Küçük Çocuğunu Drifte Götüren Baba
'Yılın babası' ödülünü alacak adam, oğlunu drifte götürmüş. Küçük çocuk ise daha 3 yaşındaymış. Baba, sorumsuzlukla coolluk arasında ince çizgide geziniyor (karar veremedim). Fakat çocuk onun. Bize çocuğun harika tepkilerini izlemek kalıyor.
77 Kişinin Katili Anders Breivik'in İstekleri Herkesi Şaşırttı!
Norveç'te 77 kişiyi öldüren ırkçı Anders Behring Breivik, aralarında oyun konsolunun yenilenmesinin de bulunduğu talepler karşılanmazsa açlık grevine gidecek Norveçli aşırı sağcı Anders Behring Breivik , hapishane şartlarının iyileştirilmesini isteyip aksi halde açlık grevine gideceğini açıkladı. 35 yaşındaki Breivik , oyun konsolunda sadece çocuk oyunları oynamasına izin verildiğinden dert yanıp daha sofistike oyun talebinde bulundu. Norveç’te 22 Temmuz 2011’de düzenlediği saldırılarda çoğu çocuk 77 kişiyi öldüren ve 21 yıl hapis cezasına çarptırılan aşırı sağcı Anders Behring Breivik, hapishane şartlarından dert yandı. Kaldığı başkent Oslo’daki Ila ve güneydoğudaki Skien hapishanelerindeki koşulları ‘işkence gibi’ diye niteleyen Breivik, ‘kendisine daha sofistike video oyunları sağlanmaz ve diğer başka talepleri yerine getirilmezse açlık grevine gideceği tehdidinde bulundu. 12 maddelik talepler listesi AFP’ye gönderdiği mektupta hapishane yetkililerine geçen Kasım’da ilettiği 12 maddelik talepler listesini de açıklayan Breivik, günlük yürüyüşü için daha iyi imkânlar sağlanmasını, dış dünyayla daha iyi iletişim şartları sunulmasını talep etmiş. Bu taleplerinin ‘ Avrupa’daki insan hakları yasalarıyla uyumlu olduğuna’ dikkat çeken Breivik, ayrıca ‘kendisine acı veren sandalye yerine bir koltuk ya da kanepe verilmesini de istemiş. Breivik’in en ilgi çeken talebi ise PlayStation 2 oyun konsolunun daha yeni olan PS3 versiyonuyla değiştirilmesi isteği oldu. Breivik ayrıca ‘yetişkinlere yönelik oyunlarına erişim ve bu oyunlar arasında istediğini seçip oynayabilme imkânı’ da talep etmiş. Breivik, “Diğer mahkûmların yetişkin oyunlarına erişim imkanı varken benim sadece daha az ilgi çekici çocuk oyunlarını oynamama izin veriliyor. Bunlara bir örnek 3 yaşındaki çocuklara yönelik olan Rayman Revolution adlı oyun” ifadelerini kullandı. Breivik daha önceden de kaldığı cezaevini Irak’taki işkenceleriyle ünlü Ebu Garib Cezaevi’ne benzetirken, nemlendirici bulamamaktan yakınmıştı.T24
IELTS Denkliği Kaldırıldı, Binlerce Kişi Mağdur
ÖSYM, yabancı dil sınavları eşdeğerliliklerini yeniden düzenledi. İngilizce sınavları için denkliği kabul edilen IELTS, TOEFL-CBT, TOEFL-PBT’nin eşdeğerlilikleri kaldırıldı. Binlerce akademisyen, yüksek lisans ve doktora öğrencisi zor durumda kaldı.ÖSYM’den yapılan açıklamaya göre, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun’unda şu ifadeler yer alıyor: “Başkanlık tarafından farklı zamanlarda yapılan sıralama veya seviye tespit sınavlarının eşdeğerliği, her bir sınav sonucunun geçerlilik süresi ile Başkanlığın yaptığı yabancı dil sınavlarının uluslararası yabancı dil sınavlarıyla eşdeğerliliği, ilgili uzman raporlarına dayalı olarak, Yönetim Kurulu kararı ile belirlenir.” Bu kapsamda yapılan değişiklik ile IELTS’in yanı sıra TOEFL-CBT, TOEFL-PBT’nin de eşdeğerlilikleri kaldırıldı. Bundan sonra Türkiye’de ÖSYM’nin yabancı dil kuralı koyduğu durumlarda Almanca’da TELC Deutsch GmbH, İngilizce’de ise TOEFL-IBT, CPE, CAE, PEARSON PTE denk kabul edilecek. Eşdeğerliliği kaldırılan sınavlara 30 gün içinde yapılacak başvurulara eski tabloya göre eşdeğerlilik verilecek. Buna göre; başvuruların güncelleme tarihinden önce yapılmış olması kaydıyla, 30 gün içerisinde yapılan sınavlar için önceden yürürlükte olan tablo esas olacak. İngiltere menşeli, uluslararası geçerliliğe sahip IELTS, Türkiye’de özellikle akademik kadro başvurusu yapanların tercih ettiği bir sınavdı. Alınan bu ani kararla sınava hazırlanan binlerce kişi ve IELTS için özel olarak oluşturulmuş hazırlık kursları mağdur oldu.Zete
Reklam
Erdoğan'ı Öven Sahte Twitter Hesabındaki Fotoğrafı İçin Suç Duyurusu
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a Twitter’da bir profesör ismine açılan sahte hesaptan gönderilen, ‘Karımla yakalasam kıskanmayacağım tek erkek Sayın Başbakanımızdır. Allah onu bu ülkenin başından eksik etmesin’ şeklindeki övgü mesajında fotoğrafı kullanılan Adnan Özçelik isimli vatandaş, savcılığa suç duyurusunda bulundu. Twitter’da ‘Prof. Dr. Mehmet Okutan’ ismiyle açılan sahte hesaptan “Karımla yakalasam kıskanmayacağım tek erkek Sayın Başbakanımızdır. Allah onu bu ülkenin başından eksik etmesin” şeklinde Başbakan Erdoğan’a övgü mesajı atılmıştı. '#HaddiniBilGulenSTV' etiketiyle atılan mesaj, bazı internet sitelerinde de haber olarak yer almıştı. Sahte hesapta kullanılan fotoğrafın Adnan Özçelik isimli emekli