Baro Seçiminde, Eski Savcı Nuh Mete Yüksel'e Sert Tepki
Ankara Barosunun 63. Olağan Genel Kurulunda oy kullanan eski DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel, bir grup avukat tarafından protesto edildi.Ankara Barosunun 63. Olağan Genel Kurulunda oy kullanan eski DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel, bir grup avukat tarafından protesto edildi.Emekli olduktan sonra Ankara Barosuna kaydolan Yüksel, seçimlerde oy kullanmak üzere sabah saatlerinde genel kurulun yapıldığı Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesine geldi. Bir grup avukatın protestosuyla karşılaşan Yüksel, oy kullanamadan fakülteden ayrıldı.Yüksel, öğleden sonra, bu defa yanında çok sayıda sivil polisle tekrar fakülteye geldi ve oy kullandı. Bu sırada bir grup avukat da Yüksel'in oy kullandığı sınıfın önünde toplanarak, 'Avukat değil, işkencecisin', 'Katil avukat istemiyoruz', 'Polis defol' sloganları attı. Bu sırada çıkan arbedede Yüksel'e bası avukatlar tarafından atılan yumrukların sırtına isabet ettiği de görüldü.Yüksel, polisin yardımıyla fakültenin arka kapısından dışarı çıkarıldı. Bu sırada polisler ve protestocu avukatlar arasında kısa süreli arbede yaşandı. Bazı avukatlar, Yüksel'i avukatlığa kabul eden Ankara Barosu yöneticilerine de tepki gösterdi.Kemal GÖKTAŞMilliyet
"Bir Çocuğa Tecavüz Etseydiniz Sindirebilirdik Ama Bunu Sindiremeyiz"
Türkiye'nin ilk evli eşcinsel çifti kendilerine yönelik baskı ve tehditleri anlattı: 'Senin annen de pislik, sana her zaman destek verdi' diyorlarEmrullah Tüzün ve Ekin Keser İstanbul’da düzenledikleri bir düğün töreni ile Türkiye’nin ilk evli eşcinsel çifti oldu. Resmi olmasa da alternatif bir düğün töreni düzenleyen çift düğünün ardından çok sayıda tehdit aldıklarını, evlerinden işlerinden olduklarını ifade etti.Böyle bir tören düzenlemekten pişman olmadıklarını ifade eden çiftten Ekin, “Hayatımızın en doğru şeyini yaptık. Ayrıca ben eşcinselim diye mutsuz da değilim. Bir daha dünyaya gelsem, yine bu bedende, aynı şekilde doğmak isterim. Evet, homofobik bir ülkede yaşıyoruz, transları direkt öldürüyorlar, bizi doğduğumuza pişman etmeye çalışıyorlar. Yine de halimden memnunum” diye konuştu.Eşcinsel bir düğün düzenlemenin LGBTİ bireylere yönelik ayrımcılığın son bulması açısından önemli bir aktivizm olduğunu kaydeden çift, düğün kararını, düğün sonrasında yaşadıklarını kendilerine gelen tehditleri Hürriyet gazetesinde Ayşe Arman ’a anlattı:Ekin ve Emrullah... Sizi evlenen ilk gay çift olarak tanıdık. Hakkınızda bir sürü haber çıktı. Büyük tantana koptu. Şu an neler yaşıyorsunuz?Emrullah Başımıza gelmeyen kalmadı! Hayatımız kaydı. Evimize bile gidemiyoruz. Zaten artık evimiz de yok...Neden?Ekin Ev sahibi kovdu.Emrullah 'Ne haltlar karıştırdığınızı öğrendim. Komşularımızdan imza topladım, sizi evimden attıracağım!' diye mesajlar attı.Ekin Biz de son derece kibar bir şekilde, 'Evinize bir zarar mı verdik ki, bizi çıkarmak istiyorsunuz?' diye sorduk. Kem küm etti. Ama açıkça, 'Siz eşcinselsiniz! Sizin gibilere ev-mev vermek istemiyorum' da diyemediği için kıvırttı durdu.Komşulardan imza toplamış. Biz, orada kimseyi tanımıyoruz ki, bizim hakkımızda nasıl kötü bir şey söylemiş olabilirler? Kime ne zarar vermişiz? Kendi halinde iki insanız. Bir taşkınlığımız yok, bir şeyimiz yok. Ama eşcinsel olduğumuzu öğrendi ya, üstüne bir de evlendik ya, bizi kapıya koyma hakkını görüyor kendinde...Emrullah 'Ne haltlar çevirdiğinizi öğrendim!' diyor. Bu nasıl bir küstahlıktır! Birbirimizi seviyoruz, evlendik, var mı? İzin mi alacağız ondan! Bizim özelimiz bu, kimseyi ilgilendirmez. Ev sahibiyle aramızdaki tek olay kira. Onun dışında başka hiçbir münasebetimiz yok.Ekin Bu nasıl bir homofobiyse yeni ev de bulamıyoruz. Birkaç emlakçıya telefonla sorduk, 'Tamam gelin bakalım' dediler, buluşunca bizi tanıdılar, 'Başka yerlere bakın. Size verecek evimiz yok!' dediler. Çaresizlikten arkadaşlarımızda kalıyoruz.Bu kadar mı yaşadığınız zorluk?Ekin: Olur mu? Daha kötüsü de var. Bir sürü tehdit alıyoruz. Ben Antakyalıyım. Oradan mesajlar geliyor, 'Antakya'nın adını kötüye çıkardın, buraya gelirsen, kafana bir tane sıkacağız...' diye. Ama tabii bu mesajlara pabuç bırakacak halim yok! Allah'tan 'Antakya'dan ancak senin kadar cesur ve sevgi dolu biri çıkabilirdi! Tebrik