onedio
Google, İnsanların Genetik Bilgilerini de Toplayacak
Google şirketi, bugüne kadar yaptığı en büyük ve en zor sayılabilecek bir bilim projesine başlıyor. Projenin konusu ise bugüne kadar duyduklarınızdan tamamen farklı: İnsan bedeni. Baseline Study olarak adlandırılan proje için ilk olarak 175, daha sonra ise binlerce kişiden genetik ve moleküler veriler toplanacak. Şirketin umudu, bu verileri kullanarak sağlıklı bir insanın nasıl olması gerektiğini tamamen anlamak. Projenin ilk aşamaları, kan plazmasındaki HIV virüsü araştırmalarında kullanılan ucuz ve yüksek hacimli testlerin öncüsü olan 50 yaşındaki moleküler biyoloji uzmanı Andrew Conrad tarafından yürütülüyor. Google şirketinin araştırma birimi Google X'e 2013 yılının mart ayında katılan Conrad; fizyoloji, biokimya, optik, görüntüleme ve moleküler biyoloji uzmanlarından oluşan 70 ile 100 kişilik bir ekip kurdu. Elbette Google'ın projesi dışında tıp ve gen araştırmaları üzerine çalışmalar var. Ancak Baseline araştırması çok daha fazla sayıda yeni bilgiyi bir araya getirecek. Projenin araştırmacılara kalp krizi ve kanser gibi ölümcül hastalıkları erkenden teşhis etme ve hastalığın tedavi süresince değil de tanı konulduğu sırada ilaçla tedavi edilmesinde yardımcı olması umut ediliyor. Conrad, 'Her kompleks sistemde bu kavram mevcut ve temkinli bir şekilde sorunların üzerine gidiyor,' dedi ve ekledi, 'Bu devrim niteliğinde bir düşünce değil. Biz yalnızca 'Eğer ileriyi tahmin edebilecek olsaydık, neleri bilmemiz gerekirdi?' sorusunu soruyoruz. Bilmemiz gereken şey ise sağlıklı, düzgün bir insan bedeninin neye benzediği.' Projenin belirli hastalıklarla sınırlandırılmayacağı ve hastalıkların teşhisinde kullanacağı birçok araç sayesinde yüzlerce örnek toplayacağı belirtiliyor. Sonrasında ise Google, 'biyogösterge' adı verilen yapıları bulmak için gelişmiş bilgisayar teknolojilerinden yararlanacak. Bu biyogöstergelerin tıbbi araştırmalarda herhangi bir hastalığı çok önceden teşhis edebileceği umut ediliyor. Örneğin bu araştırmada, bazı insanların uzun yıllar boyunca yüksek kolestrol ve kalp krizinden uzak durmasını sağlayan ve yağ moleküllerini etkili bir şekilde parçalayabilen bir biyogöstergenin bulunabilir. Bu biyogöstergenin eksikliği ise erken yaşta kalp krizi geçirmelerine neden olabilir. Biyolog Conrad, Baseline'ın biyogöstergeyi bulmasının ardından araştırmacıların diğer insanlardaki biyogösterge eksikliklerini kontrol edebileceğini, bunu geliştirmelerini sağlayabileceğini veya yağ moleküllerini daha iyi parçalamaları için bir tedavi yönetimi geliştirebileceğini söyledi. Dünyanın en büyük bilgisayar ve veri merkezi ağlarını sahip olan Google, internette yaptığınız aramalarda anlık sonuçlar edinmenize olanak veriyor ve YouTube gibi verilere aç olan internet sitelerini yönetiyor. Google'ın bu başarıları artık tıbbi bilgilerin saklanmasında kullanılabilir ve diğer araştırmacıların bu verilere kolaylıkla erişmesini sağlayabilir. Araştırmalar genellikle hasta bireylerin üzerinde yapıldığı için, bugüne kadar keşfedilen çoğu biyogösterge hastalığın ileri safhasıyla ilgili bilgi veriyor. Stanford Üniversitesi'nın tıp fakültesine bağlı Radyoloji Bölümü'nü yöneten ve Conrad ile Baseline projesinde bir yılı aşkın süredir çalışan Sam Gambhir', araştırmacılar bu biyogöstergeleri hastalıkları erkenden teşhis etmek için kullandığını belirtti. Condrad ve Gambhir, bu projenin bilinmeyene doğru bir adım olduğunu kabul ediyor. Bunun sebeplerinden birkaçı insan vücudunun fazlasıyla kompleks bir yapı olması; DNA'lar, enzimler ve proteinler arasındaki etkileşim ve diyet gibi çevresel faktörlerin bu etkileşimi nasıl etkilediği hakkında çok az bilgiye sahip olunulması. Atılan bu adım, araştırmacılara hastalıklar hakkında çok fazla bilgi vermeyen biyogöstergeleri de ortaya çıkarabilir. Ancak durum ne olursa olsun, Conrad ilerlemenin 'ufak farklılıklarla' olmasını bekliyor. Gambhir, iş arkadaşı hakkında 'Conrad bunun bir veya iki yılda tamamlanabilecek bir yazılım projesi olmadığının farkında,' dedi ve ekledi, 'Eskiden kanseri tedavi etmekle ilgili konuşurduk ve birkaç yıldır bunu yapıyoruz. Öyle cümleler kurmamamız gerektiğini öğrendik.' Google, Baseline projesinde kullanılacak olan bilgilerin kimlere ait olduğunun bilinmeyeceğini ve bu bilgilerin kullanımının yalnızca tıp ve sağlık alanlarında kullanılacağını söyledi. Şirket ayrıca bu bilgilerin sigorta firmalarıyla da paylaşılmayacağını belirtti. Yine de Google'ın binlerce insana ait olan, hücrelerinin içindeki moleküllere kadar her türlü bilgiye sahip olacağı düşüncesi, mahremiyet ve adalet konularında ciddi