Osmanlı Zamanında Yaşasa Paşa Olabilecek 13 Ünlü
Gün geçmiyor ki, ülkede yeni bir akım başlamasın. Önce bıyık furyası başladı, baya da tuttu. Herkes etrafta pala remzi gibi gezdi. Yakışan da bıraktı, yakışmayan da.. Şu günlerde bıyık modası yerini sakal modasına bırakmış gibi duruyor. Sakal dediysek kirli sakal falan değil baya baya Osmanlı paşası sakalı.  Bu akım da aynı bıyık modası gibi hızla yayılıyor. Osmanlı zamanına gitmek için artık zaman makinesine ihtiyacımız yok. Etrafımıza biraz baksak yeter. Osmanlıdan fırlayıp gelmiş bir karakter görmemek imkansız. Zira her yerde karşınıza çıkan birçok ünlü de bu akımın rüzgarına kapılmış durumda. İşte sakal modasına uyup Osmanlı paşası gibi olan o ünlüler... (LAKAPLAR TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR)
Muhteşem Bir Yüz Boyama Animasyonu
Emma Allen adlı sanatçı, 'stop motion' ve 'yüz boyama' (face paint) tekniğini kullanarak muhteşem bir animasyon hazırlamış. Buna göre, genç bir kadın yavaş yavaş yaşlanıp ölüyor. Sonrasında ise tüyler ürperten bir değişimle doğanın bir unsuru olarak yeniden doğuyor. Değişim ve geçişler harika!..
Gündeme Damga Vuran O Kare
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı 'Fotoğraf yayınladı ya, biz sözde çok zor durumda kalacakmışız. Ben şimdi ona bir belge açıklayayım. Belki oradan görülmüyor, ben okuyayım' diye eleştirdi. Kılıçdaroğlu sözlerine şöyle devam etti: Özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi'ne oy veren yurttaşlarıma göstereyim. Fotoğraf nasıl olurmuş? 24 Kasım 2013. 17 Aralık’tan üç hafta önce. Bu fotoğraf, üzerine oynama yok. Üstlerinde kimlerin olduğu yazılı. Fotoğrafların hiçbir yerinde oynama yok. Kim var burada?” dedi. Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satır başları: Bir gün bir o arkadaşların hapiste tutulmaları bir demokrasi ve hukuk ayıbıdır. Derhal bunların serbest bırakılması lazım. Defalarca söyledik bu ÖYM’ler adalet dağıtmaz. Özel yetkili mahkemeler siyasal iktidarın sopasıdır. Bu özel mahkemelerin verdiği kararlar kamu vicdanını rahatsız ediyor. Hayır dediler, biz bildiğimizi okuyacağız dediler. Artık adaletin sağlanması gerekiyor. Bu konuda CHP olarak üzerimize düşeni yaptık. Yasa teklifi mi? Arkadaşlarımız verdiler. Milli orduya kumpas kuruldu sözünün arkasında hala duruyorsa, çözüm yeri TBMM ise gelin kardeşim CHP hazır. Haksızlığı bitirelim, adaleti sağlayalım. Açık çek. MHP SEÇİM BÜROSUNA SALDIRI Siyasal partilerin bir iktidar mücadelesi içinde olmaları son derece doğaldır. Yurttaşa giderler, hangi partiye oy verirse iktidar olur. Bu bir centilmenlik yarışıdır. Etik ahlaki kuralları olması gereken bir yarıştır. Şiddet bu yarışmaz. MHP’nin Esenyurt’ta bir seçim bürosu açılışı var ve bir saldırı var, bir vatandaşımız hayatını kaybediyor. Şiddetle ama şiddetle kınıyoruz. Hiç kimsenin bir başka siyasal partiyi kaba kuvvetle susturması gibi bir olayı asla kabul etmiyoruz. Demokrasilerde bunun yeri yoktur. Fikir düşünce özgürlüğü varsa çıkar söylersiniz. Katılmasak bile düşüncenizi özgürce dile getireceğiniz bir Türkiye’yi inşa etmek için yola çıktık biz. O nedenle MHP camiasına baş sağlığı diliyorum. Ölene de Allah’tan rahmet diliyoruz. Bir daha da Türkiye’de böyle şeyler olmasın istiyoruz. 'LÜTFEN DENETİMLERİ SIKILAŞTIRIN' En son Kayseri’de 21 yurttaşımız hayatını kaybetti. Sivas’ta pek çok yerde var. Devletin bu konuda denetimlerini sıklaştırması gerekiyor. Her kaza sonuçta can kaybına mal kaybına yol açıyor. Kışın donup ölen yurttaşlarımız var. Lütfen denetimlerinizi biraz daha sıklaştırın. Yolsuzluk konusunda benim ne kadar duyarlı olduğumu bütün dünya biliyor. Kim yaparsa yapsın, yetimin hakkını yiyen karşısında beni bulur. Hiç kimse endişe etmesin. Biz babamızdan mirası böyle aldık. Kul hakkı yemeyiz, yedirmeyiz de. İsteriz ki ülkede barış olsun huzur olsun. Herkes kazansın, mutlu olsun. Bu bizim temel arzumuzdur. Şimdi Erdoğan geçtiğimiz günlerde Ankara’da ilçe belediye başkana adaylarını tanıtıyor. Diyor ki “Pazar gününe kadar Sarıgül dosyasını açıklamazsan ben açıklayacağım” CHP lideri, ailesiyle Meclis'e gelen bir çocukla konuşmasını bitirip kürsüden indikten sonra bir süre sohbet etti. O sırada objektiflere bu kare yansıdı. O FOTOĞRAFLA OYNANMIŞ Ben de ertesi gün “açıklamazsan namertsin” dedim. Pazar günü oldu, eline aldı bir fotoğraf. O fotoğrafla da oynanmış, sahtekarlık yapılmış sen Başbakansın. Sana sahtekarlık yakışır mı? Onların tayfasından o isimleri karalamışlar, flu yapmışlar kimse görmesin diye. Bir başbakan bir fotoğraf gösterecekse oynamaz, büyütür gösterir. Sahte dijital veriler vardı ya, onları yapan adamın o olduğu sonucuna varılır. Madem bir yolsuzluk dosyası açıklayacaksın niye fotoğrafı tahrip ediyorsun? Dosyayı açıkladı. Bir başbakan eline tutuşturulan kağıdı hemen okumaz. 27,5 yıl yaşamını devlete vermiş bir kişi olarak söylüyorum. Bilgi ve belge verir, önce doğruluğunu araştırırsınız. 'İÇİŞLERİ BAKANLIĞI RAPORU VAR' Olay 2004’te. Parti içinde bir tartışma var, genel başkanlık yarışı var. Şikayetler kavgalar var. Bunlar olur. Şimdi yok. Bitirdik onu kavga dönemi bitti. 2004'te olmuş, güzel. 