onedio
Baidu'dan Sürücüsüz Otomobil Atılımı
Google'ın en güçlü rakibi olmaya aday olan Baidu, teknoloji devinin izinden gidiyor. Çinli arama motoru devinin tıpkı Google gibi kendi sürücüsüz otomobilini geliştireceği belirtildi. 'Çin'in Google'ı olarak bilinen Baidu, Brezilya piyasasına adım atmasının ardından Google'ı her alanda takip etmeye devam ediyor. Şirketin makine öğrenimi üzerine özelleşen biriminde yer alan Kai Yu'nun yaptığı açıklamaya göre, Baidu kendi 'otonom otomobilini' üretecek. The Next Web sitesine bilgi veren Yu, sürücüsüz otomobilin 'yoldan veri toplayan akıllı asistan gibi çalışacağını' belirtti. 'Sürücücüz otomobil' tanımını kullanmadıklarını ifade eden Yu, aracın 'sürücüye özgürlük vermek için tasarlanacağını' söyledi. Otomobillerinin Google araçlarından farklı olacağına değinen Yu, 'Özgürlük, aracın kendi başına hareket edebilmesi anlamına geliyor. Tıpkı bit at gibi, farklı yol durumlarında kendi kararını verebilecek... Sürücü ne zaman kontrolü devralmak isterse, bunu yapabilecek' dedi. Yu, 'amaçlarının sadece bir düğmeye basacağınız bir araçta oturmak değil, at sürmeye benzeyeceğini' belirtti. The Next Web'in verdiği bilgiye göre, Google'ın en son otonom araçlarına kıyasla Baidu otomobilleri sürücünün istediği zaman kontrolü devralması için direksiyon ve pedallara sahip olacak. Otomobilin prototipinin gelecek yıl tamamlanması bekleniyor. Kaynak: Al Jazeera
Pil Ömrü Artıyor
Özellikle cep telefonu kullanıcılarının en önemli sorunlarından biri olan pil ömrü, yeni nesil Lityum piller sayesinde artıyor. Yeni pillerin ömrü 3 kat daha uzun olacak. Teknoloji çok hızlı gelişse de pil teknolojileri o kadar hızlı ilerlemiyor. Günümüzde akıllı telefonlardan elektrikli otomobillere kadar birçok cihazda kullanılan pillerin en önemli sorunu uzun süre kullanıma izin vermemeleri. Geliştirilen yeni bir pil teknolojisi ise bu duruma son verecek gibi görünüyor.ABD'nin Stanford Üniversitesi'ndeki araştırmacılar tarafından geliştirilen yeni nesil Lityum İyon piller çok daha uzun bir süre kullanılabiliyor. Geliştirilen yeni nesil pillerde daha verimli bir üretim tekniği kullanılıyor. Bunun için elektronların deşarjı için kullanılan anot kutuplar karbon nano malzeme ile kaplanıyorlar. Bu da pilin daha uzun süre enerji üretmesini sağlıyor. Üniversite'den yapılan açıklamada yeni nesil Lityum İyon pillerin geleneksel benzerlerine göre 2-3 kata kadar daha uzun ömürlü olacakları ifade edildi. Yeni nesil pillerin ticari olarak en zaman piyasaya sürülecekleri konusunda bilgi verilmedi. Pil ömrü en büyük sorun Birçok elektronik cihaz ve elektrikli otomobilde kullanılan pillerin en büyük sorunu kısa ömürleri. Bu konuda dünyanın dört bir yanında üniversite ve şirketler tarafından çalışmalar yapılıyor. Ancak henüz ömrü uzun ve verimli bir enerji depolama teknoloji bulunamadı. Kaynak: Engadget
"R.Madrid'i Reddettim, G.Saray Daha İyi"
Yeni sezonda G.Saray forması giyecek olan Sırp yıldız Vladimir Micov, neden Real Madrid'den teklif gelmesine rağmen Galatasaray'ı tercih ettiğini açıkladı.CSKA Moskova'dan Galatasaray'a transfer olan Sırp şutör gard Vladimir Micov, Dünya Basketbol Şampiyonası için bulunduğu Milli takım kampında basının sorularını cevapladı. Real Madrid'in ilgisine rağmen Galatasaray'a imza atmasıyla ilgili gelen soruyu yanıtlayan Micov; 'Çok fazla seçeneğim vardı, siz de biliyorsunuz. Real Madrid'den de teklif vardı. Ancak, en kaliteli teklif Galatasaray'dan geldi. Benim için çok iyi bir tercih olacağını düşündüm. Orada bana büyük bir rol vereceklerini söylediler ve ben de bundan memnun kaldım' dedi. 29 yaşındaki Micov, geçen sezon CSKA Moskova formasıyla geçen sezon oynadığı 31 maçta 7.7 sayı 2.9 ribaunt ve 1.3 asist ortalamaları tutturdu.Sporx
'Ölen Bebeklerin Kanı İsrail'in Yüzüne Bulaşmıştır'
Başbakan Erdoğan, 'Gazze'de ölen bebeklerin tertemiz kanı İsrail'in ve dünyanın yüzüne bulaşmıştır' dedi.İSTANBUL Cumhurbaşkanı adayı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin İstanbul İl Teşkilatı'nca Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen bayramlaşma töreninde, Gazzeli çocukların bayramlarını özellikle kutladığını kaydederek, 'Şeker toplayamayan, parklara gidip oynayamayan, harçlık alamayan, bayram kendi üzerlerinde maalesef bombalarla tecelli eden ve bu bayramı idrak edemeyen Gazzeli çocuklara buradan selamlarımı gönderiyorum, gözlerinden öpüyorum. Bırakınız şeker toplamayı, el öpmeyi, ilaç olmadığı için, tıbbi yardım alamadığı için, hastane, malzeme olmadığı için ellerini, ayaklarını kaybeden Gazzeli çocuklar için sonraki bayramların bayram olmasını yürekten temenni ediyorum' ifadelerini kullandı. Türkiye'nin de çabalarıyla Gazze'de ateşkes sağlanması yönünde önemli ilerlemeler kaydedildiğini vurgulayan Erdoğan, 'İsrail, on yıllardır hukuk tanımadığı gibi bugün de hukuk tanımıyor, bugün de ateşkeslere riayet etmiyor. Yine de en azından Gazze'ye geçici bir süre insani yardım sağlanabilmesi için ateşkes girişimlerimizi sürdürüyor, ateşkesin kalıcı olması için de çok yoğun çaba sarf ediyoruz' diye konuştu. 'Türkiye olarak uyanık olmamız lazım' İsrail'in, Gazze'ye yönelik operasyonlarının başladığı günden bugüne 3 İsrailli sivilin hayatını kaybettiğini duyurduğunu hatırlatan Erdoğan, '3 İsrailli sivil karşılığında Gazze'de 1100'e varan masum insan hayatını kaybetti. İsrail bu orantısız, bu insanlık, vicdan dışı saldırılarına Hamas'ın attığı füzeleri bahane olarak gösteriyor. İsrail sözüm ona teröre karşı mücadele verdiğini iddia ederek, yaptığı katliamı, soykırımı dünyaya meşru göstermeye çalışıyor. 500 ton bomba yağdırıyorsun, sürekli olarak fosfor bombalarını kullanıyorsun, tanklarla, toplarla buraya giriyorsun ve utanmadan, sıkılmadan hala Hamas'ı 'füze atıyor, roket atıyor' diye dünyaya tanıtmaya çalışıyorsun. En azından bizler Türkiye olarak bu konuda uyanık olmamız lazım' değerlendirmesini yaptı. 'Dünyanın hiçbir yerinde, tarihin hiçbir döneminde böyle hukuksuz, insafsız, vicdansız bir saldırı meşru müdafaa olarak görülmez, savunma hakkı olarak görülemez' diyen Erdoğan, şunları kaydetti: 'İsrail'in bu insanlık dışı saldırıları, bu soykırım girişimini terörle mücadele gibi sunması, dünyadaki bazı devletlerin de maalesef buna inanmaları insanlık adına yüz kızartıcı bir durumdur. İsrail’in kutsal günlere saygısının olmadığı bir kez daha görülmüştür. İsrail’in farklı dinlere saygısının olmadığı bir kez daha görülmüştür. İsrail’in hukuk dinlemediği, bu son operasyonlarla bir kez daha ortaya çıkmıştır. En acısı da İsrail'in kendisinden başka hiç kimseye hayat hakkı tanımadığı, kendisinden başka hiç kimseyi insan olarak, can olarak görmediği ve insanlığa zerre kadar saygısının olmadığı bu katliamla bir kez daha ispatlanmıştır.' 