimelik eşcinsel argosunu merak edenler ya da kendini test etmek isteyenler buraya! Bakalım bu kelimelere ne kadar hakimsin?
Baraj Doluluk Oranları Değişti! İSKİ'den 3 Şubat Baraj Doluluk Oranları Açıklaması...
Kış mevsiminin ortalamanın çok altında yağışlı geçmesi sebebiyle İstanbul barajları alarm seviyesine doğru gerilemişti. İstanbul baraj doluluk oranları iki hafta önce yaklaşık yüzde 19 doluluk oranını sahipti. İki haftadır etkili olan kar ve yağmur yağışı sonrası İstanbul baraj doluluk oranları da  yüzde 43.45'e yükseldi. Peki İstanbul'dai brajların doluluk oranlarında son durum ne? İşte İSKİ’nin açıkladığı İstanbul baraj doluluk oranları…
İnsan Hakları İzleme Örgütü Lübnan Makamlarını Beyrut Limanı'ndaki Patlamada Adaleti Sağlamamakla Suçladı
BEYRUT (AA) - İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Lübnan makamlarını, yaklaşık 200 kişinin hayatını kaybettiği Beyrut Limanı'ndaki patlamayla ilgili 6 aydır adaletin sağlanmamasından sorumlu tutarak uluslararası soruşturma çağrısı yaptı.New York merkezli HRW, yayımladığı raporda, 4 Ağustos 2020'de Beyrut Limanı'nda 2 bin 750 ton amonyum nitrat maddesinin infilak etmesiyle oluşan felaketle ilgili yerel soruşturmanın aylardır sonuçlanmamasına tepki gösterdi.Lübnan yargısınca başlatılan soruşturmanın 17 Aralık'tan beri durdurulduğuna işaret edilen raporda, ciddi yasal prosedür ihlalleriyle dolu soruşturmanın siyasi liderlerin müdahale girişimlerine maruz kaldığı ifade edildi.Lübnan makamlarının 6 aydan beri adaleti sağlamamakla suçlandığı raporda, Beyrut Limanı'ndaki patlamayla ilgili uluslararası bağımsız bir soruşturmaya ihtiyaç duyulduğu vurgulandı.Açıklamada sözlerine yer verilen HRW yetkililerinden Aye Meczub, 'Lübnan makamları, 200'den fazla kişinin hayatını kaybettiği ve kentin neredeyse yarısını harap eden patlamayla ilgili soruşturmanın 5 gün süreceğini açıkça duyurdu ancak üzerinden 6 ay geçti.' ifadelerini kullandı.İnsanların akıllarında patlamayla ilgili hala soru işaretleri olduğunu aktaran Meczub, 'Uluslararası bağımsız bir soruşturmanın gerçekleşmesi ve Lübnan'daki yargı prosedürleri için acil reformlar, insanların hak ettiği cevapları almalarını sağlayacak en iyi garanti yol olacaktır.' değerlendirmesinde bulundu.Beyrut Limanı'ndaki patlama ve soruşturma süreciBeyrut Limanı'nda 4 Ağustos 2020'de patlayıcı maddelerin bulunduğu bir depoda önce yangın çıkmış, ardından tüm kenti sarsan çok güçlü bir patlama meydana gelmişti.Cumhurbaşkanı Mişel Avn, patlamaya 6 yıldır limandaki bir depoda tutulan 2 bin 750 ton amonyum nitratın yol açtığını söylemişti.Patlamada yaklaşık 200 kişinin hayatını kaybettiği, 6 bini aşkın kişinin yaralandığı ve 300 bin kişinin patlama nedeniyle yerinden olduğu açıklanmıştı.Patlamayı soruşturan Yargıç Fadi Savvan, 10 Aralık'ta Başbakan Hassan Diyab'ın yanı sıra eski Maliye Bakanı Ali Hasan Halil ve eski Bayındırlık ve Ulaştırma bakanları Gazi Zuaytir ile Yusuf Finyanus'u, 'yüzlerce kişinin yaşamını yitirmesine ve yaralanmasına yol açan ihmal ve kusur' ile suçlamıştı.Başbakan Diyab ve eski bakanların 'görevi ihmal' ile suçlanması ülkede tartışma konusu olmuştu.Yargıç Savvan, 17 Aralık'ta eski bakanların kendisine karşı Başsavcılığa yaptığı başvuru üzerine soruşturmayı geçici olarak durdurma kararı almıştı.Ülkenin resmi ajansı NNA da 12 Ocak'ta Uluslararası Polis Teşkilatının (Interpol), Beyrut Limanı'ndaki patlamaya sebep olan amonyum nitrat maddesinin taciri Portekiz uyruklu bir kişinin yanı sıra kimyasal maddeyi Lübnan'a ulaştıran MV Rhosus isimli geminin sahibi ile kaptanı için kırmızı bülten yayımladığını duyurmuştu.
