onedio
Kars'ta Yurda Yasa Dışı Yollarla Giren 52 Yabancı Uyruklu Yakalandı
KARS (AA) - Kars'ta düzenlenen operasyonda, yasa dışı yollarla yurda girdiği tespit edilen 52 Afganistan uyruklu yakalandı.İl Emniyet Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele ve Hudut Kapıları Şube Müdürlüğü ekiplerince kentin farklı noktalarında operasyon düzenlendi.Operasyonda, yurda yasa dışı yollarla girdikleri belirlenen 52 Afganistan uyruklu, saklandıkları adreslerde yakalandı.Yabancı uyruklular, Kars'taki işlemlerinin ardından sınır dışı edilmek üzere Iğdır Geri Gönderme Merkezine gönderildi.
Pakistan'dan "5 Şubat Keşmir Dayanışma Günü" Kapsamında Keşmirlilere Destek
İSLAMABAD (AA) - Pakistan'da başta Cumhurbaşkanı Arif Alvi ve Başbakan İmran Han olmak üzere halk, '5 Şubat Keşmir Dayanışma Günü' kapsamında düzenlenen çeşitli etkinlikler ile Keşmir halkına desteklerini yineledi.Cumhurbaşkanı Alvi ve Başbakan Han, Twitter'dan paylaştıkları mesajlarında, uluslararası topluma çağrıda bulunarak, Hindistan'ın Cammu Keşmir'de 'insanlığa karşı işlediği suçlardan' sorumlu tutulmasını istedi.Alvi, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararları ve Keşmir halkının istekleri doğrultusunda bir çözümün Güney Asya'da kalıcı barışın anahtarı olduğunu belirtti. Hint güçlerince bölgede uygulanan ırk ayrımının uluslararası hukuku ihlal ettiğine dikkati çeken Alvi, Keşmir halkının kendi topraklarında azınlığa dönüştürüldüğünü kaydetti. '8 milyon Keşmirli mahkuma döndü'Başbakan Han da mesajında, ülkesinin Keşmir halkı ile sarsılmaz dayanışmasının onlara kendi kaderlerini tayin hakkı tanınana kadar süreceğini belirtti.Han, Hindistan'a uluslararası medyanın ve insan hakları örgütlerinin Cammu Keşmir'deki 'ağır insan hakları' durumunu incelemelerine izin vermesi çağrısı yaptı.8 milyondan fazla Keşmirlinin 900 bin askerin bulunduğu bölgede 'tutsak' edildiğini kaydeden Han, Yeni Delhi yönetiminin 'askeri kuşatmayı' kaldırması, iletişim kısıtlamalarını ve yasa dışı tek taraflı adımlarını iptal etmesi gerektiğini belirtti. Cumhurbaşkanı Alvi ve Han, uluslararası topluma yaptıkları çağrıda, Hindistan'ın Cammu Keşmir'de 'insanlığa karşı işlediği suçlardan' Yeni Delhi yönetiminin sorumlu tutulmasını istedi.'Barış için adıma atmaya hazırız'Başbakan Han, Hindistan Keşmir meselesine BMGK kararları doğrultusunda adil bir çözüm bulma konusunda samimiyet gösterirse, Pakistan'ın barış için iki adım atmaya hazır olduğunun altını çizdi.Pakistan'ın istikrar ve barış arzusunu kimsenin zayıflık olarak görmemesi gerektiğine dikkat çeken Han, bu durumun Keşmir halkının meşru isteklerinin gerçekleşmesi ve adil bir barışın sağlanması için adım atmaya hazır olduklarına işaret ettiğini belirtti. Keşmir halkına destek etkinlikleriBaşta başkent İslamabad olmak üzere ülkenin çeşitli bölgelerinde Keşmir halkına destek için birçok etkinlik düzenleniyor.İslamabad, Lahor, Peşaver, Gilgit, Karaçi ve daha birçok şehirde yürüyüşler düzenlenirken, çevrim içi platformlar üzerinden de Keşmir ile ilgili konferans ve seminerler yapıldı.Söz konusu etkinliklerde Pakistan halkı, Keşmir ile dayanışma mesajlarını paylaştı.'Keşmir Dayanışma Günü'Pakistan'da 5 Şubat, 70 yılı aşkın süredir çözüme kavuşturulamayan Keşmir sorununa, dünya kamuoyunun dikkatini çekmek için 1990'da 'Keşmir Dayanışma Günü' ilan edilmişti. Bu kapsamdaki ilk etkinlik ise 1991'de olmuştu.'Keşmir Dayanışma Günü' çerçevesinde, Hint yönetimi altında bulunan Keşmir halkıyla dayanışma gösterilirken, kendi kaderlerini tayin etme hakkı için verdikleri mücadelenin desteklenmesi ve bölgedeki çatışmalarda hayatını kaybeden direnişçi ve sivillerin anılmasına yönelik etkinlikler düzenleniyor. Ayrıca dünya genelinde Keşmir kültürünün tanıtımına ilişkin etkinlikler yapılıyor.
Keçiören Sancaktepe'deki Yeni Spor Kompleksinin Yapımı Devam Ediyor
ANKARA (AA) - Keçiören Belediyesi tarafından Sancaktepe Mahallesi’nde 8 bin metrekarelik alana inşa edilen spor kompleksinin içinde basketbol ve futbol sahası ile 500 metre uzunluğunda 3 metre genişliğinde 1.500 metrekarelik yürüyüş yolu bulunuyor.Belediyeden yapılan açıklamaya göre, yapımı devam eden spor kompleksinde aynı zamanda vatandaşların dinlenmesi için birçok çardak da yer alacak.Açıklamada görüşlerine yer verilen Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok, 'Bu yıl şehrimize 80 milyon TL'lik spor yatırımı yapıyoruz. Sancaktepe Mahallemizde 8 bin metrekare alana inşa etiğimiz spor kompleksimizin yapımını da hız kesmeden sürdürüyoruz. 'Sağlıklı yaşamanın temeli spordur' diyerek tesislerimizin sayısını Keçiören’in dört bir yanında yaygınlaştırıyoruz.' ifadelerini kullandı.İlçedeki spor komplekslerinin sayısını artırarak çocukları ve gençleri spora teşvik etmeyi hedeflediklerini belirten Altınok, Keçiörenlileri spor yapmaya davet ederek şunları kaydetti:'Gençlerimizi ve çocuklarımızı kötü alışkanlıktan uzak tutmak, onların enerjilerini atmalarını sağlamak için spor yatırımlarımızı artırıyoruz. İlçemizde halı sahaları ücretsiz hale getirdik. Halı saha ve spor tesislerimizin sayısını daha da artıracağız. Spor yatırımlarımızda bize destek veren Gençlik ve Spor Bakanımız Mehmet Muharrem Kasapoğlu'na teşekkür ediyorum. Şehrimize 2021 yılında da yeni spor tesisleri ve spor kompleksleri kazandıracağız. Vatandaşlarımıza sağlıkları için düzenli olarak spor yapmayı tavsiye ediyorum.'
