onedio
Hala insanlığın ölmediğinin 15 kanıtı!
Son zamanlarda 'İnsan nedir?' sorusu hep olumsuz cümlelerle yanıt buldu. Her olumsuzluk ise bizi tek bir sonuca götürdü: İnsan kötüdür. Peki bu genelleme doğru mu? Tabi ki hayır. İçinde hala merhamet taşıyan, yeryüzündeki tüm canlılara saygısı olan herkes aslında iyidir.Haçiko Derneği
18 Bin Zeytin Ağacı Acele Kamulaştırmayla Yok Edilecek
AKP, zeytin alanlarını koruma altına alan 3573 sayılı yasada değişiklik öngören paketi TBMM Genel Kurulu’na indirmeyi başaramayınca, “acele kamulaştırma” kararlarıyla zeytin alanlarına göz dikti. CHP Manisa Milletvekili Hasan Ören, maden faciasının yaşandığı Soma’nın Eynez köyündeki zeytin alanları hakkında Bakanlar Kurulu’ndan acele kamulaştırma” kararı çıktığını belirterek, “24 Temmuz’da Resmi Gazete’de yayınlanan Bakanlar Kurulu kararına göre Eynez’de kamulaştırılacak olan 9 adet parselin tamamı zeytinliktir. 18 bin zeytin ağacı kesilebilir. Bu alanın Türkiye Kömür İşletmeleri tarafından acele kamulaştırılması kararlaştırılmıştır. Oysa hükümet, halen yürürlükte olan zeytinliklerin korunması yasasına aykırı karar alamaz. Bu acele kamulaştırma kararı, acele talan kararıdır” dedi. Eynez köyünün, 301 işçiye mezar olan kömür ocağının bulunduğu köy olduğunu ifade eden Ören, “Şehitlerimizin acısı dinmeden alınan bu karar köy halkını derinden yaralamıştır. Bunca acıya rağmen kalan zeytin ağaçlarının da kesilmesi için kamulaştırma kararı alınması herkesi huzursuz etmiştir. Kazada hayatını kaybeden işçilerin, yapacak başka işi olmadığı, işleyecek toprağı, bakacağı ağacı olmadığı için madende çalışmak zorunda kaldığı düşünüldüğünde, Bakanlar Kurulu kararı işsiz gençlerimizi bir kez daha kömür ocaklarına mahkum edecektir” diye konuştu. 'Acele kamulaştırma kararı koruma yasasına aykırı' Kamulaştırılacak olan 93 bin 858 metrekarelik toplam 9 parselin tamamının zeytinlik olduğunu kaydeden Ören, şunları söyledi: “Hükümetin, hala yürürlükte olan 3573 Sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanuna aykırı olarak böyle bir karar alması yasal değildir. Çünkü ülkemizde tüm zeytin alanları yasa ile koruma altına alınmıştır. Söz konusu yasanın 20. Maddesinde, Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez hükmü bulunmaktadır.” 'Yasayla yapılamadı, kamulaştırmayla yapılıyor' Hükümetin geçtiğimiz aylarda, söz konusu yasaya yeni fıkralar ekleyerek zeytin alanlarını maden ve enerji yatırımlarına açmak istediğini, ancak paketi TBMM Genel Kurulu’na indiremediğini anımsatan Ören, “Hükümetin zeytin alanlarını madencilik faaliyetlerine ve nükleer santrallere açmak için Meclise gönderdiği, bu değişiklik talebi komisyonlarda görüşülmüş ve biz muhalefet milletvekillerinin itirazı üzerine Meclis Genel Kuruluna indirilememiştir. Hükümet şimdi acele kamulaştırma kararlarıyla zeytinlikleri talan etmeye çalışmaktadır” diye konuştu. Mehdi Eker'e sorular CHP’li vekil Hasan Ören, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker’in yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na verdiği soru önergesinde şu soruları yöneltti: 1- Bakanlar Kurulu kararı alınmadan önce madencilik faaliyeti için kamulaştırılacak tarlaların durumunun ne olduğu, üzerindeki ağaçların türü ve sayısı, ekonomik getirisi hakkında Bakanlığınız tarafından bir araştırma yapıldı mı? 2- Yapıldı ise, toplam 93.858 m²’lik arazinin durumu, üzerindeki ağaçların türü ve sayısı, üretilen tarımsal ürünün değeri ve yıllık getirisi ne kadardır? 3- Kamulaştırılacak olan 9 parsel tarla kaç kişiye aittir? Kimin ne kadar tarlası vardır? 4- Bakanlık olarak bu kararın iptali için girişimde bulunacak mısınız? 5- 3573 sayılı yasaya rağmen zeytin ağaçlarının kesilmesine nasıl izin vereceksiniz?Sol
YAŞ Kararları Açıklandı
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün basın başdanışmanı Ahmet Sever, Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararlarını açıkladı. Sever, Ege Ordu Komutanı Orgeneral Abdullah Atay'ın, Jandarma Genel Komutanı olduğunu söyledi. Jandarma Genel Komutanı Servet Yörük ise emekli oldu. Cumhurbaşkanlığı Basın Başdanışmanı Ahmet Sever, Çankaya Köşkü'nün 1 No'lu girişinde basın mensuplarına açıklama yaptı. Yüksek Askeri Şura kararlarının Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından kısa süre önce onaylandığını belirten Sever, 'Buna göre Ege Ordu Komutanı Orgeneral Abdullah Atay, Jandarma Genel Komutanlığına atanmıştır' dedi. Sever, Şura'da alınan terfi ve görev süresinin uzatılmasıyla ilgili kararların ise Genelkurmay Başkanlığınca açıklanacağını aktardı. KararlarYAŞ kararlarına göre, 30 Ağustos 2014'den geçerli olmak üzere 37 general ve amiral bir üst rütbeye, 51 albay ise general ve amiralliğe yükseltildi.34 general ve amiralin görev süreleri bir yıl uzatıldı.Rütbe bekleme süresini dolduran 41 general ve amiral kadrosuzluk nedeniyle 30 Ağustos 2014'ten itibaren, 2 general ise yaş haddini doldurduğu için 1 Eylül 2014'ten itibaren emekli olacak.CNN Türk
Türk Siyasetine Damga Vuran 10 Sürreal Fotoğraf
Her ne kadar insanın içini bunaltacak kadar karanlık, sıkıcı, öfke dolu ve gergin olsa da Türk siyaseti bile bazen insanın yüzünü güldürmüş, gözlerini parlatmış, kahkahalar attırmıştır. Rembrandt'ın 'Gece Bekçileri'nin replikası pozlar, gerçeküstücülüğün sınırlarında dolaşan bakışlar, herhangi bir anlam vermenin zor olduğu sahneler de siyasetin yüz kaslarımız üzerinde yaptığı istemsiz etkinin birer delili olarak hatıralarda yerini alır. Sizin için 'acaba bu fotoğraf nasıl çekilmiş' diye sorduracak, 'o an ne düşünüyorlardı' diye dertlenecek, bir kere gördükten sonra unutmanızın mümkün olmadığı 10 fotoğrafı seçtik.