bir vatandaşa ait olduğu ortaya çıktı. Özçelik, Kartal Cumhuriyet Savcılığı’na giderek suç duyurusunda bulundu. “Evimde internet bile yok.” diyen Özçelik, “Arada bir internet kafeye gidip buradan Facebook hesabıma giren birisiyim. Önceki gün Facebook’ta da ekli olan bir arkadaşımın kızı aradı ve ‘Adnan amca senin Facebook’taki resmin kullanılarak başka isim altında bir Twitter hesabı açılmış ve çok çirkin bir yazı yazılarak paylaşılmış’ dedi. Daha sonra ben de internete girerek çirkin bir yazının yazılmış olduğunu gördüm. Bunun bir karalama kampanyası olduğunu düşünüyorum, şok geçirdim. Bizim bu tür şeylerle hiç işimiz olmaz. Benim yaşam tarzıma, hayat tarzıma hiçbir şekilde uymaz. Ben böyle bir insan değilim.” şeklinde konuştu. Kartal Cumhuriyet Savcılığı’na giderek suç duyusunda bulunduğunu belirten Özçelik, “Bu yazıları Twitter’dan silmek için çok uğraştım ama bir türlü olmadı. Şöyle bir durum var; bu yazı bana ait değil, kişi de ben değilim. Vicdansızlar, şerefsizler sadece benim resmimi Facebook hesabımdan kopyalayarak buraya yapıştırmışlar. Ben bu kişi veya kişilerden sonuna kadar şikayetçiyim.” dedi. Hiç kimsenin başına böyle üzücü bir olayın gelmemesini temenni eden Özçelik, sözlerini şöyle tamamladı: “Çok üzüldüm, çok sinirlendim. 2 - 3 gündür uykum kalmadı. Beni tanıyanlar zaten benim böyle bir şey yapmayacağımı bilirler. Bu yapılan saldırının doğrudan tarafıma yapıldığını zannetmiyorum. Çünkü ben tanınan biri değilim, meşhur biri değilim, normal bir vatandaşım. Bu saldırıların ben kullanılarak bir camiaya yönelik yapıldığını düşünüyorum. Farklı kesimlerin farklı kesimlere oyunu olduğunu düşünüyorum. Bu konu ile ilgili savcılık yoluyla gereğinin yapılacağını düşünüyorum.”
Reklam
Haftanın Magazin Bombaları
Magazin dünyasının usta kalemi Sinan Özedincik, geçtiğimiz haftaya damga vuran olayları Sabah.com.tr'ye değerlendirdi. İşte ünlüler dünyasından son dedikodular, perde arkasında yatan olaylar... FULYA UGAN / Sabah.com.tr ÇAĞATAY İLE SERENAY'IN İLİŞKİSİ PARAVAN MI? Adı rol arkadaşı Çağatay Ulusoy'la anılan Serenay Sarıkaya'nın hâlâ eski sevgilisi Murat Süğlün'ün evinde kaldığı ortaya çıktı. Evli ve çocuklu Süğlün'den ayrıldıktan sonra Ulusoy'la birliktelik yaşamaya başlayan Sarıkaya, kirasını Süğlün'ün ödediği Levent'te bulunan bir rezidansın ikinci kattaki dairesinde kalmaya devam ediyor. Evin kirasının aylık 6 bin dolar olduğu öğrenildi. Serenay neden eski sevgilisinin kirasını ödediği bir evde kalıyor? Bu durumun, şimdiki sevgilisi Çağatay ile aralarında bir sorun oluşturmaması biraz garip değil mi? Eğer bu haber doğruysa akıllara 'Çağatay ile Serenay'ın ilişkisi paravan mı?' sorusu geliyor. Bu ikili hakkında aşk yaşıyorlar haberleri çıktığında ilk aklıma gelen dizinin reklamını yaptıkları düşüncesiydi. Diğer düşüncem ise bu ilişkinin bir paravan olduğu yönündeydi. Serenay'ın Murat Süğlün ile yaşadıklarını herkes duydu. Şimdi eğer Serenay, Süğlün'ün kirasını ödediği bir evde kalıyorsa demek ki halen beraberler. Çağatay'ın sevgilisinin eski sevgilisinin kirasını ödediği bir evde kalmasına sessiz kalacağını hiç düşünmüyorum. Demek ki Çağatay-Serenay aşkı Serenay-Murat aşkını gizlemek için uydurulmuş bir şey. BURCU'YU KARARINDAN ÖTÜRÜ TEBRİK EDİYORUMBurcu Esmersoy ile geçen yıl New York'ta nişanlandığı Sami Kiresepi ayrıldı. Ünlü sunucunun doğum günü olan 2 Ekim'de evlenmeyi planlarken düğünü 2014 yazına erteleyen çift, bu kez erteleme yerine iptal kararı aldı. Esmersoy, Kiresepi'nin nişanda taktığı 150 bin dolar (yaklaşık 300 bin lira) değerindeki 6 karatlık pırlanta yüzüğü de iade etti. Sunucu, son zamanlarda yüzüğü neden takmadığını soran gazetecilere 'Spora giderken ve çalışırken takmıyorum' diye yanıt veriyordu. Ünlü sunucu, düğün için New York Madison Avenue'deki Vera Wang mağazasından gelinlik siparişini bile vermişti. Geçtiğimiz hafta çiftin evlilik sözleşmesi yaparsa ileride bunun ilişkilerine zarar vereceğini, yol yakınken ayrılmaları gerektiğini söylemiştiniz ve bu sözlerinizin üzerinden çok geçmeden ayrılık haberi geldi. Çiftin ayrılık kararında Kiresepi'nin 'Evlendiğimizde bu kadar yoğun çalışmanı istemiyorum' sözlerinin etkili olduğu, Esmersoy'un da tercihini 17 yıllık kariyerinden yana kullandığı da konuşuluyor. Bu ilişkinin bitiş nedeni Esmersoy'un yoğun tempoda çalışması mı evlilik sözleşmesi mi? Eğer Burcu geçen hafta söylediklerimi okuduysa ve bu kararı o yüzden aldıysa tebrik ediyorum onu. Doğru bir hareket yaptığına inanıyorum. Evlilik sözleşmesiyle evlilik yürür ama evlilik sözleşmesi şartıyla yürümez. Ayrıca geçen hafta da söylemiştim. Yapılan son araştırmalarda, evlilik sözleşmesi yapan çiftlerin evliliklerinin çok kısa sürdüğü ortaya çıkmış. En ufak bir kavgada sözleşme konusu açılıyor ve çiftler bu yüzden