'Uluslararası medya haber bile yapmıyor' Gazze'de sadece çocukların, bebeklerin, annelerin, masum insanların ölmediğini ifade eden Erdoğan, 'Gazze'de insanlık ölüyor. Tüm yeryüzünün vicdanı Gazze'de can çekişiyor. Dünya, özellikle de Birleşmiş Milletler bu şımarıklığa, bu hukuk tanımazlığa karşı derhal tedbir almak ve keyfice katliamların önüne güçlü şekilde geçmek zorunda' diye konuştu. İstanbul’da vandallık yapan, camı çerçeveyi kıran, esnafa, sokaktaki insana zarar veren göstericilere polisin biber gazı kullanmasının Avrupa'dan eleştiri aldığını anlatan Erdoğan, 'Avrupalı siyasetçiler, bazı devlet adamları, uluslararası kimi örgütler, özellikle de Batı medyası, sabah akşam İstanbul'dan bahsediyor, sabah akşam Türkiye'yi eleştiriyordu. Gazze'de binden fazla kişi ölüyor, bu kişilerden, bu örgütlerden hiç ses yok. Taksim'den saatlerce canlı yayın yapan uluslararası medya, Gazze'de binden fazla kişi öldüğü halde haber bile yapmıyor, yapamıyor. Gazze'deki can kayıplarını habere değer bile görmüyor. Bir Avrupa ülkesinde, güya demokrasinin, özgürlüğün ülkesinde Gazze için eylem yapılması yasaklanıyor. Buna rağmen eylem yapanlara polis her türlü şiddeti uyguluyor, dünyadan çıt çıkmıyor' görüşünü dile getirdi. Buruk bir bayram yaşandığını, mazlumların acısının yüreklerde hissedildiğini ifade eden Erdoğan, şunları söyledi: 'Buradan Mısır'da hak, demokrasi, özgürlük için mücadele veren tüm kardeşlerimin bayramlarını kutluyor, hak mücadelesinde şehit olmuş kardeşlerimizi bir kez daha rahmetle yad ediyorum. Şu anda zindanlarda yaşayan Mısır'daki kardeşlerimize Rabbimden tahammül niyaz ediyorum. Irak'ta hangi mezhepten, hangi meşrepten olursa olsun, hangi etnik kökene mensup olursa olsun, tüm kardeşlerimizin bayramını tebrik ediyorum. Özellikle zor günlerden geçen ama Türkiye'nin desteği her an yanlarında olan Türkmen kardeşlerimizin de bayramını tebrik ediyorum. Suriye bir bayramı daha buruk yaşıyor, bir bayramı daha bombaların altında, zulmün, cefanın, acının, yokluğun ve yoksulluğun altında yaşıyor. Suriyeli kardeşlerimiz için bu bayram ne kadar bayramdır bilinmez ama bayramın onların göğüslerini ferahlatmasını, sabır ve dirayet vermesini Allah'tan niyaz ediyorum.' Erdoğan, bayram namazını kıldığı Fatih Camisi'nde bugün pek çok Suriyeliyle karşılaştığını aktararak, 'Demek ki Suriye'den bize sığınmış kardeşlerimizin ciddi bir kısmı da şu anda İstanbul'da yaşıyor. Afganistan'dan Somali'ye, Myanmar'dan Libya'ya kadar yeryüzünde gadre uğramış, zulme uğramış, yıllardır bayramı hüzün içinde yaşayan tüm kardeşlerimizin de bayramlarını tebrik ediyorum' diye konuştu. Tayfun Salcı
Demba Ba: "Buraya Şampiyonluk İçin Geldim"
Beşiktaş'ın yeni transferi Senegalli yıldız golcü Demba Ba, siyah-beyazlı takıma şampiyonluk için geldiğini belirterek, bunun için elinden geleni yapacağını söyledi. Yayıncı kuruluş LİGTV'ye açıklamalarda bulunan Demba Ba, muhabirin isteği üzerine kendi kendisine bir soru sordu. Senegalli yıldız, kendisine 'Beşiktaş'la lig şampiyonu olacağına inanıyor musun?' sorusunu yönelttikten sonra, 'Buraya şampiyonluk için geldim. Bunu yapabilmek için elimden geleni yapacağım. Belki tecrübesiz ama çok iyi bir takımımız var. Ligi kazanabilmek için elimizden gelenin en iyisini vereceğiz' diye konuştu. UEFA Şampiyonlar Ligi 3. ön eleme turunda Hollanda'nın Feyenoord takımıyla eşleşmelerini değerlendiren Ba, 'Feyenoord'u elemek için yüksek bir şansımız var. Konuşmakla yapmak arasında ciddi bir fark var. Elimizden gelenin en iyisini yapıp, sahada her şeyimizi vereceğiz. Şampiyonlar Ligi gruplarına kalmak için çok ciddi bir şansımız olacak' ifadelerini kullandı. 'EZAN SESİNİ DUYARAK UYANMAK BÜYÜK MUTLULUK' İstanbul'un çok güzel bir şehir olduğunu dile getiren Senegalli oyuncu, 'Tesisler harika. İhtiyacımız olan her şey var. Şehir de çok güzel. Her şeyden önemlisi güneş var. Özellikle İngiltere'nin havasından sonra İstanbul bana çok iyi geldi ve beni rahatlattı. En güzel taraflarından biri de sabahları ezan sesini duyarak uyanıyorum. Bunu tarif edecek kelimeler bulamıyorum. Benim için çok özel bir duygu ve büyük mutluluk' değerlendirmesinde bulundu. 'OĞUZHAN SIRA DIŞI, ARDA FANTASTİK BİR OYUNCU' Demba Ba, Beşiktaş'ta çok değerli futbolular bulunduğunu belirterek, takım arkadaşı Oğuzhan Özyakup ile İspanya'nın Atletico Madrid takımında oynayan milli futbolcu Arda Turan'ı övdü. Siyah-beyazlı takımdaki forvet oyuncularının çok değerli özelliklere sahip olduğunu kaydeden Ba, 'Bu, Beşiktaş için çok büyük şans. Bu takımın ilerlemesine ve hedeflediği yolda devam etmesine katkı sunacaktır' ifadelerini kullandı. Oğuzhan ile ilgili, 'Gerçekten sıra dışı' diyen yıldız golcü, 'Türk oyuncu olarak Arda Turan'ı beğeniyorum. Arda, fantastik ve harika bir oyuncu' şeklinde konuştu. Ba, Türkiye Ligi'nden Fenerbahçeli Moussa Sow ve Sivassporlu Aatif Chahechouhe'yu çok beğendiğini dile getirerek, 'Sow, nerede durması gerektiğini çok iyi bilen ve oyun zekası çok iyi olan bir oyuncu. Aatif ise çok iyi bir karakter ve çok iyi bir oyuncu. Kendisi bugün bulunduğu noktaya gelebilmek için çok çaba sarf etti. Dişi ve tırnağıyla kazıyarak buralara geldi. Bence sıra dışı bir oyuncu' şeklinde görüş belirtti. Siyah-beyazlı takımda 9 numaralı formayı giyecek Demba Ba, '19 numaranın benim için iki önemli sebebi var. Bunları şu anda gizli tutuyorum. 19 boşta olmadığı için 9 numarayı tercih ettim ama sorun değil. Franco'dan forma numarasını istemem saygısızlık olur. Bunu asla yapmam ama kendisi bana teklif ederse kabul ederim' ifadelerini kullandı. İngiltere Premier Lig takımlarından Stoke City'nin daha önce transfer ücretini düşürmek için hakkında kronik sakat olduğu yönünde spekülasyon yaptığını ileri süren Senegalli yıldız, şunları kaydetti: 'Sakat olduğum Stoke City için bir bahaneydi. Sakatlık bahanesini ortaya atarak transfer ücretini düşürmeye çalıştılar. Benimle imzalama imkanı ortadan kalktıktan sonra bana 'Seni en azından kiralık olarak almak isterdik' dediler. Transfer sürecinde onlar tarafından ortaya atılmış ve aslı astarı olmayan bir hikayeydi. Fizik kondisyon durumumu ve gücümü antrenmanlarda ve maçlarda ispat etmeye çalışıyorum. Ortada böyle bir hal varken sağlık durumum üzerine konuşmanın gereği yok.' 