Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumlarına Yönetici Seçme Sınavı 14 Mart'ta Yapılacak
ANKARA (AA) - Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığı, 2021 Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumlarına Yönetici Seçme Sınavının (MEB-EKYS), 14 Mart'ta yapılacağını açıkladı.ÖSYM'nin internet sitesinden yapılan duyuruya göre, adaylar 5-11 Şubat'ta başvurularını, elektronik ortamda başvuru merkezleri aracılığıyla veya bireysel olarak 'https://ais.osym.gov.tr' internet adresinden ya da ÖSYM Aday İşlemleri Mobil uygulamasından gerçekleştirebilecek.Başvuruda Hayat Eve Sığar (HES) kodu isteneceğinden adayların, başvuru yapmadan veya başvuru merkezlerine gitmeden önce HES kodu edinmeleri gerekecek.Adaylar, HES kodunun nasıl edinileceği bilgisine, Sağlık Bakanlığının 'https://hayatevesigar.saglik.gov.tr' internet adresinden ulaşabilecek.Sınava ilişkin ayrıntılı bilgi ÖSYM'nin internet sitesindeki '2021-MEB-EKYS Kılavuzu'nda yer alıyor.
Güncelleme - Mehmetçik'ten Eren-7 Mercan-Munzur Operasyonu'nda "İyi Ki Varsın Eren" Mesajı
TUNCELİ (AA) - İçişleri Bakanlığınca, Tunceli'de 1062 personelin katılımıyla düzenlenen Eren-7 Mercan-Munzur Operasyonu'nda görevli komandolar, Munzur Dağları'nda kar üzerine sprey boyayla 'İyi ki varsın Eren' yazıp Türk bayrağı açtı.Bölücü terör örgütü PKK/KCK'yı ülke gündeminden tamamen çıkarmak ve bölgede barındığı değerlendirilen teröristleri etkisiz hale getirmek amacıyla 11 Ocak'ta başlatılan ve 11 Ağustos 2017 tarihinde Trabzon'un Maçka ilçesinde teröristlerin saldırısında şehit edilen Eren Bülbül’ün aziz hatırasına ithafen yapılan 'Eren' adı verilen operasyonlar sürüyor.Operasyonlar kapsamında Tunceli'de bugün başlatılan Eren-7 Mercan-Munzur Operasyonu çerçevesinde, İl Jandarma Komutanlığında görevli jandarma komando, jandarma özel harekat (JÖH) ile polis özel harekat (PÖH) ve güvenlik korucularından müteşekkil 59 operasyonel timden oluşan 1062 personel, karla kaplı Mercan ve Munzur dağlarında dondurucu soğukta teröristlerin izini sürüyor.Özel kışlık kamuflajlarıyla ATAK helikopterleri desteğinde karla kaplı sarp, dik ve ağaçlık arazileri didik didik arayan Mehmetçik, mağara ve sığınaklara da girerek teröristlerin barınma alanlarını yok ediyor.Operasyonda görevli bir grup komando da Munzur Dağları'nda kar üzerine sprey boyayla 'İyi ki varsın Eren' yazıp Türk bayrağı açarak Eren Bülbül'ü andı.'Eren’lere selam olsun…'Tunceli Valiliğinden konuya ilişkin yapılan açıklamada, kentte bölücü terör örgütünü tamamen ülke gündeminden çıkarmak ve bölgede barındığı değerlendirilen teröristleri etkisiz hale getirmek maksadıyla, İl Jandarma Komutanlığımızca bugün “EREN-7 Mercan-Munzur' operasyonu başlatıldığı hatırlatıldı.Operasyonun İl Jandarma Komutanlığınca yürütüldüğüne işaret edilen açıklamada, 'Operasyonda jandarma komando, jandarma özel harekat (JÖH), polis özel harekat (PÖH) ve güvenlik korucu timlerinden oluşan 1062 personel ile 59) operasyonel tim görev almaktadır. Eren’lere selam olsun…' ifadesine yer verildi.Valilik, ayrıca operasyona ilişkin görüntüler ile Trabzon'un Maçka ilçesinde 2017 yılında teröristlerin saldırısında şehit olan Eren Bülbül'ün fotoğrafının yer aldığı ve askerlerin 'Komando Marşı'nı seslendirdiği video klip ile operasyon sırasında çekilen fotoğrafları basın mensuplarıyla paylaştı
Batı Şeria'da Bir Filistinli, Yahudi Yerleşimci Saldırgan Tarafından Şehit Edildi
KUDÜS (AA) - İşgal altındaki Batı Şeria'da yasa dışı Yahudi yerleşim noktasındaki bir eve girmeye çalıştığı iddia edilen 34 yaşındaki Filistinli Halid Mahir Nevfel'in, bir Yahudi yerleşimci tarafından vurularak şehit edildiği bildirildi. İsrail ordusundan yapılan yazılı açıklamada, Nevfel'in sabah erken saatlerde Kalkilya yakınlarında yer alan yasa dışı Yahudi yerleşim noktasındaki bir eve girmeye çalıştığı ileri sürüldü. Bunun üzerine Er-risen tepesinde kurulan ve çiftlik olarak kullanılan yasa dışı Yahudi yerleşim noktasındaki bir Yahudi yerleşimcinin Nevfel'e ateş açtığı ve Filistinlinin hayatını kaybettiği belirtildi. Nevfel'in üzerinde ve aracında yapılan aramada silah veya bıçak bulunmadığı ifade edildi. Filistinli kaynaklar ise İsrail ordusunun, Ramallah yakınlarındaki Ras Karkar köyünde ikamet eden Nevfel'in ailesine oğullarının öldürüldüğü bilgisini verdiğini aktardı. Evli ve 4 yaşında bir çocuk babası olan 34 yaşındaki Nevfel'in Filistin Maliye Bakanlığında görev yaptığı kaydedildi. İşgal altındaki Batı Şeria'da çok sayıda irili ufaklı yasa dışı Yahudi yerleşim noktası bulunuyor. Çoğunluğunu fanatik Yahudilerin oluşturduğu bu noktalardaki Yahudi yerleşimciler, işgalin boyunduruğu altındaki Filistinliler için hayatı daha da zor hale getiriyor.