sorunları gündeme getiriyor. Gelecekte bu tarz bilgilerin değeri, devamlı olarak kendi risklerini azaltmak adına çabalayan sigortacılar için paha biçilemez olabilir. Özellikle de iş görüşmeleri ve evlilik teklifleri gibi alanlarda bu bilgiler gizli olarak kullanılabilir. Baseline projesi, insanların katıldığı tüm tıbbi araştırmalarını denetleyen hastane etik kurulu tarafından takip edilecek. Araştırma tamamlandığında ise elde edilen verilerin nasıl kurulacağı, Duke Üniversitesi ve Stanford Üniversitesi hastanelerinin etik kurulları tarafından belirlenecek. Gambhir, 'Tartışılan konulardan birinin bu olduğu kesin,' dedi, 'Google bu sonuçlarla istediğini yapma konusunda serbest olmayacak.' Baseline projesi kapsamındaki araştırmalar, klinik araştırma yapan bir firmayla birlikte bu yaz başladı. Projeye katılan 175 kişiden üre, kan, tükürük ve gözyaşı gibi vücut sıvıları alındı. Biyolog Conrad, Google'ın hangi firmayla çalıştığını belirtmedi. Ayrıca araştırmada katılımcılardan alınan doku örneklerinden oluşan bir veri deposu oluşturulacak. Conrad'ın ekibi bu sonuçları analiz ettikten sonra binlerce insanın katılabileceği daha kapsamlı bir araştırma yapmak adına Duke ve Stanford üniversitelerinin tıp fakülteleriyle birlikte çalışacak. Araştırmanın ilk basamağındaki araştırmaların yapıldığı klinik ile Duke ve Stanford üniversitelerinin klinikleri, Baseline projesi için gönüllüler toplayacak. Bu kliniklerde Google'da çalışmayan araştırmacılar da insanlardan numune alacak. Ayrıca bu araştırmacılar, isim ve sosyal güvenlik numaraları gibi katılımcıların kimliğini belirleyen bilgileri de ortadan kaldıracak. Google ve araştırmacıların, kişisel bilgilerin ortadan kaldırılmasından sonra bu verilere erişebileceği belirtildi. Klinik çalışmalar sonucunda elde edilen veriler katılımcıların tüm genleri ve ebeveynlerinin genetik geçmişleriyle ilgili bilgiler içerecek. Bunların yanı sıra yiyecekleri, besinleri ve ilaçları nasıl metabolize ettikleri, stres altındayken kalp atışlarının ne kadar hızlandığı ve kimyasal reaksiyonların genleri nasıl değiştireceği bilgilerine de ulaşılabilecek. Bu sırada Google X Life Science grubu da aksesuar olarak kullanılan veya giyilebilecek; kalp atış hızı, kalp ritmi ve oksijen seviyeleri gibi verileri sürekli olarak takip edebilecek cihazlar geliştiriyor. Araştırmada görev alan Duke Üniversitesi Tıp Fakültesi rektör yardımcısı Robert Califf, Baseline projesine katılan bireylerin bu cihazları kullanacağını belirtti. Conrad, Baseline projesindeki katılımcıların büyük ihtimalle kendi ekibi tarafından uzun süre önce üretilmiş olan ve araştırma için düzenli olarak glikoz seviyelerini takip eden 'akıllı' kontakt lensleri kullanacağını söyledi. Eskiden bu tip araştırmalar yapmak hem çok pahalıydı, hem de fazla zaman harcanmasına neden oluyordu. Ancak genetik ve moleküler bilgi toplamanın fiyatında ani bir düşüş yaşandı. Yirminci yüzyılın başlarında neredeyse 100 milyon dolar olan insan geni, şu anda yaklaşık bin dolar tutuyor. Ayrıca günümüzde bilişim sektörünün gelişmesi de ortaya çıkan sonuç kalabalığının arasından gerekli olanlara hızlı bir erişim sağlıyor. Gambhir, yaklaşık 10 yıl önce kendisi tarafından yürütülen bir araştırmanın çok pahalı olduğu için devam edemediğini söyledi. Şu anda Google X'in yürüttüğü en son proje olan Baseline, uzun vadeli ve riskli bir girişim olarak tanımlanabilir. Ancak bu proje, dünya ve Google üzerinde çok büyük bir etki yaratabilecek niteliğe sahip. Google'ın diğer projeleri arasında kendi kendine giden arabalar, gözlük olarak üretilen bilgisayarlar ve yüksek irtifa balonlarıyla dağıtılması düşünülen internet servisleri yer alıyor. Çoğu Google X projesinin yanı sıra Baseline, hiçbir ticari ürün veya servis niteliği taşımıyor. Ancak Google X, diğer projelerinin ticari bir çaba sarf edilmesi gereken ürünlere dönüşeceğini umuyor. Bu projenin sayesinde Google, henüz yeni girdiği sağlık sektöründe de büyük bir adım atıyor. Freedonia Group adlı şirketin yaptığı araştırmaya göre, 2017 yılında dünya genelindeki sağlık sektörünün yıllık 10,8 trilyon dolar değerinde olacağını tahmin ediliyor. Conrad, artık toplanabilecek olan bir yığın yeni bilgi sayesinde ilaçların da gelişeceğini söyleyerek, bu düşüncesinin Google'ın 'dünyadaki bireylerin bilgilerini düzenleme, bu bilgileri evrensel olarak erişilebilir ve kullanılabilir hale getirme' hedefini gerçekleştirebileceğini de belirtti. Condra son olarak 'Hedef tanımımızı ikiye bölmemeli ve sağlık hizmetlerinin bu hedef dışında kaldığını söylemeliyiz,' dedi. WSJ
"Her Şeyi Yapamaya Hazırım"