'TAKIMDAN İZOLE DURAN BİR YILDIZ PROFİLİNDE OYUNCU DEĞİLİM' Atacağı gol sayısının, iyi bir oyuncu olup olmadığı yönünde kriter kabul edilemeyeceğini bildiren Demba Ba, 'İyi bir oyuncu olduğumla ilgili bir tereddüt olduğuna inanmıyorum. Takımın kazanabilmesi için kapasitemi en yüksek seviyede kullanmak istiyorum. Kapasitemi yüksek seviyeye çıkarınca gol sayım da artacaktır. Ama atacağım gol sayısı tek başına bir kriter değil' diye konuştu. Beşiktaş'ta iz bırakan siyahi forvetler gibi efsane olmak istediğini anlatan Demba Ba, şöyle devam etti: 'Onların Türkiye Ligi'nde bıraktığı izi bırakabilmek hatta üzerine çıkabilmek için büyük bir gayret sarf etmem gerek. Ben takımdan ayrı kalan ve izole duran bir yıldız profilinde oyuncu değilim. Takımıyla beraber başarılı olmak isteyen bir futbolcuyum. Türkiye Ligi'nde bunu başarabilmek için çok ciddi şekilde emek sarf etmem gerekecek. Umarım bunu başardığımda hem bana hem de Beşiktaş taraftarına çok büyük bir gurur verecek.' Maçlarda uğur olması açısından bir totemi olmadığını belirten Ba, 'Bunlar bana batıl geliyor. Onun için inanmıyorum. İyilik, kötülük, hayır ve şer Allah'tan gelir. Onun için totem konusuna inanmıyorum' dedi. Senegalli oyuncu, Fransız efsanevi futbolcu Thierry Henry'yi örnek aldığını ifade ederek, şimdi ise Barcelona'nın Liverpool'dan transfer ettiği Uruguaylı Luis Suarez'i çok beğendiğini söyledi. Beşiktaş'ın yeni sezon formalarını çok beğendiğini dile getiren Ba, 'Üç forma da harika. Beyaz forma oldukça rahat ama ben en çok siyah formayı beğendim. Siyah renge karşı ayrı bir sempatim var' şeklinde konuştu.Demba Ba, Türkiye'den daha önce Trabzonspor'dan transfer teklifi aldığını da sözlerine ekledi.Sabah
UEFA'dan 4 Türk Hakemine Görev
FIFA kokartlı Türk hakemler Halis Özkahya ve Hüseyin Göçek UEFA Şampiyonlar Ligi'nde, Bülent Yıldırım ve Fırat Aydınus ise UEFA Avrupa Ligi'nde oynanacak eleme maçlarını yönetecek. Türkiye Futbol Federasyonu'ndan yapılan açıklamaya göre, Halis Özkahya, UEFA tarafından yarın UEFA Şampiyonlar Ligi üçüncü eleme turunda oynanacak Çek Cumhuriyeti'nin Sparta Prag takımı ile İsveç temsilcisi Malmö arasındaki karşılaşmada görevlendirdi. Prag'ın Letna Stadı'nda TSİ 20.30'da başlayacak karşılaşmada Özkahya'nın yardımcılıklarını Cem Satman ve Ekrem Kan yapacak. Maçın dördüncü hakemi olarak Ali Palabıyık görev alacak. UEFA, FIFA kokartlı hakem Hüseyin Göçek'i, UEFA Şampiyonlar Ligi üçüncü eleme turunda Kazakistan takımı Aktobe ile Romanya'nın Steaua Bükreş ekibi arasında oynanacak karşılaşmada görevlendirdi. Aktobe'nin Tsentralniy Stadı'nda 30 Temmuz Çarşamba günü TSİ 14.00'te başlayacak karşılaşmada Göçek'in yardımcıları Mustafa Emre Eyisoy ve Orkun Aktaş olacak. Maçta dördüncü hakemlik görevini ise Süleyman Abay üstlenecek. Türk hakemler Bülent Yıldırım ile Fırat Aydınus ise 31 Temmuz Perşembe günü yapılacak UEFA Avrupa Ligi üçüncü eleme turu müsabakalarında görev alacak. Yıldırım, Macaristan temsilcisi Diosgyör ve Rus ekibi Krasnodar'un karşılaşacağı maçı yönetecek. Debrecen Stadı'nda TSİ 21.30'da başlayacak karşılaşmada Bülent Yıldırım'ın yardımcılıklarını Volkan Narinç ve Asım Yusuf Öz yapacak. Maçın dördüncü hakemi ise Mustafa İlker Coşkun olacak. Fırat Aydınus da Belçika'nın Zulte Waregem ile Belarus'un Shakhtyor Soligorsk takımlarının karşılaşacağı maçı yönetecek. Waregem'deki Regenboogs Stadı'nda TSİ 21.00'de start alacak mücadelede Aydınus'un yardımcılıklarını Serkan Ok ve Aleks Taşçıoğlu yapacak. Müsabakanın dördüncü hakemlik görevini ise Tolga Özkalfa üstlendi.T24
Reklam
Nişantaşı'nın Adını "Nişan Taşı" Yapan 5 Taş
Nişantaşı,  günümüz İstanbul’unun en gözde semtlerinden birisi.  Özellikle moda, sanat ve lüks alışveriş’in merkezi konumunda. İstanbul’u hiç görmemiş çoğu insanın bile en azından “Avrupa Yakası” sayesinde kulaktan dolma bilgilerle tanıdığı semt, aslında şehrin gelişimini bizzat özetleyen özel bir tarihe sahip.Bölgeye ilk olarak 1791 yılında III.Selim, bugünkü Teşvikiye Camii’nin bulunduğu yere ilk nişantaşını diktiriyor. Daha sonra Abdülmecid döneminde bölge iskana açılıyor. Teşvikiye Camii ve Harbiye Karakolu inşa ediliyor (Teşvikiye ismi de insanları buraya yerleşmeleri için “teşvik etmek”ten gelmekte). Hanedanın Topkapı Sarayı’ndan Dolmabahçe Sarayı’na ve daha sonradan Yıldız Sarayı’na taşınması sebebiyle, hanedan üyeleri, yüksek devlet görevlileri ve soylu misafirler (Ör: Akaretler, saray konuklarının konaklaması için yapılmış lojmanlardır) tarafından tercih ediliyor. 1920'lerde Konaklar semti olarak anılan Nişantaşı, bundan sonraki dönemde ise şehrin gelişimine paralel olarak hızla apartmanlaşıyor. Ancak bu süreç sırasında belli bir mimari özen ve tertipe bağlı kalınmaya çalışılmış. Çarpık kentleşme süreci sırasında, şık konaklar ve 3-4 katlı lüks apartmanlardan sadece birkaç cadde öteyi mesken edinen çingenelerin kurdukları evlerin, kapattıkları dutlukların çevresine tenekeler dizmesi sebebiyle “tenekeli mahalle” olarak anıldığı da bilinir.Lafı daha fazla uzatmadan Nişantaşı semtinin ismi nereden geliyor, bunu açıklayalım: Efenim eski zamanlarda padişahlar sık sık ava çıkarlarmış. İşte bu avlar veya özel olarak düzenlenen ok atma yarışları sırasında, rekor sayılabilecek uzaklıklara ya da bizzat padişahlar tarafından en uzağa atılan okların düştükleri yerlere anıtsal olarak “nişan taşları” dikilirmiş. Bahsi geçen ok atma yarışlarının ise Okmeydanı’nda yapıldığı söylenir. Okun ta oralardan bu civarlara nasıl atıldığını görmek isterdik...Semtte halen ayakta duran 5 Nişantaşı aşağıdaki gibi:
Mobil İnternetin Çin Zaferi
Herkes bunun olacağı günü bekliyordu ve en sonunda beklenen, Çin'de gerçekleşti!Çin kaynakları artık Çin'de telefon ve tabletlerden internete girenlerin sayısının PC'lerden çok daha fazla olduğunu açıkladı. Haziran'da 632 milyon internet kullanıcısı yüzde 83'ü yani 527 milyonu zamanlarının en azından bir kısmını mobil cihazlarda geçirirken, yüzde 81'i (512 milyon) PC başına da geçti. İnternet kullanımı geçen yıla göre ortalama yüzde 2.3 artarken, mobil kullanıcı sayısındaki artış yüzde 5.4 .Çinlilerin neden mobil interneti bu kadar sevdiğini anlamak zor değil. Diğer ülkelerden katılımları az olsa da Tenent Weibo sosyal ağı ve WeChat mesajlaşma sistemi gibi telefonlarda da kullanılabilen servislerin 275 milyondan fazla kullanıcıları bulunuyor. Ayrıca ucuz cihazların yıllık ortalama 7,333 dolar olan düşük kazanç seviyelerine hitap etmesi, daha pahalı yabancı ürünler olan PC'lerden uzak durmalarını sağlıyor.