ediyoruz' diyenler de var.Peki aile çevresi?Ekin Babam ve babamın tarafı, 'Sen rezilsin! Hemen soyadını değiştir, bizim ailemizle ilişkini kes!' diyor. Bunun, benim için zerre kadar önemi yok. Zaten 12 yaşından beri eşcinsel olduğumu açıkça söylüyorum. Onlar için mümkün olsa da ölüp gitsem, yok ölmeyeceksem de eşcinselliğimi gizleyeyim. Bu ikiyüzlülük de midemi bulandırıyor. Sen ister kabul et, ister etme. Ben buyum! Böyle doğdum. Kendimi de seviyorum. Şimdi, en az kendim kadar sevdiğim bir de eşim var.Benim bir kadınla birlikte olabilmem imkânsız. Bunu akılları almıyor. Nasıl heteroseksüel bir erkeğin, bir erkekle birlikte olması mümkün değilse, benim de bir kadınla birlikte olmam mümkün değil. Ama kardeşim, anlatamadım gitti! Akıllarınca beni reddediyorlar. Peki sorsalar ya, ben o ailenin bir ferdi olmakistiyor muyum? Hayır! Asıl ben onları reddediyorum! Sildirin beni kütüğünüzden. Sürekli 'Allah senin belanı versin!' diye telefonlar geliyor, 'Senin annen de pislik, sana her zaman destek verdi' diyorlar. Annem tek kelimeyle canımdır. Her zaman, her konuda destekçimdir. Emrullah, annem ve ben fotoğraf çektirmişiz. 'Bu iki sapıkla nasıl aynı karede olursun? Sen rezil bir kadınsın! Nasıl o fotoğrafı Facebook'a koyarsın' diyorlar. Eşcinseliz ya, analarımız da bizi sevmesin istiyorlar! Bir annenin çocuğunu sevmemesi mümkün mü? Ama bak, babalar konusunda bir şey diyemeyeceğim.Annen burada mı yaşıyor?Ekin Hayır Antakya'da, 40 yaşında daha. Çok genç, çok tatlı bir annem var.Peki sen Emrullah? Sen de bir kafede garsonluk yapıyordun değil mi? Bu evlilik yüzünden başına gelen bir şey var mı?Emrullah Evet. Ben de işimi kaybettim. Kimseye bulaşmayan, ölçülü, sessiz biriyim. Bir problemimiz yoktu. Haberler çıkınca, çekindiler. Onları da anlıyorum. Zeki Müren'i seviyorlar Bülent Ersoy dinliyorlar.Senin ailenin tepkisi ne oldu?Emrullah O biraz problemli. Ben Ekin gibi cesur değildim hiçbir zaman. O 12 yaşından beri kafa tutuyor. 'Ben buyum, yerse!' diyor, diyebiliyor. Ben yapamadım. Eşcinsel olduğumu kimseye itiraf edemedim. Şunun şurasında son üç yıldır kendim gibiyim. Çevremden de kimse bilmiyordu. Hele ailem, akrabalarım hiç... Şimdi hepsi öğrenmiş oldu.Emrullah Evet. Ve tabii şok geçirdiler. Ama öncesinde söylemiş olsaydım da bir şey değişmeyecekti. Onlarda algı sabittir, değişmez. 'Böyle bir şey varsa bu hastalıktır! Bunu düzeltmeye çalışacağız' diye düşünüyorlar. Ne yazık ki bu ülkenin çoğunluğu, eşcinselliği hâlâ hastalık olarak görüyor. Siyasetçiler farklı mı? Hayır! Günah olarak görüyorlar. Gel gelelim Zeki Müren'i seviyorlar, Bülent Ersoy dinliyorlar ama eşcinselliğin gizli yaşanması gerektiğini düşünüyorlar. Ortalıkta olmayacaksın. Kötü bir şey yapıyorsun. İki erkek, el ele yürürse özendirici olur diye düşünüyorlar. Varsın evlerinden atsınlar, ne yapacaklarsa yapsınlar. Benim ailem de aklınca beni düzeltecekti.Nasıl yapacaktı?Ekin Herhalde evlendireceklerdi Emrullah'ı! Bir sürü eşcinsel, baskılara karşı gelemediği için evleniyor, hatta çocukları oluyor. Yazıktır o kadınlara! Sonunda bütün herkes mutsuz oluyor.Emrullah Bizimkilerin istediği bu olayın tamamen unutulması. Onlara göre utanç verici bir şey yaptık. Oysa biz, çok istediğimiz, hayalimiz olan bir şeyi gerçekleştirdik. Ve kendimizle gurur duyuyoruz. Üç yıl öncesine kadar herkese kapalıydım. Sadece zaman kolluyordum. Gün gelecek eşcinsel olduğumu haykırabileceğim, sevdiğim kişiyi bulacağım ve bundan böyle bütün hayatı birlikte yaşayacağız, paylaşacağız. Bana sadece sevgi değil, cesaret de verdi Ekin. Artık kimseden korkumuz yok!Yani siz, başınıza bunca şey gelmesine rağmen pişman filan değilsiniz...Ekin Tabii ki değiliz. Hayatımızın en doğru şeyini yaptık. Ayrıca ben eşcinselim diye mutsuz da değilim. Bir daha dünyaya gelsem, yine bu bedende, aynı şekilde doğmak isterim. Evet, homofobik bir ülkede yaşıyoruz, transları direkt öldürüyorlar, bizi doğduğumuza pişman etmeye çalışıyorlar. Yine de halimden memnunum. 19 yaşındayım, kendimle yüzleştim. Kendimi olmadığım biri gibi göstermeye de çalışmıyorum.Marmara Üniversitesi'nde okuyorsun değil mi?Ekin Evet ama bu olaylar yüzünden şu aralar okula gitmiyorum.Diyorlar ki, 'Eşcinsellik cinsel tercih!' Saçma! Nedir bu, marjinal bir duruş mu sergiliyoruz biz? Meslek mi seçiyoruz? 