Galatasaray’ın Kamerunlu futbolcusu Aurelien Chedjou, takımın başarısı için her şeyi yapmaya hazır olduğunu söyledi. Sezon hazırlıkları çerçevesinde Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de kamp çalışmalarını sürdüren sarı-kırmızılı takımın antrenmanın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Chedjou, 2014 FIFA Dünya Kupası’nda mücadele ettiği için çok fazla tatil yapamadığını ve takıma fiziksel olarak iyi bir durumda katıldığını anlattı. Dünya Kupası’nın kendisi için kötü geçtiğini belirten Kamerunlu savunma oyuncusu, Galatasaray’da gelecek sezon içinde olacağı forma rekabeti için hazır olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti: “Öncelikle tatilde çok fazla kilo almadım, yediklerime dikkat ettim. O yüzden hazır geldim. Kimin oynayıp oynamayacağına elbette hoca karar verecek. Ben takım için yüzde 100′ümü vermek için hazır durumdayım. Sadece Semih, Koray ve ben değil, burada gördüğüm tüm gençler hazırlar. Hocadan formayı almak için herkes var gücüyle çalışıyor. Hocam bana görev verdiği zaman olacağım. Yabancı oyuncu kuralıyla ilgili belki birtakım sıkıntılar olabilir ama ben o sıkıntıları gözardı edip, sadece çalışıyorum.” Görev aldığı mevki için transfer çalışmaları olduğuna yönelik haberlerin sorulması üzerine Kamerunlu futbolcu, “Ben transferlerden söz etmiyorum. Bahsedecek olanlar varsa edebilir. Bu konu beni rahatsız etmiyor. Kimin gelip gelmeyeceğiyle ilgilenmiyorum. Ben teknik direktörümüzün bize söylediği şeyleri yaparım ve antrenmanlarda çalışırım” diye konuştu. Aurelien Chedjou, teknik direktör Cesare Prandelli yönetiminde kampta fiziksel ve taktiksel çalışmaları yoğun bir şekilde yaptıklarını belirterek, sezona hazır olacaklarını dile getirdi. Hazırlık maçında 3-1 kaybettikleri Rapid Wien karşılaşmasında attığı golün sorulması üzerine Chedjou, “Gol atmak yerine kaybetmemeyi tercih ederdim. Kornerlerde ileri çıkmamın rakip için dezavantaj olduğunu biliyorum. Çünkü bir kişi fazla oluyoruz. Golle ilgili Instagram’a fotoğraf atmıştım. Yorumlara baktığım zaman taraftarlarla olan ilişkimin daha da gelişmiş olduğunu görüyorum. Kritikler elbette olacaktır ama onların desteği beni ileri itiyor. Ben eleştirilere hiçbir zaman kafayı takmıyorum. Onların desteği için her zaman minnettarım” değerlendirmesinde bulundu. Galatasaray-Fenerbahçe rekabeti Aurelien Chedjou, Fenerbahçe ile içinde oldukları rekabet ve TFF Süper Kupa maçında karşı karşıya gelecekleriyle ilgili soruyu şöyle yanıtladı: “Ligde Beşiktaş gibi çok kaliteli oyuncuları olan bir takım da var. Bursaspor, Eskişehirspor gibi her zaman sorun yaratan takımlar da var. Galatasaray ile Fenerbahçe arasında rekabet olur demek şampiyonluğun kalitesine saygısızlık olur. Ancak lig yarışı Fenerbahçe ile Galatasaray arasında geçecek diyenlere hak verebiliyorum. Çünkü iki takım da kaliteli kadroya sahip. Süper Kupa’yı beklerken yaptığımız hazırlık maçlarında değişik opsiyonları deneme şansımız oluyor. Geçen sene kazandığımız gibi bu sene de kazanabileceğimi düşünüyorum. Galatasaray ile Fenerbahçe rekabeti, aynı zamanda Türkiye’nin en büyük rekabetlerinden birisi.” Kamerunlu futbolcu, geçen sezon iyi anlaştığı Didier Drogba’nın ayrılması ve Emmanuel Eboue’nin kadro dışı bırakılmasıyla ilgili soruyu ise şöyle yanıtladı “Aynı kıtadan çıktığım oyuncuların olmaması benim için çok sevindirici değil ama aynı kıtadan oyunculara ihtiyacımız yok. Çünkü ben Melo ile de Muslera ile de çok iyi anlaşıyorum. Diğer takım arkadaşlarımın da Türk ya da yabancı olmaları hiçbir şey fark ettirmez, çünkü biz Galatasaray’ın renklerini korumak ve başarılar elde etmek için sahaya çıkıyoruz. Bir gerçek var ki bu oyuncular da çok kaliteli oyuncular. Galatasaray onların yerine alacağı oyuncularla da aynı kaliteyi her zaman tutturmak zorunda.”Açık Mert Korkusuz
6 Polise Meslekten İhraç Kararı
Adana'daki yasa dışı dinleme soruşturması sanıklarından ikisi emniyet müdürü biri emekli 6 polis hakkında meslekten ihraç kararı çıktı. Yasadışı dinleme soruşturmasında 6 polise meslekten ihraç cezası çıktı.Yasadışı dinlemeler konusunda adli soruşturmadan ayrı olarak İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü müfettişlerince yürütülen idari soruşturma tamamlandı.Bu kapsamda davanın sanıklarından 2. Sınıf Emniyet Müdürü İsmail B. ve 3. Sınıf Emniyet Müdürü Ertuğrul Y. ile emniyet amiri Aytaç A, komiser Fevzi M, polis memuru Hasan S. ve emekli polis başmemuru Abdullah K. hakkında birden fazla defa meslekten ihraç kararı verildi.Soruşturma kapsamında polis memuru Ahmet Ş. hakkında 24 ay kıdem durdurma cezası verilirken, 3 polis hakkında ise cezaya gerek görülmedi.Adana