Reklam
Arnavutköy'de Takla Atan Ticari Araçtaki 3 Kişi Yaralandı
İSTANBUL (AA) - Arnavutköy'de yol kenarındaki duvara çarptıktan sonra takla atan ticari araçta bulunan 3 kişi yaralandı. M.B, idaresindeki 34 EC 7587 plakalı ticari araçla seyir halindeyken Sultangazi yolu Memba mevkisinde direksiyon hakimiyetini kaybetti.Kontrolden çıkan araç, yol kenarındaki duvara çarptıktan sonra takla attı. Kazada, sürücü ile eşi ve oğlu yaralandı. Durumun bildirilmesi üzerine olay yerine sağlık, itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi. Yaralılardan M.B, Arnavutköy Devlet Hastanesi'ne, hafif yaralı olduğu öğrenilen sürücünün eşi ve çocuğu ise Sultangazi Haseki Eğitim Araştırma Hastanesine kaldırıldı. Kaza nedeniyle bir süre aksayan trafik, aracın olay yerinden kaldırılmasının ardından normale döndü.
Güncelleme - Ümraniye'de Kazı Çalışması Sırasında Toprak Kayması
İSTANBUL (AA) - Ümraniye'de atık su ve kanalizasyon kazı çalışması sırasında meydana gelen göçükte toprak altında kalan kişi kurtarıldı.Alınan bilgiye göre, Aşağı Dudullu Mahallesi Baran Sokak'taki bir sitenin atık su kanalizasyon ve kazı çalışması sırasında toprak kayması meydana geldi.İhbar üzerine olay yerine polis, sağlık ve itfaiye ekibi sevk edildi.Vücudunun bir kısmı toprak altına kalan işçi, ekiplerin çalışması sonucu bulunduğu yerden çıkarıldı.Sağlık ekiplerince olay yerindeki ilk müdahalesi yapılan işçi, daha sonra ambulansla Ümraniye Eğitim Araştırma Hastanesine kaldırıldı.
Burdur'da Kaçak İçki Operasyonunda 3 Şüpheli Yakalandı
BURDUR (AA) - Burdur'da düzenlenen kaçak içki operasyonunda 3 şüpheli gözaltına alındı.Valilikten yapılan açıklamaya göre, İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, kent girişindeki Kışla uygulama noktasında üç aracı durdurdu. Araçlarda yapılan aramada, 35 şişe kaçak içki ele geçirildi, sürücüler H.E.Ç, M.T. ve M.D. gözaltına alındı. Emniyete götürülen şüpheliler hakkında 'Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet' suçundan işlem yapıldı.
