Şanlıurfalı Köylüler Tenis Kortlarının Bitmesini Heyecanla Bekliyor
ŞANLIURFA (AA) - EŞBER AYAYDIN - Şanlıurfa'nın Viranşehir ilçesinde kendi imkanlarıyla yaptıkları toprak kortta yöresel kıyafetlerle raket sallayan köylüler, Gençlik ve Spor Bakanı Muharrem Kasapoğlu'nun talimatıyla yapımına başlanan ve inşaatı bitme aşamasına gelen tenis kortuna ayak basmak için sabırsızlanıyor.Kent merkezine 90 kilometre uzaklıktaki yaklaşık 100 haneli Sarıbal Mahallesi sakinleri, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle köylerinden dışarı çıkamayınca boş zamanlarını değerlendirmek için arayışa girmiş, beden eğitim öğretmeni Yusuf Avcıbaşı'nın yönlendirmesiyle tenisle tanışmıştı. Anadolu Ajansı tarafından haberi yapılan Sarıbal köylülerinin görüntülerini sosyal medya hesabından paylaşan Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu'nun, 'Şanlıurfa Viranşehir'deki görüntüler beni çok mutlu etti. İnşallah köyümüzdeki eksikleri en kısa sürede tamamlayıp, çiçeği burnunda sporcularımızla güzel bir turnuva düzenleyeceğiz.' ifadelerinin ardından köyde halı saha, voleybol ve tenis kortunu içeren çok amaçlı iki sahanın yapılması için düğmeye basıldı. Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından yaptırılan ve inşaatı bitme aşamasına gelen tesisin çevre düzenlemesi ise Viranşehir Belediyesi ekiplerince yapılıyor. 'Televizyondan da tenis turnuvalarını izlemeye başladılar'Köylüleri tenisle tanıştıran beden eğitimi öğretmeni Yusuf Avcıbaşı, AA muhabirine, salgın döneminde köyde yaşayan insanları sosyal mesafe kurallarına uygun olduğu için tenise yönlendirdiğini hatırlattı. Köylülerin, Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından yapılan tesislerin açılmasını büyük bir heyecanla beklediklerini aktaran Avcıbaşı, 'Mevsimden dolayı toprak kortumuzda tenis oynayamıyoruz. Köy halkı ve öğrencilerim, herkes heyecanlı bir şekilde kortun açılmasını bekliyorlar. Hatta televizyondan da tenis turnuvalarını izlemeye başladılar, biraz daha ilgi arttı. Çevre köylerden de 'Kortunuz ne zaman açılacak?' diye soranlar çok. Heyecanlı bir şekilde bekliyoruz biz de.' dedi. ​​​​​​​ Avcıbaşı, köylerine böyle bir tesis kazandırdığı için Bakan Kasapoğlu'na teşekkür ederek, kortun tamamlanmasının ardından Kasapoğlu'nu köyde ağırlamak istediklerini ifade etti.Köylülerden Ahmet Avcıbaşı (48) da yağmur nedeniyle kendi imkanlarıyla yaptıkları toprak sahada tenis oynayamadıklarını anlatarak, 'Kortumuza Bakanımız teşrif eder ve açılışını yaparsa çok mutlu oluruz. Sabırsızlıkla kortun açılmasını bekliyoruz. Eski kortumuzda çamurdan dolayı oynayamıyoruz, yeni kortumuza da Bakanımızı bekliyoruz ve herkese teşekkür ediyoruz. Kortumuzda biran önce oynamak istiyoruz.' dedi.8. sınıf öğrencisi Büşra Piranvize ise yeni sahalarının çok güzel olduğunu ve sabırsızlıkla açılacağı günü beklediklerini ifade ederek, emeği geçenlere teşekkür etti.
Cepten Takı Uygulaması Yabancı Yatırımcıyı Cezbetti
ANKARA (AA) - ÖZCAN YILDIRIM - Hacettepe Teknokent'te üç gencin düğün takılarının cep telefonu uygulaması aracılığıyla takılmasına imkan sağlayan 'Goldtag' isimli uygulaması yabancı yatırımcıların ilgisini çekti. Yabancı yatırımcılar, uygulamaya ortak olmak için gençlere tekliflerini sundu.Üç gencin, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının düğünleri etkilenmesinden hareketle takıların internet ortamından alınıp takılması için geliştirdiği 'Goldtag' uygulaması iki ayda ilgili odağı oldu. 81 ilde 5 binden fazla kişinin cep telefonuna indirdiği, 1 kilogramdan fazla altın alım ve satımının yapıldığı uygulama, bu sürede dört kat büyüdü.Yatırımcıları cezbeden uygulama için ABD merkezli üç, Avrupa merkezli bir ve aralarında bir bankanın da olduğu 7 yerli şirket, ortaklık teklifinde bulundu. 'Ortaklık yüzde 10 ya da 20 ile sınırlı olur'Şirketin Kurucu Ortağı Dolunay Sabuncuoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, uygulamaya gösterilen ilginin kendilerini memnun ettiğini belirterek, iki ayda 14 sanal altın günü, 9 düğün, 12 doğum günü, 7 sünnet düğünü ve 9 bebek görümü etkinliği yaptıklarını söyledi.Hedeflerinin 2021 yılı sonunda kullanıcı sayısını 50 bine yükseltmek olduğunu ifade eden Sabuncuoğlu, şöyle konuştu:'Goldtag uygulamamızın potansiyeline ve özgünlüğüne güveniyoruz. Yatırımcıların ilgisi bizi mutlu ediyor. Cazip teklifler var ama biz uygulamayı daha da geliştirmeye ve kullanıcı sayısını artırmaya odaklandık. Yatırımcıların ortaklık tekliflerini ilerleyen dönemde değerlendirebiliriz. Ülkemize bir marka kazandırmak istiyoruz onun için uygulamanın tamamı satmayı asla düşünmüyoruz. Satış olursa yüzde 10 ya da 20 ile sınırlı olur.'Sabuncuoğlu, mobil uygulama geliştirme konusunda dünyada önemli bir pazar bulunduğuna işaret ederek, Türkiye'nin bu alanda başarılı işlere imza atacağına inandığını dile getirdi.
Ohal Komisyonu, Fetö'nün Mahrem Yapılanması Ve Yöntemlerini 2020 Faaliyet Raporu'nda Anlattı
ANKARA (AA) - İSMET KARAKAŞ/KEMAL KARADAĞ - Olağanüstü Hal (OHAL) İşlemleri İnceleme Komisyonu, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) özel olarak yetiştirdiği mensuplarının devlet kurumlarına nasıl sızdığına ve bu kurumlardaki yapılanmasına ilişkin ayrıntılara 2020 Faaliyet Raporu'nda yer verdi.Komisyon raporundaki 'FETÖ Örgütünün Kamu Kurumlarında Yapılanması' bölümünde, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in 'devletin tüm kılcallarına sızma' hedefi ve talimatı doğrultusunda başta mülkiye, adliye, askeriye ve emniyeti ele geçirmeye yönelik faaliyetlerinin detayları anlatıldı.Bu kapsamda örgütün faaliyetlerinin ilk basamağı olarak kamu kurumları giriş sınavlarına ait soruları mensuplarına temin etmeyi kestirme yol ve yöntem olarak benimsediğine işaret edilen raporda, örgütün söz konusu kurumlarda insan kaynakları birimlerine önem verdiği belirtildi.Kamu kurum ve kuruluşlarına yerleşen FETÖ'cülerin devletin güç merkezlerine ulaşıncaya kadar kendilerini belli etmeden faaliyette bulunduğu anlatılan raporda, 'FETÖ, usulsüz yollarla ele geçirdiği sınav sorularını KPSS ve kurum sınavlarına hazırlık evlerinde kendi mensuplarına verdiği ve soruları haksız şekilde temin eden bu kişilerin de kamu kurumlarına girdikleri hususu adli işlemler sonucu elde edilen bilgilerden anlaşılmaktadır.' değerlendirmesi paylaşıldı.KPSS ve kurum sınavlarına hazırlık evleriKomisyonun raporunda FETÖ'nün, kamu