Çizgi Film Araştırma Ve Geliştirme Merkezi, Türkiye'de Animasyonun Gelişimine Katkı Sağlıyor
ESKİŞEHİR (AA) - DENİZ AÇIK - Anadolu Üniversitesi (AÜ) Güzel Sanatlar Fakültesinde 2014'te kurulan Çizgi Film Araştırma ve Geliştirme Merkezi, yetiştirdiği öğrencilerle Türkiye'de animasyonun gelişimine katkı sağlıyor.Mezunlarının sektörde yüksek oranda istihdam edilmesiyle adından söz ettiren AÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Çizgi Film ve Animasyon Bölümü, Eskişehir'i çizgi film ve animasyon üssü haline getirecek bir merkez kurmak amacıyla 7 yıl önce harekete geçti.Bursa Eskişehir Bilecik Kalkınma Ajansına (BEBKA) sunulan proje, 1,4 milyon lira destek aldı. Kurulan Çizgi Film Araştırma ve Geliştirme Merkezinden şimdiye kadar 300'den fazla öğrenci faydalandı.Öğrencilerin aldıkları eğitimle, mezun olduklarında sektörde daha rahat iş bulmalarına imkan tanıyan merkez, reklam ve dijital oyun firmalarına da hizmet veriyor.Çizgi Film ve Animasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Fethi Kaba, AA muhabirine, sorumlusu olduğu merkezin son teknolojiyle donatıldığını söyledi.'Çizgi film ve animasyon teknolojiyle paralel hareket ediyor. Teknolojiye ne kadar yakınsanız o kadar iyi öğrenci yetiştiriyorsunuz.' diyen Kaba, şöyle devam etti:'Cintiq atölyesi, motion capture (hareket yakalama) ve green picture (yeşil ekran) stüdyolarımız, 4K çekim imkanı olan kameramız ile 'render farm'ımız var. Dijital ekran üzerine çizim yapma imkanı sunan 'cintiq' atölyemiz çok önemli bir bölümümüzdür. 'Motion capture' atölyemizden hem öğrencilerimiz hem de çizgi film stüdyoları yararlanabiliyor. Reklam filmleri, dijital oyunlar gibi sahnelerin çekimini yapabiliyoruz.'Merkezdeki 'cintiq' atölyesinin öğrencilere teknoloji anlamında bir basamak atlattığını belirten Kaba, daha önce kağıda yaptıkları çizimi tarayıcıdan geçirip bilgisayara aktarmak zorunda kalan öğrencilerin, atölye sayesinde her türlü aksiyonu bilgisayar ortamında gerçekleştirebildiğini dile getirdi.'Eskişehir'i animasyon merkezi yapmak istiyoruz'Kaba, öğrencilerin çizgi film ve animasyon teknolojilerinden yararlanmasını, mezun olduklarında girdikleri rekabetçi ortamda kendilerine yer bulmasını sağlamayı amaçladıklarını anlatarak, şunları kaydetti:'Mezun olduktan sonra yurt dışında çalışan çok fazla öğrencimiz var. Çizgi film stüdyoları ve dijital oyun sektöründe çalışan epeyce mezunumuz bulunuyor. İngiltere'de 'Framestore' adlı büyük bir animasyon stüdyosu var. Orada mezunlarımız çalışıyor. Eskişehir'i bir animasyon merkezi yapmak istiyoruz. Bunun için şu anda AÜ Güzel Sanatlar Fakültesinde yer alan merkezi ayrı bir binaya taşıyıp, daha büyük bir 'motion capture' atölyesi ve stüdyolar kurup, içinde ses, kurgu ve görsel efektlerin barınabileceği bir mekan oluşturmayı istiyoruz.'Kaba, merkezdeki atölye ve stüdyolardan faydalanmak isteyen firmaların, üniversiteyle protokol imzalayabileceğini sözlerine ekledi.
Türk-İş Yönetimi Adalet Bakanı Gül'e Çalışma Yaşamının Hukuksal Sorunlarını İletti
ANKARA (AA) - Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay ve Genel Sekreteri Pevrul Kavlak, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül'e çalışma yaşamının hukuksal sorunlarını iletti.Türk-İş'ten yapılan yazılı açıklamaya göre, Bakan Gül, Atalay ve Kavlak'ı makamında kabul etti.Çalışma yaşamının hukuksal sorunlarının konuşulduğu kabulde Türk-İş yönetimi, sendikaların yetki davalarında sürenin kısalması ve ihtisas mahkemelerinin kurulmasının da aralarında olduğu görüş ve taleplerini sundu.Taleplerinin yeni reform paketinde karşılık bulmasını beklediklerini ifade eden Atalay ve Kavlak, Bakan Gül'e olumlu yaklaşımından dolayı teşekkür etti.
Reklam
Mutasyonlu Virüse Karşı Nasıl Korunmalıyız, Hangi Maskeyi Kullanmalıyız?
Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü , “Virüs yaygın dolaşımda olduğu sürece mutasyona uğrayan virüslerin içinden avantaj kazananlar seleksiyona uğrayacak ve giderek bu avantajlı konuma gelen virüsler hakim hale gelecekti.” dedi. Varyant virüsün daha hızlı yayıldığı için daha çok kişinin ölmesine neden olabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Tevfik Özlü, mutasyonlu virüse karşı nasıl korunacağını tek tek anlattı.
Reklam
Libya, Mülteci Kampları Ve Madenlerdeki Zorlu Şartlardan Bıkan Sudanlı Paralı Savaşçılar İçin Finans Kaynağı Oldu
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (AA) - BETÜL YÜRÜK - Libya, ülkenin doğusundaki gayrimeşru güçlerin lideri Halife Hafter'in yanında savaşan Sudanlı paralı savaşçılar için finans kaynağı haline geldi. Mülteci kamplarında ve altın madenlerindeki zorlu şartlardan bıkan Sudanlılar, para ve silah için Libya'da savaşıyor. AA muhabirinin incelediği Birleşmiş Milletler uzmanlar panelinin Sudan raporuna göre, Güney Sudan'dan artık çok fazla destek alamayan Sudanlı silahlı muhalif gruplar, para ve silah ihtiyaçlarını Libya'da karşılamaya başladı. Libya, Sudanlı silahlı gruplarının ana finansman kaynağı oldu. Hafter destekli Sudanlı silahlı gruplar, Libya'da yeni ekipman ve çok sayıda savaşçı toplayarak askeri kapasitesini büyük ölçüde artırdı.Libya'da 1000'den fazla savaşçısı bulunan en büyük Sudanlı silahlı grup Sudan Kurtuluş Hareketi (SLA/MM) ve SLA/AW, JEM, SLA/TC, GSLF gibi silahlı gruplar, Hafter saflarında savaşıyor. Sudanlı savaşçılar, Libya'daki iç savaşı gelir kapısı olarak görüyor Libya'daki siyasi durumdan çıkar sağlayan Sudanlı savaşçılar, iç savaştan gelir elde ediyor. Sudanlı savaşçılar arasında Çad'daki Darfurlu mülteciler de yer alıyor, savaşçıların çoğunluğu ise altın madenlerinde zorlu şartlar altında çalışmaktan bıkan madencilerden oluşuyor.Zaman zaman para ve silah için taraf da değiştiren ama çoğunluğu Hafter güçlerince desteklenen Sudanlı paralı savaşçılara 10'ar kişilik gruplar halinde birer araç ve silahlar sağlanıyor. Sudanlı savaşçılara 1500 Libya dinarı maaş Saldırılarda ele geçirdikleri silah, araç ve ekipmanların kendilerinde kalmasına izin verilen savaşçılara Hafter kontrolündeki Libya Ulusal Ordusu aylık 1500 Libya dinarı maaş ödüyor. Her yeni savaşçı içinse komisyoncular 3 bin dolar ödeme yapıyor. Libya'daki en büyük Sudanlı silahlı grup SLM/MM, BAE ile bağlantı kurduLibya'da 1000'den fazla savaşçısı bulunan en büyük Sudanlı silahlı grup SLM/MM, Hafter'e destek veren Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile iyi ilişkiler kurdu. SLM/MM, Sudan'da savaştığı hükümetle barış görüşmelerinin, yakınlaştığı BAE'nin başkenti Abu Dabi'de yapılmasını destekledi. Libya'da, 2011'de devrik lider Muammer Kaddafi'nin öldürülmesinden bu yana devam eden iç savaş nedeniyle uluslararası tanınırlığa sahip Libya hükümeti ile Hafter'e bağlı güçler arasında meşruiyet krizi yaşanıyor.