Reklam
Yatırımcılara Altın Fırsatlar - ABD'nin Ankara Büyükelçisi Satterfield, Türkiye-ABD Ekonomik İlişkilerini Aa'ya Değerlendirdi:
ANKARA (AA) - ŞERİFE ÇETİN - ABD'nin Ankara Büyükelçisi David Satterfield, ABD'nin Türkiye ile arasındaki köklü ve başarılı ticari ilişkilere olan bağlılığını sürdürdüğünü, mevcut ticari bağları güçlendirmek istediğini belirtti. Satterfield, Anadolu Ajansı (AA) muhabirinin Türkiye-ABD ekonomik ilişkilerine dair sorularını yazılı olarak yanıtladı. İki ülke arasında güçlü ticari ilişkiler bulunduğuna ve bu ilişkilerin birçok sektörü kapsadığına dikkati çeken Satterfield, tanınmış birçok Amerikan şirketinin üretim tesislerinin Türkiye'de bulunduğunun altını çizdi.Satterfield, bu şirketlerin Türkiye'den Avrupa'ya, Avrasya'ya ve Orta Doğu'ya ihracat yaptığını, Türkiye'de bin 700'den fazla Amerikan şirketinin faaliyet gösterdiğini ve 78 bin Türk çalışana istihdam sağlayan bu firmaların toplam varlıklarının 31,2 milyar dolara ulaştığını kaydetti.'ABD köklü ve başarılı ticari ilişkilere olan bağlılığını sürdürüyor''ABD, Türkiye ile arasındaki köklü ve başarılı ticari ilişkilere olan bağlılığını sürdürmektedir.' ifadesini kullanan Satterfield, mevcut ticari bağların, uzun yıllardır çok sayıda Amerikalı ve Türk ortak için fayda sağladığını ifade etti.Satterfield, Amerikan ve Türk işletmelerinin her gün birlikte çalışmakta olduğuna ve iki ülkedeki iş imkanlarını desteklediğine dikkati çekerek, ticari bağların, jeopolitik ittifakın yaşadığı iniş ve çıkışların çok ötesine geçtiğini ve iki ülke arasında devam etmekte olan karşılıklı taahhüt açısından önemli bir rol oynadığının altını çizdi. Büyükelçi Satterfield, 'Mevcut ticari bağlarımız güçlü de olsa, ABD hükümeti bu bağları güçlendirmeye ve ikili ticareti artırmaya devam etme arzusundadır. İkili ticaretin ülkelerimizin refahına yaptığı katkının yanında, birlikte çalışmak, pandemi döneminde önemi bir kez daha anlaşılan tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesine katkı sağlayabilir.' ifadelerini kullandı.'Tıbbı tedarik zincirimizi çeşitlendirmek için Türkiye'yi ciddi potansiyele sahip üretim merkezi olarak görüyoruz'İkili ticaret hacminin 2019 yılında 20 milyar doların üzerinde gerçekleştiğini aktaran Satterfield, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının küresel ekonomi üzerindeki ciddi etkilerine rağmen, 2020 yılında toplam ticaretin bu rakamı geçebilecek bir hıza ulaştığını belirtti.Satterfield, ihracat ve ithalatın neredeyse eşit bir dağılım sergilediğini ve her ikisinin de 10 milyar dolar düzeyinde olduğunu bildirerek, 'Bu rakamlar, çeşitliliğe dayalı ve dengeli ticari ilişkimizi yansıtmaktadır.' açıklamasında bulundu. Kovid-19 öncesinde örneğin Türkiye'nin ABD'ye cüzi miktarda tek kullanımlık önlük sattığını anımsatan Satterfield, Türkiye'nin pandeminin başlamasından bu yana ABD'ye yaklaşık 190 milyon dolarlık önlük ihracatı gerçekleştirdiğini kaydetti.Satterfield, 'Bu, iki ülke ekonomisinin birlikte ne kadar etkin bir şekilde çalışabileceğinin mükemmel bir örneği. Bu önlükler insanlarımızın güvende olmasını ve hiç kuşku yok ki birçok hayatın kurtarılmasını sağladı. Bundan ötürü Türkiye’ye son derece müteşekkiriz. Tıbbi tedarik zincirimizi daha da çeşitlendirmek istediğimiz için Türkiye'yi bu konuda ciddi potansiyele sahip bir üretim merkezi olarak görüyoruz.' mesajını verdi.'Türkiye'nin yatırım ortamının en olumlu yönleri nüfusu ve