2005 yılında o kurultayda bunlar da tartışılmış. Şikayet yapılıyor İçişleri Bakanlığı’na 9 Ağustos 2004’te. Mülkiye müfettişleri olayı araştırıyorlar, nedir bu diye. Sonucu aktarıyorum. İçişleri Bakanlığı raporunda diyor ki “İmar yasasına aykırı uygulamalar var, 27 yapıdan 5’i hakkında iddialar yerini bulmamıştır” 22 yapı hakkında iddialar, soruşturma gerektiği belirtiliyor. Danıştay’a başvuruluyor. Deniliyor ki “Bu soruşturmalar doğru değil bizim yaptığımız doğru değil” diye. Danıştay’da inceleniyor. 2005/1354 dosya numarası. Danıştay diyor ki bu 22 dosyadan, 21’i hakkında yapacak bir şey yoktur diyor, bir dosya için konu soruşturulsun deniliyor. Olay mahkemeye intikal ediliyor. Şişli 9. Asliye Ceza Mahkemesi, ve sonuç beraat ediyor. 27 dosyanın tümü aklanmış oluyor. 'GÖZÜ KARARMIŞ' Bir başbakan 2004’le ilgili bir şikayet geldiğinde en azından, ne oldu bakın ondan sonra getirin der. Buna bakmıyor, baksa bile anlamıyor, gözü kararmış. Acaba ben CHP’yi nasıl yolsuzlukla suçlarım diye. Senin boyun yetmez buna boyun. Çünkü sen helale değil, harama ortak olan adamsın. Bizden hesap soracakmış, kimsin sen? Antep’te söyledim, bütün Antepliler duydu. Al dosyaları çık karşıma, senin istediğin gazetecilerle bana soru sor, ben mahcup olayım. Gelmem diyor, gelemem diyor. Niye gelemiyorsun Recep Bey? Neden korkuyorsun? Alnın temizse, verilmeyecek hesabın yoksa, neden korkuyorsun? Sen başçalansın da onun için korkuyorsun. 'NEDEN BAYKAL'IN İZLEDİĞİ YOLU İZLEMEDİN? Sayın Baykal ile ilgili de bir iddia ortaya atıldı. Dendi ki İsviçre’de bankalarda hesapları var. Sayın Baykal ilgili yerlere başvurdu. Bildirdiler, Baykal’ın hiçbir hesabı yok. Çıktı toplumun karşısına, açık alınla, benim İsviçre bankalarında beş kuruş hesabım yoktur dedi. Yahu kardeşim senin hakkında, batılı kuruluşların belgeleri yayınlandı, senin İsviçre bankalarında sekiz hesabın olduğu söylendi. Dava açacağım dedi, açtı mı? Açmadı. Niye dava açmadın sen? İki, sen neden Sayın Baykal’ın izlediği yolu izlemedin? Hesabımın olup olmadığını bana bildirin demedin sen. Ben temizim diyor, geç sen onları geç. Senin ne kadar temiz olduğu ben çok iyi bilirim. Sen yürütmenin başısın zaten. 'ŞİMDİ BEN ONA BİR BELGE AÇIKLAYAYIM' Fotoğraf yayınladı ya, biz sözde çok zor durumda kalacakmışız. Ben şimdi ona bir belge açıklayayım. Belki oradan görülmüyor, ben okuyayım. Başbakanlık Personel Prensipler Genel Müdürlüğü'nün bir yazısı, altında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan yazıyor. Nedir bu yazı? 22 Ocak 2004’te yazmış. Diyor ki “Adalet Bakanlığı'ndan bir yazı gelmiş, dokunulmazlık dosyası ile ilgili. O da TBMM’ye gönderecek. Ve Erdoğan neyle suçlanıyor? Zimmet, kamu taşıma biletlerinde kalpazanlık, resmi evrakta sahtecilik fiillerinden ötürü dosyası var, belgeleri var, raporları var, dokunulmazlığını kaldırın diye. O bir fotoğraf gösterirken bile sahtekarlık yaptım. Ben kapı gibi belge gösteriyorum, kendi imzasıyla. Kendi yazınla gösteriyorum. Şimdi utanır mı? Utanması için ar damarı lazım, o da yok. Bu yetmedi. Bunu biliyorduk zaten. Kendi imzasıyla, kendi sahtekarlıklarını parlamentoya bildiren bir Başbakandır. Özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi'ne oy veren yurttaşlarıma göstereyim. Fotoğraf nasıl olurmuş? 24 Kasım 2013. 17 Aralık’tan üç hafta önce. Bu fotoğraf, üzerine oynama yok. Üstlerinde kimlerin olduğu yazılı. Fotoğrafların hiçbir yerinde oynama yok. Kim var burada? Rıza Zarrab var, Ali Ağaoğlu var, Suat Kılıç var, gensorudan kurtulan. Altındağ’da iş yürüten. Recep Tayyip Erdoğan var başçalan. Ve emine Hanım var. Bu tablo devlet protokolü. Sayın Başbakan şunu söyleyebilir. “Yahu o tarihte operasyon yapılmadı, ben hani bunların ne olup olmadığını bilmiyordum” diyebilir. Ama o da doğru değil. diyemez. Neden? 18 Nisan 2013. Bu olaydan çok önce. MİT Başbakan’ın önüne üç sayfalık rapor koyuyor. Raporun sonuç bölümünü okuyorum. “Rıza Zarrab’ın Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ve Muammer Güler ile mevcut ilişkisinin ortaya çıkması halinde, söz konusu hususların hükümet aleyhine kullanabileceği değerlendirilmiştir” 'SENİN HABERİN OLMADAN BU TABLO OLUŞMAZ' Bak diyor dikkat et diyor. Bu ne yaptı? Gitti şu pozu verdi. Yani benim haberim yoktu diyemez. Ben onun için buna başçalan diyorum zaten. Boşuna söylemiyorum. Ölçüyorum tartıyorum biçiyorum ondan sonra söylüyorum. Senin haberin olmadan bu tablo oluşamaz. Peki bu adam ne yapmış? Tabloya bakalım. Zarrab, hani bu bir bakana 700 bin liralık kol saati verdi ya, Başbakan ile aynı protokolde oturuyor. 700 bin liralık saat veriyor. Başka? Yine bize gelecek olan fezlekeleri bekliyoruz. O fezlekelerde çok şeyler var. Bir bakana 28 kez, rüşvet veriliyor. Toplamı 52 milyon dolar. Bir başka bakana 10 kez rüşvet veriliyor, toplamı 10 milyon dolar. Bir başka bakana, üç kez rüşvet veriliyor, toplamı 1,5 milyon dolar. Başaktör kim? Başbakan ile aynı safta, başçalan. Bu Zarrab’ın bir konuşmasını size okumak isterim, mahkeme kararıyla alınmış tape’ler bunlar. Bir bakana 500 bin dolar rüşvet gönderecek telefon ediyor arkadaşına diyor ki; “Abi yarın güzel bir tane çikolata lokum yaptır. Bir tane gümüş tabak, içine çikolata dizdir tamam mı? Bir tanede çikolata kutusu olsun. Onun içine de 500 bin yerleştir. Sadık biliyor. İstinye tarafında bir yer var ya. Egemen’e gidiyor. Daha önce de göndermiştik ya 500 500.” Kim o? Kimin yanında oturuyor? Başçalan’ın yanında oturuyor. Başçalanı kim uyardı MİT’ uyardı. Yapmayın dedi bu adamlar. Ben onun için sana yapmayın diyorum. Sıradan bir olay değil bunlar. Hala kalkmış, yok 2004’te 2005’te bu oldu. Yahu açıkça söylüyorum. Yolsuzluk varsa sonuna kadar gitmeyen namerttir diyorum. 