'Seçmek' ne demek? Biz, böyle doğduk. Seçmedik. Doğamız bu. Bu, bir tercih değil yani.Nasıl tanıştınız?Ekin Bir gece kulübünde. Ben bir kız arkadaşımla dans ediyordum. Birden Emrullah'ı gördüm, 'Melis, bak ne kadar tatlı bir çocuk!' dedim. Sonra tanıştık, dans ettik. Zaten sabah olmuştu, bizim eve geldik.Emrullah Birbirimizi tanıdığımız andan itibaren hiç ayrılmadık. Zaten çok kısa süre sonra da birlikte yaşamaya başladık.Ekin İlişkimizin üçüncü ayında fiilen evli gibiydik. Kedilerimiz, çocuklarımızdı. Biz birbirimize karşı çok dürüst ve saygılıyız. İçimiz titriyor birbirimiz için. Her şeyi paylaşıyoruz. Zevklerimiz ortak. Hobilerimiz ortak. İleriye dönük hayallerimiz var. Bizim için ortada hiçbir sorun yok, iki erkek olmamız dışında. Bize göre o da sorun değil ama millete dert oldu.Emrullah Birlikte yaşamaya karar verdiğimiz zaman Ekin'e söylediğim bir şey vardı: 'Gün içinde ne olursa olsun, kavga da etmiş olsak, gece aynı yatağa gireceğiz, aynı yastığa baş koyacağız. Salonda yatma gibi bir şey olmayacak.'Kavga da ettiğimiz oluyordu ama yatağa hiçbir zaman küs girmedik. Hiçbir zaman ayrı odalarda yatmadık. Düğünümüzü şimdiye kadar biriktirdiğimiz parayla yaptık.Çok eleştirildi o kırmızı kuşak... Niye bağladın beline evlenirken?Ekin : Bir kere biz, birbirimizi kesinlikle kimlikleştirmiyoruz. 'Sen bu ilişkide erkeksin, ben kadınım' gibi bir şey yok. Biz ikimiz de gay'iz. O kırmızı kurdeleyi de şöyle açıklayayım: Ben sanatçı olarak eğitim alıyorum, düğünüm başlı başına bir mesajdı ama düğünümün içinde ayrı bir mesaj da vermek istedim. Bekâretin önemsiz olduğunu anlatıyor o belimdeki kırmızı kuşak. Yoksa, ben bir erkeğim, benim nerem bakire? Ben dışa- vurumculuk yapıp, bu şekilde ifade etmeye çalıştım kendimi. Mesajımı çok güzel alanlar oldu, yanlış değerlendirenler de...Emrullah Bu bizim düğünümüz, nasıl istersek öyle yaparız. İnsanlar buna niye bu kadar takıldılar anlayamadık.Kimleri davet ettiniz düğününüze?Emrullah Sevdiklerimizi, yakın çevremizi. Orada olmasını istediğimiz 90 kişiyi...Parayı nereden buldunuz?Ekin Şimdiye kadar biriktirdiğimiz parayla yaptık. Destek olan arkadaşlar da vardı. Sağ olsunlar. Ama takılarımı bile oraya bıraktım.Siz bu işi ciddiye almış mıydınız yoksa geyik mi yaptınız?Ekin: Tabii ki ciddiye aldığımız bir şey yaptık! Biz zaten duygusal olarak evliydik, orada imza atman bir şey değiştirmiyor ki. Zaten evli olarak yaşıyorduk. Biz bunu bir düğünle taçlandırmak istedik. Zaten davetiyemize de 'Sadece sizin dilekleriniz eşliğinde kaygılarımızdan arınacağımızı düşünüyoruz' diye yazdık.Şu an ne hissediyorsunuz?Ekin Bu kadar hakareti ve aşağılanmayı hak edecek bir şey yapmadık biz. Birbirimizi sevdik o kadar. Kimseyi öldürmedik, kimseye tecavüz etmedik. Bana gelen korkunç bir mesaj var. Çok çok ayıp bir şey. Nefretin seviyesizliğine bakın, '5 yaşındaki bir çocuğa tecavüz etseydiniz sindirebilirdik ama bunu sindiremeyiz!' demişler.Ya senin aile hikâyen...Emrullah Batmanlıyım. Kürt'üm. Ama 26 yıldır İstanbul'dayız. Heteroseksüel gibi gezdim, dolaştım, davrandım. 25 yaşına kadar sadece kendi içimde yaşadım. En yakın arkadaşlarımla bile hiçbir şey paylaşmadım. Ekin'e her zaman söylüyorum, onun cesaretine hayranım. Onun sayesinde ben de kendim olabildim. Biz bir şeyleri değiştirmişsek ne mutlu bize...Evliliğinizi, dünya âleme duyurmak nereden aklınıza geldi? Gerekçeniz neydi?Ekin Biz aslında sadece eşcinsel camiaya seslenmek, onlara cesaret vermek istemiştik. 'Yalnız değilsiniz! Sizin gibi başka insanlar da var. Biz de onlardanız. O kadar da güçsüz, aciz değiliz. Korkmayın!' demek istemiştik. Akit gazetesi dışında, bütün gazeteler sadece haberi verdiler. Teşekkür ediyoruz. Tamam internet sitelerinde birtakım feci yorumlar vardı. Akit, 'Sapıklar düğün yaptı, yetkililerin soruşturma başlatmasını bekliyoruz' diye yazdı ama genel olarak 'iki eşcinsel evlendi' diye verildi haber. Biz homofobiklere hedef tahtası olmayı göze almıştık. Ülkemizde de gay evlilikleri başlasın diye yaptık. Kim ne derse desin, eşcinsel özgürlük mücadelesinde bir yerimiz olduğunu düşünüyorum.Eşcinsel olduğunu ne zaman fark ettin?Ekin Kendimi bildim bileli... Bir çocuk dergisi vardı. Oradaki bir erkek çocuğu beğeniyordum. Kızlarla oldum olası bir alakam olmadı. Annem durumu fark edince, doktor doktor dolaştık, kadıncağız perişan, herkese soruyordu: 'Ekin, trans mı, gay mi, nedir, bana söyleyin!' Bir gün bütün aileyi topladım, 'Bırakın artık doktorlara gitmeyi' dedim, 'Ben eşcinselim.' Söyleyiverdim. Nasıl rahatladım anlatamam. Hüngür hüngür ağladık annemle birlikte. Sonra tabii amcalarım filan dahil oldu. 