Uzmanlar Federasyonu'ndan Tsk Personeline İlişkin Kanun Teklifi Değerlendirmesi:
ANKARA (AA) - Uzmanlar Federasyonu Genel Başkanı Ali Tilkici, TBMM Milli Savunma Komisyonu'nda kabul edilen Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Personel Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'ne ilişkin değerlendirmede bulundu.Tilkici, yaptığı yazılı açıklamada, kanun teklifinde yer alan 5 maddelik düzenlemeyi yaklaşık 200 bin uzman çavuşun beklediğini belirterek, kanunun gelecekte mağduriyet yaşatmaması için sorunların tam çözülmesinin önemli olduğunu belirtti.Emeklilik yaş haddinin 55 olması nedeniyle vücudun yıpranması da gözetilerek 40 yaş üstü için yeni kadroların tüm personele açılması gerektiğini ifade eden Tilkici, şunları kaydetti:'Askerliğin temel disiplini olan ast-üst ilişkisi muhakkak getirilmelidir. Kıdemlerin rütbeden sayılması gerçekleştirilmelidir. 6000 Sayılı Kanun mağdurları ve açıktan emekli olanların zorunlu nedenlerle çalışmadıkları için uzman çavuş derece/kademesinden yararlanamadıklarından dolayı 1 derece verilmesi, geçmişe dönük maaş ve tazminat eksikliklerinin ödenmesi gereklidir.'
Samsun'da Kovid-19'U Yenen Hasta Sağlık Çalışanlarına Çiçek Dağıttı
SAMSUN (AA) - Samsun'da hastanede tedavi görerek yeni tip koronavirüsü (Kovid-19) yenen 57 yaşındaki Emine Yılmaz, sağlık çalışanlarına çiçek dağıttı.Nefes darlığı ve yüksek ateş şikayetiyle hastaneye başvuran Yılmaz'a, yaptırdığı testlerde Kovid-19 teşhisi konuldu. Gazi Devlet Hastanesinde 8 gün tedavi gördükten sonra sağlığına kavuşan Yılmaz, taburcu edilmesinin ve Kovid-19'u yenmenin mutluluğunu sağlık çalışanlarına çiçek dağıtarak paylaştı.Yılmaz, AA muhabirine, doktor ve hemşirelerin kendisi ile canları pahasına ilgilendiğini ve sağlığına kavuşmasında çok büyük emekleri olduğunu dile getirerek çiçek dağıtarak onlara teşekkür etmek istediğini belirtti.Gazi Devlet Hastanesi Başhekimi Emine Sehmen ise Kovid-19 nedeniyle dünyanın ve Türkiye'nin zor günlerden geçtiğini söyledi.Sağlık çalışanlarının bu süreçte büyük özveri gösterdiğine işaret eden Sehmen, 'Kovid-19'u yenen hastaların teşekkür etmesi, sağlık çalışanlarını onore etmesi bizlerin motivasyonunu artırıyor. Biz sağlıkta şiddet haberleri duymak istemiyoruz. Bu tip ince jestlerle çalışanlarımıza moral verilmesini arzuluyoruz. Hastalarımız da son dönemde bu tip jestlerini artırdı. Kovid-19'u yenen hastalarımız farklı yöntemlerle minnettar olduklarını gösteriyor, bu da bizi mutlu ediyor.' ifadesini kullandı.Sehmen, Kovid-19 salgınının hala bitmediğine dikkati çekerek temizlik, maske ve hijyen kurallarına uymaya devam etmenin önem taşıdığını vurguladı.Gazi Devlet Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Teoman Kaynar da hastanın kendilerine geldiğinde panik içinde olduğuna işaret ederek şunları kaydetti:'Hastamızın solunum sıkıntısı vardı, hastaneye yatırdık. Sağlık Bakanlığımızın ve Bilim Kurulunun önerdiği tedaviyi kendisine uyguladık. Geldiği zaman oksijen sıkıntısı yaşıyordu. Şimdi tamamen normal sınırlara geldi ve kendisini taburcu ediyoruz. Hastamızın çiçekle gelip tüm çalışanlara teşekkür etmek için dağıtması bizleri mutlu etti. Son dönemde bu tip jestlerle çok karşılaşıyoruz. Hastalarımızın bize bir güzel sözü, bizi daha güzel çalışmaya teşvik ediyor. Tüm sağlık çalışanlarımızda hastalarımıza en iyi şekilde tedavisi olması için mücadele ediyor.'
Mobil Aşı Ekipleri Köylerde Yaşlıların Hayır Duasıyla Karşılanıyor
SİNOP (AA) - GÖKHAN GÜCÜKLÜOĞLU - Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye'de yaşlı nüfus oranının en yüksek olduğu il Sinop'ta mobil aşı ekipleri, kentin en ücra köşelere kadar giderek yaşlılara yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı aşı yapıyor.İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan mobil aşı ekibi, köylerde 75 yaş üzeri vatandaşların evlerine giderek CoronaVac aşılarını uyguluyor. Yaşlılar, uygulamadan duydukları memnuniyeti ettikleri dualarla gösteriyor. Uzun bir yolculuğun ardından Göller köyüne ulaşan ekipler, burada ilk olarak sağlık sorunları nedeniyle evlerinden çıkamayan Adil ve Hamide Gedik çiftinin aşısını yaptı. 75 yaşındaki Hamide Gedik, AA muhabirine, aşı için gelen ekibi karşılarında görünce çok mutlu olduklarını söyledi. Eşinin yatağa bağımlı olduğunu, kendisinin de farklı sağlık sorunları bulunduğunu anlatan Gedik, 'Devletimiz zeval görmesin. Buraya kadar gelip aşılarımızı yaptılar. Allah onlardan razı olsun, ellerine ayaklarına sağlık. Allah'ım devletimize kuvvet versin, düşmanlardan korusun. Allah bin kere razı olsun.' ifadelerini kullandı.Adil Gedik ise her zaman durumlarına şükrettiklerini dile getirerek, 'Devletimiz sağ olsun. Evimize kadar geldiler. Çok şükür, aşımızı olduk. Bu virüs belasından inşallah en kısa sürede kurtuluruz.' dedi.'Ayaklarına kadar geldiğimiz için bize çok dua ediyorlar' Mobil aşı ekibinde görevli Dr. Hatice Demir de yaşlı vatandaşların evlerine kadar gitmelerinin onlara ayrı mutluluk verdiğini vurguladı. Demir, 'Yaşlılarımız bizleri görünce çok seviniyor. Özellikle ayaklarına kadar geldiğimiz için bize çok fazla dua ediyorlar. Böyle olunca biz de yaptığımız işle gurur duyuyoruz. İnsanlara bir faydamızın olduğunu görmek biz mutlu ediyor. Sağlık çalışanları olarak virüse karşı mücadelemiz hiç durmadan devam edecek.' ifadelerini kullandı.