'SENİN VİCDANIN NASIL SIZLAMIYOR' Oy verdiniz. Rüşvet bitsin, yolsuzluk bitsin diye. Sizin paralarınızı çaldılar. Harama ortak oldular. Onun için diyorum. Helal bunların kapısının önünden geçmiyor. Bu tabloyu herkesin düşünmesi lazım. Herkesin elini vicdanına koyması lazım. Ne oluyor bu ülkede demesi lazım. Her yurttaşımın söylemesi lazım. TÜRGEV diye bir vakıf var. Erdoğan Ailesi'nin kurduğu. Başında da Bilal var, Bilal oğlan var. Benim oğlumla uğraşmayın diyor. Sevgili Recep Bey, biz senin oğlunla boşuna uğraşmıyoruz. Sen makamını kullanarak oğluna çıkar sağlıyorsun. Nüfüz ticareti yapıyorsun. Sen diyorsun ki, şu ihaleyi sana vereceğim, rüşveti de oğlumun vakfına ödeyin diyorsun. Unuttun mu Recep Bey sen ne söylüyordun? “Bugüne kadar evladından hırsızlık öğrenen baba görmedim” diyordun. Hırsızlık babadan oğula geçer, evlattan babaya değil. “Efendim hayır işi yapıyoruz. “Ne demek hayır işi yahu? Arsayı buna ver diyorsun, senin o arsa oraya bedava verilir mi? Bunun adı nüfuz ticaretidir. Sen oğlunu yolsuzluğa bulaştırdın. Sen ne kadar büyük bir günah işlediğinin farkında mısın? Bir baba evladını nasıl bir konuma düşürebilir? Benim vicdanım sızlıyor yahu, senin vicdanın nasıl sızlamıyor? Erdoğan’a bir soru sorayım. Medya mensupları da korkudan sormuyorlar. Malum bizim toplantılarını kesiyorlar, onların aday tanıtımlarını bile sonuna kadar veriyorlar. Medya medya değildir. Biz bunu kabul etmiyoruz. Yolsuzluk olayı ciddi olaydır. Halk adına soru sorma yetkisi medyadır. Medya yolsuzluk olaylarının üstünü örtemez, örterse ona medya denmez. 'BU PARA NEYİN PARASIDIR?' Protokol diye bir şey var. TÜRGEV’in de vakıf bankasında bir hesabı var. TR 20020001500158048013239675 nolu hesap. TÜRGEV’in böyle bir hesabı var mı? İki bu hesaba 26 Nisan’da 99 milyon, 999 bin 990 dolar para yattı mı? Bu para neyin parasıdır? Bu para bir rüşvet parası mıdır? Açıklasın öğrenelim merak edelim. Bugün diyor ya, şu kadar çamaşır makinası sattık. Recep bey bütün dünyayı çamaşır makinalarıyla donatsak senin kirliliğini temizleyemez. Bizim sihirli formüle gelelim, fotoğrafa gelelim. İkinci adam kim? Ali Ağaoğlu. Bakırköy’de arsası vardı. İmar durumunu değiştirecek, bir türlü değiştiremiyor. Nereye gidiyor, başçalana gidiyor. O da Erdoğan Bayraktar’a talimat veriyor, o da gereğini yapıyor. Bunun üzerine Ali Ağaoğlu İBB’den birisiyle konuşuyor. “Orada bak, şunu söyleyeyim. Ben onu bakanlığa yaptırtmadım. Açık da net de konuşuyorum Başbakan'a yaptırdım. Ben de gittim büyük patrona söyledim. O da talimat verdi halledin burayı dedi” ve hallettiler. Sonra bundan biraz rahatsızlık duymuş AKP’nin İstanbul il başkanı Babuşçu şöyle söylüyor. 11 Ocak 2013 “Yani büyükşehirde reddedilen bir dosya. Sonra bakanlığa gidiyor, özel proje. İstanbul'da ilan edilen tek özel proje alanı. Başka yok diyorlar” 'BÖYLE BİR FOTOĞRAFI CHP İÇİN GÖSTEREBİLİR MİSİN?' Ali Ağaoğlu da şöyle söylüyor; “büyük patronun talimatıyla yapılan bir şey” diyor. Bu fotoğrafın ne kadar önemli olduğunu biliyor musunuz? Yandaş medya bu fotoğrafı sildiler. Ama biz neyiz? Halkın partisiyiz. Başka kim var? Erdoğan Bayraktar var. Suratından düşen bin parça. Neden? Gelecek felaketi görüyor. Ama bir şeye güveniyor. Nasılsa benim günahım yok diyor. Erdoğan talimat verdi ben de yaptım diyor. Ama Erdoğan ne dedi? Önüne bir deklerasyon, ve istifa dilekçesi. O da hayır demiş, istifa edeceksen önce sen edeceksin. Sen söyledin ben yaptım. Hep beraber görüyor ve tanık oluyor. Şimdi ben Erdoğan’a söylüyorum. Sen böyle bir fotoğraf CHP için gösterebilir misin? Asla gösteremezsin. Çıkmışsın dinden imandan söz ediyorsun. Ben de bazen iç dünyamda isyan ediyorum yahu. Bunlar dinden imanden bahsediyorsa, biz neden bahsedeceğiz. Söyler misiniz Allah aşkına? Bu bakanlarla ilgili fezleke geldi. Şimdi Meclis’e göndermeyelim, bütün pislikler saçılacak. Yahu saçılacağı kadar saçıldı zaten. Sen göndermezsen biz daha çok şey açıklayacağız. Adam gibi gönder, kimsenin yanında yolsuzluk yapan kimsenin yanında durma. Yoksa bu başçalan ünvanı senin yakana yapışacaktır. Alnına yazacağım senin bunu. 'ONUN DA BELGESİ VAR' Geçen hafta burada bir savcının tuttuğu tutanağı açıkladık. Gecenin saat 22:31’de ikinci kez telefon ediyor başsavcıya. Bir daha okuyayım. “Bu saate git. Cumhuriyet savcısını değiştir. Tüm kararları iptal et. Bu soruşturmayı durdur. Bunu yapmazsanız sonuçlarına katlanırsınız” Bu demokratik bir ülke mi arkadaşlar? Bu yargı bağımsızlığının olduğu bir ülke mi? Yoksa mafyanın kol gezdiği bir ülke mi? Bakanların orada, sen de en baştasın. Talimat veriyorsun, bütün yolsuzlukların içindesin, rüşvetlerin içindesin. Her şeyi biliyorsun. Neden söylüyorum? Onun da belgesi var. Bir metrekarelik bir kamu arazisi. Kiralanacaksa, satılacaksa, irtifa hakkı kurulacaksa Erdoğan’dan izin gerekiyor. Resmi Gazete’de yayınlandı bu. O nedenle ben sana başçalan diyorum. Olayların ne kadar vahim olduğunu anlatmak için anlatıyorum. Bunların yatacak yeri yok. Bunlar hesap da veremezler. Hükümetten düşsünler Türkiye’de göremezsiniz bunları. 