Samsun'daki Uyuşturucu Operasyonunda Yakalanan 10 Zanlı Adliyede
SAMSUN (AA) - Samsun'da düzenlenen uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan 11 şüpheliden 10'u adliyeye götürüldü.İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesince gözaltına alınan 11 zanlının emniyetteki işlemleri tamamlandı.Zanlılardan biri savcılık talimatıyla emniyetten serbest bırakıldı.Sağlık kontrolünden geçirilen 10 şüpheli ise adliyeye sevk edildi.Ekiplerce sokak satıcılarına yönelik çalışma yürütülmüş, kent merkezi, Bafra ve 19 Mayıs ilçelerinde belirlenen adreslere 2 Şubat'ta eş zamanlı operasyon düzenleyen polis 11 zanlıyı gözaltına almıştı.
27 Yıllık Eğitimci Kurduğu Dernekle Yabancı Öğrencilere Sıcak Yuva Sağladı
KAYSERİ (AA) - MURAT ASİL - Kayseri'de 27 yıllık eğitimci Ali İhsan Öztürk, kurduğu dernekle yurt dışından gelen öğrencilere sıcak bir yuva sağladı ve 10 yılda yaklaşık 5 bin öğrencinin yardımına koştu.Dinler tarihi öğretmeni ve Türk Eğitim-Sen Kayseri 2 Nolu Şube Başkanı Ali İhsan Öztürk, Türk dünyası birliği hayalini hayata geçirmek ve Türk Cumhuriyetlerinden üniversite eğitimi için Kayseri'ye gelen öğrencilere destek olmak amacıyla 2011 yılında Turan Derneğini kurdu. Öztürk, bu süreçte öğrencilere barınma ihtiyaçlarından, kira desteğine kadar her türlü maddi ve manevi desteği vererek onların Türkiye'ye uyum sağlamasında en büyük yardımcıları oldu.Aradan geçen yaklaşık 10 yılda sadece Türk dünyasından değil farklı coğrafyalardan gelen öğrencilere de kucak açan Öztürk, şu anda ülkesinden uzakta Kayseri'de eğitim gören yaklaşık bin öğrencinin derdiyle dertleniyor, sevinciyle mutlu oluyor.Öztürk'ün öncülüğünde ve hayırseverlerin katkılarıyla hayata geçirilen ve 40'a yakın evde misafir edilen gençlere ücretsiz barınma imkanı sağlanırken, öğrenciler ev arkadaşları ve dernek faaliyetleri sayesinde kaynaşıp farklı kültürleri tanıma imkanı buluyor.Öztürk, AA muhabirine, öğretmenliğe 1994 yılında Kahramanmaraş Göksun İmam Hatip Lisesinde başladığını söyledi. Hayata geçirdiği projelerin çocukluk hayali olduğunu belirten Öztürk, 'Benim küçük yaşlardan beri hayalim Türk dünyası birlikteliğiydi. Bu düşünceyle 2011 yılında Turan evleri fikriyle ortaya çıktık. Türkiye dışından gelen soydaşlarımızla ilgilenmeye başladık. Projemize bu tarihte 2 evle başladık ve şimdi 40 eve ulaştık. Bu süreçte binlerce öğrenciyle muhatap olduk ve onlara destek sağladık. Bir aile ortamı içerisinde devam ettik ve bugünlere geldik. 10 yılda da yaklaşık 5 bin öğrenciye destek olduk.' ifadelerini kullandı. 'Biz dünyayı bir bütün olarak görüyoruz'Öğrencilere yabancı bir ülkeye gelmediklerini, bu ülkenin bir parçası olduklarını hissettirmek için yola çıktıklarını dile getiren Öztürk, şunları kaydetti:'Türkiye dışından gelip burada eğitim gören gençlere, çocuklarımıza burada yalnız olmadıklarını, burasının kendi vatanları olduğunu göstermek amacıyla faaliyetler yapıyoruz. Hiçbir ayrım yapmadan öğrencilerimizi kabul ediyoruz, hepsini kucaklıyoruz. İlk başta Türk dünyasından gelen öğrenciler için başlamıştık ama zamanla Türkiye dışından gelen tüm öğrencilere kapımızı açtık. Özellikle geçtiğimiz yıl salgın başladığında Afrika'dan, Asya'dan öğrencilerle aynı soydan aynı kandan geliyormuş gibi ilgilendik. Onlarda sağ olsunlar bizi kabullendi. Bu ailenin bir ferdi gibi kendilerini gördüler. Bize herhangi bir talep geldiğinde kökenine, inancına, rengine bakmadan bizim çocuğumuz olarak görüp yardım ediyoruz. Biz dünyayı bir bütün olarak görüyoruz.''Koskocaman bir ailenin ortasına gelmiş oluyorlar'Hayalinin gerçekleşmesini 'kaybettiğim ailemi bulmuş gibiyim' ifadeleriyle tarif eden Öztürk, şöyle devam etti: 'Yurtdışına çıkan insanlar kendilerini yabancı ortamda görürler. Kayseri'ye gelen öğrenciler bunu yaşamıyor. Koskocaman bir ailenin ortasına gelmiş oluyorlar. Bir haftalık süre içerisinde bir çok arkadaşı, dostu oluyor. Geldikleri zaman çok farklı kültür ve ülkelerden insanlarla karşılaşıp tanımış oluyorlar. Aslında dünyayı tanımış oluyorlar. Kendileri dışında da insanların varlığını öğrenmiş oluyorlar. Burada gençlere kendi kültürlerini tanıtma imkanı buluyor. Onları Kayserili ailelerle tanıştırıp, Kayseri kültürünü öğrenmelerini de sağlıyoruz. Bir hayal görüyorsunuz kafanızda bir şey canlandırıyorsunuz, bakıyorsunuz sonunda gerçek olmuş. Kaybettiğin bir ailen vardır ona kavuşuyorsun ya böyle bir duygu bu. Karabağ savaşında dünyanın her yerinden gelen insanlar Azerbaycan'a destek oldular. Bu müthiş bir şeydi.'-'Burada bir ailem oldu'Erciyes Üniversitesinde yüksek lisans yapan Azerbaycanlı Kamala Rovshan da 3 yıldır Kayseri'de bulunduğu ve Ali İhsan Öztürk ile tanıştıktan sonra Türkiye'de büyük bir ailenin parçası olduğunu söyledi.Ali İhsan Öztürk ile Doğu Türkistan'a destek yürüyüşünde tanıştığını belirten Rovshan, şunları kaydetti:'Hocamla tanıştım ve beni derneğe davet etti. İlk başlarda çok şaşırmıştım. Köyde doğdum, köyde büyüdüm. Bir gün Azerbaycan Neftçala'dan gelip de burada Kayseri'de Turan Derneği Başkanıyla karşılıklı patates yiyeceğimi düşünmemiştim. İlk önceleri yurtta kalıyordum daha sonra Turan evlerine taşındım. İlk sene yalnızlık çekmiştim ama şimdi artık ülkeme karşı hiç özlem duygusu yok diyebilirim. Çünkü burada bir ailem oldu. Burada sadece Türk dünyasından değil, Endonezya'dan, Gine'den ve ismini sayamayacağım bir çok ülkeden arkadaşımız oldu. Burada bir çok ülkeden öğrenciler bir arada yaşayabiliyorsa tüm dünya da birlikte yaşayabilir. İlişkiler daha güzel olabilir. ' Ahıska Türkü Sabrina Turturova​​​​​​​ ise Kazakistan'dan geldiğini Erciyes Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Bölümünde okuduğunu söyledi.Kayseri'ye 3 yıl önce geldiğini ve Ali İhsan Öztürk ile tanıştıktan sonra büyük bir ailenin ferdi olduğunu dile getiren Turturova, 'Türkiye'yi vatanımız olarak gördüğümüz için güvenerek Kayseri'ye geldim. Bunu da Turan Derneği etkinliklerine katıldıktan sonra daha iyi anladım. Çok yeni şeyler öğreniyoruz, yeni insanlar tanıdık ve bakış açım değişti.' ifadelerini kullandı.