İhsanoğlu, Ali İsmail'in Heykelini Ziyaret Etti
Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, Ali İsmail Korkmaz’ın ölümüyle alakalı; genç bir evladın böyle vahşice hayatına son verilmesinin, canının alınmasının Türk milletinin, Türk vicdanının kabul edeceği bir husus olmadığını söyledi. İhsanoğlu, Eskişehir ziyaret kapsamında Gezi Park olaylarına protesto eylemleri sırasında öldürülen Ali İsmail Korkmaz heykelini ziyaret etti. Heykele karanfil bıraktıktan sonra gazetecilere açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı adayı İhsanoğlu, Ali İsmail Korkmaz gibi olayların 2000’li yıllara yakışan olaylar olmadığını savundu. “Bir gencimizin canını alanların, suçluların yakalanmasını ve cezalandırılmasını istiyoruz” diyen İhsanoğlu, şöyle konuştu: “Bu gencimiz hangi hatayı, hangi suçu işledi ki böyle bir muameleye maruz kalsın. Böyle bir nezih, iyi bir ortamda bir çevre hassasiyeti, bir ağaç sevgisi, bir tarihi mekana karşı bir hassasiyeti, duyarlılığı getiren gençlerin bu kadar vahşice bir baskıyla, sopalarla, biber gazlarıyla tehdit edilmesi 2000’li yıllara yakışan bir şey değildir. Bir seneden beri devam eden bu keşmekeş, suçluların bulunmasıyla ilgili adalet gecikiyor, adalet yerine gelmiyor. Mahkemeler karar vermiyor. Ve biz bu canilerle ilgili bir an evvel adaletin gereğini yapmasını istiyoruz. Bir gencimizin canını alanların, suçluların yakalanmasını ve cezalandırılmasını istiyoruz. Adalet yerine gelmezse hukukta adalet huzuru sarsılırsa “adalet mülkün temeli” dediğimize göre bu mülkün, bu milletin, devletin temeli sarsılır. Biz bunu bir an evvel görmek istiyoruz. Bu arada da Ali İsmail Korkmaz evladımızın aziz hatırası önünde rahmetle, saygıyla eğiliyoruz.” İhsanoğlu, daha sonra çevredeki vatandaşlarla sohbet ederek fotoğraf çektirdi. Ardından İhsanoğlu, çeşitli ziyaretlerde bulunmak üzere karayoluyla Bilecik’in Söğüt ilçesine hareket etti. Kadir Çetin / İHA
Reklam
FEMEN'den Türkçe Manifesto
FEMEN, Facebook sayfasından Türkçe manifesto yayınladı.Hedefleri: Patriyarkaya karşı tam zafer.FEMEN Türkçe manifestosunu Facebook sayfalarından yayınladı. “Bizim silahımız çıplak göğüslerimiz” sloganıyla yola çıkan örgüt kendini “ korkusuz ve özgür olan Amazonların tekrar vücut bulmuş hali” olarak tanımlıyor. FEMEN Ukrayna, Fransa, Almanya, Brezilya, Kanada, İsrail, Meksika, İsveç, İspanya, Belçika, Hollanda ve Türkiye'de aktisitleri olan bir örgüt. FEMEN aktivistleri Fransa ve Ukrayna’da kurulmuş olan eğitim merkezlerinde fiziksel ve bedensel olarak eğitim gören ve Koordinasyon Konseyi tarafından yönetiliyor. FEMEN’in manifestosu şöyle: FEMEN aktivistleri, ne kadar zor ve ne kadar provoke edici olursa olsun her türlü insancıl görevi yerine getirmeye fiziksel ve zihinsel olarak hazır olan özel eğitimli kadınlardır FEMEN, feminizmin özel bir kuvvetidir, onun öncü militan birimidir ve korkusuz ve özgür olan Amazonlar'ın tekrar vücut bulmuş modern halidir. Siyasi, ekonomik ve kültürel olarak erkeklerin işgali altındaki bir dünyada yaşıyoruz. Kadın bedeninin tüm kontrolünü elde tutmak, kadını baskı altında tutma yolunda anahtar rolü görüyor. Kadının cinsellikteki politik atılımı, onun özgürlük yolundaki en önemli şey demek. Kadının kendi bedenini kendisinin sahiplenmesi onu özgürlüğe kavuşturacak ilk ve en önemli adım. Ataerkil sistemden bağımsız olarak bir kadının çıplak olması sisteme mezar kazmak anlamına geliyor. Bu aynı zamanda kadın özgürlüğünün militan manifestosu ve kutsal sembolü demek. FEMEN'in çıplak saldırıları, tarihten beri süregelen kadın-sistem çatışmasının çıplak mücadelesidir, onun en görülür ve öncül örneğidir. Patriyarkaya karşı tam bir zafer. Cesaretin ve kişisel örneğin gücüyle, köleliğin ilk ve son varoluş biçimi olan patriyarkaya karşı kadınların global bir güçte linç kanunu başlatmasına önayak olmak. Patriyarkanın insan karşıtı saldırgan doğasını ifşa etmek. Patriyarkanın en temel enstitülerini sarsmak: diktatörlük, seks endüstrisi, kilise. Patriyarkanın yarattığı erotik ve pornografik cinselliğe karşı olarak yeni bir devrimci kadın cinselliğini desteklemek. Modern kadın kültürüne kötülüğe karşı aktif bir muhalefet ve adalet için güçlü bir mücadele aşılamak. Dünyadaki en etkili ve en mücadeleci kadın birliğini oluşturmak. Kadınları dayanılmaz yaşam koşullarına iten