Ahmet Hakan'dan Perihan Mağden'e: Trol
Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, dün Taraf’taki köşesinde Münevver Karabulut’un katili Cem Garipoğlu’na haksızlık edildiğini savunan Perihan Mağden‘i ‘trol’ diye niteledi.Hakan bugünkü köşesinde şöyle yazdı:İÇİMDEN şöyle şeyler geçiriyordum:– Şu koca medyada Cem Garipoğlu ile empati yapacak bir trol çıkmayacak mı?– “Cem Garipoğlu’nun intiharına insani bir yaklaşım denemesi” başlıklı bir makalepatlatılmayacak mı?– “Münevver’in ailesi de çok gaddar çıktı canım” tarzı bir çıkış yapılmayacak mı?Neyse ki aranan kan bulundu.Bunu yapan Perihan Mağden oldu.Mağden yazısı nedeniyle dün sosyal medyada da eleştiri bombardımanına tutulmuştu.Diken
Cem Garipoğlu'nun DNA'sı Anne Babası ile Örtüştü
Garipoğlu ile anne-babasından alınan DNA profil analizlerinin örtüştüğü öğrenildiSilivri Cezaevi'nde intihar eden Cem Garipoğlu'nun DNA'sı ile anne ve babasından alınan doku örneklerinin uyumlu olduğu tespit edildi.Münevver Karabulut'u öldürmekten 24 yıl hapis cezasına çarptırılan ve kaldığı Silivri 5 No'lu Cezaevi'nde intihar eden Cem Garipoğlu'nun anne ve babası, iki gün önce Adli Tıp Kurumu'na gelerek doku örneği verdi.Karabulut ailesinin başvurusu üzerine Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talebiyle alınan mahkeme kararı doğrultusunda, Cem Garipoğlu'nun annesi Tülay Makbule Garipoğlu ve babası Mehmet Nida Garipoğlu'ndan DNA analizi için kan ve tükürük örneği alındı.Garipoğlu çiftinden alınan örnekler, Adli Tıp Kurumu Biyoloji İhtisas Dairesi'nde, intihar eden Cem Garipoğlu'ndan alınan DNA profiliyle karşılaştırıldı. Yapılan incelemede, Garipoğlu ailesinin fertlerinin DNA profillerinin örtüştüğü tespit edildi.Adli Tıp Kurumu'nun DNA profillerinin karşılaştırılmasına ilişkin raporu UYAP üzerinden bugün Silivri Başsavcılığı'na ulaştı.Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, tahkikatın sürdüğünü ve Garipoğlu ailesinin DNA profillerinin uyumlu olduğunu belirtti. Sabri ÇelebioğluAA
17 Aralık Soruşturmasına Takipsizlik Verildi
25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonunun ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 17 Aralık soruşturmasında 53 kişi hakkında takipsizlik kararı verdi.Eski AKP'li bakanlar Zafer Çağlayan, Erdoğan Bayraktar, Egemen Bağış ve Muammer Güler'in istifasıyla sonuçlanan 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı takipsizlik kararı verdi.Savcı Celal Kara'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında eski İçişleri Bakanı Güler'in oğlu Barış Güler, Bakan Zafer Çağlayan'ın oğlu Kaan Çağlayan, Reza Zarrab ve Halk Bankası eski Genel Müdürü Süleyman Aslan'ın da aralarında olduğu çok sayıda kişi tutuklanmıştı.İş adamı Rıza Sarraf ile eski İçişleri Bakanı Muammer Güler'in oğlu Barış Güler ve eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın oğlu Salih Kaan Çağlayan'ın da aralarında bulunduğu 53 kişi hakkında, 'usulüne uygun delil toplanmadığı, suçun unsurlarının oluşmadığı ve herhangi bir örgüte rastlanmadığı' gerekçesiyle, bu suçlardan kovuşturmaya gerek duyulmadığı ifade edildi.Başsavcılık, aynı kapsamda soruşturulan eski Halk Bankası Genel Müdürü Süleyman Arslan'a ilişkin de 'dosyasının ayrılması' kararı verdi. Dosyası, 'Yardım Toplama Kanunu'na muhalefet' suçundan yürütülmek üzere başka bir esasa kaydedilen Arslan hakkında diğer suçlardan ise takipsizlik hükmü kuruldu.25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasında da 96 şüpheli hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca takipsizlik kararı vermişti.T24