boşanmaya karar veriyormuş. İlk başta kabul ettikleri bir şeyi daha sonra içlerine sindiremez oluyorlarmış. Kolay değil tabi bu sözleşme mevzusunu kaldırabilmek. Güven sarsıcı bir olay. Burcu ile Sami'nin ilişkisinin son zamanlarda çok zorlama gittiğini düşünüyordum. Sanki evlilik kararı aldılar diye mecburen sürdürüyorlarmış gibi bir halleri vardı. Evlenselerdi sürpriz olurdu bence. Ayrılık kararında iş yoğunluğundan bahsedilmiş ama ben buna inanmıyorum. Sonuçta Burcu 24 saat çalışan bir insan değil. Öyle bile olsa Sami'nin buna anlayış gösterecek bir adam olduğunu düşünüyorum. Yetiştiği çevre itibariyle bunu anlamayacak biri değil sonuçta. Bir şekilde bu iş durumunu idare ederlerdi. O yüzden ayrılık kararının bu iş meselesi yüzünden olduğunu kesinlikle düşünmüyorum. EVLİLİK TEKLİFİ ALAMAYACAKÖzge Ulusoy-Hakan Baş çifti, geçtiğimiz günlerde Bebek'te görüntülendi. Arkadaşlarıyla yemek yiyen çiftten Ulusoy, 'Evlilik var mı?' sorusuna 'Teklif yok ki evlilik olsun' diyerek sevgilisine mesaj yolladı. Daha önce Ulusoy'un evlilik baskıları yüzünden ayrılan çift, yeniden barışınca bu konuyu rafa kaldırmıştı ancak ünlü manken beklenti içinde. Hakan Baş'ın evliliğe bakışında bir değişiklik olmuş olabilir mi? Yoksa bu istek sadece Ulusoy'da mı var? Daha önce de söyledim, bu istek her zaman Özge Ulusoy tarafından geliyor. Bundan önceki ilişkilerinde de evlilik isteği hep ondan gelmişti. Her ayrılığının arkasından 'evlilik yolunda ilerlerken ayrıldı' haberi yapıldı. Özge ilişkilerine evlilik odaklı yaklaşıyor. Ancak sürekli hüsrana uğruyor. Hakan Baş'ın da Özge ile evleneceğini düşünmüyorum. Özge her seferinde evlenmek istediğinin mesajını veriyor ama karşı taraf bunu alıyor mu almıyor mu bilemem. Ama şunu duydum; Hakan ile Özge'nin ilişkisi çok iyi gidiyormuş. Hakan gerçekten Özge'ye çok değer veriyormuş ve çok seviyormuş. Özge de ona yoğun duygular besliyor. Allah bozmasın ama ben bu ilişkinin nikâh masasına gideceğini düşünmüyorum. EVLİLİKLERİ ALİŞAN YÜZÜNDEN Mİ BİTTİ? Geçen ağustosta nikâh masasına oturan Tolga Güleç ve oyuncu eşi Yeliz Şar boşanma kararı aldı. Aralarında kıskançlık krizi yaşandığı iddia edilen ve sosyal medya hesaplarından birbirlerini takipten çıkartıp, düğün fotoğraflarını silen Güleç ve Şar çiftinin avukatı Mahir Işıkay, bir açıklama yaptı. Avukat Işıkay açıklamada, 'Müvekkillerim Tolga Güleç ve Yeliz Şar çifti, farklı şehirlerde devam eden işlerinin yoğunluğu, aralarına giren mesafeden kaynaklı görüşememe ve aile birliğinin devamını sağlayamama nedenleriyle karşılıklı anlaşarak boşanma kararı almışlardır' cümlelerine yer verdi. Yeliz Şar, kıskançlık krizi iddialarının ardından Twitter'da şu açıklamayı yaptı: 'Kıskançlık krizi asla söz konusu değildir. Birbirimizden uzun süredir ayrı kaldık. Evliliği yaşayamadan saygı çerçevesinde bitmiştir. Eşimi çok sevdim her zaman güvendim. Kıskançlık, üçüncü şahıs asla söz konusu değil.'Her fırsatta birbirlerini ne kadar çok sevdiklerini söyleyip, sosyal medyada ilan-ı aşk eden çift, ne oldu da bir anda boşanma kararı aldı? İddialardan biri Güleç'in, rol aldığı dizinin çekimleri için Mardin'de bulunması nedeniyle aralarına giren mesafe. Diğer iddia ise, Yeliz Şar'ın bir mekânda karşılaştığı eski sevgilisi Alişan'a selam vermesinin eşini çıldırttığı ve ikilinin evliliğini bu tartışma sonrası bitirme kararı aldığı yönünde. Sizce sürpriz boşanmanın ardında ne var? Bir selamdan dolayı evlilik bitmez. Bu evliliğin Yeliz Alişan'a selam verdi diye bittiğini kesinlikle düşünmüyorum. Bu kadar da basit değildir. Boşanma kararının nedeni büyük ihtimal aralarındaki mesafedir. Ancak dizi teklifi geldiği zaman araya mesafe gireceğini biliyorlardı. Sonuçta ikisi de oyuncu. Son zamanlarda çok fazla duyar olduk boşanma mevzularını. Özellikle de 1 yılı doldurmamış çiftlerin evliliklerinin bittiğini görüyoruz. Ben bu ilişkilerin bitme nedeninin çok çabuk alınan kararlar yüzünden olduğunu düşünüyorum. En ufak bir tartışma sonucunda ayrılık kararı alıyorlar. Evlilik kararını erken alıyorlar. Daha birbirlerini tam tanımadan bu işe giriştiklerinden, sonrasında farklı yönlerini gördüklerinde de sonuç boşanma oluyor. Her ikisi için de hayırlısı olsun. BOŞANMA NEDENİ ÜÇÜNCÜ BİR ŞAHIS MI?Gökhan Güney, 40 yıl önce evlendiği üç çocuğunun annesi Fatma Güney'den tek celsede boşandı. Sanatçı, Anadolu Adalet Sarayı Aile Mahkemesi'nde açtığı boşanma davasının dilekçesinde 'Evlendiğimizden beri var olan karakter uyumsuzluğu, üç çocuğumuz olmasına ve evlendiğimizden bu yana 40 yıl geçmesine rağmen giderilememiştir. Bundan böyle karı-koca olarak birlikte yaşamamız da mümkün değildir' dedi. Geçtiğimiz perşembe günü görülen ve her iki tarafın da katıldığı duruşmada hâkim, aralarında anlaşan Güney çiftinin boşanmalarına karar verdi.