'ULAN MÜSTEŞAR SÖYLEDİ' Ben tabi Adalet Bakanlığı müsteşarı telefon etmiş, o müsteşar yerinde kalamaz dedim. Bakanın dışında müsteşar yapamaz, bakanın bilgisi varmış. Meğer ortaya çıktı ki o da telefon etmiş. Ne diyor? Ulan müsteşar söyledi. Telefon etti, sana bilgi verdi. Sen ne diyorsun? Savcıyı değiştir diyorsun. Savcıyı değiştir ne demektir? Doğrudan müdahale etmek demektir. Adalet Bakanlığı şu anda boştur. Yolsuzlukları aklamaya çalışan bir kişi vardır Adalet Bakanı olarak, onun adı da Bekir Bozdağ’dır. Herkes böyle bilsin. Urla villaları var. Ben merak ediyorum, bu villa düşkünlüğü nereden geliyor? Bir de havuzlu olacak. Kime götüreceksin yahu? Öbür dünyaya bir kefenle gideceksin kardeşim. Bunlar kefene kesin cep yapacaklar. Bunların dolar yeşili hastalıkları var. Urla’da bir koy. Dünyanın en güzel koylarından birisi. Birinci derece SİT alanı. Kazmayı vurduz mu tarih fışkırıyor. İnşaata başlamış. Kim? Mustafa Latif Topbaş. Önemli bir işadamı, ama Bayın Başbakan demiyor, abi diyor. Telefonu hep abi üzerine kurulu. 'DEVLET BÖYLE YÖNETİLMEZ' Vali diyor ki genelge var kanun var. Birinci derece SİT alanında inşaat yapamazsın. O da abisine şikayet ediyor. İnşaat yapacağım, iki villa da size ait, vali izin vermiyor. Başbakan iki villa uğruna ne yaptı? Devletin valisini sattı, onu gönderdi başka yere. Yahu gözünü toprak doyursun kardeşim. Önce birinci derece SİT alanını değiştirdiler. Raporları aldılar, onların da rüşvetle alındığı çıkacak ortaya. Beyefendi oraya villa yaptırdı. Telefon tapelerini artık saymıyorum. Öyle bir havuz yap ki diyor, ikinci kattan bakılınca bizim havuz görülmesin. O da emredersin yaparız diyor. Devlet yönetimi böyle olmaz. Devlet böyle yönetilmez. Saygı gerekir. Kul hakkını korumak gerekir. Şeffaflık gerekir. Devleti yöneten insanlar 76 milyonun kefaletinden sorumludurlar. Kendisine oy versin vermezin, herkesi kucaklamak zorundadır devleti yönetenler. Hukukun üstünlüğüne inanırlar. Eğer, hukukun alanını siyaset belirlerse orada demokrasi olmaz. Bizim savunmamız gereken nedir? Hukukun üstünlüğünü savunmaktır. Hukuk siyasetin alanını belirlemeli. Temiz olun diyor, ama temiz değiller. Bütün yurttaşlarıma sesleniyorum. Adalet ve Kalkınma Partisi’ne oy veren yurttaşlarıma sesleniyorum. Türkiye’yi gelin kirlilikten arındıralım. Bakın dolar aldı başını gidiyor, bütün iş dünyası kaygı içinde. Onlara da söylüyorum. Siyasi partilerle kirli pazarlıklara giren iş dünyası kendine zarar verir. İş dünyası mensuplarını kendi aranızdan ayrılın. Bırakın onlar Erdoğan’ın etrafında kümelensinler. Biz onlara güveniyoruz, onlara saygılıyız. Onlar üretiyor, çalışıyorlar. Onların fabrikaları sadece onların değildir, milletin fabrikasıdır. Onlar üretecekler istihdam yaratacaklar. Ama nasıl? Hukukun üstünlüğü içinde. Hürriyet
Bu Bankalar 2014 Yılında Personel Alımı Yapacak
2014 yılı alım yapacak olan bankalar belli olmaya başladı. Buna bağlı olarak 2014 yılında en çok alımı büyüyen katılım bankacılığının dikkat çeken ismi Türkiye Finans yapacak. 2014 yılında en çok personel alan bankanın yanısıra diğer bankaların alacağı personel sayıları da bu haberde...Akbank; 2014 yılında 1.600 yeni personel alımı gerçekleştirecek banka 35 yeni şube açmayı hedefliyor. Bu yeni açılacak şubelerle birlikte 925 şube sahibi olacak. Geçen yıl 250 bin personel alan bankanın yeni personel hedefi 1.600 kadar. Şubelerini açacağı başlıca iller şunlar; İstanbul, Ankara ve İzmir.. Bankanın istihdam hedefleri ise şu şekilde; Banka personel gereksinimleri dahilinde yurt çapında alımlar gerçekleştiriyor. İşe alım sürecinde çeşitli sınav ve mülakatlar yapan bankanın dört farklı yöntemi var. Tecrübesiz adaylar için yeni asistanlık, yönetici adaylığı ve müfettiş yardımcılığı pozisyonları için ise farklı işe alım teknikleri mevcut… Tecrübesiz alımlarda 28 yaşını doldurmuş olmak, üniversitelerin bankacılık bölümlerinden mezun olmak ve askerliğini yapmış olmak şartları aranmakta. Tecrübeli personel alımlarında ise özel mülakatlar yapılmaktadır. Kişileri tanımaya özen gösteren banka mülakat sırasında adayların kişilik yapılarına, görev uyumlarına ve güçlü taraflarına dikkat çekiyor. Yapı Kredi Bankası, 2014 yılında 600 yeni personel alımı gerçekleştirecek banka 41 şube açmaya hazırlanıyor. Ayrıca bu şubelerle birlikte toplam Yapı Kredi Bankası ailesi 959 oldu. Yapı Kredi Bankasının sitesinde insan kaynakları sayfasından iş başvuruları alınmaktadır. İşe başvurusu yapmayı dileyen adaylar internet sitesinde ilan edilmiş açık pozisyon ve genel başvuru haberlerine özgeçmişlerini iletebilirler. Başvurulara hem üniversite öğrencilerine hem de profesyonellere açıktır. İşe alım sürecinde tecrübesiz adayları genel yetenek testi tabii tutan banka pozisyona ilişkin olarak ise sayılar, algılama, hafıza yeti ve İngilizce testleri yapmakta. Yapı Kredi Bankası sınavın ardından başarı elde eden adayların işe alım süreçlerini insan kaynakları ve iş birimi mülakatları yaparak gerçekleştirmektedir. Garanti Bankası, 2014 yılında 3000 personel alımında bulunacak. Garanti Bankası 2011 yılında 68 yeni şube açtı ve toplam 919 şubesi oldu. O yıl 843 bin personel alımı yaptı. Banka 2012 yılında 30 şube açtı ve 3000 yeni personel alımı yaptı. Garanti Bankası internet sitesinde insan kaynakları sayfasından iş başvuruları alınmaktadır. Buna ek olarak kariyer sitelerinden de iş başvurusunda bulunulabilmekte. Garanti