Türk Psikologlar Derneği: 'Videoyu Paylaşmak Tahrip Edici Sonuç Yaratabilir'
35 yaşındaki ODTÜ mezunu Mehmet Pişkin’in önceki gün geride bıraktığı intihar videosunun çeşitli basın kuruluşlarınca haberleştirilmesi ve sosyal medyada paylaşılması üzerine, Türk Psikologlar Derneği’nden (TPD) kamuoyuna ‘ sorumluluk ‘ uyarısı geldi.Dernekten yapılan açıklamada, ” … intihar, özellikle bu gibi durumlarda sadece kişiyi ve yakın çevresini ilgilendiren boyutları çok aşmakta ve toplumun ruh sağlığı açısından tahrip edici sonuçlar yaratabilmektir ” denilerek, videonun daha fazla paylaşılmaması çağrısında bulunuldu.Açıklamanın tam metni şöyle”TPD olarak başta medya mensupları olmak üzere kamuoyunu sorumluluğa ve duyarlılığa davet ediyoruz. İntihar notu videosunu ve benzer videoları lütfen yayımlamayın.Bir viral video dolayısıyla dün kamuoyunun gündemine bir intihar vakası girdi.Sosyal medya başta olmak üzere pek çok medya kuruluşunda söz konusu video yayımlandı, böylece söz konusu videonun içeriği yüzbinlerin hatta milyonların gündemine girdi.Türk Psikologlar Derneği olarak toplum ruh sağlığı açısından bir açıklama yapma ihtiyacı duyduk. Çünkü intihar, özellikle bu gibi durumlarda sadece kişiyi ve yakın çevresini ilgilendiren boyutları çok aşmakta ve toplumun ruh sağlığı açısından tahrip edici sonuçlar yaratabilmektir.Hem medya kuruluşlarına hem de sosyal medya kullanıcılarına en önemli ve öncelikli çağrımız söz konusu intihar notu videosunun paylaşılmamasıdır.Genel olarak intihar olgusuİntihar karmaşık bir olgudur, bir ya da birkaç nedene indirgeyerek açıklamak zordur ve yanıltıcıdır. İntihar geride kalanları yoğun duygularla baş başa bırakır; üzüntü, acı ve keder kadar kızgınlık, öfke ve suçluluk da yaşanması olası duygular ve tepkiler arasındadır. Soru işaretleri, merak, anlama, anlamlandırma ve yorumlama ihtiyacı çok yüksektir.İntihar, vakaların büyük çoğunluğunda depresyonla yakından ilişkilidir. İntiharın ardındaki tabloda çoğu zaman fark edilmemiş veya tedavi edilmemiş klinik düzeyde bir depresyon söz konusu olabilir.Depresyonda, kişinin, kendisiyle, çevresiyle ve dünyayla ilgili algıları ve düşünceleri çarpıklaşabilir. Umutsuzluk ve çaresizlik belirgin derecede şiddetlenebilir.İntihar haberlerinde uyulması gereken prensipler ve medya ile işbirliğinin önemiİntiharların, özellikle dün yaşanan türden bir intiharın medyada ele alınma biçimi benzer örneklerin önünü açma riski taşıması açısından kritik önem taşır.Bu yönüyle intihar haberlerinin medyada haber olarak sunulması sürecine dair titizlikle ve dikkatle özen göstermek gereken etik prensipler noktasında tüm medya mensuplarını işbirliğine, sağduyuya ve sorumluluğa davet ediyoruz.Gündemdeki intihar notu videosunu paylaşmamak, yayımlamamak ve bu yolla daha da yaygınlaşmasına katkıda bulunmamak çok önemli ve çok doğru bir duruş olacaktır.