Reklam
Ceylan Hemşirenin Bıçaklanmasına İlişkin Davada Sanığa 14 Yıl Hapis Cezası
İSTANBUL (AA) - Beşiktaş'ta eski kız arkadaşı hemşire Ceylan G.'yi tehdit edip bıçakla yaraladığı gerekçesiyle yargılanan tutuklu sanık Nazir Ilgın'ın, 'kasten öldürmeye teşebbüs' suçundan 14 yıl hapis cezasına çarptırılmasına karar verildi.İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanık Nazir Ilgın ve avukatları ile müdahil Ceylan G.'nin avukatları katıldı.Müdahil avukatı Çağrı Kılın, sanığın eylemini tasarlayarak gerçekleştirdiğini ve canavarca hisle müvekkilini öldürmek istediğini belirterek, cezalandırılmasını talep etti.Sanık Ilgın, mütalaayı kabul etmediğini ve tasarlayarak herhangi bir eylemde bulunmadığını savunarak, 'Öldürme kastıyla hareket etmedim. Şiddete eğilimli bir kişi değilim. 'Yaralama' suçundan cezalandırılmak istiyorum.' dedi.Sanığın avukatlarından Engin Siluşu, müvekkilinin yaralama kastıyla hareket ettiğini ve eylemi tahrik altında gerçekleştirdiğini belirterek, Adli Tıp Kurumu raporuna göre Ceylan G.'nin boynundaki kesilerin derin nitelikte olmadığı ve yüzeysel kesiler olduğunun tespit edildiğini söyledi.Sanığın diğer avukatı Yılmaz Aboşoğlu ise müvekkilinin Ceylan G.'den daha iri yapılı olduğunu dile getirerek, 'Müvekkil öldürme kastıyla hareket etse bunu gerçekleştirebilecek imkana sahipti. Sanık bu eylemi, Ceylan G'nin tahriki nedeniyle gerçekleştirmiştir. Müvekkilin kasten yaralama suçundan cezalandırılmasını talep ediyoruz.' diye konuştu.Davanın sona ereceği bildirilerek son sözü sorulan sanık Ilgın, 'Çok pişmanım. Ekonomik olarak da çok mağdur oldum. Son işyerim de kapanmak üzere. Tahliyemi istiyorum.' dedi.Mahkeme heyeti, sanık Ilgın'ı, müdahil Ceylan G.'ye yönelik 'kasten öldürmeye teşebbüs' eyleminden 14 yıl hapis cezasına çarptırdı.Sanık hakkında devam eden soruşturma ve davalar nedeniyle suça eğilimli kişiliği nedeniyle takdiri indirim uygulanmasına yer olmadığına hükmeden heyet, sanığın tutukluluk halinin devamına hükmetti.Olayın geçmişiBeşiktaş İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, 6 Haziran 2020'de Ceylan G'nin (29) eski erkek arkadaşı Nazir Ilgın'dan (25) şiddet gördüğü yönündeki şikayeti üzerine çalışma başlatmıştı.Polis ekiplerince gözaltına alınan Ilgın, sevk edildiği adli makamlarca adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.Ceylan G, 8 Haziran'da saat 21.45 sıralarında, Muradiye Mahallesi Deryadil Sokak'ta Ilgın tarafından önü kesilerek darbedilip elinden ve boynundan bıçakla yaralanmıştı. Ilgın ise olay yerinde suç aleti bıçakla gözaltına alınmış, emniyetteki işlemlerinin ardından çıkarıldığı nöbetçi hakimlikçe tutuklanmıştı.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma neticesinde Ilgın hakkında iki ayrı iddianame hazırlandı. Ilgın'ın, Ceylan G'yi 8 Haziran'da bıçakla yaralamasına ilişkin hazırlanan iddianamede 'kasten öldürmeye teşebbüs' suçundan 9 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması istenmişti.Nazir Ilgın hakkında hazırlanan diğer iddianamede ise Ceylan G'ye yönelik eyleminden dolayı 'tehdit, gece vakti konut dokunulmazlığını ihlal, kasten yaralama ve hakaret' suçlarından 3 yıl 4 aydan 9 yıl 9 aya kadar hapisle cezalandırılması talep edildi. Nazir Ilgın hakkında bu suçlardan açılan dava ise İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülüyor.
Yolcu Otobüsünde Üzerinde Uyuşturucu Ele Geçirilen Zanlı Gözaltına Alındı
KIRŞEHİR (AA) - Kırşehir'de durdurulan yolcu otobüsünde, üst araması ve çantasında uyuşturucu bulunan şüpheli gözaltına alındı.Ankara-Kayseri kara yolunda kontrol faaliyeti gerçekleştiren jandarma ekipleri, Malatya plakalı yolcu otobüsünü durdurdu.Otobüsteki yolcu M.A'nın üstünde ve çantasında arama yapan ekipler, 301 gram metamfetamin ve 2 gram skunk ele geçirdi.Gözaltına alınan şüphelinin jandarmadaki işlemleri sürüyor.
Reklam
77 Yaşındaki Kadını Öldürüp Evinden Hırsızlık Yaptığı Öne Sürülen Sanıkların Yargılanmasına Başlandı
İSTANBUL (AA) - Bakırköy'de, 77 yaşındaki Meral Ahmetoğlu'nu öldürüp evindeki değerli eşyaları çaldıkları gerekçesiyle biri tutuklu 3 sanığın 'nitelikli kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet, 'nitelikli yağma' suçundan 10 yıldan 15'er yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanmalarına başlandı.Bakırköy 19. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanık Recep Yaz, tutuksuz sanıklar Uğurcan Macit ve Mertcan Macit ile avukatları katıldı.Duruşmada, maktul Meral Ahmetoğlu'nun kızı Gamze Özyasan ve avukatı da hazır bulundu.Savunma yapan tutuklu sanık Recep Yaz, döner büfesinde kurye olarak çalıştığını, maktulü ara ara yemek siparişi verdiği için tanıdığını belirterek, olaydan 2 ay önce maktulün 6 liralık döner siparişi verdiğini ancak parası olmadığını söyleyerek ödeme yapmadığını, kendisinin de borç verdiğini söyledi.Mahkeme Başkanı'nın 'Emniyetteki ifadende 60 lira demişsin.' sözleri üzerine sanık Yaz, 'Yanlış yazmışlar. 