Kara Dul Filmi mi Geliyor?
Marvel'ın sayılı kadın karakterlerinden Black Widow'un (Kara Dul) filminin çekilme ihtimali üzerinde duruluyor Marvel evreninin öne çıkan sayılı kadın kahramanlarından Kara Dul / Black Widow karakteri üzerine bir film yapılma ihtimali söz konusu. İlk olarak 'Demir Adam 2 / Iron Man 2' filminde seyirci karşısına çıkan Kara Dul karakterini ünlü oyuncu Scarlett Johansson canlandırmıştı. Marvel'ın başkanı Kevin Feige, Total Film'e yaptığı açıklamada Kara Dul karakterinin 'Kaptan Amerika: Kış Askeri / Captain America 2: The Winter Soldier' ve ' The Avengers 2: Age of Ultron' filmlerinde genişçe yer bulacağını, aynı zamanda kendisine ait bir filmin çekilmesinin de ihtimaller dahilinde olduğunu belirtti. Feige, 'Kaptan Amerika: Kış Askeri / Captain America 2: The Winter Soldier' filmiyle ilgili olarak 'Bu filmde Kara Dul'un geçmişini, nereden geldiğini ve olduğu kişiye nasıl dönüştüğünü göreceğiz' diye konuştu. Onun hakkında daha çok şeyi, onu temel alan bir filmde öğrenmenin harika olabileceğini söyleyen Feige, bu konuda da kimi çalışmaların sürdürüldüğünü açıkladı. 'Kaptan Amerika: Kış Askeri / Captain America 2: The Winter Soldier' filmi, modern hayata adapte olmaya çalışan Kaptan Amerika'nın bir yandan da SSCB döneminde özel kuvvetler içerisinde yetiştirilen ve Winter Soldier (Kış Askeri) adı verilen bir düşmana karşı dünyayı korumak için mücadele veriyor. Verdiği mücadele de ona destek olmak için Johansson'ın canlandırdığı Kara Dul ve Anthony Mackie tarafından canlandırılan Falcon da ona yardıma geliyor. Milliyet Sanat
Çin'de Korkunç Tuzak
Çin’in Haikou kentinde Mobese kameralarına yansıyan görüntüler izleyenleri dehşete düşürdü. Kız arkadaşını kanalizasyon deliğine sokup kapağı da üstüne kapatan adam, elinde sigara ile olay yerinden uzaklaşıyor. 60 saat boyunca kapağı örtülü kanalizasyon deliğine mahsur kalan genç kadını etraftan geçenler şans eseri kurtarıyorlar. Yakalanan adam cinayete teşebbüstten tutuklanırken, 60 saat sonra kurtarılan geç kadın “İlk gece hiç uyumadım, etrafım çok karanlıktı başımı kaldırıp yukarı bakmaya çalıştım” dedi. Saldırgan erkek arkadaşının ise bu olayı kendisine yaklaşık 15 bin dolar borcu olduğu için yaptığını söyledi. Dipnot Tv
Reklam
Başbakan'a "Bide Ne" Soruları
'Villaların parasını ödediniz mi, kirayla mı oturacaksınız?'Topbaş Urla villalarındaki bideyi uzun uzun ayrıntılı anlattıBaşbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 'dostuma ait ve 35 yıl önce yapıldı' dediği Urla'daki villaların Google earth'teki görüntülere göre 2012 sonrasında yapıldığının ortayla çıkması ve tuvaletlerde bide kullanılıp kullanılmayacağıyla ilgili ayrıntılı telefon konuşmaları TBMM gündemine taşındı. CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, Başbakan Erdoğan'ın yanıtlaması istemiyle TBMM'ye sunduğu soru önergesinde Urla'daki villalar ve Erdoğan'ın Latif topbaş ile tuvalet malzemeleri hakkında yaptığı sohbeti gündeme getirdi. '35 yıl önce inşa edildi' dedi Oran, önergesinde Başbakan Erdoğan'ın 11 Şubat 2014 günü Başbakanlık Binası'nda yaptığı açıklamada, 'Urla ile ilgili olay şahsımla alakalı değil. O söylenen yer 35 yıl önce inşa edilmiş bir yerdir. Son 5 yıl içerisinde senede 3 - 5 gün gittiğim, ailece görüştüğüm, çok sevdiğim dostuma ait olan bir yerdir. Orası hazine arazisi değildir, onların kendi mülküdür' dediğini anımsattı. Umut Oran, Başbakan'a şu soruları yöneltti: Google earth'te binalar görünmüyorUrla'da size ait olduğu iddia edilen villaların bulunduğu arsanın Google earth'ün 2012 tarihli görüntülerde boş olduğu görülmektedir. Bu villaların inşa tarihi nedir, müteahhitti kimdir, son bir yılda inşa edildiği ortaya çıkan bu villalar için neden 35 yıl önce inşa edilmişlerdir diye söylediniz?Dostunuz villası için neden kızınız ilgileniyor? Size ait olmayan ve 'bir dostunuza' ait olduğunu ifade ettiğiniz villaların tuvaletleri, havuzu, bahçe yapısı gibi teknik ayrıntılarıyla ilgilenmesi için kızınız Sümeyye Erdoğan'ı siz mi görevlendirdiniz? Dostunuza ait villalar için neden bizzat kızınız tüm ayrıntılarla ilgileniyor? Topbaş'a 'Bide ne?' diye sordu Kamuoyuna yansıyan konuşmalarda