Bankasının işe alımlarda tercihini yüzde 70 yeni mezunlardan yana kullanıyor. Finansbank, 2014 yılında 1000 yeni eleman alımı yapacaktır. Finansbank 2012 yılında 19 yeni şube açtı ve toplam şube sayısı 950′ye oldu. 2014 yılında ise 30 yeni şube hedefi var. Yine 2014 yılında 1000 yeni personel alma isteği bulunuyor. Banka tecrübeli çalışan gereksinimin yüzde 80′e kurum içinden karşılıyor. Finansbank internet sitesinde insan kaynakları sayfasından iş başvuruları alınmaktadır. Buna ek olarak kariyer sitelerinden de iş başvurusunda bulunulabilmekte. Finansbank işe alım gereksiniminin yüzde 70′ini yeni mezunlardan yana kullanıyor. Banka çoğunlukla yönetici adayı, ticari-kurumsal şube satış, müfettiş yardımcısı, şube satış/operasyon, çağrı merkezi ve direk satış pozisyonlarından alım yapmaktadır. DenizBank, 2014 yılında 800 yeni personel alımı yapacak. DenizBank, 2011 yılında 88 yeni şube açtı ve toplam şube sayısı 600 oldu. Bu 600 şubenin 588′i yurtiçinde ve 12′i yurtdışındadır. Banka 2011 yılında 2600 yeni personeli istihdam etti. DenizBank, 2014 yılında 35 yeni şube açmayı hedefliyor. Bu şubelere ise 800 yeni personel alımı yapması planları arasında. Finansbank internet sitesinde insan kaynakları sayfasından iş başvuruları alınmaktadır. Buna ek olarak kariyer sitelerinden de iş başvurusunda bulunulabilmekte. DenizBank’ın eleman ihtiyacı daha çok satış ve operasyon kadrolarındadır. Genel müdürlükte ise şubelerdeki artışa göre alımlar yapılıyor. Kuveyt Türk, 2014 yılında 475 yeni personel alımı gerçekleştirecek. Kuveyt Türk, 2012 yılında 39 yeni şube açtı ve 400 yeni personel alımı yaptı. Bankanın, 2014 yılında 40 yeni şube açma hedefi bulunuyor.Ayrıca planları arasında 475 personel alımı da mevcut. Kuveyt Türk’e başvuruda bulunmak için bankanın sitesinde kısa bir özgeçmiş göndermek yeterlidir. Bankanın personel ihtiyacı daha çok şube satış ve operasyon kadrosundadır. Ziraat Bankası; Bankanın 3 bin 265 yeni personel alma hedefi var. Ziraat Bankası İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Ali Toker, bankanın İstanbul Finans Merkezi’ne taşınma isteği ve yeni şubeleşme hedefleri doğrultusunda meydana gelecek personel gereksiniminin giderilmesi istemiyle sınav dahilinde, 3 bin 265 yeni personel istihdamında bulunacak. Ali Toker’in bildirisinde bankanın gerçekleştireceği planlarına ilişkin yeni personel alımı çalışmaları yaptıkları da yer alıyordu. Bu Dönüşüm süreci planı dahilinde Ziraat Bankası’nın yeni yaptığı 5 kurumsal, 27 ticari ve 73 girişimci şubeyle beraber toplam bin 486 şubeye ulaşacaklarını açıklayan Toker, “Bankamız şubeleşme planları dahilinde , gereksinim duyduğu yerlerde yeni şubeler açmayı sürdürecektir. Birkaç yıl içinde İstanbul’da 100 şube ve hiç banka olmayan 36 ilçede ise ‘butik şube’ çalışmalarına hazırlanıyor” dedi. 2014 banka personel alımlarına ilişkin detaylı ve güncel bilgiler 2014 banka personel alımları sayfasında yer almaktadır.
Bu Üniversitede Kopya Çekmek İmkansız
Tayland’ın başkenti Bangkok’ta bulunan Kasetsart Üniversitesi’ndeki öğrencilerin Facebook sayfasında paylaştığı fotoğraflar görenleri hayrete düşürdü. Sınavlar sırasında çekilen fotoğraflarda öğrencilerin kopya çekmesini önlemenin sıradışı bir örneği görülüyor. The Telegraph’ın haberine göre, öğrenciler birbirlerinden kopya çekememeleri için başlarına kartondan ve kâğıttan yapılma başlıklar takmaya zorlanıyor. Kağıttan yapılma ‘Anti-kopya kaskları’ teknolojiden yoksun olsa da at gözlüğü fonksiyonu ile oldukça işe yarar gözüküyor. Kaskın bir başka versiyonu ise daha da acımasız. Bu öğrenciler başlarına bir kutu geçiriyorlar. Kafanın sadece ön kısmı açıkta kalıyor. Kasetsart Üniversitesi özellikle tarım, teknoloji ve inovasyon anlamında ülkedeki en iyi üniversitelerden biri olarak görülüyor. Sözcü
Burcu Esmersoy: "At Gibi Kadınlardan Hoşlanıyorum"
Burcu Esmersoy, katıldığı televizyon programında kadınlar hakkında ilginç yorumlar yaptı. Sunucu Burcu Esmersoy, TV 8'de yayınlanan 'Oylum Talu ile Anlatacaklarım Var' programına konuk oldu. Güzellik sırlarını anlatan Esmersoy, nasıl kadınları beğendiğini de açıkladı.At gibi kadınları beğendiğini söyleyen Esmersoy, 'Ben Çağla Şikel gibi kadın beğeniyorum yani at gibi. At gibi bacaklar dipdiri memeler ve ceylan gibi gözler Çağla'yı o yüzden çok beğeniyorum' diye konuştu. Çağla Şikel'in güzelliğinden bahsederken dediklerine kendi de şaşıran Esmersoy, stüdyodakileri de güldürdü.Radikal
Reklam
Reklam
Ormanların Gecesini Aydınlatan Ateşböceklerinin Büyüleyici Fotoğrafları
Tsuneaki Hiramatsu Japonya Okayama'da yaşayan amatör bir fotoğrafçı. Hiramatsu son birkaç yıldır ateşböceklerinin uçuş yollarını keşfedip fotoğraflayabilmek için gece olunca Okayama şehir merkezinden ıssız ormanlara ziyaretler gerçekleştirmekte. Olağanüstü görüntüler elde edebilmek için uzun pozlama tekniğiyle 8 saniyelik pozlama süreleriyle çekim yapan fotoğrafçı, daha sonra da dijital ortamda çektiği fotoğrafları tek tek birleştirip, aşağıda gördüğünüz şekilde son haline getiriyor. Ateşböcekleri gece ormanı aydınlatırken, Hiramatsu dünyanın geri kalanıyla bu durumu paylaşmak için orada bulunuyor.  Bu görüntüler, Mayıs 2012'de başlayan serinin en yeni görüntüleri ve oldukça etkileyici...
Daft Punk'ın Yıldızlarının Maskelerinin Altında ne Var? Tipleri Nasıl?