İntihar haberleri nasıl yapılma(ma)lıHerhangi bir intihar olayı haber olarak verilecek ise de, ana başlık ya da flaş haber olarak verilmemelidir, mümkün olduğunca görselleştirilmeden ve dramatize edilmeden sunulmalı; duygu yükü olmayan, yalın, kısa ve öz bir anlatım ile sunulmalıdır. Yayımlanan haberlerde, intiharın yöntemiyle ilgili detaylı tanımlardan mümkün olduğu kadar kaçınılmalı; intiharın ardında bıraktığı izleri içeren görüntüler yayımlanmamalıdır.Zira intihar sürecinin ve yöntemin detaylı tanımı, özellikle ergenler, genç yetişkinler ve de depresyona ve intihara eğilimli kişiler için özendirici bir rol model olma, taklit edilme olasılığını arttırır. Pek çok bilimsel araştırma bu riskin altını çizmektedir. Bu nedenle haber sunulurken, intihar davranışını sergileyen kişi kahramanlaştırılmamalı, yüceltilmemelidir. İntihar davranışının altında yatan depresyon için, destek ve tedavi imkanlarının bulunduğu ve bu imkanların ne kadar hayat kurtarıcı olabileceği vurgulanmalıdır. İntihar haberi yayımlanırken, uzmanların bilgilendirici, destek ve tedavi yöntemlerine dair yol gösterici açıklamalarına yer verilmesi önemlidir.”Diken
'İyi Pazarlık Yaptığına İnanırsa Erdoğan'ın Pazarlamayacağı Kişi ve Değer Yoktur'
KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Bayık, AKP'nin çözümsüzlüğü hedef aldığını söyledi.KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Cemil Bayık, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın halen AKP Genel Başkanı olduğunu belirterek, ‘Terörle Mücadele Yasası’ndaki değişikliklerin AKP hükümetinin çözüm zihniyeti ve politikasına sahip olmadığını gösterdiğini ileri sürdü.Bayık, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kensinin değer bildiği amaca ulaşmak için her yolu mubah gördüğünü, bu açıdan IŞİD'in 'Amaca ulaşmak için her şey mubahtır' anlayışının başka bir versiyonu olduğunu söyledi.Cemil Bayık'ın Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi'nde yayımlanan 'ERDOĞAN KİŞİLİĞİ' başlıklı yazısı şöyle;ERDOĞAN KİŞİLİĞİTürkiye’de şu anda bir cumhurbaşkanı yoktur. Hatta partili bir devlet başkanı bile yoktur. Tayyip Erdoğan bir parti başkanı gibi konuşuyor. Bu açıdan kendisi hala AKP Genel Başkanıdır. Tüm ulusu temsil etmiyor. Kürtleri temsil etmek bir yana zaten Kürt düşmanlığı yapıyor. Erdoğan Kürt’e nasıl baktığını son konuşmalarında tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermiş durumdadır.Tayyip Erdoğan’da hegemonik eğilim esastır. Demokrat bir kişiliğe sahip değildir. Hatta demokrat kişiliği kendi açısından bir zayıflık olarak görmekte, hep kontrolü elinde tutma paranoyası ile yaşamaktadır. Kendini aşırı beğenmiştir. Bu beğenmişliği narsisist düzeydedir. Bu özellikler bir kişide, hatta otoriter eğilimli bir parti liderinde olsa bir dereceye kadar anlaşılır ve katlanılabilir. Ama bu özellikler egemen ulus şovenizmi, kibri ve kendini üstün görme karakteriyle birleşince çok çirkin ve ucube bir kişilik ortaya çıkmaktadır. Erdoğan’ın son zamanlarda HDP’ye yönelik konuşmalarını uzman bir sosyal psikolog irdelerse çok çarpıcı analizler ve değerlendirmeler ortaya çıkartabilir. Egemen ulus şovenizmi böyle bir karakterle birleşince neyin ortaya çıktığı bir kitap konusu olabilir. Bu egemen ulus şovenizmi bir de Türk olmayan kökenden gelen biri tarafından yapılıyorsa, bunun hangi biçimi aldığı da incelenip gözler önüne serilebilir. Gerçekten de Tayyip Erdoğan kişiliği tipik bir vaka ve çözümlenmesi gereken bir fenomen durumundadır. Böyle bir çözümleme de gereklidir. Çünkü bu psikolojideki bir kişilik sadece kendisini değil tüm toplumu ciddi tehlikelerle karşı karşıya bırakmaktadır.Tayyip Erdoğan için değer yoktur ya da kendisinin değer bildiği şey amaca ulaşmak için her şey mubahtır. Aslında şu anda IŞİDçiler “Amaca ulaşmak için her şey mubahtır” diyerek nasıl her türlü insanlık dışı yol ve yönteme başvuruyorlar ve “Araç değil amaç önemlidir” diyorlarsa, Tayyip