6 lira.' dedi. Sanık Yaz, 2 aylık sürede maktulün sipariş vermediğini, ara ara giderek borcunu ödemesini istediği maktulün kendisini oyaladığını ifade ederek, 'Maktul, olay günü akşam saatlerinde 6 liralık borcu istemek için gittiğimde 'Kaçıyor muyum, vereceğim.' diyerek anne ve babama küfretti. O tarihte anne ile babam ayrı olduğu için zoruma gitti. Sinirlendim, eve girdim. Tezgahın üstünde ip vardı, maktulün boğazını sıkarak öldürdüm. Sonrasında evi karıştırarak telefon, yüzük ve 2 banka kartı aldım. Kapıyı çekerek evden çıktım. Kendi evime gittim ve 6 gün sonra yakalandım.' diye konuştu.Diğer sanıklar Mertcan ve Uğurcan Macit'in isimlerini öfkeyle söylediğini ve onların aleyhine verdiği ifadeleri kabul etmediğini dile getiren sanık Yaz, 'Onlarla aramda husumet olacak bir olay da yaşanmadı. Onların isimleri aklıma geldi. Polis beni yakalamadan önce Uğurcan Macit'e böyle bir olay yaptığımı söylemiştim, bana inanmamıştı.' dedi.Tutuksuz sanık Mertcan Macit savunmasında, maktulü tanımadığını, evini bilmediğini ifade ederek, sanık Recep Yaz'ı 6 yıl öncesinden ailesinin kapıcılık yapmasından dolayı tanıdığını ve bir yıl kadar önce bodrumda duran müzik kolonlarını sattığını ve kendilerine 'Parasını ödeyeceğim.' dediğini anlattı.Sanık Macit, sanık Recep Yaz'ın ağabeyi Uğurcan Macit'e bir telefon bırakarak, kolon parası karşılığı verdiğini söylediğini aktararak, 'Ağabeyim de telefonu kullanmam için bana verdi. İçinde sim kart yoktu, format atılmıştı. Ben de bu telefona hattımı takıp kullanmaya başladım. 2-3 gün sonra kapıya polisler geldi, telefonu sordular. Olayı karakolda öğrendim. Recep Yaz'ın beni neden suçladığını bilmiyorum, kolonlar dışında aramızda bir husumet yaşanmadı. Suçlamaları kabul etmiyorum.' şeklinde savunma yaptı.'Maktulden aldıklarını düğün hediye vermiş'Tutuksuz sanık Uğurcan Macit de savunmasında, kardeşinin anlattığı şekilde olayların yaşandığını, takside çalışırken sanık Recep Yaz'ın telefonu müzik kolonlarının karşılığında verdiğini söylediğini anlattı.Sanık Macit, savunmasında şunları kaydetti: 'Nikah yapmıştım, Recep Yaz, bir kadın yüzüğü ve saati vererek, 'Bunlar sana düğün hediyem olsun.' dedi, ayrıldı. Birkaç gün sonra Recep Yaz, Batuhan Yazıcı ile yanıma geldi, gülerek 'Ben bir kadın öldürdüm.' dedi. Hal ve hareketlerinden inanmadım. Batuhan'a da 'Siz beraber kalıyorsunuz, evde korku filmi mi izliyorsunuz?' diye sordum. 2-3 gün sonra olayı öğrendim. Maktulü tanımam, evini bilmem. Recep'in neden bizim ismimizi verdiğini bilmiyorum.' Tanık Batuhan Aynacı, Recep Yaz'ı mahalleden tanıdığını, Uğurcan Macit ile birlikteyken Recep Yaz'ın gülerek 'Ben birini öldürdüm.' dediğini ancak Recep'i tanımaları ve söyleyiş tarzından inanmadıklarını söyledi.Maktul Meral Ahmetoğlu'nun kızı müşteki Gamze Özyasan, annesinin yalnız yaşadığını belirterek, şunları söyledi: 'Ulaşamayınca eve çilingir yardımıyla girdik. Çok feci şekilde bulduk annemi. Evin her yeri karıştırılmıştı. Şikayetçiyim. Duruşmadan önce eşim büfe sahibiyle görüştü, koronavirüs salgını nedeniyle annemin öldürüldüğü tarihte büfenin faaliyette olmadığını ve annemin büfeye herhangi bir borcu olmadığını söyledi. Ayrıca annemin öldürülmesinden sonra da telefon üzerinden bir uygulamadan 1000 liralık harcama yapılmış, faturaya yansıtılmış. Sanıkları tanımıyoruz, ayrıca annem küfreden bir insan da değildi.'Müştekinin ifadelerine karşılık sanık Recep Yaz, alışveriş yapmadığını savunarak, 'Maktulün evinden ayrıldıktan sonra sim kartını çöpe attım. Ertesi gün telefonu diğer sanığa verdim. Ben müzik kolonu almadım. Beni sorumlu tutarak, parasını vermemi istediler. Olay büyümesin diye telefonu ve yüzüğü verdim. Mertcan Macit'in telefonunun ekranı çatlamış, Uğurcan Macit benden telefon istedi. Kolon parasını tahsil etmek için Uğurcan Macit’e telefonu verdim. Yüzüğü de satarak parasını kalan borca saysın diye verdim.' diye cevap verdi.Mahkeme heyeti, Cumhuriyet savcısının talebi doğrultusunda, sanıkların olay öncesi ve sonrası HTS raporlarının alınmasına, büfe sahibin tanık olarak dinlenilmesine, eksik hususların giderilmesine ve sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek, duruşmayı erteledi.İddianamedenBakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, 9 Nisan 2020'de Bakırköy'de 77 yaşındaki Meral Ahmetoğlu'nun evinde ölü bulunduğu, maktulün adresinden 5 Nisan'da sanık Recep Yaz'ın çıktığı belirtiliyor.İddianamede, sanık Recep Yaz'ın ifadesinde, Bakırköy'de bir büfede kuryelik yaptığını, maktulün kendisine 1,5 ay öncesinden 60 lira borcu olduğunu, patronunun bu parayı maaşından kesmesi üzerine maktulden istediğini, kendisine küfür ettiği gerekçesiyle maktulü iple boğarak öldürdüğünü anlattığı aktarılıyor. Ahmetoğlu'nun, iki yüzük, saat, cep telefonu ile 3 banka kartını alarak evden ayrıldığını belirten sanığın, yüzüğü, kol saatini ve cep telefonunu olay sonrasında sanıklar Mertcan Macit ve Uğurcan Macit'e verdiğini söylediği kaydediliyor.İddianamede, 30 günlük tutukluluk incelemesi sorgusunda hakimliğe itirafta bulunan sanık Recep Yaz, bu suçun kendisine üstlendirildiğini, diğer sanıklar Uğurcan Macit ve Mertcan Macit'in baskısı ve darbı üzerine hırsızlık olayına katıldığını söylediği belirtiliyor.Sanık Yaz'ın itirafı üzerine diğer sanıklar Uğurcan Macit ve Mertcan Macit'in de soruşturmaya dahil edildiği aktarılan iddianamede, bu sanıkların da Yaz'ın kendilerinden aldığı oto teybini geri getirmediğini, istediklerinde de cep telefonu, yüzük ve saat verdiğini, öldürme ve yağma olaylarıyla ilgili hiçbir bilgilerinin olmadığını söyledikleri ifade ediliyor.Maktul Ahmetoğlu'nun evinde toplanan parmak izlerinin 17'sinin Recep Yaz'a ait olduğu belirtilen iddianamede, sanıkların alacak isteme bahanesiyle eve girip soygun yapmak maksadıyla maktulü boğarak öldürdükleri ve eşyaları alarak kaçtıkları belirtiliyor.İddianamede, sanıklar Recep Yaz, Uğurcan Macit ve Mertcan Macit'in 'nitelikli kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet, 'nitelikli yağma' suçundan ise 10 yıldan 15'er yıla kadar hapis cezasına çarptırılması isteniyor.