kurumlarına sızma girişimi kapsamında 'KPSS ve kurum sınavlarına hazırlık evleri' oluşturduğu kaydedildi.Bu evlerin 'müdür', 'müdür yardımcısı', 'öğretmen' ve 'öğrenci'lerden oluşan hiyerarşide faaliyet gösterdiği vurgulanan raporda, her 'müdür yardımcısı'nın 3 ila 5 arasında evden sorumlu olduğu ayrıca bu evlerde 'öğrenci' adı verilen örgüt mensuplarından sorumlu 'öğretmen' denilen ev yöneticilerinin bulunduğu bildirildi. Raporda, örgütün sınav çalışma evlerinin finansmanının ise FETÖ mensubu iş insanlarınca karşılandığı belirtildi.Evlere yerleştirilecek örgüt mensubunu 'mezuncu' adı verilen kişilerin belirlediğine dikkati çekilen raporda, bu evlerdeki örgüt mensuplarının öncellikle KPSS'ye, bu sınavdan yeterli puan alanları da KPSS A grubu sınıflandırma içerisindeki kaymakamlık, uzmanlık, müfettişlik ve denetçilik gibi mesleklere hazırlamaya çalıştığı vurgulandı.Raporda, itirafçı örgüt mensuplarının '2009, 2010, 2011 ve 2012 yılı KPSS sorularının örgüte ait sınav hazırlık evlerinde kendilerine verildiğini, soruları veren örgüt mensubu tarafından sınavda soruların tamamını çözmemeleri, çözüyormuş gibi kitapçık üzerinde karalama yaparak soruların cevaplanması gerektiği şeklinde uyarıldıklarını beyan ettikleri' anlatıldı.Örgütün akademik yapılanma kapsamındaki sınav usulsüzlükleriFETÖ'nün kadrolaşmayı amaçladığı kamu alanlarından birinin de akademik yapılanma olduğu komisyonun raporuna yansıdı.Örgütün YDS ve ALES sınav sorularını da sızdırdığı bildirilen raporda, FETÖ itirafçısı M.S'nin 2013'teki ALES'e girmeden bir gün önce yemin ettirilerek soruların kendilerine verildiğini ve bunların tamamının sınavda birebir çıktığını söylediği aktarıldı.Raporda, 'FETÖ'nün en önemli faaliyet alanlarından birisini eğitim kurumları oluşturmaktadır. Bu kapsamda, yükseköğrenim kurumlarında kadrolaşmayı stratejik bir öncelik olarak değerlendirmiş ve örgüt mensuplarının her aşamada haksız biçimde desteklenmesi, sınav usulsüzlükleri gibi yöntemlerle üniversitelerde hızla örgütlenmiştir.' ifadeleri kullanıldı.FETÖ'nün mahrem yapılanmasıRaporda, FETÖ'nün stratejik kurumları ele geçirme kapsamında Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), emniyet, istihbarat teşkilatı, yargı teşkilatı, mülkiye, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, ÖSYM, TÜBİTAK gibi kurumlara özel önem verdiği anlatıldı.Bu kurumlardan bazılarında mahrem yapılar oluşturduğu belirtilen FETÖ'ye ilişkin raporda, şu tespit yer aldı:'FETÖ'nün mahrem birimlerdeki yapılanması sistematik ve hiyerarşik bir düzene bağlıdır. Örgütün genel yapılanmasındaki gizlilik ve tedbir yöntemleri mahrem yapılanmasında daha sıkı bir şekilde uygulanmaktadır. Mahrem yapılanma, örgütün sivil mahrem sorumluları ve kendilerine bağlı asker ya da emniyet mensuplarının oluşturduğu gruplardan oluşan hücre tipi bir örgütlenmedir.'Raporda, hücre tipi yapılanmaya sahip örgütün mahrem sorumlularının FETÖ mensubu kamu görevlilerini izlediği ve örgüt talimatlarıyla hareket etmesini sağladığı anlatıldı. Ayrıca himmet ağı vasıtasıyla örgüte mali kaynak sağlandığı belirtilen raporda, şu ifadeler kullanıldı:'Kuruma giren örgüt mensuplarının davranış ve strateji tarzlarının belirlenmesi, okuldan mezun olarak göreve başladıktan sonra da takibine devam edilmesi, bu doğrultuda toplantılar düzenlenerek örgüte mali kaynak sağlanması ve örgüt içerisinde yer alan emniyet görevlilerinin örgüt talimatları doğrultusunda hareket etmelerine yönelik faaliyetler yapılmıştır.Mahrem birimlerde faaliyet gösteren tüm örgüt mensupları kod isim kullanarak, gerçek kimliklerini saklamaktadır. Mahrem hizmetlerde, Fetullah Gülen veya örgütün üst yönetim katından gelen talimatlara, doğruluğunu veya akla uygunluğunu, dini, hukuki, ahlakiliğini sorgulamadan yerine getirecek, mutlak itaat ve teslimiyet gösteren özel seçilmiş örgüt mensupları kullanılmaktadır. Bu birimde istihdam edilecek örgüt mensuplarının bulunması, örgüte kazandırılması ve yetiştirilmesi örgüt için hayati önem arz etmektedir.'Akıncı Üssü'ndeki siviller de mahrem yapıdaBu kapsamında bir dönem FETÖ'nün mahrem yapılanmasında yer alanların verdiği ifadelerde, örgütün Hava Kuvvetlerinden sorumlu mahrem imamların Adil Öksüz ve Kemal Batmaz olduğu, mahrem yapıda yer alan yöneticilerin güvenlik amaçlı yaptığı teknik toplantılara 15 Temmuz gecesi Akıncı Üssünde darbe girişimini yöneten kritik isimlerden biri olan eski TİB personeli Harun Biniş'in de katıldığı kaydedildi.Mahrem yapıya girmeden önce mülakatKomisyon raporunda, FETÖ'nün mahrem birimlerinde görev alacak kişilerin belirlenmesi konusundaki kıstaslar da yer aldı.Söz konusu FETÖ mensuplarının mahrem yapıya girmeden önce örgüt içi mülakata alındığı anlatılan raporda, şu tespitlere yer verildi:'Örgütün mahrem birimlerinde görev yapacak kişiler, küçük yaşlarda örgüt adına devşirilmiş, sadakatleri yüksek, örgüt ideolojisini azami derecede benimseyen ve örgüt içinde gizlilik ve tedbir unsurlarını en iyi uygulayan kimseler arasından seçilmekle birlikte mahrem yapıya kabulden önce yeniden örgüt içi mülakata tabi tutulmaktadırlar.'Emniyet mahrem yapılanmaRaporda, örgütün emniyet mahrem yapılanmasına ilişkin bilgiler de paylaşıldı. Raporda, adli soruşturma kapsamında ele geçirilen ve FETÖ/PDY arşivini oluşturan dijital materyalde emniyet personeline ilişkin 'örgüt üyesi olup olmadığı, örgüte bağlılık derecesi, fikri ve sosyal yaşantı gibi özellikleri, örgütle irtibatını gösteren bilgileri içeren çeşitli harf ve rakam grupları gibi kodlama bilgileri' ile emniyet mensupları hakkında çok sayıda not bulunduğu, örgüt içi talimat ve değerlendirilmelere yer verildiği aktarıldı.Örgütün iletişim yöntemiRaporda örgütün mahrem yapılanmasında kullandığı iletişim yöntemlerine ilişkin bilgiler özetlendi.Askeri mahrem yapılanmada mahrem imamlar ile askerlerin esas olarak yüz yüze görüştüğü, istisnai durumlarda ankesörlü hatlardan şifreli aramalar ile örgüt içi iletişimi sağladıklarına ilişkin bilgilerin detaylarıyla paylaşıldığı raporda, FETÖ mensuplarının yaygın kullandığı ByLock, Eagle ve benzeri programların yanı sıra operasyonel olarak tabir edilen başkası adına kayıtlı hatlardan da örgüt içi haberleşmeyi gerçekleştirdikleri ifade edildi.Raporda ayrıca FETÖ'nün kamu kurumlarındaki genel ve mahrem yapılanmasına ilişkin tespitlerin yer aldığı çok sayıda karar örneklerine yer verildi.