'Ekin'i okula yollamayacağız, okul hayatı bitmiştir!' dediler.Neden?Ekin Beni hetero yapacaklar da ondan! 'İşe başlasın, inşaata girsin!' Erkeksi bir iş ya, kendimi erkek gibi hissedeceğimi düşünüyorlar. İki sene ev hapsi yaşadım. Sonra Güzel Sanatlar Lisesi'ne kaydolmamı kabul ettiler. Babam bırakıp, getiriyordu. Bıçak çekenler oldu, küfür edenler oldu, arkamdan 'Travesti!' diye bağıranlar oldu. Benim tek kurtuluşum İstanbul'du. Üç yıl boyunca gözümü kırpmadan çalıştım. Benimle hazırlanan hocam şahit. Mersin Güzel Sanatlar Fakültesi birinciliği, Hacettepe Resim Bölümü birinciliği, Eskişehir Anadolu Üniversitesi Resim Bölümü birinciliği... Ama ben Marmara Üniversitesi'ni tercih ettim. Çok tatlı bir hocam var. Diyor ki, 'Ekin, ben seni kaybetmek istemiyorum. Çok yeteneklisin!' Üçüncü sınıftayım ama şu aralar tehditler yüzünden devam edemiyorum.T24
Ümit Kocasakal İstanbul Baro Başkanlığı'na Yeniden Seçildi
Ümit Kocasakal İstanbul Baro Başkanlığı'na yeniden seçildi.14 bin 433 oyla Ümit Kocasakal İstanbul Baro Başkanlığı'na yeniden seçildi.İstanbul Barosu Genel Kurul Toplantısı'nda oy verme işlemi saat 17.00'de sona erdi. Genel Kurul'da iki dönemdir Baro Başkanlığı yapan ve yönetime yeniden aday olan Doç. Dr. Ümit Kocasakal'ın yanı sıra, Çağdaş Avukatlar Grubu, Hukukun Üstünlüğü Platformu, İstanbul Milliyetçi Avukatlar Grubu ve Özgürlükçü ve Demokrat Avukatlar grubunun adayları yarıştı. 14 bin 433 oyla Ümit Kocasakal İstanbul Baro Başkanlığı'na yeniden seçildi.HaberTürk
Twitter'ın Mobil Uygulamasında Artık Gezinirken Müzik Dinlemek de Mümkün
Twitter mobil uygulamada bir yeniliğe giderek SoundCloud’dan paylaşılan parçaları dinlerken, uygulama içinde gezinebilme özelliğini duyurdu.Bu özellik sayesinde kullanıcılar SoundCloud’dan paylaşılan bir linke tıkladıklarında başka bir sayfaya yönlendirilmeden uygulama içinde müzik dinleyebilecek. Böylece kullanıcılar zaman kaybı yaşamayacak.iOS ve Android kullanıcılarına sunulan yeni özellik, yakın zamanda SoundCloud’un haricinde diğer online müzik dinleme servislerini kapsayacak.Diken
Klasik Cadılar Bayramı Kostümlerini Akıllı Telefon Teknolojisi ile Birleştiren 6 Ürpertici Tasarım
Eski NASA mühendislerinden ve oldukça yetenekli bir giysi tasarımcısı olan Mark Rober, klasik cadılar bayramı kıyafetlerini, akıllı telefon teknolojisi ile birleştiren çok ilginç tasarımlar yarattı. Telfonunuza indireceğiniz -ücretsiz- bir uygulama sayesinde, bu çılgın kostümlere sahip olabilirsiniz.Rober'ın tasarımları, akıllı telefonunuz için özel olarak tasarlanmış bir taşıma yeri olan bir grup tişört ve maskeden oluşuyor. Bu tişört ve maskeleri giyiyorsunuz, telefonunuzu özel olarak hazırlanmış alana yerleştiriyorsunuz, ve Rober'ın uygulamasından, kostümünüze uygun bir 'çılgınlık' seçiyorsunuz. Dahası, bu uygulamayı kullanmak için Rober'ın tasarladığı tişört ve maskelere para vermek zorunda da değilsiniz. Evde kendi kendinize yarattığınız kıyafetlerle de bu uygulamayı kullanabilirsiniz.
'Almanlar, En Azından Ermeni Katliamından Haberdar Olup Engellememe Suçunu İşledi'
'Beni cesaretlendiren Hasan Cemal'in kitabı oldu'.Yönetmen Fatih Akın , Türkiye'de gösterime girmeden bazı çevrelerden ölüm tehditleri ve mesajları aldığı The Cut'ın, soykırım üzerine bir film olmadığını ve filmde politika yapmadığını dile getirdi.Akın, soykırım konusunda kendisini cesaretlendiren kişinin gazeteci-yazar Hasan Cemal 'in yazdığı 1915 Ermeni Soykırım kitabı olduğunu belirterek, 'Eğer o dönemin sorumlu paşalarından Cemal Paşa’nın torunu bu sözcüğü kullanıyorsa ben de kullanabilirim diye düşündüm. Bu kitap her kitapçıda satılıyor. Vitrinlerde sergileniyor.' dedi.Film yapılacak birçok olay var. Türkiye’de en fazla susulan konu tartışmasız Ermeni Soykırımı. Filmin için neden bu konuyu seçtin?Bu konuyu ben aramadım, tersine konu beni buldu. Türkiyeli bir ailenin çocuğu olarak hep ilgimi çekti. Hele de bu konunun tabulaştırılması. Ne zaman bir şeyler yasaklanırsa, meraklı ve araştırıcı olurum. Bu konuda da ele alınmamış