Reklam
Suriye Geçici Hükümeti Başkanı Mustafa: "Muhalif Bölgelere Aşıların Rejim Yoluyla Ulaştırılmasına Karşıyız"
ANKARA (AA) - ETHEM EMRE ÖZCAN - Suriye Geçici Hükümeti Başkanı Abdurrahman Mustafa, Kovid-19 Aşıları Küresel Erişim Programı (COVAX) kapsamında Suriye'ye tahsis edilen aşıların muhaliflerin kontrolündeki bölgelere Beşşar Esed rejimi yoluyla dağıtılmaması konusunda ısrarcı olduklarını belirtti. Mustafa, 2021'de ülkenin kuzeyinde ve kuzeybatısında yaklaşık 1 milyon kişinin aşılanmasını beklediklerini söyledi.Suriyeli muhaliflerin kurduğu Geçici Hükümetin Başkanı Mustafa, muhaliflerin kontrolündeki bölgelerde yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınındaki son durum ve COVAX kapsamında dağıtılacağı açıklanan aşılar hakkında AA muhabirine açıklamalarda bulundu. Mustafa, Suriye’nin kuzeyinde ve kuzeybatısındaki bölgelerde Kovid-19 vakası sayısında azalma eğilimi olduğunu vurgulayarak, 'Ekim ortası- aralık sonunda yaşanan zirveyi atlatmış durumdayız. Olası bir ikinci zirveye karşı hazırlıklıyız. Son 2 haftaya bakacak olursak kurtarılmış bölgelerde günlük vaka sayısı 20’yi geçmiyor.' dedi.Küresel Aşı ve Aşılama Birliğinin (GAVI), COVAX kapsamında Suriye'ye de dağıtılacağı açıklanan aşılar hakkında görüşlerini bildiren Mustafa, 'Geçici Hükümetimize bağlı Sağlık Bakanlığımız, (ülkenin kuzeyinde aktif çalışan) Suriye Aşı Ekibi, Dünya Sağlık Örgütü ve COVAX bağışçılarıyla sürekli toplantı halindeyiz.' ifadelerini kullandı.Mustafa, süreci yakından takip ettiklerini kaydederek, 'Aşılama kampanyalarını finanse etmeye hazır bağışçılar var. Çarşamba günü Almanya hükümeti temsilcileriyle yaptığımız görüşmede desteğe hazır olduklarını belirttiler ancak şu ana kadar hiçbir vaat verilmedi.' diye konuştu.1 milyon civarı kişinin aşılanması bekleniyorCOVAX kapsamında Suriye halkı için tahsis edilen aşıların ülkenin farklı bölgelerine ulaştırılması konusundaki tutumlarının net olduğunu vurgulayan Mustafa, 'Muhaliflerin kontrolündeki bölgelere dağıtılacak aşıların rejim yoluyla ulaştırılmasına karşıyız.' şeklinde konuştu.Mustafa, 'Şimdilik 2021'de ülkenin kuzeyi ve kuzeybatısında yaşayan halkımızın yaklaşık 1 milyonunun aşılanmasını bekliyoruz. Sağlık Bakanlığımızın koordinasyonunda aşıları Suriye Aşı Ekibi teslim alacak. Öncelikle sağlık çalışanları, kronik hastalığı bulunan kişiler ve 55 yaş ve üzeri vatandaşlarımız aşılanacak.' dedi.GAVI'den 3 Şubat'ta yapılan yazılı açıklamada, COVAX kapsamında 2021'in ilk 6 ayında yoksul ülkeler için en az 337 milyon doz Kovid-19 aşısı tahsis edildiği bildirilmişti.Aşıların yoksul ülkelere şubat sonundan itibaren dağıtılmasının beklendiği ifade edilen açıklamada, Suriye'ye (ülke geneline) bu yılın ilk 6 ayında 1,02 milyon doz Kovid-19 aşısının dağıtılacağı belirtilmişti.
Türk Siyasetinde "Anadolu Fırtınası" Unutulmadı
ANKARA (AA) - Türk siyasetinde renkli kişiliği, hazırcevaplığı ve coşkulu mitingleri ile iz bırakan Osman Bölükbaşı'nın vefatının üzerinden 19 yıl geçti.Siyasete ilk adımını 1946'da Demokrat Parti (DP) ile atan Bölükbaşı 1950, 1954, 1957, 1961, 1965 ve 1969 genel seçimlerinde milletvekili olarak TBMM'ye girdi. Kırşehir'de 1913 yılında dünyaya gelen Osman Bölükbaşı, orta öğrenimini İstanbul Erkek Lisesi'nde tamamladı, yüksek öğrenimini Fransa'daki Nancy Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümü'nde yaptı. 1938'de Türkiye'ye dönerek Kandilli Rasathanesi'nde asistan olarak çalışmaya başlayan Bölükbaşı, 1940 yılında Haydarpaşa Lisesi'nde öğretmenlik yaptı.Siyasete ilk adımını 1946'da DP ile atan Bölükbaşı, Genel Müfettişliğe kadar yükseldiği DP'den 1947'de ayrıldı.Daha sonra Millet Partisinin (MP) kurucuları arasında yer alan Bölükbaşı, 1949'da İsmet İnönü ve Celal Bayar'a komplo düzenlediği iddiasıyla tutuklandı ancak kısa bir süre sonra iddiaların asılsız olması üzerine serbest bırakıldı.Halk arasında 'Anadolu fırtınası' lakabıyla tanınan ve 1950 Genel Seçimlerinde MP'nin tek milletvekili olarak Kırşehir'den TBMM'ye giren Bölükbaşı, Millet Partisi'nin laikliğe aykırı politika ürettiği gerekçesiyle 1953'te kapatılması üzerine, 1954'te bir grup eski MP üyesiyle Cumhuriyetçi Millet Partisini (CMP) kurdu. Bu partinin Genel Başkanlığına getirilen Bölükbaşı, 1954 Genel Seçimlerinde Kırşehir'in neredeyse bütün oylarını alarak yeniden milletvekili seçildi. Bunun ardından DP hükümetince Kırşehir, ilçe yapılarak Nevşehir'e bağlandı. Bölükbaşı'nın, bu kararın ardından Adnan Menderes'e yönelik 'Vilayeti kaldırdınız, bizi de kaldırın da zulmünüz tamam olsun' sözleri, siyasette çok tartışıldı. Hükümete ağır eleştiriler yönelten Bölükbaşı'nın dokunulmazlığı, Meclis kürsüsünden yaptığı bir konuşmada TBMM'ye açıkça hakaret ettiği gerekçesiyle önce kaldırıldı, ardından da Bölükbaşı Meclis'in manevi şahsiyetini tahkir ettiği gerekçesiyle tutuklandı.Kırşehir, Haziran 1957'de yeniden il durumuna getirildi ancak Osman Bölükbaşı'nın doğduğu Hasanlar Köyü ise Kırşehir'e değil, Nevşehir'e bağlandı.Cezaevinde yemin1957 Genel Seçimlerinde Cumhuriyetçi Millet Partisinden yeniden milletvekili seçilen Bölükbaşı, o sırada cezaevinde olduğu için milletvekili yeminini burada mahkumların önünde yaptı.Bölükbaşı, DP'ye karşı güç birliği oluşturmak amacıyla 1958'de CMP'nin Türkiye Köylü Partisi ile birleşmesiyle kurulan Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'nin (CKMP) Genel Başkanlığı'na getirildi.27 Mayıs Darbesi'nin ardından 1961 genel seçimlerinden sonra CKMP'nin İsmet İnönü'nün kurduğu 2'nci koalisyona katılması üzerine 28 milletvekiliyle partiden ayrılarak ikinci kez MP'yi kurdu ve partinin Genel Başkanı oldu.MHP adını aldı Daha sonra Bölükbaşı ve arkadaşlarının kurduğu CKMP, 1969 yılında MHP adını aldı.Osman Bölükbaşı, 1973'te milletvekilliğinden istifa ederek aktif siyasetten çekildi ve 6 Şubat 2002'de hayatını kaybetti. Bölükbaşı'nın oğlu Deniz Bölükbaşı da babası gibi siyaset sahnesinde yer alan isimlerden oldu.Unutulmayan diyaloglarıTürk siyasi tarihinin en iyi kürsü hatiplerinden biri olarak kabul gören Bölükbaşı'nın siyasetteki hazırcevaplığı ise uzun yıllar unutulmayan diyaloglar yaşanmasına neden oldu.27 yıllık siyasi mücadelesinde coşkulu mitingleriyle dikkati çeken Bölükbaşı, Düzce'de yaptığı ve 8 saat 35 dakika süren mitingi ile rekor kırarak Türk siyasi tarihinin en uzun mitingini gerçekleştirdi. Bu mitingde DP iktidarına yönelik eleştiriler yönelten Bölükbaşı, 'İktidar konuşmayı yasakladı, bakışmayı da yasaklamadan önce birbirimizi doya doya süzelim.' diyerek kendisini izlemeye gelen kalabalıkla uzun bir süre bakıştı. 'Siyasi hayatımda beni en çok üzen, ne zaman konuşmaya başlasam İsmet Paşa'nın kulaklığını çıkarıp masaya koymasıydı.' diyen Bölükbaşı'nın, bir uçak yolculuğu sırasında İsmet İnönü'nün torununun 'Dede, aşağıya ekmek atsam insanlar mutlu olur mu?' sorusuna verdiği 'Dedeni atsan çok daha mutlu olurlar' yanıtı, onun hazırcevaplığına örnek olarak siyaset tarihinde yerini aldı. Bölükbaşı'nın iş adamlarına yönelik 'Ah benim aslan görünüşlü, tavşan yürekli büyük sermayem...' hitabı da unutulmadı.