Gurbetçi Babasının Çalıştığı Bölgede Fabrika Kurdu, Ürettiği Akıllı Aynaları Avrupa'ya Satıyor
BERLİN (AA) - BAHATTİN GÖNÜLTAŞ / ERBİL BAŞAY - Almanya'ya maden işçisi olarak gelen babasının çalıştığı bölgede fabrika kuran Erkan Doğanay, bugün Avrupa'nın birçok ülkesine akıllı ayna satarken şirketi de Almanya'nın gelecek vadeden 100 şirketi arasında gösteriliyor. Almanya'daki Türk gurbetçiler başarılarıyla dikkati çekmeye devam ediyor. Aksaray'dan Almanya'ya maden işçisi olarak gelen babasının çalıştığı Ruhr bölgesinin doğusundaki Lünen’de akıllı ayna üretimi yapan Doğanay, ürünlerini Avrupa'nın birçok ülkesine ihraç ediyor. Üretim anlayışı ve yenilikçi yapısıyla şirketi Almanya'nın gelecek vaat eden 100 şirketi arasında gösterilen Doğanay, markalaşarak ürünlerini dünyanın her köşesine ulaştırmayı hedefliyor. Ev garajından çıkan başarı hikayesi Doğanay, AA muhabirine, Almanya'daki başarı hikayesini ve şirket çalışmalarını anlattı. Maden işçisi babasının şirketinin bulunduğu bölgede yer altında çalıştığını anlatan Doğanay, 'Biz de o yerin üstünde fabrikamızı kurduk.' dedi. Doğanay, üniversite eğimini Almanya'da endüstri mühendisliği alanında tamamladığını ve 2012’de okulu bitirdikten sonra İstanbul'da 4 ay çalıştığını belirtti. Almanya'ya dönmesinin ardından Dortmund'da iş aradığını aktaran Doğanay, şöyle devam etti: 'Dortmund'da hem iş aradım hem de evin garajından eBay üzerinden çeşitli türlerde mal alıp sattım. Çin'den Hamburg'a gelen bir konteynerin içindekilerini satmak için almıştık. Bir konteynerin içinde ayna ve banyo aksesuarları çıktı. Ve bunlar eBay ile Amazon'da hemen satıldı. Sonra satışların iyi olduğunu hesaba katarak, bu aynaları kendim üretmeyi düşündüm ve evin garajında ayna yapmaya başladım. Üretim garajda zor olduğu için 2013 sonunda 450 metrekarelik depo gibi yer bir kiraladım. Burayı nasıl dolduracağım konusunda tereddütlerim vardı. O zaman 4 çalışanım vardı. Makineler aldık ve 2016'da 20 çalışanımız oldu. Sonra 4 bin metrekarelik bir arsa aldık. Devletten 20 çalışanımızı 5 yıl tutmak şartıyla teşvik alarak 1.800 metrekare kapalı alanı olan bir fabrika kurduk. Yeni makinelerle üretimimizi genişleterek yıllık 8 bin ürün üretiyoruz.'Kovid-19 virüsüne karşı korunma sağlayan bir kabin dizayn ettiGenç bir girişimci olarak katıldığı çeşitli yarışmalarda dereceye girerek ödüller aldığını aktaran Doğanay, bu ödüllerin tanınmalarını sağladığını ve şirketinin önünü açtığını ifade etti.Doğanay, son olarak üretim anlayışı ve yenilikçi yapılarıyla Almanya'nın gelecek vadeden 100 şirketi arasına girdiklerini ve 'Top-Innovator 2021' ödülünü aldıklarını belirtti. Geçen yıl yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle işlerinin ilk başta sıkıntıya girdiğini anlatan Doğanay, şunları kaydetti:'Geçen yıl mart ayında kısıtlamalar geldi. İşler durdu. Arkadaşlarla toplandık ve Kovid-19 virüsüne karşı korunma sağlayan bir kabin dizayn ettik. Kapalı olan bu kabinlere konuşma cihazı ve hijyen sağlayan teknoloji yerleştirdik. Büyüklükleri ayarlanabilen bu kabinleri ABD, İtalya ve İspanya'ya sattık. Bu basının ilgisini çekti ve haberlerde yer aldı. Bu arada işler yeniden toplandı. Asıl işimize dönerek işçi sayımızı 100'e çıkardık. 2020'de 2019'da yaptığımız ciroyu ikiye katlayarak 14 milyon avroya ulaştık. Yani Kovid-19 işlerimize ivme kazandırdı.' Markalaşma hedefi Doğanay, işlerinin yoğunluğuna değinerek, 'İşler o kadar yoğunki oturup oh diyecek vaktimiz yok. Allah'a şükür buralara kadar geldik. Keşke babam bunları görseydi.' diye konuştu. Başarıyı, azimle, inanarak, inandırarak ve sabırla çalışarak yakaladığını vurgulayan Doğanay, 'Bugün 'Made in Germany' damgası altında mal satıyorum ve bu Alman markasını önümü açıyor. İşlerimi daha da büyütmek için 25 bin metrekarelik bir arsa aldık. Nisanda yeni fabrikanın temellerini Alman siyasetçilerin katılımıyla atacağız. 5 yıl içinde cam dolap ve ayna alanında marka olup, bütün dünyaya mal satmak istiyoruz. Yeni yerimizde markalaşarak bütün ülkelere mal satmayı hedefliyoruz.' dedi. Doğanay, genç bir iş insanı olarak devamlı yatırım fırsatlarını kolladığını belirterek, buna Türkiye'nin de dahil olduğunu kaydetti.Almanya'daki Türk gençlere de tavsiyelerde bulunan Doğanay, 'Almanlarda disiplin var. Buna ayak uydurmak zorundasın . Burada iş yapıp başarılı olmak istiyorsan yatıp kalkıp disiplin diyeceksin.' dedi.
Üsküdar'da Yangın
İSTANBUL (AA) - Üsküdar'da bir binanın üst katında çıkan yangın itfaiye tarafından söndürüldü.Selamiali Mahallesi Cumhuriyet Caddesi'ndeki beş katlı binanın en üst katında henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine gelen itfaiye ekipleri, yangını kısa sürede kontrol altına alarak söndürdü.Maddi hasarın oluştuğu dairenin boş olduğu öğrenilirken yangınla ilgili soruşturma başlatıldı.
Afyonkarahisar'da Bağ Evinde Kumar Oynayanlara 22 Bin 712 Lira Para Cezası Uygulandı
AFYONKARAHİSAR (AA) - Afyonkarahisar'da bağ evinde kumar oynadıkları gerekçesiyle 17 kişiye toplam 22 bin 712 lira para cezası verildi.İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, Ali İhsanpaşa Mahallesi Gürgen Sokak'taki bir bağ evinde kumar oynandığı ihbarı üzerine harekete geçti.Ekipler, bağ evine düzenledikleri baskında, 17 kişiye kumar oynadıkları gerekçesiyle toplam 22 bin 712 lira para cezası uyguladı. Aramalarda kumar oynanması için kullanılan malzemeler ele geçirildi.Bağ evi sahibi M.A. hakkında ise 'kumar oynanmasına yer ve imkan sağlamak' suçundan adli işlem yapıldı.
Reklam
Prof. Dr. Rahimov: "Bir Millet, İki Devlet" Anlayışının Artık "Bir Millet, Bir Devlet" Seviyesine Yükselmesi Gerek
İSTANBUL (AA) - GÜLSÜM İNCEKAYA - Karadeniz ve Hazar Denizi Hukukçular Birliği Başkanı Prof. Dr. İlham Rahimov, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki 'Bir millet, iki devlet' anlayışını artık 'Bir millet, bir devlet' seviyesine yükseltilme zamanının geldiğini belirterek Orta Asya Türk devletlerini de içine alan, Avrupa Birliği'ne benzer bir yapının kurulması için bu adımın gerekli olduğunu söyledi. Azerbaycan’ın onursal bilim insanı ve hukuk profesörü Rahimov, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Türkiye ile Azerbaycan arasında iktisadi, askeri ve siyasi birçok iş birliğinin devam ettiğini, bu ilişkilerin bölge ülkeleri için de model teşkil edebileceğini söyledi.Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin Rusya ile askeri, siyasi ve ekonomik ilişkilerinin çok gelişmiş düzeyde olduğunu vurgulayan Rahimov, 'Ancak Rusya ile ilişkileri çok iyi olsa da Azerbaycan, Rusya'nın liderliğindeki 'Kolektif Güvenlik Teşkilatı'nda ve 'Ekonomik İşbirliği Teşkilatı'nda yer almıyor.' diye konuştu. Rahimov, Türkiye ile Azerbaycan arasında birtakım askeri, siyasi ve ekonomik iş birlikleri olsa da iki devlet arasında bu ilişkilerin toplandığı bir çatı kurum ve bir format bulunmadığına dikkati çekerek böyle bir teşkilatlanma olduğunda diğer Türk devletlerine de buna dahil olmaları konusunda teklif götürülebileceğini kaydetti.'Orta Asya Türk devletlerini de içine alan Avrupa Birliği'ne benzer bir yapı için önce Bakü ve Ankara'nın bir ittifak kurması gerekiyor.'​​​​​​​ diyen Rahimov şöyle devam etti:'Böylece ikili ilişkiler en yüksek seviyeye çıkarılabilir. Gelecekte böyle bir yapılanma gerçekleştirebilmek için şimdiden bilim insanları, siyasiler ve devlet adamları ittifak modelleri üzerine tartışmalıdır. Biz 'İki devlet, bir millet' diyoruz ama henüz ortada bunu destekleyen bir kuruluş, teşkilat yok. O sebeple Orta Asya Türk devletleri, Azerbaycan’dan farklı olarak Rusya’nın teşkil ettiği siyasi, askeri ve ekonomik ortaklık içindedir.'Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra Azerbaycan'ın Türkiye ile yakınlaşmasının Rusya tarafında pek hoş karşılanmadığını belirten Rahimov, Karabağ zaferinden sonra bu yakınlaşmanın önüne geçemeyeceklerini anladıklarını aktardı.Rahimov, Rusya'nın Azerbaycan ile her yakınlaşmasında Ermenistan'ın sorun çıkardığını, son Karabağ savaşında da bunun net bir şekilde anlaşıldığını belirterek 'Rusya, bölge dengelerini bozacak şekilde Ermenistan'a yakınlık gösterdiğinde de Azerbaycan, Türkiye ile yakınlaşmıştır. Moskova ise bunu yakından takip etmektedir.' dedi.Dağlık Karabağ konusunda Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin, Ermenistan'a karşı Azerbaycan'ı yeterince desteklemediklerini ifade eden Rahimov, çünkü Rusya'nın bu meselede tarafsız kalmalarını istediğini, oysa manevi desteklerinin bile Azerbaycan için yeterli olacağını dile getirdi.'Bütün dünya bir millet olduğumuzu öğrendi'Rahimov, Türkiye ile Azerbaycan'ın 30 yıl önce 'Bir millet iki devlet' anlayışını geliştirdiğini, bu sürede yaşananların iki halkın da bir millet olduğu gerçeğini ispat ettiğini belirtti.'Bunu en son Karabağ savaşında da gördük.' diyen Rahimov, 'Azerbaycan Türkleri ile Türkiye Türklerinin aynı etnik kökenden olup olmadığı konusu Rusya'da uzunca süre tartışıldı. Geçtiğimiz 30 yılda Türkiye ile Azerbaycan arasında yaşananlar bu iki halkın tek bir millet olduğunu ortaya koydu. Biz zaten emindik, şimdi onlar da emin oldu.' ifadelerini kullandı.Karabağ savaşında Türkiye'nin Azerbaycan'a sağladığı askeri, siyasi ve manevi desteğinin bir yandan Rusları rahatsız ederken, bir yandan da bu iki halkın tek bir millet olduğuna kanaat getirmesine sebep olduğunu kaydeden Rahimov, 'Ermeniler bunun böyle olduğunu zaten biliyordu. Artık Avrupa ülkeleri ve bütün dünya bir millet olduğumuzu öğrendi.' dedi.Rahimov, Azerbaycan ile Türkiye arasındaki başta enerji hatları, ulaşım ve askeri iş birliklerinin diğer Türk cumhuriyetleri ile bölge ülkeleri için de örnek teşkil ettiğine vurgu yaptı.'Türkiye ile Azerbaycan arasında 30 yıldır devam eden 'Bir millet, iki devlet' anlayışının artık 'Bir millet, bir devlet' seviyesine yükseltilme zamanı geldi' diyen Rahimov, 'Bunun gelecek için zaruri bir format olduğunu düşünüyorum. Çünkü gelecekte bizi neyin beklediğini bilmiyoruz. Kuzey komşumuzla ilişkilerin gelecekte nasıl olacağından emin değiliz.' diye konuştu. Rahimov şöyle devam etti:'Şimdi Rusya ile Türkiye münasebetleri çok iyi durumda. Fakat 20-30 yıl sonra bu ilişkilerin nasıl şekilleneceğini bilemeyiz. Şimdiden 'Azerbaycan Türkleri yalnız değildir' mesajı vermeliyiz. Son 30 yıldır yaşananlardan hareketle belki bundan sonraki 30 yılda bu yol bizi 'Bir millet bir devlet' modeline götürecektir. Bu hem bizim düşmanlarımız için hem komşularımız hem de dostlarımız için gereklidir. Bu Azerbaycan'ın geleceği için lazımdır. Er ya da geç bunun gerçekleşeceğine inanıyorum.' -'Türkiye-Rusya ilişkileri 100 yaşında'Rahimov, Türkiye-Rusya yakınlaşmasının sadece bugüne ait bir mesele olmadığını, mart ayında bir asrı dolduracağını belirtti.Türkiye ile Sovyet Rusya arasında ilk anlaşmanın 1921 yılında yapıldığını hatırlatan Rahimov, Türkiye Cumhuriyeti devletini ilk tanıyan ülkenin de Rusya olduğunu söyledi.İki ülke ilişkilerinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında zirve noktasına ulaştığını ifade eden Rahimov, 'Putin, Türkiye'ye resmi ziyarette bulunan ilk Rus devlet başkanıdır. Bu da iki ülke arasında yeni bir sayfa açıldığının göstergesi olmuştur. Bundan dolayıdır ki son yıllarda Rusya ile Türkiye arasında bazı provokatif olaylar yaşanmasına rağmen iki ülke ilişkileri bu sorunları aşmayı başarabilmiştir.' değerlendirmesinde bulundu.