Adliyesinde bazı hakim ve cumhuriyet savcılarının yasa dışı dinlenmesine ilişkin soruşturmalardan biri olan ve Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı S.K. ile Adana Cumhuriyet Savcısı Ş.U'nun yasa dışı dinlenmesiyle ilgili emniyet müdürü İsmail B. ve Ertuğrul Y. ile emniyet amiri Aytaç A, komiser Fevzi M, polis memuru Hasan S, Ahmet Ş, R.K. ve M.A. ile emekli polis başmemuru A.K. hakkında, iştirak halinde kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği (TCK 204/2), iftira (TCK 267/1), suç uydurma (TCK 271/1), haberleşmenin gizliliğini ihlal (TCK 132/1), kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması (TCK133/1), özel hayatın gizliliğini ihlal (TCK 134/1), kişisel verilerin kaydedilmesi (135) suçlarından ikişer kez cezalandırılmaları talebiyle Adana Ağır Ceza Mahkemesi'nde kamu davası açılmıştı.AA
Facebook İkinci Çeyrekte Rekorları Altüst Etti
Kullanıcı sayısını 1.3 milyarın üzerine çıkaran Facebook, yılın ikinci çeyreğinde mali beklentilerin üzerine çıkarak 2.9 milyar dolar gelir elde etti. Facebook, ikinci mali dönemine ait istatistikleri kamuoyuna sundu. Şirket, gelirlerini yüzde 61 artırarak neredeyse 3 milyara çıkarırken, hisse başına değer analistlerin beklentisinin 12 sent üzerine çıkarak 0.42 dolar değer kazandı. Facebook, faaliyet kârını 1.4 milyar dolara çekerek bu kalemde de analistleri yanıltmayı başardı. Şirketin geçtiğimiz yıl aynı dönem faaliyet kârı sadece 562 milyon dolardı. Hisse değeri ise NASDAQ borsasının dünkü kapanışında yüzde 4 artışla 74 doları gördü ve şirket tarihindeki en yüksek değerine ulaştı. Küresel alanda üye sayısı 1.3 milyara dayanan ve artık daha fazla üye almayacağı öngörülen Facebook, ikinci çeyrekte 41 milyon yeni üye kazanmayı da başardı. Facebook'un ikinci çeyreğe ait performans verileri kısaca şu şekilde belirdi: Gelir 2.91 milyar dolar. Analistlerin tahmini 2.81 milyar dolardı, Hisse başına değer 0.42 dolar arttı. Analistlerin beklentisi 0.32 dolardı, Aylık aktif kullanıcı sayısı yüzde 14 artarak 1.32 milyara ulaştı, Aktif mobil kullanıcıları yüzde 31 artarak 1.07 milyar oldu, Mobil reklam geliri ise yüzde 62 artış gösterdi. Şirketin maaliyetleri yüzde 21 artsa da, faaliyet geliri yüzde 147 artışa tanık oldu. Kaynak: Al Jazeera
Reklam
Reklam
Hırvatistan'a Vize Kalktı
Türkiye ile Hırvatistan arasında 16 Mayıs'ta imzalanan vize anlaşması resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bugünden itibaren Türk Vatandaşları 90 günden uzun kalmamak şartıyla Hırvatistan'a vizesiz seyahat edebilecekResmi gazatede yer alan metin şöyle: ' 2014 tarihinde Zagreb’de imzalanan ekli “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Hırvatistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Diplomatik, Hizmet ve Hususi Pasaport Hamilleri İçin Vizelerin Karşılıklı Olarak Kaldırılmasına Dair Anlaşma”nın onaylanması; Dışişleri Bakanlığının 20/6/2014 tarihli ve 6588675 sayılı yazısı üzerine, 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Kanunun 18 inci maddesi ile 31/5/1963 tarihli ve 244 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 30/6/2014 tarihinde kararlaştırılmıştır.'Posta
Gazze İçin Twitter'da Kapıştılar
Gazze'de yaşananlar, iki ünlü futbolcunun Twitter'da kapışmasına neden oldu. Championship ekiplerinden Queens Park Rangers 'ta forma giyen İngiliz Joey Barton ile eski takım arkadaşı İsrailli Yossi Benayoun, Gazze'de yaşanan olaylarla ilgili sosyal medya üzerinden tartıştı. Twitter'daki kişisel hesabından Filistinli dört küçük çocuğun fotoğrafını paylaşan Barton, 'Bunlar savaşçı değil, sadece masum çocuklar. Bu savaş değil, bir etnik temizlik' şeklinde görüş belirtti. Barton'ın bu mesajına tepki gösteren İsrailli futbolcu Benayoun, 'Bazı şeyler hiç değişmez. Aptaldın ve tüm hayatın boyunca aptal kalacaksın. Utanç verici' yorumunda bulundu. İsrail'in Maccabi Haifa takımında top koşturan Benayoun'un bu yorumu üzerine eski takım arkadaşına sert eleştirilerde bulunan Barton, 'Birincisi, bu kadar kötü bir İngilizce ile birini aptal olarak nitelendiremezsin. İkincisi, masum çocukları öldüremezsiniz. Üçüncüsü, binlerce yıl önceki hayali bir kitapta yazan bir şey için insanları memleketlerinden çıkaramazsınız. Son olarak, umarım sen ve ailen bu korkunç zamanda iyi ve güvendesinizdir' ifadelerini kullandı.Ligtv
'Eş Cumhurbaşkanlığı İstiyorduk Ama...'
Cumhurbaşkanı adayı ve HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 'Maalesef ilk defa halkın seçeceği bir cumhurbaşkanlığı seçiminde kadın aday çıkaramadık. Hepimizin öz eleştirisidir. Bir sonraki seçimde mazeretsiz giderilmesi gereken bir durumdur' dedi.