Reklam
'İsrail Gazze'yi Ateşe Verdikçe Erdoğan Memnun Oluyor'
MHP lideri Devlet Bahçeli, 'Gazze’de çocuklar ölürken, Erdoğan’ın çocuğu deniz ticaretiyle İsrail’den para kazanıyor' dediMHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli , Başbakan Tayyip Erdoğan ’ın İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını istismar ettiğini savunarak, İsrail Erdoğan’ın siyasi gıdasıdır. İsrail; Erdoğan ve zihniyetinin siyasi ikbal ve aynasıdır. Bu ülke silaha sarıldıkça, Filistin’i ateşe verdikçe Erdoğan içten içe memnun olmakta, meydanlarda hançeresi yırtılırcasına bağırıp çağırma konusunda altın fırsat yakalamaktadır. Gazze’nin çocukları ölürken, Erdoğan’ın çocuğu deniz ticaretiyle İsrail’den para kazanmaktadır' dedi. “17-25 Aralık itibariyle taşan rüşvet ve yolsuzluk seli kurumadan, Çankaya’nın kapıları Erdoğan’a kapalıdır” ifadelerini kullanan Bahçeli, “Aday Erdoğan oğluyla birlikte villalarda eritemediği milyar dolarların hesabını vermelidir. Aday Erdoğan 700 bin liralık kol saati takan rüşvetçilerin ve akara-makara diyerek her Cuma ayet çaktığını söyleyen iblis suratlı bakanlarının hesabını vermelidir” şeklinde konuştu. Cihan Haber Ajansı’nda yer alan habere göre, Bahçeli, partisi tarafından Ankara Arena Spor Salonu'nda düzenlenen bayramlaşma programına katıldı. Partililerle bayramlaşan Bahçeli, Ramazan Bayramı'nı kutlayarak Türk ve İslam alemine Cenab-ı Allah’tan esenlikler, güzellikler, huzur ve barış dolu günler diledi. 'Gazze'de kan vardır, Suriye'de şiddet vardır, Libya'da belirsizlik vardır, Irak'ta vahşet egemendir. Kırım dertlidir, Doğu Türkistan kahırlıdır, Balkanlar gergindir, Türkmeneli ise acı, kayıp ve gözyaşı içindedir.' diyen Bahçeli, Türkiye'nin çevresinden adeta kan nehirleri aktığına dikkat çekti. 'Aday Erdoğan meydanlardan iftar sofralarına kadar boş konuşmaktan, boşa kürek çekmekten, mazlumların kanı üzerinden siyaset tasarlamaktan başka ne işe yaramıştır?' diye soran Bahçeli, şöyle devam etti: 'Gazze’ye füzeler atılırken, aday Erdoğan iftiralarını sıralamış, istismarlarını sürdürmüştür. Gazze’li masumlar katledilirken, aday Erdoğan İsrail’e gürültüden başka bir anlama gelmeyen tepkilerini devam ettirmiştir. Cumhurbaşkanı adayı olan çeyrek adam; İsrail’i terör devleti olarak suçlamış, Hitler’i aştı diye yüklenmiş; soykırımcı, hesap verecek, yargılanacak, yanına kalmayacak, döktüğü kanda boğulacak sözleriyle oyalanmıştır. Şunu iyi biliniz ki; İsrail Erdoğan’ın siyasi gıdasıdır. İsrail; Erdoğan ve zihniyetinin siyasi ikbal ve aynasıdır. Bu ülke silaha sarıldıkça, Filistin’i ateşe verdikçe Erdoğan içten içe memnun olmakta, meydanlarda hançeresi yırtılırcasına bağırıp çağırma konusunda altın fırsat yakalamaktadır. Aday Erdoğan’ın Filistin davasına en ufak bir yardım ve katkısı şu güne kadar olmamıştır. İsrail’e gece bekçiliği yapan, Siyonist emellere yıllardan beri kule nöbetçiliğiyle çanak tutan kalpsiz ve samimiyetsiz bu adamın Gazze sömürüsü her şeyden önce günahtır, ayıptır, ahlaksızlıktır. Gazze’nin çocukları ölürken, Erdoğan’ın çocuğu deniz ticaretiyle İsrail’den para kazanmaktadır.' Gazze’ye tonlarca bomba yağarken, Erdoğan'ın Yahudi Cesaret Madalyası Ödülü’nü ısrarla boynunda taşıdığını dile getiren Bahçeli, 'Geçtiğimiz günlerde, Amerikan Yahudi Kongresi, Erdoğan’ın 2004 yılında aldığı ödülü geri istemiştir. Şu ana kadar aday Erdoğan’dan konuyla ilgili herhangi bir cevap gelmemiş, gelememiştir. Buradan Erdoğan’ı; 10 yıl önce aldığı cesaret ödülünü yüzsüzce, onursuzca taşımaktansa derhal iade etmeye davet ediyorum. Sayın aday, ödül verenler sana mektup yazarak ödüllerini geri istiyor. Sen daha duracak ve bekleyecek misin? Bu zilleti görmezden gelecek misin? Bu aşağılanmaya eyvallah diyecek misin? Dikkatinizi çekiyorum, aday Erdoğan aldığı ödül istenir istenmez, Musevi toplumuna şirinlik yapmaya, antisemitizme karşı olduğunu seslendirmeye, meselesinin sadece İsrail yönetimi olduğunu dillendirmeye başlamıştır. Erdoğan burada da suçüstü basılmıştır. Aday Erdoğan’ın, nefret ve öfke dolu konuşmalarından sonra, durumu kurtarmaya çalışması, yaraları tamire girişmesi nafiledir. Şu an Musevi kökenli vatandaşlarımız Erdoğan’ın konuşmalarından dolayı tabir yerindeyse açık hedef olmuştur. Antisemitizm hastalığı tekrar nüksetmiştir.' diye konuştu. Erdoğan'ın dökülen Türkmen kanından, alınan Türkmen canından rahatsız olmadığını savunan Bahçeli, “Erdoğan'ın Türk ve Türkmen hasmı olduğunu”söyledi. 'Ölen her Gazzeli’nin vebali Erdoğan’ın omuzlarındadır.' diyen Bahçeli, şöyle devam etti: 'Erdoğan burada konuşurken, İsrail orada kan akıtmaktadır. Erdoğan burada sahte kefen giymekten bahsederken, Gazze boydan boya gerçek kefene bürünmektedir. O halde Gazze’nin güvenliği için aday Erdoğan çenesini kapatmalıdır. Milli mesele olarak evvela millet menfaatlerinin yanında olmalı, siyasi ayak oyunlarıyla bir çuval inciri berbat etmemelidir. Aday Erdoğan’ın tek endişesi Filistin olduğuna göre; kendisine tavsiyemiz çok acil Hamas saflarına katılması, yetmez ise bu örgütün askeri kanadı İzzeddin El Kassam Tugaylarına gönüllü olarak yazılmasıdır. Hiç olmaz söz ve eylemleri arasında bir uyum olacaktır. Hiç olmazsa Türkiye bir musibetten kurtulacaktır.' Camileri bombalayan, türbeleri havaya uçuran, peygamber kabirlerini yok eden ve ciltler dolusu insanlık suçu işleyen IŞİD ve İsrail kahpeliğine en sağlam ve milli duruşu MHP'nin gösterdiğini belirten Bahçeli, 'Aday Erdoğan, model olacağım derken maskara olmasından dolayı Türkiye kaybetmiştir. Aday Erdoğan, gaza gelip, fren tutmayıp kendisini dünya lideri mertebesine koymak isterken Türkiye çaptan ve gözden düşmüştür. Kaybeden İslam’dır. Kaybeden aziz Türk milletidir. Zarar gören Türk’lüktür. Tepesinde haç gezen camiler varken, ecdadının aziz hatıraları inkar edilen bir millet ortadayken, geçmişle gelecek arasındaki kültürel ve kardeşlik bağlarımız koparılırken Erdoğan’ın konuşmaya dahi yüzünün olmaması lazımdır. Erdoğan millilik namına ne varsa mahvetmiştir. Milliliğe karşı haçlı ittifakının safına girmiştir. Erdoğan’ın lafın gelişi sarfettiği milliği ise pazara kadar, yani seçimden seçimedir. Bizim milli duruşumuz, milliyetçi vizyonumuz, kardeşlik irademiz ve Türk-İslam ülküsünü kuşatan ülkücülüğümüz ise mezara kadar, mahşere kadar bizimledir, bizim pusulamızdır.' şeklinde konuştu. Böyle bir adamın cumhurbaşkanı olmasının yenilgilerin en büyüğü olacağını belirten Bahçeli, aday Erdoğan'ın devletin tüm imkanlarını kendi çıkarına seferber ettiğine dikkat çekti. Valiler, kaymakamların kuklaya dönüştürüldüğünü; TRT başta olmak üzere tüm kamu gücü aday Erdoğan için harekete geçirildiğini anlatan Bahçeli, bunların hesabını sormanın da boyunlarının borcu olduğunu ifade etti. Akli melekeleri yavaşlayan, bilincinde tortular oluşan Erdoğan'ın şımardıkça gerçek yüzünü ele verdiğini, kafasının dibindekileri çıkardığını dile getiren Bahçeli, şunları söyledi: 'Eğri gemiyle doğru sefere çıkılamaz. Yanlış rotayla doğru limana varılamaz. Haram ellerle helalin bayrağı sallanamaz. Aday Erdoğan Cumhurbaşkanı olamayacak kadar şüphelidir. 