Kovid-19 Hastaları Yaşadıklarını Anlatıyor - "Eşime Dedim Ki Çocuklara Çok İyi Bak, Belki De Bu Son Nefesimiz"
SAMSUN (AA) - FATİH MEHMET KÜRKÇÜ - Samsun'da yakalandığı yeni tip koronavirüsü (Kovid-19) zorlu bir sürecin ardından yenen 3 çocuk annesi sınıf öğretmeni Simiber Çakmak, yaşadıklarını anlattı.Aile hekimi eşi Ali Çakmak'ın baş ağrısı ve ateş gibi belirtiler üzerine yaptırdığı Kovid-19 testi pozitif çıkınca 52 yaşındaki Çakmak da test yaptırdı.İlk test sonucu negatif olan Çakmak'ın bir süre sonra koku ve tat hissi kaybı yaşaması üzerine tekrar yaptırdığı test ise pozitif çıktı.Evde tedavilerine başlanan çiftten Ali Çakmak iyileşti ancak Simiber Çakmak, 10 gün sonra sağlık durumunun ağırlaşması üzerine hastaneye kaldırıldı.Evde bulunduğu süre içinde sağlığı elverdiğince çevrim içi derslerini de sürdüren Çakmak, öğrencilerinden büyük destek aldı.Hastanede uzun süre ateşi düşürülemeyen 24 yıllık öğretmen, ciğerlerinde virüsün büyük oranda tutulum yapması nedeniyle nefes darlığı da yaşadı. Çakmak, hastanedeki zorlu tedavi sürecinin ardından sağlığına kavuşarak taburcu edildi.'Öğrencilerim güç verdi' Simiber Çakmak, AA muhabirine, hayatı boyunca unutamayacağı çok zor bir süreç yaşadığını söyledi.Hastanede nefes alamadığı dönemde adeta ölümle burun buruna geldiğini belirten Çakmak, öğrencilerinin moral ve destek vermek için hazırladıkları videonun kendisini mutlu ettiğini ve güç verdiğini dile getirdi. Çakmak, eşi ve kızının doktor olduğunu, bu nedenle tedbirlere daha çok önem verdiklerini vurgulayarak, 'Evden çıkmamaya çalıştık. Kurallara uyduk. O kadar kendimizi koruduğumuz halde hastalığa yakalandık. İnsanlar biraz daha duyarlı olsa belki de bu süreç buraya kadar gelmeyecekti.' dedi.Tüm dünyayı saran bir salgınla mücadele edildiğine, herkesin konunun ciddiyetinin farkında olması gerektiğine işaret eden Çakmak, şöyle devam etti:'Hastanede 10 gün boyunca ateşim 40.6 idi. Titriyorsunuz, her türlü ilacı kullanıyorsunuz... Bir hafta içinde 4 kilo verdim, perişan oldum. O anlarda çocuklarımla daha çok zaman geçirebilirdim dedim. Bir nefes daha alabilmek için o kadar çok mücadele ediyorsunuz ki... Kalkamıyorsunuz, dönemiyorsunuz, artık tırnaklarınız morarıyor. Eşim sürekli kalp atışlarımı, nabzımı, nefesimi kontrol etti. Artık ne kadar daha nefes alabileceğinizi düşünüyorsunuz. Belki son nefesiniz. Eşim çırpınıyor ama hiçbir şey yapamıyor. Çocuklar evde perişan. Eşime dedim ki çocuklara çok iyi bak, belki de bu son nefesimiz.'Çakmak, yoğun bakım yattığı sırada tedavi gören 8 kişiden kendisi de dahil 4 kişinin sağlığına kavuştuğunu, diğer 4 kişinin ise hayatını kaybettiğini aktararak, herkesin rehavete kapılmadan kurallara uymasını istedi.Ali Çakmak da hastalık nedeniyle büyük çaresizlik duygusu yaşadıklarının altını çizerek, 'Eşim, 'Artık çocuklarımla helalleşsem mi?' demeye başlayınca, ben bir yandan korkuyorum ama bir yanda da ona hissettirmemeye çalışıyorum. Çok şükür, sonunda şifa ile sonuçlandı.' diye konuştu.