Eğer bugüne kadar görmediyseniz, muhtemelen merak ediyorsunuzdur.. Kendileri neden maske takıyorsunuz sorusuna şöyle cevap vermişler:'Biz star kavramına inanmıyoruz. İnsanların asıl ilgisinin müziğimize yönlenmesini istiyoruz. Ama illa ki bir imaj yaratmamız gerekiyorsa, yapay bir imaj yaratmak istiyoruz.  Bu hem bizim gizliliğimizi sağlıyor, hem de müzik ekosistemindeki 'star' algısına bakış açımızı yansıtıyor'
Reklam
Bölüm Başı 63 Bin Lira Alacak
Ekran orucunu bozup, 'Kara Para Aşk’ta başrolü kapan Tuba Büyüküstün, bölüm başı 63 bin lira alacak. Oyuncu bu rakamla dizi sektörünü salladı. YENİ DİZİSİ BELLİ OLDUAkşam'ın haberine göre, dizilerin sevilen oyuncusu iddialı bir yapımla ekrana geri dönüyor. Geçen yıl 25 bölüm yayınlanan ‘20 Dakika’nın final yapmasının ardından setlerden uzak duran Tuba Büyüküstün, ATV’de yayınlanacak olan ‘Kara Para Aşk’ adlı dizide oynayacak. Engin Akyürek’le başrolü paylaşacak olan güzel oyuncunun rolü için daha önce Cansu Dere’nin adı geçmişti. Tuba Büyüküstün'ün bölüm başı 63 bin lira alacağı öğrenildi. Büyüküstün, projeye güvendiği için 'garanti ücret' talep etmedi. Sema Ergenekon ve Eylem Canpolat’ın senaryosunu yazdığı dizinin oyuncuları arasında Nebahat Çehre ile Erkan Can da var. 9 SAATTEN FAZLA ÇALIŞMAM Tuba Büyüküstün, 2012’nin ocak ayında ikizlerini dünyaya getirmişti. Büyüküstün, yeni dizisi için yaptığı sözleşmeye, 'Çocuklarımın özel günlerinde çalışmam', 'Günde en fazla 9 saat çalışırım' maddelerini de koydurttu.
'Suriyeli Kuma' Ticareti: Kira Veremiyorsan Kızını Ver!
Mehveş Evin'in Suriye'den Türkiye'ye gelen mültecilerle ilgili hazırladığı yazı dizisi Milliyet  gazetesinde başladı. Suriye'deki savaştan kaçan kadınlar, özellikle sınır kentlerinde Türk erkeklerine 'ikinci, üçüncü eş' olarak satılıyor. Durum o kadar trajik hale gelmiş ki  ev sahibinin kirasını ödeyemeyen Suriyeli aileden kira yerine kızını isteyebildiği ifade ediliyor. Bazı esnaflar Suriyeli kadınlardan 'patates' diye söz ediyor... Savaştan kaçan kadınların dramı bitmiyor: Ülkemize sığınan genç kadınlar, güvenlik ve maddi zorluklar nedeniyle para karşılığında evlendiriliyor... Suriyeli kumalar Güneydoğu’da yaygınlaştı Hatay’a geldiğimiz ilk günden itibaren kadın-erkek herkesten benzer sözleri duyuyoruz: “Suriyeli kadınlar çok bakımlı. Türkiyeli kadınlar, kocamı kaptıracağım stresi yaşıyor.” Suriyeli gelinler, savaştan önce de talep görüyordu. Ancak savaştan bu yana ikinci, üçüncü eş olarak Suriyeli kadınlarla imam nikahı yapanlar arttı. Herkesin bildiği bir sır bu. Özellikle Hatay, Urfa ve Kilis “Suriyeli kuma”da başı çekiyor. Görüştüğüm bir “aracı”, Bayburt’tan Afyon’a Suriyeli gelinlere talep olduğunu anlatıyor. Hatay-Reyhanlı’nın yarısının Suriyeli ikinci, üçüncü eşi olduğu iddia ediliyor... Bir kamu görevlisi anlatıyor: “Suriyeliler için 3-4 kadınla evlilik normal. Reyhanlı’da da tek tük vardı. Ama savaşla patladı. Kumaya itiraz eden kadın, dayak yiyor . Zaten ayrılsa ne yapacak? Eskiden kayınvalide baskısı vardı, şimdi kuma baskısı var.” Kuma getirilen yerli kadınlar, soranlara “eltim” deyip geçiştiriyor. Çoğunlukla kumaları evde yardımcı gibi çalıştırıyor. ÇEYİZ-TAKI İSTEMİYORLAR! Türkiyeli erkeklerin Suriyeli kadınlarla evliliğe heveslenmesinin nedeni, düğünün “az masraflı” olması. Farklı kaynaklar, işin ekonomik boyutunu doğruluyor: İki yıl önce 10 bin TL’ye el sıkışılırken, şimdilerde 1.000-2000 TL arasında pazarlık yapıldığı telaffuz ediliyor. Güneydoğu illerinde “başlık parası” adıyla 3 ila 5 bin TL’ye anlaşılıyor. Bir esnafın deyimiyle: “Patatesin kilosu 2 olan da var, 5 de...” Peki “patates”in değeri neye göre belirleniyor? “Yaşına veya güzelliğine göre değişir” deniyor. Ne yazık ki “yaş” kriteri, “çocuk gelin”lerin sayısının artması demek... Sağlık görevlisi H.G, “ Suriye’den gelen kadınlar, 14-15 gibi çok genç yaşta evlenip anne oluyor... Türk erkeklerinin masrafsız bir şekilde Suriyeli kızlarla evlenebiliyor olması, akla cinsel istismarı getiriyor... Sonuçta Suriyelilerin ne çeyiz, ne eşya ne de takı talepleri var. Yani her şekilde Suriyeli kızlarla evlilik yapmak buradaki insanların işine geliyor. İlk eş olarak da, ikinci-üçüncü imam nikahlı eş olarak da Suriyeliler tercih ediliyor ” diye anlatıyor. Kendi çalıştığı köyün muhtarının oğlunun bu şekilde evlendiğini anlatan H.G, “Maddi durumu iyi olan da olmayan da bir şekilde ikinci hanım istiyor . Adam gidip getiriyor, ‘Bu benim ikinci hanımım’ diye tanıtıyor. İlk eşler de, genelde eğitimi ve sosyal güvencesi olmadığı için sesini çıkaramıyor ...” ‘PARAN YOKSA KIZINI VER’ Kumalık müessesesi hiç masum değil. Suriyeli kadınların çoğu, mağduriyetleri yüzünden evlendiriliyor. Savaştan kaçan ailelerin maddi durumu çok kötü, ne evleri var, ne işleri... Aileler, kızların “Başına bir şey gelecek ” endişesiyle Türkiyeli “kısmet”lere evet demeyi tercih ediyor. Bunu bilenler maalesef durumu istismar ediyor. Urfa, sığınmacıların en yoğun yaşadığı kent. Kadın Yaşam Evi Derneği’nden Emine Hanım, sosyolojik sorunların çok olduğunu anlatıyor: “Arap kadınların psikolojik durumu iyi değil. Çokeşlilik çok arttı . Kadınlar kaygılı, niye geldiler diyorlar, istemiyorlar. Evlilikten öte, pazar oluşmuş durumda... Urfa’da aleni bir şekilde para karşılığında yapılıyor.” İkinci kadınla evlendikten sonra “hayal kırıklığı” yaşayan ve “O gitsin bu gelsin” diye üçüncü eş arayanlar mı dersiniz... İmam nikahı kıydıktan iki hafta sonra “hasta bu” diye geri yollayanları mı? Hatta 700 TL’ye fırlayan kirayı ödeyemeyen Suriyelilere, “O zaman