17-25 Aralık itibariyle taşan rüşvet ve yolsuzluk seli kurumadan, Çankaya’nın kapıları Erdoğan’a kapalıdır. Aday Erdoğan oğluyla birlikte villalarda eritemediği milyar dolarların hesabını vermelidir. Aday Erdoğan 700 bin liralık kol saati takan rüşvetçilerin ve akara-makara diyerek her Cuma ayet çaktığını söyleyen iblis suratlı bakanlarının hesabını vermelidir. Şarlatanın önüne yatan bakanlarının, evlere Halk Bankası’nın ayakkabı kutusu şubesi açan, yatak odalarında para madenleri işleten, babacığım babacığım diyerek soygun paralarını TÜRGEV’e saklayan çocukların mahkeme önüne çıkmasını sağlamalıdır. Aday Erdoğan talihli yavrularının aldığı gemilerin kaynağını açıklamalıdır. Aday Erdoğan darbe laflarını, ulusal güvenliğimize saldırdılar demeyi bıraksın da hakkındaki iddialardan dolayı adalet karşısına çıkacak cesareti göstersin. Bu olmadan aday Erdoğan 10 Ağustos’ta afallayacak, emeğini, ekmeğini çaldığı Türk milleti kendisine hak ettiği dersi verecektir.' Aday Erdoğan'ın paralel devlet ezberinden de artık vazgeçmesini isteyen Bahçeli, 'Eğer devlet içinde paralel bir yapılanma varsa, eğer emniyet içinde bazı gruplar binlerce kişiyi dinlemiş ve kaydetmişse sorarım sizlere, bu Erdoğan nerededir? Hükümetin başındaki zat; devlet içinde yuvalanma varsa bunu nasıl fark etmemiş, nasıl engelleyememiştir? Görünen odur ki yargı ele geçirilirken, emniyet ve bürokrasiye belirli çevreler tıka basa doldurulurken Erdoğan izlemekle kalmamış, hayasızca destek olmuştur. İşler sarpa sarınca, menfaatler çakışınca aday Erdoğan bundan şikayet etmeye başlamıştır. Soruyorum; Türk askerine düzenlenen komplonun başında kimler vardır? MHP’ye yapılan operasyonların içinde hangi isim ve kesimler yer almıştır? Aday Erdoğan düne kadar övdüğü, palazlandırdığı, devleti adeta teslim ettiği kim varsa; şimdilerde paralel diye suçlamaktadır. Oysaki gerçek paralel, gerçek eğri Erdoğan’dır. Müsebbip Erdoğan’dır. Şayet hükümetten habersiz devlet bünyesine sızma ve kadrolaşma mümkün oluyorsa, Türkiye vahamet düzeyde tehditlerle karşı karşıya demektir. Bu Erdoğan’ın uyuduğunu, uyuşturulduğunu ya da uyutulduğunu göstermektedir. Şimdi soruyorum sizlere; Başbakanlık’ta tutsak alınan bir adamın Cumhurbaşkanı olması mümkün müdür?' diye sordu. Bahçeli, 'Erdoğan’ın aylardır Pensilvanya diyerek her türlü hakaret ve kötü söz yönelttiği Sayın Gülen Türkiye’ye dönmeli ve mutlaka yüzleşmelidir. Aday Erdoğan’ın suçlamaları karşısında Sayın Gülen’in cevap hakkı vardır. 12 yılın 11 yılında AKP’yle kurduğu ilişkileri, bildiği gerçekleri Sayın Gülen açıklamalı, bu zihniyetin maskesini düşürmelidir. Cumhurbaşkanı seçim sürecinde ağzının ayarı iyice kaçan Erdoğan, her fırsatta bizi Pensilvanya’nın ortağı, Sosyalist İşçi Partisi ve Devrimci Halk Partisi’yle işbirliği halinde göstermektedir. Bizim ne olduğumuzu, ne yaptığımızı yegane varlık kaynağımız büyük Türk milleti gayet iyi bilmektedir. Aday Erdoğan önce PKK’nın filikasına nasıl bindiğini, bölücülerin iktidardaki adamı olmanın nasıl bir duygu olduğunu yüreği varsa açıklamalıdır. Aday korkmaktadır. 10 Ağustos’ta kaybettiği takdirde vereceği hesabın derdindedir.' diye konuştu. Bahçeli, konuşmasının son bölümünde cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu için destek istedi.T24
Yakın Geçmiş Türkiye Sinemasının Unutulmayacak 9 Yönetmeni
Fakir genç ve zengin fabrikatör kızının hikâyesinden üç kişilik bir yalnızlığa uzanan sinemamız dünya çapında en fazla başarıyı barından sanat dalımız. Her geçen gün daha cesur ve bakir konular izlerken bir yandan da bu cesareti mümkün kılan insanlara daha fazla hayranlık beslemeye başlıyoruz. İşte sinemamızın son on yılına özgün tutumları ile damga vuran 9 güzel insan:
Açlık Oyunları: Alaycı Kuş Filminin İlk Fragmanı Yayınlandı
Suzanne Collins’in dünya çapında çok satan Açlık Oyunları / The Hunger Games serisinin sinema versiyonu da büyük başarılara imza atıyor. Jennifer Lawrence’a dünya çapında ünü hızlandıran, en çok izlenen bilim kurgu aksiyon filmlerinden biri haline gelen Açlık Oyunları serisinin son kitabın ilk bölümü için beklenen fragman geldi.Comic-Con 2014′te yayımlanan fragman, kısa sürede beğeni topladı. İkinci filmi de yöneten Francis Lawrence’ın yönetmenliğini yaptığı Açlık Oyunları: Alaycı Kuş / The Hunger Games: Mockingyaj, Kasım ayında ülkemizde de vizyona girecek.Üçüncü kitabın son dönemin modasına uygun olarak ikiye bölündüğünü belirtelim. Dolayısıyla bu sene Alaycı Kuş Bölüm 1′i izleyeceğiz. İkinci bölüm ise önümüzdeki senenin Kasım ayında vizyona girecek.Çekimler sırasında hayatını kaybeden Phillip Seymour Hoffman’ın da filmden çıkartılmadığını, aksine diyalogsuz kısa bir çekip takvimi kaldığı için farklı yöntemler ile sahnelerinin çekildiğini de belirtelim.Lafı fazla uzatmadan merakla beklenen, pek uzun olmasa da filmden görüntüler bulunan ilk fragmanla baş başa bırakalım.Süper Karga
Reklam
Milliyet Yazı İşlerinden Maklube Özrü
Milliyet Gazetesi dün skandal bir şekilde yaptığı hata ile ilgili düzeltme yayınladı. Gazete dünkü sayısında verdiği bir haberdeki kolaj yapılmış bir fotoğraf kullanmıştı. Söz konusu fotoğrafta hukuksuz olarak adliyede alıkonulan emniyet mensuplarının adliyeden çıkmaya çalışması sırasında gerçekleştirdikleri oturma eylemi vardı. Ancak gazete Twitter’dan @MichaelCrleone isimli hesabın montajladığı ‘Maklube yiyen' fotoğraf halini haberine koymuştu. Gazete bu hatadan dolayı bugün bir düzeltme ve özür yayınladı. Milliyet Gazetesi'nin internet sitesinde “Düzeltme ve Özür” başlığıyla yer alan haberde, “Milliyet'in dün yayınlanan sayısında yer alan “Şüpheli polisler iftarda maklube yedi” haberinin, yazı işlerinde yaşanan bir iletişim aksaklığı nedeniyle gazeteye eksik bilgiyle konulduğu savunuldu. Sosyal medyada yer alan iddiaların aksine söz konusu haberde hiçbir kasıt ve art niyet olmadığını öne süren Milliyet 'Konunun muhataplarından ve değerli okurlarımızdan özür dileriz.” açıklamalarında bulundu. Dün Sosyal medyadan alınan bir fotoğraf Milliyet Gazetesi'nin 15. Sayfasında yer almış ve fotoğrafın altında“ şüpheli polisler iftarda maklube yedi.” ifadesi yer almıştı. Zaman
Geleceğin Otomobilleri Güvenlik Riski Taşıyor
İnternet bağlantılı otomobiller hayatı kolaylaştırırken güvenlik riski de taşıyorlar. Kaspersky Lab ve İspanya'nın önde gelen pazarlama ve dijital medya şirketi IAB, First Annual Connected Cars Study'nin (Yıllık Bağlantılı Otomobil Çalışması) sonuçlarını yayınladı. Sürücüler, yeni nesil ' bağlantılı otomobiller 'de bulunan haberleşme ve İnternet hizmetleri hakkındaki güvenlik endişelerini artık göz ardı etmeliler. Bu yalnızca aracınızı güvenli bir şekilde park etmenize yardımcı olmaktan çok daha fazlası; artık sosyal ağlara erişim, e-posta, akıllı telefon bağlantısı, rota hesaplaması, araç içi uygulamalar vb. uygulamaları kapsıyor. Bu teknolojiler, bir yandan sürücülere büyük avantajlar sağlarken aynı zamanda günümüz kullanıcıları için yeni riskleri de beraberinde getiriyor. Bu nedenle, siber saldırılarla, kaza veya hileli bakımla sonuçlanabilecek farklı vektörleri analiz etmek önemli. Kaspersky Lab'ın BMW'nin ConnectedDrive sisteminin analizine dayanan kavram kanıtı, birkaç tane potansiyel saldırı vektörü buldu: Çalınan Kimlik Bilgileri Kimlik avı, tuş kaydediciler veya