diktatörlük rejimlerinin, özellikle de şeriatı ve kadınlara karşı diğer sadizm metotlarını uygulayan teokratik İslam devletlerinin, derhal son bulması “Kölelik ticareti'nin yatırımcılarını, organizatörlerini ve müşterilerini cezalandırarak kadın istismarının en berbat biçimi olan fuhuşu tamamen sonlandırmak. Tüm dünyada kiliseyi devletten tamamen ayırmak ve dini kurumların modern kadının sivil ve cinsel hayatına ve üreme/ürememe hakkına müdahale etmesini yasaklamak FEMEN manifestosunda finansal kaynaklarına da değiniyor. Örgüt bağışlar, örgütün sembollerini taşıyan giysi ve aksesuarların satışı ile FEMEN aktivistlerinin ürettiği ürünlerin satışından geldiğini ifade ediyor. Örgüt siyasi parti ve dini kurumlardan hiçbir finansal yardım almadığını belirtiyor. FEMEN, “Patriyarkaya karşı isyan eden, politik ve doğrudan eylemlerle vücut bulan kadın cinselliği” olarak tanımladıkları sektremizmi savunuyor ve bu feminist eylemsellik biçimini kendileri geliştirdiler. “Sekstrem eylemlerin onaylanmayan formatı, kadınların kendi protestolarını istedikleri zaman istedikleri yerde yapabilme ve bu eylemlerinin kolluk kuvvetleriyle herhangi bir uyum içinde olmama hakkını temsil etmektedir. Sekstremizm kadınların, erkeklerin kaba aşırılığıyla ve bu aşırılığın getirdiği kirli sakatlama suçlarıyla ve bir çeşit terör tarikatıyla alay etme biçimidir. Sekstremizm, şiddetsiz ama oldukça da agresif olan bir provokasyon şeklidir; çürümüş ataerkil sistemin ve eskimiş politik değerlerin tüm kurumlarını sarsmayı hedefleyen güçlü bir silahtır.” Bianet
Davutoğlu'na 'Musul' Gensorusu
CHP 'IŞİD tarafından Musul Başkonsolosluğu’nun basılması ve başkonsoloslukta görevli 49 kişinin rehin alınmasıyla ilgili Meclis’i bilgilendirmediği ve çelişkili açıklamalar yaptığı' gerekçesiyle Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu hakkında gensoru önergesi verdi. CHP'nin Meclis Başkanlığı'na sunduğu gensoru önergesinin gerekçesinde, Türkiye’nin Musul Başkonsolosluğu’na yapılan baskının, hükümetin izlediği yanlış dış politikanın sonucu olduğu iddia edildi. CHP Davutoğlu’nu, 'Türkiye’nin itibarını sıfırlamak ve dış politikayı çıkmaza sokmakla’ suçladı. CHP Musul Başkonsolosluğu’na yapılan baskını ‘Türkiye’nin onuruna vurulmuş ağır bir darbe’ olarak niteledi: “Yaklaşık iki aydır IŞİD’in elindeki rehinelerimiz konusunda Dışişleri Bakanı Davutoğlu Meclis’e bilgi vereceğini söylediği halde bilgi vermemiş, konuya ilişkin haberlere de yayın yasağı konmuştur. Ayrıca Savunma Bakanı ve Dışişleri Bakanı konuyla ilgili çelişkili açıklamalar yapmaktadır. Bir devletin öncelikli görevi yurttaşlarının cam güvenliklerini korumaktır. 11 Haziran 2014 tarihinden bu yana Musul’da rehin olan vatandaşlarımız konusunda bu görev yerine getirilmemektedir. Bunun siyasi sorumlusu bakanlığının personeli iki aydır bir terör örgütünün elinde rehin olan Ahmet Davutoğlu hakkında Anayasa ve TBMM içtüzüğü uyarınca gensoru açılmasını arz ederiz.” Gensoru önergeleriyle ilgili ilk adım gündeme alınıp alınmaması. Meclis Genel Kurulu'nda önergenin gündeme alınması salt çoğunlukla mümkün. Bu da oylamada AK Parti'nin tavrını belirleyici kılıyor. Bu nedenle şimdiye kadar muhalefetin verdiği gensoru önergelerinden gündeme alınan bulunmuyor. Musul'daki baskın 11 Haziran 2014 tarihinde Türkiye'nin Musul Başkonsolosluğu'na yapılan baskında IŞİD militanları Türkiye'nin Musul Başkonsolosu Öztürk Yılmaz'ın da aralarında olduğu 49 kişiyi rehin aldı. Baskının ardından muhalefet konunun Genel Kurul'da konuşulması için genel görüşme çağrısı yaptı. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu güvenlik boyutunu gerekçe göstererek muhalefet partilerini konuyla ilgili ayrı ayrı bilgilendirdi. Kaynak: Al Jazeera
Reklam
Kalp Nakli İçin Çağırdılar, Ölüm Seçeneği Sundular