birçok şey keşfettim.Bu sorun Türkiye’de hâlâ tabu mu?Yedi yıl önce Hrant Dink öldürüldüğünde İstanbul’da herhangi bir kahvede soykırım üzerine sohbet etseniz, yan masadakilerin ‘Hey ne üzerine konuşuyorsunuz bakayım öyle?’ diye müdahalesiyle karşılaşabilirdiniz. Şimdilerde hemen hemen her yerde hem de fısıldamaya gerek kalmadan konuşabilirsiniz.Türkiye’de halk açısından hiçbir sözcük ‘soykırım’ sözcüğü kadar politik yüklü değil. Türkiye’de de bu sözcüğü kullanıyor musun?Evet. Beni bu konuda cesaretlendiren, tanınmış gazeteci Hasan Cemal’in 1915-Ermeni Soykırımı kitabı oldu. Eğer o dönemin sorumlu paşalarından Cemal Paşa’nın torunu bu sözcüğü kullanıyorsa ben de kullanabilirim diye düşündüm. Bu kitap her kitapçıda satılıyor. Vitrinlerde sergileniyor.Türklerin, tarihlerinin bu bölümüyle yüzleşmelerinin bu kadar zor olmasının nedeni ne?Eğer bir halk, kuşaklar boyu tarih yazıcıları ve politikacılar tarafından sürekli olarak kandırılırsa, ‘Böyle bir şey olmadı. Bu kocaman bir yalan!’ denirse, söylenenleri içselleştirebiliyor. Ailelerinden, okul kitaplarından, gazetelerden farklı bir şey duymadılar. Onları suçlayamam. Ama politikacıların ‘tarihi tarihçilere bırakalım’ demeleri yanlış. Tarih bize aittir, insanlara, hepimize...Filmi çekmeden önce konuya nasıl hazırlandın?Sanırım konu üzerine yaklaşık 100 kitap okudum. Aralarında Küba’ya göç eden bir Ermeni’nin biyografisi, ailesiz kalmış çocukların kaldığı yurtlar üzerine belgeseller ve hatta Halep’teki genelevler üzerine hikayeler de vardı. Hayatımda ilk kez Ermenistan’a gittim ve tabii ki Erivan’daki Soykırım Müzesi’ni ziyaret ettim. Orada müze direktörü Hayk Demoyan’la tanıştım. Bana birçok Ermeni’nin önce Küba’ya, oradan da Amerika’ya kaçtığını anlattı. Bunu Ermeniler’in çoğu bile bilmiyor. Filmimde bu duruma da yer verdim.Filmin kahramanı Nazaret, Mardin’de yaşıyor. Bu şehri nasıl seçtin?Fransız tarihçi Yves Ternon’un Mardinli Ermeniler üzerine yazdığı kitabı okumuştum. Mardin, Suriye sınırından pek uzak değil. Coğrafya ve hikaye açısından acılı öyküsünün buradan başlaması uygundu. Nazaret’in çöle yolculuğunun uzun sürmemesi gerekiyordu. Nazaret’in Deir Zor’a sürgün edilen Ermeniler arasında olmamasına karar verdim.Tersine Nazaret’in küçük bir kamp olan Ras al-Ayn’a götürülmesine karar verdim. Mardin, Diyarbakır ve Midyat’lı Ermeniler Ras al-Ayn kampına götürüldüler. Buraya Mardin’den birkaç günde erişilebilir. İşte kahramanımız bu yolu yürüyor. Filmin çekimine başlamadan bu yolda kendimiz de yolculuk yaptık. Suriye’de savaşın başlamasından altı ay önceydi.Alman İmparatorluğu’nun soykırımdaki rolü konusunda bilgin var mıydı? Müttefik devlet olan Osmanlıların Ermeniler’le ilgili planlarından haberleri vardı, ama stratejik nedenlerle müdahale etmeme kararı aldılar...Evet, Alman İmparatorluğu katliam ve diğer insanlık dışı davranışlardan haberdardı ama karışmadı. Osmanlı İmparatorluğu’nu silah arkadaşı olarak kaybetmek istemiyordu. Bu nedenle müdahale etmediler ve Türk sorumluları engellemeye de karışmadılar. Bu açıdan Almanlar en azından katliamdan haberdar olup engellememe suçunu işlediler. Ancak soykırıma aktif olarak katılıp katılmadıkları veya lojistik açıdan katliamın olmasına olanak sunup sunmadıkları hala araştırılıyor.The Cut filmi Ermeni soykırımı üzerine bir film mi?İki kızını bulmak için dünyayı dolaşan bir babanın öyküsünü anlatıyorum. Baba, batıya doğru, ta Amerika’ya kadar yolculuk yapıyor. Bir yerden göç ve bir yere yerleşme öyküsü. Bu öykü, soykırımın arka planında yer alıyor. Ama film soykırım üzerine bir film değil. Politikacı olmadığımdan filmimde politika yapmadım. Tarihi travmatik ve ele alınmamış olaylara bağlı olarak bir öykü anlatıyorum. The Cut filminde kimin iyi, kimin kötü olduğu net olarak belli değil. Örneğin filmin kahramanı Nazaret, kurbanken suçlu duruma düşerek iyi kalpli bir Türk sayesinde hayatını kurtarabiliyor.Filmin basın dosyasından derleyen Semra ÇelikT24
Reklam
İslamabad Benazir Butto Havalimanı 'Dünyanın En Kötüsü' Seçildi