Reklam
Biden Yönetiminin Tartışmalı Dış Politikadan Kaçınması Bekleniyor
ANKARA (AA) - MERVE AYDOĞAN - Başta Ortadoğu olmak üzere dünya üzerindeki çeşitli bölgelerde rahatsızlık uyandıran tartışmalı adımlar atan Donald Trump'ın ardından ABD'de geçen ay başkanlık koltuğuna oturan Joe Biden'ın dış politikasına ilişkin beklentiler yükseldi. Princeton Üniversitesinden emekli Profesör Richard Falk, Biden dönemindeki politikalar ve beklentilere ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.Falk, 'tartışmalı dış politikadan kaçınması' beklenen Biden'ın, Trump döneminin aşırıya kaçan uygulamalarından bazılarını geri almanın ötesine geçip geçemeyeceğini söylemek için henüz çok erken olduğunu belirterek 'En iyi tahminim, İsrail-Filistin sorununa Obama döneminin yaklaşımının devamlılığı, özel ilişkinin sürdürülmesi, İsrail'in Birleşmiş Milletlerde, Boykot, Yalnızlaştırma ve Yaptırım (BDS) hareketiyle ilişkilendirilecek türden şiddet içermeyen baskılara, suçlamalara ve sansüre karşı korunması olacaktır.' diye konuştu.Biden yönetiminin dış politikasının yönünü gösterecek en önemli işaretin, İran'a ve Trump'ın 2015'te çekildiği Nükleer Program Anlaşması'na yaklaşımıyla ortaya çıkacağını vurgulayan Falk, Biden'ın Yemen'deki savaşta Suudi Arabistan'a verilen askeri desteğin sona erdirildiği yönündeki açıklamasına da değindi. Falk, 'Biden'ın, Irak ve Lübnan'da istikrarı teşvik etmesi; Yemen, Suriye ve Libya'daki kaos ve çekişmeyi sona erdirmek üzerine özel vurgusu, ayrıca Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile silah anlaşmasının askıya alınmasına yönelik dış politikası, Orta Doğu'yu az da olsa askerden arındırmaya dönük hoş karşılanan işaretleridir.' dedi.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının ekonomi ve sağlık üzerindeki etkileriyle başa çıkma vurgusu yapan Biden'in büyük oranda iç meselelere odaklanmasının beklediğini ifade eden Falk, dış politikada 'Orta Doğu'dan daha da sıkıntılı olanın Çin ile gerilimin tırmanması' olacağını kaydetti. 'Yüzyılın Anlaşması': Jeopolitik zorbalıkFalk, ABD-İsrail ilişkileri ve Washington'un Filistin meselesine ilişkin tutumuna ilişkin İsrail'in, ABD'nin bölge politikası üzerinde güçlü etkiye sahip olmaya devam edeceğinin 'muhtemel' göründüğü değerlendirmesini yaptı.Trump yönetiminin Yüzyılın Anlaşması adı verilen sözde Orta Doğu barış planının amacının 'özünde günlük yaşamlarının kalitesini artıracak bir miktar ekonomik yardım karşılığında Filistinlilerin temel haklar için verdikleri mücadeleye saygı gösterildiği belirtilerek siyasi olarak teslim olmayı kabul etmelerini sağlamak' olduğunu söyledi.Richard Falk, bu anlaşmanın 'hakiki bir barışı sağlamaktan ziyade, jeopolitik zorbalık taktiğinden başka bir şey olmadığına' işaret ederek 'Sömürgecilik sonrası güçlü milliyetçilik çağında, bir halkın kendi anavatanında tabi olmayı kabul etmesini ve kendi kaderini tayin hakkından vazgeçmesini beklemek gerçekçi değildir.' değerlendirmesini yaptı. BM'nin İsrail-Filistin sorunun barışçıl çözüme ulaştırmada yetersiz kaldığı eleştirilerine dair bir soru üzerine Falk, eski ABD Başkanı Barack Obama yönetimi sırasında geçirilen bir BM kararın atıfta bulundu ve ABD'nin çekimser kalmasına rağmen BM Güvenlik Konseyi'nde 14'e karşı sıfır oyla güçlü biçimde yerleşim karşıtı kararın geçirildiğini hatırlattı.Falk ayrıca Malezya, Yeni Zelanda, Senegal ve Venezuela'nın ortaklaşa desteklediği 2334 sayılı BM kararının da 23 Aralık 2016'da kabul edildiğini anımsattı.BM, İsrail'in suçunu belgelemeye devam etmeliFalk, 2016 kararıyla son yıllarda 'BM otoritesinin en güçlü biçimde tasdik edildiğini, ancak uygulamada hiçbir sonuca varılmadığını', İsrail'in uluslararası hukuk veya BM direktifleri konusundaki dengesiz bir tutum sergilediğini hatırlatarak 'İsrail, yaşanabilir bir Filistin devletinin kurulmasını düşünmeyi bile reddettiğinin işareti olarak, çoğu Batı Şeria'nın köhne yerlerinde 3 bin kişilik yeni yerleşim inşası kararıyla Biden yönetimine meydan okudu.' dedi.Richard Falk, 'BM gündeminin, İsrail'in suçlarını belgelemeye devam etmesi önemli. Çünkü bu sivil toplum aktivizmini teşvik edecek ve meşrulaştıracaktır. Filistinlilerin haklarına ulaşması, her iki halk açısından barışçıl bir geleceğe sahip olma ihtimali, yalnızca içeriden gelen Filistin direnişi ve dışarıdan gelen küresel dayanışmayla mümkün olabilir.' değerlendirmesini yaptı.Falk, olası küresel barış konusunda ise şunları kaydetti:'Şu an mevcut koşullar altında, dünya barışına ulaşma konusunda umutlu değilim. Bazı yangınların, Orta Doğu'daki gibi durdurulabileceğini ve hatta söndürülebileceğini düşünüyorum ancak birini söndürürken diğerlerinin çıkma olasılığı yüksek. Fakat iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik ve göç gibi sorunlarla başa çıkmada ilerleme kaydedilebilir.' ABD'nin küresel güvenlik anlayışına aşırı yatırımlara duygusal açıdan güçlü bağ geliştirdiğini, hayati öneme sahip ABD çıkarlarına yönelik olduğu iddia edilen abartılı güvenlik tehditleriyle bağlantılı bütçeyi meşrulaştırdığını dile getiren Falk, ABD'de, güvenlik politikasında askerden arındırıcı düzenlemenin gerçekleşmesinin muhtemel olmadığını söyledi. Falk öte yandan Çin'in ekonomik ve teknolojik dinamizminin, ikinci bir Soğuk Savaş'ı tehlikeli biçimde tahrik ederek ve jeopolitik çatışmaya yönelmekten başka etkili bir yanıt yok imajını vererek ABD'nin küresel dış politika önceliğini başka yöne çektiğini sözlerine ekledi.
Adıyaman'daki Silahlı Kavgada Hayatını Kaybeden 6 Kişiden 4'Ünün Cenazesi Toprağa Verildi
GAZİANTEP (AA) - Adıyaman'ın Kahta ilçesinde iki aile arasında çıkan silahlı kavgada hayatını kaybeden 6 kişiden 4'ünün cenazesi toprağa verildi.Kahta'nın Doluca köyü yakınlarında çıkan silahlı kavgada hayatını kaybedenlerden 4 kişinin cenazesi, Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesinden Sincik ilçesine bağlı Çamdere köyüne getirildi.Jandarma ekipleri, köyün giriş ve çıkışlarında uygulama noktası oluşturdu, köye gelenlerin üst araması yapıldıktan sonra köye girişe izin verildi.Araçların alınmadığı köyün içinde ve mezarlık çevresinde jandarma ekipleri geniş güvenlik önlemi aldı.Cenazeler, köy mezarlığında kılınan namazın ardından toprağa verildi. Dün, Kahta ilçesine bağlı Doluca köyü yakınlarında iki aile arasında çıkan silahlı kavgada 6 kişi ölmüş, 3 kişi yaralanmıştı.
Duyarlı Köpek Eğitmeni, Afetlerde Görev Yapacak "Hassas Burunları" Gönüllü Yetiştiriyor
KONYA (AA) - ABDULLAH DOĞAN - Konya'nın Hadim ilçesinde yaşayan Birol Meki, kendi imkanlarıyla kurduğu 400 metrekarelik köpek eğitim merkezinde canlı arama-kurtarma ve özel görev köpeği yetiştiriyor.Toroslar üzerine kurulu ilçedeki köpek eğitim merkezinde 8 ay önce çalışmalara başlayan 32 yaşındaki eğitmen Meki, parkur ve hayvan barınağının yer aldığı merkezde 20'ye yakın köpekle özel olarak ilgileniyor. Yaklaşık 5 yıl önce Ankara'da köpek eğitmenliği kursu alan Meki'nin yetiştirdiği köpekler özellikle afetlerde canlı arama ve kurtarmada görev alıyor.Meki, AA muhabirine, köpeklere duyduğu ilgi üzerine eğitmenlik için 5 yıl önce Ankara'da kursa katıldığını anlattı.Daha sonra canlı arama-kurtarma ve görev köpeği yetiştirmeye karar verdiğini ifade eden Meki, 'İstikrar ve sabırla bugüne kadar geldim. Büyük başarı elde etmek amacındayım. Canlı arama köpeği üzerine çalışıyorum. Depremlerde ve doğal afetlerde görev yapacak köpek yetiştiriyorum. Canlı arama köpeğim ile Düzce'deki sel felaketine katıldım.' diye konuştu.Oyun duygusu yüksek köpekler başarılı oluyorMeki, oyun içgüdüsü yüksek köpeklerin eğitime yatkın olduğunu belirterek, eğitim sürecinin uzun soluklu olduğunu vurguladı.Köpeklerde eğitimin yavruyken başladığına işaret eden Meki, şöyle konuştu:'Yavru sütten kesilinceye kadar bazı testlerden geçiyor. Yükseklik, karanlık korkusu ve arama güdüsünü ölçmeye çalışıyoruz. Hangi kabiliyeti varsa onda eğitime başlıyoruz. Arama duygusunun gelişmesi için çalıştırıyoruz, başarılı olursa köpeği ödüllendiriyoruz. 1,5 yaşına kadar eğitim devam ediyor. İçişleri Bakanlığının düzenlediği canlı arama köpeği sınavları oluyor. Parkurları, sınavı geçebilirse belge almaya hak kazanıyor. Devletim ve milletime hizmet etmesi için görev köpeği eğitiyorum. Kendi imkanlarımla burayı kurdum. Allah göstermesin bir depremde veya başka felakette bu köpekler hayat kurtarıyor. Çok sayıda köpek eğittim. Gönüllülükle yapıyorum.' Meki, merkezdeki köpekleri isteyenlere mama karşılığı sahiplendirdiğini anlatarak, 'Özellikle Alman çoban köpeğine çok ilgi var. Köpeğini eğitmek isteyenlere de hizmet veriyoruz. Temel itaat eğitimi olmazsa, olmazdır. İleri itaat eğitimi de veriyoruz.' ifadelerini kullandı.
Reklam
Çanakkale Boğazı 13,5 Saat Sonra Gemi Geçişine Açıldı
ÇANAKKALE (AA) - Yoğun sis nedeniyle dün gece çift yönlü transit gemi geçişlerine kapatılan Çanakkale Boğazı, ulaşıma açıldı. Çanakkale bölgesinde etkisini artıran sis nedeniyle denizde görüş mesafesinin azalması üzerine dün gece saat 21.30'da boğaz, çift yönlü transit gemi geçişlerine kapatılmıştı. Bölgedeki yoğun sisin etkisini kaybetmesinin ardından Çanakkale Boğazı trafiği 13,5 saat sonra yeniden açılarak normale döndü.