Kalp nakli yapılması için Türkiye'de toplanan yardımlarla Almanya'ya getirilen 21 aylık Muhammet Eren'e kalp nakli yapılmadığı gibi, hastane şimdi de 540 bin Euro hastane masrafı çıkardı. Aile, doktorların kendilerine 'ya fişini çekelim ya da başka hastaneye nakledin' diye teklifte bulunduğunu iddia ediyor.DOĞUŞTAN kalp hastası (Dilate Kardiyomiyopi) olan ve 6 ay ömür biçilen ancak 21 aylık olan Muhammet Eren Dönmez, Türkiye'den kalp nakli olmak için geldiği Giessen Üniversitesi Çocuk Kliniği'nde üç aydan fazla süredir kalp nakli bekliyor. Hastane Muhammet Eren'in anne - babası Şennur ve Yavuz Dönmez'den ilk başta kalp nakli için 178 bin Euro talep ederken, faturayı 400 bin Euro'ya çıkardı, dün ise aileye 540 bin Euro'luk yeni bir fatura gönderdi. Üstelik bir süre kalbi duran Muhammet Eren bebeğin beyni bir süre oksijensiz kaldığı için yüzde 20'sinin işlevsiz duruma geldiğini, kalp bulmanın çok zor olduğunu, bulunsa bile kurtulma ümidi daha fazla olan başka çocuklara nakledilebileceğini öne süren hastane minik bebeğe kalp nakli yapmayı reddediyor. Aile ise minik yavrularının iyileşeceğine inandığı için tedavinin sonlandırılması ve minik bebeklerinin ölüme terk edilmesini reddediyor. KALP NAKLİ İÇİN ÇAĞIRDILAR, ÖLÜM SEÇENEĞİNİ SUNDULAR Giessen Üniversitesi Hastanesi'nin önünde görüştüğümüz Muhammet Eren'in öğretmen babası Yavuz Dönmez, yaşadıklarını şöyle anlattı: “Türkiye'de toplanan yardımlarla üç ay önce Almanya'ya çocuğumuza kalp nakli yaptırmak için geldik. Üç aydır burada verilen hizmet bize zaten Türkiye'de veriliyordu. Bizim tek amacımız kalp nakli yaptırabilmekti. Hastaneyle görüşmelerimizde toplam bizden 178 bin Euro talep edilmişti. Biz parayı hazır ettik ama her seferinde bura rakam arttırıldı; 200 bin oldu, 250 bin oldu, 300 bin oldu, 400 bin oldu. 400 bin Euro'da toplandı ve biran önce gelmek istedik. Çocuk için biçilen ömür 2 haftaydı, bu iki hafta da buraya gelebilmek için geçti. 30 Mart günü çocuğun kalbi durdu. Durumu anlattığımızda parayı transfer edip hemen gelin dendi ve ambulans uçakla geldik. Beyinde hasar oluştuğunu biliyorduk ve emin olmalarını istedik. İlk çektikleri MR'larda çocukta hiçbir problem olmadığını ve kalp nakline hazır olduğunu söylediler. Çocuğu iki kez yapay kalbe bağladılar. Biz kalp nakli beklerken geçen bir bir buçuk ay sonunda çocuğumuzda çok büyük beyin hasarı olduğunu ve tedaviyi bitirmek istediklerini yani çocuğun ölümünü tercih etmemizi istediler.' ÇOCUK ZATEN SAKAT OLACAK DİYE KALP NAKLİ REDDEDİLİYOR Çocuklarının yaşayacağına dair umutlarını hiç kaybetmedikleri için bu teklifi reddettiklerini belirten Muhammet Eren, sözlerine şöyle devam etti: 'Yapay kalpte kalırsa daha zor öleceğini söylediler. Yapay kalpten ayrılırsa 'kolay ölüm' olur dediler. Doktorlar hep yapay kalpten ayırma taraftarıydı. Bunu neden istediklerini bugün elime geçen faturadan anladım, 540 bin Euro fatura çıkardılar, bu bir milyona kadar çıkabilirmiş. Hastane bebeğimize kalp nakli yapmayı reddediyor. Sebebi ise federal yasalara göre bulunacak kalp daha iyi durumdaki çocuğa nakledilebilirmiş. Yani iki tane çocuk var bir tanesi engelli, biri normal olacak, biz tercihimizi normalden yana kullanırız diyorlar. Burada etik nerede?. Bizim acımız da aynı, diğer ailenin acısı da aynı. Hastane böyle bir karar almış, biz direniyoruz. Karşımızda çocuk gülüyor, bize tepki veriyor, kendi nefes alıyor, bir şeyler yemeye çalışıyor, ben bu çocuğu nasıl ölüme terk ederim? Biz son nefese kadar mücadelemizi vereceğiz.' MUCİZE GERÇEK OLDU Röportaj verirken sesi titreyen, gözleri dolan anne Şennur Dönmez ise, şöyle konuştu: 'Buraya geldiğimizde 'artık oğlunuz nefes alamaz, yemek yiyemez, sizinle temas kuramaz, elinizi tutamaz, artık yapay kalbi çıkarmamız gerekiyor, üç hafta yaşar' dediler. Anne olarak oğlum yaşayacak biliyordum çünkü gözümün içine bakınca o hissi alıyordum. Yapay kalbi çıkarıp ölmesine kesinlikle izin vermedim. Çocuk mucizevi bir şekilde iki hafta sonra toparlanmaya başladı. Onunla konuştum ve dedim ki, oğlum herkes senden ümidini kesiyor, bir işaret ver ki biz senin için mücadele verelim ve benim evladım o gün gülmeye başladı, elimi tuttu, göz teması kurdu, ertesi gün televizyon seyretmeye başladı, yoğurt yemeye başladı. Her gün bize yaşamak istiyorum der gibi bir işaret vermeye başladı çünkü dili yok konuşamıyor. Gözleriyle işaret vermeye çalışıyor, benim oğlum yaşamak istiyor, 6 ay ömür biçtiler ama 18 ay dayandı. Diğer çocuklar nasıl yaşamayı hak ediyorsa benim oğlumunda buna hakkı var. Bu bir anne için çok acı. Şu an elimi tutuyor, gözlerime bakıyor.' ENGELSİZE KALP VAR ENGELLİYE YOK 'Bir anneye senin oğlun engelli olacak ona kalp yok ne demek?' diyen Şennur Dönmez, 'Benim oğlumu yaşatsınlar ben onu istiyorum. Yüzde 20 bir engel değil. Engelli de olsa o çocuğun yaşamaya hakkı var. Benim oğlum yaşamak istiyor. Bu insanlığa sığmaz. Ben bir anneyim, bana gelip diyorlar ki yan tarafta sağlam çocuk var ona kalp var senin oğlun engelli ona yok. Kaç gündür yanıma engelli çocukların anneleri gelip bana destek veriyor. Ben inanıyorum o şansı verseler benim oğlum kendini toparlayacak ama o şansı ona vermiyorlar' dedi. İNTERNET ÜZERİNDEN DESTEK YAĞIYOR Twitter üzerinde #KalbimiVer ve Facebook üzerinde oluşturulan 'Muhammet Eren İçin El Ele' isimli sayfada 60 binden fazla kişi de Muhammet Eren'in kurtulması için dua ediyor ve ona internet üzerinden destek veriyor. Mesut ZEYREK / GİESSEN, (DHA)