Belediye İçin "Küçük" Engelli Kardeşler İçin "Büyük Hizmet" Hayata Geçti
KAHRAMANMARAŞ (AA) - MUAMMER COŞKUN - Kahramanmaraş'ın Andırın ilçesinde, doğuştan yürüme engelli 21 yaşındaki Erbay ile 8 aylıkken geçirdiği rahatsızlık sonucu yürüme yetisini kaybeden 11 yaşındaki kardeşi Berna Pürlüpınar, evlerinin önüne salıncak yapılması ve bahçenin gezmelerine uygun hale getirilmesiyle büyük sevinç yaşadı.Andırın Belediye Başkanı Ahmet Doğan, kırsal bölgede yer alan Karapınar Mahallesi'nde yürütülen yol yapım çalışmalarını incelediği sırada tekerlekli sandalyeyle yanına gelen Berna Pürlüpınar ile tanıştı. Pürlüpınar'ın kendisinden salıncak talep etmesi üzerine Başkan Doğan, aileyle görüştü.Dört çocuklu Adil ve Rahime Pürlüpınar çiftiyle bir araya gelen Doğan, Berna'nın ağabeyi 21 yaşındaki Erbay'ın da yürüme engelli olduğunu gördü.Kardeşlerin engebeli ve toprak olan evin bahçesinde tekerlekli sandalyeyle ilerlemekte güçlük yaşadığını öğrenen Doğan, çocukların mutluluğu için evin bahçesinde düzenleme yapma kararı aldı.Salıncak kuruldu, bahçeye parke zemin yapıldı Baba Adil Pürlüpınar, AA muhabirine, oğlu Erbay'ın doğuştan yürüme engelli olduğunu, kızının ise 8 aylıkken rahatsızlandığını aktararak her iki çocuğunun yaşamını tekerlekli sandalyede sürdürdüğünü söyledi.Kızı Berna'nın yolda tesadüfen karşılaştığı Andırın Belediye Başkanı Ahmet Doğan'a talebini ilettiğini ifade eden Pürlüpınar şunları söyledi:'Berna salıncak istedi. Parka gitmeyi çok istiyor. Çocuklar içeride duramıyor. 'Yolda gezelim, parka gidelim.' diyorlar. Başkan Doğan güzel bir salıncak yaptırdı. Şimdi orada oynuyor, salıncağa biniyor. Evimizin önü topraktı, çocukların tekerlekli sandalyeyle gezmeleri sıkıntı oluyordu. Sağ olsunlar burayı da yaptılar. Şimdi çocuklar rahat rahat gezebiliyorlar. Bu hizmetten dolayı teşekkür ediyoruz.'Berna Pürlüpınar da hayalleri gerçeğe dönüştüğü için çok mutlu olduğunu, bundan sonra daha rahat dışarıda dolaşıp salıncağında zaman geçirebileceğini belirterek emeği geçenlere teşekkür etti.Belediye Başkanı Ahmet Doğan ise bu hizmetle çocukların ve ailelerinin çok mutlu olduğunu anlatarak, 'Biz de bu sevince ortak olduk.' dedi.Doğan, Berna ile arasında güzel bir iletişim oluştuğunu, aileye bundan sonra da destek olmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.
Reklam
İdob'un Düzenlediği 8. Ulusal Resim Yarışması'na Başvurular Başladı
İSTANBUL (AA) - İstanbul Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü'nün (İDOB), 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla bu yıl sekizincisini düzenleyeceği resim yarışmasına başvurular alınmaya başladı.'Opera ya da bale denince aklına ne geliyor?' konulu yarışmaya, 7-11 yaş grubundaki çocuklar katılabilecek.Pandemi dolayısıyla 2020'de ertelenen etkinlik, bu yıl ilk kez online olarak gerçekleştirilecek. Her yıl, Türkiye’nin dört bir yanından yoğun ilgi gören yarışma, çocukların, opera ve bale sanatına ilgisini arttırmak amacıyla düzenleniyor. Hayatında hiç opera ve bale temsili izlememiş çocuklar da hayallerindekini resimlerine yansıtarak yarışmaya katılabilecek.Yarışmanın değerlendirmesi ise İDOB ressamları ve Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği üyesi ressamlar tarafından yapılacak.Dereceye girenler, Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası’nda 23 Nisan'da gerçekleşecek ödül töreninde açıklanacak. Yarışmayı kazanan ve sergilenmeye hak kazanan resimler, 23 Mayıs'a kadar fuaye alanında sergilenecek.Yarışmada dereceye giren ilk üç öğrenci, Denizbank tarafından hediye edilen tablet ile ödüllendirilecek. Ayrıca resim yapmak için malzemeler, kitaplar ve İDOB çocuk oyununa iki kişilik davetiye de kazanan çocuklara takdim edilecek. Her yıl olduğu gibi, birinci olan resim, bir sonraki yılın yarışma afişinde görseli olarak kullanılacak.Resim yarışmasına 1 Nisan'a kadar, 'idobcocuk@gmail.com' adresi üzerinden başvuru yapılabilecek.
İdob'un Düzenlediği 8. Ulusal Resim Yarışması'na Başvurular Başladı
İSTANBUL (AA) - İstanbul Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü'nün (İDOB), 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla bu yıl sekizincisini düzenleyeceği resim yarışmasına başvurular alınmaya başladı.'Opera ya da bale denince aklına ne geliyor?' konulu yarışmaya, 7-11 yaş grubundaki çocuklar katılabilecek.Pandemi dolayısıyla 2020'de ertelenen etkinlik, bu yıl ilk kez online olarak gerçekleştirilecek. Her yıl, Türkiye’nin dört bir yanından yoğun ilgi gören yarışma, çocukların, opera ve bale sanatına ilgisini arttırmak amacıyla düzenleniyor. Hayatında hiç opera ve bale temsili izlememiş çocuklar da hayallerindekini resimlerine yansıtarak yarışmaya katılabilecek.Yarışmanın değerlendirmesi ise İDOB ressamları ve Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği üyesi ressamlar tarafından yapılacak.Dereceye girenler, Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası’nda 23 Nisan'da gerçekleşecek ödül töreninde açıklanacak. Yarışmayı kazanan ve sergilenmeye hak kazanan resimler, 23 Mayıs'a kadar fuaye alanında sergilenecek.Yarışmada dereceye giren ilk üç öğrenci, Denizbank tarafından hediye edilen tablet ile ödüllendirilecek. Ayrıca resim yapmak için malzemeler, kitaplar ve İDOB çocuk oyununa iki kişilik davetiye de kazanan çocuklara takdim edilecek. Her yıl olduğu gibi, birinci olan resim, bir sonraki yılın yarışma afişinde görseli olarak kullanılacak.Resim yarışmasına 1 Nisan'a kadar, 'idobcocuk@gmail.com' adresi üzerinden başvuru yapılabilecek.