Reklam
Sivas Katliamı'na 'Zaman Aşımı' Zırhı
Yargıtay da Sivas Katliamı davasının zamanaşımına uğradığı yönünde karar verdi. Sivas Madımak Oteli’nde 2 Temmuz 1993’te 2’si gösterici 37 kişinin öldüğü katliamın ardından 21 yıldır yargılaması devam eden 7 sanık hakkındaki davada zamanaşımı kararı Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından onandı. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, Sivas'ta 2 Temmuz 1993'te Madımak Oteli'nde 37 kişinin yakılarak öldürülmesinden sonra 21 Ekim 1993’te Ankara 1 Nolu DGM’de 125 sanıkla başlayan yargı sürecinde son sanıkları için 'zamanaşımı' kararı çıkmıştı. Karara itiraz edilince dosya Yargıtay’ın gündemine geldi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının yerel mahkemenin zamanaşımı karanına onama istediği davanın esas incelemesi Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nde tamamladı. Davanın zamanaşımından düşmesine yönelik kararı onayan Daire, gerekçesinde, “765 sayılı TCK’nın (eski) 146. Maddesinin 2. Fıkrasında tarif edilen fiiller dışında suçun işlenmesinden veya işlendiği sırada, yasa dışı yürüyüş ve toplantılara katılıp Türkiye Cumhuriyetinin laiklik ilkesini kaldırmaya yönelik sloganlar atarak anılan maddenin 1. Fıkrasındaki amaç suçun işlenmesini kolaylaştırmak suretiyle fer’an katıldıkları iddia edilen sanıklar Şevket Erdoğan, Köksal Koçak, İhsan Çakmak, Hakan Karaca ve Necmi Karaömeroğlu’nun eylemlerini sübutu halinde haklarında 765 sayılı TCK’nın 146/3. maddesinin uygulanması gerekeceği yönündeki kabul ve vasıflandırmada ve buna bağlı olarak da zamanaşımının gerçekleştiği yönündeki kabul de bir isabetsizlik görülmemiştir” denildi. Daire, sanıklar Cafer Erçakmak ile Yılmaz Bağ’ın ölümü nedeniyle, sanıklar Şevket Erdoğan, Hakan Karaca, Necmi Karaömeroğlu, Köksal Koçak ve İhsan Çakmak hakkında ise olağanüstü zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davaların düşürülmesine dair verilen yerel mahkemenin kararını usul ve kanuna uygun görülerek onanmasına hükmetti. Mağdurların vekillerinin temyiz itirazları ise reddedildi. DAVANIN GEÇMİŞİ- Sivas katliamı davası, 21 Ekim 1993'te başladı. 125 sanık, Ankara 1 Nolu DGM'de ilk kez hakim karşısına çıktı. Davada ilk karar, 26 Aralık 1994'te geldi. 85 sanık, 2 ila 15 yıl arasında değişen hapis cezasına çarptırıldı, diğer sanıklar ise beraat etti. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 1997 yılında müdahil avukatlarının temyiz ettiği davayı bozdu. Yeniden yargılama sonucunda 33 sanık hakkında idam cezası verildi. Ancak bu karar, bir yıl sonra Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından yeniden bozuldu. Sanık sayısı da 125'ten 33'e indi. 2000 yılında kararını açıklayan Ankara 1 Nolu DGM, 33 sanık için 'idam' dedi. 9 sanık 7 yıl 6'şar ay, 4 sanık 20'şer yıl, 1 sanık 15 yıl, 1 sanık 5 yıl hapis cezası aldı. 33 sanık hakkında verilen idam kararı ise 2002 yılında müebbet hapis cezasına çevrildi. 2 Temmuz 1993'te yaşanan ve 37 kişinin ölümüyle sonuçlanan olayla ilgili davanın 21 Haziran 2012 yılındaki dosyası ayrılan aralarında Cafer Erçakmak’ın da bulunduğu Şevket Erdoğan, Köksal Koçak, İhsan Çakmak, Hakan Karaca ve Necmi Karaömeroğlu hakkında açılan kamu davasının zaman aşımı süresinin dolması nedeniyle düşmesi istendi. İNSANLIK SUÇU ÖLENE KALDI- Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi ise kararında, Erçakmak’ın eski TCK’daki “TBMM’yi ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan yargılandığı, insanlığa karşı suçlardan dolayı zamanaşımı işlemeyeceğini öngören yeni TCK’nın 77. maddesinin ise 1 Haziran 2005’te yürürlüğe girdiği kaydedildi. Anayasaya göre bağlayıcı olan AİHM’nin, AİHS’nin 2. maddesindeki yaşama yönelik kararlarında, “yaşama hakkını ihlal ettiği iddia olunan, işkence ve kötü muamele iddialarıyla suçlanan kamu görevlilerinin af ve zamanaşımından faydalandırılmaması” yönünde kararları bulunduğu belirtilen kararda, “Suç tarihi itibariyle belediye meclisi üyesi olan sanık Cafer Erçakmak’ın kamu görevlisi olduğu, kamu görevlisi olan sanık hakkında olayın asli maddi faili olarak yargılandığı iş bu dava dosyasında zamanaşımı hükümlerinden istifade edemeyeceği düşünülse de nüfus kaydına göre sanığın 10 Temmuz 2011’de öldüğü anlaşılmakla hakkında açılan kamu davalarının düşürülmesine karar verilmiştir” denildi. Mahkeme, sanıklardan Yılmaz Bağ hakkındaki davayı da 25 Aralık 2006’da öldüğü gerekçesiyle düşürdü. KAMU GÖREVLİSİ DEĞİLLER- Mahkeme, TCK’nın insanlığa karşı suçları düzenleyen 77. maddesi ile AİHM’nin yaşam hakkı ile ilgili kararını, sanıklar Erdoğan, Koçak, Çakmak, Karaca ve Karaömeroğlu için de tekrar etti. Mahkeme, bu sanıkların kamu görevlisi değil sivil olduğunu, ayrıca olayın asli maddi faili değil, fer’i şerik olarak yargılandıklarını, 15 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin bu sanıklar için 2 Temmuz 2008’de dolduğunu, bu nedenle haklarındaki davaların düşürülmesine karar verdi. ARANIRKEN