Afganistan, Türkiye'nin Ulaşım Ve Transit Tecrübesinden Yararlanmak İstiyor
ANKARA (AA) - GÖKHAN VARAN/MEHMET ŞAH YILMAZ - Afganistan Ulaştırma Bakanı Kudretullah Zeki, Türkiye'nin ulaşım ve transit alanlarındaki tecrübelerinden yararlanmak istediklerini belirterek, 'Afgan halkı ve hükümeti, Türkiye'den gelen firmalara hep destek verdi ve bu desteğimiz devam edecek.' dedi.Zeki, Türkiye ziyaretinin ardından AA muhabirlerine açıklamalarda bulundu.Türkiye Cumhuriyeti'nin son zamanlarda özellikle ulaşım, transit alanlarında çok büyük tecrübeye sahip olduğunu ve bayağı bir ilerleme kaydettiğini dile getiren Zeki, Afgan halkı ve Afganistan Ulaştırma Bakanı olarak bu tecrübelerden, burada yapılan işlerden yararlanmak istediklerini söyledi.Afganistan'ın da transit ülke olup bağlantı yollarından yararlanmak istediğini vurgulayan Zeki, bu doğrultuda Türkiye'nin Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu tarafından davet aldıklarını aktardı.Zeki, 'Her alanda bir muvaffakiyete ulaştık, en kısa zamanda heyetler tekrar görüşecek, güzel bir toplantı oldu. Bundan eminim ki, Afganistan olarak altyapı ve üstyapılarda da bu tecrübelerden istifade edeceğiz.' diye konuştu.Türkiye ziyareti kapsamında Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile de görüştüğünü dile getiren Zeki, şöyle devam etti:'Afganistan-İran ve Türkiye arası bizim en hızlı, en kısa, en ucuz transit yolumuz. Biz eğer Afganistan'dan Avrupa'ya açılmak istiyorsak, en uygun yol, Afganistan-İran-Türkiye arasındadır. Biz bunu Ulaştırma Bakanı ile de görüştük. Afganistan ile Türkiye arasında bu üçlü transit yolu için bir muvaffakiyete vardık. Ama İran ile de irtibata geçeceğiz. Bu hem bizim için hem İran için hem de Türkiye için en uygun yoldur. Biz bunu talep ettik.''Tek taraflı barış, Afganistan sorununu çözmez'Zeki, Afganlar arası barış görüşmesine değinerek, şu ifadeleri kullandı:'Her Afgan barış istiyor. Afganistanlılar 40 yıldır barış talep ediyor ama nasıl bir barış? Bu çok önemli. Yani barışta Afganistan'ın bütün taraflarını, partilerini, aşiretlerini, hukukunu göz önüne almadan tek taraflı barış gelirse, bu Afganistan'ın sıkıntılarının, sorunlarının çözümü değildir. Bütün tarafların bir anlaşma üzerinde bir araya gelmesi lazım.Cumhurbaşkanımız Eşref Gani, şu an görüşmelere devam ediyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la özel görüşmemizde, Cumhurbaşkanımızın selamını ilettik ve barış için destek istedik. Biz barış istiyoruz ve barışa karşı değiliz, lakin barışın gelişi için şartlar var. Bu şartlar yerine gelmezse tek taraflı barış, Afganistan sorununu çözmez. Katar'da müzakereler devam ediyor. Afgan halkı artık güven içinde ve birbiriyle kardeşlik içinde yaşasın istiyoruz. Bunun için dua ediyoruz. Birçok platformdan destek talep ettik.''Afgan halkı ve hükümeti Türkiye'den gelen firmalara hep destek verdi'Ankara'daki görüşmelerini tamamladıklarını kaydeden Zeki, 'Afganistan ve Türkiye, iki devlet tek millettir. Görüşmeler, inşallah her zaman devam edecek. Bundan eminim ki, yakında çok güzel gelişmeler olacak.' değerlendirmesinde bulundu.Zeki, Afganlar arası müzakerelerin Türkiye'de devam etmesi gibi bir planın olup olmadığına ilişkin bu ziyaretlerinde bu yönde bir konuşmanın gerçekleşmediğini ancak konunun dışişleri bakanları arasında konuşulacağını belirtti. Afganistan Ticaret ve Dışişleri Bakanlarının Türkiye'yi ziyaret etme ihtimallerinin bulunduğuna işaret eden Zeki, söz konusu bakanların ziyaretinde, bu konular üzerinde bir mutabakata varabileceklerini vurguladı.Zeki, bu ziyaretlerinde ana gündem maddesini ulaşımın oluşturduğunu belirterek, Afganistan'ın Türkiye'yle 2 transit yol güzergahı olduğunu söyledi. Bu güzergahlardan birincisinin, Afganistan-İran ve Türkiye olduğunu aktaran Zeki, diğerinin de Afganistan, Türkmenistan, Azerbaycan ve Gürcistan'dan Türkiye'ye ulaşan 'Lapis Lazuli' olduğunu anlattı.Görüşmelerde daha çok bu iki transit güzergahla teknik ekipman ve kapasite artırımı konusunu ele aldıkları bilgisini veren Zeki, 'İnşallah bu konularda da gelecekte güzel gelişmeler olacak. Zamanı gelince sizinle paylaşacağız.' dedi.Zeki, Türk şirketlerinin Afganistan'ın yeniden inşa sürecinde ülkeye davet edilmesiyle ilgili şunları kaydetti:'Zaten davete gerek yok. Afganistan'la Türkiye'nin tarihine ve kültürüne bakarsak, iki ülke tek millettir. Orada daha önce çalışan çok firma var. Şu anda devam eden firmalar da var. Bundan sonra da her zaman kapımız açık. Afgan halkı ve hükümeti, Türkiye'den gelen firmalara hep destek verdi ve bu desteğimiz devam edecek.'