Erdoğan da bu anlayışın başka bir versiyonudur. Çıkarı için en yakınındaki arkadaşını bile satabilir, iyi bir pazarlık yaptığına inanırsa pazarlamayacağı değer ve kişi de yoktur. Zaten yakın çevresi Erdoğan’ın bu karakterini bildiğinden hiçbir yanlışına karşı çıkıp eleştirme gücü göstermemektedir. Tayyip Erdoğan’da hiç özeleştiri yoktur, sadece eleştiri ve suçlama vardır.Erkeklerin belirgin özelliklerinden biridir: Karşılarında kadın gördüklerinde küçümser, sesini yükseltir ve azarlarlar. Bu bir egemenlik kompleksidir. Egemen ulus yöneticileri de ezilen ve sömürülen halkları karı yerine koyar veya karıları gibi görürler. Hep üstten bakar, hep azarlarlar. Türk egemenlerin Kürtlere bakışı hep böyle olmuştur. Erdoğan’ın da Kürtlere bakışı böyledir. Kuşkusuz Erdoğan hegemonik anlayışla diğer siyasi partilere de üstten bakmakta, böylece hegemonik, otoriter ve demokrat olmayan kişiliğini ortaya koymaktadır. Ancak karşısında Kürtler olduğunda hiçleştirmekte ve ezmektedir. Son günlerde yine HDP’liler ve tüm Kürtlere karşı kullandığı saldırgan dil ve üslubu bu karakterinin dışavurumu olmaktadır.Bu zihniyetle ne çatışmasızlık olur ne de bir süreçten söz edilebilir. Zaten hiçbir zaman gerçek anlamda bir çözüm süreci olmadı. Sadece Kürt Özgürlük Hareketi'nin sağladığı bir çatışmasızlık ortamı vardır. Bu ortamda Kürt Halk Önderi ve Özgürlük Hareketi AKP Hükümetini bir müzakere ve çözüm sürecine sokmak istedi. Ama bu sağlanamadı. Aslında AKP lafta ‘çözüm süreci’ diyerek bir çözüm sürecine girmeyişinin üstünü örtmeye çalışmış, Kürtleri ve Türkiye toplumunu oyalamayı esas almıştır. Erdoğan’ın şu andaki öfkesi ise Kürtleri ve Türkiye toplumunu artık oyalayamayacağını anlamış olmasındandır. Oyalama ve aldatma politikasının kabul görmeyeceğini anlayınca gerçek karakterini ortaya koymuştur. Saldırganlığının altında yatan gerçek budur.Çıkarmak istediği yeni yasa ya da ‘Terörle Mücadele Yasası’ndaki değişiklikler de AKP Hükümetinin bir çözüm zihniyeti ve politikasına sahip olmadığının en somut ifadesi olmaktadır. AKP’nin Kürt sorununu ve yarattığı gelişmeleri demokratik zihniyet ve demokratik adımla çözmek yerine zor ve şiddetle bastırmayı esas aldığı anlaşılmaktadır. Herhalde Kürtleri böyle susturacağını ve teslim alacağını düşünmektedir. Bu gerçeklik bile Kürt sorununun geldiği düzeyi ve Türkiye'nin yapması gerekenlerin ne olduğunu anlamadığını ortaya koymaktadır. Türkiye ile demokratik birlik temelinde güçlenmeyi ve ektili olmayı değil de, Kürtleri baskı, zor ve asimilasyonla kültürel soykırıma uğratıp Türkleştirmeyi esas alan klasik politikayı yeni koşullarda sürdürmeyi hedeflemektedir. Zaten dil ve kültürel alandaki kimi yumuşamaları ve arada sırada Kürtlerden söz etmesi de bu gerçekliği örtme temelindedir.Bu zihniyet ve politikaya sahip olanların Kürt sorununda çözümü değil de çözümsüzlüğü esas aldıkları, bunun da gerilim ve çatışma yaratacağı açıktır. Cemil Bayık
Reklam
Adliye Önünde Kılıç Çekti