kızını ver” diyen ev sahipleri bile var. Evet, bizzat dinledik! Suriyeli kadınlarla imam nikâhı kıymayı “Onları kurtardık” diye savunanlara bakmayın... Savaş mağduru kadınlar mal olarak takas ediliyor. YÜZ BİNLERCESİ YOK SAYILIYOR Suriye’deki korkunç savaş yüzünden 3 yılda 2.3 milyon insan ülkesini terk etmek zorunda kaldı. BM’nin son rakamlarına göre Türkiye’deki kayıtlı sığınmacı sayısı 577,349. Ancak “kayıtsız” Suriyelilerin sayısı yüksek. BM’nin 2013 sonu tahminine göre toplam rakam 1 milyonu geçti... Üstelik yüzde 75’i çocuk ve kadın! Ancak Suriyeli sığınmacılar; kamplarda yaşayanlar, büyükşehirlerde dilenenler ve mücahitler dışında yok sayılıyor... Zaten ne kimlikleri var, ne de hakları. TC kanunlarına göre onlar “misafir” statüsünde. Bu terim kulağa hoş gelse de “Suriyeli misafirler”in çoğu, barınmadan iş bulmaya, eğitimden kültürel farklara, büyük sıkıntılar yaşıyor. Bu yazı diziyi hazırlarken amaç, hem Suriyeli sığınmacıların, hem de toplumun yaşadığı sorunlara dikkat çekmek. Her savaşta olduğu gibi, bu savaşın da en büyük mağdurları kadınlar ve çocuklar...İnşaatlarda, depolarda hatta ahırda yaşayan öyle çok insan var ki! Çoğu, “buna da şükür” dese de durum, giderek içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Sahada çalışanlar, bu krizi Afganistan’da yaşananlara benzetiyor. ‘Manita yerine ikinci eş almak daha ahlaklı’ Suriyeli çocuklar için eğitim veren bir kurumun müdürü S. Bey’in ilk karısı Hatay’dan, ikincisi Suriye’den. S. Bey, eşinin bu duruma ne dediğini sorduğumuzda konuyu “Batılıların ahlaksızlığına” getiriyor: İkinci hanımımı 5 yıl önce Suriye’de aldım. Şimdi 43 yaşında. Üniversitede ilahiyat hocasıydı. Savaştan sonra buraya yerleşti. Şimdi apartmanın üstünde o , altında ilk hanımım yaşıyor. Batı, kadına saygılı olduğunu iddia ediyor. Peki kadını, eşyanın reklamında kullanan kim ? Bir de İslamı eleştiriyorlar; birden fazla evliliğe müsaade ediyor diye! Batı’da bir istatistik yapılsın bakayım, kim sadece evli olduğu kadınla birlikte oluyor? Yüzde 1 bulamazsınız! Bir erkek, gayrimeşru ilişkilerinden dolayı hanımına hastalık getirdiği zaman, bu büyük vebal değil mi? Bu nasıl bir şey! Avrupa’da her erkeğin kaç manitası var ? Bu tür işler yerine ikinci hanımı almak, bana ahlaki açıdan daha doğru geliyor. Suriyeli garibanlardan iş bulduğunu zannedip sevinen, sonrasında tuzağa düşürülen kızlar da var. Kalbinde vicdan taşımayan insanlar başkalarının mağduriyetinden faydalanıp, onları istismar ediyor. Suriyeli kadınlar isim ve yüzlerini gizleme şartıyla konuştu. Kadınları kandırıyorlar Savaştan kaçan Suriyeli kadınlarla evlilik, ticarete döndü. İkinci eş alanların yanı sıra, bu işin tüccarlığını yapanlar, garibanları dolandırıyor. Bu tür evliliklere tanıklık eden Hasan, Türkiye’nin her ilinde ilk veya ikinci eşi Suriyeli olan aileler olduğunu belirtiyor: “Evlenmesin de ne yapsın? Ama 60 yaşında bir erkeğin, 19-20 yaşında biriyle evlenmesi beni üzüyor. Savaşla birlikte bu tip evliliklerde inanılmaz artış söz konusu.” BEKÂRIM DEDİ, 6 ÇOCUĞU VAR Z.A: Suriyeli dört eşi olan birini tanıyorum, 30 çocuğu vardı. Aile, maddi sıkıntılar yüzünden farklı illere dağılmış. Kız çocuklarından birini berdel yaptı. Meğerse adam bekâr değilmiş, altı çocuğu varmış. Bir ay evli kaldılar, kız babasının yanına döndü. Evlenmek isteyen erkekler, Hatay ve Urfa’dan gelen hemşerilerimize ulaşıyorlar. Ekmek veremedikleri için kızlarını kocaya veriyorlar. Çok kötü durumlar yaşıyoruz. TÜRKİYELİ ERKEKLER YALANCI MEYRA: Suriye’de erkekler kadınları asla kandırmaz, kadınlar bu kadar ucuz anılmaz! Ama Türkiye’deki erkekler kadınlar için her türlü yalanı atıyor. Suriyeli kızlarla evlenmek isteyen çok erkek var. Gelenlerin yüzde 90’ı yalancı; maddi durumlarının iyi olduğunu ve hiç evlenmediğini söyler. Düğün yapılır, bekâr adamın çoluk çocukları çıkar ortaya! 20-22 yaşında kızlar kandırılıyor. Ya terk etmek zorunda, ya da kuma olarak kalmak zorunda. Biri onların kızlarını kuma olarak götürse nasıl olur? Nasıl hissederler kendilerini? ÇARESİZ, KABUL EDECEKTİM ŞORE (23): Savaştan kaçıp Türkiye’ye sığındım. Yaşadığımız semte sürekli “yardım için” gelen adamlar vardı. Sonrasında biri, benimle evlenmek istedi. Yaşı 55’miş, eşi ölmüş ve çocuğu yokmuş. Çaresizlikten kabul edecektim. Çünkü adam, aileme ev tutacağını söyledi. Araştırınca öğrendim ki evliymiş, 4 çocuğu varmış. İptal ettim, şu an çaresiz koca bekliyorum. AMCAMIN KIZINI KANDIRDILAR HADO: 2 yıl önce amcam, 22 yaşındaki kızını 50 yaşında bir adama verdi. Çok zor durumdaydı. Meğer adam çulsuz sefilin tekiymiş. Şu an kız çok zor durumda. Suriye’de yaşadığımız acılar yetmezmiş gibi bunları yaşıyoruz. Allah hakkımızı hak etsin. KOCAMDAM KORKUYORUM S.A: Bir komşumuz üçüncü eş getirdi. Ben de kocamdan korkmaya başladım. 50 yaşında adamlar, 20-25 yaşındaki genç kızlarla evleniyor. Bu durum beni korkutuyor. Erkek adamın işi belli olmaz. Ben kumaya kandırılarak gidenlerin kusuruna bakmıyorum. Onları oyuna getiren erkeklerin Allah belasını versin. MEHVEŞ EVİN | Milliyet
Ronaldinho'dan Dünya Kupası İçin Şarkı