Cardozo Resmen Trabzonspor'da
Trabzonspor Kulübü, Cardozo'nun transferinde Benfica ile anlaştığını KAP'a bildirdi.Trabzonspor Kulübü, Cardozo'nun transferinde Benfica ile anlaştığını KAP'a bildirdi. Bordo-mavili kulüpten KAP'a yapılan açıklamada şöyle denildi:'Profesyonel futbolcu Oscar Rene Cardozo'nun kulübümüze transferi konusunda, SL Benfica ile anlaşma sağlanmıştır. Anlaşmaya göre; SL Benfica'ya transfer bedeli olarak 5 milyon euro ödenecektir.'skorer
O Şoför 60 Saattir Direksiyon Başındaymış
İstanbul Kabataş'taki halk otobüsü kazasına ilişkin açıklama yapan Erguvan Şoförleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Murat Özdemir, kazayı yapan şoförün son 72 saatin 60 saatinde direksiyon başında olduğunu söyledi.İstanbul'da bir haftada şehir içi ulaşımını sağlayan otobüslerin karıştığı 4 ayrı kazada 4 kişi öldü, 4'ü ağır olmak üzere 48 kişi yaralandı. Kazaların ardından eleştiri oklarına hedef olan otobüs şoförlerine, Erguvan Şoförleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği sahip çıktı. Meslektaşlarına sahip çıkmak için sessizliklerini bozan dernek yönetecileri açıklamalarda bulundular. Erguvan Şoförleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı ve aynı zamanda 25 yıldır halk otobüsü şoförlüğü yapan Murat Özdemir, son dönemde çok sayıda kazanın yaşanmasını araç bakımlarının yeterince yapılmamasına ve şoförlere yoğun mesai yaptırılmasına bağladı. Özdemir, otobüs şoförlerinin haklarını aramak ve şoförler arasında yardımlaşma ile dayanışmayı artırmak için arkadaşlarıyla birlikte 6 ay önce derneği kurduklarını söyledi. 1000'in üzerinde üyesi olan dernek adına kazalardan önce yetkilileri defalarca uyardıklarının altını çizen Özdemir, 'Günlerce direksiyondan inmeyen şoför arkadaşlarımız var. Biz yetkilileri aylar öncesinden uyardık çünkü bu kazalar adeta 'geliyorum' diyordu ve geldi. Keşke kimsenin burnu kanamadan bir çözüm bulsalardı' diye konuştu. O SÜRÜCÜ 72 SAATİN 60 SAATİNİ DİREKSİYON BAŞINDA GEÇİRMİŞ Geçtiğimiz cuma günü Kabataş'ta 2'si ağır 13 kişinin yaralandığı kazaya sebebiyet veren İETT otobüsünün sürücüsü Eyüp Er ile telefonda görüştüğünü ifade eden Murat Özdemir, meslektaşının psikolojik tedavi gördüğünü söyledi. Kazaları yorgunluğa bağlayan Özdemir, kaza yapan sürücü Eyüp Er ile yaptığı görüşmeden şunları aktardı: 'Dinlenmeden fazla mesai yapılması kazalara sebebiyet veriyor. Kabataş'taki kazadan sonra otobüs şoförü Eyüp Er ile telefonda görüştüm. Kaza yapan arkadaşımız son 72 saatin 60 saati direksiyon başında geçirdi. Dinlenmeden uzun süre çalıştı. Eğer dinlenmiş olsaydı tahmin ediyorum bu kaza bu sonuçlara ulaşmazdı. Kendisi psikolojik tedavi almaya başladı ve kendisi artık bu işi yapmayı düşünmüyor.' GASP EDİLEN HAKLARIMIZI GERİ İSTİYORUZ Erguvan Şoförleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkan Yardımcısı Tahsin Domak ise çalışma koşullarının ağır olmasından şikayet etti. İETT'den emekli 34 yıllık otobüs şoförü olan Domak, meslektaşlarının haklarını tam olarak alamadıklarının iddia etti. Domak, 'Şoförler haklarını alamıyorlar. Sigortaları eksik yatıyor, senelik izin yok. Bütün bunlar şoförler üzerinde stres oluşturuyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nda bir toplantımız oldu. Bu toplantıya İETT Genel Müdürlüğü'ne bağlı ulaşım daire başkanları ve İstanbul Otobüs A.