sosyal mühendislik gibi tanıdık araçları kullanarak BMW'nin web sitesine erişmek için gereken kimlik bilgilerini çalan ve kullanıcı bilgilerine yetkisiz bir şekilde erişim sağlayan üçüncü taraflar ardından aracın kendisine de erişim sağlayabilir. Böylece, aynı kimlik bilgileriyle mobil bir uygulama yükleyerek ve potansiyel olarak otomobili açmaya gerek duymadan uzaktan hizmetleri etkinleştirerek otomobili hareket ettirmeleri mümkün olmakta. Mobil Uygulama Mobil uzaktan çalıştırma hizmetlerini etkinleştirdiğinizde, aracınız için yeni bir anahtar seti oluşturmuş olursunuz. Uygulama güvenli olmadığında, telefonunuzu her kim çalarsa araca da erişim sahibi olabilecek. Çalıntı bir telefon sayesinde, veritabanı uygulamalarını değiştirmek ve herhangi bir PIN doğrulamasını atlatmak mümkün olacaktır. Bu da siber bir saldırganın uzaktan hizmetleri etkinleştirmesini kolaylaştırır. Güncellemeler Bluetooth sürücüleri, BMW web sitesinden indirilen bir dosyanın bir USB'ye yüklenmesi ile güncellenir. Bu dosya şifreli ya da imzalı değildir ve araç üzerinde çalışan dahili sistemler hakkında bir sürü bilgi içermekte. Bu bilgilerle potansiyel bir saldırgan, hedeflenen ortama erişim sağlayabilir ve hatta zararlı kod çalıştıracak şekilde değişiklik yapabililir. Haberleşme Bazı fonksiyonlar, aracın içindeki SIM'i kullanarak SMS üzerinden iletişim kurabilir. Bu haberleşme kanalına girmek, operatörün şifreleme düzeyine bağlı olarak, 'sahte' talimatlar gönderilmesini mümkün kılar. En kötü senaryoda, bir suçlu BMW'nin haberleşme sistemini kendi talimatları ve hizmetleri ile değiştirebilir. Basın bülteninden derlenmiştir
TSK'nın Duyurduğu, PKK'nın Kabul Ettiği Saldırıyı Başbakan Reddetti
TSK'nın duyurduğu, PKK'nın kabul ettiği terör saldırısını Başbakan reddetti Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Şanlıurfa'nın Ceylanpınar ilçesinde geçtiğimiz hafta sınırda şehit düşen 3 Mehmetçik'e saldırıyı terör örgütü PKK'nın değil PYD'nin yaptığını belirtti. Ancak Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) 22 Temmuz gecesi saat 02.45'te şehit düşen askerlerimize saldırıyı terör örgütü PKK’nın yaptığını resmi olarak duyurdu, olaydan 4 gün sonra da terör örgütü PKK saldırıyı üstlendi. Erdoğan, bayram namazının ardından gazetecilere yaptığı açıklamda askerlerimize saldırı yapanların PKK değil PYD olduğunu şöyle savundu: “Orada bir yanlışınız var. Benim bildiğim PYD diye açıklandı. Bu mücadele içerisinde Türkiye'ye sızma gayreti içerisinde olanların askerlerimize karşı saldırısı oldu, bizden 3 şehit olurken karşı taraftan da 6 tane teröristi etkisiz hale getirildi.' dedi. 3 şehidimizin daha kanı yerdeyken saldırının hemen sonrasında Şanlıurfa Valiliği de olayı basit bir kaçakçılık hadisesi olarak sunmaya çalıştı. Üstelik bazı medya organları olayı terör örgütü IŞİD’in sorumlu olduğu tezini işledi. Fakat TSK, saldırı sabahı internet sitesinde yayınladığı detaylı açıklamada olayı PKK’nın yaptığını ifade etmişti. Çatışmanın 3'üncü Hudut Alayı 1'inci Hudut Taburu 1'inci Hudut Bölük Komutanlığı Karadağ Hudut Karakolu sorumluluğunda bulunan 7 Numaralı Çelik Kule bölgesindeki olduğunu vurgulayan TSK, olayı şöyle duyurmuştu: “Nöbetçiler tarafından, sınırın Suriye tarafından Türkiye istikametine yasa dışı geçiş teşebbüsünde bulunan 10-15 kişilik gruba ‘Dur’ ikazında bulunuldu. Saat 21.20 sıralarında, ikaza uymayan şahıslar tarafından, nöbetçilere ateş açıldı. Saldırı olayını müteakip; olay yerine, Karadağ ve Aksoy Hudut Karakollarından süratle birer Ani Müdahale Mangası sevk edilmiş olup, açılan ateşe ateşle karşılık verilmiştir. Çatışmada, en az altı PYD/PKK mensubu teröristin öldüğü değerlendirilmektedir. Silahlı grup tarafından açılan ateş sonucu; Piyade Erler Adem Dövüşgen ve Berat Sağırkaya ile Sıhhiye Onbaşı Yiğit Şağan ağır yaralandı. Yaralılardan Piyade Er Adem Dövüşgen Ceylanpınar Devlet Hastanesinde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak saat 22.10'da şehit oldu. Piyade Er Berat Sağırkaya ise Gaziantep Üniversite Hastanesinde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak, 22 Temmuz gecesi saat 2.45'te şehit oldu. Sıhhiye Onbaşı Yiğit Şahan'ın tedavisine, Şanlıurfa Harran Üniversitesi Hastanesinde devam edildiği bildirildi.” Daha sonra hastanedeki ağır yaralı askerlerimiz şehit düştü. Konunun üzerinde 4 gün geçmişti ki yeni bir açıklama terör örgütü PKK'dan geldi. Açıklamada sınır kulelerine düzenlenen saldırıyı PKK üstlenmiş, hatta çatışmanın Suriye topraklarında gerçekleştiğini iddia etmişti. PKK, örgüt militanlarının geçişi sırasında Mehmetçik tarafından pusuya düşürüldüğünü söyleyerek şu açıklama yapmıştı: 'Merkez Karargah Komutanlığımızın 24 Temmuz tarihli Ceylanpınar (Serêkaniyê) da yaşanan çatışmayla ilgili yaptığı açıklama basın-yayın organlarının yanlış yorumlamasıyla 'sınırda kurulan pusu' biçiminde verilmiştir. Oysa Türk devlet güçleri görevde bulunan gerilla birimimize sınırda değil, sınırın bir kaç kilometre gerisinde pusu kurmuştur. Çatışma sınırın arka kesimlerinde başlamış, güçlerimiz manevra yaparken sınır askerleriyle de çatışmak zorunda kalmışlardır. Kamuoyunun bilgisine sunulur. Mardin Eyalet Komutanlığımız tarafından bir çalışma için görevlendirilmiş bulunulan bir gerilla birimimiz 21 Temmuz günü akşam saatlerinde Ceylanpınar 'Serêkaniyê' alanında hareket halindeyken Türk güvenlik kuvvetlerinin pususuna düşmüştür. Çıkan çatışmada manevra halinde olan bu birimimiz, sınır askerlerinin de müdahalesi sonucu onlarla da çatışmak durumunda kalmıştır. Çıkan bu çatışmalarda 2 gerillamız gruptan kopmuş, diğer arkadaşlarımız ise sağlam bir biçimde üslerine ulaşmışlardır.' YASAL UYARI: Yayınlanan yazılı haber, fotoğraf ve videonun tüm hakları Cihan Haber Ajansı ve Reklamcılık A.Ş.'ye aittir. Hiçbir surette haber, fotoğraf ve videonun tamamı veya bir kısmı yazılı sözleşme yapılmadan veya abone olmadan kullanılamaz.Cihan
Reklam
IŞİD'den Kaçan Türkmenler Bayrama Aç ve Susuz Girdiler
IŞİD'in Irak'ın Musul kentini ele geçirmesinin ardından yaşadıkları yerleri terk eden Türkmenler, Erbil yakınlarında yerleştirildikleri mülteci kampında bayrama buruk bir şekilde girdi. 