Yatırımcılara Altın Fırsatlar - "Türkiye'de Yabancı Yatırımcıya Gelişmiş Ülkeler Düzeyinde Ortam Sağlanıyor"
ANKARA (AA) - MERVE ÖZLEM ÇAKIR - Rekabet Kurulu Başkanı Birol Küle, rekabet hukukunun uygulanması açısından Türkiye'de yabancı yatırımcıya gelişmiş ülkeler düzeyinde ortam sağlandığını bildirdi.Küle, AA muhabirine, Türkiye'nin genç ve dinamik nüfusu, kozmopolit kültürü, zengin doğal kaynakları, güçlü hukuki ve kurumsal altyapısıyla yatırımlar için eşsiz bir ortam sunduğunu söyledi. Herhangi bir yatırım kararı için dikkate alınan birincil unsurun 'belirlilik' olduğunu ifade eden Küle, yatırımcıların, özellikle risk alarak belli bir teknik bilgi veya avantajı kullanacakları zaman, optimal sonuçları engelleyecek belirsizliklerle, işlem maliyetleriyle karşılaşmak istemediklerini dile getirdi. Rekabet hukuku rejimlerinin bazı nüanslar dışında evrensel olduğuna dikkati çeken Küle, 'Liberal ekonomik sistem bugün üzerinde uzlaşılan bir sistem olduğundan ve bu sistemlerde ekonominin koordinasyonu tarafsız, teknokratik, verimlilik ve etkinlik esasına dayalı olarak bağımsız çalışan kurumlarca sağlandığından, marjinal birkaç istisna bölge haricinde tüm dünya aynı iktisadi prensiplere göre işlemektedir.' diye konuştu. Yatırımcıların yatırım kararlarını belirlerken rekabet hukuku kurallarını etkili şekilde uygulayan bir rekabet otoritesinin varlığının da dikkate alınan unsurlardan biri olduğunu vurgulayan Küle, şu değerlendirmelerde bulundu:'Bu durum, ilgili ülkedeki kamu otoriteleri tarafından piyasalarda faaliyet gösteren tüm teşebbüslere eşit şartlar sunulacağı, yerel teşebbüslere ayrımcı davranılmayacağı yönünde yatırımcıya güven vermekte ve böylece ülkeye yabancı yatırımcıların girişine katkı sağlamaktadır. Biz Rekabet Kurumu olarak, ülkemizin kalkınması için ihtiyaç duyduğu doğrudan yabancı yatırımlar için uygun ortam yaratılması hususunda da üzerimize düşen görevi titizlikle gerçekleştirmekteyiz.''Rekabet hukukunda AB müktesebatına uyumumuz tam'​​​​​​​Küle, Türkiye'nin rekabet hukuku uygulamaları açısından diğer ülkelere göre bir eksiğinin bulunmadığını hatta AB müktesebatına uyumunun tam olduğunu, bu durumun AB ilerleme ve AB Türkiye raporlarında da tespit edildiğini anlattı. Son değişiklerle Türkiye'nin rekabet hukuku mevzuatının AB rekabet hukukuyla paralel hale geldiğine dikkati çeken Küle, Rekabet Kurulunun da kararlarını tam bağımsız aldığını söyledi. Küle, Türkiye'de rekabet hukuku uygulamalarının geliştirilmesine, tam modern halde sürekli güncellenmesine yönelik çalışmaların Rekabet Kurumunu uluslararası alanda da takdir toplayan ve deneyimlerine ihtiyaç duyulan bir rekabet otoritesi haline getirdiğini dile getirerek, 'Bu bağlamda rekabet hukukunun uygulanması açısından Türkiye'de yabancı yatırımcıya gelişmiş ülkeler düzeyinde bir ortam sağlanmaktadır.' ifadesini kullandı.Birol Küle, Türkiye'nin rekabet hukuku rejiminde diğer bazı ülkelerde olan kamu özel ayrımı dahi olmadığını, yerli yabancı ayrımı ya da kamu özel ayrımı yapılmadan bütün iktisadi aktörlere eşit şekilde uygulandığını ve bunun herhangi bir istisnası olmadığını belirtti.Birleşme ve devralma işlemlerindeki küresel ölçekteki işlem yoğunluğuna bakıldığında 2019'da Rekabet Kurumu tarafından incelenen 208 yoğunlaşma işleminin sadece 38'inde tarafların tamamının Türkiye çıkışlıyken, 115'inde tarafların tamamını yabancı ülke yasalarına göre kurulmuş şirketlerin oluşturduğunu kaydeden Küle, şöyle konuştu:'2019 yılında yabancı yatırımcılar tarafından 46 ayrı işlemde Türkiye kökenli şirketlere yatırım yapılması öngörüldü. Yabancı yatırımcılar arasında işlem bazında yapılan sıralamaya göre ilk sırada 6 işlem ile Japonya kökenli yatırımcılar bulunmaktadır. Hedef şirketin Türkiye kökenli olduğu bu işlemlerde 3 yabancı yatırımcı tarafından gerçekleştirileceği bildirilen yatırım tutarı ise yaklaşık 36 milyar 177 milyon liradır.'​​​​​​​- Yerel rekabet yoğunluğunda Türkiye tüm dünyada 6'ncı sıradaAB'nin her yıl Türkiye'nin 33 başlıktaki durumunu inceleyen 'Türkiye Raporu' yayımladığını anımsatan Küle, burada incelenen hususlardan birinin de rekabet hukuku olduğunu bildirdi. Küle, 2020 Türkiye Raporu'nda Rekabet Kurumu ve işleyişinin oldukça yeterli ve AB müktesebatıyla uyumlu olduğunun ifade edildiğini, kurumun bağımsız karar alma ve rekabet hukukunu uygulamada da yeterli kapasiteye sahip bulunduğunun belirtildiğini aktardı. Cornell Üniversitesi, INSEAD ve Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WPO) tarafından her yıl dünyadaki yenilikçilik (inovasyon) faaliyetleri ölçülerek 'Küresel Yenilikçilik Endeksi'nin yayımlandığını belirten Küle, söz konusu endekste ülkelerin kredi almanın kolaylığı, özel firmalara verilen yerel kredilerin GSMH'ye oranı gibi çeşitli kriterlere göre sıralandığını, endekste yer alan bir kriterin de 'yerel rekabetin yoğunluğu' olduğunu dile getirdi. Küle, 'Küresel Yenilikçilik Endeksi'ndeki 'yerel rekabetin yoğunluğu' kriterine göre 2019 yılında Türkiye tüm ülkeler arasında 6'ncı sıradadır. Bu durum ülkemiz ekonomisinin oldukça rekabetçi olduğunu ortaya koymaktadır.' ifadelerini kullandı. Dijital rekabette öne çıkanlarKüle, gelecek dönemde küresel ajandanın birinci maddesinin dijitalleşme ve yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını kaynaklı eşitsizlikler olacağına dikkati çekerek, şunları kaydetti:'Dijital dünyanın giderek gelişmesi bu alandaki çalışmalarımızı da hızlandırdı. Kurumumuzun önümüzdeki dönemde takip edeceği yol haritasını belirlemek üzere geçen yıl başlattığımız 'Dijitalleşme ve Rekabet Politikası' çalışmamızı yakın tarihte sonuçlandırmayı planlıyoruz. Bu çalışma bize rekabet mevzuatımızı dijital ekonomi için revize ederek gerekirse reform yapma ihtiyacını ortaya koyacaktır. Çalışma kapsamında dünyanın muteber rekabet otoritelerinin dijitalleşme alanında hazırladıkları çalışmalar gözden geçirilerek ülkemizin ihtiyaçlarına göre politika dizayn edilmesi planlanmaktadır. Bu alanda yürüttüğümüz bir diğer sektör incelmesi de 'e-Pazaryeri Platformları Sektör İncelemesi' olup Google, Yemek Sepeti soruşturmalarımız dışında Çiçek Sepeti, Sahibinden, Nadir Kitap gibi devam eden soruşturmalarımızda dijital platformların rekabete zarar verip vermediğini inceliyoruz. Kurumumuz nezdinde 2021 yılı içinde halihazırda devam eden rekabet incelemeleri bakımından süreçler tamamlanacak ve nihai olarak Kurul tarafından karar verilecektir.'Bunun yanı sıra dijital pazarların sergilediği dinamik yapı da göz önünde bulundurularak ilgili pazarlardaki rekabet ihlallerine yönelik hızlı ve etkin şekilde müdahaleye devam edileceğini vurgulayan Küle, 'Bunların dışında gerek Türkiye'de gerekse yurt dışında merakla takip edilen Facebook soruşturması, Kurulun 11 Ocak 2021 tarihli kararıyla resen başlatılmış olup 2021 yılında dairemizin iş yoğunluğunun önemli bir parçasını oluşturacak rekabet hukuku ve veri ilişkisini esas almaktadır.' diye konuştu.