Reklam
Filyasyon Ekipleri, Yeni Vakaların Önlenmesi İçin Kovid-19'Un İzini Sürüyor
ANKARA (AA) - AHMET SERTAN USUL - Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tanılıların temaslı olduğu kişilerin belirlenmesi amacıyla ülke genelinde her türlü hava koşulunda aralıksız çalışan filyasyon ekipleri, salgının kontrol altına alınabilmesi için mücadeleyi sürdürüyor.Başkentin Kızılcahamam ilçesine bağlı köylerde, bir yandan hastalığa yakalananlara ilaçlarını ulaştırarak yapması gerekenleri anlatan ekipler, diğer yandan bu kişilerle görüşenlerin belirlenmesi için çalışıyor.Olumsuz hava koşullarına rağmen karla kaplı yolları aşarak, Kovid-19 hastalarının ve temaslı kişilerin evlerine teker teker giden ekipler, test ve kontrolleri yapıyor, uyarılarda bulunuyor.Ayrıca ekipler, acil durumlarda hastaların hastaneye sevkini sağlıyor.Filyasyon ekibinde görev yapan Esra Kuş, Kovid-19 hastalarıyla telefonda görüştüğünü, ikamet ettikleri yere, yaşlarına, kronik hastalıkları olup olmadığına ve temas kurdukları kişilere ilişkin bilgiler aldığını belirtti.Bazı kişilerin temaslılarını söylemek istemediğini aktaran Kuş, 'Temaslılarını saklayanlar olduğunda ısrarlı şekilde soruyoruz. Temaslıların saklanmasının zararlarını anlatıyoruz. Sonuçta, o kişiye bir şey olmasa bile bulaştırdığı kişiler kötü sonuçlarla karşılaşabilir. Onun için ısrarlı şekilde soruyoruz.' dedi.Kuş, temaslıların belirlenmesinin ardından ilgili filyasyon ekiplerinin bu kişilerin evlerine gittigini ifade ederek, zaman zaman kendisinin de sahadaki ekiplere katıldığını söyledi.Salgının başından itibaren yoğun şekilde çalıştıklarını söyleyen Kuş, 'Vatandaşlara, telefonda hasta olduklarını söylediğimizde ağlayanlar oluyor. Onları sakinleştirmeye, teselli etmeye çalışıyoruz, onlarla birlikte üzülüyoruz.' diye konuştu.Kuş, filyasyon ekibinde çalıştığı için hem kendisi hem de ailesinin tedirginlik yaşadığını dile getirdi.13 ve 6 yaşlarında iki çocuğu olduğunu aktaran Kuş, 'Onlar da çok tedirgin oldu. Eve girer girmez beni ellerimi yıkamam, kendimi dezenfekte etmem için banyoya sokuyorlardı. Bu süreçte şu ana kadar Kovid-19'a yakalanmadım. Onun için çocuklarım da rahatladı.' ifadelerini kullandı.Salgının pik yaptığı dönemlerde oldukça zorlandıklarını anlatan Kuş, tedbirler ve sokağa çıkma kısıtlamalarının etkisiyle azalan vaka sayılarının filyasyon ekiplerinin çalışmasını da rahatlattığını söyledi.'Hiç bu kadar yorucu bir meslek yaşantım olmamıştı'Kızılcahamam İlçe Sağlık Müdürlüğünde laborant olarak çalışan ve salgında filyasyon ekibinde görev alan Lale Sarı, 'Meslekte uzun yıllardır çalışıyorum, emekliliğimi ağustosta hak ettim. Hiç bu kadar yorucu bir meslek yaşantım olmamıştı.' dedi.Sarı, sağlıkçı olduğu ve filyasyon ekibinde çalıştığı için yakınlarının kendisinden çekindiğini dile getirerek, 'Oturduğum apartmanda, sağlıkçı olduğum ve bu işi yaptığım için ister istemez korkuyorlar. Mesela beni gördüklerinde asansördelerse hemen kapatıyorlar, maskeleri inikse hemen takmaya çalışıyorlar. Ben de hak veriyorum onlara. İyi yapıyorlar aslında güzel bir şey bu.' değerlendirmesinde bulundu.Şu ana kadar kurallara titizlikle uyduğu için Kovid-19 geçirmediğini, bir süre önce de aşı olduğunu aktaran Sarı, 'Ekip olarak çok dikkatli davrandık. İlçe sağlık müdürümüz de bu konuda çok titiz.' şeklinde konuştu. Sarı, çift maske, N95 maske ve siperlik taktıklarını, el hijyeni ile giysilerine çok özen gösterdiklerini anlattı.Bu şekilde Kovid-19'dan korunmayı başardıklarını belirten Sarı, 'Özellikle maskenin çok koruduğuna inanıyorum.' ifadesini kullandı.Sarı, gittikleri evlerde birçok farklı olay yaşadıklarını anlatarak, şöyle devam etti:'Kovid-19 pozitif olan 10-12 yaşlarında bir kız çocuğuydu. Bizi görür görmez kıyafetlerimizden dolayı korktu ve hemen ağlamaya başladı. 'Bana ne olacak?' diye sordu, tedirgin oldu. Bu tip durumlarda, 'Korkmayın, size yardıma geldik.' diye konuşarak rahatlatmaya çalışıyoruz. Onu teselli etmek çok zor oldu. Çünkü bayağı korkmuştu. Sonra rahatlattık ve 18 yaşın altında olduğu için hastaneye yönlendirdik.'Kızılcahamam İlçe Sağlık Müdürlüğünde ebe hemşire olan ve Ekim 2020'de filyasyon ekibinde çalışmaya başlayan Selma Doğan da 'Ekibe katıldığımda salgın pik yapmış durumdaydı. 1-1,5 ay hiç dinlenmeden bayağı yoğun çalıştık.' dedi.Doğan, tedbirler sayesinde yoğunluğun yavaş yavaş azalmaya başladığını aktardı.Babasının Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) olduğunu söyleyen Doğan, 'O yüzden görüşmemize ara verdik, 3-4 ay boyunca hiç görüşmedik. Sadece telefonla görüştük.' ifadelerini kullandı.'Bunu, toplumca inanarak, kurallara uyarak aşacağız'Salgının atlatılması için tedbirlere herkesin uyması gerektiğinin altını çizen Doğan, şunları kaydetti:'Herkesin uyması gereken kurallar var. Bu kurallara herkes uyarsa, hep birlikte olunursa salgın o şekilde atlatılabilir. Sadece sağlıkçıların değil herkesin kenetlenmesi lazım, sosyal mesafeye, hijyene uyması lazım. Tek kişiyle yapılabilecek bir şey değil bu, toplumca yapılacak bir şey. Bunu toplumca inanarak, kurallara uyarak aşacağız.'