villaların banyosunda yapılacak olan tuvaletlerle ilgili olarak Latif Topbaş'ın sizin talimatınızı beklediği, bu kapsamda size 'yanlış anlamadıysam sen bana yatak odasının üstündeki banyonun üstünde iki ayrı tuvalet olsun dedin. İkisinde de alafranga tuvalet yanına da birer tane bide olsun dedin değil mi?'  diye sorduğu, sizin de kendisine 'bide ne?' dediğiniz daha sonra Latif Topbaş'ın detaylı bir şekilde bide tanımı yaptığı 'tuvaletten kalkıp orada fışkiyeyle yıkamak için taharet almak için ona lüzum var mı' yönünde bilgilendirmede bulunduğu bunun üstüne de sizin 'yok' diyerek bide yapılmaması yönünde talimat verdiğiniz görülmektedir. Villaların parasını ödediniz mi, kirayla mı oturacaksınız? Size ait olmayan ve mülkü sizde bulunmayan bir evin tuvaletine bide yapılmaması yönünde talimat vermenizin sebebi nedir, ilgili villa yapıldıktan sonra sizin kullanımınıza mı tahsis edilecektir, bu villanın sizin kullanımınıza tahsis edilmesi karşılığında Latif Topbaş'a tarafınızca verilecek ücret ne kadardır, aranızda herhangi bir kira sözleşmesi var mıdır, kira sözleşmesinden kaynaklanan vergiler ödenmiş midir?'
Sapanca Gölü'nde Kara Göründü!
Sapanca Gölü’nün ortasındaki taşlar, kuraklığın artması sebebiyle ortaya çıktı. Göl çevresinde inceleme yaparken taşları fark edip görüntüleyen Muharrem Bucan, “Böyle bir kuraklık görmedim. Geçen yıla kadar su kayağı yapardık.” dedi. Kocaeli Müze Müdürü İlksen Özbay ise taşlarla ilgili incelemeyi en kısa zamanda yapacaklarını söyledi. Kuraklığın sürmesi sebebiyle Sapanca Gölü’ndeki su seviyesi azalmaya devam ediyor. Öyle ki metrelerce çekilen gölün ortasındaki taşlar ortaya çıktı. Taşları görüntüleyen ise çevreci Muharrem Bucan oldu. Bucan, “Sapanca Gölü’nün kıyısında fotoğraf çekerken, tesadüfen kara parçasını gördüm. Bir kayık bularak keşif için o bölgeye gittim. Taşların üzerine çıkarak çekimler gerçekleştirdim. Taşları inceledim.” dedi. Kocaeli ve Sakarya’nın içme suyu ihtiyacını karşılayan göldeki su seviyesi, kuraklık ve aşırı kullanım sebebiyle 30,44 kotuna düşmüştü. Bu durum endişelere sebep olmuştu. SASKİ Genel Müdürü Rüstem Keleş, Sapanca’daki tehlikeyi şöyle özetlemişti: “Su çekimi devam ederse göl içme suyu olarak da kullanılamaz hale gelecek. Göldeki ekolojik denge ve besin zinciri olumsuz yönde etkilenecek. Bu da Sapanca Gölü’nün içme suyu olarak elden çıkması anlamına gelir. Göl kısa sürede normal dengesine dönmezse arıtma sorunları ortaya çıkar.” Sakarya Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mahnaz Gümrükçüoğlu ise gölün artık aşırı su tüketimi sebebiyle kendi kendini besleyemez duruma geldiğini söylemişti. Çevreci Muharrem Bucan’ın gölün ortasındaki taşları görüntülemesiyle endişeler bir başka boyuta taşındı. Çocukken, kurak mevsimlerde Sapanca Gölü’ndeki bu taşların göründüğüne dair hikâyeler dinlediğini aktaran Bucan, “Tabii o zaman bize cami minaresi denirdi. Biz de öyle sanırdık. Ancak bugün gördüm ki cami minaresi değilmiş. Orada simetrik taşlar var. Dizilmiş. Ne için oraya konulduğu ve tarihi bir önemi var mı onu bilemiyorum. Araştırılması gerekiyor.” ifadelerini kullandı. Göldeki kuraklığa dikkat çeken Bucan, “Bugüne kadar böyle bir kuraklık görmedim. Geçen yıla kadar su kayağı yapardık. Son aylarda ise göl metrelerce çekildi. Öyle ki bu kuraklık daha devam edecek. İçecek suyu için de zorlanacağımızı tahmin ediyorum.” diye konuştu. CAHİT KILIÇ | Zaman
Reklam
Türksat 4A Uydusundan İlk Sinyal Alındı
Bakan Lütfi Elvan, 'Türkiye'nin uzaydaki 5. uydusundan ilk sinyali, Türkiye saatiyle 8.30'da Avustralya'nın Gnangara yer istasyonundan aldık.' dedi. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, Kazakistan'daki Baykonur Uzay Üssü'nden dün gece başarılı şekilde fırlatılan Türksat 4A uydusundan ilk sinyalin, Türkiye saatiyle 8.30'da Avustralya'nın Gnangara yer istasyonundan alındığını bildirdi. UYDUNUN FIRLATIŞI BAŞARILI OLDU Bakan Elvan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'nin uzaydaki 5. uydusu Türksat 4A'nın fırlatılmadan 5 dakika 47 saniye sonra atmosferden çıktığını söyledi. Uydunun 9 saat 13 dakika sonra roketten ayrıldığını ifade eden Elvan, 'Uydunun 9 saat 13 dakika sonra Breeze-M'den başarıyla ayrılması, uydunun fırlatılışının başarılı olduğu anlamını taşıyor. Bu ayrılıştan sonra uydu, dünyanın etrafında dönmeye başladı. Roketten ayrılmasının ardından panellerini açan uydu, güneşten aldığı ışığı elektrik enerjisine dönüştürerek, çalışmaya başladı' diye konuştu. '2 UYDUNUN MALİYETİ 1.2 MİLYAR LİRA' TÜRKSAT 4A uydusundan ilk sinyalin, Türkiye saatiyle 8.30'da Avustralya'nın Gnangara yer istasyonundan alındığını anlatan Elvan, 'Türkiyemizin geleceğine büyük yatırım yapıyoruz. İki uydumuzun bize toplam maliyeti 1,2 milyar lira' diye konuştu. Elvan, Türkiye, Afrika, Avustralya, Japonya, İtalya ve Kanada istasyonlarından kontrol edilen uydunun, 24 Şubat'ta 50 derece doğu boylamına yerleştirileceğini ve 'Uydu Yayın Performansı Testleri'nin yapılacağını söyledi. UYDUNUN YOLCULUĞU 1 HAFTA SÜRECEK Bakan Elvan, 'Bir süre 50 derece doğu boylamında kalacak olan Türksat 4A, daha sonra Gölbaşı Kontrol İstasyonundan gönderilecek komutlarla 42 derece doğu boylamına yerleşmek üzere hareket edecek. Uydunun, 1 hafta sürecek olan bu yolculuğunun ardından 42 derece doğu boylamına yerleşerek, ticari faaliyetlerine başlaması planlanıyor' diye konuştu. MANEVRA ÖMRÜ 30 YILDAN FAZLA Mevcut Türk uydularına göre daha güçlü sinyal kalitesine sahip olan Türksat 4A uydusunun manevra ömrünün 30 yıldan fazla olacağını bildiren Elvan, TÜRKSAT 4A uydusundan yayın yapmak isteyen çok sayıda kuruluş olduğunu da sözlerine ekledi.sondakika.com
KPSS'de İstenilen Hedefe Nasıl Ulaşılır?
Ülkemizde her geçen yıl önemi giderek artan Kamu Personel Seçme Sınavı(KPSS), memur olma hayali kuran adayların ciddi bir hazırlık sürecinden geçip, yüzbinlerle yarıştığı bir sınav haline dönüşmüştür.Her yıl sınava başvuran aday sayısının artmasıyla birlikte, istenilen bir kamu kurumuna yerleşmek için adayın alması gereken puan değeride giderek yükselmekte ve bir sorunun bile sıralamada ciddi değişiklikler yaptığı görülmektedir.Peki sınavdan iyi bir puanla çıkmak için adayların nasıl bir çalışma yöntemi izlemesi gerekir?Öncelikle KPSS'de P3 puanı ile B kadro adını verdiğimiz memur kadrolarına atanabilmek için adayların girmek zorunda olduğu Cumartesi Sabah oturumunda gerçekleştirilen Genel Yetenek-Genel Kültür testini analiz etmekte fayda vardır.2013 KPSS'den itibaren özellikle Genel Yetenek sınavında sorulan Matematik ve Türkçe testlerindeki soruların tarzı ÖSYM tarafından değiştirilmiş ve sınav ALES mantığına yaklaştırılmıştır. Sözel ve sayısal mantık yürütme sorularına verilen ağırlık adayların özellikle zaman açısından büyük zorluklar yaşamasına neden olmuştur.kpsscafe.com  olarak sınava hazırlanan adaylara yönelik önerilerimizden ilki , bu testteki başarı oranlarını arttırabilmeleri için kendilerine yardımcı olacak ALES kitabı almalarıdır. Özellikle süre sıkıntısı yaşamadan sınavda gelebilecek sorulara hazırlıklı olabilmek için adayların , KPSS kaynaklarından önce herhangi bir ALES yayınından bu tipteki sorulara çalışmaları sınavdaki Türkçe ve Matematik mantık yürütme sorularında elde edecekleri başarıyı arttıracaktır.Bu sorularda başarılı olan adayların diğer adaylardan bir adım önde olacağı aşikardır.İkinci bir önerimizde adayların piyasada bulunan birden fazla kaynaktan bu sınava hazırlanmaları ve yaptıkları her soru çözümünde mutlaka kendilerine süre vererek çalışma yapmalarıdır. Sınavın Genel Kültür kısmında ise geçmiş yıllara göre tek fark Tarih testinden 3 sorunun çıkarılması ve Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi adında yeni bir konunun eklenmesi olmuştur. Tarih testinden çıkarılan 3 sorunun yerine sınavda çıkan güncel soru sayısı 3'ten 6'ya yükseltilmiştir. Özellikle Şubat ayından itibaren her adayın ülke gündemini takip edip, haber izleyerek sınavda gelecek 6 tane güncel soruyu kaçırmaması gerekmektedir.ÖSYM'nin geçmiş yıllarda yapmış olduğu KPSS'nin 2006-2013 yılları arasında olan sınav sorularınında kendi web sitesinde olduğunu ve adayların sınava girmeden bu sorularıda deneme sınavı şeklinde mutlaka çözmesi gerektiğini hatırlatmamızda fayda var.Verdiğimiz önerilerin tüm adaylara faydalı olmasını ve istedikleri hedefe ulaşmalarını dileriz.