Sivas'ta İki Kardeş Doğal Gaz Zehirlenmesi Şüphesiyle Hastaneye Kaldırıldı
SİVAS (AA) - Sivas'ta yaşadıkları evde doğal gaz sızıntısından etkilendiği düşünülen iki kardeş hastaneye kaldırıldı.Kaleardı Mahallesi Gökmedrese Caddesi Onur Apartmanı'nda ikamet eden Y.H.K. (2) ve kardeşi Ş.K'nin (5) sabah mide bulantısı şikayeti yaşaması üzerine anne ve babası sağlık ekiplerinden yardım istedi.Doğal gaz zehirlenmesi şüphesiyle bölgeye polis ve 187 Doğal Gaz Acil ekipleri de sevk edildi.Sağlık ekiplerince evde yapılan müdahalenin ardından Sivas Numune Hastanesi'nde tedavi altına alınan kardeşlerin durumunun iyi olduğu öğrenildi.Doğal gaz ekipleri de evdeki tesisatta sızıntı olup olmadığını inceledi.
Reklam
Sivas'ta Karla Mücadelenin "Kahramanları" Yolları Açık Tutmak İçin Çaba Gösteriyor
SİVAS (AA) - Sivas'ın kırsal bölgelerinde etkili olan kar yağışının ardından karla mücadele ekipleri yolları ulaşıma açık tutmak için yoğun çalışıyor. İl Özel İdaresinin karla mücadele ekipleri, kırsaldaki yerleşim yerlerinin kapalı yollarını yeniden ulaşıma açmak için iş makineleri ile çalışmalarını sürdürüyor. Bazı bölgelerde kar kalınlığının iş makinelerinin boyuna ulaştığı görüldü.Kangal ilçesi Bektaş ve Aktepe köylerinde yüksek rakımlı bölgelerde etkili olan kar yağışı, hayatı olumsuz etkiledi.Kar nedeniyle yerleşim yerlerinin birçoğunun yolu ulaşıma kapandı. İl Özel İdaresinin karla mücadele ekipleri, yolları yeniden ulaşıma açmak için iş makineleriyle çalışıyor.
Reklam
Hakkarili Gençler Tahta Kayak Takımlarıyla Profesyonel Kayakçılara Taş Çıkartıyor
HAKKARİ (AA) - SAYİM HARMANCI / SIRAÇ KARADENİZ - Hakkari'nin Şemdinli ilçesine bağlı Aşağı Kayalar köyünde kendi imkanlarıyla kayak takımı yapan gençler, karla kaplı tepelerde profesyonel kayakçıları aratmayan performans sergiliyor. Kışın çetin geçtiği Hakkari'de, son günlerde etkili olan yağışlarla yaklaşık 1,5 metreye ulaşan kar, yaşamı zorlaştırmasının yanında renkli görüntülere de sahne oluyor. Kırsal kesimlerde yaşayan kent sakinleri zorlu kış şartlarına rağmen 'beyaz çile'yi eğlenceye dönüştürmek için farklı yöntemlere başvuruyor. Şemdinli ilçesine 23 kilometre mesafedeki Aşağı Kayalar köyünde gençler, yörede yaygın bulunan ve dayanıklılığıyla bilinen dişbudak ağacını kalıplarla şekillendirip kayak takımına dönüştürüyor. 'Liyan' dedikleri takımı kayış ve iple ayaklarına sabitleyen gençler, yaklaşık 2 saatte tırmandıkları karla kaplı tepelerden kayarak köye kadar iniyor. Zaman zaman düşerek tehlike atlatsalar da bu eğlenceden vazgeçmeyen gençler, kayak pistine dönüştürdükleri yamaçlarda yaptıkları hareketlerle usta kayakçılara taş çıkartıyor.'İşçilik gerektiriyor'Gençlerden Hüsamettin Eren, AA muhabirine, kayak yapmanın kışın köydeki tek sosyal aktivite olduğunu söyledi. Kayak takımlarını kendi imkanlarıyla yaptıklarını belirten Eren, yapım sürecini şöyle anlattı: 'Malzemeleri yapmak işçilik gerektiriyor. Ağaçtan aynı ebatlarda iki parça keserek 20 gün kurumaya bırakıyoruz. Daha sonra kalıptan geçirerek belirli bir şekle getiriyoruz. Hazır olduğu zaman üstüne kayış sabitliyoruz. Altını da pürüzsüz hale getirdikten sonra kullanıyoruz. Kayak takımları pahalı olduğu için kendi imkanlarımızla yapıyoruz. Yüksek tepelere çıkarak kayıyoruz.' 'Profesyonel kayakçıları bekliyoruz'Cemal Avcı da dayanıklı olduğu için kayak takımlarını yaparken dişbudak ağacını tercih ettiklerini aktardı.Kayak merkezlerinin uzak olması nedeniyle köydeki karlı yamaçları piste dönüştürdüklerini dile getiren Avcı, 'Yorucu olduğu kadar eğlenceli bir etkinlik. Kayak takımlarını herkes yapamıyor ama hemen hemen her evde görmek mümkün. Şu anda bazı yerlerde 1,5 metre kar var. Bunu fırsat bilerek kayak takımlarını çıkardık. 2 saatte tırmandığımız tepelerden yarım saatte iniyoruz. Profesyonel kayakçıları da buraya davet ediyoruz. Onlarla birlikte kayak yapmak güzel bir etkinlik olur.' diye konuştu.
İşsizlik Ve Kısa Çalışma Ödeneği Ödemeleri Bugün Yapılacak
ANKARA (AA) - Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, işsizlik ve kısa çalışma ödeneği ödemelerinin bugün yapılacağını bildirdi.Selçuk, yazılı açıklamasında, ödemelerin banka hesaplarına yatırılacağını, IBAN bilgileri bulunmayan vatandaşlara da PTT üzerinden ödeme gerçekleştirileceğini kaydetti.
Analiz - ABD'de Sular Durulmuyor: Biden'ın Kararname Fırtınası Çözüm Olabilecek Mi?