ABD'de 60 Yaşındaki Kadın, "Diriliş Ertuğrul" Dizisinden Etkilenerek Müslüman Oldu
NEW YORK (AA) - MÜCAHİT OKTAY - ABD'nin Wisconsin eyaletinde yaşayan ve İslam'ı seçtikten sonra 'Hatice' adını alan 60 yaşındaki kadın, Diriliş Ertuğrul dizisinden etkilenerek Müslüman oldu.Wisconsin eyaletinin küçük bir kasabasında yaşayan Amerikalı 'Hatice', Diriliş Ertuğrul dizisinden Müslümanlığa uzanan hikayesini, AA muhabirine anlattı.Eyaletin, 'köy denebilecek kadar küçük nüfusa sahip' bir yerleşim bölgesinde yaşadığını belirten Amerikalı kadın, 'Moralimin düzgün olmadığı bir gün Netflix'te gezinirken, 'Diriliş Ertuğrul' diye bir diziyle karşılaştım. Hakkında hiçbir şey bilmediğim bir tarihten bahsediyordu. Allah, İslam, barış, adalet ve mazlumlara yardım hakkında duyduklarım çok ilgimi çekti ve beni diziye bağladı.' ifadesini kullandı.60 yaşındaki Amerikalı, dizide en çok Ertuğrul, Turgut ve Selcan Hatun karakterlerini beğendiğini, Bamsı Alp'in ise gerçekte Ertuğrul'un yanında hiç bulunmadığını öğrenince hayal kırıklığına uğradığını söyledi.Tarihi dizide Muhyiddin İbn-i Arabi karakterinin dini mesajlar içeren diyaloglarının hayatına yeni bir anlam kazandırdığına işaret eden Hatice, 'İbn-i Arabi, dizideki en favori karakterim olmuştu. Onun söylediği sözler, beni çok düşündürüyor, bazen gözlerimin dolmasına neden oluyordu.' diye konuştu.Hatice, diziyi izlerken İslam ve Osmanlı tarihine yönelik araştırmalar da yaptığına değinerek, şöyle devam etti: 'Dizi o kadar çok ilgimi çekti ki, bütün bölümlerini 4 defa bitirdim ve şu an 5. kez seyretmeye başladım. Diziyi sık sık durdurup, bahsettikleri konu hakkında kaynakları okuyor sonra diziye geri dönüyorum. Ayrıca İslam'a, Müslümanların tarihine ve Osmanlı İmparatorluğuna ilişkin başka görselleri de internetten araştırıp, daha fazla bilgi edinmek için seyrediyorum.''Ertuğrul dizisi gözümü açtı'Diriliş Ertuğrul'un İslam dinine yönelmesi ve gerçekleri öğrenmesinde çok büyük etkisi olduğunun altını çizen Hatice, 'Tarihe olan merakım beni diziye bağladı. İyi ki seyretmişim, bu dizi benim gözümü açtı ve İslam'ı tanıdım.' dedi.Dizideki konuları bir ders gibi çalıştığını anlatan Amerikalı kadın, diziden yola çıkarak Ertuğrul Gazi hakkında bulabildiği kaynakları okuduğunu, oğlu Osman ile bazı diyalogları karşısında gözyaşlarını tutamadığını vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı:'Dizideki karakterler gibi yaşamak ve onların taşıdığı değerlere sahip olmak benim gözümde takdire değer bir durumdu. Baptist bir Katolik olmama karşın İslam ile daha çok ilgilenmeye başlamıştım. Bu dizinin karşıma çıkması bir işaretti ve içimi bir huzur kaplamıştı. Dizi sayesinde kafamdaki soru işaretleri azaldı ve sonunda inancım konusunda tamamen kafam netleşti.''İsmimi 'Hatice' olarak değiştirdim'İslam hakkında daha fazla bilgi edinmek için bol bol Kur'an'ı Kerim'in İngilizce çevirisini okuduğunu söyleyen Hatice, Müslüman olmaya karar verdikten sonraki sürecini şöyle anlattı:'Artık inandığımdan emindim. İnternetten araştırınca yaşadığım bölgede sadece küçük bir mescit olduğunu fark ettim. Oraya gittiğimde karşılaştığım her Müslümanın çok nazik olduğunu gördüm. Namazın ardından şehadet getirdim ve ismimi de Hatice (Khadija) olarak değiştirdim.'Müslüman olduğunu söylediğinde beklemediği tepkilerle karşılaştığını belirten Hatice, yakın bir arkadaşıyla yaşadıklarını şu sözlerle aktardı:'Şehadet getirdikten hemen sonra yaşadığım yere geri dönerken, yakın görüştüğüm bir arkadaşımın evine uğrayıp, ona Müslüman olduğumu söyleyince beni hemen susturdu. Çevremdekiler beynimin yıkandığına inanıyor. İnsanlarla bu konuyu artık tartışmıyorum. Ben, onların inancına karışmıyorum. Onların da bana karışmaları için bir sebepleri olmamalı.'İslam'ı seçen Hatice, daha önce beraber kiliseye gittiği, sosyal ortamlarda arkadaşlık ettiği insanların din değiştirmesinden dolayı kendisiyle irtibatı kestiğini, sosyal medyada bazı arkadaşları tarafından bloke edildiğini kaydetti.6 çocuk sahibi olduğunu söyleyen Hatice, ailesinin kendisini sık sık Türk dizileri ve programları seyrederken yakaladığını, sonunda en küçük oğlunun Müslüman olduğunu fark ettiğini, diğerlerinin de şüphelenmelerine rağmen henüz kendisine bir soru yöneltmediklerini dile getirdi.'Türkiye'ye gitmeyi çok istiyorum'İlk fırsatta Türkiye'yi görmek istediğini vurgulayan Hatice, en çok görmek istediği yerlerin büyük camiler, müzeler ve tarihi kişiliklerin türbeleri olduğunu belirtti.Hatice, 'Türkiye'ye taşınmayı bile düşündüm. Eğer yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını biterse haziranda bir ziyaret planlıyorum. Bu ihtimali düşünmek bile gözlerimi dolduruyor. Ertuğrul'un türbesini, gerçekte nerede yattığını görmeyi çok istiyorum.' diye konuştu.Türk yemeklerini tatmayı da ihmal etmeyeceğini belirten ve tariflere bakarak evinde bazı Türk yemeklerini yapmayı denediğini söyleyen Hatice, dedelerinin Amerika'ya Norveç'ten geldiğini, yakın zaman önce DNA testi yaptırdığını ve kökenlerinde biraz olsun Türk izi görmeyi umduğunu da belirtti.'Her sabah uyandığımda Allah'a şükrediyorum'Sağlık sorunları sebebiyle bir süre önce çalışma hayatını bıraktığına değinen Hatice, yaşadığı sorunlara rağmen İslam dinini seçtikten sonra iç dünyasında çok huzurlu olduğunu, anksiyete rahatsızlığı nedeniyle sürekli kullandığı ilaçlara bir süredir ihtiyaç duymadığını belirtti.Hatice, şunları kaydetti:'Her sabah uyandığımda Allah'a şükrediyorum. Ve her gün yatmadan önce bana bir gün daha bahşettiği için tekrar şükrediyorum. İnsanların çoğu hayatın ne kadar kısa olduğunun farkında değil. İnsanlara şu mesajı vermek istiyorum; hayatınızı, benim yaptığım gibi yanlış yollarda israf etmeyin. Hayatın anlamı ne giydiğinizde, hangi arabayı sürdüğünüzde, tırnaklarınızı nasıl yaptırdığınızda değil. Araştırın, daha dikkatli bakın. Nesiller geçtikçe, inançlar daha da zayıflıyor. Bencil bir toplum olmak yerine başkalarına nasıl daha faydalı olunabileceğinin konuşulduğu bir toplum olmaya çalışın.'