Reklam
Balçiçek İlter'den Kabataş Özrü
Gezi protestoları sırasında Kabataş’ta taciz edildiğini iddia eden türbanlı kadınla görüşerek ‘şiddet gördüğüne ikna oldum’ diye yazan gazeteci Balçiçek İlter, kamera kayıtlarında şiddet olaylarının bulunmadığının ortaya çıkmasının ardından, Türkiye gazetesindeki köşesinde bir ‘özür’ yazısı yayınladı.Kabataş görüntülerinin ortaya çıkmasının ardından twitter hesabından “Kabataş görüntülerini izledim. Ayıp bana ait değil, “Kadının beyanı esastır” diyerek görüşütğü Zehra Devecioğlu’nu açıklamaya yapmaya çağıran İlter, “Kendimden, gördüğümden ve yaşadığımdan şüpheye düşer oldum” dediği yazısında, “Eğer bu görüntüler doğruysa ve gerçekten hiçbir darp, taciz olmadıysa… Ben kendi adıma, bir genç kadının hezeyanlarını sizlerle paylaştığım için özür dilerim” dedi. İlter’in yazısı şöyle: Bir kaç gün önce Kabataş görüntüleri çıktı ortaya… Öyle diyorlar, o anmış. Bakın, kesindir diyemiyorum artık. Çünkü son yaşadıklarımdan sonra kime, neye inanacağımı şaşırdım… Kendimden, gördüğümden ve yaşadığımdan şüpheye düşer oldum. Üstelik bunca zamandır herkesin peşinde olduğu, aslında var olmadığı yetkililerce açıklanan kamera kayıtları birdenbire ortaya çıkmış! Sizin gibi ben de görüntüleri merakla izledim ve büyük bir şaşkınlık yaşadım. Bırakın tacizi, itme-kakmayı, kalabalık grubu… Eğer bu görüntüler o görüntülerse, o kadar kısa süre içinde bir grup geçip gidiyor… (Montajlı mıdır, değil midir bilemem. Bu kayıt o güne mi ait, başka kayıt var mı, onu da bilemem) Ama sadece gördüklerimizse… Hiçbir şey yaşanmamış ki! Nasıl olur? Hemen telefona sarıldım, önce ‘’mağdure’’ ile görüşmemi sağlayan meslektaşım Elif Çakır’ı aradım. Yaşadıklarını bizimle paylaşan Zehra Develioğlu’nun telefonunu istedim. Mutlaka bir açıklaması olmalıydı, mutlaka bir şeyler söylemeliydi… (Röportajı yapan Elif Çakır’ın ne düşündüğünü açıklamak bana düşmez, kendisi yazacaktır herhalde) O gece Zehra Hanım’ı o kadar çok aradım ki… Telefon açılmadı… Ardından mesajlar yazdım, yolladım; bana mısın demedi… Ertesi sabah, olayın ardından canlı yayına çıkıp, gelininin başına gelenleri anlatan Bahçelievler Belediye Başkanı kayınpeder Osman Develioğlu’nu aradım… Yok! Kapı duvar… Kimse telefonlarıma çıkmadı. Oysa bir açıklama yapılmalıydı. Bırakın benim düştüğüm durumu, bu ülkenin bir döneminin doğru hatırlanması adına bir şeyler söylenmeliydi… Beceremedim. Hiçbirinden ses çıkmadı. Tekrar Elif’i aradım. O da mağdureye ulaşamamıştı. Sadece kayınpederi ile konuşmuş, ‘’Zehra konuşmak istemiyor, çok perişan’’ yanıtını almıştı! Bu yazıyı kaleme aldığımda Zehra Develioğlu’nun avukatından bir açıklama geldi. Avukat kısaca diyor ki; ‘’Biz suç duyurumuzun arkasındayız. Darp ve taciz gerçekleşmiştir. Bununla ilgili Adli Tıp raporu da elimizde mevcuttur. Bebek de darp edilmiştir. Kamera kayıtları net değildir, ne olduğu gözükmemektedir.’’ Kanımca 1 Haziran’da olduğu öne sürülen bu olayın detaylarını Zehra Develioğlu çıkıp kameralar karşısında canlı yayında anlatmalıdır. Bütün sorular yöneltilmelidir, o da cevap vermelidir. Bunu bana, ona, ötekine değil, bu ülkeye borçludur. Gezi sürecinde tarafları en tahrik eden olaylardan birinin kahramanı olarak, bunu Gezi’de hayatını kaybeden o çocuklara da borçludur. Ve en çok da onu savunan Başbakan’a… Gelelim benim cepheme… Öncelikle şunu söyleyeyim; kimseden gazetecilik dersi alacak değilim. Oturduğu yerden sallayanlara, tehdit edenlere pabuç bırakmam, hiçbir zaman da bırakmadım. İşin içine kadınlığımı, çocuklarımı sokan terbiyesizleri ise Allah’a havale ediyorum. Eğer o görüntüler bundan ibaretse…. Büyük bir yanlışa düşmüşüm demektir… Ama avukatının açıklamasından anlıyorum ki, söylediklerinin arkasında. Suç duyurusunda ne söylüyorsa o… 23 yıllık gazeteciliğimde birçok yanlışa imza atmışımdır. Yanlış yapmamak mümkün değil. Ama okuyucuma da, izleyicime de “yalan söylemedim”. Ne gördüysem, ne duyduysam, ne biliyorsam onu yazdım. Peki bu olayda ne oldu? Madde madde anlatayım; 1-Kabataş’ta tacize uğradığını iddia eden Zehra Develioğlu ile görüştüm. Olaydan tam 15 gün sonra, 16 Haziran’da görüştüm. Yanımda Elif Çakır ve Halime Kökçe de vardı. 2-Röportaja gitmedim, televizyona çıkması için iknaya gittim. Kaldı ki Elif Çakır zaten röportajı yapıp yayınlamıştı bile. 3-Evet, kollarındaki morlukları gördüm. 