Antalya'da, Kobani'deki IŞİD saldırılarını protesto gösterileri sırasında yasa dışı eylem yapan, Mobese kameraları ile çevreye zarar verenlere yönelik düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan 13 şüpheli, adliyeye sevk edildi. Bir kişi, adliye önünde eylemcilere destek amacıyla bekleyenlere kılıçla saldırdı.Antalya'da, geçen hafta Kobani'ye yapılan IŞİD saldırılarını protesto gösterileri sırasında, yola barikat kurup polise taş attığı ve kamu mallarına zarar verdiği belirtilen 13 kişi, dün sabah saatlerinde gözaltına alındı. Şüpheliler, İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi'ndeki sorgularının ardından 'kamu malına zarar vermek', 'terör örgütü propagandası yapmak' suçundan saban saatlerinde adliyeye sevk edildi.Polisin geniş güvenlik önlemi aldığı adliye önünde şüpheliler slogan atarak adliyeye giriş yaparken bir grup alkışla destek verdi. Şüphelilerin savcılık sorgusu, doktor kontrolünden sonra başlayacak.BAŞSAVCI TALİMAT VERDİ GÖSTERİCİLER BAHÇEDEN ÇIKARTILDIBir grup Akdeniz Üniversitesi öğrencisi, adliye bahçesine geldi. Üzerinde 'Gözaltılar serbest bırakılsın' yazılı pankart taşıyan öğrenciler, slogan atmaya başladı. Bu sırada adliye bahçesinde bekleyen polis şefi, grubu eylemlerini adliye bahçesi dışında sürdürmeleri yönünde uyardı. Bahçeye gelen Antalya Cumhuriyet Başsavcısı İbrahim Bağcı da eylemcilere kamu alanında slogan atılmaması gerektiğini söyledi. Grup aldırış etmeyince Başsavcı Bağcı polise talimat verip bahçe dışına çıkmalarını sağladı. Grup bahçe giriş kapısında beklerken, adliye bahçesine giriş kapıları polis tarafından kapatıldı. Adliyeye gelenler polis tarafından kontrollü alındı.KILIÇLA EYLEMCİLERE SALDIRDIAdliye önünde bekleyen grup, saat 15.40 sıralarında kılıçlı saldırıya uğradı. Adliyeye geldikten sonra motosikletinden inen T.D. adlı kişi, gruba yönelik 'Bunların arasında benim bayrağımı indiren var mı?' diye sordu. Gruptan ses çıkmaması üzerine elindeki bidon içindeki benzini göstericilere doğru döken T.D., daha sonra motosikletinde bulunan ve üzerinde 'Deli Gaddar' yazılı kılıcı çekti. Bu sırada kendisine engel olmak isteyen polisten kurtulan T.D., adliye önünde bekleyen 20 kişinin üzerine saldırdı. T.D.'yi elinde kılıçla gören eylemciler, sağa sola kaçıştı. T.D. daha sonra polis tarafından yakalanarak gözaltına alındı.Yenişafak
Galip Derviş Ekranlara Geri Dönüyor
Kanal D'nin, başrollerinde Engin Günaydın, Algı Eke, Ersin Korkut ve Orhan Güner'in yer aldığı komedi polisiye dizisi Galip Derviş 19 Ekim Pazar günü yeni bölümleriyle yeni sezona başlıyor.Altın Küre ve Emmy ödüllü “Monk” dizisinin uyarlaması olan “Galip Derviş”, yeni sezonda kahkaha ve macera dolu yepyeni bölümleriyle Pazar akşamları, saat 23.00’de Kanal D’de ekrana gelecek.CNNTürk
Reklam
Otobüs Şoförünün Gazabına Uğraya Gaspçı
Şili'nin Concepcion kentinde bindiği otobüste ön koltukta oturan kadının çantasını kapmaya çalışırken kapının kapanması sonucu yakayı ele veren hırsız, şoförün gazabına uğradı. Otobüs şoförünün beyzbol sopasıyla defalarca vurduğu gaspçı, hüngür hüngür ağladı.
KPSS Sonuçları Açıklandı
ÖSYM, Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS), ortaöğretim ve ön lisans sonuçlarını açıkladı. Adaylar, sonuçlarını ÖSYM'nin internet sayfasından, T.C kimlik numaralarıyla öğrenebilecek.Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) ortaöğretim ve ön lisans sınav sonuçları açıklandı.ÖSYM, 27-28 Eylül'de yapılan KPSS ortaöğretim ve ön lisans sınavlarının değerlendirme işlemlerini tamamladı.Adaylar sonuçlarını ÖSYM'nin https://sonuc.osym.gov.tr adresinden T.C. kimlik numaraları ve şifreleri ile öğrenebilecek. Sınav sonuç belgesi basılmayacak ve adayların adreslerine gönderilmeyecek.Sınav sorularının yüzde 10'undan oluşturulan temel soru kitapçıkları da ÖSYM'nin internet sitesinden yayımlandı.SONUÇLARI ÖĞRENMEK İÇİN TIKLAYINIZ...Yenişafak
Reklam