Ş yetkilileri de bu toplantıya katıldı. Orada sıkıntılarımızı dile getirdik, onlar da teyit ettiler. Ancak herhangi bir sonuç alınamadı. Burada şoför arkadaşlarımızın hakları yeniliyor. Gasp edilen haklarımızı geri istiyoruz' diye konuştu. ŞOFÖRLERE, 'AÇIKLAMA YAPMAYIN' MESAJI GÖNDERİLDİ Tahsin Domak, Kabataş'taki kazanın ertesi günü otobüslerindeki araç yol bilgisayarlarına 'Sn. sürücü, basından gelen röportaj ve bilgi taleplerinde gerekli açıklamaların basın danışmanlığı tarafından yapılacağından dolayı bunun dışında açıklama yapılmaması rica olunur' yazılı mesajlar gönderildiğini sözlerine ekledi. Domak, mesaj ile şoförlere 'Siz hiçbir şeye karışmayın. Sesinizi kesin. Biz gerekeni üstü açık ya da kapalı olsa da açıklayacağız' mesajı verilmeye çalışıldığını savundu. İstanbul'da kent içinde ulaşım hizmeti İETT, İstanbul Otobüs İşletmeleri A.Ş ve Özel Halk Otobüsleri A.Ş tarafından veriliyor. 3 tip otobüs hizmetini İETT otobüleri sarı, İstanbul Otobüs İşletmeleri A.Ş'nin otobüsleri erguvan ve Özel Halk Otobüsleri de mavi renkten oluşuyor.DHA | Yurt
Reklam
5.5 İnç iPhone 6, 4.7 İnçlik Modelden Daha Güçlü
Apple'ın bu yıl iki farklı iPhone 6 modeli piyasaya sunacağı yeni bir bilgi değil. Şimdiye kadar gelen bilgiler bu iki modeli birbirinden ayıran en büyük özelliğin ekran boyutu olduğu yazıyordu. Ancak geçtiğimiz gün gelen bilgiler bunun böyle olmadığını ortaya çıkardı. Cowen & Co. analisti Timothy Arcuri'nin geçtiğimiz günkü iddialarına göre, 4.7 inç ve 5.5-inç iPhone 6'yı birbirinden ayıran tek özellik ekran boyutu değil. AppleInsider'ın haberine göre, 5.5 inç iPhone 6 , 4.7 inçlik modele göre daha güçlü bir A8 işlemciye ve farklı bir dokunmatik modüle sahip olacak. Şu an için iki cihazın işlemcisinde ne gibi farklar olacağı bilinmiyor. Ancak kaynaklar, iki cihazın işlemcisinin saat hızlarının farklı olacağı yazdı. Öte yandan Apple'ın 4.7 inçlik modeli Eylül ayında, 5.5 inçlik modeli ise daha sonraki aylarda tanıtması bekleniyor.teknokulis
Tarihteki 9 Dramatik Hata
etiket
Tarihe bakınca insan gerçekten ibret alınacak birçok hikaye görüp, okuyor. Bazıları o kadar net ki ibret almamak mümkün değil. İşte seçtiğimiz 9 tanesi.
Reklam
BM: Şengal'e IŞİD Saldırısında 40 Ezidi Çocuk Öldü
Birleşmiş Milletler, IŞİD'in Irak'ın kuzeyinde Ninova eyaletindeki Şengal (Sincar) bölgesindeki saldırılarında, Ezidi azınlıktan 40 çocuğun öldüğünü açıkladı. BM açıklamasında 'Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu UNICEF'e ulaşan haberler Ezidi azınlığa mensup bu çocukların son iki gün içinde, doğrudan şiddet, yerinden edilme ve susuzluk sonucu öldüklerine işaret ediyor' denildi. Pazar günü ismini İslami Devlet (İD) olarak değiştiren Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) adlı cihadçı gruba mensup milisler Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'ne bağlı peşmergelerin denetimindeki Şengal (Sincar) bölgesinin önemli bir kısmını ele geçirmişlerdi. Suriye sınırında, Kürt bölgesi Rojava içindeki Til Koçer'e çok yakın olan bu bölgede nüfusun önemli bir kısmını Ezidiler oluşturuyor. Şengal aynı zamanda IŞİD'in 9 Haziran'da başlattığı Tel Afer saldırısından kaçan, aralarında Şii Türkmenlerin de bulunduğu binlerce iç mültecinin sığındığı bir yerdi. Şengal'deki IŞİD saldırısı binlerce kişinin kasaba ve köylerden kaçarak yanlarında fazla bir malzeme olmaksızın çevredeki dağlara çekilmesine yol açtı. UNICEF, 'bölgeden kaçan aileler acil yardım ihtiyacı içindeler. Bunların arasında Sincar (Şengal) çevresindeki dağlarda mahsur kalmış ve içme suyu ve sağlık hizmetlerine acilen ihtiyaç duyan 25 bin civarında çocuk da var' diyor. Ezidi toplumundan kişilerin internete koyduğu fotoğraflarda küçük gruplar halinde Sincar dağlarının kayalık yamaçlarına sığınmış insanlar görülüyor. Irak'daki Kürdistan Demokrat Partisi'ne yakın Rudaw sitesinde yer alan haberlerde İD'nin ilerleyişini sürdürdüğü bölgedeki köylerde yaşayan ya da dağlara kaçan binlerce Ezidi'nin yaşamından endişe edildiği kaydediliyordu. Fırat Haber Ajansı (ANF) ise bölgede dağlara kaçan Ezidilerin durumunu 'İnsanlık trajedisi' başlıklı bir haberle duyurdu. Fırat Haber Ajansı (ANF) , PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan’ın dün akşam PKK olarak Şengal’e müdahale edeceklerini açıklamasından sonra, onlarca savaşçının Şengal’e gitmek üzere 'Medya Savunma Alanları’ndan (Kandil) otobüslerle yola çıktığını yazıyor. Murat Karayılan dün gece Irak Şam İslam Devleti milislerinin eline geçtiği belirtilen Ezidi kasabası Şengal'e müdahale edeceklerini söylemişti. Fırat Haber Ajansı'na göre Karayılan, 'Şengal'de Kürtlük ruhu vardır, IŞİD'e bırakmayız. Gücümüz oranında bu gece Şengal'e müdahale edeceğiz ve gerilla