EVLENDİ Davanın yargılaması devam ettiği sırada birçok skandala imza atıldı. Sanıklardan Erçakmak’ın aranırken 27 Temmuz 1999’da Sivas Altınyayla Belediyesi’nde evlendiği, 22 Mayıs 1997’de askere gittiği, çocuğunu nüfusa kaydettirdiği, Emniyet’e başvurarak ehliyet aldığı anlaşıldı. Sanıklardan Yılmaz Bağ’ın ise aranırken Sivas Kangal ilçesinde düğün yaptığı belirlendi. Sivas katliamının acısı henüz tazeyken, Madımak Oteli'nin alt katına bir kebapçı açıldı. Yıllar boyunca bu restorana gelenler, 37 kişinin yanarak can verdiği mekânda kebap yedi. Bu duruma tepki gösterenlerin sesi, 2010 yılına gelindiğinde ancak duyuldu, kebapçı kapatılarak, Madımak Oteli kamulaştırıldı. Ancak tüm taleplere rağmen müze yerine bilim ve kültür merkezine dönüştürülen Madımak'ta tartışma yaratan bir olay daha yaşandı. 'Anı köşesi' adı verilen panoya katliamda ölenlerin isimlerinin yanı başına, iki saldırganın da adı yazıldı. Yeşim Eraslan | ANKA
Bu Hafta 9 Yeni Film Vizyonda
''Herkül: Özgürlük Savaşçısı'' Brett Ratner'in yönettiği ve Dwayne Johnson, Ian McShane, Rufus Sewell, Joseph Fiennes ile Irina Shayk'ın oynadığı ''Herkül: Özgürlük Savaşçısı'' izleyiciyle buluşacak. Radical Studio'nun çok sevilen ve daha önce çizgi film ve televizyon dizisi olarak uyarlanan 'Hercules: The Thracian Wars' grafik romanı temel aksiyonu filminin senaryosunda, Ryan Condal ve Evan Spiliotopoulos'un imzası var. Film, klasik Herkül hikayesinin sona ermesinden bir süre sonrasını konu alıyor. ''Korku Yolu'' Jeremy Lovering'in yönettiği ''Korku Yolu''nda, arabalarıyla tatile çıkan iki gencin başına gelen korku dolu anlar izlenebilecek. Lain De Caestecker, Alice Englert ile Allen Leech’ın rol aldığı film özetle şöyle: ''Tom ve Lucy tatile gitmek üzere yola çıkarlar. Klasik tatillerden sıkılmış olan çift, tatillerini bir değişiklik yaparak bir taşra motelinde geçirmek isterler. Fakat otele doğru giden yollarda, tabelalarda bir gariplik vardır. Genç çift karanlığında çökmesiyle birlikte aynı yollardan geçtiklerini, içinden çıkamadıkları daireler çizdiklerini fark ederler. Kendi arabalarında tuzağa düşürülmüşlerdir. Göremedikleri biri, onlarla oyun oynamaktadır. Güvende oldukları tek yerin, arabanın içi olduğuna karar verirler.'' ''Dehşet Kasabası'' Julien Maury ile Alexandre Bustillo'nun yönettiği ve Chloe Coulloud, Lannick Gautry, Francis Renaud ile Beatrice Dalle'in oynadığı 'Dehşet Kasabası'' korku ve gerilim sevenleri sinema salonlarına çekmeyi hedefliyor. Üç arkadaşın okulu asıp, terk edilmiş bir lunaparka gitmesiyle başlayan film; gençlerin burada şahit oldukları olaylar etrafında dönüyor. ''Cin'' Ajmal Zaheer Ahmad'ın yazıp yönettiği 'Cin'de, Dominic Rains, Ray Park, William Atherton ile Faran Tahir rol alıyor. Fantastik gerilim türündeki filmin konusu özetle şöyle: 'Otomotiv tasarımcısı olan Shawn, yeni evlendiği eşi Jasmine ile sessiz sakin bir hayat sürmektedir. Ta ki nereden geldiği belli olmayan şifreli bir mesaj ellerine ulaşana kadar. Mesajda Shawn'ın ailesini kuşaklardır etkileyen bir lanetin hala üzerinde olduğunu ve unun Jasmine'le olan hayatını da tehlikeye atacağı yazmaktadır. Shawn'ın çok eski zamanlardan beri varlığını sürdüren ve ailesini lanetleyen kötücül ruhtan ailesini koruyabilmesi için tek başına ve bütün gücüyle savaşması gerekecektir.' ''Anormal Aktivite 2'' Marlon Wayans, Jaime Pressly, Ashley Rickards ile Scott Burn'un oynadığı ''Anormal Aktivite 2''nin yönetmen koltuğunda, Michael Tiddes var. ''Anormal Aktivite'' filminin devamı niteliğindeki filmde, çok sevdiği Kisha'yı bir trafik kazasında kaybeden Malcolm'un yaptığı yeni evliliğin ardından yaşadığı sıradışı şeyler anlatılıyor. ''Muska'' Yönetmen koltuğunda, televizyon sektöründen sonra ilk uzun metrajlı işine imza atan Özkan Çelik'in oturduğu 'Muska', haftanın korku türündeki yerli yapımı. Oyuncu kadrosunda, Sezgin Erdemir, Tanju Tuncel, Aslı Şahin ile Taylan Güner'in öne çıktığı filmin konusu şöyle: ''Bir gazetede yazar olarak çalışan Celal, kadınlara düşkün biridir, sevgilisini aldattıktan sonra evden kovulur ve kendine kalacak bir yer aramaya başlar. En yakın arkadaşı bile Celal'i evine almak istemez. Kiralık bir oda bulur. Ev döküntü bir haldedir. Kalmak istemez fakat evde kalan genç ve güzel bir kız olan Yasemin'i görünce, ev ile ilgili düşünceleri tamamen değişir. Celal'in verdiği bu karar, hayatının akışını tamamen değiştirecektir.'' ''Vecide'' Waad Muhammed, Reem Abdullah, Abdullrahman Al Gohani ile Sultan Al Assaf'ın oynadığı ''Vecide'', Suudi Yönetmen Haifaa Al Mansour'un ilk uzun metrajlı filmi. Çekimlerinin tamamı Suudi Arabistan'da yapılan dram ağırlıklı film, Riyad'ın çeperlerinde yaşayan 10 yaşındaki Wadjda'nın bisiklet tutkusunu konu ediniyor. ''İtalya Tatili'' Max Giwa ve Dania Pasquini'nin yönettiği ''İtalya Tatili'', 80'lerin dillerden düşmeyen şarkılarının yer aldığı müzikal ağırlıklı bir komedi. Annabel Scholey, Hannah Arterton, Giulio Berrutti ile Greg Wise'ın oyuncu kadrosunda bulunduğu filmin konusu şöyle: 'Sarsıntılarla dolu bir aşk hayatı olan Maddie, sonunda aradığı aşkı bulmuştur ve muhteşem bir erkek olan Raf'la evlenmeye karar vermiştir. İtalya Puglia'da yapılacak düğüne kardeşi Taylor'ı da davet etmiştir. Ortada herkes için sürpriz olacak bir gerçek vardır; Raf, Taylor'ın eski aşkıdır.' ''Zamanda Yolculuk'' Leon Joosen ile Aaron Seelman'ın yönettiği 3D animasyon türündeki filmin karakterlerini Yekta Kopan, Ender Yiğit, Ali Gül ile Aysun Topar seslendirdi. ABD yapımı olan film, Noel babanın kuzey kutbundaki bir görevini ve bu görev sırasında karşılaştığı zorlukları konu alıyor. Muhabir: Melik Fırat Yücel | AA