Pakistan’ın başkenti İslamabad’daki Benazir Butto Uluslararası Havalimanı, yolcuların tecrübelerine dayanılarak yapılan ankette dünyanın en kötü havalimanı seçildi.SleepingAirports sitesinde Eylül 2013 ila Ağustos 2014 tarihleri arasında yapılan ‘ 2014 dünyanın en kötü havalimanı‘ anketinde, kullanıcılar konfor, imkanlar, temizlik ve müşteri hizmetleri ana başlıkları altında değerlendirmede bulundu.Anket sonucunda Benazir Butto Havalimanı ilk sırada yer alırken, yolcular burayı ‘ merkez hapishane ‘ye benzetti. Güvenlik görevlilerinin agresif tavırları, teknolojik imkansızlıklar ve kirlilik de havalimanını ilk sıraya taşımaya yetti. Sitenin kullanıcıları şimdiden yapımı 2016 yılında tamamlanacak yeni havalimanını beklediklerini belirtti.Dünyanın en kötü havalimanları listesinde ilk 10 şöyle1. Benazir Butto Havalimanı (Pakistan)2. Kral Abdülaziz Havalimanı (Suudi Arabistan)3. Katmandu Tribhuvan Havalimanı (Nepal)4. Manila Ninoy Aquino Havalimanı (Filipinler)5. Taşkent Havalimanı (Özbekistan)6. Paris Beauvais-Tille Havalimanı (Fransa)7. Frankfurt Hahn Havalimanı (Almanya)8. Bergamo Orio al Serio Havalimanı (İtalya)9. Berlin Tegel Havalimanı (Almanya)10. New York City LaGuardia Havalimanı (ABD)Diken
Altın Portakal Törenine Ünlü Yönetmenin 'Küfrü' Damga Vurdu
Altın Portakal ödül törenine yönetmen Ertem Görenç'in 'Türk sinemasını rahat bırakın, yoksa festivalin formatına uyarak ananızı ... ederim' sözleri damga vurdu.51. Altın Portakal Film Festivali Kapanış Töreni'ne yönetmen Ertem Göreç'in konuşması damgasını vurdu.Bu yıl 51'ncisi düzenlenen Altın Portakal Film Festivali'nin kapanış töreni gerçekleşti. Çeşitli dallarda ödüller sahibini buldu. Törende ise bir konuşma özellikle dikkat çekti.Ödül töreninde konuşma yapan yönetmen ve senarist Ertem Göreç 'Türk sinemasına Türkiye sineması diyorlar. Birinin adı Ahmet ise ona Mehmet diyebilir misiniz? Sinemamıza artık küfür edebiyatı hakim. Bana Türk sinemasına tecavüz etmeyin demek düşüyor. Bu küfür edebiyatıyla ilgili lafımı bağlayayım; Türk sinemasını rahat bırakın, yoksa festivalin formatına uyarak ananızı ... ederim' diye konuştu.İKİ KERE ALTIN PORTAKAL KAZANDI1950 yılında 'Kanlı Sevda'yı çekerek yönetmenlik kariyerine başlayan Göreç, 'Otobüs Yolcuları' ve 'Karanlıkta Uyananlar' filmleriyle sinemaya damgasını vurdu. 'Karanlıkta Uyananlar' ile 1965 Antalya Altın Portakal Film Festivali'inde En İyi 3. Film Ödülü'nü, 1971 Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde ise yine En İyi 3. Film Ödülü'nü Pamuk Prenses ve 7 Cüceler ile kazandı.18. İstanbul Film Festivali'nde de 1999 yılında Onur Ödülü alan Göreç'in pek çok filmi bulunuyor.
Reklam
Manken Olmak İçin Askerliği Bıraktı
İngiliz ordusunda görevli olan Charlotte Lawson isimli kadın asker, modellik dünyasına adım atmak için Miss England’a başvurdu. 22 yaşındaki kadın, yarışmaya katılmaya hak kazanan ilk asker oldu. Model olmaya karar veren Lawson, 2010 yılında askeri eğitimini tamamladı ve aradan geçen 4 yılın ardından model olabilmek için görevini bırakma kararı aldı. Geçtiğimiz haftalarda yarışmaya başvuran genç kadın, yapılan elemelerin ardından finale kalmayı başardı.Milliyet
Erdoğan, Obama'yla Görüştü
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Kabil'den İstanbul'a dönüşü akabinde gerçekleşen görüşmede, IŞİD'in ilerleyişini durdurmaya yönelik alınabilecek önlemler ve Kobani dahil olmak üzere Suriye meselesi ele alındı.Görüşmeye dair Cumhurbaşkanlığı'ndan yapılan açıklamada şöyle denildi.'Görüşmede, yaklaşık 180 bin Kobanilinin de aralarında bulunduğu 1,5 milyonu aşkın Suriyeliye kucak açan Türkiye'nin, bu insanlara yaptığı yardımlara değinildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ABD Başkanı Obama, IŞİD'e karşı ortak mücadeleyi güçlendirmek için yakın işbirliği yapmayı sürdürme konusunda mutabık kaldılar.İki lider, Afganistan'da barış ve istikrarın güçlendirmeye yönelik çaba harcama konusunda yakın işbirliği içinde olmanın önemli olduğunu da vurguladılar.'Özgür ALTUNCU / - İstanbulDHA
Reklam
Evde Hazırlayabileceğiniz Aşırı Basit Karışımla Duvarlardaki Yeni Trend: 'Yosun Grafiti'
Modern sokak sanatçıları, sanatın sadece görsel değil yumuşak ve yeşil de olmasını isteyerek harika bir şey keşfetmişler. Hazırladıkları karışımla yapılan grafitiler bir süre sonra yeşeriyor ve ortaya doğal sanat eserleri çıkıyor.İşte karışımın tarifi;3 bardak yosun,2 bardak süt ve ya yoğurt,2 bardak bira ya da su,Yarım çay kaşığı şeker,Mısır şurubu ( istenirse eklenebilir ) Bu malzemeleri blenderda karıştırın ve doğal boyanız hazır...İyi eğlenceler dileriz...