Lg'nin Robot Teknolojileri Ces 2021'De Görücüye Çıktı
İSTANBUL (AA) - LG GuideBot, ServeBot, ChefBot ve UV-C Robot liderliğindeki CLOi robot ailesi CES 2021'de otomobillere kaynak yapma ve satranç oynamanın ötesine geçen yetenekler sergiledi.LG açıklamasına göre, sadece birkaç yıl öncesine kadar, fabrikaların haricinde, günlük hayatta görülen robotlar bilim kurgu alanına giriyordu. Günümüzde ise robotlar hayatın tam da merkezinde yer almaya başladılar. Gelecekte, insanların sosyal mesafeyi koruyabilmesi adına, robot liderliğindeki hizmetlerin yaygınlaşmasının yeni dünya düzeninin bir parçası olması muhtemel görünüyor.Açıklamaya göre, bu kapsamda, CES 2021'de LG GuideBot, ServeBot, ChefBot ve UV-C Robot liderliğindeki CLOi robot ailesi, otomobillere kaynak yapma ve satranç oynamanın ötesine geçen yetenekler sergiledi. Bu yüksek teknolojili robotların, insandan insana etkileşime ihtiyaç duymadan, restoranlar, hastaneler ve ofis binaları gibi kamusal alanlarda insanlara yardımcı olacak şekilde konuşlandırılması amaçlanıyor.LG CLOi ServeBotAçıklamaya göre, LG CLOi ServeBot, ürünleri oteller, hastaneler ve restoranların içine kadar teslim edebilmek için çekmece ve raf olmak üzere iki faydalı türe sahip. Bu akıllı robot, ister ilaçları bir hastane katından diğerine nakletmek ister lüks bir İtalyan restoranında makarna tabaklarıyla masalarda gezinmek olsun, mümkün olan en verimli rotayı izleyerek malzemeleri doğru sırayla teslim etmek için aynı anda birden fazla talimat alabiliyor.LG CLOi ServeBot'lar, LG Sciencepark araştırma kampüsünde bulunan bir markette, yalnızca asansörlerle erişilebilen katlardaki çalışanlara atıştırmalıklar ve içecekler sunmak için çalışıyor. Teslim edilen ürünler, ancak robot hedefine ulaştığında açılabilen kilit altında güvende tutuluyor.LG CLOi ChefBot ve GuideBotLG CLOi ChefBo ise restoranlarda müşteriler için lezzetli erişte bazlı yemekler hazırlayabilen altı eksenli çok eklemli bir robot. LG CLOi GuideBot da havaalanları, alışveriş merkezleri ve sergi salonları gibi yerler için ulaşılabilir bir ‘danışma’ olarak tasarlandı. LG CLOi GuideBot, yararlı bilgiler içeren bir kılavuzun yanı sıra, insanların gittikleri yere kolayca ulaşmalarına yardımcı olmak için çeşitli bilgileri barındıran geniş bir dokunmatik ekrana sahip.LG CLOi UV-C RobotAçıklamadaki bilgilere göre, 1,6 metre uzunluğundaki LG CLOi UV (ultraviyole C) Robotu, CES 2021'de büyük ilgi gördü.Önünde ve arkasında büyük UV lambaları bulunan bu mobil hijyen makinesinin, 50 santimetre mesafe içinde kolon basilinin yüzde 99,9'unu dezenfekte ettiği kanıtlandı. Bu robot, insan hareket sensörü sayesinde, insan operatörlerinin ultraviyole ışığa maruziyetini en aza indirmek için mobil uygulama aracılığıyla çalıştırılabiliyor. LG’nin UV robotu, bu yılın sonlarına doğru ABD'de ilk kez kullanıma sunulacak.LG CLOi BaristaBotLG CLOi BaristaBot ise uzun süredir uygulanan sosyal mesafe kuralları karşısında, hem tüketicilere hem de işletme sahiplerine yardımcı olmak amacıyla Güney Kore'nin Seul kentindeki seçkin kafelerde uzmanlığını sunuyor. Her seferinde aynı lezzette kahve porsiyonu sunma becerisiyle tasarlanan bu süper şarjlı barista, lezzetli bir fincan kahve için çekirdek türleri, su sıcaklığı ve demleme sürelerinin yer aldığı geniş bir veri tabanı kullanıyor.
Reklam
Tunceli Valisi Özkan "Eren-7 Mercan Munzur Operasyonu"Nun Yürütüldüğü Bölgede İncelemelerde Bulundu
TUNCELİ (AA) - Tunceli Valisi Mehmet Ali Özkan, 'Eren-7 Mercan Munzur Operasyonu'nun düzenlendiği alanlarda incelemelerde bulundu.Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Turgay Aras, İl Jandarma Komutanı Albay Durali Ceylan ve İl Jandarma Komutan Yardımcısı Albay Halil Başer ile operasyonun yürütüldüğü bölgelere giden Vali Özkan, Ovacık ve Hozat ilçesi kırsalında güvenlik güçleriyle bir araya gelerek operasyonlar hakkında komutanlardan bilgi aldı.Jandarma ve polis özel hareket timlerine görevlerinde başarı dileyen Özkan, 'Allah, güvenlik güçlerimizin yar ve yardımcısı olsun.' dedi.Operasyona, İl Jandarma Komutanlığında görevli jandarma komando, jandarma özel harekat (JÖH) ile polis özel harekat (PÖH) ve güvenlik korucularının yer aldığı 59 operasyonel timden oluşan 1062 personel katılıyor.
Ankara Üniversitesinden "Edx" Ve "Coursera" Platformlarıyla Çevrim İçi Eğitim Anlaşması
ANKARA (AA) - Ankara Üniversitesi, öğrenci ve akademisyenlerin çevrim içi eğitim içeriklerinden faydalanması için 'edX' ve 'Coursera' platformlarıyla ikili anlaşmalar yaptı.Ankara Üniversitesinden yapılan açıklamaya göre, ikili anlaşmalarla 'edX' ve 'Coursera' platformlarındaki eğitim içerikleri öğrenci ve akademisyenlerin kullanımına sunulacak.Coursera platformundan alınan ve sertifikalandırılan çevrim içi eğitimlerden en fazla ikisi, Ankara Üniversitesi Senatosu'nun kararı gereği, alan dışı seçmeli dersler yerine sayılabilecek.Sertifika alan öğrencilerin, dilekçe ile bağlı bulundukları fakülte, enstitü veya yüksekokula başvurarak onay almaları durumunda, çevrim içi ortamdaki bu eğitimleri Öğrenci İşleri Daire Başkanlığı tarafından transkriptlerine işlenebilecek.Bu çerçevede alınabilecek dersler arasında sanat ve beşeri bilimler, işletme, dil öğrenimi, bilgisayar bilimi, veri bilimi, kişisel gelişim, matematik ve mantık, sosyal bilimler, sağlık, doğa bilimi ve teknoloji gibi alanlar bulunuyor.'Bilgilere kolay ve hızlı erişmek önem kazanıyor'Bireylerin mesleki ve günlük yaşamlarında teknolojiyi etkin bir biçimde kullandıklarını belirten Ankara Üniversitesi Uzaktan Eğitim Koordinatörü Doç. Dr. Nevzat Özel, 'Bireylerin, gereksinim duydukları bilgilere kolay ve hızlı erişmeleri, bu bilgileri kullanmaları ve yapılandırarak yeni bilgi üretmeleri oldukça önem kazanıyor.' değerlendirmesinde bulundu.Özel, uzaktan eğitimin bireylere sunduğu imkanları şöyle sıraladı:'Bireyler, yaşadıkları yerlerde öğrenebiliyor ve farklı bir ortamda bulunan öğreticileriyle iletişim ve etkileşim kurabiliyor. Eğitim hizmeti, her yaş grubundakilere, diğer bir ifadeyle geniş kitlelere esnek bir yapıda sunulabiliyor. Bilgiye hızlı ve kolay erişilebiliyor. Öğrenim, bireysel ve bağımsız biçimde gerçekleşiyor. Zaman ve mekan sınırlaması olmadan eğitim alınabiliyor. Öğrenen bireyler, daha doğru ve nesnel bir biçimde değerlendirilebiliyor. Eğitimde fırsat eşitsizliği, eğitim kurumlarının yetersizliği, öğretim elemanı eksikliği gibi bazı eğitim sorunları ortadan kalkıyor. Bireyler ve kurumlar için eğitim maliyetleri asgari düzeylere iniyor.'
Reklam
Elazığ'da Kaçak 100 Bin Makaron Ve 32 Cep Telefonu Ele Geçirildi
ELAZIĞ (AA) - Elazığ'da düzenlenen operasyonda, kaçak 100 bin makaron ile 32 kaçak cep telefonu ele geçirildi.İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, kaçakçılık olaylarının önlenmesine yönelik çalışma başlattı. Çalışma kapsamında Elazığ'a kaçak ürünler getirileceği bilgisini alan ekipler, tespit edilen 2 aracı takibe aldı. Araçlardaki aramada, bandrolü bulunmayan 100 bin makaron ve 32 kaçak cep telefonu ele geçirildi.Olayla ilgili 2 şüpheli gözaltına alındı.