Suriyelilerden Sonra Şimdi de Bangladeşliler Türkiye'ye Geliyor
Tekstil ve hazır giyim sektörü savaştan kaçarak Türkiye'ye sığınmak zorunda kalan Suriyelileri düşük ücretlere çalıştırıyor. Türkiye'de işsizlik çift haneye dayanırken sektör, şimdide ucuz iş gücü olarak gördüğü Bangladeşlilerin peşine düştü.Türkiye 'de işsizlik oranı çift haneye dayanırken, hazırgiyim sektörü savaştan kaçan Suriyelileri ucuza çalıştırmaya başladı. İHKİB Başkanı Hikmet Tanrıverdi, “Düz işçiye maliyet nedeniyle asgari ücretin üstünde maaş veremiyoruz. Daha önce Bangladeşli getirme planı vardı. Suriyelilerden sonra onlara da sıra gelecek” dedi. Habertürk'ten Seçkin Ürey'in haberine göre Türkiye’de 3 milyona dayanan işsiz sayısında ve eylül ayı bütçesinde kendini gösteren Suriyeli göçmenler, tekstil ve hazırgiyim sektöründe ‘ucuz işgücü’ nedeniyle tercih nedeni oldu. Üstelik bu durum Suriyeliler ile de sınırlı kalacak gibi görünmüyor. Bangladeş’ten de ucuz işçi getirilmesi gündemde. Türkiye’deki işsizlik problemi ve Suriyeli göçmenlerle ilgili konuştuğumuz İstanbul Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Hikmet Tanrıverdi, “Suriyeli göçmenlerin Doğu’da istihdam bakımından sorun yarattığını kabul ediyorum. Ancak Marmara Bölgesi’nde bizim sektör bakımından önemli bir kaynak oluşturuyorlar, bölgeyi onlar kurtarıyor” diyerek sektördeki Suriyelilerin yoğunluğunu doğruladı.SURİYELİ GÖÇMENLERİN ÇARESİZLİĞİMevcut koşullarda Suriyeli işçilerin sektörün Batı’da yaşadığı istihdam ve maliyet darboğazını aşmayı sağladığını öne süren Tanrıverdi, “Göç dalgası başlamadan önce sektörde düz işçi bulunamadığı için Bangladeş’ten çalışan getirmek için planlama yapanlar vardı. Suriyeliler belli bir dönem sorunun aşılmasını sağlayacak. Sonrasında ise sıra er geç Bangladeşlilere gelecek” dedi. İşsizlikteki rekor yükselişe rağmen kendi sektörünün düz işçi bulmakta büyük sıkıntılar çektiğini söyleyen Tanrıverdi, “Biz de hizmet sektörü de düz işçiye asgari ücret veriyoruz. Bu yüzden fabrikada çalışmak yerine hizmet sektöründe çalışmayı tercih ediyorlar. Fabrikada üstlerinin başlarının kirlenmesi ve makine başında durmak yerine hizmet sektöründe üniformalarıyla rahat koşulları tercih ediyorlar” diye konuştu.BÖLGEDE YATIRIM KARARI SEÇİM SONRASINA KALIRKendi sektörleri için teşvik sisteminin, Güneydoğu ve Doğu Anadolu ’yu kapsayan 6. Bölge’ye yatırım yapılmasına yönelik dizayn edildiğini söyleyen Tanrıverdi, “Son çıkan olaylardan sonra bölgede yeni yatırım kararı alınması için huzurun tekrar tam olarak sağlanmasının ardından 6 ay geçmesi beklenir. Seçimler de geliyor. Bu yüzden yatırım kararları seçim sonrasına kalır. Üretime artık Türkiye’nin her yerinde bölge ve sektör farkı olmadan destek verilmeli” değerlendirmesinde bulundu.BİR AVM'DE 5 BİN KİŞİ ÇALIŞIYORİkitelli bölgesindeki Mall of İ stanbul’dan örnek veren Tanrıverdi, “Sadece orada 5 bin kişi çalışıyor” dedi. Neden daha fazla ücret vermedikleri sorumuza da Tanrıverdi, “Kalifiye eleman zaten dolgun ücret alıyor. Ancak düz işçilerde asgari ücretin üzerine çıkmak maliyeti kurtarmaz” yanıtını verdi.Haberartıbir
Ofiste Vakit Öldürmek İçin Yapabileceğiniz 13 Aktivite
Yapacak hiç bir iş olmadığı günlerde  vakit öldürmede tecrübeli, en az 2 saat boş oturmuş , çakallığı iyi bilen , saçmalamakta sınır tanımayan, sıkıntıdan en az 12 defa patlamış,sabırlı  ve deneyimli elemanların  10 saatlik mesai doldurma taktikleri..
Reklam
Şişli'de İnşaattan Düşen İşçi Hayatını Kaybetti...