orada kalacaktır' diye konuşmuştu. Irak'daki Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin başkanı ve Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) lideri Mesut Barzani, Şengal'deki gelişmeler üzerine dün akşam yaptığı açıklamada, Kürt halkı, siyasi partileri ve medya kuruluşlarını duruma temkinli, uyanık ve sorumlu bir şekilde yaklaşmaya ve ulusal birliği her zamankinden daha fazla korumaya çağırdı. Barzani, 'peşmerge güçlerine ve ilgili yetkililere topraklarımızın ve Kürdistan halkının düşmanlarına ellerindeki bütün olanaklarla saldırmaları emrini verdik' dedi. Kürdistan Bölgesel Yönetimi içindeki diğer güçlü parti Kürdistan Yurtsever Birliği (KYB) politbürosundan yapılan açıklamada ise son IŞİD saldırılarının savunma pozisyonundan vazgeçip saldırıya yönelmek gerektiğini gösterdiği savunuldu. Gali Kürdistan televizyon kanalı dün, Irak ordusuna bağlı savaş uçaklarının, IŞİD'in kontrolüne geçen Selahaddin eyaletindeki Diyala ve Süleyman Bey kasabalarındaki mevzileri bombaladığı ve Emirli yakınlarındaki köylerden IŞİD militanlarının çekilmeye başladığı haberlerine yer verdi. Programa telefonla bağlanan Diyala Valisi Serwer Muhammed haberleri doğruladı. Irak Başbakanı Nuri El Maliki dün ülkenin hava kuvvetlerine İslam Devleti örgütüyle çatışan Kürt peşmergeye destek olmaları yönünde emir vermişti. Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) ya da yeni adıyla İslam Devleti (İD) milisleri Pazar günü Irak'ın kuzeyinde Ninova eyaletinde, Kürdistan Bölgesel Yönetimi peşmergelerinin denetimindeki bölgeye büyük bir saldırı başlatarak peşmergeyi püskürtmüştü. İslam Devleti güçlerinin, Pazar günü başlayan ilerleyişleri sırasında Irak'ın en büyük barajı olan Musul barajıyla birlikte önemli bir petrol sahası (Ayn Zelah) ve üç kasabayı (Rabia, Şengal (Sincar), Zumar) ele geçirdiği haber verilmişti. Daha sonra Kürdistan Bölgesel Yönetimi çevre kasabaları ele geçirmesine rağmen IŞİD'in barajı ele geçiremediğini söyledi. Washington'daki Kürt yetkili Kerwan Zebari Reuters haber ajansına, çevre kasabaların İD'nin eline geçmesine rağmen, barajın hâlâ peşmerge denetiminde olduğunu söyledi. Suriye'nin Kürt bölgesi Rojava'nın savunma gücü YPG'nin önceki gün ve dün, sınırı geçerek kalan yerel güçler ve bir kısım peşmergeyle birlikte Rabia çevresinde İD'le çatışmayı sürdürdüğü haberleri geldi. Fırat Haber Ajansı (ANF) dün çatışma bölgesindeki muhabirinin verdiği bilgilere dayanarak, PYD'nin silahlı gücü YPG ile bölgeden çekilmeyen bir kısım KDP (Kürdistan Demokrat Partisi) ve KYB (Kürdistan Yurtsever Birliği) peşmergesinin İD'ye karşı yer yer birlikte savaştıklarını duyurmuştu. Haberde, Rabia'ya 15 km mesafede bulunan, Tawis, Kaile ve Mahmudiye köylerinin Kürt güçleri tarafından İD'den geri alındığı kaydedilmiş, ama Rabia içinde şiddetli çatışmaların sürdüğü eklenmişti. ANF'nin bugünkü son haberlerinde de çatışmaların köy köy devam ettiği kaydediliyor. BBC Türkçe
4 Partiden Ortak Açıklama
TBMM'de grubu bulunan 4 siyasi parti tarafından yapılan ortak açıklamada, 'TBMM çalışmalarında milletimizin onur ve saygınlığına yakışmayan söz ve eylemler bizleri üzmüştür' denildi. TBMM'de grubu bulunan 4 siyasi parti, TBMM Genel Kurulu'nda yaşanan olaylarla ilgili ortak açıklama yaptı. AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın, CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu ve HDP Grubu adına Hasip Kaplan'ın imzasını taşıyan açıklamada, şu ifadelere yer verildi: 'Milli iradenin en önemli temsil makamı olan TBMM çalışmalarında milletimizin onur ve saygınlığına yakışmayan söz ve eylemler, siyasi parti grupları olarak bizleri üzmüştür. Gerekçesi ne olursa olsun, kim tarafından işlenirse işlensin, şiddetin hiçbir surette tasvibi mümkün değildir. Siyasi parti grupları olarak milletimize ve TBMM'ye yakışmayan bu davranışların önlenmesi ve bir daha yaşanmaması için İçtüzük başta olmak üzere etkin önlemler alınması hususunda görüş birliğine varılmıştır.' Muhabir: Alp Özden | AA
Reklam
YSK, Erdoğan'ın Reklam Filmini Yasakladı