Reklam
Köye Gitmek İstemeyen Hamile Karısını Ezdi
Ayaklarından ezilen ve hastanede tedavi altına alınan kadının ve karnındaki bebeğin iyi olduğu öğrenildi. Polis, kayıplara karışan Avan'ı, yakalamak için çalışmasını sürdürüyor. Olay, dün saat 22.00 sıralarında Kurtuluş Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre işsiz Mehmet Avan, birlikte yaşadığı Fadimana Çar'a, ziyaret için köye gitmek istediklerini söyledi. Çar da kabul etmedi. Bunun üzerine çift arasında tartışma çıktı. Tartışmanın ardından Mehmet Avan, 1.5 yaşındaki kızı Kardelen Avan'ı, yanına alıp, otomobiliyle köye gitmek üzere yol çıkmak istedi. İddiaya göre Çar da otomobilin önüne geçerek, 'Kızımı nereye götürüyorsun. Beni çiğnemeden gidemezsin'dedi. Avan da, otomobili Çar'ın üzerine doğru hareket ettirdi. Bu sırada Çar yere düştü. Avan da 68 AH 712 plakalı otomobiliyle yere düşen Çar'ın ayaklarını ezip kaçtı. 6 aylık hamile olan Çar'ın yardım çığlıklarına komşuları yetişti. Çağrılan ambulansla Aksaray Devlet Hastanesi'ne kaldırılan Çar, burada yapılan tedavinin ardından Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi'ne sevk edildi. Tedavi altına alınan Çar'ın ve karnındaki bebeğin durumunun iyi olduğu öğrenildi. 'KOCAM BENİ SÜREKLİ DÖVÜYOR' Mehmet Avan'ın sürekli kendisini dövdüğünü öne süren Fadimana Çar, 'Kocam beni sürekli dövüyor. Dün akşam yine köye gitmek istedi. Bende gitmek istemedim. Beni dövdü, daha sonra 1.5 yaşındaki kızımı otomobile bindirerek gitmek istedi. Bende otomobilin önüne geçtim. 'Kızımı nereye götürüyorsun. Beni çiğnemeden gidemezsin' dedim. Kocamda otomobille beni ezerek gitti.'dedi. Polis, 1.5 yaşındaki kızıyla kayıplara karışan Mehmet Avan'ın yakalanması için çalışmasını sürdürüyor. Hasan BÖLÜKBAŞ- AKSARAY- DHA
Reklam
Venedik Film Festivali'nde 2 Türk Filmi Yarışacak
Bu sene 71'nci kez düzenlenecek olan Venedik Film Festivali’nde iki Türk yönetmenin filmi yarışacak. Fatih Akın’ın “The Cut” filmi ve Kaan Müjdeci’nin “Sivas” filmi de bu yılki yarışma programında yer alıyor. Sinema sektörünün en prestijli ödüllerinden biri olan Altın Aslan için Venedik’te 20 film yarışacak. Festival, 27 Ağustos-6 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek. Fatih Akın’ın 1915 olaylarının ardından kızlarını arayan dilsiz bir babanın hikayesini anlattığı filmi “The Cut”, ilk kez Venedik Film Festivali’nde izleyiciyle buluşacak. Kaan Müjdeci ise ilk uzun metraj filmiyle, Venedik’te hem Altın Aslan için hem de ilk filmler için verilen “Geleceğin Aslanı” ödülü için yarışacak. Festivalin yarışma programında Roy Andersson, Abel Ferrera, Alejandro Gonzalez Inarritu gibi yönetmenlerin filmleri de bulunuyor. Festivalin açılışı da Alejandro Gonzalez Inarritu’nun ‘Birdman or the Unexpected Virtue of Ignorance’ filmiyle yapılacak. 71- Venedik Film Festivali’nde yarışma programının dışında da bir Türk filmi gösterilecek. Türk sinemasının 100. yılı sebebiyle Ömer Lütfi Akad’ın “Gelin” (1973) filminin restore edilmiş versiyonu “Venedik Klasikleri” başlıklı programda yer alacak. Festivalin “Ufuklar” kategorisinde de Türkiye’den Alin Taşçıyan jüri koltuğunda oturacak. Venedik Bienali kapsamında düzenlenen Film Festivali’ne Türkiye’den çok sayıda konuğun gelmesi bekleniyor. Jüri başkanlığını Alexandre Desplat’ın yaptığı festivalde yarışacak olan filmlerin tam listesi şöyle: Fatih Akın - The Cut Roy Andersson - A Pigeon Sat on a Branch Reflecting on Existence Ramin Bahrani - 99 Homes Rakhshan Bani - Etemad Ghessha Xavier Beauvois - La rancon de la gloire Saverio Costanzo - Hungry Hearts Abel Ferrera – Pasolini David Gordon - Green Manglehorn Alejandro Gonzalez Inarritu - Birdman or The Unexpected Virtue of Ignorance Benoit Jacquot - 3 Coeurs Andrei Konchalovsky - The Postman’s White Nights Francesco Munzi - Anime Nere Kaan Müjdeci - Sivas Andrew Niccol - Good Kill David Oelhoffen - Loin des hommes Joshua Oppenheimer - The Look of Silence Shinya Tsukamoto - Nobi Wang Xiaoshuai - Red AmnesiaBBC Türkçe
Bir 'Teröristi' Kucaklamak
etiket
İki Filistinli küçük kız ellerinde 'Hug a terrorist' yazan pankartla bir caddede duruyorlar. Puşi taktıkları ve Filistinli oldukları için terörist oldukları düşünüldüğünü söylüyorlar. İnsanlardan onlara sarılmalarını istiyorlar.