Yıkılan Likör Fabrikası'nın yerine inşa edilen 'Quasar İstanbul' inşaatında bir işçi düşerek hayatını kaybetti.Şişli'de, asansör kazasının meydana geldiği ve 10 işçinin hayatını kaybettiği inşaatın hemen yanında bulunan 'Quasar İstanbul' inşaatında iş kazası meydana geldi.Mehmet Akar adlı işçi, 12. kattan zemine düşerek hayatını kaybetti.Olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Basın mensupları kazanın olduğu yere yaklaştırılmazken, polisin olay yerindeki incelemeleri sürüyor.DHA
Karabulut Ailesinden Perihan Mağden'e Dava
Taraf yazarı Perihan Mağden, dün Cem Garipoğlu’nun cezaevindeki intiharını konu aldığı yazısında “Biz Cem’e haksızlık yapmışız”, “Hakikat şu ki; Münevver’in ailesi intikama doymuyor” gibi ifadelere yer verdi. Mağden’in yazısı sosyal medyada büyük tepki toplarken, Münevver Karabulut’un ailesini de harekete geçirdi.Ailenin avukatı Rezan Epözdemir, Münevver Karabulut’un annesi Nagihan Karabulut’un kendisini aradığını, yazıda çok ağır ifadeler olduğunu ve intikam duygusu içinde olmadıklarını belirttiğini, söz konusu yazıya ilişkin basın yoluyla hakaret davası açacaklarını söyledi.medyatava
Reklam
9 Grafikte Dünyada Söz Sahibi olan Tarımsal Ürünler
Dünya'da Türkiye 'yi  en iyi şeklide temsil eden toplam 23 tarımsal ürün grafiklerde yer almaktadır.İnsanlığın geleceğinin yeniden Tarım olduğu zamanımızda elimizdeki toprağın değerini daha iyi bilerek ona hak ettiği saygıyı hep birlikte gösterelim.
Sosyal Ağlar Okuma ve Yazma Alışkanlığımızı Nasıl Etkiliyor?
Sosyal ağlar üzerinde artık hesaplarımızın var olmaması için ya gerçekten dünya yolculuğundan emekli albay rütbesine ulaşmış olmamız, ya da internet ile hiçbir bağımızın olmaması gerekiyor. Eğer internet ile bir bağımız varsa da mutlaka sosyal ağlar üzerinde birer hesap ediniyoruz. Bugüne kadar genellikle sosyal medyanın kişileri üzerindeki etkilerine dair birçok yazı okuduk. Peki, ya hiç sosyal ağların okuma ve yazma alışkanlığımız üzerindeki etkilerini düşünmüş müydünüz? Eğer cevabınız hayır ise bayağı yoğun bir işte çalışıyorsunuz demektir. Hadi o zaman başlıklar ile günümüz sosyal ağlarının bizi nasıl etkilediğinin örneklerine bir bakış atalım.Yeni bir dil öğreniyoruzSosyal ağlar üzerinde var olmak ve onları kullanmak muhtemelen bize Çince, Arapça veya yeni biriyle tanıştığımızda flört bağı kurmamıza yardımcı olacak olan Fransızca şiirler konusunda yardımcı olmuyor. Fakat yardımcı olduğu kesin bir dil var, o da internet dili. Her ne kadar farkında olmasak da; xD, LOL, +1, muck, muah ve benzeri birçok terimin içerisinde olduğumuz yeni bir dili öğreniyoruz, hatta bunu sıkça da kullanıyoruz, kullanıyorsun.Tribünlere oynayabiliyoruzDüşündüğünüzün aksine, artık tribünlere oynayabilme şansına sahibiz. Aynı şekilde tribünlere oynandığı hissine kapılabilme ihtimalimiz de son derece olağan. Eskiden internet ile haberleşmelerimizde MSN’in bizim için sunduğu bin bir türlü nimetten sadece bir kişi ile konuşurken faydalanabiliyorduk. Şimdi ise yazdığımız her şey arkadaş listemiz ve hatta arkadaşlarımızın arkadaşları arasında görülüyor. Bu durumda da yazdıklarımız ve okuduklarımız çok daha genel şeyler olabiliyor.Bu fotoğrafını çok beyendimSosyal ağlarda zamanla muhakkak kullanmamız gereken yazı dili gramer kurallarından daha uzağa gidiyoruz. Günlük hayatta kullandığımız konuşma dili sözcüklerini zamanla aynı şekilde, yazı dilinin hakim olduğu internet ortamına da aktarıyoruz. Durum böyle