coğrafi konumu'Türkiye'deki ABD yatırımlarının önemli bir bölümünün imalat sektöründe olduğuna dikkati çeken Satterfield, Türkiye'de halihazırda çok sayıda ABD yatırımı olduğuna, ancak bunları daha da artırma potansiyeli bulunduğuna dikkati çekti.Satterfield, 'Türkiye'nin yatırım ortamının en olumlu yönleri, ülkenin elverişli nüfusu ve içinde bulunduğu bölgedeki çok sayıda pazara erişim sağlayan önemli coğrafi konumudur.' ifadesini kullandı. Türkiye'nin eğitimli bir iş gücüne de sahip olduğunu kaydeden Satterfield, aynı zamanda ülkenin gelişmiş bir altyapısı ve sağlam bir tüketim ekonomisi bulunduğuna işaret etti. Birçok Amerikan firmasının Türkiye pazarıyla yakından ilgilendiğine dikkati çeken Büyükelçi Satterfield, 'Ancak şeffaf ve öngörülebilir geleneksel ekonomi politikalarının eksikliği yönündeki kanaatten kaynaklanan endişeler nedeniyle tereddütleri bulunuyor. Tıbbi alandaki borçlar ve uluslararası tıbbi cihaz şirketlerine halen yapılmamış olan ödemeler de potansiyel yatırımcıları endişelendiriyor.' açıklamasında bulundu.Satterfield, aynı zamanda Türk firmalarının ABD'de aktif şekilde faaliyet gösterdiğini hatırlattı. 'İlerleme kat edebileceğimiz alanları tespit ettik'Türkiye ve ABD'nin ekonomik alanda birlikte ilerleme kat edebileceği alanları tespit ettiğini bildiren Satterfield, bu plan çerçevesinde ortak çalışmalar yürütüldüğünü aktardı. Satterfield, 2019 Ekim'de, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) konusunda ABD ve Türkiye'den temsilcilerin katıldığı sanal bir konferansa ev sahipliği yaptığını, bunun daha fazla LNG satma imkanı bulan Amerikalı üreticiler için olduğu kadar ucuz ithalattan yararlanan Türk tüketiciler için de olumlu bir konu olduğunu kaydetti.Satterfield, pandemiye rağmen ABD’ye yaptıkları satışları artıran mobilya ihracatçılarıyla da birlikte çalıştıklarını belirterek, bu yıl şimdiye kadar, ABD'nin Türkiye'den yaptığı ahşap mobilya ithalatında yüzde 77 oranında bir artış kaydedildiği bilgisini paylaştı. Öte yandan, ilerlemenin umut edilen hızda gerçekleşmediğini ve daha yapılması gereken çok iş olduğunu belirten Satterfield, 'Bu yıl, Ticaret Bakanı Sayın (Ruhsar) Pekcan ve Hazine ve Maliye Bakanı Sayın (Lütfi) Elvan ile bu konuda (ekonomik alanda ilerleme) birlikte çalışmayı arzu ediyoruz.' vurgusunda bulundu. 'İkili ticareti daha elverişli hale getirmek için birlikte çalışabilecek önemli yollar bulunuyor'Ekonomik ilişkileri daha iyi bir noktaya taşımak için 'bir sihir ya da acil bir yol bulunmadığına' işaret eden Satterfield, ABD ile Türkiye arasında ticareti artırmanın anahtarının belirlenen önemli ikili ekonomik meseleler üzerinde çalışmak ve Amerikan ve Türk şirketlerinin önündeki gereksiz engelleri ortadan kaldırmak olduğunu vurguladı. Satterfield, 'İkili ticareti daha elverişli hale getirmek için iki hükümetin birlikte çalışabileceği önemli yollar bulunmakla beraber, sonuç itibarıyla bu alanda esas iş Amerikan ve Türk iş insanlarına düşmektedir.' ifadesini kullandı. ABD'li yatırımcıların sırf ABD hükümetinin demesiyle Türkiye'ye yatırım yapmayacağına işaret eden Büyükelçi Satterfield, 'Ne bizim sistemimiz ne de uluslararası ticaret ve yatırım böyle işliyor. Eğer yatırımcılar istikrarlı bir para politikası, kamu borçları için zamanında yapılan ödemeler, şeffaf ihale süreçleri ve tarafsız bir yargı sistemi görürlerse Türk pazarına yatırım yapmak için adeta akın edeceklerdir.' mesajını verdi.