50 derece sıcaklıkta yaşam mücadelesi veren ve kısıtlı miktarda su ve yiyeceğe ulaşabilen Türkmenler Türkiye'den yardım eli uzatmasını istedi.IŞİD'in yaklaşık 1.5 ay önce Musul'un kontrolünü ele geçirmesinin ardından binlerce kişi ile birlikte güvenli bölgelere göç eden Türkmenler, Ramazan bayramına buruk girdi. Evlerinden uzakta ve zor yaşam koşullarındaki Türkmenler, bayramı yaşayamadıklarını söyledi. Musul'dan kaçtıktan sonra Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi kontrolündeki şehirlere göç eden Türkmenler hava sıcaklığının 50 dereceye ulaştığı Hazır Mülteci Kampı'nda açlık, susuzluk ve bulaşıcı hastalıklara karşı yaşam mücadelesi veriyor. DHA EKİBİ O KAMPI GÖRÜNTÜLEDİ DHA ekibi Telafer'den kaçan Türkmenlerin zor koşullar altında yaşadığı Erbil-Musul karayolunun 20'nci kilometresinde Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği ve Kürdistan Bölgesel yönetimince kurulan Hazır Mülteci Kampı'nı görüntüledi. Çöl benzeri bir arazinin üzerinde kurulan ve 750 çadırdan oluşan kampın sakinleri 50 derece sıcakta naylon çadırlarda yaşamak zorunda kalıyor. Bir çok noktasında elektrik olmadığı öğrenilen kampta en büyük sorunun ise susuzluk olduğu belirtildi. Çöplerin düzenli olarak toplanmadığı öğrenilehr kampta yaşayan çocukların ise sağlıksız koşullarda yaşadığı göze çarpıyor. BİR BEBEK ÖLDÜ, HASTALIK YAYGIN 700 ailenin yerleştirildiği mülteci kampında Telafer'den göç eden 250 Türkmen aile yaşıyor. Çöl özelliklerinde bir toprak sahanın üzerinde kurulan kampta çok kısıtlı miktarda su ve yiyeceğe ulaşabilen Türkmenler, 50 derece sıcaklıkta naylon çadırlarda kalıyor. Kamptaki en büyük sorunun su ve yiyecek sıkıntısı olduğunu söyleyen Telaferli Türkmenler, iki günde bir kez yiyecek verildiğini ve temiz suya ulaşmanın çok zor olduğunu söyledi. Temiz su olmadığı için bulaşıcı hastalıkların kol gezdiği kampta mülteciler su ihtiyaçlarını tankerlerden karşılıyor. Geçtiğimiz günlerde yeni doğan bir bebeğin daha hayatını kaybettiği iddia edilen kampta çok sayıda çocuk da hastalıklarla boğuşuyor. Çöp yığınlarının biriktiği kampta çocukların en büyük eğlencesi ise su taşımak. Kampa su geldiği zaman deponun yanında toplanan çocuklar bidonlarla çadırlarına su taşıyarak eğlenmeye çalışıyor. Kampta bulunan atık su kanallarında oyun oynayan çocuklar ise bulaşıcı hastalıklara yakalanmaktan kurtulamıyor. ZOR KOŞULLLARDA EĞLENCE Evlerini terk ettikten sonra kampta zor yaşam koşullarına rağmen sosyal hayatlarını da yaşamaya devam ediyor. Kampın ortasında toplanan Arap gençler, Ramazan bayramının gelişini halaylar çekerek kutladı. Halay çekerek eğlenen Arap gençleri, bu şekilde yaşadıkları zor koşuları biraz olsun unuttuklarını söyledi. AİLESİ GIDA KUYRUĞUNDA OLAN MUHAMMED KARDEŞİNE BAKIYOR Kampta yiyecek kuyruğuna girmek için çadırdan ayrılan Türkmen bir ailenin çocuğu olan 7 yaşındaki Muhammed Hasan, 6 aylık kardeşi Mahmud'a bakıyor. Çadırın içinde kardeşini kucağına alan ve biberonla su veren Muhammed, bugün bayram olduğunu bile bilmediğini söyledi. İnsanlık dramının yaşandığı kamp hayatında yatalak yatan bir Türkmen ailenin hasta çocuğu ise yaşam savaşı veriyor. Tüm vücudu felçli olduğu için sürekli çadırda yatan 12 yaşındaki kız çocuğu Esil'in babası Abdülmuhsin Mehmed, 20 günden bu yana kampta olduklarını belirterek, “Burada halimiz çok kötü. İki hastamız var. Kızım felçli ve burada eziyet çekiyor. Burası çok sıcak. Elektrik yok. Durumumuz hiç iyi değil. Türkiye bu hastalarımızı alsa bile yeter. Tedavisi sadece Türkiye'de var' dedi. BİRBİRİMİZİN BAYRAMINI BİLE KUTLAMIYORUZ Bir haftadan bu yana kampta bulunan Muhammed Abdullah ise kampta hiçbir şey olmadığını belirterek, “Biz su zorla geliyor. Yemek iki günde bir kez veriliyor. Biz Telafer'den geldik. Yatağımız, tabağımız yok. Yerde yatıyoruz. Hava çok sıcak ve çok zorlanıyoruz. Çocuklarımız hep hasta oluyor. Biz bayram göremedik. Kimse kimsenin bayramını bile kutlamadı. Eskiden memleketimizde bayram vardı. Burada bayram yok. Yemeği zorla alıyoruz. Geçen gün bir çocuk hastalanıp öldü' dedi. ARTIK TAHAMMÜL EDEMİYORUZ 15 günden bu yana Hazır mülteci kampında bulunan Ahmed Necmeddin ise, “Biz Türkiye'ye gitmek istiyoruz. Su, elektrik, yemek yok. Halimiz çok kötü. Bir gün yemek geliyor, bir gün gelmiyor. Çöl olduğu için çocuklar tozdan hasta oluyor. Biz artık tahammül edemiyoruz. Savaştan dolayı evimize de dönemiyoruz. Bayramı evimizde ailemizle yaşamayı istiyorduk. Ancak buradayızö diye konuştu. Telaferden ailesiyle birlikte kazan 14 yaşındaki Burhan Mahsum ise suyu bile zorla aldıklarını ifade ederek, “Yemek 2 günde bir var. Suyu çok zor buluyoruz. Sıcaktan üstümüzü yıkayarak korunuyoruz. Türkiye'nin bayramı kutlu olsun. Bize çadır bile vermiyorlar. Toprak çok sıcak.Çok sıkıntıdayız' dedi. 10 günden bu yana ailesiyle birlikte kampta kalan Ahmed Masum ise, 'Burada yaşamak yok, yemek yok, su yok. Çocuklarımızın hepsi hasta ilaç yok. Sıcaktan durulmuyor. Geçen gün yeni doğan bir çocuk öldü. Bugün burada bayram yok. Türkiye bize kapı açsın, yardım etsin. Türkiye Arapları dolduruyor. Burada Türkmenlerin halini görüyorsunuz' dedi. KIZILAY EKİBİ YARDIM GETİRDİ 1.5 aydan bu yana insanlık dramı yaşanan Hazır Mülteci Kampı'na Türk Kızılayı tarafından gönderilen yardım konvoyu da bugün ulaştı. Kızılay yetkilileri yanlarında getirdikleri yardım malzemelerini kampta yaşayan mültecilere dağıttı. Kızılay araçları önünde uzun kuyruklar oluşturan ve zaman zaman izdiham yaratan mültecilere, Türkiye'den gönderilen gıda yardımı dağıtıldı. Kızılay yardım konvoyunun sorumlusu Ümit Türkarslan, 'Bir gün öncesinden buradaki reel durumu gördük. Buraya 700 ailelik yardım getirdik. Getirdiğimiz yardımların içinde gıda, giyecek ve çocuk maması var. Bugüne kadar 16 tır yardım malzemesi geldi. İlk günden itibaren Türkiye'den buraya 87 tır yardım malzemesi geldi' dedi. Haber - Kamera: Felat BOZARSLAN-Bayram BULUT/ERBİL,(DHA)
'İsrail'in Savaş Suçu İşlediğine Dair İlk Raporu Ben Çıkarttım'
Cumhurbaşkanı adayı İhsanoğlu, İsrail'i kınamanın yetmeyeceğini belirterek, 'Kınaya kınaya, kına gecesine, kına evine döndük. Biz ve başkaları kınıyor da, netice ne oluyor? Netice almak için birlik olmamız lazım.' diye konuştuİSTANBUL - Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, 'Bir arkadaşımızın çok güzel bir ifadesi var. Kınaya kınaya, kına gecesine, kına evine döndük. Biz ve başkaları kınıyor da, netice ne oluyor? Netice almak için birlik olmamız lazım. Herkes tek başına konuşma yaparsa, birlik olmazsak, hiçbir netice alamayız' dedi. İhsanoğlu, bayram dolayısıyla İstanbul Valiliği Eyüp Çocuk Yuvası Müdürlüğünü ziyareti öncesinde basın mensupları ile vatandaşların sorularını yanıtladı. Tüm Türk dünyasına ve İslam alemine iyi niyetlerini dile getiren İhsanoğlu, sabah kahvaltısı sırasında Cumhurbaşkanı, Başbakan, Meclis'te grubu olan partilerin genel başkanları, kendisine destek veren meclis dışındaki tüm parti liderleri ve Kıbrıs Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile telefonda görüşerek, karşılıklı bayram tebriğinde bulunduğunu söyledi. İhsanoğlu, Türkiye'de bayram havası yaşanması temennilerini tekrar ederek, '76 milyon insanımız, bizim aramızda bulunan bir milyona yakın Suriyeli kardeşlerimiz, Gazze'de, Filistin'de, Suriye'de, özellikle Irak Türkmenleri'nin, Doğu Türkistan'daki Uygur kardeşlerimizin, Rohingya'daki Müslüman kardeşlerimizin ve Somali'deki kardeşlerimizin, bütün dünyada mazlum olan, sıkıntı çeken tüm Müslümanların bu bayramda huzur içinde olmasını cenabı Allah'tan niyaz ederim' diye konuştu. Musul'daki rehine konusuna da değinen Ekmeleddin İhsanoğlu. 