İSTANBUL (AA) -HELİN SARI ERTEM- ABD'’de Joe Biden dönemi tıpkı Donald Trump yönetiminde olduğu gibi bir dizi başkanlık kararnamesiyle başladı. Geniş kapsamlı bu kararnameler daha çok Trump’ın ülke imajına ve demokratik değerlerine içeride ve dışarıda verdiği zararı acilen azaltma amaçlı. Ancak söz konusu kararname fırtınası Amerikan siyaset sahnesinde yeni tartışmaların da tetikleyicisi durumunda. Özellikle Cumhuriyetçiler Başkan Biden’ın, kararname çıkarma yetkisini kötüye kullandığı görüşünde. Biden yürütmeyi yasamadan daha öncelikli kılmakla ve birlik vurgusunu göz ardı etmekle itham ediliyor.​​​​​​​ABD’de başkanlar zamandan kazanmak için kanun hükmünde kararnameler yoluyla icraatta bulunabiliyor. Ancak elbette bu icraatlar yargı denetimine açık ve gerekirse iptal edilebilir nitelikte. Başkanlığının ikinci haftasını dolduran Biden, şu ana kadar çok sayıda genelgenin yanı sıra 9’u göç konusuyla ilgili olmak üzere toplam 28 kanun hükmünde kararname imzalamış durumda. Yürütme yetkisini bu kadar yoğun kullanma bağlamında Biden’ı 1930’lardan bu yana göreve gelen en aktif başkan olarak tanımlayanlar var. Aynı konuda büyük eleştiri alan Trump’ın ilk bir ayda imzaladığı kararname sayısının 12 olduğu hatırlanınca Biden’ın hızlı icraatları daha çok dikkat çekiyor.ABD’de adeta zamana karşı bir yarış, “hastalanarak” genel seyrinden çıkan sistemi bir an önce eski haline döndürme çabası var. Bu yöntem Biden yönetimince hem küresel bazda bir imaj tazeleme hem de içeride bozulan toplumsal uyumu yeniden sağlama aracı olarak kullanılıyor. Bununla birlikte doğrudan yaptırımdan çok güçlü bir siyasi duruşu sembolize ediyor, çünkü söz konusu kararnamelerin yürürlüğe girmesi, çeşitli hukuki prosedürler ve tartışmalar eşliğinde gerçekleşiyor. Bu nedenle de gerçek etkilerinin kısa sürede değil, orta ve uzun vadede hissedilmesi daha olası. Ancak bu durum, söz konusu kararnamelerin kamuoyuna ve kurumlara önemli bir mesaj verdiği ve dolayısıyla seçmen algısını etkilediği gerçeğini unutturmamalı. Biden’ın imza attığı kararname ve genelgeler arasında; Müslüman 7 ülke vatandaşlarına Trump döneminde getirilen ABD’ye seyahat yasağını kaldırmak, Paris İklim Anlaşması’na ve Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) geri dönmek, Meksika sınırına duvar inşası kararını askıya almak, küçük yaşta aileleriyle kaçak olarak ABD’ye gelen çocukların korunmasını sağlayan programı yeniden yürürlüğe sokmak ve ırksal eşitlik tedbirlerini artırmak gibi tedbirler sayılabilir. Görüldüğü üzere bu başlıklar daha çok Biden’ın seçim sürecinde verdiği, Trump döneminde bozulan sistemi “restore etme” sözüyle uyum içinde. Biden kararnameler yoluyla pandemi nedeniyle iyice yıpranan sağlık sistemini ve ekonomiyi de toparlamaya çalışıyor. Federal bina ve yerleşkelerde maske takmayı zorunlu hale getiriyor; dar gelirliler için uygulanan sağlık sistemini (Obamacare) geri getiriyor ve federal çalışanların saatlik asgari ücretini 15 dolara çıkarıyor. Ancak tüm bunları yaparken, iç siyaset sahnesindeki muhalif gruplarla da karşı karşıya geliyor.Cumhuriyetçiler yürütmenin yasamayı göz ardı ettiği görüşündeCumhuriyetçi senatörlerin bir kısmı Başkan Biden’ın kararnameler yoluyla Demokrat Parti’nin önceliklerini hayata geçirdiğini, bu nedenle de yemin töreninde yaptığı tarafsız duruş ve birlik vurgusuna zarar verdiği görüşünde. Biden yönetimi ise önceliklerinin yasa çıkarmak değil, yürürlükteki kötü politikaları yok etmek olduğunu; ilerleyen zamanda yasama sürecine daha fazla ağırlık verileceğini vurguluyor. ABD başkanlarının kendilerinden önceki yönetimlerin politikalarını, kararnameler yoluyla tersine çevirme çabası yeni bir durum değil. Bunun son örneklerini, yasadışı Irak müdahalesi ile Amerikan karşıtlığını dünya çapında zirveye taşıyan George W. Bush yönetiminin verdiği zararı silmeye odaklanan Obama döneminde ya da Obama’nın sosyal devlet politikalarını kararnameler yoluyla yok etmeye çalışan Trump yönetiminde de görmüştük.Dolayısıyla aslında ABD’de şu an dikkat çeken, Biden’ın amaç ve yönteminden ziyade, bu yöntemi yani başkanlık kararnamelerini kullanma hızı. ABD demokratik teamüllerin; denge ve denetleme sisteminin yoğun olarak işletildiği ülkelerden biri. Her ne kadar başkan dünya kamuoyunun gözünde en dikkat çekici figür olsa da ABD yönetiminin merkezinde aslında güçlü bir yasama anlayışı yer alıyor. Washington’da bu durum, Beyaz Saray (White House) ve Kongre (The Capitol) arasındaki mimari ölçek farkıyla bile rahatlıkla hissedilebilir. Kamuoyunun önündeki o gösterişli imaja tezat, aslında başkanların icraatları yasama ve yürütmenin güçlü denetimi altındadır. Kongrenin iki kanadını oluşturan Temsilciler Meclisi ve Senato yargının da desteği ile başkanı dengeler ve keyfi davranışlarının önüne geçer. Kişinin değil, kurumların gücüne vurgu yapan bu sistem, Trump döneminde ciddi bir yara almıştı. Biden yönetimi şimdi bu yaraları hızlıca sarma amacında ama burada ironik olan, Trump’ın bıraktığı kötü izlerin, yine Trump ile öne çıkan, kanun hükmünde kararname yöntemiyle silinmeye çalışılması. Dolayısıyla da Amerikan sisteminde kararnamelerin giderek daha güçlü bir teamül halini alması.Yasama sürecini beklemek yerine ülkeye kararnameler yoluyla çeki düzen vermek, ABD’nin sadece toplumsal olarak değil, yasama ve yargı bağlamında da darda olduğunu gösteriyor. Başkan Trump’ın giderayak, Yüksek Mahkeme’ye Cumhuriyetçi bir isim ataması ve hukuki süreçleri kendi partisi lehine değiştirmeye çalışması da sistemin hassas dengeler üstüne kurulduğunu ve pek de kusursuz olmadığını gösteriyordu. Bilindiği üzere, Yüksek Mahkeme üyeleri başkanlık kararnamelerini, Anayasaya uygun olmadıkları gerekçesiyle iptal edebiliyor. Kongre üyeleri de