Lübnan, Suriyeli Mültecilere Sınırı Kapattı
Lübnan, iç çatışmalardan kaçan Suriyelilere sınırlarını kapattığını açıkladı. Lübnan’a mülteci akının çok fazla olmasından dolayı mültecilerin ülkeye girişini yasaklandı.Lübnan Sosyal İşler Bakanı Raşid Derbas, ülkesine kaldırabileceğinden çok daha fazla mültecinin girdiğini, bundan dolayı sınırı kapattıklarını söyledi. 'Bundan sonra Suriye sınırlarımızdan mülteci girişini istemiyoruz' diyen Derbas, 'Sadece insani sebepler dahilinde ülkeye mülteci girişine izin verilecektir. Birleşmiş Milletler'e de gerekli bilgilendirme yapıldı' ifadelerini kullandı.Lübnan’da resmi kayıtlara göre, Suriyeli mülteci sayısı 1 milyon 100 bini geçti. Bunun dışında ayrıca Lübnan’da gerek kaçak, gerekse mülteci statüsünde olmayan yaklaşık 1 milyon Suriyelinin daha bulunduğu bildirildi.Yaklaşık olarak 4 milyon nüfusa sahip Lübnan'da, 2 milyonu aşkın Suriyeli ve yaklaşık 500 bin de Filistinli mülteci bulunuyor. Yurt Gazetesi
Reklam
HDP Heyetinden Dünkü Kandil Görüşmesi Sonrası Açıklama
HDP Grup Başkanvekilleri Pervin Buldan, İdris Baluken ve İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’den oluşan HDP Heyeti, Kandil’deki temasları sonrası bir açıklama yaptı.HDP’den yapılan açıklamada, heyetin 18 Ekim günü Kandil’de KCK yetkileri ile 7 saat süren bir toplantı gerçekleştirdiği ifade edilerek, “Toplantıda; çözüm süreci ve Kobani başta olmak üzere Rojava ve Ortadoğu’daki gelişmeler, Ulusal kongre çalışmaları, AKP’nin çözüm süreci ve Kobani protestolarına yaklaşımı ile Rojava politikası ayrıntılı olarak değerlendirilmiştir.Heyetimiz Ankara’da yaptığı temaslar sonucu kendisine ulaştırılan yol haritası taslağını KCK yetkilerine iletmiştir. Toplantıda KCK yetkilileri, AKP’nin süreçle ilgili oyalama tavrının devam ettiğini, müzakereye geçiş mekanizmalarının halen kurulmadığını, bu konuda kendilerinin ve demokratik çevrelerin tüm çağrılarına rağmen bu politikalarda bir değişiklik olmadığını ifade ettiler” denildi.HDP’den yapılan açıklamanın tam metni şöyle:“Heyetimiz 18 Ekim günü Kandil’de KCK yetkileri ile 7 saat süren bir toplantı gerçekleştirmiştir. Toplantıda; çözüm süreci ve Kobanê başta olmak üzere Rojava ve Ortadoğu’daki gelişmeler, Ulusal kongre çalışmaları, AKP’nin çözüm süreci ve Kobanê protestolarına yaklaşımı ile Rojava politikası ayrıntılı olarak değerlendirilmiştir.Heyetimiz Ankara’da yaptığı temaslar sonucu kendisine ulaştırılan yol haritası taslağını KCK yetkilerine iletmiştir. Toplantıda KCK yetkilileri, AKP’nin süreçle ilgili oyalama tavrının devam ettiğini, müzakereye geçiş mekanizmalarının halen kurulmadığını, bu konuda kendilerinin ve demokratik çevrelerin tüm çağrılarına rağmen bu politikalarda bir değişiklik olmadığını ifade ettiler. Müzakereye geçiş açısından sözün bittiğine dikkat çeken KCK’li yetkililer, atılacak pratik adımlara karşı pratik tutumların gelişeceğini belirterek, ‘Somut adımın şekillenmediği hiçbir tavrı hareketimiz ve halkımız kabul etmeyecektir’ uyarısında bulundular. KCK’li yetkililer, ‘Müzakereye geçilmesi durumunda önderliğimizin başlatmış olduğu ve büyük bir özveriyle bugüne getirdiği süreçle ilgili bugüne kadar göstermiş olduğumuz duyarlı tutumun devam edeceğinin kamuoyu tarafından bilinmesi gerekir’ dediler.Kobanê’de YPG ve YPJ öncülüğünde gelişen halk direnişinin Kürt halkı ve tüm bölge halkları açısından tarihi sonuçlar doğuracak şekilde devam ettiğini vurgulayan KCK yetkilileri, kritik dönemde halkın geliştirdiği serhîldanların ve halkın Kobanê sürecine müdahalesinin direnişe güç katan en önemli gelişme olduğu vurgusunu yaptılar. Kobanê’deki durumun bundan sonra da halk tarafından büyük bir duyarlılıkla takip edilmesinin son derece hayati olduğunu belirterek, Rojava devrimi üzerinden Kürt halkının tüm kazanımlarını tasfiye etmeyi amaçlayan konseptin devam ettiğine dikkat çektiler.Böylesi bir süreçte Kürt halkı açısından Ulusal Kongrenin öneminin tekrardan ortaya çıktığını vurgulayan KCK yetilileri, Ulusal Kongre zemininin güçlendiği bu dönemde tüm Kürt parti ve örgütlerine de bu temelde duyarlılık çağrısında bulundular. AKP’nin Kobanê kuşatması başladığı günden itibaren IŞİD çetelerine destek verdiğinin uluslar arası camia tarafından da tespit edildiğini ifade ederek, kendilerinin ve duyarlı tüm çevrelerin uyarılarına rağmen AKP’nin bu tutumunun değişmediğini söylediler.KCK yetkilileri, AKP’nin Kobanê’de Kürt halkı katliam tehdidi altındayken oradaki katliamı önleyecek bir koridorun oluşmasına dahi izin vermediğini, tam tersine PKK ile IŞİD’i bir tutarak, ‘Kobani düştü düşecek’ açıklamaları yaparak halkın öfkesini patlama noktasına getirdiğini ifade ettiler. Bu söylem ve politikalarla çözümün gelişmesini de AKP’nin önlediğini, halkın ortaya koyduğu direniş tutumuyla AKP’nin bu politikalarının tüm dünyaya teşhir edildiğini ifade ettiler.Kobanê protestoları sırasında güvenlik güçlerinin müdahalelerinin can kayıplarına neden olduğunu, sonrasında gelişen tüm olaylarda da sorumluğun AKP hükümetinin çözüme hizmet etmeyen politikaları ve baskıcı uygulamalarından kaynaklandığı tespitinde bulundular.Kobanê protestoları sonrasında yoğun bir şekilde devreye konulan gözaltı ve tutuklama furyasının AKP’nin tutumu hakkında fikir verdiğini belirten KCK’li yetkililer, hükümet tarafından devreye konacağı söylenen güvenlik yasasının ise asla kabul edilemeyeceğini ifade ettiler.Halkın gündeminde terörle mücadele kanunun kaldırılmasının ve çözüm yasalarının olduğu bir dönemde polise daha çok yetki veren, “makul şüphe” kavramıyla tüm toplumsal muhalefeti sindirmeyi amaçlayan yasaların getirilmesi durumunda gerekli demokratik mücadelenin halkımız ve demokrasi güçleri tarafından güçlü bir biçimde ortaya konacağının bilinmesi gerektiği tespitinde bulundular.Gerek güvenlik yasasına gerekse de AKP’nin çözümden uzak oyalamaya dönük tüm politikalarına karşı tüm demokrasi çevrelerinin de mücadele etmesi gerektiğini belirten KCK’li yetkililer, barıştan çözümden yana olan tüm çevreleri de bu kapsamda duyarlılığa davet ettiler.HDP HEYETİZETE
Reklam
Fenerbahçe'de Korkutan İstatistik
Fenerbahçe'nin geride kalan altı haftada kazandığı tüm maçlarda tek farklı kazanması ve iki farklı galibiyet alamaması ilginç bir istatistiği beraberinde getirdi.İsmail Kartal yönetiminde sezona istediği başlangıcı yapamayan Fenerbahçe, ilk altı haftayı sadece sahasında aldığı üç galibiyetle kapatırken, tüm bu galibiyetlerin tek farklı gelmiş olması sarı lacivertli taraftarları düşündürüyor.Son olarak altıncı hafta maçında Galatasaray deplasmanından yenilgiyle dönen sarı lacivertli takımın, benzer istatistiklerle geçtiği sezonlarda ligi tamamladığı yerse pek iç açıcı görünmüyor.1907'deki kuruluş gününden 2014-2015 sezonuna dek ilk altı haftada minimum iki farklı galibiyet bulamadığı sadece dokuz sezon bulunan Fenerbahçe, bu sezonların hiçbirinde şampiyonluk yaşayamadı.İşte Fenerbahçe'nin altıncı haftada itibarıyla en az iki farklı kazanamadığı sezonlar ve sezon sonunda puan durumundaki yeri...Sezon Sıra Teknik Direktör 1985-1986 5 Kalman Meszöly (İsmail Kartal da takımdaydı) 1980-1981 10 Friedel Rausch 1968-1969 4 Ignace Molnar 1962-1963 3 Miroslav Kokotovic 1910-1911 5 Galip KulaksızoğluUğur Aktaneurosport
IŞİD, 17 Yaşındaki Bir Genci Çarmıha Gerdi!