'Kuzey Irak'ta IŞİD tarafından, o gaddar terörist çete tarafından rehin tutulan evlatlarımızın bir an evvel ailelerine kavuşmasını temenni ediyorum. İnşallah bu bayram içerisinde serbest bırakılırlar. Bizimle beraber, anneleri, babaları, çocukları, kardeşleri ve bütün milletimizle beraber bu bayram sevincini paylaşırlar' dedi. İhsanoğlu, basın açıklaması sırasında bir vatandaşın, 'Ekmeleddin Bey, Gazze hakkında, İsrail'in politikalarına karşı ciddi bir kınama istiyoruz. Gerçekten oturaklı bir konuşma istiyoruz' yönündeki eleştirisine cevaben ise şöyle konuştu: 'Siz benim oturaklı konuşmalarımı duymadınız mı? Demek ki yanlış kanallara baktınız. Aziz kardeşim, ben en azından 20 günden beri bunu tekrar ediyorum. İsrail'in bu zulmü, bu tecavüzü, insanlığa saldırısı ilk defa olmuyor. Belki siz benim kadar takip etmediğiniz için, bugün yaratılan heyecandan dolayı, çok heyecanlanıp üzülüyorsunuz. Benim heyecanım, sizin heyecanınızdan daha büyüktür. Çünkü ben bu vahşet filmini, senaryoyu hayatımda çok defa gördüm. Genel sekreterlik görevi esnasında, 2008-2009 senesinde aynı senaryonun tatbik edildiğini, bin 500 kişinin öldürüldüğünü gördüm.' 'Davul, zurna maalesef bende yok' Devlet terörü uygulayan İsrail'e karşı durabilen uluslararası tek kuruluşun genel sekreterinin kendisi olduğunu da aktaran İhsanoğlu, 'Güvenlik Konseyi, onlar aleyhinde karar çıkaramadığı için, bildiğiniz sebeplerden dolayı, ben uluslararası alemde yeni bir mecra buldum. Orda, Birlemiş Milletler'in İnsan Hakları Konseyi'nin kararını çıkarttım. Bizim orada Müslüman devletlerin ekseriyeti var. Rusya, Çin, Afrika, Latin Amerika ve Asya ülkelerinin desteğiyle biz oradan çok rahat karar çıkartabiliyorduk. Benim teşebbüsümle orada gerçekleri tespit etme komisyonu çıkardık. Ben Cenevre'de günlerce haftalarca bunu takip edip, netice elde ettim. Ben bunları sessiz yapıyorum. Davul, zurna maalesef bende yok' dedi. 'İsrail'in savaş suçu işlediğine dair ilk raporu ben çıkarttım' İhsanoğlu, tarihinde ilk defa İsrail'i kınayan, savaş suçu işlediğine ve yasaklanmış silahlar kullandığına dair ilk raporu kendisinin çıkarttığını vurgulayarak, bu raporun Güney Afrikalı Musevi asıllı yüksek dereceli bir hakim tarafından imzalanmış olan 'Goldstone raporu' adıyla bilindiğini ifade etti. Gazze'ye ilk yardımları götüren uluslararası kuruluşların başında olduğuna da değinen Cumhurbaşkanı adayı İhsanoğlu, 'Gazze'ye yardım götürmek için komşu devletlerle, özellikle Mısırla kanallarınızın açık olması lazım. Mısır kanalı açık olmadığı oraya yardım götüremezsiniz. Çünkü öbür kanal İsrail'den geliyor. İsrail bunu yapmaz, size bu imkanı vermez. Zaten savaş halinde sivilleri, ve çocukları öldürüyor. Hastaneleri yıkıyor' dedi. 'Bin defa daha kınarım' İhsanoğlu, İsrail'i kınamasına ilişkin olarak da şunları söyledi: 'Ben bunu son iki hafta içinde belki 15 defa söylediğim halde, herkes bunu bildiği halde bana karşı çıkıyorlar. Yalan söylüyorlar. Siz yalanları dinliyorsunuz. Benim İsrail'i kınamadığımı söylüyorsunuz. Ben İsrail'i yüz defa kınadım, bin defa daha kınarım. Çünkü bu senaryoyu bir daha göreceksiniz. Neden göreceksiniz? Çünkü kimse karşı duramıyor.' İsrail'i kınamanın yetmeyeceğini de vurgulayan İhsanoğlu, 'Bir arkadaşımızın çok güzel bir ifadesi var. Kınaya kınaya, kına gecesine, kına evine döndük. Biz ve başkaları kınıyor da, netice ne oluyor? Netice almak için birlik olmamız lazım. Herkes tek başına konuşma yaparsa, birlik olmazsak, hiçbir netice alamayız. Ben genel sekreter olarak bunun yollarını aradım. Bulabildiğim yollar var. İlk defa keşfettiğim yollar var. Başardıklarım ve başaramadıklarım var. Bugün ise başardıklarımın ötesinde de bir şeyler yapılması lazım' diye konuştu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na ilişkin yöneltilen bir soru üzerine ise İhsanoğlu, 'Ben sayın Kılıçdaroğlu ya da herhangi bir partinin temsilcisi değilim. Ben bağımsız ve milletin adayıyım' ifadelerini kullandı. Daha sonra Darülaceze'yi de ziyaret eden İhsanoğlu'nun bu ziyareti de basına kapalı olarak gerçekleştirildi.Kaynak: AA
Reklam
Hakan Şükür'den Erdoğan'a Fotoğraflı Cevap
İstanbul Milletvekili HakanŞükür, Başbakan ve Cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan'ın İstanbul Adalet Sarayı'nın nezarethanesinde gözaltındaki polislerle fotoğraf çektirmesi hakkındaki eleştirilere Twitter'dan fotoğrafla cevap verdi. BDP'li Milletvekillerinin Abdullah Öcalan ile çektirdikleri fotoğrafı paylaşan Şükür yazdığı tweette şunları söyledi: Kimi vekillerinin zanlılarla fotoğraf çektirmesi suç,kimi vekillerin hükümlü ile fotoğraf çektirmesi değil;öyle mi? Başbakan Erdoğan katıldığı bir TV programında tutuklu polisleri ziyaret eden ve onlarla fotoğraf çektiren vekilleri eleştirmişti. CNN TÜRK
Apple Radyo Uygulaması Satın Aldı
Apple'ın, radyo uygulaması Swell'i 30 milyon dolara satın alacağı açıklandı. Apple böylece dijital müzik platformu Beats Music'in ardından radyo alanına da adım attı. Apple, Mayıs ayında 3.2 milyar dolara satın aldığı Beats'in ardından, şimdi de Swell satın alımıyla radyo alanına adım attı. Beats ile Beats Music ve Beats Radio hizmetlerine de sahip olan Apple, radyo girişiminde müziğe değil ancak söyleşiye adım atıyor. Swell, müziğin aksine, gündem konuları hakkında belli medya kuruluşlarında yapılan tartışma ve programları dinlemenizi, kendi program listenizi oluşturmanızı sağlıyor. Swell, ABC, ESPN ve BBC gibi birçok kanalı listesinde bulunduruyor. Benzer bir hizmeti iTunes Radio ile genişleten Apple, bugün ABD'de 40'tan fazla yerel radyo istasyonuna erişim imkanı sunuyor. Re/code sitesinin haberine göre, Swell'in kadrosunun bir hafta içinde Apple geçmesi ve uygulamanın kaldırılması bekleniyor. Apple, Swell'den önce 'küçük' bir satın alım daha yapmış ve e-kitap uygulaması BookLamp'i satın almıştı. Kitap tavsiyesinde bulunan hizmet için 10-15 milyon dolar ödendiği tahmin ediliyor. Sadece iOS'te bulunan Swell'in Android beta versiyonu hiçbir zaman Google Play'de yer almadı. Swell ekibinin ilk girişimlerinden görüntü tanıma uygulaması SnapTell'i ise Amazon satın almıştı. Kaynak: Al Jazeera
Gözaltındaki Polislerin Cep Telefonlarına El Konuldu
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ”Şu anda oradaki birçok zanlının elinde cep telefonları falan olduğunun haberini aldım. Bununla ilgili Adalet Bakanıma gerekenleri söyledim. Böyle birşey olamaz” sözlerinin ardından, 22 Temmuz Operasyonu kapsamında gözaltına alınan tüm polislerin telefonlarına el konularak emanete alındı. Cuma günü adliyeye çıkarılan polislerden tutuklanması istenen 49′unun avukatları, gözaltı süresinin dolması ile birlikte hakkında el koyma kararı bulunmayan telefonların, Cumartesi gecesi müvekkillerine iade edildiğini söyledi. Avukatlar, “Hakkında el koyma kararı bulunmayan telefonlar, Cumartesi gecesi gözaltı süresi dolunca müvekkillerimize iade edildi. Bu sabah ise yeniden kendilerinden alınarak bize teslim edildi, biz de adliyenin kapısında bekleyen ailelerine teslim ettik” bilgisini verdi. Avukatlar, telefonların iadesi için hazırladıkları bir dilekçeyi, Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu’nda görevli savcı bulunmaması nedeni ile işleme koyamadıklarını belirttiler. Avukatlar, savcının gelmesi ile birlikte dilekçelerini sunacaklarını kaydettiler. Avukat Bilal Çalışır ise telefonların alınması süreci ile ilgili olarak şunları söyledi: “Gözaltı sürecinde müvekkillerimizi şahsi eşyaları emanete alınmıştı. Gözaltı süresi bittikten sonra bu eşyaları tutanak karşılığında iade edildi. Hakkında el koyma kararı bulunmadığı için telefonları da iade edildi. Bu sabah telefonların alınacağına dair Adalet Bakanı’nın talimatı olduğu yönünde bir söylenti dolaşmıştı.” ZETE
Reklam