olunca da haliyle kaçınılmaz bir şekilde beğenmek bir anda beyenmek oluveriyor.Kitap yok mu, öyle ohumalık?Telefonlarımız ve tabletlerimiz aracılığı ile sosyal ağlara sürekli giriş yapabiliyoruz. Hadi bir test yapalım ve ilk giriş yaptığınızda gözümüzün en çok Merve’nin veya Atakan’ın hangi paylaşımlarına takıldığına bakalım. Yazılardan çok görsel detaylara takıldığına eminim. Maalesef sosyal ağlar kendimizi çok daha kısa cümleler kaliteli görseller ile öne sürmemize neden oluyor. Aksi durumda ise çok az daha Like veya RT alıyoruz. Durum böyle olunca paragraf sorularında zorlanıyor ve hatta benim yazdığım yazıları okurken zorlanıyorsunuz. (Genellikle uzun cümleler kuruyorum, farkındayım.)Özet geçMaalesef sosyal ağlarda geçirdiğimiz süre bizi çok daha özete yatkın bireyler haline getiriyor. En azından özete meyilli hale getirdiği konusunda en azından hem fikirizdir diye düşünüyorum. Peki, siz bunlardan hangilerinden etkileniyorsunuz? Ya da hangilerinden etkilenmediğinizi savunuyorsunuz?Fikri SabitSosyalMedyaHaber
Erzurum Valisi: 'Tesisin Yıkımı Ses Getirdi, Reklamın Kötüsü Olmaz'
Erzurum Valisi Ahmet Altıparmak, 2011 Dünya Üniversiteler Kış Oyunları için 94 milyon liraya yaptırılan ve 3 ay önce yıkılan kayakla atlama kulelerinin önündeki pistlerin yenilenmesi için 30 milyon liraya ihaleye çıkarıldığını açıkladı. Vali konuşmasında, 'Yıkılması kamuoyunda ciddi ses getirdi. Reklamın kötüsü olmaz anlamında bir tanıtımı oldu.' ifadelerini kullandı.Xanadu Snow White Palandöken tesisinde basın toplantısı düzenleyen Vali Ahmet Altıparmak, Dünya Üniversiteler Kış Oyunları için 2011'de 94 milyon liraya yaptırılan ve geçtiğimiz 15 Temmuz günü pistleri göçen kayakla atlama kulelerinin son durumuyla ilgili bilgi verdi. Vali Altıparmak, atlama kulelerinin ihalesinin Spor Genel Müdürlüğü tarafından daha önce yapıldığını ancak sonuca erdirilemediğini belirtti. İhale bedelinin yaklaşık 30 milyon lira olduğunu ikincisinin yakın bir gelecekte gerçekleştirileceğini anlatan Vali Altıparmak, atlama kulelerinin özelleştirilmesiyle ilgili soru üzerine şunları söyledi:'Atlama kulesi niye özelleştirilsin ki ? Kim alır? Atlama kulesinin Erzurum için bir prestij, bir simge anlamı vardır. Yoksa Erzurum turizmine, kayağına çok fazla bir zararı olacak değildi. Simgesel anlamı var. Niye ? Havalimanından gece iniyorsanız ışıklandırılmış olarak , gündüz iniyorsanız farklı bir şekilde görüyorsunuz. Yıkılması kamuoyunda ciddi ses getirdi. Reklamın kötüsü olmaz anlamında bir tanıtımı oldu. Psikolojik anlamı daha yüksek oranın. Yoksa geçen seneden bu yana milli takımın dışında çalışan olmadı. İlk kez bu sene Finlandiya'dan bazı takımlar ile milli takımla anlaşma yapmıştık. 3-5 kuruş hem de Erzurum'a katkı sağlayacak şekilde bir çalışmamız olmuştu. İrtifa kampları çerçevesinde Ağustos'ta geleceklerdi. Ona engel oldu. Bununla beraber ivme kazanacaktı ve daha farklı takımlar da gelecekti. Buna da engel oldu mu oldu. Ama hiç atlamanın olmadığı kışları siz de gördünüz. 'Önemlidir' diyoruz. Niye? Bir an önce yapılsın diye, önem veriyoruz. Ama inşallah yetişir bu kışa çok fazla bir şeyi yok. En fazla zamanı fore kazıklar, güçlendirmesi alacak. Pahalı olan o sistem zaten. Pistin yapılmasının çok büyük bir zorluğu yok. Kuleler zaten sağlam ve herhagi birşey yok.'Zaman
Eşya Taşımada Son Nokta
Evden aşağıya kocaman koltuğu asansör yada ellerinde taşımak yerine mükemmel bir yöntem bulmuşlar. İzliyoruz.
Reklam