başkanlık kararnamelerini engellemek için yasa önergeleri sunabiliyor.Kararname odaklı yönetim şekli küresel eğilimin bir parçası mı?Aslına bakılırsa, başkanlık kararnamelerine dayalı yönetim tarzı, birkaç açıdan “zamanın ruhuyla” da uyum içinde. Bilindiği üzere, dünya genelinde otoriter yönetim anlayışına doğru bir gidişat var. Liderler, koalisyonlara dayalı yönetim şeklinden ve uzun tartışma süreçlerinden giderek uzaklaşarak, daha hızlı karar alma yoluna gidiyor. Müzakerelerin uzaması “iktidar” için bir zaman kaybı olarak görülüyor. Siyaset pek çok ülkede “farklı çıkarları uzlaştırma sanatı” olmak yerine, görece çoğunluğun, kalan azınlığa kendi görüşlerini dayattığı bir mecra halini alıyor. Popülist söylemlerle kitlelerin harekete geçirilmesi, ama aynı zamanda tehlikeli bir şekilde kutuplaştırılması, kolaylaşıyor. “Yumuşak gücün” yerini, gerekli teknolojik donanıma sahip otoriter rejimlerin siber saldırılara, dezenformasyona ve manipülasyona dayalı “keskin güç” uygulamaları alıyor.ABD de “zamanın ruhundan” kendi payına düşeni almış durumda. Demokrasi söylemiyle öne çıkan Biden, yasama yolunu erteleyerek, göreve gelir gelmez kararnamelere bel bağlıyor, çünkü yasama süreci uzun ve meşakkatli. Üstelik, hep söylendiği gibi, ABD toplumu ve onun en önemli yansıması olan Kongre hiç olmadığı kadar kutuplaşmış durumda. Cumhuriyetçiler ve Demokratlar artık birbirini dinlemiyor, uzlaşmak istemiyor, birinin “ak” dediğine öteki “kara” diyor. Bu şartlar altında Biden’ın, zararı tamir etme amacıyla da olsa, geleneksel yasama süreçleri dahilinde sonuç alması uzun bir çaba gerektiriyor. ABD geleneğinde daha önce de var olan ancak çok sık kullanılmayan kararnameler, işte bu noktada başkan için kolaylaştırıcı bir araca dönüşüyor. İktidar için hızlı bir icraat ve kararlılık göstergesi olan bu kararnameler, muhalefet kanadında önemli bir eleştiri konusuna dönüşüyor ve demokratik bir yöntem olarak görülmüyor.Göç politikaları hayati önemdeABD’deki en büyük kırılma noktalarından biri yasadışı göç konusu. Latin Amerika’dan ABD’ye yönelen yoğun göçmen akışı Cumhuriyetçi grupların önde gelen eleştiri konularından biri. Trump döneminin kutuplaştırıcı, popülist söyleminde, göçmen gruplar ülke için bir “güvenlik tehdidi” ve “ekonomik yük” olarak lanse edilmişti. Biden’ın bu kanaati paylaşan ABD vatandaşlarının algısını, kararnamelerle bir gecede yok etmesi mümkün değil. Yasadışı göçmenlerin sınır dışı edilmesine 100 günlük bir erteleme getiren kararname, şimdiden federal yargıçlardan biri tarafından süreli olarak engellenmiş durumda. Meksika sınırından gelen göçmen akışı durdurulamazsa, 2022’deki ara seçimlerde Biden, Cumhuriyetçilere önemli bir koz vermiş olacak. Daha da önemlisi, ülke göç konusu üzerinden daha da kutuplaşacak. Ancak yasadışı göç ve diğer tüm tartışmalı konularda Biden’ın vaatlerini Kongre üzerinden gerçekleştirmesi hiç kolay değil. Bu da elindeki en güçlü seçeneğin başkanlık kararnameleri olmasına neden oluyor.Biden, Kongre’de aylar sürecek kilitlenmeler yerine, Anayasaya aykırı davrandığı ya da anti-demokratik olduğu yönündeki eleştirilere göğüs germeyi tercih ediyor. Bu ise hem yeni yargı süreçlerine kapı aralıyor hem de bir sonraki başkan farklı partiden olursa, tüm yapılanların yeni kararnamelerle bir çırpıda silinip atılması tehlikesini içinde barındırıyor. Bu ise, sağlam ve istikrarlı yapısıyla ün kazanmış ABD yönetim sistemini, değişen koşullara uyum sağlamakta zorlanan, belirsiz bir geleceğe mahkûm ediyor ve bir yap-boz tahtasına dönüştürüyor. Ne yazık ki, bundan en fazla zarar görecek olanlar yine, daha iyi bir gelecek hayaliyle rotasını ABD’ye çeviren göçmenler ve diğer azınlık grupları.Önümüzdeki dört yıllık süreçte Biden’ın başarısının anahtarı, kişisel ya da partizan tercihleri o ya da bu yolla hayata geçirmekte değil, ABD’nin insan hakları ve demokratik değerlere dayalı ideallerini yasal garantilerle güçlendirmekte ve kalıcı, kurumsal bir kimliğe kavuşturmakta yatıyor. Bu ise Amerikan sisteminin, değişen yerel ve küresel gerçekler ışığında yeniden reforme edilmesini; ancak bunu yaparken toplumun iki kutbu arasındaki derin çatlağı giderecek uzlaşma yollarının bulunmasını gerektiriyor.ABD’nin dünya sahnesinde önümüzdeki dönemde izleyeceği yol haritasının netleşmesi, müttefiklerle ilişkilerin olumlu bir seyir alması; Moskova ve Pekin’le rekabette barışçıl yöntemlerin seçilmesi de ülke içinde güven, istikrar ve toplumsal uzlaşma ortamının yeniden inşasına bağlı görünüyor. Bürokratik geleneklere hâkim, siyaset dünyasında uzun yıllardır yer alan bir isim olan Biden, statükoya kafa tutan ve otoriter eğilimler sergileyen Trump’ın aksine, tüm bu gerçeklerin farkında. Bu bir yandan Biden’ın elini güçlendirirken, diğer yandan birbiriyle yakından ilişkili iç ve dış politika meselelerinde tıpkı bir ip cambazı gibi, hassas bir şekilde hareket etmesini elzem kılıyor. Üstelik bunu, aşırı sağ kitleleri hâlâ peşinden sürükleme gücüne sahip Trump’ın ya da Trumpizmin o karanlık gölgesi altında başarması gerekiyor.[Doç. Dr. Helin Sarı Ertem İstanbul Medeniyet Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesidir]
Taarruz Güdümlü Atmaca Mermisinin Harp Başlıklı İlk Atışı Başarıyla İcra Edildi
ANKARA (AA) - Milli Savunma Bakanlığı (MSB), milli imkanlarla geliştirilen taarruz güdümlü Atmaca mermisinin TCG Kınalıada Korvetinden harp başlıklı ilk atışının başarıyla icra edildiğini bildirdi.Bakanlığın sosyal medya hesaplarından yapılan paylaşımda, atışa ilişkin videoya da yer verildi.Videoda, geri sayımın ardından TCG Kınalıada Korvetinden atılan Atmaca mermisinin, denizin ortasındaki hedefi tam isabetle vurduğu görülüyor.Atışta görevli TSK personeli, hedefin vurulmasını alkışlayarak kutluyor.
Reklam