Toplumsal Uyuşturucu İle Mücadele Eğitim Federasyonu'ndan, Uyuşturucu Mücadelesine Destek Çağrısı:
ANKARA (AA) - Toplumsal Uyuşturucu ile Mücadele Eğitim Federasyonu (TUMEF) İç Anadolu Bölge Teşkilat Başkanı Dünya Karadağ, uyuşturucuyla mücadelede sadece güvenlik güçlerine ve kamuya değil, sivil topluma ve tüm toplumsal kesimlere büyük görevler düştüğünü belirtti. Karadağ, yaptığı yazılı açıklamada, uyuşturucu kullanımına bağlı ölümlerin ciddi oranda artmasının sivil toplum kuruluşu olarak kendilerini endişelendirdiğini vurguladı.Uyuşturucuyla mücadelede devletin çalışmalarının yanı sıra STK'ların da bu konuya destek vermesinin önemine değinen Karadağ, 'Devletimizin de hassasiyetle üzerinde durduğu bu konularda güvenlik güçlerimizin her zaman yanında olduk ve olmaya devam edeceğiz.' ifadelerini kullandı. Madde bağımlılığının önlenmesi için 7/24 çalışan federasyonun, ulaştığı gençleri sanat ve spor faaliyetlerine yönlendirdiğini anlatan Karadağ, 'Uyuşturucuyla mücadelede sadece güvenlik güçlerine ve kamuya değil, sivil topluma ve tüm toplumsal kesimlere büyük görevler düştüğüne inanıyoruz.' değerlendirmesinde bulundu.Özellikle okul önlerinde polis denetimlerinin arttırılmasının önemine işaret eden Karadağ, bağımlılıkla mücadelede ebeveynlere, esnafa ve tüm vatandaşlara büyük görevler düştüğünü vurguladı.Dünya Karadağ, uyuşturucu ile mücadele konusunda her türlü göreve hazır olduklarının altını çizdi.
Reklam
Uludağ'da Bir Kişinin Öldüğü Silahlı Kavgayla İlgili Davada Savcı Mütalaasını Açıkladı
BURSA (AA) - Uludağ'da 2 yıl önce 2 grup arasında çıkan ve bir kişinin ölümüyle sonuçlanan kavgayla ilgili biri tutuklu 5 sanığın yargılanmasına devam edildi. Bursa 15. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanık Mustafa S, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Tutuksuz sanıklardan Ferit S. ve taraf avukatları ise mahkeme salonunda hazır bulundu.Mütalaasını veren savcı, Mustafa S'nin 'kasten öldürme' suçundan müebbet hapis, Erol B. ve Emrah Ç'nin 'silahla kasten yaralama' suçundan 1 yıl 6 aydan 4 yıl 6 aya kadar 4'er kez, Ferit S'nin 'suç delilerini yok etme, gizleme veya değiştirme' suçundan 6 aydan 5 yıla kadar, Taner S'nin de 'ruhsatsız mermi bulundurma' suçundan 1 yıldan 2 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istedi.Mütalaaya karşı diyecekleri sorulan Ferit S, mütalaayı kabul etmediğini belirtti. 'Olay yerinde kimseye vurmadım ve yaralamadım.' diyen Ferit S, beraatini talep etti.Mustafa Sancar da mütalaaya katılmadığını ifade ederek, tahliyesini istedi. Sanığın tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme heyeti duruşmayı erteledi.OlayUludağ 1. Oteller Bölgesi'ndeki bir otelin önünde 11 Şubat 2019'da kış festivalinin güvenlik görevlileri ile kayak kiralama işi yapan esnaf arasında çıkan tartışma kavgaya dönüşmüş, silahla vurulan Yusuf Kösedağ (19) hayatını kaybetmişti. Gözaltına alınan 17 şüpheliden Mustafa Sancar tutuklanmış, 4'ü tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı. Diğer zanlılar ise salıverilmişti.