Örgüt, Abdullah el-Buşi’yi Suriye’deki merkezlerinin fotoğraflarını çekip satmakla suçladı ve sokak ortasında katletti...Irak Şam İslam Devleti (IŞİD), Suriye’deki merkezlerinin fotoğraflarını çekip satmakla suçladığı 17 yaşındaki Abdullah el-Buşi ’yi sokak ortasında çarmıha gererek katletti.AFP'nin haberine göre Suriye İnsan Hakları Gözlemevi 'infazın' Halep'te gerçekleştiğini açıkladı.Twitter 'da paylaşılan 'infaz' görüntüsünde gencin boynuna asılan bir yazı görülüyor. Yazıda, din değiştirdiği iddia edilen gencin IŞİD’in Suriye’deki bir askeri üssüne ait fotoğrafı karşılığında “ 500’er Türk Lirası ” para aldığı için 3 gün boyunca çarmıha gerildiği belirtiliyor.Görüntüler Suriyeli aktivist grup “ Rakka sessizce katlediliyor ” tarafından Twitter’da yayınlandıktan sonra hem IŞİD yanlıları hem de IŞİD karşıtları tarafından sıklıkla paylaşıldı.Demokrat Haber
Efsane mi, Gerçek mi : Ölümden Sonra Saç ve Tırnaklar Uzar mı?
Korku filmlerinin vazgeçilmez olgularından biridir. Öldükten sonra da saç ve tırnakların uzamaya devam ettiği söylenir. Doğru mudur bu?Ölülerin saç ve tırnaklarındaki uzamayı tespit etmek için sistematik ölçümlerin yapılmamış olması şaşırtıcı değil. Ama ipucu için tarihsel anlatımlara ve kadavralar üzerinde çalışan tıp öğrencilerinin tanıklıklarına başvurabiliriz. Organ nakli yapan doktorlar da öldükten sonra farklı hücrelerin ne kadar süreyle canlı kalmaya devam ettiği konusunda tecrübe sahibidir.Farklı hücreler farklı sürelerde ölür. Kalp durunca beyne giden oksijen kesilir. Glikoz takviyesi alamayan sinir hücreleri üç ila yedi dakika içinde ölür. Organ nakli cerrahlarının ölümden sonraki 30 dakika içinde böbrekleri, karaciğeri ve kalbi çıkarıp altı saat içinde hastaya nakletmesi gerekir. Fakat deri hücreleri daha uzun yaşadığı için, deri nakli için kullanılacak parça da ölümden sonraki 12 saat içinde alınabilir.Tırnakların uzaması için yeni hücrelerin üretilmesi gerekir; bu ise glikozsuz olmaz. Tırnaklar günde 0,1 mm uzar. Yaşlandıkça bu oran düşer. Tırnak dibindekigerminal matriks denen bölgede üretilen hücreler yeni tırnağı oluşturur. Yeni hücreler eskileri ileri iter ve tırnak ucu uzamış görünür. Ölüm nedeniyle glikoz tedariki sona erdiğinde tırnak uzaması da durur.Aynı şey saç için de geçerlidir. Her saç telinin dibinde bulunan folikül saçın uzama kaynağıdır. Folikülün altındaki saç matriksi hücreleri çoğalarak saçın uzamasını sağlar. Bu hücreler hızla bölünür ama bunun için enerji gerekir. Enerji glikozun yanması sonucu oluşur. Bu yanma da oksijen sayesinde olur. Kap durup kan ile birlikte oksijen pompalama işlemi sona erince enerji kaynağı da kurumuş olur. Yani saçın uzamasını sağlayan hücre bölünmesi de durur.O halde ölülerin saç ve tırnaklarının uzadığına dair efsane neden bu kadar yaygındır? Bu tür gözlemler yanlış olmakla birlikte biyolojik bir temele dayanır. Uzayan tırnaklar değildir; tırnak etrafındaki doku su kaybı nedeniyle çekildiği için tırnaklar daha uzun görünür. Cenaze işleriyle uğraşanlar bazen bu görünümü gidermek için parmak uçlarını nemlendirir.Ölülerin yüz derisi de kurumaya başladığı için deri kafatasına doğru çekilir ve sakalları daha da uzamış gösterir. Yani kapakları açılmış tabutlar içinde yatan tırnakları dolana dolana uzamış iskelet kâbusları görüyorsanız rahat olun. Bunlar edebiyatta ve korku filmlerinde yer etmiş sahneler olsa da gerçekle ilgisi yoktur.Kaynak: BBC Türkçe
Reklam