'Gazze'de Çocuklar Ağlamıyor'
“Gazze’de bir yakınını, akrabasını kaybetmemiş kimse yok.” Gazze’deki Şifa Hastanesi’nde çalışan Filistinli Doktor Belal Dabour, bu yanıtıyla savaşı tek cümlede özetliyor. Dr. Dabour, savaşın tam ortasında yapmaya çalıştıkları doktorluk pratiğini ve bombaların altındaki hayatı Bianet’ten Ayça Söylemez'e anlattı. Bu sabah İsrail’in Gazze’ye yaptığı kara ve hava operasyonu sonucu ölenlerin sayısı 805 oldu, 5 bin 200 kişi yaralı. Hayatını kaybedenlerin 169’u çocuk. Ağır yaralıların kaldırıldığı Şifa Hastanesi, saldırının başladığı 8 Temmuz’dan bu yana aralıksız mesai yapıyor. Doktorlar, elektrik ve su sıkıntısı bir yana tıbbi malzemenin bittiğini söylüyor. Dr. Dabour da zaman zaman cep telefonu ışığında ameliyat yapmak zorunda kalan doktorlardan. Hastaneye gelen her ağır yaralı çocukla o da ayrı bir travma yaşıyor. Ancak durup üzülecek vakti yok, çünkü bombardıman hiç durmuyor. Son olarak bu sabah, İsrail’in bombaladığı Birleşmiş Milletler okuluna sığınmış, çoğunluğunu çocukların oluşturduğu birçok Filistinli, yaralı ya da ölü olarak Şifa Hastanesi’ne götürüldü.“Şarjım yettiği kadar” “Cevap vermeyi deneyeceğim, şarjım yettiği kadar…” Dr. Dabour’a e-posta atmış, oradaki durumla ilgili sorular sormuştuk. 10 gün kadar sonra yanıt geldi, “seslerini duyurmayı çok istediğini ancak kısıtlı elektrik nedeniyle şarj sorunu yaşadığını, baterisi elverdiği sürece sorularımızı yanıtlayacağını” söyleyerek söze başladı.Günde bir saat elektrik Hastanedeki çalışma koşullarını şöyle anlattı: “Hastane personeli üç gruba ayrıldı, 24 saatlik mesainin ardından iki gün izin yapılıyor.” “Gazze’de 24 saatte sadece bir saat elektrik veriliyor. Su da aynı şekilde sınırlı olarak veriliyor.” “Gıda stokları tükenmek üzere.” “Hastanelerde jeneratörle idare etmeye çalışıyoruz.”Yüzlerce yaralı çocuk Dabour’a kendisini de çok etkileyen çocukların durumunu sorduk, şöyle özetledi: “Her gün çok ciddi şekilde yaralanmış yüzlerce çocuk geliyor. İlginç olan, çocukların çoğu ağlamıyor.” “Bazıları şokta, bazıları bombardımana yataklarında yakalandığı için henüz uykulu, bazıları da başına geleni idrak edememiş halde. Örneğin yaralı gelen bebeklerden biri tüm ailesini kaybetmiş olduğundan habersiz, tedavi sırasında bile ağır uykusundan uyanmamıştı.” “Anne ve babasını kaybetmiş beş kardeş de hastanenin bekleme koltuklarında sessizce uzun süre oturdu.” “Fiziken çok ağır yaralı olan çocuklar geliyor ama bunun da ötesinde hepsinin uzun süre psikolojik tedavi görmesi gerekecek…”Yakınları öldürüldü Dr. Dabour, kendisinin de kuzenini kaybettiğini, hastaneye gelen akrabalarını görünce fark ettiğini anlattı: “Dokuz aylık hamile bir kadın geldi, öldürülmüştü, morga götürüldü. Onun kuzenim olduğunu, hastaneye akrabalarımız gelince öğrendim.” “Zaten Gazze’de bir yakınını, akrabasını kaybetmemiş kimse yok.”İsrail ne gazı kullanıyor? Dr. Dabour ile aynı hastanede çalışan Norveçli Doktor Mads Frederick Gilbert, yaralılarda garip belirtiler fark ettiklerini, kimyasal silah izleri olabileceğini dile getirmişti. Bu iddiayı Dabour’a sorduk: “Ben kimyasal silaha ilişkin bir kanıt görmedim. Ancak aşırı derecede rahatsız edici gazlar, kentin boş alanlarını kaplamış durumda. Bu gazlar gözleri yakıyor, nefes almayı zorlaştırıyor. Ne olduğunu bilmiyorum.”İlaç ve tıbbi malzeme bitti Hastanenin koşulları da giderek zorlaşıyor: “İlaç ya da tıbbi malzemenin neredeyse hepsi bitmek üzere. Tedavi için gereken temel malzemeyi bile karşılamakta zorlanıyoruz. Her şeye ihtiyacımız var. Morg dolaplarında yer yok, gelen cesetler yerlere konuluyor.”“Bizim için dua edin” Dr. Dabour, Türkiye halklarına verdikleri destek için de teşekkür etti ve “Lütfen bizim için dua edin” diye bitirdi sözlerini. Ayça Söylemez | Bianet
Reklam