Beşiktaş'ın transferi için uzun uğraşlar verdiği Ronaldimho, ülkesinde oldukça keyifli günler geçirmeye devam ediyor. Beşiktaş’ın uzun süre peşinden koştuğu ancak kadrosuna katamadığı Ronaldinho’nun keyfi oldukça yerinde. Siyah beyazlı takımla geçtiğimiz yaz transfer sezonundan bu yana görüşen R10, takımı Atletico Mineiro ile sözleşme imzalamıştı. Ardından ülkesinde tatile çıkan ünlü futbolcu, paylaştığı fotoğraflarla oldukça konuşulmuştu. Brezilyalı yıldız bu sefer de müziğe el attı. Ronaldinho, ülkesinin önemli müzik figürlerinden EDCITY ile düet yaparak sesinin de standartların üzerinde olduğunu gösterdi. Mikrofon başına geçen Ronaldinho, futbolda olduğu kadar rahattı. Ayrıca klibi çekilen şarkının sosyal paylaşım sitelerindeki izlenme oranlarında gün geçtikçe artıyor. Brezilya Milli Takımı’nda 97 maça çıkan ve 33 gol atan Ronaldinho, 2014 Dünya Kupası’yla formasına da veda etmeye hazırlanıyor. Ronaldinho eğer kadroya çağrılırsa son kez Brezilya Milli Takımı forması giyecek. Bu arada şarkının anlamı da Brezilya'ya özgü. Haziran ayında düzenlenecek olan Dünya Kupası öncesi sokak dansı ve sokak futbolu kültürünün kendilerine yol göstermesini isteyen Brezilyalılar, yazdıkları şarkılarla milli heyecana şimdiden girmiş durumdalar.Eurosport
Reklam
Yavru Köpekler için Tuvalet Eğitimi
Yavru köpek eve geldiği andan itibaren tuvalet eğitimine başlayabilirsiniz. Bu eğitim sizin düşündüğünüz gibi zor olan bir eğitim değildir. Sadece yapmanız gereken yavruyu eğitim evresi çerçevesinde sürekli kontrolünüz altında tutmak ve biraz sabırlı olmaktır. İlk aşamada köpeğin tuvaletini nereye yapması gerektiğine karar vermeniz gereklidir. Evin içerisinde bir yere mi, yoksa dışarıya mı? Buna karar verdikten sonra eğitime geçebiliriz. İki ayrı yer olduğuna göre iki de ayrı eğitim şekli bulunmaktadır. Eğitim metodunu anlatmaya geçmeden önce yavrunuzun tuvalet sorunlarını en aza indirgemek ve tuvalet gereksinimini düzene sokmak için kayda değer bazı bilgiler vermek isteriz. Köpekler yemeklerini yedikten sonra bağırsaklarında oluşan baskı gereği tuvalet yapma gereksinimi duyarlar bu bizim işimizi kolaylaştıracaktır çünkü yavrunun en azından en çok hangi periyotlarda tuvalet gereksinimi duyduğunu biliyoruz. Yapmamız gereken gerekli sıklıklarda düzenli vakit dilimlerinde yavruya mamasını vermek belirlediğimiz zaman periyotları dışında yavruya kesinlikle mama vermeyerek yavrunun tuvalet gereksinimlerini kontrol altına almaktır.     Ev İçi Tuvalet Eğitimi Yavru köpek ihtiyacı geldiği anda düşünmeden oranın neresi olduğunu umursamadan ihtiyacını giderecektir. Bu da evde hoş olmayan kötü bir koku oluşmasına neden olacaktır. Eğitime başlamadan önce eğer yavru ev içinde bir yere tuvaletini yapmış ise o bölge mutlaka hijyen sağlanacak şekilde temizlenmelidir, iyi temizlenmeyen...
Marlboro Adam, Sigara Kurbanı Oldu
Uzun yıllar bir sigara markasının reklamlarında oynayan ve bu reklamla anılan aktör Eric Lawson, sigara kullanımına bağlı akciğer rahatsızlığı nedeniyle öldü. 1978-1981 yılları arasında sigara reklamlarında marka yüzü olan Eric Lawson, tüm dünyada bu markanın adıyla birlikte tanındı. Lawson ayrıca Baretta ve Charlie'nin Melekleri gibi TV dizilerinde küçük roller aldı. 72 yaşında ölen Lawson, ergenlik çağından beri sigara kullanıyordu.Gerçek Gündem
Reklam
56. Grammy'den Çarpıcı Kareler ve Performanslar
Grammy Ödülleri, dün gece sahiplerini buldu. Daft Punk, beş ödülle gecenin şampiyonu olurken 17 yaşında Grammy ödülü alan Lorde geceye damga vuran bir diğer isim oldu. İşte 56. Grammy Ödülleri'nden çarpıcı kareler ve performanslar...Ödüllerin tam listesi için: 56. Grammy Ödülleri Sahiplerini Buldu
İlk Yerli Elektrikli Otonun Üretimi Durdu
Elektrikli otomobillere 4 milyar euro yatırım yapacağını açıklayan Renault’nun hedefleri şaştı. Vatan Gazetesi'nden Mete Tansu'nun haberine göre, Fransız marka, Türkiye’de üretilen ilk elektrikli otomobili Fluence Z.E.’nin üretimini durdurmaya karar verdi. Renault’nun yeni stratejisi doğrultusunda 2010 yılında Oyak Renault’nun Bursa tesisindeki bantlardan inmeye başlayan Fluence Z.E.’nin üretimi 2013’ün sonunda sessiz sedasız sona erdi. Türkiye’de üretilen ilk elektrikli aracın macerası 3 yıl sürdü. Renault’nun bu kararı almasında elektrikli araçlara beklenen talebin gelmemesi etkiliydi. 2009’da Fluence Z.E.’nin Bursa’da üretileceğini duyuran Renault’nun hedefleri büyüktü. Şirket, elektrikli araçtan yılda 20 bin adet üreteceğini, talebin artması halinde bu rakamı 30 bin adede kadar çıkarabileceklerini açıklamıştı. Oyak Renult’ya en büyük sipariş İsrail’den gelmişti. Oyak Renault, İsrailli şirket Better Place’yle yaptığı anlaşmaya bağlı olarak İsrail ve Danimarka’ya 5 yılda 100 bin adet elektrikli Fluence ihraç edecekti. Ancak tahminler tutmadı, Avrupa ülkelerinden elektrikli Fluence’a istenilen sayıda sipariş gelmedi. Türkiye’de 215 adet satıldı İlk yerli elektrikli araç, Türkiye’de de rağbet görmedi. Türk halkının 2012 yılının ortasında tanıştığı ve ‘10 liralık elektrikle Ankara’ya gitmeyi’ planladığı Fluence Z.E.’den bugüne kadar 215 adet satıldı. Peki dünyanın en pahalı benzinini kullanan vatandaş neden tercihini 100 km’de 2.5-3 lira yakan elektriklilerden yana kullanmadı? Elektrikli araçlar için altyapı sorununun çözülememesi yani yeterince şarj istasyonunun kurulamaması en büyük sıkıntı oldu. Uzun süren batarya şarj süreleri ve kısa menzil de satışları olumsuz etkiledi. Renault, yeni stratejisinde Zoe Z.E., Twizy Z.E. ve Kangoo Z.E.’ye ağırlık verecek. Zoe ile Twizy, bu yıl satışa sunulacak.Tahminler tutmadı Renault CEO’su Carlos Ghosn, 2020’de elektrikli araçların toplam pazarın yüzde 10’unu temsil edeceğini öngörüyordu. Hedefi 500 bin elektrikli Renault satmaktı. Ancak satışlar tahminlerin çok altında. Elektrikli otoların toplam satışı Avrupa’da 14 binde kaldı. Elektrikli Renault Fluence evdeki 220 voltluk prizle 6-8 saatte şarj edilebiliyor. Otomobil tam şarjla 185 kilometre yol katedebiliyor.Cumhuriyet
Reklam