Yurt Dışındaki Türk Gençleri Ytb'nin "Telve" Dergisinde Hikayelerini Kaleme Alıyor
ANKARA (AA) - SEFA ŞAHİN - Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) tarafından yurt dışındaki Türk vatandaşlarının ana dil konusundaki yeteneklerinin artırılması ve kültürel birikimlerinin ortaya çıkarılması için yayımlanan 'Telve' dergisiyle Türk diaspora düşüncesi ve edebiyatına yeni bir soluk getirildi.AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, YTB tarafından Mayıs 2020'de dil, düşünce ve edebiyat dergisi olma özelliğiyle yayım hayatına başlayan 'Telve' dergisinde, 'Şehirlerin Dili', 'Türkçe'nin Etrafında' ve 'Edebiyat Muhitleri' dosya konuları ele alındı.Yurt dışındaki Türk vatandaşlarının ana dil konusundaki yetkinliklerini ve ifade kabiliyetlerini artırmak, kültürel birikimlerini ortaya çıkarmak amacıyla yayımlanan dergi, Türk diaspora edebiyatı alanına yeni açılımlar kazandırmayı ve yurt dışında yaşayan vatandaşların kaleme aldığı Türkçe edebi eserlerin çeşitlenmesini teşvik ediyor.Yurt dışındaki Türk gençlerinin görev alabildiği bir okul olma özelliğini taşıyan dergi, gençlerin kendi sorunlarını, beklenti, heyecan, duygu ve hikayelerini Türkiye ve diaspora ile paylaşma imkanı sunuyor.'Türk diasporasının her alanda başarıyla mesafe kat etmesi herkes için önem taşıyor'YTB Başkanı Abdullah Eren, derginin ilk sayısında yer alan yazısında, bugün dünya genelinde 7 milyona ulaşmak üzere olan Türk diasporasının her alanda başarıyla mesafe kat etmesinin herkes için önem taşıdığını belirtti.Bu başarıların, Türk diasporasının güçlenmesine katkı sunduğu gibi ev sahibi ülkeler ve dünya kamuoyunun da yurt dışındaki Türk toplumuna bakışını etkilediğini aktaran Eren, böylece kimlik ve kültürünü koruyup anavatanla bağlarını sıkılaştıran diasporanın Türkiye'nin uluslararası bağlamdaki mevcudiyetini güçlendirdiğini vurguladı.Güçlü diasporanın olmazsa olmaz unsurlarından ilki ve en önemlisini ana dildeki hakimiyetin oluşturduğunun altını çizen Eren, şunları kaydetti:'Ana dillerini dört başı mamur biçimde idrak eden ve onu kendisini geliştirme ve ifade etme noktasında çok önemli bir enstrüman olarak kullanan diasporadaki gençlerimiz hem kendi toplumlarına hem ev sahibi ülkelere hem de anavatana faydalı, çok kıymetli işlere imza atmayı sürdürüyor. Kültür ve sanat alanlarında, bilhassa edebiyatta gelecek vadeden yurt dışındaki gençlerimizin büyük bir fedakarlıkla yayımladıkları Telve dergisi, diaspora yazınımızı güçlendirecek, aramızdaki sınırları kaldırarak bizi ve yurt dışındaki vatandaşlarımızı bir araya getirecektir. Öyle temenni ederim ki Telve, genç, güçlü ve donanımlı yazarların yetişmesinde başat rol oynasın ve kendi ekolünü oluşturarak edebiyat dünyamıza yeni bir soluk getirsin.'Editörlerden Elif Neslihan Güney de çalışma kapsamında Türk sanatçı ve yazar adaylarının yeteneklerinin gün yüzüne çıkarılmasının hedeflendiğini anlattı.Güney, 'Dergi yayımlama nedenlerimizden bir başkası da Türkçenin Avrupa'da iletişim, edebiyat ve sanat dili olarak önemli bir yer tutmasını sağlamaktır. Ülke kısıtlaması yapmadan Avrupa ülkeleri başta olmak üzere yurt dışında yaşayan Türklerin bulunduğu her ülke ve coğrafyaya hitap eden bir dergi olmayı düşünüyoruz. Böylelikle bu ülkelerde yaşayanların birbirleri arasında edebiyat, düşünce ve sanat aracılığıyla bir iletişim ve yakınlık kurmalarını istiyoruz.' değerlendirmesinde bulundu.
Bursa Ve Çevre İllerde Sokağa Çıkma Kısıtlamasına Uyuluyor
BURSA (AA) - Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında ülke genelinde hafta sonu uygulanan sokağa çıkma kısıtlaması nedeniyle Bursa, Eskişehir ve çevre illerde sessizlik hakim oldu.Bursa'da vatandaşların yoğun bulunduğu meydan, cadde ve yollar, kısıtlama dolayısıyla boş kaldı.Polis ekipleri birçok noktada uygulama yaptı. Kısıtlamaya kent genelinde büyük ölçüde uyulduğu görüldü.Kentin en işlek yerlerinden olan Kent Meydanı, Cumhuriyet Caddesi ve Ulu Cami civarlarında sessizlik hakim oldu.EskişehirKentte normalde yaya ve araç trafiğinin yoğun olduğu caddeler ve sokaklar ile Porsuk Bulvarı kısıtlamayla sessizliğe büründü.Cadde ve sokaklarda sadece kısıtlamadan muaf çalışanlar bulunurken uygulama noktalarında ise polis ekipleri kontrol gerçekleştirdi.BalıkesirBalıkesir'de de başta Cumhuriyet Meydanı, Milli Kuvvetler, Anafartalar, Edremit ve Vasıf Çınar caddelerinde sessizlik hakim oldu. Polis ekipleri de kentin bazı noktalarında uygulama yaptı. ÇanakkaleÇanakkale'de de salgınla mücadele kapsamında devam eden sokağa çıkma kısıtlamasına uyulduğu gözlendi. Kent merkezindeki kavşaklarda önlem alan İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, belirlenen noktalarda denetimler yaptı.Kentte normalde işlek olan Çarşı Caddesi, Demircioğlu Caddesi ve Kordon Boyu'nda kısıtlamayla sessizlik hakim oldu.KütahyaKütahya'da kentin en yoğun bölgelerinden Zafer Meydanı, Cumhuriyet, Asım Gündüz ve Adnan Menderes caddeleri ile Atatürk Bulvarı sessizliğe büründü. Polis ekipleri önemli kavşaklarda denetimlerini sürdürüyor.YalovaYalova'da kısıtlama ile vatandaşların kalabalık olarak bulunduğu sahil bölümleri, parklar, meydan, cadde ve yollarda sessizlik hakim oldu. Polis ekipleri birçok noktada denetim yaparken kısıtlamaya uymayanlara da cezai işlem uygulandı.15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı ile Araştırma Kavşağı'nda oluşturulan noktalarda ise araçlar üzerinde inceleme yapan ekipler, kısıtlamaya uymayanlara yönelik işlem başlattı.
Yalnızlığını Gidermek İçin Aldığı Kuşu İşi Oldu
İSTANBUL (AA) - HİKMET FARUK BAŞER - İstanbul'da yaşayan 41 yaşındaki Köksal Arslan, hobi amaçlı yetiştirmeye başladığı muhabbet kuşlarına 20 yıldan bu yana tutkuyla ve sevgiyle bakıyor.Yaklaşık 20 yıl önce petshopun önünden geçerken bir muhabbet kuşu alan Arslan'ın zamanla kuşlarla arasında sevgi bağı oluştu. Muhabbet kuşları için Sancaktepe'de babasından kendisine kalan arsaya kuş yetiştirilebileceği bina yaptıran Arslan, dışarıya çıktığında kuşları görebilmek için kamera sistemi kurdu.Arslan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 20 yıl önce hobi amaçlı ve yalnızlığını gidermek için muhabbet kuşu aldığını, böylece kendisine bir arkadaş edindiğini söyledi. Zamanla kuşla arasında bir bağ oluştuğunu ifade eden Arslan, belli bir süre sonra hayvanlara ilgisinin daha da arttığını, muhabbet kuşu yetiştirmeye karar verdiğini anlattı.Arslan, babasından kendisine kalan arsada muhabbet kuşu yetiştirmek için iki katlı ev yaptığını dile getirerek, 'Muhabbet kuşlarına özel bir alan yaparak, profesyonel bir şekilde bakıp yetiştirmeye başladım. İlk muhabbet kuşumun ardından onlara büyük bir ilgim oluştu ve yetiştirmek istedim.' dedi.Muhabbet kuşu yetiştirmenin oldukça zor ve farklı olduğunu, sürekli onlarla ilgilenilmesi gerektiğini belirten Arslan, internetten araştırmalarla muhabbet kuşu üretimini öğrendiğini kaydetti.Arslan, suni döllenmeyle farklı ırkları renklendirmeye başladığını anlatarak, 'Şu anda 300 civarında muhabbet kuşum var ve hepsi farklı cinsten. Muhabbet kuşları benim çocuklarım gibi oldular. Hepsinin farklı karakteri var. Hepsinin ahlakını bilir, ona göre müdahale ederim. Beni tanırlar ve bana hiç kızmazlar. Onlara burada anne ve babalık yapıyorum. Onları görmeden duramıyorum. Bir yere gitmek zorunda kaldığımda onları görebilmek için kamera sistemi kurdum. Eşim de bana çok yardımcı oluyor. Ona üretim yerinin bir kısmını emanet ettim. Ömrüm el verdiğince bu işi yapmaya devam edeceğim.' dedi.'Pandemi döneminde muhabbet kuşlarına ilgi çok arttı'İnsanların yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle evlerinde daha çok zaman geçirdiğine, salgın döneminde muhabbet kuşlarına ilginin arttığına dikkati çeken Arslan, İstanbul başta olmak üzere Türkiye'nin farklı yerlerinden insanların kuş satın almak için kendisine ulaştığını bildirdi.Arslan, bazı kişilerin özel muhabbet kuşu aradığını, kendilerine ulaşanlara yardımcı olmaya çalıştıklarını belirtti. Pandemi döneminde evde kalan insanların arkadaş edinmek istediğini ifade eden Arslan, 'Pandemi döneminde muhabbet kuşlarına ilgi çok arttı. Evden çıkamayanlar bakımı kolay olan muhabbet kuşu satın alıp bakmaya başladı. Özellikle çocuklu aileler muhabbet kuşu almak istiyor. Aileler çocuklarının tabletle zaman geçirmesini istemiyorlar.' şeklinde konuştu.
Reklam