Reklam
Gidemediği Hollywood'dan Ödülü Kargoyla Gelen Yönetmenin, Yeni Filmine Bakanlık Desteği
ANTALYA (AA) - HATİCE ÖZDEMİR TOSUN - Los Angeles Uluslararası Kısa Film Festivali'nde 'Kar Zamanı' filmiyle ödüle layık görülen ancak seyahat giderleri nedeniyle gidemediği Hollywood'dan ödülü kargoyla gelen yönetmen Cevahir Çokbilir'in, yeni filmi için Kültür ve Turizm Bakanlığından destek geldi. Annesinin 12 Eylül 1980 askeri darbesinde yaşadıklarını beyaz perdeye aktardığı 'Kar Zamanı' filmiyle 10 ödül alan Çokbilir, yeni film için kollarını sıvadı. İmza attığı filmlerden 'Nar Zamanı' ile de 7 ödülün sahibi olan Çokbilir, savaştan kaçan bir asker ile karıncanın mağaradaki yaşantısını aktardığı 'Karınca ve İnsan' filmi için yönetmen koltuğuna geçti. Filmin çekimlerini tamamlayan genç yönetmen, bu çalışmasıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü tarafından desteklenen 39 kısa film yapım projeleri arasında yer aldı.Almanya'nın Worms Belediyesinin de katkıda bulunduğu film, ulusal ve uluslararası film festivallerine gönderilmeye başlandı. 'Şu ana kadar 21 festivale başvurduk'Yönetmen Çokbilir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, başrolde amcası Şahin Çokbilir'in oynadığı filmin çekimlerinin bir hafta sürdüğünü söyledi. Filmin senaryosunun amcasına ait olduğunu aktaran Çokbilir, daha önceki filmini annesi Naciye Çokbilir ile hayata geçirdiklerini, bunda da amcasıyla çalıştığı için mutlu hissettiğini belirtti.Çekimlerde 'karınca' için özel makro lensler kullandıklarını anlatan Çokbilir, karıncayı görsel efekt, animasyon ve 3 boyut teknolojisiyle filmde gerçekçi şekilde canlandırdıklarını, filmi bir yılda tamamladıklarını dile getirdi. Bu filmin ise Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından desteklendiğini vurgulayan Çokbilir, 'Bakanlığın desteğini almak beni daha da mutlu etti. Güzel bir dram filmi oldu. Şu ana kadar dünyanın en prestijli 21 festivaline başvurduk, başvurmaya devam ediyoruz. Güzel ülkemize güzel haberler getirmeyi umut ediyorum.' diye konuştu. Çokbilir, filminde insan ile karıncanın yemek ve su aramak için yaşadıkları mücadeleyi anlattığını bildirdi. Diğer filmlerini kendi imkanlarıyla çektiğini aktaran Çokbilir, festivallerde emeğinin karşılığını almanın ayrı bir sevinç kaynağı olduğunu kaydetti. Çokbilir, Amerika Birleşik Devletleri'nde düzenlenen Los Angeles Uluslararası Kısa Film Festivali'nde annesinin başrolde oynadığı 'Kar Zamanı' filmiyle 'En İyi Sinematografi' ödülüne layık görüldüğünü ancak seyahat giderleri nedeniyle Hollywood'a gidemediği için kargoyla gelen ödülüne kavuştuğunu hatırlattı.
Türk Bilim İnsanları, Igm Hastalığını Ameliyatsız Tedavi Etmeyi Başardı
SAMSUN (AA) - İLYAS GÜN - Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Romatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin Özgen ile Dr. Öğretim Üyesi Demet Yalçın Kehribar'ın kadınlarda nadir görülen İdiopatik Granülomatöz Mastit (IGM) hastalığını ilaçla tedavi etmeye yönelik araştırmasında başarılı sonuçlar elde edildi.Prof. Dr. Özgen ile Dr. Öğretim Üyesi Kehribar, kadınlarda nadir görülen iltihaplı bir meme hastalığı olan IGM hastalığının ameliyatsız tedavisi için 2 yıl önce başlattıkları çalışmayı tamamladı.Prof. Dr. Özgen, AA muhabirine, bugüne kadar tedavisi yalnızca meme ameliyatı ile olduğu düşünülen genç kadınların IGM hastalığının tedavisini devrimsel şekilde değiştirdiklerini söyledi. IGM hastalığının memede kitle ile belirti verdiğine işaret eden Özgen, hastalığın meme kanseri ile karıştırılması nedeniyle genç kadınlarda hem fiziksel hem de psikolojik olarak ciddi sıkıntılara yol açabildiğini anlattı.Bugüne kadar tedavisinde etkili bir ilaç bulunamadığı için tek çarenin memenin bir kısmının ya da tamamının cerrahi olarak alınması olduğuna dikkati çeken Özgen, 'Geçirilen ameliyatlara rağmen pek çok hastada hastalığın tekrarlaması, kadınların korkulu rüyası haline gelmişti. Keşfettiğimiz ilaç ile genç kadınlarımızı ameliyatsız tedavi etmeyi başardık. Böylece gerek operasyonun getirebileceği risklerden gerekse emzirme çağındaki anne adayı kadınlarımızı memelerini kaybetmekten kurtardık.' ifadesini kullandı.'Hastalığın cerrahi uygulama yapılmadan tamamen iyileştiğini belirledik'Kehribar ise araştırmalarında kullanımı kolay, yan etkisi son derece az ve tedavi maliyeti düşük bir ilaçla IGM hastalığında cerrahi müdahaleye göre çok daha başarılı ve kalıcı sonuçlar elde ettiklerini vurguladı. Kanserle çok fazla karıştırılmasının şiddetli şekilde memeyi kaybetme ve ölüm korkusu gibi psikolojik olarak hastaları çok etkilediğinin altını çizen Kehribar, şöyle devam etti:'Bu hastalıkta çok fazla cerrahi yöntem kullanılmakta ve kadınlar genç yaşta meme dokularını kaybetmekteydi. Ya da kortizon tedavisi ile genç bayanlarımız bu hastalıkla uzun yıllar mücadele etmek zorunda kalıyordu. 2 yıl boyunca hastalarımıza metotreksat tedavisi uyguladık. Hastalığın çok hızlı şekilde cerrahi uygulama yapılmadan tamamen iyileştiğini belirledik. IGM hastalığı nedeniyle 4-5 defa ameliyat geçirmek zorunda kalan, buna rağmen hastalığı devam eden kadınlarda ilaç tedavisi ile yüz güldürücü sonuçlar aldık.'Kehribar, bir kadın olarak da bu araştırmadan güzel sonuç alınmasına çok sevindiğini dile getirerek şunları kaydetti:'Bu keşif, Amerika'nın saygın dergilerinden American Journal of the Medical Science'ın Kasım 2020 sayısında yayımlandı. Ayrıca bu çalışmalar Japonya, Kanada, Almanya ve Güney Kore gibi birçok ülkede ilgi gördü. Bu ülkelerde düzenlenen uluslararası bilimsel kongrelerden araştırmayı anlatmak için davet aldık. Son olarak dünyada tüm tıp bilim insanlarının hastalıkların güncel tedavi şekillerini öğrenmek için kılavuz olarak başvurduğu, 'UpToDate' isimli saygın bilim sitesi tarafından kaynak gösterildi.'Kehribar, araştırmada kendilerine büyük destek veren OMÜ yetkililerine teşekkür etti.
Cezaevindeki Melek İpek'ten Çarpıcı Sözler: '27 Gündür Dayak Yemedim'
Kendisine işkence yapan eşi Ramazan İpek'i öldüren Melek İpek, tutuklu kaldığı cezaevinde dün gece avukatıyla görüştü. Melek İpek'in “Dışarıda en çok kızlarıma sarılıp uyumayı özledim. Devletime ve onun adaletine güveniyorum. Burada 27 gündür hiç dayak yemedim ve ben burada olduğum için kızlarım dışarıda daha rahat' dediği öğrenildi.
Samsun'da Otomobil Devrildi: 1 Ölü, 3 Yaralı
SAMSUN (AA) - Samsun'un Havza ilçesinde otomobilin devrilmesi sonucu aynı aileden bir kişi öldü, 3 kişi yaralandı.Fatma Tarkan (29) idaresindeki 55 AEL 99 plakalı otomobil, Samsun-Vezirköprü kara yolu Vezirköprü kavşağında yol kenarındaki su kanalına düşerek devrildi.Sürücü ile babası Kurtça Tarkan (56), araçtan kendi imkanlarıyla çıktı. Araç içinde sıkışan sürücünün annesi Hatice (58) ve kardeşi Ayşegül Tarkan (24) ise Samsun Büyükşehir Belediyesi Havza İtfaiye Amirliği ekibince çıkarıldı.Havza Devlet Hastanesine kaldırılan yaralılardan Hatice Tarkan, müdahaleye rağmen kurtarılamadı.Durumu ağır olan Ayşegül Tarkan ise Samsun Eğitim Araştırma Hastanesine sevk edildi. Sağlık durumları iyi olan Fatma ve Kurtça Tarkan ise ayakta tedavi edildi.
Reklam