4-Evet, yaşadığı travmaya da tanık oldum. Bebeğini odada istemedi, sürekli ağladı, gözlerini kaçırdı, sütten kesildiğini anlattı vs… 5-Ve evet, ben o gün travma yaşamış, acı çeken bir kadınla sohbet ettim. Gelelim sonrasına… Meslektaşım Ayşe Arman aradı ve görüşmenin ayrıntılarını sordu, ‘’Sen ikna oldun mu?’’ dedi. Yayına hazırlanıyordum… ‘’Kimseye kefil olamam ama, ikna oldum. Çünkü travma içindeydi’’ dedim. İznim ve haberim olmadan bu görüşme Ayşe Arman tarafından kaydedildi ve ertesi gün köşesinde ‘’Balçiçek ikna olmuş’’ diye yer aldı. Yaşanan bu olaylardan sonra görüşmenin içeriğini yazmak zorundaydım. Zehra Develioğlu ile konuştuklarımı, onun beyanlarını, gördüklerimi yazdım ve Elif Çakır’a yolladım. Çünkü o dönem hiçbir yerde yazmıyordum. Star Gazetesi de yayınladı… Yani Zehra Develioğlu ile teyp koyarak söyleşi yapmadım…. Eğer bu görüntüler doğruysa ve gerçekten hiçbir darp, taciz olmadıysa… Ben kendi adıma, bir genç kadının hezeyanlarını sizlerle paylaştığım için özür dilerim. ‘’Yanıltıldım… Evet yanıldım’’ diye düşünüyorum o görüntüleri izleyince… Ama Zehra Develioğlu anlattıklarının arkasında… ‘’Yaşadım’’ diyor. ‘’Adli Tıp’tan raporum, suç duyurum var’’ diyor. Eee ! Onun söylediklerine ne diyeceğiz? Kasette yaşadığı da gözükmüyor, yaşamadığı da… Ha, siz beni linç edin, ona da eyvallah! Ama servis edilen kaset durumu deyince orada biraz duracaksınız… Deniz Baykal ve MHP’li vekillerle başlayan süreçten başlayıp bugün yaşadıklarımıza bakarsanız, ne demek istediğimi çok daha iyi algılayacaksınız.Kaynak: Zete
Türk Fotoğrafçıdan İlgi Çekici Bir Çalışma: Yüzümüzün Sağı ve Solu Aynı mıdır?
Fotoğrafçı Eray Eren, insan yüzünün simetrik olmadığının değerlendirmesini yapmak için Asimetri adını verdiği bu çalışmaya imza atmış. Bildiğiniz gibi simetri, bir bütünün ortasından geçen sanal bir düzleme göre sağ ve sol parçalarının aynı olması olarak adlandırılabilir. İskelet sisteminde gözlemlenen asimetrik yapılanma gerek mekanik gerekse genetik faktörlere bağlı olarak ortaya çıkabilir. Fotoğrafçı bu çalışmasında, modellerin cepheden çekilen fotoğraflarını orta noktasından ayırarak her bir parçayı ayna görüntüsüyle tamamlamış ve insanların yüzlerinin sağ-sol taraflarının birbirinden farklı olduğunun değerlendirmesini yapmayı amaçlamış ve daha doğal bir sonuç elde etmek için fotoğraflara hiçbir müdahalede bulunmadan siyah beyaz olarak bizlere sunmuş. Eray Eren; 'Yüzümüz birden fazla özelliğe sahiptir, mükemmel simetri güzelliğin temel bir özelliği değildir.' diyor...
18 Yaratıcı Örnekle Montreal Yollarındaki Sokak Sanatı Çalışmaları
Kanadalı sokak sanatçısı Peter Gibson kendine has kalıplarıyla Montreal sokaklarında harika çalışmalara imza atıyor. 2001 yılında kentte daha fazla bisiklet yolu isteğiyle çalışmalarına başlayan sanatçı, halktan da oldukça büyük bir destek gördü. Şimdilerde ise Montreal sokaklarında, caddelerinde sanatçının zekice çalışmalarıyla karşılaşabilirsiniz. Diğer sokak sanatçılarından farkı ise direkt olarak yaya geçitlerine, otoyol çizgilerine, kısacası kentte herkesin her an önünden geçtiği, görmek zorunda olduğu yerlerde harika bir zeka gerektiren çalışmaları diyebiliriz. Tabi ki her sokak sanatçısı zekidir fakat hakkını vermek gerekiyor Gibson biraz daha abartmış işin boyutunu. Ülkemizdeki herhangi bir şehirde böyle bir şey yapmaya kalksanız yüksek ihtimal kamu malına zarar vermekten ya da kabahatler kanunu gereğince ceza alırsınız, yani şehirinizde denemeyin, tehlikelidir. :)İşte Peter Gibson çalışmalarından 18 tanesi sizlerle....
Tüm Zamanların En Çok Seyredilen 10 YouTube Videosu
Video paylaşım siteleri içerisinde YouTube bu kategorideki rakipsizliğini sürdürmekte. Her ay 1 milyar’dan fazla kullanıcı popüler video paylaşım servisini ziyaret etmekte ve YouTube’un ziyaretçi trafiğinin %80’i Amerika dışındaki ülkelerden gelmekte. Toplam 61 ülkeye kendi resmi dilinde yayın yapan sosyal medya ve video paylaşım sitesi YouTube tarihinin en çok seyredilen 10 videosunu sizler için bir araya getirdik.Tüm zamanların en çok seyredilen 10 YouTube videosundan da anlaşılacağı üzere artık hayatlarımız üzerinde popüler kültürün büyük bir hegamonyası söz konusu. Sizler için biraz daha ileri gittim ve makalemizde yer verdiğimiz en çok izlenen 10 YouTube videosu’nun toplanma izlenme rakamını hesapladım ve çıkan sonucu saat bazında hesapladığımda ortaya 27 milyon saat gibi astronomik bir sayı çıkıyor. Ve bu rakam sadece en çok seyredilen 10 YouTube videosu için ortaya çıkan rakam, etkileyici değil mi?
Reklam