Yüksek Seçim Kurulu, Cumhurbaşkanı Adayı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın dünden itibaren yayınlanmaya başlanan reklam filmini, 'Ezan sesi, seccade ve dua eden kadın görüntüsü' kullanılarak dini duyguların istismar edildiği gerekçesiyle yasakladı. MHP YSK Temsilcisi Avukat Kürşat Ergün'ün filmin yasaklanması talebini görüşmek üzere toplanan YSK heyeti; filmde kullanılan 'Ezan sesi, seccade ve dua eden kadın görüntüsü'nün dini duyguları istismar ettiği ve bu nedenle yasaklanması gerektiğine karar verdi.  Milliyet'ten Türker Karapınar'ın haberine göre karar oy çokluğu ile alındı. YSK kararı, RTÜK'e de tebliğ edilecek.  Yasaklanan reklam filminde, Cumhurbaşkanlığı forsu da kullanılıyordu. Milliyet
Filistinli Genç Bombardımanı Sanata Dönüştürdü
İsrail'in yaklaşık bir aydır devam eden ve en az 1800 kişinin ölümüne neden olan saldırılarında Gazze objektiflere sıkça üzerinden yükselen dumanlarla takılıyordu. Gazzeli sanatçı ve mimar Tevfik Gebril ise fotoğrafları farklı bir gözle görüp patlama anlarını sanata dönüştürmeye karar verdi. Gebril'in sosyal medya aracılığıyla paylaştığı resimlerinde Gazze'den yükselen dumanlar bir yumruğa, bebeğini kucaklayan bir anneye ve ağlayan bir çocuğa dönüşüyor. BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Gebril, 'İsrail'in işgali sonucu toz dumana dönüşmüş binalardan sanat eseri yapmak istedim' diyor ve amacının farklı direniş yöntemleriyle dünyaya seslerini duyurmak olduğunu söylüyor. 'Yaşanan tüm yıkıma karşın diz çökmeyeceğiz' diyen Gebril, Facebook ve Twitter'da birçok kişinin kendisini takip etmeye başladığını ifade ediyor ve büyük destek gördüğünü söylüyor. Hâlâ Gazze'de yaşadığını ifade eden Filistinli genç sanatçı, elektriklerin tamamen kesilmesi nedeniyle bilgisayarını jeneratör aracılığıyla çalıştırıp resimleri yapabildiğini de ifade ediyor. Gebril'in resimlerine karşı çıkanlar da var. Sanatçının Twitter hesabından paylaştığı bir fotoğraf için Neesha isimli Twitter kullanıcısı: 'Orada insanların öldüğünü bile bile bu korkunç dumaın sanata dönüştürülmesi beni üzüyor' diyor. Gebril ise sadece Filistinlilerin acılarını dünyaya farklı bir açıdan duyurmak istediğini yineliyor. Gebril'in bundan sonraki amacı farklı ülkelerde resimlerinin sergisini açabilmek ve Gazze'de yaşanan acıları sanatıyla duyurmaya devam etmek.Enis Şenerdem | BBC Türkçe
Uruguay Devlet Başkanı Mujica: 'İsrail'inki Savunma Değil Soykırım'
Uruguay Dışışleri Bakanlığı’nın İsrail saldırılarını “savaş suçu” olarak nitelendirip kınamasından sonra Devlet Başkanı Mujica açıklama yaptı. Uruguay Devlet Başkanı Jose Pepe Mujica, İsrail’in Gazze’de bir Birleşmiş Millet okulunu bombalamasının savunmayla ilgisi olmadığını, yaptığının “soykırım” olduğunu söyledi. Mujica ülkesinden yayınlanan El Pais gazetesine saldırılar konusunda, “Hastanelerin, çocukların ve yaşlıların üzerine bomba yağdırılırsa bu bana soykırım gibi gözükür” dedi. Kendisine yöneltilen Benjamin Netanyahu’nun kendisini ve ülkesini savunma hakkına inanıyor musunuz sorusunu ise şöyle yanıtladı: “Herkesin kendini savunma hakkı vardır ancak bazı şeyler bu savunma şeklinin içine girmezö sözleriyle yanıtlayan Mujica Ortadoğu’daki gelişmelerden çok endişeli olduğunu belirterek, “Çünkü her zaman en savunmasız olanlar en fazla acı çekenlerdir.” İsrail’in Gazze’deki sivillere yönelik saldırısına Arjantin’de sessiz kalmadı. Arjantin Dışışleri Bakanlığı İsrail’in BM okulunu bombalamasını yayınladığı bir bildiriyle kınadı. “Gazze Şeridi’ndeki Birleşmiş Milletler tesisleri sivilleri askeri saldırılardan koruyan son kalelerdir” denilen bildiriden, saldırının sorumluların bir an önce adalet önüne çıkartılması istendi.  DHA
Japonya'nın 'Uzay Kuvvetleri' Meteorlarla Savaşacak
Japonya menşeli gazete The Mainichi Shimbun‘un haberine göre; Japonya Hükümeti, Savunma Kuvvetleri’ne dahil edeceği bir “ uzay kuvvetleri ” kuracak. Projenin amacı, “Dünya’nın yörüngesinde dolanan tehlikeli meteorları saptamak ve bu meteorların uydulara çarpmasını engellemek.” Japonya , söz konusu projesi için Amerikan Hükümeti’yle ortak çalışacak. Nitekim projenin başlıca amaçlarından biri de, uzay araştırmaları konusunda iki ülke arasındaki ilişkileri güçlendirmek. Anlaşmaya göre Japonya, uzay kuvvetlerinden topladığı bilgileri, Amerika ile de paylaşacak. Uzay kuvvetleri ekibi, Japonya Savunma Bakanlığı’nın Hava Kuvvetleri’nden atayacağı personellerden oluşacak. Ekip, ülkenin Bilim ve Teknoloji Bakanlığı ve Uzay Keşif Dairesi ile ortak çalışacak. Japonya, uzay kuvvetlerini 2019 yılına yetiştireceğini öngörüyor.teknolojioku
Reklam