Samsun'daki Tarihi Taşhan Ve Saathane Meydanı Tarihi Dokusuna Kavuşuyor
SAMSUN (AA) - Samsun Büyükşehir Belediyesi, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde yapılan tarihi Taşhan ve Saathane Meydanı'nı tarihi dokusuna kavuşturuyor.Büyükşehir Belediyesinden yapılan yazılı açıklamaya göre, kentle ilgili turizm yatırımları tek tek hayata geçiriliyor.Saathane Meydanı'nda ticari canlılığı yeniden başlatmak için estetik dokuya zarar veren tescilsiz yapılar yıkılırken, tarihi Taşhan ise restore edildi.Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir, Samsun'u tarih ve turizm merkezi haline getirmeyi hedeflediklerini belirtti.Büyükşehir Belediyesinin 7 bin 900 metrekarelik alanı kapsayan Saathane Meydanı Projesi'nin yüzde 50'lik kısmında yer alan 15. yüzyıl eseri Şifa Hamamı, Osmanlı mimarisinin 15. yüzyıla ait tek sivil örneği Taşhan, 1803 yılında hizmete açılan medrese ile caminin restorasyonlarını tamamladığına işaret eden Demir, 'Sultan 2. Abdülhamit'in tahta çıkışının anısına 1887 yılında diktirdiği Saat Kulesi'nin çevresinde çalışmaları da yoğunlaştırdık. Belediye olarak estetik dokuya zarar veren tescilsiz yapıları yıkarak tarihi meydanı genişletiyoruz.' ifadesini kullandı.Demir, Saathane Meydanı Rekreasyon Projesi'nin yeni kültür ve turistik konseptiyle ziyaretçilerini tarihi yolculuğa çıkartacağını belirterek, şöyle devam etti:'Saathane Meydanı ikinci etabındaki tescilsiz bina yıkımlarının büyük kısmı tamamlandı. Projeyi Atatürk Bulvarı'na kadar genişletiyoruz. Genişletme çalışmalarının tamamlanmasıyla peyzaj düzenlemelerine başlayacağız. Saathane Meydanı, tarihimizle buluşma, kültürel mirasımıza sahip çıkma, koruma ve taşınmaz eserlerimizle turizme kazandırılma projesidir. Dolayısıyla projeye büyük önem veriyoruz. Acele etmeden, dokularımıza zarar vermeden titizlikle çalışıyoruz. Proje tamamlandığında Saathane Meydanı, eşsiz konseptiyle gezip görenlerin keyifli zamanlar geçireceği, tarihi dokusuyla büyüleyen bir turizm alanı haline gelecek.' Proje kapsamında yüksek binaların yerini yatay mimarinin alacağına işaret eden Demir, şunları kaydetti:'Esnafımızla uzlaşarak, kimseyi mağdur etmemeye özen göstererek projeyi hayata geçiriyoruz. Yüksek katlı binalar yerine yatay mimarili iki katlı yapıların inşasıyla meydanın görselliğini ve estetiğini artırıyoruz. Büyük Camii'nin önünde kalan dükkan ve iş hanlarının imarını da iki kata indirdik. İmarla ilgili çalışma bitti. Bu sene ihaleye çıkacak. Tarihi meydan çevresinde bulunan ve meydanın dokusuna uygun olmayan bütün binalar iki kata düşürülerek bir bütünlük oluşturulacak. Subaşı Meydanı, Kuyumcular Çarşısı, Bankalar Caddesi, akıllı otopark ile de bütünleştirdiğimizle hem bu bölgedeki ticaret, canlılık yeniden artacak hem de eski cazibesini kazanarak turizme katkı sağlayacak.'
İran'ın Astrazeneca'dan Aldığı 4,2 Milyon Doz Aşının Teslimatı Bu Ay Başlıyor
TAHRAN (AA) - İran Sağlık Bakanı Said Nemeki, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) eş güdümünde yürütülen 'Covid-19 Aşıları Küresel Erişim Programı' (COVAX) aracılığıyla, İngiliz-İsveç şirketi AstraZeneca'dan aldıkları 4,2 milyon doz aşının teslimatının bu ay başlayacağını söyledi. Nemeki, başkent Tahran'da düzenlediği basın toplantısında Kovid-19'a karşı planlanan aşılama çalışmalarıyla ilgili bilgi verdi.İran Sağlık Bakanı, tarih belirtmeksizin COVAX aracılığıyla İngiliz-İsveç şirketi AstraZeneca'dan aldıkları 4,2 milyon doz aşının bu ay içinde teslim edilmeye başlanacağını söyledi. Nemeki, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Merkez Bankası, Ulaştırma ve Yol Bakanlığının girişimleriyle aşıları ülkeye getirmeyi ve 21 Şubat'a kadar önceliklere dikkat ederek aşılamaya başlamayı temenni ettiklerini belirtti.
Reklam